Sevdiğinize Hiç Mektup Yazdınız mı?

04 Nisan 2012Haberler9 Yorum »

Dünyaya teşrifinden itibaren ademoğlu, “su misali kıvrım kıvrım akar”ken hayat yolunda, onun zihinsel (beş duyu) gelişimiyle birlikte konuşma becerisi de, etrafında olup bitenleri, renkleri, şekilleri ve sesleri tecrübe ederek gelişir. Doğuştan getirdiği yetenek ve becerilerini, dış dünyadaki uyarıcıların etkisiyle en güzel şekilde kabiliyete dönüştüren insan, daha sonrasında okumayı ve yazmayı da öğrenir.

Bu adımların her biri, erdemli olma yolunda insanoğlu için önemli bir dönüm noktasıdır. Çünkü bu aşamadan sonra okuma, yazma ve de konuşma kabiliyetleriyle dönüşü olmayan bir yola, hayatını anlamlı hale getirme sürecine, girmiş bulunmakta ve eylemleriyle zihin-gönül dünyasını daha da zenginleştirmektedir.

Bu ön değerlendirmeden sonra kendimize şöyle bir soru sorsak, acaba hayatımız boyunca gerçekleştirdiğimiz etkinlikleri gözlemlesek, bu temel becerilerimizden (konuşmak-okumak-yazmak, buna düşünmeyi-akletmeyi de ilave edebiliriz) hangisini daha çok kullanıyor ve geliştiriyoruz? Erkekler hangi becerilerini, bayanlar ise hangi becerilerini, özelliklerini daha çok kullanıyorlar? Cevapları duyar gibiyim.

Cenabı Allah’ın vahye “Ey Peygamber! Seni yaratan Rabbinin Adıyla Oku. O Rabbin ki, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku! Rabbin büyük lütuf sahibidir. O, İnsana kalemle yazma yeteneği vermiş. Ona bilmediklerini öğretmiştir” le başlamasının arkasında yatan hikmeti idrak edebilmek ve bunun bilinciyle okuma ve yazma faaliyetlerinde bulunmak, akletme sorumluluğunu taşıyan insan için ulvi bir iştir.

Okumak ve yazmak, insan ilişkilerinde oldukça önemli iki husustur. Karşımızdaki kişinin bize iletmek istediği mesajları doğru okuyabilmek ve anlamlandırabilmek ve bunlara uygun karşılıkları verebilmek, sağlıklı iletişimin olmazsa olmazıdır. Aslında verdiğimiz her tepki, aynı zamanda bir yazıdır diyebiliriz. Çünkü sadece kağıt üzerine yazı yazılmaz, zihinlere de yazılır, özellikle de sözlü kültürde, gönüllere yazılır, “su üstüne yazı yazı”lır ve ayetlerle evrene yazılır. Tüm bu yazılanları ademoğlu, hikmet sayesinde okuyabilir ki zira, onu aramalı ve de ona sahip olmalıdır.

İnsanın okuma ve yazma yeteneği, bilmediklerini öğrenme yolunda, ona Yüce Yaratan tarafından verilmiş kutsal araçlardır. Evreni, benliğimizi, içten ve dıştan gelen uyarıcıları, ayetleri ve insan tabiatını doğru okuyabilmek ve de idrak edebilmek, zor bir iş gibi gözükse de gerçekte imkansız değildir. Peygamberlerin ve onların varislerinin tarih boyunca yapmaya çalıştığı, ümmetlerine fark ettirmeye çabaladıkları ve öğrettikleri bundan başka ne olabilir ki! Meseleyi fazla derinleştirmeden konumuza dönecek olursak (sevdiğimize mektup yazmak), sevdiklerimize duygularımızı, yanlış anlaşılmadan uzak bir şekilde yazıyla aktarabilmenin yanında onların gelecekle ilgili plan ve hayallerimizi doğru okuyabilmesine de imkan sağlayabilmek, ilişkilerin sıhhati (duygu, düşünce ve davranışlarımızın gözden geçirilmesi) ve geleceği açısından önemlidir.

Mektup yazmak, karşı tarafa olan hislerin ince ince gözden geçirilerek, tıpkı bir ressamın tablosunu, bir şairin şiirini meydana getirdiği gibi, heyecanla yazıya dökülen ve okunduğunda arkaik planda antik bir vesika haline dönüşen, duygu tarihinde beşeri bir iz bırakmaktır.

Mektuplar bize aittir; çünkü onlar duyguyla yazılır, heyecanla okunur, sevgiliye kavuşuncaya kadar da özenle saklanır. Mesaj ve mailden ziyade daha tabii gelir insana ve güzel bir şarkı (ikimizin şarkısı) eşliğinde, mum ışığında okunduğu zaman verdiği haz ve mutluluk hiçbir şeyle değişilmez.

Mektuplar özeldir; her satırına her karesine sevdiğinizin eli, gözü, gönlü ve ruhu temas etmiştir. Özel bir zamanda, özel bir kağıda, özel bir kalemle sevgiyle, aşkla ve şevkle yazılmıştır. Hele sevdiğinin saçının bir teli varsa arasında…

Mis kokuludur mektuplar; yârin kokusu sinmiştir yazarken satırları arasına. Çizilen kalp ve çiçek süslerinde onun kokusu vardır, kalpten kalbe giden bir aşk kokusu.

Yolu gözlenir mektupların; günler geçer ama geçmez saatler. Hala gelmemiştir mektup, vahyin kesilmesindeki gibi kaygılandırır yüreği. Yoksa ikimizin hikayesi, sona mı erdi korkusunu, yare kavuşuncaya kadar duyar insan, her yolu beklenen mektupta.

Bir de son mektup vardır gözyaşıyla boyanan; “vasiyetim”le başlayan ya da içinde “veda”, “bitti” “kimse mesul değildir” geçen. Yaşanan onca şeye rağmen varolmak-birliktelik, imkansız görünmeye başlamıştır. İstemeyerek zorla da olsa, duyguların ruhu incitmesine bir son verilir. Veda edilir hayata geleceğe yeni bir başlangıç için.

Okunma Sayısı : 4.582

Yorum yapın

“Sevdiğinize Hiç Mektup Yazdınız mı?” için 9 Yorum

  1. YÜCE dedi ki:

    YAZMAK SÖYLERKEN CESUR OLDUĞUMUZ BİRÇOK KELİME İÇİN ASLINDA CESUR OLMADIĞIMIZIN GÖSTERGESİDİR.
    AMA TÜM CESARETİYLE İNSAN GEREKENLERİ YAZMALI VEDA İÇİN BİLE OLSA

  2. İKBAL dedi ki:

    Kadınlar duygusal açıdan zengin erkekleri sever görünürler ama kas ve kasa açısından güçlü erkekleri tercih ederler.O tür erkeklerin hem kendini koruyacaklarını hemde çok rahat yaşatacaklarını düşünürler. Bu da benim gözlemim.

    • tarık dedi ki:

      Son derece doğru bir gözlem. Üstelik kadınların duygusal erkekleri sevmeleri duygusal olduklarından da değildir. Çoğu kez duygusalık gibi görünen merhamet, analık duyguları vs’dir. Bu durum da sanırım kadınların genlerindeki kodlarla alakalı. Binlerce yıl erkeğine bağlı yaşayan kadın, hep kaslı ve kasalı erkeği hayatını sürdürme garantisi gördü. Son 50yılda ise sosyal hayata ve iş hayatına girince bu beklenti azalınca kadın kendisine döndü ve kendini tanımaya başladı. Bu sırada da erkeğin öküz kendisinin de prenses olduğu yanılgısına düştü, biraz da yahudi medyasının etkisi ile. Kadını “mal” yapmak isteyen medyanın. Knedisindeki merhamet, naiflik ve analık duyguları, kendisini erkekten daha duygusal görmesi yanılgısına neden oldu. Halbuki duygu yoğunluğu ve duygusallık bir yerde taşar ve sanat ürünleri olarak ortaya çıkar. Erkek sanatçıların ve edebiyatçıların ne kadar fazla olduğu malum.

      Velhasıl, kadın duygusal erkekleri duygusallıklarından dolayı değil, “kadınca” bir özellik görüp kendilerine yakın gördükleri için sever. Bir de duygusal erkek sözle ve hareketle kadının egosunu parlattığı için sever. Kadın duygusal erkek severken kadına benzeyen erkeği sevmiştir ve kendi egosunu sevmiştir aslında. İlkine örnek kadınlarla eşcinsel erkeklerin çok iyi dost olabilmesi mesela.

      İş hayat mücadelesine gelince de hemen dnalarındaki bilgi ortaya çıkar ve kasası ile kası olan erkek ararlar. Kas da artık demode oldu kasa yeterli şu anda:)

  3. kardelen dedi ki:

    Her kadını her erkeği tek bir niteliğe göre değerlendirmeyin.Eşimin ağzından canım demesini duyabilmek için uğruna köle bile olacak haldeyim bunuda kaç defa söyledim bana verdiği cevap ne biliyormusunuz ” bana köle olma Allah’a kul ol”Sanki ben ne anlatmak istediysem.Sadece ona nekadar ihtiyacımın olduğunu hasret olduğum şeylerin önemini anlatmak için kulladığım bi tabirdi

    Hemen ilk seferde bişeyler yapalım karşımızdaki bizi anlasın yormasın istiyoruz ama gün içinde stress bitmiyor evde rahat edelim derken eşlerimiz atış panosuna çeviriyoruz ama attığımız her ok bizede sıçrıyor.Zamanla anlıyoruzda am eşim şunu yapmadı diye işin kolayınıda buluyoruz
    birbirimizin yerine koyamıyoruz kendimizi

    • İKBAL dedi ki:

      kardelen hanım,

      bazı erkeklerin eşlerine çok canım, cicim derse şımaracaklarına dair bir önyargı var.

      Acaba eşiniz bu yüzden size canım diyemiyor olmasın? Bunu kendisiyle bir konuşun.

      • İKBAL dedi ki:

        Bu yöntemle sevgiyi azar, azar; gıdım gıdım vererek sizi peşinde dolandırıyor olmasın sakın 🙂

        • kardelen dedi ki:

          Peşinde dolandırması doğru ama şımaracağım için söylememek gibi bir durum yok.Erkek öle yapmaz demez kadın pervane olur falan filan….Kadının ilgilenmesini sever azıcık fazla üstüne titre kükremeye başlar.Ben ayarını tutturamadım sanırım.İçimdeki çocuk sevgiyi sınırsız ver diyor ama karşımdakine sınırsız sevgi alerji yapıyor sanrım

          • İKBAL dedi ki:

            ANLADIM SANIRIM OLAY ŞÖYLE.
            YANILIYORSAM DÜZELTİN LÜTFEN.
            SİZ COŞKUN PINARSINIZ.
            EŞİNİZ DURGUN GÖL 🙂

  4. tarık dedi ki:

    Yazdık üstadım. Yazdık yolladık, kitaplarla beraber. Sonradan öğrendik ki aslında kitap vs değil de giyecek falan bekliyormuş:) O zaman anlamaya başladık kadınların ney mutlu edeceğini ve erkeği mutlu edenin kadını mutlu etmeyeceğini.

    Zaman geçti, hatalar yaptık, yaptılar. Basit bir sinir anında o mektuplar yırtıldı. O yüzden demem o ki bırakın mektubu falan. Boş işler bunlar. Siz güzel bir indirim kuponu veya son model cep telefonu alın. Onlar daha çok işe yarıyor. İlla göndereceğim diyorsanız da mail atın ki sinirlendiğinde yırtamasın 🙂

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

" Yumuşak muamele kimde bulunursa onu güzelleştirir. Yumuşaklık kimden söküp alınırsa onu çirkinleştirir. (Hadis-i Şerif) "

Kitap

Bitik Erkekler

Uzun zamandan beri siz Değerli ÇocukAile Okurlarıma tavsiye etmeyi düşündüğüm fakat hakkında yazma fırsatı bulamadığım için tanıtmayı geciktirdiğim, herkesin okuması gereken bir kitap “Bitik Erkekler” Kitapta erkeklerin her alanda nasıl geri ...
Devamını Oku