Okumaktan Evlenemiyorum Çalışmaktan Çocuk Sahibi Olamıyorum

01 Nisan 2017Ziyaeddin Halid İpek62 Yorum »

halid2Herkesin boş zamanlarında yaptığı garip alışkanlıkları vardır. Benim de ilginç bir şekilde ülkelerin coğrafya ve nüfuslarına bakmak gibi bir alışkanlığım var. Gezmeyi çok sevdiğimden ya da o ülkelere gitmeyi hayal ettiğimden değil. Sadece incelemek hoşuma gidiyor. Özellikle nüfus nedense çok ilgimi çekiyor.

Dünyanın nüfusu son 50 senede iki kart arttı. Çok ciddi bir nüfus artışı var. Örneğin 1960 yılında Türkiye’nin nüfusu 27,5 milyon. Şu an ise Suriyelilerle beraber 80 milyon üstü bir nüfusa sahibiz. Sadece 50 yılda neredeyse 3 kat artmışız. Bunun yanında Almanya nüfusu 1960 yılında 72 milyon iken şu an 80 milyon nüfusa sahip. Göç eden ve oradaki vatandaşlığa geçen Türkleri de sayarsak bu neredeyse hiç nüfus artışı olmadığı gerçeğini ortaya koyuyor.

Sebebini bilmiyorum ama bu nüfus konusunda özellikle Japonlara çok ciddi bir vurgu yapılıyor (Bir de idam olduğu için uluslararası platformlarda bazen ağır eleştiriler alıyor ama o mesele konu dışı.) Kimi basın odaklarının bazı durumları abartı olarak gösterdiğini düşünüyorum ama bu konuda çok haklı tarafları olduğunu da fark ettim.

İngilizce basılmış bir Japon gazetesi haberi okuduğumda durumun daha da kötü olduğunu gördüm. Japon gazetesi nüfus anlamında düşüşün abartılı olmadığını savunuyordu (doğal olarak) Aslında bebek sayısında düşüş olmadığını sadece annelerin yaş profillerinin değiştiğini belirtiyordu. Haber Japonya’da 39-35 yaş arası kadınların 34-30 yaş arasından; 34-30 yaş arası kadınların 29-25 yaş arasındakilerden; 29-25 yaş arası olanların da daha küçük yaştaki kadınlardan sayı anlamında daha fazla olduğunu belirtiyordu. Yani kısaca 39-35 yaş arasında anne olma potansiyelinde pek çok Japon kadın olduğunu anlatıyordu.

Bilmiyorum Japon gazetesi aksini savunsa da bu bana nüfus düşüşü gibi geldi. Zaten nüfus piramitlerine baktığınız zaman, nüfus piramidinin göbekten yani 40 ve 70 yaş arası şiştiğini görüyorsunuz. Neredeyse ters bir piramit olmuş.

Bu tür verileri görünce aklıma hep şu takılıyor. 35-39 yaş arası anne veya baba olmak için uygun bir zaman mı? Yani bu fıtratın dolayısıyla insanın düşünce ve eylemlerinin çürümesine sebep olmaz mı? Bir zorunluluk veya sıkıntı olmadığı halde yuva kurmak için isteyerek bu kadar beklenilmesi doğru mu? Evet, hepimiz modernleşmenin getirdiği sebeplerle fıtratımızı belli derecede zorluyoruz ve bozuyoruz fakat bu kadarı fazla değil mi?

Buradan bu durumla alakalı olan şu konuya geçmek istiyorum. Peki, kişiler neler için evlenmeyi ve çocuk sahibi olmayı terk ediyor veya geciktiriyor?

İlk sırada yüksek öğretim geliyor. Üniversiteye hazırlık için beklenen yıllar, hazırlık, okulun uzatılması, okula geç başlanması ve daha pek çok sebeple hem erkekler hem de kadınların mezun olma süresi olduğundan çok daha fazla zaman alabiliyor. Öyle ki eğer yüksek lisans ve daha ötesi de düşünüldüğünde evlilik 30 yaşının üstünü çok rahat buluyor.

Japoncada Karoshi sözcüğü fazla çalışmaktan ölmek anlamına geliyor. Japonya da bu durumla ilgili pek çok örnek mevcut. Masa başında kalp krizi geçirmesi ya da çok fazla sabit oturduğu ve aniden hareket ettiği için beynine damarda pıhtılaşan kanın gitmesi sebebiyle ölen kişiler mevcut.

Tabi ki bu kadar çalışmak doğal olarak aileye ilgiyi, evlenmeyi ve çocuk sahibi olmayı önlüyor. Bizim kültürümüzde böyle bir çalışma alışkanlığı yok fakat işle alakalı başka türlü bahanelerimiz var. Bizde de özellikle iyi bir iş bulacağım. İyi bir kariyere ulaşacağım. Dur şimdi çok sıkışığım bu meselelere kafa yoramam daha sonra biraz rahatlayınca ilgilenirim gibi sözler sebebiyle evlilik 2 taraflı olarak geciktiriliyor.

Elhamdülillah dinimiz sebebiyle olsun, toplum yapısı sebebiyle olsun, bizim kültürümüzde gençler evlenmeye teşvik ediliyor. Hala mahallelerimizde, apartmanımızda, tanıdık çevremizde “İşe girdin, askerliğini yaptın, evlenmeyecek misin, yuvanı kurmayacak mısın” diye soran, sıkıştıran amcalar ve teyzeler var. Öbür yandan hanımların tarafında ise evde kalmak diye bir baskı var. Bu tür tutumlar doğru mu yanlış mı bilemiyorum fakat bir nevi kişileri evliliğe şartlandırdığı kesin.

Yalnız artık bizim toplumumuzda da evlenmeyi aşağılayan, hor gören ve “biz evlendik de ne oldu” diyen kişilerin sayısı artmaya başladı. Bunun sebeplerinden bir tanesi ekonomik şartların iyileşmesi sebebiyle gelen bir keyif hali. Kişilerin şartları iyileştikçe korkuları artıyor. Mesela çok fakir ailelerin 8-10 çocukları olurken, ekonomik şartları iyi olan aileler çok çocuğa nasıl bakarım diye bir endişe içinde oluyor. Kişilerin eline daha fazlası geçtikçe onları kaybetme korkuları güçleniyor.

Bu durumun başka bir sebebi de günümüzde sınırları belli olmayan karşı cins ilişkileri. Bir gün bir yerde otururken kız arkadaşı olan biri şöyle demişti:“Flört haram değil ki. Yani canım niye haram olsun ki biz bir şey yapmıyoruz. Muhabbet ediyoruz, el ele dolaşıyoruz kötü bir şey yapmıyoruz ki.” Bu durumu kötü bir şey olarak görmüyordu.

İşte bu tür ilişkilere çok maruz kalınması kişilerin duygularında bir uyuşturucu etki yapıyor. Bunun sonucu gençlerde olan evlilik isteği sönüyor. Zaten flört etmiş biri, her ilişkisinden sonra karşı cinsten olan beklentisini oldukça yukarıya çekiyor. Her bir ilişkisinde karşısındaki kişide gördüğü kusuru evlendiği kişide görmek istemiyor. Bu sebeple evleneceği zaman çitayı çok yükseğe koyuyor. Sonuç olarak evlenmemeyi tercih ediyor.

Bu sebeplerle beraber okul okumak ve iş sahibi olmak bahanesi bir araya gelince evlilik içinin boşaltıldığı 30-35 yaşından sonra olacak ya da hiç olmayacak bir düz mantığa dönüşüyor. Doğal olarak da o yaştan sonra çocuk sahibi de olunmuyor veya olmak istenmiyor. İşte şu an Japonların, Almanların vb. ülkelerin yaşadığı ve ileride çok daha büyük krizlere sebep olacak bu duruma inşAllah Türkiye olarak biz düşmeyiz. Zira tam olmasa da toplumda bunun emarelerini görmeye başlıyoruz.

 

 

Okunma Sayısı : 2.280

“Okumaktan Evlenemiyorum Çalışmaktan Çocuk Sahibi Olamıyorum” için 62 Yorum

  1. Defne diyor ki:

    Cocuk kalabaligindan nefes alamiyoruz artik Halid bey. Kenar köse cocuk dolu. Bebek ve cocuk sesi duymaktan, dügün ve kina gecesi görmekten nefret ettim artik. Gece gündüz dua ediyorum Türkiye’ nin Japonya ve Almanya gibi olmasi icin. Evlilige ve cocuga sonuna kadar karsiyim. Evlilik, hele hele cocuk yapmak insanin hayatinda yapabilecegi en büyük hata. Bundan daha büyük bir hata yok bence. İyiki cocugum yok, ne mutlu bana ve ölene kadarda olmayacak. Hayatimda yaptigim tek dogru sey cocuk yapmamak oldu ama megerse en önemli seyi dogru yapmisim, bu dogrumda bana ölene kadar yeter. Olma tehlikesi dahi olsa, derhal aldiririm, bir saniye bile düsünmem. Cocuk demek Doga ve Cevre katliami demek cünkü. Bana sorulmadi dogmak istiyormusun diye, bu elimde degildi maalesef ama bu Dünya’ ya cocuk getirmemek tamamen benim elimde ve bu hakkimi ölene kadar kullanacagim. Böyle bir Dünya’ ya ve ülkeye bir tek cocuk bile dogmamal, Doga artik nüfus kalabaligindan boguluyor, Dünya bu nüfusu artik tasiyamiyor, bunu görüyoruz ve yasiyoruz.Yaziniza özellikle bu acidan yanlis katilmiyorum..

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Defne Hanım.

      Madem Dünya bu kadar kalabalık ve madem size sorulmadı dünyaya gelip gelmek istemediğiniz kendinizi yok etmekle işe başlayabilirsiniz. Siz aman ha çocuk sahibi olmayın. Zihniyetiniz sonraki kuşaklarda da devam etmesin.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Bir de sonrdan aklıma geldi. Yakın zamanda günümüz kadınlarını duygusuzlukla ve şefkatsizlikle itham eden bir yorum yazmıştım genelleme yaparak ve durup dururken yazmıyorum demiştim, genelleme yapmam eleştirilmişti. Şimdi bana bu tip kadınlar istisna diyebilirsiniz, hayır. Gördüğünüz gibi artık şefkatli kadınlar istisna oldular…

    • .../nisa diyor ki:

      Defne hanım,

      Yazmış olduklarınız bir tiyatrocu vardı Türk olmak benim suçum değil demişti onun sözlerini hatırlattı. Alev Alatlı’nın Beyaz Türkler neden küstü kitabının örneğini görüyorum yazdıklarınızda. Bu millete insanlara bu kadar yabancı olmayın tepeden bakmayın. Eğitimsizliğin sonuçlarını eleştirin ama çocuk düşmanı olmaya götürmeyin durumu. İstiyorsanız iltica edin başka ülke vatandaşlığına geçiniz.

      Ben Japonya’ya gitmedim ama Almanya’ya ve Fransa’ya gittim çevre konusunda evet doğayı mimariyi koruyorlar bize göre yaşlı nüfusu çoğunlukta yalnız çok fazla çocuklarını gezdiren ailelerde var. Özendiğiniz Avrupada özgürlük haddinden fazla sizin bile rahatsız olabileceğiniz tarzda ve saygı kavramları tartışılır tramvayda bir yaşlıya ayakta diye yer verilmişti yaşlı adam şaşırdı oturmadı. Almanya’nın teknolojisini mühendisliğini övüyorsanız son demlerini yaşıyor.

      Düşünceniz dünyaya gelmek benim tercihim değildi gibi bir hal almış ki bu kader ve inanç noktasında sıkıntılı durumların sinyalini veriyor. Açıkçası yaşadığınız çevreyi okuduğunuz kitapları etkilendiğiniz kişileri düşünceleri ideolojiyi merak ettim. Sizin yazmış olduğunuz kompleks durumu farklı boyutta.

      Kaybetmek kolaydır lakin kazanmak zordur.

    • Feyza diyor ki:

      Defne hnmi hatirliyorum. Daha once de farkli bir konu altinda imani tehdit edici bir yorum yapmisti ve ikaz etmistik cogumuz.
      Bu yorum aslinda onemli. Feminizmin insani getirdigi son radde olmasi acisindan guclu bir misal. Burada Defne hnm kadinlik fitratindan soyutlanmis gibi gozukup erkek fitratina yoneldigini iddia etse de bu dogru degil. Cunku yazdiklari erkek fitratina da aykiri ifadeler. Bir kadinin ic dunyasi her ne kadar annelik icgudusu, merhamet, besleyicilik, dogurganlik, sefkat vs gibi icgudulerle bezenmis olsa ve bunu en kolay olarak fitrati henuz bozulmamis bir kiz cocugunun oyunlarinda musahade etsek dahi, aslinda erkegin de dogasinda cocuk sahibi olma ve cogalma icgudusu vardir. Bir bekar erkegin de ozel engelleri yoksa, baba olma istegi susler hayallerini. Yani, Defne hnm erkeksilestigini zannederek buyuk bir yanilginin icine dusuyor ne yazik ki. Cocuktan nefret etmek ne kadin ne erkek fitratina uygun degil. Yuksek dozda feminizmin insani sadece kadinsi fitratindan degil, “insani” fitratindan da ne kadar uzaklastirabildigine, imanini da ucurumun kenarina surukledigine ve belki de kaybettigine bir ornek Defne hnmin yazdiklari.
      Husni zanla yaklasarak diger yorumunu okudugumda sunu dusunmeye calistim.”Bu hanim cocuklara olan sevgisinden, aclik, savas ve sefaletle dolu bir Dunyaya cocuk getirmek istemiyor olabilir mi? Nefreti cocuklara degil de Dunyanin adaletsizligine, merhameti ise magdur ve mazlum cocuklara mi?” Sosyal bir mesaj veriyor olabilecegini dusunmeye calistim.
      Ama bu yorumu okuyunca nefretinin cocuklara, cocuk sesine, civiltisina; menfaatinin ise zahirde yalnizca kendine olduguna emin oldum. Neden zahirde diyorum, cunku zahirde bu fikirleri edinerek kendine iyilik ettigini dusunuyor. Fakat hakikatte ne kadar bastirmaya da calissa belki yarin, belki yarindan da yakin bir zamanda fitrati isyan edip bu fikirlerini kendi ic dunyasinda kendi kendine curutecektir. Kendi eliyle kendini zehirlediginin farkina o zaman varacaktir. Allah en kisa zamanda donus yapmayi nasip etsin.

  2. Sennur diyor ki:

    Ve çoğu insan tek çocuklu. Kardeşsiz bir nesil geliyor. Tek evlat olduğu için üstüne titrenen. Yarının amcası teyze siz hala siz dayısız bir nesil . Akraba aile kavramının içi boş .

    • Gelincik diyor ki:

      Bende dayı teyze amca var da ne oluyor sanki Sennur Hanım haset fesat olduktan sonra işine geldi mi arayan işine gelmedi mi aramayandan sonra napalım akrabayı varsın olmasın

      • sennur diyor ki:

        öyle demeyin gelincik hanım ,
        ALLAH u teala onları size akraba sıfatıyla verdiyse vardır hikmeti .
        bu bağlar hayatımızda çok önemli ,bizi hayata ,insanlara hazırlayan bir zemin -aile-akraba-yakınlar.ve vazifelerimiz var karşılıklı. bu konuya açtığım her ortamda , bu yorumu alıyorum , var
        olanların ne HAYRI var ???

        ama kardeş ,amca ,teyze bunlar hayatın anlamı , bir kandilde aradığın , bayramda koşarak gittiğin ,yaptığın cemiyetinde yanında olanlar.
        kendinde sorguladığın huyun aynısını halanda görünce şaşırdığın ? abine kızınca bir bakmışsın aynı hareket dayında ,insanları yorumladığın ,algıladığın.
        gen çekmesi denen bir durum var. onlar ile irtibatı sağlam tutmalı.gerektiğinde mesafe konulsa bile asla irtiabat kesilmemeli (ayet var ,sılahi rahim ile ilgili ) bereket var , birlik ve beraberlikte.
        maalesef güzel değerlerimizi yitiriyoruz ,
        en çok da buna üzülüyorum .
        (şahsen kızım için tek kalmasına adına üzgünüm :(

        • Gelincik diyor ki:

          Keşke akrabalar da sizin gibi düşünse Sennur Hanım tek taraflı olmuyor Rabbim ne onları bize ne de bizi onların eline düşürsün Amin …

          • Sennur diyor ki:

            Bir adım atmak gerekli ,ben yakinlarimi arıyorum cuma gününü mübarek etmek için. Hiçbir beklentiye girmeden. Yoksa artık hastalanmalarini bile facebook instagram gibi sosyal medyadan ogrenicez; ki geçen gün ameliyat olan bir akrabamizi facebook tan öğrendik😢 davet ettiler mi icabet edicez, etmiyorlar ise davet edicez ;evet konular aynı olsa da akrabalık ilişkisini kesmeyecegiz. Gelincik hanim , eline düşürmesin diyeceğinize , afiyet ver Allah im . Bu dünyada da ahirette.diyelim .ve Rızasını kazanacak ameller ile hayırda yarışalim inş.

          • Gelincik diyor ki:

            Hep adımı biz attık Sennur Hanım biraz da insanda anlayacak akıl görecek göz lazım Rabbim cümlemize herşeyin hayırlısını versin

          • sennur diyor ki:

            Ben birilerine kızmanın ,darılmanın da bir lütuf olduğunu düşünüyorum ,
            RABBİM her birimize kalp vermiş sonuçta ve en hassas noktamız.
            birilerini çok sevip sayarken ,birileri ile İMTİHAN olabiliyoruz ,
            kızıdğım ,alınganlık gösterip ,gözyaşlarımı döktüğüm yakınlarım yok mu var tabii ,
            bu durumda aklıma uzaktan bir tanıdığım ve durumları geliyor ;
            (daha çoçuk yaşta annesini kaybettiler , yatalak babaanneye o çoçuklar baktı ,baba içkinin batağında , abileri vardı sahip çıkan ,onu da trafik kazasında daha buluğ çağına gelmeden kaybettiler ve HAYATA TUTUNDULAR . )
            ONLARIN halini düşündükçe ben ne yapıyor var olana isyan mı ediyorum diyorum ve kendime geliyorum .
            yani herkesin yakınında ailesinde vardır hikmet dersi .
            bir de gerçekten gerektiği kadar değer vermek ,
            insanlar kan bağından çok gönül bağına bakmakta şu dönemde .

            olmazları olduran RABBİM ,kalpleri halden hale çeviren RABBİM ,sizlere de muhabbet versin inş.

    • .../nisa diyor ki:

      Sennur hanım,

      Bende hiçbir zaman öz hala olamayacağım ama çok şükür çakma halayım. :) Pek öz haladan farkımda yok. Çakma görümceyim. Çakma teyzeyim. Bayağı yeğen var. :)

      Akraba bazen imtihan olsa da Allah yokluklarını göstermesin bizde fazlasıyla ilişkiler sıkı birbirimize bağlıyız gelinlerle arkadaş gibiyiz.

      • Sennur diyor ki:

        Ben de teyze olmayacağım 😅bir kız kardeşim yok , olmasını çok isterdim.Çakma olarak bolca olsam da 😊kizim kabul etmiyor , gençlere teyze demeyi, demelerini….😊teyze dediğin yaşı bol olurmuş😁😁😁

    • özen diyor ki:

      söylediğiniz her kelimeye katılıyorum SENNUR kardeşim. akraba bazen akbaba da olsa sabretmek ve Allah’ n rızasına nail olmak için geçinmeye çalışmak en erdemlisi. üstelik sosyal hayat ve iş hayatı içerisinde akrabalarımızda yakındığımız davranışları görebiliyoruz ama nedense onlar bir şekilde idare ediliyor da akrabayı siliveriyoruz büyük bir ego ile… evet bunun adı EGO! kibir şeytandandır ve şeytan da sıla-i rahim i sevmez… en çok ta amca, dayı, hala, babaanne vb. aile büyükleri ile olumsuz ilişkilerin çocukları etkilediğini düşünüyorum zira çocuklar en az yük kez anlatılan bu hikayeleri dinleyerek otomatik olarak anneyi destekliyorlar genel de ki bu genelleme içinde değilim çok şükür, bunun da bir Allah lütfu olduğunu düşünüyorum. sıla-i rahime önem vermeliyiz çünkü yüceler yücesi Rabbimiz böyle emrediyor. Allah kalplerimizi yumuşatsın :)

      • Sennur diyor ki:

        Amin ,ALLAH kalplerimizi yumuşatsin.sıla i rahimlerim izi arttırsin inş. Haydi Ramazan da ağırlalayalim akrabalarim izi .hedefler verelim Rıza i ilahiyi kazanmaya.adımlar atalım. Artık evlerde bile görüşmez hal aldı ….

  3. kevser diyor ki:

    Bir süredir ev kızıyım.ne olacaktı ki sanki okumayıp çalışmasaydik erkekler bizimle evlenmek için kuyruktami bekliyodu yani? Ne degisecekti? Erkekler fiziksel olarak beğenmediği birinin yüzüne bile bakmıyor.ayrıca evli olan insanların arasında olan biri olarak sanki hayatın tek yegane amacı evlilik mis gibi lanse edilmesinden gına geldi.bekarlar yaşamasın o zaman.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Kevser Hanım.

      Etrafınızdakilere aldırmayın. Neler işittik zamanında. Bekar erkek olarak ev tutarken çok zorlandım. Ev sahipleri, emlakçılar mırın kırın ediyor. Birisi densizlikte zirve yapıp “bekara karı bile vermiyorlar” demişti.

      Dış görünüşle ilgili bazı şeyleri kompleks yapmışsınız gibi seziyorum. Bu konuda büyüklerinizden ya da psikolog vb. destek almanız faydalı olabilir. Çok önceki yorumlarımda yazmıştım. Benden iki cm uzun olmasını sorun eden kız vardı diye. Fiziksel özelliklerimiz bize Allah’ın verdiği ihsanlardır, onlara şükretmemiz gerekir. Ben yarım santim bile uzun olsaydım kafama demirler saplanacaktı. Artık ölür müydüm kalır mıydım bilmem…

      Sırf güzelliği sebebiyle bir kadınla evlenen erkekten karısına da hayır gelmez. Siz ruhunuzu güzelleştirip onu yansıtmaya çalışın. Merak etmeyin halen fiziksel özelliği ikinci planda düşünüp karşısındaki kızın başka meziyetleriyle ilgilenen erkekler var…

      • kevser diyor ki:

        Erkeklerin fiziksellige önem vermesi benim bilakis işime bile gelir.çünkü görünüşüm yerinde.ama buna rağmen diyorum ki başka şeylere de bakılsın çünkü sıkılıyor insan bıkıyor

    • Sümeyye diyor ki:

      Sn.Yazar bu yazıda bekarlar ölsün demiyor zaten. Biz de bekarız. Siz fazla mı üzerinize çektiniz bilemiyoruz ama günümüze bakıldığında eskiye göre kötüye gittiğimiz bir gerçek. Okumak tabi ki günümüz olanaklari ile şart.Okumayıp koca beklemek diye birşey söz konusu da değil.Sorun olan eğitim uzatma, çalışma, kariyere odaklanmak evliliği arka plana atıp önemsememek.Dinimizin öngördükleri de unutulmamalı. Bunu da kapsamlı bir şekilde yazan yazara haksızlık etmeyelim

      • ismi gereksiz adam diyor ki:

        sümeyye hanım
        ”Okumak tabi ki günümüz olanaklari ile şart.”
        bu zorunluluk nereden geliyor? hakikikatten mi nefsimizden mi? ben bu cümleye katılmıyorum. hiç de şart değil. okumadan da bal gibi olur. ben kimsenin hususi durumlarını nazara almadan genel konuşuyorum. alınganlık olmasın lütfen.
        ayrıca okumayan kişiler koca bulmak için değil şeran uygun olmayan ortamdan uzak olmak için için okumuyor. okumamayla koca bulma arasında bir bağlantı kurmanız bence biraz anlamsız olmuş… son olarak da üniversite okuyan bir kız zaten en az 22-23 yaşına kadar evliliğini geciktirmiş oluyor. siz uzatma derken daha neyi kastediyorsunuz? bu yeterince bir geciktirme olmuyor mu?

        • Sümeyye diyor ki:

          Bakınız burada tabi ki kimseyi itham etmiyoruz. Yorumumda sert mi çıktım bilmiyorum. Günümüz olanakları ile okumak gerekli, çünkü yaşam şartları da bunu gerektiriyor. Sadece benim görüş açım değil bu. Okumaktan kastım yükseldikçe yükselmek değil. Tabi ki okumayan da olabilir veya okuyup meslek sahibi olamayan da olabilir. Bayanlar için biraz daha hassas bir konu. Okuma ortamında da hayasızlıklardan rabbim korusun.Ama hayat zor.Günümüzde zorunlu olmamakla beraber okuma unsurunu yok sayamayız. Yazarın yazısıyla ters düşmek de istemem ama yazar da okumasın kimse demiyor. Yazar bunu kapsamlı bir şekilde anlatmış. Bura da ince bir çizgi var. Dinimizin öngördüğü üzere yaşamak birinci gayemiz. Ben daha okuyan biri olarak kesin yargı ile konuşmak istemem. Ama Allah izin verirse kendi ayaklarım üzerinde durmak isterim. Herkes bunu yapsın demiyorum. Okumayan herkes de koca bekler diye bir kesin yargı atmıyorum.Cevapladığım yoruma göre yazdım.Kimseyi koca bekler veya beklemez kesin yargı ile itham edemem. Okuma uzatma derken de 22-23 ideal zaten.Ayrıca evlense de eğitim hayatını sürdüren de var. Yazarın bahsettigi gibi bunun 30-35 olduğu durumlar geç olabilir. Kariyer ile evlenmek arka plana atılabiliyor. OKUMAKLA DEĞIL HAYA. OKUMAMAKLA DA DEĞİL. Bunu kasdetmiyorum.

          • Meryem diyor ki:

            Bekarların yani bizlerin evlenememesi tam anlamı ile okumaktan kaynaklandığını düşünmüyorum. Ayrıca bir kız için 22-23 yaşta evlilik için uygun bir zaman. Geç değil. Ben 22 yaşımda üniversiteden mezun oldum ve son sınıfta evlenmeyi düşündüm karşıma düzgün bir insan çıkarsa. İşte burada temel sorun karşımıza ”DÜZGÜN İNSANIN ÇIKAMAYIŞI ”.Çıksaydı şimdi evli belki de iki çocuk annesi olurdum şuan yaşım 28. Ve hala da karşıma düzgün biri çıkmadı çıkmıyor. Sorun bende mi ? Hayır. Vardır bir hayır deyip geçiyorum.

            Okumamak çözüm değil. Haram ortamlar sadece kadınlar için geçerli değil. Erkekler için de geçerli. O zaman onlarda okumasın. Zaten erkekler okumasa da sadece kadınlar okur haram-helal mevzusu olmaz ( tabi bunu kadınların okumasını istemeyen kişiler için söylüyorum.) Çözüm bu değil. Çözüm eğitim sistemindeki KARMA YAPIYI düzeltmek. Kadınlar için ayrı erkekler için ayrı eğitim alanları oluşturmak. Mümkünse İstanbul’da PEMBE METROBÜS gelsin :) Çalışma hayatında da çalışmak isteyen kadınlar için helal daireyi aşmayacak alanlar oluşturmak.
            Ayrıca devir değişti. Artık erkekler çalışan, kariyeri olan, makyajı yerinde dışarıda ” ben buradayım” edası ile dolaşan kızlarla evleniyorlar. Yani benim gibi yada sizler gibi düşünenler ve isteyenler çok istisna. Hatta ben toplumda düşüncelerimi söylediğimde şiddetle kınanıyor ve çok geri kafalı olduğum bile söylüyorlar.

            Düzgün insan derken de yanlış anlaşılmasın.Kadınlarda olduğu kadar erkeklerde de fıtrat bozulması mevcut. Sizin gibi fıtratı bozulmamış erkekler fıtratı bozulmamış kız bulamıyor bizde fıtratı bozulmamış düzgün bir insan bulamıyoruz.

            Erkek hükmedebildiği kadını sever, kadında ondan güçlü ona hükmedebilen erkeği sever. Ben öyleyim, pasif birini istemem mesela. Ne konuştuğunu bilen, oturup kalkmasını, nerde ne konuşacağını bilen, yeri geldi Koca, yeri geldi, hoca, yeri geldi baba olabilecek bir eş ile anlaşabilirim ancak. Eminim burada yorum yapan tüm bekar kız arkadaşlarda böyle istiyordur. mezuniyet önemli değil, kariyer, okul da. Önemli olan o kişi konuştuğumuzda aynı espriye gülebiliyor muyuz, aynı dili konuşabiliyor muyuz, avam mı kalıyor, dini hassasiyeti nedir, namaz kılmasa bile meyilli mi ,saygılı mı , ekmeğini taştan çıkarabilir mi vs. daha da uzatılabilir.

          • ismi gereksiz adam diyor ki:

            öncelikle bu cümleler şuurlu bir müminin ağzından çıkmamalı:” Günümüz olanakları ile okumak gerekli, çünkü yaşam şartları da bunu gerektiriyor…. hayat zor….” şu an hala ülkemizde birçok ailede yalnızca baba çalışıyor ve evini geçindiriyor çok şükür. yaşam şartları dediğiniz bu insanlar için geçerli değil mi acaba? ”Kanaat tükenmez bir hazinedir” buyuruyor efendimiz (sav). yani bizim hazinemiz maaşımız değil kanatimiz olmalı. ama hazinemiz maaş olursa çift değil on tane maaş versen yine yetiremez insan.

            ayrıca biz kendi ülkesinde yeterli işgücü olmadığı için göçmen alan Avustralya ya da kanada gibi bir ülke değiliz. hala %10 un üzerinde işsiz var. yani her halükarda birileri işsiz kalacak. ya kadınlar çalışmayıp evinde oturacak ya da erkekler çalışmayıp bütün ailesiyle birlikte geçim sıkıntısına düşecek. sizin tercihinizi bilemem ama ben kadınların işsiz olmasını tercih ederim. çünkü kadınların işsiz olması aslında ev hanımı olup kendi evinde çalışması anlamına gelir. sonuçta kocası çalıştığı için geçim sıkıntısı da çekmez. ama ben karısı çalışıp kendisi evde ev erkeği olan birini duymadım şimdiye kadar…

            hanımefendi siz olayı kadın açısından ele almışsınız. bir de erkek açısından bakın. kadın için 22-23 dedik ama birkaç sene de uygun eş arama sebebiyle yaşlar aslında 25-26 oluyor neredeyse, iş uzuyor da uzuyor. peki erkek? onun da kadından birkaç yaş büyük olduğunu düşünürsek neredeyse 30 oluyor. elinizi vicdanınıza koyun. bu zamanda bir erkek harama bulaşmadan 30 yaşına kadar nasıl sabreder? onu bu imtihana girdirmeye sebep olan şey ne kadar zaruri? kadınların kendi ayakları bilmem ne muhabbeti mi daha önemli yoksa islama uygun düzgün bir yuva kurulması mı? öncelik hangisinde olmalı? kadınların zaruri olmayan bu isteğinden dolayı zaruri olan evliliğin geciktirilmesi ne derece mantıklı? eğitime devam ederken evlenen binde bir bile değildir zaten o konuyu geçiniz lütfen.

            son cümleniz ilginç geldi. haşa ben okuyan ya da çalışanları hayasızlıkla suçlamadım zaten. siz okuyormuşsunuz. kontrollü deney diye bir şey var. bilirsiniz sanırım. iki farklı konu kıyaslanırken kullandığınız denek aynı olmazsa aradaki farkı anlayamazsınız. yani okumanın ya da çalışmanın etkilerini anlamak için aynı insanı baz almanız gerekir. yoksa okumayanlar çok mu iyi deyip işin içinden çıkmak işin kurnazlığı gibi oluyor. sanki..

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Meryem Hanım.

            “Düzgün insan çıkmayışı” ne demek tam olarak. Siz acaba ne kadar düzgünsünüz? Ben acaba ne kadar düzgünüm?

            Lütfen bu yorumu yanlış anlamayın, laf sokar gibi anlaşılabilir. Amacım bu değil. Amacım bizleri de düşünmeye sevk etmek, insanları suçlamadan.

          • ismi gereksiz adam diyor ki:

            bu mevzuları daha önce birçok kez ifade etmeme rağmen ayrıca kimseyi hedef almadan ve de alınmasın kimse diye genel konuşuyorum dememe rağmen alınıp cevap vermenizi pek anlamlandıramadım. vakti zamanında okumuş kız istemiyorum dediğim için bir önyargınız falan mı oluştu bana karşı acaba?

            ”Bekarların yani bizlerin evlenememesi tam anlamı ile okumaktan kaynaklandığını düşünmüyorum.”
            dakka bir gol bir. ben böyle birşey demedim ki. ama en önemli sebeplerinden biri denebilir ki bu kesinlikle doğrudur. çünkü okumayan ve çalışmayan bir kadın evde uzun süre bekar hayatı yaşamak istemez. illa ki evlenmek ister. bence 22-23 e kadar da beklemez. ayrıca bence kesinlikle bu bir ideal yaş falan değil hanımlar. siz geç evleniyorsunuz diye böyle bahaneler bulup kendinizi kandırmayın. zamanımızda anormal olmasına rağmen normal karşıladığımız çok şeyler var bu da sadece onlardan birisi. zaten kadınlar erken olgunlaşıyormuş işte daha ne :) niye 23 e kadar bekliyorsunuz?

            ayrıca kendi hayatınızdan yola çıkarak genelleme yapmanız çok büyük bir yanılgı. siz toplumdaki standart kız profiline uymadığınıza göre DÜZGÜN ERKEK YOK bahanesi arkasına kendiniz saklansanız bile bunu umama teşmil edemezsiniz çünkü sizin de dediğiniz gibi sizin gibi erkenden evlenmeyi düşünen hanımlar maalesef azınlıkta. kızların da düzgün erkek bulma diye bir derdi yok zaten.

            karma eğitim konusunda yine belirtmiştim. tamam karma eğitim olmasın iyi de şu an KARMA EĞİTİM VAR. yani ben mevcut durum için konuşuyorum. vakti gelir de islama uygun bir ortam oluşur o zaman konuşuruz kızların okuma mevzusunu. ama şu anki pratikte bu mümkün değilse bunun çözümü sisteme entegre olmak anlamına gelen ”biz de burada olmalıyız” anlayışı olmamalı. aksine sabredip beklemeli.

            ayrıyeten erkekler zaruri olduktan sonra istediği yerde okur da çalışır da. geçim yükü ona verilmiş. eğer karma ortamdan kaynaklı bir sorun varsa burada gitmesi gereken erkek değil kadındır. sizin bu yaptığınız ” yavuz hırsız ev sahibini bastırır ” atasözünü hatırlattı bana nedense…

          • kevser diyor ki:

            İsmi gereksiz bey
            Siz de kendinizle celistiniz.farkında misiniz?
            Bir üstte diyorsunuz ki;o kızlar koca bulmak için değil seran doğru olmadığı için okumuyor diyorsunuz.bir altta da okumamış kız napacakti tabi evlenecek diyorsunuz.bende size katılıyorum.okumayan kızların bizim gibi kızlara göre daha çabuk koca bulduğu bence doğru.çünkü o tür tahsili olmayan kızlar bir an önce birini bulup evlenmeye bakıyor.kendisi istemese bile anne babası zorluyor.hem zaten evde durup napacak ki?hiçbir mesgalesi yok.hadi yine okuyan kızlar okuluyla uğraşıyor ama onların hiçbir mesgalesi yok.benim bir sınıf arkadaşım vardı üni de.kız 3.sınıfta okulu birakti ve annesi babası kıza demiş ki:madem ki okulu bıraktın geldin bir an önce evlen git bu evden.biz sana daha ne kadar bakicaz demişler.düşünün bunu soyleyen el değil öz ana baba söylüyor.hem kızlar çabuk evlenebilmek için okumamazlik etmiyor demişsiniz de o kızların geçimini kim sağlıyor peki?masrafını napicaksiniz? Çalışmadan yaşayabilmesi için babadan çok zengin olması lazım.demek ki fabrikatör kızı hepsi.yani en azından ben bugüne kadar hep öyle olduğunu gördüm.sadece zengin olan dindar aileler kızlarını okutmuyorlar.e tabi onlarin kizlari da zengin adamla evleniyor.veya tembel zekası yetmeyen kızlar okul kazanıp ta giremiyor.valla ben erkek olsam evleneceğim kızın zekasına bakardım.sonuçta zeka kalıtsal bişey.ya doğan çocukların zekası anneye çekerse?ondan sonra da bizim çocuk niye doktor mühendis olamıyor diye hayiflanmayin.dikkat ediyorum da son günlerde bekarligin sorumlusu suçlusu bizmisiz gibi yazılıp çiziliyor.belki siz de kaderinize razı olmadınız?ismi gereksiz bey bunları size yazmadım genel olarak söylüyorum.ben müneccim değilim falan yerde falan surda düzgün bi çocuk var git evleneyim diyemem.nerden bilicem ki

          • Meryem diyor ki:

            İsmi Gereksiz Bey;
            Siz genel manada olayı değerlendirdiğinizi söylüyorsunuz ama yazdığım yorumu genel olarak değerlendirmiyorsunuz.Size karşı önyargım olamaz. Siz neyi tercih ediyorsanız o şekilde yaşayacaksınız zaten. Ama uslubunuz gerçekten çok sert ve itici. Ben yorum yazarken bile yumuşak uslup kullanmaya çalışıyorum. İlk olarak size önerim üslubüzü gözden geçirin söylediğiniz şeylerin bir kısmı doğru olsa da usluptan dolayı insanda tesir etmeyebilir. ”tamam karma eğitim olmasın iyi de şu an KARMA EĞİTİM VAR. yani ben mevcut durum için konuşuyorum. vakti gelir de islama uygun bir ortam oluşur o zaman konuşuruz kızların okuma mevzusunu. ama şu anki pratikte bu mümkün değilse bunun çözümü sisteme entegre olmak anlamına gelen ”biz de burada olmalıyız” anlayışı olmamalı. aksine sabredip beklemeli.” Evet şuan karma eğitim var ama kadınların okumasını engellemek inanın eğitimi karma sistemden çıkarmaktan daha zor. Çünkü sizin sunduğunuz şey çözüm değil. Ve gerçekten de ınsancıl değil. Bu şekilde konuşarak ve yazarak feministlerin ekmeğine yağ sürdüğünüzün farkında mısınız bilmem. Ayrıca size cevap babında değil düşüncelerimi paylaştım sadece. Ona bakarsanız siz neden Kevser Hanıma cevap verdiniz, düşüncelerini paylaşmış sonuçta. Yazmayı verseydiniz sizde .
            Burada okuyacağız, tartışacağız, kendimizi sorgulayacağız, ”cevap vermenizi anlamadım ” Yani kusura bakmayın da bu site herkese açık ve sizden de daha eski bir okuru ve takipçisiyim. Sizi bu yıl şu son bir kaç aydır bu siteye yorum yazdığınızı görüyorum. ”DÜZGÜN İNSAN” bahanesi değil, peki siz neden evlenemediniz ? Okumuş kızda zaten istemiyorsunuz, bana net cevabızı verebilir misiniz ? Niye beklediniz bu zamana kadar sizi tutan, engelleyen ne idi ? Bu durumda size de ”BAHANELE SIĞINMAYIN, SIRF DIŞ GÖRÜNÜŞÜNÜ BEĞENMEDİĞİNİZ İÇİN EVLENMEDİNİZ ” desek hoş olur mu ? DÜZGÜN İNSAN derken yazdığımız yorumu aynen kopyalıyorum :
            ”Düzgün insan derken de yanlış anlaşılmasın.Kadınlarda olduğu kadar erkeklerde de fıtrat bozulması mevcut. Sizin gibi fıtratı bozulmamış erkekler fıtratı bozulmamış kız bulamıyor bizde fıtratı bozulmamış düzgün bir insan bulamıyoruz.

            Erkek hükmedebildiği kadını sever, kadında ondan güçlü ona hükmedebilen erkeği sever. Ben öyleyim, pasif birini istemem mesela. Ne konuştuğunu bilen, oturup kalkmasını, nerde ne konuşacağını bilen, yeri geldi Koca, yeri geldi, hoca, yeri geldi baba olabilecek bir eş ile anlaşabilirim ancak. Eminim burada yorum yapan tüm bekar kız arkadaşlarda böyle istiyordur. mezuniyet önemli değil, kariyer, okul da. Önemli olan o kişi konuştuğumuzda aynı espriye gülebiliyor muyuz, aynı dili konuşabiliyor muyuz, avam mı kalıyor, dini hassasiyeti nedir, namaz kılmasa bile meyilli mi ,saygılı mı , ekmeğini taştan çıkarabilir mi vs. daha da uzatılabilir. ”
            Bilmem anlatabildim mi ??

          • Meryem diyor ki:

            Sadece Fatih Bey

            Bu platformda defalarca ne olduğunu yazdım, ben kendimi fazlası ile sorgulayan bir insanım zaten. Ondan ki kendime öz güvenim çok az. Hatta sizinle ortak kulladığımız bir laf var :) Bir erkeğin beni sevebileceğine inanmıyorum ” diye. Yorumda yazmıştım düzgün insan derken neyi kastettiğimi . Aynen kopyalıyorum :”Düzgün insan derken de yanlış anlaşılmasın.Kadınlarda olduğu kadar erkeklerde de fıtrat bozulması mevcut. Sizin gibi fıtratı bozulmamış erkekler fıtratı bozulmamış kız bulamıyor bizde fıtratı bozulmamış düzgün bir insan bulamıyoruz.

            Erkek hükmedebildiği kadını sever, kadında ondan güçlü ona hükmedebilen erkeği sever. Ben öyleyim, pasif birini istemem mesela. Ne konuştuğunu bilen, oturup kalkmasını, nerde ne konuşacağını bilen, yeri geldi Koca, yeri geldi, hoca, yeri geldi baba olabilecek bir eş ile anlaşabilirim ancak. Eminim burada yorum yapan tüm bekar kız arkadaşlarda böyle istiyordur. mezuniyet önemli değil, kariyer, okul da. Önemli olan o kişi konuştuğumuzda aynı espriye gülebiliyor muyuz, aynı dili konuşabiliyor muyuz, avam mı kalıyor, dini hassasiyeti nedir, namaz kılmasa bile meyilli mi ,saygılı mı , ekmeğini taştan çıkarabilir mi vs. daha da uzatılabilir.”

          • Sümeyye diyor ki:

            Bakın ismi gereksiz beyfendi. Burada hepimiz eleştiriye de eleştirilmeye de açığız. Fakat hiç kimseyi şuurlu, şuursuz diye rencide edemessiniz. Öncelikle kul hakkından korkan biriyim öyle de olmak lazım zaten.Burada başta Sn. Yazar olmak üzere bütün arkadaşlara saygım var ve haddimi bilirim.Konuya döndüğümüz de Hayat o sizin baktığınız pencereden değil sadece. Konuyu saptırmayın ben ne yorum yaptım siz neler saydıniz. Bakın ben bu konu da çok hassasım. Ben bizzat ailem de yaşadığım olayı anlatmak istiyorum ve gerçekten ellerim titreyerek yazıyorum.Ama bunu size kendimi ispatlamak için değil yanlış anlamayınız. Benim annem hafızdı kamuda hocalık yapmadı. Çalışmayı değil ev hanımı olmayı, çocuk sahibi olmayı tercih etmiş. (Her müslüman hanımın hayali gibi)17 yıl gibi bir süre evli kaldı.Buraya kadar herşey yolun da diymi ama bakın sonra ne oldu babam ve annem şiddetli geçimsizlik yaşadı annem uzun süren evliliği sonlandırma kararı aldı.Ve şu cümleyi kurdu keşke bir memur olsaydım kendi ayaklarımın üzerinde dursaydım. Ama elhamdülillah çalışıp kendi kazancı ile beni okutmaya çalışıyor.Ama sabit çalışamıyor çünkü artık kamu vb. için yaş problemi çıkıyor. Anneannem dayim vs. destek olmakla beraber annem kendi kazanmaya çalışıyor. Bu arada anneannem de memur emeklisi ve dedemden maaş kalmamış şimdi ne yapardım yaşlı halimde emekli olmasaydım diyor. Bu konuyu da kendimi acındırmak için anlatmıyorum asla. Zira acınacak bir durumum yok.Allah göstermesinde inşaAllah. Her müslüman hanım evin de çocukları ile olmak ev hanımı olmak ister belki. Ama herkes mutlu evlenip, ömür boyu mutlu olcak diye birşey söz konusu deģil..Allah ne yazmışsa o olur. Buyrun şimdi ne yapalım boşanan birisi tekrar o da olmadı tekrar mı evlensin ömrünü evliliğe mi adasın.Bu sizin şanssızlığınız diye düşünebilirsiniz. Ama biz ayrılık yaşamış tek aile değiliz bu dünya da. Biz elhamdülillah birçok aileye göre belki şanslıyız Allah bu günlerimizi aratmasın. Daha kötü şartlar da olanlar da var bir baba kaybettim ama arkamda çok şükür ki sülalem var hani önemsemeyerek yazdığınız ayakta kalma mevzusu varya işte tam da o mesele.Herkes boşanacak diye birşey de yok elbet biz her durumu düşunmek zorundayız.Ben de dahil olmak üzere herkes okuyacak, memur vs. olacak diye birşey de yok. Fakat şartlarımızı iyileştirmek de bizim elimizde Allah hayırlı insanlarla karşılaştırsın. Allah korusun ilerde bu tür olay yaşayan kişi belki geliri olsa daha çabuk üstesinden gelebilir şartlarını iyileştirebilir.Sizin dediğiniz gibi sadece evinin kadını olma durumu her zaman geçerli değil. Evini geçindiren ailesini geçindiren hanımını çalıştırmayan, gayet iyi bakan beyleri tenzih ederim.Fakat bahsettiğim durum söz konusu olduğunda bir hanımın eşinin eline bakmasını anlayamazsınız. Benim annem 17 yılını mutlu mesut geçirmedi çocukları için sabır etti.Babamıda kötülemek istemiyorum sonuçta babam.
            Ben annem sabır ettiği halde ayrıldıklarında yurda bile alındım 18 yaşını doldurmadığım için sonra annem velayetimi boşanınca aldı. 2 ay küsür esirgeme yurdun da kalmak ne kadar ağırdı bilemezsiniz. Bu süreçte akrabalarımın desteği de vardı elbet. Ne yazık ki Doğduğu günden beri orada olan da var.(Kendi hâlime binlerce hamd olsun) Bu insanlara yazık değil mi? onları da anneleri alamazmıydı? İşte bunlar yine ayakta durmaya bakar kardeşim.Siz kabul etsenizde etmesenizde. Son cümlenizde ki kurnazlığı da kabul etmiyorum. Öyle birisi değilim.Allah ne yaşadığımı benden iyi bilir. Allah zor durumda olan bütün kullarına yardım eder inşaAllah. Rabbim bu veya daha ağır acıdan korusun bütün müslüman kardeşlerimle beraber.Gönül ister ki her müslüman bay bayan Allah’ın izni ile huzurlu yuva sahibi olsun.YİNE YAZIYORUM OKUMAKDAN KASDETTİĞİM EVLENMEMEK ERTELEMEK DEĞİL DURUMUMUZU İYİLEŞTİRMEK ÇABALAMAK DA BİZİM ELİMİZDE BÖYLE DÜŞÜNMEM ÖZNEL DEĞİL HAYAT ZORLUĞU İLE DE KOLAYLIĞI İLE DE SADECE BENİM GÖRÜŞ AÇIMA GÖREDE DEĞİL SİZİN BAKIŞ AÇINIZLADA SINIRLI DEĞİL. BU SÖZLERİMDE ŞUURSUZLUK DEĞİL. SN. YAZARIN SÖZLERİNİ ÇİĞNEMEK ISTEMIYORUM.EVLİLİĞİ ERTELEMEK VEYA EVLENMEK KÖTÜYMÜŞ GİBİ LANSE ETMEK DEĞİL AMACIM. Fakat dünya da acı da görüyor insanoģlu.Hadi buyrun birde bu pencerden bakın hayata.

          • ismi gereksiz adam diyor ki:

            kevser hanım
            öncelikle meryem hanıma dediğim gibi ben kişisel olarak kimseyi hedef almadığım hatta sizleri bildiğim için alınmayın diye not düştüğüm halde yine alınganlık yapmışsınız. doğru anlaşılmka bu kadar zor mu yani?
            çelişen bir durum yok. benim dediğim şeran uygun olmadığından okumak istemeyen kişiler de aslına bakarsanız genelde çok erken evlenmiyor. yakından biliyorum. ben biraz iyimser yazmışım aslında. onlarda da gördüğüm kadarıyla erken evlenme olayı pek yok. bu arada evlenmeden evde ne yaptıklarını bilmiyorum. sonuçta çalışmayan kişiler. ama yine de genel olarak üniversitelilerden erken evleniyorlardır.
            ayrıca evet niyetleri erken evlenmek için okumamak olmayabilir ama bu durum dolayısıyla onları üniversitelilere göre daha erken evlenmeye sevk ediyor. yani niyetlerinin öyle olmaması birşeyi değiştirmiyor.
            yalnız şu noktayı anlamadım. bir kız çocuğu sadece evde çalışmadan oturduğu için ne kadar masraf çıkartabilir? şahsen ben evde kalsam; yeme içme dışında zaten pek bir masrafım yok. bir tabak fazla yemek çıkar o kadar. yani ailem bana gül gibi bakabilir. öyle zengin falan da değiliz. kızını yük gibi gören aileler varsa bu onları ayıbı. sonuçta evlenene kadar ona bakmak zorundalar. kızın kendini ailesine karşı mahçup hissetmesine gerek yok.
            zeka olayına girmişsiniz. kusura bakmayın ama ben öyle üniversitede çok zeki kız pek görmedim. ama düşünmeyi değil ezberi esas tutan eğitim sistemimizde kızlar yüksek not alınca kendilerini zeki sanıyorlar. bence durum bundan ibaret. ben dahil hiç kimse üniversite okuduğu için zeki olmuş olmuyor. bir insan zekiyse zekidir. üniversite okuyup okumamaması farketmez.

            ”dikkat ediyorum da son günlerde bekarligin sorumlusu suçlusu bizmisiz gibi yazılıp çiziliyor.” kesinlikle böyle birşey sözkonusu değil. nereden kapıldınız bu kanıya. lütfen akıl okuma yapmayalım. ben böyle yorumlar gelebileceğini tahmin ederek genel konuşuyorum dedim ama başarılı olamamışım demek ki. kendimi yanlış ifade ettiysem kusura bakmayın.

          • ismi gereksiz adam diyor ki:

            meryem hanım

            ”Size karşı önyargım olamaz…. Ama uslubunuz gerçekten çok sert ve itici.” eğer önyargınız yoksa nasıl üslubumla ilgili böylesine bir eleştiri yapıyorsunuz? eğer sadece son yorumuma göre bunu diyorsanız durum daha vahim.

            ”Ona bakarsanız siz neden Kevser Hanıma cevap verdiniz, düşüncelerini paylaşmış sonuçta. Yazmayı verseydiniz sizde” bu nasıl sui zandır böyle? yorum akışına dikkatle bakarsanız yorumun kevser hanıma değil size yapıldığını anlarsınız. ayrıca tam aksi ben kevser hanıma yorum yapmadığım halde ilk olarak kendi cevap vermiş bana.

            ” Yani kusura bakmayın da bu site herkese açık ve sizden de daha eski bir okuru ve takipçisiyim. Sizi bu yıl şu son bir kaç aydır bu siteye yorum yazdığınızı görüyorum. ”
            ne demek yani? bana ”dağdan gelip bağdakini kovan biri” muamelesi yapmayın lütfen. benim demek istediğim ”neden yorum yaptınız” değil ”neden size söylenmiş gibi alınganlık yaptınız”dı aslında.

            bana üslupla ilgili tavsiye veriyorsunuz ama sizin üslubunuz da normalde böyle değildi hani. önyargı yok diyorsanız bu üslup farklılığınızın sebebi ne o zaman?

            ”peki siz neden evlenemediniz ? Okumuş kızda zaten istemiyorsunuz, bana net cevabızı verebilir misiniz ? Niye beklediniz bu zamana kadar sizi tutan, engelleyen ne idi ?”
            zaten benim anlamlandıramadığım da bu zaten. çünkü ben aslında yorumu yaparken özellikle sizi ve kevser hanımı gücendirmemek adına kimseyi hedef almıyorum dediğim halde neden sanki size ” sizin gibiler yüzünden evlenemiyorum” demişim gibi muamele görüyorum hala?

            yani sözün özü meryem hanım siz zaten ilk karşılıklı yorumlarımızda da bana cevap vermemiştiniz en son. daha sonra bana karşı birkaç yorumunuz olmuştu ama demek ki ilk münazaradan beri bana karşı bir önyargınız oluşmuş -her ne kadar kabul etmeseniz de-

            benim feministlere şirin gözükme gibi bir derdim yok. aslına bakarsanız ne yapsak da onlara yaranamayız. o yüzden onları muhattap almanın anlamı yok. geçenlerde reçelblogda yaşadığım serüvenden sonra ağzımın payını aldım zaten. sağolsunlar beni afaroz ettiler. (aslında kovulmamış istifa etmiştim ama gelen birkaç cevaba cevap vereyim derken malum afaroz hadisesi oldu.) çünkü onların beni anlama gibi bir dertleri yok. o zaman ben niye onları dikkate alayım ki.

            son olarak üslup konusunda haklı olabilirsiniz. kimse mükemmel değil. ben çok şükür çok bilmişlik yapmamaya ve art niyet sezmediğim her eleştiriyi göz önünde bulundurmaya çalışıyorum. ama şu da var ki benim üslup sorunum olsa bile genel yorumlarımı okuyanlar bunun bir art niyetten gelmediğini anlarlar. ama eğer siteyi eskiden beri takip eden biri olan siz bunu hala anlamadıysanız diyecek birşeyim yok.

            üslubumdan dolayı bir durum olduysa hakkınız helal edin. ayrıca dediğim gibi bu yorumlar şahsınıza yapılmamıştır. çünkü siz zaten kendi isteğiniz dışında okumak ve çalışmak zorunda olduğunuzu söylemiştiniz. bu benim için yeterli.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Meryem Hanım.

            Çok uzatmayayım da ne de güzel söylemişsiniz istediklerinizi. Peki ya biz karşı cinsin isteklerini sağlayabiliyor muyuz?

            Mesela hep mevzusu geçiyor kavvam olacak koca diye. Siz kocanızla aldığı kararlar doğrultusunda ona itaat edeceğinizin, onunla tartışmayacağınızın garantisini verebiliyor musunuz :) mesela evden dışarı çıkmana izin vermiyorum dese…

            Diğer yazdığınız hususlar, aynı espriye gülme vb. bunlar da kısmet dediğimiz kategoriye giriyor. Ayrıca ben yorumlarınızdan karşınıza çıkan adayları beğenmediğiniz kanısına vardım. Ben kimseyi beğenmemezlik yapmadım mesela iyi kötü bi yuvam olsun dedim. Bayanların bu konularda erkekler kadar rahat olamayacağının farkındayım çünkü evlendikten sonra her şeylerini kocalarına emanet ediyorlar ve bu sebeple temkinli olmak durumundasınız. Ancak bu durum abartıldığında bulunmaz hint kumaşı gibi benim dengim yok moduna giriliyor gibi oluyor.

            Bu zamana kadar gördüğüm ancak tartışma yaşamamak adına yazmadığım bir durum var. Madem konusu açıldı artık yazayım. Bir çok bekar bayan arkadaşın sorun diye beyan ettikleri bir durum aslında ortada yok. Karşınıza çıkan adayları beğenmiyorsunuz ancak fıtrat gereği tutunacak dal da arıyorsunuz. Onun kaşı onun gözü onun boyu. Hem hoca olacak sizden bilgili olacak hem de sizden ileride olacak. Peki bu nasıl olacak :)

            ben şahsen benden fazla araştırma merakı olan biriyle evlenirsem mutlu olamam, ister istemez ukalalık olacaktır çünkü, kadın nefsi sonuçta. Benimle daha ilk görüşmede bilek güreşine giren kıza ne diyoruz git seninle güreş yapmaya razı biriyle evlen, o kişi ben değilim. Ya da önceden de dedim. Öteki dünyaya yaklaşan bu dünyadan sıyrılıyor. Peki kadın nefsi ne istiyor, gezmek tozmak. Eee. Sonra adam yemek yiyecek bir tane bile mekan bilmiyor diye sıkıcı, eğlencesiz oluyor. senin bildiğin bir yer varsa oraya gidelim deyince bu adam kavvam değil, benim fikrimi soruyor oluyor…

            Benim yazılanlardan anladığım bu, yanlış da görmüş olabilirim ama gerçekten iyiliğinizi istediğim için yazdım. Karşınıza çıkan adayları öyle olmaz şeylerle elemeyin. Oluruna bakın. Olmuyorsa zorlayın demiyorum. İlla ki vardır bir oluru…

            Bir de düzgün biri çıkmadı demeyelim. Benden böyle bir yorum duymamış olmanız lazım. Şunu demişliğim vardır, şöylesini bulamadım, böylesini bulamadım diye ama hiçbirimiz mükemmel değiliz. Biz kendimizi düzeltelim de sonrasında onlar düşünsün. Kaybeden onlar olsun biz değil.

          • ismi gereksiz adam diyor ki:

            sümeyye hanım

            beni çoook yanlış anlamışsıznız. ben şöyle yazmıştım: ”öncelikle bu cümleler şuurlu bir müminin ağzından çıkmamalı” yani ben bunu derken siz şuurlu bir müminsiniz bunları dememeniz gerekir demek istemiştim. çünkü benim gözümde o kadar gereksiz site varken bu siteyi takip eden biri şuurlu bir mümindir. kusura bakmayın.

            bu yorumunuz ve birkaç diğer yorumu okuyunca artık yorum yazmasam mı diye düşünmeye başladım. bilenler bilir aynı bu sebepten bir ara yorum yapmamaya karar vermişim zaten. aslında bir süredir yorum yapmıyordum ama sizin bu ”okumak şart vb.” sözlerinizi okuyunca yorum yazmak istedim.

            hanımefendi siz beni herhalde toplumdan uzakta cam bir köşkte oturup, durduğu yerden ahkam kesen bir tip sandınız. ama ben öyle biri değilim. bu yaşadıklarınızın benzerlerini okumuşumdur bir kısmını ise bizzat yaşamışımdır.
            aile hayatı 4 4 lük olan var mı ki bu dünyada. herkesin az-çok, büyük-küçük benzer sorunları oluyor.
            haklısınız kadınların çalışma isteği duymasında evliliğinde sorun yaşayan erkeklerin büyük suçu var. annelerinin durumunu gören kızlar okumak çalışmak istiyor. benim kız kardeşim yok ama büyük ihtimal olsaydı o da üniversite mezunu çalışan biri olurdu herhalde.
            fakat çözüm bu mu gerçekten. tamam ev hanımı olunca kötü koca sebebiyle böyle suistimaller oluyor ama kendi ayakları üstünde durunca, maaşına güvenince, kocasının eline bakmayınca mutlu oluyor mu peki insan? madalyonun bu yüzü çok mu masum gerçekten? ev hanımı olup keşke çalışsaydım diyenler oluyor. iyi de onlar çalışma hayatının getirisini düşünüyor, götürüsünü hesaba katan yok. bu sitede bununla ilgili çok yazı var konuyu uzatmamak adına kısa keseyim.

            yani demek istediğim bu sorunlara karşı bir müminin mukabelesi kendi ayakları üstünde durmak olmamalı bence. tabi ki sizin hayatınız ve sizin kararınız; ama ben en azından mümince bir bakış açısı vermeye çalıştım.

            evet acı olaylar yaşamışsınız ve bu olaylar sizi hep ben de aynısını yaşar mıyım korkusuyla karşı karşıya bırakıyor, siz de kendinizi okuyup çalışmaya mecbur hissediyorsunuz. bence maddi sebeplere dayanmak yerine Allah a dayanmak en güzeli. belki Allah size öyle bir koca nasip edecek ki siz kendiliğinizden çalışmayı bırakacaksınız ve başkalarının personeli değil evinizin hanımı olacaksınız. hayatın neler getireceğini bilemeyiz. öyleyse siz de bir de bu açıdan bakın meseleye… selamlar

          • kevser diyor ki:

            İsmi gereksiz bey
            Ben genel manada söyledim bunları.merak etmeyin özel olarak sizi hedef almıyorum.demişsiniz ki çalışmayan birinin ne masrafı olacak demişsiniz.valla şu zamanda herkesin cebinde en az bin liralık telefon ve bu telefonların aylık 25 -30 liralık masrafı olduğunu düşünürsek gördüğünüz gibi tek gider yeme içme değil. Benim aylık telefon dışında akbil masrafım da oluyor mesela.illa ki bir yerlere gidip geliniyor.otobüse metroya tramvaya biniliyor.pardesu eşarp ve bilimum giyecek masrafım oluyor.yanlış anlaşılmasın deli alan bir insan değilim.eskidikçe yirtoldikca alıyorum. Bir ayakkabıyı 3-4-5 sene giyiyorum.sizin giydiğiniz gömlek hiç eskimiyor galiba.hani demişsiniz ya ne masraf olucak diye.
            Universite meselesine de açıklık getirmek gerekirse.tabi ki bende sınavlardan alınan notlarla zeka değerlendirmesi yapmıyorum.bende zaten düşük bir ortalamayla bitirdim.ancak üniversite insana ders çalışma disiplini kazandırıyor.şahsım adına söyleyecek olursam kitap okuma alışkanlığımı üni. De kazandım.daha öncesinde ders kitapları hariç kitap elime almiyordum.şimfi kitap okumayi cok seviyorum.insan kendine kaldı mı salıyor kendini.ben şahsen öyleyim.illa ki bi yere gidecem planlı programlı olmayınca olmuyor.ev ortamında birşey yapılmıyor.insan psikolojisi boşluk buldu mu kendini salar.zeki demeyelim de çalışma alışkanlığı disiplin kazandırıyor diyelim.bu da olaylara daha farklı açılardan bakabilmeyi sağlıyor. Analitik düşünce kazandırıyor insana.her neyse.bende kendimi bir kız evladı olarak hiç mahcub hissetmeyen tipteki kızlardan olmak isterdim ama valla 1.5 sene öncesine kadar hep bu yüzüme vuruldu.Allahin rızası için okumayan hemcinslerime saygı duyuyorum ellerinden öperim.
            Ancak şu an 50 yaş üstündeki teyzelerle bizi kiyaslayamazsinuz.
            Benim annem 80 darbesinde tam üniversite çağında.diyor ki sokağa çıkamıyorduk.tam bir anarşi hakim hergün birini vuruyorlar.70 ler daha da fena.ben anlatanlarin yalancısıyım ☺böyle anlattılar.şimdi onların genç olduğu dönem böyleydi nasıl okusunlar?birde o zamanlar normal olan şeylere şu an abes garip bakılıyor.bir kadının çalışması düşünülemezdi mesela o dönemde.şimdi çalışmayan kızı neredeyse dövüyorlar.doğru olan olması gereken bu diye söylemiyorum tabi ki.bu ciddi bir bozulma.
            Sadece toplumun halini geçirdiği evrimi somut bir şekilde görelim diye yazdım.yani o dönemde zaten okuyup kariyer yapan kadın yok denecek kadar az.bizim şu an günümüz imkanlarına sahip değillerdi.belki onlarda bu fırsatlarla yüz yüze gelseydi okumak isterlerdi.sonuç olarak günümüz kızlarının okumama sebebiyle gecmistekilerin okumama sebebi aynı değil.toplumda her iki uç kesimi de gördüm ben.

          • Meryem diyor ki:

            Sadece Fatih Bey
            İnanın beğenmemezlik değil. Ve gerçekten geçerli sebepler ile olmadı. Kimisi de beni istemedi. Görüştükten sonra olumlu düşünmeme rağmen cevap olarak ta ” eh işte çocuk beğenmiş ama hemen evlenmek istemiyormuş bir kaç yıl sonra ”
            İyi de kardeşim o zaman niye benimle görüşüyorsun ? Ben flörte karşıyım. İnanın biraz açık olacak ama bir kez görüştüğüm çocuk öyle efendi gözüküyordu. Namazda kılıyordu. Her şeyi tamam. Ben beğendim oda beğendi ama neden olmadı biliyor musunuz ?

            Çocuk bana ”ben 3 sene sonra evlenmeyi düşünüyorum anca birbirimizi tanırız ”dedi. Ben de ” ben bu kadar süre görüşemem, öyle ise niye görüştün ki benimle” oda ” öyle işte ‘ dedi bende ”peki benden ne istiyorsun, ben görüşemem Allah yolunu açık etsin ” dedim. Çocuğun bana yazdığını aynen yazıyorum ” ben seninle vakit geçirmek, sana sarılmak, saçlarına dokunmak elini tutmak istiyorum ” dedi. Ben de ” ben evlenmeden bir erkekle bu kadar yakınlaşamam, caiz değil, en iyisi sen bunu kabul edecek başka adaylar bul kendine, Allah hakkına hayırlısını versin ”dedim. En son görüştüğüm bu idi, bundan bir ay önce .Ve Allah şahit kabul edebileceğim biri çıkmadı. Hani İbrahım tatlısenin bir lafı var ya ” Urfada Oxford vardı da biz mi okumadık ” diye. Ben de düzgün biri çıktıda ben mi reddettim diyorum. :)

          • Meryem diyor ki:

            Sayın İGA Kardeş
            Alınganlık yapmadım. Çünkü alınganlık yapacak bir durum yok ortada.Size karşı on yargım olamaz. Birincisi tanımıyorum ikincisi tercih sizin, hayat sizin.Yanlış anlamazsanız kafama takılan bir soruyu sormak istiyorum. Üniversite mezunu kız istemiyorsunuz.Üniversite okumayan, evlenmek isteyen çok kız var, üstelik de siz onlar için ideal bir insansınız. Neden evlen(e)mediniz ? Yani sizin için evlenmek bizim gibi zor olmasa gerek. Bunu söylerken yanlış anlamayın gerçekten merakımdan soruyorum.

          • kevser diyor ki:

            Meryem hanımın sorusunun cevabını bende merak ediyorum.ama yukarıda geçiştirici bir cevap vermişsiniz.

          • ismi gereksiz adam diyor ki:

            meryem hanım

            siz beni kanser etmeye niyetlisiniz herhalde. :)
            Allah aşkına yazdığım yorumları ve kendi cevaplarınızı bir daha okuyun. bana cevap olarak yazmadığınızı söylemişsiniz ama yazdıklarınız direkt olarak benim yazdıklarımla alakalı.

            yine söylüyorum BEN SİZ DAHİL KİMSEYİ HEDEF ALMIYORUM. o yüzden kendinizi sanki suçlanmış gibi hissederek evlenmeyişinizin nedenlerini belirtmenize gerek yok. ben zaten daha önceki yorumlardan dolayı sizin durumunuzu biliyorum. rahat olun.

            gelelim diğer meselelere: bakınız ben dediğim gibi genel konuşuyorum. kimin okuduğu ya da çalıştığı beni ilgilendirmez. kişilerin özel durumları ve tercihleri kişiyi bağlar. ben kendime göre en doğruyu göstermeye çalışıyorum. şu var; bunun uygulanabilirliği ne durumda? bu ayrı konu. ama bu da beni ilgilendirmez. yani çözüm o değil bu değil, öyleyse çözüm ne? siz söyleyin o zaman? benim dediğim zaten uygun şartları oluşturana kadar geçici bir çözüm. insani olmadığını söylüyorsunuz. insani olmayan ne? bir hanım üniversiteye gitmeyince ya da çalışmayınca insanlıktan mı çıkıyor?
            ve bir de burada kilit nokta şu; benim önerim bir idealdir. herkes kendi durumuna göre ne kadar yapabilirse o kadar kardır.
            ama yanlış olan bence şu : herkes kendi hayatına göre bunun kararınız verirken başkasına gelince yine azimeti tavsiye etmesi lazım. o yüzden ben hiç bir hanıma üniversiteye gitmeyi ya da çalışmayı önermem. ama kendi durumlarına göre kendi kararlarını verirler o da kendilerini ilgilendirir.
            bu ideali koymayınca ne oluyor ? mesela şu an hanım arkadaşlar başörtüsü meselesi hallolduğu için gönül rahatlığıyla üniversiteye gidiyorlar. bu konuda gönüllerin rahat olması normal mi sizce? yani bakın kendimize bir ideal koymadığımız zaman böyle ruhsatlara kapı açılıyor ve daha sonra da ipin ucu kaçıyor. başörtüsü farz da haremlik-selamlık sünnet mi?

            buraya kadar herşey tamam ama bir de zurnanın zırt dediği yer var : hanım kızları okumaya ve çalışmaya yönelten dış etkenler. bu konuda sizlere tabi ki hak veriyorum. bunları görmezlikten gelmiyoruz merak etmeyin. aileler, toplum ve erkeklerin birçok hatası da söz konusu. onun için topyekün bir değişime ihtiyaç var.
            devamlı hanımların üstüne gidiyorum gibi anlamlar çıkıyor galiba yorumlarımdan. onun için bunu ifade edeyim dedim.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Meryem Hanım.

            Yazdıklarınızı görünce şöyle bir sinirlerim zıpladı. O bahsettiğiniz kişinin kız kardeşi ablası yokmuymuş. Adam resmen yerim içerim hesaba karışmam modunda. Diyoruz ki birader zaten bu yapmak istediklerini yapacağın yer evlilik kurumu.

            Meryem Hanım. Bakın ümitsiz olacak durum yok. Ne güzel sizlere talipler geliyor. Bunun güzelliği nerede biliyor musunuz? Olasılıkta bazı koşullar gerçekleştiğinde aslında sonuca erişme ihtimali artar. Siz olmayanları eleyerek olacak olana ulaşacaksınız inşAllah. Önünüzdeki bir takozu daha devirdiniz. Torbadaki siyah toplardan bir tane daha çektiniz ve bir sonraki denemede beyaz topu yakalama ihtimaliniz artmış. Bu gözle bakın.

            Ayrıca bakın sizi beğenen biri çıkmış. Bu da artı değil mi? Size şöylesin böylesin denmemiş. Hayırlısı inşAllah. Oxford’a gerek yok siz bizim üniversitelerle idare edin :)

            *Not: Ya bir de yazmadan yapamayacağım. Ben erkeklerden çocuk diye bahsedilince çok gıcık oluyorum. Aklıma şu havalı tipler geliyor. Çocuk ne yaaa diyorum. Size gıcık olmadım bu seferlik, Büyükşehirin o havai yapısı geçmesin size…

          • ismi gereksiz adam diyor ki:

            meryem hanım

            öncelikle ben üniversite mezunu ile evlenmem demedim sadece önceliğim değil o kadar. ( şunu da belirteyim: emin olun üniversite mezunlarını listeme almamın sebebi siz ve kevser hanım gibi hanımların yorumlarıydı, yani beni üniversiteli kız düşmanı olarak görmeyin lütfen… )

            yanlış sorunun doğru cevabı olmazmış :)
            kusura bakmayın da nerede o üniversite okumamış evlenmek isteyen bir sürü kız? ( annemle bu mevzuyu konuştuğumda aldığım cevap: ”oğlum artık sizin istediğiniz gibi kız yok. ya okuyorlar ya çalışıyorlar. siz kendiniz bulun.” :( tabi bi de bizim dindarlık noktasındaki beklentilerimiz de işi iyice zorlaştırıyor )

            ayrıca onlar için ideal olduğumu nereden biliyorsunuz? belki beklentilerini karşılayamıyorumdur?

            maşallah siz bir sürü kişiyle görüşme yapmışsınız ama benim için böyle birşey söz konusu olmadı maalesef. yani neye göre bu iş sizin için daha zormuş anlayamadım. benim içimde bulunduğum durumun kolaylığı neymiş ki? sonuçta bir kızı bin kişi ister bir kişi alır demişler. erkekler için böyle bir durum söz konusu değil. üstelik bir kız istese 18 yaşında bile evlenebilir. ama erkek bir sürü merhalelerden geçmek zorunda kalıyor maalesef. kolaylık diyorsanız bence kızların işi daha kolay. oturdukları yerden kısmet ayaklarına geliyor :) sonuçta erkeklerin ahlak ve güzellik (beğeni anlamında yani yanlış anlaşılmasın) dışında pek bir beklentisi yokken kızlar öyle değil. o yüzden de daha seçici olanlar kızlar oluyor. ha tabi şu var yaş bir seviyeyi geçince bu sefer de kriterler düşüyormuş ama ilk baştan hanımlar mermilerini hızlı kullanılıyorlar anladığım kadarıyla.

          • ismi gereksiz adam diyor ki:

            kevser hanım

            dikat ederseniz ben o cevabı yazdığımda meryem hanım bana o soruyu sormamıştı. yorumunda dediği ise şuydu: ” peki siz neden evlenemediniz ? Okumuş kızda zaten istemiyorsunuz, bana net cevabızı verebilir misiniz ? Niye beklediniz bu zamana kadar sizi tutan, engelleyen ne idi ? Bu durumda size de ”BAHANELE SIĞINMAYIN, SIRF DIŞ GÖRÜNÜŞÜNÜ BEĞENMEDİĞİNİZ İÇİN EVLENMEDİNİZ ” desek hoş olur mu ?”
            yani soru sormuyor. sorsam hoş olur mu diyor. o yüzden ben de cevap vermedim geçiştirme diye birşey yok yani.

          • kevser diyor ki:

            İsmi gereksiz bey
            Kimseyle şahsi tartışmaya girmeye meraklı değilim.internette hiç tanımadığım ve hiçbir zaman da yüz yüze gelemeyeceğim insanların neden evlenemedigini de merak ediyor değilim.ancak ne yapmaya çalıştığınızi anlayamadım doğrusu.bizi saf yerine koyup kelime oyunu yapıyorsunuz.basbayağı Meryem hanım açık bir şekilde siz niye evlenemediniz o zaman diye sormuş.biz neden evlenemedigimizi izah edebiliyoruz ama siz cevap veremiyorsunuz nedense.zaten beni de ilgilendirmiyor.bende zaten size söylemediğimi genele yazdığımı yazdım okumadınız galiba.
            Birde Fatih bey;
            Tercih edilen bir insan olmaktan kastınız ne ki anlamadım.kusura bakmayin ama ben evlenen kızlara baktığımda benden ekstra bir farkları artıları olduğunu görmedim.bizim 5 parmagimiz varda onların 6 parmağı yok yani.sadece talihleri yaver gitmiş onların.

        • ismi gereksiz adam diyor ki:

          kevser hanım

          önce merak ediyorum diyorsunuz sonra da meraklı değilim diyorsunuz. ne istediğinizin gerçekten farkında mısınız?

          ”internette hiç tanımadığım ve hiçbir zaman da yüz yüze gelemeyeceğim insanların neden evlenemedigini de merak ediyor değilim.”
          siz böyle diyorsunuz ama ben internette hiç tanımadığım ve hiçbir zaman da yüz yüze gelemeyeceğim insanların fikirlerine değer vererek evlilik kriterlerimi değiştirebiliyorum her ne kadar onlar beni önemsemeselerde.

          evet bu yazılar internetten yazılıyor, birbirimiz görmüyoruz ama klavyeden yazdığım bu cümleler aklımın ve kalbimin tercümanı oluyor. siz bir robotla falan mı konuştuğunuzu sanıyorsunuz acaba? karşı tarafta bir robot değil duyguları olan bir insan var ve bu cümlenin onda ne çağrıştırdığının farkında mısınız?

          hani bazen okuyorum yorumları bazıları ” birbirimizi görmesek te aramızda bir bağ olduğuna inanıyorum” diyorlar. ben de bu yorumunuzu okumadan önce böyle düşünüyordum. ama sizin için söz konusu değilmiş demek ki. buradan farklı bir anlam çıkarmaya gerek yok. demek istediğim ben buradaki hanım-erkek herkesi din kardeşi olarak görüyor ve onların hissiyatına mukabele etmeye, onları anlamaya çalışıyorum. onları internette hiç tanımadığım insanlar olarak görmüyorum ki mahrem meselelerimi burada paylaşabiliyorum.

          ”ancak ne yapmaya çalıştığınızi anlayamadım doğrusu.bizi saf yerine koyup kelime oyunu yapıyorsunuz.basbayağı Meryem hanım açık bir şekilde siz niye evlenemediniz o zaman diye sormuş.biz neden evlenemedigimizi izah edebiliyoruz ama siz cevap veremiyorsunuz nedense.”
          ben ne yapmaya çalıştığımı biliyorum. sizin de ne yapmaya çalıştığınızı bildiğimden cevap vermek istemedim. çünkü bu soruyu sorarken iyi niyetli değilsiniz. zaten cevap veremeyeceğimi düşünerek bu niyetinizi açıkça göstermişsiniz.
          bu soruyu sormanız olayı kişiselleştiriyor çünkü olayın benim evlenip evlenmememle direkt alakası yok. ben ne sizin ne kendimin hayatını baz alarak değil genel olarak konuşuyorum. siz ise olayı kişisel olarak üstünüze alınıp kendiniz açıklama yapıp sonra da bana ”ee o zaman sen niye evlenmedin?” diyorsunuz. şimdi vereceğim cevabı duyunca da ” o kadar kadınları eleştirene kadar önce kendine bak” diyeceksiniz. onu da biliyorum. ama madem mesele buraya geldi anlatayım. (her ne kadar konumuzla ilgili olmasa da)

          ben üniversiteyi bitirene kadar aklımda ne çalışma ne evlilikle ilgili bir düşünce yoktu. farklı düşüncelerim vardı onlar özel olduğu için bana kalsın. ama okulu bitirip üstünden 1 sene geçtikten sonra fikrim değişti. çalışmaya ve evlenmeye karar verdim. bu arada yaşım neredeyse 25 olmuştu. daha sonra sınavlara hazırlanma ve iş arama sürecine girdim. ama ne yazı ki bu kolay olmadı. sınavlardı, yüksek lisanstı, askerlikti derken en sonunda bir gelir elde etme şansım oldu elhamdülillah. ama şu an yaşım 28 ve ben daha sadece 1 görüşme yapabildim. yani hiç de meryem hanımın dediği gibi bir kolaylık göremedim şimdiye kadar. belki bundan sonra olur bilemiyorum. bunu şikayet anlamında söylemiyorum ama kız olsaydım daha farklı olabilirdi. erkek olduğum için o sizin farketmediğiniz zorluklarla karşılaştım. bir kız ilerde evlenmem için para kazanmam lazım bir işim olması lazım ya da aileme yük oluyorum bu yaşımda diyemez dese de bir erkek kadar olamaz. ama ben bunları bir erkek olarak yaşadım.
          şimdi diyebilirsiniz ”iş bulamadıysan bu senin sorunun, ya tembelsin (meryem hanım demişti daha önce) ya da iş beğenmiyorsun. bunlar hem doğru hem yanlış. bakış açısında göre değişir. ben kendime göre kişisel eleştirimi yapıyorum. hatta neredeyse ümitsizliğe düşüp kendimi yetersiz görecek kadar olabiliyor bazen. ama her kör satıcının bir kör alıcısı vardır diye düşünerek kısmet diyorum.

          • kevser diyor ki:

            Gerçekten merak etmiyorum.çünkü sizi tanımıyorum benim için yabancisiniz.sadece Meryem hanım sorunca benim de aklıma geldi.merak etmeyin robotla konuştuğumu sanmıyorum.birde şu soruma da tam bir cevap alamamışım:hani demişsiniz ya işsiz bir kızın tek masrafı yeme içme dir demişsiniz.iyi de bu kız kışın hiç mi grip mrip olmuyor? Hastaneye gittiğinde kimin sigortasından faydalanıyor? Yok eğer babasının sigortasından faydalanıyorsa gördüğünüz gibi tek gider yeme içme değil.sonuçta illa ki birinin sigortasından yararlanacak?

          • kevser diyor ki:

            Ayrıca benim sizin yorumlarınıza cevap yazıyor olmam size özel bir garezim olduğundan falan değil.sadece savunduğunuz zihniyetin kendimce sorunlu gördüğüm kısımlarına yazıyorum ben

          • ismi gereksiz adam diyor ki:

            Hanimefendi
            Yazdigim yorumda belirttigim gibi ben bir robot değilim. Ama siz hala bana robot muamelesi yapiyorsunuz.
            Yazdigim onca şeye iki satir güya cevap verip yangindan mal kacirircasina soru sormaya calisiyorsunuz. Adeta ” sen onu bunu boşver de soruma cevap ver” tarzi bu uslup son derece kırıcı. Kusura bakmayin ama beni kaale almayani ben hiç almam. Böyle yaparsam kendime saygisizlik yapmış olurum. Siz beni internette tanimadiginiz bir yabanci yani kim ve ne oldugunun önemi olmayan, sadece sizin istediginiz sorulariniza cevap veren bir makine olarak gordugunuz surece sizinle samimi bir tartışma yapamayacagiz. Ben ise böyle soğuk yapmacik sanal muhabbetleri hiç sevmem. Değer görmediğim yerde de işim olmaz. Bakış açinizi degistiriseniz ben buradayim. Allah yolunuzu açık etsin.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            İGA kardeş kısmet bu işler. Ümitsiz olma. Önemli olan doğru kişiyle görüşebilmek, kaç kişiyle görüştüğümüz değil. İlk görüştüğü kızla evlenen o kadar arkadaşım var ki. Hatta ilkinde olmazsa ikincide oluyor. Maddi anlamda yükümlülüklerini anlıyorum. Benim derdim de bir an önce okulu bitirip iş bulmaktı. Doğru dürüst gezip tozamadım üniversitede ders çalışmaktan. Çok şükür mezun olur olmaz iş buldum da hem aileme katkı yapabildim hem de kendime bakabildim. Ancak günümüz kızlarının gözünde bunun önemi var mı? Kaç kız diyecek ki bu adam çalışmış ailesine katkıda bulunmuş. Anne babamın övündüğü çalışkanlığım bırak fayda getirmeyi olumsuz etki yapıyor kızlara. İşindesin gücündesin diyorlar…

            İGA kardeş boşveeeeerrrr. Kıymet bileceklerle ilgilen sen. Ben de birkaç kişiyle görüşebildim, dertleri başkaydı, burayada yazdım zaten. Kıymet bilmeyenlerle işimiz olmasın.

          • ismi gereksiz adam diyor ki:

            fatih kardeş
            eyvallah. sağolasın. aslında benim ümitsizliğe düştüğüm durum dediğim daha çok iş-güçle alakalı ki aslında büyük oranda şu an hallettik elhamdülillah. yani iş güç durumlarının kötü olduğu zamanlarda öyle hislere kapılıyordum. ama evlilikle ilgili de kafamda sorular yok değil.

            yani burada benim asıl canımı sıkan şey buradaki bazı hanımların bazı yorumları. yani ben durum tespiti yapınca mevzuyu üzerlerine alınıp sanki onlara hitap etmişim gibi bana cevap verip ardından da sanki konunun benim evliliğimle direkt alakası varmış gibi mevzu bahis edilmesi. buradan tekrar yazayım; ben genel bir durum tespiti yapmaya çalışıyorum. o yüzden de çalışma ve okumayla ilgili tespitlerimi açık açık yazdım. itirazı olanlar olabilir ama olayı kişiselleştirmeyelim. benim ya da başkasının evliliğini, durumunu değil toplumun durumunu konuşalım.

            lakin benim anlamadığım şey şu ki: bu hanımlar hem ” okumaya ve çalışmaya zorlandık, bunları keyfimizden yapmıyoruz ” deyip ardından da bana ” neden okuyan ve çalışan kadınlara bu kadar yükleniyorsun ” tarzı tepkiler gösterince aklıma soru işaretleri geliyor. yani bir kafa karışıklığı mı söz konusu acaba?

            bunları sana niye yazdım: çünkü sen bir erkek olduğun için beni daha rahat anlayacağını düşünüyorum. bir nevi dertleşme olarak düşün.

            tam bu noktada evlilikle ilgili bir korku oluştu ki; acaba kadınlarla anlaşmak hakikaten bu kadar zor mu? bu yersiz ithamlar ve yanlış anlamalar hatta anlaşılmamalar hakikaten çok sinir bozucu. ben annemden başka çok yakın olup birebir muhattap olduğum hanım pek olmadığı için hanımlarla yaptığım bu tarz tartışmalardan dolayı bana bir ürkme geldi. hanımlara yorum yapmasam mı diye düşünmeye başladım artık. siz anladığım bayağı bir tecrübelisiniz bu konuda. fikirlerinizi almak isterim…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            İGA kardeş.

            Hayatta öğrendiğim en önemli şeylerden biri bir kadınla asla tartışmayacaksın :)

            Anlaşılan sana da hayatta yumuşak huylu kadın pek denk gelmemiş bana da denk gelmediği gibi. Dertleşmekte haklısın.

            Sen bence yine yorumlarını esirgeme bizden ama kişisel tartışma olacağını sezdiğin an cevap yazmayabilirsin çünkü kişisel tartışmalarda nefsimiz için yazma tehlikesi var. Kevser hanımla olan tartışmayı tam okuyamadım da onlar da bizden aslında ama bazen insanın duyguları yansıyor yorumlarına. Kızcağız bunalmış biz de anlayış gösterelim. Yeri geliyor biz de sıkılıyoruz. Sonuçta buradaki insanlar Allah korkusu olan insanlar. Biz birbirimize sahip çıkmazsak başkası ne yapmaz ki :)

          • ismi gereksiz adam diyor ki:

            fatih kardeş

            internette hiç tanımadığın ve hiçbir zaman da yüz yüze gelemeyeceğin insanların neden evlenemedigini merak etme, boşver. şimdi beni anlamışsındır umarım.

            senden bir cümle ”Hayatta öğrendiğim en önemli şeylerden biri bir kadınla asla tartışmayacaksın :)” haklısın.

            ”Kevser hanımla olan tartışmayı tam okuyamadım da onlar da bizden aslında ama bazen insanın duyguları yansıyor yorumlarına. Kızcağız bunalmış biz de anlayış gösterelim. Yeri geliyor biz de sıkılıyoruz. Sonuçta buradaki insanlar Allah korkusu olan insanlar. Biz birbirimize sahip çıkmazsak başkası ne yapmaz ki”

            ne güzel demişsin fatih kardeş. anlayış gösterelim değil mi? iyi de bize kim anlayış gösterecek? bak sen hanımefendinin iyiliği için ona birşeyler anlatmaya çalışırken kendisi sana sarıyor. (sanki sana sarınca kendi durumu değişecek) benim de muzdarip olduğum şey buydu. hanımefendi benim neden evlenemediğimi merak etmiş. neden: çünkü ben de sizin gibi ona yardımcı olmaya çalışırken bazı cümlelelerim hoşuna gitmedi herhalde. böyle tepki veriyor. sen de iyi demişsin. bizim evlenmemizin onunkine bir faydası mı olacak?: yok. bir garezimiz, bir çıkarımız mı var?: o da yok. öyleyse bu tepkinin sebebi ne? iyilik mi yaramıyor bazı insanlara acaba?

            ayrıca bu hanımefendi daha kendisi ne istediğinin farkında değilken sen nasıl yardımcı olacaksın? erkeklerin dindar olmadığından yakınan hanım böyle biri talip olunca ısınamadım diye reddediyor. erkekler in tipe çok takılmasını yadırgayan hanım yakışıklı koca arıyor. güzelliği için tercih edilmeyi sıkıcı bulan hanım, tipe göre koca adayı seçiyor.

            son olarak iki cümle: bunları oh olsun diye yazmıyorum yanlış anlaşılmasın ama men dakka dukka ‘ ya güzel bir örnek oldu.

            ”…Adeta ” sen onu bunu boşver de soruma cevap ver” tarzi bu uslup son derece kırıcı.” bu cümleyi ben yazmıştım malum hanımefendiye.

            ” fatih bey kusura bakamayın da kalbimi çok kırdınız.” bu cümleyi de malum hanımefendi size yazdı.

            ne kadar benzer ifadeler değil mi?

          • kevser diyor ki:

            Malum beyefendi!sizin derdinizi bilmiyorum.nedir bu?laf sokma yarışı galiba.siz hani beni dikkate almıyordunuz?bekar kızlara nasihat vermek sizin isinizde benim haberim yok galiba.bende şunu anladım ki bir erkekle asla tartismayacaksin!!!

          • Sadece Fatih diyor ki:

            İGA kardeş tespitlerin çok doğru hatta nokta atışı :)

            Emin ol seni çok iyi anlamıştım o zaman, bugün de anlıyorum. Aleme verir talkını kendi yutar salkımı olmuş benimki, altın kuralı hatırlattığın için sağol 😉

            Biz burada sadece hatırlatıcıyız. Yazdıklarımın bir dini hükmü de yok doğrudan, örfle yazdığım şeyler çoğu. Pekala çok yakışıklı ve dindar biriyle de evlenebilir, kısmet bu işler…

            “Bize kim anlayış gösterecek.” İnşAllah evlenirsek değerli hanımlarımız anlayış gösterecek İGA kardeş, işten gelince bize güler yüzle kapıyı açan, mutfaktan yemek kokularının geldiği, küçük çocuğumuzun kapıdan girer girmez baba diye bacağımıza sarıldığı o küçük evlerimizin uysal, ağırbaşlı, anlayışlı, itaatkar hanımları bizi anlayacak….

          • ismi gereksiz adam diyor ki:

            malum hanımefendi! (bu ünlem ne oluyor? öfkenizi mi belli etmek istiyorsunuz? her türlü belli oluyor zaten…)

            ben fatih bey kardeşle dertleşiyorum. size hitap ettiğimi hatırlamıyorum.

            ”sizin derdinizi bilmiyorum. nedir bu? laf sokma yarışı galiba.” sizin öfkenizi sitedeki diğer yorumcular hatta siz bile farkettiğinize göre… artık erkekleri bırakıp hanımlara bile sarmaya başladığınıza göre… ben yarışsam da size yetişemem merak etmeyin…

            ”siz hani beni dikkate almıyordunuz?” hala almıyorum sadece cevap hakkımı kullanıyorum şimdilik.

            ”bekar kızlara nasihat vermek sizin isinizde benim haberim yok galiba.” öncelikle siz bekar kızların temsilcisi misiniz? sizden başka bekarlarda var, tek değilsiniz hatırlatayım. ayrıca bu sitenin amacı nedir yorum yapmayacaksak? ya da siz niye yorum yazıyorsunuz? bekar erkeklere nasihat vermek de sizin işiniz galiba..

            ”bende şunu anladım ki bir erkekle asla tartismayacaksin!!!” şu halimde bile beni güldürdünüz. aynen bence de tartışmayın. özellikle de ilerde kocanız olacak beyefendiyle. mazallah adamcağız sinir hastası falan olabilir…

  4. Nuri diyor ki:

    Yılda 550-600 bin kişinin evlendiği, 125-130 bin kişinin boşandığı bir ülke konumundayız. Aile ile ilgili çıkan her yeni kanun eskisini aratır bir durumda. Evli çiftlere baktığınızda ise; evlilik değilde sanki şirket ortaklığı gibi bir durum söz konusu…
    Müslümanlar, bu dünyaya imtehan için geldiğini, hayatının yegane düzenleyicisinin
    Allah CC olduğu bilincine ulaşmadığı sürece her yeni gün eski günleri aratacaktır.
    böyle giderse bir gün telafi edemeyeceğimiz durumlar ortaya çıkacağı kanatindeyim. yazınız için teşekkürler.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Nuri Bey.

      Evliliği şirket ortaklığı gibi görenlerin evlilik görüşmeleri de geçinebilirmiyiz diye bakmaktan ziyade daha çok pazarlık havasında geçiyor.

  5. Feyza diyor ki:

    Bizim ulkemiz sanirim bir Dogu Avrupa ya da Japonya gibi olmaz. Cogalmayi yine de seven bir milletiz biz. Kalabalik ailenin, kardes sayisindaki fazlaligin avantajina her zaman inanmisimdir. Insanin en kadim dostudur kardesi, her ne kadar zaman zaman catismalar yasansa da aradaki bag, yine de o sevgiyi dinc tutarcogu zaman.
    Allahu Teala’nin izniyle cocuklari kardes nimetinden mahrum etmemek gerektigine inaniyorum. Anne babalar vefat ettigi zaman arkada kalan kardesler destek cikiyor birbirlerine ve bu guzel bir dayanisma. Yine cocukluk evresinde de evde kardesin olmasi insani hayata hazirlar, sorumluluk almaya, paylasima, dayanismaya alistirir.
    Bir soz geldi aklima bir teyzeden duymustum, ‘el kizi elde var, evlad desen belde var, ararim ararim da kardes bulamam.’ :) Dusununce manidar…
    Yalniz dikkatimi ceken su ki, ulkemizde cocuk sahibi olmayi isteyip de olamayan insanlarin da sayisi hizla cogaliyor. Bununla ilgili oyle cok vaka duyuyorum ki, ekseriyetle bu gibi konularda tibba alternatif dua oldugu icin, bu derdini gelip anlatan cok hanim kardesimize sahid oluyoruz.
    Nufusumuz icin bu da bir tehdit olabilir ve bu oranin gittikce artabilecegi ihtimalini de gozonunde bulundurursak.

  6. Sümeyye diyor ki:

    Halid bey Allah razı olsun. Allah bizi haramlardan korusun, helâl güzellikler versin İnşaAllah. Bir yazı okumuştum Evlilik, Müslüman toplumun Âhlak sigortasıdır.Pek doğru bir söz. Emeğinize sağlık Hayırlı günler…

  7. Yahya diyor ki:

    Sn. Halid Bey,

    Japonya daki durum anlattığınızdan daha da kötü.
    Bırakın aile kurmayı, gençler sevgili bile olmuyorlar. Arkadaş grupları var ancak kız – erkek duygusal bir ilişkiden dahi uzak duruyorlar. Belli gruplar gençler arasında sevgililiği yaymaya çalışıyorlar, teşvik etmeye çalışıyorlar. Ayrıca tabii şehirlerde hayat çok pahalı ve çok yoğun geçiyor. Çocuk yapmak müthiş bir külfet… Japon eski kadim kültürü/dini yerine yeni akımlar ve sapıklıklar kol geziyor, inançlar sıfırlamış durumda. Özellikle genç nesil dinsiz, inançsız.
    Allahtan bize uzaklar, pek etkilenmiyoruz.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Yahya Bey.

      Cahiliye dönemi araplarındaki benzer uygulamayı hatırlamıştım, hanımlarına annem gibisin denmesi. Japonya’da da bu hastalık var diye duymuştum. Adı Zıhar’mış, bilenler biliyordur da ben yeni öğrendim. En teknolojik ülkede en geri adetler baş gösteriyor. Allah sonumuzu hayır eylesin…

  8. Sadece Fatih diyor ki:

    Halid Bey.

    Önceden de başka bir yorumda yazmıştım, bu yazıya da yazayım. Gezip gören arkadaşlar Doğu Avrupa gibi olmamıza yani ailevi değerlerin yitirilip, uyuşturucu vb. artması, dinin hayatımıza olan etkisinin yitirilmesine yirmi otuz sene kaldı diyor. Umarım yanılıyorlardır. Ben gidip görmedim…

Yorum yapın

Röportajlar

Kızların Ölüm Fermanını Anneleri İmzalıyor

Hamit İzol 63 yaşında. İzol aşiretinin ileri gelenlerinden. Onun doğduğu topraklarda hep törenin sözü geçti. Çok insanın canı yandı, çok insan bazen akraba elinden gelen kurşunlarla hayatını kaybetti. Yeri geldi ...
Devamını Oku

Güzel Söz

Rasulullah Efendimizin yaptığı bir dua. Bu kıymetli hadisi Şerifi öğrenelim bolca okuyalım inşallah. Kaynak: Ebu Dâvud

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku