“Kısa yoldan zengin olma hayali” birçok insanın rüyasını süsler. Piyango türü oyunlarla zengin olmaya çalışanlar, gözle görülen kesimdir. Anadolu’nun birçok yerinde, defineciler meşhurdur. Elli yıldır define aradığı halde, halen yarın bulacakmış gibi davranan insanlar da gördüm. Garip ama, anlatırken neredeyse sizi bile inandıracaklar, yarın defineyi çıkartacaklarına.
At yarışı oynanan Jokey kulüplerinin önünden geçerseniz, birkaç dakika durup o insanları seyredin. Atları değil, atları seyreden insanları seyredin. Ben her gördüğümde, hem üzülürüm hem acırım o insanlara.
Her yıl aynı sahneler yaşanıyor. Büyük ikramiye kime ...yazının devamı için tıklayın
Sait Çamlıca
Milli olmayan Piyango
Sait Çamlıca Perşembe, 22 Aralık 2011
“Kısa yoldan zengin olma hayali” birçok insanın rüyasını süsler. Piyango türü oyunlarla zengin olmaya çalışanlar, gözle görülen kesimdir. Anadolu’nun birçok yerinde, defineciler meşhurdur. Elli yıldır define aradığı halde, halen yarın bulacakmış gibi davranan insanlar da gördüm. Garip ama, anlatırken neredeyse sizi bile inandıracaklar, yarın defineyi çıkartacaklarına.
At yarışı oynanan Jokey kulüplerinin önünden geçerseniz, birkaç dakika durup o insanları seyredin. Atları değil, atları seyreden insanları seyredin. Ben her gördüğümde, hem üzülürüm hem acırım o insanlara.
Her yıl aynı sahneler yaşanıyor. Büyük ikramiye kime ...yazının devamı için tıklayın
Makam Odasında Memleket Sevgisi…
Sait Çamlıca Perşembe, 08 Aralık 2011
Hangi makam olursa olsun, o makamdan millet için neler yapılabileceğini, birçok farklı kurumda, gözlerimle gördüm. Makamlar, geçici fırsatlar verir insana. Allah bazı insanlar “Yürü ya kulum!” der gibi, hiç ummadığı makamları nasip eder. Maalesef birçoğu o makamın hakkını veremeden, makamlarını kaybederler. Hem makamı, hem de makamın imtihanını kaybediyor birçoğu.
Yirmi yıl önce o makamlarda otururken milleti için çalışan insanlar, halen hayır duaları alıyor. Ancak oturduğu makamın hakkını vermeyen, o makam ile kendisini ve çevresini zengin edenler, milletten aldıkları bedduaların da etkisiyle, ...yazının devamı için tıklayın
Çocuklarınız İçin Hicret Eder Misiniz?
Sait Çamlıca Cuma, 02 Aralık 2011
Evlatlarımı kurtarmak için gerekirse dünyanın öteki ucuna gider yerleşirim!” diyen arkadaşımın verdiği ilhamla yazıyorum bu yazıyı. Zihnimde “Çocuklar için, gerekirse Hicret etmeli” cümlesi dolanırken, sürekli gittiğim kuaförün söylediklerini de ekledim zihnime, berber koltuğunda.
“İyi ki, ilk gençlik yıllarımızda bizi memleketten alıp buralara getirmiş Babam” diye anlatmaya başlamıştı. Bayram tatili için memleketine gitmiş, çocukluk yıllarında sürekli birlikte olduğu arkadaşlarının hallerini görünce, onlardan uzaklaştıran babasına dua etmişti. “Yarım yamalak çalışıyorlar. İlk fırsatta kahvehanelere gidip, saatlerce oyun oynamak dışında, hayatlarında hiçbir şey yok. Bende ...yazının devamı için tıklayın
Eskiden Dedeler / Nineler Vardı
Sait Çamlıca Cuma, 25 Kasım 2011
Manisa / Köprübaşı Kaymakamı Sayın Recep HÖL ile, İlçe Müftülüğüyle yaptığımız konferans sonrası çay içiyorduk. Genç Kaymakam konuşmamı değerlendirirken “Sizin gibi, bu tarz eğitim veren insanlarda, en çok dikkatimi çeken olaylardan birisi de, dede veya ninelerinizden bahsetmenizdir” dedi. Ben gerçekten dedemden - ninemden çok bahsederim konferanslarımda. Genç Kaymakam bunu söyleyince, dede ve ninelerin, çocuk eğitiminde ki etkisi, daha çok dikkatimi çekti.
Babaannem öldü, hikayeleri yaşıyor.
Babaannemi lise öğrencisiyken kaybettik. Çok fazla zaman geçirme imkanımız olmadı. Ama, ilk çocukluk yıllarımda bana anlattığı hikayeleri, ...yazının devamı için tıklayın
Şehitlerin Yaşadığını Hissetmek…
Sait Çamlıca Salı, 22 Kasım 2011
Üç günlüğüne konferans vermek için Ab-ı Hayat derneğinin davetlisi olarak Sivas’a gitmiştim. Hüseyin AKTAŞ Bey ile birlikte üç gün yoğun bir program yaptık. “Programımızda şehit aileleri derneği de var!” dediklerinde, bir tuhaf oldum. Birçok farklı kurumla programlar yapmaya alışkındım. Ancak “Şehit ailelerinin karşısına geçip konuşma yapmak kolay olmayacak” diye düşündüm. Televizyon ekranında, bir şehit annesinin feryatlarını duyunca bile duygulanan biri olarak, o annelerin / şehit eşlerinin karşısında konuşmak beni korkuttu. Kelimelerin boğazıma düğümleneceğini biliyordum.
Programa gitmeden önce “Şehitler Müzesini gezelim!” dediler. ...yazının devamı için tıklayın
O Bir Kişi
Sait Çamlıca Perşembe, 10 Kasım 2011
O bir kişi; bir Çoban…
“Abi ben çobanlık yapıyorum!” diyen sesi hiç unutmayacağım. Çanakkale’nin bir köyünden “çağrı” atmıştı bana. Normalde, cep telefonuma yapılan çağrıları aramak gibi bir adetim yok. Ama o akşam hem zamanım olduğu için, hem de “Bu saatte kim acaba?” diye, merakımdan dönüş yapmıştım çağrıya.
Abisi askere gittiği için, ailesinin geçimine destek olabilmek amacıyla, ilköğretimden sonra okulu bırakıp çobanlık yapıyormuş. Dağa giderken, abisinin okuduğu “Okuyorum o halde varım” adlı kitabımı da yanında götürmüş. Dağlarda benim kitabımı bitirmiş. Cep telefonumu bulup ...yazının devamı için tıklayın
İlçe Milli Eğitim Müdürünün Gözyaşları
Sait Çamlıca Pazar, 30 Ekim 2011
Gözlerim, hep yürekli adamlar arar. Aradığım yürek, bilek gücüne sahip bir insanın yüreği değil. Ben bilirim ki, gözyaşı ve alın teriyle beslenen bir yüreğin, bükemeyeceği bilek, aşamayacağı engel, delemeyeceği dağ yoktur. İnsanlığın geleceği için çalışmak, yaptığın işin karşılığını sadece Allah’tan beklemek, insana öyle bir güç verir ki, o güç her engeli aşar.
Anadolu yollarında gezerken rastladığım bir yüreğin, gözyaşları ve alın teriyle yeşerttiği, eğitim fidanlarından bahsedeceğim size.
Üç damlayı sıvı kutsaldır
Üç damla sıvı var ki dünya’da, onların hiçbir zerresi ...yazının devamı için tıklayın
Sınıfın En Yaramaz Öğrencisi
Sait Çamlıca Salı, 18 Ekim 2011
“Öğretmenlik sabır işidir” derim sürekli. Ancak bilirim ki, sadece öğretmenlik sabır işi değildir. İnsanla uğraşmak, insanı eğitmek, insanı yönetmek her zaman zor olmuştur. Trafik polisi de insanla uğraşmak zorunda, yangına müdahale etmek için olay yerine giden itfaiyeci de... Belediye otobüsündeki şoför de şikayetçidir insandan, taksi şoförü de...
Öğrenci denilince aklımıza hemen “çocuk” geldiği için belki daha zor, daha büyük sabır isteyen bir meslektir öğretmenlik. Belki de öğretmenlik mesleğinden geldiğim için yaramaz öğrencileri daha iyi biliyorum. Belki de kendi yaramazlıklarımdır bana bunu ...yazının devamı için tıklayın
Erkeğe uygulanan şiddet!
Sait Çamlıca Çarşamba, 12 Ekim 2011
“Kadına uygulanan fiziksel şiddete karşı olduğum kadar, erkeklere uygulanan psikolojik şiddete de karşıyım” cümlesini bir sosyal ağ sitesinde paylaşınca, erkeklerin bu konuda ne kadar dertli olduğuna bir kez daha şahit oldum. Aynı cümleyi bir konferansımda dile getirince, salonda ki erkekler öyle bir alkışladılar ki, bende şaşırıp kaldım.
Şiddet denilince herkesin aklına fiziksel şiddet gelir. Şamar atmak, yumruk atmak, dayak atmak, sopayla dövmek gibi fiziki eylemler, fiziksel şiddetin içine girer. Ancak fiziksel şiddet kadar önemli olan bir şiddet yöntemi de, “psikolojik şiddet”tir.
İnsanı ...yazının devamı için tıklayın















