Müftüler de Nikah Kıyacak

01 Ağustos 2017Haberler26 Yorum »

aym-den-skandal-karar-resmi-nikahtan-once-dini-nikah-yapilabilir-48504-5Nüfus Hizmetlerinde Değişiklik Tasarısı ile artık imamlar da nikah kıyabilecek.  İl ve ilçe müftülerine nikâh kıyma yetkisi verildi.

Büyükşehir yasası ile mahalleye dönüştürülen köylerin muhtarları ile il ve ilçe müftülerine resmi nikah kıyma yetkisi verildi.

Mahkeme kararına ihtiyaç duymadan ad ve soyadı değiştirme hakkına geldi. Soyadı Kanunu’na aykırı soyadları ile yazım ve imla hatası bulunan ad ve soyadları mahkeme kararı aranmaksızın il veya ilçe idare kurulunun vereceği kararla bir defaya mahsus olmak üzere değiştirilebilecek.

Çocuğa konulan ad, üç adı geçmemek üzere ve kısaltma yapılmadan yazılacak.

Evlenme, ölüm gibi nüfus olayları için artık nüfus müdürlüklerine gitmeye ihtiyaç kalmayacak.

Pasaport ve ehliyet işleri artık nüfus idarelerinden yapılacak.

 

Okunma Sayısı : 1.165

Yorum yapın

“Müftüler de Nikah Kıyacak” için 26 Yorum

  1. Yahya diyor ki:

    İlgili bakan bu mevzuyla ilgili açıklama yapıyordu;

    …müftülere bu yetkiyi vererek küçük yaşta evlilikleri, çok eşliliği, imam nikahı kıyma gereksimini engelleyeceğiz VE kadınların haklarını koruyacağız dedi. (tahmin ederim bir sonraki adımları müftülük dışında dini nikah kıymayı yasaklamak ve hapis cezası olacaktır)

    Halbuki atılan adımlar şer’i hukuka yönelik olmalıdır yada en azından çiftlere medeni hukuk ile şer’i hukuk arasında tercih imkanı sunulmalıdır.

    Dini hassasiyeti olsun olmasın, insanlar en azında günah olmasın, elalem ne der kaygısıyla bir şekilde dini nikah kıyıyordu. Şimdi bu imkansız hale getiriliyor. Alenen işlenen ve hiç bir şekilde suç olmayan zina bu kadar yaygınken; bu uygulama ile artık zina (ve evlilik dışı beraberlik) daha da teşvik edilecek…

    Ya erkek hakları? ya Allah’ın hükümleri?

    • Feyza diyor ki:

      Yahya bey,
      Dini nikahi muftulerden baska bir kisinin kiyamamasi ve hapis cezasi getirilmesi fikri dusununce korkunc ama boyle bir yasa getirilse de baglayiciligi cok dusuk olur. Cunku dini nikahi bir insanin babasi dahi kiyabiliyor. Merasime de gerek olmadigi icin dini nikah kiymak isteyenler yine bir yolunu bulur ve kiydirir. Tesbit edilmesi cok zor. Fakat halkimiz nikah mevzularinda cok bilincsiz oldugu icin bu muameleyi ihmal edenler ve risk almak istemeyenler artar derseniz bu belki olabilir.
      Dini nikah tamamen resmi nikahin yerine gecse dahi medeni kanun yururlukte oldugu surece degisen birsey olmaz. Resmiyette tek eslilik esas kabul edildigi surece ornegin, dini nikah resmiyetin yerine de gecse bir erkek resmen bosanmadigi surece yine devlet tarafindan nikahi kiyilmayacak ya da bir yakinina kiydirdigi dini nikahi devlet tanimayacak.
      O yuzden dini nikah ya da resmi nikah konusundan daha onemlisi medeni kanunun ser’i serife olan muhalif kararlari. Yine bosanma surecinde ve sonrasinda yasanacak hadiseler. Istenildikten sonra bu sartlarda da dindar insanlarimiz butun muamelelerini Islami hukuka gore kendi arasinda tanzim eder. Tanzim etmeyen kimseler zaten kendisine “tercih hakki sunuldugu zaman” da ser’i hukuku degil medeni hukuku tercih edecek kimselerdir.
      Ser’i hukuku tercih edecek kadar Islami bilince sahip kesim zaten nikah ve talak bahsinde devlet ongorse de ongormese de bireysel yasaminda bu hukumleri baz alir, sinirlarin disina cikamaz.
      Ama Islam hukukuna gore isleyen seriat mahkemeleri de kurulabilir alternatif olarak derseniz.. Bunu kullanacak kesim de dedigim gibi Islami bilince ciddi anlamda sahip cuz’i bir kesimdir. Dindar oldugunu dusundugumuz insanlarimiz, miras ya da nafaka gibi mevzularda sanki Allah’in emriymis gibi anayasayi baz alip ferdi iliskilerini bu yasalara binaen yuruteceklerine, istese sadece Allah’in takdir ettigi kadarina razi olabilirler su durumda da. Demek ki isine oyle gelen az ki herkeste bir mal mulk tutkusu. Kim kimden ne koparabildigine bakiyor nasil koparabildigine degil. Ne akraba birbirini taniyor ne kari kocalar.. Bunlarin hicbirisi dinsiz degil dindaslarimiz. Resmi hukuku tercih ediyorlar reddedebilecekleri halde, sahip olmamalari gereken mulke sahip olup bundan vicdan azabi duymuyorlarsa, siz Islami bilinci beyinlerde bitirmisseniz mahkemesi de kurulsa alternatif konumda oldugu surece fazla ragbet bulmaz.
      Ama zorunlu ser’i yasalar yururluge girer ve tek alternatif haline getirilrse tek cozum bu olabilir. Bunun icin de bir kac ton firin ekmek yemeliyiz ki bu kisir donguyu kiralim rehaveti birakalim. Su manzarada zor gibi..

  2. Feyza diyor ki:

    “Yahya diyor ki:
    1 Ağustos 2017, 16:31
    Muhtelif yazı ve haberleri okudum ancak kafamın basmadığı bir nokta var: ha müftü kıymış, ha imam kıymış, ha noter kıymış, ha haham kıymış… herkes bir şekilde yolunu bulmuş bu işini hallediyor.
    Esas mevzu yapılan akide kim nasıl ve ne şekilde uyacak? Hangi kanunlar geçerli olacak?
    Suistimaller nasıl öncelenecek? Açık bırakılan noktalar veya unutulan mevzular nasıl düzenlenecek?
    Boşanma/talak nasıl olacak? O kadar ince detaylar var ki…
    Sonra müftü nikah kıydığında 6284 geçerli olacak mı?
    Müracaat kime yapılacak? Aile mahkemesine mi? Müftülüğe mi?
    Yani ben artık bu saatten sonra 6284 siz yapamam…
    Lütfen biri sesimi duysun benim…
    Sonra Sn. Görmez niye görmez oldu? Sn. hocamıza ne gösterdiler de neticesi böyle oldu…. Kafam iyice karıştı… :/”

    • Feyza diyor ki:

      Yahya bey,
      Oncelikle 6284’le aranizda olusan derin ve ulvi baginizi kiskandim, Allah ayirmasin demek isterdim ama saka da olsa dua niyetine gecer Allah muhafaza… :)
      Esasinda cok degisen bir durum yok anladigim kadariyla, fakat bu kadar yaygara yapinca belli bir kesim, haliyle bircok insanin da kafasi karismis olmali.
      Yine resmi nikahin ongordugu sartlara gore kiyilacak diye biliyorum nikahi.
      Sadece muftuluklere de ek bir hak tanindi. Yani laiklik elden gidiyor diye yaygara yapip provokasyonlara zemin hazirlayanlarin elinde gecerli bir malzeme de haliyle yok aslinda.
      Yine tek eslilik esas, yine 6284’e tabisiniz, yine belli yasin altindaki evlilikler yasak. Yani resmi nikah iptal edilip ya da secenek olarak sunulup dini nikah tek nikaha dusmus gibi bif durum sozkonusu degil. Aslinda bu sekilde olsaydi, yani dini nikah devlet tarafindan taninan bir nikah olsaydi ve dini usullere gore kiyilip resmi usule gore de zaptu rapt altina alinsaydi daha guzel olurdu. Simdi ise muftuler de nikah kiyabilince en azindan tek elden, tek kurumdan hem resmi hem dini nikah kiyilmis olacak, faydasi bu. Yani insanlar hem belediyeye gidip resmi hem ayrica dini nikah kiymakla ugrasmayacaklar.
      Tabi resmi nikahta aranmayan bazi sartlar dini nikahta arandigi icin (sahitlikte kadinin tek olmamasi, Hanefi mezhebi disindaki uc mezhepte velinin izninin bulunmasi sarti, kabul ve icab da ediyorum/muzari sigasinin yerine ettim/mazi sigasinin kullanilmasi durumu gibi) sartlar yerine getirilmedikce resmi nikahi muftunun kiymasi tek basina bir sonuc vermez. Ama muftuler de mutlaka bu sartlara riayet edecektir ve insanlara bir nevi kolaylik saglanmis olur. Cok fark etmese de yine de guzel bir karar.
      Sorun da zaten bu, sorunun olmamasi. Bir bardak suda firtina koparmaya calisan isguzarlar pusuda bekliyor. Sorun olmasa da sorun degil biz bir yolunu bulur cikaririz diyorlar ve her zamanki sarkilarini soyluyorlar. Laiklik elden gidiyor, (sıkı tutun dusmesin :) )
      Diger sorularinizin cevabi benim icin de gaybi. Yani Sn.Mehmet Gormez niye gormez oldu, “goz kamasmasi” ya da gecici renk korlugu olabilir!?
      Allahu a’lem.
      Bu kadarcik bir degisimde dahi ne tepkiler veriliyor Yahya bey, talak bahsini Kur’an ‘a gore uyarlayalim deseniz sizce (Musluman kesim ve halk dahil), kac kisi destek verir? (Ben veririm, Allah sahidim.)

      • Yahya diyor ki:

        Feyza hnm,

        Teşekkür ederim. :)
        Esasında hükümetimizin ne yapmak istediğini çok iyi biliyorum ve biliyoruz. Ancak yanlış yerden, yanlış şekilde başladığına inanıyorum. Bu yüzden nikah akdi ve diğer hususları dile getirdim. Sizde güzel izahatlerde bulunmuşsunuz. Hali hazırda resmi/dini nikah ile ilgili bir sıkıntı yok. Daha öncede belirttiğim gibi herkes bir yolunu bulmuş düzenini kurmuş gidiyor. Eskiden resmi nikah kıyılmadan dini nikah kıymak yasak idi, bu düzeltildi…
        Şimdi soruyorum bu yarım yamalak düzenleme ile “belli sebepler” ile dini nikah kıydırmak isteyenler imama/hocaya müracaat ettiklerinde, imam/hoca bey kendilerini müftülüğe yönlendirecek müftüde bu çiftlerin nikahını kıymayacak. Bu sefer yine el altından hoca/imam bulup ceplerine bir miktar ₺₺₺ sıkıştırıp nikah kıydıranlar olacak… “İmamın şart olmadığını bilenleri zaten konuşmuyoruz :)

        Yanlışlıklar silsilesi yüzünden bu tarz düzenlemeler “ilk etapda” işe yaramayacağı gibi onun bunun dikkatini şiddetle üzerine çekecektir. Belki geri adım atma durumunda kalacaklar. Halbuki önce kanuni olarak bazı düzenlemeler yapılsa alt yapısı düzenlense… ve daha sonra bu yönde din adamlarının nikah akitleri resmiyet kazandırılsa daha doğru olurdu… kimsenin de gözüne batmaz hatta “demokratik hak” kılıfına sarılırdı…

        Neyse yine olan bana oldu… şimdi ben imamı nerden bulacağım? :)

        Selam ve dua ile…

        • Feyza diyor ki:

          Yahya bey, siz evleneceginiz mustakbel hanimi hayirlisiyla bulun da, imam nasil olsa bulunur :)
          Selam ve dua ile..

          • Yahya diyor ki:

            Feyza hnm, demek sizde :)

            Çevremdekiler:
            hele sen bir bul da, düğününü hallederiz… yada benden
            hele sen bir bul da, damatlığın benden
            hele sen bir bul da, mobilyan benden…


            yüzük de Abdullah abiden di…

            biride Allah rızası için, oğlum sen düğününü, evini, mobilyanı hazırlada hanımın da benden demiyor ya….
            Çok içerliyorum 😀

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Çok şükür bu konuda rahatım. Geçenlerde bir arkadaşımın büyüğüyle tanıştım, bekar mısın diye sordu sonra bu adam niye bekar diye arkadaşı fırçaladı :)

          • cihad diyor ki:

            Feyza Hanım kardeşime,

            Bence Yahya Bey sizi çok fena bir yerden yakaladı. Ben olsam bunu bir ay işletirdim.
            Demek sen de ha!!..😂

          • Feyza diyor ki:

            Siz evlenin, nikah kiyacak hocaniz da benden 😀
            Yuzuk, mobilya ve esya hazir, hocayi da buldunuz bir tek hanim mi kaldi?
            O zaman “yurtdisi” baglantilarinizi gozden gecirin, kadirsinas bir dostunuz da “hanim” ihtiyacinizi karsilayabilir neden olmasin? :)

          • Feyza diyor ki:

            Cihad bey abi,
            Yaniliyorsunuz, bir kere beni kimse kolay kolay yakalayamaz :) , topu “yurtdisina” atar yine de siyrilirim evvelAllah gordugunuz gibi 😀 hatta cok ustume gelirseniz savunmayi birakir bir de taarruza gecerim ki taarruz en iyi savunma taktigidir, sonra canini seven kacsin! tutmayin beni!! 😀

          • Yahya diyor ki:

            Feyza hanım,

            Cihad beyin dediği gibi … ancak üstüne gitmeyeceğim bu mevzunun.
            Lakin sizde ⚽ “yurt dışına” atmayınız efendim…

            bu arada taarruzunuzu da bekliyoruz ⚔

            Selam ve dua ile…

          • Feyza diyor ki:

            Yahya bey, onceki yazdiginiz yorumlara istinaden “yurtdisinin” sizin oncelikli tercihiniz oldugunu dusunerek soylemistim. Topu o yuzden yurtdisina attim, yoksa milli sahamiz yeterince genis.. :)
            Selametle.

  3. Feyza diyor ki:

    Laiklik elden gidiyormus eyvah! :) :)

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Millet düğününü kilisede yapınca bir şey olmuyor ama… :)

      Yalnız bugünlerde uyanık olmamız gereken bazı durumlar var, mahsustan birşeyleri kaşıyorlar, aman dolduruşa gelmeyelim…

      Bir de Peygamber efendimizin sahabeyle olan şu sohbetini hatırlayalım. Hani Peygamber efendimiz sahabeye Allah’a sövmeyin diyor da onlar da haşa niye sövelim diyorlar. Sonrasında Peygamber efendimiz siz onların ilahına söversiniz onlar da gelir Allah’a söver ve siz de Allah’a sövmüş olursunuz diye izahta bulunuyor. Bir gün kadınlar kıyafetime karışma diye eylem yapıyor ertesi gün başka bir adam herkesin bildiği ama Allah’a sövüyor konumuna düşmek istemediği için sessiz kaldığı bir konuda güya eylem yapıyor. Fotoğraflara ve adamın kıyafetlerine iyi bakarsanız epey detay görürsünüz.

      Ayrışmak için çok bahane var peki ya birleşmek için. Keza ayrışırsak sevinenler kimler olur?

      Selametle…

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Düzeltme!

        Hadis meali/anlatım olarak aklımda kalan bu durumu kontrol ettiğimde Enam suresi 108. Ayet meali olduğunu gördüm. Okuyanlar haklarını helal etsinler.

        “Onların Allah’tan başka yalvardıkları tanrılarına hakaret etmeyin ki, onlar da cahillik ederek hadlerini aşıp Allah’a hakaret etmesinler! Böylece her ümmete, yaptıkları işi güzel gösterdik. Sonra dönüşleri yalnız O’na olacak ve O da yaptıklarını kendilerine bir bir bildirip karşılığını verecektir.” (En’am, 6/108)

      • Feyza diyor ki:

        Ne zaman gundeme dini mevzularla ilgili bir konu dusse provokator eylemler basgosteriyor. Doldurusa gelen degil de doldurusa gelinmis gibi gosterilen temsili bir provokatif eylem goruyorum.
        Muslumanlarin bircok konuda hakki gaspedildigi halde butun haklarini yine de yasal yollardan elde etmeye calistiklarini gozlemledik yillardir. Boyle ufak gelismelerle kolay kolay doldurusa gelmez suurlu hicbir mu’min. Tezgah duzenlemek ise zor degil. Marjinal bir giysi giyip elinizde dinamitle gunduzun bir vakti cami bombalayacakken foto karekerine yakalanmis susu verebilir hatta bir de elinizde dinamitle selfie cekip daha inandirici dahi olabilirsiniz. Sorun degil.
        Ayrismaya bu denli elverisli bir kesim icimizde bariniyorken siz ne kadar homojen bir toplum olmaya ugrasayim deseniz de heterojenlige mahkumsunuzdur.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Feyza Hanım.

          28 Şubat benim çocukluğuma denk geldi. Evde de televizyon var. Öyle bir bilgi kirliliği vardı ki anlatamam.

          Her taraf mehdi her taraf aczimendi her taraf şişçi. Nereye gitti bunlar…

          Hesabını veremeyecekleri o kadar çok şey var ki. Öyle yayınlar oldu ki. Hepsi planlı. Çarşaflılar öcü sakallılar öcü. Peki diğer taraftan ne yapıyorlar. Adam dindar değil belki ama vatansever dindarlara da saygı duyuyor. Bu adam dini istismar edenlere karşı durunca dinsiz, CHP’li vs.yaftalanıyor. Adam doğru söylüyorsa, küresel güçlere alet olmayalım diyorsa, liberalizme karşıysa dindarlara da karışmıyorsa hayat görüşünün ne önemi var. Allah hidayet versin diye dua edersin. O adamın oğlu da bu vatan için ölüyor senin oğlun da. Devlet senden de vergi alıyor ondan da…

          Şimdide mezhep çatışması körükleniyor. Hadislere laf atıyorlar. Hiçbiri tesadüf değil. Mesela bu yorumuma düzeltme verdiğim durum şöyle. Yıllar önce radyoda dinlemiştim ve anlatan kişi mizansen şeklinde anlatmıştı. Bahsettiğim durum belki ayet indiğinde yaşanmış olabilir, olayı doğrulayamadım. Bunun üzerinden insanlar hadislere laf söylemesin istedim. Sonra demesinler hadislerle ayetler karışıyor diye…

          Yakın zamanda hadislere develer üzerinden saldırdılar ama bir hafta öncesinde ne oldu biliyor musunuz, sosyal medyada afedersiniz ineğe musluktan su içercesine yaklaşıp idrarını içen hinduların fotoğrafları servis edildi. Altlarına da kocaman çok şükür bizim dinimiz böyle değil yazıldı. Bu fotoları görünce içimden şöyle demiştim, adamların kutsalı, dalga geçmeyin diye. Sonrasında beklenen oldu hadisler çarpıtıldı cımbızla bir şeyler çekildi medyaya servis edildi.

          Şimdi de mezhepsizleri konuşturuyorlar. Amaç mezhep bilincini canlandırmak. Ancak amaç hayır değil. Mezhep bilincini canlandırıp mezhep düşmanlığını körüklemek. Bölge ülkelerini birbirine kırdırmak…

          Ne diyeyim Allah sonumuzu hayretsin. Homojen olamaz da ayrışırsak Filistinden beter oluruz. Herkes Gazze’yi bilir. Politik önemi vardır, limandır. Ancak peki ya Batı Şeria. Biyolojide hücreler tarafından yutulan hücrelerin fotoğrafları olurdu hani aynen öyle gidiyor…

          Ortak payda vatan sevgisi olmalı…

          Selametle.

          • Feyza diyor ki:

            Sizin kutsaliniza, inanciniza ve degerlerinize saygisizlik etmeyen insanlari dindar olmadigi icin neden yaftalayacaksiniz? (Inek kesmek icin neden ozellikle Hindistan’a gideyim?)Siyaset din degil ve siyasiler de din adina konusmuyorlar. Haliyle takdir de edilebilir tenkid de edilebilir. Tenkid edeni tekfir etmek bizim inancimizla bagdasmaz, tenkid edenin neyi hedef alarak tenkid ettigine bakariz. Siyaseti mi hedef aliyorlar yoksa siyaset uzerinden dini degerlerimizi mi? Siyasiler dindar kesimin gaspedilen haklarini azar azar iade etmeye calistigi zaman siyaset uzerinden dini vurursaniz, siyasiler uzedinden dini kavramlari alasagi eder saygisizlik ederseniz o zaman bu kisilere Allah hidayet versin ama hidayete erene kadar kan bagim dahi olsa benim kardesim olamaz. Saygi duymak zorundadir benim ona saygi duydugum gibi ve sinirlarimi ihlal etmedigi surece.
            O bahsettiginiz donemde benim de ailemden kendince bedel odeyen bir insan oldu hem de cok yakinim. Yasamasam da az cok biliyorum donen dolaplari, geriye donuk de olsa okudum izledim, hep ayni teraneler. Bir yerlerde once sorun varmis gibi olay cikartilip sonra kendi yontemiyle mudahale etmeceler. Tipki ilac firmalarinin once hastaligi sonra ilaci uretmesi gibi. Tipik Siyonist mantigi. Son islenen provokatif eylemlerde de benzer durumlar sozkonusu.
            Demek istedigim su, halki birbirine kirdirmak isterseniz bir molotof kokteyli alir siz de cami onunde poz verirsiniz camiyi yikiyorlar diye yaygara edersiniz ve hadi Muslumanlarin hakki gaspediliyor camilerine saldiriliyor seklinde medyaya servis edersiniz. Ama Muslumanlarin ekserisi bu gibi provokatif eylemlere tenezzul edip ulkeyi karistirmak yerine, gercekten buyuk haksizliklara ugradiklari zaman dahi yasal yollarla haklarini aramaya gayret ettiler. Bu sorunlari ureten ve kasiyan hep belli bir kesim oldu ve hala ugrasiyorlar.
            Zihniyet konusunda ayristirmaya dusuldugu konusunda haklisiniz ama dini siyasete indirgeyen kesim disinda siyaseti gaye edinmemis yalnizca vasita olarak kullanan samimi Musluman kesim hep savunmada. Aslinda zihniyet konusundaki kutuplasmalarinin sebebi dahi yine savunma refleksi. Onceki deneyimlerde cektikleri eziyet savunma psikolojisinde ifrad gibi gozukse de yine de hala yalnizca savunma temelli ve taarruza hic gecmediler.
            Diger konuda ise devenin bevli konusu yillardir gundemdeydi ama bu kadar acik tartisilmamisti. Fisiltidan ote gitmiyordu. Takip edenler konuyu iyi bilir kulak asinaligi da vardir. Bu fisiltilari yuksek sesle konusma ve vuzuha kavusturma adina bir munazara yapildi ve Sifil hoca gereken cevabi verdi. Hazmi kolay olmasa da imkansiz degil, imkansiz ise sadece zaman alir.
            Hadisler uzerinden show yapmasina izin verilmeli miydi ilmi zaafiyet geciren bir kisinin derseniz bu konu tartisilir. Aslinda daha vurucu davranabilirdi Sifil hocanin ilmi buna yeterdi. Bilimsel icerikli bir aciklama da hazirlayacakti bilmiyorum yayinlandi mi. Idraein tip dunyasinda dolayli yoldan kullanimina iliskin.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım yazdıklarınıza katılıyorum ancak bir noktayı açmak gerekli. Doğduğumuz ülkede şeriat yok. Herkesten vergi alınıyor. Devlet herkese eşit mesafede olmak zorunda. İslam devleti olsaydık çok daha farklı olurdu elbette. Mesela ortak payda vatandır diye önceki yorumumda paylaştığım vatan kavramı aslında önce İslam Devleti ardından ümmet birliği. Tabi henüz kitlesel mutabakat olmadığından afaki kalıyor söylediğim.

            Din düşmanları her daim var olacak. Dediğiniz gibi bir şeyleri bahane ederek ayak yaparak dindarlara saygısızlık yapanlara karşı usulünce cihad edilmeli. Siyasetse siyaset, propagandaysa karşı propaganda. Kavga dövüşse kavga dövüş. Şu noktada yazdığınız doğru. Dindar insanlar naifliğini asla bozmadı. Sineye çekti içine attı devlete kaba kuvvetle karşı gelmeyi kendine hak görmedi. Bir gezi hadisesi yaşatmadı bu devlete. Ancak malum terör örgütünün devlet aleyhindeki faaliyetlerine itiraz edildiğinde bilinçsiz kesim mi diyeyim ne diyeyim adamlara sahip çıktılar zamanında. Dindar diye saldırıyorsunuz dediler. Bu adamların dinle işi yok diye kimseye anlatamadık. Sonradan gördük ki adamların dinle de işi varmış ama hayırlı bir iş değil. Ilımlı İslam safsatasıyla bir ifsad hareketini de gördük.

            Ülkenin ve bölgenin durumu ortadayken, anayasası, demografik yapısı belliyken insanların hayat tarzına saygısızlık yapan her türlü eylem ve davranış gözümde fitneciliktir. Zaten neyin ne olduğunu herkes biliyor. Mahalle baskısı var diyorlar kıyafet özgürlüğü diyorlar, ne baskısı varmış? Somut delil getirsinler de görelim. Diğer taraftan da sözde put kırıcılar. Zihinlerdeki kalplerdeki putları yıkmadan dışarıdakileri yıksan ne olur. Ya da yerine başka putlar koymadığına kefil olabiliyor musun?
            Şeriatta fitneciliğin cezası nedir acaba bir araştıralım…

            Son olarak da idrar mevzusu gayet açık. Hadisler de açık. Bilimsel olarak da çeşitli araştırmalar var ve alternatif tıpta kullanımının örneği var. Uzayda da zaten amerikalı astronotlar idrardan geri dönüşmüş suyu kullanıyor.(Ruslar içmiyormuş) En basit örnek yılan zehiri örneği mesela. Ben bardakla içen duymadım ama alternatif tıpta kullanımı var diye duydum. Adamlarda zaten amaç hadislere saldırmak olduğu için bahane çok adamlara. Bulmak isteyen her türlü malzeme uydurur. Şu var. Kişisel olarak görüşüm bu gibi konularda peygamber efendimizin dünyalıkları bizim daha iyi bildiğimiz yönündeki sözüdür.
            Bir de diğer husus da şu. Herşeye metafizik bir kulp takma arzusu. Allah diyen aslan vb. İman akılla olmaz kalple olur. Akıl ve ilim insanı bir yere kadar getirir sonrası Allah’ın hidayeti. Bu dünyada imtihan sırrı diye bir şey var ve tövbe kapısının o sır ortaya çıkana kadar açık olduğu bir sır. Bunu çeşitli metafiziklerle delmeye çalışmak bir yerde imandan şüphe ya da riyadır. Bir insanın bir koyun postundaki Allah yazısını görmesi için illa orada arapça harfler olması gerekmiyor. Göremiyorsa ona da yapacak bir şey yok. Hidayet Allah’tandır. Peygamber efendimiz de insandır. Nefsinin hevasından konuşmamıştır elbette ama mucizeleri de yalnızca Allah dilerse olmuştur. Kendisine derin muhabbeti olanlar birebir O’nun hayatını yaşamaya çalışmıştır ama günümüz şartlarında farklı düşünebildiğimiz din dışı konularda tavsiyelerine uymazsak bize ahirette kızmaz inşAllah :)

            Selametle.

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey malum teror orgutunun yaptiklarini onaylama konusunda yillarca papazlarla iftar yemegine katilan D i b. Birinci derecede sorumludur. Halkin icinden de kimi bilincli kimisi bilincsiz savunan destekleyenler uzun sure var oldu. Bu konuda haklisiniz. Bu olaylar patlak vermeden once Ali Eren hoca guzel tenkidlerde bulunuyordu Diyanet Isleri Baskanligi’na bu konuda ve daha baska konularda belki okumussunuzdur. Baska hocalar da oldu medya yoluyla insanlari uyarmaya calisan fakat ekseri susturuldular. Geri donup bakinca dindar kesimin de hatalari oldu muhakkak.
            Ama suurlu hicbir mu’min, sistem bastan asagi Islam yasalarina muhalifken kalkip da zahiri putlari kirmak gibi bir isguzarliga dusmez. Siyaseti kullanarak be gerektigi takdirde oyunu onlarin kuralina gore oynayarak maci almaya calisirsiniz. Maci aldiginiz zaman saha zaten sizindir. Islami yasalari hakim kilabilirseniz yani manevi putlari devirebilirseniz digerleri uflemeyle kendiliginden devrilecektir. Cuvali sondan acmanin bir hikmeti olmadigi gibi bu eylem bir mu’minin degil ya bir meczupun ya da bir provokatorun kasitli eylemidir. Islam devletinde ise gayrimuslimlerin canlari mallari zaten emniyet altindadir endiseye mahal olmaz.
            Neyse cok derinlikli mevzulara daldik, biri bizi cikarsin :)
            Selametle.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Derin mevzular da konuşulmalı :) Gerçi o derinlikte boğulmayacak ilmi seviyeye sahip insanlar konuşsa daha iyi.

            Gerçi konuşsak da bir şey ifade etmeyebilir. Göz göre göre olunca bazı şeyler insan ona kahroluyor. Taraf kelimesini kullanmak çok hoşuma gitmese de iki tarafın da kendileri gibi düşünmüyorum diye eleştirdikleri noktalarda gördüğüm şey şu. Fitneciliğin bahanesi olmaz. İkinci olarak da ben gibi sıradan halk kitlelerine tepeden bakan, sanki kendileri cenneti garantilemişçesine bu kitleleri yadırgayan bazı cemaat mensuplarının yaptıklarıyla, halkın örfünü, kültürünü, dini yaşantısını aşağılayan onları hakir gören, göbeğini kaşıyan adam diyen, halka rağmen halk için diyenlerin yaptıklarının teknik açıdan farkı yok bence. Aslında anlatmaya çalıştığım şeyin özeti bu. Yoksa herkes kendi hesabını verecek zaten.

            Mesela bu siteyle ilgili de Allah razı olsun kuranlardan, işletenlerden. Çok önceden bazı yazıları okumuşluğum vardı. Yorumlar yazıldığını da görüyordum. Yazılar hoşuma gitse de herhalde belirli bir mecraya aittir beni ciddiye almayabilirler diye düşündüydüm o zamanlar. Sonrasında Sema Hanım’ın bazı yazılarını gördüm, ailemin verdiği örfle uyumlu ve toplumsal eğilime aykırı ve doğru tavsiyeler var. Tamam dedim burası bizim kafadan. Sitede yayınlanır diye aklıma bile gelmemişti o zaman biraz fikir alma biraz da paylaşım amaçlı günümüzde toplumsal eğilimlerin değiştiğini bana öğretilenlerden farklı durumlarla karşılaştığımı yazmıştım. Sağolsunlar yayınladılar. Sen şuradansın ya da değilsin demediler. Ayrımcılık yapmadılar.

            Bazı şeyleri yaşamayanlar bilemez.

            Müftülerin de nikah kıyması gayet doğru bir karar bence. O da memur sonuçta. İtiraz edenler tamamen zırvaladı bence bu konuda. Teknik olarak ne mahsuru var ki. Kaldı ki adettendir diye zaten imam nikahı kıyılıyordu resmi nikahın yanına o da aradan çıkmış olur. İnşAllah din görevlileri hak ettikleri saygın konumlara gelecek. Ancak bu son cümleme kimse alınmasın ama bizler en başarılı öğrencilerimizi dini ilimler yerine fen bilimlerine ısrarla yönlendirirsek dini konularda beklediğimiz bazı standartları yakalayamayabiliriz. Fende de ileriyi hedeflemeliyiz dinde de.Yoksa ilmi anlamda topallamaya devam ederiz.
            Selametle.

          • Yahya diyor ki:

            Fatih Bey,

            Müftülerin nikah kıyması sadece doğru bir karar değil çok geç kalınmış bir karardır. Bildiğim kadarıyla Osmanlıda dahi nikahları kadılar kıyar kayıt altına alır ve/veya izin verdiği kişiler/imamlar kıyardı. Mesele nikah eyleminin gerçekleşmesi değil (nikahın şartları malumunuz), mesele nikah akdinin meydana getirdiği hukuki neticelerdir. Eğer bu hukuki neticeler aynı tas aynı hamam mevcut medeni kanunlar ile ele alınacak ise, nikahı diyanet işleri başkanı kıysa ne yazar, kıymasa ne yazar. Hatta belki Allah bilir, bu adaletsizlik/hukuksuzluktan Allah katında mesul olurlar.

            Malum bir tabir vardır: altı kaval üstü şeşhane… bunun ötesine geçmemiz lazım. Lazım diyorum ancak gönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz; dün çıkarmış olduğu İslam hukuku ile taban tabana zıt olan kanunları nasıl düzenleyecekler çok merak ediyorum. Yoksa biz denedik olmadı, elimizden gelen budur mu diyecekler? O zaman bu kanunları niye çıkardınız?

            Eğitim ile verdiğiniz örneğe katılıyorum ancak yine iş kişilerde bitiyor. İmam dediğimiz kişi mesleğini hakkıyla yerine getirirse, gelecek nesiller onu örnek alacaklardır. Ancak benim dikkatimi çeken imamların memurluktan öteye geçememeleri… Doktorların mesai saatleri dışında hayat kurtarmam demedikleri gibi, imamların da mesai kollamamaları lazım, Allah rızasını gözetmeleri gerekir.
            (bitmez…)

            Selam ve dua ile…

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey, iki kesim.arasinda ortak buldugunuz elestiri noktasinda tecrubeler yasamissiniz ki bu sekilde dusunuyorsunuz, sizi anliyorum. Keske yasamasaydiniz ama bes parmagin besi bir degil.
            Cemaatler zaten “halktan” insanlarin biraraya gelmesiyle tesekkul eden sosyal olusumlar. Bir cemaatin icine girdiginiz zaman aristokrat da aynidir pazarda tezgah acan kardesimiz de ayni safta namaz kilar, ayni halkada ilim okur. Beni duygulandiran bir durumdur mesela halk icinde iki uc noktada bulhnan insanlari biraraya Allah rizasi icin toplayan cemiyet fertlerinin birbirine duydugu hurmet ve muhabbet.

            Sinif farkinin ortadan kalkip bir vucudun azalari gibi ahengle hareket etmek, ayni gaye ugruna canla basla seferber olup hizmet edebilmek. Sair zamanda ust duzey yoneticisi, emrinde bilmemne kadar personel calisan, takim elbiseli kravatli bir amcanin, butun statusunden siyrilmis ve yalnizca “kulluk” statusuyle okulda gorevli bir temizlik iscisi kardesine cay ikram ettigini, hizmet icin tasidigi bir yuke omuz verdigini gorunce iste Islam kardesligi budur der duygulanirsiniz.

            Cemaatlarin bunun gibi insanlari birbiri ile kenetleme, birarada tutma, enaniyeti bir kenara birakip dunyevi makam ve apoletlerden soyutlama ve kardesligi tesis etme, kitleler halinde Islam’a hizmet etme ve sesini daha uzaklara duyurabilme gibi bircok faydasi var. Ama tabi muntesibi oldugu cemaati ummet bilincine zarar verici derecede kardesligin onune gecirme, holiganliga varan asiri taassub, dunyevi statudeki enaniyetten siyrilayim derken uhrevi konularda enaniyetin tavan yapmasi, amel ve ibadette kibir ve ucba dusme gibi tehlikeler de bu yolun yolcusu, ehl-i tarik kardeslerimin dusmemesi gereken tehlikleli nefsani ve seytani tuzaklardir. Allah hepimizi bu tuzaklardan muhafaza buyursun.

            Nihayetinde hepimiz kuluz ve hatadan mustagni degiliz. Bu sekilde tecrube yasadiysaniz bunu sahislarin beseri kusurlarina verin. Cok guzel orneklere de rastlayabilirsiniz, hatali olanlarina da. Guzel ornekleri Hakk’in teveccuhune, kotu ornekleri de halkin noksanliklarina hamledin. Batil bir dava ugruna degil Riza-i Ilahi icin calisan didinen kardeslerimizin ve bizlerin de bu gibi uhrevi tuzaklara dusmemesi icin giyabimizda dua edin. Her zaman soyluyoruz burada, dunya imtihan yeri ama bu imtihan kavraminin icine sadece fakirlik hastalik yalnizlik gibi sabretmesi asikar olumsuz haller girmiyor. Yerine gore saglik, zenginlik, evlad coklugu da gordigi gibi ilim tahsilinin de kendi icinde imtihan sebebi olma durumlari var.

            Bir abidin imtihani ibadetini gizlemesinde, bir alimin imtihani kibre dusmeden ilminin zekatini yuzde yuz verebilmesinde ve sahip oldugu ilmiyle amel edebilmesinde, bir zenginin imtihani malini Allah yolunda sarfedebilmesinde ve saglikli bir insanin imtihani yine Allah yolunda cihad edebilmesinde. Simdi hayatimizi bir ag gibi sarmis ve her halukarda kacisimizin olmadigi bu imtihan dunyasinda hangimiz bu siniflarda birinden fazlasina dahil degiliz ve hangimiz dahil oldugumuz hayata dair bu siniflarrin bize sundugu imtihanlari zorlanmadan hakkiyla verebiliyoruz?

            Cahil insani batil yola sevketmekle ugrasan nefs, bir abidi de ibadetini izhar edip riyaya bulasmasi icin rahatsizeder. Hicbirimiz nefs-i mutmainne makamina erisemedik, o yuzden yapilan hatalari kullugun acziyetine verip ehl-i tarika da hata yapma payi birakalim. Batil bir amaca, batil bir ideolojiye hizmet edip fitne atesini koruklemedikce, sahislarin ikaz edillip duzeltilebilecegi mevzular. Allah cumlemizi affu magfiret eylesin.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Yazdıklarınıza katılıyorum. Zaten bir kısım insanın yaptıklarını genele mal edemem. Önceden de yazmıştım. İyi insan oldukları için sevdiğim insanlar var bir de hem iyi insan hem de iyi bir müslüman olmaya çalıştıkları için sevdiğim arkadaşlar var. Dinini yaşamaya çalışan arkadaşlarımın yeri elbette ayrı olduğu gibi sitedeki yorumcuların da bir kısmının yeri ayrı :)

            Selametle.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Yahya Bey dediğiniz gibi sadece yazdıklarınızla bitmez. Ancak kendi adıma şunu yazayım ben de eksik olduğun bir çok noktayı burada tamamladım aslında. Görmek istemeyen insanın gözüne soksanız görmez ama bazı insanlar da öğrenmeye açıktır. Onlara işin doğrusu anlatılabilse bu konularda farklı bir kamuoyu oluşabilir belki.

            Selametle.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

Beğenmiyorsan değiştir, değiştirmiyorsan bakış açını değiştir ama asla şikayet etme. ( Maya Angelou)

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku