Sait Çamlıca

Gündemin Kölesi Olmak

Sait Çamlıca Cuma, 17 Şubat 2012
Köle denilince herkesin aklına, ortaçağın kölelik sistemi geliyor. Ayak ve el bileklerinde kalın zincirleri olan, gündüz sahibinin emrinde karın tokluğuna çalışan, toplum içinde hiçbir statüsü olmayan insanların köleliğini biliyoruz. “Artık kölelik kalmadı!” diyenlerin cahilliğine mi yanarsınız, “Ben özgürüm!” şarkısını söyleyen bir köle oluşuna mı? Kölelik bitmedi, sadece şekli değişti. Zincirsiz kölelik dönemini yaşıyoruz. İnsanlık tarihi boyunca, insanı köle gibi kullanmak isteyen sistemler ve yöneticiler olmuştur. Firavun’u sadece bir şahıs olarak algılarsanız, köleliği anlayamazsınız. Nemrut’u sadece bir yönetici olarak okursanız, köle kullanma mantığını ...yazının devamı için tıklayın

Anaokulu ve Anne

Sait Çamlıca Salı, 31 Ocak 2012
Her yerde Anaokulları açılıyor. Kimisi resmi kimisi gayri resmi olsa da, okul öncesi çocukların eğitimi için kurumlar açılıyor. Sübyan mektebi veya anaokulu adıyla işletiliyor. Okul öncesi yaşın, eğitimde ki önemini, devlette anladığı ve desteklediği için okullarımızda da anaokulu sınıfları gittikçe çoğalıyor / zorunlu hale geliyor. Bu gelişme beni de sevindiriyor elbette. Anaokulunun faydaları konusunda çok fazla bir şey söyleyecek değilim. Uzman eğitimciler arasında, oyun ve masallarla çocukların sosyalleşmesini sağlamak adına atılan her adım, önemli ve faydalıdır. Ancak, “dozajını ayarlayamadığınız her ilaç, zehire ...yazının devamı için tıklayın

Kadınlar Zayıf, Anneler Güçlüdür

Sait Çamlıca Pazartesi, 16 Ocak 2012
Biz, altı kardeş büyüdük. Annem altı çocuk büyütmüş bir kadın. Benden büyük olan bir erkek evladını da, ben doğmadan toprağa vermiş annem. En büyüğü 1971, en küçüğü 1985 doğumlu bir aile düşünün. Birkaç yıl arayla dünyaya gelen çocuklara, annelik yapmanın ne kadar zor olduğunu, en iyi anneler bilir. Sadece bayramlarda altı kardeş bir araya gelebiliyoruz. Gurbetçi bir aile olmanın içimizde açtığı yaradır belki de, yıllarca bayramlarda sadece telefonlarda hasret gidermek. Bizim için son yıllarda bayramlar daha bir güzel geçiyor. Bayramlarda bir araya ...yazının devamı için tıklayın

Milli olmayan Piyango

Sait Çamlıca Perşembe, 22 Aralık 2011
“Kısa yoldan zengin olma hayali” birçok insanın rüyasını süsler. Piyango türü oyunlarla zengin olmaya çalışanlar, gözle görülen kesimdir. Anadolu’nun birçok yerinde, defineciler meşhurdur. Elli yıldır define aradığı halde, halen yarın bulacakmış gibi davranan insanlar da gördüm. Garip ama, anlatırken neredeyse sizi bile inandıracaklar, yarın defineyi çıkartacaklarına. At yarışı oynanan Jokey kulüplerinin önünden geçerseniz, birkaç dakika durup o insanları seyredin. Atları değil, atları seyreden insanları seyredin. Ben her gördüğümde, hem üzülürüm hem acırım o insanlara. Her yıl aynı sahneler yaşanıyor. Büyük ikramiye kime ...yazının devamı için tıklayın

Makam Odasında Memleket Sevgisi…

Sait Çamlıca Perşembe, 08 Aralık 2011
Hangi makam olursa olsun, o makamdan millet için neler yapılabileceğini, birçok farklı kurumda, gözlerimle gördüm. Makamlar, geçici fırsatlar verir insana. Allah bazı insanlar “Yürü ya kulum!” der gibi, hiç ummadığı makamları nasip eder. Maalesef birçoğu o makamın hakkını veremeden, makamlarını kaybederler. Hem makamı, hem de makamın imtihanını kaybediyor birçoğu. Yirmi yıl önce o makamlarda otururken milleti için çalışan insanlar, halen hayır duaları alıyor. Ancak oturduğu makamın hakkını vermeyen, o makam ile kendisini ve çevresini zengin edenler, milletten aldıkları bedduaların da etkisiyle, ...yazının devamı için tıklayın

Çocuklarınız İçin Hicret Eder Misiniz?

Sait Çamlıca Cuma, 02 Aralık 2011
Evlatlarımı kurtarmak için gerekirse dünyanın öteki ucuna gider yerleşirim!” diyen arkadaşımın verdiği ilhamla yazıyorum bu yazıyı. Zihnimde “Çocuklar için, gerekirse Hicret etmeli” cümlesi dolanırken, sürekli gittiğim kuaförün söylediklerini de ekledim zihnime, berber koltuğunda. “İyi ki, ilk gençlik yıllarımızda bizi memleketten alıp buralara getirmiş Babam” diye anlatmaya başlamıştı. Bayram tatili için memleketine gitmiş, çocukluk yıllarında sürekli birlikte olduğu arkadaşlarının hallerini görünce, onlardan uzaklaştıran babasına dua etmişti. “Yarım yamalak çalışıyorlar. İlk fırsatta kahvehanelere gidip, saatlerce oyun oynamak dışında, hayatlarında hiçbir şey yok. Bende ...yazının devamı için tıklayın

Eskiden Dedeler / Nineler Vardı

Sait Çamlıca Cuma, 25 Kasım 2011
Manisa / Köprübaşı Kaymakamı Sayın Recep HÖL ile, İlçe Müftülüğüyle yaptığımız konferans sonrası çay içiyorduk. Genç Kaymakam konuşmamı değerlendirirken “Sizin gibi, bu tarz eğitim veren insanlarda, en çok dikkatimi çeken olaylardan birisi de, dede veya ninelerinizden bahsetmenizdir” dedi. Ben gerçekten dedemden - ninemden çok bahsederim konferanslarımda. Genç Kaymakam bunu söyleyince, dede ve ninelerin, çocuk eğitiminde ki etkisi, daha çok dikkatimi çekti. Babaannem öldü, hikayeleri yaşıyor. Babaannemi lise öğrencisiyken kaybettik. Çok fazla zaman geçirme imkanımız olmadı. Ama, ilk çocukluk yıllarımda bana anlattığı hikayeleri, ...yazının devamı için tıklayın

Şehitlerin Yaşadığını Hissetmek…

Sait Çamlıca Salı, 22 Kasım 2011
Üç günlüğüne konferans vermek için Ab-ı Hayat derneğinin davetlisi olarak Sivas’a gitmiştim. Hüseyin AKTAŞ Bey ile birlikte üç gün yoğun bir program yaptık. “Programımızda şehit aileleri derneği de var!” dediklerinde, bir tuhaf oldum. Birçok farklı kurumla programlar yapmaya alışkındım. Ancak “Şehit ailelerinin karşısına geçip konuşma yapmak kolay olmayacak” diye düşündüm. Televizyon ekranında, bir şehit annesinin feryatlarını duyunca bile duygulanan biri olarak, o annelerin / şehit eşlerinin karşısında konuşmak beni korkuttu. Kelimelerin boğazıma düğümleneceğini biliyordum. Programa gitmeden önce “Şehitler Müzesini gezelim!” dediler. ...yazının devamı için tıklayın

O Bir Kişi

Sait Çamlıca Perşembe, 10 Kasım 2011
O bir kişi; bir Çoban… “Abi ben çobanlık yapıyorum!” diyen sesi hiç unutmayacağım. Çanakkale’nin bir köyünden “çağrı” atmıştı bana. Normalde, cep telefonuma yapılan çağrıları aramak gibi bir adetim yok. Ama o akşam hem zamanım olduğu için, hem de “Bu saatte kim acaba?” diye, merakımdan dönüş yapmıştım çağrıya. Abisi askere gittiği için, ailesinin geçimine destek olabilmek amacıyla, ilköğretimden sonra okulu bırakıp çobanlık yapıyormuş. Dağa giderken, abisinin okuduğu “Okuyorum o halde varım” adlı kitabımı da yanında götürmüş. Dağlarda benim kitabımı bitirmiş. Cep telefonumu bulup ...yazının devamı için tıklayın

İlçe Milli Eğitim Müdürünün Gözyaşları

Sait Çamlıca Pazar, 30 Ekim 2011
Gözlerim, hep yürekli adamlar arar. Aradığım yürek, bilek gücüne sahip bir insanın yüreği değil. Ben bilirim ki, gözyaşı ve alın teriyle beslenen bir yüreğin, bükemeyeceği bilek, aşamayacağı engel, delemeyeceği dağ yoktur. İnsanlığın geleceği için çalışmak, yaptığın işin karşılığını sadece Allah’tan beklemek, insana öyle bir güç verir ki, o güç her engeli aşar. Anadolu yollarında gezerken rastladığım bir yüreğin, gözyaşları ve alın teriyle yeşerttiği, eğitim fidanlarından bahsedeceğim size.   Üç damlayı sıvı kutsaldır Üç damla sıvı var ki dünya’da, onların hiçbir zerresi ...yazının devamı için tıklayın