Milletvekili Adaylarına Sorulacak Sorular

30 Nisan 2018Sema Maraşlı25 Yorum »

7_b24 Haziran seçimleri vatana millete hayırlı olsun inşallah.

Milletvekilliği için aday adaylıkları başladı. Memlekete hizmet etme iddiası ile ortaya çıkan aday adaylarına ve adaylıkları netleşenlere ve siyasi parti başkanlarına ve Cumhurbaşkanı adaylarına sorulacak sorularımız olmalı.

Aile kurumu ülkenin çekirdeğidir ve en temel dinamiğimizdir. Aile kurumu görmezden gelinerek ya da üstüne basılarak vatana hizmet edilemez. Dinimize göre aile kutsaldır.

Hangi partiden olursa olsun hizmete aday olanların, aile ile ilgili ne planları var, mevcut kanunlardan haberleri var mı ve meclise giderlerse neler yapmayı düşünüyorlar, bilmek hakkımız.

Aşağıdaki soruları e-posta ile ya da sosyal ağlardan vekil adaylarına gönderelim. Karşımıza çıkıp oy isteyecek vekillere de bu soruları muhakkak soralım.

1-Aile kurumunu güçlendirecek projeleriniz var mı? Aile ile ilgili mevcut kanunlardan haberdar mısınız?

2- “Cinsiyet eşitliği” ya da aynı çalışmaların “cinsiyet adaleti” adı altında yürütülmesi  hakkında ne düşünüyorsunuz? Cinsiyetler eşitlenip ara cinsiyet oluşturulmalı mı? Bir sonraki nesil cinsiyetsiz olmalı mı? Cinsiyetsizliğin aile kurumunu nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz?

3-Hızla artan eşcinsellik hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu şekilde yaygınlaşmaya devam etmeli mi? Eşcinsel filmler sinemalarımızda bu kadar rahat bir şekilde gösterilmeli mi? Televizyon programlarında ve dizilerinde yer alan sevimli gösterilmeye çalışılan eşcinsel karakterlerin çocuk ve gençler üzerinde nasıl bir tesiri olabilir? Çocuklarınızın ya da torunlarınızın eşcinsel olmasını ister misiniz?

4-Fuhuş son yıllarda yüzde yedi yüz artmış. Fuhşun artması bir problem midir? Sizi rahatsız ediyor mu?

5-Genç evlilik hakkında ne düşünüyorsunuz? 18 yaş altı dini nikahla evlenenler cezalandırılmalı mı? İki taraf rıza ile gönüllü evlendik dedikleri halde kızların serbest bırakılıp, erkeklere tecavüzden ağır cezalar verilmesi adalete uygun mu? Suçsa ikisi de ceza almalı değil mi? Ülkemizde zina serbestken dini nikahla evlenenlerin yuvalarının dağıtılmasını ve dini nikahlı kişilerin tecavüzcü sayılıp ağır cezalar almasını halkın çoğunun Müslüman olduğu bir ülkeye yakıştırıyor musunuz?

6-Şiddet hakkında ne düşünüyorsunuz? Şiddete sadece kadınların mı uğradığını düşünüyorsunuz? Çocuklara ve erkeklere uygulanan şiddet hakkında bilgi sahibi misiniz? Kadın hakkını mı insan hakkını mı savunuyorsunuz?

7-İstanbul sözleşmesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Sözleşmenin 4. maddesi ile tam olarak neyi kabul ettiğimizi biliyor musunuz? Ve diğer maddeleri ile Avrupalı dostlarmızın (!) kadına şiddeti bitirme yalanı altında bizlere neleri kabul ettirdikleri hakkında bilgi sahibi misiniz? İstanbul sözleşmesi iptal edilmeli mi?

8-6284 no lu kanun hakkında ne düşünüyorsunuz? Kadınların bir telefonla kocalarını evden attırmasını adalete uygun buluyor musunuz? Her yıl en az yüzbin erkeğin fiziki şiddet olmadığı halde psikolojik şiddet bahanesi ile evden atılması, mahallesine, çocuklarına yaklaşamaması hakkında ne düşünüyorsunuz? Karısı ile barışmak için mesaj atması durumunda hapis cezası alması doğru bir uygulamamıdır? 6284 aile kurumuna zarar veriyor olabilir mi?  6284 devam etmeli mi?

9-Cinsel istismar, kadına şiddet gibi feministlerin köpürttüğü problemlerin çözümleri için ne yapılabilir? Şiddeti önlemek adına yapılan çalışmaların, çıkarılan kanunların şiddeti artırması hakkında ne düşünüyorsunuz?

10-Boşanma ile ilgili problemlerin, yeni evliliklerin kurulmasına engel olduğunu düşünüyor musunuz? Boşanma davalarının bir taraf problem çıkardığında senelerce sürmesi doğru mudur? Boşanmaların bu kadar uzun sürmesi toplumda zinanın artmasında bir etken midir?

11-Boşanmalarda fiili ayrılık süresi, nafaka ödeyemeyenlere gelen tazyik hapsi ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

12-Boşanmalarda ortak mal paylaşımı hakkında ne düşünüyorsunuz? Mal rejimi ile ilgili kanun değişmeli mi?

13-Eski eşe ödenen nafaka hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu konudaki dini hükümleri biliyor musunuz? Nafaka olmalı mı? Ömür boyu mu olmalı? Ayrılmış çiftleri birbirine nafaka adı altında kanunla bağlı ve bağımlı tutmak ya da boşanmada kusuru çok olan eşe, kusuru az olan eşin bakmak zorunda bırakılması insaflı bir davranış mıdır? Bu konu ile ilgili mevcut kanunun değişmesi gerektiğini düşünüyor musunuz?

14-Çocukların velayeti ve haczedilmesi konusunda ne düşünüyorsunuz? Boşanma sonrası velayeti alan tarafın diğer tarafa çocukları göstermemesi ve diğer ebeveynin çocuklarını ancak haczederek görebilmesi doğru bir uygulama mıdır? Bu bir problem midir? Nasıl çözülmeli?

15-Ülkemizde iftiralar serbest olmaya devam etmeli mi? İftira atanlara ceza olmalı mı? Şikayetçinin elinde hiçbir delil yokken iftira yüzünden ağır cezalar alan hapiste olan mazlumlar hakkında ne yapılabilir?

16- Tek taraflı beyan ile adalet sağlanır mı?  Sadece kadın beyanı ile delilsiz, şahitsiz erkeklerin yargılanıp ceza alması, memuriyetten atılması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu sorulara adaletli, makul, mantıklı, vicdanlı, imanlı cevap veremeyenlere oy vermeden önce iyi düşünmek lazım.

Okunma Sayısı : 7.956

Yorum yapın

“Milletvekili Adaylarına Sorulacak Sorular” için 25 Yorum

  1. Cengiz Dalğıç diyor ki:

    Sema hanım sordugunuz tum soruların cevabı huda par da mevcut.islamı referans alan bir partinin tabiki bakış açısı islami olur. Ve biz biliyoruz ki sizinle bizim bakış açımızda farklılık yoktur. Bizim beslendigimiz kaynak belli.Hayırlı geceler.

  2. kadriye ÖZTÜRK diyor ki:

    çalışan bir kadın olarak kadınlar için erken emeklilik hakkı istiyorum bir kadını 60 yaşına kadar zorunlu çalıştırmanın hiçbir mantığı yok hangi kadın torun torba sahibi olduktan sonra çalışmak ister isteyen talep eden kadın personele erken emeklilik hakkı tanınmasını tüm devlet büyüklerimden talep ediyorum.

  3. ISMAİL AYDEMİR diyor ki:

    Dikkat edilmiyor.
    Duyduğum kadarıyla

  4. ISMAİL AYDEMİR diyor ki:

    Gelen cevap ve bilgilere teşekkürler. Kısmen bunları biliyodum. Lakin bi tanıdık daha büyük yaşlarda anne yanındakine nafaka ödediğini söledi. Islâm hukuku amenna basim ustune. Küçükken eyvallah. Buluğ veya belli yasada dikkat ediliyor. Lâik medeni kanunlarda.

  5. yavuz diyor ki:

    sema haımın sorularının doğru cevapları önce ahlak ve maneviyat dlyenlerde. İnşallah 15 yıl sonunda kadın, aile ve toplum konusunda geldiğimiz korkunç noktaya ibretle bakıp gerekli dersleri çıkarır ve ona göre emaneti ehil ellere teslim ederiz. Aynı kişileri tekrar seçersek bugünleri bile mumla aratırlar haberiniz ola.

  6. mücahit diyor ki:

    Yukarıdaki Yazıya bakarsak Sema Maraşlı siyaset ile alakalı bir konuyu ele almış. Şimdi buna yine aynı cepheden yani siyaseti ilgilendiren cepheden biraz yaklaşalım. bu gün 03/05/2018 bundan 7 gün önce 26/04/2018 tarihinde 49 yaşındaki bir kadın 21 yaşındaki bir adamı trafikte çıkan bir tartışma sonucu bıçakla öldürdü. içinizde bu olayı bilen kaç kişi var! , devamında şunu getirelim; Özge can olayını bilmeyen! kaç kişi var ( burada Özge Can olayını kesinlikle tasvip etmiyoruz , zira cinayet nasıl olursa olsun kabul edilmez) ama konumuz başka şimdilik. bu her iki olayda da cinayet yani cana kıyım var , ama Özge can olayı öyle bir hale getirildi ki adeta Türkiye yıkıldı. bu olayı kadın dernekleri öyle istismar ettiler ki öyle bir kullandılar ki bazı Kravatlılar ve siyasiler adeta o cenaze günü mezarlıkta tespih tanesi gibi hazır kıta dizildiler. yani bu derneklerin , solcuların, feministlerin , chp nin ve bu gibi yapıların öyle şiddetli sesi çıktı ki Türkiye de bürokrasi ve siyaset tüfek sesi duymuş bıldırcın sürüsü gibi adeta nereye kaçacağını şaşır dı. tabii arkasında her türlü tavizi kopardı bu kesim. ama kadın tarafından öldürülen 21 yaşındaki genci kimse duymadı bile. hatırlayın Ahmet Davutoğlu bile Özge can cinayetinde şöyle bağırıyor du daha yüreğim soğumadı , daha yüreğim soğumadı o günlerde koparılan fırtınayı, bu olay üzerinden nasıl algı operasyonları yapıldığını hatırlayın. Bütün Türkiye de ki üniversiteler de bu olaya istinaden 2. öğretim ders saatlerinin erkene çekildiğini duydunuz mu, öğrenciler fazla geç olmadan eve gitsin diye . işte Propaganda böyle bir şey. hiç alakası olmamasına rağmen Müslümanlara nasıl saldırmıştı bunlar o dönemde, ama Recep Tayyip Erdoğan hariç çok büyük bir kesim bakanıyla , milletvekiliyle bu feministlerin değirmenine su taşımıştı. bu sol kesim ve buna ilaveten sağ ve sol feminist kesim sesini öyle şiddetli çıkarıyor ki öyle bir propaganda yapıyor ki, millet soğuk hava şokuna uğramışa dönüyor. tabi siyasette bu propaganda zehrinden nasibini alıyor. anlamadığım şu: şimdiye kadar siyaset kendilerine oy verenlerin taleplerine fazla dikkat etmedi de kendilerine oy vermeyen ve hiçbir zaman da vermeyecek olanların seslerine neden kulak veriyor. Bizim özümüze göre iş yapmamızı engelleyen ne? bu işler elbet bir gün düzelecek, ama O zamana kadar biz yapmamız gerekenleri yapacak mıyız, yapmamamız gerekenleri de yapmayacak mıyız işte CENABI ALLAH buna bakacak, yani hareketimizle, sözlerimizle ,düşüncelerimizle ve kalbimizle çetin bir imtihana tabii tutulacağız. Hep söylüyoruz, Kurana ve Sünnete göre mi düşünüp hareket edeceğiz yoksa , Kuran ve Sünnet düşünülmeden hareket edeceğiz. karışık , süslü laflara hiç gerek yok her şey gün gibi ortada. aklını kullanana her şey kolay ama doğruyu terk edip nefsinin peşine düşenin işi çok zor.

    • Fatih Murat diyor ki:

      Onlar, şerrinden emin oldukları için, dostlarını kendilerinden uzak tuttular. Düşmanlarını da kazanmak için, kendilerine yakın tuttular.
      Yakın tuttukları düşmanları “DOST” olmadı;
      Ancak uzak tuttukları dostları “DÜŞMAN” oldu.
      Herkes düşman safında birleşince, YIKILMALARI KAÇINILMAZ OLDU.’’
      (Ebu Müslim Horasani)

      AKP yukarıda ki gibi siyaset yapmaya devam ederse onların ve milletin akibeti PERİŞANLIK dan başka bir sey olmayacak…

  7. Asuman diyor ki:

    Sakın boş oy atmayın çünkü devlete yarıyor. Sema hanım sizi aile bakanı olarak görmek istiyoruz…

  8. Alperen diyor ki:

    Bu duyarlılıkta bir adam göremeyeceğim için büyük ihtimalle boş oy atacağım.

  9. İSMAİL AYDEMİR diyor ki:

    Boşanmada neden velayet anne ye verilir. Neden Neden. Yahudilere göre nesil anneden geliyo. laik sisteme göre neden çok yüksek oranda anneye
    verilyo. İslama göre nesil babadan gelmiyo mu yanlış mı biliyoz. Hani niye her seferinde anneye verilir. mesele çok nafakayla bitmiyo iş.

    • IRMAK diyor ki:

      Ismail Bey,
      sizin sordugunuz sorularin cevabi daha once de sorulmus ve islam alimleri tarafindan cevaplanmistir. Asagiya birkac ornek koydum. Ben yorum yapmiyorum.
      SORU 1:
      İslam Hukukuna göre, anası babası boşanmış çocukların bakımı ve ye­tiştirilmesi kimin görevidir?

      Tarih: 07 Ağustos 2009
      CEVAP:
      Nafakayı temin babanın görevidir. Çocuğun, yetiştirilmesi ise an­neye ait bir haktır.

      Çocukların Nafakaları

      Kız olsun erkek olsun, çocukların nafakalarını temin babanın görevidir. Annenin bu konuda bir sorumluluğu yoktur. Babanın yokluğunda çocuk­ları geçindirme görevi babanın babasına, o da yoksa diğer akrabaya düşer.

      Baba küçük çocuklarına, çalışıp kazanacakları çağa gelinceye kadar bakmaya mecburdur. Çocuklar için belirlenecek nafakalar, onların yaşla­rına ve babaları­nın servetine uygun ve yeterli miktarda olmalıdır. Babala­rının geliri yeterli ise çocuklar için birer hizmetçi, yetmezse ikişer hizmetçi de tutulabilir.

      Kız evladın, kendine yetecek malı yok ve evli de değilse nafakası baba­sına aittir. İster bakire olsun isterse iddetini tamamlamış dul olsun, far­ketmez.

      Evladın öğrenim masrafları babaya aittir.

      Büyük evladın gelirleri ve kazançları kendilerine yeterli olmaza noksan ka­lan bölümünü babanın tamamlaması gerekir.

      Çocuk için takdir edilen nafaka anneye verilir. Annenin nafakayı çocuğa harcamadığı tespit edilirse ya nafaka güvenilir bir kişiye verilerek annenin on­dan sabah akşam azar azar alması temin edilir veya nafakayı harcama vazifesi annenin dışında birine verilir.

      Çocukları Yetiştirme (Hidâne) Hakkı

      Hidâne, çocuğun, ehliyetli biri tarafından belli bir süre için alıkonup yetişti­rilmesi demektir. Çocuğun yetiştirilmesi anneye ait bir haktır. Ancak anne hu­kuken bununla sorumlu tutulamaz. Yani çocuğa bakması ve onu yetiştirmesi için zorlanamaz. Fakat çocuğun bakımını üstlenecek başka bir kimse yoksa o zaman anne çocuğa bakmaya mecbur tutulur.

      Anne boşanıp ayrıldıktan sonra hidâne için babadan ücret talep edebi­lir. Ço­cuğun bakılacağı evin kirası babaya aittir. Baba yoksa bunu onun en yakın akrabası öder. Fakat annenin kendi meskeni bulunur da çocuğa orada bakması müm­kün olursa ayrıca kira talep edemez.

      Anne bir yabancıyla evlenince çocuğa bakma hakkını kaybeder. Çünkü bu durumda çocuk aşağılanıp huzursuz edilebilir. Fakat anne, çocuğun yakınların­dan olan bir şahısla, mesela amcasıyla evlenmişse bu hak düş­mez.

      Anne yabancı biriyle evlendiği halde bu kişi çocuğun bakımını kabul ederse onu annesinden almak caiz olmaz. Çok kere bir üvey baba, karısının hatırı ve Allah rızası için bir çocuğa akrabasından daha iyi bakabilir.

      Erkek çocuklar kendi işlerini yapabilecek bir çağa gelinceye kadar an­nenin yanında kalır, ondan sonra babaya teslim edilirler. Bu müddet yedi, sekiz veya dokuz yaşını tamamlayıncaya kadardır. Uygulamada yedi yaş esas alınmıştır. Erkek çocuklar bu yaştan sonra bir erkek gibi yetişmeye, ilim ve sanat öğren­meye ihtiyaç duyarlar. Bu konuda babaları ve dedeleri daha ehildirler.

      Kız çocukları adet görmeye veya büluğ çağına yaklaşmaya yani erkekle­rin il­gisini çekmeye (müştehat olmaya) başlayıncaya kadar analarının ya­nında kalır­lar. Bundan sonra babalarının ve dedelerinin korumasına daha çok ihtiyaç du­yacaklarından analarından alınırlar.

      Bir kimse çocuğunu alıp başka bir yere götürmek isterse anne buna mani olabilir. Çünkü çocuğu terbiye etme hakkı çiğnenmiş olur. Ancak baba istediği zaman gelip çocuğunu görebilir.

      Bakım hakkı sona ermiş olan çocuğu da anne, istediği zaman görebilir. Kendisi bundan menedilemez.

      SORU 2-Boşanmalarda çocukların velayeti dinen kime aittir? Eğer kadının ilk eşi vefat ederse, eşinden kalan çocuklara bakmak yükümlülüğü var mıdır?

      Sorularlaislami… tarafından Ct, 28/05/2011 – 00:00 tarihinde gönderildi

      Cevap
      Değerli kardeşimiz,

      İslam hukukuna göre, çocuğun velayeti öncelikle kadınlara verilir. Çünkü onlar erkeklerden daha şefkatli ve bu konuda daha sabırlı, daha beceriklidir. Kadınlardan ilk velayet hakkına sahip olan kuşkusuz çocuğun annesidir. Nitekim, Hz. Peygamber (a.s.m) şöyle buyurmuştur:

      “Babası beni boşadıktan sonra, şimdi karnımda taşıdığım, göğsümden içirdiğim ve kucağımda büyüttüğüm oğlumu benden almak istiyor.” diye şikayette bulunan bir kadına “Sen evlenmediğin sürece çocuğu almak senin hakkındır.” (Ebu Davud, Beyhakî ve hakim rivayet etmiştir, bk. el-fıkhu’l-İslamî, VII/720)

      Hanefi ve Şafiilere göre, anneden sonra, çocuğun velayetine en layık olan anneannesi, babaannesi, kız kardeşi, sonra teyzesi gelir.

      Bu sıralama fakihler arasında uzun bir zincir oluşturmakta ve farklı sıralamaya tabi tutulmaktadır. (a.g.e)

      Bu cümleden olarak eski eşinden kalan çocuklara, anne-babaları olmadığına göre, onların anneanneleri, babaanneleri ve teyzelerinin bakması gerekir.

      Eğer, söz konusu kadın ölen eski eşinden kalan çocukların bizzat annesi ise, bu takdirde, başka bakacak kimsenin olmaması halinde çocuğa annenin bakması gerekir. Eğer çocuğun bakımını görecek başka kimseler varsa, annenin velayeti ve çocuğa bakması zorunlu olmaktan çıkar. Zaten anne, evlenmesi durumunda bu velayet önceliğini kaybeder. (a.g.e)

      Bir anneyle evlenecek erkeğin, onun çocuklarını kabul etme zorunluluğu yoktur. Ancak, çocuğun başka bakacak kimsesi yoksa, bu bir zorunluluk olur. Çünkü, aksi takdirde çocuğun zayi olması söz konusudur. Çocuk sahibi bir erkekle evlenen kadının durumu da böyledir. Hukukî olarak evlendiği erkekin çocuklarını kabul etmek zorunda değildir. Fakat çocuklar bakıma muhtaç ise ve bakacak kimseleri de yoksa yapılacak başka şey yoktur. Ya çocuklar kabul edilecek veya evlilik gerçekleşmeyecektir.

      Selam ve dua ile…
      Sorularla İslamiyet

      Yazar:
      Sorularla İslamiyet
      Kategori:
      Boşanma, Talak
      Boşanma, Talak konusunda en çok merak edilenler

      SORU 3- Babanın çocuk için verdiği nafakadan çocuğun annesi faydalanabilir mi?

      NurSelam tarafından Çar, 01/04/2015 – 07:39 tarihinde gönderildi

      Cevap
      Değerli kardeşimiz,

      Baba, çocuğunun nafakasını sağlamakla yükümlüdür.

      Boşanmış anne çocuk için nafaka sayılacak harcama yapmış ise, bunu babadan talep eder, baba ona borçlu olur ve mahsup caiz olur.

      Ayrıca çocuk anne ile kalıyor ve anne çocuğa bakıyorsa, anneye uygun bir ücret ödemesi de gerekir.

      Selam ve dua ile…
      Sorularla İslamiyet

      Yazar:
      Hayrettin Karaman (Prof. Dr.)
      Kategori:
      Boşanma, Talak

      • Aadem diyor ki:

        Bayan ırmak,

        Peki velayet hakkı verilen anne çocuğu babaya karşı neden silah olarak kullanır.Bu konudaki İslami yorumlarını da alalım.

        Velayet hakkı anneye verilen çocuklar neden anneleri tarafından sevgililerine öldürtülüyorlar, neden 3-5 yaşındaki sabiler anneleri tarafından iple boguluyorlar,suya atarak boğuluyorlar, anneler neden 3-5 yaşındaki cocugu yakiyorlar, neden çocukları balkondan atıp öldürüyorlar.Bu konudaki İslami yorumlarını da alalım.velayet babaya verilseydi o 3-5 yaşındaki sabiler yaşıyor olacaklardı.

    • Yahya diyor ki:

      İsmail Bey,

      Medeni kanunlara göre küçük çocuklar ANNE BAKIM VE ŞEFKATİNE MUHTAÇ oldukları için anneye verilirler.

      Kendini rahat ifade edebilecek yaş grubundaki çocuklar (8,9 yaş üstü) genelde pedagog uzman eşliğinde dinlenilerek velayetleri değiştirilebilinir.
      Yine bildiğim kadarıyla 12 yaş ve üstü çocukları mahkeme dinlemek zorunda ve çocukların tercihlerini dikkate almak zorunda.

      • Aadem diyor ki:

        Yahya kardeşim,
        İyi niyetli olduğunu bildiğim için soruyorum.Cocuk 12 yaş üstüne gelene kadar annenin yanında olacak, anne babaya karşı çocuğu dolduracak Sonrada mahkemede çocuk ben babamı istiyorum diyecek öyle mi? Bu imkansiz bir durum neredeyse.ama dediğim gibi iyi niyetine veriyorum.Aksi halde böyle bir düşünce en hafif tabirle saflıktır.Feminist kadınların akıllıca kullandığı bir taktiktir.Bu durumda çocugun babaya verilmemesi mahkeme tarafından garantiye alınmaktadır anne lehine.madem kalplerinde bir bozukluk yok bu kadınların öyleyse velayeti 12 yaşına kadar babaya versinler, 12 yaşından sonra anneler dava acsin ve çocukların velayetini alsınlar.Ama yapmazlar cunku çocuk 12 yaşından sonra anneye gitmez ve hep babada kalır.Kadinlarda bu durumu cok iyi bilirler.Y anı Yahya bey sizin teziniz, ölme eşeğim ölme yaz gelsinde sana yonca vereyim demeye benzer.Teşbihte hata olmaz.durum bu özür dilerim.

        Sen üniversiteyi bitirmiş insanı tuvalet temizliğinde çalıştırabilir MİSİN HAYIR.CUNKÜ ZAMANI GEÇMİŞTİR. Geçmiş olsun denir.

        • Yahya diyor ki:

          Adem kardeşim,

          Estağfurullah ben de sizin iyi niyetinize inanıyorum.
          Ancak bu hususta cevap verirken sistemin nasıl düşündüğünü ve yürüdüğünü yazdım. Yani kendi düşüncem veya tecrübem değil.

          Açıklamalarınız ile ilgili olarak ise; çocuğun yaşı, hangi dönemde anne ve/veya babayla beraber kaldı, çocuğun cinsiyeti, abi/kardeş durumu, çevre, babanın duruşu vs. gibi bir çok etken çocuğun ebeveynler arasında tercih yapmasını etkiler.

          Tabii çocuğun tercihi ne olursa olsun, uzman görüşü ne olursa olsun, nihai kararı verecek tek kişi hakimdir. Yani çocuk her ne kadar babamı istiyorum dese de + uzmanda çocuğun babayla kalmasını uygun görüyoruz dese de, hakim tek bir kararla çocuğu anneye verebilir.

          Nitekim ben bunları teferruatlı olarak yaşadım ve yaşayan insanları biliyorum. Rabbim hepimize yardımcı olsun.

          Selam ve dua ile…

  10. recep haksever diyor ki:

    Orhan kardeşimiz babader.org a baksın

  11. recep haksever diyor ki:

    Biz sizi milletvekili değil bakan görmek istiyoruz.
    Aile bakanını erkekten seçmiyorlar.
    Ancak sizin gibi Allah tan korkan ve merhametli bir bayan olur.

  12. recep haksever diyor ki:

    Yine harika bir yazı. Elinize Sağlık. Kandilinzi kutlu olsun Bu gece Berat ını alanlardan olun.

    İstanbul Sözleşmesi iptal olmaz ancak sözleşmeden Türkiye Cumhuriyeti çekilebilir.

  13. Hakkı Bekler diyor ki:

    Sema hanım memleketiniz olan Maraş’ tan milletvekili adayı olursanız destekleriz. Yazılarınızla toplumu bilgilendiriyorsunuz ama milletvekilliği gibi sorumluluk taşıyan bir göreve gelerek daha etkili toplumsal bilinç sağlayabilirsiniz. Hangi partiden aday olunduğu fazla önemli değil, önemli olan toplumun genelini ilgilendiren bu gibi kanuni düzenlemelerin doğru ve adaletli bir şekilde yapılmasıdır. Milletvekili aday adaylarına baktığımızda sizdeki toplumsal duyarlılığın % 1 ini bile göremiyoruz. Tabi önce Millet duyarlı olmalı ki Vekili de duyarlı olsun. Selam ve Dua ile…

  14. Orhan Oğuz diyor ki:

    Eşimden 4 yıl önce boşandım nafakasını ödedim çocuğumla 2 yıldır görüşemiyordum nerede olduğunu araştırırken eski eşimin evlenip Van’a gittiğini ailesinin bir yakını tarafından esefle öğrendim. Avukatıma gittiğimde “mahkeme çocuğun velayetini anneye verdiğinden babaya yani bana verilemeyeceğini söyledi” dava açsam da zayıf bir ihtimal olduğunu tekrarladı. Oğlumum şu an başka bir adamın gözetiminde ve mahkeme bunu bana vermeyeceğini bildirirse ben kimden adalet bekleyeyim? Şimdi adalet bakanına soruyorum NE DÜŞÜNMELİYİM?

    • Yahya diyor ki:

      Orhan bey,

      Siz hiç bir teşebbüste bulunmadan mağlubiyeti kabul etmişsiniz.
      Dinimizde buna müsaade etmiyor ayrıca kimseyi de suçlamamanız lazım.
      Önce hukuki olarak teşebbüste bulununuz.

      Velayet hususunda “çocuğun yüksek menfaati, faydası” dikkate alınır. Bunu göz önünde bulundurarak davanızı açacaksınız.

      İlaveten, annenin başka bir adam ile evlenmesi sizin için bir avantaj ve oğlunuzun velayetini istemek için güzel bir fırsat.
      Ancak dava açmadan önce, oğlunuzla yatılı olarak kişisel temasta bulunun. Ve belli bir süre sonra, oğlunuzun sizi istediğinden emin olduğunuzda davanızı açıp, oğlunuzun pedagog eşliğinde dinlenmesini talep ediniz.

      Son olarak, avukatınızı değiştirin. Tuttuğunu koparan ve size dava ile ilgili stratejik yol haritası çizebilen bir avukat ile çalışmanızı tavsiye ederim.

      • Aadem diyor ki:

        Yahya kardeşim,
        Avukat tutmaya gerek yok.tuttugunu koparan avukatta yok.hakim ne derse o.hakimin dediği de kadının sözlü beyanıdir ve kadının sözlü beyanı karşısında hakiminde yapabileceği birşey yok.Fatma şahin kanunları her türlü kanundan üstündür.cocugun yüksek menfaati diye süslü bir kelime uydurmuşlar babaya bindirdikçe bindiriyorlar.daha dün bir haber okudum.cocugun yüksek menfaati diyehakim tarafından anneye verilen 4 ve 5 yaşlarındaki iki çocuk anneleri tarafından ilk önce boğuldu sonra ormana götürülerek annesi tarafından yakıldı.hemde ne için biliyormusunuz.annenin tek başına özgürce tatil(!) Yapması için.demekki çocukların yüksek menfaati buymuş.dunde bir haftalık bir çocuk annesi tarafından çöpe atılmış.yasasin kadın egemenliği, kadın namussuzlugu, yaşasın kadın adaleti, yaşasın cani kadınlar, kahrolsun tüm erkekler,kahrolsun babalar ve çocuklar…

        Ha birde hukuk demişsiniz.hukuku açıklarsanız sevinirim.ozellikle babalar ve erkekler açısından.

        • Yahya diyor ki:

          Adem kardeşim,

          Haklısın, hem de çok haklısın ancak;
          **********
          Bir matematikçi, bir muhasebeci ve bir ekonomist aynı işe baş vururlar.
          Görüşmeci matematikçiye sorar:
          “İki kere iki kaç eder?”
          Matematikçi cevap verir:
          “Dört!”
          Görüşmeci sorar:
          “Kesin dört mü?”
          Matematikçi kendinden emin cevaplar:
          “Evet, kesin dört!”

          Matematikçi çıkar ve ekonomist odaya girer. Bu sefer görüşmeci ayni soruyu ekonomiste yöneltir.
          Ekonomist yanitlar:
          “Ortalama dört eder, yüzde 10 asağıya veya yukari oynayabilir, ama ortalama dört eder!”

          Ekonomist de çıkar, muhasebeci odaya girer, aynı soru ona da sorulur.
          Muhasebeci ayağa kalkar, kapıyı kilitler, panjurları indirir ve görüşmecinin kulağına eğilerek sorar:

          “Kaç etsin istersiniz?”
          **********
          anlatabiliyor muyum?

          • Aadem diyor ki:

            Yahya kardeşim,
            Şimdi oldu.ama o yanlış iş yapan muhasebeci bir zıplar, iki zıplar ama üçüncüye işi bitirilir.İntikam mutlaka alınır ve hesap sorulur.Yanlış yapan sonucuna katlanacak.yok öyle yağma…

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Her insanın hayatında mutluluğa kavuşabilmesi için bir saat vardır. İş o saati kaçırmamakta… “ ( B. Fletcher)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku