Performans ödevleri

Veli toplantısında öğretmen kızmaktadır veliye. “Çocuğunuzla hiç ilgilenmiyorsunuz. Dersleri düşük. Hala okuma öğrenmedi” Veli mahcubiyet içinde ezilmektedir. Eveleyip gevelemektedir. Yukarıdaki diyalog, birçok okulda yaşanmaktadır. Çocukları ilköğretime giden veliler bunu iyi bilirler. Özellikle ilköğretim okulu öğretmenleri de artık işin kolayını bulmuş, yoğun ödevler vererek kendi öğretmelere gereken konuları velilere vermektedirler. Ama gözden kaçan bir nokta vardır. Öğretme işi öğretmenindir. Bu soruları öğretmen değil, velinin sorması gerekmektedir.

İlköğretim öğrencilerine okulların verdiği ödevler artık işin tadını kaçırmakta, ödev olmaktan çıkıp işkenceye dönüşmektedir. Özellikle performans ödevleri velilerin kâbusu olma özelliğini sürdürmektedir. Performans ödevlerinde verilen notların karneyi de etkiliyor olması velilerin çocuklarıyla birlikte bu ödevi yapmasına neden olmaktadır. Hatta birçok aileler performans ödevlerini bizzat kendileri yapmakta veya çeşitli etüt merkezlerinden, öğretmenlerden profesyonel destek almak zorunda kalmaktadırlar. Çünkü verilen ödevler çocukların kapasitelerinin üzerinde olduğu gibi, çoğu ödevi yapmak için internetten destek almak gerekmekte. Öğretmenler, kendi çabası ile ödev yapmış olan öğrencileri takdir etmek yerine aileleri tarafından yapılan ve güzel olmuş ödevleri takdir etmekte, bu şekilde ödevini yapmamış öğrenciyi bazen sınıfta küçük düşürmekte ve düşük not vermektedirler. Bu durum evde aile ile öğrencileri karşı karşıya getirmektedir. Okulların verdiği bu performans ödevleri, öğrenciye bir ödev olmaktan çıkmış, velilere verilme niteliğine ulaşmıştır. Artık aileler, alınan düşük notları kendi zekâlarına hakaret olarak algılamaktadırlar. Çünkü verilen not, bir anlamda ailenin çabasına verilmiş sayılmaktadır.

Çocuklar oyun oynayabilsin

Performans ödevleri ile ne verilmeye çalışılmaktadır. Sistem artık amacından sapmıştır. Öğretmenlerin öğrencilere ve velilere karşı geliştirdikleri bir baskıya dönüşmüştür. Velilerde çocuklarına yardımcı olamamanın ezikliğini yaşamaktalar. İlkokula çocuğu giden birçok evde, çocuklara ödev yapmaları konusunda ailelerden yoğun baskı görülmekte.

Performans ödevlerinin yaşattığı bir diğer sorunda ödevlerin hep kes-yapıştır özelliğine sahip olmasıdır. Çünkü hazırlanan ödevler, kartonlara yazılıyor. Resimlerle süsleniyor. Artık veliler kartonlarla, yapıştırıcılarla, makaslarla boğuşmakta, ödevler için resim bulmaya çalışmakta, bulamazlarla internet kafelere uğrayıp renkli çıktı almak zorunda kalmaktalar. Evler, kartonlar ve materyallerle taşmaktadır.

Bu durum hem zaman kaybı ve hem de yoğun bir para kaybına yol açmakta.
İlköğretim çocuklarının tek sıkıntısı sadece performans ödevleri değildir. Diğer sıkıntı da verilen yoğun ödevlerdir. Çocuklar okuldan geldikten sonra yoğun bir şekilde ödev yapmakta ve buna rağmen verilen ödevleri bitirememektedirler. Özellikle hafta sonralarında çocukların tüm hafta sonları zehir edilmektedir. Aileler ile çocukları arasındaki en önemli diyalog “evladım ödevini yaptın mı? Ödevini yap” şeklinde oluyor. Birçok aile, ödevler konusunda ciddi yardımda bulunmamakta. Özellikle yoğun iş temposundan sonra ödevlerle boğuşmak tüm ailenin sağlığını bozmaktadır. Hele verilen ödevler, bilmedikleri konularda ise sıkıntı daha da artmaktadır. Ödevlerin internette araştırma gerekiyor olması, birçok aileyi internet abonesi olmaya itmiştir. İnsan sormadan edemiyor. İnternet firmaların Milli Eğitim bakanlığı ile gizli bir pazarlığı mı var? Ayrıca, öğrenciler internetten indirdikleri ödevleri okumadan öğretmene teslim ediyorlar. Ödevlerin hepsi birbirinin kopyası niteliğini taşımaktadır.

Milli Eğitim Bakanlığımızdan bu yanlışı bir an önce durdurması talebinde bulunuyoruz. Artık insanların böyle çile çekmesini engellesinler. Öğretmenler çocukları eğitsinler. Öğretmenler, yapacakları işleri velilere yüklenmesinler artık. Çocuklar, eve geldiklerinde tüm sosyal hayatlarını bitirip sadece ödevlere yoğunlaşmasınlar. Çocuklar, öğrenme ve ödevlerini okulda yapsınlar. Hatta ödev verilecekse her gün bir ders saati ödev saati olsun. Öğrenciler, ödevlerini öğretmenlerin kontrolünde sınıfta yapsınlar.
Çocuklarımıza ödev endeksli bir hayat sunmayalım. Onlar, yaşlarının gereği işlere de zaman ayırabilsinler. Oyun oynayabilsinler.

 Milat Gazetesi

Çekmeköy Oyun Grubu Çekmeköy İngilizce Anaokulu

“Performans ödevleri” için 4 Yorum

  1. leyla diyor ki:

    bu konuda bir arkadaşım öğretmeni ;kızı için onu azarlıyor kızınız okumayı öğrenemedi ödevlerini yapmıyor diye yakınırken ayrıca siz çocuğa neden öğretmiyorsunuz diye birde kızıyor arkdaşım dayanamayıp devlet sana öğretmen için maaş veriyor sen öğreteceksin ben değil…ben öğreteceksem kızımı neden okula getireyim diye tepkisini göstermiş yalnız bütün veliler tepki göstermek yerine , bayıla bayıla kabul etmektedir …çoğu arkadaşım bu durumdan iyice muzdarip maalesef sorun nasıl çözülecek hala belirsiz…

  2. selçuk kırtepe diyor ki:

    “Özellikle ilköğretim okulu öğretmenleri de artık işin kolayını bulmuş, yoğun ödevler vererek kendi öğretmelere gereken konuları velilere vermektedirler.
    Öğretmenler, yapacakları işleri velilere yüklenmesinler artık.”
    yukardaki cümleleri hariç diğer düşüncelerine katılıyorum. ödev olmadan, ek çalışma yapılmadan ve veli desteği olmadan çocuklarımızı bu canavar sınav sisteminde nasıl donanımlı hale getirebiliriz? eğer bunun pratik bir yolu ve yöntemi varsa, rica ediyorum onu da biz öğretmenlerle paylaşsınlar…..

  3. selim yildirim diyor ki:

    Ayşe hocam, ya yazıyı dikkatli okumadınız yada işinizin çokluğuna denk gelmiş. Yazıda öğretmen işi gücü olmadığından ödev verip duruyor demiyor ki. Sizinde angarya diye bahsettiğiniz performans ödevine yazıdada angarya deniyor ve bu ödevler gerekli ise okulda öğretmenle yapılsın diyor. Sizede kolaylık olmaz mı bu. Yoksa öğretmenin işi ile ilgili bir küçümseme falan yok. Sadece olaya öğrenci ve veli açısından bakılmış.Öğretmen açısından bakılmasıda başka bir yazı konusu olabilir.

  4. ayşe diyor ki:

    Milli eğitim kurumunda çalışan bir öğretmen olarak yukarıdaki yazıyı şaşkınlıkla okudum. Bu yazıyı yazan kişi kesinlikle ya sistemin çok dışında ya da milli eğitim öğretmenlerine kin ve nefretle dolmuş birisi olmalı. Hiçbir öğretmen performans görevini güle oynaya vermez. bu öğretmene sistem tarafından dayatılan bir angaryaddır. müfredat konularına göe yılın başında konuları verip daha sonra birçok kriteri bulunan bir ölçeğe göre bu ödevleri puanlandırmak ve bunu sadece bir zorunluluk olarak yapmak hiçbir öğretmenin işine gelmez. tam gün sistemli bir okulda saat 4te eve geldikten sonra dersine girdiğim 500 öğrencinin öevlerini bu kriterlere göre değerlendirip ölçek hazırlamak haftalarımı alıyor. bunun haricinde dersiçi performans için ölçekler, grup ödevleri için ölçekler, öğrencinin okuduğu kitapları sayfa sayısına kadar e okula işlemek, adey işlemleri yani öğrencinin sülalesindeki biri suç işlemiş mi diye dedektif gibi olayların peşine düşüp yine e okula işlemek, 3 gün gelmeyen öğrencinin yine kağıt işleriyle uğraşmak ve buna benzer sayamadığım kadar kağıt ve evrak işi. öğretmenlik artık dersten sonra kağıtlara boğulma işi. 15-20 yıl öncesini yaşayanlar bugünün öğretmenlerinden ve güncel haberlerden bihaber atıp tutmaya devam ediyorlar. uzaktan bakıp devlet öğretmenini iş yapmıyor olarak görenleri önce ilköğretim öğretmenlerinin yaptığı işleri öğrenmeye ve bilip bilmeden konuşmamaya davet ediyorum.

Yorum yapın