Yazılar

İletişimsizlik İçin…

Tuğba Akbey İnan Perşembe, 29 Mayıs 2014
Geçtiğimiz haftalarda Sevgili Mine İzgi’nin Cennet Yuvamız programında Psikolog Mehtap Kayaoğlu; “Şaka gibi ama sosyal fobisi olan insanların bu sorununu çözdüğümüz de bile kendilerini ifade edemediklerini görüyoruz. Çünkü kendilerini anlatacak kelimeleri yok pek çok insanın.” tesbitinde bulundu. Çözüm olarak kitap okuma seyrine girdiklerini de cümlelerine ekledi. Yaptığı tespit önemli zira bir süredir uzmanlar, eğitimciler pek çok şey anlatsa da hala büyük iletişim kazaları yaşanmakta ilişkilerde. Pek çok olay ,aslında çözülebilecekken basit iletişim kazaları sebebiyle karmaşık hala gelebiliyor. Çocuk, eş, komşu, öğretmen, öğrenci…Aklımıza gelebilecek ...yazının devamı için tıklayın

Yüzük Parmağınız Uzun Mu?

Psikolog Fatih Reşit Civelekoğlu Salı, 27 Mayıs 2014
Testesteron hormonunun kişilik üzerinde ve fizyolojisi üzerindeki etkilerini anlatan bir çalışmadan söz etmek istiyorum Eğer bir çocuk hamilelik döneminde yoğun olarak testesterona maruz kalmışsa, bir şekilde bedeni testesteron üretmişse onda baskın olan özellik erkek özellikleri oluyor. Bu kız içinde geçerli, erkek içinde geçerli. Ve çok ilginç bir özellik daha oluşuyor. Bu insanların yüzük parmakları işaret parmaklarından daha uzun. Genellikle özellikle erkeklerde yüzük parmakları işaret parmaklarından daha uzundur. Bu o çocuğun hamilelik evresinde testesteron hormonuna maruz kaldığının bir göstergesi. Yapılan araştırmalar, yüzük parmağının ...yazının devamı için tıklayın

Cinsiyetlerimiz Yer Değiştiriyor…Evlenemiyoruz

Yarım Elma Cuma, 23 Mayıs 2014
Çok üzülüyorum. Cinsiyetlerin yer değiştirmesine. Evlenme oranlarının düşmesinin sebeplerinden biride bu. Güçsüz erkek, güçlü kadın(!) Gözlem yapıyorum. Erkek, kadın fark etmeden. Bu söylediklerimi okuyan tüm erkekler ve kadınlar lütfen üzerine alınsın. Pay çıkartalım kendimize. Erkekler; Giydikleri kıyafetlerden başlamak istiyorum. Pembeler, kırmızılar…Yakınlarımız bile giymeye başladı. Öncelikle erkeklerin şunu sorgulaması gerek. Erkek modasını kim çiziyor ve yönlendiriyor? Çizenlerin ve yönlendirenlerin bir çoğunun gay olduklarını söylemeden edemeyeceğim. İsterseniz araştırın . Çizen tabii ki kendisine uygun olanı yönlendirecek. Ayrıca dar, vücudu saran pantolonlar hiçte hoş gözükmüyor. Özellikle kadınların tesettürüyle ...yazının devamı için tıklayın

Bağımlılık Hikayem ve Sonrası…

Yavuz Tufan Koçak Perşembe, 22 Mayıs 2014
Merhaba; İlk biramı ilkokul öncesi mahallemdeki arkadaşlarımın beni aralarına alması için, yani kabul gördüğüm zaman içtim. Kalabalık bir evde büyümek, adam yerine konmamak, kendimi var hissedememek sanırım bana o ilk içkimi içiren sebeplerden en önemlisi ve başlangıcıydı. Ayrıca genetik olarak da ailemde alkol kullanımı yüksekti, genetiğin %76 oranında etkisi olduğunu söylüyor tıp literatürü. Anne baba ilişkisi, ilkokul öğretmenleri, genetik yapı, yaşadığı yerin sosyo-kültürel yapısı v.s. gibi çok sebepler var aslında bağımlılığın kökeninde. Ama ortak taraflarına baktığımızda özgüven eksikliği, birey olamama, kendini değerli hissetmeme, ...yazının devamı için tıklayın

Kaçan mı? Kaçıran mı?

Tuğba Akbey İnan Perşembe, 22 Mayıs 2014
Annesine benzemekten ısrarla kaçan kız çocukları ile annesi gibi biriyle evlenmek isteyen erkek çocukları yetiştiren anneler ya da babasına benzemekten ısrarla kaçan erkek çocukları ile babası gibi biriyle evlenmek isteyen kız çocukları yetiştiren babalar, hiç düşündüler mi acaba durum neden böyledir diye? (Elbette farklı düşünenlerde vardır) Bugünlerde bunun nedenleri üzerine düşünüyorum sıkça. Erkekten ve kadından, erkek ve kadın farklılıklarından bihaber yetiştirdiğimiz çocuklarımızı bir de kendi hemcinsine benzemekten hızla kaçan biri haline dönüştüren şey beklentilerimiz ve kullandığımız hoyrat dil olmalı … Hayatın zorlukları ...yazının devamı için tıklayın

Bir Anı; Ön Yargılı Doktor

Celal'in Penceresinden Pazartesi, 19 Mayıs 2014
Allah bizi bu dünyaya bir plan dahilinde göndermiştir. Allah her gün, bir karıncanın bile rızkını verirken, yarattığı en üstün varlık olan biz insanı unutur mu? Hiç kimse, adeta kaderi önceden biliyor gibi, okulda öğrendiği bilgilerle, kesin hüküm vermemelidir. İman kalbe yerleşmemişse, insan profesör bile olsa empatik düşünemiyor. O insan için doğru olan şey, sadece bilimdir. Ama ben buna ahlaktan uzak bilim diyorum. Buna örnek benim başımdan geçti. Şöyle ki: *** “Kasım 1993’teydi. Hastaneye yatalı yirmi gün olmuştu. Yapmadıkları tahlil, test kalmamıştı. Defalarca kan ...yazının devamı için tıklayın

Dengeyi Kurmak

Sema Maraşlı Pazartesi, 19 Mayıs 2014
SOMA daki acı hepimizin yüreğimizi yaktı. Allah(c.c) ölenlere rahmet eylesin, geride kalanlara sabr-ı cemil versin. Hepimiz üzüldük fakat biz dışarıdan ne kadar üzülürsek üzülelim "ateş düştüğü yeri yakar." En çok üzülenler yakınlarını kaybedenlerdir. Allah onlara yardım etsin, dayanma güçlerini artırsın. Ahiret inancı olmasa sevdiğinin ölüm acısına dayanmak kolay değildir. Tek teselli diğer tarafta buluşmaktır. "Ölüm en iyi nasihattir." buyuruyor Allah resulü. İnşallah bizde kendi üzerimize düşen nasihati alırız. Evlilik konuşurken göz önünde bulundurmamız gereken bir konu var. Evet mutlu olmak için kadın ve ...yazının devamı için tıklayın

Tuğba Akbey İnan Cuma, 16 Mayıs 2014
Böyle zamanlarda bir şey söylemeyi beceremeyenlerdenim ben. Ne desem ağzımdan çıktığı anda anlamını yitirecek ve havada asılı kalacak gibi gelir. Dar kapılardan geçiyoruz bugünlerde. Her şeyin "ihtimal" olduğu dünya'da, en gerçek şey olan "ölüm"e dair imtihandayız yine...Ölenlere rahmet diliyoruz gani gani...Ailelere bolca sabır... Bize de faniliğimizi yeniden hatırlatsın inşallah... Kalabalıklar çekildiğinde, herkes "normal"leştiğinde unutmayız inşallah geride kalanları ... tugbaakbeyinan@gmail.com yazının devamı için tıklayın

Benim Annem

Mine İzgi Salı, 13 Mayıs 2014
Benim annem, alıç ağacı gibidir. Alıç ağacını bilir misiniz, hiç gördünüz mü? Alıç ağacı en zor şartlarda ve kurak bölgelerde var olan, genelde tek başına bulunan bir ağaç çeşididir. Tıpkı annem gibi...Necip Fazıl’ın dediği gibi, “Sen bir devsin, yükü ağırdır devin.” Annem nakil insanı değildi. “Şu söyle demiş, böyle yapmış, şu ne der, bu ne der,” derdinden ziyade “Rabbim ne der” sancısı çeken biriydi. Birşey duydugu zaman hemen harekete geçerdi ve bizlere de bu yönüyle çok iyi örneklilik teşkil etmiştir. Dedikodu ...yazının devamı için tıklayın

Anı Yaşama…Çarşı Pazar Ağalığı

Mehmet Emin Karabacak Salı, 13 Mayıs 2014
Behlül Dânâ Hazretleri bir gün Harun Reşid'den bir vazife istedi. Harun Reşid de ona çarşı pazar denetimini verdi. Behlül Dânâ Hazretleri hemen işe koyuldu. İlk olarak bir fırına gitti. Birkaç ekmek tarttı hepsi normal gramajından noksan geldi. Dönüp fırıncıya sordu: -"Hayatından memnun musun, geçinebiliyor musun, çoluk-çocuğunla ağzının tadı var mı?" Adam da her soruya olumsuz cevap verdi. Memnun olduğu bir şey yoktu. Behlül Dânâ Hazretleri bir şey demeden ayrıldı ve bir başka fırına geçti. Orada da birkaç ekmek tarttı ve ...yazının devamı için tıklayın

Bir de Burdan Bakınca

Tuğba Akbey İnan Pazartesi, 12 Mayıs 2014
Bizim kuşağın yetiştirdiği çocukların nasıl olduğunu Rabbim nasip ederse on beş yirmi yıl sonra göreceğiz. Muhtemelen yine “ne oldu bu gençlere, eskiden biz böyle miydik” deriz ama yine de bu cümleleri kurmak istemeyenler için epey zaman var. Şu anın gençleri ailelerin “bu dönem imam hatiplerde katsayı uygulaması var, biz çocuğumuzu düz liseye verelim de üniversiteye giderken puanları düşmesin” denilen kuşağı… Yani bir taraftan ailede veremediğini okulda kapatmaya çalışan anne ve babaların mesele dünyevi kaygılar olunca hepten bu işi boşladıkları dönemin ürünlerini toplama ...yazının devamı için tıklayın

Celal’in Penceresinden

Celal'in Penceresinden Cumartesi, 10 Mayıs 2014
Bismillahirrahmanirrahim, Şükürler olsun Rabbimize ki, kıymetli cocukaile.net ailesine katılmayı bana da nasip etti. Evet aranıza yeni katıldım. Adım Celal. Engelliyim. Bu başlığı aynı zamanda yazar ismi olarak kullanacağım inşallah... Bu köşede yazmama vesile olan ülkemizin değerli yazarlarından Sema Maraşlı hanımefendiye çok teşekkür ediyorum. Merak ettiniz sanırım. Bu ilk yazıda kısaca kendimi tanıtmak istiyorum. 1973 Konya Ereğli doğumluyum. 1993'te üniversite son sınıftayken Friedreich Ataksisi (FA) teşhisi kondu. Sarhoş gibi dengesiz yürümeyle başlayan hastalığım, o günden bugüne sürekli ilerlemekte... 1998’ten beri onaltı yıldır (2014) tekerlekli sandalyedeyim. ...yazının devamı için tıklayın

Tırnak Yemek Ebeveyne Tepki midir?

Mehmet Emin Karabacak Cumartesi, 10 Mayıs 2014
Bir gün bir öğrenci velisi, kızı Elif’in tırnaklarını yemesi konusunda benimle görüşmek istediğini ve bu konuda yardıma ihtiyacı olduğunu söyledi. Öğrenci velisi, kızı Elif’in önceleri kaşlarını yolduğunu kendisinin kızması sonucu kaşlarını yolmayı bırakıp tırnak yemeye başladığını söyledi. Öğrenci velisi kızının tırnak yemesini bırakması için tırnaklarına acı oje, tırnaklarının kayganlaşıp yememesi için zeytinyağı sürdüğünü, eline eldiven giydirmesine rağmen eldiveni de yediğini söyledi. Veliye çocukla görüştükten sonra kendisine yardım edebileceğimizi ve yarın tekrar gelmesi gerektiğini söyledim. Elif’in arkadaşları, öğretmeni ve kendisiyle yaptığım görüşmeler sonucunda çocuğun ...yazının devamı için tıklayın

Mesajlar

Sema Maraşlı Çarşamba, 07 Mayıs 2014
Her gün internet üzerinden pek çok mesaj geliyor. Hem sosyal ağlardan hem e-posta adresimden. Okuyucularımda bir kaç isteğim var. Derdinizi paylaşmak istiyorsanız elbette yazın; ama yarım sayfa ya da bir sayfa yazıya bakarak benim size çözüm bulmamı beklemeyin. Sizi tanımıyorum, kişiliğinizi bilmiyorum, ailenizi, eşinizi ya da nişanlınızı tanımam. Sadece sizin cümlelerinize ve anlattığınız bir kaç olaya bakarak size ne tavsiye edebilirim? Sizi kırmamak için cevap verirsem yanlış yönlendirebilirim. Geçmişte okuyucularımı kırmamak için yetişebildiğim kadarıyla cevap vermeye çalışıyordum fakat artık cevap yazmıyorum. Çünkü ...yazının devamı için tıklayın

KIZGIN KEDİ ve…

Gonca Anıl Cumartesi, 03 Mayıs 2014
Saat gece yarısını geçmiş, elimde beyaz, kedili bir elbise, gözlerimde yaş… Affet yavrucum beni… Üzgünüm, bugün misafir gelecek diye senden yardım istedim, sen ise “Ben yapmak istemiyorum.” dedin. ”Tamam” derkenki kızgın ses tonum için senden özür dilerim. Sen oyun istediğin vakitlerde aklımın bir yarısı yapmam gereken işlerde olduğu için oyuna kendimi veremedim, özür dilerim. Sen benden resim yapmamı istedin, ben “Sen daha güzel yapıyorsun ve kendin yapsan.” derken derdinin resimden çok benimle zaman geçirmek olduğunu fark edemedim, özür dilerim. Dağılan odanı birlikte topluyorken, sen bir ...yazının devamı için tıklayın