Kocaya Annelik Etmek (Evlilik Okulu 13.Ders)

Nerde kaldın?

O arkadaşınla konuşma! Onu hiç gözüm tutmadı.

Neden bunu aldın? Para harcamayı bilmiyorsun…

Çok ayıp oldu, orada onu söylemen, ben utandım!

O bardağı oraya koymayacaktık.

Üşütürsün üzerini kalın giy.

Hani o çorabı oraya atmayacaktın, kaç kez konuştuk.

Bunu mutlaka yemelisin, çok faydalı.

Yemeğin tuzu az; çünkü sana dokunuyor, biliyorsun, sakın tuz atma.

Faturaları yatırdın mı?

Erken uyu, ne oturuyorsun ki, sabah işe gideceksin…

Yukarıdaki cümleleri sizce kim kime söylemiş olabilir? Anne çocuğuna- kadın kocasına- koca karısana? İlk akla gelen anne çocuğuna söylemiş olabilir. Fakat bu cümleleri kadınlar sadece çocuklarına değil; kocalarına da sürekli kullanıyorlar. Bu cümlelerin erkek üzerinde etkisi nedir? Karı koca ilişkisini nasıl etkiler?

Anneler günü münasebeti ile geçen haftadan beri anneliğin kıymeti üzerine konuşuluyor, yazılıp, çiziliyor. Annelik kadında kuvvetli bir yaratılış kodlamasıdır. Annelik; sevmek, beslemek, büyütmek, korumak, terbiye etmek…gibi pek çok güzel hasletleri barındırır. Kadının anne olması için illa çocuk doğurması gerekmez; kız çocuklarında bile görürsünüz annelik hallerini. Oyunları hep evcilik üzerine kurulur, oyuncak bebeklere annelik ederler.

Annelik güzeldir çocuğunuza yaptığınızda. Fakat biz kadınlar kendimizi anneliğe öyle bir kaptırıyoruz ki sevdiklerimize annelik yapmaya çalışıyoruz. En çok da eşlerimize.

Kadın erkeğe hem eş, hem anne olamaz. Hiçbir erkek kendine annelik eden bir eşi, sevgili gibi göremez.

Kadın bu annelik rolünü genellikle iki şekilde yapıyor. Ya fazlaca anaç bir tavırla yapıyor: Erkeği üzüntülerden ve hastalıklardan korumak için sürekli ilgilenerek, “aman bir emri olursa” diye etrafında pervane olarak ya da onun alması gereken sorumlulukları alarak. Fakat bu üçü de evliliği olumsuz etkiliyor. Bir kadının kocasına hizmet etmesi güzeldir, sevaptır fakat dozunda ve ayarında. Kadın kendine de naz payı bırakmalı.

Kadın eşinin nelerden memnun olup nelerden memnun olmadığını gözlemlemeli onu memnun etmek istiyorsa. Yoksa annesinden gördüğünden ya da kendi kafasında oturttuğu doğrulardan yola çıkarak davranırsa hayal kırıklığına uğrayabilir. Mesela erkek kendi sağlığına dikkat etmiyorsa, kadının erkeği zorlaması tatsızlığa yol açar. Hiç bir yiyecek stres kadar insana zarar vermez. Kocayı koruyayım derken, sinirlerini bozup sağlığının bozulmasına sebep olunuyorsa yanlış yolda olma ihtimali yüksektir, yolu değiştirmek gerekir.

Her şeyin fazlası zarardır. Erkeğe hizmet edeceğim diye bunu erkeğin başında pişerek yapmamak gerek. Nefes almasına izin vererek ve onun isteklerini de dikkate alarak davranmak gerek. Erkek kendisi için saçını süpürge edecek bir kadın değil, kendisi için süslenip saçını savuracak bir kadın görmek ister. Bu yüzden kadın; yemek ve ev işlerini abartmamalı, dinlenmeye ve kendine bakmaya zaman ayırmalı. Erkeklerin çoğu akşam çok iş yapmış yorgun ve asık yüzlü bir kadın görmektense; az iş yapmış fakat güler yüzlü bir kadın görmeyi tercih eder.

Bazı kadınlar da kocasına annelik etmeyi onu terbiye etmeye çalışarak ya da hükmederek yapmaya çalışır. O zaman kadın kocasına annelik ederken sözü dinlenmediğinde aynen çocuklarına yaptığı gibi; asık yüz, emredici ya da küçümseyici bir ses tonu kullanmaya başlar, sözü daha etkili olsun diye.

Oysa kim olursa olsun, karşımızdakine küçümseyici ses tonuyla sürekli olarak neyi yapıp neyi yapmaması gerektiğini söylüyorsak, aramıza buz duvarları örüyoruz demektir.

Kadının kocasına “ne kalın kafalısın, hâlâ öğrenmedin mi, elli kez söyledim?” anlamına gelecek şekilde sürekli bir şeyler hatırlatması, yanlış yaptığında küçümseyici bakış fırlatması, erkek üzerinde pek iyi etki bırakmaz.

Bir dergide okumuştum, bir araştırma sonucu: “Kadının yüzü asıldığında erkeğin aklına ilk annesi geliyormuş.” Çünkü bütün çocukluğu ve gençliği boyunca ona kızan, yüzünü asan, terbiye etmeye çalışan kadın “annesidir.” Asık yüz ve hesap soran kadın doğruca anneyi çağrıştırıyor. Kadın böyle bir annelik rolüne girdiğinde erkeğin gözünde bütün çekiciliğini kaybediyor, karısı isterse dünyanın en güzel kadını olsun.

Kadın kocasına annelik yapmaya çalıştığında, erkek de ergenlik dönemlerine dönebiliyor. Ya küsüyor ya da asi bir genç gibi davranarak bağırıp çağırıp, kırıp döküyor. Kadının annelik yapması ne kadar yanlışsa erkeğin de kadının yanlışı karşısında ergenlik tavırlarına girmesi de bir o kadar yanlış. Kadının hatalı davranışları karşısında erkeğin evin kavvamı, idarecisi olarak daha olgun ve yapıcı davranması gerekir. Nasıl davranırsam karıma işin doğrusu güzellikle anlatabilirim diye düşünüp, çözüm üretmesi lazım.

Kadının hatası olduğunda erkeğin “Kötüsün işte, kötüsün; kötü kız, kötü kız, kötü olduğunu kabul et” tavırları içinde oğlan çocuğu gibi davranması evin idarecisine yakışmaz. İyi bir idareci şefkati ve otoriteyi birlikte kullanabilendir.

Kadınların en büyük şikayeti: “Ben iyiysem, güler yüzlü isem, eşim iyi oluyor; ben kötüyse canım sıkkınsa eşim benden daha kötü oluyor.” Kadına güler yüz yakışır, neşe yakışır; fakat sonuçta insan her daim aynı hal üzere olamaz. Canının sıkıldığı, keyifsiz olduğu günler olur. O zaman da erkeğin eşi ile ilgilenmesi, nazını çekmesi, idare etmesi gerekir. Evlilikte güzel bir iletişim çok önemli ve kadına da büyük bir pay düşüyor. Fakat erkek de pasif konumda değil elbette. O da iletişimde etkin olmaya çalışmalı.

Kadın kocasında hoşuna gitmeyen bir davranış gördüğünde, bunu annelik tavırlarına girmeden söylemeli; erkek de karısında hoşuna gitmeyen bir davranış olduğunda bunu hakaret ederek ya da küçümseyerek değil, sebep ve sonuçlarını izah ederek anlatmalı ve nasıl davranırsa daha çok hoşuna gideceğini söylemeli.

İki taraf için de olumsuz bir şey olduğunda “sen böyle söylediğinde ben kendimi şöyle hissediyorum ve rahatsız oluyorum.” şeklinde söylenirse ve güzel bir davranış olduğunda mutlaka takdir edilip “böyle yapman çok hoşuma gidiyor, teşekkür ederim” şeklinde olursa iyi bir iletişimin kapısı açılır. Takdir ve teşekkür gönül kapılarının anahtarıdır; kilitleri açar, sevgiyi besler büyütür.

    Ödev:

Kadınlara: Eşinizle konuşurken bütün annelik cümlelerini dilinizden temizleyin. Emreden, yargılayan, hesap soran tavırlara asla girmeyin. Asık yüz, söylemeye gerek yok herhalde; zaten olmaması gerek. Allah rızası için güler yüzlü olun. Her daim sadaka sevabı alın.

Erkeklere: Eşinizle sorunlar olduğunda çözüm odaklı düşünün. Kızgınlığa kapılmayın. Kadın kırılganlığını düşünerek konuşun. Eşinize hayırlı eş olmaya çalışın ki ümmetin hayırlıları olun. Tebessüm kadar otoriteye yakışan bir şey yoktur. Yüzünüz gülsün.

semamarasli@gmail.com

 

Çekmeköy Oyun Grubu Çekmeköy İngilizce Anaokulu

“Kocaya Annelik Etmek (Evlilik Okulu 13.Ders)” için 413 Yorum

  1. feyza diyor ki:

    sa.yazınızı okuyunca güzel şeyler geldi aklıma paylaşmak istiyorum..bence erkek kadın olarak olaya bakmaktansa iki birey olarak bakmak belki daha kurtarıcı olur..nedense toplumun erkek kadın sıfatına alerjisi olduğunu düşünüyorum sen kadınsın elinin hamuru sen erkeksin içişlerine karışma gibi söylemler oluyor maalesef..ama eş olayından bireye indirgersek durum değişir belkide..birey olunca saygı devreye giriyor ve bu işimizi daha kolaylaştırı düşüncesindeyim..iki taraf hassasiyetlere dikkat ederse sorun zaten kalkıyor yalnız her şey gibi bu da bir anada olan bir şey değil bunu zamana yayıp önce bu konuda hangi taraf müzdaripse o kendinden başlayıp karşı tarafa bir model oluşturmalı yani önce örnek olması nasıl davranırsam öyle karşılık görürüm inancıyla kendi eksiklerini telafiye gitmeli ve bunu karşı tarafa bütün samimiyetiyle sunmalı ..bunun için kişinin manevi yönünü de kuvvetlendirmesi lazım gelirki bu yönüyle kendini korumaya alsın nefsine yenik düşmesin bi anda patlamalara mahal vermesin..Huzur islamdadır diyoruz değil mi?buna inan kimseyse bu yönde kendini geliştirmeye gayret etsin..Kuran okunmayan evde huzur olmaz diye hep büyüklerimiz söylerdi gerçektende öyle..her gün yaptığımız günlük virdlerimiz olsa ve Yüce Yaradanımıza dua etsek..neyden sıkılıyorsak o şey iin yalvarsak..acziyetimiizi anlayacağımzıdan kendimizi karşımızdakınden belkı çokda mükemmel görmeyiz diye düşünüyorum..şimdilik düşüncelerim bunlar..Allah yuvalarımıza sağlık sıhhat afiyet ve neşeyle beraber huzur versin ..aminn..

  2. 1453 diyor ki:

    Ben nişanlımın yalnız yaşamasından dolayı onun için çok endişeleniyorum. Yemek yemeyi ihmal etmesi, bu soğuk havalarda kendisine dikkat etmemesi yüzünden sık sık hastalanıyor. Yüksek yaptığı için dersleri,tez hazırlığı ve iş yerinde yoğun çalıştığı içinde aşırı stres altında; bunları bildiğim için genellikle farkında olmadan kendisine anne şefkatiyle dikkat etmesi için konuşuyorum. Çünkü yalnızlıktan çok bunaldığını artık uğraşmak istemediğini belirtiyor her defasında ve bense helalim oluncaya dek benim için kendisine iyi bakmasını istiyorum.Bunun yanlış olduğunu öğreniyorum sizden peki bu durumda nasıl davranmalıyız?

  3. hüzün diyor ki:

    sevgili uğur kardeşim gençlerin evlenmeme nedeni maddi kaynaklar değildir ,bu kapitalist sistemin ona zorla kabul ettirtmek istediği bir düşüncedir.ki sizin bunu kabul ettiğinizi müşahade etmiş bulunmaktayım.

    ailelerimizin ve kızlarımın erkeğin maddi yönüne bakmamasını ,erkeklerimizinde evlenmek için olması gerekenin güç ve maddi imkanın değil ,yürek ve uyumluluk olduğu gerçeğidir.

    siz hanım kardeşlerim ,eğer karşınızdaki erkek size denk ve hayat tarzınıza uygun ve ahlaki yeterliliği biriyse lütfen maddi kısmına çok takılmayın.

    • Uğur Mustafa diyor ki:

      Hüzün Bey/Hanım,

      Bence de sizin de belirttiğiniz gibi, gerçek maddî yetersizlikten ziyade tüketim kültürü/vahşî kapitalizm kaynaklı hayalî bir maddî yetersizlik var. Ama hayalî de olsa insanların zihninde bir maddî yetersizlik söz konusu. Nur Suresinin 32. ayeti bu durumda da çok önemli, hatta bu durumda daha da önemli. Müslüman topluma, yani onun ulu’l-emr (yönetici ve lider) kısmına, gençleri evlendirmede yine iş düşüyor: Tüketim kültürüne karşı Müslüman toplumu ve aileleri bilinçlendirmeleri, eğitmeleri, böylece gençlerin, daha doğrusu bütün bekarların evlenmesini kolaylaştırmaları gerekiyor.

      • Uğur Mustafa diyor ki:

        Bu mesele “emir sahiplerimiz” tarafından düşünülüp çözüm aranırken, doktorluk gibi alanlarda okuyanların veya akademisyen olmaya çalışanların çok uzayabilen eğitim sürelerine de dikkat edilmesi gerekir.

        Bu eğitim süreleri bir şekilde kısaltılamayacaksa, eğitim bitmeden bu insanlar evlenebilmelidir. 30 küsur yaşında zorunlu görev yaptığı için evlenememiş doktorlar veya mastır veya doktorayı bitiremediği için evlenememiş akademisyen adayları dolu. Bunlardan biri, bir doktor, bu sebeple zina yapmış olmasını bana savunmuştu, ısrar etmişti ki aynı durumdaki kişiler için başka çıkar yok ve üstelik bana alttan alta bunu tavsiye etmişti (Allah ıslah etsin onu). Elbette bu şartlar zinaya bir gerekçe olmasa da, zina etmeyenlerin de ne sıkıntılar çektiği düşünülmeli…

        Hele işsizlik veya aşırı düşük ücretle çalışma sorunu var ki onun hakkında daha önce çok konuşmuş ve kocaları zaten yeterli maaş aldığı halde dışarıda çalışıp üstelik düşük ücrete de razı olarak hem var olan işleri kapan hem de ücretler bakımından piyasayı düşüren kadın çalışanları çok eleştirmiştim.

        • Seda diyor ki:

          Benim eşimin maddi durumu da iyi. Ben de devlet memuruyum. Sizce hak mı yiyorum muhtaç olan birinin yerini almış mı oluyorum merak ettim

          • Ahir Zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            benim kendi islami anlayışıma göre hak yiyorsunuz! eğerki çalıştığınız yerde kurumda illa kadın olmak gerekiyorsa yani ebelik vb.hususlar gibi onu bilemem ama şu anki işinizi bir erkekte yapsa sorun çıkmayacak türden bir işse ve maddi açıdanda sıkıntınız yoksa bence kocanızla anlaşıp emekliye ayrılmanız en makul olanıdır..aslında bu hükümetin işi olmalı maddi açıdan zor durumda olmayan kocasının maaşıyla geçinebilecek kadınların peyderpey emekli edilmesi ve yerlerine erkeklerin alınması yapılacak bu ülkeye en önemli hzimetlerden biridir diye düşünüyorum en azından işsizlik çok büyük ölçüde azalacaktır..

          • sibel diyor ki:

            Neden öyle olsun ki?Peygamberimiz(S.A.V) ve eşinin ikisinin de çalıştığını düşünün.Hem de ilk evlendiklerinde kadınların çokta tercih etmediği ticaretle uğraştığını biliyoruz.Siz eski moda Türk erkeği kafa yapısıyla düşünmeyin bence.işinizi hakkıyla yapıyorsanız helal oldugunu bilerek harcayın.

          • Necmettin diyor ki:

            Sibel hanım

            feminist yaklaşımların en şeytanisi sizin sergilediginiz işine geldiği gibi dinden örnekler vererek bunu yapanlar.
            Peygamberimizin evinde acaba Hz. Hatice ben calışıyorum, param var özgürüm diyerek güc kavgasına giriştimi sizce?
            Bu yer yüzünde kadınların dışarıda calışmasının neye yol actığını bilmeyen kalmadı:

            1. Zina’nın toplumda zirve yapması
            2. Boşanmaların zirve yapması
            2. Genc erkeklerin calışıp ekonomik imkanları edinip evlenmelerine engel olarak sosyal sorunların ve fuhuşun zirve yapması
            4. Kadınların kariyer yapmaya odaklanmakdan doğumların gerilemesi ve toplumda nüfussal felaket

            Yani kısacası kadının calışması = bütün kötülüklerin anası !

  4. osman diyor ki:

    evet çok evlilik bir erkeğin hakkıdır ve bu arzuda yaratılmıştır. bu arzuda yaraldığı içinde allah bu izni erkeğe vermiştir. bu isten benim içimde yokta demiyorum. an az burada ikinci eşi almayı savunan arkadaşlar kadar vardır. ama kacırılan nokta şudur. erkeğin ikinci eş alma hakkı olduğu kadar, allahın emaneti olan bayanında ve çocouklarında babanı yanlarında yuvanın başında görme hakları vardır. bu hak yani bayanın ve cocukların hakkı erkeğın çok eşlilik hakkından daha elzem ve önde gelir. çunki günümüz şartlarında bir erkek iki bayana yetsede çocuklara yetemiyor.

    hadı annenım hakkını geçtım kı ( o allahın emaneti ve allahta emin olmaya nekadar özen göstediğini kuranda vurguluyor ) ÇOCUKLARIN HAKKI GÖZ ARDI EDENLER VE “BANA BİR SAATİNİ AYRIR MISIN ?”INİ OKUYUPTA GÖZLERİ YAŞARMAYANLAR ve bundan dolayı kendi arzularının(cok evlılık) beşınden kosanlar insanlara akıl vermekten gerı durmalılar. cunkı vebalı cok büyük. bir aile reisi, kendı istek ve arzuları( hakkı olsada caiz olsada ) bir kenare koyup allahın emanetinin ve çocuklarının hakkı gözetecek ruha, kalbe, merhamete sahipse REİS olmanın hakkını vermiş olur.

    nekadar evli arkadasım var ise ziyaretlrinde göruyorum ki çocuklara hakkını veremiyor. coukların hakkını vermekte eksık kalıyor.zaman yetersiz kalıyor. bu durumda ikinci eş almaya kalksa hanımında cok ben karsı cıkarım cocuklarını (herbiri benim yegenlerım )dusunerek.

    tabiki bayanda bunun değerini bilmelidir. bilmeyende zaten cezasını çekiyor. sunuda belirmek gerek ki bayanlara da cok iş düşüyor. eşlerin degerini bilmeli ve soromluluklarını yapmalı, aksi taktirde erkek de hakkı olan çok eşliligi kullanacaktır.

    allah biliyor ki amacım büyük konuşmak ve çaka satmak degil. ins. beni bunla sınav etmez. benim düşüncem hayırlı yuvada hayırlı evlatlar olur. hayırlı evlatlar hayırlı toplumu oluşturur. bunun içinde fedakarlık gerekir diyorum.

    • hüzün diyor ki:

      çok evlilik bir gereklilik değil ,savaş ,ölüm gibi nedenlerin bir sonucudur.

      Eğer yetim (kız)lar konusunda adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, bu durumda, (onlarla değil) size helal olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlayın. Şayet adaleti sağlayamayacağınızdan korkarsanız, o zaman bir ya da sağ ellerinizin malik olduğu ile (yetinin). Bu sapmamanıza daha yakındır.nisa 3

      burada dikkat edilmesi gereken husus evlilik değil ‘yetim kızlardır’ islam burada evliliğin yönünü değiştirip , bireysel ve cinsel manasını ondan alıyor ve ona sosyal ,ekonomik ve ahlaki anlam kazandırıyor.

      Kadınlarınız arasında her yönden adaletli davranmaya ne kadar uğraşsanız buna güç yetiremezsiniz. Bari birisine tamamen kapılıp da diğerini askıya alınmış gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir ve haksızlıktan korunursanız, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.nisa 129

      burada ‘adalet’ ve ‘yetim’ konuları ön plana çıkarılıyor ‘evlilik’ değil.evliliğe değinmiş ama ‘adalet’ şartı koşulmuştur. öte yandan nisa 129 ile ‘adaletin sağlanamayacağı’ ifade edilip çok evlilik red edilmiştir.

      bunca ayet varken peygamberin 4 evlilik yaptığını (ki tarih dahi bunu yalanlıyor) daha fazla evlilik yaptığını ,bunu cinsel bir mesele olarak değil ,ölüm ve savaşlarda açıkta kalmış bayanları ,korumak adına yaptığını öğrenmiş bulunuyoruz.ayrıca peygamber yetim kadınlarla evlenmiyor.

      ayette 2şer ,3er,4er şeklinde devam eden ve ’4′ ile bittiği gafletine kapılıp ,en fazla 4 kadınla evlenir diyen ,cehalet sahibi kişiler 2şer den kasıt 2+2 ,3erden kasıt 3+3 ,4erden kasıt 4+4 tür (birazcık arapçası olanlar iyi bilir) buda toplamda 4 etmez ’18′ eder.

    • seymen diyor ki:

      Nisa 3. ayette, yetimlerden kasıt, babası vefat etmiş kızlardır. Bunların ortada kalmaması için teşvik ediyor ayet. Ama kızların haklarını (yani maddi, duygusal, cinsel ihtiyaçlarını) karşılamada kendinizi yetersiz görüyorsanız o zaman, ihtiyaçları konusunda daha azıyla yetinebilecek olan kadınlardan ikisini almaya gücünüz yetiyorsa iki, üçüne yetiyorsa üç, dördüne yetebileceğinizi düşünüyorsanız dört tane alın diyor. Gücünüz kuvvetiniz, imkanınız onların haklarını karşılamaya yetmeyecekse bir tane ile yetinin, haklarını vermeye imkanınız olmadığı halde alıpta zulmetmeyin diyor.
      Birisi tek olmak imkanı varken (var mı acaba) ikinci, üçüncü veya dördüncü eş olmayı kabul ediyorsa size ne, siz tek olabileceği adam gibi birini buldunuz da evlenmedi mi. Atıp tutmak kolay. Erkekler için sorun yok. Kadınlar, kızlar ne olacak. Bir kısmı sabrediyor, sabredebiliyor, zayıf olanlar …
      Neden bu kadar sorun yapıyorsunuz, evlenilecek kimse yoksa bu işler olmaz zaten.
      Takvalı (olma iddasındaki) kadınlar, takvalı kızlara zulüm yapıyorlar, olay budur.

    • Uğur Mustafa diyor ki:

      Nisa Suresinin 3. ayeti söz konusu olduğunda herkese tavsiyem şudur ki Nur Suresi 32′yi iyi okuyun. Ayet “sizden bekarları evlendirin (enkihû el-eyâmâ minkum)” diye başlıyor. “Fakir olsalar bile Allah onları maddî-ihtiyaçsız (ganî) kılacaktır” deniyor ayette ve böylelikle fakir bile olsalar öncelikle BEKARLARIN EVLENDİRİLMESİ buyuruluyor.

      Ama bazıları isterseler Kur’an’a aykırı davransınlar, ayet-i keriminin (Nur Suresi 32) ifadesiyle “fakir bile olsalar” öncelikle (evlilik ihtiyacındaki) bekarları evlendirmek –ve elbette madden ve manen onları yeterince desteklemek– yerine, kızları ve kadınları zengin erkeklere ikinci, üçüncü, dördüncü eş yapsınlar. Uhud Savaşı’ndan sonra inmiş, yetim çocukları olan kadınların korunmak amacıyla evlendirilmesi hakkındaki ayetleri de yanlış yorumlayarak bu suçlarına bahane kılsınlar. Sayın Fatma Barbarosoğlu’nun bir yazısına koyduğu başlık ne uygundu: “Gençler evlenemiyor, medya çok eşlilik derdinde” (Yeni Şafak 30 mayıs 2011). Bu cümleye şunu da ilave etmeliyim ki evlenmek için toplumun yardımına ihtiyaç duyan bekarlar sadece “gençler”den ibaret değil. İnsanlar hangi yaşta olursa olsunlar, bekar iseler, bu yardıma ihtiyaç duyuyorlar.

      • seymen diyor ki:

        Babanızın, annenizin (veya akrabalarınızın) vazifesini bizim üstümüze yıkmaya çalışma kardeşim.
        Yetimsen yardımcı olalım. Çok kız var evlenmek isteyen, sen yeter ki makul ol, dengine razı ol.
        Barborosoğlu (yüksek tahsil yüzünden) evlenemeyen kızlardan bahsediyordu (o tarihte okuduğum) yazısında, yani tezat bir yazı aslında.

        • Uğur Mustafa diyor ki:

          Olayı kişiselleştirip sınırları aşma, Seymen kardeşim. İkincisi, ayetin okunmasını tavsiye ettiysek, ayeti okumadan yorum yazma. Bir kere ayette anne babalardan bahis yok. Müslüman topluma genel olarak bir emir veriliyor. Bunun içinde Müslümanların her türlü önderleri ve yöneticileri dahildir.

          Kızlar evlenemiyorlar, çünkü onlarla evlenecek olan bekar gençler evlenmek için gereken maddi ve manevî imkanlara sahip değiller. İşte bu durumu çözmek, Nur Suresinin 32. ayetinden anlaşılıyor ki, Müslüman toplumun etki ve yetki sahiplerinin işidir. Bunun içine aile büyükleri kadar mülkî amirler de girer, “kanaat önderleri” ve âlimler de girer.

          • Uğur Mustafa diyor ki:

            Dikkat edilsin: Bazı meallerde Nur Suresinin 32. ayetindeki bekarları evlendirme emri hakkında yazılmış ki “sadece tavsiyedir, mecburi değildir.” Bu tür sözlerin safsata olduğu, ayette basbayağı emir verildiği Elmalılı Hamdi Efendi’nin Hak Dini Kur’an Dili tefsirindeki izahtan anlaşılmaktadır. O yeterince kısa ve öz izahı –tefsirin sadeleştirilmiş versiyonundan– buraya alıyorum:

            [Alıntı başlangıcı]

            32- EYÂMÂ, “eyâyim” den kalbedilerek “eyyim” ‘in çoğuludur. Eyyim, gerek bekar, gerek dul olsun kocası olmayan dişiye ve karısı olmayan erkeğe denir ki biz buna bekar diyoruz. [...] O halde meâl şu olur: Siz hür müminlerden hür kadın ve erkek bekarları ve kölelerinizden, halayık ve cariyelerinizden iyileri özel ve genel velayetiniz sebebiyle evlendiriniz, nikahlarına müsaade ve yardımcı olunuz ki ihmal yüzünden fenalığa düşmesinler. Çünkü nikah insan cinsinin devamının tutanağı olduğundan bizzat gaye olduğu gibi toplumu bozucu ve nesli yok edici sefahatten koruyan bir hayırdır, bir güzellik ve iyiliktir. Bundan dolayı kolaylaştırmak ve çoğaltmak da önemli bir hayır ve EMİR SAHİPLERİNE [=yöneticilere, liderlere] ÖNEMLİ BİR GÖREVDİR.

            Görülüyor ki burada köle ve cariyeler bölümünde “salah” yani iyilik kaydı konulmuş, hürler bölümünde konulmamıştır. Çünkü müslümanlara yakışan ve aslolan iyiliktir. Ve burada “salah”ın mânâsı, ahlâkî iyilik ile beraber nikaha ve nikah hukukuna kabiliyettir.

            Bu hususta ilk önce malî kudreti ileri sürmek isteyenlere karşı buyuruluyor ki eğer fakir iseler Allah, onları kendi lütfu ile zenginleştirir. Bundan dolayı iki taraftan biri yalnız fakirliği bahane ederek vazgeçmesin, Allah’ın fazlından ümidini kesmesin, nikah ile bekarlıktaki ihtiyaçların önemli kısmından kurtulunmuş olur. Ve Allah’ın (lütfu) geniştir, keremi çok, kudreti geniş bir ganîdir. Dilediğine ümit edilmedik yerden lütuf ve cömertliği ile geniş rızık verir. Fakat mecburî değil, dilerse verir. Alîm’dir. Kimine çok, kimine az verdiğinin hikmetini de bilir. [Alıntı bitti]

          • seymen diyor ki:

            Nerden biliyorsun ayeti okumadığımı okudumda yazdım. Okudum 32. ayetide 33. ayetide.
            Nur suresi 32. ayet “içinizdeki bekarları” diye başlıyor. Ayetteki ‘içinizdeki’ lafzından anladığım, tanıdığınız bildiğiniz çevrenizdeki insanlar kastediliyor. Burada anlatılanı teşvik etme, ara bulma ve referans olma şeklinde anlıyorum ben.
            Maddi manevi imkan yok diyorsunuz. Eskiden 30-40 yıl önce bu toplum daha mı zengindi ki, kolaylıkla evlenilebiliyordu. Bugün evlenmek isteyen her erkek evlenebilir. Mütevaziliği kaybettik, herkes kendisini mükemmel görüyor, kimse kimseyi beğenmiyor. Birini buluyor konuş babam konuş, eksiksiz kimse yok ki, ülfet ettikçe eksiğini buluyor.
            Adam doktormuş evlenememiş, boşver, bir tıpçı gerçekten istiyorsa son sınıfta bile evlenebilir.
            Hem zengin olayım daha vasıflı birini bulayım hemde biraz yaşayayım derdinde bazı erkekler.
            Birde evlenmek isteyen erkekler görüyorlar kız çok, bu olmazsa başkası olur diyor, küçük şeyler yüzünden vazgeçiyor. Halbuki evlenilecek kız az olsa ilk kabul edebilecek olanı alır, fazla dolanmaz.

            Eşimin bir akrabası kız geçen sen 40 yaşındayken evlendi. Evlendiği kişide bir iki yaş büyük ve boşanmış biri. Boşanma sebebi erkekten kaynaklanan kısırlık, kız anne olamıyacak yani.

            Başka bir tanıdığım 34 yaşında kadın, birinci eşinden iki kızı var, ikinci eşinden de bir kızı. Kadın gayet vasıflı dindar düzgün güzel biri. Adamlar hayırsız çıktı. İkinciden de boşandı. Sen evlenirmisin böyle biriyle. Boşanmış bir-iki çocuğu olan kendinden birkaç yaş büyük birini kabul edermisin. Çok var böyle durumda olan, devlet bunlara mı yardım etsin, hiç evlenmemiş olanlara mı?

  5. gulbeyaz diyor ki:

    ahir zamanda erkek olmak kardes,
    sen bu tongaya dusme ,bak o sahis ~ilmi derinligi olan~ sorularini nasil edep ve teyakkuzla sormus..

    “Artık Hz. Aişe’nin Amazonlar gibi neredeyse çıplak savaşığını falan mı sanıyorsun nedir bilemedim.”(tarik)

    atin agzina gem vurulur da insanin agzina nasil ayar konur bende onu bilemedim!!

  6. Sevde diyor ki:

    Gizli nikahı savunanlar kardeşin kardeşle evlenmesine nasıl engel olacaksınız ilerde merak ediyorum insanların vebalini almayın günahtır. Herkes herkesle evlensin gizliden boşansın kim kimin kardeşi kim kimin akrabası bilmesin size göre önemi yok demek ki.

  7. Ahir Zamanda Erkek Olmak diyor ki:

    “Hakkını helal et, yazdıklarını da okumadım:)” hem okumamışsın hemde yorum yapıyorsun kardeşim bence sen çelişki sendromuna yakalanmışsın bir yorumun diğerini tutmuyor çelişki üstüne çelişki!

    “Sen olaya farklı bakıyorsun, samimi değilsin.”benim samimi olup olmadığımı beni görmeden bilmeden sadece yorumlarla nasıl anlayabilirsin buda ayrı bir sorun!

    “Niyetini anlıyorum, sen bir cemaati yargılamaya çalışıyorsun başörtüsünden dolayı.” sadece cemaat kim olsa yargılarım bu benim doğal hakkım ortada bir fetva olduğu söyleniyor fetvayı verdiği söylenen alim şahsın 70-80′li yıllarda aynı soruya verdiği cevap şu (yanlış hatırlamıyorsam) “saçının bir telini göstermek günahı kebairdir”ama aynı alimin ben ağzından duymadığım halde onun olduğu söylenen fetvalar dolayışıyor ve ben buna kalben tatminkar olmadığımı söylüyorum ve varsa bişey bilenler varsa bu sitede delilleriyle beraber yazarlarsa başka kaç tanede alim buna fetva vermişse hepsini birden belirtirlerse memnun olacağımı belirtmek isterim kısaca meramım budur..

    “Bu topa girmem. Bu topa girmem için temel dini ilimlerde en azından metodolojik açıdan bilginin olduğuna emin olmam lazım. İçtihad nedir, hangi durumlarda hangi vasıslardaki kişilerce kullanılabilir, bu bilgileri kitabi olarak bildiğini bilmem lazım.” çok kibir kokan bir yazı! benim neyi bilip bilmediğim önemli değildir ki farzetki sana bunu sıradan bir avam sordu?herkese senin şunları şunları bilmen lazım sonramı cevap verecem diyeceksin? artı işin komik yanı ben senden fetva istemedim çünkü fetva verecek konumda değilsin alim değilsin müctehidde değilsin ama sen kendini öyle zannediyorsan diyeceğim yok! ben sadece bir şey biliyorsan yaz dedim ister kaynak belirterek ister bu konuda duyduklarını söyleyerek falanca alimlerin görüşlerini sadece yazarak bir cevap istedim hepsi o kadar..

    “Ben ne sorduğun soruların muhatabıyım” muhatap olmasan neden cevap yazıyorsun kardeşim bence sen burda her yazan kişiye muhatapsın millet sema hanıma soruyor sen cevap veriyorsun?herkes görüyor burda zaten olanları!

    “ne de sorduğun sorular ilmi derinliği olan sorular.” ilmi derinliği olması için nasıl sormam lazım ki anlamadım:))

    ” Bu soruları ben 20 senden beri duyuyorum, soranları analiz ettiğimde gördüğüm şey; soruyu soranlar akademik açıdan hiç bir dini bilgiye sahip olmayan olaylara takım tutar gibi yaklaşan insanlardı. O yüzden çok zaman önce bu gibi toplara girmemeyi öğrendim.” valla takım tutar gibi bir havam yok sadece kalbim mutmain değil bu konuda ve cevap arıyorum bazı sorularıma hepsi o kadar ayrıca akademik olarak dini bilgiye sahip bir tek sen varsın zaten bu sitede:))

    “O yüzden bence şöyle yapalım; ben yazdıklarımı yazayım sen de ona karşı anti tez geliştir. Yazılanlara soru sorulunca oradan bir şey çıkmıyor.” valla işim yok sen yazacan ben antitez geliştirecem:))

    senin için söyleyecelerim:
    1- yorumlarına bak ÇELİŞİYORSUN kendinle
    2-üslubun çok hatalı
    3-bir kibir gurur sarmış gidiyor
    4-her şeyi bildiğini zannediyorsun

    mesela en bariz çelişkin hem kadının çalışmasına karşısın hemde hep kadınlarla iş görüşmelerini buraya yazıyorsun madem öyle erkek işçi al…

    • tarık diyor ki:

      1- yorumlarına bak ÇELİŞİYORSUN kendinle(Çelişmiyorum, hepsi bir ahenk içindedir, bir bütünün cüz’üdür. Okumayı bilmek lazım)

      2-üslubun çok hatalı (Hata ve doğru ölçüsü olarak seni kabul ettiğim gün bu dediğinin bir anlamı olur ancak)

      3-bir kibir gurur sarmış gidiyor (Bazı cahiller bilenlenrin bildiğini söylemesini kibir ve gurur olarak alır. Kibir ve gurur nedir nerelerde nasıl olur kaynaklardan bakmanı öneririm)

      4-her şeyi bildiğini zannediyorsun (Herşeyi bildiğimi sanacak kadar kendimden habersiz değilim ama ortalama bir zekanın, biraz da mürekkep yalamış ise üzerinde kalem oynatacağı kadar bilgiye sahibim. Bu sitede yazılan, üzerinde tartışılan tüm konularda her biri üzerinde risale ebatında yazacak kadar bilgi sahibiyim. Hem fen, hem sosyal hem de dini bilim ve ilimlerde üniversite bitirdim, okumaya devam ediyorum. O yüzden evet, sitede yazılan her konuda, ve ana kadar yorum yazan arkadaşların çoğundan daha bilgiliyim.)

      Diğer yazdıklarını okumadım üstad.

      • eymen diyor ki:

        Hangi fakülteleri bitirdiniz, yazında size karşı söz söylerken daha dikkatli olalım, haddimizi bilelim. :)

    • eymen diyor ki:

      Haklı olduğunuz noktalar çok, yanlız sakin olalım, sert usluba daha sert bir şekilde cevap yazmak birşeyi çözmez. Hepimiz buraya birşeyler yazma amacımızı sorgularsak daha iyi olur kanaatimce.
      Amacımız görüşlerimizi paylaşmak ve faydalı olmaktır diye düşünüyorum.

      Tarık bey’e uslup konusunda benimde bazı uyarılarım oldu. Fikirlerine saygılıyız, ama uslubunu birazcık değiştirmesi lazım, birde daha öncede belirttiğim gibi ‘şuyuu vukuunda beter’ (duyulması, duyurulması, olmasından daha kötü) şeyleri anlatmaması da daha iyi olur.

      Yanlız son cümlenizde yanılıyorsunuz. Tarık bey’in yanına gelen kişi kendi çalışanı veya aynı işyerinde çalıştıkları biri değil, sanıyorum pazarlama işiyle uğraşan bir bayan.

      • tarık diyor ki:

        Eymen kardeş, ben kimseye üslup konusunda telkinde bulunmadığımdan kimsenin bana üslup konusunda telkinde bulunma haddi yok. Adı üstünde üslup bu, kişiye özel. Buna sadece site yönetimi karışabilir. Arkadaş dağ başı mı burası yazma stilime karışma hakkı olsun kimsenin?

        Bazısı Hz. Ebubekir gibidir bazısı Hz.Ömer, sen hakkı söyleyip söylemediğine bak, söylemiyorsa doğrusunu söyle, nasıl söylediği kimseyi ilgilendirmez.

        Arkadaşın son cümlesini de şimdi sen söyleyince okudum, sadece gülüyorum başka ne yapayım:)

      • Ahir Zamanda Erkek Olmak diyor ki:

        “Tarık bey’in yanına gelen kişi kendi çalışanı veya aynı işyerinde çalıştıkları biri değil, sanıyorum pazarlama işiyle uğraşan bir bayan.”

        daha evvel bir yorumda iş için telefon görüşmesi yaptığını söylemişti bir bayanla ona nispeten söyledim..

        hem kadının çalışmamasını savunur kadın dışarı çıkması haramdır der hemde gelir bana başörtü açma konusunda alimler fetva vermiş der.cevaz vermiş der..! çelişkinin böylesi:))

        fazla uzattım bence fazla cevap yazmamak gerek böylelerine yazdıkça ENE’leri şişiyor!!!

  8. gulbeyaz diyor ki:

    Eger kadin kocasinin ustune evlenmesine ses cikarmayacak derece Allaha teslimiyet ve ask icinde olsaydi,hasan basri hz. nin evlilik tekliflerini reddeden Rabia adeviyye misali bir erkekle evlenmeyi zaten dikkate deger gormez ,su kisa hayatini Rabbine ibadete hasrederk gecirirdi.boylece erkekler degil poligamiyle dunyada cenneti yasamak ,evlenicek tek kkadin bulamaz Araf ta oylecek kaliverirlerdi..

    bunu kabullenmek kolay olsaydi kadinligin zirvesi olan Pey sav hanimlari birbirleriyle sut liman gecinir,belki de Tahrim suresi ilk 5 ayet inmemis olurdu..Allah yarattiklarini hakkiyla bilendir.

    • gulbeyaz diyor ki:

      hz sarah validemiz kumasi hacer ve oglu ismaili evden gondermek adina kocasi Ibrahim as i o denli bunaltmasa Allah bir cikis olarak ibrahim as i hacer ve ismaili issiz cole birakma emrini vermese bugun ne Mekke sehrinden ne Safa ile Merve arasi say den bahsediliyor olurdu.kadin kiskancligi denip gecilemez.kocasini kiskanmayan onun gozunde tek olma arzusu ve kaygisi tanimayan kadin,kadin midir acaba?

    • tarık diyor ki:

      Doğru bak burasını düşünememiştim doğrusu, aklıma dank ettirdin Allah razı olsun.

      Bi makineyi yapan usta o makineyi en iyi bilen olduğu gibi insanı yaratan Hakim-i Sani de insanı en iyi bilendir diye biliyordum değilmiş. Ah o kitaplar ah o kitaplar. Kandırmışsınız bizi.
      Gulbeyaz hanımın dediği gibi insanı yaratan Allah, kadını yaratan Allah ya kadındaki kıskanma duygusunu hesaba katmadan poligamiye ruhsat vermiş ya da kadınlara gıcıklık olsun diye bile bile ruhsat vermiş (!!)

      Bilemedik açtı hemşiremiz gözlerimizi.

      • eymen diyor ki:

        Temelde fifir olarak size katılıyorum ama kutsal şeylerle illgili daha dikkatli bir dil kullanmalıyız.
        Ayrıca ‘Hakim-i Sani’ diye bir yazım ve okuma olmaz. ‘Sâni’-i Hakîm’ diye yazmanız lazımdı.
        Yukarıda yazdığınıza göre ‘dini bilim ve ilimlerde üniversite bitiren’ birine akıl vermiş gibi oldum ama kusurumuza bakmayın artık, cahiliz işte. :)

        • hasret diyor ki:

          Aslında bu konuda şöyle diyebiliriz.Allah erkeğe fıtratı gereğ çok evlilik ruhsatı vermiştir.yine kadına da fıtratı gereği ,kocasının evllik için kendisinden( hanımdan) izin alma hakkı vermemiştir.(kadına kalsa izin vermez çünkü)…bizi yaratan herşeyi fıtratımıza göre düzenlemiş ve imtahanı da ona göre vermiş…bunuda kabul etmek lazım.

          birde şöyle bir söz duymuştum” eşini kıskanmayan deyyustur”diye..hele bir kadın eşini kıskanmıyorsa ,ne yaparsa yapsın diyorsa.okadın ya kocasını sevmiyordur yada bir problem vardır kadınlığında..

          • gulbeyaz diyor ki:

            bekarken bende idealisttim,asagida gecen savas magduru kadinlar icin ayni seyi dununur tum arkadaslarimi sasirtirdim,ama evlenince oyle olmuyor.siz bir erkegi sevemiyceginize gore(?) kadin olmadan bunu hissedemezsiniz.fazla soz dusmez size..

          • eymen diyor ki:

            Hiç yazmaya niyetim yoktu ama, yanlışı da düzeltmessek vebalde kalırız.
            ” eşini kıskanmayan deyyustur” diye bir söz yoktur. Eş kelimesi çıkalı şurada 15 sene bilemedin 25 sene olmuştur zaten. “Zevcesini (karısını) kıskanmayan deyyustur” diye bir söz var.

          • seymen diyor ki:

            Bu sözü hadis diye biliyorum, bi bakmak lazım.

          • emre diyor ki:

            Resulullah Efendimiz (s.a.v.) soyle buyurmustur:

            “Uc kimse vardir ki, cennete giremez ve kiyamet gunu Allah onlara rahmetiyle bakmaz. Bunlar sunlardir:

            1) Anne baba hakkini korumayan isyankar evlat.
            2) Erkeklere benzemeye calisan kadin.
            3) Esini kiskanmayan koca.”

            Ahmed b. Hanbel, Musned, 2/134

  9. tarık diyor ki:

    eymen’e…

    “Ayrıca Kur’an ayetleri konusunda uçurumun kenarında dolaşmak iyi değildir.”

    Kesinlikle doğru. Yanlış yapıyorlar kadınlar, pratikte çok da uygulanmayan uygulanmayacak bir ruhsat için bu kadar zıvanadan çıkmaya gerek yok. Hele zıvanadan çıktıkları konunun Allah tarafından ruhsatlandığı açıkken hiç gerek yok zıvanadan çıkmaya.

    Konu, başlıktan dağıldı gerçi ama madem dağıldı bu konuda çok farklı bir yere dikkat çekmek isterim. Kadınların bu konudaki tepkilerini anlıyorum, gayet doğal. Tehlikeli olan dinin sorgulanmaya başlanması. Bu tehlikeli.

    Şimdi bakın bugünlerde bir Suriye olayı var. Dün Irak, iran olayı vardı. Bosna olayı vardı. Daha öncesinde Çeçenistan. Buralarda milyolarca insan katledildi. Kadınlar tecavüze uğradı, aileler yıkıldı. Ölen erkeklerden kalan kadılar ve çocuklar perişan oldu. 2 ekmek alabilmek için fuhuş yapmak zorunda kalan kadınların hikayelerini okuduk. Bu olaylar aslında hem erkeği hem de kadını 2. eş konusunda test etmek için birebir.

    Mesela, bir organizasyon olsa, devlet veya sivil olarak. Bu ülkelerde sahipsiz kalan bekar, dul kadınlar, çocuklu kadınlar burada 2. eş isteyen erkeklerle evlendirilse, fena mı olur. Uygun ve insani bir sistem geliştirilip erkek istediği hanımı da alır. Bekarsa alacağı kadın hayatı kurtulur, travma yaşamaz, kötü yollara düşmez. Çocuklu tercih edebilir erkek hem 1. eşinin de merhameti galeyana gelir, o çocuklara bakılır. Erkekin amacı cinsellik ve başka bir ten ise onu da yaşar. Gizli saklı da olmaz. Böylelikle hem erkeğin şehevani hisleri helal yolla tatmin edilir, hem mağdur kadınlara sahip çıkılıp ciddi bir sevap işlenir hem de 1. eş hayıra vesile olduğunu düşünüp kıskançlık yapmaz. Bosna Çeçenistan gibi ülkelerdeki kadınlar yabancı dil de bildiklerinden geldikleri aileye de bir değer katarlar. O ailenin çocukları bedavadan İngilizce öğrenir, avrupa kültürü alır vs. Olaylar dindikten sonra bu ülkelerle ciddi bir bağ oluşur bu ülkeler adeta yavru vatan olur. Erkekler de zina edip servetlerini fuhuşa akıtacaklarına, hem şehvetlerini tatmin eder helal yolla hem de cidden büyük sevap işlemiş olurlar.

    Bazı Kuzey afrika ülkelerinin erkekleri avrupa gittiklerinden çalışmak için fas gibi ülkelerde erkek kalmadı. Haberlere konu oldu, oralarda doktor, öğretmen gibi bazısı 2 3 dil bilen kadınlar evlenmek için yer arıyor. Bizim doğuda 2. eş normal görüldüğü için adamlar internetten kadın bulup getirirp evleniyorlar. Gelen kadınların çoğu üniversite mezunu 2 3 dil biliyor. Böyle bir proje ile 2. eş hakkı bence her taraf için en uygun şekle getirilmiş olur.

    Zaten Bosnalı ve Çeçen hanımlar Türk hanımlardan 10 kat daha güzel. Erkekler arasalar bulamazlar :)

    • eymen diyor ki:

      Bosnalı kadınlar için 15 yıl, Çeçenistanlı kadınlar için ise 10 yıl geç kaldınız. Fas ve Irak belki. :)
      Her yerde az güzelde vardır, çok güzel de, hanımları kızdırmayın, zaten güzellikte herşey değildir.
      Ayrıca Türkiye’de yaşayanlar öncelikle Türkiye’den sorumludurlar, zekat meselesi gibi.

      Bana göre, bu ülkede her yıl yüzbin kişi boşanıyorsa, ikinci evliliğe imkan verilerek bu sayı elli bine düşürülebilir.
      Ama topluma daha küçük yaşlardan itibaren okul, çevre, tv vs. tarafından empoze edilerek oluşturulan önyargılar var. Kadınlar önyargılarıyla düşünüyorlar, savaşma psikolojisi içindeler hemen hemen hepsi de.
      Bazılarının da kendilerine ya kendine güveni yok, yada kendisinin ne yaptığının farkında.

    • hamiyet diyor ki:

      Tarık bey konuyu yine çok eşliliğe getirmiş,takmış güzel kadına.ayrıca bosna kadınları dünya üzerinde güzellik konusunda çok gerideler,çeçen kadınları evet güzeller ama türk kadınını yine geçemediler.(bilimsel bir araştırma sonucu) türk kadınının güzelliği dillere destan..ama Tarık bey herzaman ki Tarık bey; hakaret,küçümseme,hep daha fazlasını isteme vs.vs size bişeyler öğrettim kusura bakmayın fakülte bitirmiş ilim sahibi beyefendi.gururunuzu incitmedim inşaallah……….

  10. osman diyor ki:

    sevde hanım, teşekkür ederim.

    imtihan dünyasında yaşıyoruz. hersey artısı ve eksısıyle var. keskin noktalar da örnek vereceğim. bıçak hayatımı kolaylaştıracak bir araçtır. ama bunu insan öldürmek için kullanmakta mümkündür. neticede bunu hayatımızda yasıyoruz. namaz kılmak farzdır vebu görevimizi yaptığımızda sevap kazanırız. peki bir insan namazı gösteriş olsun diye kılarsa? ya kıldığı namaz da dolayı insanlara iyi görünüp amaçı ticari kazanç yapmak ise.?

    allah çok evlilik ruhsatı vermiş ise tabiki bunun hikmetı vardir. bunu yargılamak oraya buraya çekmek yersiz. bir insan ne kadar namaz kıllmanın hakkını verdiğinde ona göre sevap kazanır. aynı sekil allahın izin verdiği çok eşlilik konusunda hakkını verdiği taktirde olabilir. ama bu hakkı vermek çok zordur ve büyük soromluluktur.
    sorumluluklar:
    1. erkeğin kadına olan yükümlülükleri verdir. bunları hakkı ile karsılayamaz ise hakkına gecer. şukadargün alacağım var der eşimdem. çok kez ağladım benımle ilgilenmedi beni yalnız biraktı der. ben bu işte hayır göremiyorum. insan allahın emanetını aglattıgında oturup düşünmeli.
    2.babasız yetişen evlatların sormluluğu. bir evde baba olmaığında o evden çıkan coçuklar nasıl bir insan olacağini düşünmek lazim. insan bu dunya ya hayırlı bir evlat bıraktıgında olse dahi defterine sevapla işlemeye devam eder. bu devirde iki eşi olan kişi çocoklarına hakkı ile babalık yapabilirmi?

    3. insan gözünden çanımdan sakındığı kız evladını yanlız bir yere göndermez aklı onda kalır. evde yanlız kalmasına gönlü razi olmaz vs vs. peki insan kend kizina bunları razı görmez iken evlendiği eşini nasil evde yanliz birakıpta gider. kendi kizina yapılmasını istemediğini başkasının kızına yapmak haksılık değıl mi? işte bu dengeyi kurmak çok ama çok zordur. evet erkege bu hak verilmiş ama çok diikat etmek gerekir. sorumluluk çok büyük.

    çok evliliğin faydaları.
    1.savaşlarda azalan erkeklerden dolayı açıkta kalan bayanları koruma altına alınması.
    2. görevini yapamayan eşi oldugunda ikinci eşi ihtıyaç hissetmesi.
    3.kadınlılığını yerıne getirememsı. cinsellik olarak düşünmemeli. hakkı ile kadın olma konusu sema hanım tekrar tekrar işleyip duruyor. bu islami olarak cok eşlilige neden olmaz ama pratıkte erkek kadına ihtıyca duydugu için tekrar bi evliliği secebilir.
    4. ahir zamanda kadınların çok olacağını biliyoruz. bu kadınlar kimle evlenecek. cinsel arzularını nasıl giderecek. ya kötü kadın olacak, yada başkalarının kocasını geçelık ayartacak. yada baskasının kocasını elinden alacak. bunu şu anda günümüzde bayanlar tarafıdan yapılıyor. yuvalar yıkılmasına sebep oluyor.

    evet sonuc olarak gereklı olduğunda, sartlar oldugunda çok eşlilik olabilir. ama sorumlulugu cok ama cok büyüktür. emanete sahip olamama olasılıgı cok yüksektir. ve cocukların hakkına girmek çok yüksektir. kendi kizimiza arzuetmedığımız baskası içinde arzu etmemk gerek.

    kaldıkı anne ve baba günümüzde yeterince evlatları ile hakkı ile uğraşıp zaman ayırıp hakkı ile evlat yetıştiremiyorlar. bir erkeğin iki yuvası olsan nasıl evlat yetiştircek.

    tek eşlilikle allahın emanetine sahip çıkmak ve hayırlı evlat yetıstırıp cenneti kazanmak cok daha kolay bu yolu seçmeli.

    bu arada bayanlar ricam biraz öz eleştiri yapmaları. burada hemen herkes ikinci eş konusuna tepki gösteriyor. ama ikinci eş olma durumunu da bayanlar sağlıyor. bir bayan eşi olan biriyle evlenmese bu ortam sağlanırmı?

    bukadar bekar erkek varken neden evli olan birine ikini eş olarak variyorlar? bazı sebeplerden dolayı allah erkeğı cok eşliliği taşıyabilir yaratmış bu istek ve arzu da içinede koymuştur. bayanında erkeğinde bu olayı iyi yönetmesi gerekmektedir.

    bayan ve erkek hakki ile bilgilenmeyip, kendinisini yetiştrmez ise ne yapar, hayatında yanlış kararlar alır. istemesede aldığı bu kararlara katlanmak zorunda kalır. bir bayan hakkı ile kendını yetiştirmiş olsa ikinci eş olmayı kabul ettığı duurmda bile erkekğin bu çok eşliliği taşıyabılecek bir erkek olup olmadığını daha doğru analiz etmez mi? bu da aile dramların olmasının önünü kesmezmi?

    insan en büyük kötülüğü kendi kendine yapar. suçlu aramaya gerek yok.

    ben günümüzde çok eşli olmanın sorumluluğun çok büyük olacağını düşünüyorum. baskalarının ve çocukların hakkına geçme korkusyla, tek eşliliği daha doğru buluyorum. bu benım düşüncemdir. fetva vermiyorum. getirisi ve dötürsünü tarttığimda bunun bu dunyam ve öteki dünyam için daha faydalı olacağını düşünüyorum.

    BEN ÇOK EŞİLİLİK HAKKIMDA VAZGEÇİYORUM . BİTENE OLSUN SALİHA OLSUN :)

    herkese cennetin kapılarını açmaya sebebiyet verecek yuvalar nasıp etsın.

    • iclal diyor ki:

      osman bey, dusuncelriniz cok guzel. islamda olmasi gereken ve kitaplardan ogrendigimiz seyler. Insallah evlenince de ayni dusunceleriniz devam eder.
      benim esime de disaridan bir bayanin yasadigi anlatilsa haksizliga asla tahammul edemez hemen bayanin hakkini savunmak icin ugrasir, yardim etmeye calisir falan. Dini egitimide var zaten. ama uygulamaya gelince yok. yada beni o bayanlardan gormuyor. yasadigimiz seylerde disaridan herkes olayi net gorurken o goremiyor maalseef konu biz olunca..
      dilegim siz oyle olmazssiniz. Allah hayirli es nasip etsin size.
      Hayat kisa, hicbirsey birbrini uzmeye degmiyor aslinda. Birbirine hayati zindan etmek icin degil, birlikte mutlu olmak icin evlenmelei bence insanlar…

      • osman diyor ki:

        iclal hanım, kimse ilerdeki hayatı için garanti veremez. çünki bu yaşanan olaylara göre şekillene bilir. bunu derken ilerde kendime açık kabı bırakmak için söylemiyorum. eşim hakkı ile bana eş olursa ben ikinci eş düşünmem. yani evliliklte eşin ihtiyaç duydugu duygular vardır. okuyup kendini yetiştirirse ve benim bu duygularımı(sadece cinsellikten bahsetmiyorum) tatmın ederse, ben ikinci eş düşünmem. eğer allah bir yuvaya huzur ve mutluluk nimetini vermiş ise o kişi bunun değerini bilmeyip maymun iştahlılık yapar ise kendi kaybader diye duşünüyorum.

        sizin eşinizin davranışına gelınce, acizana önerim şöyledir. eğer eşiniz başkasına bu kadar merhmetli ise eşiniz merhametli bir insandr. bence sizin bir davranısınız onun size merhametinin önüne geçiyor. davranışlarınızın muhasebesını yapmanızı öneririm. çok merhametli ise çok duygusaldır. yaptığnız hareketlerden dolayı ruh halını neye darıldıgını veya ne onu hoşnut etmdığını kolaylıkla anlayabilirsiniz. ona karsı olan davranışlarınızda onu gözlemleyin ve neyin onu rahatsız ettiğiniz tesbit etmeye çalışın. ve kesinlikle eşinizle erkek arkadası gibi tartışmayın. bir insanda merhamet duygusu gelişmiş ise ben o insanı çok degerli bulurum. insanın içindeki duygular ortama göre şekillenir. herzaman onun merhametini gösterceğiniz konumda olmaya çalışın. o merhamet etme duygusu yaşadıkca ve sizinde bunun degerini anladıgınızı görunce çok sey değişeceğine inanıyorum. acizane fikrim.

    • tarık diyor ki:

      Sen bir evlen hele görelim ondan sonra seni vaz mı geçiyorsun vaz geçtiğinden mi vaz geçiyorsun görürüz:)

    • eymen diyor ki:

      Bekar biri çok eşlilik hakkından vazgeçmiş. :) :) : ) Kusura bakma Osman kardeş buna kargalar bile güler. Sen önce evlen, onbeş yıl evli kal, biriki tane iki eşli adam tanı ondan sonra konuşalım.

      Saliha eşi bulabilirsen ne ala, o zaman bu dünyada cennet hayatı yaşarsın; ama bil ki bu ihtimal binde birdir.

      Çok iyi gördüğün tam bana göre dediğin kişinin bile, zamanla öyle olmadığını veya çevresinden etkilenerek değiştiğini görünce hayal kırıklığına uğrama; herkes yaklaşık olarak böyle zaten bu dünya imtahan yeridir diye düşün. Acizane tavsiyem evleneceğin kişinin sabrinı kontrol et, çünkü büyüklerimizden duyduğumuza göre sadece sabrın riyası olmazmış, onun dışında herşeyin riyası olabilir.

      Ayrıca bil ki, kadınlar her ne kadar kınasalarda, (ihtiyacı olupta gizlemeden) ikinci eşi alanlar bu toplumun en düzgün (takvalı) olanlarındandırlar.

      • tarık diyor ki:

        Güzel cevap, Allah ömür verirse Osman kardeşi 5 sene sonra başka bir rumuzla 2. eşin en ateşli savunucularından olarak sitede göreceğiz inşallah:)

      • dilruba diyor ki:

        İşte biz asıl bundan rahatsız oluyoruz.Sanki erkekliğin temel şartı çok evlilikmiş gibi konuşulmasından.Yoksa biz de biliyoruz bazı erkeklerin bir taneyle yetinemiyecek olduğunu.Ama sizin gibi insanların bunu bütün erkeklere genellemesinden rahatsız oluyoruz.Herkes sizin gibi olmak zorunda değil.Bu şekilde sizin gibi düşünmeyenlere sosyal baskı uygulayamazsınız.Erkeğin fıtratı böyle diyerek de işin içinden çıkamazsınız.İlk yaratılan insan Hz Adem için tek kadın yaratıldı biraz bunun hikmeti hakkında düşünmeli insan.Yoksa haşa hz Adem erkek fıtratına sahip değil mi diyeceksiniz.Evrendeki çift teorisini de düşünmek gerek.Bu teoriye göre herşey çiftiyle vardır.Bu sözlerimden çok eşliliği reddettiğim düşünülmesin.Tabiat kanunlarının bile istisnası varken çok değişkenlik gösteren insan için istisna olmaması düşünülemez.Ama unutmayın ki Osmanlı’da serbest olduğunda bile şu an sandığınız gibi çokeşlilik yaygın değildi.
        Gelelim sizin evlenince ikinci hanımı istemenize.Evlenince diyorum çünkü bir çoğunuzun evlilikle ilgili hayallerinde 4 ev 4 hanım gibi şeyler yok.Eşinizle ilgili istemediğiniz durumlar olduğunda gücünüz yetemediğinde (psikolojik olarak) ikinci hanım düşünceleriyle eşinizi cezalandırma yöntemine giriyorsunuz.Bu sayede çok narin egolarınız koruma altına alınmış oluyor.Haydi kolay gelsin :)

        • eymen diyor ki:

          Hem söze tahammülünüz yok, hem de bayramlık ağzımızı açtırmaya sebep oluyorsunuz maalesef.
          Günah bizden gitti.

          Eski İslam alimleri demişler ki, bir adamın 4 hanımı, 100 cariyesi olsa ve 101. cariyeyi almak istese kınamak caiz değildir.

          On yıllık evli bir adamın ilk beş yılda iki çocuğu oluyor, ve zor geldiği için hanım başka çocuk istemiyor. Ama adam istiyor, ne olucak adamın bu isteğini isteğini geri çevirmeye hakkı var mı İslam’da kadının. Kadın ya doğurmaya devam decek, yada birini bulup kocasıyla evlendirecek.
          Yada kadın 40′ını geçince istek, mistek, libido,mibido, kalmamış, östrejen üretimi durmuş, adam dinç ve sık isteyen biriyse onunda evlenmesine kimsenin birşey demeye hakkı yok. Size göre adam boşanmalı, bana göre ikinciyi almalı.
          Öyle de olabilir ki belli bir yaştan sonra eşlerin cinsel hayatı uyumludur, ama aralarında muhabbet yoktur, kadın muhabbet ihtiyacını arkadaşları, komşuları, akrabaları ve çocuklarıyla giderdiği için, adamla muhabbet etmeye hem ihtiyacı yoktur, hemde vakti (Bkz. ‘Kocana Yar Mısın’ isimli yazı). Adam ne yapsın, evlenmesi lazım tabi ki de, ama bu durumda aslında kadının çokta umurunda olmamasına rağmen el ne der diye basar yaygarayı.

          • dilruba diyor ki:

            Ben kınamıyorum kimseyi dediğim gibi bazı erkekler de öyle yaratılmış olabilir ihtiyaç duyabilir.Ama sizin bunu bütün erkeklere mal etmenizi tabi ki kınarım.Üstelik gelip burda ben istemiyorum diyenle dalga geçerseniz ben de sizlerle dalga geçerim.Aslında size ayna tutuyorum başka bişey yapmıyorum.Bunu gerçekten istediğiniz veya ihtiyaç duyduğunuz için değil eşinizi kafanızda veya sözle cezalandırmak için yapıyorsunuz bi nevi ego tatmini.Yani fıtratınızdan kaynaklandığı için değil,öyle olsaydı hiç çekinmezdiniz 2.yi almaya çünkü fıtratın önüne geçilmez.Nasıl olsa nikah gizli de oluyomuş birinci hanıma haber de vermezsiniz alır 2.yi rahata erersiniz.Yapmıyosanız aslında fıtri olarak çok eşliliğe yatkın bir insan değilsinizdir.Sadece ortalıkta laf yarıştırırsınız :)

          • eymen diyor ki:

            Dilruba hanım bekarsınız galiba!

          • eymen diyor ki:

            Ben burada kendim için yazmıyorum, toplum için yazıyorum.
            Gerçek olaylardan bahsediyorum. Herşey meşru çerçevede olsun, kimsenin hakkı yenmesin istiyorum.
            Siz bizim adımıza konuşuyorsunuz.
            “Eşinizle ilgili istemediğiniz durumlar olduğunda gücünüz yetemediğinde (psikolojik olarak) ikinci hanım düşünceleriyle eşinizi cezalandırma yöntemine giriyorsunuz.” demişsiniz, nerden biliyorsun böyle yaptığımızı.
            “Ama sizin bunu bütün erkeklere mal etmenizi tabi ki kınarım.”
            İkinci eşi sağlıklı (ve dini kaygısı) olan erkeklerin %90′ı ister, %20 sinin buna imkanı vardır, %10 u bunu gerçekleştirebilir. Nasıl oranları beğendiniz mi?

          • dilruba diyor ki:

            İkinci eşi sağlıklı (ve dini kaygısı) olan erkeklerin %90′ı ister. İşte bu kısma katılmadığımı söylüyorum.Öyle bir toplumsal fikir oluştu ki sanki erkeklerin tek derdi kadınmış gibi.İkinci eşle ilgili hiç bişey düşünmeyen erkekler toplum tarafından böyle düşünmeye itiliyor.Yeri geliyor sen nasıl erkeksin deniliyor yeri geliyor kargalara güldürülüyor.Benim karşı çıktığım aslında bu.Hem çokeşliliğin yasalarca yasak olması hem batı tesirli her olayı kadın erkek ilişkilerine indirgeme (ki asıl kastedilen şey cinsellik) dindar erkeklerde böyle bir algı oluşturdu.Sanki her erkek çokeşli doğar erkeğe yetmez bir kadın gibi bir haliniz var.Karşı çıktığım şey bu.Kendi adınıza yazmayıp kendinizi toplumun sözcüsü konumuna sokmanız daha fena.Toplum adına mı dalga geçtiniz eymen bey?

          • firuze diyor ki:

            Eymen Bey, sizin fikirlerinize bir hanim olarak sonuna kadar katiliyorum.Zaten tum sıkıntımız su “el ne der” diye yasamak degil mi? Hepimiz yeri gelince Elhamdullillah Muslumaniz diyoruz ama “Allah ne der, ne diyor?” demeden “el ne der” diye hayati birbirimize (kizimiza,oglumuza,kardesimize,esimize) zehir ederek geciriyoruz yillarimizi….. Hepimiz icin herseyden once “Allah ne diyor?” diyebilmek duasiyla…

          • eymen diyor ki:

            Dalga geçmedik, yazının tamamını bir daha okursanız böyle bir sonuç çıkamayacağını görrüsünüz. Bir büyük olarak tecrübelerimizi aktardık Osman Bey’e.
            Doğal, düşünceli, güleryüzlü, anlayışlı, kocasına gerektiği gibi saygı (duyan) gösteren, saliha, tek bir kadın erkeklerin %95′ine yeter ama; kadınlar böyle değiller ve de böyle olmaya da niyetleri yok maalesef.
            Ayrıca bugün bu ülke de evlenmek isteyen bir milyon erkek varsa, iki milyon da kadın vardır. Bir milyon kadını ne yapacaksınız. Hadi maddi, manevi, cinsel ihtiyaçları çokta önemli değil diyelim. Peki bunların anne olma hakkı ne olacak. Sizin çözümünüz ne?

          • dilruba diyor ki:

            Eğer sorunuz gerçekçi olsaydı burada tartışırdık ve çok eşliliği çözüm olarak sunardık.Ancak bu ülkede erkek nüfusu kadın nüfusundan fazla olduğu için sorunuz biraz abes kaçıyor. http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=10736 bu linkteki tablo 3′e bakabilirsiniz.Siz en iyisi bir kadın birkaç erkekle evlenemeyeceğine göre ülkedeki fazla 341.639 erkeğin baba olma hakkını düşünün.
            Daha kaç kere söylemem gerek bilmiyorum ama çokeşliliğin her erkekte olması gereken bir his düşüncesine karşı çıkıyorum.Bugün biri çıksa karşınıza “ben hanımımdan başkasını görmüyorum ihtiyaç da duymuyorum” dese kılıbık damgası yer erkek değil bu denir.Aslında bu genellemeleriniz hayatı size zehir ediyor eşleriniz size karşı daha kontrollü daha takıntılı oluyorlar.Çünkü onun bilinçaltına erkek değil mi yapar bir kadın yetmez düşüncesi sokmuş oluyosunuz bu şekilde.
            Firuze Hanım size karşı en ufak birşey söylemedim.El ne der baskısına da kesinlikle katılıyorum.Kimi erkek el ne der diye ikinci hanımını saklıyor kimi erkek de el ne der diye karısına iyi davranamıyor.Sonra önce kadınlar mutsuz oluyor sonra da kendileri.Sonuçta bir erkek sevdikleri için toplumu yok sayamıyorsa korkaktır.Kimi erkekler de korkak yaratılmış.

          • Süheyla diyor ki:

            Doğal, düşünceli, güleryüzlü, anlayışlı, kocasına gerektiği gibi saygı (duyan) gösteren, saliha, tek bir kadın erkeklerin %95′ine yeter ama; kadınlar böyle değiller ve de böyle olmaya da niyetleri yok maalesef.

            İkinci eşi sağlıklı (ve dini kaygısı) olan erkeklerin %90′ı ister

            ***

            Eymen Bey,
            Bu sözleriniz düşündürdü beni açıkçası.Yani ülkemizdeki kadınların büyük oranı eşlerini mutlu edememesi ve etmeyede niyetli olmaması çok vahim bir durum.Dedikleriniz doğruysa şahsen bu duruma çok üzülürüm.Çünkü mutsuz evliliklerde mutlu çocuklar yetişmiyor.

            Bir de “Ayrıca bugün bu ülke de evlenmek isteyen bir milyon erkek varsa, iki milyon da kadın vardır. Bir milyon kadını ne yapacaksınız. Hadi maddi, manevi, cinsel ihtiyaçları çokta önemli değil diyelim. Peki bunların anne olma hakkı ne olacak. Sizin çözümünüz ne?”

            demişsiniz.Bir iki ay evvel ülkemizde erkek nüfusunun kadın nüfusundan daha fazla olduğunu okumuştum.Bu durum da nasıl iki milyon evlenmemiş kadın ve bir milyon evlenmemiş erkek bulunuyor onu anlamadım.Bahsettiğiniz yeni açıklanan bir oran mı?Bilmediğimden soruyorum…

            ***

            Artık şu çok eşlilik mevzusunu bir rafa kaldırsak.Anladım ki bu konuyu tartışmak çok anlamsız.Çünkü tartışmanın kimseye bir faydası olmadığını gördük.Kıyamete kadar da tartışsak ortak bir noktaya varamayacağız.Çok eşlilik dinimiz de var mı?Var.Evlenenler haram mı işlemiştir?Hayır.Çok eşlilik konusunda hassas olan kadınlar (ben de çok hassasım) başka erkeklerle çok eşliliği tartışmak yerine kendi hayatlarına bakıp,eşlerinin kıymetini bilsinler.İlle de üzerlerine eş gelecek korkusuyla değil,gerçekten mutlu edebilmek amacıyla kıymet bilsinler.Çünkü eşlerini mutlu edebildikleri ölçüde hayatta mutlu olacaklardır.Duygusal davranıp başkalarının da 2.eşini rencide etmemize gerek yok.Sonuçta hayat onların hayatı.Çok eşli olanların da hayatının güllük gülistanlık olmadığını görüyoruz.Hatta onların hayatı daha da zor.

          • Süheyla diyor ki:

            Firuze Hanım,

            En son bayağı üzgündünüz,inşallah üzüntünüz geçmiştir?

          • teslime diyor ki:

            On yıllık evli bir adamın ilk beş yılda iki çocuğu oluyor, ve zor geldiği için hanım başka çocuk istemiyor. Ama adam istiyor, ne olucak adamın bu isteğini isteğini geri çevirmeye hakkı var mı İslam’da kadının.

            aynı durumun tersi olursa ,yani 11 yıllık evlilik ,2 çocuk var,imkanlar müsait, kadın çocuk istiyor fakat adam istemiyor ,1.kadının bu isteğini erkeğin geri çevirmeye hakkı varmıdır.2.kadına düşen burada sadece itaat mıdır.

          • eymen diyor ki:

            Bana değil müftülere sorun, ben bu konuyu kapattım.

        • eymen diyor ki:

          Eşinin olmadığı vede haberdar olamayacağı bir yerde “ben hanımımdan başkasını görmüyorum ihtiyaç da duymuyorum” diyen adamı tebrik ederiz, kılıbık demeyiz. Adam iki eşlidir ama eşlerinin kuklası olmuştur, işte o adama kılıbık deriz.
          Nüfüs sayıları yanıltıcı olabilir. Mesela bu ülkede kaç tane yabancı gelin var biliyor musunuz?
          Kadınların uzun yaşadığı da bilindiğine göre önemli bir kısmını da evlenmek isteyenler katagorisine sokamayız. Belki beni rakamlarımda abartılı olabilir (500 bin olsun) ama çevremizde görüyoruz, 35′ine gelmiş evlen(e)memiş kızlar var. Boşanan erkeklerin çoğu evlenebilirken, kedınların evlenemediği de hep gördüğümüz şeyler. Erkek sayısına dahil olanların bir kısmının da erkeklikle alakalarının olmadığını açıklamama gerek yok sanırım. Bir kısım erkekte iş hastası olmuş işini aile kurmaya tercih etmiş durumda maalesef. Ama yine de böyle bir ihtiyaç yok diyorsan, ve gerçekten böyleyse buna sevinirim sadece.
          Çok ihtiyacı olanlarda Fas’ a gidiyormuş zaten. No problem yani. Her şey çok güzel. Lay lay lom.

          • firuze diyor ki:

            Merhabalar Suheyla Hanim,

            Ilginize tesekkur ederim.Iyiyim cok sukur hamdolsun. Aslinda benim “esim geldi mi gelmedi mi, ne zaman geldi, gitti mi” diye seyleri kendime fazla dert etmesem, ve daha cok sukretsem esimle aramizda iletisimsizlik, sevgisizlik, ilgisizlik gibi sorunlarimiz yok cok sukur,normalde cok guzel anlasiyoruz,birlikte cok guzel keyifli vakit geciriyoruz,saatlerce (en uzun rekorumuz,araliksiz dort saat, evimizde turkiye kanallarini ceken tvmiz de yok sadece buranin kanallarini ceken tvyi de biz acmiyoruz zaten) her konudan zevkle muhabbet edebiliyoruz sakalisiyoruz esim de sagolsun bir gun gelmese de ertesi gun mutlaka geliyor,(dokuz ay oncesine kadar geceleri yanimda da kalmiyordu simdi gelince yanimda da kaliyor, arada aksakliklar olsa da) cogu zaman da sevgisi hissettiriyor, tabi ben gozumdeki sinir perdesini kaldirip bakabilirsem ve keske ben daha cok sabirli olup, kirilmadan sinirlenmeden hareket edebilsem,hayati yok yere ne kendime ne de esime gore zehir etmesem, biliyorum ki yeryuzundeki milyonlarca kadindan daha cok sansliyim bunu hic unutmasam da ruyamda peygamberimizden uyari almasam gecen gece oldugu gibi….(eskiden de farkli farkli zamanlarda oldugu gibi)

            Selam ve Dua ile…

          • eymen diyor ki:

            Gerçekten bu konuyu kim açtı ya, makaleyle ilgisi yok, kapatalım gitsin. İlerde bu konuda bir makale olursa ancak yazmak üzere çokeşlilik meselesini kapatıyorum. Oh be :)

        • tarık diyor ki:

          Ya arkadaş madem fizik kimya bilmiyorsunuz o halde kıskançlığınıza şu mubarek bilimleri alet edip de komik olmayın.

          Evrende her şey çiftiyle vardır diye bir kural yoktur, o kural “Her şey zıttıyla kaimdir” şeklinde. Çiftiyle vardır ne yahu? :))

          Zıttıyla kaimdir kuralındaki zıt ise her zaman çift değildir. Sizin kasdettiğiniz çiftteki çift aynılık ifade eder ama aslı olan zıttıyla kaimdeki zıtlık aynılık değil farklılık ifade ederken tek başına bir araya geldiğinde tek olur. Kadın erkek, siyah beyaz, elektron proton gibi.

          Hadi diyelim sizin söz doğru (ki değil yani) örneğin çiftteki bir tek, o çiftteki tek ile çift olduğu gibi başka bir tek ile de çift olabilir. Dolayısıyla o tek’in başka n tane tek ile çift olma sınırı sonsuzdur. Çiftten kasıt(söz doğru olsa bile) 2 demek değil, eş demektir, birliktelik demektir. Bizim çifter çifter diye sözümüz var oradaki mana ikişer ikişer değil birbirine denk veya zıt olsa da birliktelik oluşturmuş 2 farklı “şey”in varsayıması demektir.

          Biraz bilim kafası biraz mantık biraz felsefe lütfen. Evi süpürdüğünüz gibi mantık bilimiyle uğraşmayın.

          • dilruba diyor ki:

            Tarık bey Allah hepimizi sizin egolarınızdan korusun.Yukarıda bişeyler anlatmışsınız ama sadece laf salatası yapıp hakaret etmeye çalışmışsınız.Teoremin adı parity olduğu için çift olarak yazmam anormal mi acaba siz daha iyi bilirsiniz muhtemelen ingilizceyle ilgili de bir üniversite bitirmişsinizdir.”Kadın erkek, siyah beyaz, elektron proton” şeklinde zıttıyla olamaz gibi birşey dedim mi.Burda evlilikten bahsettiğimize göre eş derken kadın-kadın veya erkek-erkek şeklinde bir eşlik oluşturamayacağımıza göre her halde zıttını da kabul etmişizdir.
            Allah aşkına kimi kıskanmış olabilirim tarık bey ben henüz evli bile değilim :D Size göre ben kıskançlık olduğum için böyle yazıyorum bana göre de bu yorumları yapanlar muhteşem egolarıyla kendilerini çok kudretli erkekler olarak gördükleri için yapıyorlar.Çok eşli fıtrata sahip erkekler çoktan ikinci hanımlarını aldılar zaten yani bir nevi zenginin malı züğürdün çenesi olayı :)
            Bu sitedeki hatta bu ülkedeki tek fizik kimya bilen üniversite okuyan sizsiniz zaten.Siz yüce tarık bey evrenin sırlarına ulaşmış bütün kadın erkek gizemlerini çözmüş fetva makamında bir insansınız.Muhtemelen 14 yaşındayken arkadaşlarınız size Einstein diyorlardı.Biraz insanlık biraz tevazu biraz empati lütfen.

      • .:. diyor ki:

        Eymen demiski;
        “Çok iyi gördüğün tam bana göre dediğin kişinin bile, zamanla öyle olmadığını veya çevresinden etkilenerek değiştiğini görünce hayal kırıklığına uğrama; herkes yaklaşık olarak böyle zaten bu dünya imtahan yeridir diye düşün”

        - Cok yerinde ve kesinlikle dikkate alinmasi gereken bir durum.

        “Acizane tavsiyem evleneceğin kişinin sabrinı kontrol et, çünkü büyüklerimizden duyduğumuza göre sadece sabrın riyası olmazmış, onun dışında herşeyin riyası olabilir.”

        - Sabrin yaninda, Sadakat ve Zor bir durumda iken birakip gitmek de, (Sabir gibi) Evlenirken verilen sozun “Hastalikta ve saglikta, Iyi gunde ve zor gunde” gibi sozlerin oylesine soylenmis gibi degil, icerignin gercekte yasanmasi ve uygulanmasi.

        Bir cok insan bu sekilde imtihan olduguna ben inaniyorum, Insanlar evlendikleri zamanki durumlarindan daha farkli durumlara gecebiliyorlar belli bir surec sonunda, (Ekonomik, Saglik, kotu aliskanliklar, baskalarinin mudahale ve yonlendirmesi, farkli dusunmeye baslama, bencinllik, kisilerden birisi ayni sartlarda yasamaya devam etse de digerinin imkanlarinin yukselmesi ile karsisindakini hor ve kucuk gormek, dengi olmadigina inanma veya baskalari tarafindan inandirilma, v.s……)

        • eymen diyor ki:

          Evlenmeden önce bakıcak, deniyecek sabırlı mı diye, sabredemiyorsa riyakarlığı ortaya çıkar, o zaman evlenmezsin onunla. Gerçi hiçbir şeyin garantisi yok, çevresinin etkisiyle sonradan da bozulabilir. Dua etmek lazım. En iyisi bol bol dua etsin bekar arkadaşlar.

      • omer diyor ki:

        saliha es bulma ihtimali binde birse adam niye saliha olmayan iknci bir es alip hayatini daha da zorlastirsin

  11. gulbeyaz diyor ki:

    tarık beyin asılsız yorumu ne idi?..islam alimlerinin ufukları darmıs gibi gostererk onların kadın haramla yazısaır korkusuyla yazma ogretiminden men eden fetvalarınnı varlıgı na dair soylemi idi..benim itirazım buna oldu,kaynak istedim,,once kitap ismi atıp gecistirdi..simdi yuvarladı bıraktı…Allah selamet versin..

    • tarık diyor ki:

      Kynağı adresiyle verdim, sen de zahmet edip gidip alıp okuyacaksın. Armut piş ağzıma düş olmaz.

      • demet diyor ki:

        tarik beyin egosuyla bsaedemezsiniz arkadaslar . birakin yazsin kendi kendine. zaten anlasilan o ki cok lutufkar bir insan kenfisi. muhtesem ilminden bizi mahrum etmemek icin gunleribilgisayarb
        asinda geciriyor. biz de ona cevap vererek nefsini iyice kabartiyoruz. İte

    • tarık diyor ki:

      Evet bu yazı mutlaka okunmalı. Bu yazıyı okunmalı ve asrı saadette ve sonrasında ilim öğrenen kadınlar ilmi nasıl öğrenmiş kafalara sokmalı. Yazıda benim daha önce iddia ettiğim konuların hepsini doğrulama var. Söylediklerimi özetleyip dikkatleri yazıya yönlendirmek isterim:

      1-Kadınlara da erkekler gibi ilim öğrenmek farzdır.

      2-Sorun kadınların ilim öğrenip öğrenmemesi değil öğrenme şeklidir.

      3-Efendimizin eşleri okuma-yazma ilim biliyordu ama hepsi efendimizle evlenmeden önce biliyordu. Efendimizle evlendikten sonra öğrenen yoktur. Olsa bile yasak değildir. Yasak olan şeklidir. Ki buna da cevaz verilmiştir ama şartlıdır.

      4-Ne sahabe zamanında ne de sonrasında kız çocuklarının bir okula gidip eğitim alması söz konusu de-ğil-dir. Eğitim alan kızlar ya evlerinde ya da bu işi yapan kadınların evinde almışlar ve bu eğitim de ev kadınlığının en iyi olmasını sağlayan eğitim ve okuma bilgisidir.

      5-Günümüzdeki gibi karma eğitim veya erkek hocalarla eğitim islam tarihinde asla ve kat’a olmamıştır ve bu tür eğitim alan için de veren için de ha-ram-dır.

      6-Alim ve evliya hanımlar asla ve kat’a bu ilimlerini bir erkek hocadan almamışlar, alanlar perde arkasından sohbet şeklinde dinlemişler, çoğunun ilmi de vehbidir. Vehbi ilim nedir bakınız. Bu hanımlar bilgilerini öğretirken ya nikah düşmeyen erkek yaınları sayesinde ya da ileriki yaşlarda kendilerine bir hanım sayesinde veya yaşlı haldeyken perde gerisiden soru sorulunca anlatmışlardır. Sokaktan biri gidip bir kadına alim de olsa soru soramaz, haramdır.

      7-Bu devirde kız çocuğu okutmak elbette günah değildir. Eğer okulda erkek hoca yoksa, karma değilse, gidiş gelişte haram yoksa, kız kapalıysa elbette bir mahsuru yoktur. Bunlar varsa kim helaldir diyebilir?

      8-Bütün bunlara rağmen “islamın 5 temel meselesi sekteye uğramışsa, imansızlık varsa bu büyük günah ve haramlara nispeten küçükler tercih edilmeli kızlar da okumalı ama tek amaçları dine hizmet etmek olmalı” diyen bazı alimler günahını bilerek ve tevbe etmek şartıyla okumalarına cevaz vermişlerdir.

      Bu kadar açık yazdıktan sonra söylenecek söz yok.

      • eymen diyor ki:

        Sayın Tarık bey ‘Şahver Çelikoğlu’ ismini bir araştırın. Kendileri Türkiye’de (belki de dünyada), yaşayan en büyük kadın din alimidir. İlmi nasıl öğrenmişler nasıl öğretmişler bir bakmak lazım.
        Öyle kızlar vardır, liseye göndermek bile sakıncalı veya gereksiz olabilir; Öyle de kızlar vardır ki üniversite, master, doktora okusun okuyabildiği kadar, o çevresine zarar vermez faydalı olur, onun duruşu bile tebliğdir.

        • tarık diyor ki:

          Din, kişilere göre kural vaz’etmez. Kurallar vardır o kurallara isteyen uyar isteyen uymaz. Bazısı bazısına uyar. Sonuçta herşeyin hesabı görülecek. Hesabın görüleceği zamanda Allah kişiye göre hüküm verebilir, ona karışamayız.

          Meseleyi sadece kadın olarak da ele almak yanlış, insan meselesi. Bahsettiğiniz hanım yazdıkları, söyledikleri ve duruşu ile örnek müslüman olmuş ise umulur ki bu ilmi alma sırasında ister istemez aldığı varsa günahları da bağışlanır. İmansızlık hastalığının çağında bu hastalığa deva niyetiyle yapılan her şey kudsidir.

          Bakın ben tartışmayı daha genişletip bir boyut katayım. Şu an bugünde devam eden 28 şubat soruşturması var. Bu soruşturma ile ülkede din düşmanlığı yapan sivil memur herkesten hesap soruluyor sorulacak. Siz sanıyor musunuz bunu yapan irade şimdiki hükümet. Asla, açıklamalrından anladığımıza göre onlara kalsa bu soruşturmaları kapatacaklar. Şimdi adeta bu ülkedeki dini yaşantıya ve islama dinamit koyan bu insanlardan hesap soran savcılar veya görevliler o makama zembille inmedi. 28 şubatın en etkin olduğu zamanda bunlar memurdu, bunlar atılmadıysa “belki” eşlerinin başı açık olduğundan, üniversite okuduğundan atılmadı ve şimdi hakkı yerine getirme makamındalar. İçlerinde kadın savcı, hakim de olabilir hesap soranlardan bunlar başı açık okudu, açık görev yapıyorlar. Bunların okumuş olmasına kim ne diyebilir, yaptıklarına bakılınca. Ama bunlar yine günah işledi, belki haram işledi ama bu günah ve haramlar din ve Allah düşmanlarının yaptıklarına kıyas edilince ve onlarla hesaplaşma söz konusu edilince “belki” 2. plana atılır ve umulur ki Allah onların bu büyük dine hizmetlerinden dolayı bu seviyeye gelene kadar ki günahlarını affeder.

          Yoksa kim diyebilir ki bunların okuması helaldir, günah işlememiştir. Mesele niyettir. Niyeti para olmayan sadece iman olan da çok azdır. Ölçüsü, senin görevin bitti memurluğu bırak ibadet et evinde diyebilecek ilim ve yetkinliğe sahip biri bunu dediğinde anında o görevi bırakabilmektir. Hz. Ebu Hanife gibi, kendisi zamanın en zenginlerindendir ama peygamber varisidir. Zenginlik eğer o zenginliğin tamamı bir anda yok olursa zerre miktar üzülmedikçe caizdir.

      • Nuray diyor ki:

        ALLAH razı olsun, yazdıklarınıza aynen katılıyoruz.

      • Ahir Zamanda Erkek Olmak diyor ki:

        2-Sorun kadınların ilim öğrenip öğrenmemesi değil öğrenme şeklidir.

        kardeşim sorun zaten gelip burda düğümleniyor…

        şimdi benim önerim şu:

        *ilk dört yıl zaten okuma yazma öğrenilir daha sonraki dört yıl eğer kız imam hatip liseleri açılırsa oraya gönderilir geri kalan dört yıl açıköğretimden okutulur.ünvteye gelince eğer kadının ailevi durumu çok düşük değilse maişet derdi yoksa okutulmamalı (ilahiyat dahi olsa)illa okutulacaksa onunda açıktan okunması lazım.

        bu sistemde en makulu bu görünüyor..

        amma işin takva boyutuyla amel edilmesi istenirse o zaman kişinin kendi maddi imkanı varsa evinde kendisi okutur yada bayan hoca tutar bir şekilde kızını yetiştirir.misalen benim bildiğim m.islamoğlu kendi kızlarını kendisi yetiştiryor ünv.falan göndermiyor.

        yok maddi imkan yoksa sadece okuma yazma öğrenildikten sonra okuldan alınır okutulmaz kendisine farz olan ilimleri başka yerlerden alınmasına imkan tanınır sohbet yerleri,kur’an kursları cemaatler,dernekler vb.

        8-Bütün bunlara rağmen “islamın 5 temel meselesi sekteye uğramışsa, imansızlık varsa bu büyük günah ve haramlara nispeten küçükler tercih edilmeli kızlar da okumalı ama tek amaçları dine hizmet etmek olmalı” diyen bazı alimler günahını bilerek ve tevbe etmek şartıyla okumalarına cevaz vermişlerdir.

        *okuyan kızların kaçta kaçı dine hizmet amaçlı okuyor?
        *ayrıca burda bir cevaz söz konusu olmaz zira cevaz vermek demek o işin günah olmadığına dair bir delil sunup o işin mubah olduğuna helal olduğuna ruhsat tanımaktır..oysa sen burda yazdığınla çelişiyorsun “hem günahını bilerek hem tevbe etmek şartıyla cevaz vermişlerdir” diyorsun birdefa bir işe hem günah diyecek hem o günahtan dolayı tevbe et diyecek hemde cevaz verecek nasıl iş çözemedim doğrusu.?

        ha şu şekilde denilebilir..”kardeşim senin bu karma ortamda okuman aslında haramdır aynı şekilde bu ortamda çalışmanda haramdır.lakin belki sen okurda bir yerlere gelipte birinin imanını kurtarmaya vesile olabilirsin tercih senindir ister oku ve çalış ister okuma çalışma benden bu konuda fetva bekleme.”denile

        • Ahir Zamanda Erkek Olmak diyor ki:

          yanlışlık oldu burdam devam edeyim….evet dediğim şekilde alim kişi ancak öyle diyebilir..yoksa kızım git hem oku hem çalış bunun günahı yoktur helaldir derse o zaman bunun adı cevaz olur…ve böyle birşeyde çok tehlikelidir..

          her neyse benim bu konuda nedense kalbim tatminkar değil yani kadın kendini feda edecek haram işleyecek bazen başını açmak zorunda kalacak erkeklerle karma ortamda çalışmak zorunda kalacak ama gaye ya birini kurtarırsa ya sebep olursa..peki ya olamazsa?burasıda düşünülüyormu ya o kadın bu haramları işleyip bir yerde göreve başladı ertesi gün azrail geldi canını aldı o kadın öldü o zaman ne olacak?yani bilmiyorum bazı kesimler bunu çok yapıyorlar ama bana mantıklıda gelmiyor kalbimde tatmin olmuyor..

          yani bir haram işlenip bir helal nasıl yapılır..hz.peygamber (s.a.v)”ben size bir şey emredersem onun gücünüz yettiğince yapın bir şeyden nehyedersem ise ondan kaçının” demişken..ve bu hadis üzerine “def-i mefasid celbi menafiden evladır”(zararı defetmek yararı celbetmekten evladır)şeklinde fıkhı prensip konulmuş iken nasıl oluyorda kadınlara farz olan ilim için haram olan baş açmaya teşvik oluyor?

          nasıl oluyorda emr-i bil maruf nehyi anil münker yapmak için kadın taviz vermek haram işlemek zorunda bırakılıyorki bir farzı yapabilsin?

          yani bu şuna benziyor “sen şu karşı camide namaz kılmak istiyorsan önce yol üstündeki meyhaneye girmelisin yoksa camiye girmene izin verilmez,denilince o meyhaneye gitmeye benziyor”kanımca..

          oysa namaz evdede kılınır illa camiye gitmeye gerek yoktur..

          yani mesele şurda düğümleniyor neden kadın olmak zorunda yani kadın olmadan olmazmı erkeklerle bir yere gelinemiyormu?kadim gelenek boyunca hep ülkeleri yöneten erkekler ise derin güçler erkekler ise zaif ve narin kadınlar neden bir yerlere getirilip onlardan taviz verilmesi istenip bir şeyler yapmaya çalışılıyor? erkekler hepsi ipten mi geçirildi?

          birileri bu sorularıma cevap versinde beni ikna etsin? benim aklım ve kalbim tatmin olmuyor nedense..

          Ali Bulaç’ın bir yazısı vardı “Evden Camiye” diye ordada tartışmıştık Ali Bulaç diyorduki kadını camiye çekmek dini saiklerle değildir kadın önce evden çıkarılıp camiye ordadan piyasaya sürülmek isteniyor bu masum bir profe değildir diyordu özetle…

          acaba bu benim anlatmaya çalıştığımda böyle olmasınmı?

          yani kadın hizmet etmek adına birilerini kurtarma adına tavizler verip gerekirse kendi çocuklarını kreşlere verip kendini,çocuklarını ve ailesini yarım bırakması ne kadar makulca?

          Üstad bunların cevapları lazım bana yazdıkça aklıma başka şeyler geliyor biliyorsan yaz yok yeni sorular aklıma sokacaksan yazma daha iyi:))

          • tarık diyor ki:

            Valla yeter bence bu kadar, yazdık yazmadığımız bişey kalmadı. Hakkını helal et, yazdıklarını da okumadım:) Sen olaya farklı bakıyorsun, samimi değilsin. Niyetini anlıyorum, sen bir cemaati yargılamaya çalışıyorsun başörtüsünden dolayı. Bu topa girmem. Bu topa girmem için temel dini ilimlerde en azından metodolojik açıdan bilginin olduğuna emin olmam lazım. İçtihad nedir, hangi durumlarda hangi vasıslardaki kişilerce kullanılabilir, bu bilgileri kitabi olarak bildiğini bilmem lazım.

            Ben ne sorduğun soruların muhatabıyım, ne de sorduğun sorular ilmi derinliği olan sorular. Bu soruları ben 20 senden beri duyuyorum, soranları analiz ettiğimde gördüğüm şey; soruyu soranlar akademik açıdan hiç bir dini bilgiye sahip olmayan olaylara takım tutar gibi yaklaşan insanlardı. O yüzden çok zaman önce bu gibi toplara girmemeyi öğrendim.

            O yüzden bence şöyle yapalım; ben yazdıklarımı yazayım sen de ona karşı anti tez geliştir. Yazılanlara soru sorulunca oradan bir şey çıkmıyor.

    • tarık diyor ki:

      Yazıyı değerlendirdiğimizde:

      1-”Kadınları göze çarpar mevkilere oturtmayın, yazıyı da öğretmeyin. Dikiş öğretin ve Sure-i Nur’u da iyi öğretin.” [Hz. Âişe (r.anha), Ramuzül Ehadis] hadisi reddedilmemiş ve haklılığı izah edilmiş. Eğer okumak veya çalışmak için baş açmak gerekiyorsa Efendimiz bunu istememiş okumayı ve ev ilşlerini öğrenmekle yetinin demiş. Bu aynı zamanda liseye üniversiteye de gitmeyin demek oluyor tabi anlamak isteyene.

      2-İslam2dan sonra kadınların eğitimini anlatırken 3 maddede Efendimizin direkt eğitimimnden bahsedilmiş, hiç bir şekilde başka bir erkeğin veya kurumun nezaretinde kadınların ve kızların eğitimminden bahsedilmemeiş. Eğitimden maksad dini ilimlerdir öğretmen olmak için üniversite okumak değil.

      3-Kadınların da ilim öğrenmesi teşvik edilmiş ama bu teşvik sokağa çarşıya çıkarak değil evinde, ev işleri hanımlık ve annelik bilgisi ve dini ilimler çerçevesindedir.

      4-Kadın ve çocuklara daha çok erkeklerin öğrendiklerini anlatması emredilmiştir.

      5- “Öyleyse, bugünün inanmış erkeklerine düşen vazife, hanımlarına ve kızlarına öğrenme ve öğretme imkânları hazırlamak” denmiş bu imkanlar okul olarak varken bunu söylemenin tek mantığı bu okulların ve eğitim yolalrının islami olması haramdan uzak olması demek olduğu açık. Yoksa kızlarınızı okullara yollayın demek değil.

      6-”Kaldı ki, bugün ilim elde etme yolları; kitapların bolluğu, yetişmiş insanların çokluğu ve internet sayesinde kütüphanelerin evlere taşınmasıyla, geçmiş yıllara göre daha kolay ve daha geniştir. İnsana düşen şey ise sadece imkânları değerlendirme gayretidir.” sözleri her şeyin özetidir. Kişi isterse evde bile bu devirde orta çaplı bir hadis ve fıkıh alimi olabilir. Okula gitmeden bir hemşire kadar bilgili, bir pedagog kadar ilim sahibi olabilir.

      Ama kadınımızın derdi meslek sahibi olup çalışmak ise bu haramdır. Bu kadar basit. Bunun haramlığına ve günahına rağmen yine de cevaz verildiği durumları aşağıda yazdık. Anlamak isteyene.

  12. gulbeyaz diyor ki:

    bu sitede yorum yazmak ne kadar caiz acaba..malum ister istemez sohbet(chat)ortamı olusuyor,ne kadar ii niyetli olunsada..

    yazı ogrenince haramla yazısabilecek kadın grubuna biz mi giriyoruz acaba?eger bunda haramlık yada mekruhluk varsa bu kadın erkek icinde gecerli olacaktır..

    yada perde arkasından konusmaya mı girer bu hadise,goruntu hatta sesimiz bile yok aslında..yine de asılsız yorumlara sabredebilirsem yorum yazmayı bırakmayı dusunuyorum sahsen…

    • Deniz diyor ki:

      Gulbeyaz Hanim,
      Benim de sahsen dini birikimim fazla degildir. Allah kusurlarimizi affetsin bildigimizle amel etmeye calisiyoruz. Siz “sitede yorum yazmak caiz mi? ” diye sorunca benim de kafama takildi.Eger oyle ise yorum yazmayi birakalim hic lazim degil. Yazilanlar “chat” gibi durmuyor en azindan kendi adima bu hic aklima gelmemisti. Esim benim icin “face’ hesabi acti ama benim mahremiyet algima ters gibi geldiginden devam ettirmemistim. simdi yagmurdan kacarken doluya tutulmayalim:))
      Ben sizin yorumlarinizi hem hakkaniyetli buluyorum hem begeniyorum eger caizse devam edin lutfen!. ya da site yonetimi erkeklere yorumu yasaklasin, o kadar!…

      • eymen diyor ki:

        Seviyenin düşürülmesine bizde karşıyız, yazılar kontrol edilirken daha seçici davranılmalı. Ama mümkünse neden yayınlanmadığıda bildirilmeli.
        Erkeklere yorum yapma yasaklanabilir! Veya bayanların yorumlarını cevaplamaları da yasaklanabilir!

      • tarık diyor ki:

        “ya da site yonetimi erkeklere yorumu yasaklasin, o kadar!…”

        :))) Hay Allahım ya, Hitler mezarından kalkmış, hiç güleceğim yoktu. :)

        • eymen diyor ki:

          En iyisi kadınları rahatsız edecek şekilde yorum yapan erkeklerin bilgisayarına virüs göndermek.:)

      • cielo diyor ki:

        eğer erkekler yazmayacaksa söyleyin, ben hiç bu sitenin ötesinden dahi geçmeyeyim:)

    • tarık diyor ki:

      Daha önce de yazdım, bu sitede sadece ve sadece kişisel mesajlaşma olmadığı için yazıyorum. Yoksa yazacak elli tane yer var, kendi sitelerim vardı, yine olurdu.

      Meseleye kadın zihniyetiyle baktığınızdan, salim bir değerlendirme yapamıyor, şahsıma saldırmak için belki defalarca yazıp editör hanımdan ikaz aldığım halde bu tekrardan dolayı yine işinize gelen tarafını alıyorsunuz. Son kez özetle:

      Kadına yazma öğretilmemesinin nedenini istediğiniz ve benim verdiğim kaynaktan öğrenebilirsiniz. Kadına yazı öğretilmemesi neredeyse 1300 senden beri hem de her islam coğrafyasında “genellikle” olan bir durumdur. Zaten bırakın yazmayı okumayı bilen bile çok çok çok azdır. Kuran okumayı kasdetmiyorum. Yazı okumak.

      Dolayısıyla 1300 senden beri islam coğrafyasında olan bu gerçeği izah ettik ve bunun dini referans noktalarını söyledik. Günümüzde yazı yazmayı öğrenmesin demek hayalperestlik olur. Kimse bunu demez, ben de demiyorum. Zaten ilkokul zorunlu, göndermen lazım. Zorunlu olmasa bile ilk 5 sene kız çocuğunun gitmesinde (son 1 2 sene buluğa erme tehlikesine rağmen) sorun olmayabilir ve böylece okuma yazma öğrenir. Kaldı ki ehli dünya denilen Erkin Koray bile kızını okula yollamamış kendisi veya tuttuğu öğretmelerle okutmuş. Modern pedagoji okulu dehanın en büyük düşmanı sayar. Ayrı konu.

      Üniversite okumasın da demiyorum, dediğimiz şey ne okursa okusun bunun harama bulaşmış halidir ki günümüzde çok azdır harama bulaşmadan okumak. Ayrıntılarını yazdık. Uzatmayacağım.

      “yine de asılsız yorumlara sabredebilirsem yorum yazmayı bırakmayı dusunuyorum sahsen…” Burada kasıt ben isem asılsız dediğiniz şeylerin kaynaklarını verdik, eğer haram diye söylediklerim kendi kafamdan ise vay benim halime, yok eğer asılsız dediğiniz şeyler ayet hadis ve onlardan icma kıyas ile çıkarılan şeyler ise vay sizin halinize. Siz bence yazarak günah alırmıyımdan çok asılsız nitelemesinden dolayı yazmayı bırakın, o daha büyük günah çünkü.

    • Lale diyor ki:

      aaa yapmayın lütfen Gülbeyaz hanımcım
      daha sabah sanırım metin karabasoglunun yazısındaydı yorumlarınızı inceledim kızların üniversite okuması hakkında yazmışsınız o kadar. Kızların *ismen ve cismen* üniversite okumasının doğru olduğundan ama burda hanımların *isimsiz ve cisimsiz* bilgi alışverişi yapmasının caiz olup olmadığından bahsediyorsunuz.çok enteresan! Sizin gibi *vizyonunu genişletmiş* bir insan böyle düşünürse bizim gibi *etiketsiz* insanlar neler düşünür kim bilir!

      • gulbeyaz diyor ki:

        lale hanımcım,
        eger etiketiniz olsaydı,kafanızda universiteleri “batakhane”olarak gormez,4 yıl boyunca 1 erkege gunaydın dememis kızların varlıgından haberdar olur,ikilemde kalmamın sebebini anlardınız,

        ha bi de vizyonu kendinize bu kadar dert etmeyin,herkesin vizyonu kendine canım kardesim,univ.live univ.tesiz insanlar karsı karsıya getiriliyor gibi gostermek pek insaflı degil.muzakeremizi yapıyoruz sadece,yarısmıyoruz

      • rikkatli diyor ki:

        Yazdıklarınız yukarıdaki yorum ve sorunun cevabı olamamış maalesef.

      • tarık diyor ki:

        gulbeyaz hanım’a kaynak lazım, kaynak olmayınca olmuyor. Gerçi kaynakla da olmuyor ama.

        gulbeyaz hanım orda öyle burada böyle bişey yazıyorsa bir bildiği vardır. Bizim gibi cahil cühela anlamaz lale hanım. Kendisi paralel evrenler arası gidip geldiğinden hakkında konuşmamaız pek uygun değil.

        • gulbeyaz diyor ki:

          yazdiklarimda hicbir celiski yok,editor siteye ~okudugunu anlayamayanlar icin~ bolumu acsinda sizi oraya yonlendirelim ,eymen bey yas kompleksini,digerleride oldugunu iddia ettikleri cahilliklerini belli etmeden yazip cizerler..

          • omer diyor ki:

            sitede en akli basinda yazilari yazanlar arasindasiniz. ben esimi universite de tanidim. dediginiz gibi uc yil boyunca bir tek erkekle bile selamlistigini gormedim. dorduncu yil basortusu yuzunden okulu birakti zaten . su anda Allaha sukur 3 cocugumuz ve mutlu bir evliligimiz var.

  13. gulbeyaz diyor ki:

    desperate kardesimin sozlerinden yola cıkarak,

    İlahi emir ve ruhsatların hikmetleri konusulsa dini birikimi az olup ogrenmeye hevesli kardeslerimizin,yanlıs anlamaları ve hissi tepkilerinin azalacagı ve yok olacagına inanyorum.

    En basiti cok eslilik mevzuunda ,isterdim ki erkege poligami egilimi veren Allahu tealanın bundan muradı ve hikmeti konusulsun.

    Bakara 187 buyururki,”şimdi,(bundan sonra,geceleri)onlara yaklasın(ailelerinizle cima edin)ve Allahın sizin icin yazdıgı (takdir ettigi)seyi(evlat kazanmayı)isteyin”emri cimanın esas gayesinin nesli cogaltmak oldugu buna mukabil alınan zevkin sadece bir ucret mesabasinde kaldıgını vurguluyor.zaten cinsel uzvun arapcası “tenasul azası”yanı nesil yapma azasıdır.buna gore bir kadıın 9 ayda yalnız bir dogum yapabilecekken,bir erkegin 90 kadını hamile bırakabilmesi ,erkeklerin fıtratına verilen cokeslilik egiliminin hikmetini cok basitce acıklayor olsa gerek..burda kadını öteleyen 2.sınıf yapan bir mantık yok.sadece sitede herseyi libidoya baglayan Sigmund Freudun cırakcıları bunu hedonizm(hazcılık)e getirerek islamın en nezih ruhsatlarından birini kadınları kıskırtarak anlatma yolunu seciyor.

    • Süheyla diyor ki:

      sadece sitede herseyi libidoya baglayan Sigmund Freudun cırakcıları bunu hedonizm(hazcılık)e getirerek islamın en nezih ruhsatlarından birini kadınları kıskırtarak anlatma yolunu seciyor.

      ***
      Bu çırakların yazılarını okuyunca ne yalan söyleyeyim, erkeklerin tek derdinin,zekalarının tek işlediği yerin cinsi münasebet olduğu ve ne kadar zavallı oldukları izlenimini uyandırıyor bende.Oysaki ben,erkeklerin cinsi münasebetten daha fazla hayatta ilgilendikleri şeyler olduğuna inanıyorum.

      • gulbeyaz diyor ki:

        canım kardesim oyle inanıyorsan,sen sanslısın demekki,cevrende vakur ,ciddi mumin erkekler var demektir.Rabbim boyleleriyle hayatını birlestirmek(/evliysen birlestirmis olmak)buyursun insallah.bu cıraklarıda buruluarda tanıyacaksın artık.cobansız köyün degneksiz gezenleri,agızlarına ne gelirse konusuyorlar..

        • eymen diyor ki:

          Biraz daha gayret ederseniz, ben yazmayı bırakıcam; ha gayret, biraz daha açılın, başaracaksınız …

        • seymen diyor ki:

          1. Köyün çobanı olmaz, sürünün çobanı olur.
          2. Köyün köpekleri olur. Onlarda köyü korumak için tanımadıkları yabancılara saldırırlar, o yüzden köpeğin sahibi mudahale edinceye kadar deynek kullanılması gerekir.

    • tarık diyor ki:

      Güzel değerlendirme. Ama kadınlar özellikle dindar kadınlar poligamiye o kadar peşinen düşmanca ve hissi yaklaşıyorlar ki (bu yaklaşım bazen ilahi emirleri sorgulama ve dinden çıkma tehlikesine kadar gidiyor) dediğiniz düzlemde konuşulmaya zemin oluşmadı.

      Bu hissiyat da zaten şu cümlenizde kendisini gösteriyor : “islamın en nezih ruhsatlarından birini kadınları kıskırtarak anlatma yolunu seciyor.” İslamın en nezih ruhsatından kadınlar neden kışkırıyor? Neden bu islamın en nezih ruhsatı ben kışkırmıyayım demiyor da kışkırmak için en ufak şeyi bahane ediyor? Neden namaz emrinde kışkırmıyor da poligami ruhsatında kışkırıyor. Bunu önce kendinize sorun bence.

      Çok eşliliği savunan hiç bir erkek 2. sınıfa iteceği veya öyle göreceği kadın için bu kadar konuşmaz çabalamaz. 2. sınıf hissiyatı sadece 2. 3. eş olduğunda kendisini 2. sınıf gören kadınlara has bir duygudur. Erkek için 1. 2. 3. 4. eşi dünyanın kendisine verebileceği en büyük nimet ve cenneti dünyada yaşama şekillerinden birdiir çünkü cennetin sünnetidir çok eşlilik. Sorun kendisini 2. sınıf gören kadınlarda.

    • tarık diyor ki:

      “sadece sitede herseyi libidoya baglayan Sigmund Freudun cırakcıları ”

      Sema hanım burada size taş var, zira sitede cinselliği en çok anlatan, kadın erkek insanın en büyük ve temel ihtiyacı olduğunu dünyanın da cennetinde adeta Allah’ın bize ikram ettiği bu güzel nimet üzerinden döndüğünü en çok siz anlatıyorsunuz.

      Allah aşkına Sema hanım, siz freud çümüsünüz? Yoksa, gizliden Yahudi propagandası mı yapıyorsunuz:))) Ben demiyorum gulbeyaz hanım diyor.

      • Süheyla diyor ki:

        İyi manevra:)

      • eymen diyor ki:

        Tarık bey, tamam cinsellik (özellikle de evlilikte) önemlidir, ama insanın en büyük ve temel ihtiyacıdır demek işi abartmak olur. Susuz birkaç gün gün, aç bir-iki hatfta yaşayabilir insan. Temel en büyük ihtiyaç bunlardır.
        Kırkını birkaç yaş geçince tası tarağı toplayan birçok erkeğin de olduğunu sende pek iyi biliyorsundur. Teferruat bila ihtiyaç. Kışkırtılma var mı var, bu durum işi abarttırıyor mu, evet ; ama bunu normal sanmak hatadır.

        Bir de kusura bakma ama seninde bildiğin gibi hep doğruları söylemek gerekmekle birlikte ‘her doru heryerde söylenmez’ diye de birşey var. Bazı şeylerin ‘şuyuu vukuundan beterdir’ diye de bir söz var. Bilmem anlatabildim mi? Sürçi lisan ettiysek affola.

        • tarık diyor ki:

          eymen kardeş hayal kırıklığına uğramak üzereyim senin hakkında.

          susuzluk, açlık ile cinsel ihtiyaç kıyas edilecek konular mı Alah aşkına? Adam açlıktan suzuluktan ölmüşse cinsellik yaşayamaz elbette. Bu mudur mantık? Yapma.

          Burası doğruların söylenmemesinin daha ehven olduğu bir yer değil. Her türlü doğru söylenebilir. O yüzden söylüyorum. İnsanlar neden bu doğruyu uygun olmayan bu yerde söylüyorsun demiyor ama söylediğin yanlış diyor :)

          • eymen diyor ki:

            Arkadaşım ben önemli değil demiyorum, ama sende ayrıntıya girmeden istisna koymadan herkes için aynı derecedeymiş gibi söylüyorsun. Aç kalırsa bir insan doyucak kadar hırsızlık yapabilir, ama cinsel ihtiyacı var diye … yapabilir mi? Caiz mi? Evlenemeye imkanı olmayanlar oruç tutsun buyuruluyor.

            Ayrıca benim düşünceme (Kur’an ‘dan anladığıma) göre, bu toplumda milyar dolarlık serveti olan bir müslüman dört tane evlenmiyorsa vebaldedir. Ahirette bundan da hesaba çakilecek. Bu kadar bekar kadın evlemenezken ve çalışmak zorunda kalırken, neden sen bunlara sahip çıkmadın denecek.

          • hasret diyor ki:

            eymen bey
            ****
            Ayrıca benim düşünceme (Kur’an ‘dan anladığıma) göre, bu toplumda milyar dolarlık serveti olan bir müslüman dört tane evlenmiyorsa vebaldedir. Ahirette bundan da hesaba çakilecek. Bu kadar bekar kadın evlemenezken ve çalışmak zorunda kalırken, neden sen bunlara sahip çıkmadın denecek.
            ****
            peki evelenenemeyen bekar,yoksul effetli erkekler ne olacak?4 tane hanım aldında başka müslüman kardeşini evlendirip yuva sahibi etmedin , hayrın olmadı denmeyecek mi?onların vebali zenginlere sorulmayacak mı?nedense hep kadınları düşünüyorsunuz?yoksul erkekler ne olacak?

            bence durumu olup dört hanım alacağına etrafındaki bekar gençleri evlendirsinler bu daha sevap değil mi? hem bir değil 2 insana hayrı dokunur,bir yuva kurmuş hemde mesuliyetten böylelikle büyük vebalden kurtulmuş olur ..ayrıca erkek nesli daha tükenmedi..çok şükür savaşta söz konusu değil ülkemizde komşu ülkedeki hanımları düşünen alabilir tabii..
            bu konuda bakın kur an nediyor?

            ” Ve sizden eşi olmayan erkekleri ve kölelerinizden salih olanları ve eşi olmayan kadınlarınızı nikâhlayınız (evlendiriniz). Eğer onlar fakir iseler Allah onları fazlından gani (zengin) kılar. Ve Allah, Vâsi’dir (ihsanı, ni’meti çok olandır), Alîm’dir (en iyi bilendir).”nur /32
            öncelik bu olmalı..

  14. osman diyor ki:

    alıntı

    Kendimi 1. eşin yerine koyduğum doğru ama bana asıl ağır gelen bu hakkın kadına değil erkeğe verilmesi. Fesat fikirlerimi yaymak istemiyorum ama İslamda sanki bütün güzellikler erkekler için, kadınlar onları mutlu etmek için varlar o zaman neden biz de imtihan oluyoruz. Yani eşim ikinci eş alıcam İslamiyet bana bu hakkı vermiş sen engelleyemezsin derse, bu sitedeki yorumculardan öğrendiğim kadarıyla kabul etmekten başka bir seçeneğim yok. Boşanmak istesem bile eğer eşim benden boşanmak istemezse bu durumu kabul etmem gerekiyormuş. Halbuki bizim içimize kıskançlık, sahiplenme hissini koyan da Allah, erkeklere bu hakkı veren de. Ha bir de kadın kocasını boşayamazmış, tamam bir hikmeti vardır ama kadın özgür iradesiyle evlilikte hiçbir şey yapamıyor. Dışarı çıkarken de izin istemesi gerekiyormuş.

    düşünki büyük bir villanız olsun. ne güzel şeyler söylüyorum dimi? villanıza temızlık işleriniz ve diger işleriniz yapacak insanlar alacaksınız. siz insanları mulakata alıyorsunuz ve begendikleriniz işe aliyorsunuz ve maaşlarını belirliyorsunuz. belli bir zaman geçtikten sonra içleriden biri karsınıza gelse ve bana verdığınız bu görev yanlış ben daha iyilerine layıkım. bana haksılık yapıyorsun dese tepkiniz ne olur? iş veren benim, parada benım begenirsen çalışırsın begenmezsen çeker gidersin dersınız dımı? mal benım para benım dedıgınız hersey aslında allahın. allahın malı ve nımetlerı ile baska insana(insanları eşit yarattıgına ınanıyorsunudur) bunları deme hakkını insan kendınde buluyor ve baska insan bictıgı görevi hakkı ile yerıne getırmesını bekleyen insan neden malın ve mulkun sahıbı olan allahın biçtiği role karsı bana bunu vermıs baskasına buna vermış diye kıyas yapma cesaretı kendınde buluyor.

    siz size ait olan paraya nasil istediğınız gibi harcama hakkın kendınızde bluluyorsanız.bu hak allah tada olmasına ses çıkarmamak lazım. mal onun mulk onun istediğine verir kimseninde neden verdin deme hakkı yoktur.

    insanın hayattakı gayesı allaha kullugunu yapmaya çalışmak ve mutulugu yakalamaya çalışmak olmalıdır. bu hedefe olaşmak için allah herkese yetecek sermaye vermiştir. verelen bu sermayeyı hakkıyla kullanan her ıkı cıhanınıda kurtarmıs ve mutluluga ermiş olur.

    cok manida bir gözlemimi anlataçagım. bayanlar iş hayatında müdürlerine karşı ki itaatini, altan almasını, sinesine çekmesını vs vs gereklılık olarak görüyör bundan rahatsız olmuyor ama eşine karşı bunları yapmak çok zor gelıyor. tamam nefsanı bir istek. unutmayalımkı allah hakkı ile davranandır. biryerden az eksık vermısse biryerden cok vermiştir. biz çok olaları görmeyip az olanlara dikkat kesılırsek seytanınbu oyunlarıdna kurtulamayız.

    nefsin istedikleri özgür irade degildir. nefsi istektir.

    bir film yapımcısı gelip bir oyununda çopçu rolu teklıf etse ve karsılıgıdna iyi para teklıf etse nasılkı akıl, o rolu yerıne getırip o güzel kazancı elde etmeyı soyler. aynı sekılde insanda allahın biçtiği rolu hakkı ile yerine getirip cennetı kazanıp orada her istedigıne kavusur. dunya hayatını bir perdelık oyun olarak düşünürsek ve amaçta oteki dunya olursa seytanın bu vesveselerıne karsı zayıf kalmayız.

    • sevde diyor ki:

      Osman kardeşim çok güzel bir yazı yazmışsın, bu sitede yorumcuların yazdıkları her şey doğru değil, adı üstünde kişisel yorumlar. Biz dinimizi bu yorumlardan değil kitabımızdan, hadislerimizden öğreniriz. Kur’an’ı yorumlamak gerektiğinde de tefsirlere başvururuz. 2. eş konusunda burada bazı yorumcular gizli nikahın neredeyse sevap olduğunu iddia ediyorlar. Gizli nikahın birincisi de ikincisi de binincisi de olmaz, zinaya kılıf uydurmaktır bu, nikah açıktan yapılır ve ulaşabildiğiniz kadar insana duyrulur. Nefsinize çekip günaha girmeyin lütfen bugünün yarını var. İran’daki mute nikahlarını da savunacaklar yakında.
      Nikah yapılırken birinci eşin rızası alınır, almayan kul hakkına girer ahirette öder bedelini, lütfen insanları yanlış yönlendirip vebal almayın bakın yarın öbürgün hepimiz öleceğiz burada yazdıklarımızın da hesabı sorulur. Arkadaşlar herkes konuştuğuna dikkat etsin, dini konularda fetva vermek bu işin alimlerine daha uygun, biz sade kullar kafamıza göre atıp tutarsak ne olacak insanlar dinden imandan nefret edecek.
      Şahsen ben bilinçsiz bir insan olsam, bazı yorumcuları okuyup olan dinimden de soğurdum, inanın böyle çok insan var. Lütfen kafanıza göre yorum yapmayın susun daha iyi.

      • tarık diyor ki:

        1- “İran’daki mute nikahlarını da savunacaklar yakında.” Muta nikahı haramdır, bu konuda açık bilgiler hadisler var.

        2- “2. eş konusunda burada bazı yorumcular gizli nikahın neredeyse sevap olduğunu iddia ediyorlar.” 2. ve sonraki eşler sevap değil ruhsattır. Ama bir erkek 2. eşi alıp haramdan korunuyorsa bu sevaptır, 2. eşi almadığıo zaman harama giriyorsa almaması günahtır. Aynen bazılarının evlenmesinin farz bazılarının haram olması gibi. Çok basit aslında ama sadece anlamak istemiyorsunuz.

        3-”Kur’an’ı yorumlamak gerektiğinde de tefsirlere başvururuz.” Bana bir tefsirde 2. eşin olmadığını, nikahın 1. eşe sorulması gerektiğini ve herkese ilanın “şart” olduğunu gösterin buraya bir daha asla yazmayacağım. Yok böyle bişey. Dini kuralları gizlemek de haramdır.

        4-”nikah açıktan yapılır ve ulaşabildiğiniz kadar insana duyrulur. ” Bu iyi olandır, hanbeli’de şarttır. Ama diğer mezheplerde şart değildir, nikah geçerlidir ama ideali duyurmaktır. Duyurmayanın nikahı da geçerlidir.

        5-”Nikah yapılırken birinci eşin rızası alınır” Bu iddianın hiç bir dini yönü yok, 2. eş konusunda diğer herşey söylenmiştir çeşitli mezheplere göre bu asla söylenmemiş, tartışılmamış bile. 1. eşe söylemek izin almak en idelaidir ama asla ve asla şart değildir. Zaten bu şart olsa 1400 senede ancak 1400 tane 2. eş olurdu, hiç bir kadın buna izin vermez. Biraz araştırın 100 sene önce sizin anneanne babanneniz bile 2. eş olarak gelmiştir veya ona 2. eş gelmiştir. Bu kural olsa kimse 2. eş alamazdı.

        6-”Lütfen kafanıza göre yorum yapmayın susun daha iyi.” Bence de dini bilgiden bu kadar uzakken artık susun.

        • Sevde diyor ki:

          Gizli nikah yaptığınız eşinizden bir çocuğunuz olsa ve bu çocuk ilerde 1. eşinizden olan çocuğunuzla evlense napacaksınız merak ediyorum Tarık bey, bu insanları bu şekilde yönlendiriyorsunuz bu vebal almaktır, nikahın gizlisi olmaz.
          Bir adam düşünün gizlice ikinci bir eş aldı, kadın hamile kaldı, cocuk daha dünyaya gelmeden adam öldü. Bu çocuğun ilerde kendi kardeşlerinden biriyle evlenmeyeceğini nerden biliyorsunuz, toplum nereye sürüklenir bu şekilde. Bana gizli nikahı savunursanız bir dahaa bu siteyi asla okumayacağım böyle uygunsuz yorumlara izin verildiği için

          • Deniz diyor ki:

            Bu kadar senaryo kurmaya bile gerek yok Sevde hanim, Bu gizli nikah yuzunden zor durumlar yasayan kisileri biliyoruz bunlar daha cok kadinlar oluyor. Toplumumuzda cogu kesimde bunun suclusu kadinlar olarak gorulur yani bir problem olupta bu gizli nikahtan donuldugu vakit. Yani nikah icin illa ilan sartinin olmamasi gizli olabilmesi yani el netice” caiz olmasi” sinirlarin bilinmesi acisindan gereklidir fakat bu gizli nikaha guzelleme yapilmasina yol acmamali. Bu bizim ne adetlerimize uyar ne orfumuze uyar ne de toplumun adabina. Allahtan ne ogullarima ne de kizima boyle bir durumu yasatmasin, bunu ozellikle tenbih edecegim insallah!…

      • eymen diyor ki:

        Haberdar etmekle izin almayı birbirine karıştırdığınız kanaatindeyim.
        Bu çokeşililik meselesi kadınlar bekar (ortada) kalmasınlar diye var, hikmeti de budur, Allah (c.c.) ‘da erkeklerin bir kısmına bu isteği ve imkanı bu yüzden vermiştir.
        Evlenememiş otuz yaşın üzerinde yüzbinden fazla kızın olduğu, boşanan veya eşi vefat edipte evlenmek istediği halde evlenemeyen yine yüzbinden fazla kadının olduğu bir ülkede bu kadar bencil olmak mümin kadınlara yakışmıyor. Sebest ve doğal görülen birşey bile olsa inanın bunu isteyecek, bu işe kalkışabilecek erkek sayısı yukarıdaki rakamlardan çok çok daha azdır.

        Hadis:[Sizden biriniz kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için de istemedikçe (kâmil manada) iman etmiş olamaz.]
        [Buhârî, İmân 7; Müslim, İmân 71, 72; Tirmizî, Kıyâme 59; Nesâî, İmân, 19, 33.]

        Tamam çokeşli erkeklerin çoğu bugün bu düşünceyle evlenmiyorlar ama onlarda bu istikamete yönlendirilebilir. Kanun çıkartırsın ikinciyi almak serbest ama, ancak en az on yıl evli kalmış biri kendinden en fazla on yaş küçük biriyle evlenebilir dersin.
        Ayrıca Kur’an ayetleri konusunda uçurumun kenarında dolaşmak iyi değildir.

        • eymen diyor ki:

          Düzeltme
          ‘hikmeti de budur’ yerine ‘bir hikmeti de budur’
          ‘yüzbinden fazla’ yerine ‘yüzbinlerce’

          Aşşağıdaki rakamlarda değiştirilebilir, mesela dedim.

  15. Hafsa diyor ki:

    Merhaba Sema Hanim,

    Yazilarinizi yakindan takip ediyorum ve buyuk bir kismindan epey ders cikariyorum. Benim cok sukur 2 seneye yakin huzurlu bir evliligim var, kendim universite mezunu bir insan olmama karsin, ailemden de gordugum terbiye uzerine mumkun oldugunca fitratimin geregini yapmaya calisiyorum, her sabah ve aksam mumkun oldugunca ailece kahvalti-yemek yeriz, hakli oldugumu dahi dusunsem esimin tecrubesi bir bildigi vardir diyerek onun sozune uymaya calisirim. Esim de mumkun oldugunca ailesi ile ilgilenmeye calisir, ben yemek hazirlarken cocugumuzla ilgilenir, gerekirse ben iceriyi toplarken kahvalti masasini kaldirir.. Allah daim etsin insallah.

    Benim sormak istedigim konu ise su, malum kadinin calismasi konusu epey hararetli bir sekilde tartisiliyor burada. Genelde kadinlarin keyfi olarak ofis gibi yerlerde ya da alisveris merkezlerinde calismasindan ornek veriliyor. Ben universitede tip egitimi aldim, su an uzmanlik yapiyorum, siz bu tarz mesleklerin calismasina nasil bakiyorsunuz? Yani kadinin calismasi denilince acaba tum meslekler birden reddedilmeli mi? Mesela ben cocugumun, ozellikle ilkokulda, hanim bir ogretmen tarafindan egitilmesini daha cok isterim, hem sefkati hem annelik duygusunu bilmesinin cocuk uzerinde etkili olacagini dusunuyorum. Ya da hasta oldugumda kadin bir doktor tarafindan muayene edilmek isterim.

    Yakin zamanda bu konu hakkinda da yazarsaniz sevinirim..

    • tarık diyor ki:

      Sema hanım verir elbet cevap ama ben kısaca fikrimi söylemek isterim musade ederseniz.

      1-Şu temel ilkeyi kabul etmek lazım. Bu kabul edilmeden diğer basamaklara geçilmez: Hangi sebeble olursa olsun, kadının okuması, çalışması, sosyal hayatı eğer örtünme, yabancılarla konuşma, aynı ortamda bulunma gibi durumlara sebeb veriyorsa bu durumda kadının okuması da çalışması da haramdır. Bu net, bunda tartışma yok.

      2-İslamla yönetilen devletlerde kadın çalışacak veya okuyacaksa hatta seyahat edecekse ona göre bir sosyal devlet düzeni kurulur.

      3-Ülkemiz İslam ile yönetilmediğinden 2. madde mümkün değilse, toplum hayatının iç içe geçtiği, dinin unutulduğu, dahası imansızlığın en büyük tehlike olarak önümüze çıktığı günümüzde müslüman kadın ve erkekler iman kurtarmak, örnek müslümanlık sergilemek için kadınlar daha çok kadınlara uygun meslekleri yapabilir der alimler. Bu durumda yine günah ve harama giriliyorsa o yine olur. Ayrıntılarıyla açıklamaya çalıştım.

      4-Doktor bir hanım olarak siz, edebinizle, vakur tavrınızla görevinizi yapabilirsiniz. Mesela; saçlarınız boya değildir, abartılı değildir, bellidir ki aslında kapalısınız ama izin verilmiyor. Dılarıdan birinin dikkatiniz çekmez. Parfüm sıkmazsınız, oje sürmezsiniz. Doktor kıyafetiniz boldur, içinize boğazlı kazak veya body giymiş olabildiğince örtmüşsünüzdür kendinizi. Topuklu giyip sütçü … gibi ses çıkarmıyordur yürüşünüz. Erkek iş arkadaşlarınızla gereksiz sohbet, gırfır, makararanız yoktur. Herkes sizi işinde başarılı ama özel olarak yanına yaklaşılmaz biliyordur. Hstanenize göre belki kapalısınzıdır ki birçok hastanede kapalı doktor var.

      Yani dışarıdan bakıldığında kadınlığın çekiciliği yoktur. Adeta az sonra eline tesbih alıp seccade serecek gibisinzidir, manevi olarak böyle havanız vardır. Sizin orada olmanız belki yaşayarak bir tebliğdir. Belki size bakıp imrenip diğer kadın doktorlar böyle de olunabiliyormuş diyecektir. Namaza başlayacaklardır, örtünmese bile ama en azından biri namaza başlamış olacaktır. Siz olmasanız din düşmanı bir erkek kadın olacak yerinizde belki he çevresine hem hastalarına dinsizlik aşılayacaktır. Psikiyatrist ise o dinsiz, moralin düzelsin diye kadın kız- erkeklerle gez diyecek ki öyle diyorlar ama siz hem ilaç verecek hem de usulunce maneviyat aşılayacaksınız. Allah2ın şafi isminin vesilesi olacaksınız.

      Bütün bunları ve dahasını düşününce sizin doktor olarak çalışmanıza diğerinin öğretmen olarak çalışmasına kim itiraz eder? Velevki özel hastane ve özel okul olmasın, dindar olanlarından. Oralarda daha rahat.

      Amaaaa, tüm bu vazifeleri yaparken belki günde 100 defa harama günaha girdiğinizi de bilecek, kalbinizde dilinizde tesbih olacak “Allahım, ben bu vazifemi müslüman kadın böyle de oluru, din yaşanmayacak bişey değildiri gösterip bir kişinin namaz kılmasına vesile olur muyum, bir kişinin tehlikede olan imanını kurtarabilirmiyim diye yapıyorum, yaparken de günaha girebiliyorum sen merhamet et günahlarımı bağışla ” diyecek, belki geceleri teheccdünde göz yaşlarını dökecek af kapısı arayacak. Böyle bir hanım doktorun, samimiyetle yaptığı bu çalışma mı daha makbuldur Allah katında hafız olarak kuran kursunda binlerce hafız yetiştiren mübarek bir hanım mı ben bişey diyemem. O kadar önemlidir çünkü iman kurtarmak.

      Ama, derdimiz ev almak maaş kapmak araba almak ise o aldıklarımız sadece bizi cehennemin dibine daha hızlı götürür o kadar.

  16. Ahir Zamanda Erkek Olmak diyor ki:

    tarık kardeşim bak hafsa(r.anha)validemiz yazı yazmış..

    “Hafsa Validemiz (r.anha), belagat ve fesahat sahibi, eli kalem tutan bir kadındı. Babası Hazreti Ömer’in vefatından sonra Müslümanlara hitaben yapmış olduğu bir konuşma vardır ki, gayet edîbânedir.11 Cahiliyede Şifa Adeviye isimli kadından yazmayı öğrenmişti. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kendisiyle evlendikten sonra, Şifa Adeviye’den Hafsa Validemize hüsn-ü hattı ve süslemeyi de öğretmesini istemişti.12″

    Netice

    Efendimiz (s.a.s.)’in kavlen ve fiilen teşvikçisi olduğu kadın eğitimi, İslâm’da en güzel şekilde tatbik edilmiş ve kadın hiçbir zaman bu hakkından mahrum bırakılmamıştır. Zamanımızda kısmen bazı yerlerde görüldüğü gibi, kız çocuklarını okutmama yanlışlığına düşülmüşse bu, dini yanlış ya da eksik anlamadan kaynaklanmıştır. Halbuki dinimizin kaynakları olan Kur’ân ve Sünnet, hep umumi konuşmuş, kadın erkek herkesi kapsayacak şekilde hitap etmiştir. Peygamberimiz’in eşleri, sahabe hanımlar ve sonraki nesillerden yetişen kadın âlimler bunun şahididir. Öyleyse, bugünün inanmış erkeklerine düşen vazife, hanımlarına ve kızlarına öğrenme ve öğretme imkânları hazırlamak, buna karşılık kadınlardan ve kızlardan beklenen gayret ise, kendilerine sunulan fırsatları iyi değerlendirip ilme koymak, imkânlar sunulamamış olsa dahi, şartları zorlayıp kalb, zihin ve akıllarını ilim ve marifetle doldurmaya çalışmaktır. Kaldı ki, bugün ilim elde etme yolları; kitapların bolluğu, yetişmiş insanların çokluğu ve internet sayesinde kütüphanelerin evlere taşınmasıyla, geçmiş yıllara göre daha kolay ve daha geniştir. İnsana düşen şey ise sadece imkânları değerlendirme gayretidir.

    kaynak:http://www.sorularlaislamiyet.com/article/14657/kadinlari-goze-carpar-mevkilere-oturtmayin-yaziyi-da-ogretmeyin-dikis-ogretin-ve-sure-i-nur-u-da-iyi-ogretin-hadisini-aciklar-misiniz.html

    • hasret diyor ki:

      sizle katılıyorum.bu konuda tartışmayı gereksiz görüyorum.eğer kadının okuması ve yazması gerekmeseydi(okuma-yazma ayrı olmaz ikisi beraber bir bütün)..”ikra”oku ayeti sadece erkeklere hitap edilirdi oysa cinsiyet belirtmeden ayet herkese hitap etmektedir.

      1400 yıl evveline kıyas yapmak ve islamiyetin kadını ilim açısından geri kalmasını teşvik edeceğini sanmıyorum.hem 1400 yıl önce erkekler bile okuma yazmayı fazlaca bilmezken kadınların bilmesi lüks olurdu..
      hem efendimiz(sav)okuma _yazması yoktu kuran indirilene kadar..hatta müşrikler okuma yazması olmayan bir kişiden nasıl bukadar güzel sözler(ayetler)çıkar diye şaşırmışlardı…ayrıca esirlerden okuma yazma bilenlerden ,müminlere okuma yazma öğretmesi karşılığındaa serbest kalmışkardı..erkekler bile bilmezken kadınların bilmesi ki kzı çocuklarının ,ve kadınların islamdan önce aşağılandığı dönemde bilmesi zor ve lüks olurdu..

      bir kadın bir nesil yetiştirir.bilmediğii bilgi edep,din kurallarını terbiyeyi nasıl evledına versin…böylece temiz alim evlatlar çıksın..evlat anneden sorulur.anne ilk kendini yetişmeli ki sonra çocuklarına versin..anne okuma yazmayı ilimi bilmeli ki temelden ilk ilmi ,edebi evladına aşılasın..

      • tarık diyor ki:

        “eğer kadının okuması ve yazması gerekmeseydi(okuma-yazma ayrı olmaz ikisi beraber bir bütün)..”ikra”oku ayeti sadece erkeklere hitap edilirdi oysa cinsiyet belirtmeden ayet herkese hitap etmektedir.” :))))

        Tefsir de ettiniz hemen ayeti:) E ayette yazın demiyor, tamam erkekler de yazmayı öğrenerek haram işledi sizin mantığınıza göre o zaman kadınların yazmayı öğrenmemesini kabul edip bir de ayete bağladınız? Yapmayın Allah aşkına, böyle mantık mı olur. Bişeye karşı geleceğim diye düştüğünüz duruma bakın.

        “bir kadın bir nesil yetiştirir.bilmediğii bilgi edep,din kurallarını terbiyeyi nasıl evledına versin”
        İslam alimlerine, evliyalar, asfiyalara bakın bunların annlerine bakın belki yüzde 99′u değil yazma okuma bile bilmeyen, evden dışarı çıkmayan kadınlardır. Bunlar kocalarından veya nikah düşmeyen erkeklerden öğrenmiş dinlerini belki çoğu da sadece temel dini konuları ancak bilen ama dağlar kadar imana sahip olan kadınlardır. Alim yetiştirmek için okumak gerekli değil, tersine okuyanların ne yetiştirdikleri malum. Hangi üni mezunun kadının alim oğlu var? :))

        Edep, haya okuyarak öğrenmez, okuyanlarda bu duygular zamanla gider aksine. Ev işleri kadınlık da okuyarak öğrenilmez. Biraz islam tarihi biraz evliyaların hayatlarını okuyun. Allah dostları var 10 cilt onu okuyun bu yazdıklarının çoğunu silecektir arkadaşlar.

        • hasret diyor ki:

          siz neden anlamakta diretiyorsunuz?.yada anlamak mı istemiyorsunuz?ayette oku emri var dediğim yani kadının da ilim öğerenmesi gerektiği konusunda ,.kadına da ilim farz olduğu konusunda idi..yani nasıl ki bazı ayetlerde sadece kadınlara hitap ediyor ve yapması gerkenler söyleniyor.yada bazen sadece erkeğe hitap ediliyor.burda cinsiyet belirtmeden herkese hitap etmiş.kadın erkek ,farklılığı gözetilmemiş.ancak siz illada diretiyor kadın okuma özellikle yazma bilmesinin sakıncalı hatta ;yasak olduğunu bile söyleyeceksiniz neredeyse…

          yazma konusuna gelince ya akıl var mantık var okuma yazma hiç ayrı olur mu?ne kadar saçma bir şey bu?ayette yazmaktanda bahis geçiyor ayrıca ….okumayı bilen zeten bir şekilde yazmayı bilir..
          1 – Yaratan Rabbinin adıyla oku!
          2 – O, insanı bir alekadan (embriyodan) yarattı.
          3 – Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir.
          4 – O Rab ki kalemle yazmayı öğretti.
          5 – İnsana bilmediği şeyleri öğretti.

          okumak ve yazmak bir bütündür?yazmak olmadan okuma olmaz?yazılacak ki okunsun..
          ***
          Alim yetiştirmek için okumak gerekli değil, tersine okuyanların ne yetiştirdikleri malum. Hangi üni mezunun kadının alim oğlu var?***demişsiniz.

          ya siz okuma deyince neden hemen üniversite aklınıza geliyor ben ondan mı bahis ettim.?üniversite okumayan cahil mi oluyor?ben ömründe kitap açmamış,ailesinden de bir şey öğrenmeyen ,kendini, geliştirmeyen bir kadının vereceği fazla birşey olamayacağını söylüyorum.özelilkle bu devirde çok zor olur…isteyen ev de dahi kendini geliştirir.bir sürü kitaplar var..internette bile istediğini öğrenir insan…bunun için okuma ,yazma lazım tabiii :)

          benim için işin dini kısmı önemli..zeten dünyevi kısmını öğretiyorlar.ama dini konuda çocuğu küçük yaşta eğitmak lazım.buda önce anne kendi bilecek,bunun için okuması ,yazması ,araştırması lazım ki ki evladına doğrusunu öğretsin..
          .mesela alim ,hafız olmak bunun gerekliliini çocuğuna anlatıp ,öğretip o yönde yetişmesini sağlayacak.alimlerin ,peygamberlerin hayatını evladına okuyup anlatacak sevdirecek ,örnek almasını sağlayacak..
          yada şehitlik ,Allah katında ,Allah için yapılan ve canını feda etmek gerektiği ve bunun nekadar kutsal olduğunu anlatması yetiştirmesi için önce onun bilgillenmesi ve ona şehitlerin (musab bin umeyr,enes bin malik ….)hayatını anlatması ve sevdirmesi gerkli..daha şehitliğin asıl manası bilmeyen bir anne nasıl şehit çıkarsın bu konuda bilgisiz bir anne nasıl mücahit yetiştirsin?bunlar küçük yaştaki telkinlerle yönlendirmelerle olur…..ayrıca efendimizin (sav)hayatını okuyup,öğrenip ancak çocuğumuzu iyi bir mümin gibi güzel yetiştirebiliriz..

          okuduğumuz çoğu şeyleri unuturuz..bu sebeple okuyup,öğrendiklerimizi yazmalıyız ki akılda kalsın..
          özelillkle unutmamak için yazı gerklidir.okunan unutulsa da yazı kalıcıdır.
          .mesela bazı hadisleri,ayetleri duaları yazıp onu daha rahat ezberler yada unutamazsınız..yazılan şeyler akılda daha kalıcıdır o sebeple yazmak çok önemlidir..

          isteyen evde dahi olsa kötü iş yapar yeterki insanın kalbinde
          fitne fesat olmasın ..okuma,yazmayı bilmeye gerek yok bile..konuşmayı bilmek yeterli telefon bile yeter kötü iş yapmak isteyene…

          • tarık diyor ki:

            Size tek söyleyeceğim, elmalı tefsirinden ilgili ayetin tefsirini okuyuyp öyle karşıma gelmeniz. Fazlası lafı güzaf.

    • tarık diyor ki:

      Yukarıda yazdım üstad, Hz. Hafsa islamdan önce mi öğrenmiş sonra mı? Bu sorunun cevabını bulursan genelde ne demek istediğim anlarsın. Eğer Efendimiz kadınların yazı yazmasını tecviz etseydi, o kadar kişiyle uğraşacağına deha seviyesindeki Hz. Aişe2ye öğrettir mektuplarını ona yazdırırdı. Bu kadar basittir olay.

      Verdiğiniz paragrafın hiç bir yerinde kadınlar gidip okullareda okusunlar öğrensinler diye bir şey yok. Bunu hiç bir alim diyemez de. İslam tarihinde hiç bir zaman kadınların okula gidip okuma yazma öğrenmesi yok. Öğrenenler evinde veya kadın hocayla dar dairede öğreniyor. O da sadece okuma öğretiyorlar. Sanki ben kafamdan sallıytorum birader bunu, hiç mi islam tarihi okumuyorsunuz hayret ediyorum. Eğer kadınların okuma yazma öğrenmesi teşvik edilse 1400 seneden beri böyle mi olurdu toplum.

  17. gulbeyaz diyor ki:

    “açık ayet var kadının evinden çıkmamasına dair.”

    sen hz aise anamızdan daha ii mufessir misin?bizzat cemel savasına katıldı..ali ra ın masum old.anlayınca pisman oldu yaptıgına.eger haklı oldgnu dusunseydi kararlılıgından vazgecmezdi.pisman old.savas baslamıstı.cok gecti…

    hikaye anlatma artık,yordun…

    • tarık diyor ki:

      O savaşı ben yazdım önce:) Kimse söylememişti ben söyledim. Artık Hz. Aişe’nin Amazonlar gibi neredeyse çıplak savaşığını falan mı sanıyorsun nedir bilemedim. Elinde kılıç savaştığını vs?

      Eğer savaşacaksınız çıkın o zaman evden, savaşta çıkmayan günah işlemiş olur. Savaş mı var?

      • gulbeyaz diyor ki:

        ne kadar sığ bir dusunce,o zaman ihtilaflar savasla cozuluyordu.anlasılıyor ki bugunku dille hz.aise muhalif siyasette bulunmustur.eline kılıc almak degil bu.hevdecinin icinden cıkmadı ama sahne arkasında tum kararlara katıldı.bugunun sartları o zamanın sartları degil o gun deveye binilip coller asılırdı.bugun okuma bilmeyen evliya kadın hangi otobuse binsin nerde insin..ha unutmusum otobuse binerse haram isledigini kabul edip binmeli zaten ama erkek icin oyle degil onların otobuse binmesi mubah,gunes acık hava ,vasıtalar Allahın erkeklere mubah kadrınlara haram kıldıgıdına geliyor sozlerin..tesettur emrine de “ruhsattır”diyecez o zaman baksana kadına dısarı cıkmasını zaten haram yaptın..hey gidi dunya..!!

        senle yazısmak benim adıma zaman israfıdır iğfal ettigin zihinlerer azcık merhamet duymasam Allah sahidimdir buraya yazacagım tek kelimeye acırım..

  18. gulbeyaz diyor ki:

    “musluman erkegin kadınına guveni bu mudur?”yazı ogrenirse kocaya kacar”
    yazıma karsın
    “Bu mantıkla bu dinin peygamberi de göndereni de kadına güvenmemiş kadına örtünün demiş, böyle mi diyeceğiz.”diyerek alenen olayı carpıtıp benii suizan altında bırakmıssınız.sizin cıkarsadıgınız gibi sizi cehenneme gondermiyorum ama bu sozlerden Allah katında davacıyım..insanların sozlerinin egirip onları kafirlik sınırlarında lanse ettiremezsiniz..cok yazık..tam bir nevrotik vakıa..

  19. gulbeyaz diyor ki:

    lutfen kaynak gosterin..

    Gösteriyorum: http://www.kitapalemi.com/18869-hz_pey_sunnetinde_terbiye.kitap

    eeeeee.nerde bahsettiğimiz yazı..yok oyle sallamak..kitap bende yok ne bahsetmis İbrahim hoca sen burada belirteceksin..artık insan kandırmak o kadar kolay degil..o kitabı bir kitapcıdan al karıstırıp yazdıgını teyit eden satırları buraya koy..dedigim gibi “azcık sorumluluk sahibiysen”…

  20. gulbeyaz diyor ki:

    tarık rumuzlu kisiye,

    “Kadının sadece okumayı öğrenmesi teşvik edilmiş, yani yazması da değil. Yazmayı öğrenmesi istenmemeiş. Yabancı erkeklerle yazışıp harama girmesin diye. ”

    lutfen kaynak gosterin..heryerde var gibilerinden yine dalga gecerek ustunu ortmeyin..kitap,sayfa no,yazar ismi istiyorum..biraz sorumluluk sahibiyseniz yazarsınız..nasıl olsa online diye futursuzca yorumlarınız gına getirdi..

    musluman erkegin kadınına guveni bu mudur?”yazı ogrenirse kocaya kacar”

    insaf etmissinizki okuma ogrenebilirmis.peki erkek kotu niyetle ona yazı yazsa okuyabilecek yani..ne mantıksız bir mantık!!!kadının kadınlıgını pis ve suc goren islami hicbir referansı olmayan bagnaz bir zihniyet..kadına atılabilecek en kotu iftira..

    kendi nefsi konusmalarınız arasında dini gercekleri bile parca-pincik ediyosunuz.

    hakkın divanına cıktıgınızda o gercek degil sanal dı diye nasıl savunacaksınız,igfal ettiginiz zihinleri,islam dan soguttugunuz insanları..

    • gulbeyaz diyor ki:

      ayrıca porno,eskort gibi lafızları sizden baska kimse kullanmıyor.gerekli gereksiz.

      • gulbeyaz diyor ki:

        kadın ve erkek tabiki esit degildir.ilim ise ikisine de aynı olcude farzdır.verdigim yazıda bu detay geciyordu fakat editor linki yayınlamayı uygun gormemis.orada kasdedilen ilimde cinsiyet esitligidir..bunu anlamak cok kolay..

        • gulbeyaz diyor ki:

          “Ya arkadaş sizin ne maksatla yazdığınızı nerden bilelim biz müneccimmiyiz”

          onyargılı ve saldırgan uslubunuzdan kurtularak bileceksiniz,muneccimlige gerek yok.

        • tarık diyor ki:

          Yazıyı ahmet mehmet yazdığında ne yazdığı önemli değil. İilim eşitliği falan da yok, açık ayet var kadının evinden çıkmamasına dair. 1400 yıllık islam tarihinde son 50 yıl hariç kadın okumamamış, bir felakette gelmemiş başına. Okuyunca nelerin geldiği sitede binlerce yorumda anlatılıyor.

          Sanki islam size küfretmiş gibi tepki vermeye gerek yok. İslam sizi nazik bir çiçek kabul ediyor yuvasında siz de illa dışarıda kaktüs olacağım diyorsunuz. Siz bilirsiniz. Kimse kimseyi yasaklayamıyor zaten.

          • eymen diyor ki:

            1.”açık ayet var kadının evinden çıkmamasına dair.”
            Ahzap suresi 33. ayeti kastediyorsanız, bu ayette düz tercümeden böyle meal yapanlar olmuşsa da, gerek Peygamber (s.a.v.) efendimizin, gerekse sahabenin uygulamalarına bakınca bu tefsirin yanlış yapıldığı ortaya çıkıyor. Ayetin meali ‘oturun’ değil, ‘sebat edin’ şeklinde olmalıdır. Ki buda eşinizi beğenmezlik edipte arayışa girmeyin manasına olmalıdır.

            2.”1400 yıllık islam tarihinde son 50 yıl hariç kadın okumamamış”
            Osmanlıda 300-400 yıl önce yaşamış kadın şairler var.

      • tarık diyor ki:

        eskort kelimesini ilk ben kullanmadım. Porno kelimesin de kim ne kadar kullanmış öğrenmek için sitenin sol üstünde yazan arama kısmına porno yazın ve bu ithamdan dolayı utanın. 10 yazının ya başlığında ya da
        içinde porno kelimesi var, yorumlar hariç.

    • Ahir Zamanda Erkek Olmak diyor ki:

      kardeşim kadın hem okuma hemde yazmayı öğrenir ilmini öğrenir bunda dinen hiçbir sakınca yoktuır..kadına islam okuma izni vermiş yazma izni vermemiş demek eşyanın tabiatına aykırıdır…zira okuyan biri okuduklarını öğrendiklerini tabiatıyla yazmaya dökecektir..

      ayrıca kadına yazı öğretilmemesi ile ilgili rivayetler zayıftır..ve tarihi perspektife baktığımızda pratiği yoktur..zira binlerce kadin muallim gelip geçmitir..bir ibn hacer el-eskalaniki fethul bari gibi bir şaheserin sahibidir kendisi 40 kadar kadın alimeden ders aldığını söyler..şimdi bu alime kadınlar sadece okudular ve yazmadılar demek akla mantığa aykırıdır..

      bu nedenle kadının okuma ve yazmasında helal dairede olmak koşuluyla bir sakınca yoktur.kardeşim siz rahat olunuz bu konuda..

      tarık kardeşimiz belki rivayetleri tahlil etmeden almış olabilir oda zaten yanlışını farkedecektir…

      • tarık diyor ki:

        Üstad aşağıda linkini verdiğim kitabı okuyun, kadın yazma öğrenmesin demiyoruz, 1400 senden beri islam aleminde gelenek budur. Bazı alimler kadının okuma ve yazmasını açıkça haram demişler bunlar o imamların kitaplarında ve bu konuda yazılan şerhlerde var. Bilgi sahibi olmadan söz söylemeyin lütfen.

        1400 senede bana bir örnek gösterin doğuda batıda kadınların okula gittiğine dair.? son 50-75 senede var bu.

        :)) rivayetler zayıf falan da değil hadisin rivayetinin zayıflığı olur mezheb imamlarının veya alimlerin değil.

        Bahssini ettiğin hanımlar sahabi veya tabiiin tebei tabbindir, onların ders vermesi demek onlardan ders alınması demek dizlerinde oturup desr görmek değildir zaten bu ha-ram-dır. Bu gibi hanımlar duydukları hadisleri ve sahabe ve tabiin ve tebei tabinden gelen rivayetleri perde gerisinden alimlere anlatmıştır. Ebu Nuaymın Allah dostları eseri var 10 cilt, bunu okursanız bu söylediklerinizin yersiz olduğunu görürüsnüz. Bu kitabı okuyun da islamda hanım nasıl olur öğrenin lütfen.

        Akla mantığa aykırı olan ders alma olayını bugünkü gibi anlamaktır, bugünkü gibi bir kadından ders almak, okuldaki gibi erkeğe de haramdır. Bunu düşünemeyecek ne var?

        Sen merak etme ne dediğimi biliyorum kaynaklar veriyorum, Abu nuaymın hilyesini okumayan gelip buraya bu konuda yazmasın.

        Günümüzde hangi kadın helal dairesinde okumayı yazmayı öğreneblir? İmkansız. KARŞI CİNSTEN BİRİNDEN DERS ALMAK ERKEK İÇİN DE KADIN İÇİN DE HARAMDIR. Bu kadar basit.

        • fati diyor ki:

          Peygamber efendimiz kadin sahabilere hemde cok mahrem konularda ders anlatmistir. sözünüzün nereye varacagini hesap edin lütfen. artik tartismalar tehlikeli olmaya basladi, kesin hükümler vermeyin burda gercekten insanlarin kafasi karisiyor…

          • tarık diyor ki:

            “Peygamber efendimiz kadin sahabilere hemde cok mahrem konularda ders anlatmistir. ”

            Evet, bazı arkadaşlar freudçu diyecek ama Efendimiz, kadınların orgazm olmalarına ve sünnet olmalarına dair sorularına bile muhatap olmuş ve cevap vermiştir.

            Arkadaş, peygamber o peygamber. Efendimiz bile kadınlara ders verirken çoğu kez mescidde onlar arkada perde arkasında iken ders vermiş anlatmış. Çoğu kez kadınlar sorularını Hz. aİŞE VE DİĞER HANIMLARINA SSORMUŞ ÖYLE CEVAPLAMIŞ. Meydana masa koyup önüne gelen kadına cevap vermemiş. Orgazm sorusuna cevap veren peygamber, Akabe biatında kadınların eline dokunup biat etmelerine izin vermemiş ve sizin biatınızı sözle aldım demiş. Biraz mantık, biraz iz’an biraz bilgi lütfen.

            Peygamberimiz dinini anlatacak, ve onun diğer erkeklere nazaran bazı serbestiyeti vardır, 4 den fazla hanımı vardır. Efendimiz öyle yaptı diye iyi o zaman kadın erkek birbirine girsin her türlü mahrem şeyi sorsun. İyimiş valla.

        • Ahir Zamanda Erkek Olmak diyor ki:

          “1400 senden beri islam aleminde gelenek budur. ” kardeşim hafsa(r.anha)validemizin yazı öğrendiğine dair rivayet var kaynakta belirttim oraya bak…gelenek bu değildir gelenekte kadınada erkeğede ilim farzdır bu ilimde sadece okumakla olmaz okumak demek onu yazıya dökmekle at başı gider..ha sadece gidip sohbet meclislerinde ilim dinleyen ve yazma bilmeyen kadınlar olmuşmudur olmuştur..ama genelleme yapmak hatalıdır.

          “rivayetler zayıf falan da değil hadisin rivayetinin zayıflığı olur mezheb imamlarının veya alimlerin değil.”
          bende zaten hadisi kastettim kardeşim mezhep imamlarının sözlerini değil…kadınlara yazının öğretilmemesiyle ilgili hadis Sahihaynda yani (buhari-müslim)de geçmiş olsa amenna derdim..ama kütübi sittenin geri kalan 4 kitabının tamamiyle sahih olduğunu söylemek zor bir çok alimin görüşü bu yönde…ayrıca sahih olduğunu varsaysak dahi o hadisi zahiriyle almakda bazen yanlış olur ayetin müteşabihi olduğu gibi hadisinde vardır ve tevil edilmesi gerekir..onuda işin ehilleri yapar biz değil..ama verdiğim kaynakta sorularlar islamiyet kendince bir tevile girişmiş bir oku istersen…

          “Bazı alimler kadının okuma ve yazmasını açıkça haram demişler bunlar o imamların kitaplarında ve bu konuda yazılan şerhlerde var.” kardeşim alimlerin haram demesi fitne endişene binaendir…yani fitne söz konusu ise kadın yazmayı öğrenince fitneye düçar olacaksa o zaman haram olur..ama gelin görünki pratikte bugün 6 yaşında okula başlanıyor 5 yıl ilköğretimde zaten okuma yazma sökülüyor o zaman diliminde zaten daha kız çocuğu ergen olmamıştır belki istisnalar olabilir ama ortaokula başlayınca artık kız çocukların tesettürü gerekiyor ve artık erkeklerle fazla hemhal olmaması için tedbirlerin alınması gerekiyor..bu nedenle 6 yaşında okula başlayıp 11 yaşında ilköğretimin bittiğini hesap edersek bu dilimde kız çocuğu zaten ergen olmamış ve fitnede söz konusu değildir..şimdiki sistemle artık 4 yıl olduğundan 10 yaşına düşmüş oluyor okuma-yazmayı sökme yaşı…

          birde lütfen birşey söylerken bunun eğrisini doğrusunu hesap edelim kardeşim..yani şimdi kadınlara okumayı öğretelim yazmayı öğretmeyelim demek ne kadar akla uygundur.!

          bugün biz bu sitede bulunuyorsak Sema hanımın YAZILARI nedeniyle değilmidir?

          “Bu gibi hanımlar duydukları hadisleri ve sahabe ve tabiin ve tebei tabinden gelen rivayetleri perde gerisinden alimlere anlatmıştır. Ebu Nuaymın Allah dostları eseri var 10 cilt, bunu okursanız bu söylediklerinizin yersiz olduğunu görürüsnüz. Bu kitabı okuyun da islamda hanım nasıl olur öğrenin lütfen.”

          kardeşim bizde ders alıyorlar deyince haralde perde arkasından alındığını bilmeden söylemedik..ama yazmadık o ayrı..şimdi öyle birşey söylüyorsun ki daha bu milletin kaçta kaçı kendi mezheplerinin ilmihalini okumuş? sen kalkıp Ebu nuaymı okuyun hanım nasıl olurmuş öğrenin diyorsun..birde devam edip şunuda söylüyorsun “Abu nuaymın hilyesini okumayan gelip buraya bu konuda yazmasın.”Allah aşkına git ufak bir yerde anket yaptır kaç kişi okumuştur dediğin eseri..yani o zaman kimse buraya bişey yazmasın Sema hanımda iddia ediyorum okumamıştır bu eseri…şimdi odamı yazmasın?

          bak üstad senin yorumlarının çoğuna katılıyorum ben kendimi katı bilirdim sen bendende katı çıktın:)lakin kadına okuma öğretilsin yazma öğretilmesin demene katılamam..çünkü pratiğe akla mantığa aykırıdır…

          “Günümüzde hangi kadın helal dairesinde okumayı yazmayı öğreneblir? İmkansız. KARŞI CİNSTEN BİRİNDEN DERS ALMAK ERKEK İÇİN DE KADIN İÇİN DE HARAMDIR. Bu kadar basit.”

          kardeşim okuma yazma zaten ilköğretimde daha kız çocukları buluğa ermeden öğrenilen birşeydir..kalkıp kadın 20 sinden sonra gidip okuma yazma öğrensin diye konuşmuyoruz ki burda..zaten çoğu aile kızının ahlakiliğini namusunu düşünüp okuma yazmayı söktükten sonra okuldan alıyorlar en kötüsü açıköğretimden devam ettiriyorlar eğitimlerine..

          ama tabiki mümkün olduğunca takvaya uygun olan kadının erkekten erkeğin kadından ders almamasıdır ama bunu bugünkü şartlarda nasıl yapacağızki..gerçi bu hükümetten umutluyuz kız liseleri erkek liseleri ayrı olup kız liselerine kız öğretmen erkeklere sadece erkek öğretmen olsa sorunlar azalacaktır..

    • tarık diyor ki:

      “Kadının sadece okumayı öğrenmesi teşvik edilmiş, yani yazması da değil. Yazmayı öğrenmesi istenmemeiş. Yabancı erkeklerle yazışıp harama girmesin diye. ”

      lutfen kaynak gosterin..

      Gösteriyorum: http://www.kitapalemi.com/18869-hz_pey_sunnetinde_terbiye.kitap

      “hakkın divanına cıktıgınızda o gercek degil sanal dı diye nasıl savunacaksınız,igfal ettiginiz zihinleri,islam dan soguttugunuz insanları..” :))) Ohoo cehenneme de gittik, eksik olmayın:)

    • tarık diyor ki:

      “musluman erkegin kadınına guveni bu mudur?”yazı ogrenirse kocaya kacar”

      Bu mantıkla bu dinin peygamberi de göndereni de kadına güvenmemiş kadına örtünün demiş, böyle mi diyeceğiz.

      Okuma yazma bilenlerin ne yaptıklarını görüyoruz. Kimse okuma yazma bilmesin de demiyorum ayrıca bilsinler, bu zamanda bilmemek daha kötü. 1350 senden beri öyle uygulanmış onu anlattık.

  21. gulbeyaz diyor ki:

    gizli nikah hakkında yazdıgım yazı icin yeminle soyleyebilirim ki,cok eslilik aklımın ucundan gecmedi..
    ben ozellikle nisanlılık arefesinde kızlarımızın resmi nikah oncesi duygu ve kisiliklerini somurulecegi,olası bir ayrılıkta travma yasamasına sebep olcak imam nikahı kıymamalarını kasdettim .bunun da ayrıca belirtcektim musait olmadım kısa kestim…hic bi yazılan dogru anlasılamıyor,uzucu..
    menfi konusmalarla maksat golgeleniyor..

    yine erkeklerin konusmaya bayıldıkları cokeslilik ve cinsellik konusmaları ruhu bulandırıyor.kimseye bir faydası yokken sadece kendi ic alemlerini dillendirip rahatlıyolar,tiksindirici..bu tur yorumlar kesinlikle okumak istemiyorum ,hassasiyeti olan, kadına saygılı dindar abilerimizin dikkat etmesini rica ediyorum..

    • tarık diyor ki:

      :)) Hey Allah’ım ya. Ya arkadaş sizin ne maksatla yazdığınızı nerden bilelim biz müneccimmiyiz? Eğer nişanlılıkta yapılmaması için yazdım deseydiniz en azından ben de evet haklısın bence de yapılmamalı derdim. O ayrı konu bu ayrı konu. Kaldı ki orada bile farklı düşünüyorum. Zaten nişanlılık durumuna geldilerse ve birbirlerinden eminlerse ailelere baskı yapıp imam nikahı yapmakta fayda görüyorum. Böylelikle zaten büyük ihtimalle yaşanacak yakınlıktan doğacak zina engellenmiş olur bir de taraflar yaşamadıysa adeta ehli dünyanın yaşadığı bir sevgililik durumu yaşamış olurlar. Çevremde nişanlı kaldıkları 6 ay 1 sene içinde nikah yapmış ailelerin haberi olarak ve böyle sevgili gibi nişanlılık geçiren 4 -5 çift tanıyorum hepsi de iyi ki yapmışız diyorlar ama tehlikeli yanı da var. Emin olmak lazım karşıdan.

      Sitede hanımlar da 2. eş konusunu konuşuyor ve bu bir gerçek. İster istemez ya abiniz ya eşiniz ya erkek evladınız veya bir akrabanız ile bununla karşı karşıya geeceksiniz. Karar sizin, ister midem bulanıyor deyip okumayın kafanızı kuma gömün isterse bu konuda konuşan erkekleri okur erkek bu konuda ne düşünür hangi hissiyattadır öğrenmiş olursunuz. Kadına saygılı dindar olmakla bu işler çözülmüyor.

      Gidin araştırın, psikologlar, psikyatristler bu konularla boğuşan dindar abileriniz ve onların eşleriyle dolu. Konuşmayınca sorun ortadan kalkmıyor.

    • eymen diyor ki:

      Özür dileriz. Yanlış anlamışız.

      • Mine diyor ki:

        Ben de niaşnlıyken gizli nikah yapmak istedim nişanlım kabul etmedi, düğüne yakın ailelerimizin yanında dini nikahımız yapıldı. Nişanlım şimdi ailelerimizden gizli nikah yaparsak , onların yanında yaptığımız nikahın adı ne olacak demişti, sonuçta eğer gizli nikahım geçerli desem tekrar neden nikahlanıyorum aynı kişiyle bunun adı ne olacak nikah üstüne nikah şahitler farklı, mehir farklı zaten evliyim o adamla, yok geçerli değilse neden kendimizi kandırıyoruz dedik ve ailelerimizin yanında nikahımızı yaptık.

        • tarık diyor ki:

          Nişanlınız ideal olanı yapmış. Kadından gelen teklifi zor olmasına rağmen ötelemiş, tebrik etmek lazım. Ama getirdiği sebeblerin mantığı yok. Nikah duvar sıvası değil ki her nikahta altındakine örtsün. Eğer yapsaydınız, sonra yine yapılsaydı sorun olmazdı. Nikah zaten sadece taraflara karşıdakine eş olarak kabul ediyor musun deiyp onay almaktan ibarettir. O kadar. Kendinizi kandırmış olmazdınız. Nikahlı ve nilanlı kaldığınız sürede bir yakınlaşma vs olduysa onun günahından sorumlusunuz. Nikah olsa ve yakınlaşma olsaydı-sadece ilşki değil el ele tutmak bile- o zaman varsa eğer bu günahı kazanmamış olurdunuz.

      • eymen diyor ki:

        İmam-ı Azam’ın gizli nikaha cevaz verdiği söylenmiyor. Kadın-kız’ın birlikte yaşadığı anne-babası (velisi) haberdar olması lazım, ama ‘karşı çıkarlarsa da onları dinlemek zorunda değilsin’ şeklindedir, Hanefi Mezhebinin görüşü. Habersiz değil yani.

  22. firuze diyor ki:

    Tam 23 gun sonra evliligimde 3. senem doluyor.Hesapladim, bu uc sene sonunda esim bana 346.50 gece borclu.Evliligimiz boyunca gecirdigimiz gunlerin toplamini ikiye (ben esimin her zaman ikinci planda gelen ikinci karisi oldugum icin) boldum, cikan sonuctan esimin benimle kaldigi geceleri cikardim ve sonuc 346,50 gece.

    Esimin bana haksizlik ederek yalniz gecirdigim gece sayisi.Maalesef bu haksizliklarda devam etmekte.Ben bir gece orada bir gece burada kalmasini istiyorum ama cogu zaman haksizliga ugrayan taraf ben oluyorum.Orada olan cocuklar bahane gosteriliyor.

    Oysa biz evlenirken de vardi o cocuklar. 1. karisi cocuklari kullanarak esime surekli psikolojik baski yapiyor, esim de ayni sekilde cocuklari kullanarak bana psikolojik baski yapiyor. Cocuklar soz konusu olunca da ister istemez sesimi cikaramiyorum.Sesimi cikaracak olsam esim bana “kapi orada bu duruma katlanmak istemiyorsan cekip gidebilirsin” diyor rahatlikla.

    Oysa onceden bana “dunya tersine donse vazgecmem” derdi, bircok guzel sozun yaninda.Simdi o soyledigi guzel sozlerin hicbirini hatirlamiyor.Oysa ben hepsini hatirliyorum, hepsinin yazili kaydi da var. Ben o guzel sozlere inanarak, guvenerek razi geldim “ikincilige”…

    Birilerinin dedigi gibi evlenmeden once esimin banka hesap cuzdanina bakmadim.Hicbir zaman sormadim, nerde neyi var, ne kadar kazaniyor, hala da sormuyorum. Olur ya seytan onun da aklina boyle bir dusunce getirebilir. Zira birinci hanimin beni tanimadan hakkimda soyledigi kotu sozlerden etkilenerek, ayni o kadinin bana soyledigi sozleri esimden de duydum.Atalarimiz bosuna dememisler “bir insana kirk gun deli dersen deli olur” diye.

    Kadin benim varligimi ogrendiginden bu yana (dokuz aydir) surekli benim hakkimda kotu seyler soyluyor esime bazen esime gonderdigim mesajlarda goruyorum. Yani birinci kadinlar esiniz ikinciyi alir diye korkmayin, alsa bile hele cocuklarinizda varsa o zaman daha bir degerli oluyorsunuz, bosanirim vs diye tehdit de ederseniz tamam iste, adam sizden vazgecemedigi icin ikinciyi almis zaten yine sizden vazgecemiyor o zaman. Korkmayin yani..

    Bu durumda en cok uzulen “sicrama tahtasi” olarak gorunen (esim bir keresinde saka olarak cok evlilik yapmak icin beni sicrama tahtasi olarak aldigini soylemisti.) ikinci esler oluyor. Dun benimle kalmasi gereken geceydi, ozene bezene yemek yaptim, saat dokuz da geldi. Erken geldi, yemegi birlikte yiyecegiz diye korkarak sevinirken, diger eve gidecegini soyledi.

    Ne yemek yiyebildik, ne cay icebildik, ne muhabbet edebildik.Tartistik, ben kendimi banyoya kilitledim.O akvaryumu temizledi ve bir saat sonra gitti. On gun once de erken geldigi icin (benimle kalmasi gereken geceydi) korkarak sevinmistim, o zaman da iki saat oturup 1. karisinin telefonlarindan, mesajlarindan sonra kalkip gitmisti.Artik erken gelmesine (ki son zamanlarda en erken gece birde geliyor) bile sevinemiyorum….Cok ozel seylerimi yazdim belki ama dun geceden beri cok sıkıntılıyım yine.Paylasacak kimsem de yok…Buradaki dostlarlar paylasmak istedim….

    • Süheyla diyor ki:

      Firuze Hanım,halinize gerçekten üzüldüm.Sorun siz de değil,adaleti sağlayamayan erkeklerde.Madem sizi bu şekilde mağdur edecekti,ne diye günahınıza girdi?Daha önceki yazılarınızda görmüştüm,evlendikten sonra yurt dışına gitmişsiniz ve eşinizden başka yakınınız yokmuş.Ona bu kadar muhtaç olduğunuz bir durumda neden sizi ihmal ediyor?Bir keresinde bir haberde okumuştum,avrupadaki çok eşli müslüman erkekler(hangi milletten olduklarını yazmamışlar)2,eşlerini mağdur ediyorlarmış.Belki burada çok eşliliğin yasal olması gerekir diyenler olacaktır,olabilir.Ama burada asıl önemli olan,erkeğin adaleti sağlaması için ille de devlet kanununa ihtiyaç duymaması gerektiğidir.

      Allah yardımcınız olsun,başka ne diyebilirim ki…

      • firuze diyor ki:

        Allah razi olsun Suheyla Hanim,
        Evet dediginiz gibi erkegin adaleti saglamasi icin ille de devlet kanununa ihtiyac duymasi gerekmiyor…Ben esime guvenerek, esimin yoklugu durumunda hukiki anlamda zor kalacagimi bilerek goze alarak buralara geldim.Ondan baska konusacak kimsem yok, su gurbet ellerde ve duruma esimi sevdigim icin sabrediyorum. Aslinda birlikteyken boyle tartismalarimiz olmadigi zamanlarda cok guzel vakit geciriyoruz. Ama iste bu sorunlar…Ve bu sorunlar karsisinda yapayalniz olmak…Bircok kisinin oldugu gibi Allahtan baska kimsem yok su dunyada…Kendimi hic kimseye, hicbir aileye ait hissedemiyorum ve bu durum beni cok yipratiyor…En cok uzen de kendimi esimin gercekten “karisi” gibi hissedememek….

        Selam ve Dua ile……

        • Süheyla diyor ki:

          Firuze Hanım,

          Merak ediyorum,siz evlenirken hem tercih ettiğiniz pozisyon hakkında hem de hiç bir eşinizin,dostunuzun,aile ve akrabanızın bulunmadığı gurbet ellere gitmenize ailenizin tepkisi ne oldu?Lütfen sorularımı yanlış anlamayın,evlilikler de ailenin rızasının çok önemli olduğuna inanıyorum.Acaba aileniz size destek vermediği için problem yaşıyor olabilir misiniz?Bir de siz hiç bilmediğiniz ve hukuken de (evlilik anlamında)hiç bir şey talep edemeyeceğiniz bir ülkeye gitme riskini nasıl göze aldınız,hakikaten cesaret işi?

          Sorularıma cevap vermeyi tercih etmeyebilirsiniz,sizi anlıyışla karşılarım.

          • firuze diyor ki:

            Sayin Suheyla Hanim,

            Sirf okuyabilmek icin genclik yillarimda ordan oraya suruklenip(abla abi yani vs.) suruklendigim yerlerde “para yeyici, siginti” olarak gorulup bana oyle hissettirilip hic sevilmedigimi dusunup durmamdan dolayi sanirim sevmeye sevilmeye bu kadar onem verisim…Ve sevgi adina bu kadar “gozu kara” olusum…Esimin beni sevdigine (bazi cekmis oldugum sikintilarimizi anlatsamda evet hala bundan eminim) yurekten inaniyorum ve ben de onu seviyorum….Ikincile razi gelisim de bu yuzden, icinde bulundugum duruma sabredesim de. Ailem durumumu biliyor, ve kabul ediyorlar. Onlara yasadigim sikintilarimi yansitip onlari uzmek istemiyorum sadece.

            Bircok kisi hep kendini birinci hanimin yerine koyup empati yapiyor maalesef. Ama sunu bilmiyorlar ki bircok birinci kadin ikinci kadini ogrendikten sonra kendileri razi geliyorlar. Esimin ilk hanimi da aylarca esimi bosanmakla tehdit etti, ben buna inanmadim, cunku bana da bosanmayacagini esimi bana birakmayacagini soyledi.Ama esim inandi, bu yuzden aylarca benim yanimda yuzu hic gulmedi. Birinci hanimin en son tehditinde esim artik “tamam git ac bosanma davasini” demis ve yanit olarak “bosanirsam ona (yani bana) yarar” demis.

            Yorumu okuyanlara birakiyorum….

            Selam ve Dua ile……

    • tarık diyor ki:

      Eh işte bu da madalyonun diğer yönü. İşte bu tür yorumlara ihtiyaç var gerçek ise ki olayın her yönünü görelim.

      1-Bir kere 2. eş büyük çoğunlukla daha önde gelir. 3 sene de fazla zaman değil. Bu kadar yeniyken ve 2. eş iken siz kocanızın böyle davranması hiç normal değil.

      2-3 sene geçmesine rağmen neden çocuk düşünmediniz, eğer adamın derdi çocuk ise siz de çocuk yaparak size sahip çıkmasını sağlayabilirsiniz.

      3-Eşiniz size eksik zaman ayırdıysa bunun karşılığını bulacaktır, bu da günahtır. Velevki siz veya 1. eş hakkının bir kısmını vermiş olmasın. 2. eşler bu tip ihtimalleri bilerek evlenecek.

      4-Eşinizin davranışları çok garip, normal değil. Bir erkek kafasıyla düşündüğümde olayların tam tersi olması lazım gibi geliyor. 1. eş büyü yaptırmış olabilir mi? Başka bir durum olabilir mi? Bunları uzun uzadıya düşündünüz mü?

      5-Anlattılarınız eksiksiz ve adam belli bir neden olmaksızın öyle davranıyorsa suçludur.

      • firuze diyor ki:

        Merhabalar Tarik Bey,

        Oncelikle anlatiklarim tamamiyle gercek, yapayalniz oldugum icin sikintimi paylasacak kimsem olmadigi icin anlatip biraz rahatlayabilmek icin buraya yazdim. ( Baktim yorumlar ikinci es vs uzerinden gidiyor)

        Ben yurt disinda yasiyorum, resmen evlenmedigim icin dolayisiyla buraya evlilik yoluyla gelmedim, ilk bir sene okul yoluyla oturum aldim, sonrasinda o hakkimi kaybettim.Su an yasa disi yasiyorum burada dolayisiyla hicbir hakkim yok.Saglik sigortam ornegin. Ben basindan beri cocuk istiyorum,ama esim oturumun yok sigortan yok, hadi dogum yapinca cocuk hastalansa sen hastalansan burada sigortasiz hastanede bir gece yatmak dunyanin parasi onu karsilayamam dedi.

        Bu uc yil boyunca da (iki hafta oncesine kadar) bana oturum alacagini (sirket uzerinden ticari oturum) soyleyip durdu ama almadi. Iki hafta oncede en son onumuzdeki yil nisan ayinda turkiyeye kesin donus yapacagimizi soyledi.Cocuk da o zaman yaparmisim.1. karisi turkiyeye kesin donus yapmak istemiyormus “sen karini bulmussun git iste onunla” diyormus. “Cocuklari alir” giderim demis esim, ama iki gun once “cocuklarin okulu ne olacak yilin ortasinda mi alacaksin” dedim. “Onlar da okul kapaninca gelirler”dedi.”Iki ay boyunca cocuklarini gormeyecek misin” dedim, “gerekirse gelirim” dedi.Yani bu durumda dagitilan sadece bizim evimiz olacak, ben bu duruma cok sinirlendim, turkiyeye kesin donus yapinca ben bir daha buraya kolay kolay gelemem (vize vs problem) ama esim rahatlikla gelir, cocuklar ve anneleri gelmezse burada kalir vs.

        Bu sebepten de tartistis. “Bana guvenmiyorsan cek git daha durma” dedi.Mesele guven meselesi degil, mesele esim ayri kalmak. Gideceksek hep beraber gidelim, kalacaksak hep beraber kalalim.Gorunuste esim kesin donus yapmis olup ama ilk karisi ve cocuklari yapmayinca insan ister istemez kotu dusunuyor.Esim son zamanlarda bir gece orada bir gece burada kaliyor, ben orada kalirken onu hic aramiyorum, mesaj vs gonderip rahatsiz etmiyorum, hatta sabah giderken aksam gelmeyecegini bilip “aksama gelir misin, ne yemek yapayim” diye bile sormuyorum.

        Ama iste esim cogu zaman bu durumu hep benden yana suistimal ediyor, ben benim yanimda kalmasi gerekirken kalmayip gozyasyaslari icinde birakip rahatlikla cekip gidebiliyor.Uc yildir boyle bir hayata sabretmememin psikolojimin bozuldugunun, seytanin surekli onu cezalandirmak adina bana olum vesvesesi verdigini soyledigim halde umursamiyor. “Kendini oldurursen, gunahini kendin cekersin omur boyu cehennemde”diyor. Ve bana 346,50 gece borclu esim…Serde muhasebecilik olunca iste insan herseyi hesaplama aliskanligi kazaniyor.

        • firuze diyor ki:

          Sayin Tarik Bey,

          Ayrica “Bir kere 2. eş büyük çoğunlukla daha önde gelir” maalesef uc yilin sonunda ben buna katilamiyorum. Ya esim beni “sevdigini” soylese de sevmiyor, ya da o ikinci kadinlar benim gibi aciyi kendi cekip, cogu gece kendi aglayip hos gorulu olmaya calismayan kadinlar…Bilemiyorum kafam tamamen durdu, artik ne dusunecegimi nasil dusunecegimi bilemiyorum. Buyu konusuna gelince kimsenin hakkinda kotu dusunmek istemiyorum, yaptiysa da gunahi boynuna. Allah affetsin ne diyeyim. Ben Allah icin sabretmeye calisiyorum.Bu benim imtihanim diyorum, Allah baska keder vermesin diyorum, ama iste her zaman diyemiyorum maalesef bunu..Dun geceden sonra su saat oldu esim ne aradi ne mail gonderdi..Sema hanim, kadinlarin gunluk 20 bin kelimeye ihtiyaci oldugunu soyluyordu.Benim uc yildir birikmis kelimelerim, artik sayiyla ifade edilemez herhalde…..

          Selam ve dua ile…..

        • tarık diyor ki:

          Üzücü bir durum elbette. Belki de böyle adamlar için 2. eş helal olmasına rağmen teşvik edilmemeiş olumsuz yaklaşılmış.

          Zaaten 2. eşlerin olduğu ailelerde tek eşliye göre sorun daha çok. Gerek 1 de gerek 2 de. Bu ayrı konu, buarada 2.eşin islami ve hukuki yönü tartışıldığı ve kabul edilmediğinden yazdık. Yoksa sizin durumunuzdaki bir hanım ve aile için olmaması daha hayırlı.

      • Kadriye diyor ki:

        Firüze hanım, öncelikle geçmiş olsun, burdan durumunu paylaşmanız çok güzel genç kızlara örnek olur en azından. Genç kızlarımız ne yazık ki çok hayalperest. Öncelikle 3 yıldır evlisiniz ve 1. eşin bu evlilikten 9 aydır haberi var, bu durumda sizden çok onun hakkı yenmiş, düşünsenize bir kocanız var onun için tek sevgili tek yar olduğunuzu sanıyorsunuz ama yıllarca kandırılıyorsunuz. Ben size değil de o kandırılıan hanıma üzüldüm.
        Eşiniz evlenmek istediğini birinci eşe en baştan söyleyip izin almalıydı, izin vermiyorsa boşanmalıydı hukuken boşanamasa bile dinen boşayabilir, sadece çocuklarının annesi yapabilirdi. İslam hukukunda ilk eşin rızası alınmadan 2. evlilik yapılamaz, bana inanmazsanız arayın alo fetvayı ordan sorun. Yani sizin zaten nikahınız yok dolayısıyla da eşiniz size borçlu değil
        Ha bu evlilik geçerli diyenler olabilir, ama ben gizli nikahı nikahtan saymıyorum benim inancım bu

        • firuze diyor ki:

          Sayin Kadriye Hanim,

          Oncelikle tesekkur ederim, benim de bir kadin oldugumu unutup, yine empatiyi birinci hanimdan dolayi kullanip yorum yaptiginiz icin. Ben basindan beri, bilmesi esimin bana geceleme konusunda haksizlik etmemesini istiyordum. Esim gizlemeyi uygun buldu, daha fazla gizlenmesini Rabbim uygun bulmadi ve ortaya cikarttirdi. Demissiniz ki benim inancim bu, evet herkes kendine gore inanc belirlese yeryuzunde herkese gore bir din olur oyle degil mi ? Ben aciz oldugumu, dini konuda yeterli bilgiye sahip olmadigimi bilip o yuzden Imami Azam Ebu Hanifeye ittiba ediyorum.Rabbim kabul eder ins.

          Selam ve dua ile….

          • tarık diyor ki:

            “Oncelikle tesekkur ederim, benim de bir kadin oldugumu unutup, yine empatiyi birinci hanimdan dolayi kullanip yorum yaptiginiz icin.” Güzel cevap olmuş. 1. hanım zaten memnun olmasa boşanır boşanmadığına göre kabul etmiş.

            Ayrıca 2. eşi olup mutlu olan binlerce eşler var, bunu ısrarla destekleyen hem de dindar olmayan kadınlar var. 2. eşlilik hep mutsuzluk değil, bir sürü tanıdık var.

          • Deniz diyor ki:

            Firuze hanim,
            Oncelikle gurbet ellerde bu yasadiklariniza bir mu’min olarak uzuldum cunku gurbetlgin caresizligin ne oldugunu ancak yasayanlar bilir. Insallah ozellikle sizi kistlayan durumlarin kalkmasini yuce Allahtan niyaz ederim.Kocanizin ilk esinin yasadiklari bir yana cunku bu yazdiginiz durumlari cok yasayan ilk esler de var.

            yukaridaki yazilan yorumlarda Tarik beyin tesbitleri dogrudur Gulbeyaz hanima kesinlikle katiliyorum, bunlari anlayabilecegimizi dusunuyorum. ama maalesef bu konuda kadinlarin cilesi bitmiyor. Ben dogrusu esimin uzerime evlenmesini istemem isterse muslumanligim sorgulansin ama eger bu imtihani nasip edecekse de Allahtan dayanma gucu isterim cunku bu konuda toplumsal baskilari kaldiracak kadar guclu degilim.

            Ayrica caiz olabilir meselenin bu yonunu tartismaya bile gerek yok ama gizli kapakli yapilan nikahlarin ne gibi sonuclara yolacabilecegi konusulsa nasil olur. ben dogrusu bu sekilde bir saglikli ideal tmusluman toplumu tasavvur bile edemiyorum. Keske sizin yasadiklariniz bu siteye yazacaklariniz icimizi isitsaydi ve hatta bizi kiskandirsa idi ne iyi olurdu. Neyse bu konuda cok soylenecek sey var da vaktim musait degil. Allah size de ilk ese de yardim etsin . Adaleti saglamasi gereken kocaya da akil versin feraset versin merhamet versin.

        • tarık diyor ki:

          “İslam hukukunda ilk eşin rızası alınmadan 2. evlilik yapılamaz, bana inanmazsanız arayın alo fetvayı ordan sorun. ”

          :)))

          Biz diyoruz ki 2. eş için 1.nin bırakın izni olmasını 2. nikah için 2 kadının bile olmasına gerk yok siz izin diyorsunuz:) Yok böyle bişey izin alması zorunlu değil. Böyle mantık mı var kaç kadın izin verir. Allah bilmiyor mu bu ruhsatı verirken kadınların izin vermeyeceğini, eğleniyor mu Allah haşa.

          Böyle bir izne asla gerek yok. Alo fetva bunu söylecek kadar yürekli değil, izin almasına agerk yok dese ertesi hafta ülkede darbe olur. Bunu da düşünemiyorsanız ne diyim. Alo fetva lotoyu ve faize bile yeni haram dedi. Ordan fetva ile iş yapılmaz.

          • firuze diyor ki:

            Merhabalar Deniz Hanim,

            Dualariniz icin cok tesekkur ederim, Allah razi olsun. Inanin musluman kardeslerimin dualarina cok ihtiyacim cogu zaman. Esim yine beni aramayarak (bu saate kadar) buyuk bir ihtimalle bu aksam da gelmeyerek dunku tartismadan dolayi beni cezalandirma yoluna gidecek.Ben gunlerce haftalarca surat asmayan, iki guzel soze davranisa hemen yumusayabilen cabuk affeden, hos goren biri oldugum icin cogu zaman esim bundan dolayi benim hakkimi suistimal ediyor.Sayesinde bu gidisle leyladan gecip tam anlamiyla Mevlayi bulup bir veli makamina yukselebilirim ins.

            Icinizi isiticak bir iki sey soyleyeyim, bu tur aksakliklarin disinda esimle cok guzel anlasiyoruz, saatlerce farkli farkli konulardan hos sohbetler edebiliyoruz, bazen ilmi muhabbetlerimizde ayri dustugumuz noktalar olsada ayriliklari tartismaya kavgaya donusturmuyoruz.Ve en onemlisi ben onu hala ilk gunku gibi seviyorum,ayni evin icinde oldugumuz zamanlarda bile yanimdayken bile ozluyorum…Onun da beni sevdigine yurekten inaniyorum, inanmasam zaten bu sikintilara sabretmezdim de.

            Selam ve Dua ile…..

        • eymen diyor ki:

          “İslam hukukunda ilk eşin rızası alınmadan 2. evlilik yapılamaz, bana inanmazsanız arayın alo fetvayı ordan sorun.”

          Atmışsınız, böyle bir şart olsa 1400 yıllık İslam tarihinde, çok hanımlı olmak çok istisna bir durum olurdu.
          Alo fetva da böyle diyorsa çağa uyma (çağdaş olma) hastalığına düçar olmuş demektir.
          Alo fetvaya icazeti kim vermiş bakmak lazım.

          • iclal diyor ki:

            Firuze Hanim,
            Allah yar ve yardimciniz olsun, Rabbim gonlunuze huzur versin ins. Gurbette yasananlari orda yasayanlar bilir. Karsi tarafinda sizin ordaki konumuzdan dolayi eliniz ona mahkum seklined size davranmasi bir musluman icin cok aci bir durum. Allah korkusu, kadinin emanet oldugu inanci nerede kaldi acaba. Birde kendi kizi varsa sormak lazim, size yapilan veya ilk esine yapilan kendi kizina yapilsa hosuna gidermiydi? sizlerinde bir babasi var unutmamasi lazim.
            Ama sizde sunu unutmayinki, esinizin sizi o sekilde getirdigi ve orada tuttugu ortaya cikarsa asil onun basi yanar. Nerede oldugunuzu bilmiyorum ama, avrupa ulkeleri olacagini tahmin ediyorum, avrupa da veya amerika da kadin haklari en ust duzeyde. Inanin bana kaybeden taraf kendi olur, diliniz yoksada onada uzulmeyin size tercumanda bulurlar. Belki sonuc itibari ile en kotu ihtimal siz sinir disi edilirsiniz ama, o da cezasini ceker.
            ozur dilerim, ortaligi karistirici olmak istemem. Rabbim yuvaniza huzur versin. Ama ustte yazdiklarinizdan hareketle sizinde oralarda kendinizi yalniz hissetmemeniz bisey yapamam diye hissetmemeniz icin yazdim..

        • fati diyor ki:

          2. evlilik icin 1. esin rizasinin alinmasi gerekir diyenleri cok gülünc buluyorum. Allah askina, hangi 1. es 2. esi kabul eder?? Bu kadinlarin tabiatina aykiri bir kere. madem nefsiniz kabul etmiyor bari hüküm verip kendinizi tehlikeye atmayin. Bu erkege verilmis bir ruhsattir. 1. es kabul etsin etmesin hic ama hic fark etmez.

          Peygamberimiz onca evlilik yapti, hangi birinde esinden “izin” aldi?? cok komik vallah…

          bu arada bunu bir bayan olarak söylüyorum.. erkek sanmayin…

    • osman diyor ki:

      firuze hanım, yaşadıklarınıza gerçekten üzüldüm. yazdıklarınızdan anladığım kadarı ile iyi niyetli birisiniz. bu nedenle üzüntüm bir katta daha arttı. bu kadar iyi niyetinize karşı ve sizi bikadar ihmal etmesine karşı anllatığınıza göre ona karşı davranışlarınız kırıcı olmamış. bir erkeğın (evin yöneticisinin ) bu değerin farkında olması gerekir. yöneticilik aciziyeti varsa da kalbinin vicdanın rahatsız etmesi gerektiğine inanıyorum.

      bir eşin işini savunmasız halde zor halda bırakmasını vicdanım el vermiyor. bir erkeğin eşine çek git demesine anlam vermiyorum. sağlık sigortası olmadığı için hasta olsa çok zordurumda kalabilir olmasını düşünceside bir erkeği endişe ettirmeli.
      eş olarak alacağı kişiyi bu hale sokmaktan allaha sığınmalı. ins allahım beni bu hallerle sınav etmez. büyük konuşmak istemiyorum.

      firuze hanım şeçmiş olduğunuz çok zor bir yol. allah yardımcınız olsun. aşağıdaki elestirilerimiz sadece sizi yermek için yapmıcam üzerünize alınmayın. siz zor olan yolu seçmişsiniz ve zorluğunu çekiyorsunuz.

      sizin için hakıkaten üzüldüm ve eşinize falaket şekilde kızdım. allah yardımcınız olsun.sanırım hayatın getirdiği bazı nedenlerden ve manevi duygu ihtıyacından dolayı evlenme kararı almışsınız. bunda dolayı sizi yargılamıyorum. allah herkesın sınavını farklı veriyor. sizin için sadece dua edebilirim. allah yuvanıza huzur getirsin.

      islam ikinci çok evliliğe izin vermiş. ama ben ikinci evliliğin çok büyük sorumluluk getirdiğine inanıyorum. bu sorumluluk altına girmekte istemem açıkcası. ki daha birisiyle evlenmemişken. KİMİ arkadaşlar hemen buna yorum yaparak evlen ikincisinide istersin şimdi bekarsın ya sana öyle geliyor yorumları yapabilirler. onlara kısa cevapım şu olur ki yurtdışında iken bir iki kızdan evlenme teklifi almama rağmen ve defaatle zina etme firsatım(kapımdan reddettim) olmasına rahmet allahın korumasıyla (allaha şükür) böyle bir yanlışa düşmedim.bunu yapmamdaki en büyük neden hayırlı bir eşi ve aileyi hak etmeye çalışmak ki, allahta bana hayırlı bir eş nasip etsin diye idi. evlenmemem deki maksat ise ailemin islami çercevede hayatı yaşayan bir yuvam olsun diye. ayrıca yazmayı düşündüğüm konulardan biride türkiyeye döndüğümde evlilik için görüştüğüm kızların beni hayal kırınlıgına ugratan boş ve eş ve kadın olma konusundakı cahiliyetidir.

      bir baba kızının ikinci eş olmasını istemez. bir baba için evlatları çok değerlidir. ben kızımın firuze hanımın bulunduğu durumda olmasını istemem. allahım inş beni bu şekilde sınav etmez. bundan dolayıda ben ikinci eşi almayı düşünmüyorum. allah inş yine beni bunla sınav etmez inş.

      yıllardır evlenmek için uğraş içinde arkadaşım( bir buçuk sendedir bende arayanar gurubundayım) var. bu kadar evlenmek için bekar erkek var iken bayanların ikinci eş olmayı kabul etmelerını anlamıyorum. bunu da yanlış olduğunu düşünüyorum. duygusal ve sevgiye çok ihtıyaçlı birinin böle bir evliliğe kalmasının çok büyük bir hata olduğunu düşünüyorum.

      bir çok kere zikrettim. bayanlar duygusaldır. bu nedenle evlilik kararı alırken duygularına göre karar almak yerine duyularını akıllarının kontrolune alıp öyle karar almalılar. fıtratına duysallık işlemiş bayanın bunu yapması gerçekten zordur. bu nedenle büyülerinin tecrubelerinden yararlanmayı bilmeliler.

      eskiler ne demiş” kızı bırakırsan kendı halınde ya davulcuya varır yada zurnacıya varır.” bayan güzel sese, söze karşı zayıftır. güzel sözlere kapılabılır.bayanların bu zayıf noktasını bilip karar alırken bu hataya düşmemeye dikkat etmesi gerekmektedir.

      kültürlü bilgili ve değer verdiğim bir abim bayanlara öğüdü şu şekilde idi. aklıllı bayan herzaman kendi güzelliğindan daha az yakışıklı olanve duyguları örtüşen erkeği şeçmeli ki erkeğin daha büyük olasıklıkla sadece kendine ait olmasını sağlasın. çünki erkek hayatı boyunca güzellik beklentisi vardir ama bayanın en büyük beklentisi sahiplenilme duygusunun tatmini ve değer verildiğini görmesidir. buna sahip olduğunda çirkinler güzel olur. bu duygu erkekte daha az vardır.
      söyle bir sözde sölemişti. bir bayan güzel olmasına rahmen evlenip boşanmışsa bu sadece onun aklını ve güzelliğiniz kullanamadığının göstergesidir.

      günümüzde bayanları en büyük hatası duyguları ve nefsi ile karar vermeleridir. bu hataları da şu şekilde ifade ederler:,
      1. yanıma yakışsın. bu söz tamam nefsi sesidir. evlilik kararını sadece gözle aldığının göstergesidir.
      2. güzel sohbet olmalı ve konuşması hoşuma gitmeli. dolandırıcının ,altatıcının en büyük sermayesi nedir. güzel sözü ve hitabetidir. kültürlü ve bilgi birini aramalı.insanı bilgi ile tartmali.
      3.gördüğümde isinmalı ve elektrik almalıyım. bu da görselliği ve ruhuna hitap etmesını beklemesının bir ifadesidir ki bu da tehlikelidir.

      bir bayan bu tehlikelere dikkat etmelidir.

      amaçım bayanların hatalarını anlatıp, onları kotulemek ve bütün suç bayanda olduğunu ifade etmek değildir. ama evlilik kararında onayı bayan vermektedir. yanı erkek talip olur bayan son kararı verir. evlilik kararında bayan çok sorumluluk düşmektedir. bu nedenle bayanlar evlenmeden yıllar once evlilikle alakalı kitaplar okumaya başlamalılar ki bu bilgiler akıllarına yerleşsin ki karar aşamasında doğru karar almaya okadar yakın olsunlar.

      allah herkesın yardımcısı olsun.

  23. fatma zehra diyor ki:

    değişen bir şey yok yine kavga yine tartışma… her seferinde kendime söz veriyorum bu sefer susacağım trip yapmayacağım surat asmayacağım diye ama yapamıyorum… en son dün akşam mübarek kandil akşamı kavga ettik başlangıç sebebi de bana şaka yollu olduğunu söyleyerek yaptığı yermeler, aşağılamalar, küçük düşürmeler… ona göre böyle bir şey yok sadece şaka yapıyormuş… aman ne yaptın da yoruldun sanki, görende taş taşıdın sanır gibi… ya arada bir de öyle olmasam da mükemmel biri olduğuma dair şaka yap… yok… şımarırım sonra…. gerçi dün yaptığından sonra çok fena patladım özür diledi ama bugün de kaç kere aradı (normalde o kadar aramaz, suçlu olduğu zamanlarda arar) ama hep böyle zaten değişmiyor, bana kaç kere söz verdi o sözlerini tutmuyo, dese ki yapamam söz veremem amenna demekki beni susturmak için yapıyor diye düşünüyorum…. birkaç gün sonra yine başlarız… inşallah bu sefer verdiğim kararı uygulayabilirim… ben elimden geldiğince mükemmel olucam o ne yaparsa yapsın sesimi çıkarmıcam, birşey olmamış gibi davranıcam… inşallah bende onun gibi birkaç gün uygulayıp bırakmam sema hanım lütfen iletişim konusunu işlemeye devam edin… önerilerinize çok ihtiyacım var… bir bebeğimiz olsun istiyoruz ikimizde, bu problemleri yaşarken nasıl olur bilmiyorum… ikimizde onu üzmek istemeyiz anca birbirimizi yiyip duruyoruz. etraftan görenler bir problemimiizn olduğunu anlamazlar hiç… Allah razı olsun sema hanım

    • iclal diyor ki:

      yeni evlisiniz galiba Fatma Zehra Hanim, inanin evlilik o kadar zorki. bir taraf hep fedakarlik yapmak zorunda kaliyor. bu sorunu asarsiniz eminim, ama daha sonra farkli bisey cikiyor. bizimde cok uzun degil ama 8 yillik evliligimiz var. Bazen dusunuyorum Allah im daha ne gorucem acaba. evlilik oncesi kendime baktigimda suanki halimle hic kiyaslanmayacak degismeler var. Esiniz akademisyen olabilir mi? kendi yaptiklarini yuceltip karsi tarafi yetersiz gorme daha cok onlarda goruluyorda o yuzden sordum.
      sunu soyleyebilirim, cocuklar olunca ilgi biraz daha dagiliyor. cocuga kayiyor. Aile olma kavrami daha cok oturuyor. Birseyler daha cok benimseniyor. Allah hayirli evlatlar versin sizede ins.

      • fatma zehra diyor ki:

        evet iclal hanım yaklaşık 1 yıllık evliyim. eşim akademisyen değil, ancak kendini çok yakışıklı görüp genelde bununla ilgili böbürlenmesi var. bazen bana çirkin diyerek şakalar yapar. eğer çocuğum erkek olursa umarım onu düzgün yetiştirebilirim. eskilerin çoğu erkekleri el üstünde, içeceği suyu bile annesinden isteyen, evlendiğinde de aynısını eşinden isteyen bireyler yetiştirmiş…. ben çalıştığım halde eşimden bana yardım etmesini hiç istemem sadece takdir etmesi yeterli… onu yapmadığı gibi şaka yollu ne yapıyorsun ki demesi beni bitiriyor. ama düzeleceğimize dair inancımı hiç yitirmiyorum. ümitsiz değilim.

        • eymen diyor ki:

          Bir yıllık evli olupta eşinin güzelliğini beğenmeyen erkeği de ilk defa duyuyoruz. Hani huyu suyu dese tamam da. Gözün kör müydü veya attırdın imzayı ez ezebildiğin kadar mı? Ya da mankenler falan mı musallat oldu adama acaba? :(

  24. tarık diyor ki:

    gulbeyaz hanım hanıma verdiğim cevaptan sonra genel bir değerlendirme yapmak istiyorum. Kadın okurların da kadınlıklarını bir süre bırakıp mantıkla değerlendirmelerini rica ederim.

    Bir erkek hangi durumlarda 2. eş alır veya gizli imam nikahı yapar?

    1-Gençtir, muhtemelen üniversitededir. Zina yapmak yerine imam nikahı yapmak ister.
    2-Evlidir, 2 eşi cinsel nedenlerle zevk için istiyordur.
    3-Evlidir 2. eşi cinsel sebeblerle beraber baika nedenlerle de istiyyordur.

    Kadınlar, özellikle dindar kadınlar 2. ve 3. maddeye karşı geliyor. Ben bunları tartışmayacağım. Sadece şunu söylemek istiyorum. Buna karşı gelen kadınların ya erkek evladları ya abileri ya da yeğenleri er geç böyle bir konuyla karşılarına gelecek. Birisi burada “din neden plajda yüzmemi yasaklıyor ben neden bu zevkten mahrumum” diyordu. Peki sizce bir erkeğin kadından başka ne gibi zevki olabilir ki? Hele buna din de cevaz verdiyse. Öncelikle kadınların 2. eş konusunda dinin izin verdiğini kabul etmeleri lazım. Bundan sonrası tartışılabilir.

    Büyük şehirlerde bir erkeğin gün içinde gördüğü çıplak kadın manzarası sayısı çok değil bundan 50 100 sene önce hayat boyu görülenden fazla. Bedensel yorgunluğun eskisi gibi olmadığı, sağlıklı yaşamın daha fazla olduğu ve cinsel görüntülere bu kadar maruz olan erkek eşiyle ne kadar mutlu olursaa olsun bir noktada mutlaka başka bir benden, ten, ses arayacaktır. Kadınların bu gerçekliği görmesi lazım. Aramayanlar yok mudur vardır elbette hem de arayanlardan daha çok. Ama farzı muhal adamın eşi izin verse bir ve siz gidip sen 2. yi alabilirsin dense dünya üzerindeki hiç bir erkek ama hiç bir erkek bunu reddetmez. ÇÜNKÜ KADIN ERKEK İÇİN BİR İMTİHAN VESİLESİDİR. Kadınla imtihan olmasa insan neden Cennete gitmesin ki?

    Erkek 2 eşi almadı diyelim ne yapıyor peki? Yaptığı belli porno izliyor, otobüste dolmuşta kadınların orasına burasına bakıyor, ve fırsatını bulduğunda zina ediyor. Dindar erkek da Allah’tan korkusu nispetinde bundan kaçıyor. Zaten bundan tamamen kaçmayı başaran bir dindar erkek bu devirde en fazla 1 senede veli olur. Malum velayetin ilk mertebesi mezardaki ölülerin halini görmektir. Bir erkek 1 sene her şeyini kadınlardan gelen haramlardan korusun, namazlarını tam kılsın, mezardaki ölüyü görmemesi imkansızdır.

    Bir erkek 2. kadınla evlenemediği zaman, eşi regl halindeyken veya annesinin evindeyken veya çalışma hayatndan dolayı yatakları iyi değilken 1 kere sadece 1 kere porno izleyerek kendini tatmin ettiğinde aldığı günah, o 2 eşi gizli nikahla bile alsa kazamacağı günahın yanında hesap bile edilemez. Kadınların erkekleri yatakla cezalandırdığı bu devirde bunun olmamasına imkan yok.

    Kadınlar sadece ve sadece kendi egolarından, kendilerini erkeklerin hayatında tapılacak bir varlık ve hayatın merkezi gördüklerinden dolayı buna düşmanca bakıyor. Ne değişiyor peki, erkek eşim kızar diye 2. eşi almıyor mu. Bazısı gizli nikahla alıyor bazısı zina yapıyor. Bunun önğne ge-çe-mez-si-niz. Benim gördüğüme göre bunun önüne ancak ve ancak erkeği ve kadını ahiretlerini kazanmayı hayatlarının en büyük derdi yaptırrark önlersiniz. Bu da bu devir de ya bir cemaate ya da bir tarikate mensup olup, o mubarek halkanın koruma kalkanıyla korunup hayatının 1. meselesini kadın kız alış veriş değil de imanını kurtarmak ve başkalarının imanını kurtarmak derdi ile dertlenmekle olur. Bununla meşgul olmayan hiç bir erkek ama hiç bir erkeği haram veya haram olmayan yollarla 2. 3. 4. kadından uzak tu-ta-maz-sınız. Velevki eşini çok sevse de.

    O yüzden kadınlar dinin cevaz verdiği bu hükme karşı geleceklerine neden kocalarımız kadın sitiyor ben neden yetmiyorum diye düşünsünler. Çünkü kendilerini parçalasalarda erkekteki bu istek en güçlü istektir ve bir gün kadınlar bununla karşılaşacaklar. Hele internetin hele iletişimin bu kadar yoğun olduğu durumlarda.

    • sultan(26-kadın) diyor ki:

      moralim bozuldu yaa:(

      • tarık diyor ki:

        Yazdıktan sonra bakınca ben de biraz karamsar yazmışım dedim. Biraz öyle olmuş kadın açısından. Özellikle bekar hanımlar biraz korkmuştur. Her erkek böyle olmaz elbette ve biraz Allah korkusu olan erkek eşi de madden manen güzel ve iyi bir hayat arkadaşı ise erkeğin aklında 2. eş gelse de buna pek tevessül etmeyebilir. Ama bu çağda kadının da erkeğin de işi zor. Allah yardımcımız olsun.

    • cielo diyor ki:

      türkiyede 2. eşi alan erkek çok ama bu erkeklerin çoğu özellikle paralı olanları, kendilerine parası karşılığında sunulan hatunları escort kızları dini nikahı ile kapatması yapıyolar:) çok enteresan bunun sadece türk erkeğine has bir özellik olması. mesela istanbulun neredeyse sınırında yapılan villalarda bu tür kapatma hatunlar çok. parası olmayan erkek 2. eşi almasın baldırı çıplak iken 2. eş ona hak değildir:)

      • tarık diyor ki:

        Eskiden öyleydi de internetle biraz profil değişti. Escort kızlardan normale kaydı. Hem adam escort kıza ev açıp 2 eşi yapıyor ve escort kız o işi bıtakıyorsa valla kötü de yapmış diyemem yani:) Adam hayalindeki gibi bir kadınla eşi olarak yaşıyor kadın da fuhuş yapmıyor, fena değil.

        Baldırı çıplak diye erkeğin nefsi körelmiyor, o da zina yapıyor işte daha ucuza geliyor. Daha kötü yani.

        Buradan çağrı yapıyorum: 2. eş olmayı kabul edenler lütfen baldırı çıplakları hor görmeyin:)

        • sa diyor ki:

          kanım dondu nasıl bir yorum bu
          şaka gibi
          cinsellik ihtiyaç anladıkda bunu da ibadetmiş gibi anlatmayın
          az yemek az konuşmak gibi bu işin de azı daha guzeldir
          Allah aşkına yaşama sebebiniz bu mu
          hayalindeki kadın boyle bir kadınsa buyursunlar alsınlar
          hayalleri sadece bunlar susluyorsa …
          eşini teheccute kaldırmak zikreden kadın ve erkeklerden olmak gibi guzel hadisler ayetler varken dört evlilikle mi cenneti kazanacagınızı sanıyorsunuz
          bitane sarışın hanım var bitane de esmer olsun diyip evlenmek kusura bakmayın ruhsatın cok cok dışında

      • eymen diyor ki:

        Seviyeyi düşürmeyelim, evlilikle metresliği birbirine karıştırmışsızın. Dini endişesi olmayanlar bizim için tamamen konu dışıdır. İzmir de yaşıyorsunuz, ama bakıyorum da İstanbul’u bizden iyi biliyorsunuz. :)

        İkinci evlilik sadece cinsellik için yapılmaz, böyle bir önyargı oluşmuş maalesef.
        Birinci evlilik hangi sebeplerle yapılıyorsa (dindarlar için) ikincisi de o sebeple yapılır.

    • eymen diyor ki:

      Olayı sadece cinselliğe bağlamak eksik. Sadece duygusal nedenlerde olabilir pekala.

      • Süheyla diyor ki:

        Ben bu site de olayı cinselliğe bağlayan bir tek Tarık Beyi gördüm.Ya kendisi erkeklerin fahri sözcüsü ve erkeklerin dile getiremediklerini açık açık söyleme cesaretine sahip,ya da kendi düşüncelerini bütün erkeklerin düşüncesi sanıyor:)

  25. gulbeyaz diyor ki:

    islam kadını ilme tesvik etmedi mi?

    “…. Bunlar arasında Hz. Ayşe, Hz. Peygamber’den öğrendiği pek çok hadisi diğer sahabelere rivayet ederek, önemli bir hadis ravisi olmuştur. Hz.
    Ömer, Ebû Hureyre, Abdullah b. Ömer, Ebû Musa el-Eş’ari gibi pek çok
    erkek sahabe Hz. Ayşe’den hadis rivayet etmiş (Fayda, t.y.:201-205), bazı
    fıkhî konularda onun görüşlerinden yararlanılmıştır (Kettanî, t.y.:432-
    433). Hz. Ayşe İslâm dünyasında ilmî tenkitçiliğin başlamasına da öncü-
    lük etmiştir. O, özellikle kadın hakları ile ilgili İslâm’ın anlayışının nesillere doğru olarak anlatılması konusunda yoğun çaba harcamıştır. Başka
    pek çok kadın sahabe halifelerin, valilerin ve ilim adamlarının görüşlerine
    başvurduğu danışmanlar olarak uzun yıllar hizmet vermiştir (Savaş, 1994:
    367). Hz. Peygamber’in eşlerinin ve diğer bazı kadınların bu yöndeki ilgi
    ve gayretlerinin bir sonucu olarak, o dönemde İslâm, kadınlar arasında
    da hızlı bir şekilde yayılmıştır (Savaş, 1994: 235-261). Sahabe içerisinde
    yirmi kadar kadın fıkıh bilgininin yetişmesi, Hz. Peygamber döneminde
    kadınların cami eğitiminden ne ölçüde yararlandıkları konusunda önemli
    bir ipucu vermektedir (Hamidullah, 2003, II/79; Okiç, 1978: 26).
    Kadınların eğitim-öğretimleri sadece dinî bilgiler edinmekle sınırlı de-
    ğildi; onlar, hayatla ilgili pek çok konuyu da camide öğrenme imkânı
    elde etmişlerdir. Bazı kadınlar şiir, tıp ve hayvancılık alanlarında bilgi ve
    tecrübe sahibi olmuşlardır (Sibâî, 1969: 80; Savaş, 1991: 279-280). Özellikle Hz. Ayşe’nin tefsir, hadis ve fıkıh gibi ilimlerin yanında neseb, tarih,
    siyer, tıp, astronomi, şiir, hitabet, eğitim ve siyaset alanlarında da önemli bir ilmî birikime sahip olduğu bilinmektedir (Kettanî, t.y. 433; Savaş,
    1991: 136; Savaş, 1994: 287). Şüphesiz o dönem kadınlarının bu düzeye
    ulaşmalarında en büyük etkenin cami eğitimi olduğu söylenebilir. Çünkü onlar genellikle camide bir araya gelip birbirlerinin bilgi ve tecrübelerini paylaşıyorlardı.
    Kadınların cami eğitimi ve ilim öğrenme konusundaki etkinliği, Râşit halifeler döneminde de devam etmiştir. Ancak Emeviler döneminden itibaren
    İslâm’ın öngördüğü cinsiyet eşitliği prensibinden uzaklaşılarak kadınların sosyal, siyasal, ekonomik ve dinî hayattaki yeri tekrar sorun haline gelmiş (Erdoğan, 1990: 182; Hizmetli, 1996: 7)…”

    • tarık diyor ki:

      “Hangisini nereden düzeltelim bilmiyorum ki, neyse başlayalım.”
      diye başladıgınız yorumunuzu çok uzun oldugu için yayınlayamıyorum.Daha kısa yazarsanız yayınlayacagım inşallah.haberleri uzun oldugu için okuyamayan biri bu hassasiyete dikkat edecektir diye düşünüyorum

      • tarık diyor ki:

        Uzunca yazmıştım silindi, epey vakit harcamıştım. Özetleyeyim:

        1-Alıntı yaptığınız yazar “İslâm’ın öngördüğü cinsiyet eşitliği prensibinden” demiş ki bu ya cahillik eseridir ya da kasıt var. Ne dini bilen ne de psikoloji sosyoloji bilen birisi böyle saçma bir şey söylemez. Kadın ve erkeğin ayrı ayrı üstün olduğu yerler vardır. Kadın erkek puzzle gibi birbirini tamamlar. İslamın kadın erkeği hiç bir alanda eşit görmediğini Nisa 34. ayette okuruz. (Suat yıldırım meali) Kocalar eşleri üzerinde yönetici ve koruyucudurlar. Bunun sebebi, Allah’ın bazı insanlara bazılarından daha fazla nimet vermesi ve bir de kocalarının mehir verme, evin masraflarını yüklenmeleri gibi malî yükümlülükleridir. O halde iyi kadınlar: itaatli olan ve Allah kendi haklarını nasıl korudu ise, kocalarının yokluğunda, onların hukuklarını koruyan kadınlardır. Dikbaşlılığından yıldığınız kadınlara gelince: Onlara evvela öğüt verin, vazgeçmezlerse yatakta yalnız bırakın ve bunlarla da yola gelmezlerse onları hafifçe dövün. Şayet size itaat ederlerse, onlara yüklenmek için bir sebep aramayın. Unutmayın ki üstünüzde çok yüce ve büyük olan Allah vardır. {KM, I Timote. 11, 12; I Korintos. 11, 3; Efes. 5, 22} *

        Burada ilginç durum, sadece Kuranda değil diğer tahrif omuş kitaplarda bile bu emir benzeriyle var. Parantez içi diğer kutsal kitapları gösteriyor. Diğer mealler için: http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp

        Sema hanımın bu konudaki yazısı için: http://www.cocukaile.net/erkekler-kadinlar-uzerinde-yonetici-ve-koruyucudurlar/

        ve devamı: http://www.cocukaile.net/tuylerimizi-diken-diken-eden-emir/

        Bu ayetler bu kadar açıkken bu yazarın söylemi biraz ahmakça geliyor.

    • tarık diyor ki:

      2. konu da ” Özellikle Hz. Ayşe’nin tefsir, hadis ve fıkıh gibi ilimlerin yanında neseb, tarih, siyer, tıp, astronomi, şiir, hitabet, eğitim ve siyaset alanlarında da önemli bir ilmî birikime sahip olduğu bilinmektedir”

      denmiş, doğrudur. Ama elimizde Hz. Aişe’nin tıbbı cerrahpaşa’da, edebiyatı istanbul üni’de, dini de ilahiyatta öğrendiğine dair bilgi yok. Hz. Aişe deha seviyesinde bir annemiz ve değişik kaynaklara göre 8-16 yaş arası bir yaşta Efendimizin terbiyesine girmiş. Vahiy onun evinde inmiş. Böyle dehaya sahip annemizin tefsir, hadis, fıkıh, bilmemesi mümkün mü? Siyer zaten mubarek eşlerinin hayatı, bunu biliyor demek nasıl bir kafa yapısıdır? Tıp bilgisi ise heralde üniversiteye giderek elde edilmedi. Hz. Aişe belki şimdinin hemşiresi kadar güzel bir bilgiye sahipti, ama bunu kendi evinde öğrendi. Edebiyat, hitabet için okula gerek yok zekası olan herkes bu kabiliyete sahip oalblir. Astranomiyi de ilk defa duyuyorum, kaynağa bakmak lazım. Bundan öte Hz. Aişe bir subaydı, orduya komutanlık etmiş ve Hz. Ali ile savaşmıştı. Söylenecekse bu söylenmeli.

      Demem o ki; Hz. Aişe bu konuları biliyorsa ölçü buysa bugün bir kadın bunların 10 katını evde internetle rahat öğrenir. Bunun için okul okumaya gerek yok. Hz. Aişe mezarından kalksa bugün dindarım diyen kadınların çoğunun yüzüne sadece kıyafetlerinden dolayı tükürürdü. Kendisi bugün çarşaf denen ona benzer kıyafet giyerdi,sahabe kadınlar böyleydi. Örnek alacaksanız bunu alın samimiyet varsa.

      Peki kadın okumayacak mı, okur. Daha önce demiştim, zamanın alimleri okurken girilen günahlar sabit kalmak üzere ve Allah tan af beklemek kaydıyla sadece kadın da değil kadın erkek herkesin ancak dininr hizmet maksatlı evinden çıkıp okuyabileceğini söylüyor, zaten bazıları da ona da cevaz vermiyor sevenlerini üniversiteye gitmekten men ediyor, ilokudan sonra okutmuyor.

      Birkaç konu daha vardı, silinen yorumun yerine yazdığım için bu kadar yeter sanırım.

  26. gulbeyaz diyor ki:

    gizli nikah caiz midir?(ayrıntılı bilgi icin:http://www.yeniumit.com.tr/konular/detay/kadin-erkek-iliskilerinde-nikahin-onemi-basyazi-nisan-2012)

    “Öncelikle iki şahit huzurunda kıyılan nikâhın geçerliliği ile, başkalarından gizlemek maksadıyla sadece iki şahidin dışındakilerden saklanan ve gizlenen nikâhın geçerliliğinin birbirinden farklı şeyler olduğunu belirtmek gerekir. Kazâ/hukuk açısından iki şahidin şehadetiyle kıyılan nikâhın sıhhatine kâil olurken, başta aile olmak üzere, yakın ve uzak çevreden gizlemek maksadıyla ve bazen bu durumdan başkalarına bahsetmemeleri yönünde şahitlere de telkinde bulunarak yapılan nikâh sözleşmelerinin, bu akdin özüne/cevherine/ruhuna ve maksadına aykırı düştüğünü düşünüyor, bu yüzden şer’an tecviz edilmesinin mümkün olduğunu sanmıyoruz.

    Çünkü:
    A. Hanefilerin dışındaki üç mezhep, nikâ­hın sıhhati için, değil yalnız velinin bilgisinin bulunmasını, rızasının alınmasını da şart koşmuşlardır. Cumhur tabir edilen kâhir ekseriyetin bu görüşünü dayandırdıkları çok güçlü deliller olduğunu hatırda tutup, Hanefi mezhebine mensup Müslümanların da bu konuyu önemsemeleri gerekmektedir. Dolayısıyla özellikle babanın bilgisinden gizlenen bir evliliğin sıhhati kesinlikle savunulamaz.

    Bu konuda Hanefi mezhebinin kadına irade serbestliği tanıdığını görmekteyiz. Ancak veliye, erkeğin bayana denk olmadığı gibi gerekli durumlarda evliliği feshettirme yetkisi tanınarak kadının karşılaşabileceği bazı sıkıntılı durumlara karşı onu koruma esası getirilmiştir.

    B. Nikâhta şahitlerin hazır olması şarttır ve bu konuda icma (görüş birliği) vardır. Şahitlerin olması, nikâhın sıhhat şartlarındandır. Yani şahitsiz nikâh geçerli değildir. Şahitlerin hazır olmasının hikmetlerinden biri de nikâhın duyurulmasıdır. Ancak, şahitlerin varlığının, nikâhın duyurulması için yeterli olup olmadığında ihtilâf vardır. İmam Âzam ve İmam Şafii Hazretleri, şahitlerle yapılan fakat ilân edilmeyen evlilik için “mekruh olsa da sahihtir” derken; İmam Malik, şahitlerin huzurunda yapılsa da halka ilân edilmeyen ve şahitlere “Bu evliliğimizi kimseye söylemeyin.” denilen nikâhın geçersiz olduğu görüşündedir. Ona göre, bu şekilde evlenenlerin nikâhı, yetkili merci tarafından bozulmalıdır. Çünkü bu durum, Peygamber Efendimiz’in (sallallahü aleyhi ve sellem) “Nikâhı ilân ediniz, onu mescidlerde akdediniz ve nikâhta def çalınız.” emrine aykırıdır. (Tirmizi, Nikâh 6) Bir diğer hadîslerinde Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyururlar: “Nikâhta, haramla helâli birbirinden ayıran şey, def çalmak ve ses (çıkarmak)tır.” (Tirmizi, Nikâh 6; Nesai, Nikâh 72) Yani, o nikâhın ilân edilmesidir. Günümüzde gizli nikâh meselesinin önüne geçmek adına nikâhın ilânı da ayrı bir önem kazanmaktadır.

    C. İhtilâflı durumlarda ihtiyatlı olanı almak, dindarlığın gereğidir. Yani fıkhî bir meselede âlimler arasında görüş ayrılığı ortaya çıkmışsa, bu durumda ihtilaftan kurtulacak görüşü almak, daha uygun bir davranıştır.

    Nikâh gibi hayatî bir konuda, bazı kîl (zayıf) kavillerle amel etmeye yönelmek son derece riskli bir durumdur.”

    • gulbeyaz diyor ki:

      gizli nikahın dusundurdukleri???

      -nikahın bir sır gibi saklanması dinen mumkun ise(!) ,kadının 2.evliligini yaptıgı kocasından, ilk evliligini gizlemesi caiz olabilir mi?FACİA!!!

      -evli misiniz?
      -hayır ,deme yalanında bulunmak nasıl “dinen”mumkun olabilir?(yalanın/hilenin ancak savas esnasında veya olme tehlikesi varsa caiz olabilecegi dusunuldugunde!!!)

      hatırlayalım..”musluman elinden dilinden emin olunan kimsedir”(sav)

      -neden nikah meselesinde seffaf(acık) davranılamıyor?demekki ekser itibariyetle art niyet var!niyeti yanlıs olanı hicbir mezhebin dogrulugu kurtarmaz…

      -”Nikâhı ilân ediniz, onu mescidlerde akdediniz ve nikâhta def çalınız.”(sav)

      • eymen diyor ki:

        ‘Gizli nikah caiz midir?’
        Bir adamın ikinci, üçüncü, veya dördüncü bir eş almasına karşı çıkmak, onu veya eş adayını kınamak caiz midir?

    • hasret diyor ki:

      gülbeyaz hanım
      gizli nikah konusu gerçekten bu devirde çok ciddi ve ayrıca fazlasıyla var malesef…çoğu hoca da bu fetvayı veriyor.1. eş haberdar olmadan ,2. eşin adamın 1. karısından haberdar olup adamın şartalrını kabul ettiği zaman oluyormuş.çoğu hoca fetve veriyor malesef.oysa hangi sahabe gizlemiş nikahı,yada efendimiz(sav)hangi nikahını gizli ypmış ki bu fetvayı veriyorlar.tabii hocaların dayandığı kaynak ise Allah ın onlar bu hakkı verdiği ve kimseden ne izin alması nede haberdar etmesi gerektiği.oysa o ayet tin inme sebebi çok başka olup günümüz şartlarına göre yorumlamadıklarını düşünüyorum.çünkü savaşlar vardı ve kadınlar dul kaldığı iiçin ortada kalmaması yüzünden 2 şer ,3er nikahlayın deniyor.hem efendimiz çoğunu evliliği dul hanımlarla (sadecehz.ayşe hiç evlenmemişti) nikahı altına almak sebebiyle evlenmiştir.
      gizli nikah her nekadr helal olsada bazı sebeplerden dolayı uzak durmak lazım

      1)_bir birinden habersiz çocuklar(kardeşlerin)evlenebileceği(nesep karışıklığı )yüzünden çok riskli
      2)-kayın peder,gelin…. gibi aile ilişkileri nikah düşmeyen kişilerle sıkıntı olacağından ilan etmek gerekir.
      3).nefsi için 2.hanımın haber dar olup 1.sinin haberdar olmaması,bu sebeple aradki rakebtin haksız olacağı için
      1.eşe haksızlık oluyor .(bilse daha farklı davranır )
      4.)2. eş için 1. eşe söylenecek yalanlar kul hakkına girmez mi?(mesela 2, eşin yanında olup 1. eş bilmesin diye devamlı yalan söylemek.yalan aldatmak ,kandırmak değilmidir sebebebi ne olursa olsun)2.sinin bilip ona göre davranması hal ,hareketi ,cilvesini(tabiri caizse grçek huyunu gizleyip nasılsa adam fazla kalmıyor yanında 2 saat cilve yada farklı davranması..adamın ev işi ,çocuk yemek gibi başka işleri sorumlulukları 1. eşe yükleyip.2.sini sadece 2 ,3 saat sohbet muhabete vs.. ayırması hak mı?

      ben eşimle bu konuları konuştuğumda bile söylerim.bir erkek sevgi yada nefsi olarak evlenmek istiyorsa 1. eşi haberdar etmeli.zaten eşi kabul ediyorsa durur.ama etmiyorsa boşanır.ama sonradan duyması büyük travmalara ve aile için farklı şeylere sebep olur..
      eşimin bir umre arkadaşı 2. ye aevlenmek istemiş.eşine
      __beni seviyormusun ?demiş..eşi
      __elbette seviyorum demiş.
      __peki benim cehennemde yanmamı istermisin demiş.kadın
      __elbette hayır istemem demiş..
      __adm madem ateşelrde yanmamı istemiyorsun .ben 2. ye evlenmek istiyorum demiş..
      kadın bu nu duyunca çılgına dönmüş istememiş.fakat adam almay istekliymiş.sonra kadının ailesi tartaklamış adamı ,bazı olaylar olmuş adam vaz geçmemeiş ..ya ayrılırsın ya kbul et demiş..kadın sonra çaresiz.kabul etmiş.adam hala 2 hanımlı 1 baş şehirde 1 istanbulda …
      Yani dürüst davrandığı için ilk biraz sıkıntı yaşasada.hanımlar bir birinden haberdar..bence haberdar etmek en iyisi…

      • eymen diyor ki:

        “sonra kadının ailesi tartaklamış adamı”
        Dürüst davranmış dayak yemiş. Kızlarının nikahında yaşadığı adama … vay be.
        Madem çok isteklisin, vazgeçmeye ihtimalin yok, önce git evlen, sonra karete kursuna git, sonrada eşine söyle. Niyeti olanlara ders olsun.

        • hasret diyor ki:

          eymen bey
          elinizi vicdanınıza koyun ve bir sorun kızınızın yada kız kardeşinizin üzerine kocası 2.ye evlense hangi baba yada abi….. tepkisiz kalır,yada siz olsanız.aferin iyi yapmış dinde yeri ver yapsın mı dersiniz?daha öncede konu olmuştu.Efendimiz(sav)hz.Ali nin evlenmesi üzerine bir baba olarak istememişti..
          tabii tartaklamak çözüm olmayabilir ancak herkes kendine göre farklı şekilde tavrını koyuyor.malum kimse evliya yada peygamber gibi bir ahlaka bir sakinliğe sahip değil…

      • tarık diyor ki:

        u saydığınız 4 madde hep ayrıntı. Bunların hiç biri gizli nikahın önünde engel değil. İsterseniz 4 değil 4 milyon madde sayın, sonuçta fıkıh olarak engel yok buna. Bunu kabul ederseniz maddelere geçilebilir. Önce bunun kabul edilmesi lazım. Çocukların karışması vs vs bunları, yalan söylemeleri vs nikahı yapan adam bilecek, o onun derdi. Bunları yazılı hale getirebilir. Hem zaten 2. eş çocuk olduktan sonra saklanması çok çok zor. Çocuğu da varsa 2. eşden bu ortaya çıkınca 1. eş de kabul ediyor veya boşanıyor. Zaaten adam 2. eş alacak duruma geldiyse 1. nin boşanması çok da öenmli değil. 1. ile 2. veya 3. 4. arasında maddi imkan açısından eşit davranmak şarttır. Ama ilgi yakınlık muhabbet olarak eşitlik imkansızdır zaten aranmaz.

        Örnek çok güzel ve hayatın içinden. 2. eş konusunun kolay olmadığı açık. zaten bu örnekteki adam muhtemelen zengindir de. Muhtemelen 1. eş hem seviyordur hem de eşinin parası da etkili olmuştur. Zaaten 2. kadınların önemli bir kısmı zengin olmayan adama 2. eş olmaz.

        Bu adam cesur davranmış söylemiş, sonuçlarına katlanmış. Söylemese de bu adam ve binlercesi 2. alacaktı. Baştan kafası rahat etmiş.

        Arkadaşlar; bu ülkede üniversite öğrencisi kıza burs verip ayda 1000 1500 tl aynı zamanda nikah yapıp yaşayan insanlar var. Bu, erkekliğin bir gerçeği. Bunu önlemek imkansız. Yapılması gereken insnaların bundan zarar almadan sistemleştirilmesi.

        • hasret diyor ki:

          saydığım maddeler gizli nikahta engeldir demedim zeten ..yanlış anlaşılmasın.Allah ın helal ettiği bir şeye haram demem.ben gizli nikahın sakıncalarını ve bazı tehlikeler getirdiğini söyledim.gizli nikahın helal olduğunu dayazmıştım.
          anlamıyorum ya bir erkek 2. ye evlenmek isteiyorsa zaten 1. kadını gözden çıkarmış demektir.o halde gizlemenin manası nedir?
          ya kadın kabul edeck,yada ayrılacak.gizli nikahın kul hakkına girdiğini düşünüyorum.her nekadar nikah geçerli olsada erkeğin adaletli olmadığını düşünüyorum oysa 2 hanım bir birinden haberdar olsa ne erkek fazla sıkntı çekip yalan söyler nede kadın sonradan duyup aldatılma,değersizlik duygusu yaşar…çocuklar illaki o annenin pisikolojisinden etkilenip babaya daha soğuk davranır..oysa verdiğim misal gibi açık olsa erkekler fazla sıkıntı olacağını düşünmüyorum en azaından 1. kadın ve çocukları bunun bilincinde haytına devam eder..
          ben gizli nikahı tasvip etmiyorum dileyen evlensin banane ..herşeyin gizlisine saklısına karşıyım.nikah gibi bir mevzununda saklanması taraftarın değilim..

          bu arada ilgi ve muhabbette eşit tutması gerekiyor.tabiiki biri daha ağır basacktır.ancak birne fazla meyl edip diğer hanıma sadece maddi imkanlar sağlayarak kocalık etmiş olmaz.buda haksızlıktır.biliyorsunuz bu konuda ayet var.her şey para değil..yukarıda bir hanım kardeş 2. eş olarak uğrdığı haksızlığı yazıyor.bu doğrumu şimdi ?maddi olarak nasılsa bakıyor haksızlık olmaz değilmi?
          Efendimiz hanımlarını ziyeret edrken,onlara hergün uğrar yada gecelerken hakkı gözetip, hepsine aynı ilgiyi göstermeye çalışmış..hz.Ayaşeyi çok sevsede diğer hanımılarını aksatmamış…

    • eymen diyor ki:

      Amacınız ikinci evlilikleri kötülemek, engellemek mi? Yoksa dine tam uygun olmasını sağlamak mı?
      Vebal bu işi kınayanların ve kabullenemeyenlerin üzerindedir.
      İyi niyetli iseniz hadi bir kampanya başlatın da ikinci evliliklerde düğünlü dernekli olsun. Olmaz mı? (Olmaz)
      Neden olmaz?

      • hasret diyor ki:

        amacım 2. evliliği kötülemek değil,Allah kalpleri ve niyetleri bilir…ben gizli olan herşeye karşıyım.
        ben 2. evliliğe(nikaha )değil bunun gizli olmasına karşıyım.bence bunun gizli olması vebaldir.yıllarını eşine admış bir hanımın en azından o yılların hatrına bu 2. hanımdan haberdar olması gerktiğini ve bunun kadının en büyük hakkı olduğunu düşünüyorum.
        yada bunu gizli yapan erkeğin hiç mi vicdanı sızlamıyor.?bakın örnek verdim yukarda öyle dürüst olmak lazım..O dürüst ve kafası rahat ,vicdanı rahat..neyse konuyu dah fazla uzatmak istemiyorum.çünkü ne yazrsam yazayım nasılsa siz erkek bakışıyla red deceksiniz.
        ayrıca nikahı ilan etmek için düğüne gerek yok..sadec 1. eşler ve aileler 2.kadını bilse bu yeterlidir zaten ..başkası ne demiş o kadar önemli olmaz.ama ailenin bilmesi zaten ilan olur..

    • tarık diyor ki:

      gulbeyaz hanım burada da doğruyu eğri görmüş. İşine geldiğini görmüş. Anlatalım:

      Yeni Ümit dergisi, içeriğindeki tüm yazılara güvenebileceğimiz şansen benim de takip ettiğim dergidir. Dergi cemaatin gençleri tarafından çoğunlukla oludunğundan yazının genelinde biraz özellikle üniversite gençliğnde nikaha karşı ön almak hissiyatı görünüyor. Haklılar da.

      Burada şu temel argümanı unutmayalım: Fıkhi hükümlerde ruhsat/fetva ayrı ideal ayrıdır. Yazıda ideale çağrı var ama zaten fetvayı da anlatmış. Şöyle ki:

      “…Kazâ/hukuk açısından iki şahidin şehadetiyle kıyılan nikâhın sıhhatine kâil olurken…” denmiş. Eğer okuma yazmanız varsa gulbeyaz hanım bunun “İslami hukuk açısından 2 şahidin olmasıyla kıyılan nikah geçerlidir” demek olduğunu anlamış olmanız lazımdı. Okuma yazmanız elbette vardır ama klasik kadınlık duygularıyla bunu görmemeniz normal. Bakın burada nikah için kadına bile gerek yok. Kadın bile olmalı denmemiş, gerek yok da zaten. Kadın birisine vekalet verecek olursa o vekil nikahta 2 kişinin huzurunda vekil olarak kadın yerine evet der ve nikah olur ve o çift sevişirse zina yapmış olmaz. Bu bu kadar basit. Haber vermeyince gelişecek sosyal, psikolojik sorunlar ap ayrı ve ben de habersiz olmamasını destekliyorum ama böyle yapılan nikah değildir demek günaha girmek demektir. Bu konuda en geniş olan mezheb de hanefilerdir.

      Bu cümlenin devamında böyle bir nikahın nikahın özüne/cevherine/ruhuna ve maksadına aykırı olduğunu düşündüğünü, sandığını ifade ediyor. Düşünmek, sanmak. Yani kesinlik değil, bir fıkhi hüklüm değil. Fıkhi hüküm ilki zaten, toplumu düşünerek öyle söylüyor, haklıdır da ama o yazıyı yazan dahi bu nikah olmaz demez, diyemez. Günah işler.

      B MADDESİNDE DUYURULMAYAN NİKAHIN “mekruh olsa da sahihtir” olması zaten herşeyi açıklar. Duyurmak nikahın olmazsa olmazı değildir. Ama bence de duyurulmalıdır. Daha önce yazdım, kızkardeşim böyle bir evlilik yapsa, sadece bize haber vermediği için evden kovarız, ilişkimizi keseriz ama kız kardeşim bu nikahtan sonra erkekle cinsel munasebette bulunsa zina etmemiş olur, helalidir. Efendimiz ilan edin demiş, tavsiye etmiş. Eğer o nikah geçersiz olsa o zaman “İlan edilmeyen nikah geçersizdir” derdi. Bu kadar basit. Şimdi ben nikah kıysam biriyle ve 150 tl ye 100.000 kişiye mail atılan sistemden alsam 100.000 kişiye maille tarık ile Polyanna evlendi diye mail atsam duyurmuş olmaz mıyım? 100.000 kişi daha ne?

      “İhtilâflı durumlarda ihtiyatlı olanı almak, dindarlığın gereğidir. Yani fıkhî bir meselede âlimler arasında görüş ayrılığı ortaya çıkmışsa, bu durumda ihtilaftan kurtulacak görüşü almak, daha uygun bir davranıştır.” cümlesi de doğrudur ama bu o nikahı geçersiz yapmaz. Bu da açık. Hanefilere göre zaten ihtilaf da yok.

  27. sudenur diyor ki:

    Sema Hanım bu sorumda bir art niyet aramayın sakın. Ama ben sizin aile yaşamınızı çok merak ettim. Yani her şeyi o kadar mükemmel anlatıyorsunuz ki, ama acaba kadınlara en ağır gelen şeyleri de nefsinize yedirebiliyor musunuz? Ya da eşiniz nasıl bir insan? Çok iyi biri olduğu için yanına melaike gibi biri düşmüş, merak ettim valla…

    Cevap vermekte özgürsünüz tabii ki, ayrıca özel yaşamınızı merak ettiğim için de ayrıca özürlerimi sunarım. Ancak dediğim gibi her şey güllük gülistanlık gitmiyordur, ilim-irfana sahip olan insanların evinde bile…

    • eymen diyor ki:

      Zor sorular!

    • sultan(26-kadın) diyor ki:

      soruda art niyet var var:)

    • eymen diyor ki:

      Sema Maraşlı hanımefendinin yazdıkları yaşadıklarının, gözlemlerinin, kendisine gelen yazışların, başvuranların, yani kısacası tecrübe ve bilgilerinin ürünü diye düşünüyorum. Kendisine pay çıkardığını ve ben böyle yapıyorum diye yazdığını da hiç görmedik.
      Hayatı sütliman olan biri zaten bu şekilde yazılar yazamazdı, çünkü yazabilmek için kafa yormak gerekir, onun için ise dertli olmak veya birşeyleri dert edinmek. Haddim olmayarak biraz açıklama yapmaya çalıştım, umarım birşeyler anlatabilmişimdir.

    • AHSEN diyor ki:

      sitenin röportaj bölümünde Sema hanımla zaman gazetesinde yapılmış bir eklenti var oradan bu sorularınıza cevap bulabilirsiniz.Şuan sorduğunuz sorulara cevap verebileceğini düşünmüyorum özel hayat söz konusu olduğundan ben bile imtina ediyorum birşeyler yazarken zaten ropörtajında yeteri kadar hayatından bahsetmiş.

    • eymen diyor ki:

      “acaba kadınlara en ağır gelen şeyleri de nefsinize yedirebiliyor musunuz?” demişsiniz.
      Neymiş bu ağır şeyler, merak ettim, beni aydınlatmanızı rica ederim.

      • desperate diyor ki:

        Benim nefsime en ağır gelen şey erkeklerin ikinci eş alabilmesi, kadınların okumasının ve çalışmasının dinimizce yasak olması, kadınların örtünmesi gerektiği ve kocasına itaat etmesi. Mesela erkekler yazın kısa kollu gömlek ve şort giyebilirken kadınlar neden başlarını bile kapatmak zorunda. Erkekler denize girebiliyorken kadınlara niye günah, bu dünyanın bütün nimetlerinden erkekler mi yararlanacak. Hatta birileri çıkmış kadının sokağa çıkmasını bile günah saymış. Kadınlar eve mi kapanmak zorunda, bunalamaz mı, dışarı çıkıp gezemez mi?

        • desperate diyor ki:

          Lütfen hemen tenkite kalkışmayın, sadece içimden geldiğince nefsime zor gelen şeyleri yazdım yoksa isyan etmiyorum.

        • fati diyor ki:

          1. kadinin okumasi ve calismasi disariya cikmasi haram degil (haram olan seyler yapmadigi müddetce), birileri abartmis olabilir.
          2. kadina nasil örtünmek farz kilinmissa erkegede aileyi bakmak gecimini saglamak gibi büyük bir sorumluluk yüklenmis. ayrica nefsiniz cektigi seyleri helal dairesinde yapabilirsiniz. kadin havuzlari var. erkeklerden uzak kadin plajlari var, hasemalar var.. neden yapamiyorum diye yakinacagina, cözüm bulmaya odaklanmak gerek. Allah kadina denize girmeyi haram kilmamiski. acilmayi haramkilmis. cözümü siz bulacaksiniz…

          • tarık diyor ki:

            Birileri yine sahnede:)) Arkadaş birileri birileri diyeceğinize “Şu tarık denen adam” desenize neden medeni cesaretiniz yok?

            1-”kadinin okumasi ve calismasi disariya cikmasi haram degil (haram olan seyler yapmadigi müddetce)” Doğrudur. Doğru demişsiniz ama bu devirde bir kadın hem de hergn birkaç defa harama girmeden ne okuyabilir ne çalışabilir. Kadını bırak erkek de öyle. Dün ofise bir bayan misafir geldi. 3-5 kelime konuşacak gidecek. Geldi odama, elini uzattı. Ben de hafiften ayağa kalkıp koltuğu gösterdim oturması için “Buyrun rahatsız olmayın” dedim. Anlamadı, eli iyice havada kaldı, sonra ben yerime oturunca oturdu. Epey bozuldu. Bozul arkadaş banane. Zaten görgü kuralı gereği önce kadınlar el uzatır. Arkadaş kadınların tokalaşma merakını anlamıyorum bi türlü. Anlamıyor musun arkadaş, sen kadınsın, elin narin, krem vs sürmüşsündür, güzel elin var-vardır. Sağlıklı bir erkeğim ben de. Senin elini sıktığımda şeytan ve nefsim elli tane senaryo üretiyor, zihnime 50 tane hayal getiriyor. Elini veriyorsan yarın birgün seni öpmek istesem karşı gelmeyecesin o zaman, ne farkı var. Senin elini saçma sapan bir nedenle sıkacağım diye belki kaç gündür tutturmaya çalıştığım manevi havamı mı bozacağım. Tokalaşmayınca konuşamıyor musun.

            Yani demem o ki erkek bile çalışma hayatında elli tane günaha giriyorken bir kadının günaha girmeden açlışıp okuması im-kan-sız. Zaaten açık amirler ayetler var kadınların evde oturmasına dair. Son 50yıldır hariç efendimiz devri dahil 1400 seneden beri kimse kadın okusun dememiş, çalışsısn dememeiş. Çalışmış ama evinde sanatını icra etmiş, efendimizin eşi dericlikle uğraşmış veya kadın tarlada eşiyle çalışmış harama girmeden, hayvanlarına bakmış evinde sütünü sağmış mandıracılık yapmış. Kadın okur çalışır diyenler bana 3 tane örnek getirsin islam tarihinden. Kadının sadece okumayı öğrenmesi teşvik edilmiş, yani yazması da değil. Yazmayı öğrenmesi istenmemeiş. Yabancı erkeklerle yazışıp harama girmesin diye. Kusura bakmayın ama hikaye anlatıyorsunuz.

            Peki ne olacak? Son devrin din alimleri, İslamın dibe vurduğu her yerde dindarın soyutlandığı bu zaman diliminde, insalara ve topluma temel imani konuların anlatılması, örnek olunması fikriyle kadının okumasına cevaz vermişler, çalışmasına yine temel haramlara girmemek kaydıyla cvaz vermişler. Ama bu izni sadece ve sadece dine hizmet, emribil maruf amacıyla caiz görmüşler onun dışındaki her nedeni haram saymışlar. Durum ortada. Düğüm gelip niyete bağlanıyor. Kadının niyeti kendi ayaklları üstünde durup hayatını kazanamaksa evet hayatını kanzanır ama ahiretinin içine eder, bu kadar basit.

            2-Doğru demişsiniz. İlla yüzmek isteniyorsa ki yüzmek bir ihtiyaç değildir, zevtir eğlencedir, kaza namazı olan bir müslümanın eğlencesi yüzmek değil kaza anamzı kılmak olmalıdır. Ama yine de isteniyorsa-örneğin romatizmal bir rahatsızlığımdan dolayı doktor yüzmemi söylüyor- o zaman gidersin havuza, artık her yerde var, denizi olmayan yerlerde bile yüzersin. Doktor ısrarla söylemesine rağmen yüz diye bana ben bu erkek halimle hayatımda sadece 1 kere o da lisede ve istanbulu beykozun da ilerisinde karadenize yakın bir yerde yüzme öğrenemk için 1 kere girdim o kadar. Doktor söyleyene kadar da yüzmeye hiç ihtiyaç hissetmedim, anlamıyorum bu yüzme isteğini de.

            Erkeklerden uzak plaj diye bişey olamaz. Bazı tatil köyleri kadın plajı vs diyor ama yalan. Biraz yüksekten herkes görüyor. İnternette kadın plajı diye çekilmiş bir sürü foto var. Kadın plajı diye kadın gidiyor foto çekiyor arkada başka kadınlar kocasına gösteriyor ne farklı kaldı erkekle beraber yzmekten. Düşüneceksin bunları, kadın plajı diye bişey yok. İlla yüzeceğim diyorsan yüzme havuzu, onun da kadın seansının görevlisi kadın olmalı.

        • emre diyor ki:

          Desperate Hanim,

          Sorunularinizin cevaplarini herhangi bir Kadin ve Aile Ilmihali kitabinda bulabilirsiniz. Ben bazi sorulariniza kendimce kisa bazi cevaplar vermeye calisayim.

          1) Erkeklerin ikinci eş alabilmesi: Evli degilim, o yuzden uzerine pek kafa yordugum bir konu degil, bu soruyu geciyorum. Ilmihal kitaplarina havale ediyorum.

          2) Kadınların okumasının ve çalışmasının dinimizce yasak olması: Bu ifade dogru degil. “Kadınların okuması ve çalışması dinimizce yasaktir” diye genel bir hukum yok. Sartlara gore degisir. Ilmihal kitaplarinda detayli olarak islenmis bir konu. Oralardan okuyabilirsiniz.

          3) Kadınların örtünmesi gerektiği. Mesela erkekler yazın kısa kollu gömlek ve şort giyebilirken kadınlar neden başlarını bile kapatmak zorunda: Acikcasi ben bir erkek olarak, Allah’in bu emrinin hikmetini anlamakta cok zorlanmiyorum. Bu sorunun cevabini hakkel yakin anlayabilmeniz icin bir muddet erkek olmaniz, ve kadinin ortunmemesinin ne zararlara yol actigini bizzat musahede etmeniz lazim. Bu mumkun olmadigina gore, sadece erkekler ve kadinlari farkli fitratlarda yaratan Allah onlari en iyi bilendir, boyle emrettiyse bir hikmeti vardir deyip gecin, sanirim en kestirme yol bu.

          4) Kocasına itaat etmesi: Bu sorunun cevabi Sema Hanim’in yazilarinda fazlasiyla mevcut aslinda. Esler arasi dengenin saglanabilmesi icin kadinin kocasina itaat etmesi sart.

          5) Erkekler denize girebiliyorken kadınlara niye günah: Bu ifade de dogru degil. “Kadinlarin denize girmesi gunahtir” diye genel bir dini hukum yok. Gunah olan denize girmek degil, tesetture riayet etmemek, ki bu sadece kadinlar icin degil erkekler icin de gecerli. Gunaha girmeden denize girebilecek bir yer varsa, soyleyin ben de gidip gireyim. Ben sahsen neredeyse 10 yildir denize girmiyorum.

          6) Bu dünyanın bütün nimetlerinden erkekler mi yararlanacak: Burada “Erkekler dunyanin butun nimetlerinden yararlaniyorlar, kadinlar butun bu nimetlerden mahrum oluyorlar.” gibi bir varsayimda bulunuyorsunuz ki bu varsayim cok problemli. Isyan etmiyorum diyorsunuz anliyorum ama burada biraz inkar var sanki. Allah’in baskalarina bahsettigi nimetlere goz dikip, size bahsettigi nimetleri gormezden gelirseniz, bu Allah’in nimetlerini inkara girer. Ayrica

          • emre diyor ki:

            sanmayin ki, erkekler zevk-u sefa icinde, krallar gibi yasiyorlar da, kadinlar cile cekiyor. Mesela bazi erkekler de bu dunyaya kadin olarak gelmek varmis diye dusunuyor. Ooooh ne guzel, evde otur, cocuklarinla ilgilen, hic oyle calismak para kazanmak diye bir derdin yok, ne rahat. Boyle dusundugum icin soylemiyorum. Anneligin ne kadar zor oldugunu, ne cileli bir hayat oldugunu ablamdan biliyorum. Demek istedigim su. Halinden memnun olmayan bazi erkekler de Allah’in kadinlara bahsettigi nimetlere goz dikip nankorluk edebiliyor. Sunu bilmek lazim ki, kadin veya erkek farketmez, dini hassasiyetleri olan ve Allah’tan hakkiyla korkan butun muminler bu dunyada cile cekiyorlar. Imtihan dunyasinda oldugumuzu unutmayalim.

            7) Hatta birileri çıkmış kadının sokağa çıkmasını bile günah saymış. Kadınlar eve mi kapanmak zorunda, bunalamaz mı, dışarı çıkıp gezemez mi?: Bunu soyleyenler de genel bir hukum vermiyorlar. Ozellikle bu zamanda hem sokaga cikip, hem de gunaha bulasmamanin ne kadar zor olduguna dikkat cekmeye calisiyorlar. Ben bir erkek olarak soyleyeyim, haftada 168 saat var ve ben, abartmiyorum, bu 168 saatin en az 150-160′ini evde geciriyorum. Benim durumum istisnai bir durum tabii ki. Isim geregi, haftada 10-20 saat ise gitmem yetiyor. Gerisini evden de halledebiliyorum. Onun disinda, bir isim yokken evden disari cikmiyorum. Bunalmiyor muyum? Bunaliyorum bazen, yalniz yasiyorum cunku, ama disari cikarsam gunaha girme ihtimalimin cok yuksek oldugunu biliyorum ve kendimi frenlemeye calisiyorum. Erkekler disari cikiyorlarsa gecimlerini saglamak icin mecbur olduklarindan cikiyorlar. Dini hassasiyetleri olan erkeklerden bahsediyorum tabii ki. Kadinlar da, sayet cikmalari gerekmiyorsa hic cikmasalar en guzeli. Surekli disari cikip gezip tozanlara, gununu gun edenlere ne mi diyecegiz? Birakalim bu dunya onlarin olsun, ahiret de bizim…

          • tarık diyor ki:

            Emre kardeşim, güzel ve kısa açıklamış herşeyi eline sağlık.

            Hadi ben biraz sert sivri yazıyorum ama emre gibi yazanları bile anlamak istemiyor kadınlar. İşlerine gelmiyor.

        • eymen diyor ki:

          Erkek eşinin ihtiyaçlarını karşılamak için elinden geleni yapmak zorunda. Hatta bilirmisiniz ki erkeği yıpratan şey uğraşıp kaznıp sarfederek ailesinin isteklerini karşılaması değildir, asıl yıpratıcı olan karşılayamadıklarıdır. Her istek bir yer işgal eder aklınızda (düşüncelerinizde) ve yapabilirseniz, rahatlarsınız, yapamazsanız o hep bir yüktür sizin için, kimsenin bilmediği bir yük. O yüzden eşlerden, babalardan zorlanacağı şeyleri baştan hiç istememek lazım. Kzdınlar erkekleri de kendileri gibi çabuk unutan kişiler sanıyorlar, erkekler unutmaz, istekleri de kırıcı davranışları da, ama pek belli etmezler ve siz umurunda değilmiş sanırsınız.

          Başkasının ikinci eşi sizi neden rahatsız eder, çünkü kendinizi birinci eşin yerine koyup empati yaparsınız. Ama kimse kimsenin ( özellikle de erkeklerin) özel durumlarını bilemez. Neden kendinizi birde ikinci eşin yerine koymayı denemezsiniz.
          Bu ikinci eş durumları konusunda genel olarak toplumda ve özellikle kadınlarda, ‘öğretilmiş çaresizlik’ denen psikolojik bir durum oluşturulmuş durumda. Kadınlar öğretilmiş çaresizliklerin kuşatılmışlığı altında maalesef.
          Adam denemeyecek birisinin tek eşi olmaktansa, adam gibi birinin iki eşinden biri olmak daha makul değil midir aslında. Bir de bu durum herkes için geçerli olmalı, herkes iki eşli olmalı diye de bir durum yok. Özel durumu olanlar için ancak bir ihtiyaç ve imkan meselesi olarak bakmak lazım. Tabii ne dersek diyelim kadınların çoğuna bunu kabul ettirmek zor.

          • tarık diyor ki:

            Evet malesef. Zaten bu devirde hem sabır, hem para, hem zihin olarak 2 eşe yetebilecek erkek çok az. Ruhsat var ama pratikte bu devirde uygulanması çok zor olan bir durum. Parası çok erkekler gizli veya açık 2. eşi alıyorlar parayla ikisini de idare ediyorlar. Bu adam nikahlı almasa zaten etrafında parasına göz koymuş akbaba gibi kadınlar var günaha girmemesi imkansız. Yurt dışında veya içinde adam iş için gittiğinde gece odasına gelince lobiden telefon edilyor kadın ister misniz diye. Adamda para var 100 doalara halleder, otel odası kimse görmez. Bu adam neden hayır desin? Böyle bir durumda hayır demeyen adam erkek değildir. Hayır demesinin tek nedeni Allah korkusu olur başka değil. KARISINI SEVİYORMUŞ, ALDATAMAZMIŞ HİKAYE BUNLAR. Zaten erkek o tek geceliği aldatma olarak görmez, sümkürmek gibi bişey onun için onu rahatsız eden şeyi vucudundan atmak, rahatlamak.

            E bu adam böyle her ay biriyle yatıp kalkacağına 2. eşi alıp harama girmemesi neden mantıksız oluyor anlamak mümkün değil.

          • desperate diyor ki:

            Kendimi 1. eşin yerine koyduğum doğru ama bana asıl ağır gelen bu hakkın kadına değil erkeğe verilmesi. Fesat fikirlerimi yaymak istemiyorum ama İslamda sanki bütün güzellikler erkekler için, kadınlar onları mutlu etmek için varlar o zaman neden biz de imtihan oluyoruz. Yani eşim ikinci eş alıcam İslamiyet bana bu hakkı vermiş sen engelleyemezsin derse, bu sitedeki yorumculardan öğrendiğim kadarıyla kabul etmekten başka bir seçeneğim yok. Boşanmak istesem bile eğer eşim benden boşanmak istemezse bu durumu kabul etmem gerekiyormuş. Halbuki bizim içimize kıskançlık, sahiplenme hissini koyan da Allah, erkeklere bu hakkı veren de. Ha bir de kadın kocasını boşayamazmış, tamam bir hikmeti vardır ama kadın özgür iradesiyle evlilikte hiçbir şey yapamıyor. Dışarı çıkarken de izin istemesi gerekiyormuş.

          • eymen diyor ki:

            Kadınların boşanma hakkının olduğu durumlarda vardır.
            İkinci eş hak mıdır, yükümlülük müdür, bunu da iyi bir düşünmek lazım.
            Bizi yaratan Allah (c.c.) bizi bizden iyi biliyor muhakkak ki.
            Hiçbir hüküm boş yere değildir.

            Çok eşe izin verilmesinin bir hikmeti de kadınların eşlerine karşı daha özenli olmalarını sağlamak olamaz mı? Bir mahallede bir adam ikinciyi alması, diğer yüz kadına bin nasihattan iyi gelebilir.
            Genelde bu ikinci eş durumlarında gördüğümüz, ikinci eşi almanın alternatifi, tek eşe sabretmek şeklinde olmuyor, maalesef birinciyi boşama şeklinde oluyor.

        • tarık diyor ki:

          Şimdi oturdu yerine kafamdakiler. Bu soruları soruyorsanız zaten diğer konulardaki sorularınıza şaşırmamak lazım. Sanırım dini bilginiz az. Biz de site islamı referans alıyor diye herkes biliyor sanıyoruz. Öyle sanmamak lazım. Birileri dediğiniz benim. Ben de dediklerimi kafamdan söylemiyorum. Şu yorumda bahsettiğiniz sorular ve nefsime ağır geliyor dediğiniz şeyler İslamın en temel konuları. Zaten bunları bilmeyecek kadar bilgi sahibi değilseniz kadın sokağa çıkamaz diyenleri anlamanız mümkün değil. Bence neden denize giremiyorum konusunu düşünmekten çok önce Allah’a iman nedir, islam nedir, teslimiyet nedir bunları öğrenmek ve sindirmeniz lazım. İsyan etmek sadece sözle olmaz, bazen yazarak da isyan etmiş olursunuz. Bence biraz dikkat etmeniz lazım. Sorduklarınıza geçelim. Geçelim ama dediğim gibi Allh’a iman ve teslimiyet konusunda temel sıkıntılarınız olduğu için henüz onu sorguladağınız için bu cevapların hiç bir hükmü olmayacak siz yine acaba diyeceksiniz.

          1-Bir kadının , erkeğin 2. eş almasını anlamak zor, işin nefsi yönünü anlamak için erkek olmanız lazım. Anlayabileceğiniz yönünü öğrenemk için de biraz tarih ve sosyoloji okumanız lazım. Bunu anlamak hemen olmaz. İslam öncesi, islamın geldiği zamanlar, osmanlı ve sonrası, Türk aile yapısı, islamın türk-anadolu ailesine olan etkileri vs. gibi konuları, ayrıca sosyoloji konularından kent sosyolojisi, tarım toplumu sosyolojisi gibi konulrı okursnaız neden 2. eşe izin verilmiş sorusunu mantıki olarak biraz anlarsınız. Fakat kadınların kendi aleyhlerine gibi görünen ama aslında tam tersi olan 2. eş konusunu kadınca okumayla anlamarı pek mümkün değil. O yüzden uzatmaya gerek yok.

          2-Bakın bazıları ağzına dolasa da çok önemli bir ölçü size. Kadının örtünmesi emri ile bir kadının veya erkeğin Allah’ın genel olarak emirlerini sorgulamasını yan yana koyarsak örtünme çok basit mesele kalır. Siz örtülümüsnüz bilmiyorum ama başınız kapalı ise ve yukarıdaki yorumunuzda saydığınız şeyleri saydığınız üslupla söyleseniz başınızın açık veya kapalı olmasından çok daha büyük sorun vardır ortada. İslam’ın ve imanın şartları arasında örtünme yoktur. İman şartı değildir yani. Bir kadın örtünmezse imansız olmaz, günahkar olur. Ama bir kadın “Allah neden böyle bir emir veriyor, saçma” dese veya buna çıkacak sözler sarfetse sizin kısmen yaptığınız gibi o zaman başının kapalı olmasının hiç bir hükmü yok, çünkü iman etme durumunda sorun var demektir. İman şüphesiz bir teslimiyeti gerektirir, adı üstünde iman. Bu teslimiyette sorun varsa imanda sorun vardır. İmanında sorunu olan kadının başı açık veya bikinili denize girmesinde görece olarak hiç bir sorun yok zaten. Çünkü temelinde sorun var, bi taraflarını açsa ne olur açmasa ne olur.

          Yani örtünme ayetlerini analiz etmenin bir faydası yok bence sizin için
          3-Kocaya itaat de böyle düşünülebilir. Bir kere kocaya itaati nefsinize yediremiyorsanız işi akılla anlamaya çalışın derim. Oturun yine biraz psikoloji ve sosyoloji metinleri okuyun, bunların hepsi hem de müslüman olmayan bilim adamlarınca seneler önce çözülmüş şeyler. Toplumsal ahenk için ve huzur için kocaya itaat şart. Zaten hepsini geçtik, dini sosyolojyi geçtik erkeğe itaat kadının yaratılışında olan bişey. Bunda sorun varsa fıtrat bozulmuş demektir, öncelikle fıtratı düzeltmek lazım.

          4-Erkeklerin avret yeri göbek ile diz arasıdır. Kadıların ise el yüz hariç her yerleri. Erkeklerin kıllı ayaklarından, kıllı kollarından ve göbekli kıllı vücutlarından bir kadının genel olrak etkilenmesi söz konusu olmadığından ve erkek çalışan kişi olduğundan böyle emir edilmiş. Kadının ise değil görünen yerleri sesi bile tahrik ettiğinden -kadın olarak anlamaya bilirsiniz ama sadece kadın sesi bile bir adamı baştan çıkarabilir- böyle bir yasak var. Kaldı ki erkek şort falan giyemez. Şort giyen bir erkek eğer o şort diz kapaklarının üstünde ise veya eğildiğinde dizleri açılıyorsa bir kadının bikini giymesi gibi günah işlemiş olur.

          5-Erkeklerin denize girmesi günah değil diyen varsa o da yalancıdır. Eğer erkek yine göbeği ve dizi arasındaki yerler açık şekilde, mayo veya kısa şort ile denize giriyorsa, denize girdiği yerde kadın varsa bu denize giriş bir kadının çıplak olarak denize girmesidnden zerre farkı yoktur, haramdır. Bir erkek giyiniş olarak uygun bile denize girse bulunduğu plajda bir tane kadın varsa denize girmesi haramdır. Ayrıca denize girmek ne temel bir insani ihtiyaçtır ne de şarttır. Yüzmek sünnetir diye gelen hadisler zayıfıtır. Zaten efendimiz peygamberlikten sonra yüzemiştir, yüzdüğüne dair rivayetler peygamberlikten öncedir. Ayrıca peygamberimiz yüzdü sünnetttir diyen bir kişi peygamberimizin en çok yaptığı şey olan her gece teheccüde kalkmak sünnetini yapmıyorsa yüzmeyle beraber kendi nefsine peygamberi alet ediyor demektir.

          6-Kadının dışarıya çıkmasına dair yazdık epeyce, bu kadar rahatsız oluyorsanız o zaman gidip kaynaklara bakın söylediklerime ters tek bir şey varsa ben sitede yazmayı bırakacağım. Kadın dışarıya elbette çıkacak, çıkması haram değil. Bunalır da kadın, gezecek. Amaa kadın öncelikle evden kocasından zizinsiz çıkamaz, çıksa dahi çıktığı gezdiği yerlerde harama girdiği sürece, yani kadın olarak kıyafetine dikkat etmemekten tutun bu kıyafete bakan erkeğin günahına kadar bir sürü günaha harama neden olur işlerse, kadının çıkması da haram olur. Kadın kocasıyla veya ailesiyle, harama girmeyeceği şekilde pikniğe, gezmeye gidebilir. Kadın kocasıyla gider mesela markete kadın islama uygun giyinmiştir alış veriş yaparlar, pikniğe giderler, sinemaya giderler vs. Ama mesela kadın islami giyindi, sorun yok diyelim sinemaya gittiler, sinema AVM de oraların durumu belli, büyük şehirlerde hele yazın canlı porno filmi gibi, o zaman kendisi dikkat etse de kocası göreceği 50 tane çıplak kadından dolayı alacağı günahı hesap edecek. Bu dinin emri, uyarsın kazanırsın, uymazsın karşılığını bulursun. Herşey insana kalmış. Zaten günahın bütün cezaları burada verilse dünyada belki birkaç bin insan yaşardı sadece.

          • desperate diyor ki:

            Tarık, birileri lafıma neden bu kadar takıldın anlamadım senden başka yorumcular da kadınların sokağa çıkmasının haram olduğunu söyledi, tek tek isimlerini hatırlamadığım ya da hatırladıklarımı yazsam bile ben öyle dememiştim, onu başkası söyledi gibi tartışmalara girmemek için isim vermedim.
            Zaten ben nefsime ağır gelen şeyleri yazdım yoksa bunlar yanlış, kabul etmiyorum demedim. O maddelerin hepsine uymuyorum ama uymadığım zaman günaha girdiğimi biliyorum.
            Denize girmek, gezmek sizin hoşunuza gitmiyor olabilir, yapmadığınız zaman eksiklik hissetmeyebilirsiniz ama ben yapmak istiyorum, o güzellikleri yaşamak istiyorum, eğer faydalanmamızı istemeseydi Allah onları yaratır mıydı? Neyse bunlar benim aklımdan geçenler daha fazla devam edip başkalarını da günahıma ortak etmiyim.

          • ...hanım diyor ki:

            4. maddeye anlam veremedim ben.Bir erkek kadından, kadın da erkekten etkilenir.Biraz tanıyın kadınları robot,saksı çiçeği muamelesi yapmayın.Belki siz erkek olduğunuz için anlamayabilirsiniz ama kadınların erkekte genel olarak ilk dikkat ettikleri erkeğin elleri ve sesidir.Bir gülüşü bile kadının aklını alabilir.Üstelik eğer o kıllar çok mide bulandırıcı bir halde değilse kadın çok da umursamaz.Zaten öyle bir hal kadında da olsa erkek ilgilenmez hatta kimisi yüzüne bakmaz dalga geçer.Gerçi ben sizi biraz sözlük insanı gördüm, o yüzden nefes alsın yeter diyorsanız o başka.Bir de şöyle bir durum var elindeki tek şey çekiç olan insan etrafındaki herşeyi çivi olarak görürmüş.

            Yani demem o ki kadının da nefsi var ve gayette etkilenir.Sadece genellikle kadınlar böyle şeyleri kendi aralarında bile paylaşmazlar o yüzden dilden dile dolaşmaz,üstelik yanlış birşey yaptıklarında en çok zararı kendilerinin göreceğini bildikleri için daha dikkatli davranırlar.

  28. Süheyla diyor ki:

    Sema Hanım,facebook’ta gördüm, haber7′de yazmayı bırakmışsınız.Bir veda yazınız olacak mı?

  29. semamarasli diyor ki:

    sn. Sema hanım; yazılarınızı dikkatle takip ediyorum;
    1- yazılarınız sanki daha çok çalışmayan bayanların sorunları ile ilgili gibi, görüş ve tavsiyelerinizi çalışan bayanların yapması, iş yorgunluğundan sonra gerekli sorumlulukları yapması oldukça zor… fiziksel olarak bayanlar nazik olduğundan aynı performansı evde göstermesi kolay olmasa gerek diye düşünüyorum.

    çünkü kadında erkek gibi dışarıda çalıştığından karşılıklı beklentiler değişiyor yumuşuyor yada fedakarlık gösterilmesi gerekiyor. peki çalışan bayan olunca erkek herşeyi dört dörtlükmü isyecek yada ondan bundan fedakarlıkmı edecek. yoksa çalışan kadına ekstra görevlermi düşecek yada erkeğe,

    2- karşınızdaki eleştiriyi kabul etmiyorsa, ör:yemek tuzlu olmuş demek bile sorun oluyorsa ne yapmalı,

    3- hata ve sorunu uygun bir dille söylemelimi yoksa görmezden gelinip düzeltmesinimi beklemeli yada kendimizin sorunu düzelterek yapmasımı gerekir.(ör: ev düzenli değil ise hep evi toparlamalımıyız)

    4-eş çalışınca, ev işi, temizlik, çocuk yemek ütü vs. vs. herşeyi kadınmı yapmalı, erkek burada ne yapacak. peygamber efendimizden tavsiyeler ne olur….
    şimdiden teşekkürler
    ———————–
    Hamdi bey, sorularınıza cevap vermekte biraz geç kaldım kusura bakamayın, sizin sorunuzun altına cevap vermiştim fakat araya çok yorum girince en altta kaldı. Sorunuzu yeniden buraya aldım. Kısaca madde madde cevap vermek gerekirse:
    1-Elbette çalışan kadın ile ev hanımı arasında bazı farklılıklar olacak. Fakat yazdıklarımın çoğunun ev hanımlarına yönelik olduğunu düşünmüyorum. İletişim konusunda çalışan ya da ev hanımı önemli değil. Sadece ev işleri ve yorgunluk konusunda farklılıklar olabilir. Çalışan kadından kocası her şeyi dört dörtlük mü isteyecek demişsiniz bu elbette pek mümkün değil. Erkek karısının çalışmasını istiyorsa ya da kadının çalışması gerekiyorsa (bu konu ile ilgili ilerleyen günlerde bir yazı yazmayı düşünüyorum) o zaman erkeğin yardım etmesi ve bazı isteklerinden feragat etmesi gerekir.

    2-Erkekler küçük hataları görmezden gelmeli. Çok nadir zamanlarda yemeğin tuzu fazla olmuşsa söylenmemeli. Fakat yemeğin tuzu her zaman fazla oluyorsa bunu yemek yerken kadın daha yorgunluğunu üzerinden atmadan söylerseniz eleştiriyi kabul etmesi zordur. Başka bir zaman yaptığı yemeklerin güzel olduğunu fakat tuzu fazla olduğunda tadını yeterince almadığınızı ya da (belki ona göre fazla değildir, ailesinde tuzlu yemeğe alışmıştır) evvelce tuzu az yemeğe alıştığınız için size fazla geldiğini ve tuza az yapmaya dikkat ederse mutlu olacacğınız söyleyin. Uslup önemlidir.

    3-Uygun bir dille söylemeli. Kendinizle alakalı dağınıklıkları yapmamaya dikkat edin. Yardımcı olun ama tamamen de üstlenmeyin. Sonra ömür boyu üstünüzde kalır.

    4-Erkek kadının çalışmasını istiyorsa ya da geçinmeleri için gerçekten gerekliyse ev işlerine yardımcı olmalı fakat düzgün bir paylaşım olmalı. Kadın yemek yapmalı o sıra baba çocuk ile ilgilenmeli. Yemek yapmak daha kadınca bir şeydir çünkü. Salata, balık, kebap gibi işleri erkek üstlenebilir fakat tümden yemeği erkeğin üstlenmesi kadınca duruyor. Beslemek kadın özelliğidir. Ütüyü erkek yapabilir, kadın evi temizleme toz alma gibi daha kadınca işleri almalı.
    Setemizde erkeğin çay demleme eşine kahve yapması üzerinde bir tartışma olmuştu geçen haftalarda. Benim de bu konuda düşüncemi belirtip yorumlara katılacaktım fakat sonra konular çok dağıldı fırsat olmadı.

    Erkek çay demleyebilir karısının işi vardır ya da güzel çay demlediğini iddia ediyordur demlesin fakat sunumunu kendi yapmasın. Elinde çay tepsisi eğilmiş eşine çay sunan bir erkek görüntüsü çok kadınca geliyor bana. O çayı odaya getirecekse bile getirip sehbanın üzerine koysun fakat daha fazlası değil. Sadece eşi hastadır çay demlemiştir çayı getirsin eliyle içirsin. O şefkati eşi hissetsin. Biz bunları konuşurken reklamlarda Kadır İnanır’a çay demletip kadınlara ikram ettiriyorlar. Bu reklamlerın hiç birini masum görmüyorum. Hep bir hinlik var altında.

    Peygamberimizin ev işleri yaptığı hanımların dilinden düşmüyor fakat konu fazlaca abartılıyor bence. Peygamberimizin yemek pişirdiği ile ilgili bir tek rivayet yok. Ev işi ise zaten her hanımın bir odası vardı, eşyaları azdı, perde yıkadığı ve halı sildiği ile de ilgili bir rivayet yok. Evin çamaşırlarını yıkadığını da okumadım. Sadece söküğünü diktiği ve kirlenen giysisini yıkadığı anlatılıyor. Bu da sürekli yaptığı bir iş değil. Fakat çocukları ve torunları ile ilgilendiği onlarla zaman geçirdiğini biliyoruz. Bu yüzden kadınların peygamberimiz ev işi yapardı diye kocalarına ev işi yaptırmaya çalışmaları fazlaca kurnazlıktan başka bir şey değil.

    • tarık diyor ki:

      “Erkek çay demleyebilir karısının işi vardır ya da güzel çay demlediğini iddia ediyordur demlesin fakat sunumunu kendi yapmasın. Elinde çay tepsisi eğilmiş eşine çay sunan bir erkek görüntüsü çok kadınca geliyor bana. O çayı odaya getirecekse bile getirip sehbanın üzerine koysun fakat daha fazlası değil.”

      Bakalım siz ikna edebilecek misiniz Sema hanım biz ikna edemedik bazı sitedaşları bu konuda:)

    • hamdi diyor ki:

      bu yoğunluk içerisinde yazılan yorumlara katılmanız ve cevaplamanız gerçekten taktire şayan, bu işinize ne kadar önem verdiğinizin delaletidir. teşekkür ederim sizin gibi kalemini hak ve doğruluktan yana kullananlara umarım diğer kalemşörlerede örnek olursunuz. sizden ricam;

      1.kişiler buradan fetva veriyor bu fetvaları yayınlamazsanız iyi olur.(ör: kadının çalışması haramdır gibi bir fetva veriliyor.) zerre kadar şeyin hesabı sorulacağına göre, yazılan her harfinde hesabı sorulur unutmayalım…
      2.aile hayatında ve eşler arasında öfke kontrolü adı altında bir yazı yazmanız
      3-iki eş de çalışıyorsa; eşlerin birbirine karşı sorumluluk beklentileri (iş muhabbet vb.,)nasıl olmalı

      şimdiden sonsuz teşekkürler…

  30. nedim diyor ki:

    Sayin marasli

    Maillere cevap vermediginiz icin buraya yaziyorum. galiba ayni konuyu tekrar yazacagim. ANNEM yine kendi istedigi ve begendigi kizla beni evlendirmek istiyor. ben ise tanidigmiz ailenin kiziyla evliligi dusunuyorum. tabii ablam ve ANNEM karsi cikiyor. neymis efendim o aileye ablani verdik bir de kiz alamayiz her sey ic ice olur…. ne yapmaliyim. belki tarik bey bu konuda biseyler söyler.ardindan tepesi atarak sunu söylüyor: evlenecek olan sensin…..

    Selamlar.

    • semamarasli diyor ki:

      Nedim bey çok fazla mail geliyor ve şu sıralar kitap bitirmeye çalıştığım için maillere cevap verecek zamanım olmuyor. Bazılarına da sorumluluk almamak için cevap vermiyorum. Konuyu iyi bilmeden kişileri tanımadan sadece bir maile bakıp şunu yapın bunu yapın demem hem beni sorumluluk altında bırakır hem de sizi yanlış yönlendirebilir. Fakat sadece bir tavsiyedir, kararın sorumluluğu size ait olmak üzere konuyu etraflıca değerlendirip karar vermeniz.

      Annenizin itiraz sebebi sadece ablanızı o aileye vermiş olmak mı yoksa sizin görmediğiniz ya da önemsemedinğiz başka sebepler mi var. Tek sebep daha önce akraba olmak ise annenizi tatlılıkla ikna edip istediğiniz kızla evlenmek için gayret gösterin derim. Fakat bazen büyükler gençlerin göremediklerini görüyorlar, annenizin haklı sebepleri varsa dikkate alın derim.

  31. osman diyor ki:

    .:. ‘a hitaben,

    iyi niyetleriniz ve öneriniz için teşekkür ederim. öneriniz olan bir kaç kez görüşmenin gerekliliği farketmiştim. karşımda izin verdikçe en az 3 görüşme talep ediyorum. kararını ondan sonra vermesini rica ediyorum. bazen oluyor bezen olmuyor. mümkünse görüşmeden önce telefonda görüşüyorum. fikirlerin uyuşup uyuşmadığını tartmak için. karşılıklı olunca karşı taraf kendini rahat ifade edemez düşüncesi ile. başka bir öneriniz var ise seve seve dinlemeye hazırım. minnettar kalırım.

    şu bir gerçek ki evlilikle alaka kitap veya yazılar okuyup evliligın hakkını vermek isteyenle okumayn arasında çok kalite farkı var.

    allah kalıteli insanlarla karşılaştırsın inş.

  32. ........ diyor ki:

    Saygıdeğer Osman Bey
    ”bir bayan eşinden en çok sahiplenilmek,korunmak bekler. zaten bir erkek eşini sahipleniyorsa sevgisi ilgi, deger vermesi vs vs hersey arkasıdan gelir. erkekle bayan sarıldıgında erkek saran bayan ise sarılınan olur fıtrat gereği . erkek sarmaktan bayanda sarılınmaktan mutlu olur huzur bulur. erkek te eşinden itaat etmeyi bekler. nasıl bayan sahıplenılmeye ıhıyaclı ise erkekte itaat edilinmeye ihtıyac duyar. islam bunu emrediyor. bu ittaat konusunda tabiki sınırlar vardır islamda sınırları bellidir. ”
    kesinliklere fıtratlara muvafık tespitler olduğunu düşünüyorum.Hem kendinizin hem hanımların fıtratlara tam uygun ihtiyaclarını cok güzel tespit etmişsiniz tebrik ederim.
    Henüz gönlünüze göre bir evlilik yapmamış olsanız da çok kısmetli olduğunuzu düşünüyorum çünkü ne istediğinizin farkındasınız.Belki de bu yüzden zor oluyor ne aradığınızdan eminsiniz buda olur diyemiyorsunuz aradığınızla henüz tanışmak kısmet olmamış şahsen ben böyle düşünüyorum.Geç olsun yeterki hayırlı olsun.Rabbim fıtratı bozulmamış, saliha bir hanımla yuva kurmanızı nasip etsin..

    • ........ diyor ki:

      Ben evlilik öncesi ilk görüşme konusunda fikrinizi almak istiyorum site sakinleri fikirlerini yazarsa memnun olurum.
      Benim bu noktada geçenlerde bir tecrübem oldu.Şöyle ki;
      Kendilerine güvendiğimiz bir aile bir beyefendiyle görüşmemde aracı oldu. Annem ”kendini sıkma, zaten o seni konuşturur sadece kendini ifade etmeye çalış, karşındakini tanımaya çalış, ” gibi şeyler söyledi. 1 buçuk saat geçti hiç konu açılmadı, hep havadan sudan konuştu (yaşadığı şehir, aracı olan yakınımızla alakası gibi) bunlarda olabilir tabi ama baktım açılmıyor ben sordum. Mesela evlilikten beklentisini sordum. Sadece fazla şey beklenilmemeli hayal kırıklığı olabilir dedi. Ben o sormadı ama kendimi ifade ettim biraz (ilgi alanlarımdan, bir günümün nasıl geçtiğinden, evdeki rolümün nasıl olacağından vs..) Birkaç şey daha sordum konuyla alakasız başka şeyler söyledi. Evlilikle ilgili söylediği tek şey düğünün şekliydi sebebi de bulunduğu çevrenin ayıplaması(ben dinimiz açısından uygun olmadığı için demesini beklerdim zaten daha ilk görüşmede düğünün şekli ne alaka onu da anlamadım). Yani bende ne istediğini bilmiyor yargısı oluştu..
      Benim sormak istediğim ilk görüşmede ne konuşulması gerekir mutlaka konuşulması gereken mevzular var mıdır? Acaba ben evlilikten konuşulması gerektiğiyle ilgili yanlış mı düşünüyorum? Karşılıklı istek ve talepler ilk görüşmede belirtilmesi gerekmez mi? İlk sefer sadece bir intiba için midir?

      • AHSEN diyor ki:

        ilk görüşme her insana göre değişir ve o gün her insanın psikolojisine ve karakterine göre şekillenir ve tabi en önemlisi birbirinize verdiğiniz intiba çok önemlidir.Genelde insanlar o durumda nasıl davranacaklarını ne konuşacaklarını bilemezler ve tamamen kafalarında şekillenen duruma göre ya konuşurlar yada kendilerini methederler genelde erkekler durumun gidişatına göre davranmayı iyi bilirler ve konuşmak istedikleri bu duruma göre şekil alır.

        Bence herşey zaten olacağına varacağı için siz karşınızdaki insanın niyet ve karakterini ölçmeye dikkat edin ve bunun için iyi gözlem yapın aslında en doğrusu konuşulması gereken konu en başta evliliktir ama ilk gün çok fazla insan buna adapte olmayabilir bunu hoş karşılmak lazım ama her iki taraftan biri olumlu bir düşünceye sahipse bence karşıdaki ona kesinlikle bir iki üç görüşme zamanı vermeli.

        Çünkü kolay verilecek bir karar değil.Ve olmadığı için kimsenin kimseyi yargılamaya hakkı yoktur olmadı diye karşı tarafta eskik kusur bulmak yargılamak hoş bir davranış değil o sizin görmediğiniz anlaşma sağlanamayacak bir nokta mutlaka görüyordur görmüştür..Birde herşey ALLAH ın takdiri herkesin bir nasibi vardır er yada geç bulur sizi.

      • Süheyla diyor ki:

        Sema hanımın evlilik öncesi görüşmeyle ilgili çok güzel bir yazısı var.Onu siteden bulup okuyabilirsiniz.

      • desperate diyor ki:

        Ben evlilik hakkında bir çok kitap okudum ancak beni şaşırtan, aaa öyle miymiş dedirten, evliliğime artısı olan bir kitap olmadı. Sema hanımın yazıları ve kitapları fikirlerimi tamamen değiştirdi, beni aydınlattı ve ne hikmettir bilmiyorum eskiden çok kindar, öfkeli idim o öfke ve kin gitti içimden. Benim kişiliğime ve evliliğime çok şey kattı. Kesinlikle Sema hanımın yazılarını okumadan önce ve sonra diye ikiye ayrıldım. O yüzden onun kitaplarını yazılarını okumayan bir insanla evlilik hakkında konuşursanız o kişiye haksızlık yapmış olursunuz. Sizin anlatacak sayfalarca konunuz vardır karşıdakinin ise birkaç kelime, haksız rekabet yani. Görüşmenizde önce onlardan bahsederseniz, hatta okuması için hediye edip sonrasında görüşlerini alırsanız daha mantıklı olur bence. Yoksa Osman bey gibi hayal kırıklığına uğrarsınız.

      • osman diyor ki:

        ……. hanım ( isim olmayınca biraz garip oluyor öyle hissettim:)) ilk konuşmada düğün konusunu açmış ise bilinki o sizi kabullenmiş. ama burada konuşulan konulardan hiç bahsetmemesi bu konulardan cahiliyeti(amacım hakaret etmek değil) olduğunu ve alakasız olduğunu düşünüyorum.

        belli evlilike alaka kitap okumamış. neden okumamış olduğunu tesbit etmeniz lazim. önemsiz ve gereksiz buluyorsa ögrenmeye ve değişmeye kapalı biri olabilir evlilikte hep siz altan almak zorunda kalbılırsıniz. aslında önemsiyor fakat bazı nedenlerden okuyamamıs veya takıp edememiş olabilir. ne kadar önemsediğini tesbit etmeniz lazim. şu sebepten diyorum evlenirsiniz ilerde bir sorunla karşılasırsınız. siz kitaplardan hadislerde veya sema hanımım kıtaplarında çözüme yonelık yazılar önüne koyup çözmeye çalıştıgınızda onuda bu niyetle yanınızda görebilecek mişiniz. bu cok önemli.

        simdiye kadar evlilikle alakalı kitap okumamıssa 1 sıfır yenik demektir. ben bunu çok mahzur göremiyorum. ama bu kötü olduğunu göstermez.

        evlilik konusunda öğrenmeye sizin KADAR açık ve hevesli ise bence tanışmaya devam edebilirsiniz. eğer değilse bence hic uzatmayin.

        Bu sınavdan geçerse duygularınızın örüşmesine bakmalısınız. bununda dereceli bir birine yakın olmalı. evli olduğunuzda siz onu mutlu etmek için nekadar çaba harcıyorsanız onunda aynı duygu derecesinde olmasını tartmalısınız. mesele siz onun sevdiği birseyi yaptıgınızda o bunu farkedip sizin ihtıyac duydugunuz tepkıyı veriyormu. mesela benım esim benım sevdiği bir yemek yapsa benim içinde onu mutlu etmek için bir caba bir istek olusur. bu benım için degerlidir. bazı bayanda bu yaptıgının karsılıgında sadece bir teşekkür bekler. siz ne beklıyorsunuz o bu duygunuz tatmın edıyormu. bu ince ruhluluk ve vefa duygusu da dıyebiliriz. bu duygularınızın örtüşmesi.

        konusmanızda bu siteden ve sema hanımım kıtaplarıdna bahsedin ve sizin için çok ama çok onmelı oldugunu soyleyın. evlilginiz burada ogrendıklerınıze göre planladıgınız soyleyın. ama oku DEMEYIN .. eger okuyorsa dusunce yapınıza onem veriyordur ve ogrenmek istiyordur. bu iyi sinyal .. ama konusmanız boyunca siteden bahsedersenı olmaz 5 dakıka ama sizin için çok önemlı oldugunu keskın sekılde vurgulamalısınız.

        mutlulugunuz sansa bırakayın. evlilik konusundaögrenmeye açık olmasına ve duygularınız ortüşmesine dikkat edin bence. 3 kere görüşme yapın ama görüşmeleriniz ve duygularınız AKLINIZIN kontrolunde olsun. duygularınız olayı kontrol etmesın. bu konuyada dikkat edin bayanlar duygusaldır cok cünki.
        desparete hanımın yazısınada katılıyorum.

        hayırlısı ise tamamına erdirsin inş

        • semamarasli diyor ki:

          sayın …… Lütfen kadın mı erkek mi olduğunuzu belirtecek bir takma isim (müstear) kullanın. Rahat yazmak için kendi adınız olmasın ama erkek ve kadın isimlerinde bir kıtlık yok yeterince çok isim var. Kullandığınız müstar isim yalana girmez korkmayın (fetva da verdim) Çünkü bunun müstear olduğunu hepimiz biliyoruz. Sadece hitap için isim gerekli. Lütfen kendinizi nokta ile virgülle soru işareti ile anlatmayın. Bir de başkasının kullandığı müstearı kullanmayın. İsim bulamazsanız açın internetten isimler ve anlamları olan siteleri, seçin beğenin kullanın.

          Bu arada ….. sözüm sadece size değil,bu müstear konusunda hep bir karışıklık oluyor. Size söylemem en son … kullanan siz olduğunuz için. Siteye yeni katılanlar için bu noktaların kadın mı erkek mi olduğunu anlamaları daha da zor. Biz sürekli takip edenler anlıyoruz da yeni katılanları da da düşünmek lazım. Müminin işini kolaylaştırmak sevaptır. selamlar..

          • eymen diyor ki:

            Virgül hanım , dörtnokta beyefendi, cinsiyetini bilmediğimiz sayın üçnokta; çok da fena değil. :)
            Kişinin kendisiyle ilgili verdiği başka neler yalana girmez.
            Mesela bekar biri evli gibi yazarsa bu yalana girer mi?

          • cielo diyor ki:

            genelde evliler bekar gibi yazar. bekar evli biri gibi yazar mı yahu kısmetinimi kapatsın:) internetin tek cazibesi bu bir dünya insan için.

          • eymen diyor ki:

            Burada kısmet arayan da mı var? Ben de çok cahil kalmışım ya!

          • cielo diyor ki:

            mesajlaşma alanı yok bu sitenin buradan kazanıyor, ama olsaydı ne hikayeler çıkardı buradanda. herkesin en özgür en farklı hissettiği yer sanal ortamdır. ve çoğu insan karşı cinsi etkilemek ister. dünyada bu kadar güçlü olan bu istek bu siteye girenlerin muaf olduğu bir durum değil. bu da son derece insani bir durum:) hemen kişi kendinden bilirmiş diye saçmalamasın kimse. insanı bilmek tanımak yapılan ayıbı günahı bilmek için bunları bire bir yaşamaya gerek yok. göz var akıl var, görüyoruz idrak ediyoruz. bilinenden bilinmeyene gidebiliyoruz az da olsa çok şükür.

          • eymen diyor ki:

            Yoksa yoktur, faraziyelerle konuşmak pek iyi değil.
            Akıl vermiş gibi olmayayım da.
            Belki, site yöneticileri iki tarafta uygun görüyorsa, birbirlerinin maillerini verebilir o kadar.

          • .:. diyor ki:

            Eymen diyorki;

            “dörtnokta beyefendi,”

            Bu sanirim ben oluyorum, erkek oldugum anlasiliyor. Bir takma isim ile yazmayi dusunmusdum ancak, baskasinin hakkina girebilecegimi dusundum, o yuzden (mecburen bir kac yazim haric surekli bunu kullaniyorum noktalarin dizilis sekli erkek oldugumu cagristiriyor diye kullandim.)

            Aslinda sunu da dusundum, bazen yazdiklarimizda, dertlerimiz, sitemlerimiz, problemlerimiz, kendi acimizdan dogrularimiz, onerilerimiz veya dusuncelerimiz, bir baska okuyucu ile ortusebiliyor. Takma isim kullaninca yazdiklarimizi okuyan bir okuyucunun esi veya tanidigi da ayni isim e sahip biri olursa. Bu yazilari okursa veya bir tanidigi bu yaziyi gorup de “bak seninkisi internette yazi yazmis, sen tepside cay servisi yapmadigin icin dert yanmis.”:) derse o da uzulurse acaba o kiside bir kusku olusurmu?

            Cok mu ince dusundum?

            Bana bir takma isim veya bir sifat onerebilirmisiniz?

            Belki sifat daha iyi olabilir, (Mavi gol, Ucan kartal, Issiz v.s.) ne dersiniz?

            Aslinda ekranin sag kisminda her yorumcunun yazdigi yerde kucuk kare icerisinde cinsiyetsiz bir avatar var, bu avatar yorum yazarken, isim ve elektronik posta yazdigimiz yerde ayri bir secenek olarak erkek veya kadin olarak secilebilir mi?(Erkek resimdeki gibi kabak kafali, kadin kurdelali veya erkek kadin sembolu de olabilir? Sitenin formati buna uygun mudur?, Ayrica bazi yorumlara cevap yazarken alinti yapma imkani verilmiyor, baska bir renk tonunda alinti yapilip cevap verilirse daha anlasilir olabilir mi?

            Birde ben kendim icin elestiri yapmak istiyorum, malesef klavyemden dolayi bazi turkce karekterleri kullanamiyorum, bir de hizli yazdigimdan dolayi cok fazla imla hatasi yapiyorum. Bunun da farkindayim. Duzeltme gayretlerim var. Bazen de yazilarim uzun oluyor. Bunun da farkindayim (Konulu ve cevapli olunca anlasilir olmasi icin uzuyor, bazen aciklama yapmak gerekiyor, Faydali olmak icin veya fayda almak icin de zor olsada ozele girilebiliyor.)

            Ben sahsen bu sitedeki yazilardan oldukca faydalaniyorum, burayi bir kin kusma, rahatlama yeri olarak gormuyorum. Mumkun oldugunca bildigim konularda kendi suzgecimden gecirdigim bilgileri vermeye calisiyorum, Zaten editorlerin de kural ve suzgecleri var. Bazi basliklarin okunma ve ilgi seviyesi yuksek ve kumelenme oluyor, diger basliklar sonuk geciyor, Ziyaretcilerin gormek istedigi konular ile ilgili baslik da acilirsa ve oneri istenilirsa veya tartisma ortami saglanirsa daha iyi olabilir mi ne dersiniz?

            Hatalarim, yanlislarim veya eksiklerim varsa bana bildirebilirsiniz, eksiklerimi duzeltmek isterim.

            Bu yazida galiba uzun oldu.:)

            Tesekkurler.

    • Süheyla diyor ki:

      erkek te eşinden itaat etmeyi bekler. nasıl bayan sahıplenılmeye ıhıyaclı ise erkekte itaat edilinmeye ihtıyac duyar. islam bunu emrediyor. bu ittaat konusunda tabiki sınırlar vardır islamda sınırları bellidir. ”

      ***

      Haklısınız,bu itaat mevzusu sanırım pek çok hanım tarafından yanlış anlaşılıyor.Kadının kocasına itaat etmesi,kişiliğinden,fikirlerinden ve zekasından kendini soyutlaması ve bir zavallıya dönüşmesi demek değil ki.İtaattan maksat saygı,izin almaktan maksatta haber vermektir,ki haber verilmesi de gerekli olan bir şeydir.Yoksa saldım çayıra mevlam kayıra tarzı bir anlayışla evlilik nasıl güzel olabilir ki?

      Bakıyorum,kimi muhafazakar ve entellektüel evli hanımlarımız, ilim almak ve daha da entellektüel olmak uğruna aylarca başka ülkelerde yaşayabiliyorlar.Bu mantıkta bir evlilik ne kadar yürür bilemiyorum.Şahsen ben,bırakın ayları,iki hafta bile evli çiftlerin,özellikle genç çiftlerin birbirinden ayrı kalmasını hiç mi hiç doğru bulmuyorum.İsterse ilim irfan için olsun hiç farketmez.

      • tarık diyor ki:

        “izin almaktan maksatta haber vermektir”

        :))) Oh ne güzel kafanıza göre yorumlamışsınız. İzin almaktan maksat izin almaktır. Bunun neresi açık değil?
        Kadın, eşinden izin almadan sokağa çıkamaz, evine komşu, misafir çağıramaz, kocasının parasından sadaka dahi veremez. Onu geçtim, nafile oruç dahi tutamaz.

        Eğer kocasından genel izin aldıysa o başka. Kocası, verdiği paradan istediği gibi harcama izni, dışarıya çıkma izni veya istediğini eve çağırma izni verirse o ayrı. Tabi dışarıya çıktığında işlenecek ve ya vesile olunacak haramlar ve günahlar konusu ayrı. Koca izin verdi diye dışarıya çıkmaya, dışarıda çeşitli nednelerle işlenen günah ve hramlar silinmiyor.

        • Süheyla diyor ki:

          Ben de bu Tarık Bey nerede kaldı diyordum:) Hah geldiniz işte:) Siz de Allah aşkına şu muhalefetliği bırakın.Zaten karı koca arasında belli bir dil oluşur ve erkek ille de her yaptığını,her dışarı çıkışını bana haber vereceksin demez.Genel bir izin mutlaka olur evliliklerde.Sizin anneniz her hareketini babanıza soruyor mu,her dışarı çıkışında babanızdan izin alıyor mu,babanız annenize, her dışarı çıkışında haberim olacak,attığın her adımı benden izin alarak yapacaksın diyor mu?

          Kaç erkek karısına her hareketin için benden izin alacaksın şartını koşuyor?

          • tarık diyor ki:

            Benim annemin yanlışları ölçü değildir. Annem babamdan dini kıstaslara göre bişey gizlediyse, ondan izinsiz bişeyler yaptıysa annem de olsa Allah’ın onun için hazırladığı karşılığı bulacaktır.

            Yine sap ile saman karıştırılıyor.

            “Kaç erkek karısına her hareketin için benden izin alacaksın şartını koşuyor?” sorusu mantığa aykırı. Bu emirler ayetlerle hadislerle belirlendiği için erkeğin izin verip vermemesine bağlı değil. Emir bu yasak bu. Kadın adama “Amaaan kocacım, elinin kiri, dost tutma da arada sırada kaçamak yaparsın, eğlendir gönlünü “dediğinde bu haram ortadan kalkıyor mu. İsterse bir haramı veya günahı işlemeyen tek kişi kalmasın o haramın haramlığı değişir mi?

            Erkeğin şart koşması şart değil, kadın İslam’a göre davranmıyorsa, gelenekmiş, sosyal-toplumsal normalarmış anlaşmaymış bunlar fasa fiso. Kadın cehennem katsayısını yükseltir durur. Erkek de İslami kurallara uymadığı uydurmadığı için kadın her günah işlediğinde o da cehennem kasasını doldurur.

            Buradan şunu bir kere daha anladım, aşağıda bir arkadaş daha vardı falcı, kadınlar siz de anlayın görün: Din kadınların eline bırakılırsa parça pinçik olur. Benim oturup 50 yıl düşünsem aklıma gelmeycek kaçamak yolları buluyorsunuz. “Arkadaş öyle ama yapamıyoruz Allah affetsin” demek de işinize gelmiyor. Bu devir de şöyle şu devirde böyle. Bunu size özel söylemiyorum, kadınların her zaman ana refleksi budur.

            Kadınlar samimiyetsiz malesef. Evlenirken hepsi ölçümüz hadis kuran olsun diyor. Bu sözün ne demek olduğunu bilen kadın zerre gram aklı varsa bu sözü söylemez. Çünkü öyle olursa kadınların büyük kısmı bu devirde intihar eder. Mutluluğu gezip tozmada para harcamada buldukları ve kocalarına isyanı normal gördükleri için.

        • Süheyla diyor ki:

          Tarık Bey,siz işteyken(iş pozisyonunuz nedir bilmiyorum)mesela çok önemli bir toplantının ortasında,ya da müşteriyle ilgilenirken,o anda patronunuzdan yediğiniz azar ardından,ve ya işçinizin sizi iş sebebiyle çok kızdırdığı bir anda,alel acele iş peşinde koştururken,hadi bunların hepsini geçin,normal işinizin başındayken eşiniz sizi arayıp,”ben kapıya çöp bırakacağım,evde ekmek bitmiş ekmek alacağım,yemeklik malzeme yok markete çıkmam gerekiyor vs. iznin var mı çıkabilir miyim?”diye aradığında siz,”bunun için mi beni aradın”diye eşinizi azarlamayıp aksine” hanım,Allah senden razı olsun,her hareketin için beni arayıp benden izin alıyorsun”dediğinizde yukarıda yazdığınız her bir kelimenizde sonuna samimisinizdir.Aksi taktirde sözleriniz demogojiden öteye geçmez.

          • tarık diyor ki:

            Bir erkek eli ayağı tutarken eşine çöp bıraktırma, ekmek alma, market vs ihtiyaçlarını yaptırmamalı :)

            Yukarıda söylediklerimi ben yapıyorum diye bir iddiam yok. Sizin demogoji dediğiniz şeyler dinin emri, anlamak istemediğiniz işinize gelmeyen taraf da bu. Demogoji değil bu, ayet hadis. Bir kadın eşinden izinsiz çöp de atamaz, markete de gidemez. Zaten bir erkek bunları planlamayıp eşinin yapmasına neden oluyorsa o erkekğin erkekliği:)

            Erkeğin erkekliği burada belli olur, bazılarının dediği gibi karısına kahve yapıp sunmakla değil. Erkeğin erkekliği burada belli olur karısına höt zöt yapmakla değil.

            Eğer ben dediklerimi yapmıyorsam karşılığını bulurum ama bu, söylediklerimi demogoji yapmaz. Dinin emri bu daha nasıl anlatayım. “Ben dinin böyle emrini kabul etmiyorum” diyecek yürekliliği göstermek yerine hayali bir senaryodan demogoji ile suçluyorsunuz. Dinin emrine demogoji diyene söyleyecek sözüm yok.

            Bir kadın, kocası akşam gelirken, yarını da hesaplayıp ekmek aldırmıyorsa o kadının hanımlığını çöpe at. Erkek, hanımı söylemese bile düşünüp yarınki ekmeği almıyorsa o erkeği çöpe at. Ayrıca hiç bir erkek ne kadar ayrıntı dahi lsa eşinin kendisinden izin almasından rahatsız olmaz. Patrondan fırça yerken bile.

            Ayrıca, yukarıda yazmışım bakın, kadın erkekten genel izin alabilir, erkek genel izin verirse sorun yok, gitsin elli saat markette gezsin, isterse mahellenin çöpünü toplasın. Bu yapılırsa kocadan izin almama günahını işlememiş olur ama saçma sapan nedenlerle, organize olmama nedeniyle sokağa çıkıp harama girme günahlarını sepet sepet yüklenir. Kendisi de kocası da.

          • eymen diyor ki:

            Tarık beyin gelmesiyle ilgili söylediklerinize güldüm, yanlış anlaşılmasın.
            Ayrıca örfünde şeriatte çok önemli bir yeri vardır. Birşey bir yerde adetse, yapılması için söylenmesi gerekmez, yapılmaması isteniyorsa ve bu durum normal görülenin dışındaysa söylenmesi gerekir. Örneğin kadınların komşularını misafir etmeleri adetten ise bunun için izin alınmaz, ama bey komşulardan birini beğenmemiştir de onunla görüşme diyebilir, demezse adet geçerlidir; bilmem anlatabildim mi?

          • Süheyla diyor ki:

            Demogoji değil bu, ayet hadis.

            ***

            Söylemek istediğimi anladığınızı düşünmüştüm.Siz benim ayete hadise demogoji diyebileceğimi nasıl düşünebilirsiniz?Sürekli bir şeyler hakkında konuşup duruyorsunuz.Herkesin yazdığı yoruma illa bir cevap yetiştirme ihtiyacı içinde oluyorsunuz.Kısacası konuştuğunuz şeyleri yapabildiğiniz ölçüde samimisiniz,aksi taktirde laf kalabalığı yapıyorsunuz.Ben de bir önceki cevabımda zaten genel bir izin oluşur demiştim,sizden farklı bir şey söylemedim ki.

            ***

            Eymen Bey,üslup var,üslup var.Sizinle Tarık Bey arasındaki en önemli fark bu.En azından yazılanları yanlışa çekmiyorsunuz.

          • tarık diyor ki:

            İyi tamam abla öyle olsun kızma. Demogoji yapan ben, hakkı söyleyen sen ol. Birisinin dediği gibi “Kaldırımda yatayım ben, cehenneme gideyim ben” :)

            Selametle.

  33. osman diyor ki:

    iclal diyor ki:

    Aslinda burada gordugum kadari ile cogumuzun kadinin calismasinda karsi oldugumuz sey yine tesettur olayina gelip catiyor. Biz turk kadinlari oyle bir giyiniyoruzki,( ben yurt disinda yasiyorum) disarida bizi gorenler turk oldugumuzu anliyor. cunku diger muslumanlarin giyimi bize gore cok cok daha sade. Aslinda tesettur diye kendimizi kandiriyoruz.

    iclal hanımın dediğine katılıyorum. tessetturlu bayanlarımız daha çok dikkat çekiyor. vucud hatlarını beli etmekten çekinmek yerine çaba harciyorlar. dişarı çıkmayı tartışmak sanki yersiz gibi çünki giyimler uygun değil daha islama. dışarı çıkmak için oortam musait olsada giyim şekli uygun değil. bir erkek için vucud hatlarını belli edecek sekilde tesettur giyinmekle,belli yerlerini sergileyen bayan aynı hisleri uyandırır. çalıştığım ortamda islamla pek alakası olmayan kişilerin konusmasına sahit oldum.bir çalısanımız vucud hattalır bellı ederek tesettür kullanıyor. bu tesseturlu bayanın giyimi onları daha çok tahrik ettiğiniz konusuyorlardı. tesetturlu bayanlarımız hala erkekğin bu duygusunu gormemezlikten geliyor.

    • AYsun diyor ki:

      Allah razı olsun osman kardeş..biz müslüman kadınların,kızların birçoğu hala erkeklerin bizden farklı olduğunu anlayabilmiş değiliz.islama ait olduğunu söyleyen insanlar “NEDEN” diye sorar neden varkı başörtüsü,neden varki tesettür??? okulumdaki prof.felsefe hocası neden bi kadının güzelliğini göstermesi kötü olsun ki diyor,verilcek cevap çok,ama sanırım anlayacak olan pek yok…vallahi erkeklerin bizden farklı olduğunu anladıkça tesettür için Rabbime şükretmeye başladım.TESETTÜR,KADINI ÖZEL VE GÜZEL YARATAN ALLAH A TEŞEKKÜRDÜR.KENDİMİZE GELELİM,DİNİMİZ ÇOK GÜZEL,İLİKLERİMİZE KADAR YAŞAMAYA ÇALIŞALIM ,BÖYLECE DÜNYA ANLAMLI VE GÜZEL,AHİRET İSE DAHA GÜZEL OLACAK…………………………

      • osman diyor ki:

        bakın aysun hanım bu yazıma birtek siz yazdınız. örtünme adabının öneminin daha farkında değiliz. işin garip tarafı bunu kendi kardeşlerimede anlatamıyorum. acınacak haldeyim yani. allah dikkat edenlerden etsin cümlemizi ins.

  34. Ahir Zamanda Erkek Olmak diyor ki:

    ” Eğer kızkardeşlerim sadece Allah rızası için, büyük bir farzı eda etmek üzere dini litaratürde fürüat denen temel iman konularından olmayan başı açmayı yaptılarsa ve samimi iseler umarım Allah affeder.”

    tarık kardeşim burda neyi kastediyorsun delilin nedir?

    • AYsun diyor ki:

      soru bana değil ama şunu demeden geçemeyeceğim.”başörtüsü müslüman kadının kimliğidir”.tabi tesettür ve başörtüsünden ne anladığımızda çok önemli…Rabbim kimliğimize zarar verecek her türlü eylem içine girmekten bizleri korusun.bize merhamet etsin.

    • tarık diyor ki:

      Bu konu islam fıkhının en basit ve temel konularından, uzunca yazmaya gerek yok. Basit bir kaynaktan öğrenemek lazım.

      • Ahir Zamanda Erkek Olmak diyor ki:

        kardeşim senin basit deyip geçiştirdiğin bu konuyu bir deşersem bu konuda yorumlar tavan yapar…

        ama şunu söyliyeyim ki üniv.okumak zaruri bir şey değildir..ancak zaruri durumlarda haram bir durum mubah olur buda fıkhın en bariz ve bilinen bir kaidesidir…ama ben ilim okuyorum ünv.tede zaruri bir durumdur bende başımı açıyorum umarım Allah affeder demek yada bir yerlere gelmek bir yerleri ele geçirmek adına ben fedakarlık yapıyorum deyip sürekli örtüden taviz vermek ve umarım Allah affeder demek ancak hamakattir…

        o taviz veren bacılarımızın çoğu tamamen açıldılar..peki bunun vebalini kim ödeyecek sadece örtü FURUAT tır demekle geçiştirilecek basit bir şeymidir…Furuattandır umarım Allah affeder demekle olacak işmidir…

        o Furuat sonraları Teferruata kalb ettirildi…peki ne oldu,o başlarını açıp taviz veren kadınlarımızın kaçta kaçı nerelerdeler şu an? hangi makam ve mevkideler? bütün bunların analizinin iyi yapılması lazım…

        birşeyleri elde etmek adına evdeki bulgurdan da olmamak lazım!

        • tarık diyor ki:

          Çok doluymuşsun sen ya üstad, yaz yaz rahatlarsın biraz. :)

          • Ahir Zamanda Erkek Olmak diyor ki:

            dini vecibeler dünyalık menfaatler ugruna hafife alınıyorsa aman canım imani bir mesele değilki denilip hemen taviz veriliyorsa bence sadece benim değil her müslümanın dolu olması lazım..

            üstad Bediüzzaman hazretlerinin meşhur bir anısı vardır “raks eden kızların akibeti”diye..
            ayrıca “açılan saçılan kızların bacakların ilk olarak cehennemde yanacağını söylediği yerler vardır”ama tabi bize sadece “bismillah her hayrın başıdır” risalesi okunulur üstadın kadınlar hakkında aile hakkında söyledikleri fazla önemsenmez!

            aynı üstad “kadınlar yuvalarından çıktı beşeriyeti yoldan çıkardı” da demiştir.neden bunlar gündeme getirilmez neden söylenmez kimden korkuluyor!yoksa feministler mahkemeye mi veririler!?

            üstadın yolundan gidiyoruz diyenler neden bu denli örtüyü basite indirgiyorlar!üstad ki Tesettür Risalesi yüzünden hapis yatmış bir kahramandır..

            her neyse burası yeri değil… doğrudur kardeşim bu konuda içim dolu ama uygun ortamın gelmesini bekleyelim bakalım…başlık ile yorumlar zaten zıt kutuplar gibi duruyorlar daha fazla zıtlaştırmayalım…

            vesselam…

  35. hamdi diyor ki:

    bu sorularıma cevap alamadım,

    1- yazılarınız sanki daha çok çalışmayan bayanların sorunları ile ilgili gibi, görüş ve tavsiyelerinizi çalışan bayanların yapması, iş yorgunluğundan sonra gerekli sorumlulukları yapması oldukça zor… fiziksel olarak bayanlar nazik olduğundan aynı performansı evde göstermesi kolay olmasa gerek diye düşünüyorum.
    çünkü kadında erkek gibi dışarıda çalıştığından karşılıklı beklentiler değişiyor yumuşuyor yada fedakarlık gösterilmesi gerekiyor. peki çalışan bayan olunca erkek herşeyi dört dörtlükmü isyecek yada ondan bundan fedakarlıkmı edecek. yoksa çalışan kadına ekstra görevlermi düşecek yada erkeğe,

    2- karşınızdaki eleştiriyi kabul etmiyorsa, ör:yemek tuzlu olmuş demek bile sorun oluyorsa ne yapmalı,

    3- hata ve sorunu uygun bir dille söylemelimi yoksa görmezden gelinip düzeltmesinimi beklemeli yada kendimizin sorunu düzelterek yapmasımı gerekir.(ör: ev düzenli değil ise hep evi toparlamalımıyız)

    4-eş çalışınca, ev işi, temizlik, çocuk yemek ütü vs. vs. herşeyi kadınmı yapmalı, erkek burada ne yapacak. peygamber efendimizden tavsiyeler ne olur….

    birde bilgi olayanın fikri vardır demiştim.hemen fetva hocası oluyoruz, yok kadın dışarı çıkamaz, yok çalışması haram. iyide ne şartlarda olursa haram hangi şartlarda olursa dışarıya çıkamaz bunları bilmek lazım. bol keseden fetva vermeyelim. sorumluluğu var çünkü herkes okuyor.dikkatli olalım. bununla ilgili sn. a. şahinin yorumunu aktarıyorum…

    İhtiyaç içinde olan bir kadın, herhangi bir iş yerinde erkek gibi çalışabilir mi?

    Hem çalışabilir, hem çalışamaz. Şartları bulunursa çalışabilir, bulunmazsa çalışamaz. Bir kadının iş yerinde çalışması için belli başlı şartlardan biri, tesettürüne mani olunmaması, vekar ve ciddiyeti hafife alınmamasıdır. Aynı zamanda bu iş yerinde başka insanlar da bulunması, kadın tek erkekle başbaşa kalmamasıdır. Zira bir kadın bir erkekle başbaşa kalırsa üçüncülerinin şeytan olacağını Efendimiz bildirmiştir. Hem böyle bir yalnızlıkta halvet vaki olduğundan erkeğe mehr-i misil gibi maddî ceza, kadına da tâzir gibi dinî ceza terettüb eder. Demek oluyor ki, ihtiyaç içinde olduğundan çalışmak zorunda kalan kadın, tesettürüne, iffet ve vekarına halel gelmeyen ciddi iş yerinde çalışabilir. Çevredeki yabancı erkeklere bu tesettür ve vekar içinde ciddi şekilde muhatap olabilir. Bu şartların yok olduğu yerde kadının çalışma şartı da yok demektir. Zaten çalışıp kazanma mecburiyeti erkek içindir. Kadın evinde oturur, çoluk çocuğuna bakar. Erkek ise dışarda çalışıp çabalayarak kadının ihtiyaçlarını karşılamak zorunda kalır. Bizim sözünü ettiğimiz şartlar, herhalde böyle hâmisi olmayan ihtiyaç içinde çırpınan kadınlar içindir. Kocası izin vermeyen kadın zaten çalışma hakkına da sahip sayılmaz. Kocasının kazancıyla idare etmesi şart olur, yahut beyinin izni gerekir. ….

    • desperate diyor ki:

      Hamdi bey, bir tek kadınların çalışması konusunda birşeyler söylemek istiyorum. Öncelikle islamda ev işi kadının görevidir diye birşey yok, sitede birçok kez bahsedildi. Ama kültürümüze göre, ev işleri kadının görevi, kadın çalışsa da çalışmasa da bunları yapmak zorunda. Ancak sizinle aynı mesaiyi çalışarak geçiren, belki sizden daha çok yorulmuş olan ve fiziken sizden daha zayıf olan eşiniz eve gelip yemek yapıp, sofrayı topluyorsa, çayı demliyorsa, ütü, çamaşır vs derken hiç oturamıyorsa, hele çocuk ta varsa ve siz kalkıp yardım etmiyorsanız vicdanınızı bir yoklayın derim. Benim yorgun olduğumu göre göre, benden iş bekeleyen kalkıp suyunu bile almayan erkek beni sevmiyor demektir. İnsan yolda geçerken dilenen insanlara bile acıyor siz eşinize acımıyorsanız ya sevginizde ya vicdanınızda bir sorun vardır. Hele ki o kadın evinizin geçimi için mecbursa çalışmaya. Bu arada ev düzensizse ya da yemek tuzlu olmuşsa bir zahmet siz yapıverin o işleri de.

      • Deniz diyor ki:

        Bizi biz yapan neye nasil inandigimiz elbette. Eger muslumansak gunahtan sakinmaliyiz. Fakat hayatimizi sadece fetvalar isiginda tanzim edersek ne kadar mutlu olabiliriz ya da bu sekilde saglikli toplum olusabilir mi? ihtiyac oldugunda fetvalar bizim sinirimiz olur ama eger toplumu da icine alan daireyi kucultup de kari-koca ve cocuklardan olusan ailede huzurun mutlulugun yakalanmasindaki temel noktaya bakarsak bu ancak – verici- olmakla mumkun olur. Hic problemsiz olmaz insan yeri geldiginde kendisiyle bile kavgali oluyor. Eger kari- koca sadece benim nefsim demezse o evliligi kimse yikamaz en kotu kanunlar bile. Tabii sunu kabul ediyoruz bugunku hayat sartlarinda kadinin calismasi belki bir zorunluluk ama esas olan elbetteki kadinin hele ki kucuk cocugu varsa evde durmasi ve hizmeti de severek yapmasi. Ama eger kadin-erkek ayni mesaiyi harciyor ve yoruluyorsa ya esi yardim edecek ya yardimci tutacak ya da halinden sikayet etmeyecek.

      • Ahir Zamanda Erkek Olmak diyor ki:

        “Benim yorgun olduğumu göre göre, benden iş bekeleyen kalkıp suyunu bile almayan erkek beni sevmiyor demektir.”

        sizde birde sevmesinimi umuyordunuz hanımefendi…erkek zaten çalışan bir hanımla evliliği tercih ediyorsa o erkeğin o kadında sevdiği tek şey kadının BANKAMATİĞİ dir..

        umarım artık gerçeklerin farkına varılır..

      • feyzanur diyor ki:

        Çalışmak istemeyen bir kadına,( genelde durumu çok kötü olmayan) bir erkeğin ”illaki çalışacaksın, eve para getireceksin ” diyeceğini hiç sanmıyorum, biz kadınlarda okuduk diye çalışmak zorundaymışız gibi bir kanı yerleşmiş. Ondan sonra çalışıyoruz diye afralar tafralar, yardım etmeyen erkekler, yorgunluk, stres….Allah bize bu kadar yük yüklememişken bu kadar sıkıntı neden? Sanki çalıştığımızda ayda milyarlarca lira para da kazanmıyoruz. Zaten yoruluyoruz deyip sürekli temizlikçi çalıştırmalar , herkes giydiğimizi görüyor diye çeşit çeşit kıyafetler almalar. Nerede kaldı ideal mü’min kadın?

        • osman diyor ki:

          feyzanur hanım haklı solediklerinde. benim bir arkadaşım var kendısı de eşide çalısıyor. evlerine 5.500 tl’den fazla para giriyor. ev babasından kalma. geçen hafta borc para istedi. :) ben de samimi olan bir kaç arkadasıda yıllardır kızıyoruz kızıyoruz ama nafile :) bu kadar parayı nereye harcıyorsunuz diye sorunca. hanım yoruluyor mecbur temizlige bayan cagiriyıruz. sabah cocukları yedirecem dıye uğrasırken gec kalıyor. ise taksi ile gidiyor derken..bole bole saydı. eşi çalışmasa eşini alacağı maaştan fazla para evde kalacak. akıllandılar eşini emeklılıgı beklıyorlar 1 sene kadar kaldı.
          :)

          • iclal diyor ki:

            bayanin calismasi aslinda kendisinede ailesine de iskence, ve bahsedildigi gibi hic bir maddi getiriside yok. zaten onun kazandigi para, cocuklarinin bakicisina, temizlikciye veya hanimin ekstra kiyafetlerine, yol parasina vs gidiyor. diger taraftan kendi cocuklarini kendisi egitmek yerine baskalarinin ilgisine ve sefkatine muhtac ediyor onlari.
            bu arada sunuda soylemek istiyorumki, bazen erkekler kadinlari calisma hayatina iten oluyorlar. soyleki kendisi calisip kazandigi icin surekli hanimina bunu hissettirip, onun harcamalarini kisitliyorsa bu durumda kadinda maddi ozgurluk istiyor. bu bahsettigim asiri harcamalari olan bayanlar degil, ayagini yorganina gore uzatmasini bildigi halde esi tarafindan kiymeti bilinmeyip daha fazla ayaklarini toplamasi beklenen hanimlar.

        • tarık diyor ki:

          Harama, günaha girilerek kazanılan paranın asla bereketi olmaz. Binlerce olay şahittir buna.

  36. desperate diyor ki:

    Sema hanım bütün yazılarında tarafsız bir şekilde ele alıyor konuyu ama bu sitede yazdığı çoğu yazıda kadınların hatalarını daha çok dile getirdiği için sitedeki erkekler bütün suçu kadına atmaya başladılar. Sema hanımın kitaplarını okursanız hem kadına hem erkeğe doğru öğütler verdiğini, kadına da erkeğe de hatalarını gösterdiğini görürsünüz. Evliliklerde daha çok hatayı kadınlar yapıyor bu doğru, Sema hanım aslında kadın olduğu için kadınlar adına bir öz eleştiri yapıyor bence. Erkekler bunu suistimal etmesinler. Annemizin babamızın öğretmediği bilgileri bize öğretiyor, annelerimiz aslında bunu kendileri uyguluyorlar fıtraten ama nedense bizim tam tersini olmamızı istiyorlar. Allah razı olsun Sema hanımdan bilmediklerimizi öğreniyoruz, hatalarımızı görüyoruz. Kitaplarını okurken farkettim ki birkaç hikayesini aslında daha önce okumuşum, internette maillerde okumuşum ama yazarını bilmiyordum. Kitaplarını saklayacağım, kızım olursa o yönde yetiştireceğim inşallah.

    • tarık diyor ki:

      Ne alakası var? Yazılarda hangi fikir neye göre işlenirse işlensin yorum yazanlar istediğini yazıyor. Yazıda erkeklere de eleştiri olsa erkekler buna katılmadığını nedenleriyle yazar, olur biter. Kadınlar da eğer yazılarda erkeklere çok prim verildiğini düşünüyorsa bunu yazarlar. Sema hanım erkeklerin sözcüsü değil ki o bunları yazıyor diye erkekler de kadınların sütüne gidecek şekilde yazar hale gelmiş olsunlar.

      • desperate diyor ki:

        Ne alakası mı var? Çok. Öncelikle Sema hanım erkeklerin savunucusu değil, kadınlara ve erkeklere evliliklerinde yaptıkları hataları görmelerini, fıtratlarına uygun davranmalarını, birbirlerini tanımalarını sağlıyor. Ne erkekler ne kadınlar tümden hatalı değildir. Siz de dahil elinize bir koz geçmiş gibi kadınlar şunu yapamaz, bunu yapamaz, şöyle hatalılar, sanki bütün kabahat kadınlardaymış gibi konuşuyorsunuz, hatta biri çıktı bütün Türk kadınlarını kötüledi yabancılarla evlenmek gerektiğini söyledi. Kadınlar son 20 yılda olumsuz yönde değişmişseler de bunun sebebi kadınlar değil.

  37. sema diyor ki:

    sema hanım merhaba.kitaplarınızı beğenerek okuyorum.yazılarınızı takip ediyorum.ben nişanlıyım ve allaha şükür nişanlımla ilgili bir sorunumuz yok ama benim sorunum nişanlımın annesi.yanlızken veya nişanlım yanımızdayken annesi bana karşı çok iyi ama başkalarının yanında özellikle benim ailem ve akrabalarımın yanında beni yok sayıyor.ve bunu herkese farkettiriyor.biz bu durumdan rahatsızız.böyle davranmasını gerektiricek bi sebeb bulamıyorum.kesinlikle saygıda kusur etmiyorum.ayda bir ziyaretine gidiyorum.özel günleri atlamıyorum.ne yapmam nasıl davranmam gerektiğini bilmiyorum.bana bu konuda yardımcı olurmusunuz?acaba yanlızken bu konuyu açıp rahatsızlığımı dile getirsem mi diye düşünüyorum.cevabınızı bekliyorum…

    • osman diyor ki:

      her insanın bakış açısı farklıdır. önemli olan onun düşüncelerini anlaya bilmek. niyetini anlamaya çalışın size davranışlarını tartarak. bu tartma işinini yaparken duygularınızın kontrolunde değil aklınızın kontrolunde yapmalısınız. yanı duygular aklın kontrolunde olmalı, akıl duyguların kontrolunde olmamalı.böyle olursanız hatalı sonuca ulaşırsınız. bayanlar duygusaldır. bu güzel birseydir erkek için( aradığı birseydir) ama herseyın bir artısı ve eksisi oldugu gibi duygusalıgında dezavantajı yanlıs yorumlam ve karar alma etkisi vardır.

      bu gibi ilişkilerde çözümün hep damat üzerinden olması gerektığine inanırım. tabi erkeğin bunu yonetebilme kapasıesının olması onemli. erkek esini ailesi ile olan sorunları çözmelidir. taraf tutmadan.dengeleri koryarak. bildiği kadari ile kadınlar erkeklere göre daha kinci olurlar ve olayları unutmazlar. bu nedenle damatın annesi ile direk konuşmayın. çünki ortam gerilirse bir tartışırsanız ne siz nede annesi birdaha birbirinize isinamazsınız. eş adayınızın aileslesini kendeisine kötülemeyin.

      bu durum es adayınızla şoyle paylaşabilirsiniz. ona cok deger verdiğinizi bu yüzdende evliliğe adım adım yürdüğünüzü söyleyın. onun ailesininde senin için çok önemli olduğunu soyleyın.espiri bir şekilde bu kadar yıldır seni benim için beslediler büyüttüler ve bana verdiler. onlara minettarim. :) ben onlara deger veriyorum. seni seviyorum ama onların da ben çok sevmesini istiyorum. onlarında benı sevmesı cok onemlı deyıp…(.ve benzeri deger ifade eden sözler.) bize anlattıklarınızı ona anlatın. acaba benmi yanlış algılıyorum sende analiz edermisin ddiye ricada bulunabilirsiniz. .. onun da gözlemlemesini saglayın. gidip sormasın bence :)allah erkeklere sevdiklerini koruması duygusu ve aile kavramının devamı için merhamet duygusu vermiştir. eşinize yaklaşımınız da herzman size merhamet edecek pozisyonda olmasını sağlayın. yaratılıs gereği o merhamet etmektn sizde merhemet görmekten korunmatan zevk ve mutluluk duyarsınız.

      davranışı analiz etmeye çalışalım. tabiki hangisiniz doğru olduğunuz siz daha doğru karar verirsinz çunki olayın içindedsiniz.

      yanlızken size iyi davranmasının iki neden olabilir.
      1. sizden korkması veya size dost görünmesi. söylediklerinize anladığım kadari ile bu düşük ihtimal.
      2. sizi gerçekten seviyor. deger veriyor. oğluna layık olduğunu düşünüyor.

      nişanlınız varken iyi davranması
      1. oğlundan çekinmesi
      2. sizi sevmesi ve mutlu olamanız için size destek vermesi.

      ailenizin yanında yok sayması.
      1. anneler bunu kızları ve erkeklerı için yaparlar.ağırdan satma. kendı oglunu ve kızını değeri gösterme.yapısal birsey :)
      2. kendi oğlunu dğerli gösterip evlilik aşamasında sizin anne babanızın çok şey istemenize manı olamk için.:) yani bu davranısın sizi sevmek veya sevmemekle alakası olmaya bilir.

      ben annesininde sizi sevdiğini düşünüyorum. ama olayın içinde siz olduğunuz için sizin kararınız daha doğru olur. bende yukarıda olasıkları dusunerek tekrar eş adayınızın annesini tartın. içinden çıkamıyorsanız eş adayınızla yukarıda söylediğim sekilde paylaşın.

      acizane benım düşüncem budur.

      belliki eş adayınızın annesınnı sizi sevmesi benımsemesı sizin için onemli buda sizin ince ruhlu,düşünceli ve güzel kalbli olduğunuzu gösteriyor. allah utandırmasın. huzur nasıp etsın. annesinin sevgisinizde nasıp etsin.:)

      banada hayırlı bi eş nasip etsin.

  38. derya diyor ki:

    yeni yazılarınızı bekliyoruz sabırsızlıkla özellikle nişanlılıkta nasıl davranılması gerektiğiyle ilgili..

    • cielo diyor ki:

      arkadaşlar ben anlayamıyorum sizi. Allah size akıl vermiş ve siz hala eşinize sevgilinize nasıl davranacağınız hakkında insanlardan akıl almaya çalışıyorsunuz. sema maraşlı ya da diğer bir çok ilişki uzmanının dediği şeyler aşağı yukarı aynıdıır. ama yanınızdaki adamı ya da kadını en iyi siz bilirsiniz. o süreçte kişinin özelliklerini olaylara verdiği tepkileri siz analiz edip nasıl davranacağınızı bilirsiniz. sürekli sokma akılla yürümez ki bir ilişki. anneye babaya kardeşe arkadaşa nasıl davranıyorsanız yanınızdakinede öyle davranırsınız. bu kadar kasmaya da gerek yok. en azından Allah ın istediği gibi kul olun gerisi gelir. sonra da çıkamıyorsunuz işin içinden büyücülere koşuyorsunuz. yapıyorsunuz adamlara büyüleri adamlar dengesiz bişey olup çıkıyor. kadın cidden karmaşık bişeyde erkek basit net ve düzdür. bu kadar çok formül aramaya icat etmeye gerek yok yahu.

      • Süheyla diyor ki:

        sonra da çıkamıyorsunuz işin içinden büyücülere koşuyorsunuz. yapıyorsunuz adamlara büyüleri adamlar dengesiz bişey olup çıkıyor.
        ***

        Oldukça ciddi bir iddia

        • cielo diyor ki:

          büyü sayesinde kaç adam nikah masasına oturdu biliyormusunuz siz:). bundada şaşılacak bişey yok. herkes herkese bir hoca numarası verir bu ülkede. her evden bir büyü çıkar. kimisi başkasının kocasını almak için kimide elindeki adamı kaptırmamak için yapar. ya şu hocanın yaptığı tutuyormuş diye teller dağıtılır. aralarında namaz kılanıda var. her kesimden var aslında.

          • Süheyla diyor ki:

            Sayın Cielo,herhalde sizin çevrenizde sıkça olan bir durum.Ama bunu Derya arkadaşa cevaben yazmanız biraz garip.

            Diyorsunuz ki,”arkadaşlar ben anlayamıyorum sizi. Allah size akıl vermiş ve siz hala eşinize sevgilinize nasıl davranacağınız hakkında insanlardan akıl almaya çalışıyorsunuz. sema maraşlı ya da diğer bir çok ilişki uzmanının dediği şeyler aşağı yukarı aynıdıır. ”
            ***
            madem öyle sizin bu sitedeki fonksiyonunuz nedir?

          • .:. diyor ki:

            Bu büyü konusu da ilginc ve baslı basına ele alınması gerekir heralde, bazı bayanların bu konularla ilgilendiklerini oldukca fazla duyuyordum. Yakınlarımızda da hissedip evimizde garip seyler buluyorduk, pek oralı olmuyorduk.

            Zamanında nikah masasına oturmustuk ama büyü müydü, yoksa baska birsey miydi bilmiyorum.:)

            Eger büyü idi ise, büyü bozuldu.!

          • tarık diyor ki:

            Bu büyü olayı kesinlikle çok önemli çok ciddi. Belki büyünün haram olmasından dolayı dindar çevrenin, o da bir kısmı bundan uzak duruyor ama bu dindar demiyelim de muhafazakar çevrede de dahil omak üzere çok yaygın. Büyü ülkemizin bence terör kadar önemli bir konusudur.

            Büyü konusunu şöyle değerlendirebilriz. Büyü olmasa bile hepimizin evinde dua kitapları vardır ve bunların neredeyse tamamı da ehli sünnet imamların veya alimlerin derleği hak dualardır, çoğu da hadisten mülhemdir. Yani legal yollardan dua ile etkileme veya şerri def zaten var dinimizde ve kültürümüzde. İşte bu altyapı varken bir üstü de büyü oluyor ve insanlar duadan ne farkı var diye muhafazakar da olsa büyüye çok rahat kayıyor. İşin için de para da olunca bu ilmi elde edenler çok rahat yapıyor. İstediğine veya istemediğine kendisi ulaşamayanlar da üçe beşe bakmadan büyü yoluna gidiyor.

            Sema hanım daha önce ele aldı mı bilmiyorum ama acilen bu konuyu ele almakta büyük fayda var.

      • dasperate diyor ki:

        Kişi herkesi kendisi gibi sanırmış, galiba siz çıkmıyorsunuz büyücülerden. Hemen bir insana yapıştırmak ne kadar kolay dimi.

        • cielo diyor ki:

          Allah ın büyü yapanlar ve yaptıranlar için yarattığı cehenneme tek ben gireceğim:)) tanıdığın bildiğin bir insan adımı zikredildi burada bu kadar celalleniyorsun:) kişi kendi gibi bilir deme o zaman ucu sanada dokunur bu lafın:)

          • desperate diyor ki:

            Asla buyuk konusmak istemem ama buyuyle bir adami kendime baglayacagima omur boyu bekar kalmayi tercih ederdim. Ayrica buyui yapanin da yaptiranin da lanetlendigini biliyorum, zaten pek bir ibadetim yokken ekstra gunah kazanmaya niyetim yok. Isim vermemis olabilirsiniz ama tanimadiginiz bir insanin yorumunun altina yazdiginiz beni rahatsiz etti. Derya hanimin yerinde olsaydim tepkim daha sert olurdu, elestiri baska bir seydir suclama baska. Bir gun de biri hatasini kabul etsin.

      • derya diyor ki:

        siz kendiniz akıl almaya çalışmıyo olabilirsiniz orası beni ilgilendirmez ama benim evlilik konusunda akıl almak istemem de sizi ilgilendirmez..

        • osman diyor ki:

          cielo’nun dediği ”sürekli sokma akılla yürümez ki bir ilişki” sözü doğru sözdür. ata sözümüzde derki taşıma su ile değirmen dönmez.

          ama olayı iyi analiz etmek gerekir.bir öğrenmek, kendini gelişirmek ve tecrübelerden faydalanmak vardır. birde denileni bire bir yapmak vardır. ayrım bu nüanta saklıdır.

          allah insana akıl verdiğini kaç yerde zikreder? peki insan cahil olduğunu kaç defa soyler ve insanı uyarır? peki akıl vermişte bunun üzerine neden ayet ve sünnetler var?

          akıl cahil olmaya ve kalmaya engel değildir. akıl, öğretilerle (hadis ve ayet ), insanın kendi hayatından çıkardığı tecrubelerle ve başkasının yaşayıpta hayattan çıkardığı tcrubelerden istifade edip faydalanması seklınde kendini fonksiyonunu yerine getirir. insan aklı bilgi ile beslemezse akıl fonksiyounu eda edemez. insanı yanlış yerlere götürür. aklın mazotu bilgidir. nekadar mazot okadar yol :)

          insan doğar konuşmayı dahi bilmez. ateşe dahi eli uzatır. ama insan akılla yaratılmıştır. insan bunu hayatta her daim görmesine ragmen akılla herseyı çözebileceğine inanir. bu şeytanın bir oyunudur ve büyük bir hatadır.

          kuranın ilk ayeti okudur. manalı değilmi ?

          sonuç olarak okuyup ve sorup öğrenip akılda bunu yoğurup hayata uygulamakla, soyleneni bire bir yapmak(sokma akıl ) arasında çok fark vardır. bu sitedeki bir çok arkadaşın öğrenme niyetinde burada olduğuna inaniyorum. sokma akılla hareket etmediğine inanıyorum.

          derya hanım, sizin doğru yolda olduğunuza inanıyorum. allah okuduklarından ve hayat okulundan (en büyük okul hayattır ) istifade etmeyı nasıp etsin.ayrıca akıl almak istemenizisoylemek erdemli bir davranıştır.

          cielo arkadaşın (bayanmı erkekmı olduğunuz bilmiyorum siteyı çok takip edemediğimden ) küçük bir nüansı kaçırdğını düşünuyorum.

          ayrıca sema hanım yaşadıklarında çıkardı tecrubeler ve öğrendikleriyle kaleme aldığı yazılardan istifa edilecek değerde bir insan. derya hanım allah istifade etmeyı nasip etsin inş.

          allahım verdiğin halde bizi cahil olanlardan eyleme…

      • eymen diyor ki:

        Fatiha, Ayetel Kürsi, Nas, Felak okuduk mu bize büyü müyü sökmez. Siz hiç merak etmeyin.

        • tarık diyor ki:

          Doğrudur, bu sureleri sabah çıkarken evden akşam yatarken okumak cin, büyü, kaza belaları önler. Fakat bazı çok büyük tesirli büyüler var onların bazen etkisinin azalmasına sebeb oluyorlar. Mesela Efendimize de büyü yapıldı ve ancak Cebrail aleyhisselamın Efendimize büyü malzemesinin atıldığı kuyuyu haber verip onun çıkarılması ile büyü bozulabildi.

          Valla ne yalan söyleyeyim ben senede bir veya 2 senede bir tanıdığım çok güvendiğim ehli sünnet bir hocama pc de virüs taraması yaptırır gibi büyü taraması yaptırıyorum:) Şimdiye kadar bişey çıkmadı ama kuvvetli nazar, hased çıktı ki hocanın söylediğine göre büyü kadar etkili olabiliyormuş.

          Bir de ben işyerinde elemanların evden getirdiği yemekleri yemem, komşulardan veya akrabalardan çok iyi bildiklerim dışında pek gönderilen yemekleri yemem. Çünkü en çok bu yöntemle büyü yaptırılıyor.
          Bir de senede 1-2 çok ciddi temizlik yapmak lazım evde, kıyı köşeye bir şeylerin gizlice konabileceği yerleri didikleyip temizlemek lazım. Büyü artık iş dünyasında bile çokca kullanılıyor.

          • Süheyla diyor ki:

            Tarık Bey,bu durumu parnoyaya çevirmeyesiniz sakın:)

          • desperate diyor ki:

            Ben eskiden inanmazdım böyle şeylere çok rahattım, sonra öğrendim ki gerçekten varmış. Evliliğim çok kötü gidiyordu, herşey benim aleyhime işliyordu, arkadaşımla fal baktırdık, bana eşinin ailesi sana büyü yapmış ama ters tepmiş dedi. Ben yok onlar öyle şeyler yapmaz çok dindar insanlar dedim. Arkadaşıma sordum ee nolcak şimdi, bozdurmak mı gerekiyor diye, o da zaten bozulmuş gerek kalmamış dedi. Ben dindar insanlar böyle şeyleri yapmaz diye düşünürdüm hep, günahlarını almıyım ama hocanın söylediği herşey olmuştu, yaptırdılar mı bilmiyorum. Anneme anlattım üzerinde sürekli gümüş taşı dedi, o günden beri taşıyorum. Eğer doğruysa ben herşeyi kabul edeyim, herşeye evet diyeyim diye yaptırmışlar. İnanmamı sağlayan fal bakan kişi benden para istemedi, bozayım demedi, bir de eğer ayırmak için yaptırmışlar deseydi inanmazdım ayrılmamızdan çok korkuyorlar ama herşeye evet demem işlerine gelir. İnşallah yaptırmamışlardır da bu kadar büyük günaha girmemişlerdir, dünyalık mal mülk için böyle şeylere girişmek çok ayıp.

          • tarık diyor ki:

            Paranoyak değilim ama biraz titizim. Bir örnek yazmıştım yayınlanmamış, çok iğrenç bir şekilde bir arkadaşa yapılan büyüyü gördüm. Adam resmen hayat kadını denebilecek biriyle büyü yüzünden evlendi. O yüzden ne olur ne olmaz :)

          • .:. diyor ki:

            Uzun zaman once bir belgesel izlemistim, Amerika da CIA ve FBI buyuculer ile ve medyumlar ile calisiyordu.

          • tarık diyor ki:

            desperate, bir yanlışı düzelteyim derken başka bir yanlış yapmışsınız. Aşağıdaki yorumda o kadar yanlış şey var ki.

            1-Fal bakmak da büyü yapmak gibi haramdır. İslamda fal yoktur. Ha fal baktırmışsınız ha büyü yapmışsınız, fark etmez.,

            2-Büyü olup olmadığına fal bakanlar değil bu işin üstadı hocalar yapar. Bir hocanın üçkağıtçı olup olmadığını şöyle anlayabilrsiniz: büyü yaptırmak istediğinizi söylediğinizde kabul ederse sahte hocadır, bir de size büyü yapanı öğrenmek istediğinizde birisini söylerse o yalancıdır, sahtekardır. Çünkü gerçek hocalar sadece büyü olup olmadığına bakar, varsa çözmek için işlem yapar bunun dışında büyü yapan veya yapanı söyleyenler şarlatandır.

            3-Gümüş taşıma olayı ortaçağ hristiyan dünyasnın adetidir. Onlar vampirlere karşı vs gümüş taşırlar. İslami gelenekte erkeklerin gümüş takması var ama nedeni büyüye karşı olması değil.

            4-Pra istememiş, bozayım dememiş ama yapanı söylemiş, demek ki yalancı. Hem fal bakan kişi büyü var mı diye bakamaz. Falcılık ayrı ve fal bakan da baktıran da inanan da haram işlemiş olur. Muhabbet olsun diye geyik olsun diye baktırmak da böyledir.

          • cielo diyor ki:

            cia fbi kgb mossad ile kalmıyor tepedeki firavunlarda sürekli temas halinde. iblise hizmet eden cinler bu adamlarla görüşüyor.

            benim bildiğim direkt büyü yaptıranların kendi ağızlarından duyduğum iğrençlikte sınır tanımayan büyüler var. bir sürü çeşidi var. her seferinde dahada acizleşip daha çaresizleşip asla kabul etmeyecekleri yapmayacakları şeyleri yapıyor bu insanlar. büyücülerin çoğunun cinleri var. ilk gittiğinizde bir işinizi yapıyordur ama sonrası felakete götürüyor sizi. mesela aile saadeti yerinde olan bir kadına rahat battığı için günde en az 10 kere arayan kocasına bir büyü yaptırıyor ve aile hayatı bitiyor. ve çok büyük paralar gidiyor. işyerleri altınlar daireler veriliyor bunlara.
            sohbet ortamında bile kahve falı baktırmıyorum hadi şakasına lafına bile tav olmuyorum valla. bana göre şirktir küçük büyük fark etmez. bunu kabul edersem arkasından daha sapıtıcağımı iyi biliyoırum iyisimi uslu uslu oturup sadece Allah tan beklemek.
            duanın verdiği haz başka belki büyü ile bazı işleriniz yoluna giriyor ama Allah tan uzaklaşıyorsunuz. dua edincede Allah ın sevgisini merhametini hissediyorsun. o ettiğin dualar sayesinde Allah senin O’nu bırakmana izin vermiyor. duanı kabul etsin ya da etmesin bu hissi yaşatması bile insana muhteşem hazlar yaşatıyor. büyücülere tav olursanız tercihinizi bu taraftan yapmış olursunuz. hergün okduğum duaların beni koruduğuna inanıyorum zaten. bırakıyorsun adamlar sizi gidiyorsa gitsin çokmu önemli ya. hiçkimseyi kendimden daha çok sevemiyorum maalesef:)

          • desperate diyor ki:

            Tarık, öncelikle ben de fal baktırmam arkadaşlar arasında birbirimize bakarız eğenmek için onun dışında fazla ilgim yoktur. Bu baktırdığım ise telefon aracılığı ile yıldızname falı idi. Yıldıznamenin caiz olduğunu duymuştum ne kadar doğru bilmiyorum. Ayrıca öncesinde de bilgim yoktu büyü var mı yok mu onu söyleyeceğini bile bilmiyordum.
            İlk tepkim de zaten yok onlar dindar insanlar yaptırmazlar dedim. Valla şarlatan mıdır nedir bilmiyorum ama insanın psikolojisini bozuyor.

        • cielo diyor ki:

          dua dan daha güçlü bişey yok ama dua nın yanında sabır da gerek. günümüz insanınında sabrı yok maalesef. büyücülerde bu yüzden koşuyolar. büyünün içinde Kuran olunca onlara bu günah gelmiyor.

        • Gülcan Ücyildiz diyor ki:

          eymen beye aynen katiliyorum.Herseyin basi ve sonu inanc…
          Korunacagina inanarak okursan zaten insana büyü islemez,Binun icinde zaten efendimiz (sav) büyü yapildiginda felak ve nas sureleri nazil oldu ve efendimiz bunlarla Rabbine sigindi.

    • desperate diyor ki:

      Sevgili Derya, uzman sayılmam inşallah Sema hanım daha detaylı bilgi verir ama ben de bildiklerimi söylemek isterim. Öncelikle nişanlılık döneminde çok fazla samimi olmamak gerek, saygı çok önemli, kendinizi sevdirmek için değişmeye çalışmayın, gözlerine girmek için aşırı ilgi, hediye, yardım doğru değil bence, eğer karşılığında tam tersi davranışlar görürseniz sizi yıpratır, tam tersi bir yola sokar. O zaman da nişanlıyken demek ki numara yapıyormuş gibi bir algıya sebep olur.
      En güzeli adım adım gitmek, sizin onlarla ilgilendiğiniz kadar onların da size ilgi göstermesi için fırsat tanıyın. Herşeyi ben yaparım ederim diye düşünmeyin. O devre hem nişanlınızı hem ailesini tanımanız onların da sizi tanıması için gerekli bir süreçtir. En doğrusu o evrede tanımaya çalışmak.
      Fazla beklentiye de girmeyin, aileyi maddi manevi zora sokmadan evlilik aşamalarını geçmeye çalışın. En önemlisi ailesini asla nişanlısına kötülemeyin, kendi ailenizi de asla nişanlınıza kötülemeyin, hataları kapatıcı olun.

      • Süheyla diyor ki:

        desperate hanım,vermiş olduğunuz tavsiyeler gerçekten çok yerinde ve akıllıca.Özellikle adım adım ilerleme tavsiyeniz çok doğru.Bende sizin sözlerinize bir kaç cümle eklemek istiyorum.Erkekler (büyük çoğunluğu kapsadığını düşünüyorum) daha ilk nişanlılıktan başlayarak kıza,kızın ailesine hatta kızın akrabalarına kendini sevdirmek ve mükemmel damat profili çizmek adına çapının çok daha üzerine çıkarak,kişiliklerinden ödün vererek ve maddiyatlarını aşacak davranışlar içerisine giriyorlar.Çok yoğun ilgi ve alaka içerisinde oluyorlar.Ehh kızlarda bu durumu çok iyi kullanıyorlar ve erkekten sürekli bir talep halinde oluyorlar.Mesela pek çok kez,erkeğin “beni sevsinler”düşüncesiyle kızın ailesine gösterdiği ilgiyi,kız erkeğin ailesine göstermiyor ama erkekte bu duruma ses çıkarmıyor.Yoğun ilgi ve sevgi karşısında şımarmayan kız sayısı herhalde çok azdır.Şımardıkça talepler artıyor.Ama iş evliliğe gelince,erkek nişanlılıkta pek çok şeyi tükettiği için evliliğe çoğu kez bitkin bir şekilde giriyor.Kız da nişanllıkta gördüğü ilgiyi evlilikte göremeyince sürekli dır dır halinde erkeğin kafasını yiyip bitiriyor.İstatistikler neyi gösteriyor bilmem ama günümüzde mutsuz evliliklerin ve iletişim eksikliğinin temelinde bu durumun olduğunu düşünüyorum.

        Derya hanım,sanırım nişanlısınız.Size söyleyebileceğim,eğer nişanlınız size karşı ilgili ve yakınlık içerisindeyse,size sevgisini göstermekten hatta parasını göstermekten çekinmiyorsa siz bu durumu sakın kullanmayın.Onun sevgisini şımararak ve sürekli taleplerde bulunarak tüketmeyin.Her şeyin başı saygı saygı saygı…

        Mutluluklar dilerim size:)

  39. zeliha diyor ki:

    karar verdim….
    bundan böyle evli bekar farketmez arkadaşlarıma sema hanımın kitap setini hediye edeceğim inşaallah..
    tabak çanak lazım değil, huzur lazım evlere..
    selametle..

    • Gülcan Ücyildiz diyor ki:

      cok haklisiniz ,ayni fikirdeyim

    • tarık diyor ki:

      Bence tabak çanağı da ihmal etmeyin, huzursuzluklar genelde ondan çıkıyor:)

    • tarık diyor ki:

      Bazı düğünlerde, nişanlarda ve sünnet merasimlerinde gördüm, aptal saptal nikah şekeri yerine kitap dağıtıyorlardı. Bu geleneği canlandırmak lazım. Örneğin fiyatı 1 tl olan Efendimizi anlatan veya onun gibi temel, okunabilir bir kitabı dağıtmak lazım. Sayı fazla olunca indirim de yaparlar.

  40. tarık diyor ki:

    Bu konuyla alakalı aslında bence daha önemli bir şey sonradan aklıma geldi. İfade etmeye çalışayım.

    Sema hanımın sorduğu ve benim de biraz espriyle karışık cevapladığım ve aslında daha şiddetlisi ve fazlası olan sorular var ya, işte aslında onlar erkeklerin hayatı yaşama tarzlarını şekillendiriyor. Nasıl mı? Şöyle.

    O sorular hep evli kadının kocasına sorduğu sorular. Bu soruların hepsi de haksız diyemem, bazılarının özellikle bazı erkeklere sorulması da gerekiyor veya o cümlelerin kurulması gerekiyor. Ama sanırım Sema hanım, her an böyle olunan ailelerden bahsediyor. Mesela kadınlar kocalarının sekreteri gibi her aradığında cevap verip uzun uzun konuşmasını istiyorlar vs.. Amaaa bunların hiç birini erkeklerin sevgilileri yapmıyor biliyor musunuz?

    Evli veya bekarın sevgili tutması veya 2. eş ayrı konu, oraya girmiyorum. Üzerinde durduğum şey şu. Bir erkeğin sevgilisi asla neden çoraplarını evinde sepete koymuyorsun demez, neden kazak giymiyorsun demez dese de böyle demez. O yüzden erkek sevgilisini sever hep onla olmak ister. Çünkü kendisine göre saçma sapan şeylerle ikide bir yargılanmamaktadır. Sevgilisi ile sadece aşk meşk konuşur güzel vakit geçirir. Muhtemelen bu adamın karısı da nişanlıyken veya sevgiliyken böyleydi ama ne olursa olsun erkeği ele geçirip onunla kedinin fareyle oynağı gibi oynama zorunda hissetme duygusu kadını nikahtan kısa bir süre sonra değiştiriyor. Kadın artık kocasının okul talebesi gibi evinde boyunduruğunda istiyor. Dakika dakika hesap soruyor. Bekar çiftler bunu yapar mı? Yapamaz. En fazla cilveli kıskançlık olur o kadar.

    İşte erkek karısından gördüğü bu yaklaşımdan bunaldığından yanlışa düşüp başka kadınlarla görüşüyor. Çünkü başka kadınlar onu eleştirmiyor hep övüyor, ona hep aşk cümleleri söylüyor. Başka kadın küsse bile bu cilveli oluyor ve barışmaya hazır oluyor. O küsme anları bile erkeğe cazip geliyor. Çünkü 2. kadın küsünce hayatı zehir etmiyor onu yatakla yemekle cezalandırmıyor. Çok bilmiyorum ama 2. eşler de kısmen böyle davranıyor. Normal eşin davrandığı gibi davranmıyor. Adam zaten haftada kaç gün görüşüyorsa onda da çorabını atsın, istediğini yesin, etli yağlı da olsa ne isterse yapayım diyor ve böylece 2. eş sevgili gibi onu sıkmayan ve değerli bir kadın oluyor.

    Demem o ki, yukarıdaki gibi davranan, eşine annelik yapan kadınlar aslında eşlerini kendilerine bağlamıyor aksine ittire ittire adamları başka kadıların kucağına yolluyor. Erkekleri öküz gibi odun gibi sanmayın. Erkekler bir kadının kadınlığına, sıcaklığına, merhametine ihtiyacı vardır. Bunu esirgedikçe bu ihtiyacı karşılayacak başkalarını bulurlar.

    • Gülcan Ücyildiz diyor ki:

      Bir konu haric yazdiklariniza katilabilirim.Nikahtan sonra kadinin degismesi konusunda katilmiyorum.Erkek kadina sahip oldugu düsüncesiyle ona nisanlilik dönemindeki gibi davranmiyor da kadin bundan dolayi esinin ilgisiz tavirlarindan dolayi rahatsizligini yalnis da olsa bahsettiginiz sekilde gösteriyor olamaz mi?Bukaonuyu sadece kadina indirgemenizi dogru bulmadim.Bu konuda her iki tarafta ayni düsünceyle hareket ediyor bence .Böyle si daha objektif bir bakis acisi olur sanirim.

      Bir de erkek zaten peygamber efendimiz gibi yasa sa müslümanin temiz ve düzenli olmasi gerektigini bilir zaten corap yada elbiselerini saga sola atmazdi öyle degilmi?Sorarim size kac 2. evli erkek(bunlarin cogu gizli oluyor,halbuki dinimizde nikahin sartlarindan birisi nikahi ilan etmektir)veya sevgilisi veya nisanlisi olan erkek,bunlarin hangisi bu bahsettigimiz kadinlarin yaninda yada evinde kendi evlerinde yaptiklari davranislari yapiyordur?kaci onlarin yaninda corap yada kiyafetlerini saga sola atiyorlardir.

      Aksine ne kadar iyi yönleri varsa onlari göstermeye calisirlar azami ölcüde dikkat ederler.(bunlar benim icin sorun degil,fakat bazi hanimlar kaldiramiyor olabilir)Buda cok normal.Muhtemeldir ki evliliklerinin ilk aylarinda erkek bu sekilde davranmiyordur.Ne zamanki evlilik siradanlasiyor düsüncelerde esde siradanlasiyor ve davranislarda degisiyor ve eslerin birindeki degisim digerininde otomatikman degismesine neden oluyor.

      Bence cözüm her iki cinsinde evliliklerin ilk zamanlarina dönüp hayatlarinda neleri degistirdiklerini farkedip onlari yeniden kazanmaya calismalaridir.Buda tek tarafli olmaz.Esini aldatan Kadinlarda (günümüzde buda cok yaygin,her kesimde)söyle diyebilirler ozaman Esimin hareketleri bana karsi cok degisti,cok kaba,bana hic güzel hitapta bulunmuyor,bana deger vermiyor..vs.Bende onun icin beni anlayan biriyle beraber oldum.

      • tarık diyor ki:

        E tabi kadın da böyle diyebilir doğru. Konu burada kadının kocasına annelik yapması olduğu için onu yazdım.

        Her konuda “iyi ama erkek de böyle” deyip başlamamk lazım, bu konuda kadının davranışları irdeleniyor oradan gitmek lazım.

        Dha önce başka konuda yazmıştım, örneği oldunuz. Dinadr kadınlar konu geldiğinde hemen “Ama sizde peygamberimiz gibi yapın, o çorap atmamış” diyorlar. Biz peygamber değiliz ama onun gibi yaşamamız lazım doğrudur. Hadi biz bir halt ettik çorabı atmadık sepete o zaman siz neden Hz. Aişe gibi davranmıyorsunuz? (Çorabın kesinlikle erkeğin sepete atmasını destekliyorum bu arada)

        Evlilikten önce daha çok kadınlar mükemmel görünüyorlar malesef, erkekler bunu pek beceremiyor.

        Daha önce tartışıldı, tekrar etmeye gerek yok, 2. eş için ilan şartı sadece Hanbeli’de vardır. Nikah için en kolay mezhep de Hanefi’dir. O kadar ki Nikah için kadının bile hazır olmasına gerek yoktur. Kadının vekili bir erkek, damat olmayacak elbette, nikahta hazır bulunursa kadından aldığı vekaletle nikah kıyılabilir. 1.eşten izin almak duyurmak vs. böyle şartlar yok hanefi’de, uydurmayalım.

        • Gülcan Ücyildiz diyor ki:

          daha önce neyi tartistiginiz benim icin önemli degil,yazdiklarinizdan anliyor ve görüyorum ki siz sadece önyargiyla hareket ediyor ve bunu bir takim eksik islami bilgilerinizle süsleyip ben demiyorum islam bunu diyor edalariyla yapiyorsunuz.yazik gercekten üzüldüm.Ben Sema hanimin yazisindan degil sizin yazinizdan hareketle yola ciktim.Cünkü sema hanimyazisi icerisinde erkeklerinde nasil davranmasi gerektigine deginmisti.Siz ise sadece kadinlardan örnek vererek yazdiniz.Objektif olmadiginizi bu nedenle düsündüm.Nikah konusuna da cevap vermek isterdim cünkü bu konu o mezhebde öyle bu mezhebde böyle diye sinirlandirilabilen bir konu degil ve sadece ayetlere bakarak icinden cikilabilecek bir konu.Burada ona da zaman yetmez.

          • tarık diyor ki:

            Doğru eksik islami bilgilerimi kafamdan sallayarak tamamlıyorum ne yapayım, cahilim.

            Eğer hadimi aşmak değilse sadece 2.eş konusu hangi ayette geçiyor bana sure ve ayet numarası verir misniz. Tefsirine ben bakar bu güne kadar cahil yaşadığımı öğrenirim. Sadece sure ve ayet numarası.

            Demek buradaki hocalar kuran okumamış, kendi kafalarındaki fanteileri mezhepleri aley etmişler, bak bunu bilmiyordum:

        • eymen diyor ki:

          Her ne kadar lafla söyleselerde bugünkü kadınlar kocalarının Peygamber (s.a.v.) gibi olmalarına dayanamazlar, tahammül edemezler.

        • eymen diyor ki:

          Nikah için şart yoksa da belli kişiler bu durumdan haberdar olmazsa çok vahim şeyler olabilir. Mesela sizin evli olduğunuz ikinci eşin evli olduğunu bilmeyenler onu istemeye gelebilirler:) veya miras konusunda büyük haksızlıklar olabilir, sizi yeni eşinizle görenler bilmedikleri için arkanızdan konuşabilirler vs. vs. . Herkesin bilmesine gerek yoksa da her iki tarafın yakın akrabası durumdan haberdar olmalıdır.

          • tarık diyor ki:

            Buyur kardeş, ben deyince bana inanmıyorsunuz. Demiştim size bak gördünüz mü noldu :))
            Senin dediğin şeyler tali ,ikincil şeyler. Ben herkes gizliden nikah yapsın demiyorum. Bence de nikah gizli olmamalı ama eğer ölüçümüz fıkıh ise fıkhi ölçüşere göre aranan şartlar belli. Eğip bükmeye gerek yok. Belki buna göre benim kızkardeşim de yapmıştır nikah. Ben neden bize söylemedin diye komaya girecek kadar dövebilrim ama sonuçta haram işlememiştir ben sadece geleneksel tepkimi veririm.

            Benim 2. eşimi istemeye geldiklerinde benim 2.eşim salak değilse evlenmez, istemiyorum der bişey der sonuçta. Demez evlenirse zina etmiş olur, onu bağlar. Ben sadece zevk için nikah yaptıysam-ki nikahın nikahtır ne için yaparsan yap- 2.eşim de razıysa ben gelenle evleneceğim derse boşarım, iddetini bekler evlenir. Ben 2. eşi gizli aldıysam o zaman 2. eş miras durumlarına razı olacak, benim imkanım varsa ona bırakırım önceden, değilse öldükten sonra hak iddia edebilir. Onu da ölmeden yazarım ben bunla evlendim diye, 1.eşim ve kalanlar hak ehli ise hakkını verirler. Zaten ben öldükten sonra ne yaparlarsa yapsınlar:)
            Arkamdan önümden sağımdan solumdan konuşanlar gıybet etmiş olur, günahım azalır. Hee gidip 1. eşime ve ailesine söyler de onlar da beni muhlarsa o zaman onu baştan kabul ediyorum demektir:)

            Dolayısıyla işin fetvasına bakacak olursak kimsenin bilmesine gerek yok, bu bu kadar açık. Şu olmalı bu olmalı dersen o seni bağlar kimseyi değil, sen öyle yaparsın.

            Bu da link: http://www.sorularlaislamiyet.com/article/14473/kisi-kendi-nikahini-kiyabilir-mi.html

          • desperate diyor ki:

            İkinci eş konusunda bilgim olmadığına kanaat getirdiğim için yorum yapmak istemiyorum ama benim de kafama takılan bir soru var. Eğer nikahta duyurmak şart değilse bunun kötü sonuçları olamaz mı? Mesela adamın ikinci eşi vardır kimsenin haberi olmaz adam ölür, kadınların da birbirinden haberi yoksa ya da birbirlerini tanımıyorlarsa, çocuklar büyüdüğü zaman birbirleri ile evlenirlerse bu aile kurumuna zarar vermez mi? Nikahın en önemli amaçlarından biri olan nesepin bilinmesi değil midir? Çocuğun annesi babası bilinsin, soy kütüğü belli olsun değil midir? Bir de eğer birden çok evlilik helalse, erkekler onlarca kez evlenip boşanabilir bu şekilde, eğer bu resmiyete dökülmezse herşey karışır, yanlış mı düşünüyorum.

          • tarık diyor ki:

            desperate doğru düşünüyorsunuz. Zaten güzel olanı duyurmak. Osmanlı kayde geçilmeyen nikahları yok sayardı. Söylediğiniz her şey olabilir o yüzden duyurmak en idealidir. Amaaaa. Aması var. Şart değil. Nikahın olma şartı ayrı, ideali ayrı. Bu ikisini ayırt etmek lazım önce, sonra diğerini çözmek lazım.

      • eymen diyor ki:

        Gizli feministlik budur işte!

  41. Av.Fatma diyor ki:

    Tarık Bey yorunlarınızı hayretle ve büyük bir şaşkınlıkla okudum.Bu devirde böyle düşünceler bulmak zor.Bir kültür ve Tabiat Harikası düşünceleriniz var.Derhal koruma altına alınmanız gerek bence malum nesliniz tükendi.Bu yüzden sakın dışarı çıkmayın bilhassa AVM lere kesinlikle gitmeyinn.

    • tarık diyor ki:

      Benim söylediklerim, kendi kafamdan attığım şeyler değil. Zaten düşünce de değil bunlar fıkıh kuralları, İslami kurallar bunlar. Bu söylediklerimi ve daha fazlasını Fethullah Gülen Hocaefendi, Esad Coşan Hocaefendi, Gönenli Mehmet Efendi hazretleri, Süleyman Efendi hazretleri, Mahmud Hocaefendi hazretleri vb. bir çok yaşayan ve merhum islam alimlerinin kitaplarında bulabilirsiniz.

      Ben bunlara ne kadar uyuyorum, elimden geldiğince. Mesela AVM’lere gitmekten nefret ederim. Film izlemeyi fikm eleştirsi yazacak kadar severim ama sinemaya gitmem evimde seyrederim. Sokağa çıkmaktan nefret ederim, 1 ay eve kapanıp evde keyiflice sıkılmadan vakit geçirebilrim.

      Sözlerinizdeki dalgayı normal karşılıyorum, ama bu yzıkdlarımı hayatlarına hayat yapan yüzbinler var bu ülkede. Onlar AVM lere gitmediklerinden sokakta avare gezmediklerinden siz onları göremiyorsunuz:)

      Ahiret ve hesap vakti her şeyin ortaya çıkacağı vakittir.

      • hakaik diyor ki:

        sryya yldz hanım efendiye katılıyorum siteye giriş yaptığımda önceliğim benim de önce sema hanımın yazıları ardından da tarık beyin yorumları ve 1 kaç hanım efendi , bey efendinin yorumları faydasını gördüğümü ve göreceğimi düşündüğüm şeyleri paylaşıyor Rabbim hepsinden razı olsun.

  42. ruhavi diyor ki:

    yazılarınız gerçek bi mahiyette müslümanları etkiliyor.tabii ki olumlu manada.kitaplarınızın ve de yazılarınızın beslendiği kaynaklar sağlam ve sizde samimisiniz(rabbim sizi samimiyetinizle cennetine koysun) bu nedenle insanlar islamı sizin yazılarınızda açıklamalı olarak görebiliyorlar ve sizden etkileniyorlar.allah razı olsun.kaleminize ve zihninize kuwwet…

  43. tarık diyor ki:

    çalıkuşu’na…

    “peki kadınlarınız hastalandığında kadın doktor arama telaşı yersiz midir?” elbette haklısın, diğer dedikleriniz de doğru.anaokulu öğretmeni, hemşire, kuran hıcası vs kadın olsa güzel olur, olmalı da. Ama bu zorunlukların olması kadının çalışmasının hatta ileri götürüyorum sokağa çıkmasının haram olduğu gerçeğini kapatamaz.

    Bakın ben daha ileriye götürüyorum, değil kadın bir erkek bile işi olmadığı halde, Allah rızası ile direkt alakalı durumlar hariç (cami, sohbete gitmek, dini faaliyetler) sadece gezmek, hava almak, eğlenmek için bile dışarı çıkamaz, haramdır. Dışarı çıkışın bizatihi kendisi değil elbette haram olan, adam dağda ise çıksın gelmesin 3 ay eve. Eğer sadece dışarıya gezme maksadıyla çıktığında binlerce harama bakıyorsa ki bakılmaması görülmemesi imkansız, boşva vakit gidiyorsa bunlar haram olduğundan bunlara neden olan dışarı çıkmak ta haramdır. Diyelim ki adam-kadını geçtim- çöp çıkaracak, markete gidecek bir de bozulan musluk için malzeme alacak. Eğer plan yapıp bunların hepsini bir arada halledeceği şekilde dışarıya çıkışını programlamıyorsa bu da haramdır. Programını yapacak, dışarı çıktığında seri şekilde işlerini halledip gelecek.

    Kadınların sürekli eşlerini AVM gezmek bilmem şuraya gitmek için zorlaması, eşlerini zinaya zorlamasıyla eş değerdir. Çünkü kör olna erkek dışında AVM’ye en güzel elbislerini giyerek gelen onca kadını, haramı görecektir. Aile saadeti için gidilen AVM ‘ler gizli fuhuş yapılan yerlerden farksızdır o aile için ve böyle gezerek aileye saadet gelmez. Aile saadeti evinde ibadet edip evinde eğlenerek oynaşarak yakalar. Ahir zamanda kadının ve erkeğin cenneti evidir.

    Bu gerçekleri bir kenara not ettikten sonra sizin saydığınız mesleklerin de yapılması gerektiğini kabul etmemiz lazım. O zaman bir sistem kurulmalı, kuranlar da var. Ne olursa olsun, kadın doktor olarak veya öğretmen olarak çalışıyorsa gerek öğrenciliğinde gerek çalışırken sosyal hayatta olduğundan bu günahları haramları işlememesi mümkün değil. O zaman çok önemli bir ölçü çıkıyor karşımıza, niyet. Eğer bu tür insanların veya kadın erkeğin niyeti Allah rızasını kazanmak ise o zaman bu tövbe yerine geçer ve “belki” Allah affeder.

    Anahtar kavram; Allah rızası, İslam’a hizmet.

    • sryya yldz diyor ki:

      Allah razi olsun Tarik Bey. Bir kadin olarak yorumlarinizi takdirle okumanin yaninda yorumlarinizdan cok da faydalandigimi belirtmek isterim. Bu siteye oncelikle sevgili Sema Hanimin yazilarini okumak icin giriyorsam ikinci onceligim de sizin yorumlariniz. Devam lutfen… Isterdim ki Sozun Ozu ve Abdullah Bir Beyler de yol gosterici yorumlariyla siteye katkilarina devam etselerdi. Umarim siz de birakip gidenlerden olmazsiniz. Hayir uzerinde kaliniz…

    • Gülcan Ücyildiz diyor ki:

      Tarik bey Kadinin disari cikmasinin ve calismasinin haram oldugu hangi fikih kitabinda yaziyor söylermisiniz?Lütfen islami O hoca bu hoca da böyle diyor diyerek karalamayin,isi kaynagindan ögrenin lütfen ,kaynak da KUR`AN veSÜNNET`tir.Peygamber efendimiz carsi pazari denetlemek üzere zabita görevlisi hanim sahabeler tayin etmistir.Buna ne diyeceksiniz.Disari cikmada ve calismada islamin belirledigi ölcülere uyma sarti vardir ki bu ölcüler erkekler icin de gecerlidir.Böyle bir konuda ileri giderek haramdir demeniz Allah´a ve rasülüne iftira etmek demek olur ki ,Bu konuyla alakali hadis-i serifi hatirlatma ma gerek yok sanirim.Gezmeye gelince elbetteki müslüman hanimlarda gezecekler gerek yalniz gerek esleriyle,onlarin rahatlamaya ihtiyaci yok mu? Bana deseniz ki müslümanin tatile gitmesi dogru olmaz anlarim,cünkü müslümana tatil yoktur yani tatil derken o tatile bile gitse asli görevi olan tebligi birakmamali hali ve tavirlariyla konusmasiyla ….ve sürekli tefekkür icinde olmali bu baglamda müslümanin tatili olamaz.Tatil vakitlerindedaima kendini gelistirmeye calisir,kitap okur arastirir,öylece anlamsiz tatil yapmaz,hicbirini yapmiyorsa ailesine vakit ayirmasi onlara özel zaman gecirmesi zaten ibadet tir.Ve eslerin birbirlerine ve cocuklarina karsi olan vazifelerindendir.Sizin surada yazdiginiz her seye tek tek cevap vermek isterdim.Fakat buna zamanim yok cocuklarimla ilgilenmem gerek.Kim bilir belki de surada size birseyler anlatmak icin cocuklarimin vaktinden calmam haramdir(ALLAHÜ ALEM)degil mi?

      • tarık diyor ki:

        “Lütfen islami O hoca bu hoca da böyle diyor diyerek karalamayin,isi kaynagindan ögrenin lütfen ,kaynak da KUR`AN veSÜNNET`tir.” cümlesinden sonra okumadım:)

        Bu cümleyi söyleyen biriyle bunu tartışmanın anlamı yok. Şeriatta hüküm çıkarılan 4 ana temeli bilmiyoruz, sonra da bu bilgisizlikle kurandan sünneten bak diyoruz. Allah rızası için biraz dini bilgi, en azından orta okul seviyesinde.

        • Gülcan Ücyildiz diyor ki:

          Elbetteki biliyoruz Kur´´an sünnet icma ve kiyas.Son ikisi si ise her dönemde kur´an ve sünnete göre degerlendirilerek kullanilir.Ebu hanife(Allah ondan razi olsun)Öyle bir alimdiki benim söylediklerim benim dönemim icin gecerli , belki baska dönemde benden daha iyi hüküm cikartanlar olabilir demis ve tek dopgrunun kendi hükümleri olamayacagini ifade etmistir. Bu nedenle ögrencisi ebu yusufa fetvalarini bile yazdirmamistir.Fakat kendisinin vefatindan sonra onun talebi dinlenmeyip adina fetvalarindan olusan kitaplar basilmis ve hanefi hükümleri ögrencileri tarafindan olusturulmustur.
          Sizinle benimde tartismaya niyetim yok.Allah rizasi icin siz birazcik dini bilgi ögrenin demekle ne kadar zayif bir kisilige sahip oldugunuzuda görmüs oldum.Belki Türkiyede imam hatip lisesini bitirip ikiyil kur´´an kursu egitimi aldim.14 yildir almanyada yasiyorum Islami ilimler arastirma enstitüsü mezunuyum.Yani biraz dini bilgim var en azindan sizin gibi sohbet hocalarindan degil ilim erbabi insanlardan bir seyler ögrendim evet yinede bir sey bilmedigimi kabul ediyor hala arastirip okumaya ve sosyal kurumlarda egitim vermeye devam ediyorum,kendimi gelistirmeye calisiyorum yani.<siz ne yapiyorsunuz.<Körü körüne taassub sahibi kisiliginizle islami bir kendinizin ögrendigi sekliyle insanlara anladiginiz gibi göstermeye calisiyorsunuz.yazarken kaynaklari verin insanlari arastirmaya sevkedin.Dogru kaynagi olmayan bilgi ne kadar gecerli olabilir?

        • Gülcan Ücyildiz diyor ki:

          Yaziyi da sonuna kadar okudunuz ,sizde gayet iyi biliyorsunuz……

          • tarık diyor ki:

            Okumadım valla, yukarıdakini de okumadım :) Sizin mantığınızı anladım ben, Türkiye’de son 20 yıldır ortaya çıkan bir grubun görüşleri. Tek kaynak Kuran derler, herşeyi tek başına kendileri kurandan çözdüklerini iddia ederler. Reel hayatta senelerce uğraştım bu tiplerle, bişey olmadı. Sanalda muhatap olup uğraşacak enerjim de vaktim de yok. Selametle.

      • tarık diyor ki:

        Size de söyleyeyim, kütübü sitte alın eve 100 tl den fazla değildir, her şey yazılı.

    • eymen diyor ki:

      Kadının sokağa çıkması yasak olsaydı, tesettür konusunun bu kadar işlenmesine ne gerek vardı. Kadınlar sokağa çıkmadan nasıl hacca gidecek, nasıl ilim öğrenecek; usulünce olduktan sonra tabiki çıkabilir, yanlız olmaması, keyfi olmaması vs. şartlar konuşulabilir. Yaşlı kadınlar için başörtme şartı bile yoktur, ki buradan birşeyler çıkarılabilir.

      • tarık diyor ki:

        Ya eymen bari sen yapma şunu, yorumlarda açıkladım. Kadının sokağa çıkması haram olur mu Allah aşkına, kadın dağ başındaysa 3 ay eve girmesin isterse. Bu nasıl mantık çocuk musnuz siz. Kadının sokağa çıkmasında değil sorun kadının örtünme kurallarına uymadan, kocasından her seferinde izin almadan(genel izin alabilir tek defasında) , sadece gezmek hava almak maksadıyla, çıkması haramdır. Kadın elbette hacca gidecek. Konuştuğumuz elbette keyfi olması. Ben bunun için kadın değil erkek bile çıkamaz diyorum, haramlık kadına ait değil.

        Kadının ilim için dışarıya çıkması diye yok, islam alimleri ki bunlar son dönem değil ilk dönemi de kapsar kadının ilim adına sadece okuma öğretilmesini savunmuşlar, yazıyı da kerih görmüşler. Zaten halifeler zamanında adeta ilkokul gibi işleyen bazı okullar vardı orada sadece erkekler eğitim görürdü. Kadınlar yazı yazıp başka erkeklerle haberleşmesinler, yazı ve ilerisine gidip kadınlığını unutmasınlar gibi bazı nedenlerle yazı yazmaları uygun görülmemeiş. Hee, kızlarımız uygun araçlar ve uygun yerlerde bu eğitimi dıarıda günümüzde alabilirler. Bu söylediklerim dinin kuralları, pratikte nedir insanlar nasıl yapar bilmem. Benim kız kardeşlerim de üniversite okudular, başı açık olarak. Ama bu durumun günahını, haramlığının karşılığını bulacaklar, o halde okumalarını zorunlu kılanlar da. Eğer kızkardeşlerim sadece Allah rızası için, büyük bir farzı eda etmek üzere dini litaratürde fürüat denen temel iman konularından olmayan başı açmayı yaptılarsa ve samimi iseler umarım Allah affeder. Yok okula gidip gelirken bir de keyfine oturup cafelerde mafelerde takıldılarsa günahlarını çekecekler. Kapalı da olsalar tesettüre uygun giyinmedilerse yine çekecekler. Hee ahir zamanın durumu farklıdır belki Allah bunlara rağmen büyük günah işlemeyip namazlarını eksiksiz kılanlara merhamet eder, eski zamanlardaki gibi muamele etmez onu da bilemem, Allah merhamet sahibidir. Ama kural budur.

        Özet: Sokağa çıkmanın kendisi değil, sokağa çıkıldığında işlenebilecek haramlardan dolayı sokağa çıkmak haramdır.

        • eymen diyor ki:

          Tamam o zaman:).

          • efe diyor ki:

            tarık kardeş sıratta şov yapıyorsun.tebrikler…işi bilmeyen adamın eline tankı tüfeği versen ülkeyi işgal ettirir.akıllı adamın eline bir çakı versen yığınları durdururda gider birde ülkelerini ele geçirir.

          • Gülcan Ücyildiz diyor ki:

            Tarik bey alemsiniz ta bastaki yazinizda tesettürden hic bahsetmediniz.isi dahada ileri götürüyorum kadinin sopkaga cikmasi haramdir diye yazdiniz.hatta dahada ileri gidip isi erkeklerin boyutuna kadar indirgediniz.Simdi eymen beye farkli yönden anlatiyor ben söyle dedim diyorsunuz..Eymen beye de tavsiyen ,tarik beyin bu konuyla alakali yazisini bastan sona kadar okumasi…
            Ayrica tarik bey siz beni anladiysaniz ben de sizi cok iyi anladim.Sunuda söylemeden gecemicem ben tek kaynak kur´´anduir diye bir ifade kesinlikle kullanmadim.Kullanmadigim gibi siz taassub sahibi bir insan oldugunuzdan ne söylemek istedigimi bile anlamamissiniz.sadece burada show yapiyorsunuz yazilarinizla.Ayrica Benim icin sizin begenmediginiz her alim düsüncesi ne olursa olsun cok kiymetli ve degerlidir.En azindan fikirlerini dile getirmek icin o ilimler konusunda bir sürü arastirma yapmislar ömürlerini vermislerdir.Ilme ve insana birazcik sayginiz olsaydi keske…

          • tarık diyor ki:

            Numaraydı demek bu:)) Bu kadar hanımın içinde erkeklerin hanım davranışı göstermesini doğal karşılamak lazım.

        • Gülcan Ücyildiz diyor ki:

          Efe beyede aynemn katiliyorum.Ayrica kendiniz alim bir cok kisiyi begenmezken, buralarda kendi mantiginizla anladiginiz seyleri islamin dogrulariymis gibi aktariyor bununlada kalmayip üzerine yorumlar ekliyorsunuz.Yazik size sadee aciyorum kardesim…

          • e.... diyor ki:

            Tirmizî’de geçen hadisin anlamı şöyledir: “Kadın avrettir(namustur), dışarıya çıktığı zaman şeytan onunla beraber olur”(Tirmizî, Reda’, 18). Tirmizî bu rivayetin “garip” olduğunu söyleyerek “zayıf” olduğuna işaret etmiştir.

            Taberanî/Kebir’de bu hadisi biraz daha uzunca bir ifadeyle söz konusu edilmiştir: “Kadın avrettir(namustur), dışarıya çıktığı zaman şeytan onunla hep beraber olur. Onun Allah’a en yakın olduğu zamanı evinin içinde bulunduğu anıdır”. Heysemî, bu rivayetin sahih olduğunu belirtmiştir(Zevaid, 2/35).

            Bunun manası malumdur; şeytan -fıtraten cemal-perest olan- kadınları dışarıda gezerken erkelere karşı daha cazip bir tutum takınmaya yönlendirir. Bu çok bariz bir teamüldür onlar için.

            Söz konusu ettiğimiz bu hadiste geçen ve “şeytan onunla beraber olur” veya “ondan asla ayrılmaz” şeklinde tercüme edilen “isteşrefe” kelimesi aynı zamanda “süslü göstermek” manasına da gelir(bk. Tuhfetu’lahvezî, ilgili hadisin şerhi).
            Bu süslemenin sonucudur ki, “20 erkekten ancak bir -iki kişi vardır ki gördüğü kadınları kendi eşinden daha güzel görmez.”

          • eymen diyor ki:

            Tartışmayı uzatmamak için öyle yazdım sonuna da :) ekledim.

          • efe diyor ki:

            tarık kardeş sevmediğim bir şeye sebep oldum.bunun için kusura bakma…söylediğimi açmak gerekirse,büyükler hep kaynağa bağlı anlayışlarıyla insanları etkilemiş ve üstün olmuşlardır.bizde kendi çapımızca kaynağa bağı anlayışlarımızla konuşmalıyız.tabi birde kaynak yönünden usul esas vardır.buda peygamberimizin sahabeye sana bir şey sorulunca ne yaparsın sorusuna verilen cevap gibi olmalıdır.kendim her zaman dinin emirlerini baştacı yapar,kesinlikle onları tartışmaya açmaz,koşulsuz iman eder ve kaynaktan doğan anlayış fikirlerle bir şey söylerim.aleyhimede olsa.zaten din akla uygundur.herkesin aklı dini kadardır olduğunuda biliyorum.

          • e..... diyor ki:

            “Evlerinizde oturun, ilk cahiliye dönemi kadınlarının açılıp-saçılması gibi açılıp-saçılmayın. Namaz kılın, zekat verin, Allah’a ve Peygamberine itaat edin. Ey ehl-i beyt (Ey Peygamberin ev halkı) şüphesiz Allah sizden pisliği giderip sizi tertemiz yapmak ister. ‘( ahzab 33)

          • eymen diyor ki:

            sayın e….

            “Ey ehl-i beyt (Ey Peygamberin ev halkı) şüphesiz Allah sizden pisliği giderip sizi tertemiz yapmak ister. ‘( ahzab 33)”

            Ayet meallerde genellikle böyle geçmekle birlikte aslını okursanız, ‘Ey’ diye bir ifadenin olmadığını görürsünüz.
            Biraz idaalı olucak ama bu ayetin alimlerce hep yanlış tefsir edildiği kanaatindeyim. Peygamberin ev halkı pis midir ki temizlenmek ihtiyacı olsun. Pislik büyük günah işleyenlerde olur.

            ‘Beyt’ lafzı Kur’an- Kerim’de 14 yerde geçmektedir ve hepsinde de Kabe yani ‘Beytullah’ manasına kullanılmıştır. O yüzden ‘ehli beyt’ kavramını ‘ehli kabe’ olarak anlamak gerektiği kanaatindeyim. Ehli Kabe, hac yapanlar, umre yapanlar, kabeyi seyredenler, tavaf yapanlar manasınadır. Bilindiği gibi hac büyük günahlara (pisliklere) kefaret olmaktadır, hac yapan, umre yapan günahlerindan temizlenip tertemiz olmaktadır.
            Gerekirse bu ayetle ilgili daha tafsilatlı açıklamalarda yapabilirim.

          • tarık diyor ki:

            e…. ‘ye. Eksik olmayın, benim yapmadıüımı yapıp ayet hadis getirmişsiniz. Açık ayet var, insanlar okumadığı için bilmediğinin cahili. Ama dikkat bu ayeti de kabul etmeyebilir bazı arkadaşlar:)

          • e.... diyor ki:

            sayın eymen bey

            ”beyt ”arapçada” ev ”demektir..”beytullah” ta ALLAH hın evi demektir.evet kur anın bazı yerlerinde sadece beyt diye geçiyor ama o behsettiğiniz ayetlerde ev,evim diye kullanılıyor(kabe) ve açıktan kabe ismi geçmiyor.misal

            ”Biz ta o zaman bu Beyt’i, insanlar için bir sevap kazanma ve bir güven yeri kıldık. Siz de Makam-ı İbrahim’den kendinize bir namazgah edinin. Ayrıca İbrahim ile İsmail’e şöyle ahid verdik: “evimi(kabeyi) hem tavaf edenler için, hem ibadete kapananlar için, hem de rükû ve secde edenler için tertemiz tutun!”
            (bakara/125) ayetinde ev anlamında kullanılmış.

            ”Şüphesiz insanlar için kurulan ilk ev (mabed,) Mekke’deki çok mübarek ve bütün âlemlere hidayet kaynağı olan Beyt (Kabe)dir.”(Aliimran 96) gibi.

            benim kullandığım ise ehli beyt ”peygamber ehli(ailesi)anlamındadır.

          • e.... diyor ki:

            ayrıca
            ” Ey Peygamber hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer (Allah’tan) korkuyorsanız, (yabancı erkeklere karşı) çekici bir eda ile konuşmayın; sonra kalbinde hastalık bulunan kimse ümide kapılır. Güzel söz söyleyin. (ahzap 32)
            (ayette geçen emir ,her nekadar resullullah ın hanımları için buyrulmuş ve onların özel durumları vurgulanmış ise de,hüküm,bütün müslüan hanımlara şamildir)

            ”Evlerinizde oturun, eski cahiliye âdetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Resûlüne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.”(ahzap 33)

            bu 2 ayet bir birine bağlantılı ve devamı olduğu için yazdım.her 2 ayette de peygamber hanımları ve ailesi geçmektedir.bu sebepledir ki.kabe manasında değil.
            ”Ehl-i beyt RESULULLAH IN ev halkıdır ve en uygun görüş Allah ın resulü nün evlatları,eşleri ,torunları olan hasan ,hüseyini ve damadı HZ.Aliyi teşkil eder.)
            pislikten kasıt günahtan gidermek,tertemiz yapmak anlamındadır.günah işlememek,hata yapmamak sadece peygamberlere mahsusutur.belki bu sbeple ayetle uyarılmışlardır.

  44. AHSEN diyor ki:

    selamün aleyküm..
    çok güzel bir konuya değişmişsiniz Sema hocam.
    biz kadınlar çok anaç duygulara sahibiz birde üstüne anne olunca gerçekten iyice roller karışabiliyor eş ve anne olmak durumunu birbirinden iyi ayıt edebilmeli insan.Verdiğiniz örnekler çok güzel gerçekten.
    Herkesin idealinde bir eş vardır mutlaka.Bence günümüzdeki koşulları ve toplumun yapısını çok fazla değiştiremeyiz ama belki sevmenin güzelliklerini yeniden insanlara anlatabiliriz iki insan bir evde birbirine değer vermiyorsa birbirini sevgi ile bakmıyorsa her fırsatta yaptıklarını bir külfet olarak görüyorsa erkek yada kadın olayım eşim çalışsın yada çalışmasın yada başka beklentiler olsun yada olmasın en temel husu sevgidir sizinde bahsettiğiniz gibi.
    Bu konularda oluşan düşüncelerin zamanla ne kadar çok değiştiğinin farkına varıyor bir gün artık kabullenmeye başlıyor kim ne derse desin bu böyle..Eşini dışarıya çıkarmayan adam yıllar sonra eşinin nereye gittiğinden bile haberi olmuyor yada kız kardeşine kök söktüren ağabey evlendiğinde eşi sosyetik hanımlar gibi gezerek hayatını o şekilde yaşayarak bir zamanlar kız kardeşine kök söktüren eşini muma çeviriyor ben bu örnekleri çok duydum o yüzden evlenmeden önce düşündüğünüz birçok şey zamanla çok değişiyor ama asıl önemli olan aradaki muhabbetin baki kalması.Bugün yeni duydum bir arkadaşımın bir tanıdığı sözlüsünden ayrılmış dindar işi gücü yerinde ama aradaki muhabbet sağlanamadığı takdirde bir ilişki ne olursa olsun yürümez.Öyle acaip şeylere takılıyoruz ki birçoğuda dünyalık benim bildiğim evlilik iki insanın bağlılığından doğan “biz” olmak değil midir artık o benim bir ailem demek değil midir.Merak ederim hep bir evin içinde nasıl vakit geçiriyor insanlar sahiden bu kadar isteklerden ve beklentilerden sonra eşler biribirleriyle konuşup dertleşip hatta şakalaşabilecekleri zamanları olmuyor mu acaba.bunları hiçkimde tek taraflı düşünmemeli sevgi siz onu beslediğiniz takdirde büyür ama sürekli siz karşı taraftan birşey beklerseniz bu gemi yürümez.
    Gerçekten evin içinde gülümseyen sevgi besleyen bunu dile getiren bir eş bana göre çok daha makbul.
    Kadınlar duygusaldır acaba erkekler sevgilerini onun ruhunu okşayıcı güzel hareketlerde bulunuyor mu bundan kastım çiçek veya hediye almak değil kastım bir söz bir öpücük mesela sevginizi ifade eden dokunuşlar mesela cinsel isteğin arzulandığını ifade eden şeylerden bahsetmiyorum kesinlikle bu ikisinin kesinlikle birbirinden ayrı şeyler olduğunu vurgulamak isterim..teşekkürler

  45. hayrunisa diyor ki:

    sema hanım yazılarınızı merakla okuyorum. evlilik seminerine katılmıştım ondan beri sizi takip ediyorum söyledikleriniz duyduğumuz şeylerden farklı, şimdiye kadar hep kendini ezdirmeyeceksin sesini çıkaracaksın gibi sözlerle büyütüldük..herşeyin ilmi olduğu gibi evliliğinde ilmi var herkesin bu ilmi öğrenmesi gerekli tabi doğru yerden…

  46. eymen diyor ki:

    “Erkek kendisi için saçını süpürge edecek bir kadın değil, kendisi için süslenip saçını savuracak bir kadın görmek ister.” Bu yazının en edebi (sanat) cümlesi bu olmuş.
    Ayrıca bazı kadınlar yazıda geçtiği şekilde aşırı ilgili olabildiği gibi, bazıları da tam tersi oluyorlar; bizim ki öyle ve bu da pek iyi bir durum değil.

    • Deniz diyor ki:

      Sema Hanim cok gzel anlatmis. Benim burada yeni ogrendigim sey- arastirmaya gore kadinlarin suratlarini astiginda erkegin ilk aklina gelen annesi olmasi- ki kimse bunu istemez herhalde. yalniz sizin de dikkatinizi ceken sanatsal cumlede mecazin karsisinda gercek bir ifade kullanilmis. Elbette ki saclarini savurmayi ifade eden bakimli olmak ,kocanin yaninda arz-i endam etmek guzeldir , gereklidir ama saclarini supurge etmenin karsiligi da yapilan fedakarliklardir. karsilikli fedakarlik o evliligin olmazsa olazidir tadi tuzudur bunu insan belki de zamanla anlar. Kari-koca herhangi bir seye ayni anda gulebiliyor mu? iletisimde onemli noktalardan.

      • osman diyor ki:

        benim anladiğim sema hanımın anlatamak istediği sey fedakarlıgın önemsiz olduğu değil, eşini yanımda arzı endam etmesinin önemi vurgulamak. fıtratı değişmemiş hic bir erkek kayıtsız kalamaz.eşinin onun icin fadakarlık ederek zor olan yemegı yapmasına karşın.

  47. derya diyor ki:

    sema hanım merhaba.bizimde nişanlımla aramızda iletişim sorunumuz vardı ama muhabbet olsun ve eşimle tanışmayı unutmuşuz kitabınızı okuduktan sonra benim nişanlıma karşı davranışlarım çok değişti.nişanlım bunu farketti ve bunu nasıl yaptığımı sordu.sizin iki kitabınızı verdim okudu şimdi aramız gayet iyi ama bazen sorun oluyor.hemen ikimiz birbirimize sizi hatırlatıyoruz.sonra yine aramız düzeliyo.nişanlım ve ben yeni kitaplarınızı sabırsızlıkla bekliyoruz.iyi çalışmalar…

    • tarık diyor ki:

      İşte akıllı bir kadın.

      Değişmeyi karşıdan beklemeden, hisstirmeden kendisi kendisinde yapmış. Farkı nişanlısı görünce, anlatmış. Böylece adamın dikkatini çekmiş. Normalde bu kitapları al oku dese adam daha gıcık olacak ama merak ettirmiş. Eğitim düzeyinizi bilmiyorum ama bu basit yolu 2 ünivesrite bitirmiş kadınlar bile yapmıyor yapamıyor. Zeka ayrı bişey.

      Tebrik ederim sizi. İnşallah mutlu olursunuz sonuna kadar.

      • derya diyor ki:

        değişmeyi karşıdan beklemek en büyük hata.önce insan kendini değiştirmeli karşıdaki insan bizim değiştiğimizi görünce kendiliğinden değişir istediğimiz gibi olur ve ben bunu sema hanımın kitaplarından öğrendim.size de yorumlarınız için teşekkür ederim.inşallah siz de çok mutlu ve en önemlisi huzurlu olursunuz ömrünüzün sonuna kadar…

  48. acizzz diyor ki:

    Sema hanım,
    Yine kaleminize yüreğnize sağlık.
    Aralarında ORTAK NOKTA ve DENKLİK OLMAYAN EŞLER arası İLETİŞİMin nasıl sağlanacağı konusunda da yazılarınızı en kısa zamanda bekliyorum. Bir erkek olarak ben karımla sohbet edemiyorum. Konuşacak bişey bulamıyorum.

    • cielo diyor ki:

      bu sohbet edememe sendenmi eşinden mi kaynaklanıyor. bir muhabbetmi duymuyorsun yoksa eşinin bilgiismi az? ya da eşinle senin ortak ilgi alanlarınızmı yok?
      bana göre eğer birini seviyorsan ona ait herşeyi seversin, başkasında beğenmediğin bir huy onda gözüne batmaz. sanırım eşler arasındaki olay sevgisizlik.

      • eymen diyor ki:

        Sorun eğitim durumu, kültür ve ilgi alanlarının farklılığından kaynaklanır böyle durumlarda.

        • yasemin diyor ki:

          Eğitim durumu ve kültürle alakalı değil bence.Eşim Üniversite mezunu,3 dil biliyor 4.ye de hazrlık yapıyor.Ben lise mezunuyum ana dilim türkçeyi bile düzgün kullanamıyorum.Ama birlikte çok güzel vakit geçiriyoruz,sohbet ediyoruz,film seyredip yorum yapıyoruz.Maç seyrettiğinde anlamasamda ona eşlik ediyorum.Aynı anda aynı kitabı okuyup onun üzerine konuşuyoruz.Çalışma saati az olduğundan birlikte çok vakit geçiriyoruz.Ama şimdiye kadar çok azdır aynı evde ayrı ayrı odalarda oturduğumuz.Öğrendiği herşeyi benimle paylaşır.Bende aynı şekilde.İşle ilgili herşeyini bilirim,sorarım,anlatır.Kısaca evlilikte sevgi,saygı,hoşgörü herşeyin başı vesselam.

          • cielo diyor ki:

            bu tamamen karşındaki adamın iyi olmasından kaynaklanıyor:)

          • Uğur Mustafa diyor ki:

            Yasemin Hanım selamun aleyküm,

            Bu sitede hep olumsuz örnekleri okuduktan sonra sizin bu yazdıklarınızı okumak beni ne kadar ferahlandırıp ümitlendirdi bilemezsiniz. Allah eşinizle sizi dünyada ve ahirette hep böyle mutu kılsın. (Mutlu değil de bilerek mutu yazdım; çünkü bizim şivemizde “beraber mutlu olma”ya mutu olmak derler. Burada söz konusu olan, kişinin mutluluğundan ve sevincinden ziyade beraber olan mutluluktur.)

            Benim yaşım otuza dayandı. Ben de eşiniz gibi kitap okuyup filim seyrederim ve edindiğim bilgileri birileriyle paylaşmak isterim. Eskiden hep hayal ederdim ki evlendiğimde, siz ve eşiniz gibi eşimle bilgi paylaşımı yapıp aynı kitapları okuyalım, ve saire.

            Ama sonradan tanıdıklarım benim bütün ümitlerimi yok ettiler. “Sakın ha eşine kitabî bilgiler anlatmaya kalkışma. Eşin okumuş bir insan olsa bile bunları dinlemek istemeyecektir. Kadınlarla sadece ve ancak havadan sudan, boş şeylerden konuşulur, yoksa seni anında terk ederler; evlendiysen boşarlar. Kadınların böyle konulardaki tutumu bu kadar ciddidir.”

            Sonra, arkadaşlarımı doğrular şekilde, burada da birtakım hanım kişiler –sırf sizin de eşinizle yaptığınız bilgi paylaşımı işini ben de sevdiğim için– bana kompleksli, kibirli, ezik (çocukluğunda ezilmiş) diye yakıştırmalar yaptılar; güya ben ezik olduğum için bilgi öğreniyormuşum ve o bilgileri sırf ezikliğimden ve onun yarattığı kibrimden anlatıyormuşum. Onlar öyle deyince düşündüm ki “söz konusu arkadaşlarım haklıymış, demek ki kadınların gözünde ilim paylaşımı yapmayı seven erkek gerçekten çok kötü bir seviyedeymiş.” Allah’a şükürler olsun şimdi sizin bu mesajınıza rastladım.

            Eşiniz ve sizin için olan dualarımı tekrar ederim. Saygılarımla

          • Elif diyor ki:

            Sayın Ugur Mustafa yorumunuzu okuyunca aldıgınız tepkilere üzüldüm, gönlünüzü ferahlatmak istedim. Ben kendimi bildim bileli annemle babam kitap okur. Artık neredeyse yaşlandılar hala sabah namazından sonra beraber yakın gözlükleriyle kitap okuyup mütala ederler. Allah razı olsun bende sayelerinde okuma alıskanlıgı kazandım ve Allah nasip ederse ölene kadarda öğrenmeye devam ederim. Allah’a zor gelecek birşey değil siz niyetinizi temiz tutun duaya devam edin neden bir ilim yuvası da sizin olmasınki??
            Saygıyla..

          • Uğur Mustafa diyor ki:

            Elif Hanım, cevabınız için teşekkür ederim. Saygılarımla.

          • osman diyor ki:

            uğur mustafa arkadşı yaşadığı benzer olaylarla bende karşılaştım. şoyleki;

            görücü usulu evlikilik görüşmesinde evlilikten erkek ve bayan ne bekler, ben ne beklerim,ve onun ne beklediği konusunu acıp tanımaya çalısıyordum.

            kolay anlasılayım ve yanlış anlasılmayım diye eşimin benim için önemini anlatmıştım. eşim benim hayatmın odak noktası olacak, eşim ve ailem herseyın, hata kendi nefsimden once gelir. islamın bana yükledği yükümlülük olan eşimi mutlu etme, sahip cıkma, onu anlama, dertleri ortak olma anlam ve destek olma vs vs bir cok konuyu anlatın.15 dakika anlattım. burada kısaca yazıyorum. sonrada evlilikte bir bayan eşinden en cok ne bekler diye sordum. cevap saygı sevgi dedi. bence bir bayan eşinden en çok sahiplenilmek,korunmak bekler. zaten bir erkek eşini sahipleniyorsa sevgisi ilgi, deger vermesi vs vs hersey arkasıdan gelir. erkekle bayan sarıldıgında erkek saran bayan ise sarılınan olur fıtrat gereği . erkek sarmaktan bayanda sarılınmaktan mutlu olur huzur bulur. erkek te eşinden itaat etmeyi bekler. nasıl bayan sahıplenılmeye ıhıyaclı ise erkekte itaat edilinmeye ihtıyac duyar. islam bunu emrediyor. bu ittaat konusunda tabiki sınırlar vardır islamda sınırları bellidir. sadece uygulayıp mutlu olmak gerek. mutluluk bukadar kolay dedim. bu cümlerimin karşılığında ne söyledi biliyormusuz. siz küçükken çok ezilmişsiniz bunda dolayı bu ittaat kısmına cok takmıssınız. dondum kaldım.:) böyle deyince bende ona siz evlilikle alaka hiç kitap okudunuzmu dedim. hayır ama okumama gerek yok dedi. ben evlilik nasil olur biliyorum dedi. daha uzatmadım. oluruna bıraktı.

            boyle ciddi konuları konusmaya hiç gelmiyor. ya cok disiplinli, ya itaat saplantılı ve ya hayatı zorlaştıran biri oluyorum. bakış açımı ve amacımı şu görüştüğüm kişilerede söyledim.islamın erkek ve bayan rolunu anlayıp haytıma uygulayıp mutlu olmak istiyorum. tabı bu rolu siz ve ben aynı anlıyormuyuz bunu belirleyip belli tabana oturtmak ve ilerde olusacak tartısmaları minimize etmek bütün çabam. o yuzden bu ciddi konuları konusuyorum. bende cıcekten bocekten konusur size jestler yapabilirm.dedim ama anlamıyorlar.

            yine başka biri ile konuşuken farkettımkı bu sitede konusulan konulardan bi haber. dedim ki kitap okuyormusunuz. evet dedi. evlilikle alakalı hangi kitabı okudununuz diye sordum. daha evlenmedim ki dedi. bende evlilikle alakalı bilgin olmazsa, doğru eşi seçmekte yanılma ihtimalın yuksek olmazmı. olmaz dedi. 30 yasına gelmiş evlilikle alaka bir kitap dahi okumamış kişiyle yukarıdakı konular konuşursam tabiki psikoljik manyak olurum :) hata bende.

            birde onuniçin çok önemli olan sorusunu sordu bana. :) eşine şiddet uygularmısın dedi. bende ona siz eşinizi okadar kızdırıp insanlıktan çıkartıp siddet uygulayacak hale sokarmısınız? ne yani uygulayabilirmisiniz. bunumu ima etmeye çalısıyorsun dedi. bende siz beni insanlıktan cıkarabilecegınızı mı soyluyorsunuz yani diye sordum:) ben sizden korktum siz eşinize şiddet uygularsınız ole anlıyorum dedi. ben ona eşimde yok olmayı planladıgımı anlatıyorum. o bana şiddetten bahsediyor. bir insan sevgi sözcükleinde bahsederken ve evlenme istiyorm mutlulugu yaşamak istiyorum diyen ve evliligimde tartşmayı minimize etmek için okuyup ögrenen ve ilerde tartısma olmasın dıye herseyı baştankonusan tartışmaya karsı bile hassas olan bir insana dayak konusunu açıyorsunuz? çok manidar dimi?
            :)
            neden bayanlar erkeklere yalan söyletip buna inaniyorlar. evlilik için görüştüğün birine eşinine şiddet uygularmısın diye sorsan evet uygularım dermi ? bunu bayan kendi analiz etmeli. allah insana kızma ve gazap duygusu vermiştir. sen bu duygunun ortaya çıkması için körüklersen oda ortaya çıkar. allah bu fıtratı ınsana vermiş bunu yok sayamazsın kı. allah insandan çok ama çokdaha merhametli ama nice kavimleri topraga gömmüş.

            insani büyük konuşturtmamak lazım sonra insanın başına geliyor.

            umarım okuyucularda dövme eğilimli olduğumu düşünmez.:)

            şimdide güzel bir örnekten bahsedeyim. farkı ve kaliteyi çok bariz göreceksiniz. ilk görüşmeden sonra tekrar görüşmek istediğimizi ikimizde araçılara belirttik. o da bende neden tekrar görüşmek istedin diye sorduk. oda bende şu şu cümlenden böle kişiligin olduğunu,bu davranişindan böyle kişiligi olduğunu gibi kanaatimi belli eden olaları te tek anlattık.yanı beni analiz etmiş. bana eşine şiddet uygularmısın diye saçma bir soru sormadı. bana psikolojik manyak :) diyen kıza neden bahsetti isem bu HANIM EFENDİYE de aynı seyleren bahsettim. ama nasip olmadı evlenemedik. o da sema hanımın kitaplarını ve evlilik kitapları okumuştu.kendini geliştirmişti. allahım ona hayırlı eşler nasip etsin ve cennetinde ağırlasın inş.

            o yuzden herzman söylüyorum. bakiş açısının, sevgiyi yaşama şeklinin, duyguların ve fikirlerin örtüşmesi çok önemli.
            bu nedenle tekrar diyorum ki bu sitenin, site sakınlerının birbiri ile tanışmanın yolunu açmalı. çünki fikirleri örtüşen kişilerin birbirini bulma olasıkları büyüktür.buda güzel yuvaların kurulmasına vesile olacaktır. site sakinlerinden bu konusa destek bekliyorum.

            bekarlara hayırlı kısmetler, evlilere de huzur duasıyla.

          • .:. diyor ki:

            Osman bey,

            Yazdiklarinizi okudum ve begendim, yaptiginiz gorusmeler ve tespitleriniz yerinde ve zaten siz kendiniz iyi bir sekilde gozlemlemissiniz. Bu anlasiliyor, Ilk gorusmeler genelde heyecanli olur ve heyecanini yenemeyen kisiler ilk soyleyecegini son, son soyleyecegini de ilk soyleyebilirler o yuzden bence bir kac gorusme yapmakta fayda vardir.

            Bundan 15-20 yil kadar evvel veya daha oncesinde, gorucu usulu ile yapilan gorusmeler daha zor oluyordu, Simdilerde ise Internetin de varligi ile bilgilere cok daha rahat ulasabiliyor, farkli, kulturlerden farkli goruslerden de insanlarin goruslerini, fikirlerini veya yasadiklarini ogrenebiliyoruz, Olmus ve olacak olan tecrubeleri de ogrenebiliyoruz.

            Bu siteye giren yazilari, yorumlari inceleyip analiz eden kisiler, eksik taraflarini tamamlayabilir, Bir cok insanin dogru bildigi yanlisliklar olabiliyor. Gorucu usulu ile yapilan gorusmeler aslinda cevrenin begendigi iki karsi cinsi birbirine yakistirdigi ilk on eleme gibi bir sey, (Ben bu sekilde tanisma baslangicini cok onemli buluyorum, Eger karsilikli da birbirlerinin beklentilerini ogrenip de uyusuyorlar ise guzel bir evlilik olabilir.). Aslinda bundan sonrasi daha kolaydir. Sizin yaptiginiz gibi Evlilikten karsilikli beklentileri ogrenmek dogru sorulari sormak onemlidir. Kendisini olcup ne istedigini bilir duruma gelebilir, Eger gercekten sizin dusundugunuz ve yaptiginiz sekilde yaparsa. Acele etmeyerek ve sabirla beklentileri dogrultusunda birisi ile tanisabilir. Siz de sabirli olursaniz insallah gonlunuze gore olani bulursunuz, Yazdiklarinizdan beklentileriniz ve nereye gitmek istediginiz anlasiliyor.

            Yazdiginizda dikkatimi cekti, sanirim herkezin dikkatini okuyunca cekmistir. Siddet uygulayip uygulamayacaginizi soran bayan. Sanirim heyecanlanmis ve gorusmenizden once belki de arkadaslari ve cevreleri ona cok farkli seyler anlatmislar veya kendi olumsuz tecrubelerinden basedip kafasini karistirmislar.

            Gorusmelerde her ne olursa olsun, Durust davranilmasi ve acikca konusulmasinin en dogrusunun oldugunu dusunuyorum.

            Allah gonlunuze gore versin , Basarilar..

        • veroveraar diyor ki:

          Sayin Eymen, ben de size katiliyorum.Biri avrupada yetismis, digeri anadolunun kucuk bir sehrinde, biri universite mezunu, digeri ilkokul, biri okuyup ogrenmeyi seven,gundemi takip eden, digeri sabah kusagindaki kadin programlarini seyreden,biri aile baskisiyla 23 yasinda gorucu usulu yapilan evlilikten dogan uc cocuga daha kucuk yasta islami egitim verilmesini isteyen, – cocukla butun gun vakit gecirdigi icin bunu annenin yapmasi o zamanlarda yapmasi dogru olan – digeri zamani gelince ogrenir diyen, biri cocuklar kendi anadilimizi de ogrensin diyen, digeri herkes cocuklarina ingilizce ogretir bu devirde kurtce mi kalmis diyen, biri haniminin arkadaslarinin karisi gibi kulturel, dini etkinliklerde olmasini isteyen, digeri arkadaslarinin evinde gordukleri esyalardan sonra “benim niye bulasik makinam yok diye” diye her gece soylenen, digeri her gece dinlememek icin eve gec gelen, digeri eve gec gelmeler sonucunda “her gece eve gec geliyorsun” diye soylenen, biri eve erken gidince digeri gece yatma saatine kadar dizi seyreden, biri harama gitmemek icin helaliyle cinsel iliskide bulunmak isteyen, digeri odul olarak gordugu cinselligi cocuklardan sonra beyinden, iyice esirgeyen, surekli her firsatta yoruldugunu bahane eden,beyinden en fazla yarim saatini bile esirgeyen.Biri yillarca konusmanin, anlatmanin, bekletilerinin karsilanmadigini gorup hicbir seyin fayda vermedigini gorup cocuklardan dolayi bosanmak da istemeyip, kendisini biraz olsun para makinasi degil erkek gibi hissedebilmek icin, huzur bulmak icin,harama dusmemek icin alternatif careler arayan (2. es gibi) digeri gerekeni yapmadigi gibi boyle bir durumda neler yapabilecegine dair tehditler savuran, santajlar yapan…Ve bosa gecen on bes yil….

          • yasemin diyor ki:

            Çok üzücü bir durum.Avrupa da yetişmiş eğitimli kültürlü kişi keşke kendi dengi olan biriyle evlenseymiş.Ya da kendini geliştirecek yeniliklere açık kompleksiz biri olsaymış.Cahil olan kişi kendini bildiğinde,karşısındaki de onun eksikliklerini yüzüne vurmadığında çözülür diye düşünüyorum.Kocam ilahiyat mezunu bense hiç kuran eğitimi almamış biri olarak evlendik.Ama ilk tanıştırıldığımızda konuştuk herşeyi.Ben onu öğretmenim olarak kabullendim.Tüm bildiklerimi unuttum.Herşeye yeni başladım.Evliliğimizin ilk günlerinde Ahmed Şahin in Kadın ve Aile ilmihalini ben okudum sesli kocam dinledi.Bazı şeyleri birlikte öğrendik.Hiçbir zaman bana ben senden daha bilgili kültürlü eğitimliyim muhabbeti yapmadı.Çocuk eğitiminde her konuda anlaşıyoruz.Konuşmak lazım.Kırmadan incitmeden.

          • hasret diyor ki:

            yasemin hanım maşallah :) ALLAH mutluluğunuzu daim etsin inşallah …

    • huzurun tadı yok diyor ki:

      kesinlikle bu konuda yazı bekliyorum ben de.. tek değilmişim.. heyret ettim.. bir ben kocamla sohbet edecek nokta bulamam zannederdim.. ne zaman sohbete başlasak.. ya kocam ya ben sinirlenip sohbeti(!) noktalıyoruz.. veya kavgaya dönüşüyor.
      bu durum beni çok üzüyor.. arkadaşlaıyla uzun uzun sohbet edip neşelenen insan benimle aynı şeyleri yaşamıyor.. :((( yardım edin bize….

    • zeliha diyor ki:

      acizz e katılıyorum..nişanlıyken konuşmaya dakikalar yetmezken şimdi sohbet etmeye başlasak kavgayla sonuçlanıyor.. benim kara dediğmi o ak sanıyor.. kocamın barkadaşlarıyla konuşurlen attığı kahkahaları ben hiç göremiyorum birlikteyken.. nerde yanlış yapıyorumm yahda yapıyoruz.. sema hanım yol gösterin bize..

      • acizzz diyor ki:

        Arkadaşlar,

        İLETİŞİMSİZLİK, her konuşmanın KAVGA ve TARTIŞMA ile son bulması DEĞİLDİR sadece. Benim -şahsen- iletişimsizlikten ızdırabım, konuşamamamız, konuşmalarımızın 3-4 cümle ile bitmesi, karımın yaptığım esprileri anlamaması, anlattığım şeyin üstüne bişey söyleyememesi, söyleyecek bişeyinin olmaması, ortak noktalarımızın olmaması, olaylara bakış açılarımızın farklı olması,vb. Ben uzun uzun sohbet etmek, ortak bişeyler yapmak,kaliteli vakit gecirmek, bişeyler paylaşmak istiyorum. Aramızda hiç bugüne kadar tartışma da olmadı.

      • yasemin diyor ki:

        Belki de nişanlıyken herşeyi çok tüketmemek lazım.Ben nişanlıyken çok mutsuzdum.Herkes nişanlısı ile saatlerce telefonla konuşur sık sık birlikte vakit geçirirken biz günde ya bir defa veya hiç konuşmazdık.7 aylık nişanlılık dönemimde 5 kez filan dışarda görüşmüşüzdür.Ailecek görüşmeler dışında.Sadece sık sık mesajlaşma dışında çok muhabbetimiz olmamıştı.Hiç tartışmamız da olmadı.3 yıllık evliyiz ama hala sevgili,nişanlı gibiyiz.Erkeği anlamaya çalışmak lazım.İlgi alanı neyse onunla ilgilenip konuşacak birşeyler bulunabilir sanırım.Bir de kadın olarak en büyük sıkıntımız konuşmuyoruz.Derdimiz olduğunda onun anlamasını bekliyoruz.Ne kadar anlayışlı olursa olsunlar anlayamıyorlar.Allah yardım etsin herkese.

        • desperate diyor ki:

          Çiftler arasında eğitim farkı evliliği olumsuz etkileyebilir ama aradaki fark eğer istenirse kapanabilir diye düşünüyorum. Orta okul ya da lise mezunu olup kendini geliştiren ve bir çok üniversite mezunundan daha donanımlı daha bilgili olan insanlar var. İnanın bir insan isterse kitapları geçtim televizyondan da kendini geliştirebilir. Bir insan herşeyde iyiliği, doğruluğu görüp bunları kendine örnek alabilir.
          Ben ilk okulda bile kitap okumayı seven bir çocuktum, gazete, dergi, kitap ne bulursam okurdum, filmlerde iyi karakterlere bakıp örnek alırdım, ablamı hayatımda kitap okurken görmedim, gazetede bir tek fal bölümünü okurdu, filmlerde de kötü insanların laflarını öğrenip aklında tutmaya, ihtiyacı olduğunda kullanmaya çalışırdı. Onu okumaya, daha kibar, anlayışlı olmaya ikna etmeye çalıştık başaramadık. Bir insanın içinde olacak bence.
          Benim eşimle aramda da kültür farkı var, eşim bana göre daha kültürlü bir insan. Ben tarih, felsefe, siyaset konularından hiç anlamam, o anlatırken zevkle dinlerim, kafama birşey takıldığında ona sorarım, kızkardeşim ayaklı kütüphane demişti eşim için, her konuda bilgisi vardır. Beni şimdiye kadar hiçbir zaman aşağılamamıştır, bazen dalga geçer sadece ben de gülerim. Bu biraz da ilgi meselesi.

          • Süheyla diyor ki:

            Desperate hanım,

            Sözlerinizde haklı olabilirsiniz ama sizin bahsettiğiniz şey, erkek kadından daha kültürlü ve eğitimli olursa geçerli olabilir bana göre.Çünkü kadın hırslıdır,gerekirse kocasına ayak uydurmak için kendini çok rahat eğitebilir ve bunu gurur yapmaz,”Bu adam da çok bilmiş” deyip eşinin bilgisini kültürünü aşağılamaya kalkmaz.Ama aynı durumun erkek için geçerli olduğuna inanmıyorum.Erkek kendinden daha kültürlü ve eğitim seviyesi yüksek bir kadınla evlendiğinde kendini geliştirmek için uğraşmaz,gurur yapar.Aksine karısını ezmeye,engellemeye ve onu her fırsatta aşağılamaya kalkar.Kimilerinin dövdüğü de olur.Bunlar sürekli duyduğumuz şeyler.Belki bahsettiğim şekilde evli olupta tam tersi davranan erkekler vardır ama ben ne duydum ne de gördüm:)Bence erkek her şeyde kadından bir adım önde olmalı.Ama yine de evliliklerde erkeğin özellikleri üstün olsa bile arada uçurum olmamalı.Mesela kültürlü bir erkek,eğitim almamış,hiç kitap okumayan ve okumaya da niyeti olmayan bir kadınla evlenmemeli.Aşağı yukarı özellikler,hayat görüşü,dine bakış tarzı(her iki tarafta dindar olabilir ama farklı ekollerin ya da mezheplerin insanları olabilirler.Bu sebepten biten evliliklerde vardır)birbirine uymalı.Kadın ve erkek birbirini tamamlayıcı olabildiği sürece mutlu olabilirler diye düşünüyorum.

        • osman diyor ki:

          artık şunu kabul etmelıyız ki erkek ve bayanın duyguları ve fikir yapıları farklıdır. anlamasını beklemek yerine anlatamayı denemeli, erkekeğin sahiplenme ve merhamet duygusuna hitap edecek sekilde.erkeğin zayıf noktası budur:) buradan saldırmak lazım :)

        • desperate diyor ki:

          Süheyla hanım, bahsettiğim kesinlikle erkeğin daha üstün olduğu durumlar için geçerli, diğer türlü kadın üstünlük taslamasa bile erkek eğer eşinden daha düşük pozisyondaysa ve daha düşük maaş alıyorsa problem yapar. Yapmayan da vardır ama çok nadir. Mesela bir arkadaşım kendisi dört yıllık üniversiteden mezundu, iki yıllık üniversiteden mezun biri ile evlendi ama evlendiği kişinin işi imkanları çok iyiydi. Evlilikleri şu anda nasıl bilmiyorum. Kızın ailesi problem yapmıştı bunu, eğer bunu damatlarına da hissettirdilerse sorun olmuştur. Çünkü her ne kadar kendine güveni tam da olsa beğenilmemek bir insanda kompleks yapar.

  49. asuman diyor ki:

    nihayet iletişim konusuna geldiniz. lütfen cinsellik kadar çok işleyin bu konuyu da…. biz de eşimle bu problemleri yaşıyoruz mesela ben kırılıp küssem neye küstüğümü bile bilmiyor söyleyince de bu kadar küçük şeyleri nasıl takıyorsun diyor annelik yapmayın dediniz ya ben hemen hemen her akşam eşime ayaklarını yıkamasını dişlerini fırçalamasını söylüyorum inanın söylemeden yaptığı çok nadir… nasıl davranayım bilmiyorum inşallah öğretin bize…

    • tarık diyor ki:

      Bu siteden öğrendiğimiz şey, cinsellik en büyük iletişimdir.

      • AHSEN diyor ki:

        sormadan edemeyeceğim

        sevmediğiniz muhabbet beslemediğiniz konuşamadığınız sizi dinlemeyen kalbinizi gönlünüzü almamış bir insanla olmayan iletişimi cinsellikle nasıl kurabilirsiniz onu anlayamadım?
        bence en büyük iletişim birbirini anladığınız andaki kurduğunuz iletişimdir.göz göze yada konuşarak hiç farketmez yeterki anlaşılabilesin.

      • asuman diyor ki:

        evet en büyük iletişim olabilir. ancak buna giden yol temizlik değil midir. sema hanım cinsellikle ilgili bir yazısında bayanların daha çok koku aldıklarını ve rahatsız olduklarını yazmıştı benim anlatmak istediğim bu daha başlamadan tiksinmek istemiyorum ve sadece muhabbet zamanlarımızda değil normal günlerde de yapmasını istiyorum. temizlik imandandır diyor peygamberimiz sav… benim öğrenmek istediğim eşim istediği zaman temizleniyor böyle birine nasıl anlatayım onu kırmadan yapması gerektiğini ifade etmeliyim. teşekkürler

        • cielo diyor ki:

          bir erkek kişisel temizlikten bile uzaksa bunun tek suçlusu annesidir. çocukken kazanılır bu tür alışkanlıklar. bunları sonradan kişiye kazandırmak zor. bence evlenmeden önce bu tür özelliği varmı yokmu öğrenmek lazım. bizim ülkede maalesef tuvaletten çıkınca bile ellerini yıkamayan milyonlar var. kırılırmı kırılmazmı diye bakmam direkt söylerdim. karşı taraf kırılmasın diye uğraşırsanız adam akıllıda söyleseniz zor işiniz. o alışmış ona dokunmuyor pisliği. kendisi için yapmıyorken başkası için zor yapar.

      • zeliha diyor ki:

        bu cevabı bir kadından beklemezdim zaten..
        70 yaşına geldiğinizde en çok lazım olacak şey, hoş muhabbetler olacak. sevimli nene ve dede olanların tek düşünceleri vakit geçirmektir. Bu da sözlü muhabbetle olur..
        sağlıklı iletişim ,doyulmaz sohbetler, en güzel cinselliği aratmaz..

    • osman diyor ki:

      bunu daima söylerim. allah yuvayın devamını sağlamak ve bir arada tutmak için erkeğe sahiplenme ve sevdiğine merhamet duygusu vermiştir. bunu kullanmalısınız. tabiki bu duygunun derecesi her insanda farklıdır. siz eşinizi daha iyi tanıyorusnuz. duygu derecesını daha iyi biliyorsunuzdur. ama genelde sahiplenme ve sevdiğine merhamet etme konusunda erkek zayıftır bunu ortaya çıkaracak şeyler yapabilirsiniz. gururunu incitecek şekilde,yüksek sesle ve emir verir şekilde söylediğinizde istediğinizi elde edemeyebilirsiniz. belki diyeceksinizki koca adam tabiki bunları yapmalı. bunları yapsın diye birde kendimi mi ezdireceğim. evet haklısınız.ama haklı olmak mutluluğu getirmiyor. mutluluğu getirecek şekilde davranmalısınız. onun hatası bu siz bunu onun yüzüne vurmadan çözmeye çalışmalısınız ki ilerde de o sizin kaprisleriniz ve hatalarınızı örtsün.

      bence buradaki hata ikinizin bu duruma gelmiş olması. yani bir erkeğin eşinin rhatsız olduğu seye dikkat etmemesi.bu duruma gelene kadar onunda sizinde bunun onlemini almamış olmanız.şu anda bunu çözmeye yönelik hareketinizde taktire şayan allah utandırmasın. sorunu siz dertlendiğiniz ve çözmek istiyorsunuz. zor olan görevsizde. sizin musamahalı olmanız gerek. hayat böle kurgulanmış yapacak şey yok. peygamberler bile doğruyu ilan etmek için neler çekmişler. hakkılardı ama çile çekende çaba harcayanda onlar oldu. allah yardımcınız olsun.

      yapacağınız şey eşinizin boşluğuna boşluğuna( vuracaksınız ) çalışacaksınız :)erkeklik gururunu kırmayacaksınız, sizi sahiplenme duygusunu ve merhamet etme duygusunuz körükleyeceksiniz.:) bayanın fendi herzman erkeği yener :)

      kurgulaman gerekirse şöyle olabilir.

      yattığınızda eşinize sokulun ve ihtiyacınız olduğunuz hissettirin. böylece size sahiplenme duygusu ve merhameti artar. sonra hasta gibi olduğunuz kokudan çok rahatsız olduğunuzu merhmetine dokunduracak sekilde onunla paylaşın.sonra gidip naneli şeker getirip verin ve tekrar sokulun. sonra tekrar kokudan rahatsız olun. ayaklarını bahane edin. gururunuz kaldırırsa ayaklarını yıkayın :) veya ayaklarını yıkaması için cilve yapın kendınız ona ikram ederek.

      artık neden olduğunu bilmemekle çok az kokuya bile dayanamadığını rahatsız olduğunu merhametine ve sahiplenme duygusuna sığınarak cilveli şekilde anlatabilirsiniz. onunla olmaya ve onunla yatmay ihtiyaçlı olduğunuzu herzman ona hissettirin.

      ricanızı kırmadığında çok minnatar olduğunuzu ona hissettirin ve söyleyin. sevdiği birseyi yapabilirsiniz yani. onun sözlerine ve istekerine hassas davranmalısınız. eşinizin duygusallık derecesine göre zman kısalabilir veya uzaya bilir. eğer günlerce yaptınız ve bir gelişe yok ise eşinizin geniş bir insan olduğunuzanlamış olursunuz. eger böle ise siz ona alışmaya çalısarak değiştirmeye çalışacaksınız. süreç çok uzayaçaktır.

      o yüzden diyorum. eş şeçiminde duyguların örtüşmesi diye. sizin ona karşı hassas olduğu kadar onun da size karşı hassas olması gerek. buna genelde dikkat edilmiyor. hassasiyet dereceniz çok farkli ise işiniz okadar zorlaşacak.

      zayıf noktalarını keşfetmeye çalışın. mesela bana NE OLUR sozu ile söylenen şeyleri genelde kıramıyorum :) eşim olsa beni nekdar kızırısa kızdırsın bana sevgi ile sokulsa kızgınlıgım gecer diye hissediyorum. bulduğunuzda futursuzca saldırın :)

      kocanızı allah ıslah etsin :)

      • asuman diyor ki:

        teşekkür ederim gerçekten bir erkek tarafından bu yorumun yapılması çok etkileyici

      • tarık diyor ki:

        “eşim olsa beni nekdar kızırısa kızdırsın bana sevgi ile sokulsa kızgınlıgım gecer diye hissediyorum. ”

        :)) Tipik bekar zihniyeti. Daha çok dindar erkeklerde görülür. Evlendikten yaklaşık 1 sene sonra geçer:)

        • osman diyor ki:

          tarık kardeş bu yorumun sırf saka olsun diye söylediğini düşünüyorum. ama yinede belirtmek istiyorumki bayanlar erkek evlenince duyguları bitiyor düşüncesine varmasınlar.

          herkesin sevgi derecesi,sahiplenme derecesi, kızma derecesi vs vs farklı farklıdır. doktorlar bile söyler aynı ilaç farklı bedenlerda farklı derecede tepkiler verir. yaralıştan gelen yapısal bir durumdur bu.

          evet erkekte bayanda evlendiklerinde hayal ettikleri veya olacağını düşündükleri olay, duygu ve hislerin evlenince ikili ilişkilere, davranışa ve daha farklı olaylardan dolayı bazı duygular oturaklaşacak, bazılar durulacak, baziları azalacak ve bazıları artacaktır. bu da gayet normaldır.

          ama ilişkide problem yoksa hiç bir duygu bitmez. hale fıtratta ver ise. eşim bana sokulursa ki örneğime espirik yapmişsin :) bu duygum sadece eşime karşı olan bir şey değildir. yani merhamet duygusu. bir kişiniz size sokulması ya özrünün ifadesidir yada sizin yardımıza talep kardır. her iki durumda kayıtsız kalamam. :) buda benim bam telim :) çocukları çok severim. kendilerini güvende hissedip başlarını omuzuma koyup oyuduklarında bile fazlası ile mutlu oluyorum. huzur veriyor bana. bunda yola cıkarak dedim. büyük ihtimalle eşimde basını omuzuma koyarsa karsılgında merhamet ve sevgi görür. fitraten görür. insanın kendını tanıması ile alakalı yanı.

          yazılarınızdan sizi tanıyorum. zaten birçok site sakininde de tepki görüyorsun. tanıyorum derken herkes gibi bende senin muhalif kötü biri olduğunu kısa zamanda anladım :)

          tarık kardeş ben seni anlıyorum. hadis ve ayatlerle olması gerekeni anlatıyorsun. hedefin o olmasi gerektiğini yazıyorsun ama hayata geçirmenin zor olduğunu ve yapmakta zorluk çekeceğımız ve yaptığımız kadar mükafat göreceğimiz yapmadığımız kadar da karşılığını göreceğimiz ifade etmek istiyorsun her olayda.doğrumu tanımışım ? senin kötü ama kalbinin temiz olduğuna inanıyorum ;) ben gibi ;)

          sağlıcakla ve hep muhalefette kal :)

          • tarık diyor ki:

            Sıklıkla şaka yaptığım doğrudur ama şakaları çoğu zaman hazmedilmesi zor ilaçları yedirirken yaparım. O yüzden hakikat yönü çok olan bir şakaydı. Önce bu konuyu açayım, sonra da hakkımda yazdığın otobiyografiye bakarız.

            Bu tür işler bekarlara senin yazdığın gibi çiçek böcek çocuk esprik gibi liseli kelimelerle ifade edilecek kadar basit geliyor ama değil. Dindarların evliliklerindeki sorunların temelinde bu da var. Şöyle açıklayayım.

            Dini gerekçelerle gençliğinde kadınlardan uzak duran erkek, bu nedenle üniversite gibi karşı cinse çok rahat ulaşabileceği ve hep iç içe olduğu ortamda bile kendini koruduğunda, özellikle yaş 21-22′ye geldiğinde cinsel istek had safhaya ulaşıyor. Bu tip erkek hayatında bir kadına sarılmadığı, dokunmadığı, cinsellik yaşamadığı için (doğrusu da budur) karşı cins kendisindeki muhakeme yeteğini alıyor, en mantıklı düşünmesi gerektiği yerde mantıksız hissi düşünüyor. Dini duygusu olmayan ise belki sende birkaç sevgili değiştirip, istediği cinselliği yaşıyor, doyuma ulaşıyor karşı cinse daha mantıki bakabiliyor. Çok örneğini gördüğümden kolayca çizebilrim bu tipi.

            Bu tip erkek, ulaşacağı cinsel hazzın çekiciliği, bir kadına sahip olma hissinin gücü, o kadınla istediği zaman istediği şekilde ailevi ve cinsi beraberlik yaşama duygusunun verdiği heyecan, bir kadının kendisine bağlanması duygusu, senlerce yaşdaşlarında gördüğü bir kadına herşeyiyle sahip olma, kadını yapma hissi ile çoğu kez kadının boyunduruğuna giriyor. Kadın da kötü niyetli ise, erkeği ben yöneteceğim kulum kölem olacak zihniyetindeyse ilk zamanlar olmasa bile erkek “kadın” konusunda doyuma ulaşmaya başlayınca sorunlar çıkmaya başlıyor.

            Çünkü dindar erkek için evlenmeden önce kadın, evlilik yoluyla, bu dünyada elde edeileceği en büyük zevk aracı, senelerce o günlerin hayalini kurdu. Nefsine hakim oldu, sokakta kadına bile bakmadı. Bu durumdayken birden bir kadının herşeyine sahip olacağı düşüncesi erkeği kadın karşısında çok savunmasız ve aşırı naif yapıyor. Çünkü erkek için o kadın dünyada ulaşabileceği maksimum zevk aracı. Henüz bir kadının gözüne 15 saniye bakarak konuşmamış veya bir kadına sarılmanın ne olduğunu bilemeyen erkek sanıyor ki karım ne yaparsa yapsın bana bir sarılışta affederim. O an için, bir kadına sarılmamışken hayatında o söylediği doğrudur. Ama değil sarılmak zoraki öpmelerin bile olacağı zamanlar gelecek, bazen 1 ay cinsellik yaşamayacak, o zamanlardan haberi yok.

            Kendi çocuğun sana sokulunca elbette merhametin varsa yumuşarsın insanlık gereğidir ama kendi karın için bunu her zaman söylemek zor olabilir. Olabilir diyorum genellemiyorum. Ama hayat öyle şeyler getirecek ki şimdi sana sokulunca her yaptığını affederim dediğin kadının ağzını burnunu dağıtmamak için kendini zor tutacaksın:) Bunlara inanmıyorsun zamanı gelince liseli ağzıyla esprik yapmışsın dediğim biri söylemişti diyeceksin :)

            bu acemi arkadaştan yola çıkıp yazdığım bu konu önemlidir. Muhafazakar kesimin önemli sorundur. Çözümü erkeğin evlenmeden kadın kızla olması da değil, çözüm evlenmeden bunların erkeğe anlatılması, evliliğin sadece 5-10 dakikalık cinsellik olmadığının öğretilmesidir. Kadına olan hasretnden dolayı dindar erkek olmayana göre daha kılıbıktır, erkeklik ağırlığını koruyamamaktadır hele kadın da buna hazırsa.

          • tarık diyor ki:

            “herkes gibi bende senin muhalif kötü biri olduğunu kısa zamanda anladım tarık kardeş ben seni anlıyorum. hadis ve ayatlerle olması gerekeni anlatıyorsun.”

            :) Önce bir karar vermen lazım, kötü biriyim, muhalifim ama ayet ve hadslerle gerekeni anlatıyorum? Hem de bunlar aynı cümlede? E o zaman beni muhalif ve kötü yapan ayet ve hadisler öyle mi?

            Canım kardeşim, kimin ne düşündüğü umrumda değil, umrumda olan site yönetimi, yazma derlerse yazmam. Zaten yazdıklarımın bir kısmı uygun görülmediği için sansürleniyor. Senin kötü biri dediğin gibi, provakatör, demogoji yapan, şırat üstünde şov yapan gibi tanımlamalara da maruz kaldım. Senin ve onların ortak özelliği yazdığım ve herkesin kütüphanesinde bulunan kitaplarda geçen temel dini konuların insanalrın işlerine gelmeyip, o dini konulara direkt muhalefet edebilme erdemini göstermediklerinden bu tip tanımlamalara gitmeleri.

            Gerçek acıtıyor malesef. Şu sitede her türlü hakareti, yaftalamayı gördüm de biri de çıkıp “kardeşim sen şunu demişssin ama bak o konu şu şu nedenle şöyledir” demedi demiyor. İnsanların nefislerine kötü gelen bir cümle yazmaya gör, feryad figan :)

            ” senin kötü ama kalbinin temiz olduğuna inanıyorum” demişsin, öyledir belkide, bir kadın sokulunca bana affedemediğim için senin gibi kötüyüm. Beni kötü bil, ama yazdıklarımda mantıki ve dini bir yanlış yoksa onları ders al. Beni boş ver.

            Ha bu arada, bir erkekle göz kırparak konuşma, yanlış anlaşılır. Ayrıca bilmiyorsan tüyo vereyim; kadınlar esprili erkekten hoşlanır ama her cümlesinin sonuna ses efekti koyan kalitesiz komedi dizisi gibi her cümlesine gülücük koyan erkekler hafif olarak algılanır. Sen espri yap, karşındaki gülsün sen değil. Bu tüyoyu da kimse vermez sana değerimi bil.

          • osman diyor ki:

            tarık kardeş bir de demek istediklerimi anlamış olsan iyi olurdu. şunu unutuyorsun ki ufkun ve duyguların nekadarsa karşıdakini okadar ve anlar ve okadar yazabilirsin.” Kendi çocuğun sana sokulunca elbette merhametin varsa yumuşarsın insanlık gereğidir ama kendi karın için bunu her zaman söylemek zor olabilir” demişsin. kaçırdığın nokta allah erkege eşine ve çocouklarına karşı sevgi ve merhamet duygusu vermiştir. allah yuvayı bu duyguyla bir arada tutuyor. eger sen cocuguna merhametlı olıp eşine olmıcaksan bole hissetmiyorsan. buda senın düşüncen ve ruhun. ben senin gibi değilim. insanların senin gibi hissetmediklerinizde algılamayı bilmelisin. gülüp geçemem gereken yerlerde bile tonlarca yazı yazmışsın. gayretin için tebrikler.

            sağlıcakla kal.

          • osman diyor ki:

            dolu başağın başı eğik olur.

  50. izler... diyor ki:

    çok güzel tesbitler yapabilen varsa ne ala ama bazı konularda realist olmak gerek.sürekli eşini memnun etme gayretinde güleryüzlü soru sormayan eleştiri yapmayan erkek ne derse amenna diyecek sabır küpü bi bayan varsa bu devirde bende evlenirim…

  51. tarık diyor ki:

    Sorulara kendimce cevap vereyim.

    Nerde kaldın?—Kadın cinsi oldukça sorulacak soru, kaçışı yok. Daha çok kendine güveni olmayan, tipsiz ve şişman kadın sorar. Kocası başka kadına gitti sanarak.

    O arkadaşınla konuşma! Onu hiç gözüm tutmadı.— Kadın kocasının erkek arkadaşına gözü tutmadığını anlayacak kadar baktı incelediyse o kadından hayır gelmez. Gözü tutsa o da konuşacak yani?

    Neden bunu aldın? Para harcamayı bilmiyorsun…—Geliyor beş kardeş!

    Çok ayıp oldu, orada onu söylemen, ben utandım!—Benden utanan kadının hayatımda yeri yok. Bu sözü bir erkek karısından duyacak kadar küçüldüyse vay haline. Bu sözü söyleyen kadının bir sonraki level’i konuşmasından utanmayacağı başka bir erkeği aramak olacaktır.

    O bardağı oraya koymayacaktık.—İyi bari hatayı tek başına adamda bulmamış:)

    Üşütürsün üzerini kalın giy.—Bunu diyen kadın azıcık zekası ve samimiyeti varsa giyeceği kazağı getirip “Canım üşürsün kazağını getirdim giy istersen” der. Bu sözden sonra adam değil kazak savaşa çıkan asker gibi çift zırh bile giyer.

    Hani o çorabı oraya atmayacaktın, kaç kez konuştuk.—E kadın haklı ama konuştu kaç kere, sen de çorabını sepete atıver hacı, zor mu?

    Bunu mutlaka yemelisin, çok faydalı.—Çünkü yenge daha dün Tıp fakültesini bitirdi, biliyor her şeyi. Heee, kendisi hep faydalı şeyleri yediği için mi 95 kilo olmuş, elbette :))

    Yemeğin tuzu az; çünkü sana dokunuyor, biliyorsun, sakın tuz atma.—Böyle bir kadın ve bu kadının çekilmez hale getirdiği hayatta kalan tel güzellik olan yemeği bile zehir edebilen bir kadın.

    Faturaları yatırdın mı?—Ya arkadaş yatırmadığı zaman gelip senin suyunu elektirğini mi kesiyorlar, bırak yatırmasn, akşam karanlıkta o kalacak, susuz o kalacak, gelir aklı başına. Otomatik ödeme talimatı versin onu söyle her ay başının etini yiyeceğine.

    Erken uyu, ne oturuyorsun ki, sabah işe gideceksin.—Ben de senin suratına hasret değilim de uykumu kaçırdın kadın!

    • cielo diyor ki:

      çok üzüldüm halinize iyiki erkek değilim:)

      • tarık diyor ki:

        Ama iyi, kaliteli, kadın gibi bir kadınla geçecek süper bir hayatın tadını da alamazsın erkek olmayınca:)

        • cielo diyor ki:

          tek başına mutlu olmayı becerebilen tek türün tek cinsi kadındır. erkeğe ihtiyacı yok bunun için. ver ona bir dünya para istediğini alabilsin giysin süslensin o zaman ondan mutlusu yoktur:)

          • tarık diyor ki:

            Bir de erkek üstün diyorlar kadından, valla kadın olmasa biz erkekler mutlu olamayız. Bağımlıyız kadına. Eşitlik meşitlik aramalarına gerek yok. Zaten bu kadar problemli olmalarına rağmen binlerce senedir kadınlarla evleniyorsak vazgeçemediğimizden:)

          • Ahir Zamanda Erkek Olmak diyor ki:

            katılmıyorum buna.kim demiş kadın yalnız başına mutlu olur diye!
            yalnız başına mutlu olmada ayrı bir feminist palavrası kadın yalnız başına ayakları üzerinde durur! yalnız başına mutlu olur! yani her şey yalnız başına!ha bu arada artık çocuk için erkeğede ihtiyaç yok nasılsa teknoloji onuda çözmüş!

            arkadaş erkek yalnız başına kalabilir bir ömür evlenmeyebilir yinede kendi ayakları üzerinde durur çok çok dışarıya fazla çıkmaz arada birde oruç tutar..artık kadına ihtiyacı kalmaz…ve kimse erkeğe evde kaldında demez isterse 40 ında 50 sinde de evlenebilir ama kadın öylemi 30 dan sonra erkeklerin tabirince (son kullanma tarihi) geçmiştir.artık talip bulamaz hele bu devirde erkeklerin nefsani anlamda çağ atlatıldığı bu asırda çok zor.

            bu nedenle kadınlara kendi başınıza mutlu olabilirsiniz deyip feminizme hizmet etmeyin ayrıca fıtrata aykırı şeylerde söylemeyin zira vebalinide unutmayın!

          • eymen diyor ki:

            Tek başına mutlu oabilmekte birşeydir ama, maharet başkalarını mutlu adebilmektir.

  52. zeynep liva diyor ki:

    Bir bekar olarak notlarımı aldım hemen :)

    “Takdir ve teşekkür gönül kapılarının anahtarıdır; kilitleri açar, sevgiyi besler büyütür.”

    • zeliha diyor ki:

      En kârlımız sensin zeynepcim..
      Önceden öğreniyorsun evlilik ilmini..
      Rabbim huzurlu muhabbet dolu yuva nasip etsin sana inşaallah..
      Amin..

      • zeynep liva diyor ki:

        “Rabbim huzurlu muhabbet dolu yuva nasip etsin sana inşaallah”..Amin. duanız için,Allah razı olsun zeliha hanım.İnşallah hayırlı bir yuva kurmak bana da nasip olur.Rabbim sizlerinde yuvasını huzurlu bereketli bol muhabbetli kılsın..amin.

        Selametle kalın

  53. hamdi diyor ki:

    sn. Sema hanım; yazılarınızı dikkatle takip ediyorum;

    1- yazılarınız sanki daha çok çalışmayan bayanların sorunları ile ilgili gibi, görüş ve tavsiyelerinizi çalışan bayanların yapması, iş yorgunluğundan sonra gerekli sorumlulukları yapması oldukça zor… fiziksel olarak bayanlar nazik olduğundan aynı performansı evde göstermesi kolay olmasa gerek diye düşünüyorum.
    çünkü kadında erkek gibi dışarıda çalıştığından karşılıklı beklentiler değişiyor yumuşuyor yada fedakarlık gösterilmesi gerekiyor. peki çalışan bayan olunca erkek herşeyi dört dörtlükmü isyecek yada ondan bundan fedakarlıkmı edecek. yoksa çalışan kadına ekstra görevlermi düşecek yada erkeğe,

    2- karşınızdaki eleştiriyi kabul etmiyorsa, ör:yemek tuzlu olmuş demek bile sorun oluyorsa ne yapmalı,

    3- hata ve sorunu uygun bir dille söylemelimi yoksa görmezden gelinip düzeltmesinimi beklemeli yada kendimizin sorunu düzelterek yapmasımı gerekir.(ör: ev düzenli değil ise hep evi toparlamalımıyız)

    4-eş çalışınca, ev işi, temizlik, çocuk yemek ütü vs. vs. herşeyi kadınmı yapmalı, erkek burada ne yapacak. peygamber efendimizden tavsiyeler ne olur….
    şimdiden teşekkürler

    • tarık diyor ki:

      Önemli sorular, özellikle 2-3-4. 3. sorunun cevabını daha çok merak ediyorum.

      • Sevde diyor ki:

        Kadınlarınızı çalıştırmayın bence. Hele de erkeklerin bulunduğu ortamlarda çalışıp harama girmelerine müsade etmeyin, yarın ahirette hesabı var bunların. Benim aklım almıyor bir erkek nasıl karısının çalışmasına müsade eder, yorgun argın eve gelip yarım yamalak yemek hazırlayıp düşüp yatan bir kadını bir erkek nasıl ister anlayamıyorum ama çift maaşın tadı bunları çekmeye yetiyor sanırım.
        Devlet düzenleme yapmalı bence kadınların bu iş merakı yüzünden kaç erkek işsiz kaç aile aç kalıyor. Eşi belli bir gelirin üzerinde olan hanımların çalışmasına engel getirilsin ya da büyük vergiler alınsın. Onlar yerine işsiz aile reisleri işe alınsın, böylece ülkede işsizlik sorunu çözülür. Ya da maaşlarda çalışmayan eş yardımları artırılsın cazip hale getirilsin, insanlar da karılarını çalıştırmamaya yönelsin, yoksa aile kurumu yok olacak, kaç çocuk ortada kalıyor bunlar yüzünden. Kadının asli görevi para kazanmak değildir, kadınlığını yapsın, anneliğini yapsın, haramdan uzak dursun yeter.

        • tarık diyor ki:

          Güzel düşünceler ama devlet ile ilgilli olanların 100 seneden önce uygulanması zor, o zaman kadar da kıyamet kopar zaten muhtemelen.

          Kadınları çalıştırmayın diyorsunuz da okuyan kadınların yüzde 99′u kocası ne derse desin çalışıyor koca sözü dinlemiyor. Hee başta evlenmeyecek adam çalışmasını istemiyorsa karısnın. Zaten karısının parasına ihtiyacı olmayan zengin erkek öyle kadın buluyor, sorun değil. Geriye karısının çalışmasına ihtiyacı olan(!) erkek kalıyor o da şikayet etmeyecek arkadaş. Karın çalışıyorsa yarım kadınla evli olduğunu bileceksin. O kadının zamanla çalışma hayatında erkekleşeceğini, zamanla bazı erkeklerin bile karından daha kadın olduğunu göreceksin. Heee hem çalışan hem de kadıon gibi kadınlar yok mu var, o ayrı. Bir de adam istemediği halde ben okudum, çalışacağım evde oturmam diyen kadınlar var, o da ayrı bir konu.

          İşin manevi boyutuna gelince, kadının değil çalışması çarşıya pazara tek başına hem de zorunlu olmadan çıkması bile HARAM. Bu tür kadın her an ve saniye hem kendi günah işliyor hem de başkasına günah işlettirdiği için günahı ketmerleşiyor. Zaten cehennemin kadınlarla dolu olması bence biraz da bundan. Gerektiğinde tepeden tırnağa çarşaflı kadın bile bu haramı kazanıyor, topuklu giyip sütçü beygiri gibi ses çıkartırsa yürürken mesela. Bazı alimler, ahir zamanda kadının çalışmasına sadece ve sadece o kadının, bir insanın hayatında yapabileceği en büyük ibadet ve yaratılış gayesi olan “Emri bil maruh neyhi anil münker” diye ayette geçen islama hizmet yaparsa kısmen caiz olabileceğini, bu durumda bile yine haram işleyeceğini, başkasının kendisi sayesinde harama gireceğini bununla beraber tövbe ederek Allah2dan dinine hizmet ettiği için af dilemesi gerektiğini, dilerse Allahın affedeceğini söylüyor. Yani nereden bakarsan bak, ne olursa olsun kadının çalışması HARAM dır.

          • eymen diyor ki:

            “Yani nereden bakarsan bak, ne olursa olsun kadının çalışması HARAM dır.” Nasıl!
            Kadınların çalışmasına prensip olarak karşıyım. Ama bir anaokulu öğretmenliği, kız kuran kursu hocalığı, kadınlara yönelik sağlık hizmetleri gibi konularda kadınların çalışması gerek. Ortamlar uygun ve çalışma şartları (yarım gün vs.) hale getirilmelidir vs. tamam. Sorun küçük çocuğu olan hanımlarda daha fazla. Bence on yaşından küçük çocuğu olan kadınlar kesinlikle çalışmamalı, çalıştırılmamalı, gerekirse devlet çocuk bakım maaşı versin onlara da.

          • tarık diyor ki:

            eymen üstad o cümleyi kendim söyleyecek kadar cesur ve ahmak değilim. kız kuran kursu hocalığını ayırmam lazım tabi de diğerleri de sıkıntılı. Kuran kursunda da olsa ki bazısnın yöneticisi erkek oluyor vs. Yani ölçü; kadının nerede olursa olsun yabancı erkekle aynı ortamda bulunmamasıdır. Kuran kursu da olsa. Kursta olmaz, kursa giderken minibüse biner yine sıkıntı. Dediğim gibi dine hizmet amacı varsa diyor alimler tabi bunun da ölçüsünü kişi kendisi koyamaz, o zaman o günaha tövbe eder ve affedilmeyi bekler.

          • tarık diyor ki:

            eymen’e. Arabistanda kadınların araba sürmesinin yasak olması bu mantıkladır. Tmelinde doğru bir uygulama ama şekilsel tabi. Kraliyet ailesinde esrarkeş alkolik fuhuş meraklısı olanlar var.

          • eymen diyor ki:

            En iyisi sayın yazarlar kadının çalışması konusuyla ilgili bir makale yazdıklarında bu konuyu etraflıca irdelemek, şimdi pek konu dışına çıkmayalım.:)

          • Ahir Zamanda Erkek Olmak diyor ki:

            tarık kardeşim..kadının çalışmasının yada daha doğrusu tüm insanlığın çalışmasının ana sebebi nedir?
            cevap:Maişet=para gerisi teferruattır..

            peki yani bugün “emri bil maruf ven nehyi anil münker” yapma zihniyetiyle okuyan kaç kız var çalışan kaç kadın var?

            peki bu kur’anın emrini yapmak için illa çalışmak mı gerek? el an her halde çarşıda sokakta pazarda komşuda akrabada bu gayet yapılabilir..açık saçık bir akraba kızında kadının tesettürü anlatması zaten emril bil maruf değilmidir?

            anlayacağın bu tür şeyler minareyi çalanın kılıfını hazırlamasıdır..

            bunlar tipik söylemler bak ben sana bir kaç tane daha yazayım:
            -ilim kadınada erkeğede farz değilmi?e bizde bundan ünv.okuyoruz.
            -e hz.peygamberin eşleride çalışmamışmı sosyal hayatta bulunmamışmı bizi eve kapatamazsınız.
            -hizmet yapacağız açık saçık bir bayanın mı okulda öğrencilere ders vermesi bizim gibi tesettürlülerin mi? vb..uzatılabilir..

            işte bu tip dini kılıflar altında mazeretlerle sosyal hayata atılmaya çalışıyorlar..

            biri siz yanlış yapıyorsunuz diyincede kadın düşmanı deyip yaftalıyorlar!
            .
            yani demem o ki çalışmanın illeti =para dır…gerisi teferruattır..kadın hizmet yapıyormuş verme bir ay maaşı ben göreyim hizmeti!

          • fati diyor ki:

            Dini hükümleri nasilda kolay veriyorsunuz. kim demis kadinin helal dairesi icinde calisamiyacagini delil veriniz lütfen. ayet, hadis.
            eger kadin tesettürünü uyguluyorsa ve namahrem erkekle BIREBIR kapali bir mekanda kalmiyorsa (ki bu halvet oldugu icin haramdir) calismasinin neresi haram olacak.? kadina bakan yoksa nafakasini nasil temin edecek? dilenerekmi??
            Birde ileriye giderek carsiya pazara cikmasinada haram demissiniz bu nasil bir mantik anliyamadim vallah!!
            eger erkek tesettürlü bir bayani görüp aklindan seytanlik geciriyorsa bu erkegin günahi kadinin degil!
            eger kadinda kötü bir niyet, erkekleri bastan cikarmak, cilveli davranmak gibi bir davranis yoksa, kesinlikle bu saydiklariniza haram diyemezsiniz.
            kadinin edebiyle mesruh olan konulari erkeklerle konusmasinin hic bir sakincasi yoktur (birebir kapali bir mekanda olmadikca). Bunun sahabelerde peygamber hayatinda örnekleri coktur.

            helale haram demek cok tehlikeli bir durumdur. lütfen dikkat edin!
            ilimsiz fetva vermek lanetlenmistir!

          • tarık diyor ki:

            fati’ye, gıcık olduğum bir tarzdır ama başka da söylecek şekli yok, kütübü sittedeki hadisleri açıklamasız dahi okursanız o anlattıklarımdan daha da fazlasının orda olduğunu görürsünüz, söylediklerimi kafadan atacak kadar cesur ve cahil değilim. Acı ama gerçek.

          • fati diyor ki:

            Benim tepkim sadece hüküm verme noktasinda gördügüm yanlislik, yoksa asla kadinlar calissin demiyorum ve bu düsünceyi savunmuyorum.

            acik nass olmayan birseyde bizler kim oluyoruzda HARAM diyoruz??
            beni rahatsiz eden nokta bu. kadinin evinde durmasinin daha hayirli oldugu malum bunu kimse tartismiyor zaten. ama haddi asarak tavsiye edilen seylerin aksini yapmaya haram asla diyemeyiz.

            bu dini yönden sakincali hemde cok sakincali.
            lütfen dediklerimize dikkat edelim.

          • tarık diyor ki:

            fati’ye ben size kütübü sitte diyorum siz hala açık nas diyorsunuz:)

            Kur’anın hangi ayetinde 5 vakit namaz vardır?

            Arkadaşlar önce temel dini bilgileri öğrenelim, son sonra yazalım. İslami emir yasaklar şu şekilde vaz edilir.

            1-Kuran
            2-Sünnet,
            3-İcma
            4-Kıyas

            Benim işim değil size delil getirmek, merak eden kütübü sitteye bakar, oradaki hadisler dehşet vericidir. Oturup Kütübü sitteyi okuyan bir kadın zaten sokağa çıktığında başına taş düşecek diye ödü kopar.

          • fati diyor ki:

            acik nass sadece ayet anlamina gelmiyor. hadislerde nassdir.
            genel bir kural vardir. bir iddia ortaya atan delilini getirir. kisitlamayi getiren sizsiniz.. delili getirmesi gerekende sizsiniz. sizin ortaya attigiz dogruluguna inanmadigim iddianin delilini ben neden bulayim?

        • Ahir Zamanda Erkek Olmak diyor ki:

          çok güzel düşünceler..eğer bir hanımsanız ve bunları açıkça söyleyebiliyorsanız valla helal olsun derim..
          bazen bu güzel düşünceleri bir hanım olarak ne olur şakada olsa senaryoda olsa kurguda olsa yeterki söyleyin ya artık feministlerden gına geldi!bir mümine hanımda bunları duymak ne güzel bir bilseniz…

          Allah(c.c) sayılarınızı artırır …İnşAllah…

          • çalıkuşu diyor ki:

            “Yani nereden bakarsan bak, ne olursa olsun kadının çalışması HARAM dır.”

            “kız kuran kursu hocalığını ayırmam lazım tabi de diğerleri de sıkıntılı. Kuran kursunda da olsa ki bazısnın yöneticisi erkek oluyor vs. Yani ölçü; kadının nerede olursa olsun yabancı erkekle aynı ortamda bulunmamasıdır”

            (alıntı tek bir kişiden yapılmış olmakla birlikte sorularım geneledir, yargılamak ya da eleştiri amaçlı değil meraktan ötürü sorulmuştur)

            peki kadınlarınız hastalandığında kadın doktor arama telaşı yersiz midir?

            anaokulu öğretmenliği, rehabilitasyon hizmetleri gibi alanlarda bir sürü veletle uğraşan kadınların sabrını ve şefkatini üstlenebilecek merhametli erkeklerin sayısı çok mudur?

            şu an aklıma gelmeyen ama kadın eli değse daha makbul olabilecek hizmetler için kadınların hayattan bütünüyle el çektirilmesi mantıklı mıdır?

            diyeceksiniz ki bizim bunlara sözümüz yok ama şartlar uygun değil, okullar karma, yöneticiler erkek(!) toplu taşıma araçları karma, vs vs. peki yakın gelecekte bu şartları değiştirme olanağı var mı? karma olmayan okullar, kadın ve erkeklere özel hastaneler ve işyerleri hatta ulaşım araçları türkiye’ de mümkün olabilir mi? şu an için oldukça ütopik!

            ben doktorum, kadın hastaların karşılarında tesettürlü bir doktor bulmaları onları inanılmaz rahatlatıyor ve mutlu ediyor, dualar alıyorum. ama bu aşamaya gelene kadar karma okullarda okudum, karma ortamlarda çalıştım ve çalışıyorum, ve yöneticimiz erkek. sanırım tek avantajım arabamın olması (karma yolculuk yapmak zorunda değilim). peki bütün bunlara rağmen çalışan kadından hayır gelmez kadının yeri evidir, kadının tek derdi kendi parasını harcayabilmesidir vb yaklaşımlar sergilenmesi hoş mudur?

            (yazılacak ve tartışılacak çok şey var aslında ama konuyu dağıtmadan parça parça yazsam daha iyi olacak sanırım)

          • Ahir Zamanda Erkek Olmak diyor ki:

            fati kardeş..islamda kadının çalışmasını engelleyen açık bir nass(ayet-hadis)yoktur..

            lakin kadının çalışmasına ÖZEL BİR TEŞVİK te yoktur..

            bizler hep bu noktayı yanlış yorumluyoruz..kadının çalışmasına engel nass yoktur diyoruz ama özel bir teşvikte yoktur demiyoruz.!

            bilakis islam kadını eve davet ediyor anneliğe davet ediyor ama feminizm,modernizm,kapital sermaye sokağa davet ediyor erkekleşmeye davet ediyor!bizimde derdimiz bu tehlikeleri bertaraf etmek için islamın unutulmaya yüz tutmuş yada bilindiği halde uygulanmayan prensipleri tekrar gündeme getirmektir.

            ayrıca islamda kadının çalışması Asli değil ARIZİDİR…yani zaruretlere binaen kadın çalışabilir..

            kadın keyif icabı maddi ihtiyacı olmadığı halde bir işe girmesi başka ihtiyacı olan bir işsiz erkeğin hakkına girmek olmuyormu?

            bugün çalışan kadınların kaçta kaçı gerçekten maddi olarak zarurete binaen çalışıyorlar!

            kendimizi kandırmayalım..lütfen…

          • iclal diyor ki:

            Aslinda burada gordugum kadari ile cogumuzun kadinin calismasinda karsi oldugumuz sey yine tesettur olayina gelip catiyor. Biz turk kadinlari oyle bir giyiniyoruzki,( ben yurt disinda yasiyorum) disarida bizi gorenler turk oldugumuzu anliyor. cunku diger muslumanlarin giyimi bize gore cok cok daha sade. Aslinda tesettur diye kendimizi kandiriyoruz.Tesettur magazalarina bakin Allah askina tesetture uygun olabilecek kac kiyafet bulabilirsiniz. vucut hatlarini belli etmeyecek, renkler dikkat cekmeyecek.. hepimiz biliyoruz ama uygulama yok.
            iste bu kiyafetle disari cikan kadinin calismasindan bahsedildiginde elbette ister Kuran kursu hocasi olsun ister doktor olsun, ne farkederki…
            Ama diger turlu sartlar uygunsa, evdeki sorumluluklarini aksatmayacaksa diger isler de de calisabilirdi..
            Kisacasi bizim temel problemimiz tesetturumuz…Rabbim hepimizi seytanin aldatmasindan korusun ins..

Yorum yapın