Muhafazakâr Feminist Kadınlar Evlenemez

09 Ocak 2017Anlat Rahatla52 Yorum »

9b0c10b9aaHemen her yerde, her platformda kadınların artan feminist bakış açıları ve çalışıp çalışmamaları gerektiğiyle alakalı fikirler konuşuluyor. Ama kimsenin değinmediği belki de değinme gereği duymadığı bir grup var, adı da “muhafazakâr feminist kadınlar”…

İçinde kendimi de bulduğum bu grup, okulunu bitiren, parasını kazanan ve kimseye muhtaç olmayan, bunun yanı sıra kendine dindar bir yaşam tarzı benimsemiş kadınları temsil eder. Buraya kadar sıkıntı yok çünkü genel olarak kendini erkeklerle eşit gören her feminist kadın gibiyiz aslında. Ama bir fark var. Çünkü bizim karşımızda, yaşadığımız çevrede muhafazakâr insanlar var. Hem de dinden kültüre ve edindikleri alışkanlıklara kadar her şeyde muhafazakâr olan insanlar.

Peki, bunun neresi sorun? Şöyle ki yaşadığımız devirde erkekler tarafından çalışan ve kendi ayakları üzerinde duran kadın profilinin tercih edilme oranı oldukça arttı. Çünkü erkekler de artık %100 kendilerine bağımlı yaşayan ve tabiri caizse ceplerine koydukları kadınlarla bir ömür yaşamak istemiyorlar. (çalışan kadınlarla evlenen erkekler, ev hanımı olan karısından boşanan veya onu aldatan erkek oranı bunu açıkça gösteriyor) Ama bu erkeklerin büyük bir kısmı kendini dindar olarak da tanımlamıyor. Yani dindarlık da beklemiyorlar evlenecekleri hanımlardan. Biraz daha spesifik hale getirirsem “muhafazakar camiadan bir kadın” ile evlenmek istemiyorlar. Bunu bekleyen erkekler daha çok bizim kesimin erkekleri. Onlar da dediğim gibi her konuda oldukça muhafazakârlar…

O erkekler ve aileleri yıllardan beri gördüklerinin devamını istiyorlar. Yani çalışmayan, ev hanımı olan veya olacak kadını eş/gelin adayı olarak karşılarında görmek istiyorlar. “Başörtülü tertemiz bir kızımız, bak okulunu da bitirmiş” sıfatını hak eden kızlar, çalışmak istediklerini söyledikleri anda gözden düşüyorlar.

Öyle ki muhafazakâr kesimde gayri resmi olarak “annelik okulu” kavramı var uzun yıllardır. Liseyi bitiren kızlar üniversite ortamı görüp gözü açılmasın diye bu okullara gönderilerek dikiş, nakış, yemek, temizlik, çocuk bakımı gibi şeyler öğreniyorlar. Yani işin sistematiği de kurulmuş durumda. Bir yıla yakın bir süre, ayda sınırlı zaman dilimlerinde dışarı çıkılmasına müsaade edilen, ismi de oldukça şirin ve sempatik olan bu yerlerde verilen eğitim aslında muhafazakâr kesimin bir kadından ne beklediğini açıkça belli ediyor.

“Kadın mümkün olan en genç yaşta çocuk doğurup anne olmalı ve bir anne hem çocuktan hem de ev işlerinin tamamından sorumlu olmalı hatta bu konuda epey de becerikli ve istekli olmalı, evinden de öyle çok dışarı çıkmayı arzulamamalıdır.”

Ben de şunu söylüyorum. Peygamber Efendimiz (sav) bayramlaşmalarda bile kadınları camilere davet ederken, kadının evlilikte görev dağılımı yapılsa sadece çocuk yetiştirmekten mesul olduğunu söylerken; Allah her iki cinse birden pozitif veya dini ilimler fark etmeksizin okumayı emrederken siz kadını eve kapatma, ev işlerini gidermeyi mecbur kılma, hayatını çocuklarına ve kocasına adamasını zorunlu görme ve dolayısıyla okumasını/keşfetmesini engelleme cüretini ve haddini kimden alıyorsunuz?

Konu dinden açılınca da muhafazakâr feminist kadınları vurmak için “Dinen çalışmak bir kadın için uygun değil, kadın evinin sultanıdır, kadın dindar nesillerin yetişmesi için olabildiğince doğurmak ve hayatını doğurduklarına, efendisi gibi görmesi gereken kocasına adamak zorundadır…” gibi daha nicesini üretebileceğimiz silahlar kullanıyorlar. Bir de “kadının erkekler içinde çalışması dinen yasak” diyorlar ki bu kısmen doğrudur ama ben şimdiye kadar işyerinde çok fazla kadın var diye işinden ayrılması gerektiği tavsiye edilen bir erkek duymadım. Bir asansör dolusu kadınla aynı kabinde aşağıya inen erkekle bir asansör dolusu erkekle aynı anda aşağıya inen kadının ne farkı var? Günahsa iki cinse birden günah…

Ve işin bir diğer bence komik yanı, muhafazakâr daireler içinde evlenme yaşı gelen kızlardan çalışmak isteyen, para kazanmak isteyen ve kendini kocasına/çocuklarına adamak istemeyen kızların “evlenilemeyecek kız” etiketiyle damgalanmaları. Evet, bütün feminist kadınlar için aşağı yukarı aynı standartlar geçerli ama muhafazakâr dünyada ciddi anlamda bizim gibi düşünen kadınlara hiç yer yok. Çünkü hem kültür yönünden hem din yönünden yükleniyorlar bize. Ayrıca işi abartıp bizi günahkâr olarak görüp içlerinden –bazen de seslice- “Allah ıslah etsin” demekten de geri durmuyorlar.

Her konuyu anlarım, fikir çeşitliliğine saygı duyarım ama kendi fikrini empoze etmek için bir başkasını, din gibi hassas bir noktayı çarpıtarak vurmaya çalışmak ne dindarlığa ne de amiyane tabirle delikanlılığa sığar.

Bu konuyu abarttığımı düşünen olursa ona çok kısa bir örnek vereyim. Benim öz annem bile –ki asla kendini kocasına ve çocuklarına adamış bir kadın değildir- bana “Sen bu feminist ayaklarını bırakmazsan evlenemezsin” dedi.

– Nasıııll ???

Kendi ailenizden bile –muhafazakâr insanlar adına konuşuyorum- destek göremezken kendi doğrularınızla nasıl bir yol çizeceksiniz? Kimse sizin gibi düşünüp size destek vermezken nasıl kendinize inanmayı sürdüreceksiniz? Samimi bir şekilde sorsam bizim camiada da benim gibi düşünen ama sesli dile getirmeyen pek çok kadın bulurum, buna eminim. Ama susmalarının tek bir nedeni var.

“Yaşadıkları çevrede dışlanma ve bu sebeple evde kalma yani evlenememe korkusu …”

Sorarım size Reçel ailesi, içinizde akşam namazını kıldıktan sonra yemeğe kocasını pişiren bir feminist arkadaş var mı? Varsa söylesin de bizden korkmalarının nedenini anlamış olayım.

Alntı: Reçel Blog/  Konuk Yazar: Zeynep Sena Duran

 

Okunma Sayısı : 4.090

“Muhafazakâr Feminist Kadınlar Evlenemez” için 52 Yorum

  1. ... diyor ki:

    Yazıyı en az iki defa okuduktan ve Sema Hanım’ın aşağıda yaptığı açıklamalardan sonra anlayabildim. İki kavram önüme gelse muhafazakarlık mı dindarlık mı ben dindarlığa talip olurum. Neyi muhafaza ettiğim niçin muhafaza ettiğim belli değilken dindar olmak dindarı seçmek tavsiye edilen bir durum.

    Yaşadığımız çevre eğitim gördüklerimiz farklı farklı bu yüzden tepkilerimiz ve savunmalarımız da farklı. Feminizm nedir ne değildir diye sorulduğunda yapılan yorumlar zihinlerdeki algılarda farklı.

    Bence biz orta yolu bulamadığımız için ya yaftalanmak zorunda kalıyoruz yada bir tarafa ait olmak zorunda hissediyoruz kendimizi. Özellikle bütün hemcinslerim bana bu konuda katılırlar ki hasta olduğumuzda doğum yaptığımızda okulda eğitim görürken hemcinslerimizin çalışmasını isteriz onların yanında rahat ederiz. Kadın eğitimsiz olduğunda toplum ve aile nasıl ayakta kalır. Bahsetmiş olduğum eğitim teorik yada diplomadan ibaret bir eğitim değil insanlığa faydalı olan eğitim kadına da erkeğe de farz değil midir? Feminizmi yerden yere vururken bazen eğitimsizliği övüyormuşuz yada zaruri olması gereken alanlarda dahi kadının varlığına tahammülümüz yok gibi bir anlayışta ortaya çıkıyor.

    Üniversite eğitimi almak feminist virüsünün vücuda girmesi midir? Tahsili olmadığı halde feminist olanlar yok mudur? Çalıştığı parayı ay sonunda babasına eşine teslim eden babasının yada eşinin sözünden çıkmayan çocukları için eşi ve ailesi için çabalayan üniversite mezunları yok mudur? Tahsili olmadığı ve hiç çalışmadığı halde tüketim hastalığıyla eşini borca sokan sözlü ve psikolojik şiddete maruz bırakan çocuğu akşama kadar tv tablet başında unutan eş anne yok mudur? Bence iyi eş anne kadın örnekleri vardır kötü eş anne kadın örnekleri vardır.

    Allah’ın kadına vermiş olduğu hakkı korumak savunmak kadının doğal hakkıdır. Feminizm ile bazı muhafazakarlar da bu hakları yeterli bulmayıp daha fazlasına talip oluyorlar yada insan fıtratını bozacak şekilde kullanıyorlar.

    • ne önemi var diyor ki:

      hanımefendi bence siz yanlış anlamlar çıkarmışsınız. yazıda üniversite okudukları için feminist olmuşlar gibi bir anlam çıkmıyor. ayrıca burada kimse kızlar zinhar üniversite okumasın, kadınlar kesinlikle çalışmasın, hiçbir platformda görünmesinler demiyor. ama zaten diğer mecralarda gereğinden fazla bu pompalanırken bizim de onlara çanak mı tutmamız gerekli? şunları da göz ardı etmeyelim: ahir zamanda fitnelerin içindeyiz. alimler fitne zamanında kadınların mümkün mertebe evlerinde durmalarını tavsiye etmiş. maalesef kadın üzerinden büyük oyunlar oynanıyor. böyle bir zamanda ve ortamda kadınlar zaten kamusal alanda gereğinden fazla görünür haldeyken bunu azaltmaya çalışmak yanlış mı? keşke dediğiniz gibi gerçekten insanlar güvenilir olsa, şeriata uygun ortam olsa ve hakiki manada eğitim veren kurumlarımız (maalesef şu an için pek yok) olsa , hepsi olmasa da bir kısım kızlar okusa ve çalışsa, ama artık insanlar akrabalarına, komşularına güvenemez hale geldi. hatırlıyorum üniversite kayıtları sırasında bir amca kızını kayıt ettirirken ona ‘kızınızı bırakıp nasıl gideceksiniz’ diye sorunca bana bu konuda düşünceli olduğunu ve kızının yanına ailece yerleşmeyi de düşünebileceğini söyledi.
      yani biz bu sakıncaları söyleyince keyfimize göre ataerkillik yapıp kadınların özgürlüğünü kısıtlamış mı oluyoruz?
      ayrıca evet her kurumda kadınların olması hizmet alan kadınlar açısından güzel ama maalesef şu an her yerde karma bir ortam var. bu gün dikkatimi çekti. başörtülü bir doktor hanım genç bir erkeğe birşeyler söylüyordu. yani bayan doktorlar sadece bayanlara değil herkese bakıyor ki bu da şeran uygun değil. bir bayan doktorun da ben erkekleri tedavi etmem deme hakkı yok herhalde mevcut sisteme göre. bunları da göz önüne alın. yani mesele kadının okuması, çalışmasından ziyade sistem meselesi. şu an karma düzen olmayan hangi kurum var. okulda, otobüste, hastanede, sokakta hatta evlerin içinde (haremlik-selamlık uygulaması heryerde uygulanmıyor) her yerde karma bir düzen söz konusu.

      • ... diyor ki:

        Sayın ne önemi var,

        Düşüncelerinize katılıyorum ve benim düşüncemde bu yönde. Benim anlatmak istediğimde sorun orta yolu bulamadığımızdan kaynaklanıyor. Yukarıdaki yazıdaki gibi okuyup eve eşe çocuğa bağımlı olmamak yada evlenmek istemek ama hem kendi fıtratını bozarak hem erkeğin fıtratını bozarak bir yaşam istemek. Bu olsa olsa kötü örnek olur.

        Tabiki kadınların erkeklerin toplumda karma halde değil de kendi cinsleriyle beraber okuduğu okullar eğitimciler iş yaşamı sağlık hizmetleri yada sosyal faaliyetler çok daha iyi olur. Sistem bozuk olduğu için bende kadın çoğunluğundan ziyade zaruri alanlarda kadınlar hizmet etmeli hizmet almalı diye düşündüm. Kadınlar insanlığa faydalı eğitimleri öğrenmeli. Fitneye sebebiyet vermeden kocalarına kibir yapmadan ev aile çocuğunu ihmal etmeden nasıl hayat sürdürülebilir bunu da öğrenmeli

        • adem diyor ki:

          aslında ikinizin de varmaya çalıştığınız amaç aynı. sözlerden dolayı boşuna birbirinize alınmayın. bazen kelimeler insanın anlatmak istediği amacın dışına çıkabiliyor.

          • ... diyor ki:

            Adem bey,

            Evet bazen böyle durumlar olabiliyor. Zihin yorgunluğumdan dolayı bazen anlatmak istediğimden ayrı anlamlar çıkabiliyor.

  2. anıl diyor ki:

    muhafazar feminist kadınlar diye başlarsak bu kısım Allah cc kurallarını hice sayan ve peygamber efendimizin sünnetini gerine getirmeyen olarak sınıflandırabiliriz.
    ..kocaya itaat yok.
    ..kendi kuralları ve yargılama sistemleri var..
    ..her seyi onlar bilir her sey onlardan sorulur..
    ..dillerinde Allah cc avuclarında sükür lakin yürekleri bos ve inancsızdır..

  3. Uğur diyor ki:

    Bu yazı beni güldürdü, Allah da yazanı güldürsün. Herhalde bu sitede bu yazının bulunması mizah amaçlı idi. Gerçekte Muhafazakar Müslüman kadınlar evlenemez, çünkü -aşırı güzel değilseler- beğenebilecekleri, adam sayabilecekleri, sosyal statüsü onlarınkinden üstün bir koca bulamazlar. Sosyal statüleri o kadar yüksektir ki beğenebilecekleri, yani sosyal statüsü onlarınkinden üstün erkek sayısı ancak kendi sayılarının 50’de 1’i kadardır ve o erkekler de onların sadece en geç ve güzellerini alır. Bu gerçeği itiraf etmek yerine, gariban sıradan erkeklere çamur atmakla ancak kendilerine zarar vermekteler. Ne diyelim, Allah kimseye zulmetmez, fakat insanlar kendilerine zulmederler.

  4. ÜMİT diyor ki:

    Yazının bir kısmına katılmakla beraber tümüne katılmak mümkün değil!
    Üstelik yazıya göre feministlikle ilgili “güzel bişey” olduğu, “niye karışılıyor ki?” “Kadın feminist değilse ezik bir kadındır” gibi sonuçlar da çıkarmak mümkün oluyor.
    Yazar yazıyı sonuçsuz bırakmış gibi sanki!
    Kimse kimseyi pişirip yemese de özellikle FEMİNİSTİMSİ kadınların yaşattıkları erkeğin beyninin çiğ çiğ yenilmesinin yazı dilinde ki ifadesidir.

  5. gulpembe diyor ki:

    hem evlenmek hem mesleginde ilerlemek isteyen bir genck kiz, ne kaprisi ,kibri ne de olmayan kocasinin ezikligi,pasifligi kaldi.

    Kendisini kocasina ve cocuguna adamak istemiyor olmasi ne demek? Haftada birgunu cocuguna bir gunu kocasina ayirmak, gerisinde is,eglence pesinde olmak mi? tabiki hayir. Esinin ev ve cocuk hizmetlerinde daha katilimci olacagi daha paylasimci bir hayat bekliyor demekki ..insallah da olur.

    Benim cevremin cogu kari koca akademisyen yada muhendis insanlar. Bal gibi geciniyorlar, gul gibi geciniyorlar. Insanlarin kafalarinda aydinlik,irfan, kalplerinde iman vicdan olduktan sonra neden olmasin?

    Belki de Allah katinda hepimizden daha sevimli bir insan, sahsina olan saldirgan yorumlara bir anlam veremedim. Kizi bulup yuzune yumruk atamiyor da , sozleriyle canini yakmaya calisyor;yani fiziksel olmasa da psikolojik siddet uyguluyor. Ben esas insanlarda ki bu ruh halinin daha buyuk bir fitne oldugunu ve uzerinde dusunulmesi gerektigine inaniyorum.

    • Feyza diyor ki:

      Kendini esine cocuguna adamak istememek paylasimci katilimci bir hayat beklentisi demek demissiniz. Peki kendini kocasina ve cocuklarina adamak demek ne demek, erkegin hicbirseye karismamasi ve yardimci olmamasini dilemek mi oluyor? Degil. Kadinin kendini esinr evine cocuklarina adamasini istemek demek, onceliklerini bunlara gore belirlemek demektir. Onceligi isi ve arkadas cevresi degil, evi ve cocuklari olmalidir bir kadinin ki hem kendine hem cocuklarina hem evine hem esine yeterince zaman ayirabilsin. Burda bir gun 24 saat bilmiyorum Gulpembe hnm.sizin orada kac saat ? Bu 24 saatin 8 saati uykuyla gecse ki duzenli olmaz bu her zaman cocuk uykusuz birakir hasta olur veya baska sebepler. Sabah 8 aksam 5 mesai ile calisan bir kadin eve geldiginde zaten yorgun olur. Geceleri ve haftasonlari kaliyor geriye ve bu zamani hem esine hem kendine hem cocuklarina hem evinin duzenine yemege vs. Ayirmasi icin. Kacla bolup carparsaniz carpin zaman yetse dahi insanin enerjisi tukenir. Verimi duser.
      Bir kadinin onceligi mutlaka ailesi olmali. Erkegi de dusundugunuz zaman Allahaskina onlar da calisip kazanarak kendini karisina ve cocuguna adamis olmuyor mu? O da butun gun disarda evinin iasesi icin calisiyor ayni kendini evine esine adayan hanimin yaptigi gibi. Sadece gorev alanlari farkli. Ikisi de ailesi icin calisiyor. Ustelik calisan kadinlar evde de yoruluyorlar ama ev hanimlari sadece evin icinde yoruluyor. Yani asil gorev dagilimi ve paylasimci hayat kadinin onceligini anneligine ve evine esine adadigi erkegin de disarida calisarak emegini rizkini paylastigi hayat olmali. Diger turlu asil adaletsizlik.
      Bir de bu yazinin yazarina kimse hakaret etmedi ki, yaziya yonelik elestiriler getirdi.

      • gulpembe diyor ki:

        Evlenen insanlar evlilikici gorev dagilimini kendileri belirler, erkegin disarida kadinin iceride hizmet verecegi kuvvetler ayriligi gibi, yahut iki calisan esin olacagi kuvvetler birligi gibi..ikincisinde erkegin alisilmis kulturel kaliplarin disina cikarak cocuk bakimi ve ev hizmetinde daha katilimci olmasi beklenir tabiki. Sanirim erkekleri biraz bu korkutuyor, rahatlarini da cok bozmak istemiyorlar, hanimi “mecburen calistigi halde” kendinden beklenilen fadakarliga yanasmayan erkekleri dusundugumuz de..

        kaldi ki , bu kizcagiz daha ne cocuk ne koca biliyor.. belki evlendikten sonra “bebeklerimizi senin buyutmeni tercih ederim, ama meslegine donmek istersen evde bir yardimci bulundurabilirz, nasil mutlu olacaksan oyle yapalim”diyecek anlayisli bir kocasi oldugu halde kendisi bebekleriyle evde kalmak isteyecek,bunu bilmiyoruz.

        Neticede idealist ve yetenekli bir kadin yuva kurduktan sonra neden kendini torpulemek zorunda kalsin,yazida da kendi ifadesiyle “kadinin hayatini eve ve kocasina adamasini beklemek suretiyle okumasını/keşfetmesini engelleme curetini”kendince sorgulamis.
        Ev hanimligi mi iyi, calisma hayatimi mi, suan icin bu bizim konumuz degil zaten..

        • Feyza diyor ki:

          Iyi de Gulpembe hnm. Biz olayi kisisellestirmiyoruz ki, sahislar degil roller uzerinden konusuyoruz. Bu hanim belki de hayali bir karakter bunu bile bilmiyoruz. Sahsina konusup adina dusunmemiz son derece abes bir durum. Genel anlanda madem evde bir gorev dagilimi olacak, fitri olan dagilim bu sekilde diyoruz ki, fitrata uygun olan mutluluga da en elverisli basamaktir.

          • Gulpembe diyor ki:

            Sizin fikriniz.

          • fatma diyor ki:

            bu “kendini adamak” kelimesi aslinda bizim kendi kulturumuzden ve geleneklerimizden kaynaklanan bir aliskanlik. bence kimsenin kendini kimseye adama gibi bir yukumlulugu yok. isteyen adayabilir tabi ki ama, asil bakmamiz gereken sey islami yukumlulukler olmali. bir es tabi ki erkekse, evine rizik getirmek icin ugrasacak, evin ekonomisi, faturalar, tamiratlar gibi seylerle ilgilenecek. kadin ise tabi ki yemek, temizlik gibi seylerden sorumlu olacak. esler birbirine merhametli olacak, cocuklara ozen gosterecekler, aksam oldugu vakit beraber yemek yenilecek, cocuklarla oyun oynanacak, ilgilenecek.. bunlarin hepsini “adamak” vazifesi olmadan da yapabiliriz. ayrica erkeklere tavsiyem kadinlari calisan/calismayan diye kategorize etmek yerine farkli yonlerden degerlendirmeye calismalari. oncelikle bir kadin tembel mi caliskan mi,
            ev islerine yatkin mi, yoksa isteksiz mi,
            merhametli birisi mi, intikamci mi,
            cahil birisi mi (insanlarin doldurusuna gelen), yoksa akilli mi
            sir titan, gevsek agizli olmayan biri mi
            kendi kendini oyalabilir mi
            kirici mi, sozlerine dikkat eder mi..
            vs
            vs
            gibi seylerle degerlendirin. bir insanin namazlarini kilmasi, orucunu tutmasi onun ahlakli bir insan oldugunu gostermiyor malesef. aile terbiyesi de cok onemli. mutlaka akilli bir kayinvalideniz olmasi gerekiyor, kizini iyi yonlendirmeli.

            bunlarin haricinde 2 cocuk annesi bir doktor olarak, calisan hanimlara karamsar olmamalarini tavsiye ederim. butun calisan kadinlar ev isleri yapmak istemez, kocasina saygisizdir diye bir genelleme yok. o kisinin terbiyesi ile alakali bir sey. ayrica anlayisli bir kocaniz oldu mu ev isleri de artik cok zor degil, zaten hersey makinelerle yapiliyor.

          • Yahya diyor ki:

            Fatma hnm,

            Bana ithafen yazmamışsınız ancak müsaadenizle cvp vermek isterim.

            1. adamak; çok güzel bir duygudur insan kendini mesleğine, sevdiğine, çocuğuna, dinine, ülkesine adayabilir. Adamak söz konusu olunca o iş/sorumluluk daha kolay ve güzel yapılıyor. Bu beceri bizim kültürümüzle sınırlı değil, hemen hemen her kültürde mevcut.

            2. sorumluluklar; kadının ve erkeğin kendilerine birbirlerine çocuklarına komşularına akrabalarına ve çevresindekilere sorumlulukları vardır. Bunun adamayla ilgisi yok diye düşünüyorum. En basitinden, bir aile içinde erkek karısına karşı sorumluluklarını yerine getirmezse sıkıntılar baş göstermeye başlar …

            3. çalışıp/çalışmama; bu sınıflandırma kolaya kaçılarak yapılan bir genellemedir. Çalışan kadınların ve çalışmayan kadınların bazı nitelikleri vardır. Bunları erkekler genelliyor ve sınıflandırıyor; okuyan – okumayan, çalışan – çalışmayan gibi. Esasında kadını küçümsemek için değildir.
            Sizleri ve diğer çalışan kadınları tenzih ederek, herkes çalışma ortamında kendi sınırlarını koruyamıyor. Teferruata girmeden, kadının patronuyla ve diğer erkek çalışanlarıyla olan iş ilişkisi, yorulması, strese girmesi, vs. vs. maalesef bazı erkekler için eksi puan arz ediyor. Mesela benim şahsen bildiğim bir durum, sizde doktorsunuz, bir bayan çalışan iş yerinde yaşadığı iş yoğunluğu ve stres yüzünden gebe kalamıyor vs.; dini hassasiyeti hiç olmayan bir ailede bile, akşam saat 6 dan sonra karısının iş ile ilgili aranmasından son derece sıkılan ve hatta kıskanan kocalar tanıyorum.
            Daha verebileceğim onlarca örnek var.
            Hal böyleyken eş adayları da çalışıp çalışmamayı da bir kıstas olarak ortaya koyuyorlar.
            * Bu arada bayanların özellikle belli iş sektörlerinde çalışması gerektiğini düşünüyorum…

            4. maalesef o hatayı ben yaptım; Namaz kılmasına, orucuna vs. baktım. Esasında bu bir hata değil, bir müslümanın yapacağı ilk şey ama karşı tarafta aynı hassasiyet olmayınca yapacak bir şey yok. Kalplerin içini ancak Allah bilir.
            Bana şimdi soranlara ÖNCE iyi ahlaklı, iyi huylu bir hanım olsun diyorum.

            Allah size de kolaylık versin. Doktorluk zordur…

          • Feyza diyor ki:

            Kendini adamak, benim anladigim ve kullandigim anlam itibariyle, oncelemek demek. Yani sorumluluklarini yerine getirmek, adandigin kisinin veya kisilerin nefsini kendi nefsine tercih edip, onceliginin bu kisiler ve onlarin ihtiyaclari olmasi demek. Bu sekilde bir adanmislikla evine ve cocuklarina deger veren, onemseye bir kadin-erkek bir anne-baba, mutlaka ozverisinin karsiligini alacaktir. Fakat bu demek degil ki, aile olmanin yanisira bireyler kendilerine hic ozel zaman ayirmasin ve farkli mesgaleler edinmesin. Elbette edinsinler, hatta asagida Zehra hnm.in da dedigi gibi, bazen ev hanimlarinin fazla bir mesgalesi yoksa bu defa turlu vehimlerler ve vesveselerle mesgul olup hem kendi zihnini hem esinin zihnini bulandirabiliyor. Ya da yanlis arkadas ortamlarinda bulunup birbirini gaza getiren kadinlarla fazla icice bulunarak ve dedikodu ile su-i zan ile vaktini israf ederek ahlaki ve psikolojik cokuntuye de sebep olabiliyorlar. Burada bir ev hanimi ile calisan hnm ayrimi yapmak dogru olmaz. Ev hanimlarinin da hepsi zamanini cok iyi kullanip faydali islerle mesgul oluyorlar dersek hata etmis oluruz. Bu kisilik meselesi.
            O yuzden ‘insanlari’, calisan ve calismayan diye kategorize etmektense ‘eylemleri’ calismak veya cakismamak seklinde kategorize etsek daha dogru olur.
            Calismamanin verdigi bos vakti ve imkanlari dogru yone kanalize edebilmek ‘kisiligin’ ozelligidir cunku. Ya da calisma hayati ile ev hayatini dengeleyebilmek de zor olsa da yine ‘kisilik’ ozellikleri ile basa cikilacak bir durum. Daha hizli, pratik, caliskan olmak misal.
            Bizim bahsettigimiz, calisma hayatinin insanlari ve bilhassa kadinlari ciddi anlamda yordugu ve gunluk enerjisini tukettigi yonunde.
            Ama bir ev hanimi da gun boyu oturup evde Tv’de kadin ve evlilik programlarini izleyerek, dedikodu ortamlarina kendini ve ailesini ya da arkadaslarini malzeme ederek, ya da elinde bir kredi karti sabah aksam avm gezip gereksiz harcamalara bogularak vaktini israf ediyorsa elbette bu hanimin da ev hanimligi sorgulanir. Bu ornek verdigimiz bir ev hanimligi modeli degil.
            Zehra hnm.in belirttigi gibi, cocuklari buyudukten sonra bir kadin cesitli el isleriyle, el sanatlariyla mesgul olabilir. Kermeslere, cesitli faaliyetlere yardimci olabilir, dini meclislere katilip kendini gelistirebilir, bol bol.kitap okuyabilir, dusununce yapilacak bircok faydali is var. Bunlar da ailesine kendini adadigi zamandan arda kalan o bos vakitlerde yapilacak kafa dagitici, dinlendirici ve hyata motive edici faaliyetler. Ornegin cok uzuntulu oldugum bir donem ben de aluminyum folyodan tablolar yapmayi ogrendim. Bircok tablo yaptim ve hediye ettim. Stres atmada en guzel yontemlerden birisi cesitli hobiler edinmek.

        • Yahya diyor ki:

          faraziler ve realiteler var Gülpembe hnm…

          • zehra diyor ki:

            yahya bey bence de kadinlar fitratlarina uygun mesleklerde calissa daha mantikli olur. doktorluk ise cok genis bir meslek, insanlarla muhatap olma her bransta farkli, mesela bir patolog vaktinin buyuk cogunlugunu labaratuarda gecirir, ya da bir radyolog filmlere bakarak, tek basina bir odada. ayrica doktorlugun diger avantajlarindan birisi de amiriniz olmamasi, herhangi bir insanla yakin iliskiye girmenize gerek yok.

            buraya bunlari yazmamin sebebi hanimlarin ve beylerin dikkatlerini baska bir noktaya cekmek. gunumuzde ev isleri gercekten cok az zaman gerektiriyor, bu yuzden de ev hanimlarinin vakti daha cok oluyor. bu da ev icerisinde vakit geciren bayanlarin bunalmasina sebep oluyor. cocuklar genelde 0-3 yas arasi insanin cok vaktini aliyor, ondan sonra anneye bagimlilik azaliyor. hele ki ilkokula basladiklarinda anne iyice evde yanliz kaliyor. o yuzden bir bayanin kendini gelistirecek seyler yapmasi mutlaka sart. evli olan beyler bu dediklerime hak verecektir. evde bos olan birisi, eger akilli bir kadin degilse akrabalara veya esine kafayi takiyor. bu yuzden de bir erkegin esini oyalayabilmesi ve ona belli ugraslar bulmasi cok onemli. erkekler kavvam olarak tayin edilmis Allah tarafindan. bu cok buyuk bir sorumluluk, evlendiginiz vakit esinizin karakterini iyi tanimali, zayif yanlarini bilmeli, guclu taraflarini one cikarmalisiniz. eger istegi, becerisi varsa hizmet alanlarinda (kuran kursu, kermes vs) gibi islerle vakit harcayabilir, eger lise ya da univesite mezunu ise, ya da okumaya istegi varsa, bence mutlaka tesvik edilmeli. eger erkekler esinin karma ortamda olmasini cok takiyorlarsa, on gore mesleklere yonlendirebilirler, bugun pek cok meslekte kadinlar cok agirlikta, unviersitede bazi bolumlerde erkekler neredeyse yok denecek kadar az (psikoloji, pdr, cocuk gelisimi, ev ekonomisi vs). ya da evden yabanci dil, arapca vs gibi seylere tesvik edilebilir, ileride tercume vs gibi seyler yapabilirler. ticarete yatkinlarsa e-ticaret vs gibi seylerle ugrasabilirler. boylece hem kendi bilgi gorgulerini gelistirir, hem de etraflarina faydali olabilirler. bir erkegin esinin bilgisini gorgusunu gelistirmesi, onu tesvik etmesi cok onemli ve cok degerli bence.

          • Yahya diyor ki:

            Zehra hnm,

            Güzel bir cevap yazmışsınız.
            çalışma hususuna tek bir perspektiften bakmamak lazım.
            Yani sadece fıtrat değil, erkekler ile olan münasebeti, iş yoğunluğu, stresi, akşam eve etkisi, yorgunluğu, kariyerini ve ekonomik gücünü ailesine nasıl yansıttığı vb. bir çok husus değerlendirilmeli.
            Mesela bir çok çalışan anne yeni doğan bebeğini (özellikle 6 aydan sonra) bakıcıya, annesine vs. bırakıp işine devam ediyor.

            Tabii bir yandan bazı meslek gruplarında ise bayan olmazsa olmaz. En elzemi tıp, sonra eğitim (illa öğretmenlik değil), hukuk, diyanet ve daha bir çok alan söz konusu.
            Hiç unutmuyorum, doktorumuz bir sebepten dolayı 3B/4B ultrason istedi biz istanbul’da bayan uzman bulmakta ciddi zorlandık. 10 yeri aradıysam 7’si erkek çıktı.

            Gelelim evdeki kadının meşguliyetine; bir kadın illa üniversite mi okumalı, yada bir işte mi çalışmalı? Tabii ki hayır. Dediğiniz gibi kendini meşgul edebileceği aynı zamanda kendini ilerletebileceği o kadar çok mevzu/branş/meşgale var ki.

            Şahsen ben kendi evliliğimde bu konuda ne kadar gayret ettiysem başarılı olamadım. Çünkü karşımda ki insan bütün teşviklerime, gayretlerime sırt çevirdi ve kendini kapattı. Ki bir de istanbul gibi bir şehirde yaşıyoruz. Hani yok yok!
            Tabii işi sadece erkeğin üzerine de atmamak lazım, 20 küsür yaşındaki bir kadında kendine bir uğraş bulabilir.

            Selam ve dua ile…

          • zehra diyor ki:

            bu arada ellerinizden oper birisi bes digeri iki yasinda iki cocuk sahibiyim, ayrica ilk cocugum dogdugunda da 23 yasindaydim.

  6. Yasir diyor ki:

    Hayat Rehberi olarak İslam’daki kadını örnek almayıp Feminizm’deki kadını örnek alan bir kız, ister evlensin ister evlenmesin. Müslüman erkeğe musallat olmasın da istediği yerde istediği gibi yaşasın. Feminizmle İslamı birbirine uygunmuş gibi davranması İslama hakarettir.

  7. Ademoğlu diyor ki:

    Bir (muhafazakar) kadın niçin üniversite okur ve aileler niye okutur?
    1. Allahın yarattığı kainatı, doğayı keşfetmek
    – doğaya sahip çıkmak
    – insanlara hizmet etmek, faydalı olmak
    – aileye maddi katkı sağlamak
    – ilim üretmek, kültüre ve âdaba katkı sağlamak
    – dinini öğrenmek ve öğretmek ve sayre ve sayre

    2. Kariyer, hırs, aç gözlük, aileden ve eşinden maddi bağımsız olmak, statü, dış görünüş, havalı olmak.
    Hemen çocuk istememeyebilmek.
    Falan filan

    Peki aileler neden okutur? Birçok aile kızlarına der. “Biz seni evde otur ev hanımı ol veya gönüllü bedava çalış diye bunca yıl okutmadık herhalde”.
    Birinci sebebden dolayıda okutman aile çok az görünür.

    Bir (muhafazakar) erkek birinci sebeblerden dolayı okuyan ve çalışan birine neden çalışmasına karşı gelsin ki?
    Açıkcası ikinci sebeb hiç bir kadına yakışmıyor. Kadının masumiyetini özelliğini alıyor. Erkekleştirir aksine. Ve hiç bir erkek bundan hoşlanmaz.
    Eğer bir muhafazakar kadın birinci sebeblerle çalışırsa, bence evlenmesinde bir sorun görünmez. Fakat bir erkek hemen anlar ikinci sebeblerle dolu olan kadını. Ve uzak durur.

    • Yahya diyor ki:

      Sn. Ademoğlu,

      Bir yola başlarken niyetiniz 1,2,3, ..5 olabilir ancak insan oğlunda arsız bir nefis mevcuttur. Özellikle günümüz dünyasında, doyumsuz nefsi dahada cezbedecek son derece şaşalı bol süsler doludur.

      Markete girersin bir ekmek, bir süt alayım diye; çıkarsın 4-5 dolu poşetle…

      Sonra sadece kadının masumiyeti mi?

  8. isa diyor ki:

    ülkemizde kadın olmanın ve erkek olmanın zorlaştığı bu noktada ipleri germenin ne anlamı var bilmiyorum…

  9. isa diyor ki:

    ilahiyatçı ve ihl mezunu kızların nerdeyse tamamı ve erkeklerin çoğunluğu da feministtir (özellikle öğrenci sıralarında iken)ve diyanetin kendisi de feminizmin kalesidir.O yüzden eşimin ilahiyatçı, tarikatçı, ihl mezunu olmasını istemedim.
    İşin başka bir tarafıda Ülkemizde aile anlamına gelecek bir aile de kalmadı ve eğitimde bitmiştir. O yüzden senin gibi düşünen çok kimse var meraka etme. Herkes konuşurken büyük müslüman ama arazide iken yahudi gibi..Bunları söylerken yazdıklarımın içinde bizzat çalışan birisiyim…Mutsuz ve üzgün yaşadıkları karşısında çaresiz ve yalnızlaşan birisiyim. Süleymaniye camisini yapan paradigmayı arıyorum yada ölümü…

  10. yusuf diyor ki:

    Allah bana kız evladı nasip etmedi.İnşallah erkek çocuklarımı hayırlı güzel ahlaklı yetiştirebilirim.Bazen düşünürüm kız evladım olsaydı,kızımın evliliğe bakış açısı nasıl olurdu diye?Sanırım şöyle nasihat ederdim: Kızım evleneceğin erkeğin himayesine girmeyeceksen evlilik sana göre değil sen en iyisi hiç evlenme.Evleneceğin erkekte seni himaye edebilecek nitelikte olsun.İşin gereği himaye eden ile himaye edilen arasında bir yönetim anlayışı olarak itaat etme vardır.Elbette himaye edene itaat OLUR.Zaten himaye eden ,hem kendinden hemde himaye ettiklerinden sorumlu olur.Aslında himaye edenin işi öyle pek kolay değil,sorumluluğu ağır(hem bu dünyada hem öbür dünyada)
    Himaye edecek bir erkek vasıflı olmalı ki kendini kabul ettirebilsin.Onu için kızlarımız denklik konusunu önemsemeli ,kendisinin gönül rahatlığı ile itaat edebileceği vasıfta bir eş adayını seçmeli.
    Zaten yaratılışın gerçekleri bunu bize gösteriyor.Kadınların biz bu hayatta bütün işlerin üstesinden geliriz çokda erkeğe ihtiyaçımız yok diyemezler.

  11. Yahya diyor ki:

    Şahsen bu yazının burada paylaşılması pek hoşuma gitmedi ve kattığı bir arttı da yok.
    Bunun böyle olduğunu çok iyi biliyoruz. Bilmeyen var mıydı?

    1. Laik müslüman olamayacağına göre, feminist müslüman olamaz. Bunun tartışılacak bir yanı var mı? Dinimizin kadınlara vermiş olduğu hakları, değerleri savunurum ha’sbelkader feminizm ile kesiştiği noktalar olursa olur.. hiçte feministlere cici gözükeyim diye uğraşmam…
    toprağa diri diri gömülen kızları, kocasından sonra yaşama hakkı olmayan kadını, bir mal gibi alınıp satılan kadını, necis hayv. bile aşağı olan kadını; çıkarıp başımızın tacı yapan, cenneti ayaklarının altına seren bir dinin mensuplarıyız biz.
    Bu koca dünya kadınlığı, temizliği, edebi, merhameti… kısaca tüm insanlığı müslümanlardan öğrendi. Hak ve tek din olan İslam öğretti.

    2. Senden niye korkayım? Allah’tan başkasından korkuyormuş gibi bir halim mi var? Senin gibi olan, senin yolunda yürüyen bir karım vardı… dul kaldı!
    Ateş olsan cürmün kadar yer yakarsın. Benimki de yakıyor… tehditler, iftiralar, ceza davaları, icra takipleri vs…ya sonra?
    (çok mu kişiselleştirdim? :) )

    3. Sema hnm teğet geçmiş… ben yazayım: Bu zihniyetteki kadınlar hem evlenemiyorlar, hemde evlendiklerinde süratle boşanıyorlar dahası da kolay evlenemedikleri için ve/veya boşandıkları için özgüvenleri yüksek ve maddi imkanları varya ona buna yem oluyorlar… günü birlik ilişkiler… metres olmalar… kullanılıp kullanılıp atılmalar…

    4. Bende çok rahatsızım…. Çok şükür öyle plaza şirketlerinde çalışmıyorum ve çok şükür toplu taşıma kullanmıyorum. Son derece rahatsız oluyorum bayanlar kapalı ortamlarda bir arada olmaktan. Ya yeterince mesafe olmalı ya da mümkün olabildiğince sakınıyorum. Fakat problem bizde değil…
    Kadın çalışan dedin mi; ucuz, istekleri az, nerede çalışırsa çalışsın üstüne veya patronuna hizmet eder… dişiliği ön planda!

    amiyane tabirle körler sağırlar birbirini ağırlıyor. Bırakın ağırlasınlar.
    Bizde öyle… :)

    • Yahya diyor ki:

      Beyin hücrelerimin algılayamadığı:

      Şimdi eşim (karım) çalışacak, istediği gibi yaşayacak, özgür, bağımsız olacak. Aidiyeti vs. olmayacak, kocasına adamayacak kendisini vs…
      Arkadaşlarıyla buluşacak, iş toplantıları, gezileri olacak vs.

      Gelelim kocaya, klasik türk erkeği ev-iş arasında mekik dokur. Evin iaşesini karşılar, genelde geçim derdi söz konusudur. O da ara sıra arkadaşlarıyla buluşur, asker arkadaşları vs. vardır, annesine-babasına gider vs.
      Tamam buraya kadar sıkıntı yok.

      Hadi evdeki yemek, bulaşık, çamaşır, temizlik gibi görevleri de gün gün paylaştırdın. Veya para gani zaten, bir “kadın” tuttun ona yaptırdın.

      Geriye bir sevme-sevilme mevzusu kaldı. Hani biz düşünen ve birde duygusal varlıklarız ya… Duygusal dedik de illa eşimiz dibimizde olacak değil ya… yada sevgi katarak akşam yemeği pişirecek değilya… Whatsapp’dan kalpli bir “evdeyim, seni seviyorum” mesajı yeterli veya akşam saat 20:00 bilmem kim oğlunda romantik bir akşam yemeği yeterli olabilir. Niye olmasın?
      Ehhh şimdi feminist kadınsın öyle kocan her çağırınca da bu iş olmaz ki. Sultan Yahya’nın haremindeki cariye miyim ben? hem cariyelik kalkmadı mı? Bence randevu alsın önceden…
      Hele çocuk yapacan… vur beni daha iyi!

      Eksik kalan, unuttuğum nokta var mı?

  12. Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    “Ben de şunu söylüyorum. Peygamber Efendimiz (sav) bayramlaşmalarda bile kadınları camilere davet ederken,”

    EFENDİMİZİN (S.A.V) KADINLARI CAMİYE DAVET ETMESİNİ O ZAMANIN ŞARTLARI İÇİNDE DEĞERLENDİRMEK GEREKİR. ÇÜNKÜ O DÖNEMDE MESCİDİ NEBEVİ HERŞEY DEMEKTİ TEK İLİM YERİYDİ. OYSA BUGÜN KADINLARIN CAMİYE GİTMELERİNİ GEREKTİRECEK BİR DURUM YOKTUR. KADINLAR İNTERNETTEN YA DA TVDEN YA DA KURAN KURSU VE İLMİ MEDRESELERDEN DE İLİM ÖĞRENEBİLİRLER. KALDI Kİ CUMA NAMAZI DA BAYRAM NAMAZI DA KADINLARA FARZ DEĞİLDİR.

    “kadının evlilikte görev dağılımı yapılsa sadece çocuk yetiştirmekten mesul olduğunu söylerken;”

    EVET, KADIN ÇOCUĞU DOĞURDUĞUNA GÖRE YETİŞTİRMEKTEN DE BİRİNCİ DERECEDE MESULDUR. BUNU DİN SÖYLEMESE BİLE ZATEN AKIL, VİCDAN BE FITRAT KADINA TELKİN EDER ZATEN HİÇ MERAK ETMEYİN.

    “Allah her iki cinse birden pozitif veya dini ilimler fark etmeksizin okumayı emrederken”

    POZİTİF İLİMİ HER İKİ CİNSE EMREDEN AYET VEYA HADİS NEREDE? KADIN VE ERKEĞE FARZ OLAN İLİM DİNİ İLİMDİR. BİR KADIN FARZ İLMİHAL BİLGİLERİNİ ÖĞRENMİŞSE FARZ İLMİ ÖĞRENMİŞ DEMEKTİR GERİSİ TEFERRUATTIR. YANİ ALLAH (C.C) KADINA FİZİK, KİMYA OKUMAYI FARZ KILMAMIŞTIR.

    “siz kadını eve kapatma, ev işlerini gidermeyi mecbur kılma,”

    KADINI KENDİ FITRATINA BIRAKSAN ZATEN EVİ TERCİH EDECEKTİR OTELE GİTMEYECEKTİR MERAK ETMEYİN. AYRICA KADIN DİNEN EV İŞLERİNİ YAPMAK ZORUNDA DEĞİLSE DE ÖRFEN YAPMAK ZORUNDADIR. EFENDİMİZİN EŞLERİDE EV İŞLERİNİ YAPMIŞTIR. EFENDİMİZ (S.A.V) ARA SIRA YARDIMCI OLMUŞTUR HEPSİ BU. YOKSA KADIN EV İŞLERİNİ YAPMASIN DİYEDE BİR AYET VE HADİS YOKTUR. BUDA NETİCEDE İCTİHADİ BİR DURUMDUR. HA ERKEK ÇOK ZENGİNSE HİZMETÇİ KADIN TUTAR. AMA ERKEĞİN DURUMU YOKSA KADIN TIPIŞ TIPIŞ EV İŞLERİNİ YAPAR NETİCEDE HZ. ÂDEM DEN BU YANA KADINLAR FITRİ OLARAK EV İÇİ İŞLERİ GÖRME ÜZERİNE PROGRAMLANMIŞLARDIR. KÜÇÜK KIZ ÇOCUKLARININ OYNADIKLARI OYUNLARA BAKIN NE DEDİĞİMİ ANLARSINIZ.

    “hayatını çocuklarına ve kocasına adamasını zorunlu görme”

    BÖYLE BİR ZORUNLULUK YOK AMA BUGÜN BAZI KADINLAR HAYATLARINI KÖPEKLERİNE, KARİYERLERİNE, İŞLERİNE, ARKADAŞLARINA, TVLERE, İNTERNETLERİNE ADAMIŞLARKEN BAZI KADINLAR HAYATTAKİ EN ÖNEMLİ VARLIKLARI OLAN ÇOCUK VE EŞLERİNE HAYATLARINI ADAMALARI ÇOK GÖRÜLMEMELİDİR. TABİ BU ADAYIŞ TAPMA,KUTSAMA ŞEKLİNDE OLMAMALIDIR.BU ADAYIŞ ÇOCUK VE EŞİ MUTLU EDİP DÜNYA VE AHİRET SAADETİNE BERABER ULAŞMAYA ADAMA ŞEKLİNDE OLMALIDIR.

    “ve dolayısıyla okumasını/keşfetmesini engelleme cüretini ve haddini kimden alıyorsunuz?”

    HERKES OKUMAK ZORUNDA DEĞİL.ZATEN İSTESEDE HERKES OKUYAMAZ.HERKES OKUSA OKULLARI KİM İNŞA EDERDİ ,BOYA BADANA İŞLERİYLE KİM UĞRAŞIRDI KİM MOBİLYALARI ÜRETİR MARANGOZCULUK YAPARDI.YANİ İŞİN ÖZÜ HERKESİN OKUMASI SÜNNETULLAHA AYKIRI BİR DURUMDUR.AMA FEMİNİSTLER ÖYLE BİR YAPIYORLAR Kİ SANKİ HER ERKEN YAŞTA EVLENİP EVE KAPAK ATAN KIZLAR EVLENMESELER HEPSİNDEN BİR ORDİNARYOS ÇIKACAKMIŞ GİBİ :))) OYSA ERKEN YAŞTA EVLENMEYENLERİ DE GÖRÜYORUZ AĞIZLARINI ARASANIZ EN FAZLA PİŞMANLIKLARINDAN BİRİ ERKEN YAŞTA GELEN TALİPLERİNİ GERİ ÇEVİRMEK OLDUKLARINI İŞİTMENİZ İÇTEN BİLE OLMAYACAKTIR.
    AYRICA OKUYAN KIZLARIDA BİLMESEK BU SÖYLEDİĞİNİZE HEPTEN İNANACAĞIZ :)))TEK DERDİ BİR AN ÖNCE DİPLOMA ALIP MEMURLUĞA KAPAK ATMAK OLAN BİR KIZ ACABA NEYİ OKUMUŞ? NEYİ KEŞFETMİŞTİR? BENDE SİZE SORAYIM….???

    NOT: ARKADAŞLAR BAZILARINIZ YAZININ İSMİNE TAKMIŞSINIZ AMA ŞUNU UNUTMAYALIM TIPKI “ROMANTİK İSLAMCILIK” GİBİ “FEMİNİST İSLAMCILIK” VEYA “İSLAMCI FEMİNİZM” VEYA BU YAZIDAKİ GİBİ “MUHAFAZAKÂR FEMİNİST/FEMİNİZM” GİBİ İSİMLENDİRMELER ASLINDA BİR HAKİKATİN İFADESİDİR. EVET, BEYLER/BAYANLAR MAALESEF MUHAFAZAKÂR KESİMDE ÖZELLİKLE ÜNİVERSİTE OKUMUŞ KIZLARDA BÖYLE BİR DURUM ÇOK FAZLA MEVCUT HA BUNA “FEMİNİST İSLAMCILIK” DERSİNİZ HA “MUHAFAZAKÂR FEMİNİZM” DERSİNİZ. AMA HAKİKATTE BÖYLE BİR DURUM İÇ ACITICI BİR SORUN OLARAK KARŞIMIZDA DURMAKTADIR…

    • ismet badem diyor ki:

      Çok güzel cevaplar olmuş, tebrik ederim elinize sağlık. Bir katkı da benden olsun: “Kadınlar yuvalarından çıkıp, beşeri yoldan çıkarmış; yuvalarına dönmeli. ‘Mim’siz medeniyet, tâife-i nisâyı yuvalardan uçurmuş, hürmetleri de kırmış, mebzul metâı yapmış. Şer’-i İslâm onları rahmeten dâvet eder eski yuvalarına. Hürmetleri orada; rahatları evlerde, hayat-ı âilede.”

  13. semamarasli diyor ki:

    Reçel Blog, bizim İslami kesimin feminist kızlarının kurduğu annelirinin yazar ablalarının da destek olduğu bir blok sayfa. Erkekler aleyhine atıp tutuyorlar.
    İslamı yaşamaya çalışan gençler çoğunluğu. Yalnız feminizm belasına tutuldukları için mutsuzlar fakat mutsuzluklarının feminizmden olduğunun farkında değiller.
    Fırsat buldukça bizim feminist kızlar ne alemdi diye yazılara göz atıyorum.

    Bu yazıyı okuyunca üzüldüm ve sizin görüşlerinize de sunmak istedim. Okulunu bitirmiş çalışmaya başlamış bu genç kız doğal olarak evlenmek istiyor. Zira sevilmek, bağlanmak ve cinsellik gibi fıtri ihtiyaçları var fakat anladığım kadarıyla onun şartlarını kabul edecek erkek çıkmamış karşısına bundan şikayetçi.
    Kendimi kocama da çocuğuma da adamam, bildiğimden de bir karış geri kalmam bunları kabul edecek adam yok mu diyor.

    Vardır elbet. Otoriter baskıcı bir annede yetişen pasif bir erkek (Feminist kadınların benim kocam çok güzel huyludur diyerek ezdiği) bir erkek çıkar bu genç kızın da karşısına büyük ihtimal. İletişimde anne-oğul ya da erkeğin her şeye evet dediği tatsız arkadaş ilişkisi gibi bir ilişkileri olur. Zira ezilen bir adam kendini beğenmiş bir kadınla başka türlü bir ilişki kuramaz. Bu ilişki ikisini de tatmin etmez. Günümüzdeki pek çok evlilik gibi. Bu feminist kızımız da sonunda ya boşanır ya da onun her dediğini yapan bir kocası olmasına rağmen erkeklere öfkesi arttıkça artar.

    Zira pasif bir erkek feminist bir kadının sevgi, bağlanma, cinsel tatmin gibi ihtiyaçlarını gideremez.
    Bu kızlar muhafazakar oldukları için seküler feministler gibi erkekten erkeğe koşarak günü kurtarmak adına da olsa ihtiyaçlarını gideremezler.

    Eğer karşıların evlenecek biri cıkmazsa bir süre bekleyip yaşının geçtiğini düşündüğü zaman “ayy iğrenç ikinci eş olmak” gibi büyük büyük sözlerinin altında ezilip gizli bir nikahla ikinci eş olurlar. Ya da bir süre sonra muhafazakarlıktan da bıkıp “Allah insanın kalbine bakar” deyip her şeyi mübah görürler. Kısacası feminizmin evlense de evlenmese de pek hayra çıkmıyor zira fıtrata ters. Ayrıca feminist olmak için epece bir hadis reddedip ayetleri de nefislerine göre yormuş oluyorlar onun vebali de ayrı.
    Ayrıca evlenecek erkek bulamamalarının bir sebebi de kendileri. Erkekler feministler yüzünden evlilikten korkar oldular. Evlilik gitmese boşanma nafaka çocuğundan ayrılı ayrı bir dert.

    Gerçi kızımız son cümlelerinde onlardan korkulmaması gerektiğini reçel deki feministlere seslenerek söyle anlatmış: “içinizde akşam namazını kıldıktan sonra yemeğe kocasını pişiren bir feminist arkadaş var mı? Varsa söylesin de bizden korkmalarının nedenini anlamış olayım.” Yani erkekleri yemek olarak pişirip yemeyeceğiz hâlâ bizden niçin korkuyorlar diye espri yaparak durumu anlamadığını da ifade etmiş.

    Ah canım! Adamın başının etini yedikten sonra kalanı pişirsen ne olur pişirmesen ne olur. Belki adam senden kurtulmak için onu pişirmeni bile tercih eder.
    Bu feminist kızlarımıza çocukaile sitemizi takip etmelerini tavsiye ederim. En azından belki hatalarını fark ederler.

    • yusuf diyor ki:

      Sema Hanım, tekrar bizimle görüşlerinizi paylaştığınız için teşekkür ediyorum.Allah siz ve siz gibilerin gayretini ve sayısını artırsın.Maalesef günümüz toplumunda hemde islami hassasiyetleri olduğunu bildiğimiz ailelerde çok büyük geçim sıkıntıları var.Ailede illaki bir şey refarans olacak ki neyi neye göre yanlış veya doğru yaptığımızı bilebilelim. O zaman dini hassasiyetlerimizin olduğumuzu iddia eden bizler için Kuran ve sünnet ten başka referans olabilir mi?Ama maalesef özellikle muhafazakar kesim bu işi tam içine sindiremiyor hatta Allah korusun sadece ve sadece kibir ve kaprislerinden dolayı itikadi olarak sıkıntıya düşebilecek görüş ve davranışlarda bulunuyoruz.Allah hepimizi ıslah etsin,doğruya hakka ulaştırsın.SELAMETLE

    • ismet badem diyor ki:

      Harika :) Bunların reçeli karın ağrıtan cinsten…

    • Feyza diyor ki:

      Recel blogu bugun ilk kez ziyaret ettim Sema ablacim. Daha once adini duymus ama hic okumamustim. Yazarlari, yorumculari..hemen hepsi ayni telden caliyor ve cok sakat bir zihniyet, gercekten cok uzuldum. Bu yazinin orjinalini de buldum orada ve huyum kurusun iki kelam etmeden duramadim. Allah cc basiret ve izan nasip etsin.

    • ibrahim diyor ki:

      açıkça ben pek anlayamamıştım ne anlattıklarını siz çok güzel açıklamışsınız.

      feminizm kesinlikle çok yanlış.
      ama bence erkeklerde buna çanak tutuyor kimisi destekleyerek kimiside kadınlara yanlış ve kötü davranarak.
      bu konulara değinirseniz belki bu feministlerin düşüncelerini değiştirebilirsiniz.
      daha önce değinmiş seniz o başka tabi :)

    • adem diyor ki:

      sema hanım ya 10 numara 10 numara 10 numara yazıyorsunuz..
      “Ah canım! Adamın başının etini yedikten sonra kalanı pişirsen ne olur pişirmesen ne olur. Belki adam senden kurtulmak için onu pişirmeni bile tercih eder.” işte bu sözleri onlar bi okusalr bi okusalar bir de okuduktan sonra onların yüzsüz yüzlerini görebilsekk..

  14. Yusuf diyor ki:

    Bu web sitesini yakın zamanda takip etmeye başladım. Bu yazıdaki görüş ve tespitler için Sema Maraşlı hanımın görüşlerini çok merak ediyorum. İnşallah Sema hanımın bir görüşü vardır ve bizimle burda paylaşır. Benim değerlendirmeme göre , Sema hanım en çok bu tip görüşler için mücadele veren bir yazar

  15. A.Doğan diyor ki:

    Allah akıl versin bunlara. Şaşırmışlar ya

  16. vuslat diyor ki:

    Çocukaile sitesinin genetiğine aykırı. Bence bu yazı hemen kaldırılmalı. Diğer yayın organlarında fazlasıyla var zaten. !!!!

  17. meryem diyor ki:

    Kelimeler vardır yan yana durması abes olur. Bu MUHAFAZAKAR-FEMİNİST kelimesi yan yana duramaz zaten işin garip tarafı burada. Gerçek manada muhafazakar olan ( dinini hakkı ile yaşamaya çalışan kişiler için söylüyorum ) feminist olmaz ki . Ayet-i kerimede Erkekler, kadın üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihad, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar, itaatkar olanlar ve Allah’ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse dövün. Eğer size itaat ederlerse kendilerini incitmeye başka bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktür. ( Nisa Süresi 34) Evvela hepimiz insanız ve birbirimize muhtacız. Bir kaç gün önce haberde okudum. Aynen şöyle yazıyordu ” Bu sefer erkekler yandı !!! Özel günleri unutmak ta artık boşanma sebebi sayılacak. özel günleri unutan erkeklerin eşleri isterlerse sadece bunu baz alarak dava açabilirler.” vs vs. Af buyurun haberi okuyunca ağız dolusu ” YUH ARTIK” dedim. Ve bu kanunları çıkaran sözde-akil insanların hangi psikoloji ile kalem oynattıklarını merak ediyorum. Yani aile ve evlilik kurumu ile ne alıp veremedikleri var yemin ediyorum anlamıyorum.

  18. Feyza diyor ki:

    Yorum yazayim diye okumaya basladim ama yirumlayacak olursam bu yazidan uzun bir yazi cikar ortaya zira, hangi cumleyi tutsam elimde kaliyor. Vazgectim.

  19. Mehmet diyor ki:

    Çelişkilerle ve genellemelerle dolu, evlilikten bihaber yazılmış bir yazı…

  20. ibrahim diyor ki:

    reçel blog değince bir ara ahlaksız bir şiir vardı aklıma o geldi o şiiri yazan kişi ile yada paylaşan vede öyle düşünen bir kadın ile hangi muhafazakar erkek evlenebilir ki. yada o şiiri yazan kişi nasıl kendini muhafazakar olarak nitelendiriyor hayret doğrusu.

    asıl mesele
    Hayat zor gerçekten asgari ihtiyaçları karşılamak için bile bayanlar çalışmak zorunda kalabiliyor.
    ama her meslek kadına göre aslaa değil.
    inadına her işi kadın yapar diyenler toplumun geleceğine dinamit döşüyor.
    kadını sömürüyorlar az para çok iş ve bu kadın çocuğunu eğitmeyi ve büyütmeyi de aynı anda yapmak durumunda erkek destek nasıl çıksın oda sömürülüyor o da saatlerce çalışıyor çocuğunu kaç saat görüyor ?

    yok yardım yok okul öncesi bunlar hikaye ha ev hanımlarının da büyük bir düşmanı var tv çok değil 20 30 yıl sonra anlaşılacak ne kadar yanlış işler yapıldığı.
    eğitim sistemi zaten çok kötü çocuklar maneviyattan çok uzak maddiyat üzerine düşündüren batıl eğitim sistemi ile büyüyor. öğretmenlerin çoğu kadın ve de feminist.

    Haa bir eli yağda bir eli balda olanlar için maddi sorun yok onlar zaten maddiyattan değil başka sebeplerden çalışıyor o da onların kendi sorunu.

    • Kevser diyor ki:

      Dünyayı kadınlar yönetseydi 2 gün içinde batardik…bayanlardan bir ricam var:lütfen artık herşeyi kendinizin halledebilecegini bütün işlere yeteceginizi düşünmeyin.(tabi işlere yetemediklerini de kabul etmezler)
      Bayanlar başlarında bir erkek olmayınca inanın hiçbir şeyler….bunu kabul etmeyebilirler.varsın etmesinler.nasıl olsa hayat öğretir!annesi bile demiş ya:sen bu feminist ayakları bırakmazsan evlenemezsin diye.yazıda sanki “evde kalma korkusu”yokmuş gjbi rahat yazmış ama bu lafa niçin bozulmuş?Peygamber Efendimiz Sallallahü aleyhi ve sellem ‘in kadınları camiye davet ettiği nerede hangi kitapta yazıyor çok merak ediyorum.bundan 200 sene evvel. Dinini yaşayan bir kadını dindar bir kadını alışveriş için bile sokakta göremezdi kimse.çünkü cikmazlardi.neyse,kimse kimsenin hayatına karışamazdi değil mi?sizin gibi kaprisli kadınları anca kılıbık bir erkek alır.ilk başlarda size hoş gelir ama sonra bikarsiniz.böyle çok örnek gördüm etrafımda.iyisimi kilibiklar size kalsın adam olanlar mert olanlar da bize!
      “Herşey neye layıksa ona dönüşür”Hazreti Mevlana
      Böyle tiplere açıklama yapmayı bile artık gereksiz buluyorum.acil “fıtrat nakli”lazım

      • adem diyor ki:

        kevser hanım sitemize hoş geldiniz. bir geldiniz pir geldiniz..;)
        bu yazıyı yazan bayan arkadaş bence ortaya bir bomba bırakmış bakalım ne tepki gelecek diye şu an yorumları takip ediyor. lafı iyi çaktınız kendisine.elleriniz dert görmesin..

      • bir havva diyor ki:

        Niçin bir türlü orta bir yol tutturamıyoruz anlayamıyorum. İki uçta savrulup duruyoruz. Ya kadının erkeksiz hiçbir şey olduğunu söylüyoruz ya da kadının erkeğe hiç ihtiyacı yoktur aşırılığına düşüyoruz.
        Kadın da erkek de Allah ın imtihan için bu dünyaya gönderdiği kullarıdır. İkisi de Allah tan başka kimseye muhtaç değildir. Aksi şirk oluşturur. Bununla birlikte bu hayatta birbirlerinde sekine bulur ve birbirlerini tamamlarlar. Bir kadın ( hele de günümüz şartlarında) bir erkek olmadan her işini halledebilir. Babası işi nedeniyle çoğunlukla evde olmayan, erkek kardeşi de bulunmayan bir bayan olarak bu tecrübeyle sabittir. Tabi kasteddiğim maddi ihtiyaçlar. Aynı durum erkek için de geçerli. Bi şekilde dul kalan erkekler aç açık gezmiyor. Ama manevi olarak erkek ve kadın birbirini tamamlar.
        Peygamberimiz ( s.a.v ) in kadınların mescide gelmeleri yönündeki tavsiyeleri için de biraz hadis okumanızı tavsiye ederim

        • Kevser diyor ki:

          Bir Havva hanım;
          Ben 2015 yılında babamı kaybettim….
          Siz,bir çocuğun babasız kalması ne demek biliyor musunuz?
          Maddi açıdan hiçbir şeye muhtaç değiliz çok şükür..ama annem diyor ki :çocuklara hem anne hem baba olmak ne kadar zormuş….kaldı ki ben çalışmak zorunda da kalmadım ama hazır parayı bile idare etmek ne kadar zormuş diyor….
          Babamdan konu açılsa hemen ağlamaya başlıyor.
          Bence sizin biraz okumanızı tavsiye ederim.

          • Gelincik diyor ki:

            Başınız sağolsun Allah sabır versin Kevser Hanım …

          • adem diyor ki:

            Allah rahmet eylesin kevser hanım bende 2015 ocak ayında kaybettim babamı. benim annemde aynı durumda. bizimde maddi sıkıntımız yok sağolsun babam hem iktisatlı hem kanaat sahibi biriydi. annemde şimdi nasıl idare edecğim bu parayı diyor ben yardımcı oluyorum ona.

        • Yahya diyor ki:

          Ne kadar yanlış anlamışsınız muhtaç olmayı.
          Bizim rabbimize muhtaç olmamız ile, erkek kadının bir birine muhtaç olması aynı mı?
          Ayrıca bizi birbirimize muhtaç kılan Rabbimizden başkası değil.

          Tamamlamak değil, muhtaçlık söz konusudur. Ama bizler gurulu, kibirli ve egosu yüksek varlıklarız. Kimseye muhtaç olmayız, kimseden korkmayız, kimseye ihtiyaç duymayız değil mi?

          Fay Weldon diyor ki…
          “A woman needs a man like a fish needs a bicycle”
          Kadının erkeğe ihtiyacı, balığın bisiklete ihtiyacı gibidir.
          Feministler bunu çok seviyor… buyrun gerisini siz takdir edin…

      • ibrahim diyor ki:

        bana hitaben mi yazdınız ben pek anlamadan bu yorum içimden geldi “ben ibrahim” erkek.

Yorum yapın

Röportajlar

Kızların Ölüm Fermanını Anneleri İmzalıyor

Hamit İzol 63 yaşında. İzol aşiretinin ileri gelenlerinden. Onun doğduğu topraklarda hep törenin sözü geçti. Çok insanın canı yandı, çok insan bazen akraba elinden gelen kurşunlarla hayatını kaybetti. Yeri geldi ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Çocuklarınızla yedi yaşına kadar oynayın, onbeş yaşına kadar onlarla arkadaş olun, on beş yaşından sonra da onlarla istişare edin.” ( Hz.Ali)

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku