Neşeli Dindar Kızlar, Mutsuz İslamcı Delikanlılar

21 Temmuz 2015İsmail Kılıçarslan39 Yorum »

resized_3ffb3-8c15ismailkilicarslan2Ne zamandır yazılmayı bekleyen bir yazı bu. Sürekli olgunlaştırmaya çalıştığım, derdimi tam olarak anlatabilmek için beklettiğim bir yazı. Ancak baktım ki bu dünyada ‘derdini tam olarak anlatabilmek’ muhal. Ben de ‘yarım yamalak da olsa yazayım’ diyerek sarıldım klavyeye.

Önce yargımı ortaya koyayım: Bence bugün dindar kızlar neşe ve yaşam kültürü bakımından İslamcı delikanlılardan fersah fersah ilerdedir. Dahası, hayatı tanıma, farklılıklara saygı, duyarlılık geliştirme, dünyayı çok daha geniş bir pencereden anlama ve anlamlandırma konusunda kızlar öndedir. Daha da dahası, hayata aktif katılım konusunda delikanlılar, kızların eline su dökemezler.

Sürekli ‘dünyayı kurtarmaktan bahseden’ delikanlıların aksine kızlarımız, bizatihi dünyayı kurtarma sektöründe faaliyet göstermektedirler. Geçtiğimiz 1 yıl içerisinde bana bir şekilde ulaşıp yetimhane, su kuyusu, kültür merkezi, çocuk eğitimi ve benzeri alanlarda uyguladıkları projelerini anlatan insanların tamamı kızlardır mesela. Yaptıkları ayraçlarla, topladıkları minik minik paralarla, kurdukları küçük küçük okuma gruplarıyla sürekli olarak ‘dünyayı değiştiren’ kızlarımızdır. Delikanlılarımız ise milli içecekleri nargile eşliğinde ‘dünyayı kurtarmamız gerekiyor’ geyiğinin dibini bulmaktadırlar. Bilinen sözdür: ‘Dünyayı konuşan değil, yapan kurtarır.’

Eğitim hayatında kendini geliştirebildiği kadar geliştirme konusunda da birincilik kızlarımızdadır. Bizim delikanlılarımız aşk acısı çekip inlerken okulda derece yapan, ikinci dil öğrenen, o seminer senin bu konferans benim, o okuma grubu senin bu panel benim dolaşan onlardır. Onlarcasına katıldığım, yüzlercesini izlediğim panellerin, konferansların hiçbirinde delikanlıların sayısı kızların sayısından fazla olmayı başaramamıştır.

Bir ders halkasında İslami ilimler ve çağdaş düşünce dersi veren bir arkadaşım şöyle yakınıyor mesela: “Azizim, derse gelen kızların her biri birbirinden donanımlı. Öyle dikkatle ve bilgiye aç şekilde takip ediyorlar ki dersi; hayranım onlara. Erkeklere gelince… Zaten erkek öğrencim yok denecek kadar az. Olanların da tamamı ‘hoca, senin bu anlattıklarını ben zaten biliyorum’ havalarında. Elifi görse mertek sanacak herif, bana Kur’an Müslümanlığı pozu atıyor.”

Peki, bu makas farkı nereden kaynaklanıyor? O konudaki fikrimi de yekten söyleyeyim: En çok pek muhterem hocalarımızdan… İslamcı delikanlılara gaz vermeye bayılan hocalarımız çocuklarımıza durmadan ‘olmayan bir sosyolojinin içinden’ anlatıyorlar. ‘Erkeklerin üstünlüğü’ meselesinden işe başlayan bu muhteremler, öyle bir ‘ideal eş’ tarifi yapıyorlar ve bunu yaparken delikanlılarımızı öyle bir uçuruyorlar ki… Sanırsınız bizim toplasan üst üste yirmi kitap okumamış, üç cümleyi yan yana koyup derdini anlamlı bir bütün olarak anlatmayı beceremeyen delikanlımız dünyanın en mühim insanı. Kızlarımız ise, bu donanımlı delikanlılarımız için ‘çocuk üretecek’ birer işçi. Gazı alan delikanlı başlıyor asıp kesmeye. Öyle bir anlatıyor ki… Sanırsınız bu pek muhterem hocalarımızın tarifine uygun giyinmeyen kızlarımız sapkınlaşmış durumdalar. Düşük belli kotla, kaslarını gösteren daracık tişörtle dolaşan dangoz, sarık takıp cübbe giyermiş havalarına bürünüp veriyor veriştiriyor kızlarımıza.

Gelelim şu neşe ve yaşam kültürü meselelerine. Yanlış yerinden politikleşen delikanlılarımızın aksine kızlarımız politika ile ilişkilerini olması gereken sınırda tutup yaşamın kendisiyle daha yakından ilgilenme yolunu seçiyorlar. Yaşamla yakından ilgilenmek de ‘neşe’yi beraberinde getiriyor. Dostluğun, çayın, kahvenin, kafenin, caminin hakkını kızlarımız veriyor. Delikanlılarımız ise genellikle ‘taburelerin üzerine tüneyip gündelik politika konuşmak’la tüketiyorlar nefeslerini.

Bana çok kızacaklarını biliyorum, ama söyleyeyim. Duygularını tanımayan, dahası onları tanımlayamayan, kendisini ifade etmekte zorluk yaşayan, donanım noktasında sıfırın az üzerinde bir delikanlı gündelik politikadan anlasa ne olur, anlamasa ne olur?

Bence yapılması gereken şudur: Delikanlılarımız, ellerine geçen her fırsatta kızları çekiştirip durmak yerine onların niçin kendilerinden daha neşeli, daha kültürlü, daha donanımlı, daha anlayışlı, dünyaya daha açık olduklarını araştırmalılar.

Bir yerden bir yere ulaşmayı kafaya koyduysan trene bakmanın bir faydası yok. İlk istasyonda bilet alıp atlamak lazım.

http://m.yenisafak.com/yazarlar/ismailkilicarslan/neseli-dindar-kizlar-mutsuz-islamci-delikanlilar-2017162

Okunma Sayısı : 6.183

Yorum yapın

“Neşeli Dindar Kızlar, Mutsuz İslamcı Delikanlılar” için 39 Yorum

  1. yazılımcı diyor ki:

    Güzel bir yazı olmuş.

  2. suna diyor ki:

    dindar kizlarin ne kadar yardimsever caliskan akilli uretken vs vs oldugunu vurgulamak icin iyi niyetle yazilmis bir yazi olarak algilamak istiyorum bu yaziyi. ama kas yapicam derken goz cikarmissiniz.
    sanki bu dindar kizlar hep CAFE lerde gezip tozuyorlar, hayati burda yasiyorlar. o seminer senin bu seminer benim gezinip duruyorlar o modern ve moda giyimleriyle.
    erkeklere de boyle bir ustten ustten bakip siz kimsinizki bize ulasasiniz diyorlar.
    az bucuk egitimli ve dindar olmaya calisan bir kiz olarak biraz aciklik getireyim konuya ki boyle bir hayat yok.
    iyidir hostur bu kizlar azimlidirlerde, calisirlar ama CAFE lerde cay kahve sohbetlerinde gecmez hayatlari.
    okuyorlarsa kendilerine okurlar kimseye hava atmak icin degil. seminere giderlerse yine egitim icindir kimse onlara amanda ne hossunuz nede iyi yapiyorsunuz desin diye degil.
    erkelerin ne kadar bos oldugunuda konusmazlar kendi aralarinda, zira bu kadar erkek dusmanida henuz olmadilar.
    KISACA abartmissiniz sayin yazar bey.

  3. Abdullah Bir diyor ki:

    “Ne zamandır yazılmayı bekleyen bir yazı bu. Sürekli olgunlaştırmaya çalıştığım, derdimi tam olarak anlatabilmek için beklettiğim bir yazı.”

    Keşke bu yazıyı hiç yazmasaydın veya biraz daha bekleyip sonra “zikir” haline getirseydin o olgunlaşmamış “düşüncelerini” sayın yazar.

    Çünkü;

    1-Bence bugün dindar kızlar NEŞE ve YAŞAM KÜLTÜRÜ bakımından İslamcı delikanlılardan fersah fersah ilerdedir. ŞEKLİNDE Kİ İFADENİZ

    Din(i)dar kızların “NEŞELİ” olduğu sonucuna ulaşmanız için kendisini dindar olarak tanımlayan (veya sizin bu sekil de tanımladığınız) çok sayıda kızı gözlemlemeniz veya tanımanız lazım.

    Bu işi bu kızların (en azından hepsinin) anne,babave kardeşler gibi mahremleri ile birlikte yaşadığı evlerde yapamayacağınıza göre dışarıda (CAFE de, SOKAK da, vb TOPLUMSAL ALANLARDA-KAMUYA AÇIK yerlerde) yapmanız gerekir.
    Eğer ileri sürdüğünüz teziniz ve tespitlerinizi bu şekilde yaptıysanız (ki öyle olduğu anlaşılıyor) aynı kızlardan söz ediyormuş gibi görünsek de (ANLAM-KAVRAM olarak) “DİNDAR KIZLAR konusunda birbirinden TAMAMEN FARKLI kişilerden/Kızlardan bahsettiğimiz konusunu size hatırlatmama izin verin.
    Biz ( ehli sünnet hocalar ve kocalar) gerçek DİNDAR KIZLAR’ın nasıl olması gerektiğini konuşuyor ve yazıyoruz. Siz ise görünüşde dindar ama fiiliyatta DİNİDAR kızları bize övüyorsunuz.

    YAŞAM KÜLTÜRÜ konusunda ki değerlendirmeniz konusunda ise size söyleyecek tek sözüm bu ifadenin “DÜNYA GÖRÜŞÜ ve BU GÖRÜŞÜN KİŞİNİN HAYATINA YANSIMALARI” nın farklı bir ifadesi olduğudur. Hal böyle olunca bu “değerlendirmeniz” için başka bir eleştiriye gerek olmadığını anlamışsınızdır sanırım.

    2-…HAYATA AKTİF KATILIM konusunda delikanlılar, kızların eline su dökemezler. ŞEKLİNDE Kİ İFADENİZ

    Aklı başında ve bilinçli Müslüman koca/koca adayı erkek karısı olacak DİNDAR kızın/kadının KOLLEKTİF hayatta (Toplumsal-kamusal-ortak dışarıda ki sosyal toplum) aktif olmasını ve CAFE vb yerlerde ki erkekli kızlı bu SOSYAL hayata katılmasını ve oralarda ön plana çıkmasını istemez. Siz bize “ben dindar değil, DİN(İ)DAR kızlardan bahsediyorum” derseniz o başka bir konu ve biz GERÇEK MÜSLÜMAN ERKEKLERİ ilgilendirmiyor.

    3-…Eğitim hayatında kendini geliştirebildiği kadar geliştirme konusunda da birincilik kızlarımızdadır. ŞEKLİNDE Kİ İFADENİZ

    Bu ifede de ki EĞİTİM den kastınız Kuran, sunnet, kelam, hadis, fıkıh, çocuk bakımı,erkeği-kocaya hizmet, erkeğini anlamak vb Müslüman kadınlar için gerekli ve faydalı eğitimler ise buna bir itirazımız olmaz. Ama, DERS aldı altında kızları etrafına toplayan ERKEK ARKADAŞLARINIZIN bu SÖZDE EĞİTİMLERİ vermemesi kaydıyla…
    Bilmem anlatabildik mi?

    4-…okulda DERECE yapan, ikinci dil öğrenen, o seminer senin bu konferans benim, o okuma grubu senin bu panel benim DOLAŞAN onlardır. ŞEKLİNDE Kİ İFADENİZ

    Sizin olumlu ve gerekli bulduğunuz ama “Müslüman erkeklerin” evliliklerinde ki çoğu problemin-çatışmanın kaynağını oluşturan kızların-karıların “sözde” eğitim ve kendini geliştirme “özde ise” ÖZGÜRLÜK ve BİR ERKEĞİN KARISI olmanın getirdiği sorumluklardan KURTULMAK-KAÇMAK adına ÇOK DOLAŞMAK istemesi övülecek değil ELEŞTİRİLECEK bir davranıştır.

    5-…DERS HALKASINDA İSLAMİ İLİMLER ve ÇAĞDAŞ DÜŞÜNCE dersi veren BİR ARKADAŞIM şöyle yakınıyor mesela: “Azizim, DERSE GELEN KIZLARIN her biri birbirinden donanımlı. Öyle dikkatle ve bilgiye aç şekilde takip ediyorlar ki dersi; hayranım onlara. ŞEKLİNDE Kİ İFADENİZ

    İSLAMİ İLİMLER, DERS halkası, DİNDAR kızlar ve muhtemelen yabancı ERKEK HOCA beraber…

    Kusura bakmayın ama bu şekilde ki bir iş (eylemin amacı, adı ve bu eylemi yapanların niyeti ne olursa olsun) bizim bildiğimiz ve inandığımız İSLAM DİNİ nin “helal daire” sınırlarının dışında, hatta HARAM ve YASAK olduğu şüphe gerektirmeyecek kadar net bir davranış şeklidir.

    Ve bizler işte bu nedenle bu tür eylemleri CAİZ ve NORMAL gören kızlara dindar değil DİNİDAR kızlar diyoruz ve bazen nefislerimizin bizleri kandırmasıyla bu tür kızlar ile evlensek de kendimize hayat arkadaşı, cocuklarımıza anne olarak seçtiğimiz bu “yanlış tercihlerimizin” bedelini ve hatamızın cezasını evliliğimizin ilerki zamanlarda fazlası ile ödüyoruz.

    6-…bu makas farkı nereden kaynaklanıyor?…pek muhterem hocalarımızdan…‘Erkeklerin üstünlüğü’ meselesinden işe başlayan bu muhteremler, öyle bir ‘İDEAL EŞ’ tarifi yapıyorlar ve bunu yaparken delikanlılarımızı öyle bir UÇURUYOR ki… Sanırsınız bizim toplasan üst üste yirmi kitap okumamış, üç cümleyi yan yana koyup derdini anlamlı bir bütün olarak anlatmayı beceremeyen delikanlımız dünyanın en mühim insanı. ŞEKLİNDE Kİ İFADENİZ

    Bu tespitinizde de SAP ile SAMANI birbirine karıştırdığınız o kadar bariz ve net ki sayın yazar. Çünkü; Kuran kaynaklı vahiy İSLAM da ( nisa ve Bakara surelerinde) Allah (cc) ve Resulü (sav) EVLENME, BOŞANMA, ERKEK ve KADININ birbirleri üzerinde ki SORUMLULUK ve HAKLARI konusunu “NET BİR ŞEKİLDE” ifade etmiş ve açıklamıştır. Ve bu haklar sizin bakış açınız ile “iki kelimeyi bir araya getiremeyen ve 20 kitap okumamış erkekler için geçerli değildir” erkekler için “geçerli değildir” gibi bir sınırlama söz konusu olmadığı gibi; size göre kendini yetiştirdiği için erkeğinden-kocasından daha üstün olduğunu iddia ettiğiniz kız ve kadınları (Allah’ın kullarını değerlendirmesinde) erkeklerden üstün hale getirmez ve kocalarına karşı olan sorumluluklarından alıkoy(a)maz.

    7-…SANIRSINIZ bu pek muhterem hocalarımızın tarifine uygun giyinmeyen kızlarımız sapkınlaşmış durumdalar.ŞEKLİNDE Kİ İFADENİZ

    Eğer “Muhterem hocalar” ifadesi ile kastettiğiniz kişiler Feminazi ve benzeri zihniyetteki DİNİDAR erkek ve kadın birilerinin hoşuna gitmese dahi işkembeden değilde kitaptan ve sünnetten (Allah’ın emir ve yasakları anlamında) “kitabın ortasından konuşan ehli sünnet” alimler ise ” bizim gelin bizden kaçar, başını örter k.. nı açar” ata sözünde de açıkca ifade edildiği üzere el hak doğru söylüyorlar. O tür kızlar “sözde” tesettürlü “özde” ise “giyinik çıplaklar” olan sapkın DİNİDAR kız ve kadınlardan başka bir şey değildirler.

    8-…Dostluğun, ÇAY’ın, KAHVE’nin, CAFE’nin caminin HAKKINI kızlarımız veriyor.

    En azından bir konuda olsa da sizinle bu konuda hem fikirim.
    Evet, çok haklısınız büyükşehirleri geçtik Ünv. lerin olduğu Anadolu kasabalarında bile CAFE lerin en iyi müşterileri sözde kapalı, eğitimli, kendini yetiştirmiş, erkek hocaların ders halkasından geçmiş CAFE lerin hakkını veren din(i)dar kızlar”

    Ve siz bunu dindar kızlara “değer katan” artı bir özelliği olarak övüyorsunuz. İşte sözün bittiği yer…

    9-Bana çok kızacaklarını biliyorum…

    Size kızan var mı yok mu bilmiyorum ama ben sadece istemeden de olsa “dindar kızlarımızı dinidar hale getiren siz ve sizin gibi yazar-çizer aydınlara uyup dünyasını ve ahiretini HEBA EDECEK kızlarımızın ilerki zamanlarda yapacakları evliliklerinde yapacakları hatalardan dolayı “sıkıntıya düşürecekleri, ciddi problem yaşatacakları müstakbel kocaları’ nın sebep olanlara edecekleri beddualardan ve ahlardan payınıza düşen kısmın size yükleyeceği vebal ve ödemek zorunda kalacağınız “manevi fatura” adına ÜZÜLÜYORUM…

    10-Duygularını tanımayan, dahası onları tanımlayamayan, kendisini ifade etmekte zorluk yaşayan, donanım noktasında sıfırın az üzerinde bir delikanlı GÜNDELİK POLİTİKA dan anlasa ne olur, anlamasa ne olur?

    Aynı mantıkla ben size soruyorum

    Duygularını tanıyan, dahası onları tanımlayan, kendisini ifade etmekte zorluk yaşamayan, donanım noktasında vasatın çok üzerinde “ASIL GÖREVİ ANNELİK ve KADINLIK” olan CAFE kültürüne sahip bir kız-kadın GÜNDELİK POLİTİKA dan anlasa ne olur, anlamasa ne olur?

    Müslüman kızların sahip olması gerektiğini söylediğiniz veya bu özelliklere sahip olan, ama evliliklerinde “mutlu olmaktansa kocası karşısında haklı ve üstün olmayı tercih eden kızlar”ın (donanımlarına ve kendilerine olan aşırı öz güvenlerine aldanarak) evlilik hayatlarında yaşadıkları-yaşayacakları en küçük bir problemde bile hiç düşünmeden BOŞANMAYI seçmek suretiyle şeytana ve seytanlaşmış kişilere hizmet etmekten başka kime ne faydası olur?

    11-Bana diyorlar ki ‘birader, sen sadece eleştirmeyi mi bilirsin?’ Doğrusu bu ya, eleştirmeyi ve durum tespiti yapmayı çok seviyorum. Aslında ‘seviyorum’ yanlış oldu. Eleştirmek ve durum tespiti yapmaktan başkası kolay kolay ELİMDEN GELMİYOR. ŞEKLİNDE Kİ İFADENİZ

    “Gerçek Aydın” eleştirisinin akabinde çözüm önerilerini de insanların ve toplumun hizmetine sunan kişidir.
    Acizane size tavsiyem amacınız bilmeden de olsa amacınız “yıkmak değilde yapmak” ise (ki ben sizin aslında iyi niyetli ve yapıcı olmak istediğinizi düşünüyorum) “işin kolayına kaçmayın”

    Elinizden gelenin fazlasını yapmaya çalışın. Bunu yapamıyorsanız ve iyi niyetli de olsanız bu milletin yüzyıllardır yapmaya çalıştığı iyi şeyleri yıkmak için uğraşan zihniyete yazılarınız ile yardımcı olmayın.

    Saygılarımla…

    Abdullah Bir

    • .:. diyor ki:

      Tefarruatlı ve iyi idi. Zevk ile okudum. Değer katan bir yazı olmuştur.

      Az ötesi ders veren kitap oluyor.

      Yarım yamalak değildi!

      Tebrikler.

      • Abdullah Bir diyor ki:

        Sevgili .:.

        Eyvallah Üstad’ım…

        Sıradan (vasat) 100 kişinin övgüsüne muhatap olmaktansa sizin gibi değerli birkaç entelektüelin beğenisini kazanmak, şeytan ve usaklarıyla girdiğimiz bu mücadelede sevk, motivasyon ve gücümüzü artırır.

        Samimi olduğuna gönülden inandığım tebrikleriniz için tesekkür ederim.

        Ayrıca bilmenizi isterim ki bu konuyu şahsi problemlerinden daha önemli gören, Müslüman Türk insanının dertlerine derman olmaya çalışan, duygularıyla değilde mantığıyla çözüme yönelik düşünce ve bilgilerini karşılıksız ve beklentisiz olarak mağdurların derdine derman olmaya vakfeden “siz ve sizin gibi aklı başında insanlar” ile birlikte Şeytana ve şeytanın askerlerine karşı “omuz omuza” aynı safta savaşmak bizim için bir onurdur.

        Bize samimi inananların gönlünde ve gözünde değerli kılan zekayı ve ilmi veren Allah’a hamdolsun.

        Elhamdulıllah…

        • Hatun kişi diyor ki:

          Yazarın yazısındaki size göre dini dar (Rabbim bilir) dediğiniz kızları övüp tastiklemesi yanlış olduğu kadar, sizinde bir o kadar o kızgınlıkla söylediğiniz;
          Duygularını tanıyan, dahası onları tanımlayan, kendisini ifade etmekte zorluk yaşamayan, donanım noktasında vasatın çok üzerinde “ASIL GÖREVİ ANNELİK ve KADINLIK” olan CAFE kültürüne sahip bir kız-kadın GÜNDELİK POLİTİKA dan anlasa ne olur, anlamasa ne olur? sözünüz ve daha yazamadığım diğer düşünceleriniz bir o kadar yanlış ve acımasızca olmuşş.
          Bence bir bayanın sadece cocuklarını annelik yapacak ve eşine kadınlık yapacak donanımda olmasını istemek ve düşünmeyen sorgulamayan bilgi ve donanımı olmayan kadın profilini istemekte cok doğru ve adil olduğunu düşünmüyorum bir o kadar bencilce olduğunu düşünüyorum.

          Kadının çok bilgisini donanımını kızmak eleştirmek bir yana (erkeğini bilgisiyle ezeni buyukluk taslayanı saymıyorum yanlış) erkeğin de bu durumda kadınından daha bilgi olmak için uğraşması kendini geliştirmek çabalaması kadınını pasifleştirmek için uğraşmasından şikayet etmesinden daha doğru değil mi ???? sizce..

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Sayın HATUN KİŞİ

            “Bence bir bayanın sadece cocuklarını annelik yapacak ve eşine kadınlık yapacak donanımda olmasını İSTEMEK ve düşünmeyen sorgulamayan bilgi ve donanımı olmayan kadın profilini istemekte cok doğru ve adil olduğunu düşünmüyorum”

            Bu ifadenizden bir çok kadının düştüğü “NİYET OKUMAK” hatasına sizde düştüğünüzü görüyorum. Bunun en büyük nedeni, ve bu hatayı yapanların ortak özelliği de o kişinin PEŞİN HÜKÜMLÜ olma hastalığına yakalanmış olmasıdır.

            İfadenizden de açıkça anlaşıldığı üzere siz bir kadının anneliğini, çocuk yetiştirmesini ve kocasına kadınlık yapmasını “sıradan bir iş” miş ve her kadın bunu layık ile yapabilirmiş peşin hükmüyle ÇOK KÜÇÜMSÜYORSUNUZ.

            Hayır, tam aksine hanımefendi. Bir kadının bunları hakkıyla yapabilmesi için SORGULAYAN, ARAŞTIRAN, BİLGİLİ, DONANIMLI ve AKILLI bir kadın olması gerekir.

            Kaldı ki ben bu özelliklere sahip olmayan kadınları tasvip etmediğim, kadınların böyle olmasını istemediğim gibi, aile içi problemlere sebep olanların özellikle bu tür pasif kadınlar olduğunu ifade ediyorum.

            Ama sizinde kabul edeceğiniz gibi bu tür bilgiler ve eğitimler kot pantalon, sıkma baş ve dar bir badi ile CAFE lerde erkeklerle beraber nargile içerek ve geyik muhabbeti yaparak öğrenilmez.

            Özetle hanımefendi

            Benim eleştirdiğim şey kadının eğitimli olması değil, çağdaşlık ve eğitimli görünmek adına sözde hoca-alim görünen erkek milletinin dizinin dibinde oturması veya sosyal olma adına orada burada, CAFE lerde, yani ortalıkta çok dolaşmasıdır.

            Bundan sonra kişileri ve düşünceleri eleştirmeye harcayacağınız zamanı önce o insanları anlamaya çalışarak harcarsanız daha doğru bir iş yapmış olursunuz.

          • adem diyor ki:

            ABDULLAH BİR kardeşimizi yazısından dolayı tebrik ediyorum.
            HATUN KİŞİ kardeşimiz veya abdullah kardeşimizi yanlış anlayan diğer kardeşilerimiz için sorularla risale sitesinden küçük bir alıntı yapıyorum. inşallah hepimiz istifade ederiz ve abdullah kardeşin yazısını daha iyi anlarız.

            “””””Herbir dairede, herbir insanın bir nevi vazifesi bulunabilir. Fakat en küçük dairede en büyük ve ehemmiyetli ve daimi vazife var. Ve en büyük dâirede en küçük ve muvakkat arasıra vazife bulunabilir.”
            İnsanın aleminde birbiri içine girmiş muhtelif alemleri vardır.
            İnsanın bu alemlerinde kemiyet noktasından küçük olan, keyfiyet noktasında büyüktür. Keyfiyeti küçük olan alemin de kemiyeti büyüktür. İşte insanı aldatan ve yanıltan da bu noktadır.
            1- İnsanın kalp ve mide dairesi kemiyet noktasında en dar ve küçük dairedir. Ama keyfiyet noktasında en büyük ve önemli bir dairedir. Bu dairenin vazifeleri çoktur ve hayatidir. Bu dairenin bir vazifesi geri kalsa, maddi ve manevi hayat çöker.

            Mesela mide doyurulmazsa ceset ölür….

            2-Önem sırasına göre bu, kalp ve mide dairesinden sonra ceset ve hane dairesi gelir. Yani bizim midemizin nasıl ihtiyaçları var ve bu ihtiyaçlar sık aralıklarla giderilmek zorunda. Aynı şekilde aile ve ceset dairemizin de ihtiyaçları vardır. Eşimiz, çocuklarımız ve kendi bedenimiz için bir mesken, bir iş, bir geçimlik temin etmek, kalp ve mideden sonra ikinci önemli bir dairedir. Bu daireye karşı sorumluluk ve vazifelerimiz vardır. Bunları ihmal etmek olmaz.

            3-Üçüncü daire ise mahalle ve şehir dairesidir ki, daire kemmiyeten büyüdükçe; vazife ve önem değeri azalıyor. Mahallemizde yardıma muhtaç olanlara yardım etmek, çevremizi temiz tutmak, mahalle ve şehrimizi idare edecek, olanları seçmek gibi az ve uzun vadeli vazifelerimizdir.

            4-Dördüncü daire ise vatan ve memleket dairesidir. Her insanın bu dairede belli başlı vazifeleri vardır. Ama bu vazifeler çok az ve uzun bir zaman gerektirir. Mesela askerlik yapmak…Bu daire az ve uzun vadeli olmasına karşın, en cazip ve insanı meşgul eden bir dairedir. İşte insanın, diğer kalp ve mide dairesini unutacak kadar bu daire ile meşgul olması, normal ve yararlı bir hal değildir.

            5-Beşinci daire insanlık ve dünya dairesidir ki, en büyük ve insanları kendine çeken ve diğer asli ve önemli vazifelerini unutturan bir dairedir. İnsanların ekserisi bu dairenin cazibesine kapılıp, kendi küçük ama önemli dairede olan vazifelerini terk ediyorlar…”””””

            işte arkadaşlar. bilhassa 2. ve 5. dairelere bakarsanız, kadınların çok bilgili olması ama hangi konularda? gereksiz ve kendi küçük dairelerindeki vazifelerini ihmal edercesinee vatan memleket insanlık dünya dairelerinde derin ilimler öğrenmek, ne gibi menfaatler sağlıyor daha önemli olan hane hayatına. bugün aile hayatı derin yaralar almışken, bu dairedeki vazifeler ihmal ediliyorken, bir kadın siyaseti çok iyi bilse ne olacak, ne menfaati olacak. aynı durum erkekler
            için de geçerli. ama erkekelrin, vatanlarına karşı sorumlulukları daha fazla bunu da hiç bir bayan inkar etmesin. ama Allah kadınlara vatan millet sorumluluğunu erkekler kadar yüklememiş, ama kocalarına ve ailelerine sahip çıkma aonları mutlu etme sorumluluğu vermiş. bu sorumluluğu layıkıyla yerine getirmeye çalışmak en hayati en temel sorumluluğu iken, kadınların siyasi, dünyevi, geniş meselelerde kendilerince derin? ilimler öğrenmesi, ne fayda ülkeyi mi kurtaracak? ülkemizi kurtarmak isteyen Aile kurumunu kurtarma çalışsın. önce ailesinden başlasın vesselam. Adem Kardeşiniz böyle der.

  4. Gulpembe diyor ki:

    Dindarlik mutlu ediyor, slogan ve hamasetten ibaret islamcilik da mutsuz ediyor diyor yazida. Kiz- erkek cekismesine cevirmek gereksiz bence. Gayretli kadin mutlu, tembel erkek mutsuz; yada gayretli erkek mutlu, tembel kadin mutsuz..
    Bir tanidigim kendi memleketinde unlu bir isadami ile evlendi.uzakta yasadigim icin durumlarina sahit olmamistim, ama ikisi de guzeller, maddi- manevi rahatlik icinde vesaire gibi haklarinda pekcok peri masali anlatiliyordu. Bu yaz biaraya gelme firsatimiz oldu; baktim bizim kiz mutsuz… Hayatinin bir amaci olmadigini, herseyin kuru ve bos geldiginden artik bebek, ev, k.validecigiyle gun gezmelerinden bunaldigindan bahsediyor.ona bir master prog. Baslayabileceginden , isi bilen birisini bulursa hayalindeki butigi acabileceginden, hic olmazsa cemaat/ camia/ vakif isleriyle mesgul olabileceginden bahsetmeye calistim.
    Bence refah seviyesi arttikca insanlar kafayi yedi. Tuketmeye programlanmis, amacsiz, video- resim paylasmakla sevindirik hale gelen insan-makine arasi bir varlik ortaya cikmis. Halbuki rahat zahmette, zahmet rahattadir. Herkesin ihtiyaci nesesi daha fazla degil, az da olsa daha anlamli bir hayatta sakli..

  5. Jalal Jalaly diyor ki:

    Son derece gereksiz bir yazı,kale almaya bile gerek yok.

  6. meryem diyor ki:

    Gerçek şu ki 10-20 yaş arasi genc nufusa bakiyorum ve bu nufusun yetişmesi kreşte yada bakicilarin elinde vuku bulmustur . Ve yakinen tahayyul ettim ki cok edepsiz bir nesil yetişti. Bilmemesi gereken konulari bilen , erkek gibi davranan kizlar ve yirtik pantolunu ve kupesi ile ne oldugu belli olmayan delikanlilar. Bayan arkadaşlar kendimize gelelim . Bu nesli biz yetiştireceğiz. Kendi ayagimiza kurşun sıkıyoruz . Ileride bu nesil bize bir bardak bile su vermekten beri olacak .Birakin şu kendi ayaklarinin uzerinde durma modasini . Birakin dişarida suslenmeyi , gulucukler ve kulagimi hep tirmalayan nahoş kahkahalar atmayi . Helal daire geniştir keyfe kafidir .Bu yuzden harama girmeye gerek yoktur . Aza kanaat edin . Bayanin kazandiği paranin bereketi yok . Bizzat ben ağzimin payini aldim bu konuda . Siz erkekler , süsü dişarisi icin olan ama evinde yumurta kiramayan bayanlari aldanmayi birakin. Herşey guzellik degil . Kişinin size itaat edip edemeyecegine, takvasina, maharetine bakin . Sizi itaat edecek bir bayan istediğiniz gibi olur zaten .Kendimize gelelim Allah rizasi icin. Hayirli evlat yetistirmek kapanmayan bir amel kapisidir. Amel kapimizi kapatmayalim.Vesselam .

    • Tuğrul diyor ki:

      Meryem Hanım sayenizde bi konuya değineyim, siz de fark etmişsinizdir;

      Kadının parası ipoteklidir. Mesela ben de dahil olarak eğer karım çalışsa ellibinlik bi arabaya değil doksan yüz binlik audi veya mercedese binerim. beşyüzlük evde değil dokuzyüz bin tl’lik evde otururum. Ne gerek var canım, mezara mı götürecem. Mirasçılar mı yesin çatır çatır.. Yiyeceksem ben yiyeyim, yani biz.. neyse..

      Bunu kızlar az-çok anladı. Başladılar babama ev, araba alacam.. annemi emekli edecem.. Böyle bi aile olamaz. O aileden çok anlaşmalı evlilik gibi oluyor. Mal canın yongasıdır denilmiş. Koca -tabiri caizse- bu kazığı yutup da aşkım seni seviyorum falan hikaye olur.. O kadın ortaokulda iken kocası aleyhine bunu hesaplamış, ama aşk dedin mi roman yazar.. neyse..

      Bereketi yok dediniz ya.. zaten helal de olsa lüx yaşama çoğu gitti mi.. en aşağı avm. Şimdiki tarz-ı hayat gereği normal olarak on elbise yerine otuz alacak. hepsine uygun ayakkabı, çanta, koyacak gardırop….

      Çocuk kreşine, özel okula, servise, özel derse. Eve temizlikçi, bakıcı..
      Stres atmak için normalden fazla gezmeler, extra masraflar.. tabi hep lüx.. neticede yemeyelim mi yani, varyemez mi olacaz..

      bi de o kadar paramız var deyip biriktirmek yerine faize girildiyse.. tamam artık ölse de kurtulamaz.. hayat oldu zindan. sitede bu konuda bi yazı var ( http://www.cocukaile.net/kredihuzurumuzu-bozdun/ )

      Kaldı ki manevi eksiklikler.. çocuk terbiyesinde, karı-koca ilişkilerinde..
      O çocuk yarın o boşlukları nasıl dolduracak, zeka seviyesi bile düşer, özel derse mecbur olur, gene de fayda etmez. Çocuğun manevi alemi dağınık, zihin toparlanamıyor, kreşte orda burda dağılmış.
      Garazsız sevgiye, şefkate, güvene hasret kalmış.. Dert bu devası da bu.

      Bi karikatür vardı. Çocuğu annesi babası kreşe veriyor, çocuğun üstündeki baloncukta içinden diyor ki ‘ben de sizi huzurevine bırakmazsam!’

      Kocasıyla huzursuz olunca o kadın nasıl mutlu olacak, veya nerde huzur bulacak..

      Yani şunu demek istiyorum. Hepimizin yanlış yönlendirildiği konular var. Çalışanlar var, bu eksiklikleri öngörsünler, problemin kaynağını bilelim ki, tamir etmesi kolay olsun. Çalışmaya niyetli olanlar da insaflı olsun.

      (ayrıca yakinen tahayyül olmaz kanaat olur 😉 )

      • Tuğrul diyor ki:

        Yukarıda dokuz yüzbin kelimesi yanlış olmuş :) . Aslı dokuz yüz tl. kiralık ev yani.

        • Meryem diyor ki:

          Tuğrul Bey
          Türkçe yada edebiyat ogretmeni siniz yada Türk Dil kurumunda çalışıyorsunuz :) Neyse benim paylaştılarim bizzat çevremde gördüğüm ve yasadiklarim .

  7. FATİH diyor ki:

    Yazar bu yazısını felekten çaldığı bir gecenin sarhoşluğunda ve heyecanıyla yazmış olmalı, normal görmek gerekir ama önemsemeyede gerek yok. Bu halde yazdıkları dikkate alınmamalı muhtemelen ne yazdığının farkında deyil, ayıldığında oda anlamıştır.

  8. Alperen diyor ki:

    Bu siteyi seviyorum. Elhamdülillah, yanlışlara anında müdahale edebilen okuyucuları var. Umarım yazar bunları okuyup ders çıkarıyordur.

    Bu arada “Salih” rumuzlu kardeşimizin yazdığını görünce baktım yazarın yazdığı gazeteye, maalesef rüzgar nereden eserse oraya giden bir gazete benim gözümde. Muhtemelen okuyucu kitlesinde beğeni almış bir yazı omuştur ama burada taraftar bulamayacağı bir gerçek.

    Allah cümlemizi doğru yoldan ayırmasın.

    • .:. diyor ki:

      gerekli yorumu yapmışsınız benzer dusunceler icerisindeyim..

      “…………….su kuyusu…………….”

      Erkek cocuklarına buyuk haksızlık yapılmıs, bu projelerin kız basına olamayacagı bilinen bir gercek oldugu halde.

      Bir başlarına su kuyusu projesi ile ilgilenen kac genc vardır???

      Yazılan yazı zaten yarım yamalak dahi olmamış. Bu çok net anlaşılmaktadır.

  9. Yasir diyor ki:

    Yazar bu yazıda ŞAKA mı yapmak istemiş anlamadım. Bir kısım Başörtülü kızların muhabbet artık ERKEK muhabbeti olmuş. Daha dün Üsküdar’da yanlarından geçtiğim iki kız erkeklerle nasıl tanıştıklarını anlatıyorlardı.
    Genel olarak bakıldığında son on yılda erkekler neredeyse hiç değişmedi, Kızlarsa modaya uydu. Maalesef ki bir çok kapalı kızla mini etekli kız arasında fark yok. Zina artık kapalı kızlar için normalleşmiş.

    Belli ki yazarın baktığı yerden görülmüyor.

  10. ibrahim diyor ki:

    evet mesela geçen çarşıda gidiyorum o zaman 19 yaşında falandım 17 18 yaşında kızlar ama nasıl kız başları kapalı ama bir bakan 10 defa bakar. süs püs güler yüz her şey var.

    Ne yapıyor bunlar…
    Dünyayı kurtarıyorlar bir dernek standında hayır topluyorlar ee benim gibi delikanlılarda hayır yapası gelir değil mi ? ben yapmadım tabi :)
    kolay değil tabi bunları başarmak zaten maddi sıkıntısı yok şimdi ben mesela eşim eve para getirmezse laf edermiyim asla ALLAH razı olmaz yani rahat kızlarımız kızım olsa ona elimden gelen her imkanı sağlamaz mıyım tabi ki sağlarım.

    Tabiki biz dindar erkeklerde öyle iyi değiliz ama kızlarda bizden iyi değil …

    Çok güzel yorumlar yapılmış Herkese Teşekkürler güzel yorumlarınız için :)

  11. Tuğrul diyor ki:

    Bu başlığı internette görünce sandım ki; “bazı kızlar dışarıda gülücük dağıta dağıta enerjisi bitiyor, kocasına, evine asık suratı, bitmiş enerjisi, nazı vs kalıyor… dolayısıyla bu kızların kocaları mutsuz” diyecek. Mantıklı bişeyden bahsedecek. Bu nasıl yazı.

    Bi erkeğin desteği, muhafızlığı olmadan gece hastaneye bile gidemeyen kadın nasıl dünyayı kurtaracak? bu da ilginç bi tespit.

    Hocamızın bi salonda bin kişi yapılan islami sohbetlerden haberi yok anlaşılan. Geçen yıl Türkiye genelinde 700 civarı olan hatimli teravih bu sene 1600 olmuş. İtikafa girmek moda oldu. Bu camileri kimler dolduruyor.

    Sokaklarda, avm’lerde neşe dolu kızlar var, doğru tabi, ama zahiren. Ya evde.. Onun neşesinin hakiki derecesini ölçen yeni bi cihaz çıktı. Adı: Koca!

    Bütün tatlı, cilveli, güler yüzlü, bakımlı halini dışarıda takınan kızların tesettürden hissesi ne, bu da ayrı bi konu.

    Hanım kız iş bulabilirse resti çekme opsiyonu olucak, iş bulamazsa nasılsa koca bakıcak. Bu gülücük dağıtmasın da erkek mi gülücük dağıtsın.

    Yarın ev düzeni oturmasa, boşanma gibi sıkıntılar olsa erkeğe ‘bi evi idare edememiş’ diyecekler. Sorumluluk 1. derecede erkekte. Yük de erkekte.

    Yarın çocuk hayta olsa laf gene erkeğe gelir. ‘bi çocuğu terbiye edememiş’ derler. Veya erkek kendini bu sorumlulukların altında hisseder.

    Bizim o kadar gülmeye sorumluluklarımız müsaade etmiyor. Hanımlar mutlu olsun bize yeter :) Biz ordan enerjiyi alırız ama.. aaahhhh!!

    Kalbten gelen bi neşe ve sevinçle, nefsani kahkahalar, gülücükler arasındaki farkı anlayamamak da ayrı bi dram.

    Erkek monotonluğa temayüllüdür. Yani ağır başlıdır. Rüzgar gibi hergün fikri değişmez. Sabit durmak ister. Kurduğu düzenin iyi-kötü devamını ister. Bu da ailenin bekasını sağlar.

    Kadın hissiyatına temayüllüdür. Saatte bi hissiyatı değişebilir. Ters bi bakışla küser. Ufak bi iltifatla barışır. Bu sebeple talak ona verilmemiş.

    Onbaşı rütbesinde olan birine albay muamelesi yapılırsa sonra zaptetmek mümkün olmaz. bunu da anlayan anlasın 😉

    Yaşam kültürü kavramını da yeni duyduk. Çocuk yetiştirme kültürü, akraba ilişkileri kültürü, ev tezyini kültürünü de biz söyleyelim. Bunlar yaşam kültürünün ta kendisi olsa gerek. Zira vazifelerini, sorumluluklarını yerine getirip muvaffak olmak yaşama sevincincini doğuruyor.

    Yazar son cümlede araştırın demiş ya. Kadınlarda şefkat fazla verildiğinden anlayışlı, duyarlı olması beklenir. Bunlar aile için verilmiş. Kocasına ve çocuğuna şefkat göstersin, sevsin, geçinebilsin, kocasına hissen mağlub olsun. Ta ki geçimli bi aile olabilsinler diye. Ama bu hisler dışarıya, umuma karşı kullanılınca kadın cazibe merkezi haline geliyor. Çünkü yumuşak, nazik, tatlı, kimseyi kıramıyor, hayır diyemiyor, hemen hisleriyle muhatab oluyor, hisleniyor. Gören de atlayıp geliyor. Namahreme karşı örtülmesi gereken güzellikleri açmayı kusur iken kemal zannetmiş. Gayretlerinin lüzumsuz yerlerde harcandığını da anlayamamış.

    Kadın ve erkek birbirini tamamlıyorlar ve ikisinin de kendi sahalarında hizmetleri var; sosyal, dini, ailevi. Bu vazifeleri duruma göre kadınlar daha iyi yapıyor da olabilir. Çünkü daha duygulu, daha hassas. Bu hizmetleri düşünmeleri ne güzel. Daha da inkişaf etsin. Ama neticede erkekler yardımcı olmadan da olmuyor. Onun için tek tarafı methedip öteki tarafı da sıfıra indirmek yanlış olmuş.

  12. havva diyor ki:

    Ben bir bayan olarak, ne yazıkki bir çok hemcinsimden utanır oldum. Hemde muhafazakar diye bilinen bir yerde yaşamama rağmen… Sorun bence şu, NORMALLEŞMEK.. Artık çevremdeki pekçok kimse, üstelik dindar olan veya görünen çok kimse yaşanan ahlaksızlık, edepsizlik vb. sessiz kalıyor, görmezden geliyor. Toplum baskısı, mahalle baskısı kalmadı. Daha fazla özgürlük adı altında kendi esaretini çoğaltıyor insan. Kimse elini taşın altına koymak istemiyor. Ben bir kadın ve anne olarak kız olsun, erkek olsun gençlerin bu haline çok üzülüyorum, ve eleştirdiğimiz erkek ve kız çocuklarını kim yetiştiri(emi)yor. Kadın evden ve aileden o kadar uzaklaştırıldıki; haberlerde sigortalı çalışan kadınlara 1000 tl. bakıcı yardımı yapılacağını duydum. Böyle bir politikanın amacını anlayamıyorum. O parayı anneye ver kadın evde kendi çocuğuna baksın. Acilen kadının özüne dönmesi için telkinler yapılmalı. Daha çok söz var ama anlaşıldı sanırım…

    • ibrahim diyor ki:

      avrupa birliği destekli bir proje.

      Anne annelik yapmıyorsa cennet o annenin ayakları altında olur mu
      Annenin verdiği sevgiyi kim verebilir
      Terbiye ve eğitimi parayla mı verdirecek.

      yeni neslin halini görüyoruz bunlar evde kendi büyüyen bakıcıyla büyüyen çocuklar …

    • İhsan diyor ki:

      Havva hanıma yürekten katılıyorum. Evet her şey normalleşiyor. Günah, ahlâksızlık, edepsizlik… Mahremiyet kalkıyor. Hızla dünyevileşiyoruz. Neredeyse dini bile dünya için yaşıyoruz. İslâm’ın bütün semerelerini / sevaplarını dünyada görmeyi istiyoruz.

  13. ismet badem diyor ki:

    Ahir Zamanda Müslüman Olmak ve Beşir Hoca’nın katkıları çok yerinde olmuş. Acizane ben de, başlıkta gözümüze sokulan DİNDAR kızlar nerede diye merak ediyorum. Neşeli ve faal olmalarına lafım yok dindar oldukları hususunda şüpheliyim (yazarın değindiği gibi genelden bahsediyorum). Yazar erkeklerden şikayetçi lakin akşama kadar seminer konferans gezen kızlarımızın yetiştirdiği erkek evlatlar nasıl olacak onu da beri gelip anlatsın bakalım. Zaman değişse de Allah’ın fıtratlara koyduğu hakikat değişmiyor; KADININ MEKANI EVİDİR!!! Hadisler ne diyor; evinin eşinin hanımı ol, cennetin istediğin kapısından gir… Velhasıl erkeği de ana yetiştiriyor, erkeklerden şikayet edileceğine esaslı analar yetiştirmeye bakılmalı. Kafirler neden reklamla diziyle kadınları ifsat etmek için bu kadar uğraşıyor, tabi ki nesli bozmak için, aileyi parçalamak için, kadın bozuldu mu nesil bozuldu demektir. Yardım müesseselerinde dünyayı kurtaran bacılarımız maalesef evindeki yangına bigâne kalmayı yeğliyor, beyini çoluk çocuğunu ihmal ediyor. Kimbilir belki ordaki sorumluluk ağır geldiği için dışarı kaçıyor. Laf lafı açıyor idarecilerimizi seviyoruz lakin azim hataları da yok değil, kadını evinden söküp almak için kırk takla atıyorlar ahmakçasına. Çalışan kadın el üstünde, ev hanımlarına zırnık yok tam tersi olması gerekirken. Üç çocuk diyorlar ama ana da illa ki çalışsın, bu kadın nasıl çocuk yapacak peki gafiller? Üç çocuk diyorsan anneyi de bir zahmet eviyle barıştır daaa…

    Bu islamcılık nedir onu da anlamış değilim ya, ağızlarda sakız olmuş, tv’lerde saatlerce boş boş tartışmalar yapıyor koca koca adamlar “islamcılık öldü mü kaldı mı” diye. Adam gibi müslüman olduk da islamcılığımız eksik kaldı. Kardeşim Kur’an’a ve sünnete ittiba ediyorsan daha birşeye ihtiyacın var mı?

    Çok doluyum çoook, böyle yazılar görünce dayanamıyorum parmaklarım klavyenin üstünde raks ediyor. Rabbim önce şu sefih nefsimi sonra bütün din kardeşlerimi ıslah etsin, AMİN

    • zehra diyor ki:

      Yazarın daha çok ev, aile, çoçuk gibi sorumlulukları olmayan genç kızlardan bahsettiğini düşünüyorum. Kadının yeri evidir haklısınız fakat bununla bütün gün televizyon başında ya da komşu da vs vakit geçiren bir bayandan bahsetmiyoruz muhtemelen. Evine ailesine hizmet eden bayanın ilmi ve kültürel olarak kendini geliştirmesine erkek destek verip onun bir nevi hocası olabilmelidir. Yoksa akşam işden gelip yorgunup deyip tv karşısında ayaklarını uzatan bir erkekden bayana ilmi yönde destek vermesini dolayısıylada yetişen çoçukların islam fıtratına uygun heryönden kendine geliştirebilmiş bireyler olmasını bekleyemezsiniz.

  14. sevda diyor ki:

    Çayın,kahvenin,kafenin hakkını en çok onlar veriyor denilerek kızlara iltifat edilmemiş, kızlara ince bir göndermede bulunulmuş sanki. Başlık dikkat çekici ama içi boş ne yazık ki. Gardrop reformu ve sosyal medyanın revaçta olması ile, kızlarımız eskisinden daha gösterişli ve ortadalar ama bu övülecek bir şey değil,aksine ailelerin tedbir alması gereken tehlikeli bir gidişatın habercisi. Savaşta öldürülen biri, Allah için değil de ne yiğitmiş desinler diye savaştı ise şehit olmadığı gibi; daha çok beğenilmek için,ön planda olmak için,kendi nefsini mutmain etmek için bu tür ortamlara giren kızlar da ilim yolunda sayılmazlar…
    Müslümanca yaşamayı gaye edinmiş,ilmini ve salih amellerini artırma niyetiyle ordan oraya koşan,kendini eve hapsetmeden Allah için gönüllü olarak sohbetler veren,kermesler düzenleyen,gezi organizasyonları yapan,ilim yolundaki kardeşlerine sahip çıkan,su kuyuları açtıran,sürekli okuyan ve okuduklarını da ihlasla uygulamaya çalışan kızlarımız da var ki,onlar öyle ortada gözükmezler ve hizmette önde,ücrette en geride dururlar, işte onlar da neşeli değil,sancılıdırlar, alem-i islamın derdine ve kendi acizliklerine üzülmekten, gülemez ve boş vakit geçiremezler.Ciddiyet sahibidirler,daha kendi çocukları yokken,onlar öğrencilere manevi annelik yaparlar.Bu da,Allahın kalplerine koyduğu şefkat duygusunun sevki ile olur. Bu konuda erkeklerden önde olmaları da şaşılacak değil,beklenen bir durumdur. Zira Allahın onlara verdiği bu duygu öyle kuvvetli ve engin ki,sadece kendi çocuğuyla ilgilenmesini istemek,onu dar bir alana sıkıştırmak olur.

    • adem diyor ki:

      sana aynen katılıyorum kardeş. neymiş dindar kızlar çok mutluymuş. dinimizi doğru düzgün yaşayamıyorken, fuhuş zina gösterişlik bu kadar artmışken, müslümanlar dünyada bu kadar zulum görürken, aile kurumu bu kadar yara almış ve çökmek üzereyken, bizim kızlarımız çok mutlularmış erkeklerse mutsuz. evet erkeğim ve mutsuzum. bu yazar boş bir yazı yazmış. vallahi bu sitey itakip edenler daha gerçekçi yazılar yazardı.

  15. Ahir Zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    benim bu konuda yazara söyleyeceklerim şunlar olabilir:

    1-Bahsini ettiğiniz kızları ne kadar yakından tanıyorsunuz bilemiyorum.Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki kızlarda sürü psikolojisi çok hakim yani ne popülerse oraya yönelim çok fazla.

    2-Kızların her tarafta bu denli ön planda olmaları bence pozitif bir şey değil aksine negatif bir durumdur.Çünkü çok gezmek beraberinde günahlarada getirme potansiyelini kendi içinde barındırır ki dinimiz bize mecbur kalmadıkça sokaklarda,caddelerde tozutmamamızı salık verir.

    3-Bu kızların eğer evlilerse bu kadınların bu kadar enerjilerini oraya buraya koşturduktan sonra tabiri caizse elde ettikleri o müthiş donanımı kocalarının başlarına kakmaları bu kızların harcadıkları emekleri heba etmelerine sebebiyet vermez mi?

    4-“Siz bu tip bayanları bir de eşlerine sorun.” demiş yukarıdaki bir yorumcumuz.Haklı bir yorum bence de sorun bakalım erkekler bu konferanslar,paneller,açık oturumlar,ikinci dil öğrenmelerle meşgul olan eşleri hakkında ne diyecekler!

    5-Sözünü ettiğiniz kız tipleri içinde samimi olanlar gayet tabi olabilir.Lakin gözlemlenen o ki bu kızlar her tarafta görünür olsalar dahi pratikte bu durumun aileye yansıması nötr kalmaktadır.Buna cevabınız nedir?

    6-Bizler müslümanız tabiki kadın-erkek anlayışımız da islamca olmalıdır.İslamın kadın anlayışında da kadın öyle her tarafa koşturmaz (kendisine farz olan ilmi öğrenmesi hariç) yani sözüm ona siyasetin konuşulduğu bir panele bir islamcı kızın/kadının gitmesi uygun olmaz.Çünkü bunun o kızın/kadının aile hayatına pratikte bir faydası olmaz.

    7-İşin daha garibi bu kızlar bu kadar neşeli,coşkulu hayat dolu iseler neden yapılan araştırmalarda en fazla stres,deprasyon,intihar olayları kadınlarda fazla çıkmaktadır.?

    8-Ayrıca ben erkeklerden ziyade kadınların daha fazla aşk meşk acılarını yaşadıklarını bu nedenle kendilerini heba ve harap ettiklerini biliyorum.

    9-İslamcı kadınların günümüzde her alanda görünür olmak hevesiyle bizim elimizden her iş gelir sloganlarıyla bir yerlere gelmelerinin altında yatan gerekçenin pek fazla islami ve müminane olmadığını düşünüyorum.Bunun altında yatan saikler araştırıldığında,koca eline bakmamak,el ne der,feminist propagandalar,medya baskıları,mahalle baskıları,bilinçsiz anne-teyze söylemleri vs..uzayan saikler olduğunu düşünüyorum.

    10. Bu tarz islamcı olduğunu iddia eden kızlar aile hayatlarında da aynı neşe ve hayat kaynağı olarak yer ediniyorlar mı?bunun araştırılmasını ve bu tip kızların boşanma durumlarının irdelenmesini yazardan talep ediyorum varsa bir imkanı yaparsa iyi olur.

    11.Son olarakta bu islamcı kızlarımızın tesettür ve kadın-erkek ilişkilerine acaba yazarımız dikkat çekmiş midir? bu kızlarımız sözü edilen aktivitelere çarşafla mı gidiyorlar acep!?

    • ... diyor ki:

      Sayın Ahir Zamanda Müslüman Olmak,

      Madde madde yazmış olduğunuz konulara genel olarak katılıyorum.

      Mesela cemaat ve partilerde hizmet eden arka planda olan kadın sayısı çok fazladır. Bunun sebebi kadınların sadık yapıları ve bir iş verildiğinde uğraşma vakitleri. Dediğiniz gibi sürü psikolojisi. Bu sadece buralarda değil genel olarak ev yemek eşya düğün vs. var. Düşünmek insana çoğu zaman acı verdiğinden belkide bu yüzden neşeli olabiliriz.

      Yalnız dışarıda gezmek tozutmak ile bilinçli gezi gözlem yapmak birbirinden ayrılmalı. Ben yakın zaman önce Avrupa’ya gittim. Müslümanların halini en iyi dışarıdan bakarak görebiliyorsunuz. Batıl ile hak ayrımı buralarda daha kolay oluyor. Bizim yozlaştığımız feragat ettiğimiz ahlak olarak çöktüğümüz o kadar çok nokta var ki. Onlar düzelirken biz bozulmaya başlamışız.

      Diğer bir nokta islamı sadece tesettüre indirmek.Yada tapınma dini haline getirmek.Sadece namaz camiide,oruç ramazanda kalır hayata ahlaka yansıtamayız. Öncelikle ahlak tesettür Allah korkusu sevgisi kalpte başlamadığı sürece çarşaflı olması durumu değiştirmez.

      Rahibelerde başörtülü yahudilerdede oruç kurban var süryanilerdede namaz var. Cahiliye dönemindede hür olan kadınlar kapalıydı köleler açıktı. Peygamber Efendimiz’e zulüm yapan insanlardada başörtülü vardı. Burada simgelerden çok insanların eylemleri inançları önemli.

  16. Nazif diyor ki:

    Çok güzel ve müstesna bir konuya değinmişsiniz. Söylediklerinizin önemli bir bölümüne katılıyorum. Yalnız merak ettiğim husus şu; Bu kızlar nerededir? Kimlerdir? Ben daha instagramın, facebook un cazibesine kapılmayan çok az kız gördüm. Son 10 yılda zenginleşip varlığını ispat etme noktasına gelen, özgüveni artan, daha çok “görünür” olabilmenin nimetlerinden istifade eden ve bu arada yeni nesil “muhafazakar feminizm”den dem vuran kızlarımız acaba hangi kıstasa göre neşelenip arz-ı endam ediyorlar? Referanslarını ne olarak ifade ediyorlar? Neşelerinin hakikati ve dayanağının sıhhati hakkında ne kadar düşünüyorlar ona da bakmak lazım. Erkeklerin verimli olabilmeleri için ise öncelikle fizyolojilerinin ve psikolojilerinin sağlam olması gerekir. Onların işi çok daha zor.

  17. ... diyor ki:

    Sayın İsmail Kılıçarslan’ın özellikle bu yazısına yorum yazmayı çok istedim tw. hesabım olmadığımdan ayrıca olsa bile 140 karaktere düşüncelerimi sığdıramadığımdan vazgeçmiştim.

    Güzel bir konu seçilmiş ve benim gibi yazmak için daha fazla beklenilmemiş. Dindar ve İslamcı kelimelerinin özellikle kasıtlı bilerek isteyerek aynı cümlede kullanıldığına inanıyorum. Farkı anlatmak için güzelde olmuş. Birinde yaşamak fiil varken diğerinde bir ideoloji ,-cı ekinden birilerine ait gibi bir ifade, bir ütopya var gibi.

    Cinsiyet kavramı yazıda çokca işlenmiş zaten bunların ötesinde asıl kimliğimiz olması gereken adamlık adam olma hali. Bize cinsiyetten önce gerekli olan Allah’a kul olma ve adam olma özelliğimiz. Okumalarımız hayatlarımız fiillerimiz öncelikle bunun için değilmidir? İnsan önce kendini bilmeli değil midir? Tek başına kaldığında Hz. Hacer cesareti, Firavun karşısında Hz. Asiye tavrı, Hz. Meryem hali, Hz.Seyyide Zeynep çıkışı, Hz.Hatice aklı feraseti.

    Hadi Necip Fazıl Kısakürek, Aliya İzzetbegoviç, Muhammed İkbal, Mehmet Akif Ersoy, B.Said Nursi, 2.Abdülhamit Han, Cemil Meriç, Nuri Pakdil, Cahit Zarifoğlu,Sezai Karakoç, İsmet Özel’i yazalım.Bu hayata gerçek yaşam hikayesi bırakanlar. Bugünkü gibi edebiyatı ideolojisi yapılmadan gerçek bir nefs hayat savaşı verenler. Hem biz bugün yaşıyorsak bugünün sınavını veriyoruz demektir imtihanlarımız bu çağda.

    Öncelikle kadının çeşitli konularda bilgi,düşünce,eleştiri,ilim,irfan,hikmet vs. konularda kendini geliştirmesi meraklı olması onu erkekleştirmez. Bilgiçlik ile ilim sahibi olmayı ayırmak gerekir. Kişilikten önce cinsiyeti ön plana alanların tahammül edemediği noktada bu. Çocuğu ve toplumu şekillendiren eğiten anne ise anne bilgili ve öğrendiklerini yaşayan olmalı.

    Son zamanlarda bayanların okul iş politika vs alanda kendini göstermesi sürekli erkeklerle yarış halinde olması benim bahsettiğim konu değil. Özellikle Romantik islamcılığa, din ticareti ve edebiyatına, görgüsüzlüğe dayanan faaliyetlere hiç girmek istemiyorum.

    Bu arada bayanlar böyleyken erkeklerin bir köşede internette fiilsiz islamcılık dindarlık adını kullanmaları bir sonuç vermiyor.En az bayanlar kadar kendilerini geliştirmeleri gerekiyor. Özellikle kavvam sıfatı erkeklere verilmiş. Bilimde sanatta mimaride yönetimde ticarette ilimde her konuda bayanlardan bir adım önde olmak zorunda.

    Olmadığında ne olur kadın giderek erkeğin zayıf olduğu taraflara doğru kayar erkekleşir,erkek giderek kadınlaşır, duygusuz dengesiz çocuk eğitimi,dindarlık yerini islamcılığa söyleme bırakır. Daha fazlası İsteyen istediği katliamı zulmü yapar 1,5 milyar nüfuslu islam aleminin sesi çıkmaz çıksa bile birşeyler yapamaz.

    Cinsiyet ayrımından önce iman nedir müslüman nedir dindarlık nedir islamcılık nedir siyaset nedir politika nedir bir araştırılsın.

  18. Alperen diyor ki:

    Belli ki yazarın etrafında çok kız var. Elbette nerede bulunuyorsanız oranın ahvalini söylersiniz…

  19. Beşir Hoca diyor ki:

    Saygıdeğer İsmail Bey, yazınızı (başlığından olsa gerek) büyük bir meraka binaen okudum ve büyük bir hayal kırıklığına uğrayarak sonlandırdım.Bir erkek olduğum için değil-samimi olarak ifade edeyim-günümüz muhafazakar bayanları yakinen tanıyan ve hatta bunlardan biriyle 12 sene hayatını birleştirmiş ve 6 ay önce ayrılmış biri olarak söylüyorum.Sizin donanım, entelektüel yapı, sosyal aktivite isteği ve konveks yapılı aktif ve de aktivist olarak addettiğiniz bu hanımefendileri bir de en yak ı nındakilerden bir sorsaydınız ya.Sizin donanım, iştiyak ve aktif yapı olarak addettiğiniz şeylerin elerden kaynaklandığını söyleyeyim:Hiçbir dişilik ve annelik özelliği kalmamış, sadece görünüş itibariyle muhafazakar ama eşine saygı, muhabbet ve değergamlık noktasında en aşağı bayanlardan daha aşağılarda, evin hem annesi ve hem de babası olarak erkeğini perişan eden, sürekli tv’de dizi seyredip beceriksiz ve dişi olamadığı için kadınlığını yerine getiremeyen, hiçbir şey yapmadığı için size göre hamasi ve aktif bir şekilde kendini internet, kitap vs şeylerle donatan bayanların bu durumlarının sadece can sıkıntısını giderme ve sosyal bir çevre edinerek eğlenme amacı güttüğünü söylemem lazım.Siz bu tip bayanları bir de eşlerine sorun.İddia ediyorum büyük bir çoğunluğunun eşleri mutsuz ve depresyonda.Selam ve muhabbetle kalın efendim.

  20. Ersin ATEŞLİOĞLU diyor ki:

    Kızlar yaptıkları sosyal etkinlikler ve topluma faydalı işlerden bahsediyormuş muş…bir kere erkekler bunu dillendirmenin amelin zayi olasına neden olduğunu bilir..allah c.c. rızası için yapar ve kalplerinde saklarlar…kimseye bunlardan bahsetmek için değil..Ayrıca Kadınların bitmek bilmeyen isteklerinden dolayı evlenmek, evlilik masrafları, evlilikden dolayı şu şunu almış bu bunu almış belası nedeniyle bir kere islamı yaşamaya fırsat vermiyorki kadınlar…bu yazı neye hizmet ediyor ve yazan hangi kafayla yazmış şaşarım

  21. Ademoğlu diyor ki:

    Önce bu “İslamcı erkekler” ne yahu? Karşıtı “İslamsız erkekler”, yani “kafir erkekler” olmalı. Kızlar dindar olunca “dindar kızlar” oluyor. Dindar erkeklerde “islamci erkek” oluyor? Bunun amacı ne? “Dindar erkek” yokmu yani toplumda? Bu kavramı yaymayın böyle topluma. İslamcı erkek fln yoktur. Hatta dindar erkeklerde yoktur. Müslüman erkekler vardır.

    Erkeklerin bu alanlarda -yazıya göre hemen hemen her alanda- eksikleri enerjisizlikle ve hayata usanmışlıkla ilgili olduğu ortada. Toplumdaki iffetsizlikden dolayı erkek gücünü enerjisini oraya buraya bakmamakla, kendi iffetsizliğe düşmememekle meşgul bırakılıyor. Benim gözetim, genç evli erkekler gayet topluma faydalı insanlar, çünkü enerjisini harcayacağına aksine evliliği güç katıyor. Motive oluyor ve evdeki sûkunla kendini ilmle verebiliyor.
    Kızlar fıtratlarından dolayı enerjilerini iffetsizliğe karşı bu derecede harcamaya meçbur kalmıyorlar ve ilme adanmak daha kolay oluyor.
    Erkekleri topluma ilme kazanmak istiyorsanız, aynı davada olan kızlarla evlendirin. Şu bitcek bu bitcek bahanelerle bekletmeyin gençleri

  22. adem diyor ki:

    kardeş sen tabi ki yanlış yazmışssın. ona bakarsan caddelerrde avm lerde fink atan paralar harcayan, cofcoflu rengarenk kıyafetleriyle milleti kendine baktırma yarışına girmiş olanlarında çoğunluğu kadın, kız. bu zamanda erkeklerin üstünlüğünde bahseden kimse yok sen merak etme. asıl senin gibi kadınlara yaranmaya çalışıp, kadınlar şöyle üstündür böyle üstündür. erkeğinn şöyle hakkı yoktur, erkek böyle yapamaz, izin vermeyin diye kadınları gazlayan sizin gibi muhterem alimlerimiz var. kadınlara tesettürüne, pantolon giymesine, dar giyinmesine laf edememişte, erkeğin düşük bel pantolonuna kızmışsınız. ben düşük belin her haline karşıyım. erkekte kadında giyemez. camilerde erkekleri çok görüyorum kafelerde süper makyaj daracık tişörtlü kadınları daha çok görüyorum. artık kısa etekli başörtülüler de epey yayıldı burda. ya sizin yaşadığınız Türkiye ile benim yaşadığım Türkiye çok farklı. ben anadolunun tipik, küçük bir ilçesinde yaşıyorm. ya siz..

    • Salih diyor ki:

      Adam dindar taklidi yapıp ihale peşinde koşarak rant sağlamaya çalışan bir patronun gazetesinde köşe kapmış ahkam kesiyor. Millet de şaşırıyor bu adam hangi islamdan bahsediyor! Bu adamın dayanağı kof sloganlar ve muhafazakar görünümlü seküler yaşamdır. Kadınlar her yerde amaçlı amaçsız faydalı faydasız fink atıyor diye nerdeyse bayram edecek! Biz de müslüman gazetesi diye bunlara para veriyoruz. Yazarları teheccüt kaçırmıyor sanıyoruz!

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Her insanın hayatında mutluluğa kavuşabilmesi için bir saat vardır. İş o saati kaçırmamakta… “ ( B. Fletcher)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku