Seven Sevdiği İçin…

17 Nisan 2017Ziyaeddin Halid İpek31 Yorum »

halid2Kadın erkek ilişkileri son yüzyılda çok değişti. Sadece bizim toplumumuzda değil, her toplum için bu böyle. Çirkinlikler çok aleni yapılmaya başlandı ve gün yüzüne çıktı.

Bugün sokakta yaşanılan manzaralar belki 100 yıl önce hatta belki 50 yıl önce çok rahat dediğimiz toplumlarda bile eleştirilirdi. Zaman değişti artık iki cins arasındaki ilişkiler her türlü zeminde sömürülmeye başlandı.

Örtülüsü, açığı, cemaatten olanı veya olmayanı, 5 vakit namaz kılanı ya da kılmayanı fark etmez artık herkesin sevgilisi var. Öyleki heralde sevgilisi olmayan gençler azınlıkta bile diyebiliriz. Onlarında bir kısmı belki beceremediğinden, becerse onlar da yapacak.

Gene açığı veya kapalısı, namaz kılanı, beynamazı, kız veya erkek fark etmiyor bulunduğunuz otobüste, oturduğunuz çay bahçesinde, gittiğiniz herhangi bir mekanda öyle manzaralar yaşanıyor ki karşı cinsler arasında rahatsız hissetmemek elde değil.

Hatta asıl utanması gerekenler değil aynı ortamda bulunduğunuz için siz utanıyorsunuz. Yanlış bir şey yapmış gibi gördüğünüz manzara karşısında yüzünüz kızarıyor. Rahatsız hissedip mekanı terk etmek istiyorsunuz.

Bunların hepsi de aşk ve sevgi iddiasıyla yapılıyor. Herkes edebiyatçı, herkes sanatçı aşkı veya sevgisi için. Öyle bir sevgi ki yüz yılllarca ölmeyecekmiş gibi hissettiriyor ancak nedense bir aya bitiyor. Sevgi hakikaten bu mu diyor insan? Sevgi böyle bir şey mi?

Sevgi ne? Seven sevdiği için ne yapar?

Aklıma bir liste geliyor. Bir erkek olarak kendi açımdan yazayım.

Seven sevdiği için sabreder: Aklıma ilk bu geliyor. Sevdiği için eziyete katlanır, katlanması gerekir herhalde. Kan kussa da sabreder, hayata küsse de sabreder. Pek uzun zaman hiç gülmese bile sabreder. Uzun yıllar beklese de sabreder. Gene de nefsi için bir kimseyi üzmek istemez.

Seven sevdiği için fedakârlık yapar: Bir alim ne güzel söylemiş: “Dünyada her şeyin bir ölçüsü tartısı vardır. Sevginin tartısı da fedakârlıktır. Fedakârlık yapmayanların sevgisine inanılmaz” Herhalde sözle ifade etmez de fedakarlığını gönlüyle beraber yaşar.

Seven sevdiğini sakınır: Ulu orta reklamını yapmaz. Onunla böbürlenmez. Onu eşantiyon gibi orada burada sergilemez. Onu gözetir. Sadece fiziksel darbelerden değil, psikolojik darbelerden de, manevi darbelerden de. O sıkıntı çekmesin diye sıkıntı çekmeye razı olur. O ortada yokken bile.

Seven sevdiğinin nazına katlanır: Evde beslediği köpek gibi hiç sözünden çıkmayan bir varlık beklemez karşısında. Canı sıkıldığında ya da daraldığında sokağa atmaz, bırakmaz onu. Bazen bıkar bazen oflar belki ama gene de sever içten içe. Ziya Paşa ne güzel söylemiş:

Asude olam dersen eğer gelme bu cihana

(Mutlu olmak istersen eğer gelme bu dünyaya)

Meydana düşen kurtulamaz sengi kazadan.

(çünkü yaşam meydanın bir kez düşen kaza taşlarından kurtulamaz)

Eğer sevecek ise kişi bilmeli ki bu yaşamda her zevk bir dert ile beraberdir. Derdine katlanamayacağınız zevklerden sakının.

Seven sevdiğine bakar: Gece gündüz çalışacağını bilse bile katlanır helal rızkı getirme pahasına. Sorumluluk almayı bilir seven. Risk almayı bilir. Zorlanmayı bilir. Uğraşmayı bilir. Diyar diyar dolaşır gene de sevdiğini başkasına muhtaç etmek istemez.

Kısacası seven karşısındakini sever: Sadece karşısındakinin kendi nefsinde uyandırdığı hissi değil. Oysa bugün gençler karşılarındakini değil onların kendilerinde uyandırdığı hisleri seviyorlar. O hissi kaybedince de ne sevgi kalıyor ne de aşk.

 

Okunma Sayısı : 5.993

Sadece Fatih için yorum yapın

“Seven Sevdiği İçin…” için 31 Yorum

  1. Zümrütanka dedi ki:

    Evet çok faydalı bir çalışma olmuş sayın yazar ,malesef bu satırların toplandığı kişiler yok denilecek kadar az bütün eş ve eş adaylarının bu sekilde düşünmesi temennisiyle …
    Yeni yazılarınızı bekliyoruz .

  2. anıl dedi ki:

    muhafazakar kadın ve aile bireyleri her şeyi kendilerine göre yorum yapmayı ve kendi çıkarlarını çevirmeye çok iyi biliyorlar.ya nasip derler ya hayırlısı derler ..ama lakin dilinde dua avuclarında şükür olmasına rağmen kalbleri samimiyetsiz ve inaçsızdır..

    Erkek kadını çok sever. ulu ortamdan sakınır. gözünün önünden ayırmaz. her yükü kadından alır.sonra kadın YETER ARTIK SIKMA BENİ .RAHAT EDEMİYORUM.YANLIZ KALMAK İSTİYORUM.
    yapsan kabahet –yapmasan kabahet..

  3. gulpembe dedi ki:

    Sevgi saglam bir soz vermektir. Kurani kerim nikah icin bu ifadeyi kullaniyor;”misakan galiza”.
    Ayni ifade ululazm diye bilinen buyuk peygamberlerden alinan sozler icin de geciyor. Bunlar disinda diger peygamberlerle yapilan anlasmalar ise sadece misak ve ahd olarak tanimlaniyor.

    Demekki nikah boylesi agir bir sozlesmedir. Bu yukumluluk basta kurani kerimin “kavvam” diye nitelendirdigi erkeklerindir. Kavvam kelime olarak ayni zamanda “kivam” kelimesini de karsilar/ayni kokenden gelir; yani arapca binanin uzerine insa edildigi sutun/direkt/temel dir. Aileyi ayakta tutan/isleri ustune alip,devami icin mucadele veren,yani diger kelime kokeni itibariyle “kayyum” olan kisi erkektir.

    Bugun her firsatta elestirilen kizlarimizdaki edep noktasindaki zafiyetler, zamaninda erkeklerimizin iffetlerine yeterince kiymet verilmemesinin neticedir. Hadisde buyruldu ki”siz erkekler iffetli olasiniz ki, kadinlariniz da iffetli olsun..”
    baskasinin hanimlarina, kizlarina , kardeslerine saygi gostermeyenler, yarin oklarin kendi yakinlarini da vuracagini hesap etmeliydiler.
    Bazi sabahlari aile programlarini ustelik en muhafazakar bilinen bolgelerden arayan hanimlar oluyor, anlattiklari inanilir cinsten degil. Bu bozulma cok derin ve tehlikeli bir hal almis. Allah cumleye kurtulus nasip etsin.amin.

    • Sadece Fatih dedi ki:

      Balık baştan kokar 🙂

    • Feyza dedi ki:

      Dini hassasiyeti tam anlamiyla oturmamis ailelerde iffet konusu orfen kiza indirgendi. Ayni anne babanin kiz ve erkek cocuklari arasinda daglar kadar fark olabilmesinin sonucu, icine Allah rizasi Allah korkusu asilanmadan sadece sureten uzerinde olusturulan baskiyla kabuguna cekilen kizlar, gun gelip popouler kultur orflerini alt ettiginde belki iclerinde kalan heceslerinin tetiklemesi ve belki de duyduklari tepki sebebiyle kabak cekirdegi gibi acilmayi tercih ettiler.
      Bu hataya dini tam ozumsememis yari muhafazakar kesim de dustu. Ama bilincli bir Musluman ailede iffetin kizi ya da erkegi olmaz, dinimizin en guzel yani da bu.
      Bu bir silsile ise kadinlarin da erkeklerin de hatasi ortak. Curume bireyden baslar ve dokundugu herseyi zamanla curutur. Sonra bir bakarsiniz toplum kokusmus ama arada sıkısıp kalan berrak tuz tanelerinin hurmetine Cenab-i Mevla o toplumu helak etmemis. Artik tuz da kokmak uzere ne yazik ki ramak kaldi.

    • ismi gereksiz adam dedi ki:

      gulpembe hanım

      öncelikle bizimle aynı noktaya geldiğinizi görmeme sevindim. siz de artık insanların bazılarının bazılarından daha üstün olduğunu ” ulu azm, büyük peygamberler ” ifadesini kullanarak göstermişsiniz. öyle ki başka bir konudaki yorumlarınızda neredeyse; ”Sen olmasaydın kainatı yaratmazdım.” sözünün muhatabı, mirac da Cenab-ı Hakk’ la bizzat görüşen peygamber efendimizin (Asm) Hz. Musa ‘dan büyük görmenin yanlış olduğunu ima etmiştiniz.

      ikinci olarak: eğer şunu deseniz bir erkek olarak altına imzamı atabilirdim: ” kızlarımızın böyle olmasının pek çok sebepleri olsa da en büyük sebebi erkeklerin hatalarıdır. ” fakat siz topu direkt olarak erkeklere atarmış gibi bir ifade kullanmışsınız. yanlış anladıysam kusura bakmayın.

      bence bu tarz konuları kadın-erkek diye ayırmak çok doğru değil. sonuçta erkek kadını, kadın erkeği etkiliyor. üstelik gereksiz bir şekilde konular erkek kadın tartışmasına dönüşebiliyor. bu noktada feyza hanıma katılıyorum ki olayı cinsiyetten bağımsız olarak ele almış. bence de sosyal sorunlara bu bakış açısıyla bakılmalı. yoksa erkekler şöyle, kadınlar böyle diye bir kısır döngünün içinde kaybolur gideriz…

      • gulpembe dedi ki:

        ismi gereksiz adam

        1.”insanlarin bazilari bazilarindan ustun”degildir. Insanlarin bazilari bazilarindan “kendilerine verilenler” anlaminda ustunluklere sahiplerdir.ornek, kadin ve erkegin sahip olduklari fitri kabiliyetler yahut peygamberlerin sahip oldugu mucize ve ihsan edildikleri yetenekler.
        Burada bireysel bir yaris yok.

        Konuyu tekrar acmak istemiyorum ama ozeteleyerek vurgulamakta yarar goruyorum. Muslim mi gayri muslim mi ustun orneginde butun alimler ittifakla “itibar akibetedir (son duruma goredir) “derler. Musluman olarak bu dunyadan gocen digerine gore ustun olmus olur. Tersi de bu sekildedir. Fazilet islamin kendisinindir, kimse muslumanlik ile islamdan rol calarak kendine fazilet isnat etmesin, tepetakla gidebilir hepimiz imtihandayiz. Imanli olebilene ne mutlu…

        2.”sen olmasaydin bu alemi yaratmazdim”bir hadis degildir. Sanirim bu da imam Rabbani hz.lerinin eserine dayaniyor. Senedi cok zayif. Ama benim bununla problemim yok cunku mana olarak bir hakikati isaret ediyor olabilir. Nitekim bazi buyuk evliyalarin sarfettikleri feyzi ifadeler kutsi hadis olarak kitaplara girmistir.alimler bir sakinca gormemistir. ornegin”bilinmek istedi, kainati yaratti”ibaresi hadis degildri, sanirim Bursevi hz.lerinin kitabindan ilk olarak gecmistir. Fakat mana olarak bir fikir verir. Ikisi farkli seyler.

        3.haklisiniz, gelinen noktada kadin-erkek vebal hepimizindir. Ben bozulma safhasini, islerin nasil basladigini mevzu bahis ettim, men dakka dukka..

        selamlar.

        • Yahya dedi ki:

          Gülpembe hnm,

          “Sen olmasaydın, felekleri yaratmazdım.”

          Hadis mi değil mi tartışmasından önce, buna kimlerin ve niye itiraz ettiğine bakmak lazım… hatırladığım kadarıyla buna mezhepsizler veya kendini mezhep sanan mezhepsizler iddia ediyor.

          Peygamber efendimiz (sav) ve önce gelen nebi resullere, verilenlere (mucize, kitap, hikmet, takva, eza cefa,…) bakmak gerekiyor. Sonra bu tüm peygamberlerin ashabına ve ümmetine bakmak gerekiyor. Hiç bir ümmete verilmeyen ikram, izzet, iltimas, mağfiret, sabır (…siz doldurun…), hem bu dünya da hem öbür dünyada bu ümmete veriliyor. Peki bu ümmete/bize niye bu kadar nimet sunuluyor?

          El-Hâlık, El-Cebbâr, El-Melik, El-Kahhâr… (hangisini yazayım) olan Rahman ve Rahim olan Rabbimiz, Peygamber efendimiz için bu alemleri yaratması çok mu zor?
          Yasin-82. ayetinde “Bir şeyi dilediği zaman, O’nun buyruğu sadece “ol” demektir. O da hemen oluverir. ” size/bize neyi hatırlatıyor ve ikaz ediyor.

          Selam ve dua ile…

          • gulpembe dedi ki:

            Yahya bey,

            Dogru tektir. Bir lafiz hadis kriterleri acisindan kabul gormuyorsa bu gercegi bir mezhepsizin yahut mezhepli gorunumlu mezhepsizin dile getirmis olmasi birsey degistirmez. Evliyalarimizin bazi ilham ve yorumlari kitaplarimiza kutsi hadis adi altinda girmistir, alimler sakinca gormemistir. Isin ozu budur.

            Elbette cok haklisiniz, peygamberimize ve ummete gecmis milletlere verilmeyen pekcok lutufta bulunuldu. Boyle olmasi elbette son peygamber ve kitabimizin son ve hukmu daim kalacak kitap olmus olmasiyla ilgilidir. Nitekim peygamber efendimiz”her peygambere mucizeler verildi, bana kurani kerim verildi”buyurarak, kurani kerimin en buyuk mucize oldugunu bize izah ediyor. Yine baska pekcok mucizeler verilmis olsa da zaten bir muminin peygamberimize iman ve sevgisinin saglamlasmasi icin bunlara dahi ihtiyaci yoktur. O bizim tartismasiz en Kiymetlimiz/Sultanimiz,fakat bu sevgi bana Allah ve rasulunun agzindan cikmayan birseye fazladan yorum yapma cesareti vermemeli diye dusunuyorum.
            yorum icin tesekkur ederim.

          • Yahya dedi ki:

            Gülpembe hnm,

            Benim vermek istediğim mesaj farklıydı… Zaten bununla ilgili bir sıkıntınız olmadığını dile getirmiştiniz.

            Ayrıca, teşekkür ederim.

            Selam ve dua ile…

          • Feyza dedi ki:

            Evliya kelimesi veli kelimesinin cem’idir Gulpembe hnm.
            Evliyalar dediginiz zaman velilerler demis gibi anlamsiz bir kelime oluyor. Aslinda cok sevmiyorum bu gibi duzeltmelerde bulunmayi ama birkac seferdir gozume ilisiyor bu hataniz. O yuzden duzeltmek istedim.

          • Gulpembe dedi ki:

            Evet, Komik oluyor, bazi agiz aliskanliklarini duzeltmek kolay degil ama haklisiniz.

        • ismi gereksiz adam dedi ki:

          gülpembe hanım

          öncelikle bu kadar temel konularda yaptığınız itirazları anlamakta güçlük çekiyorum. bunu yapmanızın anlamı, maksadı, faydası ne?

          peygamberlerin arasındaki üstünlük farkına nasıl kadın-erkeği örnek verdiniz anlamış değilim. biz arızi değil hakiki üstünlükten bahsediyoruz. ne yani haşa şöyle mi diyeceğiz?: ”peygamberimiz (asm) şu konuda üstündü ama başka konuda değildi.” böyle bir şey olur mu? peygamberler ellerindeki mucizelerle değil iradeleri, nefisle mücadeleleri sayesinde o makamlara ulaştılar. mucizeler o makamlarının neticesidir, sebebi değil.

          ”Burada bireysel bir yaris yok.”
          mülk suresi 2. ayet: ”O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.” hanımefendi kainatın yaratılma hikmetlerinden birisi zaten budur. nasıl bunu yok sayarsınız?

          ayrıca daha önce dediğim bir şeyi yine yapıyorsunuz. verdiğim size göre hatalı örneği esas tutarak görüşümü çürütmeye çalışıyorsunuz. yine diyorum: neden tartışıyoruz: haklı olmak için mi? hakkı bulmak için mi?

          ”sen olmasaydin bu alemi yaratmazdim”bir hadis degildir.” neye dayanarak nasıl kesin konuşabiliyorsunuz bu kadar?

          ”…Ama benim bununla problemim yok cunku mana olarak bir hakikati isaret ediyor olabilir.” o zaman bu kadar açıklama yapmanızın anlamı nedir? ben de zaten manası üzerinden gidiyorum. bu açıklamanızın konumuza katkısı nedir?

          gelelim asıl mevzuya. bakın ben lafzını reddedip manasını kabul ettiğiniz hadisi ve miracı örnek olarak verdim. yani sonuçta peygamber efendimiz (asm) kainattaki en yüksek makam sahibi insandir. siz nedense miracı es geçip bu hadise takılmışsınız. peki mirac kime nasip oldu gülpembe hanım? kim cenabı hakla bizzat perdesi görüştü? hz Musa , mı hz Yunus mu? bu hadislerin arkasını, önünü, anlamını bilmeden lafzına bakarak yanlış çıkarımlar yapmayalım. siz benim verdiğim hadise zayıf deyip tahlil yapımışsınız. peki kendi örneklerinizi de bir tahlil edin. önümüzde mirac hakikatı dururken verdiğiniz şu iki örnekle hakikat alt üst mü olacak? yoksa bu hadisleri mi tevil etmek lazım? hangisi daha mantıklı?

          son paragrafta hakılsınızdan sonra , men dakka dukka yani ”eden bulur” (anlamını biliyorum yani) diyerek yine başladığınız noktaya gelmişsiniz. adeta mızmız bir çocuğun ” kavgayı ilk o başlattı ” demesine benzettim. ne diyeyim, erkek olmamızdan utanmamızı mı istiyorsunuz ?

          • ismi gereksiz adam dedi ki:

            bu yorumlarınızı başka yerden aldım unutmuşum cevap vermeyi herhalde

            “inaniyorsanzi ustunsunuz”ayeti kerimesine daha once degindim. savastan aldiklari yenilgi sonrasi muminlere, “gecici yenilgiye aldirmayin, size Allahin kazanilmis rizasi vaad edilmis cenneti var, o halde elbette esas galip sizsiniz.”deniyor, bu da mealden anlasilmaz, tefsire bakilmali.

            bu kadar ince düşünmeye gerek yok. müslüman yani imanlı birisi kafirden ayni imansızdan üstündür. çünkü imanı vardir ve bu yeterlidir. bu üstünlük böbürlenme değili tevazuya aykırı değildir. biz üstünüz derke ” heeeyt be var mı bize yan bakan” tarzında demiyoruz zaten. siz öyle anldıysanız sizin sorununuz. biz bediüzzamanın örnek verdiği gibi üzerimize giydirilen iman elbisesine şükrediyoruz. imanla güzelleştik diyoruz. bunu da mı yapmayalım.

            ”bir musluman ve yahudi musa as mi muhammed as mi ustun diye tartisiyor. olay rasulullaha intikal ediyor. “beni musadan hayirli tutmayin”diyor. tartismayi kesiyor. baska bir meselede”her kim yunus bin metta dan daha hayirliyim derse yalan soylemis olur “buyuruyor. peygamberimiz bize tevazuyu en guzel ogreten insandir, degil mi?”

            tevazuyla konunun ne alakası var. biz imanlıyız üstünüz derken imana değer verdiğimizden öyle diyoruz. iman onlarda olsun o zaman onlar üstün olur.

            ”simdi savas meydaninda bir musluman caka satarak yuruyup kafir dusmana boburlense hukmu nedir?sevaptir. peki gavurlarin alisveris merkezinde ayni hareketi yapsa hukmu nedir?gunahtir.”
            öyle nir durumum yok. siz öyle yapmatın tabi. bzim de öyle bir düşüncemiz yok. aslında hi aklıma böyle birşey gelmesi. hayal gücünüz baya genişmiş…

            ”biraz tefekkur…” demişsiniz. Allah razı olsun. biz düşünmüyor muyuz yani ? durun bende size şunu tavsiye edeyim: biraz tevazu ve anlayış…

          • gulpembe dedi ki:

            Ismi gereksiz adam,

            cok farkli dilleri konusuyoruz. Yazdigim seylerden yaptiginiz cikarimlar bazen sasirtiyor, bazen gulduruyor bazen dusunduruyor. Tesekkur ederim.
            Toparlamam gerekirse “temel konularla”ilgili aramizda bir sorun yok. Tevazu ve anlayis konusundaki tavsiyelerinize de dikkat edicem insallah, cok naziksiniz.
            Selamlar.

          • ismi gereksiz adam dedi ki:

            gulpembe hanım

            sizi bilmiyorum ama ben Türkçe konuşuyorum. bulunduğunuz yerden farklı mı anlaşılıyor?

            ”Yazdigim seylerden yaptiginiz cikarimlar bazen sasirtiyor, bazen gulduruyor bazen dusunduruyor.” maşallah ben neymişim be? Nasreddin hoca yı bile geçmişim demek.

            gülmek istiyorsanız şu yorumunuzu okuyun: ”simdi savas meydaninda bir musluman caka satarak yuruyup kafir dusmana boburlense hukmu nedir? sevaptir. peki gavurlarin alisveris merkezinde ayni hareketi yapsa hukmu nedir? gunahtir” maşallah, hayal gücünüze hayran kaldım doğrusu. bizim üstünlükten kastımız bu muymuş yani? vay be…

            ”Toparlamam gerekirse “temel konularla”ilgili aramizda bir sorun yok.” hanımefendi kusura bakmayın da argo tabirle bu kadar tantana yapmanızın anlamı ne o zaman? müslüman kafirden üstün olur deyince niye atılıyorsunuz? neden peygamberlerin üstünlüğüyle ilgili konuyla alakasız hadisler gösterip konuyu saptırıyorsunuz? neden benim sadece konuya bir örnek olarak verdiğim cümleyi ”vay efendim hadis değil bilmem ne” diye konuyu oradan ele alıp yine saptırmaya girişiyorsunuz? sonra da hiçbir şey dememişsiniz gibi ”benim sorunum yok” deyip dalga mı geçtiğinizi düşünüyorsunuz? neyse siz yorumlarıma gülmeye devam edin. eminim gülmeyenlerin sayısı daha fazladır…

      • gulpembe dedi ki:

        ilgili ibareyle ilgili eski bir yorumumu buldum, kopyali-yorum;
        ….”bu kutsi hadis diye gecen ifade,hadis kriterleri acisindan sahih hadis degildir. fakat anlam olarak sahihtir. anlami da sudur ki,eger sen ogretmeni/muarrifi olmasaydin bu kitap anlasilamayacakti,bu kitaplarin okunmasi ve akla izah edilmesi senin sayende oldu ki,sen yasayan Kuransin ,elinde ki Kuranla ille-i gaiye,meselenin neticesisin.”

        not duselim; ululazm cok sabreden, cefa cekmis, imtihani agir ,cok iradeli kisi anlamindadir. bazi meshur peygamberler disinda kimler olduguna dair bazi muhtelif gorusler de vardir.

  4. cihad dedi ki:

    Flört tarzı bir ilişkim hiç olmadı hamdolsun.
    lisedeyken arkadaş çevremim hemen hemen hepsinin vardı. Beni de bir gün sıkıştırdılar, kızı ayarladık sen yeterki tamam de diye. Biraz eğleşir bırakırsın diyorlardı. Kız da sürekli bana geometri soruları getiriyordu. Bir ihsan-ı ilahi olarak geometri konusunda okulda nam yapmıştım. Meğer soru çözdürmeler de başka bir niyet varmış.

    Beni sıkıştıran arkadaşlara verdiğim cevabı dün gibi hatırlıyorum. Allah’ın bana verdiği kalbi ve sevme duygusunu böyle durumlarda harcayamam, ben ilk ve tek olarak eşimi sevmek istiyorum.
    Tabi şehvetin büyüsüne kapılanlar ne dediğimi anlamadı.

    Birisi,

    -Oğlum, paran yoksa para verelim..

    Diğer birisi,

    -Yöntem bilmiyorsan sana öğretelim, hem zamanla öğrenirsin…vs.

    Ben de biraz da aile terbiyesinin verdiği şuurla ısrarla reddettim ve bugün buradayız. Eşime kadar kullanamadığım hislerimin orjinal haliyle aile hayatımda(saadetimde) bana çok yardımcı oluyor. Eşimi yoğun hisler ve heyecanla sevebiliyor ve sahiplenebiliyorum. Gençliğin bu tehlikelerinden ve vartaların bizi muhafaza eden Allah’a hamdolsun.

    selam ve dua ile…

    • Sadece Fatih dedi ki:

      Cihad Bey bana bu kadar ısrar edilseydi hayır diyemezdim hani bir de kızın gönlü varsa 🙂

      Allah’ın vermediği yetenekler bazen lütuf oluyor…

      • ismi gereksiz adam dedi ki:

        aynen fatih kardeş haklısın. bazen o yetenek dediğiniz şeylerin olmaması bizim için daha hayırlı oluyor.
        bakara suresi 216. ayette şöyle buyuruluyor: ” …….Bazen hoşlanmadığınız bir şey, hakkınızda iyi olabilir ve hoşlandığınız bir şey de hakkınızda kötü olabilir. Allâh bilir, siz bilmezsiniz.” aynen öyle. biz neyin hayırlı neyin hayırsız olduğunu gerçekten bilmiyoruz. hatta bazen elimize geçmeyen şeylere şükretmemiz lazım. mesela babam: ” zenginlik beni şaşırtacaksa Allah nasip etmesin bana ” der.

        ben de düşünüyorum, böyle bir imtihana düşsem hayır diyebilir miyim diye. tek diyebileceğim: Allah beni bu konuda imtihan etmesin. o yüzden elimden geldiğince uzak durmaya çalışıyorum.

      • cihad dedi ki:

        Fatih Bey,

        İşi çeviren kızdı zaten, arkadaşlara da söylemelerini kendisi söylemiş..

        ÖSS hazirlikta geometri başıma az kalsın birşeyler açıyordu. Teneffüslerde sürekli arkadaşların getirdiği soruları cozerdim. Bu da haliyle bir sempati oluşturuyordu. Bir iki hadise daha başımda geçti böyle, hamdolsun hiç taviz vermeden atlattım.

        Bu platformda kızların karma üniversitelerde okumasına karşı çıkıyorum ama onlara epey hizmetim olmuştur..? Allah beni affetsin..Amin.

        Selametle..

        • Sadece Fatih dedi ki:

          Zararın neresinden dönersek kardır 🙂 ben de başıma gelen bir olayı anlatayım Cihad Bey.

          Lisedeyiz, birkaç sınıf topluca pikniğe gitmiştik okulun yanındaki ormana. Sonra birkaç kız bakkala gitmek istemiş, öğretmen beni çağırdı, kızları yalnız göndermek olmaz diye başlarına bekçi gibi yolladı. O zaman hoşuma gitmişti öğretmenimin bana güvenmesi. Ancak şimdi anlayabiliyorum öğretmenimizin niye öyle yaptığını.

          Siz yazdığımda siteyi takip ediyormuydunuz bilemiyorum da eski yorumlarımda da yazdıydım yeni tanıyan çoğu kişi evli sanıyor, özellikle bayanlar, hatta işin suyu çıktı geçenlerde beni az tanıyan biri sende çocuk varmıydı diye muhabbete girdi 🙂

          Evvelden bu şekilde güvenilmesi hoşuma giderdi ancak sonradan öğrendim ki tehdit olarak görülmediğim için böyleymiş. Bir erkek ne zaman tehdit olarak görülmüyor, onlara yazmayınca, kızlar hoşlanmadığında, maço tip olmadığınızda…

  5. .../nisa dedi ki:

    Ben yapı olarak flörte uygun biri değilim beceremediğimden değil fıtratıma uygun olmadığından. Tesettürsüz olduğu halde hiç flört etmeyen ve ciddiyetini bozmayan arkadaşlarım var. Bunun bazen dışarıdan gözüken muhafazakarlıkla örtüyle yada ibadet etmesiyle alakası olmuyor kişinin nefsini dizginlemesi ve dindar olması önemli.
    Fıtrat olarak utangaç yada flörtün uygunsuz davranışların yanlış olduğunun bilimcindeyse evleneceği kişiye karşı sorumlu olduğunun farkındaysa bunu yapmıyor. Seven sevdiğini Allahın rızasını kazanmaya vesile günahlardan korumaya kalkan olması için sevsin.

    • Sadece Fatih dedi ki:

      Nisa Hanım.

      Bazı kızların yapısı öyle uygun ki. Çıktığı erkekten ayrılıp o erkeğin en yakın arkadaşıyla çıkabiliyorlar. (Ben de çıkmak kelimesini çözemedim, dama çıkıyorlar galiba 🙂 )

      Bazıları da birisiyle çıkarken başkasıyla da çıkıyor, hatta birisi evlendi öyle.

      Kurtuluş parkı var bizim orada, meşhurdur. Yani çağırsak nat geo falan sağlam belgesel çekilir. Çözemediğim tipler ise şunlar. Kaldırımda dikilip tartışanlar ki genelde oğlan biraz uzuncadır, kız kafayı yukarı doğru kaldırır, birbirlerine bakarlar falan, error veriyor benim sistem, çözemiyorum…

      Ben şunu gördüm. Bizler(buradaki bekar kişiler) bu işlerden anlamıyoruz gerçekten sanki. Bence işleri ehillerine bırakmak lazım. Hani şarkıcı diyordu “burada tecrübe konuşuyor”, onlar konuşsun, bizim ekip mutlu olmak için doğru yoldan şaşmasın…

      Hem eşcinselliğin yayılmasından daha yeğ sanki bu durum, öyle olursa vay halimize, mumla ararız bu günleri 🙂

  6. Ahir zamanda Müslüman Olmak dedi ki:

    “Oysa bugün gençler karşılarındakini değil onların kendilerinde uyandırdığı hisleri seviyorlar. O hissi kaybedince de ne sevgi kalıyor ne de aşk.”

    Meselenin Bam Teli yazarın tırnak içine aldığım bölümü. Tebrik ediyorum yazarı.

    Vesselam…

  7. U-mutlu dedi ki:

    Harıka bır yazı.
    Allah razı olsun…

  8. Sümeyye dedi ki:

    Halid bey, Allah razı olsun. Allah (c.c.) bizi böyle gafletlere düşürmesin İnşaAllah. Gerçekten korkunç zamanlardayız.
    Bu tür şeyler normalmiş gibi bir algı mevcut maalesef. Daha küçük yaşlarda iken kızların okul vs. ortamlarda konuşmalarına şahit olmuşumdur, “çıktığın var mı” gibi sorular bana da sorduklarında “yok istemem de zaten”dememin tuhaf algılanışı “aaa! hiç olmadı mı?” gibi sözler söylemeleri. Sevgilinin normal bir ihtiyaçmış gibi, onlar normal biz anormalmişiz gibi görülmesi. Gerçekten sorulmasından bile rahatsız olduğum durumlar. Okul hayatım da genel de asosyal kalmayı tercih de etmişimdir.Dediģiniz gibi bazı ortamlarda kapalı veya açık mekanlarda maalesef biz daha rahatsız oluyoruz.Allah onlara da hidayet nasip etsin.
    Bence bayan açısından bakıldığında da gayet iyi tesbit olmuş yazınız. Emeğinize sağlık. Rabbim büyüklerimizin duâsı gibi gönlümüze göre helâlinden versin İnşaAllah…

  9. Feyza dedi ki:

    Sevginin en masumane hali annenin yavrusuna duydugu saf sevgidir. Yani karsiliksiz ve O’nun menfaatine dayali bir sevgidir bu. Zehirli sevgi ise icinde bu safligi barindirmaz. Cunku benmerkezlidir. Aslinda mahbubu O degil, kendisidir; O’na baktiginda aslinda kendini gorur, kendi yansimasini sever ve canini acittiginda ya da menfaatini temin edemediginde ise sozde mahbubunu bir kalemde siler. Cunku benmerkezci narsist bir sevgi anlayisidir bu. Adi sevgi ise bunun..
    Sevgi deyince ilk olarak aklima o Turk filmindeki ’emek’ kavrami geliyor. Bir anne de belki cocugunu bu yuzden bu kadar duru sevebiliyordur, emek verdigi icin.
    Ikinci aklima gelen kavram ‘fedakarlik’.
    Sadakat, guven, digergamlilik, fiziken gucunun yetmedigi yerde manevi himaye, bazen koruma adina atilan ama acitmayan kucuk bir sefkat tokadi da sevginin bir nuvesi benim zihnimde.

  10. Sadece Fatih dedi ki:

    “Öyleki heralde sevgilisi olmayan gençler azınlıkta bile diyebiliriz. Onlarında bir kısmı belki beceremediğinden, becerse onlar da yapacak.”

    İşte bu benim 🙂 Ancak bu işleri yapamama sebeplerim bana kalsın…

    • ümmüzeynep dedi ki:

      enteresan gerçekten..size kalsın istiyorsanız böyle bir paylaşımı neden burada yapıyorsunuz ben hiç anlayamadım..

      • Sadece Fatih dedi ki:

        ÜmmüZeynep Hanım.

        Bana o yorumu yazdıran sebeplerle bana kalsın dediğim sebepler aynı zaten. Tabi anlayabilene…

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Merhamet en etkili silahtır; kalbe kadar işler ve ebediyete kadar iyileşmeyecek yaralar açar. “( LAvigerie)

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku