Modern Aile

04 Kasım 2017Kemal Sayar3 Yorum »

kemal-sayarAdam yorgun argın eve geliyor. Anahtarları çevirerek eve giriyor, selam veriyor. Cılız bir ses mukabele ediyor. O sırada televizyondaki dizi filmine gömülmüş olan kadın, ekrandan gözlerini ayırmaksızın lütuf kabilinden birkaç söz ediyor. Bu birkaç söz bu karı kocanın o günkü alışverişidir. Göz teması yok, paylaşım yok, yüz yüze gelme yok.

Çocuklar kendi odalarında bilgisayar başındadır ve  bir oyunun heyecanına kendilerini çoktan kaptırmışlardır. Aile içinde toplam konuşma süresi en fazla on dakika. Herkes yalıtılmış hayatlarında birbirine teğet geçiyor. Az sonra herkes uyuyacak ve günler bu şekilde tekrar edecektir. Modern aile.

Akışkan modern zamanın eritme tenceresine atılacak ilk katılar ve kutsallıktan çıkarılacak ilk şeyler, geleneksel sadakatlerimiz oluyor, elimizi ve ayağımızı bağlayan görenek ve zorunluluklar.

Sosyolog Ulrich Beck, günümüz modern toplumunda “ölü ve hala yaşıyor” diye tanımladığı zombi kurumlara aile ve komşuluğu örnek verir. Hayat ‘elimizden kaçıp giden dünya’da çok hızlı değişiyor ve bu değişimden aile de payına düşeni alıyor.

Hızlı kapitalizm, küreselleşme, dijital devrim, bireycilik, zayıflayan sosyal bağlar ve medya/kültür endüstrisi akışkan modernliğin veçheleri olarak hayatlarımıza nüfuz ediyor ve insana dair kavrayışlarımızı dönüştürüyor.

Sözgelimi, çok da eski olmayan bir tarihe dek evlilik  uzun süreli kutsal bir birliktelik  olarak görülüyordu. Bugün ise birçok insan için bir çeşit dönemsel anlaşmaya, vazgeçilebilir bir şeye dönüştü. Aşka ruhsal esenliğin yegane biçimi olarak bakılıyor, aşktan o kadar çok şey bekleniyor ki bir tür seküler kurtuluş addediliyor.

Modern Batı toplumlarında hayatın neşeli anlarının sorumluluğu artık evlilik bağının omuzlarında. ‘Evliliğinde mutlu musun?’ sorusu, mutluluğun karşı konulamaz bir mecburiyet olarak telakki edildiği  günümüz toplumunda giderek kolay bir vazgeçişe kapı aralıyor. Tahammül kayıplara karışıyor. Metafizik bir gücün bizi izlediğini düşünmüyorsak eğer,  hayatın haz ve zevklerine balıklama dalmamıza kim mani olabilir?

Modern toplumda iş ve aile temel tatmin kaynakları olarak öne çıktığında, birindeki mutsuzluk kolaylıkla diğerine de tercüme edilebilir hale geldi. Boşanma ve bekar yaşama oranları arttıkça ‘başarılı bir evlilik’ insanlar için gurur kaynağı olmaya başladı.

Günümüzde evlilik, ilahi bir buyruk doğrultusunda hayatı tanzim etmeyi değil, modern toplumları kemiren güvensizlik ve yalnızlığı iyileştirmeyi vaat etmektedir. Kapitalizm, duygusal bağları da elden geçirmiş durumdadır.

Duygusal kapitalizm, modern toplumda duygusal bağları akılcılaştırıp metalaştırmıştır. İlişkiler maliyet-fayda analizi üzerinden değerlendiriliyor artık. Sen bana ne veriyorsun ve verdiğin şey, sana katlanmam için değer mi?

Değişen cinsiyet rolleriyle birlikte kafa karışıklığı da artıyor. İlişkilere bir  de çelişkiler zinciri ekleniyor. Kadınlar iş ve ev yaşamı arasında mütemadiyen yer değiştiriyor. İş yaşamının katı çalışma  koşulları kadınların işini zorlaştırıyor. Erkekler cephesinde de çok şey değişti: Duygusallıktan uzak, sert erkek imajı  artık makbul değil.

Ev içinde çocuğun eğitimi babanın otoritesinden alınarak annenin sevgisine devredildi. Çocukluğun ayrı bir dönem olarak tanımlanmasıyla birlikte kırılgan bir çocuk imgesi öne çıktı : Çocuğun uzun vadeli duygusal ihtiyaçları olan, incinebilir, ihtimama gereksinen bir varlık olduğu kabul edildi.

Bir kaşını kaldırarak çocuğunu terbiye edebilen babanın yerini, onu sevgisiyle sarıp sarmalayan, her türlü beladan koruyan aşırı dikkatli anne aldı.

Orta sınıf ailelerde, çocuklara istedikleri her şeyi elde etmeye hakları olan  prens veya prenses gibi davranılması yaygın bir tutum. Toplum gibi aile de küçüldü ve atomlaştı, en küçük parçalarına ayrıldı. Evlerimizde aile büyüklerinin yerini alan yatılı bakıcılarla yaşıyoruz, çocuklarımızla o kadar yoğun zaman geçiriyorlar ki en kuvvetli bağlanma deneyimlerini onlarla kuruyorlar. Bir tür ‘taşeron ebeveynlik’.

Küçülen aile, dede ve ninelerin eşsiz hikayelerinden çocuklarımızı mahrum bırakıyor. Nesiller arasındaki devamlılık fikri aşındığı gibi, ahlaki ve dini değerlerin aktarılmasında da boşluklar oluşuyor.

Bize yutturulduğunun aksine, bireyselleşme özgürleşme değildir, daha çok tüketim bilinci ile kendilik bilincinin bir karışımıdır. Bireyselleşme ile standartlaşma eş zamanlı olarak gerçekleşir.

İnsan evladı  tüketim alışkanlıkları birbirine türdeş, reklamcılığın manipülasyonuna açık, kolay güdülebilir bir sürüye dönüştürülüyor ve daha çok mal edinebilme becerisi özgürleşme olarak takdim ediliyor. Sevdiği insanlardan bağlarını koparma ve aile bireylerine karşı mesuliyetsizlik, özgürlük olarak telakki edilemez. Bir yanılsamanın kurbanları haline getiriliyoruz.

Christopher Lasch’ın Family Besieged (Kuşatılmış Aile) adlı kitabında tartıştığı gibi, aile yapısı  modern kapitalist toplumun dinamiklerinden çok etkilendi: Gerek ebeveyn- çocuk ilişkileri gerekse de eşler arasındaki ilişkiler bu etkiden nasibini aldı.

Endüstri devrimiyle birlikte evindeki üreticiden dev çarkta bir dişliye dönüşen baba, yeteneklerini çocuğuna aktarmaktan geri kaldı. Üstelik babanın yokluğu, annenin gücünü de artırmadı! Aksine, annenin kendi atalarından tevarüs ettiği  geleneksel bilgi  tahfif edilerek, otoritesi ona çocuğunu nasıl yetiştirmesi gerektiğini söyleyen uzmanlar tarafından paylaşıldı.

Aile büyükleri ve  ebeveynlerin eksikliği, “kültürel kodların” aktarımını ve çocuğa “rol modeli” olma pratiğini sekteye uğrattı. Artık ebeveynlerin birçok sorumluluğu kurumlar ya da üçüncü  şahıslar tarafından yerine getiriliyor.

Çocuk bakımından eğitime dek bir çok husus, üçüncü şahısların ve kurumların kontrolüne bırakılıyor. Rol modeli olarak alınacak ebeveynler ortalıkta yok, ya işteler ya da sanal alemde!

Çocuğunuza dört  saatte bisiklet binmeyi öğreten kurslar bile var.  Oysa ne muhteşem bir deneyimdir bir babanın çocuğuna bisiklete binmeyi öğretmesi, çocuğun hayal ve hatıra dünyasına bir oya gibi işlenir.

Anne ve baba, ruhlarının mührünü çocuklarına vuramıyor, onların seciyesini kadim bilgelikle nakış nakış işleyemiyor. Ocakta muhabbet tütmüyor. Modern aile fertlerinin yüzünde dolaşan dalgın sükunet, büyüyen boşluk ve vurdumduymazlığı gizliyor.

Bu hamur daha çok su kaldırır, devam edeceğiz.

GerçekHayat.com

Okunma Sayısı : 869

Yorum yapın

“Modern Aile” için 3 Yorum

  1. Abdullah Bir diyor ki:

    YAZININ TAMAMI ÇOK GÜZEL AMA YAZININ İÇİNDE Kİ BAZI ÇOK ÖNEMLİ TESPİT, ANALİZ ve BİLGİLERİN SATIR ARALARINDA KAYBOLUP GİTMESİNE GÖNLÜM RAZI OLMADIĞI İÇİN BAZI CÜMLE ve PARAGRAFLARI BURAYA ALMAK İSTİYORUM.

    Modern Aile de…

    -Göz teması yok, paylaşım yok, yüz yüze gelme yok.

    -Aile içinde toplam KONUŞMA SÜRESİ en fazla on dakika.

    -Herkes YALITILMIŞ HAYATLAR’ında birbirine TEĞET GEÇİYOR.

    -Hızlı kapitalizm, küreselleşme, dijital devrim, bireycilik, zayıflayan sosyal bağlar ve medya/kültür endüstrisi…hayatlarımıza nüfuz ediyor ve İNSANA DAİR KAVRAYIŞLARIMIZI DÖNÜŞTÜRÜYOR/DEĞİŞTİRİYOR.

    -çok da eski olmayan bir tarihe dek evlilik UZUN SÜRELİ KUTSAL bir birliktelik olarak görülüyordu. Bugün ise birçok insan için bir çeşit DÖNEMSEL ANLAŞMAYA, VAZGEÇİLEBİLİR bir şeye dönüştü.

    -Tahammül kayıplara karışıyor.

    -Günümüzde evlilik, İLAHİ BİR BUYRUK/EMİR doğrultusunda hayatı tanzim etmeyi değil, modern toplumları kemiren GÜVENSİZLİK ve YALNIZLIĞI İYİLEŞTİRMEYİ/DÜZELTMEYİ vaat etmekte

    -İLİŞKİLER MALİYET-FAYDA analizi üzerinden DEĞERLENDİRİLİYOR artık.

    -Boşanma ve bekar yaşama oranları arttıkça ‘başarılı bir evlilik’ insanlar için GURUR KAYNAĞI olmaya başladı.

    -DEĞİŞEN CİNSİYET rolleriyle birlikte kafa karışıklığı da artıyor.

    -Duygusallıktan uzak, sert erkek imajı artık MAKBUL DEĞİL.

    -ÇOCUĞUN EĞİTİMİ BABANIN OTORİTESİ’nden alınarak annenin sevgisine (!!!) devredildi. (bu nedenle) KIRILGAN BİR ÇOCUK imgesi öne çıktı

    -Bir kaşını kaldırarak ÇOCUCĞUNU TERBİYE EDEBİLEN BABA’nın yerini, onu… aşırı dikkatli (FANUS) anne aldı.

    -TOPLUM gibi AİLE de KÜÇÜLDÜ (çekirdek aile oldu) ve atomlaştı, en küçük parçalarına ayrıldı.

    -Evlerimizde aile büyüklerinin yerini alan YATILI BAKICILAR la yaşıyoruz, Bir tür ‘TAŞERON EBEBEYİNLİK’.

    -Küçülen aile, dede ve ninelerin eşsiz hikayelerinden (tecrübesinden ve terbiyesinden) ÇOCUKLARIMIZI MAHRUM BIRAKIYOR. Nesiller arasındaki DEVAMLILIK fikri aşındığı gibi, AHLAKİ ve DİNİ DEĞERLER’in aktarılmasında da BOŞLUKLAR (kopukluklar) oluşuyor.

    -BiİZE YUTTURULDUĞUNUN ( söylendiğinin) AKSİNE/TERSİNE, BİREYSELLEŞME ÖZGÜRLEŞME DEĞİLDİR, daha çok tüketim bilinci ile kendilik(bencillik) bilincinin bir karışımıdır.

    -İNSAN EVLADI(ırkı)…manipülasyona açık, kolay güdülebilir BİR SÜRÜYE dönüştürülüyor ve daha çok mal edinebilme becerisi özgürleşme olarak takdim ediliyor.Bir yanılsamanın KURBANLARI haline getiriliyoruz.

    -Endüstri devrimiyle birlikte evindeki üreticiden dev çarkta bir dişliye dönüşen BABA, yeteneklerini ÇOCUĞUNA aktarmaktan geri kaldı.

    -Üstelik BABA’nın YOKLUĞU, annenin ( ailedeki ve çocuk üzerinde ki) gücünü de artırmadı! (babanın yokluğunda) geleneksel bilgi TAHRİF EDİLEREK ( bozularak), (baba) otoritesi ona çocuğunu nasıl yetiştirmesi gerektiğini söyleyen uzmanlar tarafından paylaşıldı/gasp edildi.

    -Aile büyükleri ve ebeveynlerin eksikliği, “KÜLTÜREL KODALAR’ın” aktarımını ve çocuğa “ROL MODELİ” olma pratiğini sekteye uğrattı/engelledi.

    -Anne ve baba, RUHLARININ MÜRÜNÜ çocuklarına vuramıyor,

    NOT: Konunun anlamını bozmayan ve daha iyi anlaşılması için yazıda ki Parantez içinde ki ifadeler tarafımdan eklenmiştir.

  2. esra diyor ki:

    Aslında anne babalar bir silkinip düşünseler bu modern dediğimiz dünyada o kadar çok imkan varki çocukları dilediğimiz gibi yetiştirecek.
    Eskiden cin aliden öte kitap olmazdı bizim okuyacağımız, şimdi çeşit çeşit çocuk kitabı dolu heryer, çokda kaliteli fıtratımıza uyguları var. En sevmez denen çocuğa bile içine çeker kitap dünyası, azcık okusalar azcık gayret gösterseler keşke.
    yığınla oyuncak imkanı var, kimisi ısraf ama kimiside ailecek bir akşamı dolduracak kadar değerli, keşke azcık azim gösterseler.
    İnsan nefsi boş boş oturmayı, sorumluluk almadan yaşamayı bazen istiyor ama gerçekten algılayamıyorum bir ömürde nasıl böyle geçiyor.
    Ama çok samimi şunu söyleyebilirimki şu ah eskiler dediğimiz eskiki ebeveynlerde (benim gözlemim çoğunluk) çok mükemmel değildi (yada olmaya fırsatı yoktu zaten) ama büyük ailelerde yaşamak, güvenli mahallelerde büyümek belki bizleri daha sosyal yaptı, daha hayatın içine sokarak boşluğa düşürmedi.
    Şimdi ise o büyük ailelerin zahmeti yok, iş yükü yok yada çok az, buna rağmen akşam bir saatini çocuğuna ayırmayan ebeveynler varsa çok katı şekilde bir zahmet çocuk da yapmasınlar diyebilirim.

  3. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    Enfes bir yazı olmuş yazarı canı gönülden tebrik ediyorum…

    Vesselam…

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Tüm istediği sadece diplomadan ibaret olan anne babalara, Allah niye bir Fâtih bir Selâhaddin göndersin ki? Bol bol mühendis gönderir.” (Nureddin Yıldız

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku