Nafaka Zulüm Olur mu?

09 Şubat 2018Sema Maraşlı21 Yorum »

7_bOtuz yıldan beri ülkemizde tartışılan bir mesele var: Nafaka… Mazlumlar yıllardır bu konuya dikkat çekmeye çalışsalar da gündemde yer bulamamışlardı.

Son dönemlerde nafaka mağdurları dernekleşerek ve sosyal ağları kullanarak seslerini duyurmaya başladılar. Meclise giderek milletvekillerine durumlarını aktarıyorlar, onlar da “evet haklısınız” diyorlar fakat henüz bu konuda net bir adım atılmadı.

Boşanma sonrası çocuklar annede kalacaklarsa, babaları çocuklarına nafaka ödüyor zaten. Fakat kanunlara göre erkekler, eski eşleri çalışmıyorsa ya da çalışıyorsa da boşandığında kocası ile yaşadığı imkânların altına düşecekse, eski karısı bir daha evlenmediği sürece ona ölene kadar bakmak zorunda. Problem burada başlıyor.

Kadının adamdan çocuğu olsa da olmasa da, bir hafta, bir ay, bir yıl da evli kalsalar, boşanmada kusurlu olan kadın da olsa, ayrılığı kadın istemiş dahi olsa devlet, evlendiği için erkeğe bedel ödetiyor, daha doğrusu erkeği cezalandırıyor.

Araştırmalarımda ömür boyu nafaka kanunu olan başka bir ülke görmedim. Zira ömür boyu eski eşe nafaka vermek; akla, vicdana ve adalete aykırı. Batı ülkelerinde nafaka sınırlı süreler içinde var.

Pek çoğunda on yılın altındaki evliliklerde evli kalınan süre ile kısıtlı. Bir yıl evli kaldı ise bir yıl nafaka gibi. On yılın üstünde nafaka ödenmesi ise hiçbir ülke yok gördüğüm kadarıyla. Erkeğe zulmetmekte dünyadaki bütün ülkeleri geçmişiz. Üç aylık evliliğe yirmi yıl nafaka ödeyenler var.

Dinimizde nafaka süresi yaklaşık dört aydır. Kadın hamile ise nafakanın kadın doğurana kadar verilmesi gerekiyor, doğurduktan sonra çocuk için nafaka devam ediyor. Bazı âlimler erkeğin maddi imkânı iyiyse bu süreyi kendi arzusu ve isteği ile uzatmasının iyi olacağını bir yıla kadar ya da daha fazla vermesini tavsiye etmişler. Rabbimiz: “Ya iyilikle yaşayın ya iyilikle ayrılın” buyuruyor. Uzun yıllar sonra gerçekleşen ayrılıklarda erkeğin eski eşine ikramla ihsanla ayrılması vefalı bir insana yakışan bir davranış olur.

Gönlüyle yapılan iyilik olduğunda ancak karşı taraf hayrını görür. Gönülsüz aş ya karın ağrıtır ya baş, sözü mucibince erkeğin gözü kala kala, binbir sitemle verdiği nafakanın zaten hayrı da olmaz. Kadına da devlet zoru ile verdirilmiş bu nafakayı talep edip almak da helal olmaz.

Ayrıca boşanmayı kadın istemişse ve adam kusurlu değilse, erkek dört ay da nafaka ödemek zorunda değil, hatta kadın aldığı mehri de iade etmek zorunda. Sabit bin Kays’ın (radıyallahü anh) hanımı Cemile (radıyallahü anha) Peygamber Efendimize gelerek şöyle dedi: “Ya Resulallah beyimin huyu ve dindarlığı hakkında bir şikâyetim yoktur. Fakat onu bir türlü sevemedim. Bunun için de nankörlük etmekten, ona karşı olan vazifelerimi yapmamaktan korkuyorum.”

Peygamberimiz, “Sana mehir olarak verdiği bahçeyi ona geri verir misin?” diye sordu. Kadın, “Evet, veririm” deyince de Resulullah Hazreti Sabit’e, “Bahçeyi kabul et ve onu boşa” buyurdu. Ayrıca boşama karşılığında fazla bir şey almamasını da emretti. (İbni Mace, Talak: 22)

Erkek evin reisi değilse…

Anayasadan “Erkek evin reisidir” maddesi kaldırılmıştı. Erkek evin reisi değilse, neden ailenin masraflarını üstlenmek zorunda olsun? Evlenirken ev kurmanın bütün yükü erkeklerin üzerinde. Ev kiralayacak, eşya alacak, nişan, düğün masrafı, geline takılacak takılar…

Bunları erkek karşılıyor. Sonra gelin hanım üç beş ay sonra kocadan memnun kalmıyor ve ayrılmak istiyor. “Romantik değildi, annesine çok gidiyordu” falan filan… Önemli sebeplerle boşanan kadınlar da var tabii ki fakat böyle ıvır zıvır sebeplerle boşanan kadın da günümüzde pek çok.

Yeni evliyken “arzu istek ve hayallerim yerine gelmedi” diyerek kendi istekleri karşılanmadığı iddiası ile keyfi ayrılmak isteyen kadın, düğün masraflarını da ödemeli, mihri de iade etmeli. Nafaka istemeyi zaten düşünmemeli, insaf ve vicdan sahibi ise.

Nafaka olması gerektiğini iddia edenler, “boşanan kadına kim bakacak?” diye soruyorlar. Kadın evlenmeden önce nasıl geçiniyorsa aynı şekilde devam edecek. Kadının ihtiyaçlarını karşılayacak kişi, artık ona yabancı olmuş bir adam değil, kendi ailesi olacak. Ailesinin maddi imkânı iyi değilse, evden bir şeyler üretip satabilir, bir işe girip çalışabilir. Ailesi ya da aile desteği yoksa devlet destek olmak zorunda fakat eski eş değil. Erkekler SGK değil, eski eşinin geçimini sağlama mecburiyeti yok. Zaten çocuğu varsa ona verecek nafakayı.

İşin tuhaf tarafı erkek, kanunen canından kanından evladına 18 yaşından sonra bakmayabiliyor, nafakayı kesebiliyor fakat ayrıldığı artık ona yabancı olan eski eşine ömür boyu bakmak zorunda. İhtiyacı olsa da yaşlı anne-babasına bakmak için bile devlet kimseyi zorunlu tutmuyor fakat eski eşe bakmaya zorunlu tutuyor. Bu nasıl iş? Mantık, vicdan, adalet bunun neresinde!

“Ciğer sökücü” kanun!
Lakabı “ciğer sökücü” olan tanınmış bir kadın boşanma avukatı var. Onunla yapılan bir röportajda okumuştum. Boşanma davalarında adamın ciğerine kadar söküp alıyormuş.

Kanunlar izin vermese bu kadın, adamın ciğerine kadar sökebilir mi? Sökemez elbette. Ciğer sökücü olan avukat değil, nafaka kanunu. Zaten bunu itiraf ediyor avukat. Kanunlar çok müsait fakat bazen uygulayıcılar problem çıkarıyor babında bir şeyler söylemiş. “Mal canın yongasıdır” demiş atalarımız. Nafaka ile erkeklerin kazançlarını onun için yabancı olmuş biri için gasbederek bir parça canını da alıyorlar aslında.

Sadece mal da değil, erkek boşanma safhasında çocuklarından oluyor, çocukları istese de babaya verilmiyor ekseriyetle. Erkek evinden oluyor; ortak oturulan ev, erkeğinse de erkeği atıyorlar kadın kalıyor, kiraysa da kirayı adama ödetiyorlar. Kadın tazminat isterse yüklüce para da ödetiliyor bir de üstüne ömür boyu nafakaya mahkûm ediliyor. Kanun iki tarafı da kapsıyor görünüşte adalet olsun diye. Fakat kocasına nafaka ödeyen kadın sayısı yok denecek kadar az.

Aynı şeyi kadınlara yapmaya cesaret eden yok. Kadın evinden atılsa, çocukları elinden alınsa bir de “git çalış, kazan, kazancından her ay eski eşine göndereceksin, ömür boyu” dense kadınlar ortalığı yıkar, gider Meclis’i basarlar. Kimse benim dişimle tırnağımla kazandığımı elimden alamaz, diye.

Fakat erkek yoksulsa da kendini zor da geçindiriyorsa da nafaka vermeye mahkûm ediliyor. Ödeyemiyorsa da hapis cezası hazır. Ki artık maddi konularda haciz ve hapis cezaları kalkmış olduğu hâlde boşanmış erkekler için bu uygulanmıyor.

Evlenmenin cezası mı boşanmanın cezası mı erkek olmanın cezası mı, ne olduğu belirsiz! Fakat ciddi ciddi bir ceza bu. Tek nafaka da değil; boşanma safhasında kadın isterse tazminat alabiliyor ve evlilik süresinde kocasının çalışıp kazanarak edindiği mülkün yarısını da alabiliyor.

Kadın cinayetlerinin pek çoğunun boşanma sırasında olmasının erkeklerin boşanmayı hazmedemediğine bağlayanlar ya cahil ya kötü niyetli. Kendini istemeyen kadını erkek de istemez, ruh sağlığı yerindeyse. Boşanma sırasında erkeğin aleyhine öyle şeyler yaşanıyor ki: İftiralar, hakaretler, uzaklaştırma cezaları, çocuğunu göstermemeler, maddi ve manevi tazminat talepleri…

Boşanma döneminde pek çok erkek depresyona giriyor. Bir kısmı cinnet geçiriyor. Bir de maddi sıkıntısı varsa, kendi boğazını zor geçindirirken mahkeme masrafları, eski eşe para gönderecek varsa çocuğa gönderecek. Belki de nafakasını gönderdiği çocuğu da göremeyecek, annesi göstermek istemezse bir başka dert daha görmek için uğraşacak. Cinayetin hiçbir bahanesi olamaz fakat kaybedecek bir şeye kalmayan insan kendisi ve toplum için tehlikeli hâle gelir.

Erkeklerin akıl sağlığını korumaları, şiddetin azalması için eski eşe nafaka, tazminat ve mal paylaşımı konusu acilen çözülmeli.

Kadına şiddete son vermek istediklerini iddia edip nutuk atıp yürüyüş yapan feministler, eğer samimi iseler nafakanın kaldırılması için çaba göstermeliler. Sebepleri ortadan kaldırmadan sonucu değiştiremezsiniz. Ciğerini söktüğünüz birinden şefkat beklemeniz pek fazla hayalcilik olur.

Nafaka, tazminat, eşit mal paylaşımı gibi maddi anlaşmazlıklardan dolayı boşanma davaları uzuyor. Üç yıl beş yıl süren davalar var. Bu da kişilere büyük bir eziyet. Erkek yeni bir evlilik yapamıyor, bir düzen kuramıyor, eski eşine kinleniyor.

Ayrıca nafaka sadece erkeğe ceza değil. Erkeğin sonraki eşine de ceza! Erkek eski karısına para yetiştirmeye çalışmaktan yeni eşinin ve çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayamıyor bu kez eşiyle problemler başlayabiliyor, evliliği tehlikeye giriyor.

Toplumsal olarak da nafakanın ve zor boşanmanın pek çok tehlikeleri var. Evlilikler azalıyor, zina artıyor. İnsanlar evlenmek yerine gizli kapaklı ilişkileri tercih ediyor. Bu da aile kurumunun sonunu hazırlıyor.

http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/genis-aci-fikir-ve-tartisma/600624.aspx

Okunma Sayısı : 2.329

Yorum yapın

“Nafaka Zulüm Olur mu?” için 21 Yorum

  1. Gokce diyor ki:

    Sema hanim , sitenizi arastirdim , ne yazik ki MIHR konusuna deginen bir makalenize rastlamadim.
    Bunun sebebini cok merak ediyorum”?

    Nafaka yerine MIHR konulsa ve toplum ona gereken onemi verse ve uygulasa butun bu yazdiginiz problemler olmayacaktir.

    Belki de bu” nafaka zulmu”! Allahin bu emrine uymayan ,kendine musluman diyen, bu topluma, toplumun erkeklerine toplu bir ceza olmasin…

    Saygilarimla..

  2. Abdullah Bir diyor ki:

    BURADAN BİR KEZ DAHA

    Kendine MÜSLÜMAN diyen, kendisini “Müslüman Kadın” olarak tanımlayan, evli veya bekar olan bütün kadınlara “Acık ve net” olarak dile getiriyor, tebliğ ediyorum.

    1- Bir erkekle evlenme kararı aldığınızda Nikah Akdinden önce evleneceğiniz erkekten MİHİR olarak “istediğiniz kadar” Mal, Para veya benzeri değerli şeyleri talep edebilirsiniz.

    2- Size talip olan erkek, talep ettiğiniz mal, para vb seyleri Mihir olarak “Peşin veya taksitli” olarak size vermeyi kabul ederse ve diğer konularda da kendisi ile anlaştı iseniz o erkek ile İslami kriterlere göre ( beyan, kabul, şahit, yakın çevreye ilan) evlenebilirsiniz.

    3- Aldığınız veya alacağınız Mihir’in boşanma veya kocanızın vefatı halinde sizin kimseye muhtac olmadan belli bir süre ( 6 veya 12 ay) hayatınızı devam ettirmenize yetecek kadar (takriben 12-20 bin tl) olması insaf ve fıkıh ölçüsüdür.

    4-Ancak, bu miktarın kadın için bağlayıcılığı yoktur, Allah’ın emri (farz değildir), bu bir tavsiyedir. (Zaten coğu düğünde erkeğin ailesi tarafından kadına bu miktara yakın altın takılmaktadır.) Ancak kadın isterse daha azını veya daha fazlasını da talep edebilir.

    5- Evlenmeden önce ve evlilik sırasında kadının kocası üzerinde ki “maddi hakkı” bundan ibarettir. ( evli kaldığı sürece kadının yeme, içme, barınma, korunma vb haklar hariç, bunlar bakidir) Müslüman bir kadının kocasından boşanması (kocasının onu boşaması) halinde eski kocasından (onun için artık yabancı olmuş olan erkekten) medeni kanunu kullanarak herhangi bir hak ( nafaka, tazminat, evin, malların yarısı vb) talep etmesi kesinlikle söz konusu değildir, Allah’ın hükmüne göre yasaktır, kadının hakkı olmadığı halde yasaların verdiği güçle eski kocasından aldığı her kuruş haramdır, ateştir, kadının Allah’ın lanetine ugramasına, ebedi hayatta cehenneme düşmesine ve şiddetli azaba uğramasına sebeptir.

    6-Birazcık “aklı ve imanı” olan kadının üç günlük dünyanın menfaati ve kocasının hayatını zehir etmek vb sebeplerle “bilerek ve isteyerek” ebedi ahiret hayatını kendi elleriyle ateşe atmaması gerekir.

    7-Ben bu parayı ( alacağı nafaka, tazminat ve malları) “cocuklarımın gelecegi için aldım, ben ona 1-5-10-15-20 yılımı, ömrümü verdim, şimdi ortada mı kalayım, bu saatten sonra, kimse bana bakmaz, 1-2-3 cocukla kimse beni almaz… vb” mazeretler ile işlediği suça mazeret veya kılıf arayarak kendisini insanların nazarında MAZLUM göstermesi ve MAGDUR taklidi yapması onu Allah’ın gözünde haklı çıkartmaz.
    Çünkü Allah’ın Kuran da bu konularda ki ( evlenme, boşanma, cocukların velayeti vb aile hukuku konuları) emir ve yasakları İslam Alimlerince yorumlanmasına gerek olmayan, sıradan Müslümanlar tarafından da kolayca anlaşılacak AHKAM (yoruma kapalı, tefsire gerek duyulmayacak kadar açık, net ve herkesçe kolay anlaşılabilen ayetler) AYETLER de belirlenmiştir.

    8- Müslüman bir kadının normal zamanda kayıtsız şartsız inandığını ve teslim olduğunu söylediği Allah’ın boşanma durumunda ki emirlerine çeşitli sebeplerle karşı çıkması, medeni hukuk denilen şeytan işi yasalara dayanarak resmi boşanma süresince ve sonrasında eski kocasına hayatı zehir etmesi, onu maddi, manevi ve psikolojık anlamada magdur etmesi, yeniden yuva kurmanıa engel olması, Allah’ın kendisine verdiği hakka razı olmaması, örtülü de olsa “Allah’a isyan etmesi” kadının, orta ve uzun vadede kendi eliyle, kendi hayatını ve iki dünyasını da perişan etmesinden başka bir işe yaramaz.

    9-Boşanmanın kaçınılmaz olduğu evliliklerde Müslüman ( olduğunu beyan ve iddia eden) bir kadının yapacağı en doğru davranış, şeytanın ve nefsinin güzel gösterdiği, ancak hakkı olmadığı, haram olduğu için kendisinin perişan olmasına sebep olacak olan dünyevi kanunların şahsınma verdiği dünyalık kazanımları elinin tersiyle bir kenara itip, boşanma durumunda Allah’ın kendisine verdiği haklara razı olarak Müslüman kimliğinin gereği olan kayıtsız şartsız Allah’a teslimiyetini “beyan ve tasdik” etmesidir.

    Yukarıda yazdıklarımın tamamı Kuran kaynaklıdır, verdiğim bilgilerin içerisinde herhangi bir ŞAHSİ DÜŞÜNCE, YORUM, ÇARPITMA, SAKLAMA vb bir ibare, şer düşünce, kötü niyet yoktur.

    Ben Müslüman bir insan olarak “İyiliği emretmek ve kötülükten alıkoymak” için bu bilgileri sizler ile paylaşıyorum. Benim sizler üzerinde herhangi bir yaptırım, zorlama veya aforoz yetkim olamadığının bilincindeyim.

    Tek derdim, amacım kurulacak yuvalarda ki ve mevcut ailelerde ki karı-koca’nın birlikte huzurlu, mutlu ve tahkiki iman sahibi kullar olarak dünya ve ahiret hayatı yaşamalarına vesile ve yardımcı olmak.

    Bizim burada yazdıklarımızdan elde edeceğimiz en güzel ve en büyük menfaat alacağımız hayır duaları yüzü suyu hürmetine Allah’ın bizden razı olmasıdır.

    Hayırlı düşünce, niyet, eylem ve işlerinizde Allah yar ve yardımcın(m)ız olsun (amin)

    Ey Rabbim…

    Bu kulun emrin üzere gücünün, ilminin yettiği ve sen izin verdiğin kadar bilmeyenlere, bildiği halde unutanlara emir ve yasaklarını anlattı, hatırlattı, onlara iyiliği emretti ve kötülükten alıkoymaya çalıştı.

    Allah’ım,

    ŞAHİT OL, ŞAHİT OL, ŞAHİT OL

    • Yahya diyor ki:

      Abdullah Ağabey,

      5. madde ile ilgili bir tavzihde bulunmak isterim:
      Esasında sizin ne anlamda yazdığınızı çok iyi anladım ancak,
      dinimizde erkeğin karısını boşaması ile kadının kocasınından boşanması arasında hukuken fark var.
      Eğer sebepsiz* yere kadın kocasından boşanırsa aldığı mehri geri vermek zorundadır. Bırakın nafaka, tazminat vs. almayı; aldıklarını vermesi gerekir.

      Selam ve dua ile…

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Yahya Kardesım’e…

        Algılaman doğru, tavzin yerınde ve isabetlı olmuş Üstad.
        Benım parantez içinde ki açıklamayı yazma amacım da ERKEĞİN KADINI BOŞAMASINA vurgu yapmaktı zaten. Ama yazdığımı tekrar okuyunca ifadede az da olsa “Anlam/algı kayması”ihtimali var.

        Bu guzel açıklaman için Tesekkur ederım.

        Not: Laf aramızda Sitenin müdavimi sözde huzurlu, mutlu KRİPTO/LIGHT/SOFT FEMINAZİLER’in kocaları olan eniştelerimizin EVLİ, MUTLU, HUZURLU KOCA OLMAK (???) konusunda ki düşüncelerini ve duygularını çok merak ediyorum, sahi sen bu konuda ne düşünüyorsun Yahya bey kardeşim :-)

  3. Yasir diyor ki:

    Bekar erkekler henüz evlenmeden boşanma, nafaka, tazminat konularını düşünmeye başlıyor. Sanırım günümüzde boşanmanın değil evlenmenin cezası nafaka ve tazminat. Yıllar önce okuldan tanıdığım bir hanımefendi ‘ev almayı düşünüyor musun’ diye sormuştu. Ben de ‘şimdi düşünmüyorum, evlenince eşimin de beğendiği bir ev almayı düşünüyorum’ demiştim. Onun düşüncesi ise beni şaşırtmıştı ‘Aptallık yapma evlenmeden önce ev al ki boşanma olursa yarısı kadına kalmasın’ demişti. Bütün bekar kızların eviliğe bakış açısı böyle mi acaba diye düşünmüştüm. Bendeki etkisi eşeğin aklına karpuz kabuğunun düşmesi gibi oldu. O günden beri ne zaman evlilik konusunda ciddi bir şeyler olacak olsa satın almak için hemen ev bakmaya başlıyorum. Bekar halimle On yıl çalışıp elde ettiğim maddi kazancımın yarısını yok yere zamane kızlara vermeye niyetim yok. Aslında aç gözlü ve kurnaz değilim. Değeceğini düşünsem evi eşimin üstüne yaparım. İşte günümüzde insanların birbirine güveni bu halde…

    • Yahya diyor ki:

      Yasir bey,

      Teşbihde hata aranmazmış… lütfen kimse üzerine alınmasın ancak bizde “hırsıza kilit dayanmaz” diye bir söz var.
      Allah kimsenin başına vermesin ancak boşanma sürecine girince, o evi de burnunuzdan getirir. Şerh koyar boşanma bitene kadar sattırmaz ve evde oturur… evin değer artışından hak talep eder… vs.

      Bunun usulü evlilik öncesi (evlilik içinde de mümkün) mal rejim anlaşması imzalamak. Eğer böyle bir anlaşma yapmazsanız, evi kurtarsanız (sanki yangından kurtarıyorsunuz) dahi başka bir ev aldığınızda, iş kurduğunuzda, araba aldığınızda vs. hep eşiniz bunlara ortak oluyor.

      Esas mesele güven sorunu değil, adaletin tecelli etmemesi.

      Bireysel anlamda da Allah korkusunun kalplere yerleşmemiş olması.

      Selam ve dua ile…

      • Halil Mümin diyor ki:

        Yahya kardeşim selamünaleyküm ;
        Senin dava ne durumda?Hiç yazmaz oldunuz yada gözümden mi kaçtı?
        Benim dava bitmişti ama itiraz ettiler yan İstinaf mahkemesine gittiler..
        Avukat 4-5 ay sürer dedi ve itirazı 1 ay önce oldu..Boşanma da henüz olmadı maalesef çünkü hakim itiraz bitince komple boşanma kesinleşecek demiş :(
        Yasir bey;
        Benden de çalışmasına rağmen 750 TL nafaka ve 25’er bin tl maddi manevi tazminat talebinde bulunmuşlardı. İtiraz ettiler yine aynı talepleri var..Maddi durumları ailemden kat be kat iyi…
        Siz düşünün gerisini..
        Allah’a emanet

        • Abdullah Bir diyor ki:

          HALİL MÜMİN BEY’e…

          Boşanma davalarında BOŞANMA, NAFAKA, ÇOCUKLARIN VELAYETİ, TAZMİNAT, MAL PAYLAŞIMI ayrı ayrı değerlendirilir ve karara bağlanır.

          Sizin boşanma davanızda yerel mahkemenın BOŞANMA kararına siz veya karşı taraf YASAL SÜRE ( tebliğ tarihinden itibaren 15 gün) İÇERİSİNDE itiraz etmediyse yasal olarak BOŞANMA KARARI KESİNLEŞİR, yani hakim “sadece boşanma kararını” kesinleştirmek ve talep etmeniz halinde kesinleşme karar şerhini size vermek zorundadır.

          Sizin anlatımlarınızdan anladığım doğru ise diğer konular (tazminat, nafaka vb) temyiz edildiği için davanıza bakan hakimin boşanmanın kesinleşmesi için temyız sonucunu beklemesi kesinlikle hatalı bir karardır. Hakimin bu tutumunun yasaya aykırı olduğunu, boşanmanın kesinleştirilmesi gerektiğini bir dilekçe ile mahkemeye bildirmeniz durumunda hakim talebinizi degerlendirmek ve boşanmayı kesinleştirmek zorundadır.

          Aksi durum sizin için “adil yargılamaya aykırılık, hatalı yargılama” nedeniyle yeni bir bozma sebebidir.

          Bu konu hakkında avukatınızı sıkıştırın.

          Çünkü;
          Sizinle aynı durumda olup da ( Tarafların boşanmaya itiraz etmediği, sadece nafaka, tazminat vb konuların temyiz edildiği) dosya temyızde iken “sadece boşanmanın kesinleştirildiği” net bildiğim örnekler dava dosyaları var.

        • Yahya diyor ki:

          Halil Mümin kardeşim ve Aleykümselam,
          Benim davam devam ediyor, artık duruşmaları saymıyorum :)
          bazen yazdığım yorumlarda kısa kısa atıflarda bulunuyorum.
          Daha öncede yazmıştım, süreç karşı tarafın aleyhine işliyor.
          Şahsen karşı taraf bir şeyler koparsın ve mahkeme bitsin diye dua ediyorum. Karşı tarafın istinafa ve daha sonra yargıtaya müracaatı kaçınılmaz.

          Sizde halinize çok şükredin ve biran önce evlilik çalışmalarına başlayın. Kesinlikle istinafı vs. beklemeyin elinizi çabuk tutun.

          Selam ve dua ile…

    • seysey diyor ki:

      İnsAllah guvenini hakeden bir hanimla evlenirsiniz ve mutlu olursunuz dunya ve ahirette.

  4. Yahya diyor ki:

    Bir kere daha kaleminize sağlık Sema Hanım. Allah sizden razı olsun.
    Hep aynı sıkıntıları defalarca dile getiriyorsunuz ancak çözüm şimdilik yok.
    Yeni Akit gazetesi de son zamanlarda bu zulümleri manşetten duyuruyor ancak henüz duyan yok.

    Sn. Cumhurbaşkanımız ve eşi, Müge Anlı’ya canlı yayında bağladı… ki verilen mesaj ortada, ne tesadüftür ki; eski kocası da bu kanunların mağduruymuş. Sesini duyurmaya çalıştı ama ne kadar duydular meçhul.

    Yine ne tesadüftür ki, sizin evvelce temas ettiğiniz bu konularla (zulümlerle) ilgili olarak cinayet oranları gözle görülür şekilde artış göstermektedir. Düz mantıkla yeni çıkarılan kanunların işe yaramadığı hatta artışlar dikkate alınırsa aksine bu kanunların olayları körüklediği ortaya çıkmaktadır.
    Yine manidar ve enteresandır: kadınlar da kocalarını bıçaklamakta, yaralamakta, hatta öldürmektedirler. Nedense bu haberler genelde sümen altı yapılıyor, pek duymuyoruz.

    “Ciğer sökücü” lakaplı avukatı tanıyorum. Benzeri çok avukat/avukatlık ofisi var. Bu klasik amerikan oyunu. Aynısını amerikada yapıyorlar… namı/lakabı önden gidiyor ki, karşı tarafa korku salsın! “hadi ya, daha davayı açmadan kaybettik” desin karşı taraf.
    Bana da aynısını yaptılar. Karşı taraf, İstanbulun en bilindik, ünlülerin karılarını boşayan bir avukatlık ofisi ile anlaştı. “türkücü, şarkıcı bilmem kimleri boşayan” avukat diye… Ne oldu? Her geçen gün aleyhlerine işliyor. Mütekebbire karşı tekebbür sahibi olmak gerekiyor.

    Netice olarak, bir şeylerin değişeceğine ben pek inanmıyorum. Çünkü bizimkinler hâlâ daha AB uyum şeysi şeysindeler. Üstüne üstelik, bu kadar kanun, iyileştirme, ayrımcılık vs. yapmalarına rağmen, AB insan hakları raporunda yine sınıfta kalmışız. Yani?

    Selam ve dua ile…

  5. Süleyman Can diyor ki:

    Son paragrafta söylediğiniz gibi, amaç belkide aile olmayı önlemek, gayrimeşru ilişkiyi artırmak.
    Cumhurbaşkanımızın bu konudan haberi yokmu?
    Saygılarımla.

    • Yahya diyor ki:

      Haberi olmaz olur mu efendim. Bu sebeple Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığını kurdu yetmedi KADEM’i kurdu ve kerimesini başına koydu.
      Daha ne yapsın?

      Ayrıca T.C. Anayasının 41. maddesinde

      “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.
      Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar. ” yazılıdır.

  6. Abdullah Bir diyor ki:

    Sayın Sema Hanımefendi’ye…

    Ellerınıze, yureğinize ve basiretinize sağlık efendim.

    Bu yazınız da daha önceki yazılarınız gibi yıne “NET ve ANLAŞILIR” bir uslup ile yazılmış, amaca hızmet eden GÜZEL ve KALİTELİ bir yazı.

    Ancak izin verirseniz medeni kanun ve hukuki bilgiler konusunda küçük bir düzeltme yapmak istiyorum.

    Söyle ki;

    “İşin tuhaf tarafı erkek, kanunen canından kanından evladına 18 yaşından sonra bakmayabiliyor, nafakayı kesebiliyor.” demişsiniz.

    Nafaka verilen evlat eğer öğrenci ise ( dışarıdan okunabilen, devam mecrubiyeti olmayan, açık lise, açık öğretim fakültesi, hatta ünv. ye hazırlık eğitimi alınan dershane de dahil) çocuğun 18 yaşını aşmış olması nafakanın kesilmesini, sona ermesini sağlamıyor. TMK ya ve yargıtay içtihatlarına göre nafaka ödenen cocuk ÖĞRENCİ olduğu sürece babanın nafaka ödeme zorunluluğu devam ediyor.

    “İhtiyacı olsa da yaşlı anne-babasına bakmak için bile devlet kimseyi zorunlu tutmuyor” demişsiniz

    Burada da bir düzeltme yapacağım izninizle.

    TMK (medeni kanun) nın 364 cü maddesinde ” herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan “üstsoy ve altsoyuna ve kardeşler”ine yardım etmekle yükümlüdür.” ifadeleri ile devlet vatandaşlarını NAFAKA ödemeye zorluyor.

    Samimiyetle hatırlatır, saygılar sunarım efendim…

    • Yahya diyor ki:

      Abdullah ağabey,

      Yazdıklarınıza tamamen katılıyorum ve doğrudur.

      İşte anlayana…görene…bilene… İslam hukukunun farkı!

      Selam ve dua ile…

  7. Gül diyor ki:

    Yazılarınızı çok beğeniyorum ama tuhaf karşıladım bu yazınızı. Bir bosanmada erkeğin mağdur olduğuna hiç inanmıyorum çok azdır mağdur olan. Bir kız evlenip kız adını gelin ediyor ve daha da o genckizlik günlerine dönemiyor. Erkekler ayrilik soz konusu olduğunda direkt takıları düşünüyor ve evliliği nasıl kurtarabiliriz eşimi nasıl vazgecirebilirim diye birseyi düşünmüyor hiç. Ben bu durumu eşime ayrılalım dediğimde bizzat yaşadım ki o kadar maddiyatçı bi insan olmadığı halde. Valla simdiki zamanda erkekler bu kadar önem veriyor işte evliliğe düğünde takılan takı kadar bile önemi yok evliliğin erkek gözünde. Ayrıca şu mehir hakkında söylediklerimiz

    • Gül diyor ki:

      Ayrica mehir için soyledikleriniz de çok garip çünkü kur an da bile deve yüküyle mehir bile verdeniz geri almayın diyor ki bildigim kadarıyla 1 gün bile evli kalinsa mehir kadınındır. Kadının evlilikle kaybettiklerini dünyayı verse erkek yine geri veremez. Para çok kıymetsiz. Ayrica çoğu kadın iyi bir eşi kolay kolay bırakmaz. Erkekler sorumsuz, ilgisiz, sevgisizl, saygısız olmasa kadın niye bosansin? Erkekler parayı pulu nasil kaptirmamin derdine dusecegine iyi bir es olmanin kadininin beklentilerini karsilamanin derdine dusse boşanmalar bayagi azalır. Herseyi kadına yukleyen zihniyeti kınıyorum. Bir yuva sürsün diye sadece kadin mi çabalayacak? Erkekler kadını boşarken sorun yok ama niye kadın bosanmak isterse sorun oluyo ki? Erkekler istiyor ki kadin kendine köle olsun kendileri ise hic çaba harcamasın. Çok büyük haksızlık vallahi. Kadın zayif kırılgan narin gucsuzken herşey kadına yükleniyor ama erkeklere 100 de 10 ancak nasihat var hep kadına 90 i.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Gül Hanım…

        “kur an da bile deve yüküyle mehir bile verdeniz geri almayın diyor” demiş..

        Tek başına bu ifadesinden Gül hanımın “okuduğunu anlama veya niyeti” ile ilgili bir sorunu olduğu net olarak anlaşılıyor.

        Çünkü hanımefendi Allah’ın Resülu’nun bu konuda ki ( Sema hanımın yazısında anlatılan Sahabi’nin boşanma olayı) davranısını, hükmünü ve Sema hanımın BOŞANMAYI İSTEYENİN KADIN olduğu durumlarda açıklaması olduğu halde Gül hanımın kafasına göre verdiği hükümleri/fetvaları düzeltilecek hiç bir tarafları olmadığı( nafaka ve mal paylaşımı konularında ki düşünceleri baştan aşağı yanlış olduğu) için hesaba bile katmıyorum.

        Gül Hanım,

        Evlilik, boşanma, mihir süresi, boşanma halinde cocukların durumu, vb konuları kapsayan AİLE HUKUKU’na dair mevzular Kuran da ağırlıkla NİSA suresinde yoruma gerek kalmayacak ayetlerle “NET ve ANLAŞILIR” şekilde açıklanmıştır.

        Hüküm vermeden önce NİSA suresine bir daha bakın.

        • Veda diyor ki:

          Gül hanım kusura bakmayın sadece kendi evliliğiniz ,eşiniz ,sorunlarınız üzerinden taraflı yorumlar yapmışsınız… bir kadın olarak size katılmıyorum . Katılmama sebebim genelleme yaparak yazmanız.

          • emre kadir özçelik diyor ki:

            gül hanım sizin evliliğiniz ile ilgili sorun olur olmaz ona bakmam ama sebepsiz boş yere nafaka için boşanmaya başlayan kadınlar var onlara tepki için bu yazı yazılmış taraflı bakmak yerine bu soruna daha adil bi çözüm bulmaya fayda sağlamanız daha doğru olmaz mı keyfi boşanan kadınlar için yasalar birşey vermiyor uçak bileti almadı diye boşanan kadınlar var nafaka alıp gayri resmi ilişki yaşayan evlenince nafakası kesilir diye evlenmeyen sgk lı işte çalışmayan çalışsa da sigortasını göstermeyen nice insanlar var onlar hakkında da bilginiz olsun bi araştırın

    • Mert diyor ki:

      Yazılarınızı çok beğeniyorum die lafa başlamışsın ama sırf muhalefet yapmışsın. Pardon sen neyini beğen din yazıların? Sen ne yap biliyonmu feminist siteler felan var git onlara üye ol yazılarını oku kendi ni tatmin edersin. Yanlış yerdesin be kadın …

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Her insanın hayatında mutluluğa kavuşabilmesi için bir saat vardır. İş o saati kaçırmamakta… “ ( B. Fletcher)

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku