Mesaj ve Maillere Cevap Verme Meselesi

24 Şubat 2017Sema Maraşlı18 Yorum »

7_bDeğerli Okurlarım!

Her gün internet üzerinden pek çok mesaj geliyor. Facebook’ta kırk binin üzerinde takipçi var ve hepsi gerçek takipçi, fazla görünsün diye kandırmaca satın alınmış kimse yok. Sağ olsunlar hepsi gönülleri ile takip ediyorlar. Facebook’tan çok mesaj geliyor. Twitter dan da öyle.

Bir de mail adresime gelen mesajlar var. Ve çoğunlukla dert paylaşılıyor ve “ne yapmalıyım, bir yol gösterin” diye danışılıyor ve doğal olarak da herkes mesajına cevap bekliyor. Maaşallah bârekallah okuyucu çok; fakat cevap vermesi gereken ben bir kişiyim.

Bu mesajların pek çoğuna cevap veremiyorum. Sebepleri:

Birincisi danışanı yanlış yönlendirmekten çekiniyor olmam. Zira mesajla birine yardımcı olmak çok zor çünkü konuyu mesajla etraflıca anlayıp, soru sorup dinleyemiyorsunuz. Konuyu anlamaya çalışırsanız ciddi bir e-posta trafiğinin içine girmek gerek. Bu bile yapılsa yine de yeterli olmaz.

Bir maile bakarak benim danışana çözüm üretmem çok zor. Zira derdini anlatan kişiyi tanımıyorum, kişiliğini bilmiyorum, ailesini, eşini ya da nişanlısını tanımam. Sadece onun cümleleri ve anlattığı bir kaç olaya bakarak tavsiyelerim yanıltıcı olabilir. Danışanı kırmamak için cevap verirsem yanlış yönlendirme ihtimali beni rahatsız ediyor. Bu yüzden lütfen benden mesajla probleminize çözüm sunmamı beklemeyin.

Derdinizi paylaşmak istiyorsanız elbette yazın. Size cevap veremem belki fakat o konu ile ilgili yazı yazabilirim. Mesela en son “Aşk Acısına Çare” yazım cevap veremediğim pek çok aşk acısı mesajına cevaptı. Bunun gibi mesajlar pek çok yazıya konu oldu ve o konudan muzdarip kişilerin de derdini dile getirdi.

Sizin derdiniz de belki bir yazı konusu olur. O konudan dertli olan başkaları da okur, cevaplar kişiye özel cevap olmayacağı için yazıdaki analizler okuyucuya farklı bakış açısı kazandırabilir. Okuyucu yorumları ile zenginleşir ve belki benim değil de bir okurun cevabı derde derman olur.

e-postalara cevap veremeyişimin bir sebebi de zaman konusu.  Zaman çok hızlı akıyor ve istediğimiz pek çok şeyi yapmaya zaman yetmiyor. Geçmişte okuyucularımı kırmamak için yetişebildiğim kadarıyla cevap vermeye çalışıyordum fakat cevap vermeye yetişemeyince yazılarımın altından mail adresimi kaldırdım. Fakat yine de mail ve mesajlar gelmeye devam etti. Eğer bu mesajlara cevap verecek olsam yazı için ayırabildiğim zamanımın büyük bölümü mesaj cevaplamaya gider. Kitap yazmak ya da siteye yazı yazmak için zaman bulmam bile güç olur. Bu yüzden kusuruma bakmayın ne olur.

Cevap vermeyince kırılan okurlar oluyor.Hemencecik “kendini beğenmiş, okuyucuyu umursamaz yazar” oluyorsunuz onun gözünde. İnsanlar hakkında etraflıca düşünmeden çok çabuk karar vermemek iyi olur. Bizim tek işimiz yazmak değil, bir hayatımız var.

Çok mesaj gelen bazı tanınmış kişiler mail adresleri ve sosyal hesapları için biriyle anlaşıyorlar, o kişi cevap verip sosyal ağlarda paylaşımda bulunuyor. Ben bunu tercih etmiyorum zira insanlar bana en özel dertlerini yazıyorlar bunları başka birinin okuyup cevaplaması bana doğru gelmiyor.

“Bana mail-mesaj göndermeyin” demek istemiyorum bir kaç sebepten. Bu sebepler:

*Yazmak, yazan kişinin konuyu daha iyi irdelemesine sebep olur çoğu zaman, yazarken bile problemin görünmeyen yönleri görülebilir. Ben cevap veremesem de yazarken kişi probleminin çözümünü görebilir. Bazen şöyle not düşen okuyucular oluyor. “Bunu şimdi size yazarken fark ettim.”

**Derdini sadece paylaşmış olmak bile insanı rahatlatır, buna engel olmak istemiyorum.

***Aile konusunda yazan biri olarak kadınlardan ve erkeklerden gelen, hayatın içinden yaşananları anlatan pek çok mesaj benim bakış açımı genişletiyor.

Kısaca yazın fakat cevap beklemeyin. Çok mu şey istiyorum:)

Sadece bu kadar da değil bir de bir kaç ricam var.

***Lütfen çooook uzun sayfalarca yazmayın ve yazarken ara boşluk koyun, paragraf yapın, bazen okuyabilmek için boşluk koyup düzenlemem gerekiyor.

***”Ne dersiniz boşanayım mı?” ya da “Nişanlımdan ayrılayım mı?” gibi sorular sormayın. Kendiniz için bu kadar önemli bir konuda ben nasıl cevap verip sorumluluk alabilirim.

***Sorularınıza cevap almanızın en kolay yolu özel bilgilerinizin çıkarılıp, danışmak istediğiniz sorunun sitede yayınlanmasına izin vermeniz olur. O zaman soruyu cevap vererek yayınlarım, okuyucuların yorumları ile pek çok kişinin görüşünü de almış olursunuz. Sizin sebebiniz ile hem sizin hem de başkalarının yaralarına belki merhem bulunur.

Ayrıca bir sorunuz yok sadece yaşadıklarınızı paylaşmak ve farklı görüşler almak isterseniz yazıp gönderin,  sitemizde Adem-Havvalar da ya da Anlat-Rahatla bölümlerinde yayınlayalım.

***Adresini yazıp ücretsiz kitap göndermemi isteyenler oluyor. Yazarlar kendi kitaplarını bedava alıyor zannediliyor oysa biz de kendi kitaplarımızı satın alıyoruz. Kitaplardan telif aldığımız için kitapların hakları yayınevinin oluyor. Ayrıca kitabın gönderimi için zaman ayırmak ve kargo ücretlerini de hesap ettiğinizde okuyucunun internetten ya da kitapçıdan alması daha kolay. Bu yüzden kitap gönderimi de yapmıyorum.

***Mesajlarda “Allah rızası için cevap verin” “Allah aşkına cevap verin” “Acil çok acil cevap verin” gibi üzerimde manevi baskı kurmaya çalışılmazsa sevinirim:)

Hiç hatırlamıyorum ki herhangi bir şey için bir yakınıma ya da yabancı birine bu sözleri kullanarak bir şey istemiş olayım. Bana söylendiğinde de hep rahatsız olmuşumdur. Niye benim “hayır” deme hakkımı Allah (c.c) ın adını kullanarak elimden almaya çalışıyorsun?

***Ayrıca mesaja telefon numarası yazıp “Allah rızası için beni arayın.” diyenler oluyor. Ben arasam bile telefonla faydam dokunmaz. Kaç saat konuşmalıyım ki konuyu tam anlamalıyım. Hadi çok konuştum o zaman da ben telefonla bir hayat yaşamaya başlarım kendi hayatım kalmaz. Numarasını yazan hiç bir okurumu bu güne kadar aramadım. Lütfen bunu yapmayın.

Bir de benim internetle aram pek iyi değil. Bazen bir süre bakmadığım oluyor. En düzenli yaptığım şey ÇocukAile sitemize gelen yorumları okumak. Mesajlara cevap vermeye yetişeyim diye kendimi internete bağımlı hale getirmek de istemiyorum.

***Bir de genel sorular sormazsanız sevinirim. “Kaynanamı sevmiyorum ne yapayım?” “Eşimle çok tartışıyoruz ne yapayım?” “Evlilik için adım attım neler tavsiye edersiniz?” gibi.  Bunlar mesajla cevap verecek konular değil. Kitaplarımı tavsiye ediyorum fakat bir yandan da sanki cevap vermekten kaçınıp kitaplar satılsın diye tavsiye ediyormuşum konumunda kalmak beni rahatsız ediyor. ÇocukAile sitesindeki yazları, yorumları ve kitaplarımı okuyarak daha çok bilgi sahibi olabilirsiniz.

***Kayınvalide dertleri çok geliyor, olanlara tavsiyem “TATLIYA BAĞLAYALIM” kitabımı ve “MUTLU EVLİLİK OKULU” Kitabımda Aileler bölümünü okuyun. Bugüne kadar faydalanan kişi çok oldu. İnanın bu konu üstüne bunlardan başka söyleyecek fazla bir sözüm yok.

Özetle şunu söylemek istiyorum. Okuyucularıma ve gelen mesajlara değer veriyorum hepsini tek tek okuyorum fakat yazdığım sebeplerden dolayı mesajların çoğuna cevap veremiyorum. Cevap gelmezse kırılmayın, belki bir yazı konusu ile çıkar karşınıza.

Uzun zamandan beri yazılarımın altına e-posta adresimi yazmıyordum fakat bundan sonra cevap veremeyeceğim mesajlara bu yazının linkini göndermeyi düşünüyorum. Bir de yazılarımın altında şu notla birlikte e-posta adresimi yazacağım inşallah.

e-posta adresim: semamarasli@gmail.com-  

not: e-postalarınıza özel cevap istiyorsanız lütfen yazmayın, maillere cevap verecek zamanım olmuyor; fakat derdinizi paylaşmak isterseniz yazın, belki konu ile ilgili bir yazıya vesile olursunuz. Cevap veremediğim okuyucularımdan şimdiden özür diliyorum. Kusuruma bakmayın. Selam ile…

Not: Özel görüşmeler, ücretli danışmanlık yapmıyorum. Bu konuda da çok mesaj geliyor bunu da buradan tekrardan duyurayım.

 

Okunma Sayısı : 5.586

Yorum yapın

“Mesaj ve Maillere Cevap Verme Meselesi” için 18 Yorum

  1. Bahar diyor ki:

    Selamün Aleyküm Sema Hanım. Ne kadar meşgul biri olduğunuzu biliyorum. O yüzden hiç uzatmadan kısaca özetleyeceğim. Umarım sizde bu mesajı okur ve bu konu hakkında bir yazı paylaşırsınız. 

    2 yıllık evliyim. Görücü usulu evlendim ve eşimi çok seviyorum. Evliliğimle ilgili tek bir derdim var ve sorunların hepsi bundan dolayı ortaya çıkıyor. 

    Eşim trip atmayı küs durmayı cok seviyor. En ufak tartışmamızdan en büyüğüne kadar ben onun peşinde koşmadan defalarca özür dilemeden benimle konuşmuyor ! Başlarda sizin kitaplarınızın tamamını okumuş bir insan olarak ” Haklı olmaktansa mutlu ol ” cümlesini o kadar benimsemiştim ki haklı yada haksız olsamda özür dileyip olayı bitirme şeklini benimsemiştim. Uzatmamak ve tartışmamak adına her defasında yanına gidip 

    – Sen haklısın canım. Özür dilerim. Böyle yapmamalıydım 

    demeyi kendime çok görmedim.

    Ama özür dilemelerim yanına defalarca gitmelerim ona sarılmalarım karşılıksız kalınca ne yapacağımı şaşırdım. Kendimi çok çaresiz hissettim. 

    Büyük bir olay yaşadıgımızda konuşmamasını anlarım tabi ama günlük sıradan bir olay, tartışma diye bile isimlendirilmeyen ufak bir ters cümlemi bile kaldıramıyor. Yüzüme bakmıyor. Benimle konuşmuyor. 

    Uzatmak istemiyorum. Sema hanım vaktinizi almak istemiyorum.  Ben aslında eşimin bu halinide kabullendim ama çok yoruldum. Yüreğimde öyle bir yorgunluk, öyle bir kırgınlık varki. Her defasında gururumu hiçe sayıp nefsimi ezmek adına yanına gitmekten ve red edilmekten. Bir zaman sonra tamamen pes etmekten ve yılların acısını umursamamazlığa ve ketumluluğa vererek ailemi yıkmaktan yada zedelemekten korkuyorum. Lütfen bana  ve benim gibi insanlara bir yol gösterin ! 

    Benim davranış şeklim doğru mu ? 

    Ne şekilde davranmalıyım. Artık doğrunun yanlışın ne olduğunu bilmiyorum.

    ( Mesaj gönderdim gitmedi. bende buraya göndereyim dedim. belki görürsünüz. )

  2. Sibel diyor ki:

    Selamun aleykum benim bir sorunum var. Sürekli elimde telefon hiç birakmiyorum. Bu benim canımı sıkıyor. Rica etsem bu konuda çözümü olan var mi

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Aleyküm selam Sibel Hanım.

      İnternet üzerinde yaptığım araştırmaya göre şöyle tavsiyelerde bulunulmuş.

      1-Uygulama bildirimlerini kapatma
      2-Uygulamaları kaldırma(oyun, sosyal medya vb.)
      3-Mobil veriyi kapatma(zorunluluk yoksa)
      4-Telefonda geçirilen süreyi ölçen uygulamaları kurup insanın ne kadar süre harcadığıyla yüzleşmesi
      5-Telefon kullanımını sınırlayıcı uygulamalar kullanma

      Ayrıca tavsiyem sosyal medya yerine yüzyüze görüşmeyi tercih edin. Atıyorum arkadaşınızın bir şeyini beğendiniz mesaj atmayın ya da beğen tuşlarını kullanmayın. Yüzyüze görüşemiyorsanız en kötü arayın konuşun.

      En önemlisi de alternatif uğraşlar hobiler edinmeye çalışın.

      Selametle

  3. Nur Ay diyor ki:

    Sema hanım merhabalar sizin aracılığınız ile bir çok yazar tanıdım takip ediyorum ancak sizin yeriniz bende çok özel.
    Dediğiniz gibi daha önceleri (6-7 yıl kadar önce) maillere mesajlara döndüğünüze bende şahidim :)
    Sizinle tüyap da tanışma fırsatı da yakalamıştım.
    Sizi seviyorum yeni kitaplarınızı radyo programlarını ve fuarları bekliyorum.

  4. çaresiz diyor ki:

    merhabalar, eşim çocukluktan itibaren dayısının çocuğuna bakmış. Ve dayı çocuğunu kendi çocuğu gibi görüyor .Dayısının çocuğu şuan 20 yaşıda bir erkek. Aşırı düşkünlüğü beni rahatsız ediyor. Bunları evlenince farkettim. Uyarmama rağmen aynı şekilde davranıyor. Ne yapmalıyım.

    • Rabia diyor ki:

      aleyna aleykümüs selam ve rahmetullahi ve berekatuğu
      haddim olmayarak durumunuza cevap veriyorum uslup ve cevaplarımdaki eksikleri Rabbim tamamlasın inşaAllah :) gününüz bereketli nurlu olsun ne güzel ki vicdanli ve vefalı bir eşe sahipsiniz ki eşiniz yakın akrabasına kardeşi gibi değer veriyor ki sılai rahim sünnettir ki örnekte verirsek şöyle ki:

      (İslam’da insanlar arası ilişkilere önem verildiği gibi özellikle yakınlardan başlayarak anne ve babanın ve sırayla diğer akrabaların ziyaret edilip gözetilmesi prensibi son derece önemlidir.

      Halit b. Zeyd (Ebu Eyyüb el-Ensarî) hazretlerinden rivayet edildiğine göre bir adâm Hz. Peygamber’e gelerek: “-Yâ Rasûlallah; beni Cennete sokacak bir ibadet söyler misiniz?” dedi… Rasûlüllah şu cevabı verdi:

      “Allah’a ibadet eder ve O’na hiç bir şeyi ortak koşmazsın, namaz kılar, zekât verir ve sıla-i rahm edersin” (Buharî, Zekât, 1).

      Peygamber Efendimizin bu kadar önemle üzerinde durduğu ve yapıldığı zaman müslümanların Cennete girmelerine sebep olacağını haber verdiği sıla-i rahim; her türlü hayır işlerinde akraba ve yakınların görülüp gözetilmesidir. Gerek âyetlerde, gerek hadislerde, bunun, namaz, zekât gibi farz ibadetlerden hemen sonra zikredilmesi, İslâmdaki önemini göstermektedir. Alimler sıla-i rahimde bulunmanın vacib olduğu görüşündedirler. Bunun, terkedilmesi, yani akraba ve yakınlarla olan ilgisinin kesilmesi, büyük günâh sayılmıştır. Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor:

      “Allah’tan korkun ve akrabalık bağlarını kesmekten sakının” (en-Nisâ, 4/I);

      “Onlar ki Allah’ın gözetilmesini emrettiği hakları gözetirler (akrabalık bağlarını devam ettirirler ve iyilikte bulunurlar); Rablerine saygı beslerler ve kötü hesaptan korkarlar…”;

      Fakat Allah’ın tevhit akidesini kabullendikten sonra onu bozanlar ve Allah’ın bağlanmasını emrettiği bağları koparanlar (akrabalık bağlarını kesenler) ve yeryüzünü fesada verenler var ya; işte bunlar, lânet onlara ve yurdun kötüsü Cehennem de onlara” (er-Ra’d, 13/21, 25).)

      buraya neden geldim sıla-i rahimi çıkara dönüştüren Allah rızasından yoksunlaşan kişilerin çok olduğu bir devirde Allah için sevmenin Allah’u tealanın bir rahmeti hayrı olabilceğini açıkca görmemiz gerektiğidir.

      ama şu aşırılıklar dışında Rabbim imtihanının bazen sevdiğiyle yapar mabudu görebilmemiz için ondan Rabbim imtihanını geçen hayr kimselerden eylesin O’nu en güzel şekilde anlayan anlatan hayr kulları arasına bizide gark eylesin inşaAllah.
      eğer eşiniz yeğenine aşırı derece düşkün ve bağımlı olduğunu düşünüyorsanız ki yazınızdan öyle bir sonuç çıkartmadık lakin çocuklara aşırı düşkün aileler bağımlı ailelere hitaben kendinizi muhasebe edecek zaman ayırın veli zatlar gibi yer ve ortam değiştirerek kendinizi muhasebe ederken Allah için düşünün Allahu tealanın sıfatlarını neleri sevdiğini neleri sevmediğini nelerde O’nun rızasını kazanibleceğinizi düşünün böylece yaptınız iş hal hareket helal dairesinde ve rızasında ise nurun ala nur olur ve bereketlenir hiç ummadığınız bir anda dünyada yada ahırette karşınıza çıkar değilse zaten şikayet ve eleştirilerle kendimizi bir samanyoluna sürükleriz ki Allah muhafaza kişinin kendisine yaptığı kötülüğü bir başkası yapamaz

      çaresiz kardeşim eğer bu durum bağımlı halde ise arama motorundan bağımlılık anneler (kişi kendisini sorumlu hissediyor ve anne babası gibi davranıp aşırı düşünüyor ise) ve aşırı korumacılık gibi yazılardaki çözümleri eşinizin önüne uygun anlarda sunabilirseniz bu hallerini görmesinde vesile ışık olursunuz inşaAllah.

      bağımlı kişilere örnek verirsek bir yazıdan alıntı :

      Bağımlı annelerin yada babaların her şeyi, çocukları. Biraz da eşleri ve işleri. Ancak kendileri yoklar. Kendilerini yok edip, her şeylerini çocuklarına veriyorlar. Kendi hayatına önem vermemek, çocuktan sonra hobileri yapmamak, çocuğunun her hareketini takip etmek ve sadece onu düşünmek bu tür annelerde sık karşılaşılan belirtiler. Örneğin iş hayatındaki annelerde işten soğuma ve tahammül eksikliği başlıyor. Çünkü annenin aklı işte değil, çocukta oluyor. Fedakârlık iyi, ancak kendini yok etmediğin sürece.”
      Öyle ki çocuklarına bağımlı annelerin çocuklarında bireyleşememe oranı yüzde 54. Yani bu çocukların yarısı birey olamıyor! Çocuk gelişemiyor, kendi benliğini oluşturamıyor. Bunun sonucu anne yakınmaya başlıyor “Ama hiç sorumluluk almıyor”. Oysa sorumluluk alınmaz, verilir.

      bağımlı annelerin yada kişilerin çocukları yetişkin oldukları dönemde tek başlarına karar almakta, sorumluluklarını üstlenmekte zorlanıyorlar. Kabahati başkalarına atıyor, çatışma çözme ve stresle başa çıkmakta güçlük çekiyorlar. Prof. Dr. Kültegin Ögel, bağımlı annelerin çocuklarının karşı cinsle sağlıklı ilişki kurmalarının da zorlaştığına dikkat çekerek şunları söylüyor: “Çocuk ilişkisinde annesini de sürekli düşünmek zorunda kalıyor. Çünkü anne sürekli onu düşünüyor. Bu durumda eş ihmal ediliyor. Bunun sonucunda aile içinde sorun yaşanıyor. Çocuğun evliliği kötüye gidince anne çocuğu için daha fazla kaygı duyuyor. İyi niyetle başlayan koruma çabası, çocuğu ve anneyi uçuruma doğru götürüyor.”

      gibi durumlar söz konusu ise :
      GAZ MASKESİNİ ÖNCE KENDİNİZE TAKIN: Prof. Dr. Kültegin Ögel, anne değişmedikçe çocuğun da değişmeyeceğini belirterek şu önerilerde bulunuyor: “Önce ilk adımı anne atmalı. Çocuk için ‘şöyle yapsa, böyle yapsa…’ diyen anneler için benim söylediğim tek şey var: Siz değişmeye hazır mısınız? “Ben değişmeyeceğim, o değişsin” demek sorunu çözmüyor. Anne önce kendisine zaman ayıracak. Kendi için bir şeyler yapacak. Hobiler edinecek, arkadaşlarıyla görüşecek. Bu anneler; örneğin çocukları yurtdışında okumaya gittiği zaman büyük sıkıntı yaşarlar. Çünkü hayatları bomboş kalır. Annelerin işte böyle bir durumu hayal edip, yaşantılarını ona göre planlamaya çalışması yararlı olabilir. Temel kural: Gaz maskesini önce kendinize, sonra çocuğunuza takın.”
      gibi yazıları önüne serin ve kendisini muhasebe etmesini sağlayın inşaAllah dua yol vesile oluruz sevgilerle selamlar

  5. Zuhal diyor ki:

    Sema hanim zaten yorum yazarken bi umut okursunuz da cevap verirsiniz diye yazıyoruz şahsen kendi adıma söylüyorum .Hatta beklemediğim için yoruma sizden cevap gelince çok mutlu oluyorum .Sizinle tanışmayi çok istiyorum belki birgün nasip olur

  6. kadir diyor ki:

    Sema hanım, günümüz belli. Siz de bunun için gönüllü bir asistan almaya ne dersiniz? Eminim birçok kişi çıkacaktır.

    • semamarasli diyor ki:

      Kadir bey istersem gönüllü asistan çok bulurum fakat bunu uygun görmüyorum. İnsanlar ben okuyacağım diye yazıyorlar. Siz bana derdinizi anlatan bir mail gönderseniz onu da başka biri cevaplasa hoşunuza gitmez herhalde.
      Sadece asistan olsa seminer ve konferans davetlerine cevap verebilir fakat sonuçta onu da bana sormadan cevaplayamaz. Bu yüzden bu işi de ben yapıyorum.
      Birgün asistan kullanırsam sosyal medya hesaplarımda yazı ve kitap tanıtımları için belki olabilir onu düşünebilirim zira sosyal medya hesaplarımla pek ilgilenemiyorum. Fakat şimdilik onu da kendim yapmayı tercih ediyorum.

      • ﺃﻣﺮ ﺍﻟﻠﻪ ﺍﻹﻟﻬﻲ diyor ki:

        Selam.. düşüncelerinizi Kur’an-ı Mubin’e biraz daha yaklaştırabilirseniz hedef kitleniz kısmen değişecek,, elenecek ve daha da değerlenecektir.. negatif yoğunluklar yerine negatif tepkileri,, sabrı ve Mükafat’ı tercih etmiş olursunuz..

        • semamarasli diyor ki:

          Size de selam olsun. Düşüncelerimi hangi noktada Kur’an-ı Mübinden uzak gördünüz daha açık yazsanız iyi olurdu zira elimden geldiği kadar dinimizin çerçevesi içinde yazmaya çalışıyorum.

          Negatif yoğunluklar tanımlaması fazlaca kibir kokuyor gibi geldi bana. Önce kendi içimizdeki negatif yoğunluklardan kurtulursak iyi olur.

          Okuyucularımız bizim için değerli. Allah’u Tealanın yanında kimin değerli olduğunu bilemeyiz. Fakat kibirli kişinin değerli olmadığını bilecek kadar dini bilgimiz var elhamdulillah. Rabbim kimseyi nefsimizden daha aşağı göstermesin.

          • ﺃﻣﺮ ﺍﻟﻠﻪ ﺍﻹﻟﻬﻲ diyor ki:

            ‘biraz daha’ ifadesi uzak olduğunuz ithamından korunmak için kullanılmıştı.. yanlış anlaşılmış..

            hakkınızda bilgi sahibi değilim.. Din’e olan samimiyetinizi sorgulamak gibi bir niyetim yoktu..

            negatiften kastım: sizin sadece negatif olarak ifade ettiğiniz konuların aslında daha ehemmiyetli seviyeleri etkilediğini vurgulamaktı..

            siz ve okuyucularınız hakkında bilgi sahibi değilim.. bir link vasıtasıyla sitenize yönlendirildim ve ilk okuduğum yazıda ki samimi tarzınız bu ikinci yazıyı okumama kapı açtı.. fakat yanıldığımı anlıyorum.. çünkü henüz dininden emin olmayan ve emin olunamayacağını düşen bir çıkmazın içindesiniz..

            SubhanALLAH’ın Yanı’nda kimin değerli olduğunu bilmeden,, kendimize nasıl değer katabiliriz..

            Muminlerin/Müslümanların,, müşrik/munafık/kafir/fasık vasıflarını Hikmetli Kur-an’dan öğrenmeden/bilmeden hangi cesaretle Din’den İman’dan bahsedebiliriz..

            size,, bir sitenin kıymeti için kurban edilemeyecek değere sahip bir tavsiyede bulundum.. kibir aşağılık şeytandandır.. o,, insanların düşmanıdır..

          • Rabia diyor ki:

            Sema hanım cevabı Allah için vermiş lakin yorum yapan kişi kitleler derken ucu burda olan kitlelere yani yorum yapan bize dokunduğundan Allah için cevap verme gereği duyarak sorabilir miyim? ﺃﻣﺮ ﺍﻟﻠﻪ ﺍﻹﻟﻬﻲ rumuzlu kişi farkında mısınız ki acaba ki bereketsiz olduğunu düşündüğünüz bu kitledesiniz :) maalesef. ehli sünnetten biri olduğunuzu savunuyorsunuz (hükmünüzden bu anlaşılıyor) ki ehli sünnet yolunu peygamber efendimiz sav’in yapıcı eleştirilerinde kafirlerin arasına gitmeyin orası bereketlenmez gibi bir laf mı var? Ahir zamanda sahih hadislere peygaber efendimiz sav.’in yaşantısına bakarsak O (sav) Allahu teala’yı bize sevdirmiş tanıtmış anlatmış hayr yolu O’nun izni inayeti ilen öğretmiş nurun alâ nur olan yüce bir peygamberimizdir sallallahu aleyhi vessellem. Lakin O’nun bu cömertliği sabru halimliği ve nuru dünyada Rabbimin hidayet ettiği edeceği kim varsa o kişiye ulaşmıştır O’nu arayan O’nu bulur O’nu öveni Allah’u tealada över O’nun yolunda gideni Allah’u tealada O yolda muhafaza eder korur elhamdülillah bu günümüze ki Rabbim O’nu anlatan ümmeti yaratmış. İnşaAllah O’nu peygamberimiz sav’i yakınen tanıyan tanıtan anlatan herşeyin başında seven sevdiren yapıcı kimselerle haşr oluruz inşaAllah o kişilerede Allah için konuşmamız duası ilen (önce kendi nefsime söylüyorum) vesselam

        • Abdullah Bir diyor ki:

          ﺃﻣﺮ ﺍﻟﻠﻪ ﺍﻹﻟﻬﻲ rumuzlu’ya…

          Dakika bir gol bir.

          “Selam” ne demek? Bu, rumuzunu bile Allah’ın varlığı ve birliği sececek kadar TAKVA (?) sahibi olduğunu iddia eden (?) birisi için kullanılacak bir ifade midir?

          Bence Sema Hanım ve O’nun ilmi-niyeti konusunda “Fikir” sahibi olmadan önce “İlim” sahibi olmayı dene. O zaman daha cok kaale alınırsın.

          Bende seni senin inandığın Tanrı’nın SELAM’ı ile selamlıyorum.

          Sana da selam…

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Bu yorumları okuyunca aklıma şu iki kardeşin hikayesi geldi.
          (Kaynağını bulamadım, eksik ya da hatalı olduğunu bilen varsa düzeltirse sevinirim.)

          Peygamberlerin birinin zamanında iki erkek kardeş varmış. Bir tanesi hep ibadetle meşgulken diğerinin dini yaşantısı zayıfmış, haramlara düşkünlüğü varmış. İbadetle meşgul olan diğerine devamlı böyle yaparsan Allah seni cennetine almaz diye telkinde bulunuyormuş. Hatta sonraları bu telkin biraz da kibire dönüşmüş.

          Derken ecelleri gelip öldüklerinde kendilerine gidecekleri yerler gösterilirken bir de bakmışlar ki ibadetle meşgul olan cehenneme diğer kardeş cennete gidiyor. İbadetle meşgul olan çok şaşırmış, Allah’a sormuş bu nasıl iştir diye, ben cehenneme gidiyorum o cennete gidiyor. Allah da demiş ki. Sen benim adıma hüküm verdin, ibadetinle övündün. Ben kardeşinin iyi kötü amelini beğendim diye cevap vermiş.

          Uzun lafın kısası, parayla imanın kimde olduğu belli olmaz. İbadetlerimizi Allah emrettiği için ona şükür olsun diye yaparız. Cennet de cehennem de onundur, insanlar hakkında hükmü verecek olan da Allah’dır. İstediğini cennetine koyar. Hiç kimse ona falanca kimsenin amelini görmedik nasıl onu cennetle ödüllendirirsin diyemez. Ya da o kadar ibadet ettim beni nasıl cehenneme atarsın diyemez.

          Sağolsun site yönetimi de aykırı diyebileceğimiz görüşlere bile yer veriyor ki her kesimden insan bir şekilde ilmen nasipleniyor. Devir bir olma devri, ayrışma değil.

          • Rabia diyor ki:

            Allah için katılıyorum Rabbim söylediğimiz sözün ucunu örtüp tartan kalp kırmayan kullarından eylesin o kulları ilen haşr etsin

  7. Emine diyor ki:

    Bu bilgi çok iyi oldu. Özellikle danışmanlık konusu. Ama radyo proğramında eğitimlerden bahsediyosunuz artık yokmu? Yada eğitim duyurularını nssıl öğrenebiliriz? Pazartesiler iple çekiyorum. Ama arşivde çok proğram yok. Teşekkür ederim

    • semamarasli diyor ki:

      Emine hanım, bu yıl henüz eğitim programı yapmadım. Şu sıralar biraz işlerim var. Açarsam duyurusunu buradan yaparım inşallah. Akra da ki programların linkleri yayınlandıktan birkaç gün sonra yükleniyor arşive. İlginiz için teşekkür ederim.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

" Allah erkeğin eşi ile muhabbet etmesinden memnun olur, bundan dolayı ikisine de sevap yazar.Ve rızıklarını arttırır. (Hadis-i Şerif) "

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku