Sert Kadınlar Neyi Kazanır?

04 Mart 2013Sema Maraşlı116 Yorum »

8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaştıkça medya kadın konusuna ağırlık verdi. Bu hafta sonu gazetelerde kadınların ezildiği ile ilgili haberler, röportajlar çokça vardı. “Kadının adı var mı? Eşitlik için kadın sesini nasıl yükseltebilir? gibi kışkırtıcı ve yönlendirici sorulara cevaplar aranmıştı gazetenin birinde.

Başka bir gazetede bir kadın köşeci kadınların erkeklerden daha çok konuşma kapasitesine sahip olduğu bilimsel gerçeğini yalanlamak için epeyce kendini paralamıştı.

Kadın-erkek farklılığı feministlerin asla duymak istemedikleri bir konudur. Hatta eşitlik iddiasına zarar gelir diye pek çok bilimsel verilerin saklandığı gerçeği artık insaf sahipleri batılı bilim adamları tarafından itiraf ediliyor.

Bizim televizyonlarda da rastlıyorum, tanınmış iletişimci hoca çıkmış kadın-erkek arasında önemli bir fark olmadığını söyleyebiliyor ya da koskoca doktor çıkmış kitap yazmış (bir de dini yayınlar çıkaran bir yayınevinden çıkmış kitap) kadın ve erkek arasında pek de fark olmadığını ispat etmeye çalışıyor. O kadar karışık yazılmış ki kitap okuyamadım. Oysa kadın-erkek farklılığı üzerine yazılan kitaplar çok net. Pek çok bilimsel veriler var. Gerçi bilimsel veriye de gerek yok kız ve erkek çocuklarını dikkatle gözlemleyen birisi farkları gayet net görebilir. Fakat çocuklar büyüdükçe toplumsal baskı nedeni ile farklar azalıyor.

Kadınlar gerçekten eziliyorlar mı? Evet eziliyorlar fakat aynı zamanda eziyorlar. Günümüzde kadın hem ezen hem ezilen konumunda. Neden?

Öncelikle şu ayrımı yapalım. Gerçekten zulüm altında olan, alkolik ya da ruh hastası kocadan ya da aileden eziyet gören kadınlar değil bu yazının konusu. O konuyu konuşmaya gerek yok. Başta devletin ve hepimizin bu ihtiyaç sahibi kadınlara sahip çıkmamız lazım. Bu yazı modern, şehirli  kadınların ezilmesi üzerine.

Kadınların ezilmesinde en büyük sorumlular erkekler değil feministlerdir. Çünkü eşitlik iddiası ile kadını erkekle bir yarışa soktular ve fıtratın aksine girilen bu mücadele kadınları fazlasıyla yoruyor ve ezilmelerine sebep oluyor.

Allah kadın ve erkeği birbirine zıt yaratmış. En önemli zıtlık; kadın yumuşak, erkek sert yaratılmış. Fiziksel ve duygusal olarak. Kadının bedeni yumuşak yaratılmış; kadınların sesi ince, saç telleri ince, kemikleri narin, kas sayısı erkeğe göre neredeyse yarı yarıya az, derileri erkeğe göre on kat daha hassas… Kadınlar beyninin sağ-duygusal merkezini sol taraftan çok daha fazla kullanıyorlar.

Bunun gibi biyolojik olarak çok faklar var. Kadınların doğuştan getirdikleri en değerli özellikte şefkat ve teslimiyettir.

Erkek ise sert ve güç odaklı yaratılmışlardır. Erkeklerin kemikleri, kasları hayata bakışları kadına göre daha serttir. Fakat setlik kabalık değildir, kabalık eğitimsizlikle ortaya çıkar. Erkekler beynin mantık ve gerçeklik tarafı olan sol tarafı daha çok kullanıyorlar.

Kadın-erkek ilişkisinde bütün sistem zıtların birbirini çekmesi üzerine kurulu. Ne kadın sertleşecek ne erkek yumuşayacak. Allah resulü “Erkekleşen kadınları ve kadınlaşan erkekleri lanetlemiş.”

İkisinden biri bozulduğunda aralarında çekicilik kalmaz. Erkekler sert erkeksi kadınları, kadınlar da yumuşak kadınsı erkekleri çekici bulmazlar.

Kadın-erkek ilişkilerinde problem kadınların sertleşmesi ve erkekleşmeleri ile arttı. Bunda feminizmin katkısı büyük fakat bizim toplumsal yapımızla da alakalı aynı zamanda. Kızlarımız askere gidecek er gibi yetişiyor, biz de öyle yetiştik. Kız çocukları yetiştirilirken eş olmaya hazırlanmıyorlar. Küçükken kız çocuklarının süslenme arzuları anne ve babalar tarafından “daha çok erken” diye bastırılıyor. (Bu ayrı bir konu kadın ve süslenmeyi yakın bir zamanda yazacağım inşallah) Kız çocukları sınav sistemi yüzünden oğlanlarla yarışıyorlar. Kızlar böylece yaratılıştan getirdikleri özellikleri bastırarak büyüyorlar ve kendilerde bu özelliklerin varlığını bile bilmiyorlar çoğu zaman.

Boşanma aşamasındaki erkeksi bir kadına “kocası ile mücadeleye girmemesini, yumuşak olmasını, kocasına biraz cilve yapmasını, kadın gibi davranmasını” söylemiştim de bana “Ben cilveli bir kadın değilim. File cilve yap demişler üç dükkan yıkmış.” demişti. İyi de sen fil değilsin ki. Allah seni kadın olarak yaratmış. Sende bütün kadın özellikleri var. Sadece bastırmışsın. Bırak açığa çıksın. Kendini fil gibi görürsen böyle yıkar, dağıtır, sonra da kocanın arkasından ağlarsın.

Evet ezilen kadınlar var fakat yumuşak oldukları için değil sert oldukları için eziliyorlar. Yumuşaklık asla eziklik değildir tam aksi kadını korur; yumuşaklık kadının görünmeyen güçüdür. Eda, zarafet, nezaket, letafet kadının gücüdür ve sevilmesine sebeptir.

Erkek zaten sert yaratılmıştır; kadın da sert olunca iki sert birbirini kırar. Geçinebilmek için birinin yumuşak olması lazım, yumuşaklık da kadın özelliğidir. Zannedildiği gibi erkekler yumuşak kadınları ezmezler; çünkü erkekler merhametli ve korumacı yaratılmışlardır. Tam aksi erkekler sert kadınları ezmeye çalışırlar çünkü sert kadınlarla erkeksi bir mücadeleye, rekabete girerler ve ezerler.

Erkek kadında neşe, cilve, yumuşaklık ve çocuksuluk arar. Yani kendinde olmayanı ister. Sert, inat, iddiacı, çok bilmiş kadınlar erkeği rahatsız eder ve bu kadınlara erkekler onlar da erkekmiş gibi davranırlar.

Yani kadının erkek gibi sert olup kadın gibi muamele görmesi pek mümkün değildir. Kadının eğitimli olması, zeki olması, kadın olmasına engel değildir. Yeter ki doğru düşünsün, kadın özelliklerini görmezden gelmesin, kadın olma konusunda farkındalığı olsun. Kadın dışarıda ciddi hanımefendi, evinde de cilveli bir kadın olabilir. Yaratılışı buna gayet müsaittir. Yeter ki erkek gibi davranmaya heveslenmesin.

Tabi bir yandan da fırsatını bulup erkekleri ezen kadınlar da çok. Ezilmeye dünden razı erkeklerin sayısı da az değil. Bundan önceki yazılarda erkekler ile ilgili yazmaya başlamıştım hafta sonu gazetelerde kadınlar günü ile ilgili yazılarını görünce bu konuyu yazmaya karar verdim. Erkekler nerede hata yapıyorlar, konuya devam edeceğiz kısmet olursa.

Kadın haklarını konuşmadan önce kadın olmayı konuşmak lazım. Kadınlar ne kadar kadın ona bakalım. Yoksa kadınlara mutsuzluklarının sebebi olarak erkekleri gösterip, kadınlar eziliyor edebiyatı yapmak kolay. Eziliyorlarsa niye eziliyorlar? Kadınların mutluluklarını erkeklerin üzerine yıkmak öncelikle kadını çaresiz bırakmaktır. Kimsenin karşıdakine gücü yetmez. Kadın mutluluğu için önce kendi üzerine düşeni yapmalı, kadın olmalı, özüne dönmeli. Sonrasında haklar kendi kendine gelir zaten. Sert kadınlar ne hakkı elde ederlerse etsinler mutlu olamazlar. Çünkü kaybettikleri çok daha fazladır.

Sertliği ile kadınlığını yok ederken, hayat yoldaşı sevdiği adamı ya da onun muhabbetini kaybeden kadın neyi kazanırsa kazansın onun yerini dolduramaz. Ne para ne iş ne kariyer, ne güzellik…Hepsi boştur. Sert kadınlar aradıkları sevginin yerini psikologlarla, haplarla, sahte mutluluklarla doldurmaya çalışırlar.

Kadınlara bir avuç hak verip kadınlığı çalanlar!  Haydi kadınlara biraz mutluluk dağıtın eğer gücünüz yetiyorsa…

www.cocukaile.net

 

Okunma Sayısı : 493

“Sert Kadınlar Neyi Kazanır?” için 116 Yorum

  1. ÖZCAN diyor ki:

    evde erkeğin ve kadının kanunu olmasın ALLAH,ın kanunu olsun aile birliğini ne devlet nede feminist oluşumlar yıkamaz bence genede doğrusunu ALLAH bilir. hidayete ermek dileğiyle .

  2. fatima diyor ki:

    islami yasayabilen esler olabilmek umuduyla ins selametle

  3. MerveSafa diyor ki:

    Toplumumuzda bir kız çocuğunun,genç kızın süslenmesi her zaman istenmez. Aksine “erkek fatma” gibi olması takdir görür. Dişilik özelliklerini bastırması daha çok tavsiye edilir. Saçını salmışsa kız, annesi hemen topla o saçları der vs vs.. Aslında aileler de kendince haklıdır. Kızlarını korumak istemektedirler. Çünki zaman kötüdür ve kızlarının zarar görmesini istemezler. Çevresinde eşinin eline bakıp, madara olan, aldatılan horgörülen, depresyonda komşu teyze örnekleri vardır. Annesi ve babası da kızına oku kızım, eşinini eline bakma,zaman kötü, ahlak çökmüş, eşin bugn var yarın yok, ne olacağımız belli değil, sigortan yatsın diye tavsiyerlerde bulunur. Kızlarımız iki yüzlü toplumda adeta ne yapacağını şaşırmış durumdadr… Bir iş gezisinde Moldovaya gitmiştim. Ülkemize denk gördüğüm için değil ama ilginç olduğu için bu örneği veriyorum.. Ortaokul ve lise çağındaki kızları gördüğümde adeta şaşkına döndüm. Çünki bayan olduklarının o yaşta farkında idiler. Cilveleri, nazları, süslü olmaları ile onların yanında kendimi çocuk gibi hissetmiştim..Ekibimizdeki diğer bayanlar da çok şaşırmıştı..Aramızda konuşup, kendimize daha dikkat etmmeiz en azından fıtratımıza daha uygun giyinmeliyz(açık olmamak kaydıyla tabiiiki) diye konuşmuştuk..Ülkemizde bir kız çoğunun yaşamı hiç bir zaman kolay olmamıştır. O sebeple çok parametreli düşünmek faydamıza olacaktır..

    • .:. diyor ki:

      “Annesi ve babası da kızına oku kızım, eşinini eline bakma,zaman kötü, ahlak çökmüş, eşin bugn var yarın yok, ne olacağımız belli değil, sigortan yatsın diye tavsiyerlerde bulunur. ”

      YARIN NE OLACAGIMIZ BELLI DEGIL…

      Bazı seyleri cok mu zorluyoruz ne.. Ne olur ne olmaz tedbiri elden bırakmayalım misali olmuş. Boyle bir evlilik zaten uzun surmez…

      Verdiginiz ornekteki bencil ana baba kizi ve ailesinden cok kendilerini dusunmusler. Hem evlendiriyor hemde gozu orada kalıyor.

      Buna karsılık evlad babası ne demesi lazım acaba.. Boyle bir dusunceye karsılık eli armut toplamasın. Dediginiz gibi durum kotu. Kız tarafının niyeti baskaymış. Kusura bakmayın bu yazıdan ben boyle anladım. Buyuk konusmamak lazım ama evladımı boyle durumlardan korumak icin tedbirimi alirim. zatan ben sahsen boyle bir secim icine girmem. Tabiki oglumda bana boyle bir taleble gelmez heralde.

      Bak oglum sen simdi evleneceksin. Buyuk ihtimal kız tarafı da YARIN NE OLACAGI BELLI OLMAZ davranisi icine girer.

      En iyisi Yarın ne olacagı hicmi hic belli olmaz. Kız tarafına hicmi hic guvenilmez. Her an bagulu hazır gidecek gibi olur.:)

      Boyle iş olurmu Allah Askına. (Belliki bai insanlar boyle davrana biliyor. bilgili olmak lazım secim yaparken.)

      Zaman kotuymuy gercekten.

      • MerveSafa diyor ki:

        Aileler tedbiri elde tutmak zorunda. Çünkü herkes İslamiyeti içine sindirmiş değil ve güllük gülistanlık bir ortamda yaşamıyoruz ki aksine iki yüzlü bir toplumda yaşıyoruz. Annelerimiz çocuk erkekler yetiştirirken,kızlarımıza da tedbirli olma yolunu seçiyoruz maalesef..Kız tarafının niyetini burada korumacı olarak görüyorum,kötü niyet aramıyorum..Kız babaları artık çok daha fazla korkuyor kızlarının zarar görmesinden ,bahsettiğim gibi “zaman kötü”..Bir erkek toplumda her şekilde kendini idame ettirebilir,iaşesini bir şekilde edinebilir..Fakat dul bir kadının halini düşünemiyorum..Bu söylediklerimi ancak kız babası olan yada kız kardeşi olan daha iyi anlar gibime geliyor..Bu örneğin aksi gibi kızna zengin koca bulmaya çalışan, frapan giyinmesini teşvik eden mezhebi geniş ailelerde mevcut..fakat bu iki uç örnekte ilki bana daha masum geliyor..

      • Ahsen diyor ki:

        beyefendi evet zaman kötü gerçekten sizin bu durumu daha iyi idrak ediyor olmanız lazım bütün o verdiğiniz boşanma rakamlarından sonra boşanma sebeplerini az çok tahmin edebiliyoruz hiçkimse öyle kolay kolay bavulunu alıp evine dönmez.
        Burdaki anne babaların gerekçesi korkuları ve endişeleri bir noktadan sonra haklı olabilir çünkü gerçekten artık insanlara güvenilmiyor bütün bilgi birikiminiz ve tecrübelerinizle hala ilerisinin ne olacağına dair endişeniz yoksa kendi adınıza ve çocuklarınız adına gerçekten çok iyimsersiniz nitekim insanlar her daim birbirlerine güven duymalı ve evliliğin temeli güven duygusudur yoksa uzun sürmeyeceği aşikar.

        Sizin takıldığınız nokta galiba maddiyatın işin içine girmesi çalışma meselesi ve ben “eşime güvenemeyecek miyim eşim bana güvenmeyecek mi” düşüncesi.
        bugün aileler Merve hanımında bahsettiği gibi çocuklarına sürekli bu telkinleri yapıyor durumda çünkü toplumda sayısız olay var ne yazıkki güvenilmeyecek erkek çok çalışma konusunu ve getirdiği olumsuzlukları elbette uzun uzun anlatmaya gerek yok
        erkeklerin endişeside çalışan bayanların en ufak bir problemde çekip gitmesi ve eşine karşı rahat bir tavır içerisinde olması buda çok haklı bir endişe olabilir.
        Sadece tek taraflı bakmamak lazım her insan tedbirini almak ister ve bende bu zamanda hayatta ne yaşayacağımızın hiçbir garantisinin olmadığını düşünüyorum insanın başına her an herşey gelebilir ama kesinlikle sigorta ve paraya endeksli bir tedbir de söz konusu olmamalı.
        Ne yazıkki toplum olarak çok büyük güven problemi yaşıyoruz eşinize sonsuz bir güven duyarsınız ama çevrenizde güvenilmeyecek insanlar sizin hayatınızıda mahvedebilir.
        Bugün ailelerin birçoğuda bu endişeyi yaşıyor kızlarına kurdukları baskıların çoğu bundan kaynaklanıyor gerçekten Merve hanımın dediği gibi :

        “”Kızlarımız iki yüzlü toplumda adeta ne yapacağını şaşırmış durumdadr…””

        Kusura bakmayın ama herkes sizin gibi değil burası Türkiye evlenmek isteyen erkeklerin çoğunluğu kendi kazandığına güvenmeyerek eşininde çalışmasını istiyor.Kimse çıkıpta bu güveni size vermiyor.Ailelerin baskıları konuşulacak gibi değil.Her ne kadar niyetleri iyi olsada güven bunalımı yaşıyoruz.

      • .:. diyor ki:

        Hanımefendiler,

        Bu konuda empati yapmamızda fayda vardir. Yarinin belli olmadigindan yola cikarak sadece kotumser olarak dusunmemek gerekir.

        Dogal olarak her insan kendi evladını korumak maksadı ile tavsiyelerde bulunabilir. Bu gayet dogaldir.
        Kim evladının zarar gormesini ister ki erkek veya kız ne farkeder..

        Aslında zaman mı kotudur yoksa, icinde bulundugumuz zaman icerisinde, bulundugumuz durumda bize gore kotu oldugunu hissetmemiz veya tam tersi iyi oldugunu hissetmemizdir. Bu kisiye gore ve yasadıklarina algiladiklarina gore degisebilir.

        Sadece kotumser olmamak gerekir. Yoksa secim yapamaz yapsak bile surduremeyiz oyle degilmi? En azindan empati yapmakta fayda vardir. Farkli da dusunmemiz gerekir. Zannettigimiz gibi olmayabilir.

        Sayın Sema Maraslı Hanımın Evlilik okulu ile ilgili yazıları ve hemen hemen diger yazıların hepsi, Sayın Adem Gunes hocanın yazıları, Ve diğer butun tek taraflı bakis acisina sahip olmayan olmayan yazilar güzel ornekler icermektedir daha Pozitif bakmak lazım diye dusunuyorum.

        Cevremizden olumsuz etkileniyorsak cevremiz kotu olabilir. Cevremizi degistirip farkli bakalım. Herseye ragmen iyilerın cok daha fazla oldugunu dusunuyorum. Belki kotuler kadar sesleri cikmiyordur.

        Tavsiye edebilecegim kitap; (internette görsel videolarda vardır.

        Alti sapkali dusunme teknigi (Six Thinking Hats) Dr. Edward de Bono

        (alıntıdır.)

        De Bono’nun altı şapkası:

        Beyaz şapka (Boş sayfa):
        Tarafsız şapkadır. Görüşülen konu ile ilgili net bilgi ve raporlar ortaya konur.(objektif)

        Kırmızı şapka (Ateş):
        Duygusal şapkadır. Görüşülen konu ile ilgili olarak, kişilere hiçbir dayanağı olmadan, sezgi, fikir ve duygularını söyleme fırsatı verir.(sübjektif)

        Sarı şapka (Güneş): İyimser şapkadır. O işin avantajları ortaya konulur. Övgü, olumlu görüşler söylenir.(objektif)

        Siyah şapka (Yargıç cübbesi): Kötümser şapkadır. Eleştiri, olumsuz görüşler ile görüşülen konunun riskleri, gelecekte doğuracağı problemler ortaya çıkar. modus tollens (objektif)

        Yeşil şapka (Bitki): Yenilikçi şapkadır. Konuyla ilgili alternatifler ve yeni yaklaşımlar araştırılır. ‘her şey uyar’ (spekülatif)

        Mavi şapka (Gökyüzü): Serinkanlı şapkadır. Düşünce sistematize edilir. “Büyük Resim,” “İdareci şapka,” “Meta şapka,” “düşünmenin düşünülmesi”, tüm süreci (gözden geçirme)

        Bu konuda internette yeterince gorsel ve yazısal bilgi vardır tavsiye ederim..

        • .:. diyor ki:

          Alti sapkali dusunme teknigini 90 li yillarda is egitimlerinde seminerlerde kullaniyor ve uyguluyorduk, ozamanlar pek bilinmiyordu, Ancak Tum dunyada 2000 li yillardan itibaren analitik dusunmeyi de genisletmek maksadi ile bu teknigi ilk okul seviyelerinde cocuklara ogretiyorlar. Bircok egitmen bu metodu benimsemis durumda. Kucuk cocuklar dahi bu davranislarin farkinda olabiliyorlar.

          Renkler ise kolaylik getirse de aslinda onemli olan uygulamalar. Bir de bu teknigi kullanirken daha genis kapsamli olarak dusunerek benzer uygulamalari. Kendiniz acisindan, evli ve cocuklariniz var ise, onlar acisindan, anne baba, kardesler. komsu, is veya calisma arkadaslari ve yakinlariniz, hatta calistiginiz ekip grup ve ulke dahi olabilir.

          Selam ve dua ile.

        • Ahsen diyor ki:

          bir çok konuda verdiğiniz bilgiler ve detaylarla çok da iyimser bir tablo çizmiyorsunuz ama (:
          Dediğiniz gibizaman kötü gerçekten bu yaşananlar küçük alametlerin bir parçası.
          Eşiniz olacak insanda duydugunuz şüphe ve kendinizi ondan korumak ihtiyacı hissetmeniz toplumda oluşan genel kanaat ile birlikte oluşuyor.Yani çizmiş olduğunuz olumsuz tablo acaba mı diye insanın kafasında bir soru işareti bıraktırıyor.
          Bırakmasıda normal çünkü karşılaşmış olduğunuz vakalar bir insanın hiç aklına gelmeyecek türden asla olmaz dediğiniz şeylerin yaşanıyor olması.
          Bir insanın eşine “güven” duymaması büyük sorun ama tedirgin olmamak elinizde olmayabilir..İnsan hayatı zaten böyledir her zaman iradeyi kullanmalı ve oluşabilecek olumsuz durumlara karşı bir tedbir alınmalıdır.Benim kasdettiğim bu birazda savunma mekanizması
          ihtimal dahilinde tutarak karşılaşılması durumunda insanda yıkım oluşturabilecek durumlara karşı biraz daha hazırlıklı olmak gibi.

          Ama kötümser değiliz değilim en azından aksine böyle olaylar ve kötü insanları görünce iyi ahlaklı insanlara daha çok kıymet veriyorum ve bu insan için yapabileceklerimin sınırlarının olamayacağını hayal ediyorum elbetteki böyle insanlar var bu şekilde düşünerek daha olumlu neticeler elde ederiz inşallah.
          Tavsiyeniz için teşekkürler.Hepsinden birazcık var galiba bu şapkaların…

          • .:. diyor ki:

            Rakamsal olarak vermis oldugum bilgiler, Benim cizmis oldugum olumsuz bir tablo degildir. Malesef ki bu rakamlar, eksik olsada yayinlanan resmi rakamlardir. Ben sadece bu rakamlari takip ettigimden dolayi sizlerle paylasiyorum. Rakamlar uzerinde hicbir yaniltici farkli gosterme, uzerine katma veya egzejere edilmis bir durum yoktur. Supheli gordugunuz bir rakam var ise paylasabilirsiniz.

            yine vermis oldugum rakamlari ben Turkiye benzeri ulkelerde de uzun zaman dilimli olarak inceledim.Rakamlarin geldigi nokta ve su asamadaki bulundugu nokta ilerisi icin de sadece bir tahmin veriyor ve gerceklesme orani ise yuksek. Onlem alinmak maksadi ile yapilan calismalar ise bu tabloyu duzeltmeye yetmiyor.

            Birde rakamlari aciklayanlarin sadece kendi acilarindan, kendi gordukleri veya gormemizi istedikleri konularda aciklama ve yayin yapmalari.

            Buna su sekilde ornek verebilirim.

            Ornegin turkiyedeki bosanma rakamlari 3 er aylik donemlerde yayinlaniyor ve bir sene sonraki aciklama mart ayi sonunda bir onceki yila iliskin oluyor. Hatirlarsaniz, gectigimiz yilin ikinci 3 aylik bosanma rakamlari aciklandiginda bir onceki yilin ayni ayina gore kiyas yapilip cok az olan farktan dolayi, Bosanma rakamlari dustu yapilan uygulamalarin yerindeligi v.s. tartisildi. oysa genel ve toplamda bu boyle degildi, zaten onumuzdeki bir hafta icerisinde bir onceki yil ile ilgili rakamlar aciklanacak ve o zaman daha net kiyaslama yapilir. (Benim yorumum, bunca butce ayrilmasi, kaynaklarin kullanilmasi, olanca reklam ve toplanti, yayin yapilmasi sonucunda, eger cok dusuk beklerseniz yanilirsiniz. Uygulamalar yanlis oldugu icin, cok az miktar belki dusuk olabilir belkide basabas rakam olabilir ama yukselme ihtimali daha yuksek, rakamlar bunu gosteriyor.

            Birde sadece rakamlar bosanma ile ilgili degildir, tam resmi gormek icin daha farkli degisik bilgilere ihtiyac vardir.

            Yani;

            – Ekonomik sebebler,
            – Alkol tuketimi,
            – Dogum oranlari,
            – Evlenme sayilari,
            – Ihtihar girisimleri (Gerceklesmeler)
            – Sigara, uyusturucu istatistikleri,
            – Olum oranlari ve sebebleri,
            – Bosanma sayilari ve sebebsel rakamlar,
            – Istihdam sayilari ve konu ile ilgili rakamsal bilgiler.

            Bunun gibi bir cok istatistik rakamlari EU bolgesinde siniflandirilarak yayinlaniyor.

            Turkiye de de benzer rakamlar uyum saglanmasi icin yayinlanacaktir. Ayrica, Bu uyumu saglamak icin, bu ulkelerde bulunan sistemler Turkiyede de uygulamaya alinacaktir (Aliniyorda)

            Bu konularda rakamlar aciklanmaya baslandigi zaman, Rakamlar olumsuz gelince , yetkili kisiler veya Aile bakanligi rakamlari aciklarken sayilari genelde vermiyorlar ve yuzde rakamlari soyluyorlar, sayilar yuksek olunca bazen sayilari marj araligi vererek soyluyorlar, (su kadar Evlenme oldu 500 bin 600 bin) bosanma sayisi ise 100 bin v.s. gibi. Oysa bu soylenenler dogru degil net rakam vermiyorlar. Mesela 2011 yilindaki evlenme sayisi 592,775 dir 2012 rakami aciklaninca kiyaslayiniz,
            1011 yili bosanma rakami ise 120,117 bir onceki yila gore artmis ve var olan aciklanan resmi bilgilerden 2001 den buyana da surekli artmaktadir.

            Daha bir kac gun once aile bakanligi ben sayilar konusunda uzmanim kimyaciyim, hesap yaparim dedi, ve dediki 2001 yilinda bosanma rakamlari 140bin idi, kriz vardi dedi, oysa 2001 yilinda tuik rakamlari 91,994 ve simdi 100 bin diyorlar siz zannediyorsunuz ki dusuyor. Malesef oyle degil. Gozumuzun icine baka baka, soylenen rakamlar dogru degil. tuik web sitesinde suan halen bilgiler var bakabilirsiniz,

            simdi ben bu rakamlari soyledigim icin karamsar bir tablo cizmiyorum, Rakamlar zaten kendisi karamsar, Ben yapilan onlem calismalari yanlis ve yaniltici diyorum, gecen seneki ayni donemdeki yazilarim duruyor, Hatta o donem Sema Marasli hanim milletvekillerine acik mektup yazi, Cozum icin yapilan uygulamalar yanlis dedi ve hakliydi, Malesef rakamlar bu sekilde.

            Kesinlikle onaylamiyorum ama, Aile bakanligi Kacasi tarafindan oldurulen bir bayan icin, belgeseller, kisa filmler, bilboardlarda reklamlar ve gunlerce tartismalar yapip durumun onemine vurgu yapmaya calisiyor, oysa, o ailenin sosyo ekonomik durumu ve Alkol ile ilili nedensel hicbir aciklama yapmiyor.

            Peki ayni Aile bakanligi, daha evelki gun Bir kadinin kendi oz oglunu, Balta ile oldurdugu hakkinda ne reklam, ne haber nede bir aciklama yapmiyor. Oysa ikiside vahset ve nedenlere baksaniz daha net anlarsiniz. Icra makamindaki kisilerin toplumu nasil yonlendirdiklerini gorebiliyorsunuz, 1 Ay once, aile bakanligi birimleri icerisinde, Yasli amcalarin Fotograflarinin altina HADDINI BIL diye yazilar yazip yayinlamislar, adina reklam deniliyor.

            Sonuc olarak sunu soyleyebiliriz, Kadinlari zorla SERLESTIRIYORLAR kanunlari yanlarina adil olmayan yontemlerle alarak.

            Iyimser tablo olursa ben Onuda yazarim, Ama dikkat etmek lazim Kotu tabloyu birde iyimser gostermeye calisiyorlar. Nasil olsa eski rakamlar yok ve sagliksiz ya FARKINDALIGI YARATTIK. Bilinmiyordu bilinir yaptik deniliyor.

            Saglicakla kaliniz..

          • Ahsen diyor ki:

            Araştırmalarınızın neticeleri konusunda herhangi bir kuşkum yok veriler ortada hatta tam olarak yansıtmadığını da söylüyorsunuz karamsar bir tabloyu görebiliyoruz ama siz buna rağmen iyimser misiniz?Ben bunu kasdediyorum gidişat kötü iken ve siz devam edeceğinide söylerken hala olumlu mu düşünüyorsunuz?(Altı şapkanın katkısı olsa gerek:))
            Konunun çıkış noktasıda buydu bir insanın kendini “güvence” altına almak istemesi size göre sorundu çünkü bir kadının bunu düşünmesi dahi evliliğin temeline zarar verceği yönünde idi ve aileninde bu tutumunu eleştirmiştiniz.Aynı şeyleri söylemeye gerek yok.Ben olsam sigorta vs gibi şeylere girişmem ama olumsuz yaşanan şeylerin olacağını düşünerek daha dikkatli atarım adımlarımı en azından artık güven vermeyen bir toplum ve politikalardan sonra bu şekilde düşünmeye mecburuz en azından..
            teşekkür ederim…

  4. Darüsselam diyor ki:

    Medeniyet kadınları yuvalarından çıkarıp perdelerini yırtıp beşeri de baştan çıkarmıştır….

    Açık gezen kadınlar her gün kaç kişinin yatak odasına hayalen giriyor….Bir bilseler saçlarının telini bile göstermezlerdi…

    • yunus emre diyor ki:

      Son cumlenizi fazla iyimser buldum. Bence cogu bunu gayet de iyi biliyorlar ve bu durum hoslarina gidiyor.

  5. Ahir Zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    Erkeklerin tacize uğramasının Üstad Beiüzzaman Hazretlerince yorumu:Merhum Av. Abdurrahman Şeref Laç, “Gençlik Rehberi” dâvâsında Bediüzzaman’ı savunurken “(Bu zat/Said Nursî) Ne dedi peki?” diyerek onun şu tesbitlerini hakimlere ve savcılara hatırlatır: “…Bu zamanda, zındıka dalâleti, İslâmiyete karşı muhârebesinde nefs-i emmârenin plânıyla şeytan kumandasına verilen fırkalardan en dehşetlisi yarım çıplak hanımlardır ki, açık bacağıyla, dehşetli bıçaklarla ehl-i îmâna taarruz edip, saldırıyorlar. Nikâh yolunu kapamaya, fuhuş yolunu genişlettirmeye çalışarak çokların nefislerini birden esir edip, kalb ve ruhlarını kebâir ile yaralıyorlar; belki o kalblerden bir kısmını öldürüyorlar.” (Tarihçe-i Hayat, s. 570)

    üstad bu kadınlar açık bacaklarıyla ehli imana taarruz ediyorlar diyor..yani erkeği görsel olarak uyararak tahrik ettirerek manen taciz ediyor bu kadınlar eğer dikkat ederseniz kılıçla,silahla dille elle erkeğe taarruz ediyor demiyor,açık bacakla taarruz ediyor diyor,buda erkeğin fıtraten kadına karşı zaafı olduğunu kadınında bu cihetten erkeğe saldırdığını ve taciz ettiğini gösteriyor bizlere..bilmem anlatabildimmi..!

    ve üstad bir başka yerde aynı yöne tekrar parmak basıyor ve diyor ki:”Fitne-i âhirzamanın mahiyeti bana göründü ki, o fitnenin en dehşetlisi ve cazibedarı, kadınların yüzsüz yüzünden çıkıyor. İhtiyarı selbedip, pervane gibi sefahet ateşine atıyor. Ve bir dakika hayat-ı dünyeviyeyi, senelerle hayat-ı bâkiyeye tercih ettiriyor.Ben birgün sokağa bakarken, o fitnenin tesirli bir nümûnesini hissettim. Gençlere çok acıdım. Dedim: “Bu biçareler kendilerini, bu mıknatıs gibi cezbedici fitnenin ateşinden kurtaramazlar”(gençlik rehberi 17)

    üstad bile ben o fitnenin tesirini hissettim gençlere acıdım diyor…yani açıkça üstad bizim gibi bu ahir zaman erkeklerine acıyorum diyor… bu sokakların fitnelerinden kendilerini fitneleştirmiş kadınlardan haberi var üstadın gösteriliyor ona bazı şeyler oda uyarıyor ve söylüyor ama anlamak istemeyenler hala anlamıyorlar…!

    • Uğur Mustafa diyor ki:

      Açık saçık dolaşmanın ve beden şeklini belli eden dar kıyafetler giymenin erkeğe cinsel saldırı olduğunu ben hep söylüyordum. Demek ki benden önce Said Nursî de aynısını söylemiş. Onun zamanında bu şekilde giyinmek zaten başlamıştı ve yukarıdaki satırlarda onlar hakkında konuşuyor; ama 1960’ta vefat ettiğini düşünürsek durum henüz bugünkü kadar vahim değildi. Bir de bugünleri görse neler derdi acaba.

      Gerçi niye şaşırıyorum ki. Kadınların bu şekilde giyinmesinin erkeklere saldırı olduğunu söylemek değil, söyleyememektir şaşırılacak, hatta hayrete düşülecek, hatta şok olunacak olan şey. Ancak insanlar korkuyorlar, böyle apaçık bir zulmü bile söyleyemiyorlar. Hele bir söylesinler. Kadın düşmanı sapıklar topluluğu ilan ediliverirler akledemeyen asıl sapıklar tarafından.

      Heyhat ki heyhat. Said Nursî’nin bazı takipçilerine bile bunu anlatamıyorum. Bir tanesinin eskiden böyle bir sevgilisi vardı. Kız çok fazla abuk subuk konuşup içki içsek mi filan diye aklınca şakalar yapınca bırakmış, ama hâlâ böyle kızları doğru düzgün tesettürlü olan (başörtüsü yanında bol bir dış kıyafetle dolaşan) kızlarla bir tutuyor. Evlilikten sonra hâlâ böyle giyinen kadınlarla evli olanları bile var. Yani sadece başörtüsü takmamayı kast etmiyorum. Başörtüsü takmayıp bol giyinse o kadar fena değil. Ama dindar kardeşimin hanımı dizüstü etek ve dar gömlek, kazak giyiyor yahu. Onlara bir şey deyip kötü olmak istemiyorum, zira zamanımızda bize dayatılan kanunlarına göre adamların yapabilecekleri bir şey yok zaten. Yürürlükteki bozuk yasalara göre karılarına bir şey demeye hakları yok. Baştan yapmaları gereken şey, düzgün örtünen saliha kızcağızlardan biriyle evlenmekti.

  6. Ahir Zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

    “Ayrıca, evet katılıyorum. Çok istisnai de olsa zaman zaman erkeklerin de tacize uğradığı bir gerçek.”

    ne diyorsunuz siz gamze hanım ne istisnası bugün erkekler sokakta caddede binlerce kez tacize uğruyorlar siz buna istisna diyorsunuz bugün bedenini teşhir eden ister açık saçık isterse sözüm ona giyinik çıplak güya başörtülüler olsun her kadın erkeği MANEN taciz ediyor! siz tacizi illa madden mi anlıyorsunuz illa elle yada dillemi taciz olur bugün erkek olmak demek bir nevi Hz.Yusuf olmayı göze almak demektir! Asrın züleyhalarından gelen tacizler den kaç kaça bilirsen! tekrar söylüyorum her açık giyinen kendini teşhir eden kadın eşittir erkeği taciz ediyor demektir! zaten manen tacize uğramayan erkek gidipte madden bir kadını taciz etmez! bu toplumun sapıkları kendiliğinen ana karnından sapık doğmadılar bunların sapıklıklarının bir ayağıda bu tür açık saçık kadınlar guruhudur!!! siz kadınlar için hava hoş nasıl olsa sizde görsel uyaran yok fıtrat gereği yani dışarıda erkeklere bakıp etkilenme oranı bir erkeğin kadına bakıp etkilenme oranından çok çok az..ama erkek öyle değil işte fıtri farklılıkları görmezden gelmek en önemli felakettir! sizin gibi böyle erkek dünyasını bilmeyenlere sözüm odur ki:”keşke 5 dakikalığına erkek olupta sokağa çıksaydınız,o zaman ben siz kadınları görürdüm,belki biz erkeklerden fazla o kadınlara laf sayardınız” öyle atıp tutmak kolay,bekara karı boşamak kolay! o parfümler o makyajlar siz kadınları etkilemez nasılsa olan biz erkeklere olur! sonrada aman canım erkekte tacize mi uğrarmış gibi hezeyanların ardı arkası kesilmez! ama yeter artık…!!!

  7. fatma diyor ki:

    kesinlikle sert olmalı ve “.. Bey” şeklindeki hitap en güzeli, iş yerinde seviye gerek
    abi deniliyor ne abisi!!
    sert olduğun zaman kimse yılışık davranamaz
    korur kişi kendini
    sana yaklaşamaz kimse ve sert olan kişiye beyler derki “o çok seviyeli, başkaları gibi değil”
    sen seviyeyi koruyup sert mizacını ortaya koyarsan sana yönelik her hal -hareketini kontrol altına alırlar..

    Not: yorumları okumadan konuya binaen yorum yaptım :)

    • Uğur Mustafa diyor ki:

      Siz yazıyı da okumamışsınız. Yazıda sertlik denirken sizin söylediğiniz şey kast edilmiyor, karakter sertliğinden ve onun dışında özellikle kocaya karşı sertlikten bahsediliyor.

      • fatma diyor ki:

        ben evli bayanlar hakkında yazma gereği duymadım o konu hakkında gerekli çalışma yapılmış yorumlarda az çok belirtimiş zaten

        bekar bayanlar hakkında yazma gereği duydum

  8. Hüseyin Kılınç diyor ki:

    Boşanmış Babalar Platformu sayfasından alıntı….

    İŞYERLERİNDE KADIN TACİZİ VE TECAVÜZÜ

    Dünya Kadınlar Günü geride kaldı. bir takım etkinlikler, şenlikler, eylemler yapıldı. dikkat edilirse hepsi de “kadına şiddet” olgusu etrafındaydı.

    ASPB kadınların istihdam alanlarına çekilmesi uğruna bir çok projeyi ardı ardına devreye sokuyor. Bakan Fatma Şahin’in ulusal ve uluslararası çalışmalarda bu projelerde elde ettiği başarıları anlatmaktan büyük zevk duyuyor…

    düne kadar gümbür gümbür haykırılan işyerlerinde kadınlara yönelik taciz ve tecavüzlerden hiç bahsedilmemesi çok çarpıcı ve bir o kadar ilgi çekici… Bakanlığın suskunluğunu bu noktada anlıyoruz. çünkü bakanlığın görevi; küresel sermayenin üretim/tüketim ekseninde arz/talep dengelerinde kadınında yer almasını sağlamak.

    kadınların işyerlerinde maruz kaldıkları taciz ve tecavüz konularının gündeme getirilmesi durumunda kadınların ürkerek küresel sermayenin arzularının sekteye uğraması ihtimali çok yüksek. işte bu yüzden para uğruna ASPB kadınların tecavüze uğramalarına susuyor ve hatta destek veriyor…

    Bakanlığın susması normalken kadınlara yönelik faaliyette bulunan STK’ların susması anormal duruyor. bu STK’larda mı acaba kadınlara yönelik işyerlerinde uygulanan taciz ve tecavüzü onaylıyorlar?…

    • Seda diyor ki:

      tecavüzü bilmem ama çoğu çalışan kadın işyerinde tacize uğruyor(davranışla olabilir, sözle olabilir, bazen yılışık bir gülümseme de tacizdir önemli olan kadını rahatsız etmesi)
      Çalışan kadınların hepsi de (bakın çoğu demiyorum HEPSİ) işyerine giderken tacize uğruyor. Hele kendi özel aracı yoksa olay bitmiştir toplu taşıma araçlarında hergün herkes birbiriyle akraba oluyor. Kendi araçları varsa da trafik sapıkları tarafından sıkıştırılıyorlar.
      Peki kadınlar bunca çileye neden katlanıyor, yorum sizin

      • nevzat diyor ki:

        Genelde elindekiyle yetinmeyip daha çok istemeden. Kanaat en büyük zenginliktir.

        • Hüma diyor ki:

          Biraz önce çok kötü bir haber aldım.Çok güzel yüzlü bir tanıdığım çalıştığı iş yerinde evli ve çocuklu bir erkek tarafından tecavüze uğramış.Kız bunu ailesinden saklamış,nişanlanmış.Düğününe yirmi gün kala dini nikahı kıyılan nişanlısına açıklamış durumu,çocuk şok geçirmiş.Nişanlısı karasızmış şu an kıza ve ailesine beni kandırdınız diyormuş,hala kararsızmış.Kızı da yanına almış ailesiyle görüştürmüyormuş.Çocuk sırrı tutuyormuş ama napacağı belli değil.Kızsa öyle iyi kalpli biriydi ki.Gerçekten çok üzüldüm,hüngür hüngür ağlayasım var.Kızın eniştesi nişanlısına demiş ki yeğenim Allah katında temiz,zorla böyle bir şey yaşamış,ona sahip çıkarsan çok büyük yüreklilik göstermiş olursun.Gel de bu işi çöz.Ahh ahh Ya Rabbi sen bizleri,evlatlarımızı,mümin kardeşlerimizi böyle bir imtihandan muhafaza et.
          Şimdi gelsin kadın istihdamını teşvik edenler kurtarsın bu kızı!!!Ya kimse sahip çıkmazsa,daha yirmisinde bu körpe ne yapar,kötü yola mı düşsün.
          İçim öyle ağlıyor ki…Lütfen dualarınızı esirgemeyin.
          Böyle şeyler çok uzak gelirdi,meğerse ne kadar yakınmış da haberimiz yokmuş,kız demişki böyle tezgahtar olarak çalışan çoğu kızın başına böyle işler geliyormuş.Ahh,ahhh Ya Rab yardım et bize,kurtar bizi,kötü nefisleri ıslah et Ya Rabbbb!!!!!!!

          • Süheyla diyor ki:

            Keşke nişanlısına en başından olanı biteni anlatsaymış.Kandırıldığını düşünen bir erkek ne kadar kadına sahip çıkabilir ki?Sineye çekti evliliğine devam etti diyelim,ne derecede iyi davranacak meçhul.Daha şimdiden kızı ailesiyle görüştürmüyor.Çok zor bir durum Allah her ikisininde yardımcısı olsun.

          • Uğur Mustafa diyor ki:

            Peki bu tecavüzü niye saklamış? İş arkadaşı olan erkek güçlü bir mafya babasıymış veya bir aşiret reisiymiş de tehdit mi etmiş? Hiç sanmıyorum, zira öyle insanlar işyerlerinde çalışmazlar.

          • Uğur Mustafa diyor ki:

            Kadınların her türlü taciz ve tecavüz iddiasına inanılması gerektiği, onların yalan söylemeyecekleri propagandası da bir feminist yaklaşımdır. Benim tanıdığım namuslu ama yakışıklı bir erkeğe, –birçok kişinin tanıklığına göre onunla evlenmeyi kafasına koymuş olan– bir genç kız böyle bir iftira attı, adamcağız büyük maddi ve manevi zarara uğradı.

          • Hamzayürekli diyor ki:

            Allah yar ve yardımcımız olsun.
            Niye anlamak istemiyoruz haramın helalin bizler için Rabbimizin bir lutfu olduğunu.
            Mevla hiç birimizi böyle imtihan etmesin.
            Fakat ne gam haramı giden yolları tıkayın onun bölgesine bile yaklaşmayın diyen rabbimize ne değin ihlasla” Ya rabbi boynumuz kıldan incedir” deyip sen öyle buyurdunsa bize( bana) itaat gerekir deyip hiç katıksız itaat ediyoruz.
            Olayı yaşayan bacım için söylemiyorum fakat biz bir adımız beşer dir.
            Genelde kadınlarda şunu görüyorum; erkek evli çocuklu çoluklu olunca gevşeklik oluyor.
            Yapmayın bacılarım yapmayın insan evli erkek olunca nefsini ıslah etmiş olmuyor, din de imanda böyle bir şeyler yok. İnsan nefsini ISLAH edince ıslah etmiş oluyor yoksa hiçbir sıfat hiçbir konum onun nefsinin ıslah olmasına yetmiyor bilmek bile yetmiyor.
            Ben bazen alış veriş yaptığım yerlerde bu rahatlığı gördüğümde soruyorum münasip bir dil ile ; maşallah (yaşları yakın olursa) eşini (yaş farkı çok olunca ) kızınızla aynı yerde çalışmak zormu, rahatmı diye. Hayır hayır ne kardeşiz ne eş iz diye hemen bir cevap.
            o tarakta bezi olmayanlar hemen atlıyor yemi yani.( Bunu sadece örtülü bayanlarda yapıyorum açıklara zaten böyle bir soruyu soramam)
            Bazen açık verdiklerini anlayan oluyor fakat ben gerisini görmüyorum veya duymuyorum çünkü oradan uzaklaşıyorum.
            Fakat ne gam her seferinde üzülen veya onlar için ağlayarak Rabbime sığınan biz oluyoruz her ne kadar ‘ bazen imalı bazen sözlü olarak arkamızdan olumsuz her ne diyorlarsa.
            Ne demiş güzel Peygamberimiz; Y a Rabbi onlar bilmiyorlar.
            Kardeşler elinizi ayağınızı öpeyim hiç birşey bilmediğimizi, bilemiyeceğimizi İDRAK ederekten Rabbimizden layıkıyle korkarak Şeytanın hertürlü( küçüğü büyüğü olmaz hilenin) hilesinden Allahımızı sığınıp ondan devamlı yardım dileyelim.
            Başka çıkar yolumuz yok bizim.

          • seymen diyor ki:

            Ailesinden saklamış, çocuk (damat) sırrı tutuyor ama eniştesi biliyor ve bu konuda damattan istekte bulunuyor. Kızı yanına almış ailesiyle görüştürmüyormuş, nasıl oluyorsa.
            Tecavüzde olabilir baştan çıkarılmada. En büyük suç kızın babasında bence.
            Yusuf (a.s.) bile ancak Allah(c.c.)’ın yardımıyla bu işten kendisini kurtarabildi kendisini bu zamandaki insanlara ne oluyor. Yaklaşmayın denmiyor mu? Eğer damat bakirse boşasın kızı, yok değilse nasibim buymuş desin devam etsin. O durumda tövbe edip bu konuyu unutup ileride gündeme getirmemek lazım mutlu ve huzurlu bir hayat için.

      • Uğur Mustafa diyor ki:

        Seda Hanım, dedikleriniz çok doğru. Ayrıca şu da hatırlanmalı ki açık veya dar kıyafetler giyerek veya şuh hareketler yaparak kadınlar da erkekleri taciz etmektedir. (Erkekler görsel cinsel uyarıcılardan kadınlara nispeten daha çok etkilenirler, bu bir gerçektir. Zaten kadınlar da bunun farkında oldukları için öyle giyinirler. Evli olup kocalarını aldatmayı düşünmeseler bile çevredeki erkekleri güzelliği ve kadınlığıyla etkilemek özellikle iş hayatında her zaman kadınlara sosyal avantaj sağlar.)

      • abdullah diyor ki:

        çoğu kanaatsizlikten bakın hepsi demiyorum çoğu kanaatsizlikten

        • gamze diyor ki:

          Umarım yazımı kesmeden yayınlarsınız, ancak bu durumda samimiyetinize inanabilirim zira. Öncelikle yazıyı ve yorumları okuduğumda dehşete düştüm. Neresinden tutsanız kadın düşmanı yazılar bunlar. Sert kadın, erkekleşmiş kadın, fıtratından uzaklaşmış kadın da ne demek.. Sert mizaç vardır, ki bu kadın erkek farketmeyen bi durumdur. Erkeksileşmiş dediğiniz de çok görece bir durum, çünkü bizim toplumumuzda erkeklere özgü dediğimiz şeyler dünyanın pek çok yerinde herhangi bir cinsiyete özgü değil, insana özgü şeyler. Madem -ve malesef- kapitalist bir dünyada yaşıyoruz, kadınların da erkekler kadar ailesinin geçimini sağlamaya çalışması gayet insani bir davranış. Burada sorun, kadının çalışması değil, ev içi işlerin de kadının üzerine yıkılması dolayısıyla aşırı çalışması olmalı bence. Yani düşünün, işten eve dönüldüğünde eşler beraber paylaşabiliyorsa ev işlerini(yemek hazırlamak, bulaşıkları makineye dizmek, çocuğun ödevlerine yardım etmek, çamaşırları makineye atmak vb.) hiç bir sıkıntı kalmaz. Ama malesef bizde erkekler ne yardan geçiyor ne serden; kadın hem dışarıda çalışıyor hem evde. Bu işin bir yönü. Diğer yönü ise, işyeri tacizleri. Bırakın işyerini, kadınlar bugün heryerde tacizle karşılaşıyor malesef. Ama işyeri bunlar arasında belki de en az olanı, zira taciz eden kişi anonim olmuyor iş ortamında. Dolayısıyla bu kişi ifşa edilebileceği için taciz ihtimali, anonim olan ortamlardan daha az. Kaldı ki tacizi yapan erkekse, ortamdan , iş hayatından ya da toplumdan uzak tutulması gereken niye kadın oluyor? Yoksa Uğur Bey’in dediği gibi kadın “dar kıyafet” giyerek tacizin de mi suçlusu oluyor? Dar tişört ya da pantalon giydiği için hiç kadınlar tarafından tacize uğrayan erkek olmadığına göre, sorun dar kıyafette değil, erkeklerin arızalı zihniyetinde(lütfen burada erkeğin yaradılışından girmeyin, zira cinsel dürtü her iki cinste de var, olay sadece insanların hayvanlardan farklı olarak dizginleyebilmesinde). Sizler kadını, korunacak, sahip olunacak, elde edilecek “şeyler” olarak gördükçe her türlü keyfi muameleyi de hakkınız görüyorsunuz sayın erkekler. Halbuki asıl inançlı bir insanın tam tersine, yaradandan dolayı yaradılana saygı duyması gerekir. E madem siz erkekler bunu beceremiyorsunuz, bırakın da kadınlar kendilerini korumanın yollarını bulsunlar bari sizden.

          Son olarak, erkek düşmanı değilim. Feministim. İşsizim malesef. Çok mutlu bir evliliğim var. Ve burda tartışılanın aksine, evlilikte yaşanan sıkıntıların kadının dışarda çalışmasından, fıtratının bozulmasından, kanaatsizliğinden (yani hep kadından) değil de çiftlerin birbirine saygı duymamasından kaynaklandığını düşünüyorum. Takdir edebilmek, özür dileyebilmek, en azından kırınca karşı tarafın gönlünü alabilmek, yokluğu da varlığı da beraber göğüsleyebilmek, hayata ayrı pencerelerden de baksanız aynı şeyi görebilmek belki de ve buna saygı duymak.

          • seymen diyor ki:

            “Madem -ve malesef- kapitalist bir dünyada yaşıyoruz, kadınların da erkekler kadar ailesinin geçimini sağlamaya çalışması gayet insani bir davranış.”
            Kapitalist düzen insani bir düzen midir ki de hiç mücadele etmeden ona teslim olacağız. Dünya daha fakirken, ulaşım ve üretim çok daha zor ve azken aileler sadece erkeğin çalışmasıyla geçinebiliyorlardı da şimdi niye geçinemiyorlar bunu sorgulamak lazım gelmez mi önce. Kadın hiç bir şartta çalışmamalıdır demiyoruz, çok ihtiyaçlı ise uygun şartlar sağlanarak çalışmalıdır.
            Özellikle modern büyük firmalara ait işyerlerinde erkeklerinde çeşitli şekillerde tacize uğrayabildiklerini de duyuyoruz. Teşhirciliğin de bir çeşit taciz olduğunu anlatmaya gerek yoktur herhalde. Cinsel dürtü her iki cinste de vardır tabi ki ama erkeklerin görünüşten etkilenmelerinin kadınlarla aynı olduğunu idda edemezsiniz. Eğer öyle olsaydı reklam filim lerinde bu kadar kadın görmezdik herhalde değil mi? Hem erkeklerin zihniyeti arızalı diyorsunuz hemde kadının korunmasına karşısınız, biraz mantiksızlık yok mu burada. Evlilikte yaşanan sıkıntıların tamamı “kadının dışarda çalışmasından, fıtratının bozulmasından, kanaatsizliğinden” değildir tabi ki ama bu gibi durumlardan dolayı oluşan huzursuzluklarda az değildir.

          • Hamzayürekli diyor ki:

            GAMZE hanım: sebebini anlayamadım yalnız çok kin dolusunuz.
            biz kendi kadınlarımızdan bahsediyoruz.
            ” Madem -ve malesef- kapitalist bir dünyada yaşıyoruz, kadınların da erkekler kadar ailesinin geçimini sağlamaya çalışması gayet insani bir davranış.”
            Eğer siz kapitalist dünyada yaşamak istiyorsunuz buyrun istediğinizi yaşayın lakin ben müslümanca insanın tabiatını en uygun şekilde yaşamak istiyorum diyenlerede saygı duymanız gerekiyor.

          • Ahsen diyor ki:

            Kur’an da tesettür emredilmiş her açık kadın günah işler ancak erkeklerede gözlerinizi haramdan koruyun diyede açık açık belirtilmiş.
            Bir kadını ne kadar açık olursa olsun ona tecavüz edilmesinin “beni dürttü” gibi bir bahaneyle müdafaada bulunmak ne kadar mantıklı?!Neden herkes tecavüz etmiyor o zaman madem bir erkek bu kadar zayıf iradesiz bu durumda kendinde araması gereken bir kusur yok mu?!
            Bir insanın başına herşey gelebilir çok acı bir olay ALLAH kimseye yaşatmasın bir insan hata dahi yapmış olsa bile bu tacizi yapanın hatasını hiçbir şekilde tasvip ettiremez burda suçlanması gereken kız değil bunu yapan kişidir.Bu durumda mağdur olan kızdır ve ona en başta sahip çıkması gereken kişide nişanlısıdır.Ve tabi bizlerinde böyle davranması gerekir kim olursa olsun mağdurun yanında olmak “şöyle olsaydı böyle yapsaydı” gibi sebepler aramak yanlış geliyor bana her insanın başına gelebilir diye düşünüyorum çünkü ve benimde maalesef küçük bir olay başıma geldi yani herkes mağdur olabilir.
            Erkekler neden kendilerini bu kadar iradesiz varlıklar olarak gösteriyorlar anlamıyorum açık biri mi var kafanı çevirirsin tv de müstehcenlik mi var kanalı değiştirirsin çok mu dertlisin bu konuda o zaman aile bağlarında bir sıkıntı var bunada çözüm arayacaksın.
            İşte asıl insandaki nefsin mertebesi ve imanının samimiyeti ihlası bu noktada belli oluyor bu noktada bir zayıflık varsa ALLAH ın yaklaşmayın dediği bir şeye yaklaşıyorsan o zaman en başında kendi imanını sorgulayacaksın.
            Kadının çalışması konusunda da iki şey sorgulanmalı:
            1.Ailemi ihmal ediyor muyum?
            2.Çalıştığım koşullar İslami mi? bu sorulara tatmin edici cevaplar bulabiliyorsan çalışmakta bir mahsur yok bence.

          • gamze diyor ki:

            Seymen Bey, kapitalist düzenin “insani” ya da “adil” olduğunu düşündüğümü nasıl çıkardınız bu “malesef”e rağmen anlayamadım ama, siz erkekler sisteme ayak uydurup çalışırken sorun yok da kadınlar çalışınca mı “mücadele etmemekle” suçlanıyor. Sonuçta acımasız bir sistemde yaşadığımız gerçekliği varken ortada, kadın-erkek hepimiz geçim için çalışmak zorunda kalıyoruz. Siz hangi ülkede yaşıyorsunuz bilmiyorum ama, bahsettiğim şey asgari yaşam koşulları için çalışmak zorunda olmak. Biraz gerçekçi bakarsak, günümüz ihtiyaçları aileden tek kişinin çalışmasıyla karşılanamayacak kadar fazla ve pahalı. Kira, faturalar, yemek-içmek, giyim-kuşam, çocukların ihtiyaçları vb.

            Reklam filmlerine gelirsek, o da artık değişmeye başladı farkındaysanız. O filmler uzun süre kadın bedeni üzerinden giderken, artık çeşitli markalar yarı çıplak erkekleri de kullanmaya başladı.(Hiç birini tasvip etmiyorum o ayrı). Demek istediğim erkeğin zaafiyeti değil ortadaki sorun, erkeğin dürtülerini dizginlemesi gerekmediğine dair erkek egemen zihniyet. Yani tamamen kültürel bişey. Eğer öyle olmasaydı aynı dürtülerle her karşı cinse yaklaşabilirdi erkek. Ama anne,evlat, kardeş, yeğen vb. pek çok karşı cinse çıplak bile olsalar birşey hissetmeden yaklaşılbildiğine göre mevcut durum tamamen zihniyetle ilgili.

            Ayrıca, evet katılıyorum. Çok istisnai de olsa zaman zaman erkeklerin de tacize uğradığı bir gerçek. Ama yine aynı yere geliyoruz ki, bu hem çok nadir bir durum, hem de çoğu erkek bu durumu taciz olarak bile görmeyip övünç kaynağı yapabiliyor. Kadınlardaysa taciz her zaman taciz olarak değerlendiriliyor. Yani gene olay öğrenilmiş cinsiyet rolleriyle ilgili.

            Son olarak, arızalı olduğunu düşündüğünüz bir zihniyete kendinizi koruma görevi vermek istememek mi sizce mantıksız:) (Burada not düşmek isterim, arızalı derken sırf “erkek” olduğu için söylemiyorum bunu, erkeği iradeden, akıldan, ahlaktan yoksun, sadece dürtülerinin peşinden koşmayı bilen, buna gem vuramayacak kadar aciz olarak gören ve bunu meşrulaştıran zihniyetten bahsediyorum. Anlatabildin mi bilmem.)

          • gamze diyor ki:

            Hamza Bey, teşekkür ederim. Benimle ilgili yorumunuzu bir tarafa bırakırsak, İşte tam da demek istediğim şey buydu. Evet size gerçekten saygı duyuyorum, müslümanca yaşamak istemeniz bence en samimi ve haklı isteminiz. Buna saygı duymamak zaten gerçekten ahlaksızlık olur. benim derdim sizin de aynı saygıyı çalışan, çalışmak zorunda kalan ya da çalışmayı seçen kadınları “kötü” olmakla suçlamamanız. Buradaki kötü, kötü anne, kötü eş, kötü kadın…her ne geliyorsa aklınıza.

          • Necmettin diyor ki:

            gamze hanım hem feministim hemde cok mutlu bir evliliğim var diyorsunuz. Allah her zaman mutlu etsin. Fakat feministlerlen evlenenlerin akibeti maaselef hep aynı oluyor. Sizin gibi erkeklerlen hem huzur hanesi olacak evde hemde calışma hayatında feminist zihniyetin kışkırtmasıyla her alanda dişe diş mücadele eden kadınlar yüzünden ülkemizde son 10 yılda 1 milyon boşanma vakası yaşandı ve ülkemiz hızla parcalanmış mutsuz yuvalar diyarına döndü. Bizim ülkemizde kadınların calışma oranı 30% cıvarında. Ben 35 yıldır Avrupada yaşıyorum. Avrupa ülkelerinde kadınların calışma oranı ortalama 70%. Burda 70’li yıllardan beri şiddetli feminist politikalar topluma hakim. Sonuc olarak: aile kurumu tamamen yok oldu (ancak eşcinseller evleniyor) boşanma oranları 50% ve dahada vahim doğum oranları o kadar düşdüki herkes nüfus felaketinden bahsetiyor. Batı artık feminizmin topluma zararlarının ciddi şekilde muhasebesini yapmaya başladı. Hic şüphesiz feminizm ve kadının dışarda calışması her toplumu aileyi yıkarak ve nüfusu azaltarak nihayet bir başedilmez bir felakete sürüklüyor. Milletce aynı zehirli ilacı israrla icmeyelim!

          • gamze diyor ki:

            Ahsen Hanım, size sonuna kadar katılıyorum. Herkes kendisinden sorumlu sonuçta.

            Necmettin Bey, feministler çok farklı tavırlara sahip; kimi radikal feminist, kimi liberal feminist vs vs. Radikal feministler evliliğe de çocuk sahibi olmaya da karşılar mesela. Bu tamamen ideolojik birşey. Ben ailenin var olmasından yanayım mesela, çünkü toplumun temeli aile. Onu ortadan kaldırarak değil dönüştürerek daha güzel bir dünyanın mümkün olduğuna inanıyorum. Çocuk sahibi olmak, hakkını verebildiğin sürece o çocuğun, bence çok önemli mesela. Ama bunu tercih etmeyene de saygı duyabilmek mesele, tıpkı evliliğin sünnet olduğuna inananlara duyabilmek gibi. Özetle, feminizm kadın ve erkekteki farklılıkları kabul eder ama bu farklılıklarımız bizlerin adaletsiz muameleler görmesine sebep olmamalı der.

            Boşanmalarla ilgili mevzuya gelirsek, bunun sebebi feminizm değil, bencillik ve cehalet. Evlilik bir oyun değil, iki kişilik hiç değil. Evlendiğiniz kişinin bütün kusurlarını görmeli ve bunlarla beraber yaşayıp yaşayamayacağınıza emin olduktan sonra evlenmelisiniz. Ama insanlar öyle değil, evlilik kararı alırken sadece aşk, maddiyat vb. şeyleri kriter alıyorlar. Bunlarsa ya hayalcilik ya da çıkarcılıktan ibaret. Bence mutlu evlilik çok kolay:Kendin için istediğini eşin için de isteyebilmek, her şeyi iki kişilik düşünebilmek…

          • kevser diyor ki:

            gamze hanım,Seymen bey;
            “Hem erkekler için arızalı zihniyetli diyorsunuz,hem de kadının korunmasına karşısınız”derken,erkekler tarafından korunmanızı değil,madem ki erkeklere güvenmiyorsunuz o zaman tesettüre bürünerek kendinizi korumaya alın demeye çalışmış bence.ya da ben öyle anladım,yanılıyor muyum Seymen bey?öyle ya,madem ki erkekler sapık,o zaman neden örtünmeyi değilde teşhiri seçiyorsunuz?burada bir mantıksızlık yok mu?ayrıca,küçük yaşta tacize istismara uğrayan çocukları,onlara bunu yapan erkeklerin arka planını hiç düşündünüz mü?her yerde kadın resmi,sinemalarda,reklamlarda,sahnelerde,sokakta….erkekler televizyonda oynayan kadına ilişemez ama gözüne kestirdiği bir korunmasız kişiye bunu yapabilir değil mi?sizce korunmasız kişiye bunu yapan tacizci erkekler kadar,onların tabir yerindeyse,şehvetini bileyen iştaha getiren sokakta sağda solda rahatça gezinen kahkaha atan kadınların hiç mi suçu yok?ya da neden eskiden çocuklara yönelik istismar daha azdı?ama teşhir arttıkça,toplumda aldatma,ihanet,tecavüzde aynı oranda hatta daha fazla artmadı mı?bunu ben etrafıma baktığımda bile görebiliyorum.lütfen önce bi fıtratları öğrenelim.bu işi yaratılışla açıklamayın diyorsunuz da neyle açıklayacağız?ben asla ve kat’a,”açık giyinen haketmiştir” gibi bişey savunmadım,savunmuyorum.ama bi düşünün,kadınlar istediğini giyecekse,o zaman tesettür emri niye var?ben sizin,”kadınlarda tahrik olur”sözünüze katılmıyorum.sizce açık bir kadınla açık bir erkeğin tahrik ediciliği aynı mıdır?hangisi daha çok fitneye sebeb olur.ben reklamda oynayan bir erkek manken görünce baştan çıkan bir kadına rastlamadım…varsa da,(kusura bakmayın ama) bu o bayanın biraz arsız olduğuna dalalettir.
            Kimsenin burada tacize uğrayan kızları suçladığı yok.ama bazı bayanlar erkeklerin bu zaafını çok iyi biliyor ve bile bile kullanıyor..bilmemezliğe vuruyor…”ne var canım,o da bakmasın”diyor.hay hay,sen örtün,bolca giyin,konuşma ve haline dikkat et o zaman.ben bazı bayanların bunu kullandığını düşünüyorum.erkeklerin görselliğe asla hayır diyemeyeceklerini bal gibi biliyorlar.eğer öyle değilse,bütün hanımlar tesettürlü çıkardı sokağa değil mi?ortada sonuç varsa mutlaka sebeplerde vardır.tacizi önlemek isteyen önce sebepleri ortadan kaldırsın,yani teşhiri.yapan kadar sebeb olanında günahı var.bayanlar bu giyim,tesettür konusunda hiç numara yapmasınlar.dikkat çekmek için yapmıyorlarsa neden evde hiçbir erkeğin görmediği yerde pasbal gibilerde,sokakta alımlılar?

          • seymen diyor ki:

            Gamze hanım, AHSEN hanım’ın aşşağıdaki yorumundan bir bölüm.
            “Ben bütün bunların altından yatan tek nedeninin batının bize dayattığı “kapitalizm” in olduğunu düşünüyorum.
            Gücü paraya ve tüketime endeksleyen kapitalizm feminizm adı altında kadınları asıl ortamlarından çekip alarak bir yarış atı gibi kariyer iş peşinde koşmaya itti.Kadınlar annelik vazifesinden koparıldı sen “güçlüsün” telkinleriyle ve senin erkeklerden neyin eksik diyerek eşitlik bahanesiyle
            başarılı bir şekilde güçlü görünmek adına fıtratından bile taviz verebilecek kadar çok güzel işlenmiştir ne yazıkki kadın”

            ‘Maalesef’ ibaresi düşmüzsünüz ama bu maalesef bazı kadınların çalışmak zorunda bırakılmalarıyla ilgili bir ‘maalesef’ olarak görünmüyor maalesef. Sizin maalesefiniz maaşların az olmasıyla ilgili. Bizim maalesefimiz ise kadınların (kendilerine gerek olmayan işlerde) çalışmaları dolayısyla işsizliğin artması ve bunun sonucu olarak maaşların düşük olması ve bazı kadınların istemediği halde çalışmak zorunda olması ve insanların gereksiz tüketime yönlendirilmeleriyle ilgili.

            “Erkeksileşmiş dediğiniz de çok görece bir durum, çünkü bizim toplumumuzda erkeklere özgü dediğimiz şeyler dünyanın pek çok yerinde herhangi bir cinsiyete özgü değil, insana özgü şeyler. ”
            Demişsiniz. Bizim toplumumuzda erkeklere özgü dediğimiz şeyler nelermiş. Dünyanın pek çok yerinin sapıklıklarla dolu olması onları meşru ve makul hale getirir mi? Feminizm eşcinselliğin yaygınlaşmasındaki en büyük sebeplerdendir. Ki değişik coğrafyalardaki son elli yıldaki durumlara bakarsak görürüz ki feministler güçlendikçe taraftarları arttıkça eşcinsellik artmaktadır.

          • kevser diyor ki:

            “işsizim maalesef”cümlesinden bende aynı manayı anladım.buradaki “maalesef”aza kanaat etmemek,fazla parada gözü olmaktan dolayı maalesef gibi duruyor.

          • Ahsen diyor ki:

            ALLAH erkeklerede gözlerini haramda korumalarını zinaya yaklaşmamalarını emrediyor.
            Tacizcilerin birçoğunun kişiliğinin altında yatan en önemli eksikliklerden bir tanesi iman ve takva eksikliğidir eğer fıtrat üzerinden konuşursanız birçok dindar erkeğin taciz ediyor olması gerekirdi
            sizde burda erkeklerin evlilikten beklentilerinde ilk önceliğin de cinsellik olduğunu görüyorsunuz burda.
            bir erkeği bu kadar etkilenecek biri olarak görüyor ama cinsel isteklerini kabullenmiyorsanız kendinizle çelişirsiniz.Meşru bir yol varken kişi bu yola başvuruyorsa burda peki kim suçlu?Yada evliyse?
            Erkekleri bu kadar çevresinden etkilecek ve sapıklık yapacak kadar düşkün olarak kabul ediyorsanız evlenmek istediğiniz erkeğin cinsellik isteklerine hiçbirşekilde geri çevirmeyeceksiniz o zaman
            Meseleyi bütünüyle ele almak lazım çocukluğa inmeli bu tarz kişiliklerin mutlaka hayatlarında yaşamış olduğu kötü şeyler vardır.Altında ciddi tedavi edilmesi gereken başka rahatsızlıkları vardır yoksa sağlıklı düşünen bir insan öyle kolay kolay çevresinden etkilenmez.Bütün bunlar hafifletici nedenler değil.
            Yine söylüyorum her ne kadar bu kadar çok çevresel faktör varken yada yokkende olabilir bu istismarı yapıyorsa bu kişi hastalıklı ve kötü ahlaklıdır o kişi kendinden sorumludur evvela uzak durmadığı ve yakınlaştırıcı sebeplerden kaçınmadığı için suçlu olan odur hiçbir bahanesi yoktur.Hz Yusuf kıssasından hatırlayın.
            Kadınlarda kendilerini korumakla ve gerekeni yapmakla mükellef tabiki.
            Bir kızın başına böyle bir hadisenin gelmesini “gitmeseydi çalışmasaydı açık giyinmeseydi” gibi mazaretler beni üzdü gerçekten inşallah okumuyordur bu satırları.Bir arkadaşımız çocuk istismarından bahsetmiş hatta bu ülke bebek istismarınıda gördü ne yazık ki buyrun bunda ne gibi mazaret bulacaksınız!

          • alp diyor ki:

            biz ile siz farklı dünyaların insanlarıyız. sizler işinize geldiğinde mantıklı bulup saygı gösterilmesini istiyorsunuz. tıpkı liberal feministlik ya da bazı dini konuları görmezden gelmek gibi… siz diyorsunuz ki evliliğn sünnet olduğuna inananlara saygı duymalıyız. yani bunların zıttı düşünmenize rağmen saygı duyuyorum mu demek istediniz?

          • alp diyor ki:

            gamze hanıma yazmıştım.
            ayrıca kevser hanım ve seymen abi nin son yorumlarını bi daha okumanızı tavsiye ederim.
            acaba bu sitedeki yorumlar sizi biraz olsun düşündürdü mü?

          • Uğur Mustafa diyor ki:

            Gamze Hanım yukarıda kadın düşmanlığından bahsetmiş ve bana da laf etmiş. Apaçıktır ki bazı kadınların fiillerini eleştirmenin kadın düşmanlığıyla ilgisi yoktur; fakat Gamze hanımın da diğer feministlerin de büyük bir serbestlik içinde yaptıkları gibi erkeklerin genelini aşağılayan sıfatlar kullanmak ve laflar söylemek tam anlamıyla erkek düşmanlığıdır. Radikaliyle, liberaliyle, güya en ılımlı olan türleriyle feminizm tamamen radikal bir düşüncedir ve erkek düşmanlığıdır.

            Feminizm eleştirildiğinde “kadın düşmanlığı” diye haykırmalarının sebebi de budur; çünkü nasıl ki haksıza adalet zalim görünürse erkek düşmanlarına da erkek düşmanlığını eleştirmek kadın düşmanlığı gibi görünür. Allah erkek düşmanlarını/feministleri ıslah etsin. Etmeyecekse şerlerinden bizleri ve ailelerimizi kurtarsın.

          • kevser diyor ki:

            yapmayın Ahsen hanım,ben burda hangi hanım için,”çalışmasaymış,açık giyinmeseymiş,gitmeseymiş”diyorum?
            erkeklerin “çabuk etkilendiği”gerçeğini kabul etmek;”onların bu konudaki hiçbir isteğini geri çevirmeme”şartını da beraberinde mi getirir?ya da,ben erkeklerin bu konudaki her isteğini yerine getirmiyorsam,onların kadınlardan etkilendiği gerçeğini inkar mı etmem gerekir?kimse kimsenin her türlü isteğini yerine getiremez.istekler MEŞRU olursa geri çevrilmez.elbette her insan günahı kendi işler.kimse kimsenin alnına silah dayayıp,taciz et demiyor.erkeklerin kadınlardan etkilendiği gerçeğini söylemem,onların zina haramına mazur baktığım(!)anlamını mı taşır?
            ben burada böyle birşeye uğrayan mazlum kızlarımızı değil,bilakis buna sebebiyet veren,toplumun diğer kesimindeki rahat özgür kadınlardan bahsediyorum.bütün hanımların çarşafla gezdiği zamanlarda(osmanlı zamanı)niye tecavüz yok denecek kadar azdı?ya da ben 2 kuşak öncesi büyüklerimden bile böyle olayları çok nadir dinledim?açıklığın serbestliğin artmasıyla,ahlaksızlık ve sapıklığın aynı oranda artması tesadüf mü?şimdiki erkekler kafir olduğundan mı bunu yapıyor?
            o tip insanlar,kadın olsun erkek olsun tpolumda hemen kendini belli eder zaten.evli olsalar bile gözleri dışarıdadır.ya da kendine meşru bir yöntem aramaz.insanların “ölü”halde bulunan hayvani hislerini uykusundan uyandırıp,sonra da onlardan insan gibi oturmasını beklemek sizce ne kadar insancıl?

          • kevser diyor ki:

            ben elbette,daha benim helalim olmamış birinin,benden,karşısında sanki kırk yıllık karısıymışım gibi rahat davranmamı beklemesini,her konuyu konuşmamı taleb etmesini tabi ki abes bulurum.o kişiyle benim ne hukukum var?resmi dini nikahlı mıyız?kocam mı?
            Rabbimiz,kadınlarda utanma haya duygusunu erkeklerden dokuz kat fazla yaratmışken,hanımlardan bu konuda rahat olmasını taleb etmek neyin nesi?

        • .:. diyor ki:

          Calismak zorunda olanlarin haricindeki cogu kanaatsizlikten degil, ac gozlulukten dolayidir. Ne sekilde hesaplanirsa hesaplansin, goturusu getirisinden fazladir. Bizim kulturumuzde ve toplumumuzda daha fazladir, Baska ulkelerde ve kulturlerde de bu boyledir.

          – Calisanin kendisi acisindan.
          – Evli ise, esi acisindan.
          – Varsa Cocuklari acisindan.
          – Toplum acisindan.
          – Ulke acisindan.

          Bu konuda kesinlikle esitlik namina bir sey de yoktur. (Bizim anayasamizda halen olan ve bir kac defa mudahale edilip deistirilen yasalardaki esitlik kavramlari dahi birbiri ile celiskili duruma gelmistir) bu sebeblerle Sozde denge kurmak icin, baskasinin hakkindan calacaklar. Bunlardan en oneml olani daha oncelikli ise ihtiyaci olanlar. (pozitif ayrimcilik, Fazla izin, az calisma, esit ucret talep etme, erken emekli olma, iste kayirmaca, pasif iste calisma, ek ucret, oncelikli is, ayricalikli haklar ……..)

  9. Hüma diyor ki:

    Asrın Bedii’nin ifadesiyle kadınlar evine dönmeli.Çalışma hayatı hem çalışan kadını yıpratıyor,eziyor hem de kadınla beraber çalışmak zorunda kalan erkeğin, hanımını yıpratıyor ve eziyor.

    Eşim mühendis bir ofis işinde çalışıyor.Bazen bakıyorum çok sertleşmişim,duygu dünyamda eşimin çalışmak zorunda kaldığı kadınlarla rekabet içindeyim ve sonrasında hıncımı eşimden almışım.Zaten ne kadar dindar olsakta seküler düzen eğitim hayatında bizi karmalığa alıştırıyor.Evliliğimin ilk yılları eşime yabancı hanımlarla ciddi olmasını telkin ederek geçti.

    Biliyorum güzel ahlaklı biri,Rabbim muhafaza etsin kötü gözle bakmıyor ama İslam ihtimalleri de hesaba katıyor,hepimiz her an kayabiliriz.Ben çok yoruldum.Eşim beni hiç ezmedi,gerçekten hemcinslerim tarafından eziliyorum.En çok da evli kadınların yani erkek nefsiyle muhatap olmuş kadınların yabancı erkeklerle samimiyetini anlamak da zorlanıyorum.Yani dediklerim de dışarıdan bakınca namazında,örtülü hanımlar ama ciddiyet-vakar konusunda maalesef sınıfta kalıyorlar.

    Gözgöze,yanyana projelerde rahatça çalışıp,yemeğe çıkma taleplerinde dahi bulunuyorlar.Bazen diyorum ki keşke evlenmeseydim,iş hayatı konusunda hem kendime hem eşime zulmediyorum.Kendimle de savaşıyorum,acaba abartıyor muyum,belki de çok kıskancımdır diyerek iç sesimi susturmaya çalışıyorum.Fakat her kadın fıtraten eşini sakınmak istemez mi?Bir de haremlik-selamlık hayatımızdan iyice çıkarılmaya çalışılıyor,bu da bir farz hatırlatmak lazım diye düşünüyorum.Rabbim hepimize hidayet versin.Bu karma düzen de bir yerde infilak edecek gibi geliyor, ama hayırlısı olsun inşallah.

    • kevser diyor ki:

      (Evliliğimin ilk yılları eşime yabancı hanımlarla ciddi olmasını telkin ederek geçti.)
      o çalışan hanımlar,arka planda böyle evli hanımlara ne kadar zarar verdiklerini idrak edebiliyorlar mı acaba?…ya da kendi kocalarını başka hanımlardan kıskanmıyorlar mı da başkalarının nikahlı kocasını veya ileride başka bir hanımın kocası olacak bir erkeği baştan çıkarınca madalya mı verecekler anlamıyorum ki….
      kardeşim seni çok iyi anlayabiliyorum,çünkü ben evlensem bende eşimi iş yerinde çalıştığı hanımlardan müthiş kıskanırım!şu söyledikleriniz günümüzde meselenin vehametini ortaya koyar cinsten,
      (En çok da evli kadınların yani erkek nefsiyle muhatap olmuş kadınların yabancı erkeklerle samimiyetini anlamak da zorlanıyorum.Yani dediklerim de dışarıdan bakınca namazında,örtülü hanımlar ama ciddiyet-vakar konusunda maalesef sınıfta kalıyorlar.)
      sadece kocalarına göstermeleri gereken ilgi neden iş yerindeki yedi kat yabancı adama gösterilir?cevabını bilen varsa alabilir miyim?
      (Gözgöze,yanyana projelerde rahatça çalışıp,yemeğe çıkma taleplerinde dahi bulunuyorlar.)
      yazık günah değil mi,evli insanların içine böyle korku salmak,belki mutlu gidebilecek bir yuvaya incir ağacı dikmek…..?ben hanımları ikiye ayırırım,dost olan hanımlar,düşman olan hanımlar…dost olan hanımlar,yabancı erkeklerin yanında ciddi konuşur,vakarlı durur..ancak kendine nikahı düşen bir adamın yanında işveli cilveli olan kadın,iş bahanesine de olsa,ben o kadına “iyi gözle”bakamam…eğer iyiyse,edebiyle oturur,erkeklerin hayalinde kötü bir his uyandırmaz…ben şuna inanmıyorum:”ben düzgün oturuyordum ama,bir erkek geldi bana sarkıntılık etti,bana laf attı!”kimi kandırıyoruz?her türlü şeyi yapıp,erkeklerin kendisine bakmamasını taleb etmek ne oluyor?

      • nisa diyor ki:

        (sadece kocalarına göstermeleri gereken ilgi neden iş yerindeki yedi kat yabancı adama gösterilir) Çünkü şeytanın görevi insanın ayağını kaydırmaktır, haramı tatlı gösterir.İş yerindeki işveli kadında iradesine ve nefsine hakim olamayan erkeğin ilgisini çeker,erkeğin zayıf noktasıdır.ve böylece yuvalar dağılır.Büyük bir alim olan bel’am bile kadın fitnesinden imansız gitmiştir.Allah nefis ve şeytanın kötülüklerinden yuvalarımızı kurtarsın.

      • Hamzayürekli diyor ki:

        :”ben düzgün oturuyordum ama,bir erkek geldi bana sarkıntılık etti,bana laf attı!”kimi kandırıyoruz?her türlü şeyi yapıp,erkeklerin kendisine bakmamasını taleb etmek ne oluyor?

        Ne oluyor biliyormusunuz tamda şeytanın istediği oluyor. Yoksa şeytan bu kişiyi nasıl yaklaşacaktı.
        Şeytan ”sen namazında sın örtülüsün halini de ( vakarlı ol) dikkatli ol Müminliğini tam yaşamaya bak!” deyip onun islamca yaşamasını mı destekleyecek.
        Yinede günahlarını almak istemiyorum fakat Üzülerek söylüyorum Kadınlar namaz da kılsa örtülüde olsa Şu EDEB konusunu çok ıskalamış bulunmaktalar. KadınlaR EDEB ve VAKAR konusunu nimet bilip baş tacı etmekten çok uzaktalar.
        Kevser hanım her türlü şeyi yapıp,erkeklerin kendisine bakmamasını taleb etmek ne oluyor konusunda? çok haklısınız hemde maalesef çoooooookkkkk.

    • Hamzayürekli diyor ki:

      Hüma hanım sizde çalışıyormusunuz bilmiyorum fakat çalışan (örtülü bayanlar veya örtünme konusunda biraz ilgisi olan bayanlar) çalıştıkları için kendilerinde ev hanımlarına karşı bir üstünlük görüp görmediklerine bir anlamaya çalışın ( çalışıyorsanız kendi nefsinizde, çalışmıyorsanız çalışan yakın arkadaşınızdan). Cümlelerinin arasında sarf ettikleri kelimelerden veya harcadıkları cümlelerden anlaşılacaktır.
      Çalıştıkları için ne haramları ne mahramiyetleri kendilerine helal kıldıklarına, edeb ten vakar dan vaz geçmek için ne kadar üstün vazife üslendiklerini sana bir bir nasıl anlatırlar görürsün.

      • Seda diyor ki:

        Arkadaşlar işyerindeki bayanların çok üzerine gitmişsiniz, haklısınız ama inanın o bayanların sayısı kadar da garip erkekler var işyerlerinde. Bunlar kötü niyetli insanlar değiller, asılmıyorlar yani iş arkadaşı bayanlara ama yanımızda gayet rahat oturuyorlar, öğle arası birlikte yemeğe gelmek istiyorlar. Bütün bunları modernlik adı altında yapıyorlar hem de. Red edince kaçınca asosyal damgası yiyorsunuz, kocanızı da kro olarak damgalıyorlar.
        Benim eşim de iş yerinde erkeklerle konuşmamı istemiyor, ama düşünün 8 saat ordasınız ister istemez konuşuluyor, ister istemez büroda topluca çaylar içilip kahkahalar atılıyor.
        Yani suç kadınlarda da değil erkeklerde de bence. İki cinsi aynı yere saatlerce yanyana koyarsanız herşey olur, zaten üçüncüleri şeytan olur.
        Bu durumda ne yapmak lazım, eşlerinizi mümkün olduğunca karşı cinsin olmadığı ya da az olduğu iş yerlerine yönlendirin yani olabilirse tabi. Yoksa bu devran böyle sürüp gider, siz de kıskançlıktan çıldırırsınız.
        Buarada benim eşimin iş yerinde bayan yok, bu yüzden çok şanlıyım, kendisine de söylüyorum iyiki bayan yok, ben çok rahatsız olurum diye, ne yapayım insanın fıtratında var demek

        • Hüma diyor ki:

          Eşimin çalıştığı iş yerinde güya kadın erkek ayrı atmosfer hazırlanmış,ama bazı hanımlar samimiyet kurmayı bir şekilde başarıyor.Çünkü bazen ortak projeler yapmaları gerekiyor,aralarında e-mailler uçuşuyor.Eşim çalıştığı yerden memnun değil,çoğu dindar şirketler piyasanın yarısına çalıştırıyorlar,bu durumda da eşim kendisini kullanılmış hissedildiğini söylüyor.Bir devlet kurumuna geçmek için çalışıyor,artık o ortama geçtiğinde halimiz ne olacak bilemiyorum.İnşallah daha hayırlı olur.
          Hamzayürekli ben çalışmıyorum,çalışan bayanlarla da bu konuyu konuşunca onların kasten yapmadığını,bilinçsizce bu hallere girdiklerini anlıyorum.Onlara biraz kızsam da ,kardeşlerimize dini öğrenmelerinde yardımcı olmamız gerektiğini düşünüyorum.
          Seda Hanımcım demişsiniz ya “asosyal” damgası yiyoruz insanlar tarafından,peki Allah tarafından “günahkar” damgası yemek daha korkutucu değil mi?Bence toplum olarak Allah’ın rahmetine güvenmekten ziyade İslam’ın emirlerini hafife alıyoruz,istihza ediyoruz.Kimseyi rencide etmek değil amacım,ama en önemlisi insan olarak baksak da birbirimize,kullanma klavuzumuzu bilen Rabbimiz bazı yasaklar koymuş,bunlara da dikkat etmek,sıradanlaştırmamak lazım.Çünkü bu medenileşmek değil,sadece fıtratı bozmak,İlahi kanunlara isyan etmek oluyor.Başta kendi nefsim olmak üzere hepimize hidayet duası içerisindeyim.Allah’a emanet olun.

  10. Ahter diyor ki:

    Yazınız çok güzel ve tespitleriniz yerinde.. Diyorsunuz ya kadın erkek gibi davranmaya başlayınca erkekleşir diye. Savunma sporları hakkında ne düşünüyorsunuz? Bir kadın kendini savunmak için bu tür sporlar üzerinde çalışmalı mı?yoksa bu gerçekten rolleri değişmeye sebebiyet verir mi? Çok istiyordum lakin siz deyince bir duraksadım. Selametle :)

  11. Hamzayürekli diyor ki:

    Bilmiyorum bu konuları işliyorlarmıdır( sema hanımın evlilik derSlerini tamamını okuyamadım henüz) evlilik okullarında. aileler in sağlıklı yürümesi için karı hakkı koca hakkı evlat hakkı ana baba hakkı işlenirken fıkıhtan yararlanılıyormu ? fertlerin hak meselesine girdiğinde şayet hakkı olmayan birşeyi elde ederse( her neşekilde olursa olsun) fıkıhça durumun ne olduğu konusu anlatılıyormu? Fıkhın ne demek olduğu, ister ailede ister diğer sosyal hayatta işleniyormu?
    Bu dünyada imtihanda olduğumuza göre ahireti daha iyi nasıl daha kolay nasıl kazanırız diye ilimler veriliyormu acaba?
    Kadınlar sertlikle kazandığını görmediğimiz gibi aile hukuku hakkında fıkhi bilgisi olmadan saflıkla bilgisizlikle hatta sofulukla kazanmadığınıda bilmemiz gerekiyor.
    Cevat Akşit hoca anlatmıştı; Birgün hava alanında hızlı hızlı gidiyordum uçağı yetişeyim diye derken bir bey efendi yolunu keser ve hocam Allah razı olsun sizden derr hürmetlerini bildirir. Hoca , hayırdır anlayamadım nedir konu. Hocam benim hanım geceleri nafile namaz kılacağım diye biz günlerce hanım yüzü göremiyorduk. Birgün sizin sohbetinizi dinlemiş Kanal 7 den ve anlamış işin yanlışlığını. Sisin sayenizde hanım yüzü görür olduk Allah razı olsun der konu açıklığa kavuşur.
    Ne güzel örnek değilmi şiimdi bu BOŞA KÜREK ÇEKMEK NASIL OLUYOR.
    İster feministlik isterse başka şeyler nedeniyle olursa olsun neye yarar bu kadar basit hatalar ve bilgisizlikler yüzünden mahvedebiliyorsak herşeyi( ahireti yitirince geriye ne kalır geriye) EVLİLİK OKULLARINDA veya HAYAT OKULLARINDA neleri öncelikle öğrenmemiz gerekiyor anlaşılıyor sanırım.

  12. Necmettin diyor ki:

    Bizim feministlerin iddia ettiği gibi bu zihniyet masumane kadın haklarını savunan ve kadına şiddete karşı olmakdan ibaret değil. Masumane dedikleri feminizmin anası sayılan Simone de Beauvoir 1949’da yayınlanan “le deuxieme sexe” (diğer cinsiyet) feminizmin kutsal kitabı sayılan eserinde şöyle diyor: “evlilik ve analık ataerkil toplumun kadınları baskı altında tutmak icin zoraki uygulamalardır…analık ve evlilik tuzağından kadınları uyarıyorum… çocuk dünyaya getirmekle kadının köleleştirmesine isyan ediyorum…coğu feminstler gibi bende ailenin ortadan kaldırılmasına taraftarım”. bu mu masumane?

    Feminizmin Almanyadaki baş temsilcisi Alice Schwarzer dahada ileri giderek “Kadının özgürleşleşmesi icin hem ferdi hemde toplumsal alanda erkeklerin imtiyazlarına karşı mücadele verilmesi gerek, buna kendi kocalarda dahil” görüşünü savunuyor. Bununla beraber kadınların kendi güclerinin farkına vararak erkekleri kendilerinde uzak tutmalarını ve “heteroseksüel dayatmalara karşı eşcinselliğe” yönelmelerini tavsiye ediyor. Bu yetmezmiş gibi ana-çocuk bağını kaldırıp ataerkil toplumun son kalesinide feth etmek istiyor. Bebek üretimi tüp bebek ve bakımını 24 saat calışan kreşlerle tamamen endüstriyel bir yaklaşımla aile dışında devletin üstlenmesini öneriyor.

    Gördügümüz gibi ana hatları ile feministlerin soğuk ve sevgisiz dünyasında ne ailelerin nede çocukların yeri var.

    Bütün totalitär idolojilerinde göründüğü gibi feminizmin asıl amaci yeni bir insan yaratmak. Komünizm ile geleneksel bütün değerlere düşmanlık ve toplumda sınıf kavgası gibi toplumun cinsiyetlere suni bir şekilde bölerek sürekli erkek kadın savaşları cıkarmak gibi ortak noktaları var.

    Bu ülkemizde’de gittikce etkisini artıran toplumsal felakete karşı nerede ise tek başına mücadele veren Sema hanımdan Allah razı olsun!

    • AHSEN diyor ki:

      Simone de Beauvoir dönemine damgasını vurmuş artık feminizmin dibine kadar inmiş fikirlerine baktığımız zaman çok çarpıcı
      bahsettiğiniz kitabında da fazlasıyla bütün detaylarıyla dile getirmiş.
      kitabın ismi Diğer cinsiyet olarak değil birçok yerde de olduğu gibi “ikinci cins” olmalı “le deuxieme” ikinci demek çünkü.
      Çok fazlasıyla varoluşçuluktan etkilendiği söyleniyor ve cinsiyetçilik üzerinden fazlasıyla gidiyor ve Freudcu yaklaşımı olduğuda belli gerçekten araştırdığınızda fazlasıyla karşılacaksınız.Kendisini ilk defa duydum.
      Benim bilmediğim İslamiyet’in kadına verdiği önemi ve anneliği ne kadar kutsadığını bu kadar çarpıcı bir şekilde damgasını vuran bir eser varsa biliyorsanız lütfen onuda paylaşınız..

      Önemli bir süreçten geçiyoruz evet ama bu konunun daha çok kapitalist sistemin getirdiği sorunlardan olduğunu düşünüyorum para ile gücü elinde bulundurmak isteyen kadın bunu her yerde bir şekilde kullanıyor bunun adınıda Feminizm olarak dillendirmiyor hatta bu kelimeye mesafeli “güç” bu kavramdan daha üstün ve bu ancak erkeklerle eşit şartlarda çalışmak ve para kazanmakla mümkün bunun neticesinde ruhsal olarakta bu role bürünmek zorunda.Çünkü erkeğe dışarının çok zor şartlarında çalışmasını kolaylaylaştıracak güçlü bir irade vermiş ALLAH kadın işte bu yüzden mecburen sert olmak ve fıtratından ayrılmak zorunda.

      Tabi bu herkesi kapsamıyor genelleme yapmak çok yanlış olur.Her ne kadar siz erkeklerin çoğunluğunun bu durumdan şiyateçi olduğunu söyleseniznde bende tam aksini erkeklerin çoğunluğunun bu durumu kabullendiğini ve hatta bazılarınında işine geldiğine inanıyorum çünkü onlarda bu kapitalizmin bir parçası!

      • Necmettin diyor ki:

        Erkekler derin uykulardan kalkmasa iş hayatında bayanların rekabeti artırtıklarını farkında değiller. Fakat Avrupa’da bile yeni tartışılan şirketlerin üst yöneticilik kadrolarında kanun zoruyla kota uygulanması ve 70’li yıllardan beri süren positif ayrımcılık artık her dalda erkeklerin ezilmesine yol actığını gördüklerinden yavaş yavaş uyanmaya başladılar. Artık zamanla adeta egemen devlet ideolojisi haline gelen totaliter feminizmi sorgulayanların sayısı artıyor!

        Bu aile düşmanı zihniyet ülkemizde son 10 yılda 1 milyon boşanmaya ve yurdumuzun mutsuz parcalanmıs yuvalar diyarına dönmesine sebeb oldu. Batı’da 70’li yıllardan beri hakim olan bu fikir aile ve evlilik kurumunu tamamen yok etti. Her toplum icin veba hastalığından cok daha tehlikelidir feminizm.

        Temennim bizde’de aynı tahribat olmadan uyanmamız!

  13. Yolcu diyor ki:

    Günümüzde malesef kadın-erkek arasındaki sınırlar kalkmış durumda. Özellikle de çalışan kadınlar erkeklere benim ekonomik özgürlüğüm var diyip, koca ile birlikte yaşayıp ama bağımsız bir hayat mücadelesi içerisine giriyorlar. Erkek para kazanınca ortak harcama yapar, ama kadın para kazanınca benim param der. Benim de evliliğim malesef böyle bir eş ve de bilinçsiz sorunlu bir aile yüzünden sonlandı. Evlenecek olan herkese tavsiyem sorunlu bir aileden ne kız alsınlar ne de versinler. Evlilik mutlu bir yaşam değil, imtihanlarla dolu birlikteliktir. Rabbimiz kimseye kaldırmayacağı yükü vermez. Sağlıcakla…

    • nisa diyor ki:

      ”evlilik mutlu bir yaşam değil,imtihanlarla dolu birlikteliktir”çok çok doğru bir söz.

      • seda diyor ki:

        gerçekten herkesin evliliği böyle mi, yoksa sorunlu evlilikler için mi geçerli bu söz? Çevrede çok mutlu insanlar var yalan mı yani bütün bunlar

        • Yolcu diyor ki:

          Seda kardeş, herkesin evlliliği niye böyle olsun ki? Genel itibarı ile evlilikte kişilerin birliktelikleri büyük bir imtihandır. İki tarafında bazen ortak mutululuğu kendi nefislerine tercih etmeleri gerekir ki sonsuz bir mutluluğa erişilebilsin.

  14. AHSEN diyor ki:

    Ben bütün bunların altından yatan tek nedeninin batının bize dayattığı “kapitalizm” in olduğunu düşünüyorum.
    Gücü paraya ve tüketime endeksleyen kapitalizm feminizm adı altında kadınları asıl ortamlarından çekip alarak bir yarış atı gibi kariyer iş peşinde koşmaya itti.Kadınlar annelik vazifesinden koparıldı sen “güçlüsün” telkinleriyle ve senin erkeklerden neyin eksik diyerek eşitlik bahanesiyle
    başarılı bir şekilde güçlü görünmek adına fıtratından bile taviz verebilecek kadar çok güzel işlenmiştir ne yazıkki kadın
    sizin tam da bahsettiğiniz bu duruma gelmiştir.Bir şekilde dışarıya çıkarılmış yerinden yurdundan edilmiş modernizmin “süslü” kucağına bırakılıvermiştir.Para kazanıyor kendisi için mi hayır kapitalizme hizmet etmek için.Bu kadar güzel görünmenin de bir maliyeti var öyle değil mi!Dışarı çıkmanın büyük bedelleri var.
    “güçlü kadın” ünvanın verdiği role kendi kaptırmış eski düzeninden iyice koparılmıştır.
    Bütün bunlar kadını mutlu mu etti hayır tam tersi kendinden uzaklaşmış med-cezirler geçiren gerçek kimliği tahrip edilmiş ve polyannacılık oynayan bir insan haline geldi.
    Çok geç değil kadınlara asıl yerini ve yurdunu hatırlatmak gerek.Bu konuda topluma ve özellikle bazı kurumlarada çok büyük görevler düşüyor örneğin Diyanet’e.Bakalım bakanımız Birleşmiş Milletler den hangi yeni projelerle dönecek.Kadını yine hangi zırhla koruyup hangi kapital ocağının içine düşürecek.
    Cemil Meriç izm’ler idrakimize giydirilen deli gömlekleri’dir diyor.Sadece kadını değil bütün toplumu bu maddecilikten kurtarmak lazım.Erkeklerde nasibini almıştır bu durumdan onlarada büyük sorumluluklar düşüyor şimdi bu yeterli çok uzun olur diye yazmıyorum :)

  15. Yolcu diyor ki:

    Merhaba Sema Hanım,
    Malesef eşim de dediğiniz cinsten bir hanım. Ne zaman tartışırsak bana dik gidip, babası ile tehtid ediyordu. Son kavgamızda da babasını arayıp aklınca beni dövdürtmeye çalıştı. Bende sinirlenip üç defa seni boşadım diyip imam nikanını bozdum. Şİmdide onu mahkemeye verip boşanma davası açtım. Hakkımızda hayırlısı diyorum.
    Samimi yazılarınızdan dolayı Yüreyiğinize sağlık. Allah razı olsun…

    • Hamzayürekli diyor ki:

      ”erkek gibi sert olup kadın gibi muamele görmesi pek mümkün değildir”
      Yolcu arkadaş hepimiz yolcuyuz fani dünyada her ne kadar algılamakta zorlansakta.
      Bir günde bu hallere (boşanma noktası) gelinmiyor.
      O kadar münferit kalıyor bireyler, hatta aileler. Çoğu boşanmaların altında ( başka sebebler muhakkak vardır) ailelerin yalnızlığı var. Çoğu boşamalar veya boşanmalar da taraflar genellikle kızgınlık veya bilgisizliğin büyük etkisinde olarak bu sonuca varıyor. Büyük bir üzüntüyle söylüyorum maalesef genellik le kız aileleri evlatlarını evlenmeden önce karı koca hakkı hukuku nedir öğretmediği gibi evlilikten sonra da taraf çıkmalarda ( taraf olmalarında) hak hukuk varmıdır yokmudur bakılmaksızın adeta aile yıkılsın diye uğraş veriyorlar sanki (çoğunlukla bilmeden) bilerek veya bilmeyerek.
      Bir çoğumuz günlük namazımızı hatasız nasıl kılacağız fıkhını öğrenemedik ki aile hukuk unu nasıl öğrenelim. Zamanında verilmeyen bilgi ve terbiye eksikliğiyle ve sebebiyle aileler çatır çatır yıkılıyor.
      Ha bierde pedegogların ve sosyololoğların (kendilerine merhem olamamış )tedavileri nin günümüz ailerin taraflarını aileden çok birey e dönüştürme olması yokmu insanı çileden çıkarması işin cabası

      • Yolcu diyor ki:

        Evliliklerde kalıcı çözümler islama uygun bir yaşam felsefesi ile olur. Bir yanımız ile islama uymaya çalışırken işimize gelmeyen noktalarda nefsi hareketler elbetteki her iki tarafı mutsuz edecektir. Kendi açımdan baktığımda gördüğüm kadara ile evlenecek olan kızlara dışarıdan sürekli telkinler verilmekte. Bayanlar kendi hayatlarındaki eksiklikleri ve yapamadıkları davranışları malesef evlenecek olan eş adaylarına aşılamaya çalışmaktadırlar. Özelliklede geçmişte eşi, kayın validesi, görümcesi tarafından ezilmiş anneler kızlarına biz çektik siz çekmeyin tarzında akıllar vererek yeni kurulan bir yuvaya dinamit döşemektedir. Bayanlar duygusal davrandıkları için belki de bu telkinleri iyi niyetle yapıyorlar ama sonuçları çok hazin oluyor. Evliliğimde de benzer durumları yaşadım. Haksız olduğunda bile dik giden en ufak problemleri büyüten bir kayın valide ve kızını sürekli kışkırtması. Herşeyin hakkımızda hayırlı olması ümidi ile…

  16. selda k diyor ki:

    kadin ve suslenme uzerine yazinizi da merak ediyorum simdiden :)

  17. raskolnikov diyor ki:

    Benim köpek korkum (kinofobi)var. birgün işe giderken önümden bir kız geçiyordu sokak köpeği kıza doğru yürümeye başladı. kız korkusundan dondu kaldı etrafına bakmay başladı şaşkın şaşkın. o an hiç korkmadan ve tereddüt etmeden köpeğin üstüne yürüdüm, onu kovaladım. normalde bana saldırsaydı büyük ihtimal kaçardım. akşama kadar bunu düşündüm, neden bir kız olduğu için böyle davrandım. sonra bunun güdüsel olduğunu öğrendim. bir erkeğin kadını koruma güdüsü. ve küçüklükten beri bu duygum vardı. fakat bazen bu duygudan dolayı kendimi suçladığım bile oldu. “kadınlar seni havaya sokuyor” diye fakat sonradan anladım ki bu yaratılıştan (fıtrattan) gelen bir özellik, bu yüzden bence kadınlar erkekleri yanında en güvendedirler

  18. fahrullah diyor ki:

    çok kıymetli sema hanım yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum çok harika yazıyorsunuz tam toplumun yaralarına ilaç olacak nitelikte Allah muvaffakiyetlerinizin devamını ihsan eylesin amin Allah a emanet olun

  19. Yunus diyor ki:

    Günümüzü alnatan bir yazı olmuş Kadınlar haklarını korumak içinmidir yoksa üstünlük sağlamak içinmidir anlaşılmaz bir kavgaya girişmişlerdir üstünlükmü eşitlikmi zaten bir önceki yazınızda kavam derken herşeyi beyan ettniz verdiğiniz FİL örneği ilede pekişmiş durumda.
    Sonuç olarak ailede başlar bu üstünlük yada eşitlik yada saygı sevgi v.s anlaşılan oki nasıl yetişirse öyle gider istemediği bir erkekler evlendirilen yada yaşı büyük biri ile evlendirilen bayan eşini sevmezse eşinden şiddet görürse vede üstüne 3-5 çocuk olursa bunlar tamda makalede bahsedilen türden yetişmezmi işte bunu çözmek zor hayatla mücadele eşle mücadele derken erkekleşen kadınlar oluveriyorlar evlenincede sonuç malum.
    Kaleminize sağlık…

  20. abdurrahim diyor ki:

    sema hanım merhaba:yine çok dukunaklı olmuş ellerinize sağlık.inşallah insanoğlu kendi payına düşeni alır. vede çevresine bir bakar neler olduğunu görür umarım.sağlıklı ve mutlu günler sizinle ve sevdiklerinizle olsun ALLAH a emanet olun.

  21. kevser diyor ki:

    Sema hanım,yazı için sağolun.ama benim başka bir sorum var.
    sizi ilk olarak üniversitemin son senesinde,kaldığımız öğrenci evinde evimize gelen gazetedeki röportajınızdan tanıdım,ilk orada gördüm.röportajınız fikirleriniz çok hoşuma gitti.kitaplarınız olduğunu gördüm ve ilk işim bir kitabınızı alıp okumak oldu.derslerimden vakit bulur bulmaz kitaplarınızı okurdum.evlilere yönelik kitaplarınız(eşimin eşi yok,eşimle tanışmayı unutmuşuz ve tatlıya bağlayalım),ve evli kimselere hitab eden mahrem konulara değindiğiniz yazılarınız hariç bütün kitaplarınızı bitirdim sayılır.çoğu bayan meslek kariyerle ilgili kitaplar karıştırırken ben sizin kitaplarınızı okurdum.
    sevmek bu kadar güzelken kitabınızın,evliliği gemiye,o evlilikteki erkeği kaptana ,kadını da yolcuya benzettiğiniz kısmı çok beğenmiştim ve ev arkadaşım olan bayanlara da değinmiştim ama hepsinin önce bi suratı düştü,hatta içlerinden biri:”kadınlar o dümeni eline alır,merak etme sen!”bile dedi kıs kıs gülerek..
    sonra münakaşaya girdik,ama yine de pişman değilim çünkü o arkadaşlarımın gerçeği anlamayacak kadar anlayışsız,vicdansız kimseler olduğunu düşünmüyorum.
    gelelim soruma:)
    kadınların evde cilveli olması lazım,eşofmanla gezmemesi lazım diyorsunuz da,yirmi dört saat boyunca nasıl bakımlı,güzel kıyafetlerle gezeceğiz?ev işi yapıyoruz sağı solu topluyoruz,bütün bu işleri güzel giyimli halimizle yapamayız heralde.yani kadınlar bi bulaşık yıkasın saçı başı darmadağın oluyor.her an kuaförden yeni çıkmış gibi gezinemeyebiliriz..
    kadınların süslenmesine değineceğiniz yazınızı dört gözle bekliyorum

    • AHSEN diyor ki:

      kevserciğim ben istersen kısa bir cevap olarak söyleyim muhtemelen eşin belli bir saate kadar çalışıyor olacak o gelmeden evinin bütün işlerini temizlik kıyafetlerinle güzel bir şekilde bitirir gelmesine az bir vakit kala sofrada hazır olmuş olur ve kendine 10 dk ayırsan bile güzel bir hale bürünebilirsin.Güzellik bir ton makyaj değildir temiz olmak güzel bir kıyafet ve bir tebessüm yeterde artar bile bir erkek için bir kaç da güzel sözcük bunlar yeterli sanırım.:))
      Kıyafet derken çok abartılı olmasıda gerekmiyor günlük sade rahat bir şıklıkta mümkün:)

      • kevser diyor ki:

        Teşekkür ederim Ahsen(abla:) )ciğim..zaten asıl o dönüş saatine bakımlı çıkmak maharet :) ben esasında onu merak etmiştim,ama onu da bi şekilde hızlıca yapabilirmişim anladığım kadarıyla.sanki evliymiş gibi :) bu konuya takıntılıyım

      • selda k diyor ki:

        Ahsen hanima ben de katiliyorum, kadinlar bir sure sonra kendini tanir ve bakim konusunda ustalasir zaten, bir 10 dakika yeter kendisini toparlamaya, bir de herseyi cok mukemmel yapmaya takintili olmamali bence, mesela isler yuzde yuz olup siz bakimsiz olacaginiza, yuzde doksan olsun bakiminizi ihmal etmeyin, bana gore dogrusu bu

      • .:. diyor ki:

        Bu kadar…..

        Bir cok erkegin esinden bekledigi yeterli olabilecek bir davranis bicimi olacaktir…

      • AHSEN diyor ki:

        Bir kadın dışarıda bütün gün stres içinde yorulmuş eşine 10 dk değil bir saati bile çok görmemeli bence.Bu kadınada iyi gelecektir eminim oda bütün gün yorulmuş tükenmiş halinden çıkacaktır kendini daha iyi hissedecektir.Ve şunuda söyleyebilirim bir kadın zamanla vaktini ne şekilde kullanacağını çok iyi biliyor artık güzel bir düzen oturtuyor.Kesinlikle çok doğru abartıdan ve fazla takmasına kendini bu kadar çok hırpalamasına gerek yok yanlış hatırlamıyorsam Sema Hanım bu konu üzerine yazacaktı..Daha açıklayıcı olur.

        • seymen diyor ki:

          Bekarların teorikte olsa yaklaşımları fena değil.
          Evliler neden böyle olamadıklarını, bu işin zorluklarını anlatırlarsa daha iyi olur.
          Adam stres içinde yorulmamışsa gün boyu gezip keyif yapmışsa beş dakika yeter.
          Biraz çalışmışsa on dakika, eve bir şeyler almışsa yirmi dakika, o gün eşine için bir şey almışsa bir saat hazırlanmak lazım. En iyisi ikindiye doğru bir arayıp rapor almak sonrada ona göre hazırlanmak herhalde. :)

          • Celen diyor ki:

            bu söylediğiniz ev hanımları için çok doğru bir tespit olabilir. Bütün gün evde işlerini bitirip eşleri gelmeden süslenip hazırlanabilirler. Ancak bütün gün gün stres altında çalışmış ve eşiyle hemen hemen aynı saatlerde eve girmiş yorgun bir bayan bunları nasıl yapacak.

          • seymen diyor ki:

            Hazırlanma için vakit ayırmayı mesele yapmaya gerek yok ki. Durumuna göre ayda 5-6 gün hazırlık yaparak karşılayabilirsen yeter. Ama mümkün mertebe her gün kapıda güleryüzle karşılyabilirsen mükemmel olur. Bu sitede mi okumuştum bilmiyorum, tecrübeli ve akil bir hanım demiş ki ‘evin erkeği anahtarı kullanarak eve girmemeli’ diye, hanımlar bunu ihmal etmemeli, fırsat vermemeli veya sebep olmamalı.

          • AHSEN diyor ki:

            celen hanım bütün mesele işte bu noktada başlıyor.Bende çalışıyorum diye bugün güzel karşılayamam diyen hanımlar yarın yemekte yapmam diyor sonra başka şikayetler..Bu şekilde çalışan bayanlar için çok daha zor eşiniz anlayışlıysa çok fazla güzellik beklemez ama erkeklerinde söylediği gibi anlaşılan o ki güzel bir gülümseme her şeye bedel..
            Seymen bey dediğiniz doğru olabilir ama bugün kimse eşine kapıyı açmıyor herkeste bir anahtar var bu önemli bir kıstas değil bu yüzden çok sorun çıktığını zannetmiyorum bunun söylenme maksadı eşinin eve gelmesini önemsemeyen yada bilipte görmemezlikten gelenler için bir kıstas alınmış olabilirler ama girdikten sonra selamlaşmak hal hatır sormak güzeldir.

          • seda diyor ki:

            çalışan hanımlar için çok zor gerçekten bu durum. Eşimden erken eve geliyorum. Tabi eve dönerken saçım başım yüzüm gözüm kaymış durumda oluyor yorgunluktan. Eve gelip bir bakıyorum temizlik var, ütü var, yemek yapılacak, ortalık toplanacak, bir de bütün bu işlere rağmen koca geldiğinde yorgun olunmayacak ki hizmet edilebilsin. Eve girince psikolojim bozuluyor.
            Bir de şu çalışmaya özenen ev hanımlarını görünce sinirden çıldırıyorum. Ya zaten evin işi bitmiyor ki bir de dışarda çalışmak istiiyorlar hiç akılları yok heralde. Hele de çocuğu olan kadınlar nasıl çalışmak istiyor onlara hiç akıl erdiremiyorum. Ya da ben beceriksizim bilmiyorum, hiçbir işim yetişmiyor. Yetişse de akşam pestil oluyorum, kocam da pestil istemiyor tabi hergün çocuk gibi ortalığı da dağıtır, çorabının birini salonda birini mutfakta çıkarır kirli sepetine atamaz asla

          • Hamzayürekli diyor ki:

            Seda hanım çalışmıyor ( ev hanımlığı dışında) olarak algıladım sizi yanlışmı yım düzeltiniz lütfen.
            (Allah cümlemizi haddini aşmak korkusuyla devamlı kendini sığınanlardan eylesin.)
            Malum anlatılır belki duymuşsunuzdur Behlül dana ( şapkalı a yazmasını bilmediğim için böyle yazdım) harun reşit in ikamet ettiği meskenin damında gezinirken sesi duyan reşit ( Harun reşit te cidden ehli takvadır) kim o ve ne ararsın orada deyince behlül devemi ararım der. h Reşit damda devemi aranır der, demesine der ama cavaba bakalım ” Sen ipek yorganın içinde Allah arıyorsunda ben damda deve aramışım çokmu der.
            Şimdi ipek yorganın içinde Allah aramayanımız varmı?
            Allah hepimizin Kendi rızasından nasibimizi artırsın.
            Çoook, çoook Allah tan utanacak yerlerimiz( hallerimiz )çoooook.

  22. Fatıma diyor ki:

    Ablacım yüreğine sağlık. Rabbim razı olsun.

  23. Mehmet GÜN diyor ki:

    Allah razı olsun.Allah gönlünüze, fikrinize ve kaleminize güç, kuvvet ve sağlık versin.AMİN.Sizler yazın, bizler de bu fikirlerin yayılmasına yardımcı olmaya devam edelim.İnşallah bu şekilde, yarınlar dünden daha güzel olacak.

  24. Hamzayürekli diyor ki:

    Genel ifadelerle konuyu katılmayı, sorunları ve teşhisleri değinmeyi düşünmemiştim. Fakat gördüm ki bu şekilde hiç bir fayda sağlanmıyor. Ya meram anlaşılmıyor yada bu şekilde ifadeler ile konulara müdahil kabul edilmiyorsunuz.
    Genel kabul gören veya takib e alınan yazılar zıtlıkla alakalı galiba . Ya methiyyeler yada reddiyelere ilgi alaka olunuyor. (galiba diyorum çünkü kul hakkı geçsin istemem üstüme kesinlik kullanarak)
    Bu yazının başlığı ‘kadınlar Sertlikle neyi kazanır’ içeriğide Kadınların sertlikle kaybedecekleri şeyler üzerinde olabilirdi.

  25. abdullah diyor ki:

    allah razı olsun yine yazmışsınız bize de okumak uygulamak düşer

  26. Hamzayürekli diyor ki:

    Birkaç yerde okumuştum yazılarınızın yanına tarih yazarsanız ( okuyucuların konulara güncelliğine göre okumaları açısından) iyi olur diye

    Selamün aleyküm
    Bu yazılar günümüz ailelerinin ne dıramatik hallerde olduklarını gösteriyor. Aslında insanlar olarak( hepimiz çok dıramatik) hallerdeyiz. Fakat ne gam hepimiz gafletteyiz ki aslımıza ( aslımıza dönmemize yarayacak ilimlerle) muhatab olamıyoruz olmak istesek te muzaffer olamıyoruz.
    Nasıl oldu da bu hallere geldik bilmiyorum fakat durumumuz (bilhassa aile meseleleri) bu yazılanlardan çok daha vahim olduğunu gündelik yaşantımızda görülmektedir. Ne (ba ba diyorum nede anne ) kansere benziyor ne vereme benziyor dertlerimiz. Allah muhafaza dünya ahiret kaybetme noktasına geldik. Hepimiz hepimiz için dualar edelim inşallah.

  27. “Kadının en câzibedar, en tatlı güzelliği, kadınlığa mahsus bir letâfet ve nezâket içindeki hüsn-ü sîretidir. Ve en kıymettar ve en şirin cemâli ise, ulvî, ciddi, samimi, nurânî şefkatidir. Şu cemâl-i şefkat ve hüsn-ü sîret, âhir hayata kadar devam eder, ziyâdeleşir. Ve o zaife, latîfe mahlûkun hukuk-u hürmeti o muhabbetle muhâfaza edilir.” diyor Bediüzzaman Said Nursî Hz.leri ve kadın fıtratının resmini çiziyor.

  28. Mehmet Onur diyor ki:

    Elinize sağlık Sema Hnm.

    “Kadının erkek gibi sert olup kadın gibi muamele görmesi pek mümkün değildir.”

    Şu cümle günümüz kadınlarının asıl problemini ve hayal kırıklığının sebebini anlatıyor.
    Bir de hanımlar bunu içlerine sindirebilseler…

  29. vildan diyor ki:

    güzel bir yazı.çok dogru tesbitler.
    daha çok kişinin okuması ve bilinclenmesi dilegiyle…

    bu arada sema hanımın tüm kitaplarını aldım.
    kitaplarını okuyunca bu yazı daha da anlasılır.

    özellikle evlilerin,evlenecek olanların muhakak okuması gereken kitaplar diye düşünüyorum.zamnında evlilik husunda cok kitap okudum.baska kitaplarla zaman kaybetmeyin.

  30. zöhre diyor ki:

    emeğinize sağlık..

  31. sade heceler diyor ki:

    kadınlaraın elinden tvyi gazteyi vs. elinden alıp sadece bu siteyi versek 100 kadından 99 değişir Allah’ın izni sema hanımın kalemiyle.

  32. SİBEL diyor ki:

    akıllı erkek karısı kendinden akıllıysa onun aklına uymayı bilmeli.benim boşadığım admın güven problemi olduğu için evin reisliğini de ben yaptım .yeri geldi 3,5 aylık bebeğim kucağımda 4 yaşındaki çocuğum eteğimden tuttuğu halde pazar da yaptım,bankada ,belediyede fatura kuyruğunda da bekledim.çocuklar hasta oldu hasta etmek gibi olağanüstü güçlerim var,doktora kendim götürdüm .gecenin 01 inde hastaneden çocuğumla kendim döndüm,çocuklar sadece bana aitti ya.baktım ki ben kendime ve çocuklarıma yetiyorum ne gerek var bir de koca kahrı çekmeye.50kiloyum 25 kiloluk kömür çuvalını kaldırdığımı bilirim,ben kalkıp bu şerefsize cilve yapacağım ha gülerim,hayat paylaşmayı gerektirir,hele de yardımcı olmayı.

    • OSMAN diyor ki:

      SİBEL GERÇEKTEN KADIN MI .BU NE AĞIZYA.
      MUTLU OLDUN MU SEN???? BARİ DUYGU ASENAYİ OKU O SENİ KESER
      ALLAH A HAVALE EDİYORUM SENİ……………….

    • zöhre diyor ki:

      hay ağzına sağlık.zaten yazar burda eşiniz size uygun değilse ya boşarsınız yada üstünlüğünü kabul eder, itaat edersiniz yazmış.

    • seymen diyor ki:

      Sibel hanım; evliliklerde çeşitli sorunlar olabiliyor. Bu yazıda anlatılan şey sizin sorununuzdan farklı bir konu ve tabi olarak farklı yaklaşım ve çözümlerden bahsediliyor. Bu yazıda bir olay ele alınıp değerlendirilmiyor birçok evlilikteki problemlerin kaynağı irdeleniyor. Sizin konunuz ise münferit bir olay ve ayrı bir şekilde değerlendirilmesi lazım. Eşlerin birbirlerine hiç saygıları ve sevgileri kalmamışsa son çare olarak boşanmaları da bir çözüm yolu olabilir.
      Sizin nerede hata yaptığınızı düşünüp, tespit edip bu yönde tavsiyelerde bulunmanızın daha faydalı olacağı kanaatindeyim.

    • mub diyor ki:

      evladına sahip çıkmayan babaya öfkeli sibel hanım bu tip bir sürü erkek var maalesef. Bir erkek de çocuğuna, eşine sahip çıktıkça erkek.

    • ali diyor ki:

      yazıyı tekrardan okuyup üzerine biraz düşünmenizi tavsiye ederim.ayrıca yorumu okuyunca bu yorum için erkek yazmıştır heralde diyor insan. eğer eşinize de böyle davrandıysanız ona minent etmeyecek şekilde yaptıysanız o da sizi yalnız başınıza bırakmış olabilir

    • veli mert diyor ki:

      sibel hanım; yazınız ile ilgili ; 1-deli olmadığı sürede erkek de kadında aynı akla sahiptir. dolaysıyle akıllı erkek akılsız kadın olmayacağı gibi, akıllı kadın akılsız erkekte olmaz. 2-marifet iltifata tabidir. yani erkeğin kendinden veya kıdının kendinden beklenen sorumluluklarını yerine getirmesi isteniliyorsa taraflarlar birbirine saygı, sevgi, iltifat ve fedakarlıkta bulunmaları gerekirki herkes sorumluluklarını hatta fazlası fedakarlık yapabilsin. 3-yazınızdan yanlış anlaşılma olmasın ; sanki içten içe eski eşinizi boşadığınız için pişmanlık duyuyormuşsunuzda bu pişmanlığınızı kabullenmek yerine hırçınlıkla ve öfkeyle bastırmaya çalışıyormuşsunuz gibi geldi bana. 4-siz ne kendinize nede evlatlarınıza yetemezsiniz. yettiğinizi sanırsınız, yetseydiniz Allah sadece kadını veya erkeği yaratırdı. Ne gerek var fazlalığa değilmi? Ama madem çift yaratılmışız o zaman erkeğin ve kadının lüzumsuz olması mümkün değil. Bilakis bu eksikleri daha sonra siz ve çocuklarınız fazlasıyle hissedeceksiniz. Yaratılışın kanunu böyle. Sonuç: Bence insan hata yapabilir, ama hatasının farkında olması önemli, Mevcut durumu kabullenmeli, daha iyi olması için gerekli olan şeyleri yapmalıdır. Altın kural: far-kın-da-lık

    • BAHAR diyor ki:

      ben helal olsun diyorum, vardır öyleleri, kürekle konmuş gibi köşesinden ayrılmaz, yeri geldiğinde de ben evin reisiyim ağızları, adamlar adam olsun kadınlar nasıl davranılacağını zaten çok iyi bilir…

  33. Yusuf diyor ki:

    Allah razi olsun sema abla, kadınlar hanimlaşsin, erkeklerde delikanlı olsun, Mert olsun, aklı basında Allah tan korkanlar size hak vereceklerdir, kaprislilere kendini begenmislere Rabbim yardım etsin

  34. Selda K diyor ki:

    ellerinize, kaleminize saglik harika bir yazi

  35. mehmet yetim diyor ki:

    şahane yazı.

  36. ahmet akkuş diyor ki:

    sema abla mükemmel bi yazı kaleme almışsınız.Kaleminize sağlık.Rabbim ebeden razı olsun sizden

  37. hayat diyor ki:

    helal olsun sema hanım size sonuna kadar katılıyorum… gerçek erkek kadından bir adım önde…

  38. zeynep liva diyor ki:

    iyi ki evlenmeden önce sizin yazılarınızla tanıştımm oh valla..:)) Bu yönden şanslı olanlardanım, teorik tamam da pratikte yaparım dimi inşallah :))) sevgilerimle..

Yorum yapın

Ayın Konusu

Mutluluk

Röportajlar

Özkan Öze İle Mini Sorular

Mini sorularımızı  "Merak Ediyorum Serisi" nin yazarı  Özkan Öze'ye sorduk bu kez. Yazarın Tarık Uslu ismiyle Acayip Kitaplar serisi de çok eğlenceli. En son "Daha da Küçükler için Merak Ediyorum" ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"Sizin en hayırlınız, ailesine iyi davrananızdır. Çünkü ben ailesine en iyi davrananınızım . (Hadis-i Şerif) "

Kitap

Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk

ONLARDAN; SEVMEK, KAYBETMEK VE İYİLEŞMEK ÜZERİNE ÖĞRENECEĞİMİZ ÇOK ŞEY VAR. Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk, yayınlandığı 2007 yılından beri çok satanlar listesinden çıkmamış ve temel eser haline gelmiş bir kaynak. Bruce D. ...
Devamını Oku