Nureddin Yıldız

Kur’an ve Çocuk

Nureddin Yıldız Pazartesi, 30 Nisan 2012
Hedefimiz, Kur’an’ın kelimelerini ve ruhunu çocuğa verebilmektir. Sadece Kur’an bülbülü olması yeterli değildir. Keşke baliğ olmadan çocuklarımız Kur’an hafızı olabilseler! Yirmi yaşına gelmeden de Kur’an ilimlerini alabilseler! Ama Kur’an’ın bu açıdan, az itibar gördüğü bir zamanda yaşıyoruz. Kendi zamanımıza ve şartlarımıza göre işler yapmak durumundayız. Bu nedenle çocuğumuza ‘Kur’an’ verirken şöyle bir program izlememiz işimizi inşaallah kolaylaştırır: 1- Önce Kur’an’ı çocuğun gözünde yüceltip, sevdirelim. Bu sevgimizde tavizsiz olduğumuza inanmış olsun. 2- Anne ve babayı, Kur’an öğreten hoca olarak tavsiye etmiyoruz. Çocuk Kur’an’ı ...yazının devamı için tıklayın

Evlerin İhyası

Nureddin Yıldız Pazartesi, 16 Nisan 2012
Musa aleyhisselâm, Firavun sisteminin hüküm sürdüğü Mısır’da İsrailoğullarını Allah’a davet etti. İsrailoğulları inatçı ve hantal bir tavırla ona karşılık verdiler. Musa aleyhisselâm onları, onlarca yıldır altında ezildikleri Firavun zulmünden kurtarmak istiyordu. İsrailoğulları ise ilgisiz ve soğuktular. Firavun da zalim sistemi ile nefes aldırmıyordu. Mısır’ın ilahı olma iddiasını İsrailoğullarına her nefes alışlarında hissettiriyordu. Musa aleyhisselâm Allah’a sığındı, çaresizliğini dillendirdi. Allah Teâlâ da ona evleri ihya etmesini emretti. Evlerin kıbleleşmesi halinde Allah’ın yardımının geleceğini müjdelemesini emretti. Allah’a kulluk için ilk sığınak ve ilk ...yazının devamı için tıklayın

Tekrarın Sınırları

Nureddin Yıldız Salı, 20 Mart 2012
İnsanların Allah’a davet edilmesinde kullandığımız üslûp, en az niyetlerimiz kadar önemlidir. İyi niyetle yola çıkmak sonuç almak için yeterli olmayabilir. İyi niyet ve iyi üslûba mecburuz. Çocuklarımız ve aile fertlerimiz üzerindeki konuşma ve davranış tarzımız da bu açıdan ele alınabilir. Nice anne babalar kaş yaparken göz çıkarmıştır. Sonra da çıkardıkları gözün bedelini, kör ettiklerine ödettiklerini zannederek ahirete gitmişlerdir. Doğru bildiğini zanneden herkesi masum göremeyiz. Doğru bildiği tekit edilmiş olan kişi hata da etse makul bir iş yapmış olabilir. İnsan olarak, kendimizi ...yazının devamı için tıklayın

Ne İdi Ne Oldu Kadın?

Nureddin Yıldız Cumartesi, 18 Şubat 2012
İslam öncesi kadının ne hâlde olduğu herkesin bildiği bir hakikattir. Ancak o hakikatin gündeme az gelen bir parçasını ortaya çıkarmamız gerekiyor. İslam öncesinde kadının hâli beyan edilirken, Araplar arasındaki hor görülmüşlüğü, çocukken diri diri gömülmesi yoğun bir şekilde gündeme getirilir. İslam kadını kurtardı denildiği zaman adeta, Arapların elinden kurtardı şeklinde bir anlam çıkarılır. Şüphesiz kastedilen bu değildir ama anlaşılan budur. O dönemde kadın, dünyanın diğer bölgelerinde daha iyi durumda mıydı acaba? Mesela Roma’da nasıldı? Saygın, el üstünde tutulan bir varlık mıydı? ...yazının devamı için tıklayın

Çocuk İçin Büyüklere Kurallar

Nureddin Yıldız Pazartesi, 13 Şubat 2012
Kız veya erkek, çocuk doğduğunda onu Allah Teâlâ’nın bir ihsanı olarak görmek gerekmektedir. İhsanın kız veya erkek olmasına bakmadan, onu ihsan edeni düşünerek şükretmek, çocuk yetiştirmeye iyi bir başlangıç yapmaktır. Anne ve baba, çocuklarının doğumuyla beraber, hatta çocuk rahime düştüğü andan itibaren kendilerini ‘çocuk büyütme’ olgusunun üstüne çıkararak daha ileri bir noktada ‘secde eden bir kul’ yetiştirme heyecanı yaşamalıdırlar. Bu, onların çocukları konusunda Allah’ın yardımına daha yakın olmalarını sağlayacaktır. Anne ve baba, yaratma ile doğurma arasındaki büyük farkı idrak etmiş olmalıdır. ...yazının devamı için tıklayın

Hizmet ve Aile Dengemiz

Nureddin Yıldız Cumartesi, 21 Ocak 2012
Allah’ın dini için hizmet etmek, İslam’ı tebliğ etmek, bir insan kurtarmak büyük hedefler ve büyük amellerdir elbette. Bunlar, peygamberlerin güttüğü davalardır; gerekliliği ve herkesin en tabii imanî görevlerinden olduğu tartışılamaz. Fakat Allah Teâlâ’nın mü’minlere emrettiği en önemli görevlerden birinin de ‘ailemizi ateşten korumak’ olduğunu unutamayız. Ailemizin korunması ile diğer insanlara ulaşacak bir din hizmeti arasında, dinimizi yaşamamız açısından bakıldığında elle tutulur bir fark olmadığı pek açıktır. Müezzinin ezanla insanları namaza çağırmasıyla kendi çocuğunu namaza alıştırması, onu namaz ehli yapmaya çalışması, ...yazının devamı için tıklayın

Dünya Kadar Sıkıntı

Nureddin Yıldız Cuma, 13 Ocak 2012
Göğsümüzü sıkıştıran irili ufaklı bir yığın sorunla iç içe yaşıyoruz. Kimi insanlar aileden devraldığı sorunlarla yoğrulup giderken kimileri de yaptığı faaliyetler nedeniyle bir yığın sorun üstleniyor. Sorunlarımızın, dertlerimizin dünyevi olanı var, uhrevi olanı var. Rızık, iş, ailevi ihtiyaçlar, çocuk yetiştirme gibi sorunlar dünyevi sorunlarımız olarak liste başında yer almaktadır. Müslümanların durumu, kabir hayatımız, kıyamet günü endişesi, cennet veya cehennem, çocuklarımızın iman üzere yaşamaları ve kul hakkından arınma gibi sorunlarımız da uhrevi sorunlar listesinin başında yer almaktadır. İnsan olarak dertsizlik, sıkıntısızlık isteyebiliriz ama ...yazının devamı için tıklayın

Dünya Kadar Sıkıntı

Nureddin Yıldız Pazartesi, 26 Aralık 2011
Göğsümüzü sıkıştıran irili ufaklı bir yığın sorunla iç içe yaşıyoruz. Kimi insanlar aileden devraldığı sorunlarla yoğrulup giderken kimileri de yaptığı faaliyetler nedeniyle bir yığın sorun üstleniyor. Sorunlarımızın, dertlerimizin dünyevi olanı var, uhrevi olanı var. Rızık, iş, ailevi ihtiyaçlar, çocuk yetiştirme gibi sorunlar dünyevi sorunlarımız olarak liste başında yer almaktadır. Müslümanların durumu, kabir hayatımız, kıyamet günü endişesi, cennet veya cehennem, çocuklarımızın iman üzere yaşamaları ve kul hakkından arınma gibi sorunlarımız da uhrevi sorunlar listesinin başında yer almaktadır. İnsan olarak dertsizlik, sıkıntısızlık isteyebiliriz ama ...yazının devamı için tıklayın

Hatalara Karşı Tavrımız

Nureddin Yıldız Salı, 29 Kasım 2011
İnsan olmamızın en tabii sonuçlarından biri, hataya müsait oluşumuzdur. Mü’min olmamızın bize yüklemiş olduğu en önemli görevlerden biri de çevremizdeki hataları düzeltme yükümlülüğümüzdür. Hata etmemek bizim için ne kadar önemli ise başkalarına ait bile olsa hataları düzeltme gayreti içinde olmak da o derece önemlidir. Hiçbir mü’min kendisi dışındakilerin hatalarına karşı ‘banane’ savunması yapamaz. Böyle bir savunma önceki ümmetlere benzeme sürecini çağrıştırır. Hata edebilen ve hataları düzeltmesi gereken vasıflarımız her şeye rağmen aynı anda bünyemizde bulunmalıdır. Mü’minin, hatasızlık makamında bulunamayacağı gibi başkalarının ...yazının devamı için tıklayın