Makam Sahiplerine

01 Mayıs 2017Gonca Anıl16 Yorum »

gonca-profil (1)Çocuklarla eski resimlere bakıyorduk. Aaa bebekmişim, aaa anasınıfına gidiyormuşum, derken… 10 yaşında makam koltuğuna oturduğum resim çıktı karşıma.

Nedendi bilmiyorum ama yaşadığım ilçedeki lisenin müdür koltuğuna oturmaya hak kazanmıştım. Ve bir günlüğüne lise müdürü olmuştum. Koskoca müdür… Resimlere uzun uzun baktım, yüzümde hiç gülümseme yok. ‘Makam’ demek, ‘büyük insan’ olmak demek, böylesi bir şeymiş demek ki resim çekilirken gülememişim.

O günden ne hatırlıyorum diye zorladım zihnimi… beni maskot gibi yanaklarımdan sıkıştıran liseli abiler, ablalar… En güzeli de çekmeceden çıkan yuvarlak çikolatalar… Sırf onlar için ömür boyu o koltukta kalabilirdim. Hatta o koltuğu benim için boşaltmalarına gerek yoktu, bir kutu çikolatam olsa ömür boyu yetecek gücü içimde hissedebilirdim.

Yine geldi, geçti 23 Nisan… Yani Çocuk Bayramı… Kim bilir kaç çocuk buyur edildi makam koltuğuna. O çok saygıdeğer büyükler lütfettiler çok değerli(!) zamanlarından, unvanlarından.

Neden acele ettirilir çocuklar, büyümeye neden özendirilir? Oysa hayatın bütün tılsımı çocuklukta gizli… Ne kadar çocukluğunu yaşamadan büyürse insan, o kadar yoksunluk yaşamıyor mu?

Bizi büyütmeye ve kendi sıkıcı dünyalarına çekmeye çalışan büyükler, çocuklara saygı duymak adına yapıyorsa bunları, neden hiç yanımızda olmadılar? Sınıflara gelip de sıralarda yanımıza oturanları hiç gördük mü mesela? Küçükken, bir müdür, sınıfta yanımda otursa, benimle sohbet etse, gülse, çocuklaşsa… kendimi daha değerli hissedebilirdim. Orda ait olmadığım bir siyah koltuğun yabancılığını yaşamaktansa, çocuk dünyamda misafir ağırlamak daha keyifli olurdu eminim.

Yakınlarımıza gelenler oldu da, hep protokol koltuklarında ve hepsi bize güç ispatındaydı. Devlet büyüklerinin yanımıza gelmesi demek, saatlerce güneşin, yağmurun altında dikilmek demekti. Beyaz çoraplarımızın oyundan değil, ayakta beklemekten griye dönmesi unutulmaz anılar bıraktı, evet, “küçüksün, güçsüzsün, ezilmeye mahkumsun!” Boyu kendisinin üçte biri,  yaşı kendisinin beşte biri olan canlıya hükmedene “yetişkin” deniyor işte.

Hayal bu ya… Bir Çocuk Bayramı da makam sahibi yetişkinler, bir gününü çocuklara ayırsa. Gömleği dışarı çıkmış, bir topun arkasında koştururken görebilsek onları ya da tek ayak üzerinde zıplarken, ya da ellerini uzatmış çocuklarla taş, kağıt, makas oynarken… Çocuklar gibi gülebilseler sıradan bir cümleye, bir çikolatayla mutlu olabilseler…

O büyüklük sevdasından bir süreliğine de olsa vazgeçip çocuk dünyasında kalabilseler, çok saygıdeğer yetişkinler. Ve çocukla olmanın saygınlıklarını azaltmayacağını, tersine en yüce kalplerde taht kuracaklarını bilseler. Güzel olurdu, değil mi?

Uçuk bir hayal, evet, farkındayım… İyi ki hayaller var

Okunma Sayısı : 2.299

Yorum yapın

“Makam Sahiplerine” için 16 Yorum

  1. .../nisa diyor ki:

    Bu konuyla ilgili farklı açıdan güzel bir örnek. Adana emniyet müdürlüğü lösemi hastası 5 yaşındaki bir erkek çocuğunun hayalini gerçekleştirmek için polis kıyafetleri giydirdi polis arabaları eşliğinde emniyet müdürlüğüne getirildi komiser gibi saygıda bulunuldu sonrada makam koltuğuna oturtuldu. Bir komisermiş gibi davranıldı hediye verildi.
    Bence bir küçük gönüle girmişlerdir.

  2. Abdullah hasan diyor ki:

    Gerçek bilgi eksikliğimiz mi eksik, İhlas mı eksik bilmem ( ?) fakat Yürek denen her neyse bir o eksik bir o. Ben Bir Müdür veya başka yetkili bana geçici, hiç bir yaptırım iredesi olmayan bir emanetçilik koltuğu vermesini istemem hatta kendime saygısızlık aklederim. Naylon bebek , nasılda sırıtıyor. Ben isterim ki ders işlendiği veya her nerde bulunuyorsa çocukların bulunduğu ortama girecekler, (o koltuğu çocuklara veren o çok büyüklerimiz) çocukların hayat akışını hiç bozmadan onların haline katılacak, hiç bir çocuk kendi tabiiliğini bozmadan davranışını sürdürecek. Bu 23 nisan da Bir okul da bir Millet vekilinin katıldığı törene katıldım. Ah ulan ahhhh, ağlamamak elde değil. 1000-2000 kişinin katıldığı törende bütün çocuklar o millet vekilinin gelip gitmesine göre aktivetelerine yapabilmeleri , Yürekli insanların oluşturacağı bugünkü çocuklara bir artı katacağına ihtimal vermiyorum maalesef. Neler çektik Allahım bu sığlıklardan sen şahitsin Ya Rabbim. Galiba ben daha çok hayallerle yaşayacagım heralde.

  3. M. diyor ki:

    Gonca hanım yüreğinize sağlık ALLAH razı olsun.Hemen sonra yapılan yorumlar konuyu nereye getirmiş.Önce kendimize bakalım incelelim kalbimizi çalıştıralım.Başka ülkeler başka dinler konusuna nasıl bağlıyorsunuz bu yazıyı .Kaçtane böyle bir yazı gördünüz.Başka din ve ülkelerin neler yaptığını ve geçmişini bilmiyormusunuz?

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Sayın M.

      Şöyle bağlanıyor. Konu makam sahibi olmaktan ve o makam sahiplerinin yapması gerekenlerden açıldığı için yorumlarda çocuklarımızı makam sahibi yapmak üzere yetiştirirken “bizim adam” olmak üzere değil tüm ülkenin adamı olmak üzere yetiştirmek gerektiğini, bizim adamların mahsurlarını ve bizim adam olmadınlar herkesin adamı olsunların önündeki engelleri yazdık. Bu bütünlüğü göremiyorsanız ya da görmek istemiyorsanız bir şey diyemem…Farklı bakış açılarının dünyamızı geliştirmesi dileğiyle…

  4. Gulpembe diyor ki:

    Ve bu da “cocuklari lutuf buyurup koltugumuza oturttuk , ehu ehu ehu efenim” gibi komik ve aci bir kibirle yapilir cogu zaman.
    Yasadigim memlekette cocuk bayrami diye kutlamiyorlar ama cocuklar icin bazi ozel gunler oluyor. O gunlerde sair,yazar, dusunce ve sanat adamlari okullara gelip cocuklarla muhabbet ediyorlar. Cunku amac koltuk kapacak “bizim elemani” yetistirmek degil, dusunen iyi insanlar yetistirmek.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Gülpembe Hanım.

      Dünyanın neresinde görülmüştür maraba kısmısının düşündüğü :)

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Öyle bir hak verirmi ağa… Dünyadaki düzen kurucular… Ağalar…

        • gulpembe diyor ki:

          Fatih bey , bu konuda hakliniz; insanin midesi nereden dolarsa fikirleri de cogu zaman ordadan beslenir , beslenmek zorunda birakilir. Fakat Turkiye ile batida bence soyle bir fark var; bati bireyi one cok cikariyor. Burada herkes kendi cabasiyla birsey yapmak zorunda, o yuzden rekabet ve ilerleme daha cok, dusunce tembelligi de yok, insan olarak genelde daha ozgur ve hosgorululer. Fakat Turkiye ve musluman cografyasinda aidiyet daha kuvvetli bir bag, yani her gurubun bir lideri olacak, herkes de onu takip edecek, bu insanlari daha guvende hissettirse de , netice olarak farkliliklara tahammulsuz kendisinin yerine yeterince dusunuldugu icin kendisi dusunce tembeli kalan, hazirci, arkasi saglam olanin guclu oldugu,ilerlemenin ya az yada hic olmadigi bir toplum ortaya cikiyor. Ben ikisinin ortasinda durulmasi gerektigine inaniyorum. Bati da, musluman cografyasi da hatali. Yani ne aidiyetimizi koparip batidaki gibi asiri bireycilik ile yalniz ve sosyal krizlere karsi asiri duyarli bir toplum olmali, ne de bireyin sozunun degil, suruye katilanin deger gordugu, farkli sesleri aninda yok edip dislayan,bu sekilde de kutuplasmanin ve birbirine kirdirilmanin cok kolay oldugu bir asiri aidiyetcilik olmali.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Gülpembe Hanım.

            Tespitlerinizi doğrulayacak kadar bilgim yok ama yazdıklarınıza katılıyorum. Nasıl olması gerektiği konusunda fikirlerinizi açıklamışsınız. Bana da mantıklı geldi ama illa ki bu durumların İslam’da karşılığı vardır, ayetle hadisle diye düşünüyorum. Benim değerlendirecek kadar bilgim yok. Siz de fikrinizi bu rehberler ışığında yazdıysanız bizim için daha kuvvetli referans olur. Diğer türlü bazen çok mantıklı olduğunu düşündüğümüz fikirler oluyor ama özünde yanlışlar ihtiva edebiliyorlar. Newton fiziğine inanan insanların söyledikleri mantıklı gelirken bir bakıyoruz görelilik kuramı yanıldıklarını ispat ediyor.

            Bu konuda sevdiğim bir söz vardır. Denir ya Din kitlelerin afyonudur diye. İslam özünde afyon değildir. Tam tersi insanı uyuşturmak yerine bilincini zinde tutmayı teşvik eder. Peki geleyim asıl noktaya. Bizler namazlarımızı okuduğumuz ayetlerin manasını bilmeden kılarsak, cennetin mücdelendiği ayetlerde imam ne acıklı okuyor diye ağlarsak umm diye oturup nefsini terbiye edeceğini düşünen meditasyon yapanlardan farkımız kalır mı? Fatiha suresinin son ayetinin anlamı nedir? Tespihatta Subhanallah ne demektir? Anlamı bilinmeyerek yapılan dualar ile sihirbaz amcaların abrakadabra demesi arasındaki ilişki nedir? Biz Allah’ın bize verdiği inanma duygusunu gereğince yaşıyor muyuz? Yoksa vicdamızı rahatlatacak bir unsur gibi mi görüyoruz? Bizim Allah diye kükreyen aslan videomuza karşın hristiyanlar içinde haç şekli olan domates bulduk dediğinde yoksa sizin dininizde de hikmet var diyeceğiz.

            Bu soruların muhatapları Allah’a en sevdiği hayvanlarından mahsüllerinden vermeye kalkan Hz. Musa’nın Allah peynir yemez diye hevesini kırdığı çoban gibiler değil. Bu soruların muhatapları Allah kendilerinden kurban istediğinde meyve-sebzelerin çürüklerini ayırıp O’na sunmayı düşünebilecek kadar kafası çalışan uyanık geçinen insanlar. (Ben de dahil.)

          • gulpembe diyor ki:

            sadece fatih bey,

            dinler tum dunyada kotu insanlar icin satisi en zahmetsiz, ve en cok para getiren bir kazanc kapisidir maalesef.
            bu anlamda kitlelerin afyonu olarak somurulmeye de musaittir. bunun en tehlikeli hali dinin devletle isbirligi yapmasidir. tum dunyaya bakin, din ne zaman devletle is birligi yapsa en buyuk zarari din ve dindarlar alir. cunku devlet “cici”birsey degildir. guc ve menfaatlerin carpistirildigi bir savas alanidir.kimseye yar olmaz. kimse devleti ele geciremez;hic bir tarikat,cemaat hicbir camia ..devlet onlari ele gecirir ruhlari duymaz. onlari kullanir kullanir kullanir posasini cikarip atar, bu tum dunyada boyledir. o yuzden irfan sahipleri devlet adamlariyla iliskilere dikkat edilmesini ogutlemis, kalbin rahatligini da bu insanlardan uzak durmada gormuslerdir. zaten Kurani Kerim %99.99 ahlak kitabidir. siyaset %1 bile etmez. eger muslumanlar tum gun siyasi dedikodularla vakit olduruyorlarsa kutsal kitaplarindan haberleri yok demektir.
            diger ilgili yazdiklariniza da aynen katiliyorum.

            selamlar.

          • Yahya diyor ki:

            Gülpembe hnm,

            Maalesef yanlış düşünüyorsunuz.
            Bu söylediğinizi dinler için değil mezhepler, cemaatler için “belki” söyleyebiliriz.
            Ve X dini böyle yapıyor diye, bizim dinimizde böyledir diyemeyiz. Böyle bir genelleme çok yanlış olur. Artı İslamiyet bir din değildir, yaşam biçimidir, komple bir sistemdir. Bizim dinimizde menfaatler; para, çıkar, toprak odaklı olmayıp; müslümanların canını malını korumak, islamiyeti yaymak, ve hizmet götürmek önceliklidir.
            Efendimiz (sav.) zamanında, Peygamber efendimiz örnek bir koca, baba, arkadaş, dost olduğu gibi aynı zamanda bir liderdi, yöneticiydi, komutandı, eğitimciydi ….
            Daha sonra ki “halifelik” dediğimiz kavram ve makam nedir? Bu din işleri makamı değil ki….

            Günümüzde din ve devlet işlerinin ayırılması, daha doğrusu kilisenin kendi menfaatleri doğrultusunda devlete ve halka baskısı yüzünden zuhur etmiş bu seküler düzenin hakim olması ve yine günümüz devlet adamlarının (hatta ehil olmayanların) kendi makam ve görevlerini suistimal etmesi, çıkar ve menfaat peşinde koşmaları dinin suçu mudur?

            Bugün başkanlık sistemiyle beraber, bir çok uzman; hukukun, eğitimin ve yönetimin dinden tamamen arındırılması gerektiğini vurguluyor. Bu mümkün ve kabul edilebilir bir şey mi?
            Sözüm ona siz hem türke kürde hem müslümana museviye aynı standart ve kalitede adalet hizmeti sunacaksınız. Doğruyu ve yanlışı, hakkı ve haksızlığı, adaleti size öğreten kimdir? nedir?

            Dolayısıyla vermiş olduğunuz yüzdelik oranı yanlıştır, hatalıdır, ….hatta iftiradır.
            Size KK’den onlarca ayet gösterebilirim.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Gülpembe Hanım.

            Afyon meselesiyle ilgili bir ayrıntıyı kaçırmayalım. Gerçek müslüman kendisinin din adına sömürülmesini engellemek için bilinçlidir, ilim sahibi olmaya çalışır, rüzgar nereye eserse oraya gitmez. Cemaati güçlensin diye siyasi partilerle anlaşmaz, kendi adamlarına torpil yaptırmaz, çünkü bunun başkalarını sömürmek olduğunu bilir. Bu şekilde kendisini sömürerek önüne geçmeye çalışanlara da gücü yettiğince engel olmaya çalışır.

            Ben kendi nacizane bildiğim şeyi paylaşayım.

            1- İslam’da ruhban sınıfı yoktur, cemaat liderinin her dediği yapılmak zorunda değildir. Din adına koyduğu hükümler için de referans ayet ve hadislerdir. Her dediğini kural gibi anlamak yanlıştır. Kural başkadır tavsiye, öğreti başkadır.

            2-İbadetler Allah ile kul arasındadır ve ikisinin arasına kimse giremez. (Şefaat ve dua talepleri hariç)

            Bizim dinimiz bu sebeple afyon değildir işte. İsteseniz de kimseyi sömüremezsiniz. Ortada sömürü durumu varsa yaşayışımızda sorun vardır, dinimizde değil. Allah’ın ilk emri “oku” değil mi? Peki nasıl yani hangi şuurla okuyacağız, “yaratan rabbimizin adıyla”.
            Peki biz insanlar nasılız? Dünyaya geldiğimizde hiçbir şuurumuz, kendi hayatımızı idame ettirebileceğimiz yeteneğimiz yokken evvelinden de sadece bir embriyo iken yetişkin olup palazlandığımızda “nankörlük” yapıyor muyuz? Din adına önümüze bir şey konulduğunda doğruluğunu ayet ya da hadisle teyid ediyor muyuz? Yoksa ayetleri işimize geldiği gibi eğip büküyor ya da bir kısım ayetleri inkar edip bir kısmını kabul mü ediyoruz?

            Diğer dinler İslam gibi değil. Kast sisteminden tutun da günah çıkartan papazlara, ayet yani kural koyan hahamlara bakarsak insanları sömürmek için neler yapabileceklerini görürüz.

            Çok şükür İslam hak din olduğundan bunlara müsade etmiyor ve yine Allah’ın lütfu, çok şükür müslüman memlekette doğduk…

          • gulpembe diyor ki:

            Kurani Kerim ne buyuruyor ki”Aldatıcılar sizi Allah ile aldatmasınlar.”
            demekki somurmek isteyenler herzaman olacak, caresi sizin dediginiz gibi, egitim, akil, dua.

            ayrica daha oncede konu edildigi icin tekrarlamak isterim. bizim ozelestirilerimiz tamamen “dabak sevdigi deriyi yerden yere vurur”misali, dostcadir. hicbir elestiri islamin kendisine zarar veremez. cunku kusur varsa islamda degil , muslumanlardadir.
            “halimize bakip da deme ki budur Kuran
            Kuran Islamiyettir, musluman ona uyan”..

          • gulpembe diyor ki:

            Yahya bey,

            islam bir dindir. Din arapca da yol, yasam bicimi anlamina gelir zaten. din degil, yasam seklidir diye ayrica belirtmeye luzum gormedim.

            Neden Kurani kerim ahlak kitabidir dedim?
            Peygamberimiz “din guzel ahlaktir”buyuruyor. Kitabimiz “elbette guzel bir ahlak uzeresin”diye hitap ediyor elcisine. Anlami soyle;

            Sen, kesinlikle yüce, büyük, faziletli, saygıdeğer bir ahlâkı, insan tabiatına uygun üstün bir hayat tarzını yaşamaya, benimsetmeye, öğretmeye, savunmaya memursun/boylesin ve bunun uzere calisirsin.

            Farkli gorusler olmakla beraber Kurani kerim de kabaca 6666 tane ayet var, ahkam ayetleri dedigimiz ; yargi, devlet, ceza ,aile, borclar ..vs hukuku ile ilgili olanlar ancak 317 tanedir ve incelendiginde hepsi yine ahlaka vurgu yapar; adalet, vefa, sagduyu, kanaat, fadakarlik, tevazu…itikat/ibadet bile ancak ihlas olursa kabul gordugu icin yine ahlakla ilgilidir.

            Mesela hadislerde dindar devlet adami degil ,adaletli devlet adami gecer; demekki vasif onemli. Amac insanlarin iyiligi, herkesin Allaha yaklasabilmesinin yollarini acmak, engelleri kaldirmak. bunun Adina falanca filanca rejim demenin onemi yok. Toplum hazir olunca zaten gerisi de gelir. Mesela bir arkadasin esi amerikadaki vergi sistemini arastirmisti, dedi ki tamamen osmanlidan kopya yapmislar, ser’i olculere mutabik bir sistem diye anlatmisti. Ben detayini bilmiyorum.

          • Yahya diyor ki:

            Gülpembe hnm,

            çok uzağa gitmeye gerek yok “islam” kelimesinin anlamına bakmanız yeterlidir. Benim takıldığım nokta KK’i sadece ahlak kitabı… içinde %1’de siyaset var yok demeniz. Bazı ilahihiyat proflarının hikaye kitabı hatta dahada seviyesiz benzetme yapanları da var. [tepkim size değil]
            Ancak bu proflarda benzer mantık silsilesiyle, hikaye kitabı diyebiliyorlar.
            Bu yüzden hata yapmayın, diye uyarmak zorunda hissettim.

            Adl ve adalet birer dini terimdir, bize Rabbimiz öğretmiştir. dindar devlet adamı değil, adaletli devlet adamı dediğinizde “dindarlık” mefhumu zaten adaletin içinde vardır, olmak zorundadır.

            2 dönem “ethic” dersi okudum, daha sonrada buna ikame dersler okudum vs… her seferinde saatlerce tartıştığımız doğru ne yanlış ne olmuştur. Sana göre yanlış olan bana göre doğru…ve aksi. Yani işin içinden çıkılmaz mevzular söz konusu! işin içinden çıkamadıkları noktaları kanun gibi kabul etmişler. Yani bunlar doğrular, bunlar yanlışlar gibi… En çok münazara ettiğimiz noktalar dinin, etik (ahlak bilimi) ‘e müdahalesi. Lafı uzatmadan bir referans noktası almanız gerekiyor, almadığınız zaman veya referans noktasını değiştirdiğiniz zaman tüm sistem çöküyor… e noldu sizin ahlakınıza/etiğinize?

            Size buna benzer onlarca örnek verebilirim…

            Vergi sistemiyle ilgili örneğiniz doğru olabilir. Benzer o kadar çok örnek var ki… mimaride var, haritacılıkta var. Düşünebiliyor musunuz 60’yılların sonunda amerikan ordusu haritalarını piri reisin haritasına bakarak düzeltiyor… bir ara kendi sitelerinde bununla ilgili bir yazı dahi vardı.

          • gulpembe diyor ki:

            yahya bey ,
            ince dusunceniz icin tesekkur ederim.insallah hata etmiyoruzdur.

            dindar insan zaten adaletlidir, demissiniz. dindarlik ne? maalesef insanlardaki algi kuran okudu, hacca gitti, falanca hocaya yakin vb.
            bu sayilanlar bir vatandaas olarak beni ilgilendirmez, yapan Allah icin yapar ecrini O versin. ben, insan yerine konuluyor muyum, vergim nereye gdiyor, egitim, hukuk onunde esit haklara sahip miyim, yonetim seffaf ve hesap verebilir olmayi onemsiyor mu?bununla ilgilenirim. islamdaki devlet adami algisi da bununla ilgilenir. demek istedigim buydu.
            selamlar.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"Sevgi ile , bulanık ve tortulu sular arı ve duru hale gelir." (Mevlana)

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku