Kocana Yar Mısın?

04 Nisan 2012Haberler265 Yorum »

Genç, kapalı bir hanım, dört beş yaşlarındaki kızının elinden tutmuş bana geldi, diyor ki;

“İbni Teymiye’yi okudum. Tarikata, şeyhe, rabıtaya karşı çıkıyor. Buna ne dersiniz?”

Hanım, imam hatip lisesi mezunuymuş. Kitap okumayı ve dinî hizmette bulunmayı çok severmiş. Fakat…

Evet, fakat kocası da başka bir kadınla yaşamaya başlamış. Ne yapmalıymış?

Dedim ki: “Bak kızım, o kadın senden daha bilgili, daha çok ibadet eden, daha çok evine bağlı biri değil. Peki, hiç düşündün mü, kocan neden seni terk etti de, o kadınla yaşamaya başladı?

Genç hanım gözyaşlarını silerken, “Ben de bunu anlayamıyorum ya!” dedi.

Anlamayacak ne var? O kadın kocana daha iyi yâr oldu da ondan… Sen kendi hayatını yaşıyorsun. Kendini bekâr veya dul mu sanıyorsun? En önemlisi, sen evinle, çocuğunla evlendin; o kadın ise kocanla evlendi.

İbni Teymiye’yi, hacıyı, hocayı yine anlarsın. Evvela kocanı anlamaya çalış!..

Salon, misafir odası, günlük oda, yatak odası, mutfak… Bunların her biri bakıma muhtaç!

Peki ya kocan?

Odadan odaya geç, koltukların tozunu al, kapıyı bacayı sil, halıları süpür… Buzdolabına koş. Dünden kalanlar, akşama pişecekler derken enine boyuna bir keşif başlar.

Ya kocanı ne kadar keşfettin?

Mutfağa gidince orada kaybol. Bir de çocuğu ilave ederseniz, artık koca devrede yok!.. Hele hele kırk yaşını aşmışsa, o kadın yalnız evini ve çocuklarını bilir. Kocası umurunda değil.

Dikişten yemeğe kadar her şeyi anlayan hanımlar, evliliğin sırrını anlayamıyor…

Elinden iş gelmeyen hanımlarsa, kocasının gönlünü almasını bildiği için, kocası da onun noksanlarına göz yumuyor. Becerikli hanımlar da yakınıyor, “Elinden iş gelmeyenler şen şakrak, bizim talih suya düşmüş!.. Böyle hayat mı olur!”

Elli yaşına gelmiş pek çok dindar kimsenin karısından ayrılmaya veya ikinci bir evlilik yapmaya kalkıştığına şahit oldum, “Benim kadın eviyle, çocuğuyla evli kardeşim, benimle evli değil. Ben de kendime eş bulayım” diyor adam. Çünkü erkek yemeği, yatacak yeri bulabilir fakat eş, yâr bulamaz; hele dindar ise…

Dünyanın çeşitli yörelerinde ak saçlı eşlerin kol kola yürüdüklerini gördüm. Bizde de adam bir âlemde, kadın başka âlemde… Evliliğin esasında yardımlaşma ve nezaket vardır.

“Bende hangi yanlışı buluyorsun? Seninle daha iyi anlaşmak için ne yapabilirim?” soruları yuvayı kurtarabilir. Fakat gurur mani oluyor.

Son olarak şunu söyleyeyim ki; kocasını memnun eden kadın, onu kendine bağlar.

18 Nisan 2009

Okunma Sayısı : 3.682

“Kocana Yar Mısın?” için 265 Yorum

  1. Simona Antoneta diyor ki:

    Erkeklere cesaret verip yuvalarini bozuyorlar böylece ben katlanmam ve hiç kimse kendisine yapilmasi istemediği bi şeyi başkasina yapmamali, kadin evde otursun hizmetçin olsun sende git eğlen bende giderim o nasil evlilik öyle allah katinda böyle bi kural yok

    • "Abdullah Bir" diyor ki:

      Bn: Simona

      Kime kızdınız da bu kadar “sert ve sivri” bir yorum (daha doğrusu fırça) attınız sayın yazara bilmiyorum… Ama, sanırım bu site ve sitede ki yazarların çizgisi pek de sizin “Allah, Kuran, sünnet, dünya ve ahiret inançlarınızla uyuşmuyor.

      Eğer amacınız sitede kendisinin veya yakınlarının sorunlarına “kalıcı çözümler” arayan insanların aklını karıştırmak ve sıkıntılı konuların konuşularak ve yazılarak bir şekilde çözüme kavuşturlmasını “SABOTE” etmek değil ise,

      Yanlış yerdesiniz bayan…

      Çünkü;

      Burada ki insanların tamamına yakını aralarında “yorum” farkı olsa da Kuran’ın “TÜM HÜKÜMLERİNİ” kabul etmiş insanlar…

    • seymen diyor ki:

      Kadın kocasına yâr olsun diyor, olmaya çalışsın diyor. Olmam da olmam diye inat edenler muhtemel sonuçlara katlanacak elbette.

  2. Simona Antoneta diyor ki:

    Ayni şey kadin yapsin kocasini birakip başkasina gitsin namus oluyo ozaman demi , kimse kendisine yapilmasi istemediği şeyi başkasina yapmamali

    • "Abdullah Bir" diyor ki:

      Siz kabul etmeseniz de ortada “tartışılmaz, değiştirilemez, değiştirilmesi dahi teklif edilemez” bir hüküm, mutlak gerçek (tabi İslam’a inanlar için) var.

      Hiç bir Müslüman kadının “ŞERİ sınırlar içerisinde” bunu yapma şansı yok….

      Hatta yapmasa dahi yapılmasını “caiz, normal” görme ve kabul etme şansı bile yok…

      Ama, dediğimiz gibi,

      “Ben Müslümanım” dediği sürece….

      Müslüman olmayanlara bir sözümüz yok zaten…

      Onlara söyleyeceğimiz tek söz, ” ALLAH HİDAYET NASİP ETSİN” şeklinde yapacağımız dua dan başka…

    • seymen diyor ki:

      Kadın boşanıp gidebilir. Erkek boşanmadan da evli olmayan başka bir kadınla nikâh yapabilir, evli kadın yapamaz.

  3. üzgününm ama.... diyor ki:

    Sayın yazar;
    Dediklerinize ancak şu şekilde katılabilirim evet kadın eşyalara , eve hizmet eder eşi unutur ise tamam haklısınız, ama evlilik iki kişiden oluşmaz mı, erkeğin görevini yapan eşi için aklına gelen ilk şey onu değiştirmek mi olmalı o zaman o beye de bey denir mi, kadın üzerine düşen vazifeleri kadınlığın ev hanımlığının, anneliğin gereğini yapıyor, evlenirken , birine kız aranırken denmezmi yemek yapmayı bilen, ev işinden anlayan bir kız diye yola çıkılmaz mı, o zaman kadın yemek yapmasın, evi pislik götürsün , kendi süslenip püslensin , yemeği dışardan istesin, işi para karşılığı temizlikçilere yaptırsın e adam zaten bunları evlenmedende bu şekilde halleder ki, şu var ki kadın üzerine düşen herşeyi yapar yorulur ama eşler arasında muhabbet varsa saygı sevgi varsa , erkek kadının her hizmetine karşı teşekkürle , güler yüzle karşılık verirse inanmıyorum ki o yorgunluk gitmesin, azıcıkta bir işin ucundan tuttumu erkek kadında yorgunluk kalmaz , yanlış anlamayın ev işi yapsın demiyorum ama kadına en azından bir kerede kendi çayını koyarak yada kadın çocuğa baktı esnada hatta eşinede çay koyarak inanın kadını o eş dinlendir enerji doldurmuş olur, tüm güzellikler bu küçük şeylerde saklı.
    Ays diye bir arkadaşımız demişki ben her işimi yarım bırakıyorum ama eşime eş olmaya çalışıyorum çok güzel ama sonraki yorumunda keşke eşim yarım kalan işleri görünce söylenmese demiş, bu canlı bir örnek değil mi demekki işleri bırakmakla olmuyor,
    Herşey karşılıklı anlayış, fedakarlık, birlik beraberlik, aidiyet duygusu , şefkat ile ilgili sevgi saygıyı söylemeye gerek yok zaten sevmeyen insana ağzınızla kuş tutsanız boş, ne demişler aşkın gözü kör, eğer eşiniz sizi seviyorsa birçok şeyi görmezden gelecektir zaten ama aksi durumda hem evinizde dört dörtlük kadın olun hem eşinize yar olun boş, istenmiyorsanız nafile…..
    O zaman şu da var erkek çok yoğun çalışıyor, eve iş getiriyor her yerde iş iş böyle birini düşünün, hemen şu yorum yapılır ailesi için çalışıyor kadın destek ve anlayış göstermeli … ??? neden ??? hani yar olmak vardı ?? o zaman kadın benimle ilgilenmiyorsun dediğinde bu dır dıra memnuniyetsizliğe nankörlüğe giriyor .
    velhasıl erkek memnun olmak istemiyorsa ona yarda olsanız boşşşş, kadın ev işlerine kaptırmışsa kendini, erkek başka kadına yöneleciğine , eşini alsın bu akşam yemek yapma dışarda yiyelim desin, yada bırak gel işide oturup karşılıklı kahve içelim desin vs vs . hiçbir kadın hayır ben ütü yapıcam demez eşine cevap olarak , inanın koşa koşa gider,

  4. ... diyor ki:

    bir erkek dinen dört kadınla evlenebilir tamam ama bir kadınla evliyken başka bir kadına aşık olabilir mi asıl mesele bu yani ikinci evlilik icin goruşur vs tamam burasına bişey demedik .ama yolda gidiyor bir kadın gordu buna aşık olma hakkı var mı evliyken sebepsiz yere başka bir kadına aşık olabilir mi bence bunu tartışmak lazım bekar bir adamdan farkı olmayacak mı dört evlilige kadar izin verildi diye. diyelim bir ortama girdi o ortamda birilerinden hoşlandıyda bu normal mı
    farklı sebepler olur ikinci eşi alması gerekir aracılar devreye girer goruşur begenir evlenir aşık olur burası normal ama durduk yere bir ortamda başkasına farklı gozle bakması boyle bir luks var mı
    o zaman şöyle bir durum çıkıyor ortaya bir kadının da evli bir adama aşık olması eleştirilecek bişey degil yani ben desemki evli bir adamı sevdim herkes llinç eder ama erkek ikinci kez evlenince normal karşılanıyor evlenmek zorunda kalmak ve ikinci eşi aracılar vasitasıyla bulmak ayrı bir ortama girip yada yolda birini gorup aşık oldum alcam demek ayrı evli oldugunu unutmayacaksın sen evlisin bunu bileceksin sorumlulugun var 18 yaşında lise talebesi gibi gordum begendim sevdim bunu alcam yok oyle bolluk.firuze hanıma lafım yok zira olayın teferruatını da bilmiyorum buyuk konuşmak gibi luksum de yok sadece Allahın hukmunu nefsimizin istegine gore yorumluyoruz buna dikkat çekmek istedim .

    • Yasin diyor ki:

      Bu sitede İzzet Güllü’nün aşk hakkında yazdığı iki yazısı vardı okumanızı tavsiye ederim.
      1. http://www.cocukaile.net/bir-sig-dusunce-hastaligi-olan-ask-1/
      2. http://www.cocukaile.net/ask-uzerine-2/

      Ayrıca Sema hanım’ın da çok eşlilk üzerine bir yazısı vardı okuyun isterseniz.
      http://www.cocukaile.net/cok-eslilik-meselesi/

      Site yorumcularından Süheyla hanım’ın “Ben bir erkeğin çok eşliliğe gönül doygunluğuna eremediği için ihtiyaç duyduğu” şeklinde mükemmel bir tespiti vardı, aynen katlıyorum, aklın yolu bir. :)

      “Allahın hukmunu nefsimizin istegine gore yorumluyoruz buna dikkat çekmek istedim” demişsiniz haklısınız. Kur-an’da bu konuda adaletin gözetilmesi dışında bir şart okuduğumu hatırlamıyoru ama “hoşlanması nomal değil” düşüncenizin aksine hatırladığım ayetler var. (Bakara-211, Ahzab-52)

  5. Nankörlük denen bir şey vardır diyor ki:

    Eğer erkek mutlu değilse onu kadınlar ordusu bile mutlu edemez.Kadınlarda da kabahat olabilir ama bu işin formülü kocanı memnun etmekle her şey yolunda gitmiyor bazıları her türlü iyi muameleye rağmen memnun olmuyor.Memnuniyetsiz insanı memnun edemezsiniz.Boş formüller bunlar. İnsanlar ya belasını arar ya mevlasını. Kimine ağzınla kuş tutsan yaranamazsın.Kadınlar itaatkardır sadıktır.Kolay memnun edilirler.Ama erkeğin bazılarını asla memnun edemezsin daha daha daha dahasını isterler

  6. Ays diyor ki:

    Yüzlerce yorum var. Herkes benim gibi ekleme ihtiyacı hissetmiş.
    Çoğu konunun ana fikrinden uzaklaşmış.
    Eşime gerektiği gibi YAR olduğumu düşünüyorum.
    Allahın izni ile her işten anlarım, ev işinden tutun da el işi, yemek, hamaratlık.
    Çoğu zaman hamaratlığa dair yaptıklarım yapmak istediklerim yarım kalır.
    Evimden başka sorumluluklarım da var.
    Okulum, sınavlarım, büyük sınavlar derken çok yarım kaldım ve sorumluluklarımı bile yarım bıraktım.
    Eşime yeterince yar olduğum için yazarın da dediği gibi kocam yapamadıklarımı görmezden geldi.
    Çoğu zaman kendisi destek oldu.
    O destek olmasa herşey yarım kalır ki zaten…
    Aslında sorumluluklarım o kadar fazlaydı ki, kocama yar olmanın dışında çok şey yarım kaldı.
    Bahçem, evim, çocuklarım, okulum, işim…
    Sanırım AŞK bizi katlanır yapan!!!
    Ne dersiniz?!

  7. Hasan diyor ki:

    Keşke ütü kalsa, bulaşık kalsa, köşelerde tozlar kalsa, ama kocası eve gelince onun için tüm enerjisini tüketmiş olmasa. Ev işi yarıda kalsa, ne fark ederki. Yeterki eşi için gönül ve enerji kalsın.

  8. gulbeyaz diyor ki:

    yasin bey,

    -sahabe hanımlarının yapıtığı bu hizmetler onların yuzlerini ortmelerine mani degildir.

    -“onlardan birsey isteyeceginiz zaman perde arkasından isteyin”ayeti ile Hz Aise validemizin yuzu acık erkeklerin arasında yer almıs olması hayal dahi edilemez..savaslara deve uzerine kurulan kucuk cadırvari evlerde(hevdec) yolculuk ediyorlardı.buna ifk hadiseseni anlatan aise validemizin”ben ufak tefek bir kadın old.icin hizmetciler hevdecin icinde olmadıgımı anlamayıp beni bırakıp gittiler “ifadesi guzel bir delildir.

    -“zam”ve “iskonto”ifadeleri bence sevimsizdir.daha once goruslerını yazmaya calstgm islam alimleri tuccar yonleriyle degil alim ve muctehit yonleriyle hukumde bulunmuslardır
    ehli sunnet itikadına sahip her mumini (kendisi de muctehit degilse) bu hukumler baglayıcıdır.
    (ayrıntılı bilgi icin bknz Bedıuzzaman /ictihat risalesi/sozler)

    -ortunme ayeti kerimesinde sınırlar icin detay gecmemesi (cilbab ın bir cok tefsiri old.gibi)Allah c.c. un bir rahmeti ve Kuranı K.in evrensel dilinin bir gostergesidir.tesettur renk ve sınırlarının konjekturel olabilecegine dikkat ceker(zinet yerleri(?) ifadesinin bircok tefsiri old)gibi

    -bakıs acınızı anlıyorum islam kolaylık dinidir.bahsettıgınız sakıncalar elbette vakidir.Peygamber sav in suizan ı onlemek icin safiye validemizin yuzunu acıp sahabelere “bakın bu safiyyedir”buyurması gibi

    selametle..

  9. gulbeyaz diyor ki:

    yasin bey sizin zaten malumnuzdur ama ben yine de belirteyim

    -hanbeli ve şafii imamları kadın yuzunu avret sayıp ortulmesini sart kosmuslardır
    maliki ve hanefi imamları fitne ve fitne korkusu yoksa el ve yuzu avret saymazlar
    -fitne(kadının kendini guvende hissetmemesi,zinanın artmıs gunahların yaygınlasmıs ollması,dusman askerinin topraklara girmesi) var ise onlara gorede ortmek sarttır..
    -ne varki namaz ve hac ibadaetlerinda el ve yuzun acıkta kalması,hanım sahabelerin hepsininyuzlerini orttugune dair rivayetin olmayısı bunun farz olma(yabilecegi)dıgını gosterir diyen görusler vardır.
    -bununla bereber bir mumine hanımın belkide guzelligin merkezi olan yuzunu haramın bakıslarından uzak tutarak gönul dunyasını daha temiz tutmak istemesi takdire şayan olsa gerek
    ..”bunula beraber takva elbisesi daha hayırlır”(araf/26)
    ayrıca bknz :Ali Unal /Kuranı Kerim ve acıklamalı Meali(notlar syf.777/931)
    en dogrusunu Allah c.c bilir.

    • Yasin diyor ki:

      Allah sizden razı olsun,
      Bildiğiniz üzere peygamberimiz zamanında hanım sahabeler savaşlara katılarak yaralılara su vermiş tedavi etmiştir, Hz.Ayşe’nin deve sırtında savaşlara katıldığını okumuştum, mevcut durumun örfi uygulamalarla abartıldığını düşünüyorum.
      Tanınmama düzeyinde örtünmenin mahzurlarını da düşünün, iftiralara ve suistimallere yol açabileceğini düşünün, örtünme Allah’ın belirttiği sınırlarda kalmalı, Allah’ın emirleri zam veya iskontoya tabi tutulamaz, verilen emir ne ise o kadar.

      Nur süresi 31 ayet bu sınırları anlamaya yetmez mi?

      • ervah diyor ki:

        Elbetteki sinirlari anlamaya yeter…lakin tesettür ayetlerinin dört merhalede indigini nedense hic dile getirilmiyor.

        Acizane yazayim…

        1. merhale – AHZAB suresi 33.ayet

        2. merhale – NUR suresi 31.ayet

        3. merhale – AHZAB suresi 59. ayet

        4. merhale – AHZAB suresi 53. ayet

        Bu siralamalar islam alimleri tarafindan eskimeyen kitaplarda belirtilmistir. Fitrati bozulmamis her müslüman bu merhaleleri okur okumaz itikatini düzelmemesi mümkün degil.

        Saygilarimla

  10. gulbeyaz diyor ki:

    “Ya beylerimiz ne yapardı? Nebiler Sultanı’nı nasıl ağırlarlardı? “Sünnet”ten tek anladıkları ikinci evlilik olan “dindar” beyler iftihar ederler miydi bu sünnet hassasiyetlerinden? “Allah, kuluna verdiği nimetin eserini üzerinde görmek ister” buyurmuştun Yâ Resûlallah! Biz de bu nimetleri göstermek için elimizden geleni yapıyoruz. En pahalı arabalara biniyoruz. İmam nikâhıyla da sünnetini ihya ediyoruz. Artık beş yıldızlı otellerimiz var. Bizim hassasiyetlerimize göre hizmet veriyorlar. Oraların bir gecelik ücretiyle, yurtdışında bir öğretmen bir ay idare ediyor ama olsun, arada tatil de yapmak lazım. Hamd olsun nereden nereye geldik” diye anlatırdık halimizi herhalde!”Süleyman Sargın/zaman gazetesi

    • gulbeyaz diyor ki:

      “Bak ümmetin ne kadar zengin oldu. Tanınmasınlar diye emredilen tesettürün bile modasını çıkardılar. Renk renk, desen desen eşarplara, pardesülere çuvalla paralar harcadılar. Sonra perdesüleri de terk ettiler. Şimdi artık pantolon giyiyorlar. Buna da kimsenin bir şey demesine tahammül edemiyorlar.” diyebilir miydik?”Süleyman Sargın/zaman gazetesi

      • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

        Allah SÜLEYMAN SARGIN’dan bu cümleleri yazdığı için SİZ’den de bu ifadeleri buraya taşıdığınız için ALLAH da KULLARI da RAZI OLSUN

      • Yasin diyor ki:

        “Tanınmasınlar diye emredilen tesettürün bile modasını çıkardılar.”
        Değişik meallere baktım, arapça orjinaline de baktım, İlgili Ayette ben “TANINMAMA” emrini göremedim.
        “TANINMASINLAR diye emredilen” cümlesi neye dayandırılmış anlıyamadım.

        • AYsun diyor ki:

          TESETTÜRE DAİR…
          Açıkçası direk “TANINMASINLAR” diye bir kelimenin geçtiğini ben de bilmiyorum ama burdaki olay ,kimse onları ciddi anlamda “kim bu kişi çıkaramadım” anlamında değil de cazibe ve güzelliklerini korusunlar anlamında anlamak lazmdır.helali olan eşi onu tanısın,harambakışlarla birileri keşfe çıkmasın,ÇIKARTTIRMASIN( kadın). Konu açılmışken tesettüre dair birkaç söz söylemek istiyorum;

          *TESETTÜR KADININ İLK EVİ,EV KADININ İKİNCİ TESETTÜRÜDÜR.

          *TESETTÜRÜN AMACI GİYİNMEK DEĞİL,ÖRTÜNMEKTİR!

          *TESETTÜRLÜ KADIN KARŞI CİNSE ŞUNU SÖYLER;DİŞİLİĞİMLE DEĞİL,KİŞİLİĞİMLE İLGİLEN!..
          Sözler Mustafa İslamoğlu’na ait.

          Bu arada NUR 31 den önce NUR 30 vardır.MÜMİN ERKEKLER İFFETİNİZİ KORUYUN.
          ARTIK HARAM ET GÖRMEKTEN SIKILDIĞIMIZ, ZİNANIN KAYNADIĞI BU DÜNYA DA ÖRTÜSÜNÜ ŞEREFLE TAŞIYANLARA SELAM OLSUN…VE TABİİ NEFSİNE RAĞMEN BU ET DÜNYASINDA,BEN HARAMA BAKTIĞIM AN RABBİM DE BANA BAKIYOR DEYİP BAŞINI,ZİHNİNİ HELALE ÇEVİREN MÜMİN ERKEK KARDEŞLERİMEDE,BU BİR İÇ CİHADDIR.ALLAH CİHADINIZI KABUL ETSİN.
          NOT: kadın ve erkeğin buluşması muhteşem bi olaydır.ortadan o harika RUH kalkınca ortada etten başka birşey kalmıyor.et demem bundan…

          • gelibolu diyor ki:

            Tesettür Nedir, Ne Değildir

            ——————————————————————————–

            Tesettür; setretmenin, suret ve siret boyutunda tecellisidir. Yoksa birilerinin empoze ettiği gibi şekilcilik değildir.

            Tesettür emri, kadın erkek tüm mü’minleri kuşatan bir farz-ı ayndır. Kadınların ifasıyla erkeklerin sıyrılabileceği bir farz-ı kifaye değildir.

            Tesettür; harama götüren yolların üzerine set çekmektir. İş işten geçtikten sonra sığınılacak liman değildir.

            Tesettür; namahrem nazarları celbedecek tavırlardan kaçınmak demektir. Dikkat çekmek için vargücünü sarfedip sonrasında ahlak abidesi kesilmek değildir.

            Tesettür; konuşmanın, halin, hareketin yani hayatın bütünüdür. Eve gelince baştan sıyrılacak bir metre kumaş değildir.

            Tesettür; baştan aşağı tüm bedeni setredecek bir mana bütünlüğüdür. Başı örtüp bedeni teşhir etme ikilemi değildir.

            Tesettürün amacı dış ortamda dikkat çekmemektir. Makyaj, parfüm, dikkat çekici takılar vs ile ”ben buradayım” demek değildir.

            Tesettür; mü’min erkek ve kadın için kimliğini ortaya koyan önemli unsurlardan biridir.Aşağılık kompleksine kapılmışcasına birilerinin yaşam tarzlarını taklit etmek değildir.

            Tesettür; sünnet-i seniyye ölçeğinde istikamet belirlemektir.Moda, trend, defile rüzgarlarında savrulmak değildir.

            Tesettür; kuralları ve kaideleri Kur’andan almaktır.Ne idüğü belirsiz şaklabanların ağzından çıkanları uygulamak değildir.

            Tesettür; eline diline beline sahip olarak edep tacını takmaktır. Edepsizlerin açtığı çığırda figüran olmak değildir.

            Tesettür ; gerektiğinde dişleri kilitlemek, yerli yersiz gevezelikten uzak durmaktır. Söze manasını kaybettirip laf salatasına dönüştürmek değildir.

            Tesettür; yerine göre vakarlı,yerine göre tebessümlü bir çehreyle insanlara muhatap olmak demektir. Kahkaha ve laubalilikle kantarın topuzunu kaçırmak değildir.

            Tesettür; öze dönmek aslına rücu etmektir. Başkalarının yürüyüşünü taklit etmek değildir.

            Tesettür; kendi ayıbı kadar başkalarının ayıbını da sütrelemektir. Fırsatı fırsat bilip deşifre etmek değildir.

            Tesettür; ruhen, ahlaken, vicdanen ve aklen kemale terakki yolculuğudur. Esfel-i safiline düşenlerin eteğine yapışmak değildir.

            Tesettür; ayet ve hadislerdeki hükümlere kendini muhatap kılmaktır. Hükümleri tevil ederek hükümsüzleştirmek değildir.

            Tesettür; Rabb-i Rahimin emrettiğini, Rabbi Rahimin istediği şekilde ruh ve bedeni mezcederek tatbik etmektir. Takva libasına bürünmek, haya perdesiyle gizlenmek, iffet zinetiyle süslenmek, gözünü harama yumabilmektir. Sadece başı örtmek olarak algılanan tesettür anlayışı büyük ölçüde eksiktir.

            Sözün özü tesettür; yaşam biçimini hayatın merkezine koymaktır. Biraz ondan ,biraz bundan laçkalığıyla özünden uzaklaşmak değildir.

            Zeynep Öztoprak

        • gulbeyaz diyor ki:

          59- Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına hep söyle de cilbablarından (dış elbiselerinden) üzerlerini sımsıkı örtsünler. Bu onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverişli olandır. Bununla beraber Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir(ahzap 59/Elmalı..)

          • gulbeyaz diyor ki:

            ..boyle yapmaları (imanları ,iffetleri,ve mahremiyet sebebiyle)bilinmesi ve kendilerine saygı duyulup (sarkıntılık gibi yollarla)incitilmemeleri bakımından en uygun davranıstır(meal,ali unal)
            yani guzelliklerinin tanınmaması(bilinmemesi)

        • Yasin diyor ki:

          AYsun ve Gülbeyaz Hanım,
          Evet, dediklerinize itirazım yok benim, örtünmeye de itiraz etmedim,
          “TANINMASINLAR” kelimesinin dayandığı bir mesnet var mı? bunu sordum,

          Gülbeyez hanımın dediği gibi; “Tanınmalarına ve eziyet edilmemelerine” denilmekle zaten amaç açıklanmış oluyor.
          Örtünmek bir yönüyle mensubiyet göstegesidir, Ben Müslüman’ım diye mesaj vermektir. İslami hassasiyetlerin güçlü olduğunu göstermektir. Yani; kendini herkese “Müslümanım” diye TANITMAKTIR.

          Birinin kimliğinin anlaşılmayacağı derecede örtünmesinin; sayılamayacak kadar çok mahzuru olduğu, düşünülürse anlaşılacaktır. Örtünmek tanınmaya engel değildir, maske olmamalıdır.

  11. Süheyla diyor ki:

    YASİN BEY,

    Yorumlarınızla çok eşlilik konusunda çok tepkili olan desperate hanımını bile sakinleştirmeyi başardınız ya helal olsun:)Eğer eşinize karşı tutumunuzda böyleyse ve eşiniz bunun kıymetini bilmemişse gerçekten üzücü bir durum…bu site deki en düzgün,en kaliteli ve bilgilerini efendice paylaşmayı beceren kişilerin başında geliyorsunuz.Çok bilmek hakikaten önemli değil -ki çok bilen çok yanılır-önemli olan bildiğini en güzel şekilde paylaşabilmektir.Çünkü kadının çok bilmişi çekilmiyor ama erkeğin çok bilmişi hiç mi hiç çekilmiyor ve üstelik iticileştiriyor.

    Üslubunuzu bozmamanız ümidiyle…

    • Yasin diyor ki:

      Süheyla hanım,
      Beni bu şekilde tanımladığınız için; Teşekkür ederim :)
      Aslında bu benim uslubumdan ziyade, desperate hanım’ın erdemidir. insan’ın hatasını farkederek düzeltmesi eleştiriye açık oldup kibirli olmadığının ve iyi bir insan olduğunun ispatıdır.

      Burada kullandığım uslup neyse normal halimdir, ne eşime ne de başka hiç kimseye karşı asla kırıcı davranmadım, eşimle aramızdaki sorun esasen ailesi ve kendi kişiliğiyle ilgiliydi. Genel bakış açısı olarak; sürekli sorunun karşılıklı olduğu düşünülür. Ben hatasız olduğum iddiasında değilim, benim de hatam olabilir, hatalı olsam bile karşılıklı olarak iyi niyet ve anlayış olsa her türlü sorunun üstesinden gelinir. Sürekli tek taraflı özverili davranmak maalesef çözüm olmuyor.

      Benim durumuma Sema hanım bir yazısında değinmişti,
      http://www.haber7.com/haber/20111031/Kadinlardaki-bu-cesaret-nerden-geliyor.php
      sebepsiz güç mücadelesi, ailesinin etkisi ve yola getirme taktiği

      • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

        Haddini ve sınırlarını bilenler ile sanalda da olsa yapılan muhabbetin tadı bir başka oluyor…

        Yok mu sabırda, uslupta, zekada, edepte, ilimde, tecrübede, vb kendisini “Ağır siklet”, gören ( orta, deste ve hafif sikletteki adayların müraacaatı işleme konulmayacaktır :-) ) “başa güreşecek” başka babayiğit yorumcu (kadın-erkek farketmez) bu sitede.

        Buyursun gelsin aramıza katılsın.

        Korkuyormusunuz? Korkmayın canım, korkacak bişey yok, adam yemiyoruz ya. Altı üstü oturmuş burada yorum yazıyoruz.

        Kimimiz “zevk için” :-) , kimimiz dertlerine çağre bulmak, tecrübelerini paylaşmak, bilgi aktarımı yapmak, sizi uyarmak ve bizim düştüğümüz tuzaklara sizinde düşmememiz için, kimimiz gergin olanların gerginliğini gidermek ve onları sakinleştirmek, bazılarımız insanları cesaretlendirerek sıkıntılarını yazarak da olsa paylaşmalarına zemin hazılamak vb maksatlarla ilmince ve dilinin döndüğünce “sadece yazıyor”… :-)

        Bakmayın siz ilk anlarda birbirimize el ense çekmemize. O iş her pehlivanın güreşe başlarken yaptığı sıradan davranıştır. İşin asıl püf noktasıda orası zaten. Muhabbetin esas tadı bu el ense çekme faslının sonrasında ortaya çıkıyor. Yapılan yorumlarda muhabbet, bilgi, tecrübe adına güzel paylaşımlar çıkyor piyasaya…

        Her nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsanız da derdi olan veya derdine çare arayan buyursun, biz bu akşam da buradayız, bekleriz…

    • tarık diyor ki:

      Evet Yasin kardeşim, Süheyla hanım çok haklı, bu güzel üslubunun devamını diliyorum ben de. “erkeğin çok bilmişi” kontenjanını ben doldurur iticiliği de kimseye kaptırmam, sen merak etme:)

      • Süheyla diyor ki:

        Sahip olunan bilgiyi tevazuyla sunmayı becermek te yetenek ve zeka işi Tarık Bey.Madem ki çok bilmişlik ve iticilik kontenjanını doldurmaya gönüllüsünüz,ne diyelim vatana, millette, siteye hayırlı, uğurlu olsun:))

      • Yasin diyor ki:

        Meraktan çatlıyacaktım “kim gönüllü olacak” diye :D,
        Allah senden razı olsun, inşallah ahirette üslubuna göre değil, niyetine göre muamele görürsün. Çünkü; herşeyin olduğu gibi, üslubün de vebali var, insanları kırmadan sebepsiz yere üzmeden de bazı şeyleri ifade etme yolları varken, neden bağcıyı dövelim ki? Güzellikle üzüm yiyelim, değil mi?
        Tebliğ esnasında peygamberimizin kırdığı bir kalp var mı?

        • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

          “Meraktan çatlıyacaktım “kim gönüllü olacak” diye”

          Aman Yasin kardeşim sakın haa… Çatlayım, patlayım deme.Bu devirde “ilim sahibi kaliteli ve uslubu düzgün sakin adam” kadrosuna eleman bulmak kolay değil. .-)

          Gözünü seveyim kendine dikkat et sen bu siteye ve bize lazımsın (bu konuda şaka yapmıyorum çok ciddiyim)

          Seni şahsen tanımdadığım halde Allah rızası için seviyorum kardeşim.

          Daima Allah’ın razı olduğu ve Resulüne tabii bir kul olman duasıyla…

  12. Reyyan diyor ki:

    Sayin hocam, bu kadar yorumu okur musunuz bilmem ama, yaziniz biraz tek yonlu olsa da gercekleri ifade ediyor. Ama madalyonun diger tarafina da bakmali.
    Bir de en basta bahsettiginiz Ibni Teymiyye meselesi var. Konuyla alakasi nedir, neden yazilmistir oraya? Ilginc…

    • tarık diyor ki:

      Hocamın yorumları okuyacağını sanmıyorum zaten yazısının bu siteden yayınlandığından bile haberi yoktur, muhtemelen bu yazı Zaman gazetesindeki köşesinden alınmış ve 3 sene önceki bir yazı.

      İbni Teymiyeden neden bahsettiğini yazının ilerleyen bölümlerinde görebilirsiniz. Kadın “Ben İbni teymiyeyi bile okudum, mürekkep yaladım her naneyi biliyorum” demeye getiriyor. Hocam da istersen 50 tane Teymiyye oku, kocanı okumadan bir şeye yaramazsın demeye getiriyor.

  13. Demedi Deme diyor ki:

    YANLIŞ TERCİHLER SONUCU YAŞANAN ÇATIŞMALARIN SONRASINDA BOŞANMALARIN YAŞANMAMASININ ÇARESİNİ YÜZYILLAR ÖNCE SÖYLEMİŞ MEVLANA.

    İlla birini seveceksen, dışını değil içini seveceksin.

    Gördüğünü herkes sever ama sen asıl görmeden seveceksin.

    Sözde değil özde aşk istiyorsan şayet; “TEN”e değil, “CAN”a değeceksin…

    “Demedi Deme” yin

  14. gul diyor ki:

    ikinci es mevzusu cıvıttı bence..ac kedinin ruyasında ciğer sayıklaması gibi birsey..ne esit finanse edebilmek ne esit zaman ayırabilmek mumkun degil iki AİLEye de..aile diyorum cunku aile kadın ve erkekten ibaret olmaz coğu ,zaman icinde evlatlarımızda var..esitlik kadınlar arası değil evlat ve hanımların akrabalarıyla munasebette de yapılmalı…bu dunya imtihan dunyası.. nedir bu kadınlarda azcık zorlansa “alır cocuğu giderim”,erkeklerde “alırım ikinciyi catlarsın hasedinden “muhabbeti..ciddi musluman konusması değıil bunlar ..ahkam kesenler (kadın yada erkek)ya bekar ya ayrılmıs ya evli,bir den fazla kadınla yasamaya calısanın yorumu yok…bir islam alimi ,Peygamber sav hicbir mucizesi olmasaydı , 9 hanımla hakkıyla gecinebilmesini mucize olarak O na yeterdi buyuruyor…benim cokesliliğe sozum yok..rızıktır bu .kadın-yada erkek rızkını almadan omrunu tamamlamaz..alnına 10 evlilikte yazılmıssa yapacaksın bu evlilikleri kacarı yok..fakat Resulullah sav buyuddularki”rızıklar Allah katında tayin edilmistir,o halde onurlu bir sekilde isteyiniz”onur kulun yuzsuyu dokmeden Allahın lutfuyla rızkını istemesidir(A.Geylani,el-fethurrabbani)Allah(cc) kimimizin yapmıs ,kimimizin yapacak olduğu evliliklerimizden razı olması duasıyla.

  15. elif diyor ki:

    Muhterem Yayın Danışmanı ve Yayın Yönetmeni öncelikle sizlerden Allah ebeden razı olsun.Benim bir ricam olacaktı mümkünse değilsede canınız sağ olsun sadece öneri..Burda yaptığımız yorumlara gelen cevapların mail adreslerimize bildirilmesi mümkün mü acaba? Bu şekilde takibi çok zaman alıyor. Yada mümkün de ben bilmiyorsam nasıl yapılır? Bi de son yorumlar kısmının sayısı artırılabilir mi acaba?
    ****
    bu konuyu araştırıp bilgilendireceğim inşallah…teşekkür ederiz:)tugba

  16. firuze diyor ki:

    Kim bu dusuncede ise uzerine alinabilir (alinmak isterse tabi), ama ben kimseyi itham etmeden ortaya yaziyorum…

    Neden bir erkegin 2. esi olan kadinlar icin hep “adamin parasi” icin ikinciligi kabul ettigi soylenir? Neden insanlar bu kadar materyalist yaklasiyorlar olaya ve ne zaman degisecek bu zihniyet ? 2. ci kadinda sevmis olamaz mi, tipki birinci kadin gibi guvende olmak icin, huzur bulmak icin kismi de olsa mutlu olmak icin evlenmis olamaz mi, ya paragoz oldugu icin ya da caresizliginden dolayi mi illaki ikinci olur ? Ben de esimin ailesinin bu sekilde dusunecegini (maalesef cogunlugun dusundugu gibi ) onceden ongordugum icin (ki bunu ongormek bizim toplulumuzda hic de zor degil) bildigim icin, evlenmeden once kendi kazandigim para ile bana bir omur boyu yetecek kiyafet ve ayakkabi aldim. Esimden hicbir sey istemedim, o bana bir altin bileklik ile bir de alyans aldi, alyansima da daha sonra ilk karisi el koydu geri vermedi (esimin cebini karistirinca bulmus ve geri vermemis). Buna ragmen hala parasi icin geldin diye hakaretler, iftiralar isittim, oyleki yedigim lokmaya kadar konustular, simdi lokmalar zor geciyor bogazimdan, eve alinacak yiyecekleri alirken bile cekinerek para harciyorum. Sizce hep birinci kadinlar mi sikinti cekiyor ? Diyecek bircok kisi, ikinci olmasaydin da bunlari yasamasaydin. Ben de buradaki herkese diyorum ki, siz siz olun asla ve asla “asla” demeyin.Buyuk konusmayin… Sozlerimizi yazarken soylerken, Yuce Yaraticiyi unutmayin…..Burasi imtihan dunyasi…….

    Selam ve Dua ile…..

    • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

      Muhterem FİRUZE Kardeş

      Sen müsterih ol, gönlünü ferah tut.Sen asla yanlış, haram, yüzkızartıcıi, kötü bir şey yapmadın.

      Bazı İnsanların kınamsı senin huzurunu kaçırmasın. Kocana olan sevgine ve güvenine zarar vermesin. Seni ve senin gibi bir erkeğe ikinci eş olanları gelenekçi çağdaş yobazların yaptığı haksız eleştiriler, ayıplamalar ve kınamalar sizi dünyevi ve ebedi huzurunuzdan uzaklaştırmasın.

      İhtiyacı olan erkeklere de kocasının iki dünyasını da cennet eyleyecek. ( ebu cehil zihniyetli cehennemlik insanların şerrinden Allah’a sığınırım) Hz. Hatice validemiz gibi, aklı başında, resulullah efendimize söylediği “SEN SÖYLÜYORSAN DOĞRUDUR” sözünde olduğu gibi teslimiyetin ne demek olduğunun farkında olan bir hanım nasip etsin.

      Allah kendisine teslim olmuş ve tam olarak iman etmiş kocasına dünya ve ahiret huzurunu sağlayan (birinci veya ikinci fark etmez) tüm eşlerden razı olsun.

      Allah’ın rızasını gözeterek yaşadığın(ız) sürece iki cihanda huzurlu olman(z)ı temenni ederim.

    • desperate diyor ki:

      Zaten evliyim ama büyük konuşmak istemem yine de. Empati yapmam gerekirse bekar olsaydım evli bir adama aşık olsam eğer kendisi evliliğinde mutsuz ise boşanmasını isterdim, boşanmak istemiyorsa da eyvallah der uzaklaşırdım kendisinden. Olmaz ya hadi çok sevdim kopamıyorum, vicdan azabı çekerdim, kendimi kötü hissederdim, suçluluk duyardım, dini kılıflarla kendimi haklı bulup, ilk eşiyle eşit görmezdim.
      Sizinki nasıl bir sevgiydi bilmiyorum ama ben de eşimle çok büyük sıkıntılar çekerek, fedakarlıklar yaparak evlendik, benim eşim bana bir bileklik bile takmadı, alyanslarımızı da ben aldım. Ama yine de benim için vazgeçilmez değildi eşim. Önümüzde maddi engellerin dışında başka bir engel olsaydı din farkı, evli olması ya da ailemin reddetmesi gibi evlenmezdim. İnsan her zaman için duygularına hakim olmayı bilmeli. Olamıyorsanız da kusura bakmayın eleştirilere tahammül edeceksiniz.

      • desperate diyor ki:

        Ayrıca biri gelecek ben eşine aşık oldum, imam nikahıyla evlendim, bundan sonra ben de senin gibi onun eşiyim dicek var ya o kadına yapacaklarımı düşünmek bile istemiyorum. Hayatının hatasını yapar.

        • firuze diyor ki:

          Hz. Ayse de diger kadinlara hayatinin hatalarini yaptiklarini yaptiklariyla ispat etti degil mi (!) ? Cok merak ediyorum bir musluman hanim olarak siz kimi kendinize ornek aliyorsunuz, sahabe hanimlarini mim dizi oyuncularini mi ? Elestiri ile suizan arasindaki farki size anlatmama gerek yok sanirim…..

          • desperate diyor ki:

            Peygamberimiz yillarca ilk esi Hz Hatice ile tek esli olarak yasamis, daha sonra bazi nedenlerle cok es almis medenlerini buradaki yorumcular benden daha iyi bilir. Hz Ayse degilim onun yasadigi cagda ve kulturde yasamiyorum onu anlamam imkansiz ayrica peygamberimiz Hz Aysenin rizasi olmasaydi diger esleri ile evlenir miydi? Herkes kabul etmek zorunda mi sizin birlikte oldugunuz adamin esi kabul etmek zorunda mi? Sizin ustunuze 3.yu getirince siz kabul edersiniz. Ayrica insafli kadinmis ki gelip buraya yazabiliyorsunuz.

          • Süheyla diyor ki:

            Desperate Hanım,

            sizin birlikte oldugunuz adamin esi kabul etmek zorunda mi?Cümleniz sizi tehlikeye sokar aman dikkat edin.Tasvip etsenizde etmesenizde nikah kıyıldıysa evli oluyorlar.

            Keşke imamlara da resmi nikah kıyma yetkisi verilse ve imamlar nikah esnasında kadına ve erkeğe haklarının neler olduğunun, tür taleplerde bulunabileceğini söylese.Evet kadınların çoğu üzerine eş istemiyor ama nikah esnasında eşinin üzerine evlenmemesi hususunda şart koşmayı ya hiç bilmiyor ya da aklına gelmiyor.Zaten pek çok sorun baştan yapılan hatalar yüzünden kaynaklanıyor.Şahsen ben,bu siteye girene kadar evleneceğim zaman 2.eşi kabul etmeyeceğim hususunda şart koşmak hiç düşüncemde değildi.Ama şimdi kesin kararım,evleneceğim zaman bu şartı koşacağım.Bununla birlikte eşimi memnun etmek için de elimden geleni yaparım:)

        • Yasin diyor ki:

          sayın desperate,
          firuze hanım’ın veya ikinci eş durumunda olanların neler yaşadığı neden ikinci eş olmayı kabul ettiklerini bilemeyiz, Allah’ın izin verdiği konuların tartışma konusu yapılmasını doğru bulmuyorum.
          Yaşamak zorunda kaldığımız bazı sıkıntılar daima kendi hatalarımızın sonucu olmayabiliyor, bunu nasıl tarif edebileceğimi bilemiyorum, mesela; trafikte kaza yapan iki araçtan mutlaka birinin hatalı olduğu kanısına varmak yüzeysel olur, makas atarak kazaya sebebiyet veren asıl kusurlu araç ortalıktan sıvışırken hatasız olanlar başkasının kusurunu malı ve canıyla ödeyebiliyor.
          Bu sebeple; kendi hayatınızda yaşamadığınız sıkıntılar ve imtihanlar hakkında büyük konuşmayın, bir gün hiç tahmin edemeyeceğiniz bir şekilde, icabında başkaları için mecbur kalarak aynı imtihanı yaşamak zorunda kalabilirsiniz.
          Ayrıca; ayette tek evlilik tavsiye edildiği halde dört’e kadar izin verilmişse bunda mutlaka bir sebep bir hikmet vardır. Bize düşen kayıtsız şartsız Allah’ın hükümlerine itaat etmektir. Hoşumuza gitmese bile bize şer gibi görünen şeylerde hayır vardır.
          Kadın Erkek Yalnız Kalınca’da gösterdiğiniz duyarlılığı ve anlayışı bu hanım kardeşimize çok görmeyin.
          “Kimse sınanmadığı imtihanın Masumu değildir.”

          • desperate diyor ki:

            Yasin bey en kotu seneryoyu dusunuyorum ilk esinin kotu oldugunu bosanmaya yanasmadigini, ama seviyorsa insan bekler 3 yil 5 yil oyle degil mi sevenler bir omur de olsa bekler. O konudaki havvayi anlarim, sevip evlenmeden birlikte olani ustune cocuk dogurani, kocasini aldatan kadini da anlarim, duygularina soz geciremeyip yapmistir ayni zamanda yaptiginin kotu bir sey oldugunu bilir pismanlik duyar ama evli adamin ikinci esi oldum diyip kendini hakli gorup gelip sitede uzerine ikinci esi kabul etmeyen esas esleri suclayani anlayamam.
            Bir de kendine bir omur yetecek kiyafet ayakkabi almis, bu da para icin yapmadigini gosteriyormus. Aman ne buyuk bir lutuf.

        • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

          Sayın desperate

          Sadece kadına mı hayatını zehir ederdiniz :-)

          Siz ne merhametsiz bir kadınsınız. Merhametli, helal süt emmiş bazı kadınlar sevenleri öbür dünyada da ayırmamak için ikisini birden öldürüyormuş :-)

          azıcık insaflı olun canım, ölmezsiniz ya :-)

          • desperate diyor ki:

            Niye oldurup kendi hayatimi mahfedeyim ama inanin ikisi de olmeyi tercih ederlerdi. Ayrica merhamet etmeyene merhamet edilmez.

        • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

          Sayın desperate

          “”sevip evlenmeden birlikte olani ustune cocuk dogurani, kocasini aldatan kadini da anlarim, duygularina soz geciremeyip yapmistir ayni zamanda yaptiginin kotu bir sey oldugunu bilir pismanlik duyar “”

          Beni hayal kırıklığına uğrattınız, inanın çok şaşırdım.Ben sizi (diğer konulardaki yorumlarınızdan tanıdığım kadarıyla) aklı başında, mantıklı ve bilinçli bir inanan bir kadın olduğunuzu düşünmüştüm.Ama yukarıdaki cümlenize baktığımda görüyorum ki sizin en zayıf yönünüz ne aldatılma, ne süreli metres nede Allah’ın açıkça haram kıldığı zina ve zina sonucu doğan çocuk. Sizin en zayıf tarafınız (kabul ediyorum size göre hoş değil ) BİR ERKEĞE HELAL VE SERBEST OLAN 2. HANIM.

          Kusura bakmayın ama helal olanı şahsı olarak kabul etmemenizi bir nebze olsun anlarım, ama bir erkeğe şerefiyle 2 hanım olmuş bir kadını bir metresden, evlilik dışı çocuk doğuran bir zinakardan daha kötü bir şey yapmış gibi kabul etmenize ve dahada önemlisi çok büyük bir günah işlemişcesine suçlamanıza sessiz kalamam.

          Aynı zamanda sizinde (istemeden de yapmış olsanız ki ben öyle olduğuna inanıyorum ) islam da büyük günahlar olarak isimlendirilmiş

          ZİNA YAPMAYI, EVLİLİK DIŞI ÇOCUK DOĞURMAYI, KOCASINI ALDATAN KADINI HOŞ GÖRMENİN GÖTÜRÜSÜNE KATLANMANIZA GÖNLÜM RAZI OLMAZ.,.

          Sizden, yine sizin iyiliğiniz için bu düşüncelerinizi tekrar gözden geçirmenizi rica ediyorum.

          • desperate diyor ki:

            Sizi hayal kırıklığına uğrattığım için üzgünüm ama vallahi o bahsettiğim kadınlar bana daha masum geliyor çünkü onlar yaptıklarının hata olduğunu bilir belki içinden pişmanlık duyar başkasını suçlamaz. Aşk için her şeyi mübah kılmak ne kadar doğru? O kadınlar da aşk için yapmıyor mu? Farkı nedir? Eşim başkasına aşık olsun gelsin dürüstçe söylesin ben boşanırım, zaten gönlü başkasına kaymış adamdan hayır gelmez. Ama yok ben ikinci eşim, benim hakkım, kocanı benle paylaşacaksın cır cır cır diye öten bir kadın çıkarsa sonu hayır olmaz.

          • firuze diyor ki:

            Desperates Hanim

            Lutfen bundan boyle benim ile ilgili yorum yapmayiniz. Cok cirkin ve kirici bir uslubunuz var. Ben kimseyi kotulemedim, ama Allahin bir ruhsatini kullandigim icin, zinakar bir kadindan bile daha kotu birsey yapmisim gibi beni hakir gormeniz ve asagilamanizdan dolayi sizi Allaha havale ediyorum. Rabbim kalbinizi yumusatsin ve kocaniza sabir versin ins.

            Selam ve dua ile…….

          • Yasin diyor ki:

            desperate hanım,
            firuze hanım için söyledikleriniz çok gaddar bir yorum olmadı mı sizce de?
            İnsanların yaşadığı sıkıntılar daima kendi seçimlerinin sonuçları olmayabilir, bazen şartlar zorlar, bazen çevre, töre, kültür, aile aklınıza gelemeyecek nice şeyler.
            İkinci eş denince hemen “art niyetle zengin erkeklerin aklını çelen fettan kadınlar” gelmesin aklınıza, ikinci eş olacağını bilmeden evlenenler bile var.
            Art niyetle evli erkeklere kancayı takan kadınlar bir kişiye neden bağlansınlar ki? Daldan dala sıçramak daha cazip olmaz mı böyleleri için? Her olay kendi içinde değerlendirilir.

            Önceki yazılarınıza bakınca; sizin bu tutumunuza şaşırdım, bir yerde yanlış yapıldığını düşünüyorsak kırmadan üzmeden de söyleyebileceğimiz şeyler var, kalp kırmaktan hoşlanan bir yapıya sahip olduğunuzu düşünmüyorum, bu konulardaki hassasiyetinizden ötürü aşırı tepki verdiğinize inanıyorum. Sanırım kendinizi ve eşinizi düşünüp ona göre yazıyorsunuz.

            Şayet Müslümansak; Allah’ın mübah kıldığı bir şeyden dolayı insanları kınayamayız. Allah’ın koyduğu hükümler dışına çıkmadığı müddetçe kimseyi yaptıklarından dolayı hor ve hakir göremeyiz. Ayet belli, verilen bu izin hoşumuza gitmese bile; bize itaat etmek düşer. Müslüman olmak, teslim olmaktır.
            Yanlış anlaşılmamak ümidiyle…

          • desperate diyor ki:

            Yasin bey benim en nefret ettiğim şey samimiyetsizlik. İnsan hata yapar, yanlış yola sapar, kimsenin ne yaşadığını bilemeyiz, o yüzden ben insanları yargılamayı pek sevmem. Bugün günahkar diye yüzüne bakmayacağımız insanlar yarın tövbe eder Allahın karşısına bizden daha temiz çıkar. O yüzden başkalarının günahları ile uğraşacağımıza kendi günahlarımızı düşünmeliyiz. Beni sinirlendiren yaptığının doğru olduğunu düşünüp gelip burda fetva vermesi.

            Araplarla aynı dine sahibiz ama aynı kültüre değil, bizim kültürümüzde çok eşlilik yok, ama nedense biri gelip 2. eşi savununca peşinen ilk eşin kötü olduğunu, adama hayatı zindan ettiğini düşünmek istiyoruz. Neden çünkü bizim genlerimizde yok bu adam yapıyorsa mecbur kalmıştır. Belki kadın çok iyi, belki evlendiği günden beri saçını süpürge etti kocasına. Yok başında şart koşacakmış sonradan hakkı yokmuş kabul etmemeye. Kadın mecbur mu bunları yaşamaya? Onun hayatını mahfetmeye ne hakkı var? Dinen caizse kadının kabul etmeme gibi bir hakkı yokmuş, bir de kabul etmezse kafir olurmuş. İnsana bu hırsızın hiç mi suçu yok dedirtiyor. Kadın müslüman olabilir ama onun kültüründe üzerine eş gelmesi kötü bir şey, istemiyor, zorla mı, hani dinde zorlama yoktu.

            Ayrıca aşırı empati yapan biriyim, iki kadının yerine de koydum kendimi, Yasin bey diyorsunuz ya bazen başkalarının seçimlerini yaşamak zorunda kalırız diye, işte o ilk kadın onu yaşıyor şimdi, diğeri kendi seçimini yaşıyor. Haberi olmadan nasıl evleniyorlar onu anlamadım, sahte nikah mı kıyıyorlar, sonuçta aklı başında internetten sitelere yorum yapabilen bir bayan, evlenmeye niyet ettiğinde resmi nikahı da düşünür dimi.

            Ard niyetli olup olmaması önemli değil ama nedense bakarsanız çevrenize adamlar ne hikmetse hep zengindir, kimse asgari ücretle çalışan birine aşık olup ikinci eşi olayım diye düşünmez.
            Sonuçta evli bir adamla birlikte imam nikahı yaptırması benim için birşey değiştirmez, bazı sanatçılar da imam nikahı kıyıyor sevgilisiyle sonra ayrılıyorlar.

            Aslında benim söylemek istediğim herşey kanunlara uygun olursa kimse mağdur olmaz, firuze hanım için demiyorum ama kendilerini 2. eş olarak gören kadınlar boşandığında ne olacak? Çok eşliliği savunan beyler, diyelim ki biri ile evlenmek istediniz, evlilik arifesinde hanım kızımız dedi ki ben bakire değilim daha önce imam nikahı ile evlendim boşandım. Evlenir misiniz böyle bir bayanla? Kaç kez evlendin diye soruyorsunuz cevap 5-6 kez, evlenir misiniz? Sonuçta dinen caiz değil mi? İşte birşeylerin suyunu çıkarmak diye buna deniyor.

          • Yasin diyor ki:

            Sayın desperate,
            Allah’ın bir kulu, Tarık bey ve Bir Hanım’ın söylediklerine aynen katılıyorum.
            Bu konuda açık bir ayet varken, üstünde daha fazla tartışmak istemiyorum. Nefsimize ağır bile gelse; hiç bir ayeti görmezlikten gelemeyiz.

            Lütfen sinirleriniz yatıştıktan sonra söylediklerinizi gözden geçirin.
            İmanımız nefsimize mağlup olmasın.

          • Yasin diyor ki:

            sayın desperate,
            öncelikle sinirlerinizin yatıştığını ümit ediyorum.

            Çok eşlilik kültürümüzde yok diyorsunuz, yargıladığınızı kişinin arap veya benzer bir kültüre sahip olup olmadığını nerden biliyorsunuz? İkinciyi alanlar genelde zengin, Adamın yeterli geliri yoksa ikinci bir eşi nasıl düşünsün? Beraber yaşayanlar da korunuyor, mevcut kanunlarla sevgili oldukları andan itibaren kadınlar korunuyor. Evlilik cüzdanı sadece mal ortaklığı ve nafaka garantisi getiriyor, ayrıldığında beraber yaşıyorduk diye dava açıp tazminat vs. isteyebiliyor, velayet evlilik dışı olduğu için daima anne’de oluyor.

            “daha önce imam nikahı ile evlendim boşandım. Evlenir misiniz böyle bir bayanla?” -> Nikah ilan edilir, kiminle evliydin? Ailen ve çevren biliyor muydu? Hepsi bu kadar!

          • Yasin diyor ki:

            Bir senaryo ekliyeyim, belki farklı bir pencereden bakmanızı sağlar;
            Ademle Havva evleniyorlar çocukları oluyor, Havva bir gün Adem’i ve çocukları terk ediyor, gelip gelmeyeceği ne zaman geleceği de belli değil, çocukları küçük ve Adem’in çocuklara tek başına bakma imkanı da yok, …..

            senaryonun devamını siz yazın.

          • desperate diyor ki:

            Yasin bey, o cümlem talihsiz bir cümleydi katılıyorum aşırı tepki verdim,
            “Bir senaryo ekliyeyim, belki farklı bir pencereden bakmanızı sağlar;
            Ademle Havva evleniyorlar çocukları oluyor, Havva bir gün Adem’i ve çocukları terk ediyor, gelip gelmeyeceği ne zaman geleceği de belli değil, çocukları küçük ve Adem’in çocuklara tek başına bakma imkanı da yok,” Seneryonun devamında bir erkek eşi ortalıkta yoksa boşanma davası açarsa zaten mahkeme ilk eşinden boşama kararı verir. Erkek te gidip tekrar evlenebilir.
            Bir hanım, Deniz hanım çok evliliğin erkeklerin imtihanı olduğunu söylemişler çok doğru, zaten eğer yasallarşırsa zengin erkekler 4 er tane evlenir, kadınlara da normal gelmeye başlar, düşük yada orta gelirli bir erkekle evleneceğine zengin bir erkeğin 2.,3.,4. eşi olmayı kabul ederler, zaten kadın nüfusu erkek nüfusundan daha az, böylelikle maddi durumu iyi olmayan erkekler evlenecek kadın bulamaz. Tabi uç nokta anlattığım ama bence çok evlilik erkeklerin devavantajına olur.

          • Yasin diyor ki:

            Sayın desperate,
            Hakkınızdaki olumlu düşüncelerimden dolayı beni yanıltmadığınız için teşekkür ederim. :)
            Gerçekten de insan hassas olduğu konularda baze aşırı tepki verebiliyor, özellikle din ile ilgili konuları konuşurken kendi hassasiyetlerimizin dini hükümlerin önüne geçmemesine dikkat edersek Allah’ın rızasına daha uygun olur.

            Senaryoya gelince;
            Adam boşanma davası açsa bile; öncelikle kadına tebliğ edilmesi lazım, kadın farzedelim 4 ay sonra bulundu; davayı kabul etmek için ağır şartlar ileri sürer, boşanmayı kabul etmezse dava en az 8-10 celse sürer, 2-2,5 yıl dava süreci 6-18 ay temyiz süreci 5 yıl yok yere kayboldu mu? Bu süreç boyunca nafaka ve velayet konuları erkeğin aleyhinde olduğundan kadın erkeği dava boyunca süründürür, haklılığını ispat etmesi bile kanunlardaki bazı hükümler sebebiyle neredeyse imkansız iken, haklılığını ispat etse bile büyük ihtimalle velayet yine anneye verilir, haliyle bu durumda nafakaya da hükmedilir. Bu erkek nasıl, hangi cesaretle ve neden boşanmayı istesin?
            Yazılanlar kısa bir özettir, süreç bundan çok daha zor ve sıkıntılı geçmektedir.
            Bana sorarsanız asla iki kadınla evli olmak istemem, buna cesaret bile edemem.

        • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

          “… vallahi o bahsettiğim kadınlar bana daha masum geliyor “”

          Burası sözünde anlayışında bittiği yer. Benim bu konuda bu şekilde düşünen birisine söyleyeceğim tek şey, edeceğim tek dua.

          ““”“Allahümme ecirna min şerrinnisa, belainnisa, fitnetinnisa” “”

          • Bir Hanım diyor ki:

            Sayın desperate gerçi Yasin ve Allah’ın bir kulu bey gerekenleri söylemiş ama bu konuyu lütfen sadece bir ”hanım” olarak değil aynı zamanda ”müslüman” olarak tekrar düşünün. Vallahi yorumunuzu okuyunca benim gözlerim doldu..Bu noktadaki hassasiyetinizi bir hanım olarak anlamaya çalışıyorum ama ne kadar tasvip etmeseniz de onaylamasanız da ”vallahi o bahsettiğim kadınlar bana daha masum geliyor” bu fikir müslüman bir hanımdan çıkmamalı..
            ayrıca zaten ikinci eş meselesi tabiri caizse her babayiğidin harcı değil(hem madden hem manen öyle her adam kaldıramaz)..aklı başında bir adam hanımı yeterince görevlerini yerine getiriyorsa böyle birşeye kalkışmaz hanımı yeterli değilse zaten yine hemcinsimizde de hata var.yok hanımı yeterli olduğu halde ikinciyi istiyorsa ilk eşi zaten böyle bi adamdan boşanabilir..ama her türlüsünde bu durumda bu şekilde açıkça kendimizi ifade etmekten alıkoyup tekrar tekrar düşünelim derim..
            Samimi dua ve hürmetle..

          • Bir Hanım diyor ki:

            Şunu da eklemek isterim amacım kalbinizi kırmak değil inanın üzüldüm.Bi de madem böyle birşeyi istemiyoruz (ki Allah göstermesin bende istemem inşallah kaderimizde yoktur) o zaman eşlerimizin kıymetini bilip canla başla sahip çıkalım.Kısacası fikrimiz ne olursa bu bakış açısı bize yakışmıyor diye düşünüyorum. Allah korusun bunun en yakınlarımızın hatta kendimizin başına gelip gelemeyeceğini bilemeyiz..Hakkınızı helal edin.selametle..

        • Deniz diyor ki:

          Desperate hanim,
          Aslinda bu konuya bir daha bulasma niyetinde egildim ama yapmis oldugunuz yorumlari gorunce son kez dahil olmak istedim. inanin sizi cok iyi anliyorum hepimizde uc asagi bes yukar ayni hisleri tasiyabiliriz. Cunku siz tamamen pratikler acisindan degerlendiriyorsunuz. Olayin inandigimiz hakikat boyutu ise bilindigi uzre Rabbimizin ayetleri butun zaman dilimlerine hitap eder. Ne ise O’dur eminim buna siz de iman ediyorsunuz. Ben bu yazdiklarimin pratikler isiginda anlasilmasini istirham ediyorum. Eger biz cahiliyye arap toplumu zamaninda yasasa idik belki esimizin sayisiz hanimindan biri ya da cariyesi olacaktik. Keza bugunku arap toplumunda ya da bahsedildigi gibi memleketimizin dogusunda dogup buyuyp yasasaydik uzerimize es gelme hususunu belki de daha kolay daha rahat kabullenecektik.Illa boyle olur anlaminda degil elbette.. Herseyden once bizi yogurup sekillendiren cografyamizin ,okudugumuz ve edindigimiz tecrubelerle beraber davranislarimiz ve hislerimiz uzerinde oyle ya da boyle bir etkisi olduguna inaniyorum.
          Bizler yuvamiz icin sacimizi supurge etmisiz ugrasip didinmisiz. Hamdolsun zor zamanlarimiz olmus ferah zamanlarimiz da . Yazmayacaktim aslinda herherhangi bir yanlis anlamaya neden olmamak icin ama yine yaziyorum. Sahsen Allahin nasip ettigi 10 evladimi sirf kocamin hosnutlugunu kazanmak icin hic kimsenin( Rabbimin fazlu keremiyle elbette)yardimini almaksizin buyutmusum buyutuyorum. Iyi bir hanim olabilmek icin elimizden geleni ardimiza koymuyoruz. Ne ister, muhabbeti nasil daha guzellestiribeliriz diye cabaliyoruz. Eminim pek cok hanim kardesim de ayni gayretlerin icerisindedir. Bunun neticesinde dogal olarak tek olmak istiyoruz cok mu anlasilmayacak kadar garip bu istek?
          Biliyoruz erkeklerin yapisinda cok eslilige bir egilim var Bunu illa dini kaynaklardan okumamiz gerekmiyor. Fakat soylemek istedigim pratikler yani yasanan gercekler. Cogunlukla o kadar kul hakkina girilerek yapiliyor ki isterse birinci hanim gebersin, catlasin ama ille de kocanin istegi yerine gelsin nasil olsa hakkini kullaniyor. Adaletmis gonul yapmakmis hak getire. Hem Allah askiniza su konuya verdiginiz hassasiyeti guzel dinimizin baska alanlarina verseniz de bu sayede biraz ilmimiz artsa. Valla ben buradaki herseyi bilen muhteremler kadar olmasa da gerek dini kaynaklardan, internetten gerekse youtube’den degerli hocalarin bu yonde anlattiklarini dinledim. Basit ifadelerle cok sukur artik icim rahat. Haniminin uzerine yeniden evlenecek “er”kisilerin isi cok zor gercekten zor. Evleneceklere kolay gelsin. Siz de dert etmeyin bos verin Desperate hanim. Bu zamanda nasil helalinden kazanip ev gecindiriyorlarsa kendilerinin sorumluligu nasil olsa.
          Hem memlekette evlenmek isteyip de maddi acidan zor durumda olan kardeslerimiz vardir muhakkak. Hali vakti yerinde olup zenginlesen muslumanlar bekarlari evlendirme gayretinde olsa ne guzel hayir islerler. Oyle olanlardan Allah razi olsun.

        • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

          Sayın Tuğba Hanım

          “Çok uzun” diye yayınlamadığınız yorumu konunun hassasiyetine istinaden kısaltarak tekrar yazdım. Umarım bu sefer “yorumların kısalığı” kriterlerinize uyar :-)

          Taktir sizin. Çünkü Mühür sizde Süleyman sizsiniz :-)

          Sayın desperate

          Normal şartlarda yanlış yapanı uyarır, sıkıntıya düşeni elinden tutup ayağa kaldırmaya çalışırım. Ama ısrarla ben bu yanlışı yapmaya devam edeceğim, ben doğru olanı yapıyorum diyen insanlara; yani kimseyi dinlemeyen “dediğim dedik, çaldığım düdük” mantığındakilere “Allah seni ıslah etsin, hidayet versin” diye dua eder, tercihleriyle baş başa bırakırım.
          Fakat ben ve sevgili Yasin başta olmak üzere bayanların bir kısmının sizi bu konuda, hem de defalarca “hata ediyorsunuz” biçiminde uyarmamıza rağmen sizin bu konuda ısrarcı olmanız beni üzüyor.
          Bu sebeple
          Hidayetinde Allah’tan olduğunu aklımdan çıkartmayan bir müslüman olarak;
          “Size iyiliği emretmek ve sizi kötülükten alıkoymak” adına sizden bu konuyu yeniden değerlendirmenizi istiyorum. Son karar sizin ama ben bu konuda birkaç kelam etmek istiyorum.
          “”Araplarla aynı dine sahibiz ama aynı kültüre değil, bizim kültürümüzde çok eşlilik yok,””
          Lütfen önceliklerinizi iyi belirleyin. Sizin için KÜLTÜR MÜ yoksa DİN mi daha ÖNEMLİ ve ÖNCELİKLİ
          “”Beni sinirlendiren yaptığının doğru olduğunu düşünüp gelip burada fetva vermesi. “”
          Firuze hanımın yaptığı DİNEN suç, hata, günah ve HARAM DEĞİL. Lütfen öncelikle bunu salim ve sakin bir kafayla düşünün.
          “”Yok başında şart koşacakmış sonradan hakkı yokmuş kabul etmemeye. Kadın mecbur mu bunları yaşamaya? “”
          Eleştirdiğiniz ve kabul etmediğiniz bu kurallar ( başta şart koşma, 1. eşin 2. hanımı kabul etmeme hakkının olmaması ) kimilerine göre hükümdür kimisine göre yorum.
          Fakat erkeğin 1.eşi bu durumu yaşamaya MECBUR da DEĞİL. Bu durumun nefsine ağır geldiğini, psikolojik olarak bu durumu kaldıramadığını söyleyerek Kocasından kendisini boşamasını isteyebilir.
          Eğer kocası kadını boşamayı kabul ederse zaten sıkıntı yok.. Ama koca 1. ve ikinci hanımları arasında adaleti gözetir ve ilk eşini boşamak istemezse yine DİNEN ilk eşin yapacağı bir şey yok. Çünkü İslam da (istisnai bir iki durum hariç) kadın kocasını BO-ŞA-YA-MAZ.
          “”Haberi olmadan nasıl evleniyorlar …, sahte nikah mı kıyıyorlar, sonuçta aklı başında… bir bayan, evlenmeye niyet ettiğinde resmi nikahı da düşünür dimi””
          Firuze hanım veya benzer durumda olan kadınların neden (samimi bir müslüman olarak ) erkek evlide olsa bir erkeği SEVEBİLECEĞİNİ ve bu sevdasından ötürü ve 2 HANIM OLMAYI KABULLENEREK ve İSTEYEREK bir erkeğin ikinci hanımı olabileceğini kabul etmek istemiyorsunuz. Herkes bu konuda sizin gibi düşünmek ve inanmak zorunda mı ? Neden insanları kafanızda ki ŞABLONA UYDURMAYA ÇALIŞIYORSUNUZ.
          “”…ama nedense bakarsanız çevrenize adamlar ne hikmetse hep zengindir, kimse asgari ücretle çalışan birine aşık olup ikinci eşi olayım diye düşünmez.””
          İkinci hanıma sahip olan erkeklerin zengin, olması bu konunun zaten olmazsa olmaz şartlarından birisidir. Bunda eleştirecek ne var anlamadım. Orta dereceli bir memurun bu şartlarda ve bu gelirle ben ikinci bir hanım alacağım demesini beklemiyorsunuz herhalde. :-)
          “”evli bir adamla birlikte imam nikahı yaptırması benim için birşey değiştirmez, “”Bu cümleniz sınırlarda dolaşıyor, biraz daha dikkat sayın desperate. Çünkü müslümanı “dini nikahın bağlaması” diye bir şey söz konusu olamaz. Dini hükümlerde keyfiyete yer yoktur. Müslüman her şeyiyle Allah’a ve O’nun koyduğu kurallara “teslim olan” demektir.
          ALLAH RIZASI İÇİN İFADELERİNİZE BİRAZ DAHA DİKKAT EDİN.
          “”Çok eşliliği savunan beyler, diyelim ki biri ile evlenmek istediniz, evlilik arifesinde hanım kızımız dedi ki ben bakire değilim daha önce imam nikahı ile evlendim boşandım. Evlenir misiniz böyle bir bayanla?””
          Bunu SAMİMİYETLE sorduğunuza inandığım için (çok eşliliğin helal olduğunu savunan bir erkek olarak bende aynı samimiyetle cevaplayacağım. Allah ve melekleri şahit olsun ki:
          Bakire olmadığını baştan söyleyerek ve geçmişini hiçbir şekilde gizleme gereği duymadan benimle paylaşan DÜRÜST ve NAMUSLU bir kadınla EVLENMEYİ; bir şekilde bekaretini kaybetmiş fakat (bekaretini diktirmek vb yöntemlerle) bunu benden saklayan görünüşte Müslüman, bana göre NAMUSSUZ bir kadınla evlenmeye BİN KEZ TERCİH EDERİM.
          <<<Allahümme ecirna min şerrinnisa, belainnisa, fitnetinnisa<<< (AMİN)
          Hidayete ermeniz duasıyla

    • esmasultan diyor ki:

      İkinci eş konusunda dini nikah kıyılırken şart koşmak kimin aklına gelir ki? Çünkü medeni hukuk ve ssoyal yapımız ikinci eşe izin vermiyor. Benim hiç aklıma gelmemişti.

      İkinci eş konusunda önceden çok serttim. Ama şimdi daha farklı bir pencereden bakıyorum. İnsan alışmadığı şeyi yadırgıyor. Batıdaki bir hanım ikinci eşe asla sıcak bakmayabilir ama doğu illerinde bu çok normal ve oraki insanlar hiç çekinmeden gayet doğal bir şekilde ikinci, üçüncü eş olduklarını dile getiriyor. O eşler toplumdan saklanmıyor, birbirlerinden haberleri var. İnsanlar da biliyor bu durumu. Yani bir meşsuluk söz konusu.

      Aklımıza sığmayan her şeyi inkar etmemek lazım. O zamanda, o kültürde yaşamadığım için ikinci evliliği anlamam mümkün değil. Bana “aldatma” gibi geliyor ister istemez. Bilinç altım öyle algılıyor. Cariyelik müessesini de hiçbir zaman anlayamadım ama bilmiyorum, aklım almıyor diye onu kınamadım da.

      Kimsenin haberi olmadan biriyle imam nikahı kıyıp ben evliyim zaten diye yaşanılan evlilikle , ikinci eş herkes tarafından bilinen bir evlilik farklı kefelere konmalı. Birincisini asla tasvip edemem, zaten onun caiziyeti de şaibeli. Çünkü nikahta esas olan ilandır.

      İkincisi konusunda da kendime sınırlar çizmiyorum. Belki bir zaman gelecek her şey değişecek. İkinci evlilikler meşru ve sosyal açıdan normal olacak. Belki o zaman izin verebilirim. Ama içinde yaşadığımız bu sosyal konum ve yasalarla ve kendi psikolojik yapımla izin veremem, boşanma hakkımı kullanırım.Kimseye hayatı zehirr etmem. Başka bir tercih varsa bana müsade…

      • tarık diyor ki:

        2. eş ve nikah konusunda başta topa girmediğim için girmiyorum, başka yerde açılırsa yazarım ama hanım arkadaşlar size kötü bir haberim var ama 2. eş ve nikah konusunda hiç bir dini engel yok, 4 mezhebten sadece bir tanesinde ufak bir sınırlama var onun dışında ilanmış, izinmiş yok böyle şeyler. Nikah için kadının hazır bulunmasına bile gerek yok.

        Kadınlarımız her zamanki gibi yanlış yerden dalıyor konuya. Kadınlar dini nikahın 2. eşin olma şartlarıdır ilandır izindir olaylarını tartışmak yerine bir erkek neden 2. eş ister konusuna kafa yorsalar aslında sorun bu kadar büyümez. Belki hakıllar ama her mezhebin çok açık bilgileri olmasına rağmen bazı alimler bu konuda olan bilgiyi de saklıyorlar. Neyse başka bir yerde topluca yazmaya çalışırım ama özetle şunu söyleyeyeim kadınlara, 2. eş nikahını şartlarına yoğunlaşmayın çünkü bu konuda hiç bir engel yok, siz eşleriniz neden bunu istiyor konusuna yoğunlaşın bence.

        Yazmayım diyorum ama dayanamıyorum bir de bir kadını 2. eş konusunda karşı geliyorsa onu ancak şu durumda samimi bulururm: Erkek evladı büyüyüp evlendiğinde o çocuk 2. aş isterse ve o kadın yani annesi gelinim senin eşin varken 2. olmaz diye gerçekten karşı çıkarsa o zaman samimidir. Şimdiden de “ben karşı çıkarım” diyen de yalancıdır, çünkü o gelinin nasıl olacağını ve erkek evladınızın neden 2. istediğini şimiden bilemezsiniz. Aslında benim bu ölçüm kadın-erkek ilişkilerinin her konusunda geçerlidir ve ben bunu kullanırım.

        Bu konuda, bu başlıkta daha da yazmam:)

        • Süheyla diyor ki:

          TARIK BEY,

          “Kadınlarımız her zamanki gibi yanlış yerden dalıyor konuya. Kadınlar dini nikahın 2. eşin olma şartlarıdır ilandır izindir olaylarını tartışmak yerine bir erkek neden 2. eş ister konusuna kafa yorsalar aslında sorun bu kadar büyümez.

          Bu konuda, bu başlıkta daha da yazmam:)”

          demişsiniz ama ben yine de cevap vereceğinizi umarak bir kaç soru sormak istiyorum.Bir erkek 2.eşi ille de cinsi münasebet için mi ister,cinsi münasebet uğruna ahiretini tehlikeye sokmayı göze alır mı( burada ahiretini tehlikeye sokmak sözü yanlış anlaşılmasın,çünkü çok evlilik asıl erkeğin imtihanıdır ve adalet mefhumunu yerine getirmeyi beceremediğinde ahirette kul hakkıylada yargılanacaktır)bir erkek eşinden muzdarip olup 2.eşi alıp ondan da memnun kalırsa ne derece de adaletli olabilir,adalet sadece maddiyatla sağlanan şey midir?

          Siz ce döz doygunluğundan ziyade gönül doygunluğuna ermiş bir erkek 2. bir eş arzusu içinde olabilir mi?Dış faktörler ve mesajlar erkeğin nefsini azgınlaştıracak ve yoldan çıkaracak şekilde olduğunu biliyorum ama aynı faktörler kadınlar için de geçerli.Biriyle yetinemeyen dördüyle de yetinemez gibi geliyor bana.Benim gözlemlediğim ve algıladığım kadarıyla gönül doygunluğuna erememiş erkek başka kadın arzuluyor ve yine gönül doygunluğuna erememiş kadın bir türlü evliliğinde mutlu olamıyor.Peygamber efendimiz neden yıllarca tek eşli kaldı ve üzerine evlenmeyi kesinlikle düşünmedi,üstelik Hatice validemiz vefat ettikten sonra üç yıl bekar kaldı?Çünkü sadece gözü değil gönlüde doymuştu.(konumuz sonraki yaptığı evlilikler değil çünkü hangi sebeple çok eşli olduğunu hepimiz biliyoruz.)

          Tanıdığım, birbirlerine karşı çok muhabbetli yaşlı bir çift vardı,teyze alzemhier hastalığına yakalandı zaman sonra.Ama eşi bunun aklı gitti benim ne işime yarar demedi.Ne aşkından ne muhabbettinden ne de saygısından hiç bir şey kaybetmedi.Aksine bakıcısı olduğu halde yıllarca karısının her işini kendi üstlendi,yedirdi içirdi,giydirdi,tuvaletiyle bile kendisi ilgilendi.O alzemheirli kadın aklı gittiği her şeyi unuttu da bir sevgisi,aşkını umutmadı.O aklı gitmiş haliyle bile eşi eve gelince “aslanım,yiğidim sen mi geldin?”hitap ederdi:)teyzemiz bir kaç hafta evvel vefat etti ama amcamız rahatlayacağı yerde (çünkü alzemheirli bir hastayı bakmak çok zordur,yaşadım biliyorum) hepten yıkıldı…

          Ben bir erkeğin çok eşliliğe gönül doygunluğuna eremediği için ihtiyaç duyduğuna inanıyorum,yanılıyor muyum?

          • Süheyla diyor ki:

            Yazıyı yazarken ufak tefek kelime ve imla hataları yapmışım mazur görün:))

          • tarık diyor ki:

            Kısaca cevap vereyim, ayrıntılı tartışmaya girmeyeceğim bu başlıkta bu konu hakkında.

            1-Erkek 2. eşi cinsellik için de isteyebilir başka nedenlerle de ama genelde cinsellik ön plandadır.

            2- 2, 3 ve 4. eşlere adil davranmak şartından kasıt maddi adalettir ve bunda da kasıt büyük adaletsizliktir. Birine ev alıp diğerine almamak, birine elbise alıp diğerine almamak gibi. Duygusal adalet ise mümkün değildir zaten duygusal olarak adil davranacak olsa 2. yi almaz ve bu lart da değildir. Elbette birini daha fazla sevecek, cinsellik yaşayacaktır. Maddi adalet sağlıyorsa(dikkat edin eşitlik değil) kul hakkı kalmaz. Kalacağından korkıuyorsa 1. boşar o zaman kul hakkı kalmaz ama 1. kadın mağdur olabilir.

            3-Bir erkek 2. alacak parası malı ve sağlığı varken almayıp harama girecekse bu daha büyük günahtır.

            4-Evinde mutlu olan bir erkek büyük oranda 2. eş almaz. 2. eş alanlar hem evinde gerekli mutluluğu yaşayamayan hem de buna bağlı olarak dışarıda mutluluk araraken dğer kadınların cinsel cazibesine yenilen erkektir. Evet biriyle yetinemeyen 4 taneyle de “yetinemeyebilir” yetinebilir de. Erkek çok büyük oranda bir başka bedeni, bir başka teni çok merak eder. Merak ettiği genelde hep başka bedendir, ruh değil. Zaten başka başka kadınların ruhu erkeği yorar, erkeğin ilgilendiği bedenidir. Bedene kavuşma isteği ve bedenden aldığı zevk fazla ise 2. kadının ruhuna da katlanabilir. Şu da bir gerçek ki bedene alışan erkek 2. kadının ruhuna da zamanla alışır ve cidden de sevebilir. Bir erkek pekala birden fazla kadını sevebilir, aynı şekilde olmasa bile aynı oranda gerçekten sevebilir.

            Yine uzadı ama 2. eş tek boyutlu bir olay değil ve bence çok önemli bir konu. Şöyle öztleyeyim: Bir erkek için dünyanın en güzel şeyi, nimeti kadındır. İmkanı, parası olan bir erkek herşeyi aldıktan sonra eğer ahiretine yatırımı hayatının gayesi yapmaz ise yaşayacağı diğer en güzel dünya zevki 2. kadındır ve belki 3. Dindar olmayanlar bunu zaten yapıyor hem de onar onar. Dolayısıyla erkeğin önüne kendisni doyuracak bir meşgale koymazsanız, mutlaka 2. kadını ister ilkine aşık olsa da isteyebilir. Başka şeylere kanalize olan erkek için kadın yine en güzel nimettir ama ötelenmiştir.

            Kusura bakmasınlar ama hanımlar egolarından dolayı 2. eşe düşmanca yaklaşıyor. Aslında erkeklerin çoğu da nikahlı olarak 2. eşi almaya cesaret yok. Siz sıktıkça cazip geliyor, izin verin emin olun çoğu yapmaz yapamaz.

          • .:. diyor ki:

            “Tanıdığım, birbirlerine karşı çok muhabbetli yaşlı bir çift vardı,teyze alzemhier hastalığına yakalandı zaman sonra.Ama eşi bunun aklı gitti benim ne işime yarar demedi.Ne aşkından ne muhabbettinden ne de saygısından hiç bir şey kaybetmedi.Aksine bakıcısı olduğu halde yıllarca karısının her işini kendi üstlendi,yedirdi içirdi,giydirdi,tuvaletiyle bile kendisi ilgilendi.O alzemheirli kadın aklı gittiği her şeyi unuttu da bir sevgisi,aşkını umutmadı.O aklı gitmiş haliyle bile eşi eve gelince “aslanım,yiğidim sen mi geldin?”hitap ederdi:)teyzemiz bir kaç hafta evvel vefat etti ama amcamız rahatlayacağı yerde (çünkü alzemheirli bir hastayı bakmak çok zordur,yaşadım biliyorum) hepten yıkıldı…”

            Helal olsun amcaya ne soylenebilir ki. Aslen yapmasi gerekeni ve dogru olani yapmistir.

            Benim basimdan da aynisi olmasa da benzer bir olay gecmistir. Ben de evliligimin 15. doneminde rahatsizlandim ve ameliyat olmam gerekiyordu. Ustelik ben uzun zamandir cocugum ile birlikte yasiyordum. Esim de ameliyat olacagimi aylar oncesinden biliyordu. Ameliyat masasina giderken ve ameliyat oldugum zaman yanimda degil di. Ameliyat olduktan 2-3 gun sonra geldi, iki hafta yanimizda kalip cocugum ile beni yalniz birakip gitti. Degil bir sicak corba kaynatmak, pansumanlarima bile yardim etmedi, 102 dikis ile ameliyattan ciktim ve 10 ay raporlu oldum ise de gidemedim, yari yatalak bir sekilde, mecburen ikinci ameliyat da oldum cunku tam bitmemisti. Pansumanlarimi kendim yaptim, her hafta doktor muayenesine pansuman ve kontrol icin gittim, her ay hastaneye kontrol e, her 3 ayda birde saglik bakanligi heyetine kontrol e gittim.

            Her iki ameliyat da riskli idi. Ikinci ameliyatim daha kisa surdu o ameliyata da sonradan yanimiza geldi, ben hasta iken beni gezdir diyordu, hastaligim ile alay ediyordu, gezdirmeyince de, ayakda duruyorsun yuruyorsun ama gezdirmiyorsun diyor du. Tekrar bir iki hafta yanimizda kalip gitti. Ben yine cocugumla yalniz kaldim, 10 ay boyunca yari yatalak raporlu oldugum zaman Kizimin tum hizmetlerini gordum ayni hasta olmadan once oldugu gibi. Daha o 14 yasinda idi evladim. Onun hem annesi hem babasi, hem arkadasi, ogretmeni, dedesi ninesi herseyiydim.

            Ustelik biz evlenirken hastalikta ve saglikta birlikte olacagimiza soz vermistik.

            Boyle bir zamanda yaninizda olmayan bir es icin siz ne dusunursunuz? ne yaparsiniz? Gerekceleri buraya yazilamayacak kadar gulunc ve utanc verici. Aslinda bana gore hic bir gerekce bile olamaz esini, anneyi, babayi veya evladi yalniz boyle bir ortamda birakmak icin. Boyle zamanlarda kimin kim oldugu cok rahat ogreniliyor.

            Biz gecen sene bir cok olumsuz olaydan sonra bosandik. Hem de ne bosanma ama, ben simdi turp gibi sapa saglamim, Allaha sukur. Neler neler yasandi ve yasanmakta.

            Allah kimseye boyle bir imtehan vermesin.

          • firuze diyor ki:

            Son cumlenizde yanilmiyorsunuz Suheyla hanim…Tecrube ile sabit….Selamlar….

          • sultan(26-kadın) diyor ki:

            sevdiğini paylaşmak çok zor bir şey olsa gerek, beyler lütfen bu konuda kadınların tepkisini anlamaya çalışın kim sevdiğini paylaşmak ister?

        • sultan(26-kadın) diyor ki:

          ama işte erkekler ne yardan geçiyo ne serden:) ilk eşlerinden memnun değillerse boşanırlar bu ayıp değil ki sonra gitsinler istedikleriyle evlensinler neden zor olanı yapmak isterler anlamam:)

          • tarık diyor ki:

            Çünkü ilk eşten memnun olmamak sevmemek değil her zaman, erkek hem ilk eşini cidden sevip hem de 2. ile cinsel veya duygusal olarak yakınlık hissedip sevebilir. Ama bir kadın iki erkeği aynı anda sevemez. Sevdiğini sanıyorsa mutlaka birindeki sevgi olmayan maddi bir şeyi para, makam, tipi seviyordur.

          • eymen diyor ki:

            Tarık Bey’e katılıyorum.

          • "Demedi Deme" diyor ki:

            Sayın Sultan

            O iş sizin dediğiniz kadar kolay ve bait değil.Erkek olmadığınız için bunu HİSSTMENİZ mümkün değil ama ben yine de çok bilinen bir örnek ile konuya açıklık getirmeye çalışayım.

            YAHŞİ CAZİBE dizisini biliyorsunuzdur muhtemelen.Türk erkeklerinin büyük bir bölümünün durumu sevgilisi SİNGE ile resmi NİKAHLI karısı CAZİBE arasında kalan KEMAL in durumundan hiçte farklı değil.

            Bu durumda olan her erkek dizide ki KEMAL in yaşadıklarından çok farklı şeyler yaşamıyor emin olun.
            Bütün Türk erkeklerimi ? Elbette ki hayır. Bazıları doğuştan şanslı veya nasipli.

            Çünkü kadınlığının farkında ve kocasını nasıl mutlu edeceğinin bilincinde olan bazı kadınlar Simge ve Cazibe karakterlerini tek bir kadında KENDİLERİNDE birleştirmeyi başarmışlardır.

            İşte bu kadınların kocalarıda dünyada cenneti yaşayan erkeklerdir. Şimdi ben şahsen böyle bir kadının kocası olsam daha ne isterim, ne işim olur ikinci bir kadınla ve çok eşlilikle.

            Allah tan belamı mı isteyeyim. Yoook henüz o kadar da delirmedim hamdolsun.

            Bilmem anlatabildim mi?

          • Süheyla diyor ki:

            Sayın Demedi Deme,

            gayet güzel anlattınız.Benim de merak edip,duymak istediğim ve gönül doygunluğundan kastım sizin cevapladığınız şekildedir.

      • Yasin diyor ki:

        Değerli hanımlar,
        sürekli nikah esnasında bu konunun şart koşulabileceğini söylüyorsunuz ama Ayetle izin verilen bir konuda nikahta şart koymak helali haram kılmaya çalışmak olmaz mı?

        “Ey iman edenler; Allah’ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri kendinize haram kılmayın ve haddi aşmayın. Doğrusu Allah, haddi aşanları sevmez.” Maide (87)

        Ayrıca;
        bugün makul gelen bir isteğin elimizde olmayan sebeplerden dolayı ileride uygulanamaz hale gelemeyeceği ne malum? Bu sebeple Allah’ın belirlediği sınırlar dışında bir sınırın konulmasını ben şahsen kabul edilebilir bulmuyorum. Allah’ın sınırları müslümanım diyenlere yeter.

    • sultan(26-kadın) diyor ki:

      ikinci eş konusu açıldı yine aman bir fırsat bulsak da konuşsak:)

      • Demedi Deme diyor ki:

        Sayın sulatan

        “”ikinci eş konusu açıldı””

        Siz kabul etseniz de etmeseniz de bu konu ülkemizde hiç bir zaman KALICI BİR ÇÖZÜME KAVUŞTURULARAK kapatılmamıştı.Özellikle bu sistemin yetiştirdiği (görünürde ne kadar Müslüman olsa da) kadınlar tarafından GÜNDEME ALINMADI, SÜREKLİ GÖRMEZDEN GELİNDİ, YOK SAYILDI, ÖTELENDİ.

        Cesur birileri çıkıp da

        “her ne kadar bu konu (birden fazla evlilik) medeni kanun tarafından yasaklanmış olsa da İslam hukukunda yeri vardır.Allah (cc) buna izin/ruhsat vermektedir”

        demeye kalksa ÇAĞDAŞ KÖLELİK SİSTEMİNİN AĞA BABALARI adamı/kadını anasından doğduğuna pişman ettiler, anasından emdiği sütü burnundan getirdiler. Sözde müslüman aydın, alim, müştehid kimliği taşıyan konunun (fıkıh, tefsir, hadis, kelam, islam hukuku ) uzmanı kadın ve erkeklerimizin kimisi

        Aman bana ne canım, her işi hallettik de sıra buna mı geldi,

        Bana ne canım, minareyi calan kılıfını da hazırlasın, el alemin derdi beni ne ilgilendirir,

        Şimdi hiç gereği yokken başımı niye derde sokayım, milletin enayisi ben miyim,

        Milletin imanı tehlikede birkaç zenginin uçkurunun derdiyle mi uğraşacağız

        Vb… vb…. savunma mekanızmalarıyla konuya müdahil ol(a)madılar ve sonuçta bu konuyu çözümsüzlüğe mahkum ettiler.

        Yılanın başını (ki bu konu millet olarak başımızı daha çooook ağrıtacak) küçükken ezeceksin sözü görmezden gelindi ve yılan şimdi ortadan kaldırılması (çözüme kavuşturulması) zor koca bir ejderhaya dönüştü.

        Üstüne üstlük günümüz İslam aydınlarının boş vermişliğinin, korkaklığının yanında sistemin kandırdığı, doldurduğu, dönüştürdüğü kadınlarımızın bu konuda ki aşırı NEFSANİ TEPKİLERİ hem kadınlarımızın imanlarını hemde gelenekçi bir zihin yapısına ve itikade sahip Müslüman erkeklerin namuslarını riske soktu.

        Kuran-ı Kerim de sadece bir surede (nisa suresi) geçen

        “Ey iman edenler, iman edin”

        ayetinin geçtiği surenin adının kadın (nisa) olması ve bu surenin temel öğretilerinden (ayetlerinden) birisinin çok eşlilik ile ilgili olduğu ve “ey iman edenler, iman edin” ayetinin çok eşlilik ile ilgili ayetlerle aynı surede geçmesi ayetlerin nüzul sebebi konusu dikkate alındığında son derece manidardır.

        Sorunu çözmenin birinci şartı birilerinin bize ezberlettiği gibi SORUNU TESPİT ETMEK DEĞİLDİR.

        Bir sorunu çözmenin olmazsa olmaz ilk şartı ORTADA BİR SORUN OLDUĞUNU KABUL ETMEKTİR.

        Mevcut sorunu, bu güne dek olduğu gibi görmezden gelir, yok sayar veya gördüğünüz halde öteler ve ümmet adına sahiplenmezseniz islam ümmetini parçalamak ve birbirine düşürmek isteyen birileride çıkar bir türlü iyileştiremediğiniz bu yaranızı kaşıyarak KANGRENE DÖNÜŞTÜRÜR. Geçmişte çok farklı yöntemler kullanarak topyekün yok edemediği İSLAM ÜMMETİNİ parça parça ederek yok etmeye çalışır.

        Nitekim islam da en önemli eğitim yuvası, sığınılacak liman olan aile kurumunu ve temiz nesli başka hiç bir çabaya gerek kalmaksızın sadece bu konuyla bile perişan edebilirler.Her ne kadar bizim kadınlarımız kabul etmese de İslam düşmanı batı medeniyeti Allah’ın bu konu hakkındaki ayetlerini çok iyi “okumayı başarmış” ve erkeklere ( önemli bir kısmına) cinsel manada ve eş olarak tek bir kadının yetmediğini, bunun insanın fıtratına aykırı olduğunu çok öncelerden görmüş ve özellikle islamı ortadan kaldırma yolunda en büyük düşmanı gördükleri TÜRK MİLLETİNİ (kadınını erkeğini) medeni olmak ve Avrupalı kabul etme kozuyla TEK EŞLİLİĞE veya bir kadınla METRES HAYATI YAŞAMAYA mahkum etmişlerdir.

        Bu yöntemle tek bir taşla bir çok kuş vurmayı başarmışlardır.İlk bakışta fak edilmese tek eşlilik

        Ümmetin felaketine sebep olması muhtemel en büyük günahlardan olan ZİNA ÇOĞALMIŞ,

        Artan Zinalar sonucu babası belli olmayan (nesepsiz) çocuklar ile NESİL BOZULMUŞ,

        Tek eş oldukları zaman medeni ve çağdaş olduklarına inandırılan kadınlarımızın resmi anlamda alternatifsiz eş olmalarının kendilerine sağladığı kibir, gurur ve nefisleri ile kocalarına isyan etmesi teşvik edilerek AİLE HUZURU BOZULMUŞ,

        Huzuru bozulan erkek ile kadının ilk aklına gelen BOŞANMALAR ART(IRIL)MIŞ,

        Boşanan kadın değer yargıları yine aynı zihniyet tarafından uzun süredir alt üst edilmiş toplum tarafından orta malı veya sahipsiz kabul edilerek saldırıya ve elde etmeye açık bir META HALİNE GETİRİLMİŞTİR.

        Ümmetinin çokluğu ile övünen bir peygamberin ümmetinin erkekleri dönüştürülen kadınların şirretinden emin olamadıkları için ümmetin dünyaya getirildiği yuvayı kurmaktan, sorumluluk almaktan. yani evlenmekten kaçarak erkekliğin gereği nefsani ihtiyaçlarını haram yoldan, zina yaparak GİDERMEYİ SEÇMİŞLERDİR.

        Sizin de fark ettiğiniz gibi sebep- sonuç ilişkisi ile birbirine bağlanmış bu sistem, tıpkı zincirleme bir nükleer reaksiyonda olduğu gibi tek bir hamle ile uzun süredir devam etmektedir.

        Aslında konunun çözümü yine reaktörlerde yaşanan acil durumlarda olduğu gibi tek bir hamle ile SİSTEMİ KAPATMAKTIR.

        İslam toplumu ve Türk milleti olarak İhtiyacımız olan tek şey işin sonunda kendini feda etmekte olsa sadece Allah rızasını gözeterek radyasyon sızıntısı olan yere girip kapama düğmesine basacak İSLAM ALİMİ/DEVLET ADAMI/AYDIN KİMLİKLİ BİR BABAYİĞİT(ler).

        Yoksa medeni ve Avrupalı olmak adına, özellikle de son çıkan kadını koruma yasasınında etkisiyle yakın bir gelecekte sahip olduğumuz en değerli varlığımızı, İSLAMİ KİMLİĞİMİZİ kaybedeceğiz.

        Benden söylemesi sonra “Demedi Deme” yin

        • sultan(26-kadın) diyor ki:

          bana da sulatan demişsiniz gözümden kaçtı zannetmeyin:) yanlışlıkla yazmışsınız belli ama komik olmuş sulatan, sulandıran manasında yerinde olmuş:)

          • "Demedi Deme" diyor ki:

            “”yanlışlıkla yazmışsınız belli “”

            Haklısınız SULTAN Hanım (bu sefer bakarak yazdım ) :-) kesinlikle bilinçsizce yapılmış bir klavye hatası

            “ama komik olmuş”

            iyi ya bu kadar derdin içinde bile gülmek için bir fırsat bulmuşsunuz daha ne istiyorsunuz :-)

            Selametle kalın efendim :-)

        • seymen diyor ki:

          Ferasetinizi tebrik ederim, çok doğru tesbitler yapmışsınız. Sanılıyor ki bu işler keyfi şeyler, halbuki her hükmün bir hikmeti vardır. Yanlız çok eşli erkeklerin bir kısmının bu imkanı suistimal edercesine ve sorumluluk bilincinden uzak kullanmalarınında muhalefet edenlere haklılık payı verdiği unutulmamalı.

  17. Süheyla diyor ki:

    Sayın Allah’ın bir kulu,

    Bana iki farklı cevap vermişsiniz.İlkinde oldukça sertsiniz,ikincisinde biraz daha halimsiniz.Ama ben size iki ayrı cevap yazmayacağım ve tek bir cevapla yetineceğim.

    Öncelikle şunu belirteyim,

    Allah’ın erkeklere birden fazla evlilik yapma hususunda vermiş olduğu ruhsatı (haşa) kabul etmeme gibi bir durumum yok.Kur’anı kerimin bütün surelerine ve her bir ayetine tam bir kalple iman etmiş bir insanım.Diğer sert yorumlarınıza gelince:

    Siz nasıl olur da ve ne hakla (yaşları ne olursa olsun) doğru veya yanlış iki yetişkin insanın HELAL DAİRE de olmak kaydıyla aldıkları kararı sorgular veya yargılarsınız.

    Bu yaptığınız amacını aşan bir üslup ve yargılayan bir yaklaşım tarzı.

    Farkında değilsiniz belki ama, şirke girmek her zaman helvadan put yapıp, onlara tapıp sonradan da onları yemek şeklinde olmaz.

    Ben yukarıdaki yorumumu aslında desparte hanımın yorumuna yönelik yapmıştım.Belki de isim belirtmem gerekirdi neyse.Belli bir yaşı almış bir erkeğin her türlü sıkıntıyı zorluğu ilk eşiyle beraber yaşayıp bir zaman sonra parası çoğalınca (yani sonradan bulunca) 2.evliliğini genç bir kızla yapıp her türlü zevki,sefayı,rahatı ve lüksü 2.eşiyle yaşaması sizce çok mu adil?Bakın ben burda a kişisi b kişisi diye özel isim vermiyorum,genel bir durumdan bahsediyorum o sebeple beni bu kadar sert eleştirmeniz ve beni şirke girmekle suçlamanızı gerektirecek bir durum yok,sonuçta ben çok eşlilik haram mı dedim?.Ben belli bir isim verip de o kişiyi eleştirseydim ve kınasaydım haklı olurdunuz ve bu durum sizinde dediğiniz gibi beni hiç ilgilendirmezdi.Toplumdaki yaşanan her olaya nötr bakmam mümkün değil,elbetteki sorgularım,nedenlerini merak ederim.Benim de 2.evliliğini yapan erkeklerin neden dul,çocuklu ve orta yaşlı kadınlardan tercih yapmadığını sorgulamam çok mu abes?Daha da önemlisi para uğruna yapılan ve denkliğe önem verilmeyen bir evliliği masaya yatırmam mı şirk?Ben sandığınız kadar cahil biri değilim ve şirke nasıl düşüp düşmeyeceğimi de gayet iyi biliyorum.Allah yeter ki gizli şirkten korusun.

    “”Bu erkeklik ne menem bir şeymiş merak ettim “”

    Bunu bu bakış açısıyla anlamanız kesinlikle mümkün değil. Çünkü bu konuya aklınız ve mantığınızla değil en zayıf olduğunuz tarafınızla, KADINSAL İÇGÜDÜLERİNİZLE karşı çıkıyorsunuz.

    İşte Bu da sizin için konuyu KABUL EDİLEMEZ kılıyor

    Siz de olaylara biraz fazla erkek iç güdüsüyle bakıyorsunuz:)

    Betül hanım,

    süheyla hanım bildigim kadarıyla sizde bekar aklı basında genc bir hanımsınız. Bence büyük konusmayın yası bası ilerlemis de olsa 20li yaslarda da olsa bilemeyiz bu kararı veren insanlar neler yasıyor ve bilemeyiz hakkını verebiliyorlar mı? Bu durum Allah ve kulları arasında onaylamıyor olabilirsiniz ama böyle ayıplar tarzdaki üslubunuz beni şaşırttı dogrusu. Allah’ın razı olacagı bir evlilik yapmanız duasıyla.

    Bazen üşengeçliğim tutuyor ve sıkıntımı daha kısa cümlelerle yazıyorum:)Yukarıdaki yorumumda da aynen öyle yaptım.Kimseyi ayıplamıyor ve kınamıyorum zaten ortada ayıplayacağım ve kınayacağım belli bir isim yok.Genel sosyolojik bir durumdan bahsetmiştim oysaki.Yani para uğruna yapılan (Allah rızası için değil) denkliğe bakılmaksızın gerçekleştirilen bir evlilik çeşidi var ülkemizde.Bunu masaya yatırmamın nesi dir kınama anlamadım gitti.Yine söylüyorum,çok eşlilik kadından çok erkeğin imtihanıdır.Bir erkeğin maddi durumu iyi haldeyken çok evlilik yapıpta maddiyattan düştükten sonraki halini inanın düşünmek bile istemiyorum.Benim de çevrem de çok eşli erkekler var ama -ki çoğuda adalet sağlamak gibi bir sıkıntısı çekmiyor-inanın zerre kadar hayatları beni ilgilendirmiyor.

    Tahmin ettiğiniz gibi evet ben bekar bir hanımım.Eğer yuva kurmak nasip olursa(Allah hayırlı biriyle karşılaştırsın)eşimin benden Allah razı olsun demesi,benimle cennette de evli kalmayı dilemesi benim için çok çok önemli bir şeydir.Mutlu edilmek kadar mutlu etmekte isterim.Zaten kocalarına hayatı zindan eden kadınları hiç anlayamıyorum.Sen eşini mutsuz ederek zaten mutsuzluğa mahkumsun,ne diye şikayet edip duruyorsun?

    Son cümle olarak,ne üzerime eş gelmesini isterim ne de eş üzerine gitmeyi isterim.Buradaki kimi erkek yorumculara göre kadın ne yaparsa yapsın,ne kadar çabalarsa çabalasın erkek çok eşlilik arzu ediyor olsa bile,şahsen ben bütün benliğimle eşimi evime bağlamanın ve evimizi cennete çevirmenin yollarını ararım,yeter ki hayırlı bir insanla ömrümü birleştireyim.Allah herkesin gönlüne göre versin inşallah.

    • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

      Sayın SÜHEYLA HANIM

      Bu sitede bulunmamın nedenlerin bir tanesi BİLGİ ALIŞVERİŞİ. Ama işler her zaman beklediğiniz gibi olmuyor. Bilgi alışverişi için yazdıklarınız POLEMİĞE sebep olabiliyor. Tıpkı şimdi olduğu gibi. Bu nedenle ben hem sizi kırmamak hemde kul hakkına girmemek için izin verirseniz bu konuyu kapatmak istiyorum.

      Çünkü bu saatten sonra karşılıklı yapacağımız yorumlardan her ikimizinde BİLGİ ARTIRIMI veya YANLIŞ BİLGİLERİMİZİ DÜZELTME adına mesafe katedeceğimizi zannetmiyorum.

      Allah’a emanet, Resulüne tabi olmanız duasıyla

      • Süheyla diyor ki:

        Elbetteki kapatalım ve uzatmayalım.Ben kendimi iyi ifade ettiğime inanıyorum siz de kendinizi gayet güzel ifade ettiniz.Aynı fikir de olmak zorunda da değiliz.Ama size çok samimi ve içten bir eleştiri de bulunmak istiyorum.Dikkate alırsınız almazsınız sizin bileceğiniz bir iş.Kırıcı bir üslubunuz var,bunu bana yazdığınız yorumlara dayanarak söylemekten ziyade diğer yorumlarınızı da okumuş biri olarak söylüyorum.

        Selamatle

        • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

          SAYIN SÜHEYLA

          KIRMAMAK ve KIRILMAMAK adına bundan sonra birbirimizin yorumlarına cevap yazmamayı öneriyorum size.

          Saygıyla

          • Yasin diyor ki:

            Aslında “zıt fikirlerin çatışmasından” esas konuşulması gerekenler ortaya çıkar,
            bu bakımdan ÜSLUBUMUZUN karşımızdakini incitmemesine dikkat ederek fikir paylaşımına devam edilmesini yararlı görüyorum,
            küsmenin ve konuşmamanın kimseye faydası yok, birbirinizin yorumlarına yazmayarak farklı görüşlerin izhar olmasını kısıtlamış olursunuz, tabii ki yine de tercih sizin.

    • Yasin diyor ki:

      Süheyla hanım,
      “Belli bir yaşı almış bir erkeğin her türlü sıkıntıyı zorluğu ilk eşiyle beraber yaşayıp bir zaman sonra parası çoğalınca (yani sonradan bulunca) 2.evliliğini genç bir kızla yapıp her türlü zevki,sefayı,rahatı ve lüksü 2.eşiyle yaşaması sizce çok mu adil?”
      Size Farklı bir bakış açısı önerecem, bakalım bana kızacak mısınız? :D

      Senaryo;
      Adamın evinde huzuru yok, işinden erken çıktığı zamanlarda bile dırdır dinlememek için eve gitmek istemiyor, bu sebeple (esnaf ise) dükkanını gece yarısını geçinceye kadar terk etmiyor. (Memur ise) İş çıkışı ek işle uğraşıyor. Haliyle işiyle ilgilendiği için işleri gitgide büyüyor, Zengin olup parayı bulunca “mutluluk benim de hakkım” diyerek mutlu olacağını düşündüğü ikinciyi alıyor. :D
      veya bu adam işiyle ilgilenmek yerine iş çıkışı kahveye gidiyor, haliyle zengin olamıyor, hem parasız hem mutsuz oluyor,

      kıssadan hisse;
      Erkekseniz ve evde huzurunuz yoksa işinize sarılın önce parayı kazanırsınız sonra ikinciyi alırsınız :D

      Kadınsanız ve eşiniz eve gelmek yerine dışarıyı tercih ediyorsa; ya evi ona cazip hale getirin, ya da ikinci eşin gelmesine kendinizi şimdiden hazırlayın :D

      • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

        Sevgili YASİN

        Ben duygularımı ifade edecek olsam bu ifadelerinin tek kelimesini değiştirmeden ifde ederdim kardeş.

        ALLAH PARMAKLARINA VE LAVYENE ZEVAL VERMESİN DOSTUM :-)

      • Süheyla diyor ki:

        YASİN BEY,

        Yoo neden kızayım ki?Bir kadının evini eşine haram kılmaya,evini zindana çevirmeye ne hakkı var,zaten hır gürün,sürekli dırdırın olduğu bir evde sadece erkek mutsuz olmaz ki,zeki bir kadın yaptığı huysuzluklarla en başta kendisini mutsuz edeceğinin bilincinde olan bir kadındır.Huysuzluklarla hayatı zindan etmek aptallıktan başka bir şey değildir.

        Yanlız bir de hayırsız erkeklere nasıl çare bulunacak onunla ilgili de güzel bir senaryo yazsanız ya:))Bir kaç gün evvel bir hanımla konuşuyorum.Kendisi eşinden dokuz aydır ayrıymış ve resmen geçen hafta boşanmışlar.Daha 26 yaşında,sekiz yıllık evli ve yedi yaşında bir oğlu var.Boşanma sebepleri de eşinin sorumsuzluğu,eviyle ilgilenmemesi.Dokuz ay boyunca kendi tercihiyle(umursamazlığıyla)çocuğunu görmüyor,aramıyor,sormuyor ve merak etmiyor.Çocukcağız babayı görememenin verdiği üzüntüyle psikolojisi bozuluyor,hırçınlaşıp sürekli arkadaşlarıyla kavga çıkarıyor.Dokuz ay aradan sonra ilk defa geçen hafta babasını görebiliyor.Bir baba,karısıyla isterse kanlı bıçaklı olsun,nasıl olur da evladını özlemez,aramaz,sormaz!Şimdi çaresiz kadın ne yapsın?

        • Yasin diyor ki:

          Süheyla hanım,
          Ben sadece kadınların kusurları olduğunu asla iddia etmedim etmem de, zira benim de çevremde gördüğüm kusurlu erkekler var, fakat sürekli erkeklerin kusurlu gösterilmesi ve kadınların mağdur görülmesi zaten karısından dolayı zulme uğramış erkeklere ekstra bir zulüm olmaz mı?
          Sizin gösterdiğiniz örnek aslında tam da benim iddialarımı destekler mahiyette :)

          Erkek şayet çocuğunu umursamıyorsa zaten arayıp sormaz, kendi zevk ve hevasının peşinde koşar, bir erkek ısrarla velayet için uğraşıyorsa bilin ki; çocuğun geleceğinden hayatından endişe duyuyordur. Çünkü çocuk; erkek için ayak bağıdır, işiyle ilgilenmesi zor olur, yeni bir hayata atılmasına engel olur. Çocuğunun annesi tarafından iyi bakılacağını ve geleceğinin annesi yanında daha iyi olacağını düşünen erkek velayeti zaten anneye bırakır, ısrarla uğraşıp suçlu duruma düşme ve kınanma pahasına bu uğurda uğraşmaz. Bu nedenle mevcut kanunların düzeltilmesi gerekir.

          • Süheyla diyor ki:

            Yasin Bey,
            Mevcut kanunlarda değişmesi gereken o kadar çok şey var ki.En azından çocuk velayeti konusunda daha esnek olunabilirdi.Daha evvelde paylaştığım bir konu vardı,mevcut yasalarda değişmesi gereken sadece evlenme boşanma üzerine olan kanunlar değil,asıl yuva yıkıcı olan icra iflas yasasının değişmesi ve borca hapis cezalarının mutlaka kaldırılması gerekir.Sırf bu yasa yüzünden yüzlerce yuvanın yıkıldığını,insanların adressiz,ikametsiz,çocukların nüfus cüzdansız dolaştığını ya da okula kayıt yaptırılamadıklarını biliyorum.Nice aile babasının yurt dışına kaçıp orada çalışarak ailesini geçindirmeye çalıştığını biliyorum.Çünkü ülkesine dönse hapse düşecek,ailesi daha beter mağdur olacak.Baba evine bakamayacak,aksine hapiste bakıma muhtaç olacak.Nasıl kahreder insanı…Bu konu çok uzun ama çok fazla dikkate almaya değer.Aile bakanımız kadına uygulanan şiddette hassas olduğu kadar bu yasa konusunda da hassas olabilse keşke…

            Yasin Bey,

            seviyeli üslubunuz ve kaliteli yorumlarınız için tüm içtenliğimle size teşekkür ederim.

            Saygılarımla

          • Yasin diyor ki:

            İcra İflas yasası hakkında sonuna kadar haklısınız, bu konu da zaten düzenlenmemiş olmakla aile gibi bir kaygı taşınmadığını ortaya konmuştur.

            Aile bakanımızın gerçekte kadını veya aileyi koruma gibi bir kaygısının olduğunu düşünmüyorum. Çıkarılan kanunlar ile kadınlar kendisine tanınan ayrıcalıkları istismar etmeye başladığında, erkeklerin kadınlara karşı yaklaşımı değişecektir, korumacı ve sorumluluk sahibi erkeklerin yerine asalak erkekler türeyecektir.
            İslami hassasiyetleri olan ve sorumluluk sahibi erkekler ise resmi nikah kıymadan gizlice imam nikahı kıyacak ve resmi makamlar karşısında biz beraber yaşıyoruz beyanlarında bulunacaktır. Sebepleri hakkında Sema Maraş’lının yazılarına bakabilirsiniz, Sosyetede nafaka ve tazminat talebiyle boşanma davası açan erkekler türedi bile. http://www.sabah.com.tr/Gunaydin/Magazin/2012/04/14/kadinerkek-arasindaki-roller-degisti

            Amaçlanan zaten buydu, daha öncede yorumlarımda belirtmiştim.
            BOP çerçevesinde Türkiye’ye verilen ödev buydu. Türkiye kendi ödevini yapmıştır, sadece uyum yasaları ve yönetmelikler buna uygun şekilde ayarlanıp yozlaşmanın kapıları ardına kadar açılacaktır. Buna direnmek ne derece mümkün olacak bilemiyorum, dini bütün insanlar istismar edildikçe sayıları azalacaktır, töre kıskacındaki kadınlar için ise bir değişiklik olacağını düşünmüyorum.

            Gelecek zamanlarda eşcinsel evliliklerin konuşulmaya başlanacağını ve lise çağlarında yaşanacakları Batı dünyasına bakarak düşünün. Türkiye, bu yasayla maalesef BATI-RILMIŞTIR.

      • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

        SAYIN YASİN

        öNCELİKLE SAMİMİ OLDUĞUNA İNANDIĞIM ÖNERİN İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM.

        Fakat bir hususu ifede etmeden geçemeyeceğim. Ben şahısların mütaşabih ayetlerle ucu açık bırakılmış (içtihat kapısı kapatılmamış) konularda ki fiklirlerine itirazım varsa uygun bir uslup ile cevap veririm.

        Fakat hakkında kesin hüküm bulunan Ahkam ayetler ile yoruma kapatılmış konularrda ki “acaba neresinden girerde nefsimize uymayan bu konuda insanların kafasını bulandırırız” hükmünde algıladığım buram buram “DEMOGOJİ” ve NEFİS kokan söylemleri gördüğümde dayanamıyorum.İsteyerek yapmadığım halde USLUBUM SERTLEŞİYOR, farkında olmadan KIRICI OLABİLİYORUM.

        Bu nedenle kırıcı olmamak için mekanı terk etmeyi uygun buluyorum.

        Saygıyla

  18. serpil diyor ki:

    Ben bir soru sormak istiyorum:
    Cimri bir kocam var, ve artik beni resmen hasta etti diyebilirim, Ne yapabilirim? Nasil davranabilirim?
    Istedigim her sey gereksiz, fazla. Artik giysi eve esyasi seylerden vazgectim, fakat simdide yiyecek icecek konusunda bana onuda kabul ettirmeye calisiyor? Biriktirecegi 1 Lira onun icin okadar sey ifade ediyorki, size anlatacak kelime bulamiyorum.
    Kafam feci sekilde agriyor. Ben neyapayim? Ne onerirsiniz.

    • AYsun diyor ki:

      selamun aleykum serpil kardeşim, biraz zor bir mesele tabi sizi ve eşinizi tanımıyoruz ama iş gene imandan geçiyor.Rabbimiz bizden ne cimrilik etmemizi ne de saçıp savurmamızı istiyor,İKİSİ ARASINDA BİR YOL TUTUN diyor.paranın sahibide Allah,bize sadece emanet bunlar ve imtihan sebebi.eşinizle konuşup önce Rabbi tanımaya çalışmalı yani BOL BOL KUR’AN MEALİ OKUYUN,VE SONRA EŞİNİZLE OKUMAYA BAŞLAYIN.RABBİM KALBİNİ İMANLA ZENGİNLEŞTİRSİN…TABİ BİZİ DE İNŞAALLAH…

  19. firuze diyor ki:

    Merhabalar Hasret Hanim,

    Hz. Ali`nin ikinci evliligi ile ilgili ornekler verdiginiz, kopyalayip yapistirdiginiz siteden konuyu birkez daha ben de okudum,o kopyalayip yapistirdiginiz sitede, o hadisenin sadece Ebu Cehilin kiziyla ilgili olup olmadigini sahih degildir demiyor, o vakianin bu riyavetin tamamini (yani Hz. Alinin ikinci bir kadinla evlenmek istemesi -Ebu Cehilin kizi veya degil- bunun uzerine Hz. Fatimanin uzulup Hz. Ali`yi babasina sikayet etmesi, bunun uzerine Peygamberimizin herkesin icinde hasa Hz. Ali`yi rezil etmesi) sahih degildir diyor. Yani Hz. Ali ikinci kez evlenmek istememis ve bundan dolayi Hz. Fatima Hz. Aliyi babasina sikayet etmemis. Keske yazinin belli kisimlarini degil de hepsini yapistirsaymissiniz. Peygamberimiz ki kizina ” Babanin peygamber olusuna guvenme” diyen mubarek sahsiyettir, kizinin nefsine agir geliyor diye Islamin mubah kildigi bir seyi kizini kayirmak adina men edecek biri mi ? Summe Hasa.Rivayet sahih veya degil vakia o ki, Alemlere Rahmet olan Peygamber dini kendi nefsi icin bile gizlememis, degistirmemis kaldi ki baskasi icin yapacak.(“Eğer Hz. Peygamber(a.s.m), Kur’an’dan bir şey gizleseydi ‘Ey Muhammed! Hani bir zaman Allah’ın nimetlendirdiği ve senin de kendisine nimet verdiğin (hürriyete kavuşturduğun) kimseye: “Eşini yanında tut, Allah’tan kork” diyordun. Fakat Allah’ın açığa vuracağı şeyi, insanlardan da çekinerek içinde saklıyordun’(Ahzab,33/37) ayetini gizlerdi” (bk. Ahmed b. Hanbel,VI/266).) ornek olarak verilebilir.

    • haret diyor ki:

      sevgili firuze hanım ne yapmaya çalıştığınızı anlayamadım?

      öncelikle yazmış olduğunuz***’kopyalayıp yapistirdiginiz siteden konuyu birkez daha ben de okudum,o kopyalayip yapistirdiginiz sitede,”***gibi kelimeniz ve uslubunuz bana yargılayıcı ve aşağılayıcı geldi..bundan hoşnut oladığımı belirtmek isterim..

      hiç üşünmeden benim hangi sitede kopyalayıp yapıştırdığımamı baktınız tek tek tebrik edrim ben bile zor bulmuştum.. ayrıca kopyaladığım site olduğundan nasıl bu kaadr emin konuşuyorsunuz?kopyalarken yanımdamıydınız? ama şunuda unutmayın”Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.( isra 36)hatırlatmak istedim..

      gelelim kopyalama mevzusuna madem açıklama bekliyorsunuz açıklayayım
      1-kopyalayıp yapıştırmış olmam bu konu hakkında bilgi sahibi olmadığım anlamına gelmez.ayrıca benim baktığım sitede 12-13 rivayet vardı, ve açıklamaları benim bildiğim kaynağa uyanı paylaştım..

      2-ben daha önce bildiğimi zannettiğim güzel bir sözü hadis sanmıştım ki elime öyle geçmişti ve ben nette bakma gereği duymadan paylaşmış,o sözün sandığım kişiye ait olmadığını sizin sayenizde öğranmiştim. bu sefer bir kez daha emin olmak ve bilgilerimi pekiştirmek için nette ki bazı sitelerede baktım ..suçsa özür dilerim herkesten..
      3-benim bildiğim kaynağa uyduğu için ve anlatım dile daha net ve anlaşılır olduğu için yazmaya üşenip kopyalayıp yapıştırdım.. biraz hastayım ve bu hasta halimle yazıyorum :(
      4-sizin yazdıklarınız benim baktığım sitede yoktu .olsada benim savunduğum konu ile alakası yoktur..
      sıra bu konuya açıklık getirmekte
      şimdi ben konuyu uzatmak istemediğimi yazmıştım.ancak bu konuyu gündeme getiren ve idda eden sizdiniz.hatırlatırım.ben ebucehilin kızından bahis etmeden detaya girmeden sadece peygamber efndimizin kızı üzerine 2. evliliği istemediğini yazmıştım .. ebu cehilin kızndan bahis etmedim..oysa siz;
      ***
      peygamberimizin, kizinin uzerine tekrar evlenmek isteyen Hz. Ali`ye izin vermemesindeki sebep; Hz. Ali`nin Ebu Cehil`in kiziyla evlenmek istemesinden dolayiydi.Bir Peygamber kiziyla, bir musrikin kizinin yanyana olmasindan dolayi cikacak sikintilar Yuce Yaratici tarafindan kendisine ilham edilmisti. …vb****
      diye yazmış bu konuyu siz gündeme getirdiniz..

      şimdi size soruyorum önceki yazdığınızla şimdiki yazdığınız arasında tezatlık (çelişki )yok mu?önce böyle bir şey var diyorsunuz şimdi ise yok peygamber yapmaz öyle şey diyorsunuz..madem emin değildiniz bari beni yargılayıcı ve suizana açık bir (yalancı )konumuna getirmeseydiniz.. yada böyle bir şey yapmadı ozman yazsaydınız peygamber efndimizin karşı çıkmadığını..ayrıca sanmayınki ben 2-3 sitenin bilgisine dayanark söyledim..daha öncede söylediğim gibi okumuş olduğum kadın sahabi ve efendimizin hanımlarından bahis eden bir kitapta okudum..yoksa bilmediğim bir şeyi biliyorum demek gibi bir niyetim ve ihtiyacım yok.cahil bir insan da değilim..
      ayrıca ben zaten ”hz.FATMA Ebu Cehilin kizi veya degil- bunun uzerine Hz. Fatimanin uzulup Hz. Ali`yi babasina sikayet etmesi, gibi bir konudan bahsetmedim.. haşa hz.fatma okadar asil ve güzel ahlaklı ki gidip kocasını babasına özellikle 2. hanım mevzusunda şikayet etmez..ama kopyalarken sanırım bir kelime yanlış eklemişim..”eğer vazgeçmezse ancak Fatıma’yı boşadıktan sonra evlenebileceğini bildirmiştir.” sadece bu kelimeyi fak etmemişim bu mümkün değil…peygamber efndimiz bunu yapmamıştır..neyse asıl mevzuya geleyim benim bildğim hakkında gerçeklik olduğunu bildiğim, öğrendiğim konuyu tekrar yazayım..

      bir rivayete göre hz.ALİ ebu cehilin kızıyla evlilik istemiş , bunu istemesindeki asıl sebep ebu cehilin kızının müslüman olması ve müşriklerin, bazı insanların onu sıkıntıya düşürmesi sonucu koruma altına almak istemesidir..yayılan bu evlilik dedikodularu üzerine hz.fatma bunu duyunca çok üzülmüştü.. ve bu konu peygamber efendimize kadar yayıldı…bunu duyan peygamber efendimiz üzülmüştü.çünkü bu çıkan dedikodular ve hz.alinin de evlilik istemesi hz.fatmayı üzmüş efendimiz(sav)bu durmu fark temiştir.bir gün bir sohbet esnasında hz.ALİ gelir o esnadaefendimiz”
      ”Fatıma benim vücudumun bir parçasıdır. Onu hoşnut eden beni hoşnut eder; onu inciten beni incitmiş olur”El-İsabe (İbn-i Hacer), c.4, s.378, Sünen-i Beyhaki, c.7, s.64, c.10, s.201, Mişkatü’l-Mesabih, c.3, s.1732, Feyzü’l-Kadir, c.4, s. 241.hadisini söylemiş bunu duyan hz.ALİ bu sebepten vazgeçmiştir..çünkü efendimiz kızının bu duruma üzüleceği için istememiş ve bu durumu hz.ali yi kırmadan bu hadis yoluyla uyarmıştır..(yoksa onu rezil etmek azarlamak yüz yüze konuşmak söz konusu değildi..o hiç kızmaz sesini yükseltmezdi ki.. )

      daha sonra dedikodular had safaya geldi bu durum ebu cehilin kızını oldukça üzmüştü.çünkü Efendimizin (sav)sırf ebu cehilin kız olduğu için bu evliliğ iistemediği dedikodusu çıkmış. bunu duyan ebu cehilin kız çok üzülmiştü babasının yükünü taşımak zorunda bırakıldığı için…

    • haret diyor ki:

      devamı :)
      bunu duyan efendimiz ebu cehilin kızına haber yolladı ve böyle bir şey olmadığını söyledi.yani ebu cehilin kıznı ”“Allah’ın Resulü’nün kızıyla, Allah’ın düşmanının kızı bir araya getirilemez”sözünün gerçek oladığını bu konuda üzülmemesi gerktiğini ,bunların dedikodu olduğunu haber vermişti..çünkü o insanlara kin duymaz ,gurur ,kibir taşımaz en güzel ahlakı taşıyan ALLAH IN RESULUYDÜ….o sadece göz bebeği fatması üzülmesin diye rıza vermemiş istememişti….

      • firuze diyor ki:

        Merhabalar Hasret Hanim,

        “Kopyalayip yapistirdiginiz” sozumle sizi kirdiysam ozur dilerim, sizi kirmak maksadi ile soylemedim, sizin yazdiginizi okudum, o sitedeki ile kelimesi kelimesine ayni olunca, kopyalayip yapistirdiginizi oradan anladim, bundan neden rahatsiz oldugunuzu anlamadim, tabiki uzun uzun kendiniz yazacak degilsiniz,bende bundan onceki yazdigim mesajda yazdigim ayeti kopyalayip yapistirdim, bunda bir sorun yok. Benim demek istedigim, o sitede o rivayetle ilgili cok uzun ve farkli farkli yorumlar varmis, en sonunda da bu riyavetin sahih olmadigini yaziyordu ama siz bir kismini sadece sizi ilgilendiren kismini almissiniz ben bundan dolayi keske hepsini yapistirsaydiniz dedim.Ben bu rivayeti cok onceden ilmine guvendigim bir hocadan dinledim.Sonra sizin yazinizdan sonra o siteden tekrar okuyunca, boyle bir rivayetin hic olmadigini okuyunca ister istemez muallakta kaldim.Sonucta bu hadis rivayeti, ayet degil.Sahih de olabilir, olmayabilir de.Sahih olmayabilirligine istinaden Peygamberin kendi nefsi icin bile hicbir ayeti, degistirmedigini ayet ile yazma geregi hissettim.Sonucta bu rivayet icin ben yine ilmine guvendigim hocadan duydugum sekli ile iman ediyorum.Bu konuyu ortaya atan ilk kisi olarak yazdigim ilk mesajdaki gibi.Siz de kendi bildiginiz gibi iman edebilirsiniz.Sizin dininiz size, benim dinim bana…..Celiskide olmadigimin farkindayim. Yine de tesekkurler….Bu konuyu ben sahsim adina daha fazla uzatmayacagim.Burasi adeta herkesin, kendini hakli cikarabilme, hic kimsenin altta kalmama istegiyle hareket ettigi bir alana donmus ne yazik ki…O yuzden siteyi takip eden lakin az yorum yapmayi tercih edenler kisminda yer almak istiyorum…

        Selam ve Dua ile……

        • hasret diyor ki:

          FİRUZE hanım sizin bir önceki yorumdaki uslubunuz bana kırıcı ve aşağılayıcı geldiği için bende biraz sert çıkıştım kusura bakmayın ..
          .bende kırmak istemedim sizi ama sanki kopya çekmeyen bir talebeye yapılan sen kopya çektin muamelesi gibi bir muamele gibi geldi bana ve ben ilkkez kopyalamıştım..o yüzden fazlasıyla kırılmış..sizin farklı bir art niyette olduğunuzu düşünmüştüm ..çünkü devamlı kopyalamak üzerinde durmuştunuz..bende yanlış birşey mi kopyalamak diye ?üzülmüştüm..neyse özür dilemek bir erdemdir..bende kırdıysam özürdilerim..ama ben bazı yorumlardan bilgileniyorum bence birde o gözle bakmak lazım…bu arada ebu cehilin kızı (yada değil) ama 2. evlilik hususu olduğunu sema hanımda ” çok evlilik ” hakkında ki yazısında belirtmiş..isterseniz birde onu okuyun…

          selametle kalın..saygı ve sevgilerimle.. :)

  20. aydemir diyor ki:

    DİNDAR KADINLARA ÖĞÜTLER…
    Asıl sorun burada yatıyor hanımlar. Siz dindar olmakla övünürsünüz ama; İslam der ki: “insanın insana secde etmesi uygun olsaydı kadının kocasına etmesi emredilirdi.” Kocasını memnun etmeyen kadının dindarlığı tam değildir. Çünkü koca bu yüzden günaha girerse kadın da aynı günahı işlemiş gibi olur. Kadın olmak evle işle çocukla dopdolu yaşamak değildir. Koca iç dünyasında yalnız kalmamalı.

    • tugbaakbeyinan diyor ki:

      bağışlayın ama ben bile sessiz kalamadım bu usluba:(üzücü zira belki anlatmak istediğiniz bizim anladıgımız şey değil ama bu uslupla anlatmaya devam ettiğiniz sürece,yani sürekli kadınlarla bu uslupla konuştugunuz sürece, söyledikleriniz asla anlaşılamayack.yormlarınız sürekli hanımlara öğüt veriyor.ben burdan kalksam ve sürekli erkeğin yapması gerekenleri sıralasam ne kadar manasız olursa sizin bu uslbunuz da o kadar yerine ulaşmıyor. kadının duruş yeri ne kadar “ego” barındırıyorsa sizin bu yazdıklarınız da o kadar “ego ” barındırıyor.Üstelik bunu Allah’ın diliymiş gibi sunuyorsunuz.Rabbimiz ve dahi Efendimiz hiç böyle bir uslupla seslenmiyor insana,kadına,erkeğe…Biraz daha dikkat lütfen…

      • aydemir diyor ki:

        sayın tugbaakbeyinan;
        Üslubum yanlış olabilir, bunun için eleştiriniz benim yenilenmeme ve hatalarımı düzeltmemi kolaylaştırır. Asla bundan gocunmam. Siz sadece kendi açınızdan düşünüyorsunuz. Bütün hanımlar aynıdır demedim ki ben. Sadece bu söylediğim özelliklere uyan hanımlara sözüm. Sizde lütfen biraz evliliğe bakış açısı bu şekilde olan hanımlara bakın ve bana hak verirsiniz sanırım.

    • azyef diyor ki:

      sayın aydemir , söylediğiniz hadisin uydurma bir hadistir. kur’anı kerimde mü’min erkek ve mü’min kadınlara eşit seslenir, tevbe suresi 71. ayetinde ”birilerinin yardımcılarıdır.. ” derken kocaya secde edilemsi gerken bir hadis Kuranla çelişir… bkn. Kur’anda :” 4/124 , 16/ 97,9/71, 2/187 ” örnekler çoğaltılabilir. burada anlatmak isrtiğinizi daha başka bir yorumla ifade ederseniz sanırım hanım arkadaşlarımız da daha anlayışla okuyacaklardır.. erkeğin üstünlğü, hitabet,şehadet, cihat, cuma bayram namazları, imamlık, nüvüvvet resilik, vb. konularda hanımlardan görev itibariyle üstündürler..diğer bir cihetle insanlar ancak ”takvada da birbirlerine üstün olabilriler… PEYGAMBER efendimizi böyle yalan isnat eden sonradan uydurma ,kadınları istedikleri doğrultuda yönlendirmek Allahtan kormayan insanlar çok büyük vebal altındadırlar. böyle yanlışlara vesile olmak da tabi..lütfen dikkatli olalım…Allaha ve Peygambere iftira çok büyük günahtır…erkekler hanımlarının ,hanımlarda eşlerinin ilgisizliğnden şikayetçiler… herkes…yok şikayet etmeyen…çocuk doğurunca bunları da yetiştirmek lazım…adam evdeki gürültüye dayanamaz,maçtı sohbetti bişeyi bahane edr evden çıkar…kadın napar…evden çıkamz, o gürültüye yanında evişleri çabası katlanmak durumundandır..oysa kadın kocasıyla sohbet etmek ister,filim syertmak ister,kendilerine ait zaman ister…hangi kadın kocasını sevmez…ama kadın bunalınca içine döner,keyifsiz olur,mutsuz olur..tabiki eşine de yansır…KARI KOCALAR SESLENİYORUM…. önce çocuk istiyosunuz , rahatsız olanlar tedavi için tonlarca para döker,,,sonra olunca da koca evden kaçar kadın kafayı yer…sonra koca der ki eşim benim için süslenmiyo,,kadın derki eşim eskisi gibi değil bana…haa burada şeytan faktörüde olayı iyice çıkmaza sokar…siz ilk önce Allahın size emanet ettiği şu çocukları nasıl yetiştirmeliyiz,dini tebiyeliri noktasında çabalarımız ne olmalı ,belli bir yaşa kadar çocuğun sevgi güven deposu doluyor, bu zamanı nasıl değerlendirmliyz…diye oturup deridinize düşeceğinize,,orada sevilmeyi beklyen sabiler varken….kocaman insanlar birbirnden sevgi bekleyip ..üstelik yuvalarını da çekinmeden yıkıyolar…yazıklalr olsun derim başka bişey dmem.. niye çünkü o sevilmeye muhtaç çocuklar sevgisiz büyüyünce , yetişkin oldukalrında ana baba sevgisini, eşinin doldurmasını bekleyecekler de ondan…yani bu şikayet silsilesi hiç bitmeyecek… eşlerden biri bir şeyleri daha iyi biliyorsa, eşini ötekileştirmeden küçük görmeden…ona yardımcı olmalı,,,neşeli ortamları kendi oluşturmalı madem çok biliyor göstersin maharetini,,Ayrıca rabbimz diyor ki EĞER EŞİNİZDEN HOŞNUT OLMADIĞINIZ BİR ŞEY VARSA BELKİ ALLAH ONDA BİR HAYIR DİLEMİŞTİR,napıcaz sabredice..rabbim öyle diyor…..hiç bir güzellik çabasız ,sabretmeden olmaz….imtihanı beğenmezsek, ben bunu istemiyorum dersek.başka bir dertle muhatap oluruz..üstelik çocuklarınızın vebali de cabası..ve onlardan gelecek mutsuz boşanmış nesillerde bizimde bir katkımız olmuş olacak…

      • aydemir diyor ki:

        Sayın AZYE !
        Aşağıda bu hadisi şerif ile ilgili kaynaklar ve söyleniş sebepleri var.
        Ben kibar olamıyorum. Sebebi sizin gibi anlamadan dinlemeden, ezbere konuşan ve konuyla alakası olmayan hususlardan bahseden kişilerdir. Daha önce fark edemediğim için şimdi cevap yazıyorum. Üzülerek söylemeliyim ki; bazı hanım kardeşlerimiz ellerinden gelse erkekleri elinin altında hazır kıta bekleyen bir posta (askeri tabirle) yada eşinin ağzından çıkacak sözü bekleyen bir emir eri gibi olmalarını isteyecekler. böyle olunca da toplumda erkekle kadının rolleri bir birlerine karışmaktadır. Kadın asla sizin bahsettiğiniz gibi evde hapis olan ve bütün ev işleriyle boğuşan bir işçi, erkek de her fırsatta bırakıp kaçan bir vurdumduymaz rolünde değildir, olmamalıdır. Kadın ve erkek hayatı paylaşır ve kendilerine uygun rolleri oynarlar. Kadından erkeğe benzemesi, erkten de kadına benzemesi kadın gibi davranması beklenemez, beklendiği zaman eşyanın tabiatına aykırı davranılmış olur. Kısacası bu Allah’ın verdiği doğal yaratılışa aykırı olur.

        Aşağıda yeterince açık kaynaklar vardır. Sağa sola çekmeden, evirip çevirmeden okuyun ve sonra bir diyeceğiniz varsa söyleyin lütfen. Her fırsatta erkeklere laf yetiştirmeye çalışmak size çok fazla şey kazandırmaz. Doğru olan her beyanınız zaten herkesçe beğeni alır. Sizde bana aynı tarzda konuşabilirsiniz. Söyleyeceğiniz bir sözünüz varsa tabi…

        HADİSİ ŞERİF VE AÇIKLAMASI:
        Tirmizî, Radâ` 10. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Nikâh 40; İbni Mâce, Nikâh 4
        Açıklamalar

        Peygamber Efendimiz’in bu hadîs-i şerîfi söylemesine sebep olarak şöyle bir olay anlatılır:

        Muâz İbni Cebel radıyallahu anh Şam’dan veya Yemen’den döndüğü zaman, (Ebû Dâvûd’un rivayetine göre ise Kays İbni Sa`d Hîre’den döndüğü zaman) Resûl-i Ekrem’e secde etmek istemişti. Neden böyle davrandığını soran Hz. Peygamber’e:
        – Hristiyanlar reislerine ve kumandanlarına secde ediyorlardı. Ben de sizin buna daha lâyık olduğunuzu düşünerek secde etmek istedim, dedi.
        Bu hareketi doğru bulmayan Resûlullah Efendimiz, yukarıdaki hadîs-i şerîfi söyledi.

        Hadîs-i şerîfin sebeb-i vürûdu dediğimiz, söylenme sebebi hakkında şöyle bir rivayet daha vardır: Resûl-i Ekrem Efendimiz bir grup sahâbînin arasında otururken bir deve gelerek Efendimiz’e secde etmişti. Bunu gören sahâbîler:
        – Yâ Resûlallah! Sana hayvanlar, ağaçlar bile secde ediyor. Sana asıl bizim secde etmemiz gerekir, dediklerinde Peygamber aleyhisselâm şöyle buyurdu:
        – “Rabbinize ibadet edin. Müslüman kardeşlerinize iyilik yapın. Bir kimsenin diğer kimseye secde etmesini emretmek isteseydim, kadının kocasına secde etmesini emrederdim. Şayet bir kadına kocası, kendisini şu dağdan o dağa, o dağdan bu dağa taşımasını emretse, kadının bu emri yerine getirmesi gerekir” (Ahmed İbni Hanbel, Müsned, VI, 76).

  21. Yasin diyor ki:

    Sema Hanım, bunların olacağını daha önceden söylemişti;
    http://www.sabah.com.tr/Gunaydin/Magazin/2012/04/14/kadinerkek-arasindaki-roller-degisti

    “Geçmişte erkeklerin boşanma davasında tazminat ya da nafaka talep etmeleri söz konusu bile değildi. Toplum tarafından ayıp sayılan bu talebin sözünü dahi edemeyen erkekler, artık bu tabuyu yıktı. Eşinden boşanmak isteyen erkek, tazminat ve her ay düzenli ödenmesi için nafaka talebiyle mahkemeye başvuruyor. ….
    …..
    Yaşanan bu gelişmeyi, evlilik danışmanı İlkim Öz “Erkekler artık sorumluluk almaktan kaçınıyor. ‘Eşim çalışsın ve bana baksın’ görüşü hakim. Erkekler feminenleşiyor” diye değerlendirirken ilişki uzmanı Seda Diker “Erkekler artık kadınlaşmaya başladı. Kadınların gücünden faydalanmaya çalışıyorlar. …..”

    bundan sonraki aşamaları bilmek isterseniz BATI’ya bakın.

  22. zeliha diyor ki:

    eşimize yar mıyız, yara mıyız?!

  23. yüce diyor ki:

    ahh çevreye anne babasına yar olduğu kadar eşine yar olamayanlar size kim yar olsun?

  24. Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

    SAYIN TARIK
    “”Benim ekstra bir teklifim, kullanıcıların kendi yorumlarını topluca görebilmeleri ile ilgili bir modül eklenmesi. Ben nerde hangi yazya veya kime ne yorum yazmışım, kim bana ne yazmış cevaben bilsem görsem iyi olur.””

    Bu teklifinize bende canı gönülden destek veriyorum. Sitenin kullandığı formatta (hosting) bunu yapmak mümkün.

    Ayrıca

    Yorumlarımıza veya cevaplarımıza Kim ne demiş takip etmek zor oluyor. Göremediğimiz veya fark etmediğimiz cevapları Sukut ikrardandır (kabul etmektir) kuralı gereği kabul etmiiş sayılırız ki bunuda hiç arzu etmem.

  25. Uğur Mustafa diyor ki:

    Yüzde 95 eminim ki sayın yazarın tanıdığı bu erkeklerin hiçbiri bizim gibi dar ve orta gelirliler sınıfından değildir… Orta gelirliler sınıfından olabilir gerçi, ama “üst-orta gelirliler” sınıfından…

    Nasıl ki feministlerin ve onlara yaltaklanan diğer entellerin erkekleri hep “karşılık beklemeksizin kadınları memnun etme memuru” saymalarını haklı olarak şiddetle eleştiriyoruz, kadınların da “erkekleri karşılık beklemeden memnun etme memuru” sayılmalarına gönlüm razı olmuyor.

    Erkeklerin dört kadınla evlenme hakkını savunup bu konuda gönlünde hoşnutsuzluk bulunanların küfrünü ima eden beyefendilere birkaç sözüm var:

    1. 4 kadınla evlilikle ilgili ayetin sebeb-i nüzulünü anlatan Hz. Aişe (r.a.) hadislerini okursanız görürsünüz ki ayette bir “izin, ruhsat”tan ziyade, bir emir verilmektedir, FAKAT bu emir, özellikle Uhud Savaşı gibi savaşların ardından dul kalan kadınlarla evlenilip onların korunmasına yönelik bir emirdir, zaten ayet de galiba Uhud Savaşı’ndan sonra inmiştir. Allah’ın elçisinin (s.a.v.) evlendiği bütün annelerimizin, Hz. Aişe dışında, (Allah hepsinden razı olsun) hep dullar olmaları da işte bundandır.

    2. Elbette Allah’ın ayetlerini inkar edip onlara muhalif hüküm verenler, ayet-i kerimede buyurulduğu üzere, küfre düşerler, fakat ya haksız yere bir insanın gönlünü kırmak? Bu, Allah’ın verdiği hükümlere uygun bir şey midir? Eğer erkeğin ikinci eş almaya veya eşini boşamaya gerçekten hakkı varsa, şartlar onu haklı kılıyorsa eyvallah, ancak şundan eminim ki eşini boşamak veya ikinci eş almak isteyen erkek her zaman ve her şartta haklı değildir.

    • Uğur Mustafa diyor ki:

      Son cümlenin ikinci kısmını şöylece değiştirmek istiyorum:

      “… ancak şundan da eminim ki EŞİNİ ÜZMEK PAHASINA ikinci eş almak veya eşini boşamak isteyen erkek her zaman ve her şartta haklı değildir.”

    • eymen diyor ki:

      Ortada evlenilecek kimse yoksa zaten bu hüküm pratikte uygulanamaz. Toplumda çok sayıda dul ve ileri yaşta bekar varsa; Ve bu işi kınayanlar, kötü gösterenler, razı olmayanlar yüzünden, ikinci evlilikler gerçekleşemiyorsa, birilerinin vebalde olduğu muhakkak. Hiçbir kadın ikinci eş istemez, ama hemen hemen hepsi de zengin eş ister. Zengin koca isteyenler baştan ikinci bir eş ihtimaline hazırlıklı ve razı olmalılar. Çünkü toplumda evlenmek isteyipte evlenemeyenlerin, anne olma hakları konusunda;imkanı olupta evlenmeyen erkekler vebaldedirler, Ahirette o kadınlar zenginlerden davacı olacaklar, onlarında mazereti eşleri ve toplumda bu işi hor görenler olacak, kabak onların başına patlayacak yani. Arz talep meselesi, evlenilecek kimse yoksa zaten bu iş gerçekleşmez ve sorun olmaz zaten.

      • desperate diyor ki:

        İkinci eş konusunda dini bilgim yok ama Türkiye’de üzerine ikinci es getirilmesini kabul edecek kadın sayısı azdır onlar da mecburiyetten ve başka seçeneği olmadığı için kabul etmek zorunda olanlardır.
        Dinimizde kadın ve erkeğin eşlerini mutlu etmeleri, gönüllerini hoş etmeleri tavsiye ediliyor, eğer karı koca ikisi de hakkıyla islam dinine göre hayatlarını yaşıyorsa mutsuz olmaları imkansızdır. Çünkü dinimiz bütün dinlerden daha yüce ve daha güzel bir dindir ve sadece ahiretimizi değil bu dünyamızı da güzelleştirir.

        Annemden öğrenmiştim erkeğin hanımının ağzına lokma koyması sadaka hükmündeymiş. Ben şimdiye kadar hep islamın güzel bir din olduğunu, iyiliği, doğruluğu, hoşgörüyü tavsiye ettiğini öğrendim.
        Şimdi siz bana ikinci eş istemediğim için kafir olduğumu ve ikinci eş konusunda kültürümde olmadığı için yargılayıcı bir düşünce yapımdan dolayı vebal altında kalacağımı söylüyorsunuz.

        Erkekler eşleri istemediği halde kalbini kırarak ikinci eş alırsa günaha girmiyor mu? Bir erkeğin böyle bir hevesi varsa dürüstse evlenmeden önce söylesin. Ya da çok samimiyse dinimizin erkeklere bu hakkı vermesinin nedeni olan şartlara uygun olarak alsın, ihtiyaç sahibi kimsesiz, dul, orta yaşlardaki kadınlardan alsın.

        • hasret diyor ki:

          desperate hanım ” bir insanın kalbini kıran kabeyi yıkmış gibidir”diye okumuştum.. :( yani günahı çok kalp kırmanın ..

        • Süheyla diyor ki:

          Ülkemizde 2.eşi alan erkeklerin kaçı orta yaşlı,dul,çocuklu kişilerden tercih yapıyor tartışmaya açık bir konu.Belki istisnalar vardır ama 2.evliliğini yapan erkeklerin büyük çoğunluğu parayı sonradan bulan sonradan görmelerden oluşuyor ve çoğu yaşına başına bakmadan yirmili yaşlardaki kızlarla evleniyor.Tabi para sıcak ve sevimli geldiği için lüks ve rahat uğruna bu kızlarımızda yaşını başını, evli olup olmadığını umursamadan evlenebiliyorlar.Yani hata tek taraflı değil.İşte bu maddiyatı çok iyi olupta 2.eş alan erkeklerin kaçı dul,orta yaşlı ve çocuklu kadınlarla evleniyor,bir de merak ettiğim,rahat yaşam için 2.eş olmayı kabul eden kızlarımız eşlerinin parası bitince hala evliliklerini sürdürüyorlar mı?

          • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

            Bu konuda kuru sıkı sallayanlara, her boş atışa hedef olmayayım, diyorum… ama bunu yapmak ne mümkün

            “”…çoğu yaşına başına bakmadan yirmili yaşlardaki kızlarla evleniyor….Yani hata tek taraflı değil.”””

            Süheyla Hanım.

            Siz nasıl olur da ve ne hakla (yaşları ne olursa olsun) doğru veya yanlış iki yetişkin insanın HELAL DAİRE de olmak kaydıyla aldıkları kararı sorgular veya yargılarsınız.

            Bu yaptığınız amacını aşan bir üslup ve yargılayan bir yaklaşım tarzı.

            Farkında değilsiniz belki ama, şirke girmek her zaman helvadan put yapıp, onlara tapıp sonradan da onları yemek şeklinde olmaz.

            “”Alan razı, satan razı (bu bir değimdir, polemik konusu yapmaya kalkmayın sakın) boşa konuşma ey kel niyazi””

            Siz ve sizin gibi düşünen bayanlar böyle bir durumda ikinci eş olmayı kabul ederler mi, etmezler mi onu bilmem. Ben dahil hiç kimseyi de ilgilendirmez sizin bu konuda ki kararlarınız ve inançlarınız.

            Amma ve lakin bir inanan olarak bilmeden de olsa bir din kardeşimizin ŞİRKE düşmesine gölnüm rıza göstermez.İşte bu yüzdendir size yaptığım sert ama kardeşce uyarının sebebi.

            Sizi samimi bir inanan olarak düşünüyor ve saygıya değer buluyorum.

          • e_betül diyor ki:

            süheyla hanım bildigim kadarıyla sizde bekar aklı basında genc bir hanımsınız. Bence büyük konusmayın yası bası ilerlemis de olsa 20li yaslarda da olsa bilemeyiz bu kararı veren insanlar neler yasıyor ve bilemeyiz hakkını verebiliyorlar mı? Bu durum Allah ve kulları arasında onaylamıyor olabilirsiniz ama böyle ayıplar tarzdaki üslubunuz beni şaşırttı dogrusu. Allah’ın razı olacagı bir evlilik yapmanız duasıyla.

          • eymen diyor ki:

            Şu anda ikinci eşi almak çok zor, o yüzden çok zorda kalanlar bu işe girişebiliyor ve bu kadar zahmeti ve riski aldıktan sonra bari genç olsun diyorlar.

          • Süheyla diyor ki:

            Eymen Bey,

            Şahsen bir erkek olsam üzerine para da verseler 2.eşi almam:)Düşünsenize 2 eşlisiniz,her birinden ayrı ayrı çocuklar,ayrı ayrı sorumluluklar,çift kaynana kaynata,(Millet bir tanesiyle başedemezken ve artık yuvayı karştıran kaynana figürü kız annesi olarak yer değiştirmişken:))çifte kayınbiraderler,baldızlar,dedeler,teyzeler,nineler vs.vs.vs.uzar gider…:)görüldüğü gibi tek bir nikahla iş bitmiyor.Bir de bu sayısının 3-4 olduğunu düşünsenize:))Zaten ülkemizde çok eşliliğin yaygın olduğuna ve bütün erkeklerin çok eşliliği arzuladığına hiç inanmıyorum.Belki diyeceksiniz ki,yasal değil insanlar o yüzden cesaret edemiyor,olabilir ama tek sebep değil.Geçtiğimiz aylarda bir program izlemiştim,sunucu Suudi Arabistan’daki gezisinden bahsediyordu.Oradaki taksiciye,esnafa kaç eşin var diye sorduğunda çoğunun tek eşli olduğunu görmüş.Oysa biz zannederiz ki bütün arapların hele de suudilerin 3-4 tane eşi var.Sunucu tek eşli olmalarının gerekçesini sorunca onlar,daha bir tanesiyle hakkıyla başedememişken 2.yi nasıl düşünelim demişler.Tek eşliliğin kesin emir olmaması ve çok eşliliğe ruhsat verilmesini bir yerde rahmet olarak görürüm.Erkek neslinin azalması halinde tek eşlilik tamamen zulüm olurdu ve ciddi bir dengesizlik oluşurdu.Zaten ahir zamanda erkek neslinin büyük oranda azalacağına dair kıyamet alametlerini duyar ve okurduk.Savaşların olduğu bir ülkede de ille de tek eşlilik şartını koymak çok ta doğru olmaz ama artık savaş şıkkınında çok eşlilik için geçerlilik arzedeceğine inanmıyorum.Çünkü artık savaşlar eskisi gibi göğüs göğüse muharebe yaparak olmuyor ve maalesef ki (af buyurun)kahpece milletin tepesine bomba atarak gerçekleştiriliyor.Ölenlerde çoğu kez erkekler değil,kadınlar ve çocuklar oluyor.(Gazze gibi)

            Bu konu çok su götürür.Çok eşli olan erkeğe kolaylıklar ve adaletten ayrılmamasını diliyorum.Dileyen evlensin:)

        • eymen diyor ki:

          İkinci eş istemeyen kafir olur denmiyor. Zaten hiçbir kadın istemez, kadın eşine yetebilmek ve tek kalabilmek için elinden yapmalı, ama bu iş kendisinin veya birbaşkasının başına geldiğinde de bunu doğal kabul etmeli, kınamamalı.
          İkinci eş serbest ve normal olsa sanki her erkek ikinciyi alacakmış gibi yanlış bir varsayım var. Sık sık savaşların yaşandığı Osmanlı’da serbestken bile tek eşli erkeklerin oranı %85, iki eşlilerin oranı %10, üç-dört eşlilerin oranı %5 olmuş. Günümüzde çokeşlilik normalleşince olacak olan olsa olsa %3 iki eşli (zaten şu anda %1 dir), enfazla %1 de üç-dört eşlilik durumu olabilir.
          Ama bu serbestlik durumunda, kadınlar ikinci eş durumuna sebebiyet vermemek için, erkeklerde yanlız kalmamak için kendilerine çekidüzen vermek zorunda kalırlar. Ki bu ayetin bir hikmeti de bu olsa gerektir.

    • yasin diyor ki:

      Kimse sınanmadığı imtihanın “masumu” değildir. Başımıza gelmedikçe ahkam kesmenin birilerini bu konuda ayıplamanın doğru olmadığını düşünüyorum. Çok eşlilik konusunda yorum yapmak bu duruma vakıf olmayanların ve bu konuda sıkıntı yaşamayanların konusu olmamalı, bu sebeple ben de ikinci hanım alanların veya ikinci eş olmayı kabul edenlerin hakkında yorum yapmak istemiyorum.
      Allah (c.c.) bir konuda izin, ruhsat, emir, yasak vs. vermişse bu konuda bize düşen itaat etmektir. Allah bize şah damarımızzdan daha yakındır ve bizi bizden daha iyi bilendir.

      Sema MARAŞLI’nın bu konuda daha önce yazdığı yazıyı okumanızı tavsiye ederim.
      http://www.cocukaile.net/cok-eslilik-dinimizde-tavsiye-edilmis-midir/

      • Süheyla diyor ki:

        Yasin Bey,

        İnsanların bir erkekten ve bir dişiden (iki,üç,dört değil)yaratılması beni hep düşündürmüştür.)

        Bu site de çok dikkatimi çeken bir şey var,mesele çok eşliliğe gelince bu sitede yorum yazan bütün erkekler(ille de çok eşli olmayı tercih edeceklerinden değil,ki zaten hiç kimsenin çok eşli tek eşli,2.eş olması beni zerre kadar ilgilendirmiyor) garip bir biçimde çok eşliliği savunmaya ve kuma kabul etmeyi istemeyen kadınları nefse düşkün olmakla ve neredeyse ayeti inkar noktasına gelmekle itham etmeye kalkıyorlar sanki çok eşliliği istemek nefse düşkünlük değilmiş gibi.Her zaman altını çizdiğim bir konu vardır,bir erkek çok eşli ise ve bu durum eşleri arasında sorun arzetmiyorsa kimseye söz söylemek,eleştirmek ve kınamak düşmez.Çok eşlilik aslında kadından çok erkeğin imtihanıdır bence.Hele bazı erkeklerin eşlerinden memnun olduğu halde 2.eşi almaları daha da büyük imtihandır. Bir dini nikahla işin ve sorumluluğun bitmediğini,adaleti sağlayamadığı zaman ahiretteki pozisyonunun çok zor olduğunu hepimiz biliyoruz.Bütün bunlara rağmen(islami bilinci olan kişileri kastediyor ve bazı istisnai durumları hariç tutuyorum)erkeklerin çok eşlilik konusunda bu kadar şahlanışını gerçekten anlayamıyorum.

        Bu erkeklik ne menem bir şeymiş merak ettim:)

        • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

          “”…garip bir biçimde çok eşliliği savunmaya ve kuma kabul etmeyi istemeyen kadınları nefse düşkün olmakla ve neredeyse ayeti inkar noktasına gelmekle itham etmeye kalkıyorlar sanki “”

          Süheyla Hanım

          Yukarıdaki ifadenizin geçtiği yorumunuzu yeni gördüm.Bu nedenle bu yorumunuzda :-) haşladığınız :-) kişilerden biriside ben olduğum için size cevap vermem şart oldu.

          “”…lle de çok eşli olmayı tercih edeceklerinden değil,ki “”

          Burada ki tespitinizde kesinlikle haklısınız. Birden fazla evliliği savunan her erkeğin kesinlikle ikinci eşi almak gibi bir amacı ve niyeti yok. Hatta bazıları henüz birinci eşe bile sahip değil. Bu işi savunan (size göre) erkeklerin temel amacı

          “Allah’a hakkıyla biat ve itaat etmeye (öz nefsine söz geçirmeyi) yanaşmayan kadının kocasına biat/itaat etmesinin mümkün olmadığını vurgulamaya çalışmak”

          olduğunu düşünüyorum. Tabi ki bu tek neden değil.Bu konunun bu sitede gündeme geldiği farklı yazılarda erkeklerin veya erkekleri hakkıyla anlayan kadın yorumcuların “bu sebeplere” dair güzel örnekleri var.

          İsterseniz düz mantıkla bakarak ulaşacağımız sonuçla kouya nokta koyalım.

          Birden fazla evlenmek YASAK MI ?
          HAYIR

          BUNA İZİN VAR MI ?
          EVET

          YAŞLI BİR ADAMIN GENÇ BİR KIZI 2.EŞ (kızın kabul etmesi şartıyla) OLARAK ALMASI HARAM MI?
          HAYIR

          ERKEK HANIMLARI ARASINDA ADALETİ SAĞLAYAMAZSA DİNDEN ÇIKAR MI?
          HAYIR, BU KONUDA BİR HATASI VARSA GÜNAHKAR OLUR SADECE

          1.EŞ BUNU KABUL ETMEK ZORUN DA MI?
          HAYIR, İSTERSE KOCASINA BEN BUNU KABUL EDEMEM “BENİ BOŞA” DER.ERKEK BOŞAMAZSA YAPACAĞI BİR ŞEY (ŞERİ HUKUKA GÖRE) YOK

          EEEE bize n’oluyo…

          UNUTMADAN

          “”Bu erkeklik ne menem bir şeymiş merak ettim :-) “”

          Bunu bu bakış açısıyla anlamanız kesinlikle mümkün değil. Çünkü bu konuya aklınız ve mantığınızla değil en zayıf olduğunuz tarafınızla, KADINSAL İÇGÜDÜLERİNİZLE karşı çıkıyorsunuz.

          İşte Bu da sizin için konuyu KABUL EDİLEMEZ kılıyor

        • Yasin diyor ki:

          Süheyla Hanım,
          “İnsanların bir erkekten ve bir dişiden (iki,üç,dört değil)yaratılması beni hep düşündürmüştür.)” Bu bir ayet değil.
          A’raf 189 ayette buna dair bir yorum yapılabilir :

          O, sizi tek bir nefisten yarattı ve kendisiyle durulup yatışması için ondan eşini var etti. Onu örtüp bürüyünce, o da bir yük yüklendi de bununla gezindi. Nitekim ağırlaşınca, ikisi Rableri olan Allah’a dua ettiler: “Eğer bize salih verirsen, andolsun şükredenlerden olacağız.”

          Fakat ama farklı yorumlarda yapılabilir çünkü;
          Taha süresi 123. ayet beni oldukça düşündürüyor, (Kâlehbitâ minhâ cemîan) Cemian=Cemaat olarak,hepiniz, bütün olarak, topluca manaları verilebilir.
          Hepiniz manası kulliyyen ile verilebilecekken, cemian’in tercih edilmesi üzerinde düşünmek gerekir.
          Sema Hanım’ın veya arapçası olan yorumcuların bu konnudaki fikirlerini merak ediyorum.

          Ayeti olduğu gibi kopyalıyorum:

          قَالَ اهْبِطَا مِنْهَا جَمِيعًا بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ فَإِمَّا يَأْتِيَنَّكُم مِّنِّي هُدًى فَمَنِ اتَّبَعَ هُدَايَ فَلَا يَضِلُّ وَلَا يَشْقَى

          Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvvun fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ.

          Dedi ki: “Kiminiz kiminize düşman olarak, hepiniz ordan inin. Artık size benden bir yol gösterici gelecektir; kim benim hidayetime uyarsa artık o şaşırıp sapmaz ve mutsuz olmaz.

          Bunlardan başka ayetlerde var, fazla uzatıp da kafa karışıklığı oluşsun istemiyorum. İlgilenen olursa araştırsın.

      • hasret diyor ki:

        yasin bey ,
        teşekür ederim verdiğiniz sema hanımınyazdığı yazının linki için.. unttmuştum ..hatırlttığınız iyi oldu ..bir kez dah okuma fırsatı elde etmiş oldum

  26. eymen diyor ki:

    hayat erkeklerin nefislerini tatmin yeri değil, kadınların nefislerini tatmin yeri, oh ne ala. Kocasıyla ilgilenmek kadının vazifesi, karı-koca münasetlerinin sevap olduğu hadislerde belirtilmişken … Mehmed Zahid Kotku Hazretleri, “bir kadını idare edemiyen adama adam mı denir” demiş. İcabında iki-üçü idare etmen gerekirken sen bir tanesini idare edemiyorsun demek istemiş Allahu Alem (c.c.).

    • fatma diyor ki:

      Sema hanim, buraya yorum yazmaktan cok pisman oldum, icime sinmeyen, bir kac gundur beni gercekten uzen durumlar olusup duruyor, lutfen yazdigim yorumlarin tumunu siler misiniz? Anlayisiniz icin simdiden cok tesekkur ederim..
      ***
      bu söylediğiniz bizim için en zor taleplerden biliyor musunuz?onca yorum içinden sizinkileri bulacagız sileceğiz…yazı konuşmak gibi dğeil ki yazdıklarımızı okuyoruz öyle gönderiyoruz.Ayrıca hayatınızda hiç tanımadıgınız insanların yorumunuz üzerine söylediği şeyler sizi bu kadar niye rahatsız ediyor anlamıyorum…bu talebi son kez yerine getireceğim.ama bir daha böyle bir talep gelirse bunu yapamayacagımı belirtmek istiyorum.bu kadar alıngan olmayalım lütfen..Tuğba…

      • tarık diyor ki:

        Tuğba hanım, bu tip sitelerin klasik tiplerindendir bu arkadaşlar. Yazarlar yazarlar, sonra silin derler. Bence asla silmeyin, önü arkası gelmez. Site wordpress ile yapılmış, kişilerin yorumlarının toplu olduğu yer var oradan silmek kolay ama silmemek lazım.

        Benim ekstra bir teklifim, kullanıcıların kendi yorumlarını topluca görebilmeleri ile ilgili bir modül eklenmesi. Ben nerde hangi yazya veya kime ne yorum yazmışım, kim bana ne yazmış cevaben bilsem görsem iyi olur.

        Bir de Son yorumlar kısmında bence son 15-20 yorum görünsün derim. o başlığı sol sütunun el altına, twitter eklentisinin altına alıp son gösterilen yorum adedini 15-20 yaparsanız bence hit adına ve yazdığımız yorumların takibi açısından kolaylık olur. Sol sütunda el altta olacağından altı hep boş, 15-20 olsa da sorun olmaz bence. Bir teklif.

        • fitnat hanım diyor ki:

          evet kesinlikle katılıyorum..

          • fitnat hanım diyor ki:

            bir de her rumuz için tek mail adresi olmalı böylece bi başkası adına yazılma ihtimali yada isim karışıklıkları önlenmiş olur

          • Yasin diyor ki:

            bu kez tamamen sizinle aynı fikirdeyim :)
            Burada herkes Adem ve Havva bu yüzden biraz karışıklık çıkıyor.

      • fatma diyor ki:

        Benim yorumlarima yazilanlar degildi derdim, bizzat kendi yazdiklarimdan pisman olmustum. Baska boyutlar vardi isin icinde..Ogrenmenin biraz acili sekli oldu, hata yaparak yani :( Bu kadar zorda birakacagimi bilseydim, size teklif etmezdim. Bosverin, olan olmus bir kere deyip gecerim..

      • hasret diyor ki:

        fatma hanım üzülmeye bencede deymez..elalem şunu demiş..çokta önemli değil ama sanırım sizin yazdığınız yorum farklı yönlere çekilmiş..

      • Yasin diyor ki:

        anlaşılan burası yine epey dağılmış,
        yorumcuların istedikleri yorumlarını bizzat kendilerinin silebileceği bir düzenlemeyi düşünür müsünüz?

  27. Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

    40yıl yaşasam aklıma gelmezdi” dediği hiç akla hayale gelmeyecek olaylar insanın başına gelir denirdi. DOĞRUYMUŞ.
    Allah’a ve koyduğu hükümlere tam iman etmeden, Kurani hükümleri nefsani ön yargılarla yorumlamak meseleyi çözmüyor. Aksine yangına benzinle gitmenize, önce kendinize (manevi olarak) sonra da karşınızdakine zulmetmenize sebep olur. Siz neyi tartışıyorsunuz.Bu bir ahkam ayetidir.Yoruma kapalı açık bir hükümdür.

    İzin verilmişmiş ama şartları varmış…
    Tamam da bunun için birinci hanımdan izin alınması gerekiyormuş…
    Sadece mecburiyet olursa ikinci eşe izin varmış… zevk için 2. eş alınamazmış…

    mış… mış…. da mış ….. mış…

    Hiçbirisi doğru değil. İşte ayet: (Nisa/3)

    Eğer gözetiminiz altındaki yetim kızlarla evlendiğiniz takdirde onların haklarını gerektiği gibi gözetemeyeceğinizden korkarsanız >>>>>size nikahı düşen kadınlardan ikisi, üçü ya da dördü ile evlenebilirsiniz>>>>. Ama eğer onlar arasında adil davranamayacağınızdan korkarsanız tek tadınla evleniniz, ya da eliniz altındaki cariye ile yetininiz. Haksızlığa düşmemeniz için en uygun hareket budur.”

    Tırnak içinde ki bölümde sizin öne sürdüğünüz ŞARTLARI göstersenize.

    Sonuçta Allah erkeklere bu izni vermiş.
    Dileyen bu ruhsatı kullanır.
    Allahın kullarına helal ettiğini haram kılarak, Rab’bin taktirini beğenmeyen gider kendine yeni bir din bulur, dinin kurallarını kafasına göre yorumlamaz, kendi nefsini susturmak için sağa sola çekmez.
    Açıkca itiraf eder ve derki “bu konu benim işime gelmiyor” o yüzden karşı çıkyorum.
    Tolstoyun dediği “itiraf et kurtul”.Bunu yapmak çok mu zor?
    Kuran’la ikna olmayan elbetteki cehennem ateşiyle ikna olacak.
    Herkesin din anlayışı kendine…

    Hakkıyla teslim olmuş ve Tam manasıyla İman edenlerin safındaki yerim belli olsun diye (illaki yapacağımdan değil) buradan açıkca ifade ediyorum

    >>>Kim Allah’ın indirdikleri ile amel etmezse onlar kafirlerin ta kendisidir>>> maide/44

    >>>Fitne ortadan kalkıncaya ve din sadece Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın>>> Enfal/39

    De ki:

    “Senin dinin sana benim dinim bana” (kafirun / 6)

    • eymen diyor ki:

      Ayeti inkar eden kafir olur. Bu ayet bayaa bir kadını götürecek gibi.

      • Deniz diyor ki:

        Eger bu cevap dolayli olarak bana ise: Allah’in Ku”an’ da gondermis oldugu bildigim bilmedigim aklimin erdigi ya da ermedigi butun ayetlere iman ederim. Cok evlilige dayali ayetler de dahil. Ben erkeklerin cok es alma haklarini inkar etmedim. Eger ruhsat var ise benim aklimin ermedigi sebepler ya da hic sebepsiz – oyle oldugu icin oyle- demektir amenna ve saddakna. Yine soyluyorum gelecegi gaybi Allahtan baskasi bilemez lakin esimin uzerime evlenmesine rizam yok. Bu soz mu goturecek tovbe estagfirullah!. yukarida – mis mis- – diye gecistirilen sozlerin herhalde bir karsiligi olmali. Ben bu konu da ya da genel olarak dini konularda bir ahkam kesme cur’etine ne sahibim ne de bilgim yetmez. Ama en cahil bir kadinin bile takdir edersiniz ki evliliginde kafasini mesgul eden bir konudur uzerine es gelme meselesi. Ve bu konuda su an isim veremeyecegim unuttum ama daha gecenlerde dinlemistim televizyondan . yine bu sitede okudugum yorumlardan sebep. Birinci esin iznine dair. Dileyen evlensin banane!

        • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

          Sayın DENİZ Hanım
          “”Eger bu cevap dolayli olarak bana ise: “”

          Yazının muhatabı arkadaşımız mutlaka kendisi size cevap verecektir ama nem o zaman kadar gönlünüz rahat olsun diye O cevabın size değil sesli düşünme olarak kabul edillmesi gereken ORTAYA söylenmiş bir sözdür.

          “”Allah’in Ku”an’ da gondermis oldugu bildigim bilmedigim aklimin erdigi ya da ermedigi butun ayetlere iman ederim. Cok evlilige dayali ayetler de dahil. “”

          Zaten bundan şüphem yoktu.

          Allah sizden razı olsun ablacığım.

      • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

        Sayın EYMEN

        DÜRÜST ve AKILCI ol(a)mamak.
        Bizim kadınlarımızın temel sorunu da bu zaten.

        Sema hanım ve imani manada aynı çizgide olan diğer yazar çizerlerimiz kadınlarımızın iki dünyasını da kurtarmak için neredeyse bas bas bağırıyor

        ALLAH’a İTAAT EDİN ve TESLİM OLANLARDAN OLUN diye

        Bizim kadınlarımız ise işlerine gelmeyen bu uyarıcı sesi duymamak için kulaklarını kapatıyor.

        Ondan sonra Diyojen misali mumla ara ki bulasın kocaya tam manasıyla teslim olacak ve biat etmiş evlenecek bir kadın.

        Vatandaş ALLAH’ın ayetlerine teslim olmamak için kırk dereden su getiriyor. Kaldı ki kocaya teslim olsun.

        Geçenlerde karısından boşanmak üzere olan bir arkadaşı sözde müslüman olan karısı tabancayı almış elinde (kuran üzerine yemin ederek) tehdit etmiş.

        Benimle boşanmadan başka bir kadınla evlenmeye kalkarsan ikinizi de anlınızın ortasından vururum.

        İşte sözün bittiği yer

        Selametle

      • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

        SAYIN EYMEN

        :-) Şükürler olsun bu konuda ki S.O.S (İmdat) çığlığımız sizlere ulaşmış ki beni HASRET Hanımın elinden kurtarmaya geldiniz. :-)

        Latife yaptığımı söylemeye gerek var mı Hasret hanım :-)

        selametle kalın

        • eymen diyor ki:

          Tevafuk birkaç gün bakmamıştım siteye, konulara değişik açılardan bakmak lazım diye düşünüyorum.

    • KEPEZ diyor ki:

      KARDEŞİM YÜCE ALLAH SENİN PARMAKLARINA KUVVET VERSİN

      BİZ BİR TAKIM İNSANLARARA YÜCE YARADANIN EMİR VE YASAKLARI KIRMIZI ÇİZGİLERİDİR, GEÇMEYE VEYA İHLAL ETMEYE KALKARSANIZ TECAVÜZ ETMİŞ OLURSUNUZ DEDİĞİMİZDE YANLIŞ ANLAŞILDI.

      DİN KILIFI GEÇİRİLMİŞ BİRÇOK FİİL VE SÖYLEM SINIRLARI AŞAR.

      EEEE YÜCE YARADAN CENNET VE CEHENNEMİ NİYE YARATMIŞ SEBEBİNİ DÜŞÜNMEK İSTEMEYENLER DÜŞÜNSÜN.

    • Deniz diyor ki:

      Kafaniza gore siraladiginiz ayetlere biz de iman ettik. Gelecek ne getirir, Mevla nasibimizde ne gosterir neyle imtihan eder bilemem ama normal sartlar altinda yani her sey su andaki gibi devam ediyorken kocamin uzerime 2. es almasina rizam yoktur. Ne olacak simdi bizi dinden filan mi cikaracaksiniz. Yoksa ruhsat var deyip kocamiza es aramaya mi cikalim. Fesuphanallah!!! Zaten bir adam 2., 3., 4., ‘yu alabilmisse bunu kabul edip gelen bir o sayida kadin var demektir. Neyi dert ediyorsunuz madem niyetiniz de yok kizdirmayin beni:))

      • KEPEZ diyor ki:

        Saygıdeğer deniz kardeşim
        Öncelikle bizim kafamıza göre sıraladığımız değil yüce Yaradan’ ın anlamamız için gönderdiği ayetler.
        Diğer kısmına gelince yazınızdan anlaşılacağı üzere mutlu bir evliliğiniz var.
        Bize düşen “Allah mesut etsin bir yastıkta kocaltsın” demek
        2., 3., 4. Ye gelince ahir zaman kabul edilebilecek şu dönemde zannetmeyin ki erkekler 1. Ye bakma sıkıntısı yaşarken 2, 3, 4 cü hesabı yapsın. Bence siz sadece işinize gelen kısma bakmışsınız. Ayeti bir bütün olarak incelerseniz “adaletle davranabilecekseniz” kavramı bir çok şeyi açıklar.
        Ayrıca benim tepkim ayeti bir bütün olarak kabul etmeyen kişi veya kişileredir. Zannederim ki o ayetleri kafanıza göre sıralamakla suçladığınız arkadaş ta aynı niyet ile o yorumu yazmıştır
        Saygılarımla.

        • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

          SAYIN KEPEZ

          “””tepkim ayeti bir bütün olarak kabul etmeyen kişi veya kişileredir. Zannederim ki o ayetleri kafanıza göre sıralamakla suçladığınız arkadaş ta aynı niyet ile o yorumu yazmıştır”””

          Ben nazik hatırlatmanız için teşekkür ederim.Ne yaptığımın fakındayım. Yukarıda görüleceği üzere ben ayetin önünü arkasını kırpmadım, tamamını iktibas ettim.

          ZANdan (niyet okumaktan) sakının zannın büyük kısmı şeytandandır.

          Yazının bütününe bakarsanız orada ki amacımın sizin ifade ettiğiniz gibi ayeti kendi nefsime göre yontmak değil aksine tepkimin ayeti kendi kafasına göre yorumlayarak “MIŞ” larla yok saymaya/reddetmeye çalışanlara olduğunu görürsünüz.

          Kaldı ki biz daha 1. sini alamadık nerede kaldı 2. hanım :-)

        • Deniz diyor ki:

          Sayin Kepez size son cevabi yazip bilgisayari kapatacagim cok mesgul olunca gereksiz tartismalara yol acabilecek seyler de soyleyebiliyor insan.Fakat sunu soylemek istiyorum ki cok evlilige dair isime gelen kismini degil hepsini kabul ediyorum. yazdigimi tekrar tekrar okudum ifade eksikligi mi var diye ama nasil bu sekilde anlasildi bilemiyorum. Ard ardadan kastim hem tasdik manasina idi fakat arka arkaya siralanmis ayetlerin sure icinde butun olarak kastettigi bir anlam var. Bir mu’min olarak yeri geldiginde uyarmaya uyarilmaya da ihtiyacimiz var elbette tesekkur ederim!
          ****
          12.04.2012 / 20:41 tarihinde gönderilmiş | Deniz cevap olarak.
          Dikkatli anlamak icin okuyan kimse benim ayetleri butun olarak kabul ettigimi gorur. Ne demisim- her sey su andaki gibi devam ediyorken- bu soz bile olur da ileride Allah bir sekilde imtihan eder buna riza gosterirrim yani daha turkcesi isteyebilirim manasinadir. Benim kastetmedigim manayi yukleyenlere Allah hesabini sorsun. Kaldi ki kimse kimsenin icini tam anlamiyla bilemez . Kufre dusmekten Allaha siginirim

      • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

        Sayın DENİZ HANIM

        Ben imani bir konuyu Kur’an-i bir bakışla (ayetlerle) gündeme getirmeye çalıştım.Amacım siz müslüman kimlikli hanımlara nefsani ve şeytani gururunuz nedeniyle kabul etmeye yanaşmadığınız ACI GERÇEKLERİ göstererek ayaklarınızın yere basmasını sağlamaya çalışmaktı.

        Ama görüyorum ki 25 yıllık evli, inanmış bir hanım bile sırf işine gelmediği için (neredeyse) Ahkam (kesin hüküm bildiren, yoruma ve tevile kapalı) ayetlerini reddedecek.

        Allah’ın izin verdiğine “benim rızam yoktur” demek ile “Allah izin vermiş ama bunu kabul etmek bana ağır geliyor” demek arasında imani manada çok fark var.İfadenize göre mutlu ettiğiniz bir kocanız var.Ne kocanız nede bir müslüman bir kardeşiniz olarak ben

        >>>> ey iman edenler, iman edin>>> (nisa 136)

        ayetinin muhatabı olmanızı arzu etmeyiz.Dikkat ederseniz bu ayet
        Kuran da sadece bu sure de geçiyor ve bu sure erkeklere birden çok evlilik için izin verilen sure.Akabinde de yine ahkam bir ayet. Surenin adının kadın olduğu göz önüne alındığında çıkan sonucu siz kendiniz değerlendirin.

        Bile bile ladese dedirtmeyin şeytana Sayın ablacığım

        İşte bunun için daima sıkıntı ve acı çekiyor dış görünümü müslüman, beyin olarak ise tam iman etmemiş “tesettürlü cadı” cinsinden olan kadınlarımız.

        Tabi sıkıntı veren sıkıntı bulur, kişi ne ekerse onu biçer ifadeleri değişmez kurallar olduğu içinde hayatını zindana çevirdiği erkeklerin haklı feryatlarının ürünü olan beddualar kadınlarımızı iki dünyada da perişan ediyor.

        Bir kardeşiniz olarak size yalvarıyorum. Allah rızası ve Resulullah’ın (sav) şefaati için (evli veya bekar) kızlarınıza, yeğenlerinize, komşularınızın kızlarına bu konuda şerde değil hayırda yol gösterici olun.

        duayla

        • Deniz diyor ki:

          Sayin Allah’in bir kulu uzun yazmak istemiyorum, riza kelimesinin cok genis anlamlari olabilecegi gibi kabul etme , isteme anlamlari da var . ben salt bu manada soylemistim. Lutfen daha genis dusunup beni seytana lades dedirtmekle suclamayin. Allah kusurlarimizi gunahlarimizi affeder de ‘Riza ” makaminda dusunebiliriz insallah!…

        • eLiF diyor ki:

          s. aleyküm sayın Allah’ın bir kulu
          belki konuyla alakasız olacak ama sizin “tesettürlü cadı” ifadeniz benim içimi acıtıyor..bu ifadeyi bu sitede başka bir yorumda daha okumuştum yine aynı şeyleri hissetmiştim.size karşı yapılan bir hata varsa bu karşıdaki insanın iNSANLIGI ile alakalıdır tesettüryle bagdastırılmasını anlamıyorum acaba sizn bu konuda acı bir tecrübenz olablrmi?bende inşallah tesettrlü oldugum için alındım sanırım.amacım size muhalf olmak değil tesettrlüler hatasızdır da demek istemiyorum.Tesettür Allah’ın bir emridir ve kulluğun gereğidir.tesettürlü bir hanım da kuldur ve insandır hata yapar.
          sadece üzüldgmü belrtmek istedm.hakkınızı helal edin.Allah iyilerle ve güzel ahlaklı insanlarla karşılaştırsın dualarımla..selametle..

          • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

            eLİF HANIM

            Kullandığım “tesettürlü cadı” ifadesi bilinçli oluşturulmuş bir İRONİ dir.
            Mesaj aslında açık ama madem yanlış anlaşıldı, mesajı siz ve sizin gibi anlayan bayanlar için açıklayalım

            TESETTÜRE UYANLAR CADI DEĞİLDİR, CADILAR TESETTÜRE BÜRÜNÜRLER

            Umarım amaç hasıl olmuştur.

            Saygı ve Hürmetle

            Samimi Duanız, Duamızdır

          • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

            eLİF HANIM

            Amacım her ne kadar sizi ve diğer tesettürlü kardeşleri incitmek,üzmek olmasa; niyetimizin ne olduğunu bir önceki metinde ifade etsek de Cevabi yazınızı 2.kez okuyunca emin olun sizin içinizin acımasına sebep olduğum için benimde İÇİM ACIDI, kızdım kendime.

            ismimizden de anlaşılacağı üzere bizde hata yapıp tövbe eden “Allah’ın Bir kulu”yuz sonuçta

            N’olursunuz kusura bakmayın ve asıl siz Hakkınızı helal edin.

            Duanız Duamızdır

            Hürmetle ve Saygıyla

        • elif diyor ki:

          Sayın Saygıdeğer Allah’ın bir kulu ince açıklamanız için teşekkür ediyorum. Bu cadılardan :) olmamak için kendime ve hemcinslerime dua eder, dualarınızı beklerim.
          Saygıyla ve hürmetle..

    • hasret diyor ki:

      Allah ın bir kulu

      şimdi bu konuyla 2. 3.hanım almanın ne alakası var? konu 2. hanım almak yada buna karşı çıkma mevzusu değil..konuyu çarpıtıyor insanları farklı yönlere yönlendiriyorsunuz..buda bir vebaldir…

      eğer insanlar istemeden yanlış bir ifade kulanırsa bunun vebali sizedir..kaldıki kimse ALLAH ın koyduğu bu kurallara karşı çıkmış değildir..bir erkeğin başka kadınla evlenmesi ona ruhsat verilmiş olabilir..ancak 1. hanımlar kabul etmek zorunda değil dilerse boşanır..dilerse kabul eder..yani 1.2.3….evliik nekadar nefsi ise kadınların karşı çıkması yani aslında kendi üzerine eş alınmamasını istemesi de nefsidir..buna tepki vermeye hakkınız yok..RABBİM kadınlar üzerine eş alındığında kadın budurumda zorunlu mecbur kabul edecek dememiş siz e ne oluyor ki kabul ettirmeye çalışıyorsunuz…
      budurumu çoğu kadın kabul etmez kabul ediyorsa negüzel..aksi takdir de üstüne kuma gelmesini kabul etmiyorsa bunda kadına günah yoktur..ALLAH ın ayetine karşı gelmediği müddetçe..ayrılır..yani evlilik(1.2.3.4.)bir ruhsatsa boşanmada bir ruhsattır..sakın konuyu çarpıtmayın..unutmayın ki peygamber efndimiz (sav) kızının üzerine kuma alınmasına karşı çıkmış istememiştir..şimdi, ayete karşımı çıktı?

      • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

        HASRET HANIM

        “şimdi bu konuyla 2. 3.hanım almanın ne alakası var? konu 2. hanım almak yada buna karşı çıkma mevzusu değil.””

        Aslına bakarsanız niyet kısmı hariç konunun yeri olmadığı konusunda haklısınız. Ama burada bu konunun tartışmaya açılmasının tek nedeni konu hakkında yaptığım yorumu kaydettiğim yerin HEDEFİMDEKİ YER OLMAMASI. Bir başka ifade ile anlatmak gerekirse farkında olmadan YANLIŞ YERE YORUM YAPMIŞIM :-)

        “hanımlar kabul etmek zorunda değil dilerse boşanır..”

        Burada ki İSTERSE KADIN BOŞANIR ifadeniz (Şerri anlamda ise) kadınların İSLAM HUKUKUNA GÖRE buna HAKKI YOKTUR.

        Yok MEDENİ HUKUK açısından olaya bakıyorsanız bu mümkün.

        “1.2.3….evliik nekadar nefsi ise kadınların karşı çıkması yani aslında kendi üzerine eş alınmamasını istemesi de nefsidir.”

        Kurani manada erkeğin nefsi veya keyfi veya sadece canı istediği için (hanımlarına bakabilecek maddi gücü, erkeklik yapacak cinsel gücü olması, aralarında adil davranmak kaydıyla) 2. eş almaya HAKKI vardır.

        Ama evlenirken kocasına TEK OLMA şartını koşmayan kadının NEFSİ veya başka bir SEBEPLE Ahkam ayetlerini yok sayma HAKKI YOKTUR.

        Saygılarımla

        • hasret diyor ki:

          Allah ın bir kulu
          anlamadığım siz erkekler(sizin erkek olduğunuzu düşünüyorum)bir kadın üstüne kuma alınmasını istemiyorsa ayeti inkar mı etmiş oluyor?bu biraz saçma.. ”inkar etmek”ayrı bir şey bunu hayatına uygulamak ayrıbir şeydir..bir birine karıştırmayalım çünkü inkar küfre götür ve dinden çıkarır..size bu söylemek istediğim ”inkar konusunu’bir misalle açıklamaya çalışayım..

          bir insan düşünün alkolün haram olduğunu bilip buna iman ettiği halde bu inandığı şeyi uygulamyıp içtiğni.. bı insana inkarcı deyil dinden çıkmaz sadece günahkar olur..ama yine bir insan düşünün alkol aldığı halde ”içki harm değil, kuranda yok ,ben inanmıyorum dese…bu insan helali haram saydığı için kafir olur dinden çıkar ..
          lütfen kadınları inkarcı konumuna getirmeyin..kadın iman edr ve asla Allah ın helal kıldığı şeylere haram demez asıl inkar bu olur…üsrüne kuma istememesi ayeti inkare ettiği anlamına gelmez.. bu arad sorduğu soruya da cevap vermemişsiniz..
          ***
          unutmayın ki peygamber efndimiz (sav) kızının üzerine kuma alınmasına karşı çıkmış istememiştir..şimdi, ayete mi karşı çıktı yani ?biraz kadınları itham edrken dikkat etmek lazım..

          gelelim diğer mevzuya evet şer ri anlamda kadına pek boşanma hakkı verilmemiş 2 husus haricinde ama hangi erkek kendisini istemeyen bir kadınla evli kalmak isterki?
          bu arada bizim resmi nikah dediğimiz nikah akdi imam nıkahı hükmüne de geçmektedir..yani bir kadın resmi olark kocasından boşanmış ise dini nikahıda düşer..yada bir kadın kocası ile hiç bir münasebeti yokise ,ayrı evlerde otursalar dahi okadın resmi nikahla da boşanmadığı müddetçe başkasıyla evlenemez .eğer velenirse nikahı geçersiz sayılır ve zina etmiş sayılır…

          şerri hükümlerde 2 sebeple kadın boşanma hakkı elde edr diye biliyorum ve bu söyleyeceğim ilk olay gerçek hayatta yaşanmış ve alimler tarafından kabul görmüştür..

          1-eğer bir kadın kocasından boşanmak istiyor ancak kocası ondan boşanmak istemiyorsa ve kadın illede boşanacağım seni sevmiyorum diyorsa .busefer bizim hep kadınların almaya alışık olduğu mehir araya giriyor.ve bu sefer mehir erkeğe veriliyor, ve kadın kocasının ona vermiş olduğu bütün malları iade ederek zararını karşılayarak boşanabiliyor..(bu yaşanmış bir olayda örnek olmuştur ve kadın sadec kıyafet alarak ayrılmıştır..)
          2.husus kadın evlendiği zaman tıpkı sizin misalinizdeki gibi boşanmayı nikah akdinde kendine alabilir eğer anlaşırlarsa..böylelikle kadın istediği zaman kocasını boşayabilir…

          neyse bu 2. hanım mevzusu çok derin ve ince bir mevzuudur ayrıca size sorduğum sorunun cevabını verirseniz sevinirim.. :)

          • Deniz diyor ki:

            Hasret Hanim,
            Desteginiz icin tesekkur ederim. inanin dun kendimi cok kotu hissetmistim. ben ilk defa bu siteyle tanistim Sema Hanimin bir gazeteye verdigi roportaj vesilesiyle. Insan zamanla tecrube sahibi oluyor yorum yazarken de. Dun ilk once aslinda baska bir yaziya yorum yaparken okumustum Allah’in Bir Kulu”nun yorumunu. tabii kadinlarin genel olarak zaafidir , benim de hani Tugba Hanim”in yazisinda mevzu bahis olan”kizdirmayin beni” ifadesi icimde yerini koruyor demekki affedersiniz “sazan” gibi atladim mevzunun uzerine. Neyse herseyde bir hayir vardir. yeni seyler ogreniyor bu sayede insan.

          • hasret diyor ki:

            sanırım bir cümlemde ters yazmışım :) ..yanlışlığa mahal vermemk için o kısmı tekrar yazıyorum bir *** bir insan düşünün alkolün haram olduğunu bilip buna iman ettiği halde, bu inandığı şeye amel etmeyip, hayatına uygulamyıp içtiğni.. bu insana inkarcı değil, dinden çıkmaz ,sadece günahkar olur..ama yine bir insan düşünün alkol aldığı halde ”içki haram değil, kuranda yok ,ben inanmıyorum dese…**bu insan haramı helal saydığı için dinden çıkar olacaktı..
            sanırım dalgınlıkla helali haram saymak diye yazmışım… :)

          • hasret diyor ki:

            Deniz hanım alında sizin iyiniyetle ”Kafaniza gore sıraladiginiz ayetlere biz de iman ettik”diye yazmışsınız .”burda kafanıza göre kelimesi biraz farklı yerlere gitmiş… ifade etmek istediğniz cümle ” işinize gelen ayetleri seçip yazıyorsunuz manasına geldiğini düşünüyorum”bunda da kötü bir şey yok .. her kes KUR AN dan işine gelen ayteleri yazıyor zaten..
            ne mutlu sizeki 25 yıllık mutlu evliliğiniz var boş verin üzülmeyin suizan etselerde günahlarınızın dökülmesini sağlar..
            bu arda erkekler bu husuta ( 2-3..evlilik )kadınların kafasını karıştırıp onları tahrik ediyorlar..yani zorla inkara götürdüklerini düşünüyorum…yoksa bu sitede hiç bir kadın yorumcunun ALLAH ın ayetlerine söz söylediğini okumadım..
            ALLAH A emanet olun saygı,sevgi ve selamlarımla…

          • Demedi deme diyor ki:

            SAYIN HASRET

            unutmayın ki peygamber efndimiz (sav) kızının üzerine kuma alınmasına karşı çıkmış istememiştir..şimdi, ayete mi karşı çıktı yani ?biraz kadınları itham edrken dikkat etmek lazım.

            İki farklı şeyi birbirine karıştırıyorsunuz.Lütfen dikkat edin.

            O ASLA HEVA ve HEVESİNDEN KONUŞMAZ.

            Bir babanın, kızının kocasının, hanımının üzerine yeni bir kadın almasını istememesi ile kadının kendisinin bunu istememesi ve bu konuda kocasına karşı çıkması ayrı şeylerdir.

            Diğer taraftan

            “2.husus kadın evlendiği zaman tıpkı sizin misalinizdeki gibi boşanmayı nikah akdinde kendine alabilir eğer anlaşırlarsa..böylelikle kadın istediği zaman kocasını boşayabilir…””

            Benim boşanma hakkından birisini alabilir şeklinde ki ifademi de TAMAMEN YANLIŞ anlamışsınız.

            İslamda sizin anladığınız şekliyle “3 kez boşanma yoktur” Tek bir boşanma vardır. Ama bu tek olan boşanmanın gerçekleşmesi için boşol ifadesinin ” 3 kez üst üste” tekrarlanması gerekir.buradan hareketle kadının nikahta isterse alabileceğini söylediğimiz şey 3 boşanma hakkından birisi değil 3 boşol ifadesinden birisidir. Bunu da kocasının sinirli bir anında 3 kez üst üste boş ol ifadesini kullanıp sonradan sinir yatıştığında (yaptığından pişman olduğunda) dönülmez bir yola girmesini önlemek için bir bütünün 3 parçadan birisini almış olmak için yapar kadın.

            Düzeltir saygılarımı sunarım

      • hasret diyor ki:

        sayın Allah’ın Bir Kulu
        ****
        Benim boşanma hakkından birisini alabilir şeklinde ki ifademi de TAMAMEN YANLIŞ anlamışsınız.
        İslamda sizin anladığınız şekliyle “3 kez boşanma yoktur” Tek bir boşanma vardır.****

        demişsiniz size katılıyor ve buhususu kast etmediğimi söyleyeyim.. yani aslında sizde beni yanlış anladınız sanırım .. :)
        tabiiki mümkün olamaz çünkü ancak boşanma 2 sefer olur .3..ye eşi ancak başka biri ile evlenip ,boşandıktan sonra kocası ile evlenebilir…buda çoğu erkeğe ağır gelen bir konudur haklı olarak…

        benim kast ettiğim sizinde örnekte belirttiğiniz gibi” eğer kadın nikah akdinde tek kadın olma şartı koyarsa ..”misaliydi…
        yani kadın ” talak dediğimiz (boşanma)3 sefer boş ol kelimesinden olduğunu biliyor ve kadının isterse bu hakkı nikahta alabileceğini söylemeye çalıştım…..bunu ister sizin dediğiniz gibi kullanır ister başka şekilde..bunu bilemem. bu biraz nefse kalmış bir şey..ama bildiğim nikah akdinde boşanma hakkını erkekten alabileceği tabiiki anlaşarak…size sorduğum soru üzerine
        ****
        Bir babanın, kızının kocasının, hanımının üzerine yeni bir kadın almasını istememesi ile kadının kendisinin bunu istememesi ve bu konuda kocasına karşı çıkması ayrı şeylerdir.***

        neden ayrı şeylerdir..bir peygamber kendisine inen ayeti bildiği halde ve hatta kendisinin farklı sebeplerele(hepsi nefsi değil)evlenmesi ama kendi kızının üzrine alınmasını istememsi..nefsi değil mi?yani peygamber kimliği ile değilde bir baba olarak sırf gözbebeği ,incisi Hz.Fatma üzülmesin diye karşı çıkması nefsi değil mi?yoksa başka sebeplerde mi var?ayrıca ayetler kişilere göremi değişiyor (haşa)!yani kadın istemeyince inkarcı ama başkaları itiraz edince normal mi?bu arada hiç bir baba kızına kuma gelmesini istemez..ozaman ayete karşı mı gelinir?haşa!

        neyse bu konuyu dah fazla uzatmak istemiyorum dileyen evlensin beni de pek ilgilendirmiyor..hayat bir imtihan ne olacağını kestiremeyiz..ama ben bir erkek olsam bir kadını idare etmek zor ken heleki bu devirde 2.3. pek istemezdim..peygamıber efendimiz (sav)bile sıkıntı çekmiş.kadınların kıskançlığı ve fesatlığı yüzünden..nediyelim isteyen istediğini yapsın ancak vicdanı da hesaba katsın..saygılarımla..

        • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

          Sayın Hasret

          “”” neyse bu konuyu dah fazla uzatmak istemiyorum “””

          Bu ifadenize istinaden iyi niyetli olarak yaptığım bilgi aktarımlarına son veriyorum.

          Hiçbir zaman sevdiklerinizin ve sizi sevenlerin HASRET ini çekmemeniz duasıyla

          Sağlıcakla kalın hanımefendi

        • firuze diyor ki:

          Merhabalar Hasret Hanim,

          Bildigim kadariyla, bir hadiseyi aciklamak icin bu cevabi yaziyorum.Peygamberimizin, kizinin uzerine tekrar evlenmek isteyen Hz. Ali`ye izin vermemesindeki sebep; Hz. Ali`nin Ebu Cehil`in kiziyla evlenmek istemesinden dolayiydi.Bir Peygamber kiziyla, bir musrikin kizinin yanyana olmasindan dolayi cikacak sikintilar Yuce Yaratici tarafindan kendisine ilham edilmisti. O donemde bircok sahabe musrikleri Musluman edebilmek gayesiyle bircok ileri gelen kisinin kizlariyla kizkardesleriyle evlilik yapiyorlardi.( ki Hz. Ali`de buna istinaden Ebu Cehil`in kiziyla evlenmek istemisti.) Peygamberimizin iki evliligi de buna ornek teskil etmistir. Selam ve Dua ile……..

          • Demedi deme diyor ki:

            FİRUZE HANIM

            Allah sizden razı olsun.Bir taşla iki kuş birden vurmuşsunuz.hem benim bilmediğim bir mevzuuyu öğrettiniz bana hemde hasret hanımın bir yanlışını düzeltiniz.

            İste burada olmanın güzel yanı

            Not: Allah (cc) Daha önceki paylaşımlarınız da bahsettiğiniz sıkıntılarınızı gidermede yar ve yardımıcınız olsun

            Dua ve saygıyla

          • eymen diyor ki:

            Hz. Ali’nin meselesinde durum ikinci olması veya Hz. Fatıma ile beraber olmaması değil, evlenilecek adayın Hz. Ali’ye layık ve denk olmama meselesidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) , adayı uygun görmemiştir. Bizde de anne-baba nın görüşü önemli değil mi bu konularda. Yani mesele Hz.Fatıma ile ilgili değil.

          • hasret diyor ki:

            öncelikle sayın ALLAH ın bir kulu ve demedi deme aynı kişimisiniz?şimdi baktım da ALLAH ın bir kulu yazan yerde demedi deme yazıyor? anlamadım?

            firuze hanım sizin söylediğiniz ebucehilin kızı olduğu için kabul etmediği husunda sahih değildir..şöyleki daaha önce okuduğum hanım sahabiler kitabında bu konudan bahis ediliyor.ebu cehilin kızı bir rivayete göre müslümandı ve bu dedikoduları duyunca duyan çok üzüldü..babasının suçu yüzünden insanlar tarfından alaya alınmıştı ,oysa hz ALİ NİN niyeti o müslüman olduğu için koruması altına almaktı..bunu duyan peygamberimiz ona haber yolladı ve bunun gerçek olmadığını iletti. yani babası yüzünden onu istemediği konusundaki dedikoduların yalan olduğunu iletti. aslında kızının üzüldüğünü gören Allah Resulü, damadı Hz.Ali’nin bu arzusundan vazgeçmesini istemiş, eğer vazgeçmezse ancak Fatıma’yı boşadıktan sonra evlenebileceğini bildirmiştir. Hz.Ali’nin Fatıma’nın üzerine evlenip onu üzmesine razı olmamıştır.

            bu konuda bir çok rivayet vardır..gerçeği ALLAH bilir ancak

            o zaman da şu sorunun cevabını vermeniz gerekir ki müşrik olan bir baba ve durumundan Müslüman olmuş bir evlada ne? İslam, kimse kimsenin vebalini almaz buyurmuyor mu? “Allah’ın Resulü’nün kızıyla, Allah’ın düşmanının kızı bir araya getirilemez” tabiri, Müslüman olmuş bir kimseyi babasından dolayı tahkir etme ve bir nevi sorumlu tutma değil de nedir? Bunu duyan o Müslüman kızın ne hallere düştüğünü bir an tasavvur edin, sonra dönüp Rahmeten lil-alemin’den böyle bir davranış sadır olabilir mi diye kendi vicdanınıza bir sorun? Bakın vicdanınız böyle bir şeyi kabul etmeye el verecek mi?!

            Ayrıca Resulullah’ın (s.a.a) kendisi en azından evlendiği sırada Allah’ın düşmanı olan Ebu Süfyan’ın kızıyla evlenmedi mi? Yahudilerin reisi Hay bin Ahtap, Müslümanlara karşı yaptıkları savaşta öldürüldüğünde Resulullah onun kızı Safiye ile evlenmedi mi?

            Rivayetin bazı versiyonlarında Resulullah’ın (s.a.a) şu cümleyi eklediği de yer almıştır: “Ben Allah’ın bir helalini haram veya bir haramını helal kılmıyorum. Ama vallahi Allah’ın Resulü’nün kızıyla düşmanının kızı asla bir araya toplanmaz. (Bir nakilde ise) böyle bir şeye asla izin veremem, asla izin veremem!” Bu açık bir çelişki değil mi? Bir taraftan “Allah’ın helal kıldığını haram kılmam” diyorken, diğer taraftan helal olan bir şeye izin vermiyor. Üstüne üstlük bunu yapmak isteyeni el alem içinde rezil rüsva ediyor!!! Haşa, sümme haşa… takdir sizindir araştırır dilediğinize inanırsınız.”

            .Fatıma benim vücudumun bir parçasıdır. Onu hoşnut eden beni hoşnut eder; onu inciten beni incitmiş olur”
            HADİSİN DEN yola çıkarak hz.fatma üzülmesin diye karşı çıkmıştır…(bence)El-İsabe (İbn-i Hacer), c.4, s.378, Sünen-i Beyhaki, c.7, s.64, c.10, s.201, Mişkatü’l-Mesabih, c.3, s.1732, Feyzü’l-Kadir, c.4, s. 241.

          • Süheyla diyor ki:

            Madem Hz.Ali’nin ebu cehilin kızıyla evlenmesine müşrik kızı olduğu için izin çıkmadı o halde neden Fatma validemiz vefat edene kadar Hz.Ali daha uygun bir kişiye gidip nikah kıymadı?Eğer mesele ebu cehilin kızı olması meselesiyse yine gidip 2.bir evlilik yapmasına engel teşkil eden neydi?

          • eymen diyor ki:

            Büyük ihtimalle müşrik kızı olduğu için değildir, başka sebeplerde olabilir, peygamber efendimiz (s.a.v.) çocukluğunda ve amcası ölünce onu büyüttüğü için, velisi olarak karışması gibi bir durumu da unutmayalım. Hz. Ali neden başkasıyla evlenmedi deniyor. Bu olayla Hz. Fatıma’nın vefatı yaklaşık iki senedir ve bu zamanın çoğunu da Hz.Ali seferle (cihadla) geçirmiştir. Ayrıca çok hanımla evllik çok yaygın olduğundan hemen birini bulmakta pek mümkün değildir.

        • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

          Sayın HASRET

          Bu gün ikinci kez yaşanan bir şey bu söylediğiniz.Birincisi düzeltilmişti,sanırım bu gözden kaçmış.

          http://www.cocukaile.net/soz-yanginlari-2/#comment-6357

          Bu konuda (ne fark eder) Demedi Deme ye verdiğim cevap sizin içinde geçerli.

          Neyin önemi var İSİMLERİMİZİN Mİ?
          Yoksa FİKİRLERİMİZİN Mİ?

          Benim için isimlerinizin (zaten hiçbiri gerçek değil) ayşe, fatma, ali, veli, hasret, abdullah, zeynep, zehra vb olması önemli değil.

          Ben sizin fikirlerinize, paylaştığınız bilgilere,aileye, yuvaya, huzura,erkeklere, kadınlara, velhasıl islami ve beşeri hayata olan bakışınıza itibar ederim. Gerisi beni pek ilgilendirmez.

          Ne demişti Hz. ALİ (ra)

          BANA BİR HARF ÖĞRETENİN KÖLESİ OLURUM

          Bende diyorum ki

          BANA DÜNYA VE AHİRET HUZURUNUN FORMÜLÜNÜ VERECEK, BUNU SAĞLAYACAK OLANI BAŞIMA TAC, GÖNLÜME SULTAN EDERİM.

          BENİM DERDİM İKİ CİHAN MUTLULUĞU. BUNUN YOLUNU BİLEN BUYURSUN GELSİN.

  28. "Demedi Deme" diyor ki:

    Bir kadının Kocasına sadece EŞ olması aynı zamanda kocasının YAR’i olduğu anlamına gelmez.

    Karısı kendisine EŞ olmuş bir kadından vaz geçebilir.

    Ama karısı kendisine YAR olmuş bir kadından asla vazgeçmez.

    Ne demiş atalarımız:

    Senden vazgeçerim ama YAR dan vazgeçmem.

    Sonra

    “Demedi Deme” yin

    • Deniz diyor ki:

      Bir evliligi kurana kadar her iki tarafinda “anasi agliyor” deyim yerindeyse. Genclere tavsiye edelim de birbirlerine hem “yar ” olsun hem es. Yani koca olacak zat Sema hanim’in hep dile getirdigi ” kavvamligin” hakkini versin hanim kisi de ” kocayi kapida karsilama” sanatini ogrensin. Calisiyor olsa bile kocasi illaki bir gun evdeyken disaridan gelecek yine de ogrensin uygulasin. Neredeyse 25 yila yaklasti evliligim yaptigim seyi soyluyorum.

  29. Deniz diyor ki:

    Evlilikte bir seyler aksak gidince o evlilik tokezlemeye basliyor, karsilikli olarak sen- ben kavgalari suregidiyor. Ortada ne yar kaliyor ne yarenlik.Muhterem hocamizin vermis oldugu hikayeyi okuyunca ayrintilara takilmadan soylemek istedigi ogutleri anlamaya calistim. Elbette ” kocaya yar olmak” evliligin muhabbetle yurumesinde en onemli etken. Fakat herkesin ayri ayri karakteri var. tembeli var caliskani var, titizi var umursamayani var , cesuru var korkagi var liste suphesiz boyle uzayip gider. Evlilige baslamadan once ciftlerin mutlaka bu uyuma dikkat etmesinde fayda var daha sonra kucuk zannettigimiz ayrintilar vehametle sonuclanabiliyor. Yoksa elbette hic itirazsiz -kocaya yar olmali- hem bu sadece erkegin degil kadinin da ihtiyaci . “Goncalariniza” iyi bakin!…

  30. inci diyor ki:

    Ya konu işte yine dönüp dolaşıp karşılıklı olarak görevleri yerine getirmek ve ilişkiye katkı sağlayacak çabada bulunmak noktasına geliyor.

  31. tarık diyor ki:

    “sacinizi basini toparlayarak dislerinizi fircalayarak kariniza cekici gorunmeye calisin” :)) oldu toka da takıp, postiş mi nedir ondan da yaptıralım. Ablacım sen olayı tersten anladın biraz sanırım.

    • İKBAL diyor ki:

      Çok dert etmeyin fatma hanım, her mekan müşterisini bulur.

      Sizin deyiminizle “Uçkurumda uçkurum” diyen bir erkeği öyle kabullenen bir kadın alacak.Bu kadar basit, ve zaten adamı “işinin ehli bir kadın” kapmış zaten.

      Cennete giden yol o uçkurdan geçiyor, siz aşağılasanazda bu böyle. Uçkur mübarektir ve nafile ibadet gurubuna girer ve pek sevaptır ve faziletleri sayılmayacak kadar çoktur.Uçkur insanı en yüksek seviyelere bile uçurabilir helal dairede olduğu zaman.Uçkur sorununu tam çözmüş erkekler mucid oluyor, icad yapıyorlar, ekonomileri daha güzelleşiyor. Psikilojileri daha iyileşiyor.Kısaca adam her yönden kaliteli hale geliyor. Bir kadının en büyük kerameti tek çocuk doğurmakmı.önce kadınlık, sonra daiğerleri.Bunu kafanıza çaksanız iyi olur.Ve ayrıca saygıdeğer hekimoğlu ismail hocamız çok muhterem bir zattır. onun hakkında daha saygın konuşmanızı öneririm. Boşluklar dolmaya mahkumdur kuralına göre adam bir çözüm bulmuş.Siz niye rahatsız olunuz bundan? Ha sineye çekmeli cinsel yönden fakir bir kadına ömür boyu katlanmalıydi değilmi? Kusura bakmayın.O devir kapandı artık.Hiç kimse Fıtratın cinsel yasalarına karşı duramaz ve duramıyor da…

      ÇÜNKÜ,ÇÜNKÜ, ÇÜNKÜ FITRATLARIYLA SAVAŞANLAR BİR SÜRE SONRA NEVROTİK BİR KİŞİLİĞE BİLE BÜRÜNEBİLİRLER.

      • İKBAL diyor ki:

        Senaryonuz mükemmel.Böyle bir kadın kendisini evli sanmasın yalnız. Teni kocasında ruhu komşunun yakışıklı gencindeyse o duygusal anlamda ihanet ediyordur zaten kocasına. Beğenmediği içine sinmediği gözüne battığı hatta tiksindiği erkekle bir saniye durmasın! Çünkü hayali zinalar yapmakta.Hemen boşanma davası açsın. Kadının aynı anda iki erkekle evlenme hakkı olmadığına göre tek seçenek boşanmak. Dolduramadığımız koltuğu boşaltalım.Bu hem erkek hem kadın için geçerlidir.

      • İKBAL diyor ki:

        Bilakis o bahsettiğiniz akli melekeler vicdan ve diğerleri, aldığınız sorumlulukları yerine getirmenizi emreder. Taşıyamayacağımız yükün altına girmeyeceğiz. Her hak bir vazifenin karşılığıdır.Adamı doyuramıyorsan o adam dişini sıkmaya sürekli sabretmeye mecbur mu? Zaten o adam bekarlığında yeterince dişini sıkmış. Cinsel ihtiyaçlarını en meşru şekilde gidermek onun en doğal hakkı. Evlilikten cinselliği çıkar, hemen hemen hiçbir şey kalmaz. Önce CİN-SEL-LİK sonra diğerleri.

        İnsanlar,yemede içmede ve cinsel güçte farklı olabilirler ve bölgelere, iklimlere göre bu bazen çok değişkenlik gösterebilir. Sıcak iklimin erkekleri ve kadınları çok şuh olurlar. O yüzden herkesin durumu kendi dinamiklerine göre değişkenlik arzedebilir.

        Sözün özeti: Cinsel açıdan günlerce aç kalan bir erkek bazen kafasında kırk aç köpeğin bedenini tırmalaması gibi acı hisseder. Buna niye katlansın ki? Sema hanım hocamızın cinselliğin önemiyle ilgili yazılarını tekrar tekrar okuyalım.Gerçeklere direnen kafasını taşa vurur.Kendine eder.Akıllı erkek ve kadın; karısını ve kocasını avucunun içinde lokum gibi yumuşatıp eriten gözünü gönlünü ruhunu doyurandır.

        Yerine getiremeyeceğimiz sorumlulukları üstlenerek büyük bir VEBALİN ve KUL HAKKININ altına niye girelim ki?!

        Cinsel açıdan fakir hatunlar;
        ya tedavi olsunlar,
        ya da evlenmesinler, bir sukunet ve tatmin merkezi olan evliliği cehenneme çevirmesinler.Analarının dizleri dibinde hanım hanımcık otursunlar, bol pembe hayaller kursunlar.

      • desperate diyor ki:

        Fatma hanım sözünü ettiğiniz seneryonun başrolündeki kadının eşinin elinden tırnaklarından iğrenmesi doğru değil. Eğer kocası evi geçindirmek için çalışıp elleri nasırlaşıyorsa, tırnakları kirleniyorsa kadın bundan iğreniyorsa bence kadın normal değil. Eşi başka iş yapsa eli tırnakları temiz olsa da kadının içinde varsa gözü başkasına kayardı.
        İlk seneryoya dönersek erkek eşinin saçı başı dağınık, lekeli eşofmanla karşılaması, fazla kilo alması gibi nedenlerle eşinden soğuyorsa gözü başkasına kayıyorsa adam haklıdır.
        Kadın eğer ev hanımıysa o gün temizlik te yapsa eşi işten gelesiye kadar duş almaya, saçını başını düzeltmeye, giyinmeye vakti vardır.
        Hele ki kadın aşırı kilo almışsa (3-5 kilo değil) yine haksızdır, çünkü inanın günde 1 saat yürüse biraz dikkat etse o kilolar kalmaz.
        Ama yine erkeğin içinde varsa eşi ne kadar zayıf, bakımlı, temiz, güzel de olsa aldatacaksa aldatır.
        Sonuç olarak erkeğin bakımsız eşini beğenmemesi normal, eğer eşi doğumda kilo aldı ve erkek bunu ilk aydan sorun yapmışsa ayrı.
        Ama sizin seneryonuzdaki kadının eşini beğenmemeye hakkı yok.
        Ayrıca beğenmiyorsa sevmiyorsa insan eşinden biran önce ayrılması gerekir, karşı tarafı kandırmanın ona hayatı zindan etmenin anlamı yok.
        Bizde bir de bu var, ayrılmak zordur aileler girer araya arkadaşlar girer akrabalar girer illa ayrılmasınlar, bence eğer bir sorun varsa ve sorunu yaratan kişi pişman olup hatasını telefi etmiyorsa uzatmanın anlamı yok, ömür boyu mutsuz olmaktansa ayrılmak çok daha iyi.

      • yasin diyor ki:

        desperate hanım,
        siz bu bakışınızla olayı yakalamışsınız, olay gerçektende insanın kalitesiyle ilgili,
        içinde kötülük olan ne yaparsanız yapın o kötülüğü yapar.

        Çalışan erkeğin elinin nasırlaşmasını hor gören kadın ile doğum ev işleri benzeri sebeplerle karısından soğuyan erkek bence de aynı kategoridedir.

        Evlendikten sonra iki tarafında birbirinin hassasiyetini gözetmesi gerekir, şayet biri “ben özgürüm” yaparım diyorsa; “neden evlendin” diye sorarım.

        Evlilik özgürlük değildir, BAĞLILIKTIR.
        Bağlanmak istemiyorsan; evlenmeyeceksin!

      • Uğur Mustafa diyor ki:

        Bildiğim kadarıyla dinimizde (yani yasalarımızda, İslam dininde, İslam yasalarında) evlilikteki görevlerini yerine getirmeyen taraf erkek de olsa karısı ondan hâkim/kadı kararıyla boşanabilir. Hatırlayınız ki erkeğin karı boşaması da öyle kolay bir iş olmamalıdır, zira adam karısını boşadığında da kadına ödediği veya boşanma halinde ödemeyi vaad ettiği mehir kadınındır, adam tarafının da böyle bir kaybı olacaktır boşanma hâlinde. Tabii böyle denince de evlenmeden önce kadınlar bu mehri çok yüksek tutmasınlar lütfen Arap ülkelerindeki kadınların yaptığı gibi, ama onu istemeye hakları olduğunu, hatta istemek zorunda olduklarını iyi bilsinler.

    • "Demedi Deme" diyor ki:

      FATMA HANIM

      “Isterseniz isi bu yonden ele alip senaryoyu tersine çevirelim.”

      Bence siz hikayeyle,sinopsisle senaryoyla hiç uğraşmayın.Bunlar yorucu ve zor işler.Camiadan birisi olduğum için iyi biliyorum.

      Bence siz EVLİLİĞE ve CİNSELLİĞE BAKIŞINIZI değiştirin.

      Bunu yapmak hem daha kolay ve kazançlı olur.

      İş işten geçtikten sonra aklınız başınıza gelirde kimse bana bunları

      “Demedi Deme” yin. Burada ki herkes şahit işte söylüyorum. :-)

    • eymen diyor ki:

      İlgilenmek sadece cinsellik değildir, seviyeyi düşüren yok, kalp gönül işlerini anlamayacak kadar, materyalist düşünüyor maalesef bazı kadınlar. Saygın yoksa evlenme. İmtahan sorusunu begenmeme yok, sorular anlatılmayan konulardan geliyor maalesef. Benden bu kadar ne yaparsan yap tavrındaki kadınlar, başka kadına neden tahammül edemiyorlar hayret. Sen yemek yapma, adam dışarıda yiyince de şikayet et, durum aynen buna beziyor.

  32. metin esed diyor ki:

    ev işlerinde denge şöyle olsa nasıl olur diye düşünürüm.Beyefendi sekiz saat hayatını vakfettği hanımı ve çocukları için rızık peşinde koşarken hanımefendi de şayet çalışmıyorsa ev işlerinde en az onun yarısı kadar çabalasa da fiziki görünümler tolere edilir. Geriye kalıyor yatak hayatı ki,erkekler çok muzdarip bundan.Ama şu unutulmasın bizdeki yalnış cinsel tabular bil hassa depresif hanımlarda sıkıntı oluyor.Benim önerim cinsellik evlilikte bir gerçekse ona yüklenilen mana doğru öğretilmeli.Mesela bana bir vaka geldi.Anne çocuğunu büyütürken cinsel ilişkiyekafirler girer demiş.Çocukta evlenince bu eğitimi aldığı için kafir olmamamalıyım diye beyin kodlarına yazmış.Zifaf gecesi dahil ilişkiye bir yıl girememiş şuuraltı kapalı kalmış. Sonra da kız çocuğu hulkuki hakkını kullanarak ayrılmış.Şimdi bu yıkıntının sorumlusu anne değil yalnış eğitim. Ben annenin zinayı müslüman yapmaz kafir yapar dediğinide biliyorum.Ama çocuk zina deyince cinsel ilişki anlıyorsa ne yapalım. Öneri:Hem cinsler evlenecek yaştakilere gerçekten danışmanlık yapmalı.

  33. tarık diyor ki:

    hasret. hanım doğru tespitlerde bulunmuş kısmen. Evet, bazen hanımlara yüklenebiliyoruz. Kadından mükemmel olmayı beklemek de çok adil değil. Uyaran fazlalığından bahsetmiş ve erkeğin ne olursa olsun nyine 2. isteyeceğini söylemiş ki haklı. Bu konuyu açmak lazım biraz.

    Hekimoğlu hocamın niyetini sorgulamak haddim değil ama son yıllarda islami cenahta aile yazarları ailede kadının üstüne gidiyorlar i biraz ve her şeyi kadından bekliyorlar. Erkek 2. kadını istiyorsa hata kadında diyorlar, kısmen haklılar da ama tamamen değil. Ben bu söylemleri şuna bağlıyorum; aslında islami yazarlar da yaratıcının izin verdiği birden fazla nikahın fıtri olduğunu biliyorlar ama bunu söylemek kolay olmadığından hedef değiştirip 1 eşe yükleniyorlar. Eğri oturup doğru konuşalım; isterse dünya güzeli olsun 3-5 seneden sonra cinsel cazibe satandartlaşıyor. Bu durumda erkek belki eşinden on kat daha çirkin birisine gidebiliyor. Bu gidiş aslında çok mekanik. Magazin dünyasında görüyoruz, kadının peşinden herkes koşuyor ama kocası onu aldatıyor. Burada suç ilk kadında değil hep. Aslında erkekte de değil. O belki daha masum ama yine kısmen, şöyle ki;

    Büyükşehirde sabah işe gelirken otobüse binen bir erkeğin sadece 1 saat boyunca gördüğü kadın sayısı ve özellikle havalar ısınınca gördüğü çıplak kadın vücudu bundan 100 sene önce bir erkeğin hayatında gördüklerinden fazladır. Bunun yanında televizyonda, internette, iş ortamında gördükleri de ekleneince erkek o kadar bir cinsel saldırı altına giriyor ki eğer otobüste kadınlara saldırmıyorsak dua edin. Az aönce bir gazetenin sitesine girdim bir haber okumak için, öyle fotoğraf galerileri var ki porno sitelerinde yoktur. Adam gün boyu güzel ve alımlı vücutlar görüyor, eşi biraz salmışsa veya salmasa bile onun için büyük uyarıcı oluyor. Artık sevgilisi olmayan ortaokulluyla dalga geçiliyor diyoruz ama malesef sevgilisi olmayan evli erkekle de dalga geçilmese bile olanlar pohpohlanıyor. Burada devreye 2 şey girer. Vicdan veya din. Vicdan, o duruma gelmiş bir erkeğe pek etki etmez. Çünkü erkek için başka kadınla olmak mekanik, adeta sümkürmek gibi. Zaaten erkeğin bu psikolojisini bilen bazı meşhur kadınlar açıklama yapmıyor mu gecelik kaçamaklarına göz yumarım erkektir diye etrafta? Etkili olursa sadece din etkili oluyor ki şeytan o noktada çok acımasız.

    Köyünde veya kasabada eşinden başka dişi olarak tavuklardan ve ineği sarıkızdan başka bişey görmemiş adam neden kadın peşinde koşsun da derstsiz başına dert alsın. Modern çağın en mazlumu malesef erkeklerdir. Adam da diyor ki yahu dayanamıyorum artık madem öyle 2. alayım veya gizli nikah yapayım. Doğrudur yanlıştır demiyorum, durum tespiti yapıyorum. Uygulanabilirliği çok düşük ama eğer resmi olarak ve sosyal kabul açısından birden fazla evlilik mümkün olsa zaten erkek 2. den fazla almaya cesaret edemez. Maddi açıdan da edemez kadınların dırdırından dolayı da edemez, enerjisi hayat sevinci kalmaz zaten:) 2. kadın kısa süreli kaçamak olunca erkeğe cazip geliyor, sürekli değil başkasına da konuyor. Ama evlilikle olsa 2. 3. almaya cesaret edecek adam tanımıyorum ben:)

    Demem o ki; 1. eşlere de çok yüklenmemek lazım ama erkekler de cidden acınacak durumda. Adam otobüse binse, kafayı gömse yanına mini etekli kadın geliyor, parfüm kokuları cabası. Sağa çevirse kafayı tepesinde göğüsleri görünen kadın, önüne baksa saçalrı bakımlı bir kadın. Dışarı baksa yolda neredeyse sevişecek gibi çiftler. Eve gidiyor garibim, televizyonda yine.

    Peki ne olacak? Olacağı şu. Bu dünya imtihan dünyası. Erkek sabredip dişini sıkacak cenneti kazanacak, kadın da erkeğim imtihanı kaybetmesin diye sevimli bakımlı ve geçimli olacak olabildiğince, becerenildikçe ve bu zihniyetinden dolayı hem kocasının hem de kendisinin ahiretini kurtaracak. Arada imtihanada yenilen günah işleyen de tövbe edecek ve bilecek ki Allah her günahı affedicidir ne işlersen işle ve ne kadar ilerlsen işle. Yter ki samimi olarak tövbe et. Samimiyetin ölçüsü de yazılmış kitaplarda.

    İşimiz zor vesselam. Ne demiş, sözü söyleyen? “Cennet ucuz değil, cehennem de lüzumsuz değil”

    • hasret diyor ki:

      tarık bey benim söylemek istediklerimi çok güzel ifade etmişsiniz..
      size birinin misalini anlatayım..bir adam yıllardır evli çocukları var ..adam birgün karısından genç bir kadınla 2.evlilğini yapıyor..bundan karısı haberdar mı bilemiyorum..bu evlenen adm çevresinde neden 2. evlendin sorusuna ”zevkim için evlendim”diyormuş..ee karını boşa demişler..neden boşanayım karımıda seviyorum.ondan şikayetçi değilim…zevkim için bu evlilği yaptım demiş..buyrun burdan…. karkarısının pisikolojisini düşünün.

      karısından şikayetçi değilse neden evlendi ?sorun yine kendisinde .kendisi başka heycan arayışlarında..tamam erkeğin fıtratı çok evlilk üzerine olabilir ama bunun suçunu 1.eşlere yüklemek haksızlık..kadın neyaparsa yapsın yar olmak filan hikaye..bazen herşeyi oluyorsun anası,kız kardeşi karısı,sevgilisi…….ama bazı şeyler bir yere kadr insanoğlu nankördür elindekinin kıymetini kaybettikten sonra anlar..
      Aslında Rabbine karşı nankör olup hep daha fazlasını isteyen insanoğlunun kullara nankör olması pekte şaşırtıcı bir durum değil…

      • sura diyor ki:

        evet hasret hanim, son soylediginiz cumle meselenin ozu bencede.
        Rabbine karsi nankor olan kullara karsi neden olmasinki.. insanlara hep bu gozle bakmak gerekiyor aslinda.

    • yasin diyor ki:

      Tarık bey ve Hasret Hanım,
      Erkek olmasaydım yorumlarınızı okuduktan sonra, sokağa çıkmaktan korkar hale gelirdim. :)

      Erkeklerin cinsel uyarılara karşı daha zayıf olduklarını kabul ediyorum, fakat sizin çizdiğinizi profil çok çok abartılı, hele de islami duyarlılığı olan erkekleri itham edecek düzeyde yaptığınız yorumlar beni şaşırtıyor.

      Erkeklerin sırf heyecan olsun diye 2. 3. eş alması durumuna getirmişsiniz olayı. Oysa; burada anlatılan mevzu, kadının kocasına karşı sorumluluğunun olduğunun ve yerine getirmesi gereken vazifelerin hatırlatılması…

      Bütün erkekleri veya bütün kadınları tek kefeye koymaktan vazgeçip; hakkı sahibine teslim etmeyi deneseniz ne güzel olurdu. Sütten ağzı yananların bırakın 2. eş almayı boşandıktan sonra bile tekrar bir kadına yaklaşmaktan korkar hale geldiğini görmüyor musunuz?

      2 vey 3’yü düşünenleri de peşinen yargılamam ben. Belki de bizim farkında olmadığımız bir durumları vardır, belki de hanımları onları bu yola sürüklemiştir veya aklımıza gelemiyecek başka nedenleri vardır.

      Peki; Erkek 2 eş alınca veya başka kadına gidince ilk eşi mutlaka suçlu mudur?
      Ellbetteki hayır, böyle bir genelleme de yanlış olur, çünkü; “BÜTÜN GENELLEMELER ZANDIR, HATADIR”

      Yazarın söylediği şeyi farklı noktalara taşımadan alınması gerekenleri almak daha isabetli olmaz mı?

      • Süheyla diyor ki:

        Benim de bir tanıdığım, erkek çocuk sahibi olmak isterken altı kız çocuğuna sahip olunca gitti 2.evliliğini yaptı(erkek çocuğunun olmayışı karısının(!)suçuya)Allah o evlilikten de erkek çocuğu nasip etmedi ve ondan da kız çocuğu oldu.

      • hasret diyor ki:

        Yasinbey

        ben yukardaki yazıyı okurken sanki suçlaycıcı bir hitap şekliyle karşılaştım” bir kadın geliyor kadın yazara başka birşey sorarken adm azarlar bir şekilde sen kocana yar olmadın başka kadın (yar )oldu ,yar oldu da eşin oyüzden seni terk etti..”hiç sordun mu kendine kocan neden terk etti diye?gibi bir tabir okudum ..yoksa ben mi yanlış okudum?yanlış mı anladım?

        bu çok ağır değil mi?bir kadının yüzüne sen karılık yapsaydın kocan seni terk etmezdi…….vb.şeyler söyleyip hemen kadını suçlamak nekadr doğru …toplumda da çoğu insan böyle düşünüyor…nerden biliyormuş okadının yar olmadığını…yada nedn hep bir erkek başka kadına gidince karısı suçlu eksiklik kadındaymış..ben buna katılmıyorum sadece görüşlerimi yazdım..herkesin görüşüne saygı duyarım…

        dursun ali erzincsanlının bir şiiri var” 11 kadının hikayesi”diye ..onu dinlemenizi tavsiye ederim..ayrıca orda bir kadının kocasını sevdiğ ihalde sıkıntı yokken ”ebuzer”yolda bir gün giderken bir kadını görüp ondan hoşlanıyor ve daha sonra karısını boşayıp o hoşlandığı kadınla evleniyor..şimdi suçlu yine mi kadın ?adam aşık oluyorsa ,kalbine söz geçiremeyip başkasına gidiyorsa yine mi karısı suçlu ?ben buna kızıyorum..yoksa tabiiki elimizden geldiğince eş ,yar olmaya çalışıyoruz ve olmalıyızda ..enazından ahiertimiz için ALLAH rızası için ..ama hep bu konularda ilk olarak kadın suçlanıyor..oysa erkek yaratılış gereği başka kadın arzusu vardır içinde bunu çoğu erkek dile getiriyor yapmasada içnde hep var ….

        • yasin diyor ki:

          Hasret hanım,
          Yazarın kısa bir özetle meseleyi anlatmış detaya girmemiş, detayları bilmeden sizin ulaştığınız sonuca ben varamıyorum.

          Bukçeden öğrendiğimden yola çıkarak söylüyorum;
          Yazar gördüğü sorunun çözümünü dile getirip açık bir ifade kullanırken; hanım kardeşlerimiz bunu azarlama, suçlama, hakaret olarak algılamış. Dikkat edin, erkekler lafı dolandırmaz dolanmaz ne diyecekse direkt söyler :)

          Siz yazarın cümlesini: “sen kocana yar olmadın başka kadın (yar )oldu ,yar oldu da eşin oyüzden seni terk etti..” diye görürken,
          Ben: “Kocanı istiyorsan onu anla” şeklinde okudum.

          Anafikri bırakıp detaylara dalmak “kadının bakış farkı mı” acaba :)

          Bütün erkeklerin sizin söylediğiniz şekilde birden fazla kadın arzuladığını düşünmüyorum. Kendi adıma ben; Beni anlayacak ve ömür boyu arkadaşlık edecek bir tek örtüm olsun istedim. Bir örtü bile büyük dert iken birden fazlasını neden isteyeyim ki?

          • fitnat hanım diyor ki:

            Sanki cümleyi asıl siz bükmüşsünüz gibi :D Yukarıdaki parçada “Peki, hiç düşündün mü, kocan neden seni terk etti de, o kadınla yaşamaya başladı?” sorusu “O kadın kocana daha iyi yâr oldu da ondan” şeklinde cevaplanmış.Bunu tek cümle haline getirirsek belki daha net görebiliriz:O kadın kocana daha iyi yâr olduğu için kocan seni terk etti.Bu da demek olur ki :sen kocana o kadın kadar iyi yar olamadın.Anlamı değiştirecek hiç birşey yapmadım gördüğünüz gibi.Gayet “net” bi şekilde bu cümlede ve dolayısıyla örnekte bu durumdan 1.eş sorumlu tutulmuş.Kocanı istiyosan onu anla filan işin yorum kısmı.Pozisyon ofsayt hocam çok net.Bu yazı örneksiz olsaymış çok daha güzel olurmuş

          • Yasin diyor ki:

            Bu güzeldi, :)
            bir kadın bakışıyla cümleler üzerinde iyi bir teknik analiz yapmışsınız…
            Hiç üşenmeden yazıyı bir kaç defa okudum ama inanın ki her seferinde suçlamadan ziyade; sorunun kaynağını algılamayı, çözüm çabasını ve öğüt vermeyi gördüm, kocasına yar olmak isteyen kadının yapması gerekenleri okudum.

            Belki de sizin 1. eşi suçlama olarak gördüğünüz cümleye; ben yöntem olarak “olayı ve muhatabı kendine sorgulatarak” (zira; benim kullandığım yöntem budur) çözüme ulaşmaya çalışan cümle olarak baktığımdan dolayı farklı görüyoruz.
            Farklı bakışlar ufkumuzu geliştirir. Ben sizin bakışınızı kullanmaya çalışacam inşallah elime yüzüme bulaştırmam. :D İsterseniz siz de bizim pencereden bakmayı deneyin.
            Detaylardan bazı şeyler görülebiliyor bu doğru ama esas olan neticede anafikir değil mi?

          • NuR diyor ki:

            Bende bir hanım olarak yazıyı birkaç defa okudum ama bir suçlama azarlama hakaret göremedim.Misalin detaylarını bilemiyoruz buna takılmamak lazım.Yazar hanımların umumi olarak hatalarından bahsetmiş ki bence küçük gibi görünen belki farkında bile olunmayan ama çok önemli konular. Kısacası Yasin Bey e katılıyorum ve bu ince hususta bizleri dikkate sevkeden yazısı için Hocama teşekkür ediyorum.

        • fitnat hanım diyor ki:

          ben hasret hanımın haklı olduğu yeri göstermeye çalıştım yoksa metnin anafikri anladığınız şekilde :) ancak örnekten yola çıkıp yazıyı oluşturduğu için ister istemez olayın detaylarına dikkatimizi veriyoruz.o yüzden dedim ya örnek olmadan çok daha güzel bir yazı olurmuş

  34. Ömer DEMİRCİ diyor ki:

    Hocam, Allah razı olsun.

  35. hasret. diyor ki:

    neden başka kadın yani 2. hanım konularında 1. eş suçlanıyor?
    yani erkeğin başka kadın tercihi 1. kadın üzerine yıkılıyor?
    hep suçlu kadın hep düşünmesi gereken kadın..bu devirde erkeğin başka bir kadın ile evlilik istememesi mucize olur?bukadar uyaran dışardaki kadınlar varken evdeki kadın nekadar yaparsa yapsın yaranamaz..çünkü her yede rakibi vardır ve haram helalden tatlı ,çekici gelir.bir laf vardır”evdeki tavım(benim),dışardaki avım”diye ..
    erkeğin içnde hep 2.kadın arzusu vardır..erkek değişiklik için ister ,macera olsun, ister farklı deneyim ,farklı heyecen farklı farklı………..daha ardına bir çok şey ile doldurulabilir.aslında kendisi ile problemi vardır çoğu zaman ma suçlı hep kadın olur..tamam bazen kadın hanımlık yapmamış olabilir onlara birşey diyemeyiz ama durduk yere başka kadına giden çok erkek duydum ..çoğuda geri ilk karına dönmek ister ama geç olmuştur artık..kendi etti kendi buldu..kadınlara fazla yükleniliyor..

    • ŞİRPENÇE diyor ki:

      Kendisiyle mutlu olduğu fiziken ve ruhen tatmin olduğu eşine rağmen, gözü dışarda olan erkek;
      ya maymun iştahlıdır,
      ya kurma kafalıdır,
      ya da elindeki nimetin kadrini bilmeyecek kadar zekası kıttır!

      • hasret diyor ki:

        aynen verdiğiniz örnekteki gibi oluyorlar zaten..

        • aydemir diyor ki:

          Siz biraz cahilsiniz.
          Özür dilerim ama erkek ikinci eş alamaya müsait olmasaydı Allah o izni vermezdi. bakın ne zaman hanımlar bu konuya girseler, sırf nefislerine hoş gelmediği için yanlışın içine saplanıyorlar. bir erkeğe ikinci eş istediği için “maymun iştahlı” demek nedir bilir misiniz? haşa ikinci eş alan bütün erkeklere, yani sahabelere kadar uzanan bir pervasız dil demektir. Hani derler ya :” bir şey biliyorsan konuş alim desinler , bilmiyorsan sus da adam sansınlar” tekrar özür diliyorum ama, insanın nefsi işin içine girince ne söylediğini ya da söylediğinin ne anlama geldiğini bilemiyor. Ölçü bellidir. Bu konuda yeterince tartışma yapıldı bu sitede. Karışmayacaktım ama okuyunca gerçekten rahatsız oldum.

          • hasret diyor ki:

            aydemir bey bence siz benim yazdığımı bir kez daha okuyu..ben bütün çok eşli olanlar maymun iştahlıdır demedm.sizn zannınız yanlış ve iftiraya yöneliktir…bu örneğ bir erkek olarak şirpençe verdi…bende bazısının öyle olduğunu söylem…siz neden alındınız.ayrıca benm ıfade ettiğim şeyi anlamamışsınızbelli … ben 2 evliliğin sebebi 1.hanımın üzerine yıkılmasına karşı çıktım..ve erkeğin bazı sebeplerden fıtratı gereği 1.hanımın üzerine evlenebileceğini söyledim..sahabelere bir şey de demedim..olayı başka yere çekmeyin..cahil olup ol adığım sizi pek ilgilendirmez..siz de hakkımda bilgi sahibi değilsiniz..sizin bildiğiniz size benim bildiğim bana…bu konu hakkında daha fazla yazmak istemiyorum..bu arada uslubunuz..çok itici ve hakaret edici..bu benim yorumum isteyenkatılır ixteyen katılmaz..ama kimsenin hakaret etme hakkı yok..biraz daha düzeyli olun….

          • ... diyor ki:

            SAyın aydemir kusura bakmayın ama siz de biraz kabasınız.siz de bektaşinin biri gibi yaptınız.Lafın tamamını bi okuyun.”Kendisiyle mutlu olduğu fiziken ve ruhen tatmin olduğu eşine rağmen, gözü dışarda olan erkek;
            ya maymun iştahlıdır,” yazıyor.Ayrıca Sanki sahabelerin her halini örnek mi alıyoruz da hemen bunu göz önüne getiriyoruz..??

        • aydemir diyor ki:

          KATILMIYORUM!!! HZ ALİ DE İSTEDİ!!!
          Erkek ve kadın aynı değildir. Erkeğe farklı format yüklenmiş, kadına farklı. Evet eşiyle uyum içinde olabilir. Ama kim olursa olsun erkekse ikinciyi hep ister. Kimisi dile getirir itici olur benim gibi, kimisi de palianna yapar. hepsi bu.

  36. Başak diyor ki:

    Aslında Hocamın yazısı sadece kadınlara değil..Birbirimizi anlamamız ve eşler kendi sevgi dillerini bulduğu zaman problem çözülecektir..Eğer eşlerden biri hiç karşılık beklemeden bunu yaparsa bu daha iyi sonuçlar verecektir..BİZ ANCAK KENDİMİZDEN MESUL OLDUĞUMUZ İÇİN, KENDİMİZİ DÜZELTMEYE ÇALIŞIRSAK NE MUTLU BİZE..Çünkü gücümüz ancak kendimize yetecektir..Ben evliliğimden memnun olmadığım zaman kendimi hesaba çektim ve kendimi değiştirmeye ve önyargılarımı yıkmaya başladım.Çok şükür bunun meyvelerini topluyorum.. Bir yazıyı herkes okur, kalpten okuyan yazıdan kendine pay çıkarır…

  37. SÖZÜN ÖZÜ diyor ki:

    “Eğer bir erkeğin saçları önden dökülmüşse eşi ona bardır.
    Eğer bir erkeğin saçları arkadan dökülmüşse eşi ona yardır.” :-)

    • SÖZÜN ÖZÜ diyor ki:

      Kocasına YAR olan kadın kocasını uYARmalıdır.
      Uyarmazsa, uYARanlar YAR olur.

  38. SÖZÜN ÖZÜ diyor ki:

    Evet bu mesele bir seviye meselesidir.

    Alçak bir seviye; yüksek bir seviyenin yanında alçak iken,
    bir “çukurun!” yanında yüksek bir seviyedir.

  39. SÖZÜN ÖZÜ diyor ki:

    bir birine “yar” olanlar muhabbet kuşları gibi sevişir, ( muhabbeti boldur)
    bir birine “bar” olanlar, ağaçkakanlar gibi birbirini gagalar durur:-)

  40. içimdeki kelebek diyor ki:

    çok güzel ve mantıklı ve pekçok beyide memnun eden bir yazı…durum madem bundan ibaret ise neden beyler eşlerine hanım ben ev işi yemek vs derdim değil ben sadece bana hanım olmanı istiyorum diğer işleri bende sana yardımcı olurum yada başka birine yaptırırız yeterki sen bana hanım ol demiyor diyemiyor??hangi kadın bu cevabı reddeder…kadınlar bu fıtrat üzerine yetişir..daha doğrusu türk kadınları bu yabancı ülkelerde böyle değildir elbette..orda ne çocuk ne ev benmerkezci toplumlar..kadın kendiyle ilgilenir kendini yormaz kendi bakımını ihmal etmez dolayısıyla yorgunluk stres yaşamaz ve eşleriyle eğlence ve sefa yaşar…hal böyle iken bu durum türk hanımları için nekadra mümkün olabilir sizce??evine çoluğuna çocuğuna sahip çık ev işlerini ihmal etme çocuğun her işine okulda dahil anne koşsun sonrada beklentilerle eve gelen beyine hizmet etsin istediği gibi davransın..çokta ütopik değilmi bu durum??beyler ne istediğinizi yada ne istemediğinizi çözüm yoluyla eşlerinizle konuşun..yoksa bana hanım ol yeter demek işin çözüm yanı değil..

    • ŞİRPENÇE diyor ki:

      Size aynen katılıyorum, harfiyyen hemde. Bir kadının yükünü hafifletmek gerekir. Ağır yük altında inlettiğimiz insandan bülbül gibi cik cik ötmesini bekleyemeyiz herhalde :-)

      Önce sorumluluklar adil bir şekilde paylaşılmalı. Gerisi sonradan gelir. Tabi ki kadın cinsel soğuk yada kötü niyetli guruba giren cinsten değilse!

      Vermediklerini almak istemek türk usulu evliliğin klasiklerindendir maalesef.

    • hülya diyor ki:

      bende kesinlikle katılıyorum. Evlilik ömür ortaklığı olduğuna göre karşılıklı anlayışlarla bambaşka bi huzur bahçesi olabilir yuvalar. Bende eşimle zaman zaman eksiklerimizi giderme yönünde konuşmalar yaparım. Genelde ben anlatırım o dinler ve beni onaylar:) Konuşmak içtekileri isteyerek eşle paylaşmak evliliğe dahada mana katıyor bana göre. Ama bana öyle geliyorki kadın fazla konuşmasın evle çocukla ilgilensin fazla dır dır yapmasın eşine karşı hep evet diyen olsun konumunda görülüyor. Şimdi bu kadınında yaşama hakkı elindenmi alınmış oluyor evlenerek. Onunda duyguları var o da aşk sevgi aleminde doyasıya mutluluk yaşamak ister. Bakış açıları biraz değişse ve karşılıklı hoşgörü olsa ortada bencillikte olmayacak mutsuzlukta. Evlilik sevgiyi aşkı yaşamanın en güzel ve huzur verici yoludur şüphesiz. işin özü kocalarda yüreğindekilerini hanımlarıyla olduğu gibi paylaşsınlar. Paylaşmak mutluluğu pekiştiriyor ne de olsa. Mutluluk dolu evlilikler nasip etsin rabbim hepimize.

  41. tarık diyor ki:

    “Son olarak şunu söyleyeyim ki; kocasını memnun eden kadın, onu kendine bağlar.” Bu cümleyi okuyunca çoğu zaman söylediğim bir esprinin aslında Hocam tarafından da benimsendiğini gördüm.

    Her zaman şunu söylemişimdir; Sadece bir kadının kocasını nasıl kendisine bağlayabileceğini, bunu da çok basitçe yapabileceğini göstermek için kadın olmak isterdim. Tabi tipim erkek tipimden daha güzel olmalı, bu halimle evde kalırdım çünkü:)

    Gerçekten de böyle düşünüyorum. Zeka seviyesi ilkokulu bitirmeye yeten her kadın, çirkin ve gözle görülür bir kusuru yoksa-bazen olsa bile- kocasını kendisine bağlayamıyorsa bu tamamen kendi suçudur. İsitsnalar ile ilgilli kaideyi kayda geçireyim bir taraftan.

    Siz bakmayın; dünyaya yön veren sanatçılar, siyasiler, şairler, kahramanlar, bilim adamlarının ve sosyal bilimcilerin neredeyse tamamı, peygamberler, büyük zekalar ve hatta kadın denince akla gelen yemek pişirme sanatının bile ustalarının erkek olduklarına. Erkekler piskolojileri ve kafa yapıları itibariyle tem hücreli amipler kadar basit, mekanik, belli sebeblerin belli sonuçlar doğurduğu canlılardır. Neden beklentileri bu kadar temel olan ve bu beklentileri karşılama güdüsü ve isteği zaten yaratılıştan verilen kadınlar erkekleri feth edemiyorlar da hem kendileri hem erkekleri mutsuz oluyor?

    Düşünsenize hanımlar; erkek öyle bir tekdüze ve basit canlı ki, yaratıcısı onu yaratıp melekleri ve onların başını kendisine secde ile emredip cennetine koydu. Bu kadar büyük nimetlerle donatılan erkek, bu kadar nimetin içndeyken yine kadına ihtiyaç duydu ve kadın yaratıldı. Anlasanıza, siz olmadan erkekler cennette bile mutlu değil. Size bu kadar muhtaç ve ihtiyacı olan erkekleri nasıl olur da etrafınıza pervane yapamazsınız?

    Neden hanımlar kendinizi erkeğin rakibi görüyorsunuz, ona tüm melekler secde etmiş olmasına rağmen. O sizi rakip görmüyor, ruhunun ve bedeninin arkadaşı tamamlayıcısı görüyor.

    Şahsi tecrübelerime göre size bir anahtar da vereceğim, iyisiniz yine. Bazen tekrarlıyorum; Kocanızı kocanız gibi değil de biraz da erkek evldınız gibi görmeyi deneyin derim. Erkek evladınıza karşı nasılsınız? Ona da biraz o nazarla yaklaşın. Unutmayın o da bir annenin oğlu ve sizin de oğlunuz bir kadının kocası olacak!

  42. tarık diyor ki:

    Hekimoğlu İsmail hocam, tam insan sarrafı, mübarek bir alim.

    Mübarek “Dikişten yemeğe kadar her şeyi anlayan hanımlar, evliliğin sırrını anlayamıyor” demiş de şimdiki kadınlar dikişi yemeği de anlamıyor malesef.

    Bence kadın-erkek arasındaki tüm problemlerin, kadın-erkek ister dindar ister dinsiz olsun, çözümünü 2 cümlede özetlemiş ve aslında tüm sitedeki yazıları kaldırıp şu iki cümleyi koysak sezadır: ““Bende hangi yanlışı buluyorsun? Seninle daha iyi anlaşmak için ne yapabilirim?” soruları yuvayı kurtarabilir. Fakat gurur mani oluyor.”

    Olay budur işte. Kadın ve erkek “Yahu arkadaş ben bu kadınla veya adamla hayat geçireceğim. Mutlu olayım mutlu edeyim. Başlangıcı ben yapayım, düşüneyim bu kadın-erkek neden hoşlanır neleri sevmez, dikkat edeyim ona” dese karşıdaki de öküz değilse problemler bitmese bile insanlar birbirinden nefret eder hale gelmez. Öküzün cinsiyeti yoktur. Kadın da olur erkek de. Ben öyle öküz kadınlar gördüm ki gerçek öküzlere rahmet okutur.

    Bir kadın kocasına, erkek oğluna gösterdiği merhameti gösterse ve erkek de karısına sevgili kızına gösterdiği merhameti sergilese sorun kalmaz. Oğlu salatada kabuklu domates yemediği için her akşam onun salatasına kabuksuz domates doğrayan kadın, kendisinden bir kahve isteyen kocasına gönülsüz davranıyorsa o ailede huzur olmaz. Yine sitede okuyup üzüldüğüm bir olaydaki gibi, bir erkek kendisinden simit isteyen güzel kızına canını bile satıp simit aldığı gibi canı simit çeken karısından da bunu esirgemese sorun kalmaz. Ve karı kocanın bu yaptığı en ufak davranışın hepsi sadaka hükmündedir. Eşinin ağzına verdiğin bir lokma veya yemekteki eti onun tarafına doğru itmek bile. Sadaka için zengin olmaya gerek yok.

    Amaaaa. Aması var işte. Erkek hep egolu yetiştiğinden ve iş yaşamının merkezinde olduğundan, kadın da kendi fıtratına tamamen ters şekilde adeta “mal” haline getirlip egosu şişirildiğinden bu imkansız. Şu anda 18-30 yaş arası çalışan kadınların neredeyse tamamı çalışmayanların da önemli bir kısmı “Kendini kocana ezdirme, işin olsun, çekemezsen boşanır çocuğunu alır kendine bir hayat kurarsın” telkiniyle yetişti, yetişiyor. Hem de çoğunlukla anneleri tarafından. Kadının kadına verdiği zararı şeytan verememiştir.

    • inci diyor ki:

      Bu yazıların (evliilik okulu, bunlar vs) çıktısını alıp etrafımdaki hanımlara, kızlara dağıtmanın büyük vebal olduğunu düşünüyorum. Bir okuyup aynaya baktırmak, aynada dışarıdan nasıl algılandığını göstermek için. -tabi müelliflerin ismiyle-

      “Oğlu salatada kabuklu domates yemediği için her akşam onun salatasına kabuksuz domates doğrayan kadın, kendisinden bir kahve isteyen kocasına gönülsüz davranıyorsa o ailede huzur olmaz. Yine sitede okuyup üzüldüğüm bir olaydaki gibi, bir erkek kendisinden simit isteyen güzel kızına canını bile satıp simit aldığı gibi canı simit çeken karısından da bunu esirgemese sorun kalmaz”
      Çok güzel ifade etmişsiniz, işte bu zihniyeti topluma yerleştirmediğimiz sürece mutluluk Kaf dağının ardında kalacak hep. Kul hakkının alasını da karı-koca hakkı olarak büyük veballerle gideceğiz maalesef.

      “Bence kadın-erkek arasındaki tüm problemlerin, kadın-erkek ister dindar ister dinsiz olsun, çözümünü 2 cümlede özetlemiş ve aslında tüm sitedeki yazıları kaldırıp şu iki cümleyi koysak sezadır: ““Bende hangi yanlışı buluyorsun? Seninle daha iyi anlaşmak için ne yapabilirim?” soruları yuvayı kurtarabilir. Fakat gurur mani oluyor.”
      Bu o kadar önemli bir nokta ki ama maalesef bu anlamda da insan kendini geliştirmediği, iletişime kapalı, bundan kaçan biri olduğu zaman zor. Kadın da erkek de konuşmaya, açıkça iletişime tüm samimiyet ve içtenliğiyle katılmalı, kaçmamalı. Erkek bunları basit, gereksiz meseleler olarak görüp, ya da erkeklik gururunun yerle bir olacağını düşünüp bunlardan kaçmamalı keza kadın eksiklerini inkar etmemeli, birlikte bir çözüm arayışında olmalı. Ama sanırım sadece kadın erkek arsında değil ki bu gurur insan ilişkilerinin hepsinde var. Baba çocuğunun gözünde kusursuz, en güçlü olmak istiyor, bi yanlışı olunca kabul etmiyor, çocuk büyüyüp de bunu sorguladığı zaman da çatışmalar, sorunlar, isyanlar başgösteriyor. Evlat ebeveyn arasında uçurumlar oluşuyor. Onmaz yaralar açılıyor haliyle.

      • SÖZÜN ÖZÜ diyor ki:

        Elde etmek için gösterdiğimiz gayreti, elimizde tutmak için göstermiyoruz ve sonra,
        elimizde tuttuklarımıza göstermemiz gereken özen ve gayreti, elimizde olmayanlara göstermeye çalışıyoruz.
        Elde edince çabuk gevşeyen bir toplumuz.

  43. ABDULLAH BİR diyor ki:

    ANLAYANA SİVRİSİNEK SAZ, ANLAMAYANA SENFONİ ORKESTRASI AZ

    BİZ LOKANTADA KARNIMIZI DOYURUR, KURU TEMİZLEMEDE ELBİSELERİMİZİ TEMİZLETİR, BİR GÖZ EVDE RAHATLIKLA YAŞARIZ.AMA MÜSLÜMAN BİR ERKEK OLARAK PASTÖRİZE SÜT İÇEMEYİZ.

    BİZE HELALİNDEN ETİNDEN, SÜTÜNDEN, DERİSİNDEN FAYDALANACAĞIMIZ KADIN LAZIM.

    İKİ CİHANDA DA EBEDİ SAADETİ YAŞAYANLARDAN OLMAN DUASIYLA, ELLERİNİZDEN ÖPÜYORUM HOCAM…

    • esmasultan diyor ki:

      Kusura bakmayın ama insanoğlu doyumsuz. Lokantada karnımızı doyururuz falan hikaye. Eşiniz bir hafta evde yemek yapmasın, temizlik yapmasın bakın nasıl tepki veriyorsunuz. Herkes mükemmel eş stiyor. Hem kadın olacak, hem aşçı, hem temizlikçi. Beklenti bu kadar yüksek olunca (her iki trafa için de) sıkıntılar baş gösteriyor.

      • desperate diyor ki:

        Çevremde eşi bakımlı olan ancak yemek yapmayan erkekler de bundan şikayetçi. Kimseyi memnun etmek mümkün değil. Eğer eşiniz evin işlerine yetişemiyorsa birazcık yardım edin, siz eşinizle ilgilenin organizasyon yapın baş başa kalın güzel vakit geçirin.

        • inci diyor ki:

          Çok doğru sadece bunları yapıp temizlikten, yemekten, çocuktan bihaber olmak değil kadınlık – erkekler o zaman da sızlanmaya başlıyor ve esmasultanın da dediği gibi erkekler hepsini bir arada tam istediği zaman da gerçeğe aykırı beklentiye girmiş oluyor, hem kadına zayıf, duygusal, güçsüz deyip hem de bunca şeyi eksiksiz yap demek insafsızca bir beklenti ve şu bir gerçek ki erkek değil insan ne kadar versen ister, beklentileri bitmez, önemli olan beklentilerin sınırını bilmek, nerede ne kadar beklentiye girme hakkımız olduğunu idrak etmek.-
          Fakat her şeyde olduğu gibi bu yazıyı da her şeyin ortasını esas alarak anlamak lazım. Kadınlık da erkeklik de pek çok sorumluluğu barındırr içinde önemli olan bu sorrumluluklardan bir kısmını tamamen devre dışı bırakıp da tüm enerjiyi bir kısmına kanalize etmemek. Enerjiyi, zamanı, sevgiyi… kısımlamak, her birine kendi hakkını vermeye çalışmak. Kadının yapması gereken bu. Bundan sonrasında adam dört dörtlük bekler, ütopya kurar, daha fazlasını bekler… bu onun bileceği iş. Üzerimize düşeni yapmak önemli. Kadın da erkek de sorumluluklarının sadece bir ikisini mükemmel yapıyor diğerlerini boşveriyorsa, önemsemiyorsa o çok iyi bir eş değildir. Bir erkek evine çok iyi maddiyat sağlıyor bu açıdan sorumluluğunu çok iyi yerine getiriyor ama diğer kalanları ihmal ediyorsa çok iyi bir koca denebilir mi?

          • inci diyor ki:

            Ama apaçık bir şey var ki ortada o da evlilikleri bitiren sebepler aslında bu küçük gibi görünen hatta görünmeyen, görülmek istenmeyen canavarlar, virüs gibiler. Hiç yokmuş gibi davranır herkes, önemli değilmiş gibi… Oysa o bedeni tüketen gizliden gizliden ruhları, sevgiyi, saygyı öldüren sonunda da yuvayı dağıtan saikin, görünürdeki bir olaya/olaylara bağlıymış gibi algılanmasına sebebiyet veren de bu küçük görünmez, görmezden gelinen virüslerdir.

          • ABDULLAH BİR diyor ki:

            SAYIN İNCİ HANIM vE SAYGIDEĞER HANIMLAR

            Yapmayın etmeyin…

            Allah Aşkına benim yazdıklarımın ışığında biz erkekleri anlamaya çalışın.

            Bizler sizin düşmanınız veya rakibiniz değiliz. Layık, samimi, dürüst, KOCASINA hizmette (hizmetin ne olduğu malum) kusur etmeyenleriniz hem vallahi hem billahi bizim GÖZBEBEĞİMİZ, GÖZÜMÜZÜN NURU’dur.

            Ben buradaki insanların (ister kadın ister erkek olsun) bir çoğunun söyleneni anlayacak ve meramını anlatacak düzeyde olduğunu düşünüyorum. Her iki cinste de uçta olan istisnai durumlar bizim mevzuumuz olmamalı.

            Hekimoğlu İsmail Hocanın da ifade ettiği gibi Kırın şu kahrolası gururunuzu ve sizi asileştiren zincilerinizi.
            Aslınıza rücü edin.

            Yoksa sonumuz hiç de hayra alamet gibi görünmüyor.

            Hak eden haımlara
            Saygılarımla

          • SÖZÜN ÖZÜ diyor ki:

            Her ihtiyaç kendi cinsinden giderilir.

        • ABDULLAH BİR diyor ki:

          SAYIN DESPARETE

          Keşke sorun benim ev işlerinde eşime yardım etmemle (kaldı ki 16 yıl boyunca asla yaptığımdan utanmadan ev işlerine yardım ettim ) çözülecek kadar basit olsa. Emin olun şu anda ben sizler ile mevcut sıkıntılarımı değil mutlu ve huzurlu yuvamın güzelliklerini paylaşıyor olurdum.

          Sanırım ben meramımı tam olarak ifade edemedim.

          ASIL MESELE KADINLARIN ÖNCELİKLERİNİ BELİRLEMEDE Kİ ZİHNİYETLERİNDE.

          • inci diyor ki:

            “Kadınlık da erkeklik de pek çok sorumluluğu barındırr içinde önemli olan bu sorrumluluklardan bir kısmını tamamen devre dışı bırakıp da tüm enerjiyi bir kısmına kanalize etmemek”
            “Ama apaçık bir şey var ki ortada o da evlilikleri bitiren sebepler aslında bu küçük gibi görünen hatta görünmeyen, görülmek istenmeyen canavarlar, virüs gibiler.” yazıda ve tarık beyin yorumunda da bahsedilen ince noktalar.
            Neye takıldığınızı anlayamadım Abdullah bey ben hanımların üzerine düşenleri ve bu yazıyı zaten kabul etmesem bu yorumları yazmazdım ve şu cümleleri kurmazdım: “Bu yazıların (evliilik okulu, bunlar vs) çıktısını alıp etrafımdaki hanımlara, kızlara dağıtmanın büyük vebal olduğunu düşünüyorum. Bir okuyup aynaya baktırmak, aynada dışarıdan nasıl algılandığını göstermek için.” Ne gururundan bahsettiğinizi algılamakta zorlandım kadınlar temizlik, yemek bunları ihmal edince de doğal olarak erkek şikayet ediyor haklı olarak ben bunun yanlış olduğunu falan da iddia etmedim ki. Sadece kadının kadınlık deyince tek bir şeyi içemediğini ifade ettim ama her neyse yazdıklarım ortada zaten.

          • osmancık diyor ki:

            Aynen dediğiniz gibi Abdullah Bey. Bütün mesele önceliklerde. Farz olan herşeyde itaat Allah’adır. Sonra Hz. Muhammed (SAV), sonra sahabe ve alimler. Ki saydıklarımız Allah’a iyi kul olmanın şartıdır.
            Son olarak da “Eğer Allah’tan başkasına secde olsaydı bu kadının kocasına secdesi olurdu.” demiyor mu peygamberimiz. Bu da aile toplum hayatı, çocukların iyi yetişmesi, psikolojik olarak sağlıklı bir nesil, fıtratına uygun yaşayan ve sınırlarını bilen kadın ve erkekler demek değil mi.

          • ŞİRPENÇE diyor ki:

            cinsel soğuk, donuk ve kadınlığıyla barışık olmayan kadınların evlenmemesi gerekir.

      • ABDULLAH BİR diyor ki:

        ESMASULTAN HANIM

        İşte sizin anlamak istemediğiniz nokta da bu.Siz ailedeki önceliklerinizi tam olarak belirleyemediğiniz için biz sıkıntı çekiyoruz.Pırıl pırıl, tertemiz ve içinden yemek kokukarı eksik olmayan ama kocalarınızın 2. 3. öncelikli olduğu evlerde bizlerin mutlu olmasını bekliyorsunuz.

        Ben (erkeklerin çoğu) size demiyoru(z)m ki elinizden hiç bir şey gelmiyor. Allah razı olsun birçoğunuzdan.Bizleri gül gibi yediriyor ve yuvalarımızın temizliğimizi yapıyorsunuz.

        Sıkıntı ev içinde ki önceliklerinizi belirlemenizde.

        Üstteki yorumumu lütfen bir daha ve dikkatlice okuyunuz.

        İster inanın ister inanmayın ünv. öğrenciliğimde kaldığımız bekar evinde bu konular sorun olmadığı gibi; yaklaşık son iki aydır da ( içinde bulunduğum süreç malumunuz olduğu üzere ) bizim evde yemek pişmiyor. 12 yaşında ki evladım ve ben öyle veya böyle HELALİNDEN karnımızı doyuruyor, banyomuzu yapıyor, özetle başımızın çaresine bakıyoruz.

        Peki Sema hanım dahil aklı başında ki tüm konu uzmanlarının “evlilikte ilk sırada yer almalı” diye sürekli tekrar ettiği diğer konu n’olucak.

        Alternatifim olmadığı halde ben (Rab’bimin verdiği sabırla) PASTÖRİZE SÜT içmemek için sabrediyorum.

        Eskilerin bir sözü geldi aklıma.

        Evladı babasına seslenmiş

        — Baba ben bır hırsız yakaladım

        Baba

        —Tut kolundan getir oğlum

        Evlat

        —- Baba gelmiyor

        Baba

        — O zaman bırak gitsin

        Evlat

        —Bırakıyorum ama gitmiyor.

        Bizim de sizinle (şahıslarınızla değil hemcinslerinizle) olan sıkıntımız (genel anlamda)tam anlamıyla bu.

        —Hanım gel şu önceliklerini tekrar gözden geçir

        —Cık, olmaz

        —-Bırak benim yakamı da önceliği çocuklar, ev işleri değil de ben olan birisini helalim olarak kendime nikahlayayım.

        —O hiç olmaz.

        EEEEE N’OLACAK ŞİMDİ.

        • SÖZÜN ÖZÜ diyor ki:

          doğru cevap: Filozof:-)

          • ABDULLAH BİR diyor ki:

            AKLIN YOLU BİRDİR. :-)

            SÖZÜ KİMİN SÖYLEDİĞİ ÖNEMLİ DEĞİLDİR. SÖZÜN DOĞRU OLUP OLMADIĞI ÖNEMLİDİR.

            Aristo :-)

          • ABDULLAH BİR diyor ki:

            İYİDE SÖZÜN ÖZÜ, ADAMIN HASI

            YA BEN FİLOZOF DEĞİLDE SADECE “MUTLU BİR ERKEK” OLMAK İSTİYORSAM O ZAMAN N’OLACAK.

            SENİ FİLOZOF YAPAN HOCADAN AYRILACAK, SANA MUTLULUK VERECEK BİR HOCA NASİP ETMESİ İÇİN ALLAH’IN KAPISINA DAYANACAKSIN.TIPKI BENİM YAPTIĞIM GİBİ

            KAHROLSUN FİLOZOFLUK :-(

            YAŞASIN MUTLULUK :-)

          • Yasin diyor ki:

            : )))) Hiç bayan filozof var mı? Ben bilmiyorum… :)

          • SÖZÜN ÖZÜ diyor ki:

            “kadınlar erkekleri filozof yapmaktan, filozof olmaya vakit bulamamışlardır” :-)

        • esmasultan diyor ki:

          BİZ LOKANTADA KARNIMIZI DOYURUR, KURU TEMİZLEMEDE ELBİSELERİMİZİ TEMİZLETİR, BİR GÖZ EVDE RAHATLIKLA YAŞARIZ.AMA MÜSLÜMAN BİR ERKEK OLARAK PASTÖRİZE SÜT İÇEMEYİZ.BİZE HELALİNDEN ETİNDEN, SÜTÜNDEN, DERİSİNDEN FAYDALANACAĞIMIZ KADIN LAZIM.

          Ben bu satırları okuyunca “bana yemek, temizlik falan çok da lazım değil. Bana yatağımda bir kadın lazım” (çok afedersiniz kaba oluyor ama böyle anladım) şeklinde anladım ve çok kızdım. Eti, sütü, derisi derken nasıl bir yaklaşım oluyor bu? Sizin benzetme yapmak adına kadınlara karşı kullandığınız bu hayvani benzetmeler hem üzüyor hem sinirlendiriyor beni. Acaba eşine de böyle kaba mı diyorum ister istemez. Eşinize de “bana yemek falan yapma, bana senin derin lazım” şeklinde yaklaşıyorsanız hiç boşuna yormayın kendinizi o evlilikten hayır gelmez.

          Ben size ilk ve tek öncelik yemek, ev işleri demedim ki. İlk öncelik eş ve çocuktur. Yemek, temizlik hayatın getirdiği, islamın emrettiği vazifelerdir (temiz olmak imandandır). Yapmazsan bakılmayan bağlar nasıl viran olursa, o sıcacık yuva da viranelere döner. Ne huzur kalır, ne istek. Eve gelmek istemezsiniz.

          Ben sizin “yemeği lokantada yerim” tarzındaki sözlerinize yorum yaptım. Mükemmel cinsellik yaşayanlar yemeği, temizliği vs. dert etmezler gibi yazmışsınız. Ben de bunun bir yalan olduğunu, kendini kandırmaca olduğunu söyledim.

          Eşinizle sorunlarınızda da Allah yardımcınız olsun.

          • ABDULLAH BİR diyor ki:

            SAYIN ESMASULTAN

            Şakayla karışık ironi yapalım dedik ama yanlış anlaşıldık herhalde.Ben onu mecazi anlamda kullandım. Böyle bir yanlış anlaşılmaya sebep olan bir ifademden dolayı (mecazi anlamda da kullanıldığı halde ) sözün muhatabı olmadığınız, sadece kadın olmanız hasebiyle sizden özür dilerim.

            Haşa…

            Sizin söylediğiniz anlamlarda kadınların derisinden faydalanmak gibi bir niyetimiz yok.

            Bu ifadelerden (etinden, sütünden, derisinden) kastım

            MUHABBETİNDEN, KARŞILIKSIZ SEVGİSİNDEN, MERHAMETİNDEN, TATLI SOHBETİNDEN, GÜLER YÜZÜNDEN, ANLAYIŞINDAN VB VB VB

            Kadınsı ve insani yanlarını kastetmiştim.

            Diğer taraftan “Bana yatağımda bir kadın lazım” biçimindeki algılamanız doğru.

            Evet erkekler (en taş fırın olanı bile) başlarını göğsüne yaslayıp saçlarını okşayacak, yanaklarına içten bir buse konduracak, ihtiyaç halinde kocasına yarenlik edecek, ben senin limanınım bana sığın diyecek bir kadın ister.

            Ayrıca YALAN doğruluğu kesinleşmiş vakıalar, sözler ve ifadelerin çarpıtılması demektir.

            Kişiye göre değişkenlik gösteren İNANIŞ VE DAVRANIŞLARIN doğruluğundan sadece şüphe edebilirsiniz.

            Yalan diye kesin hükümde bulunamazsınız.

          • SÖZÜN ÖZÜ diyor ki:

            Erkeğin, karısının tenini şiddetle arzulamasını kabalık olarak algılayan zekaya EİNSTEİN şapka çıkarır herhalde. Bu zekanın kendisi kabalık örneğidir başlıbaşına.

            Zeki kadın, kocam beni niçin arzuluyor diye aptalca kaprislere triplere girmeyen ve kocam beni niçin arzulamıyor diye sorgulayan kadındır.

          • SÖZÜN ÖZÜ diyor ki:

            Erkeğine öncelikle yatağında “ateşli bir dişi” olamayan ve erkeğinin bu teklifini hakaret olarak algılayan kadın, hayatın geriye kalan kısmında ne olabilir ki bu hastalıklı algılarıyla.

            Bu hastalıklı algıya sahip her kadın;
            muhtemelen ya teniyle barışık değildir,
            ya kendini güzel ve çekici bulmuyordur,
            ya cinsel rezervleri fakirdir,
            ya da cinselliği angarya ve aşağılanma olarak gören bir ortamda yetişmiş ve büyümüştür.
            Hanfendi sanki kocasına lutuf sunuyor…

            Teniniz bu kadar yüce ve kutsalsa “ferman çıkarında sineklerde konmasın!” La HAVLE…

          • güzel kadın olsan ne çıkar? diyor ki:

            SÖZÜN ÖZÜ
            ”Zeki kadın, kocam beni niçin arzuluyor diye aptalca kaprislere triplere girmeyen ve kocam beni niçin arzulamıyor diye sorgulayan kadındır.’
            bu söz çok güzel bir tesbit..tebrik edrim..
            ABDULLAH BİR beyin kadınlar hakkındaki benzetmesi benimde hoşuma gitmedi bir bayan olarak..ancak sizin bu kelimeniz çok güzel bence gerçekten anlamak isteyen bu cümleyi tekrar okusun ve ibret alsın…

            aslında soğuk koca daha zordur..bunu çeken bilir..çünkü nefsine düşkün adam aslında karısına düşkün adamdır(eğer harama gitmiyorsa elbette ki karısına gelir)..çünkü almak için bir şeyler verir..yani ilgi görme isteği vardır ve aynı şekilde karşısındakinden(karısından) da bekler aynı şeyi..
            ama soğuk koca zordur anlam veremezsin bağlayamzsın kendine ..çünkü ne alacağı ne verceği vardır ..sana yeri gelir kadınlığını unutturur.oysa arzulanmak senin kadın olduğunu ve senin kocan için bir şeyler ifade ettiğini gösterir..soğuk kocaya ne yaparsan yap çekmezsin güzel de olsan seni kendi içinde güvensizliğe iter..alem sana güzel dese neolur?eşinseni görmedikten ve sana ihtiyacı olduğunu bir kadın olduğunu his ettirmedikten sonra….aklın olan kadın yukardaki sözü biraz okuyup elindekinin kıymetini bilsin…

          • SÖZÜN ÖZÜ diyor ki:

            güzel kadın olsan ne çıkar? rumuzlu kardeşimize;

            Zeki ve akıllı bir insan olduğunuz her halinizden belli. Sözlerinize bir kelime ilaveyi gereksiz görüyorum.
            Normal bir erkek mutlaka ama mutlaka dişisini arzular, hemde şiddetle arzular…

            Böyle bir erkeğin en kısa zamanda uzmana götürülmesinde yarar var! Durum biraz garip geldi bana!

          • yasin diyor ki:

            ABDULLAH BİR bey’in benzetmesinin başka şekilde anlaşılacağı belliydi aslında :) yapılan benzetmenin iyi niyetle derdini anlatma birazda espiri katma maksatlı olduğu anlaşılıyor, bu sebeple; hakaret olarak kabul etmemek lazım, diye düşünüyorum.

          • güzel kadın olsan ne çıkar?. diyor ki:

            SÖZÜN ÖZÜ
            Bakmayın işte insan kızıyor..bazen ..doluyor.. :(
            dindar kadınlara atıflar yapılıyor..aslında olay dindarlık değil hakikaten insanlık…

            bazen kelimeler kifayetsiz kalıyor..yazmaya kalksan inanmaz kimse ama var işte ..soğuk koca çok zor ..istediğin sadece başını hiç korkmadan koyabileceğin bir omuz ve seni sadece kadın olarak görren bir kocan olsa(anne ,temizlikçi ,dadı değilde sevgili,hayat arkadaşı görse) ..
            sen ona yaren o sana yar olsa..isteyen sevgi bekleyen hep erkekdeğil ki..bazen kadın yaren olmak için döner pervane olur ..ama karrşındaki kocan sana yar olmaz..öylece donup kalırsın..imtihan dersin sabredersin.
            arzulanan kadın hep ”nasılsa kocam bana gelecek ,nasılsa işi bana düşer ,nasılsa gelir..vb” diye entrikalar çeviriyor ve elindekinin kıymetini bilmiyor..bindereden su getiriyor.. kızıyor ve üzülüyorum onların bu yaptıklarına …
            eli mahkum çünkü kocasının.. ona gelecek nasılsa işi düşecek..
            ama soğuk koca zordur..çoğu zaman gelmez..ama sabrın sonu selamettir elbet..doğruluk ,dürüstlük ve sadakat bu dünyada olmasada ahirette kazandırır insana..en büyük umut bu..ALLAH tan umut kesilmez …elbet..
            selametle kalın ALLAH a emanet olun

        • SÖZÜN ÖZÜ diyor ki:

          “HELAL DAİRE OLDUKÇA

          “GENİŞTİR!”

          VE KEYFE KAFİDİR.”

          Bir yol çalışması yaparken önümüze bir dağ engeli çıkarsa;
          ya o dağın içinden tünel açarak geçeriz.
          ya dağın üstünden yol yaparak geçeriz.
          ya dağı dinamitlerle patlatarak geçeriz.
          bir şekilde dağı geçeriz, dağ yolumuza TIKAÇ! olamaz.

          Çünkü hayat devam ediyor ve zaman kısa ve yapılması gereken luzumlu işler pek çok ve yaş hızla ilerliyor! Belli hamleleri belli zamanlarda yapmak gerekir. Yaşlanınca bu işler zorlaşır.

          • SÖZÜN ÖZÜ diyor ki:

            “Belli bir yaştan sonra düzen tutturmaya çalışmak kubbede ceviz durdurmaya benzer”

          • ABDULLAH BİR diyor ki:

            MERHABA SÖZÜN ÖZÜ

            Ben senin niyetini anladım :-)

            Bizim eski hanımın yapamadığını sen bu özlü sözlerinle yapmaya çalışıyorsun.
            Beni gülmekten ve düşündürmekten öldüreceksin. :-)

            Kıssadan hisse türündeki sözlerde verdiğin mesajlar ayerine ulaşıyor.

            Görünürde (Yaş olarak) “seçen” değil de “seçilen” durumunda “zannedilen” bir dönemde olduğumun farkındayım. Ama bu hiç önemli değil.Unuttun mu ?

            ” insanın derisi yaşalnır, ruhu değil” benim ruhum hala 27 yaşında.

            Ne demişler;

            “Her kör bir satıcının mutlaka topal da olsa bir alıcısı çıkar.”

            Elbet (Rabbimin taktir etmasiyle ) bizimde nasibimizde

            “kocasına köstek değil destek olacak, kadınlığını ne zaman nerede kullanacağını ve neyi ne zaman, nasıl isteyeceğini bilen, mutlu etme ve mutlu olma amacı taşıyan, erkeğinin Aile reisliğini inkar etmeyecek, onu kendisine bağlama konusunda uzman ve kocasının bayan arkadaşlarını (burada kasdedilen seviyeli arkadaşlık) kendisine potansiyel rakip kadın olarak görmeyecek, onları o…pu olmakla suçlamayacak, aynı sebeple kocasına ve kocasının namusuna iftira atamayacak, kocaya (istisnasız her zaman ) meşru isteklerinde teslim olmanın aslında kocayı tam anlamıyla teslim almak olduğunun bilincinde, vb vb vb…

            “şeklen” değil “ruhen” müslüman olan her daim yanında olmaktan ve elini tutmaktan hoşnut olacağımız, ruhunda ki gençliği kocasıyla paylaşacak, kendisine hakkıyla kocalık yapacak, kol kanat gerecek, kadınını baba şevkatiyle sarıp sarmalayan erkeğin kıymetini bilen genç saliha bir kadın vardır herhalde.

            Yoksa da bu dünya sürgünümüzde “ellerimizi cebimize koyar gezeriz” :-)

            Kadın olsun da çamurdan olsun diye düşüncemiz de, bir an önce dulluktan kurtulmak için önümüze ilk çıkanla evlenmek gibi bir derdimiz yok hamdolsun.

            sıcak sütten sonra halis muhlis müslüman yoğurdu bile ürkütüyor insanı

            Unuttun mu? Ben bir filozofum :-)

            Hem de bu konuda ordinaryus Prf. olan birisinin talebesi bir feylezof.

            Samimi, dostane uyarı ve Hatırlatmaların teşekkür ederim.

        • SÖZÜN ÖZÜ diyor ki:

          Sevgili Abdullah Bey :-)

          insanlardan kaçmak, mekan değiştirmek kolaydır.
          Ama insan nereye giderse, kendisinide oraya götürür.
          İnsan kendisinden kaçamaz.
          Seni filozof yapan hocayı değil, seni filozof yapan algılarını değiştir desem bana kızmazsın değil mi :-)

          • ABDULLAH BİR diyor ki:

            “Belli bir yaştan sonra düzen tutturmaya çalışmak kubbede ceviz durdurmaya benzer”

            Aptallığımızdan mıdır yoksa farklı anlamda ZOR GÜNLERE hazırlanmak istenmemizden midir bilmiyorum ama.

            Bu güne kadar Rabbim bizi hiç KOLAY olanın peşinden koşturmadı üstad.

            Ancak arayan ( belki) bulur, aramayanların aradığını bulma şansı yoktur.

            Dönüşü olmayan bir yola girdik.

            Ya hayat okulunda fazladan okuyup Hocaların hocası olacağız.

            Ya da “cahillik mutluluktur” deyip aradığımız huzuru bulacağız.

            Görelim mevla neyler
            Ne eylerse güzel eyler.

            muhabbetle

          • ABDULLAH BİR diyor ki:

            Muhterem SÖZÜN ÖZÜ

            Rabbim isterse ZAMAN büklüm büklüm dürülür
            Çağlayan olmuş gönüller günü gelince durulur
            Kapıda ki kedinin, camda ki güvercinin, akvaryumda ki balığın hesabı bu kuldan sorulur.
            Her şey O’nun elinde, su akar yatağını bulur.

            Saygı ve Muhabbetle

  44. kepez diyor ki:

    ŞÜKÜRLER OLSUN SONUNDA YAYINLANDI BANADA YORUM YAZMAK DÜŞTÜ.

    BU SİTEDE Kİ TÜM YAZILARI VE HER BİR YORUMU MÜBALAĞASIZ BİRKAÇ DEFA OKUDUM VE ŞUNU FARK ETTİM Kİ BİRÇOK OKUR VE YORUMCU HEP İSLAM AHLAKI İLE YETİŞMİŞ BİR EŞ SEÇİMİ YAPILMADIĞI KONUSUNDA YAKINMA VE TELKİNLERDE BULUNMUŞ.
    BU YAZILARA YAZILAN YORUMLARI VE İSLAMİ AHLAKTAN BAHSEDEN ARKADAŞLARA, BU YAZININ YETERİ KADAR GÜZEL BİR CEVAP OLACAĞI DÜŞÜNCESİNDEYİM.

    • tarık diyor ki:

      Doğru bir noktaya değinmişsiniz. Zaten İslama göre eş seçiminde tek kıstas din değil. Onun tercih edilmesi tavsiye edilir ama kişi bir insanla sadece dindar gördüğü için evlenirse hata yapa-“bilir”

      Öncül kabulümüz ve üstümüze düşen vazife dindar kişinin iyi insan olduğu kabulüdür. Sitede bazılarının dediği gibi adam namaz kılıyor ama insanlığın bak gibi bir seviyesilzik müslümana yakışmaz. Namaz kılıyorsa eşik enerjisini aşmış demektir. Ama her kılınan namaz acaba insanı kamil insan yapar mı? Mesele bu. Bu noktada dindarlıkla beraber “insanlık” da önemli.

      Çok önemli diğer bir konu da modern zamanların dindarlığının çoğu itibariyle taklidi ve geleneksel olduğundan, şimdiki dindarlar eski dindarlar gibi değil. O yüzden deniyor ki “Siz sahabeyi görseniz bunlar deli derdiniz, onlar da sizi görse bunlar kafir derdi” Yani bizim mülüsmanlığımız biraz folklorik olduğundan sadece dindarlığı refere edip yapılan evliliklerde bazen hayal kırıklığı olabiliyor.

      İnsanlık çok önemli. Ailesi , yetiştiği çevre vs. Bütün bunlara rağmen bir de şu var; %100 garantili evlilik yoktur. Evlilik bir kader ve imtihan vesilesidir. Sebebler açısından elinden geleni yapar gerisini Allaha bırakırsın.

      • Uğur Mustafa diyor ki:

        Fıkıh kitaplarında yani ilmihallerde ve aile ilmihallerinde yazar ki evlenmeden önce evlenilecek kadını görmek gerekir, yani onu güzellik bakımından beğenip beğenmeyeceğinizi anlamak için. Güzellik ve dindarlık iki önemli unsurdur. Dindarlığın içinde güzel ahlak da vardır, hatta asıl güzel ahlak en önemli kısmıdır dindarlığın.

        • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

          Sayın Uğur Mustafa

          “Güzellik ve dindarlık iki önemli unsurdur. Dindarlığın içinde güzel ahlak da vardır, hatta asıl güzel ahlak en önemli kısmıdır dindarlığın.”

          Şimdi ki aklı başında olan (müslüman görünümlü değil) ne istediğini bilen bilinçli gerçek müslüman erkeklerin bir kısmı kafasının dışıyla değil içiyle ve ruhuyla iman etmiş ve güzel ve ahlaklı bir hatun bulsalar güzelliğine bile bakmadan evlenecekler de…. Ara ki bulasın… Bulsan da talip olduğunda bakalım o seni beğenecek mi…

          Hem güzel, hem ahlaklı hem de kafasının dışı değil içi müslüman olan bir kadın tabir yerindeyse

          “kaymaklı ekmek kadayıfı”

          Bu güzel ifadeden sonra bize de

          “Bu hatun kullarını onların kıymetlerini bilecek erkek kullarına nasip et Allah’ım”

          diye dua etmek düşer. (Amin)

          • Uğur Mustafa diyor ki:

            Sayın “Allah’ın Bir Kulu”,

            Güzellik derken sizin anladığınız derecede bir güzelliği kast etmedim yav. Yeterince güzel demek istedim. Yoksa öyle güzel bir hatunla nerede bütün erkekler evlenecek. Sayıları kısıtlı, nasıl ki (çok) yakışıklı erkeklerin de sayısı kısıtlı. Yeterince beğendiğimiz seviyede olması ise önemli.

        • Allah'ın Bir Kulu diyor ki:

          Sayın Uğur Mustafa

          Sizi temin ederim ki ahlakı güzel, kafasıyla ve ruhuyla Allah’a TAM ANLAMIYLA TESLİM OLMUŞ yüz güzelliği “VASAT” bile olsa böyle bir hanımı bulan hiç kaçırmasın, hatta mümkünse kapısında yatsın.

          Çünkü böyle bir hanım (çok güzel olmasa dahi) evliliğinde huzuru bulamamış, mutlu edilmemiş bir erkek için olduğu gibi iki dünyada da bahtiyar olmak isteyen akıllı müslüman gençlerinde arayıpda bulamadığı bir NİMET. Kan şekeri düşmüş,Huzura aç bir erkek için

          KAYMAKLI EKMEK KADAYIFI

          hürmetle

  45. SÖZÜN ÖZÜ diyor ki:

    BİR FIKRA:

    Mübarek Nasreddin hoca, bir köyde hocalık yapmaya başlar.Günler haftalar geçmesine rağmen bir Allah’ın kulu Nasreddin Hocaya; açmısın, susuzmusun, bir ihtiyacın varmı diye sormaz. Hoca, bu ilgisizliğe fena içerler.Bir gün cuma vaazında, Peygamberimizin Miraca ÇIKARKEN sıra ile karşılaştığı peygamberleri anlatır…

    Namaz bittikten sonra cemaatten biri hocaya sorar:
    -Hocam, pek merak ettim, isa nebi gökte ne yer ne içer deyince nasreddin hoca taşı gediğine koyar:
    -Allah gökteki isa nebiyi fazl ve kereminden doyurur, sen yerdeki hocanın ne yeyip içtiğine bak:-)

    Mübarek Nasreddin hocamız öncelikler meselesini çok veciz bir şekilde açıklamış.Allah yazarımıza hayırlı uzun ömürler versin. Yazı çok güzeldi.Ellerinden hürmetle öperim.

    • SÖZÜN ÖZÜ diyor ki:

      Eğer bir erkek etrafına gülücükler dağıtıyor, şen şakrak neşeli ise, espiriler arka arkaya geliyorsa, sık sık eşini telefonla arıyorsa, evde işler yolunda demektir ve eşi ona yardır.

      Eğer bir erkek, durgun ve düşünceliyse pek gülmüyorsa telefonun titreşim modunda olduğu gibi kendini titreşim moduna almışsa :-) kara kara düşünüyorsa yada öfkeli gergin kaşları çatık ve ona buna çatıyorsa evde kara bulutlar dolaşıyor demektir ve eşi ona bardır.

      • tarık diyor ki:

        Ehe doğru tespit. Kardeş erkeksin heralde sen, bir kadın bu kadar net tespit yapamaz:)

        • gul diyor ki:

          “Ben, geçmiş dönemde kadınıyla erkeğiyle yuvasına gerçekten bağlı aile fertlerine şahit olmuşumdur. Müsaadenizle burada bir-iki misal arz edeyim: Dedem şedit ve oldukça sert denebilecek bir insandı. Dedemin güldüğünü hiç görmedim, çok ciddiydi. Evden çıkıp camiye giderken herkes “Şamil Ağa geliyor!” diye teyakkuza geçer, onun heybetinden ürperirdi. Zahidane bir hayat yaşıyordu. Belki her gece 50-100 rekât namaz kılardı. Ninem ise adı gibi mûnise bir hanımdı. Allah haşyetiyle doluydu. Bir kere yanında, gönülden “Allah!” dediğinizde, etekleri gözyaşlarıyla dolardı. İşte fıtrat itibarıyla farklı denebilecek bu iki insan meğer birbiriyle öyle imtizâç edip öyle kaynaşmış ki annemin anlattığına göre ninem her zaman: “Allah’ım! Beni bu adamdan bir saat geri bırakma. Bahtına düştüm, ben onsuz yapamam.” diye dua edermiş.

          Ölümüne yakın ninem hastalanmıştı. On ayı aşkın bir süre hasta yatmıştı. O durumda dahi hiçbir zaman namazını terk etmemişti. Annemin anlattığına göre vefatından az bir zaman önce abdest için annemden su getirmesini ister. Abdest aldıktan sonra bir kahkaha atar ve sonra dedeme hitaben şöyle der: “Dünyadan murat almamışız. İkimizin de cenazesi bu gece evde kalacak.” O gün itibarıyla dedemin herhangi bir rahatsızlığı yoktu. Aradan kısa bir zaman geçtikten sonra ninem vefat eder. Annem, ninemin gözlerini kapatırken o esnada diğer odadan “Dede öldü!” diye bir feryat kopar. İşte dedem ile ninem arasında böylesine bir imtizâç vardı.” Fethullah Gülen

        • SÖZÜN ÖZÜ diyor ki:

          Evet, ben yazılarımdan da anlaşılacağı gibi ben bir ERKEĞİM.

        • AYsun diyor ki:

          niye kadınların zekasında bi gerilik mi var.yazmayım yazmayım dedim ama duramadım 20 yaşında bi bekar olarak bunu bende biliyorum alim olmaya gerek yok.bazı kadınlar evli ama mutsuz erkekleri nasıl kandırabiliyorlar,anlıyorki adam mutsuz onu elde etmek böylece çok kolay,yuvaların pek çoğuda böyle yıkılıyor.ben feministin “f” si bile değilim ama şaka da olsa böyle bi konuşma tarzı hiç hoş değil.

          • AYsun diyor ki:

            bu yazım tarık beye bu arada.

          • tarık diyor ki:

            Yok kadınlar geri zekalı değil de bir erkek mutsuz olduğunda oradaki tepkileri veriyor, ben de öyle yapıyorum da ondan dedimdi. Heyean yapmaya gerek yok.

Yorum yapın

Röportajlar

Selahattin Yaylamaz ile Mini Sorular

Okuma Zekası , Aile Terapisti ve Eş Frekans Yasası kitaplarının yazarı , insanlara okumanın faziletlerini anlatan, bu konuda seminerler veren Eğitim Uzmanı ve Aİle Terapisti Selahattin Yaylamaz Bey 'e sorduk ...
Devamını Oku

Güzel Söz

" Bir evin güzelliği uyumdur. Bir evin tadı bağlılıktır. Bir evin sevinci sevgidir. Bir evin zenginliği çocuklarıdır. Bir evin yasası hizmettir. Bir evin refahı memnun olan gönüllerdir. " (Henry Taylor)

Kitap

Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk

ONLARDAN; SEVMEK, KAYBETMEK VE İYİLEŞMEK ÜZERİNE ÖĞRENECEĞİMİZ ÇOK ŞEY VAR. Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk, yayınlandığı 2007 yılından beri çok satanlar listesinden çıkmamış ve temel eser haline gelmiş bir kaynak. Bruce D. ...
Devamını Oku