Sema Maraşlı Kimdir (2)

24 Mart 2018Sema Maraşlı Kitapları6 Yorum »

7_b

Sema Maraşlı ile son günlerdeki gelişmeler üzerine başladığımız  röportaja devam ediyoruz.

Erkekler de İnsan Sayılsın” “Aslında Kadına Şiddet Yok” “Nafaka Zulüm Olur mu?” “Erken Evlenenlere Özgürlük”,  “Erkekleri Aşağılamak Kadınları Yüceltiyor mu?” gibi başlıklı yazılarınızla son dönem daha çok okunuyorsunuz. Bu sebeple hem övgülerin hem de eleştirilerin odağındasınız. Bu yazılar neden bu kadar dikkat çekti?

Ezber bozduğu için. Bu yazılar ezberleri bozuyor ve bazıları da bundan rahatsız oluyor. Maalesef ki pek çok insan medya etkisi ile sürü psikolojisiyle hareket ediyor. Medya ne verirse doğru kabul ediliyor ve sorgulanmıyor. Medya her gün “kadına şiddet var, yine erkek şiddeti” gibi başlıklarla şiddet haberleri gösteriyor. Gösterdikleri de kadına şiddet haberleri değil aslında, aile içi şiddet haberleri ve o da tek taraflı. Günümüzde karısından psikolojik şiddet gören hatta fiziksel şiddet gören pek çok erkek de var fakat bunlar görülmüyor gösterilmiyor. Şu anda pek çok kanun erkeklerin aleyhine fakat itiraz eden kişi yok denecek kadar az, fakat yazılarla bir bilinç oluşmaya başladığını görüyoruz.

İstisnalar elbete var fakat genel duruma baktığımızda kadınlar değil erkekler eziliyor artık. Erkekleri sindirmek için kadınlar kullanılıyor. Bütün dünyada erkeklere yönelik bir psikolojik harp var. Bu devrin sorunu ezilen kadınlar değil, aşağılanan erkekler.

İnsaf sahibi yazarların, bilim adamlarının yurt dışında bu konuda  çalışmaları ve kitapları var. Mesala uluslararası üne sahip psikolog Philip Zimbardo’nun “Bitik Erkekler” kitabı ülkemizde de yayınlandı ve herkesin okuması gerekli bir kitap. Fakat okurken yine insaflı olmak lazım, kitabı okuyan tanınmış bir sosyolog ve akademisyen kitaptan bahsetti fakat tamamen kendi bakış açılarını desteklemek için. Oysa kitap tüm dünyada kadınların nasıl öne geçirilip erkekliğin bitişinin hazırlandığını bilimsel çalışmalarla çok iyi anlatıyor. Konu ile ilgili pek çok çalışma var fakat önyargıları kırmadan okumanın pek de faydası olmayabiliyor. Sesi çok çıkanlar, baskın çıkmaya çalışıyor.

Erkeklere yönelik bu hareketin amacı nedir sizce?

Bunlar büyük oyunlar, arka planı kuvvetli. Ön planda feministleri görüyoruz fakat feministler kaynak mı maşa mı bilemiyorum. Dünyada eşcinsel ilişkiler hiç olmadığı kadar arttı. Artık Oscar ödülleri eşcinsel filmlere veriliyor verilmese bile aday gösterilerek o filmlere dikkat çekiliyor. Ülkemizde eşcinsel filmler hem de 18 yaş altı çocuk denilen gençlerin oynadığı filmler hiçbir tepki almadan gazetelerde reklamı yapılarak özendiriliyor.

Eşcinselliği kabul etmek modernlik sayılıyor “ay benim de eşcinsel arkadaşlarım var” diye bununla övünen ve kendini muhafazakar diye tanımlayan insanlar var. Bireysel olarak eşcinsel tanıdığın ya da yakının olabilir ayrı bir durum fakat eşcinsel tanıdıkların olduğunu ilan edip bununla övünmek ve eşcinselliği normalleştirmeye çalışmak farklı ve veballi bir konu.

Erkeklere yönelik bu aşağılama hareketinde eşcinselliği artırmak isteyenlerin etkisi çok açık bir şekilde belli. Artık genç erkeklerimiz kadın gibi giyiniyor, kadınsı davranışlar erkekler arasında hiç olmadığı kadar arttı. Bunlar normal görülüyor, toplum onlara anlayışlı davranıyor. Fakat güçlü duruşu olan, maskülen ya da alfa erkeği diye tarif edilen yaratılışı bozulmamış normal erkekler sanki anormalmiş gibi algılanmaya başladı. Kadınlar bir taraftan erkekleri aşağılıyorlar bir taraftan da güçlü, sorumluluk alan, duruşu olan evlenecek erkek kalmadı, diye şikayet ediyorlar. Kadınlar medya ezberi ve yaratılış kodları arasında şaşkın kaldılar.

Medya etkisi diyorsunuz fakat medyanın hepsi mi böyle?

Ülkemizde medya ikiye bölünmüş durumda. Birincisi İslam karşıtı, dini öcü gibi gören güçlü bir medya var, ipleri Batılıların elinde, onların destek ve yönlendirmeleri ile toplumun dini ve ahlaki normlarını yerle bir etmek için canla başla uğraşan.  Bunlardan zaten bir hayır beklenmez, bunlar ancak şerre çalışır. Bunların her dediği sorgulanmalı.

Şimdi de bu medyaya göre bu ülkede acil önlem alınması gereken bir cinsel istismar sorunu var. Her gün cinsel istismar ile ya da kadına şiddet ile ilgili haberler getiriyorlar önümüze. Amaçları ne? 80 milyonluk ülkede her çeşit suç olabilir, bunlarda bir artış varsa  burada medyanın etkisi ilk sırada gelir. Önce çuvaldızı kendilerine batırsınlar. Hem şiddet hem de taciz haberlerini erkekleri aşağılamak için kullanıyorlar. Sosyal ağlarda görüyorum genç erkekler böyle haberler çıktığında “erkek olduğumuza utandık” diyorlar, maksat da bu zaten. Erkekleri cinsiyetlerinden utandırmak.

Ülkemizde şiddet ve tacizin baş edilemeyecek kadar arttığını iddia edenler, Batı ülkelerindeki şiddet, taciz ve tecavüz sayılarına baksalar, onlara göre bizde yok sayılır fakat Batılılar böyle sorunları yokmuş gibi davranıyorlar, biz de bu sorunlarla baş edemiyoruz gibi davranıyoruz. Tabii bu tamamen İslam düşmanı medyanın etkisi.

İkinci grup medya ise muhafazakarların ve kendini dindar diye tanımlayanların elindeki kuruluşlar. Bunların pek çoğu da yaşanan haksızlıkları görmezden geliyor. Zira bu haksızlıklar kanunlar vasıtası ile yapıldığı için, haksızlıkları dile getirmeyi  hükümeti eleştirmek olarak görüp hükümet ile aralarını bozmak istemiyorlar gibi geliyor. Onlarınki daha çok menfaat hesabı. Üç maymunu oynuyorlar. Bir de hükümet karşıtı olan muhafazakarların elinde olan medya var fakat onlardan da güçlü bir ses duymuyoruz. Ya konunun ciddiyetinin farkında değiller ya da başka hesapları var. Bu bağlamda konunun farkında olan istisna az sayıda medya var sadece.

Peki neden gazeteciler, fikir adamları, entelektüeller, yazarlar, eli kalem tutan toplum önünde medyada pek çok takipçisi olan kişiler var, onlar da mı görmüyor neden bu meseleye sahip çıkmıyorlar?

Maalesef ki bizim başörtülü yazar ve gazetecilerin büyük çoğunluğu feminist. Bir kısmı feminist olduğunu kabul ediyor bir kısmı feminist olduğunu kabul etmese de söylem olarak feministler. PKK ve dış odak destekli din düşmanı bir kadın derneğinde çalışan bir kadının röportajını okumuştum, diyordu ki “ ülkemizde sokak başlarında kadınlar boğazlanıyor” aynı cümleyi baktım başörtülü bir yazar da kullanmış. Aralarında bir fark kalmamış.

Feminizm, kadınların nefsine hitap ettiği için başörtülü kadınların çoğu feminzmi sevdiler. Bir de “kadınlar eziliyor” sosyal ve modern bir söylem oldu. Bu kadınlar bu söylemle alaka ve değer görüyorlar; hareket alanları geniş, televizyon programlarına konuk oluyorlar, röportajlar yapıyorlar, lüks otellerde büyük toplantılar düzenliyonlar, kendilerini önemli hissediyorlar, kadına şiddetten ekmek yiyorlar… Dışarıdan bakıldığında insan hakları savunuyormuş gibi duruyorlar, fakat basbayağı cinsiyetçilik yapıyorlar ve İslam inancına ihanet ediyorlar.

Toplumu yönlendirebilecek erkeklere gelince onların bir kısmı menfaat hesabı yaparak görmezden geliyorlar ve popüler söylemi dillendirmek işlerine geliyor “Bir kısım pis erkeler var, fakat biz onlardan değiliz, bakınız kadınları savunuyoruz.” psikolojisindeler, bir kısmı da kadınlardan korktukları için yazamıyorlar diye düşünüyorum. Zira bir yazar ve bir de tanınmış bir psikiyatrın içinde az bir kadın eleştirisi olan yazılarından dolayı kadınlar tarafından mesaj yağmuruna tutulup sindirilmeye çalıştığını gördüm. Hatta biri “aman da beni yanlış anladınız” diye açıklama yapmak zorunda hissetti. Daha bir daha mümkün mü kadınları eleştirebilsinler. Bunun için yürek lazım, risk almak lazım.

Bir de bizim insanlarımızın çoğunda maalesef ki “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” zihniyeti de var, kesinlikle İslam ahlakına uymayan bir davranış modeli. İlla ki taşın kendi ayağımıza değmesi gerekmiyor. Bu konuda da şuurlanmamız lazım.

Erkeklerin haklarını savunduğunuz için erkekleri tuttuğunuz söyleniyor.

“Neden erkekleri tutuyorsunuz” sorusu bana komik geliyor artık, esprili cevaplar veriyorum. İşin aslı ise Müslümanın haksızlık karşısında durması gerekiyor. Gördüğüm haksızlıklara itiraz ediyorum, hepsi bu kadar. Allah (c.c) bana yazarlık gibi insanlara ulaşma imkanı vermiş, ben bu büyük haksızlıkları gördüğüm halde dillendirmezsem vebal altında olurum. Verilen nimetlerin hesabı vardır.

Erkekleri tuttuğunuz iddiası kimler tarafından yapılıyor daha çok?

Kendini dindar diye tanımlayan fakat İslam’ın aile ile ilgili hükümlerini hazmedememiş kadınlardan geliyor genellikle.

Zira dini yaşama gayretinde olan fakat dinin emirleri olan erkeğin evde reis olması, kadınların eşlerine saygılı hürmetli Saliha hanımlar olması gibi hükümleri modern dünyada yaşanabilir görmeyen kadınlar, onlara bunları hatırlattığım için dine olan gizli kızgınlıklarını Allah’a karşı gücenmişliklerini bana yöneltiyorlar.

Eleştirileri nasıl karşılıyorsunuz, kızıyor musunuz?

Benim şahıslarla bir işim yok fakat hak ve hakikat adına kızıyorum. “Ne zaman hakikati göreceksiniz” diye söylendiğim oluyor, onlar için dua ediyorum. Eski bir feminist olarak onları anlıyorum. Eski bir feminist derken şu sokaklara dökülüp, edep hayadan nasibi kalmamış feministlerden hiç olmadım elhamdulillah.

Ben eskiden pek çok dindar kadının kabul etmediği gibi, gizli bir feministmişim. Eylemi olmayan fakat söylem olarak feminist. “Biz kadınlar iyiyiz kibarız çok fedakarız fakat erkekler kaba saba düşüncesiz olduğu için kıymetimizi bilmiyorlar” klasik söylemi. Elhamdulillah ben kadın-erkek yaratılış özelliklerini öğrenince uyandım ve uykudaki kardeşlerimi de uyandırmak istiyorum.

Yazı dilinizi sert bulanlar var, acaba söyleyeceklerinizi daha yumuşak anlatabilir misiniz?

Yazı dilim genel olarak yumuşaktır. Kitaplarda da genellikle naif bir dil kullanıyorum, fakat iş haksızlıklar karşısında durmaya gelince pek de naif bir dil olmuyor. Fakat bazı kadınların zannettiği gibi gözlerimden öfke saçarak falan yazmıyorum. Yazı yazarken son derece sakinimdir. Beni öfkeli bulunlar büyük ihtimal öfke ile okuyanlardır ya da yazdıklarımla yaralarını deştiklerimdir.

Fakat bazılarının yaralarını deştiğim için de bir pişmanlık duymuyorum. Sarsılmak iyidir kişiyi kendine getirebilir. Yazdıklarımı okuyanlar bana kızmadan önce “beni bu yazılanlar neden rahatsız ediyor” diye önce kendilerini sorgulasınlar.

“Yazdıklarınız yüzünden akşam kocamla kavga ettik” diyen bir kadının bu kendi problemidir; buna  karşı “Allah razı olsun, sayenizde evlilik hayatımız güzelleşti, size dua ediyoruz, siz hep yazın.” diyen pek çok kadın var.

Yazılarınızın tartışılmasının size de katkıları oluyurdur.

Fikirlerimi tartışsalar katkısı olacak muhakkak, fakat sosyal ağlarda ve whatsapp gibi gruplarda çeşitli parti gruplarında ya da entelektüel olmaya çalışan okumuş kadınların kurduğu gruplarda bulunan tanıdıklarım vasıtası ile bir kaçına baktım; fikirlerimi değil beni tartışıyorlar.

Kadınlara düşman mıymışım, bir yaram mı varmış, 19 yılda 15 kitabı nasıl yazmışım bir yerlerden mi yürütmüşüm gibi daha çok zan ve iftira odaklı tartışmalar. Oysa şunu yazmaları gerekmiyor mu “Sema Maraşlı şu fikri iddia ediyor fakat bu konuda şu şu yüzden yanılıyor, ya da şu sebeple ona katılmıyorum…” deyip yanıldığımı düşündükleri konularda delil getirmeleri gerekmiyor mu? Onlar fikir yerine, kişi ile uğraşmayı tercih ediyorlar. Ben iddia ettiğim konuların hem dini hem de bilimsel delillerini getirebilirim ki bunların çoğunu da yazılarımda yazıyorum.

Kendini dindar diye tanımlayan kadınlar, günlük hayatlarında kadın-erkek meselesine insan meselesi olarak bakılması gerektiğini savunuyorlar. Farklılıklara işaret eden pek çok âyeti görmezden geliyorlar, fakat iş kadınları savunmaya gelince insan odaklı değil; kadın odaklı, cinsiyet odaklı bakıyorlar. Hani siz insan odaklı bakılması gerektiğini savunuyordunuz? Ne oldu o söyleminize!

Aleyhinize yazılanlar sizi ne kadar etkiliyor?

Elhamdulillah olumsuz bir etkilenme olmuyor. Hak davası güdenin taşlanmayı da göze alması lazım. Rabbimin dilemediği zararı da faydayı da kimse bana veremez. Benim Rabbimin rızasından başka bir gayem yok.

Özellikle “Erkeğe Şidete Dur De” yazımdan sonra kendini dindar diye tanımlayan kadınların saldırısına uğradım. Beddua edenler, hakaret edenler, bu yazdıklarının hesabını veremeyeceksin diyenler diyenler….

Bir de hakkımda yalan yanlış bilgiler dolaşıyor. Yok üç oğlum varmış da onların haklarını düşünerek erkekleri savunuyormuşum gibi komik ve uydurma bilgiler dolaşımda, gerçi bir oğlan için bu kadar gayret göstereceğimi düşünmemişler yine insaflı davranmışlar!Daha nice küfürler, iftiralar dolaşıyor, bunlarla beni sindireceklerini sananlar yanılıyorlar. Özel hayatımı merak eden ve oradan saldırmak için malzeme arayanlar da var. Ben de özellikle özel hayatımı özel yaşamayı tercih ediyorum. Bulamayınca uyduruyorlar, o kadar mesnetsiz saçma sapan şeyler var ki hiçbirine cevap vermiyorum, zira ben fikirlerimle buradayım ve söylediklerimden rahatsızsanız fikirlerinizle geliniz.Küfür, hakaret ve iftiralara cevap verirsem onların seviyesine düşmüş olurum.

Hesap görücü olarak Allah yeter, onları Allah’a havale ediyorum. Bunlarla beni üzeceklerini düşünenler varsa haklılar evet üzülüyorum fakat kendim için değil, bu arkadaşlar bu iftiraların küfürlerin hesabını nasıl verecekler diye. Sonuçta üç günlük dünya. Hesap günü pek uzak değil.

Hayata menfaat odaklı bakan insanlar, sizin yaptığınızın altında da bir menfaat arıyorlar. Eski eşe nafaka, erken evlilik ya da erkeklerin uğradığı iftiralar ve aşağılamalar konusunda cansiparane yazıyorum ve elhamdulillah bu konularla ilgili hiçbir yakınımın derdi davası yok. Acaba yakınlarımın başına gelir mi diye de düşünmüyorum bu konuda mağdur binlerce erkek ve onların aileleri var. Taşın ayağımıza değmesi gerekmiyor, yüreğimize değmesi yetmeli Müslüman olarak, diye düşünüyorum.

Bir de sizi ısrarla görmeyen ve görmek istemeyen bir kesim var. Sizi görmekten neden bu kadar korkuyorlar?

Evet beni görmek istemeyen, entelektüel görünmeye çalışan bir Müslüman kesim var. “Ay biz  onu okumuyoruz o kim ki, fakat sizler paylaştınız diye ya da hatırlı bir tanıdığım göndermiş diye yazının yarısını zor okudum” tarzında küçümseyen, burun kıvıranlar var. Onlara söyleyecek sözüm yok aynı şekilde devam etsinler.

Bir de erkek düşmanı ve din düşmanı Batı destekli feminist dernekler ve din düşmanı medya var onlar özellikle görmüyorlar. Normalde feministler ve din düşmanı medya, başörtülü bir kadını gözden düşürmek için saldırıya hazırdır, her an tetiktedir; hele bir de bu kadar çok okunuyorsa. Onlar açısından yazdığım yazılarda onlara çıkacak malzeme de çok var. Fakat iki sebepten görmek istemiyorlar.

Birincisi, beni görürlerse takipçilerim artar, bu da yazılarımın etkisini ve gücünü artırır, diye görmezden geliyorlar.

İkincisi yazdıklarımla onların yalanlarını ortaya döküyorum. Ülkeye zarar verecek bir yol tutturmuşlar, Müslümanları bile buna inandırmışlar. Şimdi bir kadın çıkmış ve önlerine taş koyuyor. Elbette görmek istemeyecekler, onları anlıyorum da muhafazakar geçinip görmek istemeyenleri anlamak daha zor. Onların hesabı ne ola ki?

Yazdıklarınızın faydası olduğunu düşünüyor musunuz?

Allah’ın izni ile faydası olduğuna inanıyorum ve bunu da görüyorum. Öncelikle ezberleri bozup toplumda bilinç uyandırmak gerekli.”Erkeğe Şiddete Dur” de ve “Erkekler de İnsan Sayılsın” yazılarım sadece ÇocukAile sitemizde yüzbini aşkın okuyucuya ulaştı.

Bir de yazıyı paylaşan haber siteleri var, oralarda da çok okunuyor, onlar yazının tamamını aldıkları için link bağlantısı olmuyor, her birinde ne kadar okunduğunu bilmiyoruz fakat yüksek sayılarda okunuyor.

Bir de sosyal ağlarda ve telefonlarla yapılan paylaşımlar var. Böyle baktığımızda bazı yazıların okunurluluğu milyonu geçiyordur. Yazılar siyasilere de ulaşıyor tabii ki. Bunların haberlerini de alıyoruz. Olumlu etkilerini de önümüzdeki günlerde göreceğimize inanıyorum.Göremesek de görene kadar devam edeceğiz inşallah.

Benim hiçbir partiye yakınlağım ya da düşmanlığım yok. Siyasetle hiç işim yok. Benim derdim hükümet politikalarındaki haksızlıklara “dur” demek.

Ben yazıyı yazıyorum fakat esas iş okuyucuya düşüyor. Onların desteği ile yazı geniş kitlelere ulaşıyor. İnsaflı, vicdanlı, konuyu anlayıp destek olmak için yazıları paylaşan okuyucularıma da teşekkür ediyorum en güzel dua ile, Allah onlardan razı olsun.

Teşekür ederiz bitirirken ne söylemek istersiniz.

Mehmet Akif Ersoy ile bitirelim.

“Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırmada geç git, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!”

Sema Maraşlı/ ÇocukAile.net

 

Okunma Sayısı : 4.781

Yorum yapın

“Sema Maraşlı Kimdir (2)” için 6 Yorum

  1. fatih diyor ki:

    Harika-Harika-Harika.

    Bunlar Aile konusunda fikri anlamda atılan temellerdir ve unutmayalım ki bir binanın en meşakkatli, zaman alan, masraflı yeri de temelidir. Gelecek çok güzel olacak inşallah. Bize düşen yazıları what up, twitter, facebook, instagram vb yerlerde paylaşmak, insanlara ulaştırmaktır.

  2. yakup diyor ki:

    Teşekkürler

  3. Feyza diyor ki:

    Sema ablam Allah muvaffakiyetinizi artirsin. Basarilarinizin uzerine basarilar ekleyerek yolunuza devam edin insaallah. Sizi tanidigim icin cok mutluyum. Allah yar ve yardimciniz olsun, yavrularinizi hayirli evlad eylesin.
    (Amin..)

  4. Emrah diyor ki:

    Abla sizin yazılarınızı okuduktan sonra hakikatleri öğrenemeye başladım çoğu yazılarınızı okudum ve şahidiz ki maksadınız bir hakikat-i ve zulmü dile getirmek Allah sizin gibi değerli hocalarımızın sayısını artırsın Davası Allah rızası olanın hayal kırıklığı olmaz…

  5. A. Doğan diyor ki:

    Allah razı olsun sevgili ablam.

    Allah cc size hayırlı ve güzel uzun ömür versin.

  6. Kenan diyor ki:

    Abla, yazdıklarınızın taraflı olmadığına aksine hak ne ise onu yazdığınıza şahidim. Bu çalışmanızında (en güçlü ses tarafınızdan geldiği için) size ahirette büyük bir mükafat olarak döneceğini umuyorum. Her daim, bilerek veya bilmeyerek hakkın karşısında duranlar olacaktır ki onların ki laf-ı güzaf ve gıybet-i İftiradır…

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

" Yumuşak muamele kimde bulunursa onu güzelleştirir. Yumuşaklık kimden söküp alınırsa onu çirkinleştirir. (Hadis-i Şerif) "

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku