Nelere Sinir Olursunuz?

17 Eylül 2013Sema Maraşlı12 Yorum »

430566_308685999187023_1816551280_n3-150x1501Kocanızın eve geç kaldığında haber vermemesine,

Karınızın kapıyı asık bir yüzle açmasına,

Kocanızın akşam iki tatlı söz etmeden “Yemek hazır mı” demesine

Karınızın ya da kocanızın horlamasına,

Karınızın yatma saati kendine yapacak işler bulmasına,

Kocanızın annesine düşkünlüğüne,

Nişanlınızın ince düşünceli olmayışına,

Kayınvalidenizin her şeyin iyisini ben bilirim havalarına,

Görümcenizin kıskançlığına…

Komşunuzdan gelen tıkırtılara,

Ve daha nelere…

Neden sinir oluruz? Bir kaç nedeni var.

Öncelikli olarak gerçek ve hayalin çatışmasından dolayı sinir oluyoruz. “Ben hayal kurmam” demeyin hemen. Belki gözlerinizi bir yere dikip uzun uzun hayaller kurmuyorsunuz fakat mutlaka kurulmuş bir hayaliniz (siz buna düşünce de diyebilirsiniz) vardır. Bekarken eş deyince bir şeyler çizmişsinizdir zihninizde. Ya da diziler filmler kadın ve erkek olarak bir tip çizmiştir size.Siz de farkında olmadan bunu kabul etmişsinizdir. Gerçek hayattaki eşiniz buna uymadığında sinir olursunuz. Mesela; çiçek getirmesini beklediğiniz koca size yeşillik olarak sadece salata malzemesi getiriyorsa sinir olabilirsiniz… Sarılarak mışıl mışıl uyumayı hayal ettiğiniz karınız ya da kocanız horluyorsa buna öfkelenebilirsiniz… Kuzu gibi bir kayınvalide hayal ederken çok bilmiş bir kayınvalideye sahip olmanız sizi kızdırabilir… Oysa bunlar hayatın gerçekleri.

Sinir olmanın bir sebebi de karşımızdakini olduğu gibi sevememekten kaynaklanıyor. İnsanları hataları ile sevmeyi bilmiyoruz. Hep mükemmeli istiyoruz, bulamayınca mutsuz oluyoruz. Sanki biz mükemmelmişiz gibi. Gerçek bir sevgi sevdiğimizi hataları ile sevmektir. Hatalarını sevmek zorunda değiliz fakat onu hatalarına rağmen sevebiliyorsak gerçekten seviyoruzdur.

Sinir olmamızın başka bir sebebi de kendi hatalarımızı görmüyor oluşumuz. Kendi hatalarımızı görsek karşımızdakine bu kadar kızamayız. Kim bilir biz davranışlarımızla sevdiklerimizi ne kadar sinir ediyoruz. Bir de kendimize bakalım.

Sinir olmak sizi ve karşınızdakini nasıl etkiler hiç düşündünüz mü? Sinir olduğumuz zaman en çok zararı kendimize veririz. Düşüncelerimizle bir elektrik üretiyoruz. Bu elektrik negatif, kötü bir elektrikse bu vücudun iletişim ağını oluşturan sinirlere zarar veriyor. Sinir olmak aslında gerçek anlamıyla da sinirlerin zarar görmesi demek. Bir: Kendimize zarar verdik. Sonra ürettiğimiz kötü elektrik o yakınınızı gider, çarpar, rahatsız eder. O da size karşı olumsuz elektrik üretmeye başlar. Oldu mu zarar iki. Bu kişi eşinizse çocuklarınız da zarar görür. Etti mi üç. Bu kişi çocuğunuz da olabilir. Kısacası aile içi sinir olmalar bütün aileyi etkiler etti mi dört artı dört. Dört dörtlük sinir ne işinize yarar siz düşünün.

Bu arada sinir olduğunuz kişinin hatalarını düzeltmeye çalışırsınız fakat negatif elektriğin oluşturacağı gerginlik içinden iyi bir şeyler çıkarmak mümkün değildir. Sevdiğinizi değiştirmek istiyorsanız öncelikle ona sinir olmayı bırakın. Siz onu olduğu gibi sevip kabul ettiğinizde, hatalarını yüzüne vurmadığınızda, iyi yönlerini takdir ettiğinizde o kendini değiştirmek için gayret gösterecektir.

Böyle yapmazsak ne olur? Sevdiklerimizi kaybederiz. Hem kendimizi hem yakınlarımızı mutsuz ederiz. “Sinir oluyorum” kelimesini daha çok hafif kızgınlıklarımız için kullanırız. Oysa yangını çıkaran nasıl bir parça ateşse; sinir olmak da büyük kızgınlıklara, öfkelere, ayrılıklara, nefretlere, intikamlara, hastalıklara sebeptir. Öfke nöbetleri küçük kızgınlıkların birikmesinden olur. Öfke kontrolünün en iyi yolu küçük şeylere sinir olmayı bırakmaktır.

Sinir olmanın sonu hastalıktır. Sinirleriniz bir süre sonra gerginliğe dayanamaz olur; depresyona girer, doktorluk olur, haplarla yaşamaya başlarsınız. Oysa sinir olduğunuz şeyler sevdiklerinizden ve sağlınızdan daha değerli değildir.

Sinir olmayı bıraktığınızda kendinizi daha iyi hissedeceksinizdir. Mesela kocanızın ya da karınızın horultusunda mışıl mışıl uyuyabilirsiniz. Uykunuzu kaçıran şey horultu sesi değil aslında, o sesin size verdiği kızgınlık. O kızgınlığı attığınızda sinirler beyne o sesi iletmeyecektir. Ya da akşam asık yüzle kapıyı açan karınıza kızmayıp, siz selam verip güler yüzle girerseniz kapıdan, her şey daha güzel olacaktır. Ya da kapıdan “Ev temiz mi, yemek hazır mı?” diye giren kocanıza sinir olmak yerine bir kaç hoş cümle ile cevap verebilirsiniz. Yemeği yetiştiremeyince kocaya “Aşa bakma aşa, kaşa bak.” diye tatlı esprilerle ve güler yüzle kocanın yemeği bekleme süresinde sinir olmaması sağlanabilir. ( Bu sözü aşk dolu bir hanımdan duyup not almıştım.)

Sevgiyi bir ağaca benzetirsek sinir olmayı da bir baltaya benzetebiliriz. Her sinir olduğumuzda sevgi ağacımıza bir balta daha vuruyoruz demektir. Ve bir gün bakarız ki ağaçtan geriye hiç bir şey kalmamış.

Şikayet etmeyi bırakır, şükrü artırırsak sinir olmamız azalır. “İmtihan dünyası bu da benim imtihanım” deyip imtihanı kabullenirsek sinir olmaktan kurtulabiliriz. Hem sevdiklerimizi kaybetmeyiz, hem dünyayı hem ahireti kazanırız.  Rabbimizin rızasını kazanır, imanın tadını hissederiz.

www.cocukaile.net

 

 

 

 

Okunma Sayısı : 6.384

Yorum yapın

“Nelere Sinir Olursunuz?” için 12 Yorum

  1. Veli dedi ki:

    Sinir olduğum komşu sıkıntıları sorumsuzlukları yüzünden huzur ve sukunetim bozuldu. sinirlerim yıprandı ve yüz felci geçirdim. Öyle sandığınız gibi değil hocam. Bazı sıkıntılar sorunun gerçekten çözümü gerekiyor. Olmazsa olmaz seviyeye geliyor. Sinirlenmemek elde olan birşey değil. Şu insan ilişkilerinde.

  2. Nuran Yavuz dedi ki:

    Birçoğumuza hitap eden bir yazı olmuş. Sinir harbinin neleri kaybettirdiğini sakinleşince anlıyor insan. Bence ufak şeylere sinir olma huyumuz varsa bunu geçiştirmek yerine karşıdakine güzel bir dille kendi meramımızı anlatmamız gerek ya da yapabiliyorsak bu huyu törpülemek en güzeli. Yoksa biriktirip daha ağır tahriplere sebep olabiliriz. Emeğiniz için Allah razı olsun Sema hanım.

  3. abdullah dedi ki:

    çalışan kadınlara bu kadar tölerans olmamalı

  4. naz dedi ki:

    bir buçuk yıllık evliyim. eşim genellikle ( ve bu son günlerde nerdeyse hergün oldu ) benden çok sonra yatıyor. o kadar sinir oluyorum ki uykularım kaçıyor. erken yattığın için senle yatmıyorum diyor ama bende 12 de yatıyorum. beraber uyumayınca aile bağlarımız kopacak gibi hissediyorum. bilmiyorum ne yapmalıyım? benden uzaklaşıyormu ben yattıktan sonra ne yapıyor vs. kafamda kurdukca kuruyorum. Allah herkesin aile muhabbetini arttırsın bizimkinide arttırsın.

  5. Tarih dedi ki:

    Günlük hayatta o kadar çok sinir oluyoruz ki bu alışkanlığa evde de devam ediyoruz. Allah herkese eşini hoş getire. hoş göstere. Hoş gelmeyince en ufak şeylerden başlamak kaydı ile göze batıyor sinirler geriliyor. Mevlana demiş ya hani “kusur aramak istersen bakman yeter”

  6. Ali_deniz dedi ki:

    Belki konunuzla alakası yok ama GÜNCEL bir konu olduğu için:Bugün basında çıkan haberlerden biri:

    “”Doğum yapan memura 69 ay yarım mesai müjdesi””(BEN BUNA SİNİR OLDUM)(YORUM BİLE YAPAMIYORUM O YÜZDEN ALINTI YAPIYORUM)
    Aşağıdakiler de bir internet sitesine yorum yazan okurların yorumları:

    “yapılan düzenlemelerde amaç çocuk sayısını artırmaksa bunun tek yolu var. eşi ev hanımı olan memura en az 500 TL eş yardımı her çocuk içinde en az 150 TL verilmesi gerekir. yoksa masa başında, halktan uzak, uygulamada bir şey ifade etmeyen şeyler düşünüp tartışıp kanun haline getirip vatandaşa sunmak bir işe yaramaz.”

    Azmi6 saat önce
    eskiden analarımız ninelerimiz devlet memurumuydu 8-10 çocuk yapıyorlardı devlet teşvikmi veriyordu kadınları çektiniz çalışma hayatının içine ne aile huzuru kaldı ne ör ne anane ne edep ne haya hadi diğer partileri anladıkta akp yi hiç bu konularda anlamış değilim zırvalamaya başladılar illaki vereceksen ev hanımlarına ver bak ğenç nufus nasıl artıyor
    nezih kılınçoğlu (Tüm Yorumları) 15.04.2011 12:57:47
    siz hiç mi duymadınız ? biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar !

    Herkese merhaba, hep memurelere verin, çalışmayan kadına ne veriyorsunuz? Yarın oy istersiniz ama. Çalışmayan kadınlara çocuk yaparsa verin aylık 500 TL çocuk başı görün nüfus nasıl artıyor. Neden ev hanımları görmezden geliniyor?

    • Ali_deniz dedi ki:

      saadettin19 Eylül 2013 16:06

      kamuajans adlı siteden bir yorum

      çalışmayan kadınların suçu ne neden çalışana veriliyor da eşi çalışmayıp ev hanımı olmak suçsa o zaman ev hanımlarına da hemen iş versinler. üstelik kadınların çalışma hayatına atılmaları işsizliği körüklüyor kadın istihdamını azaltsınlar işsizlikte azalacak nasıl olsa eşi çalışıyor eve ekmek getiriyor ama çalışan kadın çalışmayan biri ile evlenmiyor ikisi de çalışsın alsın paraları diğerleri de açlıktan ölsünler nerde bunda adalet. asıl eşi çalışmayan işçi memura iki üç kat daha fazla çocuk yardımı yapmalı devlet yoksa bunu anayasa mahkemesine götüreceğiz haberiniz olsun ey yüce devlet

      uzeyir19 Eylül 2013 16:25

      çalışmayan annelere hiç ödül yokmu yoksa onlar çocuk yapıp bakmıyorlarmı onlarada çoçuk sayısı kadar ödeme yapılsın

      • Ali_deniz dedi ki:

        BÖYLE BİR KARARIN ALTINA İMZA ATANLAR KUL HAKKINDAN HESAP VERECEKTİR ÖBÜR TARAFTA. BU TARAFTA DA KESİNLİKLE ANAYASA MAHKEMESİNE GÖTÜRÜLMELİ

  7. Sedanur dedi ki:

    ben kocama “aşa bakma, kaşa bak” desem kaşıma bakıp iğrenme hareketi yapar(güya beni beğenmiyor). İmtihan mı acaba benimki de, peki bu imtihanı geçmek için ne yapmalıyım. Arada arkadaşlarıma dert yanıyorum bu imtihandan kalmama sebep olur mu?

  8. merve dedi ki:

    Sema hanım,size ulaşmaya çalışıyorum,mail yolladım ama sizden cevap alamadım henüz.Eğer görüşebilirsek çok sevinirim.Yorumumu görmeniz dileğiyle..

  9. Tahsin YAZICI dedi ki:

    Kısaca: Allah Razi Olsun!

  10. hazan dedi ki:

    sakin hayat yasamak bazen hicte kolay olmuyor ,en iyisi yanliz kalip guzul abdesti yada abdest alip seccade ile bas basa kalmak….

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

" Bir evin güzelliği uyumdur. Bir evin tadı bağlılıktır. Bir evin sevinci sevgidir. Bir evin zenginliği çocuklarıdır. Bir evin yasası hizmettir. Bir evin refahı memnun olan gönüllerdir. " (Henry Taylor)

Kitap

Bitik Erkekler

Uzun zamandan beri siz Değerli ÇocukAile Okurlarıma tavsiye etmeyi düşündüğüm fakat hakkında yazma fırsatı bulamadığım için tanıtmayı geciktirdiğim, herkesin okuması gereken bir kitap “Bitik Erkekler” Kitapta erkeklerin her alanda nasıl geri ...
Devamını Oku