Mine İzgi

Başbakan Üç Çocuk Demekte Haklı

Mine İzgi Salı, 29 Kasım 2011
Başbakan ne zaman bir nikâh törenine katılsa üç çocuk şartını dile getiriyor. Evvelinde yaşayan bir çocuğa sahip,(ikisi cennette) bir anne olarak, bu şartın haklılığını şuan 6ay 10 günlük olan bebeğimle daha iyi anlıyorum. Çünkü büyük oğlumda yapamadığım, bilmediğim birçok şeyi, küçük oğlumla yapma ve öğrenme imkanım oldu. Hele de “büyük oğlum, küçük oğlum” deme zevkine nail oldum. Şimdilerde ise küçük oğluma diş buğdayı yapma telaşındayım. Onun içindir de yazımı biraz geciktirdim. Tüm okurlardan ve özellikle de devamlı arayıp yazı isteyen ...yazının devamı için tıklayın

Çocuğunuza Arkadaş Olabiliyor musunuz?

Mine İzgi Çarşamba, 16 Kasım 2011
Anne babalara, çocuklarınızın arkadaşı olun demiyoruz, onlarla arkadaş olun diyoruz. Çünkü onlara arkadaş olurken anne babalığı da bir kenara bırakmış olmazsınız. Diğer türlü onların arkadaşı olursanız, anne babalığı bir tarafa bırakmanız gerekir. Fakat bu çok yanlış bir davranıştır. Ama arkadaş olmak çok yerinde bir yaklaşım… ARKA TAŞ: Orta Asya' da savaşın ok ve yay ile yapıldığı dönemlerde Türk savaşçılar, arkalarından gelebilecek bir saldırıyı önlemek için, sırtlarını bir ağaca, kaya veya taşa vererek, ok atarlarmış. Atalarımız genelde bozkır hayatı yaşadıkları için bu sırt dayanan nesne ...yazının devamı için tıklayın

Anne Baba Hakkı Ödenmez

Mine İzgi Çarşamba, 02 Kasım 2011
Anne babanın çocuklarına bakışıyla, çocukların anne babaya bakışları çok farklıdır. Bunun için anne baba olmak gerekir. Mesela geçen gün katıldığım bir seminerde katılımcı genç kardeşim şunu sordu. “Annem babam bana 17 yaşıma kadar bakmışlar. Ben de yaşlandıklarında 17 yıl onlara bakarsam, haklarını ödemiş olmaz mıyım?” Hayır güzel kardeşim olmazsın, olamazsın. Çünkü anne baba hakkı öyle sayılarla ölçülecek gibi değildir. Burada evlatlık bakış açısı vardır. Evladın bakış açısı, “nasıl olsa çok yaşlılar, ben de çok hakları var. İyisi mi onlara ölünceye kadar ...yazının devamı için tıklayın

Erkekler Hem Ağlar Hem Hisseder

Mine İzgi Pazar, 23 Ekim 2011
“Gelir bir, gider bir bir, kalır bir, Gelen gider, giden gelmez bu bir sır…” Bu sırrı anlamak için akıl sahibi olmak yetmez, bir o kadar hisseden bir kalbe, iman eden bir gönle ve amele eden bir bedene ihtiyaç vardır. Yoksa hayat denen bu dehlizde körler ve sağırlar mesabesinden öteye geçilemez… Ölüm bir sır mı şairin dediği gibi?! Ama bir ibret dersi olduğu gerçek… Hem de hayatın anlamını pekiştiren bir ders… Ölümü düşünen insan, ne dünyanın geçici sıkıntılarına üzülür, ne de gelip geçen nimetlerine ...yazının devamı için tıklayın

İlk Postam

Mine İzgi Çarşamba, 12 Ekim 2011
İnsan ne yazarsa yazsın, ne söylerse söylesin, hep kendi kişisel menkıbesini anlatır. Ben de sizlerle kendi menkıbemi paylaşacağım. Özellikle de son zamanlarda doğumla ölüm arası yaşadığım olaylar zincirinin en zayıf halkalarını… Amacım birilerine akıl vermek falan değil, sadece kendi iç sesimin volümünü açmak. Tabi ses yüksek olunca da herkesin duyması kaçınılmaz. Yüksek sesle müzik dinleyen daire sakinlerini uyaran yöneticiler gibi, bana kızmanız mümkün. Ama Levent Kırca’nın dediği gibi “tam yerine rast geldi manzara koyduk…” diyerek sizlerle başıma gelen acı ve üzüntülü ...yazının devamı için tıklayın