Şirinleşen Eşcinsellik

29 Nisan 2017Ziyaeddin Halid İpek14 Yorum »

halid2

Geçen aylarda bir uçak yolculuğunda boş kalmamak için havaalanında bir dergi alayım dedim. National Geographic dergisinin cinsiyet başlıklı sayısı ilgimi çekti. Acaba ne anlatılıyor diye dergiyi aldım.

Dergide erkeklerin ve kadınların karakteristik özelliklerinin anlatılacağını zannediyordum. Meğer durum çok farklıymış. Aslında dergi cinsiyet kapsamını çok farklı bir boyuta taşımış. Sadece bizim bildiğimiz iki cinsiyet yokmuş. Aslında on sekiz farklı cinsiyet varmış.

Derginin içeriğini anlatmayacağım çünkü insanların kafasını zehirlemek istemiyorum. Ancak ne kadar kafadan bozuk, hormonal bozuk, sapık kişilikli birey varsa hepsini yeni bir cins diye piyasaya sürmüşler.

Escinsellikle ilgili son yıllarda ortaya çıkan çok farklı modeller var önümüzde. Kadın gibi, kadın tavırlı program sunan erkek sunucular mı dersiniz… Sertliği ve kabalığı ile övünen erkek tavırlı kadınlar mı dersiniz… Hepsi ayrı bir rezalet.

Televizyonda escinşelleri, kadın kılığına girmiş erkekleri konu alan skeçler, filmler ve diziler tonla. Herkeste bunları izlerken çok eğleniyor. Kahkahalarla gülüyor. İşin kötü tarafı çocuklar dahi bunları izleyerek büyüyor. Bu çeşit programların o masum çocukların kişiliklerinde ne büyük yaralar açabileceğini düşünmeden ebeveynler kendileri ile beraber çocuklarına da bu programları izletiyorlar.

Bu konuda en kötü durumda olan kesim ise gençler. Gençler birbirlerine eşcinsel bireylerin komik tavırlarını içeren videolar gönderiyorlar. O kişilerin yaptıkları tuhaf hareketleri arkadaşlarına yaparak sözde espri yaptıklarını düşünüyorlar. Eşcinsellerin komik tavırlarını ve saçma sözlerini izleyerek gülüyorlar. Bir nevi durumu alaya alıyorlar fakat bu durum alaya alınacak türden bir şey değil.

Her geçen gün toplumda cinsiyetsizlik teşvik ediliyor. Sapık ilişkilerde bulunan kişiler göz önüne çıkarılıyor ve reklam ediliyor. Ta ki bu gibi durumlar topluma sirayet etsin ve normal görülsün diye. Şu ana kadarda oldukça başarılı bir şekilde ilerlemeye devam etmekte.

Özellikle kendini feminist kadın derneği olarak tanıtan kurumlarda eşcinselliğe çok yakın bakıyor. Erkeklere ölüm. Ancak erkeklerle birlikete olan erkekler çok şirin! Onlar tam erkekten sayılmadıkları için onlar çok tatlı! Adeta toplumun kurtarıcısı onlar. Hatta öyle ki Müslüman kadının hakkından eşcinsel erkeklerin hakkı daha kıymetli onlar için. Erkekler çok zalim, katil, hunhar ve cani! Escinseller çok şefkatli, masum, iyi kalpli ve sevecen! Sanırım erkekler olarak suçumuz normal olmak onların gözünde. En sakinimiz bile bir katil potansiyeline sahip.

Lut kavminin ve onlar arasında bu ilişkilerine tepki göstermeyen abidlerin helak olma sebebi, bugün bizim toplumumuzda daha kötü bir şekilde bire bir yaşanıyor. Bizim bu duruma tepkimiz ise televizyon başında o kişilerin komik tavırlarına gülmek. Yaptıkları shovları bir alay haline getirmek.

Gittikçe şirinleşen eşcinsellik karşısında toplumun doğru bir şekilde bilinçlenmesi ve tepki göstermesi gerekli. Her şeyi komedi, her şeyi keyif ve mutluluk vesilesi olarak görmeye başlayan toplumumuzda gülünmemesi gereken durumların olduğunu unutmamalıyız. Hatta böyle şeylerin üstüne düşünülmesi belki de gidişatımızın haline ağlanması gerektiği bir kez daha hatırlatımalıyız.

Okunma Sayısı : 5.224

“Şirinleşen Eşcinsellik” için 14 Yorum

  1. .../nisa diyor ki:

    Sırbistan’da eşcinsel başbakan seçilmiş. Görünürlüğü ve normal kabul edilmesi her geçen gün artıyor.

  2. .../nisa diyor ki:

    Birkaç gün önce helak olan kavimlerin durumu gibi kuranı kerimde anlatılıyorsa imtihanın kıyamete kadar sürecek olduğundandır diye yazmıştım.

    Lut kavminin helakına sebep olan fiil bugünde yaşanıyor şirin normal bir şeymiş gibi gösterilerek. Bir yazarın tespiti çok hoşuma gitmişti bu zamanın imtihanı fıtratla.

    Büyük bir proje olduğu da açık. Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya çalışıyorlar, lgbt dernekleri, tv yada sosyal medyada görünürlüğünün artması tepkinin yerini kanıksamaya bırakıyor.

    Taşıyıcı annelik, s… bankaları gibi yöntemler hem aileye hemde kadın erkek fıtratına yönelik tehlikeli laboratuvar çalışmaları.

  3. Sadece Fatih diyor ki:

    Bu arada bahsi geçen dergi ya da görsel yayınları çok manüplatiftir ve bilimsellikten uzaktır, adeta sinema filmi gibidir. Genelde konuları subjektif olarak ele alırlar ve bilimsel dayanağı olmayan yorumlar katarak bir yerlere yontarlar, evrim gibi. Bu yayınların izlenmesini tavsiye etmem. Diğer belgesel sağlayıcılar daha objektif, onları takip edin derim…

  4. cihad diyor ki:

    Eşcinsellik meselesi sıradan bir cinsel tercih konusu değildir, siyasete müdahil ve toplumsal mühendislikle ilgili yatay hiyerarşisi olan bir lobi meselesidir.

    HDP hangi seçmen profillerinden oy aldı?

    1- Doğrudan PKK’lı veya PKK sempatizanı olan Kürt ve Türklerden.

    2- Erdoğan’dan intikam almak isteyen Fetullahçılar, Kemalistler, sermaye ve Cihangir solcularından.

    3- “HDP iktidar olursa Türkiye, Sodom-Gomore gibi olur rahat ederiz” diyen LGBT’den.

    4- HDP’yi Kürtlerin sözcüsü kabul eden Kürtlerden.

    5- Kendini HDP ile ifade edebileceğini düşünen solcu gençlerden.

    Dün incelediğimiz 2. profilden sonra, PKK’nın 3. seçmen profili ile devam ediyoruz.

    PKK’nın üçüncü seçmen profili:

    3: HDP iktidar olursa Türkiye, Sodom-Gomore gibi olur rahat ederiz” diyen LGBT

    Bu profili incelerken bizi ilgilendirmeyen ayrıntıları temizlemek adına söylüyorum; Bu yazının meselesi, insanların hazları ve kendi bedenleri üzerindeki tasarruflarıyla ilgili bir cinsiyet kimliği meselesi değildir.

    13 Haziran 2013 tarihinde BBC’de yayınlanan bir haberde, “Papa Francis’in, katıldığı özel bir toplantıda, Vatikan içinde bir ‘eşcinsel lobisi’ olduğunu kabul ettiği” yazıyor.

    HDP’nin bu seçmen profili bir lobi faaliyetidir. Siyonist lobilere ilham olan eşcinsel lobiciliği, siyasete ve toplumsal mühendisliğe müdahil derin bir lobidir. Roma İmparatorluğu, Endülüs Emevi Devleti ve Osmanlı Medeniyeti tarihlerinde, isimleriyle kayıtlarına rastlanan bu lobilerin tarihi aslında çok daha eski. Tarih boyunca bir çok toplumsal mühendislik faaliyetleri yapmışlar ve sanatsal performans konusunda, kimliklerini gizleyerek yahut ilan ederek ön plana çıkmışlardır. Zaman içinde doğrudan ilgilendikleri konuların öncelik sıralamaları ve başlıkları güncellenen bu lobiler her seferinde aile yapılarını ve nüfus planlamasını hedef alan faaliyetleri asıl iş olarak yürütmüşlerdir.

    Eşcinsel lobilerinin sosyolojik çözümlemesi yapıldığında bu gün kafaya taktıkları meselenin “Kadim aile yapısı” olduğu anlaşılıyor. Erkek ve Kadın kimliklerini hedef almak son tahlilde anne ve babayı hedef almaktır. Bu noktada, romantik yakıştırmalarla anne ve baba üzerine çocuklarına babalık yapan annelerden başlayıp, biberon emziren babaların anneliğine kadar bir torba laf edilebilir. Ne anlatırlarsa anlatsınlar annelik bir kadınlık meselesidir babalıkta bir erkeklik meselesi. Bu durum insanların tercih ettikleri, icat ettikleri ya da sonradan kazandıkları felsefi bir konu değil, bir temel gerçektir. Anneliği kim icat etti?

    PKK’nın mermi ve bomba ile yaptığı katliam faaliyetleri çok acı ve çok derin yaralayıcı olsa da bir gün telafi edilebilecek zararlardır. Verdiğimiz şehitler kendi açılarından hiçbir şey kaybetmediler Allah’ın izniyle. Kaybeden biz geride kalanlarız. Tam burada kalıcı tahribat için LGBT devreye giriyor. Özendirici rol modeller, tartışmalardan korunmak için yayılan sahte “sevgi” ve “barış” kalkanları toplumu kökünden çürütmek için yürütülen savaşın etkili silahları aslında. PKK ile LGBT işbirliği tam bu ortak hedefte birleşiyor işte.

    21 yıllık polislik hayatının 19 senesinde kumarhanelerin peşine düşmüş bir Emniyet Müdürünün anlattıklarına kulak verelim;

    “Sanatçılar, iş adamları, bürokratlar, üst düzey polisler ve ünlü etkili gazeteciler var aralarında. Çok fena bir gayya kuyusuna girmişler. Bağımlılık gibi, asla kurtulamazlar. Gizliyorlar kendilerini ama bağlılıklarından da vazgeçemiyorlar. Kendiliğinden bir grupları oluşuyor mecburen. Kendi aralarında herkes birbirini tanıyor ve birbirinin sırrını biliyor. Bu sır meselesi öyle güçlü ki, kendi çocuklarını bile harcarlar bu sırları uğruna. Şimdi bunlara bu ortamları sağlayan büyük bir organizasyon var. Güvende oluyorlar o ortamlarda ve rahat davranıp istediklerini yapıyorlar. Bu ortamları sağlayan organizasyonun ucu Londra’da bir ucu da Amerika’da. Her türlü imkanı veriyorlar bunlara, rahat yaşıyorlar gizledikleri kimliklerini. Sonra bir gün geliyor talimatı alıyorlar. Şu parti desteklenecek, bu adam medyada harcanacak, bu adamın emniyetteki dosyası şöyle olacak diye… İnanolsun Cumhurbaşkanı arasa emir verse bu kadar kesin ve hızlı iş görülmez. Hakimde var, savcı da, medyacısı da var, şarkıcısı da… Bunların merdiven boyayan tayfası harcıalem. Sokaktakiler gariban, asıl olay yukarıda dönüyor. İnterpol’ün ‘Turuncu Bülten’ listelerine isim sokan adam bunlar. Antartika’ya kaçsan penguenlere kovalatırlar adamı”

    Müdür bey’in anlattığı birbirinin sırrını bilen küresel loca konunun özü. HDP’nin LGBT hevesi bu locanın gücüyle hareket etmek ve PKK’nın hakimiyet alanına güç kazandırmak. PKK hakkında çıkan onlarda “cici çocuklar aslında” haberlerinin bir çoğunun altında bu locanın talimatları var.

    Loca biliyor ki, PKK’nın hakim olduğu alanlar arttıkça oralarda Sodom-Gomore yeniden doğacak. Kendi zeminine yatırım yapmak için PKK’yı destekliyorlar. Erkeklerin erkek olmadığı, kadınların kadın olmadığı toplumlarda insanlığın başından beri devam eden aile yapısı bir çırpıda çökecektir çünkü. Bu çöküş insanlığın devamını bile etkileyecek kadar derin bir problemdir aslında. PKK’nın öldürerek bitirmeye çalıştığı,insanlığı tahrip etme eylemleri için eşcinsel locaları bin yıllardır çalışıyor zaten. HDP’nin “insanlık için” sloganının asıl anlamı üzerine ayrı bir tartışma konusu açılması gerektiğini bir kenara not etmek gerekiyor. İnsanları öldüren bir terör örgütünün “insanlık için” diye bir sloganla yaptığı çarpıtma tarihin en büyük paradoksudur aslında.

    PKK’nın, Avrupa’nın ortasında açtığı merkezlerin, şirketlerin, hücre evlerinin üzerindeki koruma kalkanlarının en büyüklerinden biri olan Eşcinsel Lobileri, Türkiye’de kendini “özgürlük dayanışması” olarak gösteriyor.

    Bir diğer buluşma noktaları ise uyuşturucu ve silah pazarlarındaki ortaklıkları. 8 Ocak 2012 tarihlerinde, Öncüpınar sınır kapısında durdurulan dört TIR’da, askerî nitelikli balistik füze yapımında kullanılan nükleer hammaddeler ele geçirilmişti. İran’dan yola çıkan bu TIR’ların içindeki nükleer malzeme olayından sonra 10 Şubat’ta Rusya’da yakalanan İran ajanları Eşcinsel Lobilerinin nükleer silahların satışı konusunda tek söz sahibi olduklarını ve Türkiye sınır kapsında yakalanan TIR’ların lobiden habersiz yapıldığı için ortaya çıktığını itiraf etmişti.

    Nükleer silah, uyuşturucu, organ ticareti, çocuk ticareti gibi konularda söz sahibi olan eşcinsel lobilerin PKK ile ortaklığı Cihangir’ de boyanan merdivenlerdeki gökkuşağı renkleriyle örtülebilecek basit bir mesele değildir.

    3 numaralı bu profile karşı ne yapacağız peki?

    1. Kadın ve erkek meselesi bir cinsiyet meselesi değildir. Konu anne ve baba olma meselesidir. Anne baba konusu insanlık onurudur.

    2.PKK’ya karşı müdafaa ettiğimiz şey siyasal bir ideoloji yahut doktrin zırvalıkları değil kadim aile yapısıdır.

    3.Hazlarının peşinde harcanmış, gençlerin tuzaklardan korunması en az PKK mermilerinden korunmak kadar önemlidir.

    4.Kızlarımız ve oğullarımızın geleceğinin gasp edilmesi kanlarının dökülmesi kadar barbarca bir faaliyettir ve şarkılarınız bizi kandırmaya yetmeyecek.

    5.Dünya üzerindeki hiçbir siyasi iddia evlatlarımızın sağlığından daha kıymetli değildir. Hangi piramidin hangi tepesinden size yol verildiği umurumuzda değil, evlatlarımızı “Cinsiyet eşitliği” adıyla kurduğunuz kapanlardan koruyacağız.

    6.Filmlerde ve romanlardaki eşcinsel kahramanlar üzerinden dayatılan “sende tercihini yap” zorlamasının ne anlama geldiğini biliyoruz.

    7.Özgürlük, insanların kendi bedenleri üzerindeki tasarrufu sınırında biter. Mücadelemiz insanlık içindir. Bu konunun, şahsi hazlara indirgenip velvele çıkarılmasının pis bir zemin kaydırma telaşı olduğunu biliyoruz.

    İşgalci İsrail’in, eleştirilerden korunmak için, Antisemitik yaftasını nasıl kalkan olarak kullandığını biliyoruz. Suriye’yi, Lübnan’ı, Yemen’i, Irak’ı, Afganistan’ı kana bulayan İran politikacılarının, “Mezhepçi” yaftasını nasıl kalkan olarak kullandığını biliyoruz. PKK’nın kendini korumak için “IŞİD” yaftasını nasıl kalkan olarak kullandığını biliyoruz. Ulusalcı dikta rejimine baş kaldırdığımızda, “El-Kaideci” yaftasını nasıl kalkan olarak kullandığınızı biliyoruz.

    Homofobik yaftasını da nasıl kalkan olarak kullanacağınızı da biliyoruz.

    Erem ŞENTÜRK (Diriliş Postası)

    • .../nisa diyor ki:

      Cihad bey,

      Paylaşımınız için teşekkür ederiz. Erem Şentürk’ün nokta vuruşu yaptığı tespitleri var gıda terörü üzerine de tespitler yapmıştı.

      Vatikan’da istismar edilen erkek çocukları zaman zaman gün yüzüne çıkarılmaya çalışılsa da bir şekilde üzeri kapanıyor.

      • cihad diyor ki:

        Ben teşekkür ederim Nisa Hanım ne demek…
        Erem ŞENTÜRK beğendiğim yazar/insan(lardan).
        Paralı uşak ve tetikcilerin mebzul miktarda olduğu medya/yazarlık sektöründe bazı istisnalardan biridir kendisi.

        • .../nisa diyor ki:

          Cihad bey,

          Kültür emperyalizmi tespiti de doğru. Ben Mavi Marmara’da bulunan gazeteci Adem Özköse’yi ve yazar Metin Karabaşoğlu’nu da takip ediyorum bu kişilerin duruşları da düzgün.

  5. Süleyman diyor ki:

    Dediğiniz gibi ne yazık ki cinsiyetsizlik çok ciddi bir boyutta. Hatta bazı çizgi filmlere de yansımış. Biz küçükken teletubies vardı televizyonlarda. Bir süre sonra yayın yasağı ile kaldırılmıştı. Neden kaldırıldığını şu an ancak yeni öğrendim. Meğer Teletubies karakterlerinin hiç birinde cinsiyet yokmuş. Dolaylı olarak cinsiyetsizliğe sevk ettiği için yasak konmuş. Bu çeşit durumlar fazla ne yazık ki

  6. Yahya diyor ki:

    Feminizm ile ilgili yorumlarımda bu mevzuya bir çok kez değinmiştim. Bir başı boşluk gidiyoruz. Halid bey’inde dile getirdiği gibi bu kadın dernekleri eş cinsellere yardım ve yataklık ediyor. Kadını koruma, mobbing ve benzeri sözde eşitlik kanunları ile bu toplulukların mensupları koruma altına alındı.
    Her türlü lgbt neşriyatın dolaşımı ülkemizde serbest. Cinsiyet değiştirmek serbest. Böyle şahısların kamuda çalışması ve kamuya hizmet eden alanlarda çalışması serbest, hiç bir yaptırımı yok. Yakında bunlara evlilik, çocuk doğurma, çocuk edinme gibi haklarlar verilirse şaşırmamak gerekir.

    Durum tespiti güzel ancak ya çözüm?

    • Zeynep diyor ki:

      Ne olsun isterdiniz takılmalarini mi? Bu neyin öfkesi??

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Zeynep Hanım.

        Bir sorunla beraber çözüm öneriniz yoksa siz de o sorunun bir parçasısınızdır. Eleştirmekle alakalı en önemli hususlardan biri eleştirilen sorunun çözümü için bir öneri sunulmasıdır. Hatta bir keresinde dinimizdeki eleştiri adabıyla ilgili bir şey duymuştum, şöyleki durumla ilgili çözüm önerisi içermeyen eleştiriler ahlaklı bulunmuyor. Belki durum tespiti olarak değerlendirilebilir ama salt eleştiri olarak kaldığında itham ya da dedikoduya yakınsıyor durum. Yahya bey buna değinmiş.

        Eşcinsellikle ilgili çözüm şu olabilir. İyinin reklamını yapmak. Nasıl ki adamlar bu durumu yaygınlaştırmak için gizli ya da aşikare propaganda yapıyorsa bizler de yaşantımızı dinimize uydurup örnek insanlar olursak bakın doğrusu bu ve mutluluğa götüren bu diyebiliriz. Diğer türlü kendisini muhafazakar eşcinsel olarak tanımlayan insanlar boy gösteriyor. Örn. “ünlü” modacı cemil. i. …

      • Feyza diyor ki:

        Zeynep hnm
        Acaba yanlis bir yere mi yazdiniz bu yorumu, kusura bakmayin sakin gercekten anlayamadigim icin soruyorum. Sanki bir yanlislik olmus gibi geldi yaniliyorsam duzeltin.
        Rusya (sanirim) escinsellikle ilgili bazi yaptirimlar uygulamaya baslamisti. Bu gibi devlet eliyle getirilecek duzenlemelerin etkili olacagini dusunuyorum. Escinsellere ozgurluk saglanmasi yalnizca durumun normallesmesine olanak tanir.
        Escinsellik medya yoluyla ozendirildikce erkeklerin giysileri dahi degismeye basladi. Mesela kadinlarin dahi zaruri bir durum olmadikca kaslarinin alinmasi men edilmisken erkekler bunu aralarinda yayginlastiriyor. Dar pantolon modasi ornegin, rengarenk pantolonlar. Yirtik ve kisa pacali. Bazen disarda gorunce sok oluyorum.
        Halka intikal etmeye bu sekilde basliyor ne yazik ki. Once giyim kusam ile degisim baslayip sonra icraate dokuluyor.
        Kadinlarin esarbi nasil aksesuar haline geldiyse ve zamanla ahlaki zaafiyet basgosterdiyse, simdi erkeklerin de sakali ayni islevi goruyor. Sakalli ama dar pantolonlu, sakalli ama kaslar alinmis, sakalli ama saclari joleli….gidisat malum.
        Medya zaten kimin elinde bunu biliyoruz. O yuzden kasitli escinsellige ozendirici yayinlarin yapilmasini yadirgamiyorum, onlar isini yapiyor ya biz? Sunger gibi ne gorurse icine ceken filtresiz bir toplum olmak zorunda miyiz?
        Escinsellige meyilli, akil ve ruhi dengesi kaymis, fitratini terk etmis topluluklar bilhassa Musluman toplumun icindeyse eger Siyonizm icin en ideal topluluklardir. Toplumu ifsad eden bu rezil gruplara yasal serbestlik degil yasal denetim getirilmeli. Yoksa bir Pompei halkinin akibeti ile tehdit altindayiz demektir.
        (Zeynep hnm yorumunuzu anlayamadim ama bu yazdiklarim size degil, genel cercevede yazdim. Siz de acarsaniz yorumumuzu daha iyi anlayabilmis oluruz. Yahya bey Ramazan-i Serif boyunca yazamayacagini beyan etmis o yuzden okuyamayadabilir. O yuzden serh dustum. Selamlar.)

  7. Sadece Fatih diyor ki:

    Ülkemize “muhafazakar eşcinsel” kavramını bile soktular, daha ne olsun…

  8. Zeynep diyor ki:

    Lisede biyoloji öğretmenimiz tavsiyesi ile bir yıl boyunca almıştim bahsettiğiniz dergiyi fakat fikirlerimin yavaş yavaş değiştiğini hissettim .Bilim adı altında farklı düşünceler empoze ediyor.Mesela o zamanlar darvin teorisini ispatlamaya çalışıyordu.O günden sonra hiç almadım hatta nefret ettim.Böyle bir rezeletine de hiç şaşırmadım doğrusu .Siz yazınca farkettim es cinsel erkekler melek gibi profil çiziyor dizilerde .Gençler ve çocuklar açısından çok tehlikeli hiç bu açıdan bakmamistım. Genel olarak çoğu programda bir Cinsiyetsizlik seziyorum erkekler ile kadınlar hiç farklı gelmiyor bana kadınlar çok erkeksi geliyor bazı programlarda
    .

Yorum yapın

Röportajlar

Kızların Ölüm Fermanını Anneleri İmzalıyor

Hamit İzol 63 yaşında. İzol aşiretinin ileri gelenlerinden. Onun doğduğu topraklarda hep törenin sözü geçti. Çok insanın canı yandı, çok insan bazen akraba elinden gelen kurşunlarla hayatını kaybetti. Yeri geldi ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Bir insan niçin yaratılmışsa ona o kolaylaştırılır. “ ( Hz. Muhammed s. a. v )

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku