Ramazan’ın Çocuk Yanı- 11

14 Mayıs 2015Şebnem Nehir2 Yorum »

şebnem nehirSİYER ÖĞRETİMİ

Peygamberimizin hayatını öğretmek, Ramazan’daki şefkatini, cömertliğini, şükrünü anlatmak için çok ideal zamanlardayız.

Siyer etkinliklerini duygu çalışmaları ile birlikte yürütürseniz, konuları çift yönden desteklemiş olursunuz.

Duygu çalışmaları dediğimiz şu; bir olay anlatıyoruz ve öykü içinde karakterimizin bu sırada ne hissetmiş olabileceğini soruyoruz. Çocuğumuzdan kendisine önceden verdiğimiz üzgün, mutlu, korkmuş ve şaşkın yüzlerden en uygun olanını kaldırmasını istiyoruz. Hatta farklı duygu yüzlerini çubuklara yapıştırabiliriz.

Peygamberimizle ilgili minik bir olay anlatıp “Peygamberim şimdi ne hissetmiş olabilir”, diye soruyoruz. Elindeki duygu kartlarından uygun olanını gösteriyor. İsterseniz kart yerine maske olarak da yapabilirsiniz. Böylece maskeleri birlikte yaparken, bir yandan duygular hakkında konuşma fırsatınız olur.

Hayatımızdaki hemen her konuyu Peygamberimizle ilişkilendirerek, Onun üzerinden anlatmak, hayatımıza Peygamberimizi yerleştirmek için çok önemlidir. Biz sevgiyi, Peygamberimizle tarif ederiz. Öyle ya, bizim için en kutsal sevgi Allah ve Peygamber sevgisidir. Teşekkür etmek deyince Allah’a neler için şükrettiğimiz aklımıza gelir. Affetmek, Peygamberimizle anlam kazanır, merhamet Onun hayatıyla zihinlerimizde yer bulur. Biz değerler eğitimi, karakter eğitimi denilen ahlak konularını Peygamberimizle öğreniriz. Bizim için tüm bu ahlakî değerlerin en üstün noktası Odur çünkü. O halde, Peygamberimizin hayatını, doğumu, çocukluğu, peygamberliği, ilk Müslümanların çektikleri işkenceler, ilk hicret, bedir, uhud, hendek, hudeybiye… diye tarihi/ kronolojik bir sıralamadan ziyade, Peygamberimizin doğum mucizeleri, çocukluktaki edebi, gençliğindeki doğru sözlülüğü, gençliğinde giriştiği sosyal sorumluluk çalışmaları, kendini bir davaya adaması, İslam hassasiyeti, zorluklara karşı gösterdiği metanet, sabrı, cesareti, kahramanlığı şeklinde anlatmamız gerekmez mi? Tarihi sıralamaları çok iyi bilip yazılıdan 100 almak için siyer kitabını sular seller gibi ezberleyip yutan çocuğumuzun, arkadaşının arkasından konuşabiliyor olması, üzücü değil mi? Gözümüzün içine baka baka yalan söyleyebiliyor olması, Peygamberimizin hayatını hiç öğrenememiş olduğunun göstergesi değil de nedir? Siyer konularını tarihi sıralamadan kurtaralım, sevgili anneler. Çocuklarımıza tarih dersi anlatır gibi siyer anlatmayalım. Arkadaşlıktan bahsedelim. Peygamberimizin arkadaşlarından, sır tutmaktan, emanetten, güvenden söz edelim. Hem de öyle masaya oturtup ders işler gibi değil, laf arasında, oyun oynarken, yemek yerken… Ramazanda daha cömert oluşundan, Ramazanda hasta ziyareti yapışından bahsedelim. Peygamberimizi hayatımızın orta yerine davet edelim. Yemekte, oyunlarda, uykuda bizimle birlikte olsun. İftar soframızda bir tabak Onun için ayrılmış olsun. Her cümlemiz Onunla tamamlansın. Peygamberimiz olsa ne yapardı, ne hissederdi, sence ne söylerdi diyerek her fırsatta Onu düşünmeyi öğretelim çocuklarımıza. Bayram hediyelerimizi hazırlarken salavat kartları hazırlayıp paketlere koyalım, en güzel hediyelerimiz Peygamberimiz için olsun. Onu hissederek yaşayanlardan olalım…

RAMAZANDA SİYER ETKİNLİKLERİ

Peygamberimizin hayatını önce anlatıp sonra etkinlik yapmak yerine, etkinlikler içinde Ondan bahsetmek hep daha sıcak gelmiştir bana. Sanırım bunu daha doğal buluyorum.

Hemen her bulmaca yöntemini kullanarak siyer konularını işleyebiliriz. Peygamberimizin hayatından örnekler üzerinden duygu çalışmaları yaptığımız gibi, tarihi bilgiler üzerinden sayısal çalışmalar yapabiliriz. Böylece önemli tarihleri sıkmadan öğretmiş oluruz. Sayı yerleştirme bulmacası bu noktada yardımcı olacaktır. Kelime yerleştirme bulmacalarının sayı ile yapılanı diye tarif edebiliriz sanırım.

Sözcük avı bulmacaları, labirent bulmacalar, peygamberimizle ilgili kısa bir olayı ahlaki değerle eşleştirme, Peygamberimizin eşyalarını çizip onlarla örüntü oluşturma, alfabenin sayısal karşılığına göre düzenlenen bulmacada gizlenen hadisi bulma gibi çalışmalar yanında ilk vahyin gelişini anlatmak için dağ pastası, Peygamberimizin hicrette saklandığı mağarayı anlatmak için alüminyum folyolardan mağara yapabilirsiniz. Sandalyelerin üzerine geçirdiğiniz çarşafı isterseniz itikaf çadırı olarak, isterseniz Sevr mağarasını anlatırken kullanabilirsiniz. Peygamberimizin Medine’de misafir olacağı evi seçen devesinin deve şeklinde kurabiyelerini yapabilir, inleyen kütüğün hikayesini anlatırken bahçede uygun taşları toplayıp taş boyaması yapabilirsiniz. Dokunarak, hissederek, yaşayarak öğretebiliriz Rasulullahı. Yediğiniz bir meyvenin Peygamberimizin yaşadığı topraklarda yetişip yetişmediğini düşündürebilirsiniz.

Hırka-ı Saadet ziyaretinden önce eva veya yumuşak keçeden Peygamberimizin hırkasını, tuzlu bisküvi tariflerini uygulayarak hamuru şekillendirmek suretiyle asasını yapabilirsiniz. Ataçları veya teneke kutudaki meyve suları/gazozların açma halkalarını yelek şeklinde kestiğiniz kartona yapıştırarak Peygamberimizin zırhını oluşturabilirsiniz. “Sağ elime güneşi, sol elime ayı verseler, bu davadan vazgeçmem” diyen Peygamberimizi tanımaya vesile olması için ay ve güneş kurabiyeleri yapabilirsiniz. Bu konuyla ilgili duyusal çalışmalar da yapmak mümkün. Kartondan kestiğiniz ay ve güneş şekillerini karışık olarak masaya koyun. Çocuğunuzun gözlerini bir mendille kapatın. Eline aldığı şeklin ay mı güneş mi olduğunu söylemesini isteyin. Araya başka şekiller de yerleştirebilirsiniz. Hatta oyunu biraz daha eğlenceli hale getirmek için süre de koyabilirsiniz.

Hareketli ve yerinde duramayan bir çocuğunuz mu var. O halde ona Peygamberimizle ilgili minik bir soru sorup takla attırın. Penaltı vuruşlarından önce bir minik soru, şut ve gol… Her yerde, her oyunda, her şekilde siyer öğretebilirsiniz. Özellikle Ramazanda…

 

Okunma Sayısı : 3.824

Yorum yapın

“Ramazan’ın Çocuk Yanı- 11” için 2 Yorum

  1. kadriye öztürk dedi ki:

    sanırım bunu yazan sayın yazar evde başka yapacak hiçbir iş olmadığını sanıyor yada tek bir çocuk var bütün ilginin ve zamanın ona yönlendirildiğini yada ev işleri için günlük ve düzenli bir yardımcı geldiğini annenin de tüm zamanının çocuğa kaldığını ben okurken bile bunları hangi işin arasında yapılacağını düşündüm evet peygamberimizi anlatmak elbette güzel ama bu kadar ütopik bir yolla çok zor selametle..

    • tugbaakbeyinan dedi ki:

      kadriye hanım bu yazılar anne babalar hepsini yapsın diye değil, bir şeyler yapmak istediklerinde fikir olsun diye yazılıyor. bu nüansı atlarsanız dengeyi de atlamış olursunuz.

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"Sevgi ile , bulanık ve tortulu sular arı ve duru hale gelir." (Mevlana)

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku