“Ses” in Önemi (Evlilik Okulu 14.Ders)

30 Mayıs 2012Evlilik Okulu78 Yorum »

Sesin öldürücü ve diriltici etkisi vardır. İletişimde sesi nasıl kullandığımız çok önemlidir. Ses tonu; şiddete, boşanmaya, kaybedilen davalara, kaybedilen işlere ve ya çok fazla tartışmaya sebep olmaktadır.

Sesle ilgili Kur’an-ı Kerîme baktığımız zaman; kıyametin ve tekrar dirilişin ses  ile olacağına dikkat çekilmiştir:

“Onlar ancak, çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak bir tek korkunç sesi (ilk Sûr’a üfürülüşü) beklerler.”(Yasin suresi/ 49)

“(İsrafil tarafından Sûr’a üfürülüş) Yalnız korkunç bir sesten başka bir şey değildir. Bunun üzerine onların hepsi (derhal) huzurumuza getirilirler. ” (Yasin suresi / 53)

Bilim dünyası da sesin önemine dikkat çekiyor: Beynimiz; ses gibi ölçülebilen saniyelik dilimlerde (hz) elektromanyetik frekans üreterek kalp atışı gibi titreşimle çalışıyor. Beyin dalgalarımızı etkileyen belirli ses frekansları var. Beyin her halükarda sesten olumlu ya da olumsuz etkileniyor.

Sadece insanlar değil kainatta ki her şey sesten etkileniyor. Kendileri ile konuşulan bitkiler daha çok çiçek veriyor, güzel konuşarak sağılan ineklerdan daha fazla süt alınıyor. Hayvanlar ne söylediğimizi anlamasalar da sesimizin tonundan iyi ya da kötü şeyler söylediğimizi onları sevip sevmediğimizi anlıyorlar.

Japonya da bir bilim adamının yaptığı çalışmada; kirli bir su alınıp fotoğraflanıyor. Suyun çamur gibi bir görüntüsü var. Sonra bir saat boyunca suya güzel sözler söyleniyor, ilahiler dualar okunuyor. Bir kez daha fotoğraflanıyor. Güzel söz ve dualardan sonra su berraklaşıyor ve kristalleşerek kar tanesi görünümlü temiz bir suya dönüşüyor. Sesin fiziksel değişikliğe de sebep olduğu ispatlanıyor. Vücudumuzun %75 i sudan oluştuğunu düşünürsek sesin bizler için önemini anlatan güzel bir örnek.

Sesimiz başkalarından önce kendimizi etkiliyor. Kendi kendimize çıkardığımız sesler vücudumuzun salgıladığı değişik kimyasalları ve hormonları (dopamin, oksitosin, serotonin ve endorfin dahil) etkiliyor. Kendi sesimizin ya da başka seslerin tonları sinir sistemimizi uyarıyor.

Ses üzerine yapılan yabancı kaynaklı bir araştırmada ağrı çektiğimizde çıkardığımız “Ah”  sesinin rahatlatıcı etkisi olduğu ispat edilmiş.  Hastalara iyileşmek için “Ah” hecesini çok söylemeleri tavsiye edilmiş.

“Ah” Allah isminin son hecesidir.  “Allah” dediğimizde maddi manevi şifayı istemiş oluyoruz. Rabbimiz öyle merhametli ki canımız yandığında bilinçsizce “Ah” dediğimizde bile yardım gelmeye başlıyor. Kişinin kafir ya da mümin olması da önemli olmuyor o zaman. Rahman sıfatı tecellisi ile…

“Hastanın inlemesi ibadettir.” buyuruyor peygamberimiz. Başka bir hadisi şerifte de “Hastanın inlemesi tesbihtir.” buyurmuş. Tabii biz müminler olarak “Ah” yerine “Allah” dersek maddi manevi kazançlı oluruz.  Rabbimizin isimlerini zikretmenin kıymetini bilelim.

Su sesi doğumu kolaylaştırıyor.

Bazı müzikler insanı rahatlatırken; bazıları da şiddete ve serbest cinselliğe yönlendiriyor.

Ses konusu iletişimde çok önemli. Sesin dört öğesi vardır:

1.Sesin Tonu

2.Sesin Hızı: Konuşma hızı

3. Perde: yüksek ya da alçak, gürültülü ya da yumuşak olduğunun göstergesidir.

4.Modülasyon: Ritminiz ve sesinizin yükselip, alçalmasıdır.

Kur’an-ı Kerîm de Lokman Aleyhisselamın oğluna verdiği öğütlerde şöyle buyruluyor:

“Yürüyüşünde ölçülü (ve kibirsiz) ol. Konuşurken sesini de alçak tut. Çünkü seslerin en çirkini elbette eşeklerin sesidir.” (Lokman suresi /19)

Rabbimiz bizlerin yüksek sesle bağıra çağıra konuşmamızı hoş görmemiş ve âyet-i kerme ile bizleri uyarmış. Öfkemizi kontrol etmenin en iyi yolu sesimizin yüksekliğini ayarlamaktır. Bağırdıkça öfke artar. Kişi kendini kontrol edemez duruma gelebilir.

Ses tonu önemlidir? Çünkü insanlara gerçek düşüncemizi aktarır. Mesela eşiniz bir şey istediğinde “Tabi canım, yaparım” dediniz. Sözünüzün eşiniz üzerindeki etkisini kullandığınız ses tonu belirler. Bu kelimeler eşinizin kulağına “Sen benim için önemlisin elbette yaparım.” diye de gitmiş olabilir ya da “Değmezsin ama neyse yapayım” diye de gitmiş olabilir.

Sözler ağızdan negatif ve küçümseyen bir tonda çıkıyorsa kelimelerin olumlu olması pek önemli değildir.

Sesin heyecan tonu da sözün anlamını etkiler.

“Annenin bugün başı çok ağrıyormuş.”

Gevşek gevşek söylüyorsanız memnun olduğunuzu ima edersiniz. Dalga geçer gibi bir ses tonu ile söylerseniz inanmadığınızı…gibi

Kişiler ses tonu ile ima ettiğinizi düşündüğü bir şeyi duyup, o kadar kesin değerlendiriyorlarmış ki, onu sizin söylediğinize yemin etme düzeyine kadar gelebiliyorlarmış.

Biriyle normal bir şeyler konuştuktan sonra ondan bir kötü bir karşılık gelirse “Ben ne dedim ki?” diye kendimizi aklamaya çalışırız. Oysa böyle bir durumda “Ben ses tonuma ne katarak söyledim de rahatsız oldu.” diye önce kendimizi sorgulamamız gerekir.

Kadınlar genellikle erkeği davranışları hakkında sorgularken, eleştirici bir ses tonu kullanıyorlarmış. Bunun ona bir ders olacağını sanarak. Bu ise erkekte yalnızca öfkeye neden oluyormuş. Erkeğin eşiyle konuşma istek ve hevesi eleştiri tonu yüzünden kayboluyormuş.

Erkekler sese kadınlardan daha duyarlıdır. Rabbimiz Peygamber Efendimizin eşlerine hitaben Kur’an-ı Kerim de şöyle buyuruyor:

“Ey Peygamber hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer (Allah’tan) korkuyorsanız, (yabancı erkeklere karşı) çekici bir eda ile konuşmayın; sonra kalbinde hastalık bulunan kimse ümide kapılır. Güzel söz söyleyin.” (Ahzap/ 32)

Alimler bu uyarının aynı zamanda bütün mümin hanımlara da olduğunu söylüyorlar. Kadın sesi mahrem değil; fakat yabancı erkeklerle konuşurken sesin tonu ve tınısı değiştirilerek sese cilve ve eda katılırsa o zaman tehlikeli oluyor. Ayeti kerimenin sonunda Rabbimiz maruf (ölçülü, ciddi ve güzel) söz söyleyin buyuruyor.

Sesin tonu duyguyu verir, niyetinizi ortaya çıkarır.

Ses tonunuza; sevgi, saygı, şefkat, ilgi, çocuksuluk, neşe, ciddiyet, değer verme, umursamama, aşağılama, hakaret, alay, cinsi çekicilik her şeyi katabilirsiniz. Bu yüzden ne söylediğinizden daha önemlisi nasıl söylediğinizdir.

Bir zamanlar 900 lü telefon hatları vardı; reklamları çıkardı. Hâlâ var mı bilmiyorum internet geldikten sonra modası geçmiş olabilir; fakat o dönemlerde bu hattı kuran kişi köşeyi dönmüş. (Dünya köşesi anlamında, diğer taraf için hayırlı bir iş yaptığı söylenemez.)

Hatırlıyorum o zamanlara haberlerde göstermişlerdi: Kadınların bazılarını telefonla erkeklerle konuşurken kameraya kaydetmişler: Kadınların çoğu yaşlı, şişman, gerçek hayatta erkeğin görüp de yüzüne bakmayacağı tipler; erkeklerle konuşurlarken kimi fasulye ayıklıyor, kimi örgü örüyordu.

Konuştuklarında da bir şey yoktu. Boş boş saçma sapan konuşuyorlardı. Fakat kısık ve çekici (yatak odası tonu) ile konuşuyorlardı. O kadınları arayan erkeklerin onlarla buluşma, görüşme imkanı olmadığı halde; erkekler sadece o kadınların seslerini dinlemek için dünyanın telefon faturasını ödediler.

Cinsel hayatta da sesin önemine dikkat çekiliyor. Karı kocanın yatakta birbirlerinin ses ve nefes ritimlerini dikkate almamaları cinsel hayatlarını bozduğu gibi, birbirlerinin ses ve nefes ritimlerini yakalamaları da daha iyi bir cinsel hayatı sağlayabiliyor.

Birbirlerini hiç görmeden sadece konuşarak birbirlerine aşık olan çiftler vardır.

Evliler için iletişimde yapılan en büyük hata birbirleri ile konuşurken monoton ya da bıkkın bir ses tonu ile konuşmaktır. Mesela kadın kocasını sabahları kapıda uğurlar, akşamları ‘hoş geldin” deyip karşılar; fakat sesinde hiç bir coşku, onu görmekten dolayı mutluluk yoktur. Sıradan, ezberlenmiş kelimeler ve tekdüzelik. “Gelsen de olur, gelmesen de olur..” gibi bir ses tonu erkeğin eve gelme isteğini azaltır.

Ses tonunun önemini anlatan gerçek hayattan bir örnek: Bir kadına kocası ‘Ben aşık oldum, ayrılmak istiyorum.” demiş. Kadın tabii çok şaşırmış üzülmüş, kadının kim olduğunu sormuş. “Bizim işyerinin yakınındaki mağazada çalışan tezgahtar kıza aşık oldum, sabahları bana çok güzel günaydın, diyor.” demiş. Adam bir günaydına gitmiş.

Yönetmen Sinan Çetin “Kadın; sestir, sedadır, edadır” diyordu bir röportajda. “Karısının sofrayı hazırlayıp kendine her seslenişinde ona yeniden aşık olduğunu” anlatmıştı.

Muhabbetli bir evlilik için karı-koca konuşurlarken ses tonlarına dikkat etmeliler.

Kadın kocası ile konuşurken sesini yükseltmemeli, bağırmamalı, kocasının yanında başkaları ile konuşuyorsa asla sesini yükseltmemeli, kocasının yanında çocuğuna bağırmamalı.

Erkek karısı ile konuşurken ona değer verdiğini hissettirecek bir ses tonu kullanmalı. Kadın konuşurken ya da telefonla aradığında erkek kadının daha ne konuşacağını bile dinlemeden “kısa kes, ne rahatsız ediyorsun” anlamına gelecek soğuk bir tonda konuşmaya başlamamalı. Hiçbir iş, eşten daha önemli değildir. İş; eşi ve aileyi geçindirmek içinse. Kadın konuşmayı uzatıyorsa erkek sesine güzel bir ton katarak “Canım şu anda müsait değilim, daha sonra konuşalım” diyerek konuşmayı sonlandırabilir.

Karı- kocanın özellikle; umursamama, aşağılama, alay, mecburiyet gibi eşin nefsine ağır gelecek ses tonu ile birbirleri ile konuşmamaya özen göstermeleri gerekir.

Ve karı- kocanın birbirlerine kullandıkları ses tonu yabancılara kullandıklarından farklı olmalıdır. Kadın kocası ile kedi gibi mırıl mırıl konuşmalı. Erkek de sesini en güzel tonuyla sevgisini hissettirecek şekilde kullanmalı ki sevgileri, aşkları bitmesin. Unutmayalım kalbe ve beyne giden yol kulaktan geçiyor.

Ses kadar sessizlikte önemlidir. O ayrı bir yazı konusu.

Ödev: Bir süre eşiniz, çocuklarınız, anne babanız, arkadaşlarınız ve yabancılarla konuşurken ses tonunuza dinleyin. Karşınızdakinin ses tonu sizi nasıl etkiliyor, hangi olumlu ya da olumsuz duygulara sebep oluyor dikkat edin.

Sema Maraşlı  www.cocukaile.net

Okunma Sayısı : 456

““Ses” in Önemi (Evlilik Okulu 14.Ders)” için 78 Yorum

  1. Ayse diyor ki:

    merhaba sema hanim,
    esim beni azarlar gibi konusuyor, cogu zaman farkinda da olmuyor,
    azarladigini söyledigimde ‘ hayir bu benim normal konusmam diyor’,
    disardan bunu görenler esimin beni devamli azarlayip ezdigini düsünüyorlar.
    bende cok rahatsiz oluyorum bu halinden.

    ne yapabilirim?

  2. hatice diyor ki:

    sema hanım sizden bişey rica ediyorum ben fevri ve aceleci insanım bu benim hayatımın her noktasında sorun çıkartıyo
    kendimi kontrol etmek için bişeyler yapmak istiyorum bana neler önerirsiniz örneğin bu konu ile ilgili hangi kitapları tavsiye edersiniz

    yardımlarınızı bekliyorum Allaha emanet olun

    • semamarasli diyor ki:

      Hatice hanım, evlilik okulu ilk derslerimizi okursanız telkinle ve düşünce gücüyle kendimizde yapabilecğimiz değişiklikleri anlatmıştım. Daha detaylı bilgi isterseniz sistem yayıncılıktan “İçe Dönük Konuşmanın Gücü” diye bir kitap var, ben ondan çok faydalandım. Ayrıca Rabbimizin “Halim” ismini “Ya Halîm” diye çok zikredin. Selamlar…

  3. GÜL*** diyor ki:

    Sema hanım evlilik okulunu 2-3 ay önce keşfettim ve sıkı bir takipçiniz oldum.Yazılarınızı çok beğeniyorum ve uygulamaya çalışıyorum aynı zamanda çevremdekilere de tavsiye ediyorum. Sizin “Eşimin eşi yok ve Eşimle tanımayı unutmuşum” adlı kitaplarınızı aldım bitirmek üzereyim ikisinide çok beğendim okumak için sırada bekleyen arkadaşlarım var. Elimde olsa herkesin okumasını sağlarım. Yazınızı çok beğendim dersinizi uygulamaya çalışıyorum Elhamdülillah eşimle iyi bir ilişkimiz var sayenizde daha da iyi olacak ama çevremde çok sorunlu ilişkiler var. Ama insanlara ulaşmak çok zor ben bu işi sizi tavsiye ederek yapıyorum ve sizede başarılar diliyorum.Bir sonraki yazınızı da sabırsızlıkla bekliyorum

    • semamarasli diyor ki:

      Teşekkür ederim Gül hanım, Gelin-Kayınvalide ilişkileri ve bunun evliliğe etkisi üzerine bir kitap yazdğım için son günlerde siteye yazı yazamadım. Kitap bitti çok şükür, yayınevien gönderdim. En kısa zamanda sitede yazmaya devam edeceğim.

      • osman diyor ki:

        sema hanım,

        bu sitede yeni konu açıp yazımızı yayınlayabılırmıyız ve nasıl yapabiliriz ?
        ***
        osman bey burası bir forum sitesi değil.o yüzden yeni konu açmanız mümkün değil ama yayınlatmak istediğiniz yazılarınız olursa tugbaakbeyinan@gmail.com a mail atabilirsiniz.

      • Ahir Zamanda Erkek Olmak diyor ki:

        sema hanım ilk yazınız kadının çalışması hakkında olursa çok makbule geçecektir bence…kolaylıklar diliyorum…

  4. zeliha diyor ki:

    ödevimi uyguladım bitirdim..
    sıradaki dersimi bekliyorum :-)

    • semamarasli diyor ki:

      Zeliha hanım nasıl uygulamayı bitirdiniz:)?? Bu dersleri ömür boyu uygulayacaksınız. Herhalde şunu demek istediniz. “Ses konusundaki dersi başarı ile uyguluyorum. Bu konuyu pekiştirdik yeni dersler bekliyoruz.” Öyleyse yeni dersler yakında gelecek.

  5. Gulcan diyor ki:

    Cok guzel bir yazi..Ben bir kadin olarak igneyi kendimize batiracagim ve diyorum ki ses tonuyla yapilan asagilama, onur kirma vs. gibi hareketlerde kadinlar erkeklere gore ondedir. Bana kadin dusmani vs. demeden once fikrimin sebebini aciklayayim. Bu konuda sahsi tecrubesi olan bunu cok iyi bilir. benim boyle bir hanimla sahsi tecrubem var, yasi epeyce benden buyuk bir hanim ve aramizda kotu birsey gecmemesine ragmen kendi ‘buyuklugunu’ ve ‘gucunu’ gostermek icin benimle konusurken oyle bir bakar ki, sanirsiniz yolda bir pislik gordu ona bakiyor, ha kustu ha kusacak mide bulantisindan:), o sozlerin arasindan, o bakislardan, kin, nefret , asagilama, onur kirma hevesi akiyor da akiyor, hani agzindan tukuruk sacarak denir ya, normal bir soz bile soylese agzindaki tukurugu fiziken gorebiliyorsunuz…. burada kisisel bir ani anlatmak istemiyorum, beni cikarin baskasini koyun, baskasina da yapiyor cunku, konu benim meselem degil, bir analiz yapmak..Sonunda ogrendim ki bu kadin aslinda senelerce kocasi tarafindan ezilmis, yeri geldiginde siddet gormus, hic adam yerine konmamis, o yuzden acik, aleni birsey yapmaktan deli gibi korkuyor..tabi ki benden degil korkusu, bana (ya da baskasina) yaptigi ortaya cikarsa kocasindan yiyecegi azardan, belki de tokattan..o yuzden 25-30 yildir kocasindan korka korka yasadigindan bu yolu gelistirmis kendisine, kufur edecekse gozuyle ediyor, hakaret edecekse ses tonuyla hakaret ediyor, her turlu kotulugu, pisligi, dolayli ima yoluyla ortaya dokme yetenegi gelismis seneler icinde..
    Iste bence bu sebepledir ki erkekler (savundugumdan degil ama) kufur edecekse o anda agzindan cikip ediveriyor, ama bu sozle-bakislama asagilama ve hakaret etme konusunda kadinlarin (bu ustte saydigim tiptekilerin ama hepsinin degil!) daha onde oldugunu dusunuyorum. Bu benim kendi tecrubelerimden acizane gorusum. Saygilarimla,

  6. sevgiülkesi diyor ki:

    Yazılarınızın bilimsel verilerle desteklenmiş olması ve bu ifadelerin herkesin anlayabileceği bir şekilde yazıya geçirilmiş olmasını çok beğendim. Evli ya da bekar herkes için ders alınabilecek bir yazı olmuş.

  7. Deniz diyor ki:

    Kurtaj illa gayri mesru cocuk sonrasinda istenmiyor.Yani bunun zina konusuyla filan alakasi yok yarari olur mu yani zinayi onler mi bilemem ama dogum konrol haplarinin cok satacagi kesin. Hukumetin bu konudaki hesaplari baskadir herhalde yani bir yorumcu kardesin belirttigi gibi genc nufus kaygisi filan. Fakat yasayla bunu frenlemek ne kadar gercekci. Keske kimse agzi var dili yok bu canlara kiymasa. Kurtaj konusunu hayatinda hic aklina getirmemis aanneler hakkinda bir istatistik yapilsa ne cikar merak ediyorum. Dogrusu benim bu konuda haberi isttigimde ilk aklima gelen gunaha da girseler annelerin durumu oldu. cunku cevremde gordugum bu meseleye yaklasim sanki vakay-i ^adiyeden bir durum. Yani bunu yapan bedeline katlanmali ” demek o kadar da basit degil. Benim kurtaji filan savundugum anlasilmasin soylediklerimden. Allahin izniyle bugune kadar boyle bir sey aklima bile gelmedi.

    • yasemin diyor ki:

      Kürtaj ile ilgili Hayreddin Karaman Hoca’nın yazısını okuyabilirsiniz.Buaralar herkes bu konu ile meşgul,ama yanlış bilgilendirmeler var.Yazının linki aşağıda;

      http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=03.06.2012&y=HayrettinKaraman

    • hasret diyor ki:

      kürtaj hakkında aslında söylenecek çok söz var ama.nerden başlasak ki..
      kürtajı kadının kendi bedeninde hak gören zihniyetini duyduk ve izledikçe iğreniyorum.(sözüm size değil deniz hanım ).
      .bu bir hak mış kürtaj hakkına karışmamalıymışlar..bu onların en temel hakkı.kim vermişse bu hakkı onlara?

      kürtajdan önce hal edilmesi gereken çook konuvar buna katılıyorum .öncelikle de zina yı yasak olmaktan çıkaran sanırım bu hükümetmiş..bunu önce düzeltmeli . ancak kürtajda çok ciddi bir konu.. ve bunu evli insanlarda çok yapıyor.. ayrıca bu ceninlerin üzerinden bile pazarlar yapılıyor.kürtaj ile alınan milyonlarca ceninler yurt dışındaki kozmetik firmalarına satılıyor ve onlar da gençleştirici,vb….ürünlerde kullanıyorlar..türkiyede yılda milyonlarca cenin yut dışına satılıyor.bunda bir yasal engelde yok..bunu duyduğumda nekadar kötü his ettiğimi anlatamam..

      güzel bir söz okumuştum;
      Kürtaj Cinayet İse.?!
      Zinayı Suç Saymamak Soykırımdır.!
      Çünkü; Kürtaja Giden En Geniş Cadde Zinadır…!!!

  8. raskolnikov diyor ki:

    HÜKÜMET ÇELİŞKİSİ:
    kıymetli sema hanım; bu yazıların aile hayatımıza olumlu katkısı yatsınamaz. yazı bilimsel, klasik ayrıntıcı=mükemmel.
    fakat yorumum bu yazı ile igili olmayacak. daha önce çıkan ailenin korunması(!) ile ilgili yasa ile çok şey söylediniz. maalesef bu yasa kabul edildi. şimdi ortaya bir kürtaj ve sezeryan meselesini ortaya koydular. mesele bel ki bizim istediğimiz açıdan değerlendiriyor ama aile hayatını, evliliği felç noktasına getiren o yasadan sonra ortaya nüfusu artırmak için VELED -İ ZİNAYA kalmaları ne büyük bir acı. evliliği -islamı düşünen kişiler zaten kürtaj karşıdır ve uygulamazlar. hükümet in bu çelişkisini değerlendirmenizi tavsiye ederim. saygılar…

    • hasret diyor ki:

      sizce bu zinadan olan çocukların canına kıymak..bu hak insanlarda varmı?yani zinadan olan çocukların yaşam hakkını elinden almk olabilir mi?zina bir günah ise cana kıymak daha mı hafiff?bir günahı başka bir günahla örtmek caiz mi?
      Dün haberlerde gördüm ben olumluyum.böylece insanlar bu yasaklanırsa bir nebze kendilerine çeki
      düzen verir.en azından çocuk katili olmaktan vazgeçerler..ayrıca bunu evli insanlarda çok ypıyor.bakamayız korkusuyla cana kıyıyor.dindarlar bile var..ayrıca o zinadan olan çocukların suçu ne?kimse de anne babasını seçeme hakkı yok ki..

      • seymen diyor ki:

        Bosna savaşı sırasında tecavüzlerin sonuçları ile ilgili olarak fetva istenmişti Türkiye’den ve alimlerde kürtaja iz cevaz verilmişlerdi.
        Ama iki tarafın rızasıyla olan zinadan olan çocukların canına kıyılamaz, fakat bunların durumuda toplum tarafından bilinmeli diye düşünüyorum.

      • Deniz diyor ki:

        Bu ceki duzen verme isi ne kadar gerceklesir. Ben kurtaji dusunemem elbette burada bebegin de hakki var. Hukumet bebegin hakkini dusunuyor(zina ya da degil her ne ise )ama sirf bu yuzden anne olumleri olursa bunun sorumlulugu kime ait olacak. yani istenmeyen hamileligini sonlandirmayi kafasina koymus anneyi yasa mi durduracak? yapmayin

        • hasret diyor ki:

          Deniz hanım haklısınız.ALLAH tan korkmayan birini yasa durduramaz belki.ancak istediği zaman istediği hastanede yapmayacak(sebep yokken keyfi) cinayetini.kürtaj rahat olamayacak.madem illede aldıracam diyecekse bununda bedeline katlanmalı,sıkıntısını çekmeli.Tecavüze uğrayanlar hariç bence isteyerek zina eden ve çocuk sahibi olan o cana kıyma hakkı olmamalı.alimler ne der bilemem ancak.dinimizin kürtaj hakkında hassas olduğunu biliyorum.bu cinayeyttir.ancak canı veren canı alır ve almalıda (bazı hastalık istisna durumlar hariç)

        • .:. diyor ki:

          Hukumet bence 2023 e giderken dusmekte olan evlilerdeki cift basina 3 cocuk ne sekilde ucuz hallederiz onu dusunuyordur. Daha once de dusunebilirlerdi. Cunku kurtaj sadece bu etkenlerden bir tanesi. Cocuk sayisi cok onemli ve bu sayinin dusmesi yonundeki yaptirimlar gizli veya aleni, sadece ulkemizde degil, disardan da destek buluyor, Ben bircok yazimda buna deginmeye calisiyorum, Sesimi duyuramiyorum, Dun sayin Engin Ardic in tespitlerimi dogrulayan benzer yazisini okudum. Avrupada da bir cok ulkede durum tamamen boyle, olayin Ekonomik ve siyasi boyutu var.

          Istenmeyen hamileligin sonlandirilmasi konusundaki sizin dusuncenize tamamen katiliyorum. Bana gore bunu yasa ve ceza ile durduramayacaklar, Birincisi disaridan buna ciliz da olsa tepki gelecek, Ikincisi cozumu para destegi ile er yada gec ele alacaklar ve cocuk yapmayi tesvik edecekler. Buraya yaziyorum, daha once de yazmistim. Cunki Nufus artis hizini dusuren enkenlerin sayisi sadece kurtaj ile sinirli degil.

          • Ahir Zamanda Erkek Olmak diyor ki:

            Sema hanımın bu konudada yazması gerek KÜRTAJ ve SEZERYAN meselesi gündemde şu aralar!

            hükümetten bir yanlış hamle daha diye düşünenlerdenim…zira zinayı engellemeden kürtajı engellemeye çalışmak ne kadar akıllıca sizlere bırakıyorum…!

            hükümet önce GENELEVLERİni kapatsın! şimdi memur maaşlarında burda çalışan kadınların vergileri yokmu?

            önce ZİNA suç sayılsın!

            sonra gelip bu işlerin neticesi olan KÜRTAJI yasaklasın!

            hükümetin yaptığı Yatsıyı Kılmadan Teravihi kılmak gibi bişey bence!

          • Esragül diyor ki:

            Sırf konuşamıyor, “beni öldürmeyin” diye çığlık atamıyor diye bir insana kıymaktır kürtaj. O zaman konuşamayan, yardımsız hareket edemeyen engelli insanları da öldürelim mi? kürtajın bir sonraki aşaması da bu zaten.
            Kürtajın videosu var internette, kürtaj yapılan alet içeri girince bebek en uzak noktaya kaçıyor kalp atışları seksenden iki yüze çıkıyor, öldürüleceğini anlayıp korkuyor bebek, çığlıklar atıyor ama anne karnında su içinde olduğundan dışardan duyulmuyor bağırmaları sadece özel makineyle desibeli ölçülebiliyor.
            Tecavüzde olsa, zina da olsa bir insan böyle öldürülmeli mi peki. Sizin birisi kolunuzu bacağınızı koparsa ne yaparsınız. Ya da sizi vucudunuz yumuşak olsa ve enjektörle çekilseniz. Bunları kimse istemez.
            Ama ne bileyim yasayla zorunluluk şeklinde olmasa da bu. Kürtaj yaptıracak anne ve babalar karardan önce zorunlu olarak bir terapistle görüştürülse, terapist onlara bebeğin başına gelecek şeyleri ayrıntısıyla anlatsa bu mecbur olsa. Sonra bu iğrençliklerin yazdığı sayfalarca kağıt imzalasalar. Yani insanlar kürtaj yaptırırken tam olarak bebeklerine ne çektirdiklerinden haberdar olsalar kürtajların yüzde 70 i engellenir bence
            sistem şöyle olacak ben her şeyi düşündüm bakın. Her ilin devlet hastanesinde kürtaj birimi kurulacak. burada uzmanlar olacak. Videolar, resimler vs ile bilgilendirme yapılacak. Bir anne ve baba kürtaj yaptırmak istediler diyelim ki, bu kürtaj merkezinden geçmeleri zorunlu olacak, kürtaj için başvuran aile önce merkeze yönlendirilecekler. Merkezde aileye kürtajın iğrençlikleri bildirilecek ve vazgeçirmek için her şey yapılacak. Yine de kürtaj yaptırmak isteyen ailelere kürtajın anneye, bebeğe zararlarını kabul ettiğini bildiren bir belge imzalatılacak. anne bu imzalı onaylı belgeyle istediği hastaneye gidip kürtaj yaptırailecek. yani benim çözümüm bu zorla olmasın da bu olayın pisliğini insanlar gerçekten anlayabilrse zaten kimse yaptırmaz ki

    • raskolnikov diyor ki:

      2 YANLIŞ BİR DOĞRU ETMEZ
      benim dikkat çekmek istediğim nokta büyüklerimizin çelişkisidir. elbette zinadan doğan çocuk u kimse ölsün diyemez. insanlık dışı bu. ama bu çocuktan da sağlıkla şeyler geleceğine inanmıyorum. bizim merharmetimiz eğer ALLah ın sınırlarını aşıyorsa nu merhamet acıma insanlık değil sadece şeytanın kandırmacası gibi. tıpkı çocuğunun uykusunu bölmek istemeyen bir annenin sabahları çocuğu namaz a uyandırmaması gibi. hz Ömer ve diğer halif efendileirmiz r.a merhamet sahibi değilmiydi (haşa) ama gerektiğinde Allah ıN HÜKÜMLERİNİ UYGULAMAK İÇİM KENDİ ÇOCUKLARINI İNFAZ ETMİŞLERDİR…
      BU YÜZDEN İKİ YANLIŞ BİR DOĞRU ETMEZ…

      • hasret diyor ki:

        diğer konularda size katılıyorum ,haklısınız lakin 2 yanlış 1 doğruyuda götürebilir…

  9. muhabbet diyor ki:

    sema hanım
    evlilik okulunun ve bu sitenin benim için yeri çok büyük , bana çok yararı oldu.yaptıklarınızın /emeğinizin boşa gitmediğini ,bir çok evlilği kurtarmaya sebep olduğunuzu belirtmek isterim.siz bizlere ayna tutuyorsunuz.biz bu tuttuğunuz aynada yansımamızı görüyor,sandığımız gibi olmadığımızı(erkekleştiğimizi),bu yüzden hataları fark edip telafi ediyoruz.
    Allah sizden razı olsun.

    ayrıca şunuda belirteyim iletişim de gerçekten sizin dediğiniz gibi.özellikle kadında ses,eda cilve ,hitap çok önemli.yumuşak edalı bir kadının karşısında erimeycek ona uymayacak erkek(koca )yoktur.benim kaba ,saba ,ilgisiz kocamdan eser kalmadı?demek zamanla eşimizi değiştirebiliriz. . bunu da söyleyerek değil,hal hareketimizle önce kendimiz değişerek yapmalıyız.

    sabırla deneyin,dua edin ,o sizin için bir şey yapmasa bile siz yapın .hep verin ,beklenti kurmayın ve düzeliceğine inanın,her gün eşinizin güzel olmasını istediğiniz şeyleri hayal edin ,bunu kendinize söz ilede sesli düşündüğünüzde söyleyin hanımlar .başarıcaksınız..
    ne demişler tatlı dil yılanı deiliğinden çıkarır=)

  10. efe diyor ki:

    sözü bir çek defterine benzetirsek,karşılığı olanı söylemek gerekir.veya susmak.

    • efe diyor ki:

      asıl büyük tehlike çocukların doğmaması.bir yerde konuşulmuş duymuştum,kıyamete yakın çocuklar doğmayacak,kıyameti görmeyecek diye..bunun neden olduğu olacağı hakkında konuşurken çocuk istenmeyecek heralde diye konuşmamız noktalanmıştı.

      • teslime diyor ki:

        bize de bir sohbette Allah dostlarından bir zatın torunundan şöyle nakl edilmişti.Ahir zamanda kadınlar normal yolla doğum yapmayacak,tabi zaruret hariç.

        • efe diyor ki:

          doğumlar yanlızlaştırıldı,yavanlaştırıldı,değersizleştirildi.o kadar çok sebep itiraz varki,bunları yazmaya zamanda yetmez akılda yetmez.okuduğum kadarıyla sema maraşlı bile bunları dile getiremiyor.çünkü bu bir büyük hüner.derinliğine nufüs edemiyor.çocuk doğmadan önce dahi evlililikler değersiz.kızı sattı deniliyor,oysa bu bir kültürün bozulmuş kodları.süt parası diye duymuştum.eğer insanlar kötü bir şey değilse neden yanlış olsun.işte anneyi teşvik ediyor.ödüllendiriyor.bunu bile kimse söylemiyor.bunların aslı nedir.herşeye bozulmuş halleriyle bakarak yenilik özenti olarak yönlendirilen anlayışlar herşeyi değersizleştirdi.

          • efe diyor ki:

            yıllar önce duymuştum.fakat şimdi araştırdım bulamadım.çocuk doğmadan önce anne karnında (bu kendi anladığım; ruhani halde iken)melekler ona “bak dünyaya gidiyorsun sakın ahdini unutma,bak çoğunluk şunu yapıyor bunu yapıyor diye melekler telkin verirler.çocukda onlara olurmu öyle şey ben nasıl unuturum diye sözler verirler.sonra çocuğa anası babası gösterilir. ilk üç ayda anasına sonra babasına dua eder.diğerinde ise müslümanların affolması için dua eder.yazdıklarımın aslını kaynağını bulsam yazardım.bulamadım.

  11. ibrahim diyor ki:

    Allah razı olsun.Bizim en muzdarib olduğumuz ve yıllardır ailelerimizin en sıkntı çektiği konuların başında gelen bu konuya vakıf biri olarak değinmenizden dolayı tekrar teşekkürlerimi bildiririm.Burda da bahsi geçen japon bilim adamlarının sesin su kütleleri üzerinde ki etkileri ile ilgili videoyu yıllar önce seyretmiş ve gerçekten etkilenmiştim.Bağırarak ağlamak,gülmek islamda hoş görülmeyen şeyler.maalesef eşimde de 20 yıldır çözemediğim bir problem,defalarca nasihatlarımıza rağmen halen çözemedim.çocuklara bağırmayı sanki bir alışkanlık haline getirmiş…inşallah bütün müminlere cenabı allah uygun islami bir hitap nasip eder. Rabbim sizden ebeden razı olsun.

  12. eymen diyor ki:

    Genek olarak yazıyı beğendiğimizi belirttik, müsadenizle şimdi de eleştirilerimi yazıcam.

    1. ‘bazıları da şiddete ve serbest cinselliğe yönlendiriyor.’ Bu cümle doğru olabilir ama, devamına birşeyler kınayıcı, uyarıcı birşeyler yazmayacaksanız, hiç olmasa daha iyi olurdu.
    2. ‘Cinsel hayatta da sesin önemine dikkat çekiliyor. Karı kocanın yatakta birbirlerinin ses ve nefes ritimlerini dikkate almamaları cinsel hayatlarını bozduğu gibi, birbirlerinin ses ve nefes ritimlerini yakalamaları da daha iyi bir cinsel hayatı sağlayabiliyor.’
    Bu cümlenin yeride bu yazı olmamalıydı, cinselliğin önemini belirten dersler gördük zaten. Bu konular biraz üstü kapalı ve kitaplara yönlendirici şekilde anlatılmalı. Kaş yapıcam derken göz çıkarabilirsiniz yoksa. Yazılan doğru olabilir ama eşlerin birbirinden beklentilerini yükseltip aralarını da bozabilirsiniz. Adam eşine söyleyemez pek, hadi söyledi diyelim belki yapabilir belki yapamaz. Ayrıca birisi çıksa (ki burada baya rahat insanlar gördük) dese ki, bu konuyu biraz daha açıklar mısınız, nasıl uygulayacağız vs. . Cevap vermem olur biter diyeceksiniz büyük ihtimalle.

    Yine de siz bilirsiniz, biz görüşlerimizi söylüyoruz. Belki düşünemediğimiz şeylerde olabilir.
    Birde buraya birşey yazınca o kişinin kendisiyle ilgiliymiş gibi sanılıyor, böyle bir durumun olmadığını da belirteyim.

    • tarık diyor ki:

      Bence 2. maddede sorun yok. Burada konu cinsellik değil her yönüyle ses. Yazar adeta şunu söylüyor: Ses çok önemlidir. Onu kötü kullanıp eşinizle aranızı bozacağınıza yerinde kullanıp eşleri birbrine en çok bağlayan cinsel hayatınızı üst noktaya çıkarın.

      Burada yazının kahramanı ses olduğundan, ses’e dair her şeyin anlatılmasında bir sorun yok bence. Hatta ben ses ve cinsellik ile alakalı özel bir yazıya bile ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Bu konu hadislerde açıkca söylenmiş, bazı kitaplarda açıklanmış. Ses ve diğer hazırlık öğelerinin yatak odasında kullanılması konusu üzerinde durulmuş. Bunda bir beis yok.

      • seymen diyor ki:

        Ben yanlış anlıyorum herhalde. :(

        • kevser diyor ki:

          ben Seymen beye hak veriyorum,yukarıdaki Sema hanımın yazısını okumadım,direk yorumlara göz gezdirdim ama okuduğum Tam İlmihal/Seadet-i Ebediyye fıkıh kitabında şuna benzer bir ifade geçiyordu,yazmak istiyorum;
          “bu tür konuları anlatırken,mecburen insanlar bazı mahrem kelimeler kullanıyorlar ki başka türlü anlatılmaz,her ne kadar ortada görsel uyaran yoksa da yazılı anlatım var.oysa bunları anlatmak,bu tür şeyleri olmayan eşleri gücendirir ve utanma,haya duygusunun ölmesine sebeb olur” yazıyordu…ben kitabın yalancısıyım..şimdi bikaç tane özgürlük yanlıları çıkıp,”ne yani,bikaç kişi gücenecek diye bu konular anlatılmayacak mı?bilgilenmeyecek miyiz”gibi tepkiler verebilirler.burada anlatılan şeyler,diyelim ki bir çiftin evliliğinde yok,o insanlar ne yapacaklar?elbette,benim eşim böyle değil deyip güceneceklerdir,bir insanı gücendirmek kul hakkı değil midir?

    • abdullah diyor ki:

      eleştiri güzelde her şeyi yazacak olsa kitap yazar biraz kanaatkar olun neticede bu bir yazı

  13. hamza diyor ki:

    harika bir yazı olmuş sema hanım. ellerinize sağlık. istifade ettik.

    örnekleriniz ve açıklamalarınız gayet başarılı yalnız böyle güzel bir yazıda küçücük bir bilgi hatası var. o kadarı nazarlık olsun artık. deney çamurlu suya yapılmamış haberiniz olsun.
    japonya’da yapılan deney ile ilgili şuradan detaylı bakabilirsiniz:
    http://www.okyanusum.com/sumucizesi.html

    teşekkürler.

    • semamarasli diyor ki:

      Teşekkür ederim Hamza bey, Japonlar bu konuda çok araştırma yapmışlar. Benim verdiğim örnek “Seslerin Gizli gücü” Yazarı Jonathan Goldman. Verdiğim örneği birebir kitaptan aldım. Sizin linkini verdiğiniz yazının alt kısmında da benim verdiğim örneğin kitapta olan fotoğrafları var. Çamurlu su- Dua okunan su diye. selamlar…

  14. Deniz diyor ki:

    Ses’e dair her seyi cok guzel ifade etmissiniz. seslerimizi gerektigi yerde gerektigi gibi kullanabilmek dilegiyle!

  15. dili diken diyor ki:

    Rabbim sonsuz razı olsun.Ahir zamanda aranızda “emri bil maruf nehyi anil münker”edenleriniz bulunsun buyuruyor Efendimiz.Sizde elhamdulillah bu emri yerine getiriyorsunuz.Selamlar

  16. sümeyye diyor ki:

    Allah razı olsun sema hanım çok güzel açıklamışsınız maşallah..aslında ben annelere de büyük iş düştüğünü söylemek istiyorum kızlarını ya da erkek çocuklarını yetiştirirken takındıkları tavır ses tonu çok önemli mesela ben oğullarıma yumuşak davranıyorsam onlarda birbirlerine karşı yumuşak davranıyorlar,sert davranıyorsam onlarda aynen sert davranıyorlar anneden de çocuğa tavır ,tepki, olaylara karşı takınılan ses tonu,kullanılan kelimeler aynen geçiyor..

  17. feyzanur diyor ki:

    Bu yazın hepsinden güzel, Allah razı olsun, biraz geç kaldığımızı düşünüyorum, zararın neresinden dönülürse kârdır dediğini duyar gibiyim. İnşallah uygulamada başarılı olurum.

  18. hasret diyor ki:

    sema hanım yine güzel ve çok önemli bir konuya değinmişsinz.ALLAH razı olsun..
    fark edemediğimiz konuları hatırlatıyorsunuz…kulak aşık olurmuş gözden evvel kitabınızda çok güzel.
    bence de en önemli olan ilk ses ve hitap şekli.hani elektirik derler ya :) ..bir telefonda bile konuşurken sadece ”alo”kelimesi bile o kişinin ruh halini bize iletiyor.mesela konuştuğumuz eş sinirliyse telefondaki ilk alo demesi bile döver gibi oluyor :) .yada iyi ise alo demesi bile bir başka..o an kişinin tepkisine göre karşılık veriyorsunuz.

    geçenlerde ahzap 32 suresini bu sitedeki bir yorumda okumuş ve çok etkilenmiştim.ayet peygamber hanımlarına hitap etsede .onlara nikah düşmeyip ümmetin anneleri olduğu halde böyle bir uyarı geliyor.ya biz kadınlar.
    eyvah ki ne eyvah!! :(
    bayağı bir düşündüm ve acaba dışarda nasıl konuşuyorum diye kendimi sorgulamaya başladım.olur ya fark etmeden mahrem bir erkek umuda kapılarsa ses tonu ve konuşma şeklinden..sonra dahada dikkat etmeye çalıştım.zaten pek dışarı çıkmıyorum ancak bazen dışarı çıkıyor ve mecburen konuşabiliyor insan..

    bu düşüncemden bir gün sonra arkadaşımın telkiniyele yakın bir markete gittik.bir şeyler almamız gerekti.sonra erkek tezgahtar vardı.fiyatı yazmayan bir şeyi sormak icap etti ,alcaktık ancak fiyat yoktu.sonra arkadaşımın benimli konuştuğu gibi konuşmadığını ve sesini kibarlaştırıp,kelimelerini yuvarlayıp konuştuğunu far ettim ve çok üzüldüm..oysa o tesettürlüydü.ancak o konuşurken dışarda hani istanbul türkçesi derler ya öyle konuşmaya çalışıyordu..seside güzel arkadaşın telefonda bile çok hoş geliyor kulağa.bence bu dışarda kibar konuşmaya çalıştığımız kadar( genel söylüyorum).kendi kocalarımıza konuşsak aşıklur bencede..o kocasına konuştumu bilmem ama ben birşey diyemedim ve üzüldüm .kendime dah çok dikkat etmeye çalıştım..

    • eymen diyor ki:

      Ahzap suresi 28. ayette ‘ezvacike’ kelimesi kullanlımıştır. Bu ‘Peygamber hanımları’ manasına gelir.
      Aynı sure 30. ayette ‘Nisae’ kelimesi kulanılmıştır. Bu ‘Peygamber kadınları’ manasına gelir.
      Aynı sure 32. ayette ‘Nisa’ kelimesi kullanılmıştır. Bu da ‘Peygamber kadınları’ manasına gelir.

      Yani hitap Peygamber (s.a.v.)’e tabi olan bütün kadınlaradır. Çünkü 28. ayetteki gibi ‘ezvacike’ denmemiştir.

      Bazıları şimdiye kadar yanlış tefsir ettiler diye bizde o yanlışı sürdürmek zorunda değiliz. Aklınızı kullanın, düşünün diyor Allah (c.c.).

      • Nevişahsınamünhasır diyor ki:

        Hasret Hanım, çok yerinde bir örnek vermişsiniz. Çiftler, en büyük emeği birbirlerine vermeliler. Üslubun iyileştirilmesi, telaffuzun vasatın üstüne çıkarılması konularında yapılan çalışmalar maalesef daha çok dışarıya yönelik oluyor. Eşleri için kurdukları cümlelerin içinde lütfen kelimesine yer vermeyenler, muhatapları yabancılar olunca, cümlelerine nezaket kelimelerini bolca serpiştiriyorlar. En güzel sıfatları lütfen eşlerimiz için kullanalım.

  19. firuze diyor ki:

    Yaziyi okuyup bitirdigimde, gozum acik olan televizyon ekranina kaydi, tam da o sirada tvde olan filmde (yasadigim ulkedenin kanalinda cikan bu ulkenin filmi) yasli bir adam bir uzaktan kumanda icat etmis, herseyin sesini sadece o kumanda ile kapatip acabiliyor, ilk denemesini de o sirada torunuyla konusmakta olan karisinin uzerinde deneyip karisinin sesini kisiyor. Hangi milliyetten, hangi irktan olursa olsun, hangi ses tonuyla olursa olsun sanirim erkeklerin en buyuk sorunu cok konusan biz hanimlar…Icat ettikleri kumandayi ilk “cok konusan karilari” uzerinde denediklerine gore…

  20. zeliha diyor ki:

    işteee.. yenii ve güzel bir ders ve ödevimizz gelimişş.. çok mutlu oluyorum.. sanki uzaklarda haasret kaldıığım kişiden mektup gelmişcesine heyecanla açıp okuyorum derslerimizi..
    Bu konu benim sıkıntı çektiğim bir sorun.. çabuk sinirlenip sert konuşuyorum.. eşimse çok sakin bir yapısı var.. fakat onun konuşma tarzı (arkadaşları da aynı şeyi söylüyor) çok yavaş..
    aşırı yavaş konuştukça benim canım sıkılıyo çünkü ben tezcanlıyım..
    Sema hanım, dengeyi nasıl sağlayabiliriz..
    çok sıkıntı çekiyorum.
    sevgiler..

    • semamarasli diyor ki:

      Zeliha hanım siz biraz yavaşlayıp kocanızın ritmini yakalamaya çalışın, siz de sakinleşirsiniz. Daha az ve yavaş konuşun:) Bir evlilik okulu öğrencisi hanım kocası ile asla sert bir ses tonu ile konuşmaz. Bu dersten itibaren bu huyu düzeltin inşaallah. selamlar…

      • abdullah diyor ki:

        iyi günler sema hanım çocuklara aşı yaptırıp yaptırmamak ta kararsız kaldık bize tavsiyeniz ve tavsiye edeceğiniz birisi varmı teşekkür ederim

      • zeliha diyor ki:

        derhal bu işe kouylacağım.. yavaşlamak benim için çok zor.. tekniği nasıl bilmem.. ama yavaşlamam gerek.. deneyeceğim ..

        Evlilik okulu öğrenciliğin başarıyla bitirip diplomamı almak istdiğmden ödevlerime azimle çalışıyorum, derslerimi de kaçırmıyorum :)

        Allah sizden razı olsun..

  21. Kevser diyor ki:

    Sema Hanim çok güzel aydınlatıyorsunuz bizde esimle okuyoruz hatalarımızı birlikte düzeltmeye çalışıyoruz çok teşekkür ederiz yolunuz açık olsun.

  22. eymen diyor ki:

    Çok güzel bir yazı. Kendimi ‘aah ah’ demekten alamadım. :) Yeni çitfler bu konuları önemserlerse birçok şeyi halletmiş olurlar. Yanlız aşşağıdaki kısım biraz muğlak geldi bana!

    “Birbirlerini hiç görmeden sadece konuşarak birbirlerine aşık olan çiftler vardır.”!
    Nasıl olmuş peki bu işler, telefonla görüşerek mi, mektup yazarak falan mı, msn den mi yoksa?!
    Birbirlerini görüp tanıyınca vazgeçenler olmuş mu?

    “Ses kadar sessizlikte önemlidir. O ayrı bir yazı konusu.” Her nekadar yukarıdaki yazıda daha çok hanımları ilgilendiriyor gibi olsa da, sessizlik konusu da özellikle kadınlar için çok önemlidir herhalde.

    • zeliha diyor ki:

      eymen bey noktayı koymuş: “sessizlik konusu da özellikle kadınlar için çok önemlidir herhalde”
      attığınız taş başımızı acıttı :) eymen bey..

      • eymen diyor ki:

        Kimseyi kırmak istemem ama dilin kemiği yok işte ne yaparsınız. :)
        Sayın yazar çok daha iyi bilir ama burada kastedilen çok konuşmak değil, hatta ben çok konuşan birini tercih ederim, ama yeri geldiğinde susması cevap vermemesi gerektiği kastediliyor sanırım.

        • zeliha diyor ki:

          bence de :)
          susmayı da bilmek gerek..
          çok konuşkanım ama ben yeni yeni öğrendim Sema hanım sayesinde vakitlice susmayı :)
          Allah razı olsun ondan.. Amin..

  23. fati diyor ki:

    Yasin suresi 82. ayetten bahsetmissiniz ve o ayetten öncede SESin öneminden ve etkisinden bahsetmissiniz.
    Ancak bu cok büyük bir yanilgiya, Allahin kelaminin ses ile oldugunu zannetmeye yol aciyor.

    Halbuki Allahin kelami yaratiklarin kelamina hic bir yönden benzemez. Allahin kelami ses ile harf ile herhangi bir lügat ile degildir. cünkü bu saydiklarimin hepsi yaratiktir, Allahin sifatlari ise yaratik degildir ezeli ve ebedidir.

    Imam Ebu Hanifie Fikhul ebsat adli kitabinda bunu bildiriyor, Yani Allahin Kelaminin harf ile olmadigini ses ile olmadigini bizim kelamimiza benzemedigini bildiriyor.

    Kurani kerimdede EsSura suresi 11. ayette mana olarak geciyorki: ALLAH HICBIR SEYE BENZEMEZ

    Kisi Allahin kelaminin ses ile harf ile lügat ile olduguna iman ederse imanindan olur ve tekrar islama girme niyetiyle sehadet getirmesi gerekir.

    Bu yanlis anlasilmayi acilan ortadan kaldirmalisiniz.

    Not: “Ah” lafzida Allahin isimlerinden degil. yani Allah anlamina gelmiyor. Allahin isimleri kurani kerimde gecmektedeir ve bunlarin arasinda “Ah” diye bir isimde yoktur.

    • zeliha diyor ki:

      BU SÖZÜNÜZE KATILIYORUM..
      YANLIŞ ANLAMIŞ OLABİLECEĞİMİZ DE KUVVETLE MUHTEMEL..
      Ah” lafzida Allahin isimlerinden degil. yani Allah anlamina gelmiyor. Allahin isimleri kurani kerimde gecmektedeir ve bunlarin arasinda “Ah” diye bir isimde yoktur.

    • tarık diyor ki:

      Arkadaş bu nasıl bir okuma şekli nasıl bir kavrayış şeklidir? Hayretler içerisinde kalıyorum.

      “Mesela ağrı çektiğimizde çıkardığımız “Ah” (Allah) sesinin rahatlatıcı etkisi var.” demiş yazar. Allah aşkına bunu okuğunuzda Allah’ın bir isminin Ah olduğu mu anlaşılıyor yoksa, “insanlar bir yeri ağrıdığında AH derler, bazısı da “Allah” der, ikisinde de seslenme, şefkat dilenme vardır” mı anlaşılıyor. Bazısı da küfreder, öyle rahatlar bir yeri ağrıdığında.

      Yapmayın etmeyin bu kadar basit bir cümleden şirk iddiası çıkarmayın, bir cümle yahu bunun neresi anlaşılmıyor?

      • fati diyor ki:

        isterseniz yazdigimi sakinlestikten sonra tekrar okuyun biraz anlamaya calisin. sonra nerde “şirk iddiasinda” bulunmusum banada gosterin.

      • semamarasli diyor ki:

        Fati hanım yanlış anlaşılmaya sebep olmamak için Yasin 82. Ayeti yazıdan kaldırdım. Âyet üzerine konuşmaya başlarsak burada evlilik okulu dersimiz ağır dini mevzulara gider. Elbette Rabbimiz hiç bir yarattığına hiç bir şekilde benzemez fakat ayet ve hadislerde bizlerin anlayacağı şekilde anlatılır. Hepimiz Ruhlar aleminde Rabbimizle konuştuk. “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” sorusuna “Evet” dedik. Hatta insanın güzel sese ve musikiye olan iştiyakını ruhlar aleminde duyduğu eşsiz güzellikteki Rabbin ses- seda- kelam hangi kelimeyi kullansak doğru olmayacak belki ama ona olan özlem ve onu bulma arzusu olduğunu söylerler.
        Ve çok eskiden okumuştum kaynağını hatırlamıyorum fakat kıyamette toplandığımız zaman Rabbimiz Kur’an-ı Kerîm okuyacak ve tüm insanlar dinleyecek ve Kur’an-ı Kerimin bütün hikmetlerini anlayacakmışız. Allahu tealayı görmek sadece cennete gidecek olanlara mahsus fakat Rabbimizi duymak tüm insanlara nasip oldu ve olacak.
        “Ah” ile ilgili yanlış anlaşılmayı ortadan kaldırmak için yazıya küçük bir bölüm daha ekledim. selamlar…

        • fati diyor ki:

          buradaki onemli nokta Allahin kelamini bizim kelamimiza benzetmenek. zaten kaynakta bildirdim mezhebimizin aliminden ve bu sanildigindan cok daha onemli bir meseledir.

          kurani kerime Allahin kelami diyoruz evet ama bu onun kelaminin kuranda ki harflerden olustugu anlamina gelmez. bir kagida “ates” yazdigimizda kagittan alev.cikmaz. ama o kelimeler asla delildir isaret eder. yani kuran Allahin ezeli ve ebedi olan hicbirseye benzemeyen kelamina isaret eder. ona delildir.

          Allahi akilda hicbirseye benzetmemek imanin esaslarindandir.

          ugur mustafaya; kurandaki kelimelerle Allahin kelaminin baglantisini acikladim. Allahi ise kafada tasavvur etmek, herhangi bir sifatini yaratiklara benzetmek insani imanindan eder. imam safii bildiriyorki “المجسم كافر” yani manasi: Allahi cisimlere yaratiklara benzeten kafirdir.

          imam ahmed errifai bildirdiki:”فمن وصف الله بمعنى من معانى البشر فقد كفر” manasi: kimki Allahi yaratiklarin sifatlariyla sifatlandirirsa kufre duser yani islamdan ayrilir.

          daha cok fazla delil getirebilirim isterseniz. yeterki konunun ciddiyeti anlasilsin.

          o halde ilimsiz sekilde fetva vermeye kalkmayin. meselenin ehemmiyetini bilmiyorsuniz konusupta insanlarida kendinizide tehlikeye sokmayin.

          • fati diyor ki:

            naklettigim sozu o sekliyle imam ahmed errifai degil imam cafer ettahavi bildirdi.. duzelteyim..

          • Uğur Mustafa diyor ki:

            El-mücessimu kâfir diyen ne Kur’an’da Allah’tır, ne de hadis-i şeriflerde Allah’ın elçisidir, fakat — sizin rivayetiniz doğruysa — İmam Şafiî’dir. O da onu sizin benim hakkımızda değil kendi zamanındaki bazı insanlar hakkında bir yorum olarak söylemiştir, ama sadece bir yorum olarak.

            Bazı muttaki Müslüman insanlar bu “elfaz-ı küfür” denen şeyler yüzünden harap olup gidiyorlar. “Acaba ben kâfir mi oldum” diye boşu boşuna zamanlarını israf edip morallerini ve sinirlerini bozuyorlar.

            Kur’an’a da hadis-i şeriflere de dayanmayan bu elfaz-ı küfre bakacak olursanız, mesela “buluttan yağmur yağdı” dediniz mi kâfirsiniz, karınız boş oldu, aman kadın kaçıp gitmeden yeniden evlenin, imanınızı tazeleyin! Neymiş efendim, yağmur yağdı dediniz mi yağmur kendi kendine yağdı demiş oluyormuşsunuz, halbuki bunun doğrusu şuymuş: “Allah yağmur yağdırdı”. Gerçi Müslüman olduğunuz için yine de imanınız gitmemiş olabilirmiş, ama niyetiniz önemliymiş. Şayet niyetiniz yağmurun kendi kendine yağdığı ise hemen tecdid-i iman ve nikah lazımmış. Bazı zavallı din kardeşlerimiz işleri güçleri yokmuş gibi işte böyle şeylerle kendilerini ve etraflarındaki üzüyorlar, onun için böyle “derin” şeylere kesinlikle yaklaşılmamalıdır.

            Sakın bu elfaz-ı küfre dalmayın, bunların hiçbir mesnedi yoktur, ne Kur’an’da, ne hadis-i şeriflerde elfaz-ı küfr hakkında müminler uyarılmazlar. Bunlar tamamen daha sonraki bazı âlimlerin kişisel yorumlarıdır ve birçok bünye için zararlıdır.

          • tarık diyor ki:

            “Allahi ise kafada tasavvur etmek, herhangi bir sifatini yaratiklara benzetmek insani imanindan eder. imam safii bildiriyorki “المجسم كافر” yani manasi: Allahi cisimlere yaratiklara benzeten kafirdir.”

            Kusura bakmayın da arkadaşım bilgisizliğin reklamını yapmışsınız.

            Dinimizde hayaldeki tasavvurdan sorumlu değiliz. İnsan bazen ihtiyari bazen de gayri ihtiyari, bazen vesvese olarak Allah hakkında değişik hayallere kapılabilir. Peygamberimiz ve din hakkında bazı hayaller vesveseler gelebilir. Tasavvur etmek ayrı, o tasavvuru yazmak ve söylemek ayrı. İnsanın aklına defaatler çeşitli haramları irtikap etmek gelebilir gün içinde, hayale gelenden sorumlu değiliz. Eski ümmetlerin bir kısmı bundan sorumluıydu ama Allah bize merhamet etti. Öyle olmasa zaten inanmaya gerek yok hepimiz batmışız.

            Allah hakkındaki o tasavvuru “bilerek ve isteyerek” yazar söylersen o zaman küfre girersin.

            “Allahi akilda hicbirseye benzetmemek imanin esaslarindandir.” ifadesi tamemen yalan ve tamamen yanlış. İnsan aklını ve tasavvurunu her zaman kontrol edemez, çoğu zaman vesvese ve şeytan musallat olur. Günümüzün büyük bir alimi gençliğinde darwin teorisinden dolayı ciddi bir vesvese yaşadığını söylüyor. Mesele tasavvura gelenin dile gelmemesi, yazıya gelmemesi.

            “o halde ilimsiz sekilde fetva vermeye kalkmayin. meselenin ehemmiyetini bilmiyorsuniz konusupta insanlarida kendinizide tehlikeye sokmayin.” :))

        • fati diyor ki:

          Ayrica bu konuyu dikkate aldiginiz icin cok tesekkur ediyorum..

        • erguvan diyor ki:

          âh kelimesi ile alakalı küçük iki not:”… şikayet sadedinde nida edilecekse ya Lafza-i Celâl’in kısaltılmışı olan “âh” ya da Rasulullah s.a.v.’den istimdâd için “aman” denilmesi tembihlenir. Yaman Dede’nin, “‘Aman’ lafzı senin ism-i şerifinle müsâvidir / Ânunçün âşıkın zikri ‘aman’dır yâ Rasulallah” beytinde bu anlayış dile getirilir.”
          ” “ah” kelimesi aynı zamanda, ebced hesâbıyla “allah” kelimesinin ebced hesâbıyla sonucuna eşittir. bu yüzden tasavvufta âh; “allah” lafzı yerine kullanılır”

    • Uğur Mustafa diyor ki:

      Sayın Fati demiş ki: “Kisi Allahin kelaminin ses ile harf ile lügat ile olduguna iman ederse imanindan olur ve tekrar islama girme niyetiyle sehadet getirmesi gerekir.”

      Kendisini ikna edebileceğimi sanmıyorum, ama buralarda takıntılı, titiz kardeşlerimizi varsa, onları rahatlatayım ki onun bu “uyarı”sını ciddiye almalarına gerek yok. Allah kullarının imanlarında eksik nokta bulup onları kafir saymak için bahane aramıyor. Allah’ın kullarına indirdiği kitaplar ses ile, yazı ile, harf ile, lugat iledir; Kur’an da diğer kitaplar da. Bunda hiçbir şüphe yoktur. Bundan daha “derin”ine sayın Fati’nin de bizim de aklımız zaten ermez. Aklımız ermeyen konularda aklımız eriyormuş gibi yapıp “acaba ben imansız mı oldum” şüphelerine insanları düşürmeye çalışmaktan imtina edelim.

  24. salih özgür diyor ki:

    sema hanfendi ,güzel bir konu ,tebrikler ,bazı erkek arkadaşlar face den benim sayfadan sizi yazılarınızı okuyup çok beğendiklerini söylüyorlar ,beni çok etkileyen bir kadın vardı ses tonu yumuşak ,sakin onunla konuşurken hayattımdaki en mutlu an onunla konuştuğum zamandır ,riyaüz salihinde hadiste karşılaşmıştım ruhlar aleminde tanışanlar ,dünyada karşılaşırsalar çok iyi anlaşırlar diyordu …..o kadınla konuşurken o akşam sanki bulutlar üzerinde uyumuş hissetmiştim kendimi.. fiziksel olarak çok çekici ,değil tombiş ,tattlı dilli yumuşak sayğılı ,mütevazi ,güleryüzlü ,olumlu ,düşünen ,gülmeyi çok seven biriydi ,ben onu rüyamda bile incitmekten çekinmişimdir….

  25. derya diyor ki:

    sema hanım yazılarınız kitaplarınız için size binlerce kez teşekkür ederim.ben nişanlıyım ve nişanlımın annesiyle aramızda ufak da olsa sorunlar vardı ve nişanlımın arada kaldığını biliyodum bu da bir şekilde patlamasına sebeb olucaktı ama ona farkettirmden sizin bir kitabınızda okuduğum erkeklerin arada kalmaması için her iki tarafıda memnun etmesi için ailesini karşısına alıp konuşmasını sağladım.

    kırmadan incitmden ailesiyle konuştu tabi ki benimle de konuştu.aynen sizin dediğiniz gibi bir yuva kurucağımızı ve bu yuvada ikimizin yaşıyacağını anlatmış.annesi biraz kırılmış böyle bi konu konuşulduğu için ama nişanlım bunu konuşmasaydım bir ömür boyu canımız sıkılırdı diye düşünüyor.ve dün farkettim nişanlım arkadaşlarına sizin bu sitede yazdığınızı ve kitaplarınızı okuduğunu ve memnun kaldığını söylemiş evlenicek arkadaşlarına tavsiye etmiş.

    buna çok memnun oldum ikimiz için bir şeyler yapması beni çok mutlu etti.hatta kendisi için önemli olan yazılarınızı yazıcıdan çıkarttırp dosyalamış.ikimiz de birbirimizi değiştirmeye çalışmadan mutlu olmayı başardık ve buna sizin katkınız çok büyük.şu an evlilik hazırlığındayız.ALLAH sizden razı olsun..yeni kitaplarınızı yazılarınızı bekliyoruz.ALLAH yardımcınız olsun…

  26. tarık diyor ki:

    Bu konuya girmeden önce 2. eşin sesi konusu.. şaka şaka:)

    Yine çok önemli bir konu gündeme gelmiş, her şey yazılmış aslında bir kaç konuya dikkat çekmek isterim:

    Aslında sesin ve tonunun iletişimde ne kadar önemli olduğunu anlamanın bir yolu sesimizi kızma, huzurlu, normal, heyecanlı haldeyken kaydedip dinlemek. Böylelikle aslında karşı tarafın bed bir sesle neya tahammül ettiğini de anlamak mümkün. O zaman ses tonumuzu ayarlamaya zorlayabilriz kendimizi.

    Bir de kadınlar ya seslerinin veya ses tonlarının etkili olduğunu ya bilmiyorlar ya da bilmemezlikten geliyorlar. Aslında kadın eşine uygun bir ses tonu ve sevecenlikle istediğini yaptırabilir. Erkeğin buna cidden zaafı vardır. Kadın zor yolu ama kolayına gideni seçip bağırıp çağırmayı deniyor. Erkek için, örneğin bir başka daire kapısının önündeki o eve ait kadınların ayakkabıları bile tahrik unsuru olabilirken (Evet örtünme sadece baş örtmekle olmuyor, kadın edebli ise bunu bile düşünecek kapı önünde ayakkabısını bulundurmayacak içeri alacak) sesini akıllıca kullanmayı akıl edememesi ilginç. Ne yazıkki çalışan kadınlar sahip oldukları bu güzelliği eşlerine değil başkalarına kullanıyor. Eşlerine ve çocuklarına da bed bir ses, abus bir çehreden başka bişey kalmıyor.

  27. Başak diyor ki:

    Çok güzel bir yazı.. Siz dünyanın getirdiği keşmekeş içinde bizi uyarıyorsunuz.Teşekkürler.

Yorum yapın

Ayın Konusu

Mutluluk

Röportajlar

Özkan Öze İle Mini Sorular

Mini sorularımızı  "Merak Ediyorum Serisi" nin yazarı  Özkan Öze'ye sorduk bu kez. Yazarın Tarık Uslu ismiyle Acayip Kitaplar serisi de çok eğlenceli. En son "Daha da Küçükler için Merak Ediyorum" ...
Devamını Oku

Güzel Söz

" Allah erkeğin eşi ile muhabbet etmesinden memnun olur, bundan dolayı ikisine de sevap yazar.Ve rızıklarını arttırır. (Hadis-i Şerif) "

Kitap

Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk

ONLARDAN; SEVMEK, KAYBETMEK VE İYİLEŞMEK ÜZERİNE ÖĞRENECEĞİMİZ ÇOK ŞEY VAR. Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk, yayınlandığı 2007 yılından beri çok satanlar listesinden çıkmamış ve temel eser haline gelmiş bir kaynak. Bruce D. ...
Devamını Oku