Şiddeti Artıran Kanun

13 Mart 2015Sema Maraşlı14 Yorum »

7_b8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle gazeteler, en fazla kadınlarla ilgili haber yaptılar. Bu haberleri takip ettim. Gördüğüm kadarıyla kadın deyince akla gelen iki ana konu var: Kadının çalışma meselesi ve kadına şiddet meselesi.

En çok da şiddet konusu işlenmişti. Kadın hakları savunucusu bir kadın yazar şöyle demiş: “Biz bu kadın erkek eşitliği, kadına karşı şiddete hayır deme işlerine 80’li yıllarda başladığımızda söz konusu şiddet, bir iki tokattı. Aradan geçen yıllar şiddeti artırdı. Kadın erkek eşitliğine inanmayan liderin 12 yıllık iktidarında ise her gün bir kadın cinayeti” diyerek artan şiddetin sebebi olarak önceki başbakanımız, şimdinin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı göstermiş.

Yazara göre kadın cinayetlerinin artması liderin kadın-erkek eşitliğine inanmaması yüzünden. Bu haklı bir eleştiri olabilir mi? Kadını öldürenler “Cumhurbaşkanımız kadın erkek eşit değil, farklı yaratılmıştır” dedi madem eşit değilmişiz, gideyim karımı öldüreyim” diye mi cinayet işliyor? Tabii ki hayır. Bu çok haksız bir suçlama olur. 

Son çıkan aile kanunundan sonra şiddet iyice arttı. Çünkü kanun aileyi korumaktan daha çok yıkmaya yönelik. Kanun hazırlanıp onaylanmadan önce ben çok yazmıştım. Bu kanundan sonra şiddet artacak milletvekilleri hayır desinler, diye.

O zamanın aile bakanı Fatma Şahin, feminist kadın dernek temsilcileri ile günlerce oturup birlikte hazırlamışlardı kanun maddelerini. Ve feminist derneklerinin istedikleri gibi de çıkardılar kanunu. Ne oldu? Hükümet bu solcu derneklere yaranabildi mi? Hayır. Neden? Kanunun isminde anlaşamadılar.

Feminist derneklerin aile kurumu ile ciddi problemleri olduğu için onlar kanunun isminde aile kelimesini istemediler ve kanunun adının “Kadını koruma kanunu” olmasını istediler. Fakat hükümet isim konusunda onları dinlemedi ve kanunun adını “Aileyi Koruma Kanunu” yaptı.

Hükümet kanunun ismi konusunda onları dediğini yapmadığı için içerikte onların bütün isteklerinin yapılmış olmalarını göz ardı ettiler ve şimdi kanunun sebep olduğu cinayetlerde hükümeti suçluyorlar. Oysa feminist derneklerde bu cinayetlerde en az hükümet kadar suçludur. 

Kanunun adı “Aileyi Koruma Kanunu” olsa da içerik kadını korumak adına erkeği cezalandırmak üzerine hazırlanmış. Şiddet kavramı sadece fiziki şiddet değil psikolojik şiddeti de içine alacak şekilde hazırlandığı için erkeğin karısına sesini yükseltmesi bile şiddet kavramı içine girdi. Kadın kocası ona kızıp sesini yükselttiğinde “bana şiddet uyguluyor” diye şikayet ettiğinde delil aranmadan erkek ceza alıyor. Para cezası, belli bir süre evine hatta mahallesine yaklaşmama veya hapis cezası… Kanundan sonra çok fazla kadın kocasını şikayet edip kendine koruma istedi.

Bir aile danışmanı anlattı. Ona danışan bir hanım basit bir sebeple karakola gidip” Kocam bana şiddet uyguluyor” diye gidip şikayet etmiş. Danışman “Neden böyle bir şey yaptınız?” diye sorunca kadın “Burnu sürtülsün diye yaptım” demiş. Yani kadın kocasını korkutarak kendi hükmüne almak için kanunları kullanıyor. Bunun gibi pek çok örnek var.

Şiddet haberlerine bakarsanız çoğu ya erkeğin evine yaklaşma cezası verildiği zamanlarda sokakta kalan adamın öfkesi ile ya da boşanma davası sırasında oluyor. Erkeği cezalandırarak aile kurumunu kurtaramazsınız, tam aksi batırırsınız. 

Hükümetten beklentimiz aile kanununu işin ehli insanlarla gerçekten aileyi koruyacak şekilde hazırlanıp değiştirmeleridir. Bu hükümet  ne yaparsa yapsın solcuları memnun edemeyeceğini artık görsün, onların desteğini almayı unutsun. Kanunlar adalet gözetilerek yapılsın; kadın da erkek de ezilmesin. Aile kanunu erkeği cezalandırmak üzerine değil, aileyi bilgilendirmek, muhabbeti artırmak aileyi gerçekten korumak üzerine kurulu bir kanun olmalıdır.

 

Okunma Sayısı : 4.963

Yorum yapın

“Şiddeti Artıran Kanun” için 14 Yorum

  1. vahdet dedi ki:

    Sema hanim bu ülke erkekleri ve kadinlari icin bir rehbersiniz .Yazilarinizdan hem bilgi hemde ders aliyorum.Sizin yazilariniz bu ülkede kadinlarina karsi olusan önyargilarima karsi zihnime ve gönlüme bir abi hayat mesabesinde oluyor.Bu günün en büyük ve önemli sorununu görmeyenlerin ragmina siz öyle bir yerde otaginizi kurmussunuzki ,oradan cok seyi görüyor bizelerlede paylasiyorsunuz. Elinize saglik olsun .

  2. .:. dedi ki:

    “artan şiddetin sebebi olarak önceki başbakanımız, şimdinin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı göstermiş.”

    Bence bu doğrudur. Ancak o kadın yazarın anlattığı şekilde değil.
    Sayın Cumhurbşkanımızı çok kötü tuzağa getirdiler, hatta sayın başbakanımızı ve hanımları ile etraflarını. Bu konularla öylesine meşgul olacaklar ki, asıl işlerini bile yapamayacaklar. Yaptırmayacaklar. Nitekim kendi özel ekip kurup takip edecekmiş.

    Bu son yasaların ortaya çıkacağı günlerde, Sayın Maraşlı ve bir çok yazar, bir çok yorumcu, yazdıklarımı okuyan ve dikkatini çeken var ise, bu konularda hem yaşayan hemde işim gereği inceleyen birisi olarak ben birçok sefer yazdım. Hatta geleceğe dair yazım, şu an da açıklıkla ifade edebilirim, bu daha başlangıç, ve kartopu gibi artan şekilde gidecek. Toplumun bütün olarak bozulmasını hızlandıracak.

    Bu yol yol değil. Bu konuda Sayın Cumhurbaşkanımız da, sayın başbakanımız da mevcut iktidar da ve sonraki gelecek olursa onlarda pek bir şey yapamazlar.

    Bu kanunlar çıktığı günlerdeki başlık olan makaleleri de aslında yazınız altında link olarak verirseniz güzel olur.

    Bu konularda ben bir çok detay yazdım. Hatta çozum onerileri. Bu sistemin uygulamaya alındıgı batı ulkelerinde hepsini gorduk ve yasadık. Bu ulkelerdeki Sistemler ise en az on yıl Türkiyeden daha ileri, ama buna ragmen berbat, işim ve yetkinliklerim gereği bende onlardan bir kaç yıl ileri görüyorum kendimi. Bunu açıklıkla ifade edebilirim. Allaha şükür ben inançlı birisiyim.

    Eski yazılarımda vurguladıklarım BM, ABD, AB ve uluslar arası sözleşmelerdir. CEDAW, İstanbul yaklaşımı v.s. bu çerçevede de olaylara bakmakta fayda vardır. En önemli tarafı budur.

    Peki bu yasaları Türkiye ye getirenler kimlerdir. (Belki onlar aracıdır, yerine baskası da olsaydı yine gelecekti) Sayın Güldal Aksit, Eski aile bakanı sayın Fatma Şahin aracılığı ile…

    Bu yasaları doğru dürüst incelemediler bile, sadece bir kaç AB ülkesine gidip yasaları alıp kopya edip mecliste onayladılar. Meclisin yarısı yok idi, hatta Aile bakanı Fatma Şahin hamım efendi bile oylamada mecliste yok idi. (okuyan belkide yok canım abartıyorsun üstelik aile bakanı, hemde kendi getirmiş kendi katılmamış, olurmu öyle şey de diyebilir. Hatta oylamada toplam katılan içinde belkide AK partili sayısı daha az idi, oylamanın partilere göre kabul edilme sayılarını hatırlamıyorum.) O zaman da demiştim ve yine diyorum. Bu ülkenin başına bela ettiler ve daha beter olacak. FEMİNİSTLERİN her dediğini tek – tek kabul edecekler. Özellikle okullarda yaygın ve etkin olacaklar.

    Meclisten de tek tek istediklerini geçirecekler. (Özellikle) Bütün olarak ele almadan. Pozitif ayrımcılıkla, yetkinlik vermeden. Öyle bir zaman gelecek ki bunu şuan hissetmeye başlayacaksınız (başlayacağız) eşitlik uğruna özellikle devlet kurumlarına tıka basa, ehli olmayan ve üstelik KADIN ları zorla dolduracaklar. O kurumlardaki işlerin daha kötü ve hiç işlemediğini, çok büyük verim kayıpları olduğunu, göreceksiniz (göreceğiz) Bunu başta sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere yapacaklar. Yapmak zorunda kalacaklar. Sürekli bozacaklar, sürekli kariştiracaklar, sürekli eşit ve adaletli olmayan uygulamalar yapacaklar. Böyle olunca bozulan sistemleri köklü düzeltmek ve aslen olması gereken yerine , bozdukları sistemlere taviz verecekler. Adaletsiz ve tek taraflı, Yani Bir erkek çok afadersiniz, eşşek gibi, köpek gibi çalıştırılıp elindeki hakkı sonra elinden cebren alınacak. Hem hukuk ile, hem yasalarla, hem pozitif ayrımcılıklarla.

    Bu uygulamalara kısa dönemde karşı çıkacak bir tane cesur adam çıkmayacak (Mecliste) Anında afaroz edecekler. Siyasi olduğu için oy kaygısından sesini dahi çıkaramayacak. Sema hanım kadar cesaret sahibi olan birini görmeyeceksiniz. Bu söylemim bugüne ait olmadığını da belirtmek isterim.

    Bu adaletsiz ayrımcılıklardan bazıları;

    Kreş yerdımı, Parasal destek, Doğum yardımı, erken Emeklilik yardımı, ölen baba maaş yardımı, çalışma saati yardımı, izin yardımı, iş yardımı, tayin önceliği, atama önceliği, işe yerleştirme önceliği, Yasalar önünde ayrımcılık v.s. çeşitlenecek, çeşitlendikçe karışıp kontrol dışı olacak. Denetimsiz ve sistemsiz.

    En başta doğruladığım yazarın tespitini izah etmek gerekirse. Neden bende öyle olduğunu söyledim.

    Bütün bunları Sayın Cumhurbaskanına ve sayın basbakana yaptıracaklar ve sonra onu suçlayacaklar. Ama yine de denildiği gibi onlara yaranamayacak. Memnun edemeyecek.

    Bu solcu sağcı meselesi değil ve ondan ötedir. Yukarıda örnek verdim BM. ABD, AB.. ve bunları yöneten irade. Bunun RANTI çok büyüktür. Başlı başına bir sektör. Parayı aradan çekip aldığınızda anında etkisizleşecek.

    Birleşmiş milletlere kızan ve 5 üyenin dili ucundaki söylemden bahseden sayın Cumhurbaşkanımız malesef O bes üyenin başka söylemlerini farkında olmadan kabul ediyor. Çünki Kendi kontrolü altındakiler onları yanıltıyor. Buna bürokrasi diyorlar. (Bence sistemin asıl sahipleri) Üst tabakalardakilerin hepsi gelip geçici. Yönlendirelenler orta ve alt kademelerde. Diğer AB ulkelerinde de bu şekilde yapılmıştır. Benim gozlemlediğim ülkeler, İtalya, Polonya, Yunanistan, Romanya, İrlanda, İspanya, Portekiz ve bir çok daha küçük AB ülkeleri de var.

    Dikkat edilirse bir çok oalanda şu an güzel ve doğru olarak gördüğümüz bir olay bir süre sonra, solcu olarak gösterilen bence daha farklı bir tanımı olan kesim tarafından kötü olarak gösterilecek ve suçlusu ise yapan yani şu anki idare olacak. İşte bu Sistemi Olmayan adalettir.

    Bu konunun Çözümü de var aslında ama ülkemiz o yol ayrımını kaçırmış görünüyor.

    En büyük çözümü insanlar Kendi yapacak, Batıda böyle oldu, Bu zamana kadar olan süreç ise üzülerek ifade etmek isterim ki, tahminlerim gibi oldu. Yanılmayı çok isterdim. Malesef yıkımı çok daha farklı aslında bizdeki yapı onlara göre daha bir ayrışık. Kanunlar ve yasalar onların ve onların yaşam biçimlerine göre ama Bizler ise onların kanunları ile kendi yaşam biçimimize göre. En tehlikeli olan bu işte.

    Önümüzdeki günlerde Boşanma rakamlarını açıklamaları gerekiyor, yine geciktirmezlerse.

    Yukarıdaki makaledeli yazar haklı çıkacak. Bu konularla ilgili olumsuz rakamların alayı o yazarı doğrulayacak. Sanırım insan yönetmek, İnşaatlarda mütahatlik yapmaya veya belediye yönetmeye benzemiyor.

    Ben bu konuda Sayın Cumhurbaşkanını, Sayın Başbakanı, Aile bakanlığını, Hatta açıkça söyleyeyim ALAYINI başarısız ve beceriksiz bulmaktayım. Bu işi bilmiyorlar. Bu kadar basiretsiz, cesaretsiz ve beceriksiz, teslimiyetçi olacaklarını tahmin etmemiştim. ADALETİN ve SİTEMİN burada olmadığını görüyorum. Rakamlardan ve gerçeklerden bir haberler.

    Aile bakanlığı ismi olmasına rağmen içinde aile yoktur. Erkek ve BABA yoktur. Şuan Aile bakanlığının web sayfalarına sosyal medya hesaplarına bakınız, Göreceksiniz ki her tarafı mor çatı olmuş. Bütün uygulamaları varsa yoksa Bu makalenin başlığı etrafında dönüp dolanmaktadır.

    Allah sonumuzu hayır etsin.

    • MUHİTTİN HATİKLER dedi ki:

      Elineze ağzınıza sağlık Çok mükemmel tespitler ortaya koymuşsunuz.
      Sayın yöneticilerimiz farkında olmadan Aile kavramının altına dinamit koyuyorlarda farkında değiller.

  3. selma Kalemci dedi ki:

    Bu kanunlar kadınlar artık şiddete maruz kalmasın diye gerek görülmüş kanunlardır.şiddetin ısrarla devam etmesi erkeklerin işine gelmediğinden.kanunlardan değil.Allah razı olsun Tayyip Erdoğan’dan.

  4. selma Kalemci dedi ki:

    Bu konuda herkes madalyonun kendi tarafına bakıyor.birkaç ahlaksız bu kanunları kötüye kullanmaya çalışmış,karşı taraf işin aslını yine mahkemede anlatabilirdi.nasıl o kadar soruşturma o kadar davada ,şahitlerle işin aslı ortaya çıkmıyor.hakimler insan sarrafı olmuş .bu kişilerin fazla iyi niyetli olmasından kaynaklanıyor zannedersem.kadınların her dediğini yapan fazla iyi niyetli insanlarda var demek ki.fakat şunu unutmayalım bu hayatta gerçekten şiddet gören,korumaya muhtaç,boşanmak istedi diye öldürülen çok kadın var .bunlar bu kanunlar olmazsa nasıl korunacaklar?haklarını aramasınlar mı?

    • BEYAZ İNCİ dedi ki:

      Bu konuda hiçbir istatistikten, realiteden ve kadın kılıklı zalimler yüzünden yaşanmış felaketlerin haberi olmadan yaşayan ve konuşan ne kadar çok bilmiş var.

      Nedense içinde AMAZON besleyen kadınların bazıları SONUÇ’a odaklanmış, kimse NEDEN’ler üzerine kafa yormuyor veya “ne olur ne olmaz bu kanunlar yarın bir gün bize de lazım olur ” düşüncesiyle kafa yormak işlerine gelmiyor…

      Zulum kimden gelirse gelsin her zaman mazlumdan yana zalime karşı olmak lazım. Yoksa ateş size de dokunur…

    • sekku dedi ki:

      Bir kaç ahlaksız dediğiniz o kadar çok ki inanamazsınız.Namuslu temiz dediğiniz insan bile nefsine şeytana uyuyor.Aklı hinliğe çalışan neler yapmaz. Kadın 20 yıllık eşini şiddet uyguluyor diye şikayet ediyor;neymiş efendim biraz burnu sürtsünmüş.Ya sonra o kocam dediğin insanın suratına nasıl bakacaksın,aynı yatakta nasıl canım demesini bekleyeceksin.
      Koruma olmasın değil olsun selma hanım,buradaki sorun Kanun HATALI.Şikayet üzerine kolluk kuvvetleri(en çok polis),yargı gibi mahkeme gibi karar verip erkeği evden atıyor.Ya bu adam nereye gitsin.Erkek sığınma evimi var,ne kadar bencilce ve düşünmeden yazmışsınız.Erkeğin kırılan gururunu hadi affettim deyip onarabilirmisiniz.Ya çocuklar? Onların babaya,babalarının onlara ihtiyacı yokmu.
      Eşini başka erkekle evinde yatağında yakalayan bir koca,bunu ispat etse bile sözünün çöp kadar kıymeti yok.Kantarın topuzu çoktan kırılmış gitmiş.Siz yıkılan evliliklerden,bekar olupta bu kanunları görünce evlenmekten vazgeçen insanların günahlarını almaya devam edin.En azından temiz bir şekilde huzura kavuşurlar.Savunmaya çalıştığınız şey ile mevcut kanunlar aynı şeyler değiller.Kininizi aklınızın örtmesine müsade etmeyin.

  5. göktuğ dedi ki:

    Ben şimdi kendi başımdan geçmiş bir olay anlatayım. Anlattıklarımda en ufak bir yalanım varsa da ALLAH benim belamı versin. Türkiye de emeklilerin hali belli emekli bir öğretmen ne kadar maaş alır buda belli benim eski eşimin babası öğretmen emeklisi idi.

    Maddi durumun çok güzeldi 4 yıllık evliliğimizde en ufak sorun yaşamadık ta ki benim tayinim çıkana kadar. evlendiğimizde babası emekli olalı 6 yıl olmus ve sadece derme çatma bir evleri oda hala insaat halindeydi. Ankarada görev yapıyor her 6 ayda bir 6 ay veya 4 ay yurt dışına göreve gidiyordum tabiki giderkende maaş kartım kredi kartlarımı eski eşime bırakıyordum.

    4 yıl böyle oldu hiç hesap sormuyordum ev aldım eski eşimin üzerine yaptım ve o tarihte evin yarı parasını ipotek yaptırmamak için tüketici kredisi ile almıştım bana bir şey olursa diyerek evi eski eşimin üzerine yaptım. gelecekleri garanti olsun istedim.

    4 yıl sonra ardahan a tayinim çıkınca tabiki kredi kartlarını maaş kartını kendisinde aldım artık evden ayrılacak bir görevde çalışmıyordum. buda eski eşimin zoruna gitti ve benimle tayin olduğum ardahan a gelmek istemedi sen alısıksın git zaten 2 yıl 3 ayda bir izne gelirsin dedi biz gelmeyelim seninle dedi böyle birşey olabilirmi ya bir aile yarısı ankarada yarısı Ardahan da.

    zorla götürdüm daha ilk gün nasıl bir yer burası burada yasamam ben vs sürekli beni taciz etti en son ben kursa gittiğim birgün eşyaları toplayıp samsuna gitti bunu eve gelince anladım. ev boş eşyalar gitmişti. hiç aramadım sormadım 4 ay sonra beni arayarak baak senin çocuguna bakıyorum ben ev kirasını ödeyemiyorum dediğinde ver o zaman benimse çocuk ben bakarım dedim. tabiki o kozdu elinde vermedi. kanunda vermiyor zaten.

    neyse ben 5 inci aydan sonra her ay konuşmadığımız halde para gönderdim sonucta benim bir evladım vardı orada. 1.5 yıl sonra tekrar batıya tayin oldum beni arayıp ben pişmanım dedi babam vs araya girdi bak olum cocugun var diyerek beni ikna ettiler ve tekrar gidip samsundan esyayı yükleyip ıspartaya ev tutup getirdim. tabiki hesaplar baskaymış anlayamadık.

    babasıda bu arada sürekli evin üst katına 2 kat daha çıktığını ve bunuda borçla yaptıgını söyleyip duruyordu. o zamanlar oyakbank ta tam 40000 tl param vardı ve bu paraya dokunmayıp çocuğumuz için yatırım yapacaktım ve param olduğu halde 17000 tl kredi çekip araba aldım. bu arada bana istanbulda kurs çıktı bana bankada para eriyor faizde yemiyorsun cekelim altın alalım babam altın yükselecek diyor dedi bende bizim karı akıllanıyor galiba dedim içimden ne yalan söyliyeyim.

    aynen öyle yapıp 40000 tl lik altın aldık parayı banka müdürü getirdi kuyumcuya verdi kuyumcuda 100 tane cumhuruiyet altını bilezik vs bir torbayı eski eşime verdi bende oradan ayrılıp işe döndüm. istanbula kursa gittik beraber aklıma geldi burada dayısı teyzeleri vardı bak altınlarla gezme burası istanbul kaptırırsın dediğimde altınları vde sakladım dedi ben sinirlendim o kadar para evde bırakılırmı bari kasya koysaydık bankaya dedim neyse tekrar kurs bitti ıspartaya döndüğümüzde evden kalan ve araba ve istanbuldaki masraflardan dolayı biraz sıkıstım ve bir tane bilezik getir bozduralım maası alınca yerine koyarım dedim bana altın vermem dedi tartısma başladı. tam bir hafat kavgası surdu sonucta vermedi.

    ve dediki istanbulda altınlar yanımdaydı şimdi burada değil dayımlara verdim onlarda babama gönderdi borcu vardı dedi. dünyam yıkıldı ben çocugumuzun geleceği için yaptığım birikimim kayınpederin borcuna gidiyor. aynen sunu dedim sana 1 hafta süre ya altınlar gelir yada haftaya senide o altınların peşinden gönderirim. sonuc bir hafta sonra karsıma geçti altınları getirtmedim bekleme dedi bende bu sebeple bosayacağımı söyleyince tamam bosanalım bana ne vereceksin dedi.

    Bende ne istiyorsan al mal pesinde biri değilim ben dedim ya yarın sikayet edersen evi götürdü diye dedi bende daha önce bu haltı haberim olmadan yaptıgını ve şikayet etmediğimi söyledim olsun sen yaılı kagıt ver dedi. bana bir tane A4 kağıt getirdi. oturdum tek tek tüm istediklerini yazdım baska bir isteğin varmı dedim tamam dedi bu kagıda bakma dedim şimdi aklına gelmeyen evi tasırken gözüne çarpan bir sey olursa alabilirsin dedim suratına kağıdı fırlattım.

    ve evden çıkıp gittim ertesi günü ev tasınmıs eve geldiğimde ev bostu moral sıfır 140 metrekare ev bombos hemen toparlanıp gidip 2+1 ev tuttum kalan 3 5 para eşyayı tasıdım yeni bir hayata başladım. 5 ay sonra bir yazı aldım TEDBİR NAFAKA DAVASI AÇMIŞ ayrı yaşıyoruz babam bakıyor bize açız vs mahkeme 1 yıl kadar sürdü sadece bu lafı üzerine mahkeme arastırmadan sormadan tam 600 tl 2002 yılında nafaka bağladı mı birde ayrı kaldığımız geriye dönük 8000 icra ben bittim evin kredisi arabanın kredisi bu ödemeler nafaka vs maaşım 2250 tl o zaman her ay ödemem gereken 3150 tl arabamı satmak zorunda kaldım bunaldım istifa etmeyi bile düşündüm.

    hemen gidip nafakanın durdurulmasını benden yüklü altın çaldığını vs söyledim internetten çalıştıgına dair sgk dökümünü sundum mahkeme ne cevap verse bu internetten bir çıktı bununla nafakayı durduramayız peki o kadının kadın bile demek istemiyorum tek lafıyla benden bu kadar para alıyorsun ben sana belge sunuyorum bu kadın yalan konusuyor diye neden işlem yapılmıyor banka müdürü kuyumu dahil şahit getirdim maalesef hüsran tam 8 ay sonra sgkdan kadının çalıştığı yazıssı geldi nafaka durdu maası 1800 benden alıyor 1200 her ay yapar 3000 borcu harcı yok 40000 tl altın ankarada daire ohhhhhhhhhhhhhh bende kadın olmak istedim.

    ya ben borç borç borç nasıl öldürmem o kadını hayatımı mahvetti çok düşündüm kısa kesiyordum değilse destan yaılır benim hikayem ile her öldürmeyi düşündüğümde gözümün önüne çocuğum geldi ben hapse anne mezara çocuk ne olacaktı ?????? sonuç olarak 6 yıl olmus emekli olalı bir babası evi dahi yokken benimle evlenip 4 yıl evli kalıp ayrılınca kadın babasının 3 katlı binası arabası vs nafaka tazminat vs vs ve bosanma davası açtım bittiğindede 22000 tazminat ödedim hala ömür boyu 600 tl nafaka ödemeye devam ediyorum hakkımdan hayırlısı.

    Allah şahit ki çok kez öldürüp sülalesini kurutmayı düşündüm sadece engelim çocuğum oldu benim benzerim olay başından geçmiş en az 10 erkek gösterebilirim çevremde ve siz hala kadına şiddiet mi diyorsunuz bana bunu yaşatan kadın kadın bile değil de ensesinden kesilecek biri değilmi sizce kafanızı ağrıttım şimdi tekrar evlendim çocugumda var ve eski borçlardan dolayı zar zor geçiniyoruz bu arada onun üzerine aldığım evide satmışlar tek kuruş alamadım sebeb eşit paylaşım kanunu 2001 de çıktı ondan öncesini kapsamıyor benim o evi ona alış tarihim 1998 yani evimde uçtuuuuu gittiiiiiii şu an evimde yok arabamda kirada oturuyorum FATMA ŞAHİN den para desteği sağlamasını bekliyorum bana değil aç gözlü eski eşime HERKESE SAYGILAR

    • BEYAZ İNCİ dedi ki:

      Geçmiş olsun…
      Allah sabrınızın mukafatını verecektir bundan supheniz olmasın…

      Farkında değil ama eski karınız size yaptıklarıyla CEHENNEM’de ki ateşini artırıyor.

      Ve emin olun onun bu dünyada ki hayatı bitmeden siz O’nun ve ona gaz veren anne ve babasının perişan hallerini görmeden ölmeyeceksiniz…

      Çünkü Allah’intikam sahibidir… Erteler ama ihmal etmez..

    • hakan dedi ki:

      Göktuğ Kardeşim, Allah sana o çocukla hayır kapıları açmış. Zira nefsine uyup Allah korusun katil olsaydın bu dünyadaki cezadan başka vicdan azabı cekerdin ve ahirette de katil olarak yargilanirdin. Evet karşı taraf anlattığına göre hem zalim, hayırsız ve hırsız olup senin her hakkını gasp etmiş, bundan dolayı suçludur fakat cezası ölüm değildir. İdam cezasının neyin karşılığı olduğu bellidir. Eğer öldürmüş olsaydın cezada ileri gidip haddi aşmış ve zalimler tarafına geçmiş olurdun. Şimdi Allah bağışlasın yeni ailenle huzurlusundur inşallah. Maddi kulfetlerden de inşallah hayırlısı ile kurtulursun. Artık onların çaldıklarını hatırlayıp kendi canını daraltma. Bu yazdıklarımı okuyunca bana da kızma. Senin yasadiklarinda mazlum olduğun ve devletin de seni mağdur ettiği belli. Fakat öfkenin derecesini belirtmek için söylediğin öldürme fikirleri bu imtihanı şu an yaşayan ve iyi düşünemeyen kişilere kötü misal olursa diye öldürmenin uzun vadede pişmanlık olduğunu anlatmak istedim. Sen haklısın. Fakat Allah korusun elinden öyle bir kaza çıksaydı belki haksız hale dusecektin. İnşallah karşı taraf akillanir da senden caldiklarina pişman olup peyderpey geri öderler.

  6. göktuğ dedi ki:

    Sema hanım öncelikle sizi bir bayan olarak bu kadar hassas bir konuda çok radikal yazılarınızdan dolayı tebrik ederim. Şimdi yazacağım kan donduran cinsinden Ben emniyet birimin deyim başımıza gelen bir olaydan bahsetmek istiyorum.

    Görev yaptığım bölgede bir karı koca kavga ediyorlar sebep kadının erkek arkadaşı var kadın kocasına bak polise gidersem eve giremezsin kes sesini diye azarlıyor. aradan zaman geçiyor kadın sevgilisiyle buluşabilmek adına karakola gelip kocam bana şiddet uyguluyor diyerek şikayetçi oluyor. Hastaneden ne rapor ne vücudunda herhangi bir iz vs. sonuç olarak erkeğe savcılık bir ay uzaklaştırma veriyor.

    Adam 2 gün sonra karakola geliyor şimdi dikkat edin abi ne olursun benim eve girme yasağım var sizlerle gidelim evime şu an karımla sevgilisi benim evimde pencereden gördüm diyor. Aynen karakoldan aldığı cevap kardeşim bak evine gidersen bu sefer para cezasına da çevrilmiyor karın şikayet ederse hapse girersin diye cevap alan adam boynunu büküp karakoldan ayrılıyor.

    Şimdi soruyorum tüm erkeklere ve kadınlara Allah kimseyi bu adamın durumuna düşürmesin fakat kendinizi onun yerine bir koymayı deneyin acaba kaç taneniz o an bir kadın cinayetine daha karışmasın sessiz kalabilir. Artık gerçekten toplumun erkeklerinin psikolojisi bozuldu fatma şahin bu olaylar karşısında acaba ne cevap verirdi merakta etmiyor değilim herkese teşekkürler kadın kadındır erkek erkek dinimiz kılavuzumuzdur

  7. fatma dedi ki:

    S.a.RASULULLAH. s.a.v.bu konuda. KADINA kocasına iteati n farzini, terkinde azabini, sevaplarini anlatirken. Kocaya ben karısına yenilen erkeği severim.Kadınlar eğri kaburga kemiğinden yaratılmış tir düzelt meyin kirarsiniz. Ümmetinin en hayirlisi karısına en güzel davranandir, deyip.kocayı razı eden i cennetle mujdeliyor .çare evlatları islamla yogurmakta. Para mevki dünyayla değil.

    • BEYAZ İNCİ dedi ki:

      “ben karısına yenilen erkeği severim.”

      Her gördüğünüz sakallıyı dedeniz zannetmeyin, bi zahmet araştırın…

      Resulullah’ın ( Allah’ın selamı O’nun üzerine olsun) böyle bir sözü-hadisi yok.

      Bir sey yazmadan önce ( Resulullah’ın söylemediği bir sözü ‘O’ (sav) söylemiş gibi gösterenin azabını) Resulullah’a İFTİRA atmanın cezasını bir araştırın.

      Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak dedikleri bu olsa gerek…

  8. anadoluerkeği dedi ki:

    ak parti aile konusunda kap kara bir partidir.

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Güzel ahlak; cömertlik, bağışlayıcılık, sabır ve tahammüldür. “ Hasan-ı Basri

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku