Ramazan’ın Çocuk Yanı-6

25 Mayıs 2015Şebnem Nehir1 Yorum »

şebnem nehirRuhun Gıdası Kuran ve Hadis

“Çocukluğumuzun Ramazanları, bize cenneten fragmanlardı sanki. İncir, üzüm ve benzerleri, cennetten yemişler gibi orucun eliyle sunulmuştu bize.”

Sezai Karakoç’un 1983’te Diriliş’teki yazılarından alınan şu iki cümle, çocuklukta tohumları ekilen oruç sevgisinin, yetişkin dönemde meyve vermesinin en güzel örneği gibi gelmiştir bana. Yazar, alim, edib ve evliyaların çoğu, kendi iman güçlerini çocukluğa dayandırmışlardır. Bu durum, çocuklukta inşa edilen muazzam bir inanç dünyasının bizim sorumluluğumuzda olduğunu açıkça gösteriyor.

Şimdi sokaktan çevirsek bir ebeveyni, çocukluk döneminin önemini uzun uzadıya anlatır. Kimi süslü kişisel gelişim bilgilerini konuşturur, kimi eğitim kitaplarından cümleler söyler, hiç olmadı televizyondan ezberlediklerini aktarır. Bunca bilgiye rağmen, hala çocuklarımıza Kuran ve Hadis sevgisini aşılayamıyor oluşumuz, garip değil mi?

Kuran ve Hadis, iki dünya saadetinin üzerine bina edildiği, birbirinden koparılması imkansız temellerdir. Biz Müslümanlar her türlü işimizi Kuran ve Sünnete uygun olarak yaparız, yapmalıyız. Dini yaşamak elbette ki Kuran ve Sünnetsiz düşünülemez. Ancak benim burada kasdettiğim ve özellikle vurgulamak istediğim husus, sosyal hayatın da Kuran ve Sünnet temelli olması gerektiğidir. Her türlü bilimsel çalışmada, sosyal aktivitede, pozitif ilimlerde de Kuran ve Sünnet odaklı yaşanması durumunda, dinin hayatın her anında var olduğunu hissedebileceğiz. O halde önce Kuran, hemen ardından da Hadislerde geçen ilim ve hikmeti kovalamalı, yitik malımız olan hikmeti ele geçirmek için var gücümüzle çalışmalıyız. Bütün bunlar olduktan sonra ancak, çocuklarımıza faydalı olabiliriz.

Zira “oruç çok iyi bir şeydir yavrum” cümlesinden daha fazlasını sergilemek durumundayız. Unutmayalım ki doğdukları andan itibaren hiçbir iletişim becerisine sahip olmayan bebekler, tüm güçlerini anneyi incelemeye harcarlar. Söylediklerini anlamadığı için annenin kaşı, gözü, bir minik dudak hareketi bile bebeklerin radarına yakalanır. Müthiş bir empati becerisi sergileyen ve kısa zamanda annenin streste, hüzünde, mutlulukta salgıladığı kokuyu ayırt edebilir hale gelirler. Buradan varacağım sonuç şu ki, çocuklarınızı kandıramazsınız sevgili anneler.

Sizin kalbinizde Kuran ve Hadislerin yeri ne kadarsa, çocuklarınıza aktaracağınız da ancak o kadar olacaktır. “Ben öğrenemedim, yavrum öğrensin” mantığını geride bırakalım ve biz de öğrenmeye başlayalım. İlim ve ibadet için gün içinde müsait zamanlarımız olacağı yanılgısından kurtulalım. Bizim ayaklarımızı uzatıp, elimize yorgunluk kahvemizi alıp, aklımızda hiçbir iş olmadan, akşamki yemeği, reklamlardaki kahve ve çimen lekesini aratacak kadar kire batmış halde oyundan gelecek çocukları, işten dönen efendiyi düşünmeden geçireceğimiz günlerimiz, haftalarımız, aylarımız olmayacak. Böyle bir saati bulursak öpüp başımıza koyacak, muhtemelen o bir saatte de daha önce hiç yapılacak işleri düşünmeden geçirdiğimiz bir vakit olmadığı için ne yapacağımızı bilemeyerek şaşırıp kalacağız. İşte tam da bu yüzden, gün içinde uzun müsait zamanlar beklemek yerine, beş dakika, on dakika, on beş dakikalarımızın kıymetini bilelim. Masada açık duran ilmihal kitabından git gel bir satır okusak kâr olacaktır. Başına oturup kağıt kalem elde not alacağımız zamanları beklerken ömür geçer, o açılmayı ve not alınmayı bekleyen ilmihal kitabının şirazesi bile sökülür. Biz Kuran ve Sünnete on dakika ayırırsak, çocuklarımız daha fazlasını yapacaklardır. Bundan sonraki etkinlik ip uçlarım, Kuran ve Sünneti nasıl sevdirebiliriz, hissettirebiliriz konusu üzerinde olacak inşallah…

Okunma Sayısı : 2.224

Yorum yapın

“Ramazan’ın Çocuk Yanı-6” için 1 Yorum

  1. Ahmet Doğan dedi ki:

    Kur’an ve Sünnetin hayatımızın her anında ve her halinde olması gerektiği gerçeğini çok güzel bir biçimde ifade etmişsiniz Tuğba hanım. Kur’an ve Sünneti teşvik ettiği niz için size çok teşekkür ediyorum.

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"Sizin en hayırlınız, ailesine iyi davrananızdır. Çünkü ben ailesine en iyi davrananınızım . (Hadis-i Şerif) "

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku