Nasırına Basmak

28 Ağustos 2015Evlilik Okulu, Sema Maraşlı6 Yorum »

7_bUzun yıllar boyunca sevgi, saygı içerisinde huzur dolu evlilik hayatı olan bir hanımefendiye bunun hikmetini sorduğumda, kocasının bu soruya şu cevabı verdiğini söyledi. “Karım benim nasırıma hiç basmaz.”

Eşin hassasiyetlerine dikkat etmek, gerçekten takdir edilecek güzel bir huydur. Ve özellikle onun dikkat ettiği konularda problem çıkarmamak, onu zayıf noktalarından vurmamak,  yarasına tuz basıp acısını artırmamak, damarına basmamak…

Her insanın hassas olduğu konular vardır. Kiminin ailesi, kiminin işi, kiminin maaşı, kiminin arabası, kiminin yaşı, kiminin kilosu, kiminin memleketi, kiminin tuttuğu takım, kiminin inancı, kiminin erkekliği kiminin kadınlığı, kiminin geçmişi en hassas noktasıdır. O konularla ilgili damarına basıldığında çıldırır.

Karı-koca birbirinin yaralarını sarmalı, birbirine ilaç olmalı. Fakat bunun tam aksi olduğunda birbirlerinin yaralarına tuz bastıklarında; sevgileri nefrete dönüşür, evlilikleri ciddi olarak sarsılır. Rabbimiz Kur’an-ı Kerîm’de eşlere “Onlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz…” buyuruyor. Eşler elbise gibi birbirini sarmalı, korumalı, süslemeli, hataları kapatmalı…

Fakat maalesef ki  bunun tam aksini yapan eşler çok. Kızdıkları zaman birbirlerinin açıklarını aramaya, bulduğu açıkla onun üzerine gitmeye başlarlar. Aynen sokak kavgası yapan küçük çocuklar gibi. “Şişkosun, bücürsün, benim babam senin babanı döver…” gibi maksadı sadece karşıdakini incitmek olan sözler söylenir.

Oysa yetişkinlerin “Kavgada bile söylenmez” sözleri olmalıdır. Hassas konular, kavgada bile dile gelmemeli. Fakat çoğu kişi  kızdığı zaman, hemen karşısındakini en zayıf noktasından vurur, onu delirtir.

İnsan, damarına basılınca öfkelenir;  öfke gelince akıl gider, akıl gidince insan  ne dediğini, ne yaptığını  bilmez…Bir anlık öfkeyle nice hatalar yapılır, pişman olacak sözler söylenir, kararlar alınır.

Hele karşı taraf öfkeliyken bir de nasırına basılırsa iyice çıldırabilir. Bu da iki taraf için iyi olmaz. Hatta cinayetlere bile yol açabilir. Geçen hafta gazetelerde böyle bir haber vardı: “Erkeğin eve geç gelme meselesi yüzünden çıkan tartışma sırasında adamın karısı sokağa fırlıyor ve kocasının yeni aldığı son model arabanın camlarını kırıyor. Tartışma iyice büyüyor ve adam önce karısını öldürüyor sonra da kendini öldürüyor.”  On üç yaşındaki oğulları anne ve babasının cenazesinde ayakta zor duruyor. Ne kadar acı.Tabii hiç bir şey cinayet ve intihar sebebi olmamalı, kişiler kendilerini kontrol edebilmeliler fakat herkesin iradesi, karakteri güçlü olmayabiliyor.

Arabası konusunda pek çok erkek hassastır. Büyük bir hasarı bırakın, küçük bir çizik için arabasının etrafında elli tur atan bir adam görmek hiç şaşırtıcı değildir. Fiziği ile ilgili konularda da kadınlar çok hassastır. Bu konuda olumsuz hiç bir şey duymak istemezler. Hele kilo hakkında konuşmalardan hiç hoşlanmazlar. Aile konusunda iki taraf da de hassastır. Kavga anında ağır sözleri bırakın bu konularda espriler bile kırıcı olabilir, kavga sebebi olabilir.

Fakat maalesef ki eşlerin çoğu kendi aralarındaki en ufak tartışmada bile konuyu bir yerden ailelere bağlarlar ve küçük bir tartışmayı büyük bir kavgaya dönüştürmeyi başarırlar.

Toplum olarak bir öfke kontrol problemimiz var. Aynı zamanda bir de çenemizi tutamama ve düşünmeden konuşma problemimiz var. Söylediğimiz sözün karşımızdakini ne kadar etkileyeceğini bildiğimiz halde söylüyoruz.

Onun canını yakmanın bizim üzüntümüzü azaltma gibi bir faydası olmayacağı gibi o da daha ağır sözlerle saldırıya geçerse kendi canımız daha çok yanabilir. Fakat bunları düşünmüyoruz. Karşımızdakinin canın yakarak mutlu olmak mümkün değildir sadece ona ve kendimize zulmetmiş oluruz. Evli çiftlerin bunu anlaması ve bu hususa dikkat etmeleri evlerine huzur getirecektir.

 

 

Okunma Sayısı : 5.707

Yorum yapın

“Nasırına Basmak” için 6 Yorum

  1. .:. diyor ki:

    “İnsan, damarına basılınca öfkelenir; öfke gelince akıl gider, akıl gidince insan ne dediğini, ne yaptığını bilmez…Bir anlık öfkeyle nice hatalar yapılır, pişman olacak sözler söylenir, kararlar alınır.”

    çok iyi tespirler, yazının tamamı güzel,

    Birlikte olan, özellikle, eş, aile bireyleri ve akrabalar, en yakınlar, Butür durumlarda yüzlerine sürekli, bakacakları insanlara , birlikte yaşayacak, birlikte olacak insanlara ağızına her geleni söylememeli.

    Peki böyle yoktan sebeplerden dolayı, hatta vardan sebeplerden dolayı. Nasıl davranışlarda bulunuyorlar?

    Ben en sinir olduğum birkaç örnek vereyim,

    — Verdikleri eşyaları geri alırlar, isterler, bozarlar,
    — Engeller çıkartırlar, zararlar verirler,
    — Kıskandırmak için ellerinden geleni yaparlar,
    — onu giyme ben aldım, Onu yeme ben yaptım,
    — olmadık, verilemeyecek şeyleri bile geriye isterler,

    Başıma sık sık gelen olaylardan anlatmak gerekirse;

    Bilgisayar alananında, yazılım ve donanım hususlarında yetkinlikleri olab birisiyim,

    Bazen yakınlarım dahi, bir çok insan bu yönlerimi bildikleri için ricada bulunur,

    Falanca sistemleri, Linux, Pardus, XP, Wİndows 7, 8 v.s. bilgisayarlarına kurmamı isterler. (Her seferlerinde bozarlar, bende kıramam yardım eder yapar veririm.) Bir de nasıl kullanması gerektiğini de izah ederim.

    Öyle olur ki bazen kurduğum sistemi bir saat sonra geri getirir. Bir de derki “Yaaaa bu çok yavaş çalışıyor, buna birden birşey oldu… Acaba senin kurduğun falanca programdan dolayı olabilir mi?” der.

    Bakarım ve virüs bulaştırdığını anlarım, (kısa zamanda bunu başarmak olanaksız, ama o kullanmasını bilmediği için imkanlıdır, fakat kendisi inanmaz) bunu kendisine izah ederim ama o hiç ikna olmaz. .:) Hatta başkalarına suçu atar. “falanca kullandı da böyle oldu diye”

    Bende bilgisayarına “Deep Freeze” programı koyarım. gezinti alanlarını kısıtlarım, O da mutlu, bende mutlu. .:)

    Burada nasırıma basılan konu;

    Yalnış ta ısrarcı olmak, (hemde bilmediği konuda)

    Bu tur davranışları ısrarla yapanları cezalandırırım. (bazen gerekiyor)

  2. Nisahan diyor ki:

    Nasırına basmamak ya da hoşuna gitmeyen şeyi yapmamak elbet erdem, zaten kadın fıtratı genel olarak daha uyumlu. lakin eleştirilmek istemeyen erkeklerin ya da kadınların Hali ne olacak? Erkekler hoşlarına gitmeyen durumlarla ne kadar yüzleşebiliyor, mevcut hatayı nasıl düzelteceğiz o vakit?
    Kanaatimce insan ( kadın ya da erkek herkes) önce kendi zaafları ile kendisi yüzleşmeli, yanındakinden nasırına dokunulmamasını beklemek yerine…bir de kendi hassasiyeti kadar muhatabının hassasiyetini de ‘tanımalı’, kendine anlayış bekleyip kendisi diğergam olmazsa büyük sorunlara doğru gidiyor sonra işler….
    Elbette damarına basılmayan herkes iyidir..:))

    • Züleyha diyor ki:

      Size katılıyorum. Bazıları çıldırtmak için insanların bam teline basar. Anlatılmak istenen bu. Sorunu büyütmemek. Ama ya hertarafı nasır olanlar. Gözünün üstünde kaşın var desen sorun.böyle insanlarla nasıl iletişim kıurulur. Ne zamsna kadar idare edilirrr. ??

  3. Melis Demir diyor ki:

    Çok doğru tespitler var güzel bir yazı olmuş anlayana
    Saat ayarlarınızda bir problem var sanırım rica etsem kontrol edebilir misiniz?
    Selametle

  4. süleyman diyor ki:

    İnsanların ne yazık ki hassas olduğu noktalar var. Bağlandıkları nesneler var. Artık onları da biraz göz ardı etmek lazım. Mesela bana araba sevdası çok saçma gelir. Özellikle erkeklerde var. Kadınlarda da altın sevgisi. Telefon hastalığı her iki cinste. İnsanlar neden yapıyor anlamıyorum. Yani ne var o telefona o kadar ilgi gösterecek ama genede saygı duyuyorum. Eğer bana sorarsa belirtiyorum yanlış olduğunu ama sormazsa bir şey demiyorum. Zaten benimde sinirlendiğim bir kaç konu var hani ben bile gülüyorum o hallerimi düşününce:D ama işte o sıra tutamıyor insan kendini sinirleniyor. Aklıma geçen sene gerçekleşen bir olay geldi:

    Bir konferansa katılmıştım. Hindistan’dan gelen 2 Hindu da konferansta idi. Orada tanıştık biraz sohbet ettik ve muhabbet ettik. Konferanstan sonra şehrin çevresinde ki bir turistlik yere gideceklerini söylediler. Bende bırakmak istemedim onları bir başına birazda misafirperverlik olması için ordan bir araba kiralayıp sonra onları oraya götürmek için bir arkadaşımla yola çıktık. Arabayı sürüyorum derken aksine de yolda bir inek çıktı. Daha önce de Hindistana giden bir amcadan duymuştum. Hindistanda böyle inekler yolda durunca kimse korna çalmazmış. Çalarsa büyük saygısızlıkmış. Bu sözü geldi o amcanın aklıma birde Enam Süresi 108 ayeti kerime: [Onların Allah’tan başka (değer verip) taptıklarına (hakaret edip) sövmeyin. Sonra (onlar da) cahillik edip hadlerini aşıp Allah’a söverler…]. Ya yokuş yukarı gidiyoruz. İnekte böyle biraz yavaş. Bir ineğe bakıyorum. Bir Hindulara bakıyorum bir kornaya bakıyorum. Neyse bir süre sonra inek çekildi. Bizde yolumuza devam ettik :)

    Bir Gayri-Müslimin bile damarına basmamayı ve onu tahrik etmemeyi tavsiye eden bir dinimiz var fakat biz Müslüman kardeşimizin daha da ötesi eşimizin nasırına basıyoruz. Hatta bazen bunu maharet biliyoruz:(

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"Sevgi ile , bulanık ve tortulu sular arı ve duru hale gelir." (Mevlana)

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku