Pozitif Ebeveynlik için Tavsiyeler

22 Ekim 2015Anne-Baba-Evlat, Haberler11 Yorum »

ailePozitif bir ebeveynlik anlayışı, çocuğunuzla kurduğunuz iletişimin daha yapıcı ve verimli olmasına yardımcı olur.

İşte daha pozitif bir ebeveynlik için dikkat etmeniz gereken 

Siz çocuklarınızın rol modelisiniz:Çocuğunuz, nasıl davranması gerektiğini öğrenebilmek için sizi izler. Siz, onun rol modelisiniz; ona rehberlik etmek için kendi davranışlarınız kullanın. Yaptıklarınız, genelde söylediklerinizden daha etkilidir.

Çocuğunuza ne hissettiğinizi söyleyin: Davranışlarının sizi nasıl etkilediğini dürüstçe anlatın. Böylelikle kendi hislerini sizde görebilecek, tıpkı bir ayna gibi. Bunun adı empatidir ve çocuklar 3 yaşından itibaren empati kurmaya başlar.

İyi davranışlarını gözden kaçırmayın: Yani çocuğunuz hoşunuza giden bir şekilde davrandığında, ona pozitif geri bildirim verin. Örneğin, “Ne kadar da düzenli oynuyorsun. Oyuncaklarını masanın üzerinde tutman çok hoşuma gidiyor” gibi.

‘Seni duyuyorum’: Aktif bir şekilde dinlemek, küçük çocukların duyguları ile başa çıkmalarına yardımcı olmanın bir başka aracıdır. Sıklıkla üzülürler, özellikle de kendilerini sözcüklerle ifade edemediklerinde. Hissettiklerine dair tahminlerinizi tekrarladığınızda, gerginliklerinin azalmasına yardımcı olabilirsiniz.

 

Verdiğiniz sözleri tutun: Anlaşmalarınıza sadık kalın. Verdiğiniz sözleri tuttuğunuzda, çocuğunuz iyi ya da kötü, size güvenmeyi ve saygı duymayı öğrenir.

Müdahale ederken seçici olun: Çocuğunuzun yaptığı herhangi bir şeye müdahale etmeden önce, kendinize bunun gerçekten önemli olup olmadığını sorun. Talimatları, istekleri ve olumsuz geri bildirimleri minimumda tutarak, çatışma ve kötü hisler yaratacak olasılıkları azaltmış olursunuz.

Sızlanmalara karşı güçlü kalın: Çocuklar, sinir bozucu olmak istemez. Bir şey için sızlandıklarında pes ederek, onları daha fazla yapmaları için eğitmiş oluruz – niyetimiz bu olmasa da. ‘Hayır’, hayır demektir; tabii ki gerçekten kastetmediğiniz sürece söylememeniz gerekiyor.

Basit ve olumlu bir şekilde konuşun: Basit ifadelerle açık ve net talimatlar verdiğinizde, çocuğunuz ondan beklenileni anlar. Çocuklar, talimatları pozitif bir şekilde duyduklarında, düşüncelerini doğru yöne daha rahat bir şekilde yönlendirir.

Sorumluluklar ve sonuçlar: Çocuğunuz büyüdükçe, kendi davranışları söz konusu olduğunda daha fazla sorumluluk almasına izin vererek ona bu davranışların doğal sonuçlarını tecrübe etme fırsatını sağlayabilirsiniz.

Bir kez söyleyin ve devam edin: Bunu size söyleyecek sosyal olgunluğu olmasa da çocuğunuzun sizi ne kadar dinlediğini tahmin bile edemezsiniz. Söylenmek, eleştirmek sıkıcı ve işe yaramıyor. Çocuğunuz nihayetinde sizi duymazdan gelecek ve neden öfkelendiğinizi merak etmeye başlayacak. İş birliği yapması için son bir şans daha vermek istediğinizde, ona işbirliği yapmamanın sonuçlarını hatırlatın ve üçten geriye doğru saymaya başlayın.

mutlu aile

Çocuğunuzun kendini önemli hissetmesini sağlayın: Çocuklar aileye katkıda bulunmaya bayılır. Ailesine yardım etmede kendi önemli rolünü oynayabilmesi için ona yapabileceği basit ev işlerini tanıtın. Böylelikle kendini önemli hissetmesine ve eve yardımcı olmanın getirdiği gururu yaşamasına yardımcı olabilirsiniz.

Zorlu durumlara karşı hazırlıklı olun: Çocuğunuzla ilgilenmenin ve yapmanız gerekenleri yapmanın güçlük çıkaracağı anlar olacak. Bu zorlu durumları önceden düşünürseniz, çocuğunuzun ihtiyaçları konusunda planlı hareket edebilirsiniz. Aktivitelerde değişiklik yapması gerektiği zaman 5 dakika önceden uyarın. Ona, neden işbirliğine ihtiyacınız olduğunu anlatın.

Mizah anlayışınızı koruyun: Gerilimi ve olası çatışmaları önlemenin bir diğer yolu, mizah ve eğlence kullanmaktır. Ancak unutmayın, çocuğunuzu rencide edecek mizah işe yaramaz. Ebeveynden gelen alay, çocukları kolaylıkla incitebilir. Mükemmel olan, ikinizi de güldürebilen mizahtır.

ensonhaber.com

Okunma Sayısı : 4.218

ben için yorum yapın

“Pozitif Ebeveynlik için Tavsiyeler” için 11 Yorum

  1. fatma diyor ki:

    Sayın Uğur Dinç.Sayın Hüzün Gecesi.Sayın ….
    Öncelikle hassaiyetle yaptığınız yorumlar,verdiğiniz tavsiyeler için çok teşekkür edrim.Evet yazdıklerımı okuyunca kapalı kutu gibi yazmışım.Emir ikinci çocuğumuz 24 yaşında( hatta 4,5 aylık evli) bir de kızımız var.Şimdi oohoo ooo diyeceksiniz belki ama kızımla beraber büyüdüğüm için anneliği oğlumda yaşıyorum. 42 yaşındayım, eşimde 49. 25 yıldır evliyiz aslında iyi biri ile evliyim.Fakat fazla kendi halinde bir insan,onun herşeyi akışına bırakması, annesine,babasına ve bana herrr konuda güvenerek sorumluluklarını es geçmesi beni fazlası ile yoruyor ve üzüyor.Artık dayanamıyormuyum ya da farkındalıkla tanıştığım için yaşamamız gereken güzellikleri kaçırmak mı istemiyorum.
    Malum bahsettiğim gibi kayınvalidem ve kayınbabam da var hayatımızda her nekadar evlerimiz ayrı olsada ataerkil aile yapımız benim içimden geçenleri,yapmama müsaade etmiyor.İşte bunların birikimi beni çok üzüyor.En basitinden ,izin günümde oğlumu kapının önü parktır, oraya bile çıkarmam kayınvaldemle aramda sorun oluyor.Canım sıkkın olduğu için oğlumla da doğru ilgilenemiyorum,en basiti bu daha neleeeerrr.

  2. ben diyor ki:

    “niye böyle ezik ve çekingen ve sinirli oldun, ey utanmaz, halbuki ben seni o kadar sevmiş, üstüne titremiştim”. :( ne acı bir söz… bende çalışan, bir taraftan okuyan, oğlunu kreşe veren ve üstteki cümleyi bazen de olsa hayata geçiren biriyim maalesef. peki bu agresifliği nasıl yenicez? bu kalıtım gibi birşey; agresif anne-babaların, agresif çocukları… kısır döngüyü nasıl çözücez?
    hepinize yorumlarınız için teşekkür ederim ayrıca. içten ve düşünerek, vakit ayırarak yazdığınız için…

  3. Uğur Dinç diyor ki:

    Ayrıca pozitif anne babalıkta tutarlı olmak, bazan pozitif ana babalık yapıp başka zaman çocuğa -güya terbiye ve tedib adına- hakaretler yağdırmamak gerekir. Çocuğu şımartmak da büyük bir fecîadır, fakat bunun yolu çocuğa orantısız ceza ve hakaret değildir, suça göre ceza ve onun dışında güzel davranmaktır. Maalesef ülkemizde çocuğu terbiye etmek şu sanılıyor ki çocuk hakaretlerle sindirilsin, böylece psikolojik hasta olup bir daha sesini çıkaramasın.

    Reuters’dan buna dair bir psikoloji haberini kendi sitemde tercüme etmiştim, ama galiba siz burada linklere izin vermiyorsunuz, o yüzden püf noktasını alıntılamakla yetineceğim:

    Alıntı başı

    “Pozitif Ana-Babalık Bağırma ve Hakareti Telafi Etmez”

    Aynı anne, aynı baba veya anne babadan diğeri bolca şefkat ifade etmiş olsa bile, araştırmacılar şunu buldular ki sözlü olarak agresif olan bir anne veya babaya sahib olmanın aşikar zararlı tesirleri devam eder.

    Ve hem şefkatli hem de agresif olan bir anne veya babaya sahib olmak, bir gencin psikiyatrik sağlığı için şundan daha iyi değildi ki o anne veya baba sadece agresif olsun.

    Alıntı sonu

    Alıntıladığım son paragrafa dikkat edin. Birçok anne baba çocuklarına hem şefkat gösteriyorlar hem de haksız yere azarlayıp hakaretler yağdırıyorlar. Sonra da çocuklarına diyorlar ki “niye böyle ezik ve çekingen ve sinirli oldun, ey utanmaz, halbuki ben seni o kadar sevmiş, üstüne titremiştim”. Oysa bu araştırmaya göre çocuğunuza devamlı hakaret yağdırıyorsanız, başka zaman ona şefkat ve sevgi göstermenizin fazla bir yararı yok. Hiç sevmediğiniz hâlde bağırıp çağırmakla sevdiğiniz hâlde bağırıp çağırmak aşağı yukarı aynı tesire sahib! Gerçi o şefkatin belki başka faydaları oluyordur, ama çocuğun psikolojik sağlığı ve özgüveni bakımından bir faydası olmuyor, sık sık azarlama ve hakaretin yaptığı tahribatı bu bakımdan gideremiyor.

  4. fata diyor ki:

    Bu konuda pek başarılı olduğumu söyleyemem.8 yaşındaki oğlum Emir’im. 3 ve 4 yaşında kreşe gitti 5 yaşında ilkokula başladı şu an 8 yaşında ve her sene sorun yaşadık hala yaşıyoruz dersle hiç ilgisi yok, okulu hiç sevmiyor,öğretmenini hiç sevmiyor çalışan bir anneyim (özel sektörde)birbirimizi çok az görüyoruz babanne bakıyor onuda hiç sevmiyor.Psikolojik durumunun iyi olmadığını düşünüyorum konuşurken en ufak şeye bile ağlamak geliyor içinden.Ben birşey yapamıyorum .onun bu durumu beni çok üzüyor.İşin özü anneliği beceremiyorum,bu yazıyıda ağlayarak yazıyorum.Aklım yetiyor ama gücüm yetmiyor. :(

    • Uğur Dinç diyor ki:

      Çocuğunuzda dikkat eksikliği hiperaktivite (DEHB) olabilir veya hiperaktivite olmadan sadece dikkat eksikliği olabilir. Evet, hiperaktivitesi, zıpırlığı yoksa bile yine de dikkate eksik olabilir. Psikiyatrist ve psikoloğa götürürseniz faydası olabilir. Lakin dikkat ediniz ki her ne kadar onların yazdıkları kırmızı reçeteli ilaçlar -kafa yapsın diye fazla içilerek suiistimal edilmedikçe- zararsız olsalar da çocuklarda boy kısalığı yapmak gibi bir dezavantajları vardır maalesef. O yüzden bana sorarsanız, eğer çocuğunuzda bu durum varsa, ilaçsız “adaptasyon” usulleri denemeyi tavsıye ederim. Unutmayınız ki muhtemelen bütün çığır açıcı dahilerde, mesela Einstein ve Edison’da, dikkat eksikliği ve/veya hiperaktivite vardı ve okulda büyük sıkıntı yaşamışlardı. Tabii ki DEHB’li her çocuk dahi olacak değil, fakat dahilerle aynı kulüpte olmak da öyle üzülünecek bir şey değil.

    • hüzün gecesi diyor ki:

      Sayın fata,
      Evli ve çocuklu bir hanım değilim. Çocuk psikologu da değilim. Az çok benzer bir durumu yaşadığım için yardımcı olacağını umarak yazmak istedim. Ben de 1.5 yaşında iken anneanneme emanet edilmişim. Annem de sizin gibi özel sektörde çalışıyordu.Ben anneannemi seviyordum ve onunla hoş vakit geçiriyordum ama yine de aile gibisi yok. İlkokula başladığımda babam da yurt dışındaydı ve okula kötü bir başlangıç yapmıştım. İkinci dönem babam geldiğinde toparlanmaya başladım. Bir çocuk ne kadar zeki olursa olsun psikolojisi bozulmuşsa gerçek potansiyelini kolay kolay yansıtamaz kanısındayım. Eşinizden hiç bahsetmemişsiniz, hayatta mı değil mi bilmiyorum ;ama çocuğunuzun en çok ihtiyacı olan şey-eğer hayatta ise- “eşiniz ve sizsiniz”. Sevildiğini, değerli olduğunu hissetmeye ve anne babasıyla kaliteli zaman geçirmeye ihtiyacı var bence. Bir uzmandan destek almanızda yarar var ama en önemli faktörün ailesi olduğunu düşünüyorum.
      Siz de psikolojik açıdan yorgun düşmüşsünüz anladığım kadarıyla. Evli olmasam da ev ve iş arası koşuşturmanın ne demek olduğunu az çok biliyorum. Evladınıza yeteri kadar zaman ayıramadığınızı görmek içinizi fena acıtmış:( Biraz “soluklanmaya” ihtiyacınız var. İnşaAllah bu fırsatı bulabilirsiniz. Allah yar ve yardımcınız olsun.
      Daha önce bir dergide okuduğum ve bu sitede de yayınlanmış bir makale var.
      http://www.cocukaile.net/bir-insanin-anavatani-cocuklugudur/
      faydalı olur inşaAllah.

    • ... diyor ki:

      Sayın fata,

      Hüzün gecesi çok güzel noktalara değinmiş. Bende anne değilim ve çocuk psikolojisinden uzman olarak anlayan biri değilim. Yaşadıklarımdan ve gözlemlediklerimden size dilimin döndüğünce yardımcı olabilirim.

      3 yaşından itibaren kreş ortamında olması sabah erken saatlerde bir nevi okul ortamına gitmesi ve bunun her yıl devam etmesi onda okula öğrenmeye karşı bir tepki oluşturabilir.Bu yaşlar onun anne yanında ev ortamında kendi akranlarıyla tanışıp kaynaşacağı yaşlar.

      5 yaş bana ilkokul için küçük bir yaş geliyor çocukların bu dönem oyun oynama yaşı ve ödev sorumluluk yükleme konusunda yeterli kıvamda olmuyorlar. Yeğenimde 5,5 yaşında okula gitmek istemiyor ödev konusunda sıkıntı yaşıyoruz daha çok resim yapmak ve oyun oynamak istiyor. Erken yaşta okula başlamak çocuklarda okul fobisi oluşturabilir. Diğer bir konuda çocukların sağlıklı algılama yaşı ve çocuklarda algılama farklılığı. Ben bu yüzden ilkokul 1-2 düzeyindeki çocukların öğrenme okuma yazma hızının çok büyük sorun yapılmamasından yanayım.

      Diğer bir faktörde belirtmemişsiniz ama Emir ilk çocuğunuz mu? Kardeşi var mı? İlk çocuklarda genel anlamda bu sorun daha çok oluyor.

      Ben yaklaşık 5 -6 yaşına kadar babadan ve baba sevgisinden uzak büyüdüm daha sonraki yıllarda da sevgi görmedim aramızda hep bir mesafe ve babamdan kaynaklanan hep bir korku vardı. Ama şanslıydım ki dedem ve kalabalık bir ailemiz vardı. Annem ben ilkokula giderken çalıştığı için erken yaşta sorumluluk sahibi oldum 2.sınıfa giderken ev işlerini yapıyordum kardeşime de bakıyordum. Annemin sevgisi konusunda sıkıntım olmadı ama annem aşırı koruyucu ve panik yapıda olduğu için karakter yapım olumsuz etkilendi. Ben ilk tepkileri geniş aile ortamından ayrılıp çekirdek aileye geçtiğimde verdim. Huzursuz ev ortamından dolayı hem çok hırçın sinirli bir çocuktum hem de ürkek içe kapanık alıngan ve yeteneğini ifade edemeyen biriydim. Babadan yeterince şefkat ve sevgi görememem dış dünyaya güven sorunu yaşatırken annemin aşırı korumacı hali ürkek yapmıştı.

      Okulda da genel olarak çok başarılı bir öğrenci olmama rağmen dışa dönük biri değildim ve öğretmenlerin çoğuyla sorunlar yaşadım. Şuan idrak ettiğimde sorunun büyük kısmını çocuk ve ergen psikolojisinden anlamayan bizim zamanımızın öğretmenleri ve anne babalığı bilmeyenler oluşturuyormuş.

      Çok şükür yıllar sonra bu sorunlar atlatıldı ve yaşadıklarımdan gerekli dersleri aldım bedellerini ağır ödedim. Çok erken yaşta olgunlaştım ve iş hayatına aile sebebiyle erken yaşta atıldım ve bir taraftan da okudum. Dış dünyaya güven konusundaki sorunlar kayboldu. Gariptir çocukluktan kalan bir şey hala eylül ayı gelince içime bir sıkıntı düşer.

      Bugün çocuk davranışlarını gözlemlediğimde ve çocuk psikoloji ile ilgili yazıları okuduğumda yıllar öncesine gidip geliyorum.

      Çalışma sebebinizden sizden ayrı kalmasından dolayı bu tutumları sergileyebilir. Sizi özlüyor olabilir. Bunun altında birçok neden olabilir. Çocuğunuzun psikolojisini iyi anlamaya çalışın verdiği tepkiler okulu,öğretmeni babaannesini sevmemesi bir taraftan sevmek ve sevilmek konusunda sıkıntı yaşadığını diğer taraftan da dış dünyaya güven konusunda sorun yaşadığını gösteriyor. Şuan anlam kargaşası yaşayabilir. Sizi belirli zamanlarda görmediği için anne olarak başkasını da sizin yerinize koyamaz ve güvenemez. Anne ve veli olarak sadece sizi gördüğü için babaannesini sevmeyebilir. Gerekirse sorun öğretmenden kaynaklanıyorsa bazı öğretmenler soğuk insan fıtratından anlamayabiliyor öğretmenini değiştirin.

      Özel sektör ortamı anneler için daha ağır. Çocuğunuzun en büyük ihtiyacı sizin ve babasının sevgisi şefkati birlikte sizinle zaman geçirmesi ve henüz hiçbir şey için geç değil. Akşam onunla güzel zamanlar geçirin sizin sevginizi şefkatinizi hissettiğinde sorunlar aşılabilir.Hafta sonunu beraber aile ortamında muhabbetle geçirin. Çocuğunuzla çok konuşun onun ruh dünyasına derinliklerine inin ve sorduğu soruları cevaplandırınız. Gün içinde onunla telefonda konuşun.Kendinizi suçlamayın mutlaka her anne fiilen çocuğunun yanında olmak onunla vakit geçirmek ister ama şartlar bazen uygun olmuyor. Elinizden geldiğince onun yanında olduğunuzu hissettirin.

      Bir çocuğun en büyük öğretmeni annesi. Ahlakı kişiliği terbiyesi hayal dünyası onun yanında şekilleniyor.

      Said Nursi Hazretleri: “Ben bu seksen sene ömrümde, seksen bin zatlardan ders aldığım halde, kasem ediyorum ki, en esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi, merhum validemden aldığım telkinat ve mânevî derslerdir ki, o dersler fıtratımda, adeta maddî vücudumda çekirdekler hükmünde yerleşmiş. Sair derslerimin o çekirdekler üzerine bina edildiğini aynen görüyorum. Demek, bir yaşımdaki fıtratıma ve ruhuma merhum validemin ders ve telkinâtını, şimdi bu seksen yaşımdaki gördüğüm büyük hakikatler içinde birer çekirdek-i esasiye müşahede ediyorum.
      Ezcümle: Meslek ve meşrebimin dört esasından en mühimi olan şefkat etmek ve Risale-i Nur’un da en büyük hakikati olan acımak ve merhamet etmeyi, o validemin şefkatli fiil ve halinden ve o mânevî derslerinden aldığımı yakînen görüyorum.”der.

      • hasret diyor ki:

        Sayın fata
        Sayin fata
        Halinize üzüldüm Allah yardımcınız olsun..
        Aslında çözümü çok basit ..kendiniz bile ifade ettiniz.. “5 yaşındayken okula başladı ,okulu ,öğretmeni sevmiyor,okula gitmek istemiyor”..yazik değil mi o yavrucağa ..resmen işkence.. Sizi istemediğiniz bir yere zorla gonderseler nasıl olur? Empati lütfen..çocuğunuzu kaybetmeyin..çocuğunuzu okuldan alın..bir sene kaybı zarar olmaz tam aksine kazancı olur..

        Benim aralık doğumlu iki çocuğunda ben bunları yaşadım.. kızımı erken yolladım..sağolsun öğretmen ilgilendi,sınıf mevcudu 7 kişilik olduğu için çocuğumu okuldan almadim.ama çok sıkıntı yaşadım.. Herkes çabuk yazarken kızım yavaş yazardı.diğerlerine gore hep geriden gelir geç anlardi ve bu aslında normal bir şeydi.onun için ..ama sınıf düzeyi için geride sayılırdı zeki bir çocuk olmasına ,okula isteyerek gitmesine rağmen…

        Oğlum anasınıfına verdik 2 sene once istemedi..inanın zor yolluyorduk( ki ozaman 60 /66 aylık çocuklar okula başlayacak dendiği için yolladım..)sonra istemedi, agladi,cok sevdiği arkadaşlarını bile istemedi okuldan aldık..1sene sonra ana sınıfına isteyerek gitti..ve bu sene heyecanla 1.sınıfa gidiyor..şimdi oglum önden gidiyor..kizimda yıprandığım kadar sıkıntı çekmiyorum ..ama küçük başlayanlar hala aynı sınıfta ve fark ediliyor..

        Yani sonuç olarak çözüm çocuğunuzu okuldan alıp kendi yaşıtlarıyla birlikte yollamaniz olacaktır..geçen de bir arkadasimda sizin gibi 8 yasında kızı 4 sınıfa gidiyor.. Kadın öğretmenle konuşup kızıni bu sene okuldan alıp bir daha ki sene yollayacakmiş..yine bir başkası cocugunun sınıfta kalip yasitlariyla olmasi icin dilekce vermiş..

        Ben tecrubelerime dayalı sıkıntının ana nedenin böyle olduğu kanaatindeyim..ama aile içinde farklı sıkıntılar varsa bunu bir pedagogla gorusmeniz daha iyi olacaktır..

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Sayın Fata

      Sizde, sizin durumunuzda ki (çalışan, çalıştığı için çocuğunun başkalarının elinde büyümesine sebep olan anne) bir çok annenin yaptığı “DOĞRU YOLU BİLEN AMA DOĞRUYU YAPMAYAN, DOĞRU YOLDA İLERLEMEYEN İNSAN” SUÇU’nu işliyorsunuz.

      En kısa sürede bu suçu işlemekten vazgeçin. Sizi çalışmaya zorlayan şartlar, kişiler kim ve ne olursa olsun ÇALIŞMAYI BIRAKIN, çocuğunuza SEN BENİM İÇİN DEĞERLİSİN mesajını söz ile değil tercih ve davranışlarınız ile verin. Yavrunuza bakan babaannesi de olsa yavrunuzu YABANCI ellerden geri alın, ona sahip çıkın.

      Aksi taktirde yakın bir gelecekte çok pişman olursunuz.

      Çünkü, çocuğunuzun yaşadığı problemlerin temelinde görünürde bir anne ve babası olmasına rağmen “KENDİSİNİ ÖKSÜZ ve YETİM HİSSETMESİ” yatıyor.

      Kendisini öksüz ve yetim hisseden çocuk ise kendisine sığınacak, sahip çıkacak, değer verecek, sevecek yeni bir yer (yuva, kişi, grup, hizip) arar.
      Bu tür çocukların % 80 ise KÖTÜ EMELLERİ OLAN KİŞİLER ve OLUŞUMLAR için ilk hedeftir.

      AKLINIZ BAŞINIZA ALIN…

      • fata diyor ki:

        Sayın Uğur Dinç.Sayın Hüzün Gecesi.Sayın ….
        Öncelikle hassaiyetle yaptığınız yorumlar,verdiğiniz tavsiyeler için çok teşekkür edrim.Evet yazdıklerımı okuyunca kapalı kutu gibi yazmışım.Emir ikinci çocuğumuz 24 yaşında( hatta 4,5 aylık evli) bir de kızımız var.Şimdi oohoo ooo diyeceksiniz belki ama kızımla beraber büyüdüğüm için anneliği oğlumda yaşıyorum. 42 yaşındayım, eşimde 49. 25 yıldır evliyiz aslında iyi biri ile evliyim.Fakat fazla kendi halinde bir insan,onun herşeyi akışına bırakması, annesine,babasına ve bana herrr konuda güvenerek sorumluluklarını es geçmesi beni fazlası ile yoruyor ve üzüyor.Artık dayanamıyormuyum ya da farkındalıkla tanıştığım için yaşamamız gereken güzellikleri kaçırmak mı istemiyorum.
        Malum bahsettiğim gibi kayınvalidem ve kayınbabam da var hayatımızda her nekadar evlerimiz ayrı olsada ataerkil aile yapımız benim içimden geçenleri,yapmama müsaade etmiyor.İşte bunların birikimi beni çok üzüyor.En basitinden ,izin günümde oğlumu kapının önü parktır, oraya bile çıkarmam kayınvaldemle aramda sorun oluyor.Canım sıkkın olduğu için oğlumla da doğru ilgilenemiyorum,en basiti bu daha neleeeerrr.

        • fata diyor ki:

          Abdullah Bir ve Hasret Hanım tabiiki sizlere de çok teşekkür ederim yaptığınız yorumlar ve bana verdiğiniz kıymetli öğütler için.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Mutlu bir evliliğin reçetesi gayet basittir: Birbirinize karşı oldukça nazik davranın.” ( Marie France)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku