Savunma ve Saldırı (Evlilik Okulu 19.Ders)

08 Nisan 2013Evlilik Okulu97 Yorum »

Evlilik okulu derslerimize devam ediyoruz. “15. Ders Hazineni Anahtarı” dersimizde eleştiriden sakınmak ve eleştirildiğimiz zaman dikkat etmemiz gereken davranışları yazmıştım. Önemine binaen daha sonra genişçe işlemek için o konuda kısaca geçtiğimiz eleştirildiğimizde savunmaya geçmek konusunu ile derse devam edelim. Sadece eleştirildiğimizde değil, eleştirinin kokusunu alsak savunmaya geçiyoruz.

Neden savunmaya geçeriz? Nefsimize temize çıkarmak için, haklı olduğumuzu ispat etmek için…”Yaptıysam sebeplerim vardı, ben kötü değil iyiyim.” İyi olduğumuzu ispat etmek için niçin kendimizi bu kadar çok paralıyoruz. Eşimiz ahmak mı bizi tanımıyor mu? Ya da gerçekten çok hatamız olduğunu biliyoruz da savunmaya geçerek onları mı kapatmaya uğraşıyoruz?

Söz altında kalmaktan mı korkuyoruz? İncinmekten. Aman nefsimizi koruyalım, kimseler dokunmasın. Sanki dünyaya melek olarak hatalardan beri olarak geldik. “Hatalıydım” demek ne kadar ağırımıza gidiyor. Yok yok hatayı kabul edemeyiz. O halde geriye savunma ve saldırı kalıyor. Sevdiğimizin gözünden düşmek pahasına da olsa.

Hele günümüzde kadınların çoğu fazlasıyla savunma psikolojisi içindeler. Kadınlar medya tarafından sürekli olarak “Kadın güçlüdür, sakın kendini ezdirme” diye kışkırtıldığı için mi bilmiyorum hep savunma halindeler. Kendilerini, ailelerini, çocuklarını, yaptıklarını, işlerini…savunup duruyorlar.

Dışarısı için bile bu kadar savunma kadını saldırgan yaparken kocaya karşı bu savunma niye? Hanımlar beylerinin bir sözünün karşısında sussa o sözün altında kalır, ezilir, ölürüm zannediyorlar galiba. “Eşim beni ezmeden ben onu ezeyim” diye garip bir savunma durumu içinde olan çok kişi var. Haklı da olsalar haksız da olsalar.

Konuyu biraz açalım.

Mesela: Akşam 6 da bir yere gitmek için sözleştiniz ve kocanız tam vaktinde sizi almaya geldi aşağıda bekliyor; fakat 6 çeyrek oldu hâlâ hazır değilsiniz. 6 buçukta indiğinizde eşiniz söyleniyor.

“Bir gün de bekletme, bir gün de vaktinde hazır ol da beni şaşırt.”

(Bir erkek okurum, sokaklara erkekler için hanımlarını bekleme odası yapılmasını talip ediyordu:)) Beklemek için harcadığı zamanı daha verimli geçirmek ve sinirlenmeden beklemek için.)

Kocanız haklı mı haklı? Adam saat vermiş, siz de tamam demişsiniz, o saate hazır olmak gerekiyordu.

Siz haklı mısınız? Birazcık. Komşunuz aniden kahve içmeye gelmeseydi, işlerinizi daha erken bitirebilirdiniz. Tam hazırlanmaya başlamışken anneniz aramasaydı geç kalmayacaktınız. Oğlunuz acıktım diye tutturmasaydı çoktan hazır olacaktınız. Ya da ne giyeceğinize çabuk karar vermiş olabilseydiniz kocanızı bekletmeyecektiniz. Velhasıl kocanızı bekletmek için özel gayret sarf etmiyorsunuz, sizinde haklı sebepleriniz var. Fakat esas haklı olan kocanız. Bu durumda bile savunmaya geçip haklı çıkmaya çalışmayın. “Şu oldu da bu oldu da bu yüzden geç kaldım ne sinirleniyorsun, boş yere canımı sıkıyorsun, senin gibi ceketimi alıp iş yerinden çıkmadım da…” Bütün bu sözcükler gereksiz.

Bütün bunların yerine nazikçe “Haklısın canım, beklettiğim için özür dilerim.” demeniz yeterli. Eşiniz neden geç kaldığınız sorarsa (ki erkekler genellikle sormazlar) o zaman sebebini açıklarsınız. Kelime israfı yapıyor, boş yere birbirimizi kırıyoruz.

Haklılık mı mutluluk mu? Mutluluk elbette. Adam sana “haklısın çok önemli mazeretlerin varmış” dese ne olacak sonu tatsızlıkla bitecekse.

Savunma genellikle tartışma çıkarır ve savunmanın sonu saldırı şeklinde biter. Konuya şu cümlelerle devam edebilirsiniz.

“Senin derdin benimle, beni beklemek zoruna gidiyor. Geçen gün anneni almaya gittiğimizde bizi tam bir saat bekletti gıkın çıkmadı. Tabi beyefendinin anası bir tarafa dünya bir tarafa.” (Anasını niye karıştırıyorsun şimdi ne alaka) Koca daha da çok sinirlenir.

Başka bir misal: Yeni bir ayakkabı aldınız. Kocanız bütçede hesap etmediği bir masrafı görünce söylenmeye, ödeyeceğiniz taksitleri saymaya başladı.

“Elli tane ayakkabın var, ne gerek var şimdi buna?”

Evet elli tane abartı ama en az bir beş ayakkabınız vardır. Erkeğe bir ya da iki ayakkabı yettiği için ikinin üzerindeki sayı elliye yakındır.

Başladınız savunmaya ve sonrasında saldırıya geçmeye.

“Böyle bir ayakkabıya ihtiyacım vardı. Her aldığımı zaten burnumdan getirirsin. (Emin misiniz her aldığınızı mı yoksa ona göre israf olanı mı?)

“Kaliteli ürünleri ucuza vermiyorlar. Sana kalsa bit pazarından almam gerek tabi ben ona layığım değil mi?” (suçlama, sitem)

“Beş yıl öncede Ayşe’nin düğününde aldığım kıyafeti pahalı diye burnumdan getirmiştin.” (Tarih bilginizi ortaya dökmeye gerek yok, belli ki hafızanız güçlü)

“Sen geçen hafta şuna şuna gereksiz para harcarken, ailene para gönderirken taksitleri düşünmüyordun da benim ihtiyaçlarım mı gözüne battı?”  (Yine ailesi…)

Bunlar gereksiz, yıpratıcı sevgiyi öldüren cümlelerdir. Almışsınız zaten ayakkabıyı. Susun boynunuzu büküp oturun, eşiniz de azıcık söylenip rahatlasın. İnsan bu kadar da birbirinin nazını çekmez mi? Onun yaptığı harcamaları sayıp saldırıya geçmenin bir mantığı yok ki.

Beşinci ayakkabınızı değil de daha da önemli, gerçekten bir ihtiyacınızı da almış olsanız savunma ve saldırıya geçerek iyi bir yere varamazsınız.

Onun ne kadar cimri ya da düşüncesiz bir adam olduğunu ispat etmeye çalışarak ne elde edeceğinizi düşünüyorsunuz? Sizi daha çok seveceğini mi? Size daha çok değer vereceğini mi? Oysa onun cömertliklerini söyleyip takdir etseniz sizin için bir şeyler yapma isteği artacaktır.

Erkekler pek savunmaya geçmezler. Haklı çıkmak için uğraşmazlar. Suçlandıkları zaman ya cevap vermezler ya da saldırı cümleleri ile konuşurlar. Siz ailesine laf söylüyorsanız o da sizin ailenize ağır bir cümle kurabilir ya da susup içinden söver. Fakat ikisi de hiç hoş durumlar değil. En güzeli çok konuşarak, eleştiri yapmak ya da savunmaya geçmek değil, tartışmaya sebep durumlardan kaçınmak.

Hanımlar! Bir tartışma çıkacağı zaman kokusunu alıp üstüne atlayıp “nasıl olur da haklı çıkarım eşimi sustururum” diye düşünüp kafanızı yoracağınıza (bu durumda eşiniz sizden nefret edecektir) nasıl ortamı yatıştırırımın çaresine bakmam gerek. Duruma göre “tamam canım, peki, olur, özür dilerim, haklısın… demek ya da susmak (surat asmadan, kibar susmak, Allah belanı versin ifadesi ile susmak değil.) en akıllıca olanı.

Bir de bunun kayınvalideye, görümceye, eltiye laf yetiştirmek meselesi var ki o konulara girersek içinden çıkamayız. Sadece şunu söyleyeyim ki dünyaya bu kadar basit meseleler için gelmedik. Birisi arkanızdan konuşuyorsa kendi düşünsün Allah’a nasıl hesap vereceğini. Bir eleştiri geliyorsa da savunma psikolojisi içine girmeden cevap vermek en doğrusu.

Herkesin ne dediğini çok dert ediyoruz ve her şeye kırılıyoruz. Alınganlık kibir alametidir. Hem arkadaşlık ilişkisinde hem evlilik ilişkisinde çekilir dert değildir.

Geçen aylarda e-posta gelmişti bir hanımdan. “Kocam kavga ettiğimiz zaman ‘sana çocuklar için katlanıyorum’ diyor tabii ben de bu sözünün altında kalmıyorum gereken cevabı veriyorum.” yazmıştı.

Kal bacım, sen o sözün altında kal. Korkma ezilmezsin. Cevap verme. Bak o zaman kocan söylediğine pişman olacaktır. Sen konuştukça söylediği hiç bir şeyden pişmanlık duymayacak daha fazlasını hak ettiğini düşünecektir.

Evler adliye değil. Kimse avukatlık, savcılık yapmaya kalkmasın.

Erkekler çok konuşup kadınları ilgilendiren ev işi, temizlik, yemek gibi detay isteyen iç işlere karışmasınlar, kadınlar ise haklı da olsalar savunma ve saldırıya geçip kocalarını da kendilerini de yormasınlar. Sevgi ve muhabbet tartıştığımız her şeyden daha kıymetlidir, ıvır zıvırlarla tüketmeyelim.

Kadın olsun erkek olsun ne kadar çok susarsak o kadar çok karlı çıkarız. Gereksiz yere birbirimizi kırmayız, sevgimizi öldürmeyiz, omzumuzdaki melekleri yormayız. Dünyada mutsuz olmayız ahirette de kendimizi yormayız. (Ağzımızdan çıkan her cümlenin hesabını vereceğimiz için.) Velhasıl laf yetiştirmek, eşini susturmak zeka işi değil; asıl zeka nerede susacağını nerede ne konuşacağını bilmektir.

Ödev:  Hanımlar nefsiniz dahil kimsenin kışkırtmasına gelmeyin; aile muhabbetini her şeyin önünde tutun, savunma ve saldırıdan uzak durun.  Beyler de sabırlı olun, hemen kızmayın; hanımınız savunma haline geçtiğinde konuyu uzatmayın, yatıştırıcı bir cümle ile sözü tatlıya bağlayın.

Not: Geçen haftaki yazı ile ilgili konuyu tamamlayıcı bir link ekledim yazının sonuna. Konu ile ilgilenenlere “Tehlikle Yol” yazısının sonuna bağlantısını eklediğim Sayın Osman Arpaçukuru’nun Hadis alanında ödül alan Yüksek Lisans tezini okumalarını tavsiye ederim.

 

Okunma Sayısı : 15.448

Yorum yapın

“Savunma ve Saldırı (Evlilik Okulu 19.Ders)” için 97 Yorum

  1. abc / hanım diyor ki:

    ha şunu da belirteyim kadınlar genelde erkeklerin kaçındığı şeylerden dolayı geç kalır. erkek giyinir çıkar, kadın kendi giyinir, çocukları giydirir, evde vanayı, ocağı, kapıyı, pencereyi ne bileyim kontrol eder. ha bütün bunlara rağmen bu da esasen bir önyargı olabilir. bizim evde vanaları bilmem neiyi kontrol etmek dahil işleri de yaparım ama genelde kapının önünde bekleyen ben olurum. adalet lütfen biraz adalet. bu insanın değil Allah’ın hakkını gözetmektir.

    Allah insanlar arasında ne yazık ki çoğu insanın hikmetlerini görebilecek ferasete sahip olmadığı farklılıklar yaratmıştır. erkek kadın şöyle dursun hiç bir insan diğerinin aynı değil. ha sizin sandığınız gibi basma kalıp ifadeler açıklanabilir farklılıklar da değil. bu farklılıklar kimseye üstünlük vermez zira üstünlük takvadadır. erkeğin rabbi Allah’tır, Kadının da Rabbi Allah’tır. bir kulunun hakkını ötekine yedireceğini mi sanıyorsunuz. insanlar ne komikki başarılı bir kadın görseler ne kadın ama erkek gibi derler; her halde böyle bir başarıyı kadınlık cinsiyetine yakıştıramazlar. halbuki ne kötü bir durumdur. hayır efendim erkek gibi falan değildir. allah onu öyle yaratmıştır, sonuna kadar kadındır. ne yani Allah’ın yaratmasından şüpheniz mi var. Allah isteseydi onu erkek olarak da yaratırdı. Al-Hamdolillah ki üstün meziyetleri erkeklerin tekelinde yaratmamış. ha kadınları baskılayan ataerkil topluluklar onların bu potansiyellerinden faydalanmalarına ve başkalarını faydalandırmlalarına engel olmuşlarsa elbette bunun hesabını verecekler.

    • Asu diyor ki:

      Hanim edendi bu hadisi serifi nasil acikliyorsunuz?

      “Eğer bir kimsenin bir başkasına secde etmesini emretseydim, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim ve eğer bir erkek karısına kırmızı bir dağdan siyah bir dağa ve siyah bir dağdan kırmızı bir dağa taş taşımayı emretseydi, uygun olan, kadının bu emri yerine getirmesidir. ” (Kütüb-i Sitte, 652)

  2. abc / hanım diyor ki:

    bu ne kadar adaletten uzak taraflı bir yazı. tabii ki haksız olan taraf kendini savunmasın. ama bu sadece kadınsa değil. aynı zamanda bir erkekse de. en basit örneği kendimden verebilirim. eğer yaptığım bir işte haksızsam çok kısa sürede gidip özür dilerim. bunu da bir aşağılama değil erdem sayarım. ama eşim kendi haksızlığını haklılık olarak kabul ettirmek için bana da kendine de her türlü eziyeti yapar. ama sonuç da aklıselim düşündüğünde gene gelip özür dilemek zorunda kalır. ayrıca her insan biraz da hoşgörülmeyi hak eder. ne yazık ki işler sizin sandığınız gibi değil. bu tip yazıları yazdıkça sanmayın ki aile ilişkileri düzelecek. tam tersi. bugün kadınlara sen hep haklısın, güçlüsün mesajı pompalanıyorsa(tabii ki de ben de desteklemiyorum) bilin ki bu geçmişte aşırı haksızlığa uğratıldıklarından, kendilerine çok yüklenildiğinden. oysaki adalet her şeyin çözümüdür. eğer erkekle kadın arasında adaletle muamele yapılsaydı toplumdaki öğreti yüzünden bir erkek kendisini aynı sizin dediğiniz gibi doğuştan hatalardan beri sanmasaydı eğer bir kadında daima aşağılanmaya maruz kalmasaydı nefsini aşırı düzeyde koruma gereksinimi hissetmeyecekti. o evlilikte adalet hakim olacaktı. bir insan kadın da olsa erkek de olsa belirli düzeyde nefsinin yani şerefinin ve haysiyetinin korunması haktır. Hz. peygamber derki “kabe kutsaldır ancak insan onuru daha kutsaldır.” yani şunu diyim bu yazıyla ne yazık ki hedeflediğinize şeye ulaşamazsınız. Allah’ın yarattığı sisteme aykırı. eğer biraz Allah’ın mesajını anlamaya çalışırsanız.

  3. Merve diyor ki:

    Merhaba. On beş dakika önce yazılarınıza rastladım canım cok sıkkındı google a yazar yazmaz karşıma çıktı site ve o kadar iyi geldi ki bana anlatamam hele de bu yazınız. Tek kelimeyle kendime biraz daha yaklaştığımı hissettim. O kadar güzel özetlemişsiniz ki herşeyi o kadar güzel etkiliyor ki insanı hayran kaldım. Çok teşekkür ederim gerçekten çok hayırlı şeyler yazıyorsunuz cok yardımcı oldunuz devamının gelmesi dileğimle :)

  4. erdal diyor ki:

    İnanınki bu yazıyı simdi okudum ve hickiriklara boguldum.ben 2 aydir esimden ayriyim.3cocuk verdi rabbim bana.2 cocugum yaniimda digeri annesiyle beraber 15 yillik evliyim.esim 14 kez evi terk etti.cok seviyorum onu ama kayin validem. ve baldizim ne zaman evime geldilerse esim onlar gittikten 1ay sonra gidiyor.her gece agliyorum.ailem esime kizsa bile hakli bbile olsalar seni sevmiyo artik onu unut deseler bile laf soyletmiyorum esime.cok sevdim onu.baldizim.3 evlilik yspti su an. 4.nisanli ve nidanlisinin kardesiylede esim evlenecekmis.baldizim msj atti bana.dayanamiyorum.esim zaten hic konusmuyor benle.icim co aciyorr doktorum.cooooook.

  5. zeynep diyor ki:

    Susmak bazen bir cozum olabiliyor ama hep susan depresyon hastalari tandigim bayanlar da ver. Tamam evliliklerini korumuslar ama depresyon arti diger hastaliklar da cabasi. Hos bosansalar da belki depresyona gireceklerdi. Lakin susmak yerine dogru davranmayi ve dogru iletisim kurmayi orneklemek daha mi yerinde sanki karar veremedim.

  6. mihrimah diyor ki:

    şurdaki yorumlara bakın yaa .sanki sema hanımdeğlde burdakiler yazar konu nerden nereye gitmiş ayrıca necmettin bey sizde erkeklerin feminist versiyonusunuz.:)kadın düşmanlığı artık literatürde adı neyse..

  7. Necmettin diyor ki:

    Burda hedef şaşırtma ve herşeyi ona bağlamayın diyerek feminizm’i var gücüyle savunan bayan yorumcular ne yaptıkları bilmedikleri malum. Kadın haklarını savunmanın feminizm’le karıştırtıkları cok aşıkar. Biz yinede tekrar bir hatırlayalım şu bizim dindar hanımların hadisleri yok sayıp kur’an ayetlerini bile yeniden yorumlama gafleti ile desteklemeye calıştıkları feminizm zihniyetini:

    Feminizm ne demektir?

    1. Feminizm kökü ateist varoluşculuk fikrine dayanan bütün geleneksel değerlere karşı olan bir ideolojidir. Son yıllarda ana hedef’i olarak Islam’ı secmiş ve Batı dünyasında en fazla anti-Islam faliyetleri düzenleyerek ön plana cıkmıştır. Buna son Avrupada camiiler önündeki cıplak protestolar gibi yıllardır müslüman hanımları devşirerek kendi özüne savaş actırması (mesela Almanya’da Türk asıllı feminist sosyolog Necla Kelek gibilerin Islam’a hakaretleri) demektir.
    2. Ülkemizde ekonomik özgürlüğünü eline aldıktan sonra övünerek kocasını boşayıp hem cocukları ele gecirip eski kocasını ömür boyu süründürerek sömürüp kendisi evlenmeyip gayri-meşru ve gayri-ahlaki ilişkilerle hayatını sürdüren bilhassa büyük şehirlerde gittikce yaygınlaşan ve toplumumuzun ahlak DNA’sını dinamitleyen bir dul kadınlar zümresi oluşması demektir.
    3. Bitmez tükenmez kışkırtmalarıyla ve erkek müdürlerin metres merakına dayanan desteğinide arkasına alarak kadınların bizim gibi gayri-islami calışma şartları olan bir ülkede illada kariyer etmek icin istihdama katılması diye dayatma ve böylece milyonlarca erkeğin iş ve maddi imkanlar bulup yuva kurmasını engellemek demektir.
    4. Bu maddi imkanlardan yoksun evlenemeyen erkeklerin meşru yollardan cinsel ihtiyaclarını giderememesi ve ülkemiz bu yüzden onbinlerce hem yerli hem yabancı bayanların calıştığı ve tükenmez bir ic talebin olduğu dünyanın en büyük fuhuş merkezi haline gelmesi demektir.
    5. Dinimizce ve her türlü insani değerlendirmeye göre kesin cinayet olan kürtajın bile muhafazakar bir iktidara rağmen yinede yasaklanamaması demektir.
    6. Ülkemizde son 10 yılda 1 milyon boşanmanın ve tarif edilemez dramların ve bir daha iyileşmeyen ve cocuklarda hayat boyunca süren yaralar ve acılar yaşanmasına rağmen hala kadınları medeni cesaret gösterin diye boşanmaya teşvik etmek ve boşanma rakamların yükselmelerine sevinerek “zalim ataerkil düzenin” yıkılması demektir.
    7. Allahın verdiği fıtrak farklılıklarını yok sayarak cinsiyet rollerin yok olmasını ve eşcinselliğin bütün dünyaya yayılması demektir.
    8. Kadına doyumsuz cinsel özgürlük getirerek ülkemizde her gün tekrar tekrar şahit olduğumuz kadının zina yarışına girmesi demektir.
    9. Hem erkeğin hem kadının gayri-meşru ilişkilere yönlendirmesiyle böylece 1000 yıldır Islam toprağı olan ülkemizde gercek anlamda islami hayat ve düzenin engellenmesi demektir.

    Listede daha cok örnek var.

    Soruyorum şimdi kalbinde az da olsa imanı olan bir müslüman böyle bir zihniyeti savunabilirmi?

  8. Nurgül diyor ki:

    Sema maraşlı hanım efendi yeni okumaya başladım sizi. Kitaplar muhteşem meğer hepimiz gizli feministmişiz. Kadın erkek herkez okusa da ülkemde hiç boşanmalar mutsuz aileler olmasa. Başarılar

  9. Necmettin diyor ki:

    Bu siteyi yeni takip ediyorum. Ilk başta Sema hanımın yazılarını okuduktan sonra cok sevindim ve sonunda ülkemizde hızla cözülmeye başlayan aileyi kurtarmaya calışan ciddi biri var diye umutlanmıştım.

    Fakat buradaki bayanların yorumlarını okutukdan sonra anladımki dindar’da olsa artık feminizm ruhlarına işlemiş.

    Evet ülkemizde dünyanın her yerinde olduğu gibi kadına şiddet var ve bu cok aşağılık bir durum. Fakat bu erkekler niye canavarlaşıyorlar ve zalim oluyorlar?

    Ben 14 yıldır yurtdışında bir yabancı bir bayanla evliyim. Eğitim serviyeside benden yüksek. Karadenizlilikden gelen bir hemen sinirlinen zor cekilir bir halim (zaafım) var en kücük olayda. 14 yıldır bana dönüpde bir laf cevirdiği yok ve ne kadar kızarsam sesini cıkarmaz daima saygılısınız hic bir zaman kaybetmez. Bende tabii onun bu tavrından dolayı bir dediğini iki etmem bu zaaflarıma katlandığından her zaman el üstünde tutarım. Huzur icinde Allahıma şükür yaşıyoruz. Müslümanda oldu kendisi ve iki cocuğumuz var.

    Bakıyorum bizim Türk kadınlarına burda kocalarına en aşağılayıcı laflar hatta herkesin önünde bile ve insanı canından bıktıran inanılmaz bir saygısızlık.

    Benim gözlenimlerim dünyada bu kadar kırıcı, saygısız, sivri ve tahrik edici bir dil kullanan başka dişi yaratık yer yüzünde daha yok bizim kadınlar gibi.

    Inanırmısınız bizim hanımıda etkilemesinler diye mümkünse irtibat kurmak istemiyorum bundan Türk ailelerinlen!

    Dönelim baştaki soruya.

    Bu ülkede erkekler neden şiddete başvuruyorlar?

    Tasdik etmesemde ben biliyorum neden!

    • Gulbeyaz diyor ki:

      Necmettin bey hemsehriyiz:) benimde fevri cabuk sinirlenen hallerim olmustur.esim dogulu daha agirbasli,olgun bir insan..hic tartismamiz,kalpkirikligimiz olmadi elhamdilillah.esim,”sinirlenmek zayifliktir,kadinlar daha zayif old cabuk sinirlenirler”der.demekki bu isin milliyeti diniyyeti yok.zaaflarimizi Kabul etmek erdemdir AMA onlari duzeltmeye caba gostermek daha buyuk erdem sanirim…

      • Necmettin diyor ki:

        Hemsehrim Gülbeyaz hanim

        Allah sizide devamli mesud etsin.
        Hemen sinirlenme zaafimizimi düzeltmeye caba gösterelim diyorsunuz.

        Evet ben zaten gayret gösteriyorum. Fakat calistigim is cok stresli oldugu icin evde katlanamiyorum bazi seylere tepem atiyor. Allah’tan anlayisli bir es sahibiyimki idare ediyor.

        Hersey ailede karsilikli anlayis ile cözülür bence.

    • tugbaakbeyinan diyor ki:

      Necmettin Bey Allah mutluluğunuzu daim etsin.Feminist olmayanını bulmuşsunuz ama sinirlenmekten vazgeçmiyorsunuz, bahaneniz de hazır.Karadenizli geni:) sanırım ayrıştıgımız nokta burası.İnsan kendine bu kadar sabır gösteren, tolere eden birine karşı bir dönüşüm gerçekleştirmesi gerekmez mi?bunu hanımlar için de söylüyorum elbette ben böyleyim demek müslümana yakışır bir tavır mıdır? bunun kadın erkek ayrışmasından daha büyük sorun olduğunu düşünüyorum. Dönem olarak ergenlik döneminde kalmış kadın ve erkekler , idare eden edilen rolünü değiştirmiş oluyor o kaadar. Siz karadenizli geninizden vazgeçmek için adım atacak şeyler yapın, o zaman kendi savunma mekanizmanızdan da kurtulmuş olursunuz. yani herkes kendine dönüp baksın bir kez daha yazımın özünde söylediğim gibi…

      • Necmettin diyor ki:

        Tuğba hanım

        Cok genc olduğunuz belli. Insan huylari ile mükemmel bir varlık değildir.
        Hepimizin zaafları vardır ve bizi biz yapan karakteri. Mesela sinirli ve sabırsız olmak.
        Karadenizlilik geninden vazgecmek hic istemem iftaharla hayatım boyunca taşıyacağam.

        Insan genlerini zaten istesede değişemez!
        Cünkü bu o zaafların yanında her zaman bana hayatta yarayan espri anlayışı, insanları etkileyen neşe , inatcılık ve mücadele hırsıda var.

        Hayat siyah beyaz değil.

    • hüzün diyor ki:

      gene söylüyorum yeryüzünde savaş çıkaranların tamamı erkektir. yeryüzünü kana bulayanların tamamı erkektir.
      adam öldüren , faiz yiyen , faiz yemeye bayanı ortak eden , şirket açıp bayanı orada çalıştıran , kapital dolaşımın biriciği yine erkek.
      erkeğim kızarım , her dediğimi yaparım , sinirlenirim her haltı yerim! iyiymiş. bu dediğin zaten islamda yok.
      bir erkek olarak söylüyorum , hanımımı çalıştırmam .
      bana değil rabbine mutlak itaat etsin , ben ona imtihanında yardımcı olacağım , oda bana olmalı.
      sinirlenirsem alttan alsın, o sinirlenirsede ben altan alacağım.

      bunu ben efendim ,önderim , paşam , halifem , şeyhim , şahım , kağanım , hakanım , ulum , önderim , rehberim , peygamberim muhammetten öğrendim.
      emrolunduğum gibi davranmakla mesulüm.

      • kevser diyor ki:

        Necmettin beye çok yerinde bi cevap olmuş.ecnebi kadınlarının müslüman türk erkeğine karşı saygılı olması,hemen kapması normaldir.çünkü oralarda doğru düzgün dürüst bir erkek yok.gayri müslim erkeklerden bunalmış bir kadın bir müslüman türk erkeğine tabi ki katlanır.çünkü oradaki gayri müslim yabancı erkekler,duyumlarımıza göre,kadınlara dış kapının dış mandalı kadar bile değer vermiyor.niye bu türk kadınlarını “sorunlu”ilan edip ırkına hakaret?sizinle evli olan hanım,mutlaka sizin zaafınız yanında başkaca iyi huylarınız var ki,size saygıda kusur etmiyor.
        şöyle bir fıkra döner durur:
        dünya üzerinde bir araştırma yapılmak istenmiş ve her milletin kadınına aynı soru sorulmuş:
        “kocanızın sizi aldattığını yakalarsanız tepkiniz ne olur?”cevaplar ülkelere göre değişmiş.
        isveçli kadın:ikisini de öldürürüm.
        rusyalı kadın:kocamı yaşatmam
        italyan kadın:herşeyimi bütün tasımı tarağımı toplarım bir daha da yüzümü göremez…
        şimdi türk kadının verdiği cevabı yazıyorum:BENİM KOCAM YAPMAZ!
        buyrun bide burdan tutun.hangi kadın şirret hangi kadın safmış?

        • Necmettin diyor ki:

          Hic şüphesizki bizim bacılarımız ablalarımız olan yeni nesil türk kadınların sorunlu ve hatta ilişki özürlü.

          Bir kere feminizm’e iman etmesinden şuna kesin şekilde inanmış:

          Benim zavallı annem, ninem vs. hep ezilmiş BEN bu kendimi bir erkeğe EZDIRMEYECEGIM!

          Bu ezilmişliğin hesabını kocama onun hayatını cehenneme cevirerek, her fırsatta huzursuzluk yaratarak, onu elimden geldiği kadar aşağılayarak evdede onu tamamen sindirerek soracağım!

          Bizim genc nesil bayanlarin erkekle ilişkiye yaklaşı maalesef bu.
          Burda vurgu genc nesile. Yuvayı düşünen yok. Nasılsa boşanan kadınlara devlet ödül veriyor!
          Hic böyle temeli asırların intikamını almaya dayalı ilişkilerin tutması mümkünmü?

          • kevser diyor ki:

            ben gerçekten artık bişey yazmıyorum.bunlar nasıl laflar,”ilişki özürlü”?erkeklerin bi kusurunu dillendirmek feminizme iman etmek midir?hiç soruyor musunuz acaba kendinize,biz bu hanımlara ne yaptıkta bize böyle bakıyorlar diye.”bütün konuşan hanımlara feminist damgası vurma”devri başlamış anladığım kadarıyla.bir erkeğe 4 kadının düştüğü bir nüfus düzeninde siz hangi kadının vefasızlığından bahsediyorsunuz ki?olan yine en nihayetinde kadına oluyor.burada bekar hanımların olmayan eşleri hakkında yazıyorsunuz.ben bu yaşıma kadar elim bir erkeğin eline değmemiştir.burada bile bazen beylere yorum yazdığımda kendimi kötü hissediyorum,çünkü gerçek hayatımda gerekmedikçe erkeklerle muhatap olmayı sevmeyen biriyim.iffetli olmak “ilişki özürlü”olmak mıymış?eğer öyleyse ben özürlü olmayı tercih ediyorum.birde sizden ricam,”feminizm”kelimesinden ne anladığınızı yazar mısınız?ben feminist deyince şunları anlıyorum:
            erkeklerin yaptıklarına özenen(örn:bende erkek gibi araba kullanacam,bende trafikte yolları ağlarım diyen),erkeklere saygı duymayan,deyim yerindeyse umursamayan,başkaldıran.sadece kendi kadınlık menfaatini düşünen bencil tipte hanımlar.esasen kocasına saygısı olduğundan falan değil,kadınlığını hissetmek için erkeği pohpohlayan,erkek olmaya özenen,kendi hanımlık görevini sanki lütfeder gibi sunan,erkeklerle flört eden,kadınslığını maddi menfaatler için kullanan……..şimdilik aklıma bunlar geliyor ben FEMİNİZM deyince bunu anlıyorum.ve ben bunların hiçbirini kendimde barındırmıyorum

          • Necmettin diyor ki:

            “bütün konuşan hanımlara feminist damgası vurma” söz konusu değil.

            Sadece kadın doğuştan masum ve devamlı ezilen erkekse her zaman suclu, kötü ve canavar varsayımından yola cıkarak evde ve toplumda güya daha adil olan kadınlara bütün güc gecmesi gerektiğini savunarak erkeği ezmeye calışandır feminst.

            Sizin diğer tariflerinizede katılıyorum. Benimde bütün tariflerimi üste yazdım.

            Sizin gibi iffetine sahib müslüman hanımlara kimse ”ilişki özürlü” demez. Siz neden üstünüze alıyorsunuz bunu?

          • kevser diyor ki:

            ben hanımlık damarıyla,kadınların ezildiğine dair nutukları dinleyince,”evet ya,hep kadınlar eziliyor”düşüncesine sürüklenirdim.ama şahit olduğum olaylar,BAZI hanımlardan midemin bulanmasına sebeb oldu.
            19 yaşında gencecik bir çocuk,kendini bilmez salak bir kız yüzünden tutuklanmak üzere.neymiş kızın ailesi,çocuk hakkında savcılığa dilekçe vermiş…kızı rahatsız ediyormuş.e tabi kızın ailesinin şu lafları söylemesini bekleyemeyiz değil mi:
            -benim kızım elin çocuğuyla oynaştı,ümit verdi
            -fingirdeşti
            -çocuğa sülük gibi yapıştı

            bunların yerine;kendini değerli görme,erkeklerin görünce dayanamayıp laf attığı çok güzel bi kızı olduğuyla övünme(!),ne kadar çok erkek arkadaş eskittiğini maharet sanma zavallılığına kapılmışlar…e tabi kızlarının oynaşık olduğunu itiraf edecek değiller ya.imtihan dünyası işte naparsın.şimdi ben burada nasıl diyim “kadın hakkı”diye?başıboş bi yaşam,flörtle karşı cinsle kurulan ilişkiler…anneye babaya sorsan,modernlermiş,şimdi herkes karşı cinsle konuşuyormuş…çıkıp ayrıldığı çocuk psikopatlaşmış kızın kapısına dayanmış,annesi de gelmiş babamdan yardım istiyor.eeee peki soruyorum sana kadın:olaylar olup dururken nerdeydin?kızın elin erkeğiyle gezsin,gününü gün etsin,istediği gibi yaşasın o zaman sesin çıkmaz,ama olay patlak verince,neymiş benim kızıma psikopatlar dadandı…bu nasıl annelik?erkeklerin çok dikkatli olması lazım,böyle sosyal alanlarda,sokaklardaki kızlara bakmayın bile..kimse kusura bakmasın,belki böyle olayları yaymakta hoş değil,ama bu nedir anlamıyorum ki,kendi kızının afedersiniz fingirdek olduğunu gizle,sanki kendin madurmuş gibi kendini öne at…böyle kadınlar kendini ne sanıyor ki anlamış değilim…kimsiniz ki birileri sürekli size kadın olduğunu hissetttirmek zorunda mı?sürekli bi karşı taraftaki erkeği tahrik etme durumları,bilmeyerek yapana lafım yok,ama çoğunun bunu bilerek ve isteyerek yaptığını görüyorum.çünkü haya ve utanma duygusu kalmamış.benim arkadaşımın bi lafı vardı,çok severim:”asıl fingirdeyenler içbir zaman ortalıkta görünürde olmazlar”derdi…gerçekten öyle değil mi?ihanet edenler hep gizlidir,kimseye yakalanmadan görünmeden bu işi götürürler.ama garibanın biri,mazbut bi kız en ufak bişeyde hemen adı çıkar.”utanmıyorsun dimi,milletin erkeklerini peşine takmaya?”diye tartaklanır.çünkü mazlumdur.güçlü olsa,yaptığı şey zina bile olsa kimse sen napıyorsun diyemezdi heralde değil mi…
            ben asıl feministlerin erkeklere çok düşkün olduğunu,aşk yaşamaya çok meraklı olduğunu görüyorum.hemcinslerinden çokça,daha fazla erkekleri seven onlar….hepsinin erkek arkadaşı var,hatta bununla övünüyorlar,zavallılığın dip noktası

          • ayşe diyor ki:

            belki söylediklerinizin çoğunda haklısınız ama daha kibar olsanız hoş olur

    • seymen diyor ki:

      Avrupa’da yaşayan aileler neden çocuklarını genellikle Türkiye’den evlendirmek istiyorlar?
      Oradaki 2.-3. kuşak erkeklerin büyük çoğunluğunun aile ilişkilerinde sorumsuz, bilinçsiz ve ilgisiz olduğu da çevremizde duyduğumuz şeyler. Yanlış mı duymuşuz Necmettin bey, oralardaki erkeklerin durumlarından da biraz bahseder misiniz rica etsek.

      • Necmettin diyor ki:

        Cok güzel bir soru. Size 35 yildir Almanyada yasama tecrübemle cevap verecegim.

        Herhalde siz internet’de devamli Almanyadaki müslüman erkekleri asagilayan bir bayanin sitesini okuyorsunuz. Cünkü o Türk erkeklerin yoldan ciktigi iddiasini hep atiyor.

        Ama gercek ne?
        Maaselef Gurbetteki kadinlarimiz artan asimile baskisi ve ana okulundan baslayan feminist beyin yikama sonucu büyük bir kesimi tamamen kendi öz kültüründen uzaklasmis ve dejenere olmus durumda.

        Bu yetmez gibi Bati feminizmin Islam’a karsi adeta devsirme yeniceri gibi kullandigi müslüman asilli hanimlarin her Allahin günü Islam’i karalayan bir kitap ve makale yazarak yüce dinimize savas acmasi.

        Bunu gören bir cok aile – Türkiyeden onlarin hesaplarina göre hala bozulmamis bir gelin arar genellikle.
        Ama ordada cok yazikki yagmurdan kacarken doluya tutulma misale daha büyük sorunlar gelir ve sonunda Almanyada su an Türklerdeki bosanma orani Almanlari bile gecmis durumda.

        Anlayacaginiz gurbette halimiz perisan! Bu gidisle bir iki nesil sonra yok olup gidecegiz.

        Mesele bundan ibaret.

        • seymen diyor ki:

          Kimsenin sitesini falan okuduğum yok çevremizde yaşayanların yakınlarının bizzat yaşadığı durumlar var.
          Ben erkekleri sordum ama siz yine kadınlardan bahsetmişsiniz.

          Müslüman bir erkek evin-eşinin geçimini sağlamak zorundadır, mehir vermek zorundadır. Batıda ise erkeklerin hiçbir zorunluluğu yok, eşitlik geçerli oralarda. Bu yüzden erkeğin geçimi sağlaması, sorumluluk alması oradaki kadınlar için extra bir avantaj-avanta gibi tabiri görülüyor. Yani onların anlayışına göre hakları olan birşeyi değilde tabir caizse sus payı veriyorsunuz ve onlarda susuyorlar.

          Ehli kitap olan hanımlarla evlenmek her ne kadar caiz görülmüşse de dindar kadınla evlenmek tavsiye edilmektedir. Şu anda kimliklerinde hıristiyan yazan kadınlarında büyük çocunluğunun ateist, deist vs. olduğu, hristiyanlığın bir inançtan çok külltür olarak kabul edildiği bilinmektedir ve bu yüzden büyük çoğunluğunun ehli kitap sayılma ihtimali yoktur.

          • Necmettin diyor ki:

            Seymen bey

            anlayacaginiz erkegide kadinida Almanya’da var olma mücadelesi veriyor.
            Türk ve müslüman kimliginden uzaklasan ve sorumsuzca nefislerinin kölesi olarak aile iliskilerinden uzak olan iki cinsdende var.

            Evlenme konusuna katilmiyorum. Dinimizce müslüman kadinlara sadece gayri-müslimle evlenmek yasaktir. Bunu yinede yapan ve cocuklarina Hans ismi koyan binlerce Türk bayani var burda. Asil kayiplar burda.

            Erkege tabiiki sonradan müslüman etmek sartiyla gayri-müslimlen evlenme caizdir ve cok iyi bir seydir. Osmanlida da yapilmistir. Siz bir insanin sonradan inanarak Islam’lan sereflendirip Allah’a el acmasi ne demek oldugu bilirmisiniz?

      • Ahsen diyor ki:

        Avrupa’da yaşayan Türk vatandaşlarının çok ciddi sorunları var bunların başında İslam kültürüyle yetişmemiş olmaları anne ve babalar topluma entegre olamamışken 2.ve 3. kuşak ne yazıkki o kültürle büyüyor ve bu durum ahlaki sorunlarıda beraberinde getiriyor.Ama son birkaç yıldır Diyanet ve cemaatlerinde desteğiyle çalışmalar yapılıyor biraz olsun alt yapı oluşmuş durumda daha iyi gelişmeler var ama hala eksik tabiki.
        O kültürle büyümüş bir insanla şahsen evlenmek istemem ben orda yetişmiş olsam kendi ülkemde yetişmiş bir insanla evlenmeyi tercih ederdim.Nedeni İslami terbiye ile tam olarak yetişmemiş olması çok iyi yetişmiş gençler olabilir ama sayıları azdır.ALLAH sayılarını artırsın.

        Geçenlerde bir arkadaşla tanıştım babası yurt dışında ticaret yapıyormuş kendisi orada doğmuş babası 6 yaşına geldiğinde çocuklarını Türkiye’ye göndermiş ve kendiside bir sene sonra işlerini toparlayıp geri dönüş yapmış sırf çocuklarının oranın kültürüyle yetişmemesi için.Bizler ne yazıkki ebeveyinler çocuklarımız çok iyi imkanlarla okusun yetişsin istiyoruz bu yüzden daha çok para kazanmak için çalışıp çabalıyoruz maneviyatı çoğu zaman ikinci plana itiyoruz.Avrupaya gidenlerin çoğunluğunda daha iyi imkanlarda yaşamak düşüncesi var.
        Beyefendi çok uzun süre kalmış bu yüzden çok fazla etkilenmiş olması çok normal çok şükür ülkemizde hala geleneklerine çok bağlı aileler var beyefendi bunları görmediği için bu şekilde genelleme yapıyor olması kendi yaşadığı çevresinin durumuyla bizi bir tuttuğu için kaçılnılmaz değil ama olası..
        Bende yurt dışında mağdur edilen bir sürü kadın hikayesi dinledim tabi beyefendiye anlatırsak o yine feminizme bağlayacaktır ama kendisi sadece bir örnekten bütün kadınları aynı şekilde değerlendirmekten geri kalmıyor.
        Sorunlar fazlasıyla yaşanıyor kadın-erkek farketmiyor aile kurumu ciddi yaralar almış olabilir biz bu durumda ne yapabilir ve nasıl çözüm üretebiliriz bunları konuşmamız lazım birilerini suçlamak ve oynanan oyunlara alet olmak bizi daha büyük sorunların içinden çıkarmaz bilakis daha vahim sonuçlarla karşılaşırız.Birilerini zan altında bırakmaklada hiçbirşey çözülmez.

        • Necmettin diyor ki:

          Ahsen hanım,

          Evet Avrupada yaşayan Türk ve müslümanlar zor durumda.
          Yaşadığım Isvicrede mesela bir araştırmaya göre ülkede yaşayan 350 bin müslümanlardan sadece 15-20% civarında ibadet ediyor. Ama zannederim bu Türkiyenin genelindede pek farklı değildir.

          Ama herşey kara değil tabii.
          Mesela benim Cuma’ya gittiğim Camii’de gittikce sayıları artan müslüman olmuş Isvicrelilere rastlamak mümkün. Benim hanımın yönettiği yabancı müslüman bayanlar sohbet toplantılarında Isvicreli, Italyan, hırvat ve değişik milletlerden katılanlar var.

          Genel olarak bizim müslümanlardan kayıplar ve dininden uzaklaşanlar ve hatta ehli-küfür cephesine gecenlen olduğu gibi bizim saflarada Allaha şükür katıllanlarda var.
          Sizinde belirtdiğiniz gibi daha iyi gelişmeler oluyor.
          Diyanetin bir rolü olduğu cok yanlış onlar daha cok kemalizmi ve feminzmi yaymaklan meşgul.

          Diğer bütün cemaatlerden Allah razı olsun.

          Yurt dışında mağdur edilen kadınlar hikayesi pek anlamadım. Ben kadınlar hic mağdur olmazmı yazdım bir yerde?

          • Ahsen diyor ki:

            Almanya’da mı yoksa İsviçre de mi yaşıyorsunuz beyefendi ikisinide zikretmişsiniz.
            Yurt dışındaki müslümanlarla ülkemiz karşılaştırılamaz.
            Bende bir dönem yaşadım ve Türk vatandaşlarımızın nasıl ahlaki çöküntü içinde olduğunu bizzat gördüm ne yazıkki ailelerin çocuklarına dini eğitim vermek konusunda çok yetersiz zaten müsait bir ortam yok böyle olunca maalesef İslamiyeti yaşayamıyorlar.
            Ama dediğim gibi son dönemlerde gerçekten değişen şeyler var daha bilinçli yetişen çocuklar var artık.
            Bu kadar Diyanet’e önyargılı olmadan yapılan çalışmaları ve projeleri iyi araştırın ne kadar çok katkısının olduğunu göreceksiniz kişilerle kurumları karıştırmayın.

            Sizin ilk eşiniz mi bilemiyorum ama yurt dışına yerleştikten sonra eşini ve çocuklarını terkedip başka hanımla evlenen çok erkek var yada orda evli olup burda bekarım diye başkalarını kandıran da çok erkek var yada sonradan gayri meşru çocuğu çıkan erkekler var bu konularla ilgili çok hikaye dinledim..

          • Necmettin diyor ki:

            Almayadan Isvicreye gectim 8 yil önce. Avrupanın coğu ülkesini iyi bilirim.

            Avrupa’daki müslümanlar bu kadar asimile baskilarina rağmen Islam’ı yaşayan cok bilincli yaşıyor.

            Türkiye’deki gibi babadan görme geleneksel yüzeysel ezbere islam ile kemalist laik zihniyetin uydurduğu islam anlayışı yok buralarda.
            Işte sizin övdüğünüz Diyanet tam o islam’ı temsil etmiyormu?
            Evet katkısı var onlarında uyuşuk cihat ve tebliğ ruhundan tamamen alındırılmış dişsiz laik ılımlı islam icin calışıyorlar. Siz daha düne kadar Diyanetin kürtaj’ı kabul ettiğini biliyormusunuz, Türkce ezan ve ibadeti onlar sokmadımı bu ükeye? 35 yildir şahitim Avrupada Diyanet camiilerinde mac seyretmekten başka bir şey yapılmaz!
            Ben Avrupada’da Türkiyede’de kemalist Islam istemiyorum!

            Ilk eşim tabii kacıncısı olacak?
            Var öyle sorumsuz erkekler haklısınız maalesef. Ama son zamanda daha yaygınlaşan Türk kocasından boşanıp gayri-müslimlerle yaşamını sürdüren Türk kadınları yaygınlaştı.
            Kadınlarımızın yabancı erkeklerlen evlenme olayı gittikce coğalmış durumda.

  10. alieren diyor ki:

    necmettin bey çok doğru bir örnek vermişsiniz. zaten adalet bakanlığının boşanma istatistiklerine göre yapılan araştırmalarda EŞLERİNİ ALDATAN KADINLARIN %95 İ ÇALIŞAN KADINLAR olduğu görülmüştür.

    • seymen diyor ki:

      Bir kadının namusuna laf etmek büyük günahlardandır.
      Çalışan kadınları töhmet altında bırakmak insafsızca olmuş.
      Aldatma olayları erkeklerde kadınlardan kat kat fazladır.

      • alieren diyor ki:

        arkadaş sen bu sitede kadrolu muhalafet görevimi üstleniyorsun anlamadım. ben kimseye iftira atmıyorum.zaten bu toplumun başına ne geldiyse senin gibi gerçekleri hasır altı eden insanlardan geldi. yapılan bütün araştırmalar gelişen bütün toplumsal göstergeler toplumdaki ahlaki çöküntünün sebeblerini bir bir ortaya koyuyor. national geographic belgesel kanalında bile eşler arasındaki sadakatsizlikte kadının çalışmasının önemli rolü olduğu belirtiliyor. zaten feministler bile bunu inkar etmiyor. ekonomik özgürlüğe sahip bir kadının eşinden memnun olmadığı durumda alternatif seçeneklere yönelmesinin çok daha kolay olduğunu söylüyorlar.

        sen bu gerçekleri kabul etmeyebilirsin o senin kendi seçimin ama bütün bunları dile getiren insanlara karşı daha dikkatli ol eninde sonunda gerçekler her zaman kendini gösterir.

        aile düşmanı feministlerin en çok üzerinde durdukları ve dile getirdikleri konu kadınların çalışmasıdır.bu işte bir bit yeniği olduğu aşikardır. şeytandan bile daha şeytan olan bu insanlar bütün gerçeklerin farkındadırlar.avrupa birliği fonları ve dernekleri ve onların kuklası olan hükümet kadınların çalışması için elinden geleni ardına koymamaktadır.üstelik işsizlik bu kadar rekor seviyedeyken.

        • seymen diyor ki:

          Daha kadroya geçemedim, pek vaktim de yok zaten.
          İftira attınız demedim. Yanlış anlaşılma ve çalışan kadınları rencide etme ihtimaliniz tüksek olduğunu söyledim. Siz eşini aldattığı için boşanılmak istenen kadınlardan çalışanların yüzdesini veriyorsunuz.
          Bu yüzden boşananların yüzdesi, boşananların tamamının % kaçı olduğunu belirtmeden söylenecek rakamlar aldatıcı olur. Aldatıldığı için boşanan kadın sayısı, aldatıldığı için boşanan erkek sayısından kaç kat fazla onu da söyleyin ki adalet olsun. Yüksek dereceli erkek bürokrat ve siyasetçilerdeki aldatma yüzdelerini de açıklayabilir misiniz?
          Çalışma hayatının kadınların değerlerinde aşınmaya yol açtığı doğrudur. Çalışan (veya yüksek gelire sahip) kadınların boşanmaya daha hevesli oldukları da doğrudur. Ben de prensip olarak zaruret yoksa kadınların çalışmasına karşıyım, çalışma ortamlarının erkeklerden ayrı olması taraftarıyım.
          Ama sizin çalışan bayanlar içinde ancak %1 lik bir kesim yüzünden bütün çalışan bayanları şüpheli hale getirmenizi kabul edemem.

          Feministler aileyi yıkmak için kadınları çalışmaya sevk etmek istiyor olabilirler. Kadınların çalışmasının evdeki ve toplumdaki huzursuzlukları arttırdığını söyleyebilirsiniz. Ama çalışanlar daha iffetsiz diyemezsiniz bu aşırılık olur.

          • Necmettin diyor ki:

            Seymen hanim

            ayni fikirdeyim sizlen.
            Yurdumuzda maalesef her yerde is dünyasinda calisma sartlari hepimizin cok iyi bildigi gibi yüksek sekilde gayri-islami. Zaten öyle olmasa erkeklerden farkli ve cogu kez daha kabiliyetli bayanlarimizin calismasina kimse karsi cikmaz.

            Ama bu sartlarda maalesef karisik is ortamlari zina mekanlari oldugunu bizim toplumda artik bilmeyen kalmadi.
            Hala inanmayan bir kendi cevresine baksin yada kisaca bir internet’teki itiraflara.

            Bir müslüman yabanci bir erkek patronunun karsinda her gün basörtülü bile olsa – zorakide olsa – kocasinlan basbasa cok daha zaman geciren bir calisan bayanla eve yuvasina sahip cocuklarina bakan ve nikahli kocasina hizmet eden kadini hic ayni tutmaya calisirmi?

          • Gulbeyaz diyor ki:

            Benim amerikada ortulu muhendis hanim arkadasim calistigi sirketin bir bunyesinde idareci oldu,erkek-kadin mekanlarini ayirarak bir nevi haramlik-selamlik uygulamasi yaptiriyor calisanlara.bunu orada soz sahibi insanlar dini bulup yadirgamiyor tam tersi is verimliligini artirdigini dusunup takdir ediyorlar.hep kotu ornekler olmadigini,muslumanlarinda bu durumu degidtirebilmek icin biseyler yapablecegini anlatmak icin yazdim.musluman is adamlarimiz kendi durumlarina bir baksinlar..

          • seymen diyor ki:

            Bir hanım olmadığımız kalmıştı. Necmettin bey, hakaret kastıyla bilinçli olarak böyle bir basitliğe tevessül edebileceğinize ihtimal vermediğim için yanlışınızı Türkçenizin biraz zayıf olmasına bağlıyorum.
            “Seymen, Ankara ve çevresinde yaygın olarak Ankara Efesi, Ankara yiğidi olarak bilinir…”

          • Necmettin diyor ki:

            Seymen Bey

            Lütfen afinizi istirham ediyorum.

            Tabiiki öyle bir maksatim olamaz.

            Bir yanlislik olmus. Tekrar özür dilerim.

  11. Necmettin diyor ki:

    kadinlar ezilmislik duygusu ve hakliliklari derken yakin cevremde yasanan su hadiseyi anlatmak istiyorum:

    Yakindan tanidigim erginlik caginda cocuklari olan dindar bir aile gelenegine sahip bir amca burda gurbette 80’li yildirdan beri en zor islerde calisti cabaladi ve ailesini bakti ve her gün cocuklarinin okumasi icin mücadele verdi. Talihsiz bir is kazasi gecirerek bir kac yildir calisamiyor. Hanimi calismaya basladi ve bütün terslikler üst üste geldi. Kadina bir seyler oldu süslenmeye basladi kocasini devamli asagilayarak begenmemeye basladi ve sonunda illa bosanacagim diye tutturdu. Buraya kadar anlasilir sadece vefasizliktan bir örnek. Ama bu zor durumdaki kocasini asagilamakla kalmada o erginlik caginda olan evlatlarida babaya karsi kiskirti ve cocuklar babalarini adamdan saymiyor artik. Babam yasinda adam gelip bana hüzünlü sekilde dert yaniyor simdi.

    Simdi bunu yapan müslüman bir hanim. Buna ne demeli? Hani kadinlar masumdur diyenler?

    • MerveSafa diyor ki:

      Gerçekten kötü bir durum..Vefasızlık gerçekten..Şu da var Aynı durumda kaza geçiren bayan olsaydı,erkek belki çoktan evi terketmişti,yada eşini boşamıştı,ne bileim mahalledeki dul bayanları gözden geçirmeye başlamıştı. Kadın en azından evin iaşesini sağlamaya çalışıyor..Çocuklarının başında,belkide hayatın zorluklarına direnmeye çalışıyor ve bu da onun sinirlerini bozuyor..bilemedim şimdi..

    • Ahsen diyor ki:

      Necmettin bey,
      tek bir örnekten yola çıkarsak çok da objektif olamayız.Ona kalırsa gül gibi hanımını evde bırakıp eşini aldatan binlerce erkek var bu durumda erkekler hiçde masum değildir mi diyelim?
      Bu şekilde davranan insanlar müslümandır kimsenin itirazı olamaz bundan dolayı yargılanamaz ama ahlakı kötüdür yapmışsa böyle bir vicdansızlık onu emsal olarak gösterip işte kadınlar böyledir demek adil değil.
      Bizim yapabileceğimiz tek şey dua etmektir hidayet bulması için kesinlikle kınamak değildir.Hem hiçkimse mükemmel değil tövbe kapıları sonuna kadar açık.

      • Necmettin diyor ki:

        Ahsen hanim,

        Bu vallahi tek örnek degil tam tersine bizim insanlarda genel bir kural.

        Ekonomik özgürlügünü kazanıpta sapıtmayan ve kocasına zulüm etmeyen bir kadın yok bizim milletten.
        Erkek sesini cıkarmadan 40 sene calışır ailesine bakar kadın bir kere güc kazandımı hemen ezmeye başlar. Bunu bu topraklarda hic bir vicdan sahibi kadın inkar edemez!

        Toplumumuzda gercekleri lütfen saklamayalim. Biraz iman sahibi dindar hanımlar böyle yapiyorsa gerisini siz hesap edin!

        Güc’ünü kaybedip kadına muctac duruma düşen erkekleri Allah korusun !

        • selda diyor ki:

          Madem ekonomik özgürlüğünü alan kadınlar vefasızlaşıyor, neden evlilik çağındaki erkekler çalışan kadınla evleneceğiz diye tutturuyorlar peki. Demek ki erkekler de çalışan bayanlarla hallerinden memnunlar, 3 kuruş para için ezilmeye doyamıyorlar.
          Görücü gelenlerin bile ilk sorduğu şey, kız ne okumuş, nerde çalışıyor, maaaşı ne, devlet işi mi. Evlenmek için herşeyden önce çalışma kriterine bakan erkeklere az bile yapıyor kadınlar bence.

          • kevser diyor ki:

            Selda hanım,ağzınıza sağlık!

            benim annem ev hanımı,bugüne kadar da bi çalışma geçmişi olmadı.ama yıllardır,babamın:”bu evin faturasını ben ödüyorum,ekmeğini ben alıyorum”laflarını adeta başa vura vura söylemesinden dolayı,annem artık bana da diyor ki:”bak kızım çalış,oku,oku da benim gibi olma!”böyle bi hanım,elbette ki kızına;”aman kızım,evde otur,meslek sahibi falan olma”mı diyecekti?ne bekliyorsunuz yani

          • seymen diyor ki:

            Annenizin intikamını, kendi kocanızdan alıcakmışsınız gibi bir haliniz var.
            Hiçbir adam eşine karşı durup dururken şunu bunu ödüyorum demez. Bir sebebi vardır mutlaka. Ya bir saygızsızlık veya umursamazlık görmüştür veya gereksiz bir harcama, israf vs. yapılmıştır veya …. .

          • kevser diyor ki:

            benim yazdıklarımda mı bi hata var yoksa çok farklı anlamlara mı geliyor anlamadım.ben nerede inttikamdan bahsetmişim?sadece böyle bir anne,çocuğuna başka ne söyleyebilirdi demeye çalışmışım.ayrıca,annem çok iktisatlı bi kadın.bizim bir sürü harcamamıza engel olmuştur.çocukken hep ağlardık ama,paramız yok,çarçur etmeyin babanız ne zorluklarla evimizi geçindiriyo deyip ne kadar ağlayıp sızlasakta almazdı…kendinden önce çocuğunu düşünen,belki kendisinin paltosu eskimiş ama çocuklarına en yenisini alan,hesaplı,bir anne benim annem.zaten o bu kadar kanaatkar olmasaydı,babam eline geçen parayı çarçur eden hemen harcayan biri.eğer annemde babam gibi olsaydı evimiz tasarruf yüzü görmezdi heralde.bu yaşıma kadar annemin kozmetik malzemesi olarak eline bi krem bile aldığını hatırlamıyorum…tabi biz kızları kime çektiysek artık(!) :)
            Ev geçindirecek tutumluluk ve iktisata sahip bir hanıma kimse “israfçı”diyemez.kadıncağız nelerden nelerden fedakarlık yaptı,bunu ancak ailemizdekiler bilebilir…ama bakıyorum şimdiki hanımlara;
            Yok kocam beni tatile götürmüyor,yok bu odadaki halı mobilyaya uymadı diye yeni halı istiyor,kocası almayınca da kavga gürültü.bu nedir?resmen rahat batmış

        • esmasultan diyor ki:

          Nasıl genel bir kural anlamadım. Belki etrafınızda çok örneği vardır ama asla genel bir şey değil bu. Ekonomik özgürlükle yani parayla sapıtma karakter eksikliğidir. Erkekte de bayanda da görülür. Çalışma ile de alakası yok bunun. Bası zengin olan, yüklü bir miras sahibi olan kadın da sapıtabilir bu kıyasa göre. Ona nasıl bir çözüm bulmayı düşünüyorsunuz?

          Erkek 40 sene çalışır sesi çıkmaz demişsiniz. Ben her kavgada “yediğini içtiğini giydiğini ben alıyorum” diye kükreyen, karşısındaki para kazanmıyor diye köle muamelesi yapan nice erkekler biliyorum. Ama tabi ben sizin gibi genele yaymayacağım bunu. O da o kişinin eksikliği çünkü.

          Ayrıca bir bakın bakalım, yatalak olduğunda ya da aklı dengesi kaybolduğunda en çok terkedilen taraf erkekler mi kadınlar mı?

          • Necmettin diyor ki:

            yani ya benim ülkemizden haberi yok yada sizin.
            Israrla iddia ediyorum bizim memlekette kadinlarda bu bir kural!

            1. Bu ülkede calisan kadinlar 3 kat daha fazla bosaniyormu yoksa benimmi yanlis bilgilerim var?
            2. Yatalak konusunda sizlen iddiaya girerim erkekler terk ediliyor – müslüman bir erkek böyle durumda islamin mesru kurallari icinde 2. es alir cünkü
            3. Bizim calisma ortamlarinda bir arastiralim metreslik yayginmi degilmi – zina varmi yokmu?
            4. Eline güc gecipte zalimlesmeyen kocasina – eski eziklikliklerin intikamini alircasina – ya lafla yada aldatarak asagilayarak zulüm etmeyen cok az bayan bulunur bizim ülkede. Bunun sayisiz örnegi var. Bir medyayi takip edelim. Maasi hanimindan daha az diye ne laflar isiten erkekler taniyorum!

            Ama tabii siz bana bosanmalar iyidir – kadin özgürlügüne medeni cesaret göstererek kavusuyor diyeceksiniz.
            O zaman bende tartismanin bir anlami yok diyecegim.
            Benim dertim aileyi kurtarmak intikam almak degil!

          • esmasultan diyor ki:

            Allahın en sevmediği helal olan boşanmayı iyi görecek karakterde biri değilim ben. KAdın özgürleşip kocasını ezmeli, fevri olmalı, istediği gibi hareket etmeli gibi bir mantığım da yok şükürler olsun. Bunlarda bir anlaşalım.

            Kadınlarda bunun bir kural olmadığı konusunda da ben ısrarcıyım. Bazı erkek yorumcular bayanları öyle cadı ve şirret olarak görüyor ki şaşırıyorum. Tamam bir çok kötü örnek var. Ama tertemiz, müşfik mümine hanımlarımız da var bizim.

            Aldatan kadın günümüzde sayıca artmaya başlasa da hamdolsun erkeklerinki kadar yaygın değil. Medya maymunları ile gerçek hayattaki bayanları kıyaslamayın sakın. Maaşı hanımından az diye aeziyet çeken erkekler varıdr, ama bir o kadar sorun yaşamayan erkekler de var. Bunun yanı sıra maaşı yok diye kötü muamele gören birçok kadın var.

            Yatalak eş konusunda iddiaya girmeyin boşuna. Verdiğiniz ikinci eş örneğine gelince erkek dini nikah kıydım deyip başka bir bayanla yaşamaya başlıyorsa, o hasta olanı ise kaderine terkediyorsa bu terketmek değil de nedir?Nikahında tutmak bakmak ve ilgi göstermek anlamına mı gelir her zaman?

            Gerçekten ya bambaşka bir ülkede yaşıyoruz ya da siz hep olumsuzlukları baz alıyorsunuz.

            Nedense bekar ve çocuksuz olduğunuzu düşündüm. Yanlışsam düzeltin lütfen

          • Necmettin diyor ki:

            Allah o sizin dediğiniz “tertemiz, müşfik mümine hanımların” ülkemizde sayısını artırır inşallah cünkü toplumca ailece kurtuluşumuz onların sayesinde olacak.

            Maaşı hanımından daha az diye sorun yaşamayan erkeklermi var bu ülkede? Allah aşkına siz buna inanıyormusunuzki? Yani bizim ülkede o kadın kocasına bir laf işittirmesin.
            Helede bizim kadınlar gibi hem ruhunda feminist başkaldırı ve erkeği ezme hayali hemde gönlünde kendini rahat ettirecek güclü zengin bir erkek celişkisiyle yasayanlan.

            Tabiiki hem evli hem 2 cocuk babasıyım. Olmasam bu sitede ne işim var ve aile konularında böyle iddialı konuşurmuyum.

          • esmasultan diyor ki:

            Allah çocuklarınızı size bağışlasın. Bilinçli hanımlarımızın sayısını da artırsın. Çünkü aileyi asıl ayakta tutan, çocuklara asıl terbiyeyi veren biz kadınlarız.

            Kızkardeşimin maaşı eşininkinden 400-500 tl daha yüksek. Eğitimi de öyle. Ben evlenirlerken bunun sorun olacağını düşünmüştüm. Ama çok şükür lafı bile edilmiyor bu konunun.Eşi de hiçbir şekilde ezilmiyor. Bu gerçekten böyle, ben öyle zannediyorum falan değil. Ben olsam bunu görmezden gelir miydim bilmiyorum açıkçası

          • Necmettin diyor ki:

            Esma hanım

            demekki kızkardeşiniz bir evliya o zaman cünkü bizim toplumda bu coğunlukta farklı oluyor.

            Ama tabii bu duruma katlanamayan erkeklerde cok ve helede hanımının kendisinden fazla kazanıp daha başarılı olduğunu erkeklik gururuna yediremeyen arka planda olmayı kabul edemeyen.

            Böyle durumlarda zaten erkek cıkararır huzursuzluk bir şey bulurda kadında bu hassasiyeti sezip altan almasa al sana dert. Cünkü ekonomik gücünü ele alan kadın zerre kadar asla geri adım atmıyor!
            Benim cevremde bu hususdan boşananlar oldu!

    • Selda K diyor ki:

      lutfen burda rica ediyorum genel kisilik bozukluklarini cinsiyetlere mal etmeyelim..hangimiz diyebilir ki kadinlar masumdur, ben bir kadinim ve ‘tum kadinlar masum’ demek kadar suursuzca birsey olabilir mi? lutfen elinizi vicdaniniza koyun..vicdansizlik, vefasizlik, merhametsizlik kotu huydur ve her kesimde olabilir (hatta kinamayalim ki Allah bizi de sasirtmasin)

      Diyecegim su, hepimiz kendi hayatimizdan bir kadin, bir erkek hirsiz, ahlaksiz ornegi verirsek sabaha kadar birbirimize yazar dururuz bu sayfada ama benim kanaatim bu tartismalarin kadin-erkek iliskilerini anlamaya bir faydasi olmadigi yonunde, lutfen kisiligi bozuk insanlari bir tarafa birakip, duzgun karakterli olanlari feminizm nasil sasirtiyor ona bakalim, esas meselemiz bu olmali..

      sevgilerimle..

  12. kevser diyor ki:

    kimse,hiçbir insan özünde içinde “ezilmişlik” duygusu yoksa,etrafın ezilmişlik nutuklarından etkilenmez.demek ki hanımların içinde gerçekten bir ezilme duygu durum hali varki(kadın zaten güçlü yaratılmış bi varlık değil)bunları üstüne alabiliyor.ayrıca yazıda bahsedilen,ayakkabı aldığı halde su üstüne çıkmaya çalışacak kadar arsız kadınların bu toplumda bulunduğuna inanmıyorum.

  13. hasan diyor ki:

    onun cömertliklerini söyleyip takdir etseniz sizin için bir şeyler yapma isteği artacaktır. bu cümleye aynen katılıyorum.

  14. nurgül diyor ki:

    sema hanım yazılarınız iyi hoş ama bence siz hep kadınları haksız buluyorsunuz diğer yazılarınızda da mutlaka kadınların susması gerektiğini erkeklerin birer kanatlı melek olduğunu vurguluyorsunuz.

    belki tespitleriniz haklı ancak erkeklerde melek değil emin olun dışarda karısını bekleyen erkek küfür saymaya başlamadan kadın dır dır moduna geçmez .

    ailesi herşeyden önemli olan erkekler karılarını zaten aileden görmüyorlar laf etmeseniz bile ailesine yok saygıda kusur ettin bilmem ne diye başınıza kakarlar

    • kevser diyor ki:

      nurgül hanıma katılıyorum,davulun sesi uzaktan duyulduğu gibi değil,anlayışsız bi erkekle hayat sürsünler bakalım kolaymıymış?,o zamanda”aa evet hata kesin kadındadır”diyebilecekler mi?erkek değil mi işte,işine gelen kadın yirmi dört saat dır dır etsin o bülbüldür.ama sevmediği kadının bi kelamı onu boğar.hangi kadın işine gelirse o değil mi?

      • kevser diyor ki:

        burada dikkat ederseniz,bu yazılara olumlu bakan çoğu kişi erkek.çünkü duymak istedikleri şeyler yazıyor…hiç eleştiri yok.bu sizce ne kadar adil?erkeklerin hata yapabilme gibi bir insanlık özelliği yokda biz mi habersiziz?

        • alieren diyor ki:

          siz alışmışınız medyadaki erkek düşmanlığına, kadınları putlaştıran,erkekleri hayvan yerine koyan o embesil aile düşmanlarına, şimdi sema hanım gibi tarafsız ailenin yok olması değil varolması için düşünen söz söyleyen birini gördünmü hemen tahamülsüzlük gösteriyorsunuz. siz daha önceki erkek nasıl olmalı yazısını okumadınız herhalde. erkeklere karşı en ufak bir iyi niyetli yaklaşıma bile tahammül edemeyen kafasındaki erkek imajı bir canavardan farksız olan ve en iyi erkek ya ÖLÜ erkektir yada KILIBIK erkektir diyenlerin ne sema hanım gibi yazarlara nede aile kurumuna en ufak söz söylemeye hakları yoktur.

          • kevser diyor ki:

            kafamızdaki “canavar”erkek imajı durup dururken oluşmadı heralde değil mi?ben en iyi erkek ya ölüdür ya da kılıbık erkektir mi dedim?bu nerede yazıyor?sürekli erkeklerden dayak yiyen bir kadına,üstelik kadın suçsuz yere dayak yiyiyorsa bu kadının,”erkek düşmanı olmasını”suçlamaya hakkınız yoktur değil mi?biz öyle iyi erkeklerle evlendiği halde şımarıklığı yüzünden adamı burnundan solutan,sonra da “aa evet kadınlarında hatası çıkabilir”deyip,kendi şımarıklığı yüzünden”erkekler canavardır”diyen kadın tiplerinden değiliz.sorumluluklarımızın idrakindeyiz.Sema hanımın yazılarıyla da kendimizi geliştiriyoruz.o yüzden şimdi böyle kadın gibi kadın olan insana bile erkek olgun davranmıyorsa beni kimse erkek düşmanı diye suçlayamaz heralde değil mi?kimse,hiçbir saliha hanım,müslüman karakterli şahsiyet sahibi bir erkeği suçlamaz korkmayın.
            son sözüm;kadınlar melektir demiyorum,ama erkeklerde melek değil.Fudayl Bin Iyad Hazretlerinin hanımıyla ilgili buyurduğu bir söz var,onu okuyun bence

          • kevser diyor ki:

            kadınları niye putlaştırayım ki?Yaradanımın kadın kullarına ne kadar çok değer verdiğini biliyorum.sizde şuna alışmışsınız;”gerçekten madur olan bir KADINA bile inanmıyorsunuz,kesin bi suç işlemiştir de kocası o yüzden kaba davranmıştır”diyorsunuz.Gülbeyaz hanımın aşağıda Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin yazdıklarından alıntılamış olduğu bi bölüm var,bence o yorumu okuyun.ben anlayıp dinlemeden kimseyi,sırf “erkek olmasından dolayı suçlamam,erkeklerin haklarını yazanlara karşı da bir tahammülsüzlüğüm olsaydı bu sitede işim olmazdı heralde değil mi???
            kadının gözünden haksız yere akan bir damla yaş,Allah katında nasıl muamele gördüğünü ben bilmiyorum ama bilen biri varsa inşallah onu da yazsın buraya

          • Necmettin diyor ki:

            Alieren kardesim bu feminist istila burda bile rahat birakmiyor bizleri.

            Maaselef su bir gercek ki dindar’i olsun laik’i olsun kadinlarimizin büyük bir cogunlugu bu feminizm zehirinden yüksek bir oranda nasibini almis durumda.
            Bu melanet’de nedense dünyada en siddetli bizim ülkemizdeki kadinlara tesir ediyor.
            Sanki yemin etmisler erkeklere diz cöktürüp hizaya getirecegiz diye. Kadin hakimiyetine az bir isyan edersen ya kelepcelerle evden uzaklastirilacak yada kilibik olup kadina oturup kölelik yapacaksin.
            35 yildir Avrupada yasiyorum. Burda feminizmin 40 yilda topluma ugrattigi zararlari konusuyor toplum.
            Bizde en siddetli sekilde 7’den 70’e kadinlari adeta esir almis!

          • selda diyor ki:

            necmettin bey, olayı feministliğe bağlamış. Sitede bir yazı var yeni, feministlikle ilgili onu okumanızı tavsiye ederim.
            Dün kocası komşumu boğarak öldürmeye kalkıştı. Sebep de kadın dır dır etmiş. Dırdırın kaşılığı bu mu yani ölüm mü. Nasrettin hocanın fıkrasındaki gibi hırsızın hiç suçu yok mu yani. Erkek düşmanı olan kadınlara bir sorun, ya kendileri bu şiddetleri yaşıyorlar, ya da annelerinin yaşayışına şahit olarak büyümüşlerdir.
            Benim kocam bana “gerizekalı” ya da “beyinsiz” diye seslenir mesela. Ele güne karşı şimdilik devam ettiriyorum evliliğimi. Her sözüm aptalcadır ona göre. Bu hangi insanlığa sığıyor söyler misiniz. Hangi insanın hangi insana bu şekilde hitap etmeye hakkı var

          • kevser diyor ki:

            a ama buraya bunları yazmayın Selda hanım….
            ,,,
            kesin o komşunuzda feministtir(!)kocasını çileden çıkaracak bişey yapmıştır(!)aslında kadın,adamın belki de canına kastetmiş,şiddet uygulamıştır(!)zaten kadınlar erkeklerden güçlü(!)hani neydi kanunlar kadınları koruyordu değil mi?hep bunu atıyorlar ortaya ama o eve polis gelene kadar adam kadını öldürmeye kalksa Allah korusun öldürür….o çok “ayrıcalıklı”kadın kanunları acaba ne kadar ayrıcalıklıymış o zaman görelim.bi insan boşu boşuna gittikten sonra kanun ne işe yarayacaksa

          • Necmettin diyor ki:

            Selda hanım pek inandırıcı gelmedi bana adam durup dururken sadece dır dır etti diye hanımını boğmaya kalkması.
            Siz kendiniz inanıyormusunuz buna?
            Ama bir gerekceside olsa kadına şiddet aşağılık bir şey ne insanlığa nede erkekliğe yakışıyor.
            Buna karşı olmak icin feminist olmaya gerek yok insan olmak yeter!

            Sizinde maruz kaldığınız durum cok üzücü kocanızı uygun bir dille uyarmanız gerek.
            Hic kimse böyle hitab edilmeyi hak etmiyor. Erkekler bazı zaman eşlerini nasıl üzdüklerinin farkında olmuyor.

        • seymen diyor ki:

          Bu yorumunuzla ‘savunma ve saldırının’ çok güzel bir örneğini vermişsiniz.
          Anlatılanlardan ders çıkarmak yerine, karşı tarafın hatalarına odaklanarak saldırıya geçmişsiniz.
          Sanki erkekler kusursuz diyen varmış gibi. Bir de akıl veriyorlar davulun sesi uzaktan duyulduğu gibi değilmiş, erkekler melek değilmiş. Bana söyleseniz anlarımda, Sema hanım’a akıl vermeye çalışmanız çok mantıksızca bir durum.

          • kevser diyor ki:

            seymen bey,ben Sema hanıma haşa akıl mı vermeye çalışmışım?sadece gözü kapalı direk,kadını suçlu ilan edenlere söylüyorum bunları..kitaplarını okuduğum,yazılarından faydalandığım,tabir yerindeyse “öğrencisi”olduğum bir insana “akıl vermek”neyin nesiymiş Allah aşkına

  15. Mehmet GÜN diyor ki:

    Sema Hanım, Allah razı olsun.
    Allah gönlünüze, kaleminize sağlık; güç kuvvet versin.Amin. “Kayaları delen, damlaların sürekliliğidir.” demişler. Sizin bu güzel tavsiyeleriniz, eminim geniş kitlelerde olumlu etkiler yapacaktır.Ben yirmi üç yıllık evliyim ve sizin her yazınızı okuduktan sonra, aile hayatım daha da güzelleşiyor.Siz samimiyetle yazmaya devam edin.ÇOCUK-AİLE NET ailesini Allah’a emanet ediyorum.

  16. yunus diyor ki:

    Merhaba bende birkaç cümle ile naçizane fikirlerimi paylaşmak istedim, sema hanım yazılarınızı büyük içtenlikle takip ediyorum kaleminize yüreğinize sağlık sayenizde bakıp ama göremediğimiz şeyleride görebiliyoruz artık.

    Evet bayanlar gerçekten çok konuşuyor 1 i bin yapıyor bunun karşılığında bazı erkekler susar (kılıbık derler )bazı erkeker biraz konuşur olmadı kaçar, bazılarıda kadını konuşturmaz kaba kuvvet kullanır (maço derler), ama bir erkeklerin o ne der bu ne der demelirine bakmadan örnek aldığımız alacağımız başta peygamberimiz olmak üzere sahabelre bakmalı, evliyalardan örnek almalı yada en yakınımızdaki örnek şahsiyetlerden faydalanmalı ailemizi evimizi cennet bahçesi yapmalıyız, sabrında bir sınırı vardır eşler birbirlerine ağır hakaret etmemeli geri dönüşü olmayan (anlayan anladı) cümleler kullanmamalı.

  17. şükrü diyor ki:

    değerli yazılarınızı ilgi ile takip ediyorum. Allah razı olsun vesselam

  18. feyza diyor ki:

    Alınganlık nasıl kibir alameti oluyor,anlamadım.Çok hassas bir yapıya sahibim,çabuk kırılırım.Bu nedenle kibir gibi en sevmediğim bir huyla bağdaştıramadım.

    • Gulbeyaz diyor ki:

      Baslik “ozelestiri ve savunma adabi ” diye okunabilirse daha anlasilir olabilir.esas basliktaki gibi olunca erkek kalp kirsada haklilik payi var,kadin savunma yapip saldiriya gecer hep gibi bir yanlis anlasilma oluyor galiba…

      • seymen diyor ki:

        Konuşma, söz söyleme, kınama, uyarma hakkı olmayan kavvam. Vay halimize.

        • Gulbeyaz diyor ki:

          Gercekten vay halimize.. Dunun erkeklerine verilen nasihatlar,bugunun kadinlarina veriliyor.anlasilan bazi kimseler kavvamliktan coktan istifa etmis..buraya sadece 4 hanimla birden gecinmis bir ornek aile reisi Ibrahim hakki hz lerinin kitabindan “erkegin ev icindeki davranislari nasil olmalidir kismini kopyaliyorum.birgun sirasi gelirse,hanimla nasil konusulacagini gostermek icin ayni zatin hanimlarina mektuplarini yine buraya alintilariz insallah..

          “Hanımının güzel huylu olmasını istiyen, önce kendisi güzel huylu olmalıdır! Kur’an-ı kerimde, insana gelen musibetlerin, günahları sebebiyle geldiği bildirilmektedir. O halde, dinimizin emir ve yasaklarına riayet eden, hanımı ile iyi geçinir.
          Fudayl bin İyad hazretleri buyuruyor ki: “Dine uygun olmıyan bir iş yaptığımı, hanımımın huysuzluğundan anlardım. Hemen o işime tevbe ettiğim zaman, hanımımın huysuzluğu da giderdi. Böylece tevbemin kabul edildiğini de anlardım.”
          Aliyy-ül Havas hazretlerine hanımı küsmüştü. Hanımı, kocasına muhalefet etmek için ayrı testi, ayrı bardak kullanıyordu. Aliyy-ül Havas hazretleri, birgün yanlışlıkla hanımının testisinden su içince, hanımı hemen testiyi kırmıştı. Hazret, “Testiyi niçin kırdın?” bile dememiş, hiçbir şey olmamış gibi davranmıştı.
          İbni Ebil Hamayil-i Sevri hazretlerinin hanımı huysuzdu. Kocasına ağzına geleni söyler, onu rahat bırakmazdı. Yine birgün hanımının yaptığı huzursuzluktan kurtulmak için uçarak kaçmıştı. Hanımı arkasından bakıp, “Hele şuna bak, uçup kaçmakla elimden kurtulacağını sanıyor.” diye söylenmişti. Bizim gibilerin uçması mümkün olmıyacağına göre, kavgadan kaçmak, münakaşadan uzak durmaya çalışmalıyız. Haklı olduğumuzu isbata kalkışmamalıyız!”

          • Gulbeyaz diyor ki:

            “14- Hanımı kızınca, susmalıdır. Böylece kadın, pişman olup, özür dilemeğe başlar. Çünkü, o zayıftır. Susunca mağlup olur.”

          • seymen diyor ki:

            Erkekleri evliya yapma konusundaki gayret ve tavsiyeleriniz takdire şayan.

            İbrahim Hakkı Hz. ‘nin yazdıkları dikkate alınması önemsenmesi gereken sözler.
            Bu zamanda evli bir adam ilim öğrenmek, iş veya başka bir sebepten 6-7 aylığına (eşinden izin almadan) evinden uzak kalsa buradaki bayanların hemen hemen hepsine göre sorumsuz biri olmakla suçlanırdı. Amma velakin İbrahim Hakkı Hz. o meşhur mektubunu bir yıla yakın kaldığı İstanbul’dan özlemle yazmıştır.

            Hanım kızınca susmalıdır. Adam hanımının kızabileceği bir iş yapar hanım kızar oda susar veya susmalıdır kabul ettik.(Bu kızma başkalarının yanında hakaret etme şeklinde olursa işin şekli değişir.)
            Adam kızınca hanım ne yapmalıdır. Ana yazıda genellikle adamların kızmasından bahsediliyor, ki adamda durup dururken kızmaz değil mi? Adam tabii ki önce nazikçe söylemelidir, fakat kaale alınmadıkça (aynı konudaki bir daha ki seferlerde) uslubunu giderek sertleştirmesi de gayet doğal ve gerekli olan birşeydir.

          • kevser diyor ki:

            Gülbeyaz hanım,hiç boşuna uğraşmayın bence….nedense iş marifetname,Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin hanımlara nasıl davranılması gerekir,kısımlarına gelince bi türlü anlamak istemiyorlar…
            kıyamet alametlerinden biriydi bu zaten:hanımların sayısının erkeklerden çok olması ve sayılarının çokluğu yüzünden DEĞERSİZLEŞMELERİ…bunu erkeklerde bal gibi biliyorlar.erkeklere gün doğdu.eskiden ne güzelmiş,kadınların sayısı azmış ve erkeklerin kulağı çekilebiliyormuş.ama şimdi,kadınların elinden “naz yapma”haklarını aldılar…çünkü erkekler için alternatif fazla…bunu,bir hastanenin doğum kliniğine gittiğinizde bile görebilirsiniz,doğan kız çocuk sayısı erkek çocuktan fazladır.Allah sonumuzu hayr etsin.benim babam bile erkek çocuğunu biz kızlarından daha çok sever..

            bende buraya,marifetname kitabından bahseden yorumlar bırakmıştım daha önceki yazılardan birinin altına..ve aynı şekilde,Fudayl Bin Iyad Hazretlerinin bu mübarek sözünü alıntılamıştım,ama nedense geç yayınlanmıştı…erkekler bu devirde şımardılar gerçekten,az oldukları için değerleri arttı.ve sürekli kendilerini acitasyon yapıp karşı tarafa acındırmaya çalışıyorlar…artık erkeklere hatalarını söyleyemiyoruz Gülbeyaz Hanım,yoksa feminist oluruz,beklentimiz kesin tavan yapmıştır(!),kusura bakmayın ama,yüzlerce,binlerce kadının ağladığı,haklarının gasp edildiği,görünürde “korunan”taraf hep kadınmış gibi göründüğü ama aslında hiç kayırılmadığı bir zamanda sürekli kadınları ihtar etmek hiç samimi değil…bu erkeklerin yapması gerekenleri yok saymaktır.Sayın Dücane Cündioğlunun bir röportajında okumuştum,şöyle diyordu:”eskiden kadınların hasımları yine kadınlardı ama günümüz modern çağda erkekler oldu”diyordu…

          • kevser diyor ki:

            ayrıca şunu da belirteyim:ben yukarıdaki Aliyyül Havas hazretleri ve Fudayl Bin Iyad hazretlerinin hanımlarıyla olan iletişimlerini ilk okuduğum yerde,inanamamıştım…!böyle asi,huysuz hanımlarda mı varmış demiştim kendi kendime…çünkü kendi ailemde anne ve babam arasında hiç şahit olmadığım olaylar….Annem alacak kocasının önünde testiyi yüzüne atıp kıracak…olacak iş değil yani.ne asi hanımlar varmış dedim o yüzden,kendi annemde görmediğim için garip gelmişti.benim ailemde genelde babam kırar geçirir.o yüzden bana,kadınların huysuz erkeklerin kibar bi bey olduğu hikayeler anlatıldığında hep inanmak istememişimdir…çünkü kendi ailem öyle olmadığı için,annem şımarık olmadığı için bana hep “ütopik”gelmiştir

          • seymen diyor ki:

            ZAMANE KADINLARINI ANLAMAK İÇİN İPUÇLARI !

            “eskiden ne güzelmiş,kadınların sayısı azmış ve erkeklerin kulağı çekilebiliyormuş.”

            “erkekler bu devirde şımardılar gerçekten,az oldukları için değerleri arttı.ve sürekli kendilerini acitasyon yapıp karşı tarafa acındırmaya çalışıyorlar”

            “artık erkeklere hatalarını söyleyemiyoruz Gülbeyaz Hanım,yoksa feminist oluruz,beklentimiz kesin tavan yapmıştır(!)”

            “kusura bakmayın ama,yüzlerce,binlerce kadının ağladığı,haklarının gasp edildiği,görünürde “korunan”taraf hep kadınmış gibi göründüğü ama aslında hiç kayırılmadığı bir zamanda sürekli kadınları ihtar etmek hiç samimi değil…bu erkeklerin yapması gerekenleri yok saymaktır”

            “Sayın Dücane Cündioğlunun bir röportajında okumuştum,şöyle diyordu:”eskiden kadınların hasımları yine kadınlardı ama günümüz modern çağda erkekler oldu” ”

            Dücane bey erkeklerle mücadeleye giriştikleri için kadınları eleştiriyor bu sözde. Kadınların hasmı erkekler oldu diyor anlamıyormusunuz?

            Allah (c.c.) sizinle evlenecek adama sabır versin onu evliyası eylesin.

          • kevser diyor ki:

            Seymen bey,o kadar kötü bi hanım olacaksak,eyvallah!Allah bizim elimizle bi erkeği üzecekse tamam evlenmeyiz

          • seymen diyor ki:

            Kevser hanım dost acı söyler demişler. Bizde sizin iyiliğiniz için söylüyoruz. Dilinizi biraz yumuşatmanız lazım. Sivri ve keskin söylemler evlilikte (öncesi ve sonrasıyla) kar getirmez.

            Şu ‘erkeklerin kulağının çekilebilmesi’ söylemi yakışmış mı?
            Dikkatli düşünceli olmak sizin menfaatinize.

          • kevser diyor ki:

            Seymen bey,”dost acı söyler”demişsiniz de,ben bu sözü hep eksik bulmuşumdur…dost,acı tatlı bi şekilde söyleyendir….ayrıca,”erkeklerin kulağını çeken”ben değilim,eğer erkekler ilmihal ve fıkıh kitaplarını açıp okurlarsa,erkeklere daha fazla uyarı yapılmış.ben bunu bütün aile,evlilik ilmihal kitaplarında görüyorum.kadına sadece farz olan(namaz,oruç ve bütün helal-haram hudutları)hariç tesettürde dikkat edilmesi hususunda kulağı çekilmiş,tesettür farz ibadet.bunun haricinde eşine itaati var.başka da birşey göremiyorum.üstelik şunu okudum fıkıh kitaplarında:”bir hanım isterse dünya zengini olsun,ömrünün sonuna kadar kendine yetecek malı variyeti olsun,kocası yine ona yiyecek ve giyecek ihtiyacını temin etmek,ödemek zorunda”yazıyordu.yani burada bazı yorumlarda:”maaşını bilmeyen hanımlar var,bankamatiğini görmeyen hanımlar var,maaşını kocası çeken çalışan hanımlar var”gibi yazan şeyleri okuduğumda inanamıyorum yani…dinimizde kadının çalıştığı KENDİSİNİNDİR erkek ondan zorla alamaz…fıkıh kitaplarında hanımların çalışmasına direk bir red yok.ama çalışmasının pekte bir artı getireceğine dair bir geçerli kanıtta göremedim…çünkü şöyle diyordu:”esasen kadınların çalıştığı,makyajına,giyimine süsüne püsüne gider”diyordu.hakikaten öyle değil mi?ama artık kadının çalışmasını olmazsa olmaz yaptılar,bahane de hazır:”e bu zamanda erkeğin maaşı yetersiz,rezil olacaklarına sokakkta kalacaklarına çalışmaları daha iyi değil mi?büyük şehirlerde erkekler evlenme çağına gelmesine rağmen ellerinde altın bilezikleri yok”……falan filen……..bin lira maaşla ev dönmez,hani bunun kirası?hani bunun faturası,giyimi,yemesi içmesi….dinle dinle bitmez……

  19. OSMAN diyor ki:

    Allah razi olsun mükemmel.sizi okudukça eşime karşı saygı ve şevkatim artiyor inanın.slm

  20. ibrahim ruhavi diyor ki:

    sema kardeşim,rabbim size ve ailenize sıhhat afiyet versin.allah yar ve yardımcınız olsun.islami aile yaşantısının nasıl olması gerektiğini,aile saadetinin nasıl sağlanacağını en güzel şekilde ifade etmenizden cidden müteşekkiriz. allah razı olsun.

  21. ahmet ozkan diyor ki:

    Sema Hanım,
    Siz çok güzel gözlemlemişsiniz ya maşallah.
    Bu kadar iyi analiz için tebrik ediyorum. Erkekliğin ve kadınlığın kitabını yazmışsınız, helal olsun.
    Bunları her çift okumalı bence. Size binlerce teşekkür ediyorum.
    Selamlar.

  22. sakine ahmedoglu diyor ki:

    ah keşke yapabilsek.
    durmuyor ki şu çenemiz. şeytan dürtüyor, hep üzüyor eşlerimizi.
    onlar da hak ediyor gerçi.

  23. Gulbeyaz diyor ki:

    Kadin olsun erkek olsun kimse hatasindan dolayi azarlanmamali,kalbi kirilmamali. Erkek karisini asagilarsa ,Tahrik olan kadinda saldirganlasir.erkek guzelce ifade etse kadinda ozur diler.”sen kotulugu en guzel sekilde sav” buyuruyor cenabi Hak.lutfen esler birbirine kibar olmayi ihmal etmesinler.
    Verdiginiz ornek de cok Aci”sana cocuklar yuzunden katlaniyorum ” demek o kadinin ruh dunyasini darmadagin eder,daha fazla kaybedecek birseyi kalmadigini dusunen kadin “o halde ikimiz birden yanalim” psikolojisiyle dilindeki atesleri saga sola sacmaya baslar. kocasi bunun yerine akliselim bir aile reisi olarak mutevazi bir sefkatle meramini soyleseydi hem karisini hem evliligini yeniden kazandiracak buyuk bir adim atmis olurdu.

    • Esma diyor ki:

      çok güzel bir yorum gülbeyaz hanım, tebrikler. İnsan eşine bu derece kalp kırıcı cümleler söylememeli, duracağı yeri bilmeli. Bu tarz her şeyi bir kalemde silen cümleler söylerseniz, karşıdan da daha fazlası gelecektir elbet, kadın olsun erkek olsun daha kırcı bir şekilde cevap vermeye çalışır insan.

    • seymen diyor ki:

      ”sana cocuklar yuzunden katlaniyorum ” demek öyle kolay kolay söylenebilecek bir söz değil. Bunu söyleyenden ziyade söyleten hatalıdır. Ne demek “o halde ikimiz birden yanalim” , adam zaten yanmış ki böyle söylüyor. Bunu işiten kadının yapması gereken, aklını başına alması kocasına karşı gösterdiği saygı konusunda kendisini murakabe etmesidir. Yoksa işi daha da zıvanadan çıkarmak marifet değildir. Herkesin sorumluluğu yetkisi kadardır. Adama yetki verme, itaatte gevşeklik göster, adamı sayma, her söylediğine cevap yetiştirmeye çalış, sonrada aklıselim sorumluluk sahibi koca rolü iste. Yok öyle yağma.

      • gulbeyaz diyor ki:

        yanlis sorulardan dogru cevaplar alinmaz.adam kadinin damarina basip mi kendini saydiracak.kadinin aklini basina almasini bekleyecek?kadin neden kocasini saymiyor?sevgi problemi mi ,iletisim problemi mi var ,nedir? esler birbirne seffaf olmali,konusabilmeli,sadece evlilik gorusmesinde karsisindakine beklentiler sorulur ,evlenince sorulmazsa ,esler birbirine yabancilasir.5-10 yil onceki insan olarak kalmiyoruz hicbirimiz.,evlilikteki sorunlar icin .konusmak/konusabilmek lazim.bagirmak,sivri dilli olmak hic kimseyi hicbir noktada hakli cikarmaz,gostermez.evler arena, evlilik guc/rekabet ortammi degildir..yoksa yazida da denildigi gibi bu isden tek karli seytan cikar.esler birbirlerinin aynisi, olmak zorunda degil,allah cc a isyan yoksa bazi huylar da kabullenilebilmeli…

  24. Ahsen diyor ki:

    çok önemli bir konu sanki karşılık verirsem üste çıkar kendimi ezdirmem gibi bir algı var hep insanlara dayatılan oysa tam tersi.Her insanla ilişkilerde bu böyledir ne yazıkki genellikle kadınlarda olan bir durum daha evlenmeden çoğu insan başlar size telkin etmeye” kendini ezdirme” diye.Sabırlı olmak her zaman çok iyi neticeler verir tabi bu sabrıda çok zorlamamak lazım..Anlattıklarınız ve daha birçok şey yaşanıyor maalesef ve sorunlar gittikçe büyüyor o kadar çok gereksiz şeyden dolayı..kötü bir durum..

  25. Tuba diyor ki:

    Allah razı olsun ablacim. Konuşmak kolayımıza geliyor ne yazıkki..

  26. izzet güllü diyor ki:

    Eşinize karşı haksızsanız zaten susun.

    Yok eğer haklıysanız da susun ki savunmanızı bırakın melekler yapsın!

    “Ya hayır söyle ya sus!” (Ayet)

    • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

      sayın psikolog bey “Ya hayır söyle ya sus!” ayet değil hadistir.. hadisin tam metnide şöyledir:“Allâh’a ve âhiret gününe îmân eden kişi, ya hayır söylesin ya da sussun!” (Buhârî, Edeb 31, 85, Rikâk 23; Müslim, Îmân 74, Lukata 14)

  27. arifetaştan diyor ki:

    bu öneriyi uygulayanlardanım ve inanırmısınız ben bunu eşimden öğrendim gerçektende faydasını görüyorum

  28. Murat Serdar diyor ki:

    Teşhis ve tedavi çok yerinde. İnşallah çözüm odaklı eşler için ilaç olacaktır.

  29. abdullah diyor ki:

    eline yüreğine sağlık..
    dualarımız seninle..

    • bünyamin diyor ki:

      sanki benim evliliğimi örnek aldınız. keşke herkes böyle olabilse Rabbim evlerimize huzur versin.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Mutlu bir evliliğin reçetesi gayet basittir: Birbirinize karşı oldukça nazik davranın.” ( Marie France)

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku