Ömer Sevinçgül İle Mini Sohbet

10 Mart 2014HaberlerYorum Yok »

1.1.2.OmerSevincgulUzun zamandan sonra minik sorularımızı Ömer Sevinçgül’e yönelttik . Tanıdığım , sohbet ettiğim, soruları olan  gençleri onun kitapları ile tanıştırmışsam iyi hissederim kendimi….Gemiyi doğru limana yanaştırmak gibi…Kalbinin Sahibine Emanet Ol,Kalbinin Sesini Dinle, Mervin,Seni Seven Biri Var kitaplarından sadece bir kaçı…  Uzun yıllardır gençlerin sorularını yanıtlayan Sevinçgül, bu kez benim sorularıma yanıt verdi.

En Son Okuduğunuz Kitap(lar): 

Ahmet Cevdet Paşa’nın Kısas-ı Enbiya ve
Tevarih-i Hulefa kitabı. Bu üçüncü okuyuşumdu.

Bütün Kitaplarını Okumaya Çalıştığınız Bir Yazar Var mıdır: 

Bediüzzaman Said Nursi

Hangi Romanın Kahramanı Arkadaşınız Olurdu Sizce? 

Meşa Selimoviç’in Derviş ve Ölüm romanındaki Ahmed Nureddin
karakterini kendime yakın bulmuşumdur. Hakiki hayatta yaşasaydı ve
tanışsaydık onunla arkadaş olabilirdim.

En Sevdiğiniz Film:  Tereddütlerim var, seçim yapmakta
zorlandım. Macid Macidi’nin Baran isimli filmi diyeyim, sorun cevapsız
kalmasın.

Çocukluğunuza Dair Bir Hatıranıza Talibimiz Desek;

Ben bir masal delisiydim. Nineme ısrar ederdim bana masal anlatsın
diye, anlatırdı. Tüm masallarını ezberlemiştim artık. Sınırlı sayıda
masal biliyordu ninem. Bu nedenle hep aynı masalları anlatırdı.
Sonra Selim Dayı’yı keşfettim. Uzaktan akrabamızdı. Tatlı dilli, güler
yüzlü bir ihtiyardı. Seyrek gelirdi evimize. Gelmesini sabırsızlıkla
beklerdim.
Gelince misafir odamıza alırdık. Anneme yalvarırdım bir şeyler ikram
etsin diye. Çay demler, kahvaltı çıkarırdı.
Çerez türünden yiyecekleri de pek severdi bizim dayı. Ceviz, pestil,
sucuk, kömbe, börek… Ne bulursam yığardım önüne, hemen kalkıp
gitmesin de bana daha çok masal anlatsın diye.
Sigara dumanları arasından görünen kırış kırış bir yüz, bakır rengi…
Tok, dolgun, tannan bir ses… Dura bekleye konuşur, ne anlatsa
dinletirdi. Onun tabakası, sigara sarışı, çakmağı, dumanı üfleyişi…
Her hareketinde derin sırlar gizliymiş gibi gelirdi bana.
Ne güzel masallar bilirdi, ne tatlı anlatırdı… İçinde her zaman ben
yaşlarda bir çocuk olurdu masalların, önemli işler görürdü bu çocuk.
Mesela, peri padişahının kızını kaçırmakta masal kahramanına yardım
ederdi. Tek başına kaleye girer, türlü kurnazlıklarla kale kapısını
açar, kahramanı içeriye alırdı.
Dev, cin, peri masalları anlatırken korkardım biraz. “Besmele çek!
Sana zarar veremezler o zaman” derdi. Dilim dolaşırdı, kelimeleri
yanlış söylerdim, kahkahalarla gülerdi.
Rüyalarım, hayallerim yel kanatlı atların nal sesleriyle, masal
kahramanlarının kılıç şakırtılarıyla, kale mazgallarında beni bekleyen
kırk örme saçlı kızların güzel yüzleriyle, derin vadilerde yankılanan
türkü sesleriyle dolardı.
Bir ihtiyar dev anasının sütünü emerdim. Beni evladı kabul eder,
tılsımlar belletirdi. Bu tılsımlarla derin sulardan geçer, yüce
dağlardan aşardım. Gönlüm sevdalı… Elimde saz… Dilimde türkü…
Fakirlerin yardımcısıydım. Zalimlere meydanı dar ederdim.
Bir an önce büyümek, cihana nam salmak, büyük işler başarmak isterdim.
Ben de âşık olmak için can atardım peri padişahının kızına. Benim de
yerinde duramayan rahşan atlarım olurdu. Kirmani kılıcım belimde,
divan sazım elimde uzak diyarlara gitmeliydim. Kafdağı’nın yüksek
zirvesine bir Zümrüdüanka’nın sırtında çıkmalıydım.
Daha sonra radyo girdi evimize. Başköşeye yerleşti. Kutsal bir yadigâr
gibiydi âdeta. Hayretle bakar, dokunmaya korkardım.
Radyoda halk hikâyeleri vardı her cuma sabahı. Bitmeyince bir hafta
sonraya kalırdı, beklerdim. Bir radyo oyunu hâline getirirlerdi halk
hikâyelerini. Hayallerimi kamçılayan oyunlardı bunlar.
Şafak sökerken başlardı. Anneme yalvarırdım beni uyandırsın diye.
Sabah uykusunu ne çok severdim oysa. Bazen unutur, bazen de
uyandırmaya kıyamazdı. Uyanınca üzülürdüm.
Masallar… Halk hikâyeleri… Çizgi filmler onların yerini tutar mı
hiç! Hayallere yer bırakmaz ki görüntüler. Senaryo yazarının,
yönetmenin, görüntünün mahkûmusun. O ne yazarsa, ne yaparsa sen de onu
anlar, onu görürsün. Kendine özgü hayallerinin olması ne mümkün!
Selim Dayı’nın yerini zamanla Dostoyevski, Balzac, Hugo, Dickens gibi
yazarlar aldı. Fakat nerede o tat, o coşku… Ben hâlâ Selim Dayı’yı
özlüyorum!

Tuğba Akbey İnan- Çocuk Aile

Okunma Sayısı : 4.132

Yorum yapın

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Tüm istediği sadece diplomadan ibaret olan anne babalara, Allah niye bir Fâtih bir Selâhaddin göndersin ki? Bol bol mühendis gönderir.” (Nureddin Yıldız

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku