Yazılar

Çocuklara düzen alışkanlığı nasıl kazandırılır?

Adem Güneş Salı, 07 Ocak 2014
Anne babaların şikâyetçi oldukları konuların başında, çocuklarına kazandıramadıkları “düzen” alışkanlığı gelir. Kimi ebeveyn, 10 yaşındaki oğlunun elbiselerini katlayıp dolabına yerleştiremediğinden, kimisi 12 yaşındaki kızının yatağını dağınık bırakıp okula öylece gittiğinden yakınır. Aile içindeki düzensiz yaşam nedeniyle birçok evde çatışmaların ardı arkası kesilmez. Hâlbuki düzen, öyle bir “ruhsal kazanımdır” ki çatışma arttıkça düzensizlik de artar. Bir çocuğun kendi yaşamını düzene koyabilmesi, ancak o çocuğun duygu dünyasının düzenli olması ile mümkündür. Öte yandan düzen, çocuklarda “belli dönemlerde” ortaya çıkan bir ihtiyaç hâlidir. Eğer anne babalar, çocuklardaki ...yazının devamı için tıklayın

Kadınlar Duymak İster

Sema Maraşlı Pazartesi, 06 Ocak 2014
"Mutlu Evlilik Okulu" kitabımdan erkeklerin hanımlarla ilgili bilmesi gereken konulardan bir bölüm. Kadınlar Duymak İster Kadınlar için beğenilmek ve sevilmek çok değerlidir. Bu yüzden kadınlar eşlerinden beğenildiği ve sevildiği yönünde güzel sözler duymayı beklerler. Erkekler hanımlarına iltifat etmeyi, güzel söz söylemeyi ihmal etmemeliler. Güzel söz kadın kalbinin yakıtıdır. Tabii güzel söz söylerken, ses tonu çok önemlidir. Havadan sudan bahseder gibi sıradan bir ses tonu ile yapılacak iltifat pek de anlamlı değildir. Mesela; erkeğin her akşam rutin olarak sıradan bir ses tonu ile "Yemek güzel olmuş, ...yazının devamı için tıklayın

Evlenmeden Önce Düşünün

Abdülkerim Karaağaç Pazartesi, 06 Ocak 2014
Evlilik, dizi filmlerdeki gibi pembe düş değildir. İki bilinmeyenli bir denklem gibidir. Bünyesinde birtakım problemler olacaktır. Evliliğe hazır olmadan evlenmeye kalkışmayın.  “Deli gibi sevmek” mutlu olmaya yetmez. Denklik de önemlidir. Sadece siz değil, aileniz de denk olmalı. Kültür seviyenizden dinî inançlarınıza kadar her şeyiniz. Birbirini “deli gibi severek” nikâh memurunun önüne koşan nice gençler, denk olmadıkları için, üç gün sonra soluğu hakim karşısında almışlardır. Arabanızı da çok seversiniz ama benzin olmadan onu iterek ne kadar götürebilirsiniz? “Ailem beni anlamıyor” yerine onların da ...yazının devamı için tıklayın

2 Yaş Çocuğu Annesi Olmak- 2 Yaş sendromu mu?

Dr.Rabia Nazik Yüksel Pazartesi, 06 Ocak 2014
Dillerde bir efsane dolanıyor: 2 yaş sendromu, İngilizce “terrible two-terrible twos”.  Böyle söylendiğinde, her 2 yaşına gelen çocuk bir sendrom yaşayacak ve bu dönem korkunç geçecek gibi algılanıyor. Aslında öyle değil, bu dönemi bir kriz ya da sendrom olarak yaşamayan pek çok çocuk var. Ben daha çok annelerle çalışan bir erişkin psikiyatrisi asistanı olarak ve 21 aylık bir çocuk annesi olarak, bu yazıda daha çok bu dönemin anneye bakan yönüne değineceğim. Ama bu dönemi anlamak için, çocuğun nasıl bir değişim ve ...yazının devamı için tıklayın

Evlenmeliyiz Ama Neden Hemen?

Yarım Elma Pazar, 05 Ocak 2014
Hep düşünmüşümdür, ne isteyip ne istemediklerimiz hakkında. Evlenenler hiç istemediler de mi evlendiler? :=) Tek tek çıkıp soralım her birinize, klasik cevaplardan birisi “Ben çok şey istemiyorum ki” olur tahminimce. Hep istemediğimizi zannederek geldik bu zamanlara. Namazında niyazında olsun yeter ama ahlâkı da düzgün olsun. “Ahlâk” ne kadar kapsamlı bir kelime. Biraz ezberden söylüyoruz bazı şeyleri. Önce “ben neden istiyorum?”un cevabını bulmaya çalışalım. İnsanlar çeşitli sebeplerle evlenebilir. Birini çok sevmiştir, evlenmek ister, çocuğunun olmasını ister. Hormonel sebeplerle evlenmek ister, ailesine sahip çıkmak için ...yazının devamı için tıklayın

Sana Sütümü Helal Etmeyeceğim

Gülşah D Perşembe, 02 Ocak 2014
Sorum şu siz bir şantajcı mısınız? Şantaj: korkutarak bir şey yaptırmak değil mi? Düşünün bakalım, günlük hayatınızda hiç şantaj yapıyor musunuz? Yada şantaja maruz kalıyor musunuz?   Örnekler vereyim siz karar verin. Anneyle çocuk ilişkisi mesela...   Çocuklar küçükken; anneler önce sevgileriyle şantaja başlar, daha minicikken yavrucaklar uslu durmazsan seni sevmem der anneleri, çocuklarının kalplerinde nasıl bir yara açacaklarını düşünmezler. Çocukları annem beni sevmiyor mu acaba düşüncesine sevk ederler.   Bu kozu bayağı bir kullanır anneler, yaptırma gücünü yitirmeye başladı mı sevgileri, bu sefer farklı bir yöntem denerler; Korkutma şeklini ...yazının devamı için tıklayın

Sevgili Anneciğim (2)!

Yasemin Yusufoff Salı, 31 Aralık 2013
Kendimi mutsuz hissettiğimde ben, solmuş çiçek gibi oluyorum. Mutsuz ve huzursuzsam, iyi büyüyemiyorum, beynim olabildiği kadar iyi gelişemiyor. Sen ya da başka alıştığım yakınlarım olmayınca, ya da başka bir derdim olduğunda, başka hiç bir şey düşünemiyor,başka şeylerle ilgilenemiyorum. Çünkü vücudum stres hormonları ile doluyor. Şöyle düşün: çok korktuğun, hasta olduğun, sıkıntılı ya da hüzünlü olduğun zamanlar sen ne kadar verimli çalışabiliyorsun? Beynin ne kadar iyi kararlar verebiliyor, ne kadar güzel işler başarabiliyorsun? İşte, ben de öyle oluyorum. Mutsuz ya da ...yazının devamı için tıklayın

Çağırdığım, Yaşadığım mı?

Tuğba Akbey İnan Pazartesi, 30 Aralık 2013
Metin Karabaşoğlu şöyle anlatıyor bir yazısında hikayesinin arayışla ilgili kısmını; “RİSALE-İ NUR’UN yol göstericiliğinde bir hayat yaşamaya karar verdiğimde, onbeş yaşındaydım. Lise 1’de okuyordum. Yüzyüze geldiğim ideolojik çatışmalar ve ona eşlik eden anarşik olaylar bu toz duman arasında en ehven, en selametli yolu bulmam gereğini bana fısıldarken, hayatın anlamı ve değeri üzerine ciddi bir sorgulamayı netice veren bir hadise de yaşamıştım: Dedem ölmüştü. Onun ölüme doğru adım adım ilerlediği son günler, ve takdir edilmiş son nefesten sonra bedenini tekrar toprağa tevdi ...yazının devamı için tıklayın

Siyaset-Cemaat-Aile

Sema Maraşlı Salı, 24 Aralık 2013
cocukaile sitemiz ilk kurulduğu günden beri cemaatler konusundan ve siyaset konusundan uzak durduk. Aile kanununa karşı çıkarken bile bir parti eleştirisine girmedik. Yine öyle olmaya devam edecek. Bu konuların konuşulduğu çok fazla haber sitesi var; ayrıca sosyal ağlarda da yeterince konuşuluyor. Bizim her siyasi guruptan ve her cemaatten okurlarımız var. Konu dışına çıkarak kimseyi incitmek istemiyoruz, bizim konumuz aile. Aile konusu çok hassas bir konudur. Bugünkü yazının sebebi de budur. Son günlerde siyaset-cemaat tartışmaları ile ortalık karıştı. Bu karışıklık evlerimize, ailemize ...yazının devamı için tıklayın

Çocukların Karnesindeki Notlar Kimin?

Mehmet Emin Karabacak Salı, 24 Aralık 2013
Anne:  -“Karnen nerde oğlum?” Çocuk: -“Arkadaşıma ödünç verdim, babasını korkutacaktı da…” *** Çocukların okul başarılarının temelinde, ailenin çocuğa ve okula karşı tutumuyla yakından ilgilidir. Ailenin çocuğa ve okula karşı tutumu, çocuğun karnesini etkilemektedir. Bir dönem boyunca okula selam vermek bir yana okulun yakın çevresinden geçmeyen aileler (özellikle de babalar) çocuğun karnesindeki notların, ailenin eğitim anlayışını gösterdiğinin farkında bile değillerdir. Çocuğun karnesini eline alan anne babalar, kendilerini bir özeleştiriden geçirmeleri gerekir. Bu notlar, çocuğun ders notları mı yoksa çocuğun derslerine ve okuluna karşı ilgisizliğimizin notları mı diye düşünmelidirler. Çocuğun ...yazının devamı için tıklayın

Sevgili Eşim, Karıcığım

İmza;Eşin Pazartesi, 23 Aralık 2013
Canım, sevgilim, bir tanem Yıllar yılı hayalimde canımdan çok seveceğim, evleneceğim kadının hayalini kurdum. Hayal dünyamda her şey o kadar güzeldi ki; her şey dört dörtlüktü. Tam da bu düşünceler içindeyken seninle karşılaştım. Gerçekten seni öyle sevmiştim, öyle sevmiştim ki; bunu anlatmak istesem anlatamam. Bendeki bu duygulara karşılık gelecek bir kelime bulamam. Maalesef hayal dünyasından gerçek aleme taşındıktan sonra çoğu şeyin benim beklentime karşılık veremediğini, aramızda büyük bir iletişimsizlik olduğunu fark ettim. Aynı evin içinde bir birimizi anlayamıyoruz daha kötüsü anlama çabasına ...yazının devamı için tıklayın

Bir Ağaç Gölgesi

Gonca Anıl Pazartesi, 23 Aralık 2013
Şu fani dünyada ihtiyaçlarımız hiç bitmiyor, bitmediği gibi giderek lüksleşiyor. Osho’ya ait olduğu söylenen bir söz çıktı karşıma ve ardından derin düşüncelere daldım… “Sahte ihtiyaçlarla yaşıyoruz, hiç giderilememelerinin sebebi budur.”  diyor Hintli düşünür. Sahte ihtiyaçlar… Nefsimizin ihtiyaçlarına gerçek diyebilmek çok zor, çünkü asıl ihtiyaç bedeni isteklerimizin giderilmesinde değil. Öyle olsaydı biterdi, tamam artık bu kadar, diyebilirdik. Bitmiyor gerçekten, almakla tüketmekle dolduramıyoruz evimizi, cebimizi, midemizi… Hep bir eksik, hep bir ihtiyaç... Kullandığımız süpürgenin daha küçüğü çıkıyor piyasaya, telefonun daha yeni versiyonu… Arabamız dar ...yazının devamı için tıklayın

Ona En Güzel Rüyalarımı Hediye Etmek İsterdim

Ahmet Ay Cuma, 20 Aralık 2013
Eğer yazacağınız öykü bugünün öyküsüyse, yani bugün de yaşanacak ve karakterleri bugünün karakterleri olacaksa, o zaman mecbursunuz birinci'lerin dilini kullanmaya. Hikayenin içine girmeye ve oradan anlatmaya mecbursunuz. Çünkü, mümkün değil, modern hayatın ayrıntılarını üçüncü'nün gözüyle kuşatamazsınız. (O kadar çok detay ve etkileşim vardır ki.) İçinde kalıp, içinde bir yerden, görebildiğiniz kadarını aksettirmeniz gerekir. Üçüncü'nün dili, öykücülükte biraz da eskinin ve daha basit olanın dilidir. Hem yine üçüncü'nün dili, birinci'ye nisbetle durağan bir dildir, tasvir dilidir. Eğer dışarıdan birşeyleri okura tasvir etmeyi ...yazının devamı için tıklayın

Yüzleş Rahat Et…

Yarım Elma Cuma, 20 Aralık 2013
“Çok güzel değilim.” “Ciddi paralar kazanmıyorum.” “Hiç kimse onun gibi olmayacak.” “Annemle oturmayı kimse kabul etmiyor.” “Çok içine kapanığım, kızlarla iletişime giremiyorum.” “Çok kiloluyum kimse beni beğenmiyor.” “O kadar çabalıyorum fakat yinede olmuyor.” Bu sözlerde en az bir tanesi tahminimce kafanızda gezip duruyordur. Bunların hepsi birer sebep. Fakat sonuç değil. Sonucu bizim adımlarımız belirliyor. Öncelikle arkadaşlar sebebi tespit etmeliyiz. Kendi içimizde bunu sorgulamalıyız. Sebebi kendinize yüksek sesle itiraf edebiliyor musunuz? Neden bundan bu kadar rahatsız oluyoruz? Bahsedilmesi sizi neden bu kadar rahatsız ediyor? Bunları yazarken herkesin arasında bağıra bağıra ...yazının devamı için tıklayın

Evlenemedin Sen Suçlu Otur Yerine!

Yarım Elma Cuma, 20 Aralık 2013
“Evde kaldın” “Armudun sapı, üzümün çöpü derken elde kaldın” “Yaşın geçti artık emekliler gelir seni almaya” “Kimseyide beğenmiyorsun” kulaklarımızda çınlayan sözler…Belkide kötü bir rüyanın içinden geliyor bu sesler… Hiç hayallarinizde olmayan kişiler kısmet olarak önünüze geldiklerinde yaşadığınız incinme sizi haftalarca meşgul edecek. Acaba filan yılda görüştüğüm kişiyi daha mı iyi değerlendirseydim. Acaba evet mi deseydim…dim de dim… Herşey çok iyi gidiyordu. Okuldu, işti, kariyerdi derken olanlar oldu. Zaman geçti, yaşıtların çoluk çocuğa karıştı, sen çalışma hayatında süper oldun, paralar kazandın, kariyer yaptın, ...yazının devamı için tıklayın