Söz Yangınları 2

09 Nisan 2012Haberler55 Yorum »

TECRÜBELİ KADINLARIMIZIN SÖZ YANGINLARI-2

GELİNCİKLERİMİZE

Otobüste bir teyzem, bir kadına evlilikle ilgili nasihatta (!) bulunuyordu bende hemen kulak kesildim, teyzem diyor ki “Kızım yürekli kadınların başları, yüreksiz erkeklerin omzuna ağırlık olurmuş.”sonra teyzem durmuyor devam ediyor, ” Bu yüzden gerçek dostum aynalardır. Ben güldüğümde o da gülüyor, ben ağladığımda o da ağlıyor”.

Ardından gelincik kızımızda bu teyzemin sözlerine son vuruşunu yapıyor “ahhh teyzem ahhh o yürekli erkek de beni bulmadı, çok da güzel sözlermiş, beni anlatan sözler bunlar ”dedi. Ve gelincik kızımız ekledi “hemen facebook ada yazmalıyım ve tweet te atmalıyım”.

Dayanamadım sordum. “Af buyurun, kulak misafiri oldum. Acaba teyzenin söylediği sözleri internette paylaşırsanız, kocanız görmeyecek mi?”… derken sormaz olaydım.

“Görmesi için yapıyorum, kendisi işte, adam olsaydı bunları yazdırtmasaydı .“dedi. “Peki ya boşanırsanız.” dedim, durakladı. “Öyle yapar mı ki?” dedi, ” çok şükür ki anlaşamazsak boşanırız düşüncesi yokmuş” dedim.

Hemen teyze araya girdi, “kendini ezdirme kızım, sen onun kölesi değilsin, tapulu malı değilsin istediğini yaparsın özgürsün. ” Bana döndü ” Senin koca da senin gibi safı bulmuş, iyi bir köle bulmuş dedi.” Önce bir tebessüm ettim ve ekledim “Kocamın cennet yuvasıyım ben.”

Teyze “bak bak ballı sözlere bak” dedi. Kıza döndü “balın fazlası zarardır” diye telkinlerde bulundu. Teyzenin sözleri artık bir yuvayı yıkmaya getirecek düşüncelerle doluydu.Hem teyzeyi kırmadan, hem de gelincik kızımıza yardımcı olacak bir sözler söylemeliydim. Önce gelinciğe sordum:

Ben: Çalışıyor musunuz?

Gelincik: Öğretmendim, kocam benim erkeklerin olduğu ortamda çalışmamı istemedi, paraya da ihtiyacımız yoktu, ben senin ihtiyaçlarını karşılarım demişti. Bende onu sevdiğim için kabul ettim.

Ben: Peki karşılıyor mu?

Gelincik: Hakkını yiyemem karşılıyor.

Ben: Bak kocan yürekli adammış.

Gelincik: Ama hep yorgun geliyor konuşmak istiyorum hemen uyuyor. O yüzden kapıyı bile açmıyorum kendi açıp giriyor artık.

Teyzem: İyi yapıyorsun, alıştırmayacaksın, azıcık kıymetini bilecek.

Ben: Teyze, sizce de mi kapıyı açmamakla kocası, karısının kıymetini mi bilecek? Karısını başının üstüne mi koyacak?

Teyzem: Bak sen kocana bunları yapıyorsun herhalde ama sonra sözüme geleceksin. Allahtan senin gibi kızlar pek yok. Bu kadar yüksek tahsil yapmışsın ama kocana köle oluyorsun.

Ben: Kocamın memnuniyeti, gönlünün hoşnut olması için her şeyi yaparım, yabancıya yapmıyorum kocama yapıyorum bunda utanılacak, gurur yapılacak, küçümsenecek hiçbir şey yok. Kocam, yuvamın huzuru her şeyden önemlidir, derim teyzem.

Teyzem: İyi iyi sen böyle devam et.Benim gibi öğüt verecek birini Allah karşına çıkarmış, şükretmen gerekirken..neyse ben seni uyardım, sonra ahh o teyzem bunları demişti demezsin inşallah.

Bu sürede otobüsteki herkes bizim bu konuşmalarımızı duyuyordu. Hemen arka koltuğumuz da oturan bir amca, gelincik kızımıza şunları söyledi :

“Bak kızım erkek eve girmeden ilk önce, sevdiği kadınının tebessüm eden yüzünü görmek ister. Bazı erkekler sevgisini belli etmezler hemen. Bunu sen başaracaksın. Benim rahmetli hanımım her sabah benden önce kalkar kahvaltımı hazırlardı sonra beni dua ile kapıdan uğurlardı ben uzaklaşıncaya kadar camdan ayrılmazdı.Ben de her sabah onu rabbime emanet edip , bir de ayetel kürsümü okur giderdim.Sonra evime gelir kapıda ilk onun tebessümünü görürdüm alıştırmıştı beni, iyi de yapmıştı, o öldü ama onun o tebessümü gözümün önünden hiç gitmez.

Hatta bir gün geceleyin uyurken ,’hanım canım mercimek çorbası çekiyor, biliyor musun’ demiştim.Sonra o da sabahleyin erkenden kalkıp bana mercimek çorbası pişirmiş, sabahleyin masaya bir kase mercimek çorbasını önüme koyduğunda, kalktım alnından öpmüştüm hanımımın.Gönlümü hoşnut eylemişti.Yapmayabilirdi, yapmasaydı da kızmazdım. Her gün dua ediyorum kızım, Allahım cennetinde beni onun kocası, onu da bana kadınım eyle diye. Kocanın üzerinde böyle bir iz bırakmak istemez misin diye bir sual ekledi. Otobüsteki herkes pürdikkatle dinledi.

Gelincik kızımızın gözleri doldu, yufka yürekliydi, sadece çevrede yanlış yönlendirenleri vardı.

Gelincik : “Biliyor musunuz ben şimdi annemin yanına gidiyorum, anneme anlatmıştım annem benim tarafımdaydı, ablam ağabeylerim hepsi benim tarafımdaydı boşan istersen demişlerdi biz sana bakarız , bir de eklediler niye mesleğini bıraktın , işte değdi mi” diye gelincik kızımıza bir sürü olumsuz kelamlar etmişler. Kocama da “illa gideceğim annemin yanına” demiştim ve boşanmak istediğimi de belirtmiştim o da susmuştu . Otobüse bindirirken “gitmene rızam yok biliyor musun” demişti.

“O zaman indiğimizde yuvana geri dönüş bileteni de alalım” dedim “ya beni boşarsa” dedi “ben onu çok seviyorum ben naptım” demeye başladı. Telefon numaramı istedi verdim. Dönüş biletini aldık ve kocasının yanına geri gönderdim, gönderirken bir soru sormasını istedim “boşanmak istediğini duyduğunda niçin sana cevap vermediğini de öğrenir misin” dedim 3 gün sonra beni aradı.

“Eve gittiğimde beni kapıda görünce önce ikimizde sustuk, dediğiniz gibi ilk adımı ben atayım dedim, tebessüm ettim sonra kocam tebessümünü etti ve hemen ona sarıldım , onu özlediğimi ve özrümü belli ettim, akşam beni yemeğe götürdü, eve döndüğümde sorunuzu sordum cevaben şunu söyledi :Birincisi ben sana ölünceye kadar seninle evli kalacağıma söz verdim,ben bir kere sevmişim seni, karım demişim sana. Ve bir de şunu ekledi, ” Allah boşanmayı kadınların eline iyi ki vermemiş yoksa çözümü hemen boşanmada bulurdunuz.” İkimizde tebessüm ettik, iyi ki rabbim bize bırakmamış çünkü biz kadınlar çok çabuk sinirlenebiliyoruz ve hemen “boş ol” diyebiliriz.

Kocasının çok artı yönü olduğunu o otobüste bizimle karşılaşınca fark etti, oysa başkaları başka şekilde yönlendirseydi, bir yuva daha kapanacaktı.

Eğer siz kendinizi yürekli görüyorsanız yanı başınıza bakın, uzakta aramaya gerek yok, onu kocaman yürekli yapabilmek elinizde.

Sevmek güzelken, severken sevdirebilmek güzelken, niçin ahlarla vahlarla acabalarla ömür tüketilir.Varsın ilk adımı kocam atmasın ben atayım, yuvamın huzuru erim her şeyden herkesten daha önemli diyerek başlayamaz mıyız? Kocam yangın olsa bile ben su olurum diyemez miyiz?

Hataları affedin. Yeniden varlığın varlığım olsun deyip, yeniden kalbinizi birbirinize yazabilirsiniz. Yeter ki isteyin. Yeniden başlamak zor değil. Adım atın.

Not: Size tavsiyem evinizdeki sorunlarınızı, kendi evinde huzuru mutluluğu yakalayamamış insanlara anlatmayınız. Kendilerine veremedikleri akılla size bir gaz verir o gaz ile geri dönüşü olmayan bir yola girebilirsiniz. Başkasına yar olur, eller bahtiyar olur unutmayın.

Okunma Sayısı : 7.988

Yorum yapın

“Söz Yangınları 2” için 55 Yorum

  1. Yasin dedi ki:

    Gülnur Hanım yazmayalı epey zaman oldu. Oysa yazılarını sevmiştik, devamını bekliyoruz. 🙂

  2. zuhal dedi ki:

    Bence erkekler nasıl kadın isterlerse kız evlatlarını öyle yetiştiriyolar öyle kadınlarada kalıyolar Hadiste denildiği gibi ‘siz ne kadar iffetli iseniz kadınlarda o kadar iffetlidir’

  3. Yasin dedi ki:

    Küsmenin mantığı nedir bilmiyorum, kocayı hizaya getirme taktiği mi bu?
    Küsünce bir şey mi oluyor? Kocanız değerinizi anlayacak mı sanıyorsunuz? Bir birimlik değeriniz varsa onu da kaybedeceğinizin farkında değilmisiniz?

    Hamile kaldıktan veya Çocuk sahibi olduktan sonra küsmenin AHLAKİ bakımdan ne olduğunun farkında mısınız? Kendi değeriniz yok mu? Neden bir masumu kendi çıkarlarınıza alet ediyorsunuz? Kocanızdam memnun değilseniz hamile kalmadan önce yapsanıza ne yapacaksanız!…
    Çocuğu keyfi için, emellerine ulaşmak için kullanacak kadar insani değerlerini yitirmiş insi varlıkların olduğunu görmek çok üzücü :'(

    (bana kimse annenin kutsallığını anlatmaya kalkmasın, Çocuğu için kendi canından vazgeçen annelerin de varlığını biliyorum, annelik sadece biyolojik olarak değerlendirilecekse çocuğunu çöpe atan anneleri izah edin. Baba çocuk için sudan bahanelerle evi terk eden o kadın türüne bile katlanmayı göze alıyorken; elalemin kışkırtmasıyla kendi çocuğunu emelleri için babasına karşı kullananlara anne denilemez)

    • SÖZÜN ÖZÜ dedi ki:

      Çocuğu doğuran “anne” dir.
      Çocuğu terbiye eden ise analık bilgeliğidir.
      Annede analık bilgeliği yoksa, çocuk ana kucağındayken bile yetimdir.

      • "Demedi Deme" dedi ki:

        SAYIN SÖZÜNÖZÜ

        “Çocuğu doğuran “anne” dir.
        Çocuğu terbiye eden ise analık bilgeliğidir”

        Bu yaptığınız ayrım bile Resulullah efendimizin (sav)

        CENNET “ANA” ların AYAKLARI ALTINDADIR

        Hadisi şerifinin genelin anladığı manasını olumlu manada değiştirir.

        Özetle Meselenin özü ANNE ile ANA arasındaki farktır. Ana’yı anne’den ayıracak biliç önce ailenin sonrada toplumun çehresini değiştirir.

        Hürmetle

  4. SÖZÜN ÖZÜ dedi ki:

    En tehlikeli kafalar, uzaktan kumanda edilebilen kafalardır,
    Kumandadaki düğme sayısınca “yön” verebilirsiniz.

  5. hasret dedi ki:

    hep olaya kadın terkediyor diye yorumlar yazılmış..
    aslında çoğu zaman kadınlar bunu yapıyor olabilir her nekadr onaylamasakda ..ama ben öyle evlilikler biliyorum ki çevremde..kadın ailesine dargın bile gidemiyor.çünkü biliyor ki giderse ailesi onu birdaha kocasına vermeyecek..yada kocası peşinden gelmeyecek onu geri kabul etmeyecek evine almayacak..butip kadınların kocalarıda nasılsa bu kadın çeker gidecek yeri yok diye fazla üstüne gidiyor ..hatta kapının önüne koyup hadi git babanın evine..her kızdığında kapı orda beğenmiyorsan git defol diyen bunu üstelik ufacık kavgada dile getiren kocalar bilyorum çevremde..buda yanlış nasılsa kadın gitmeyecek ailesi ona destek çıkmayacak diye her seferinde kapının önüne koymak çok yanlış..böyle kocalarda var.daha sonra pişman oluyorlar ama..ya kadın busefer gidrede dönmezse..bu işin şakası yok gitmek çoğu zaman çözüm değil ancak bazen olabiliyor..

    ayrıca giden kadınlrın biliçli yaptığını düşünmüyorum.bunun sebebi gerçekten kadının zayıf ,duygusal yaratılışından ve çok çabuk başkasının etkisinde kalmasına bağlıyorum ..
    dinimiz oyüzden bir çok şeyden kadını muaftutmuş..mesala hakemlik(şimdiki hakimlik)kadılık,peygamberlik yada benzer işler kadınlara verilmemiş sırf duygusal olup etki altında kalıp adil davranmaz diye..mesla şahitlikte bile dinimiz 1 ekekk isterken, 2 kadın olursa şahitliği kabul ediyor(2 kadın bir şahit ediyor)…ayrıca boşanma hakkı verilseydi kadınlar çok kocasını boşardı.. 🙂

  6. SÖZÜN ÖZÜ dedi ki:

    “iyi kaptan fırtınalı denizde belli olur”

    • Yasin dedi ki:

      Bizatihi kendisi fırtına olan bir mürettabatla yola çıktığını fark eden kaptan ne yapsın üstad?

      • SÖZÜN ÖZÜ dedi ki:

        Temel gemi kaptanı.
        Gemiyi gayet güzeL götürüyor. Denizde fırtına patlamış. Temel mürettebata emirler yağdırıyor.Şunu cetirun, bunu cetirun…Pusula cetirun bana 🙂

        Mürettebat sağa sola koşuşturuyorlar ama pusula yok.Efendim pusula bulamadık başka ne cetirelum?

        Temel bir azgın dalgalara bakıyor, birde azgın dalgalar içinde fındık kabuğu gibi inip çıkan gemiye.
        Gayet ciddi olarak cevap veriyor:

        -ŞU HALDE KELİME-İ ŞEHADET CETİRUN 🙂

        • SÖZÜN ÖZÜ dedi ki:

          Sevgili Yasin,

          Senin gibi müdakkik bir zeka ne yapacağını bilir. Hiçbir imtihan ilk ve son değildir. İnsanlar her yaşta sever ve sevilir. Eski hatalarımızdan dersler çıkararak yeni “dugusal yatırımlara” yönelebiliriz.

          Mülke mülkullah, ıbada ıbadullah olarak bakarsak yatırım alanımız genişler. Bu kültürde yetişen her insan üç aşağı beş yukarı belli düşünce kalıplarına sahiptir.Sorun kişiler değil içinde yaşadığımız kültürün sorgulanmasıdır.

          Seçim alanımızı geniş tutabiliriz:-)

          İNSAN TEMEL İHTİYAÇLARINA KÜSEMEZ SEVGİLİ YASİN 🙂 Erkek ruhundan anlayan geyşa ruhlu hatunlar arzın üzerinde hala var. Sen yeterki doğru yerde ara.Selam sevgi ve dua ile.

          • Yasin dedi ki:

            🙂 Hüsnü nazmınız için şükranlarımı sunarım.
            Söyledikleriniz çok güzel, zerre nisabınca itirazım yok.
            Lakin kaptanın dili damağı fena yandı, sefer biyografisi çok acıydı, tekrar gemiye binmeye cesareti yok, kaptanın meselesi küsme değil, küsmenin akli bir yönü de yok.
            Kaptan Denizden ve denizanasından korkuyor, hatta sahil şeridine bile yaklaşmaktan korkuyor.
            Denizden ve Takalardan Sorumlu Haşmetli Kaptanı Deryamız, Muhterem Fatma Hanım efendinin ve selefilerinin getirdiği muamelatı cedidler sebebiyle Kaptanlık yapmak istemiyor.
            Zaten kaptanın fiilen kaptanlık yapma imkanı bile elinden alınmıştır.
            Mevcut bütün kaptanlar gibi o da artık kağıttan kaptandır.
            O Kağıt artık ıslanıp da Ağıt yakmak istemiyor.
            Hiçbir yetkisi yok ama bütün sorumluluk kaptanın, yok üstad gemiyi aşırı yetkilendirilen bayan kaptanlar yürütsün artık,
            belki bir gün gemisiyle gelip bana; “mürettabatım olur musun” diyen bir hanım kaptanı derya çıkar : )))

          • "Demedi Deme" dedi ki:

            🙂 SAYIN SÖZÜNÖZÜ 🙂

            “Erkek ruhundan anlayan geyşa ruhlu hatunlar arzın üzerinde hala var. Sen yeterki doğru yerde ara.”

            Biz o kadar aradık bulamadık bizim şansımıza olsa gerek karşımıza hep ERKEK FATMALAR çıktı.
            Sizin bu konuda bildiğiniz bir şey varda bizimle paylaşmıyorsanız “vebal altındasınız” haberiniz olsun 🙂
            Bu konuda (geyşa ruhlu kadınlar) ki bildiklerinizi bizile de paylaşında DİĞER YARIMIZI araken zaman zaman kaybetmeyelim 🙂

            Selametle kalın

          • SÖZÜN ÖZÜ dedi ki:

            Saygıdeğer “Demedi Deme”,

            Öncelikle hoşgeldin demek istiyorum sonra demedi deme.

            Sizin bildiklerinizden fazla bir bilgiye sahip değilim bu konuda bak demedi deme:-)

            Abdullah bir beye ve yasin beye yazmıştım. Ayrıca Saygıdeğer dışışleri bakanımız Ahmed Davudoğlu’nun geçenlerde yabancı gelinler le ilgili bir açıklaması vardı. Bizim kültürümüze uygun olduklarını söylüyordu.

            O açıklamasını netten ara bul.Başka bir bilgiye sahip değilim.

            Bak dedim işte, demedi deme:-)

          • Demedi Deme dedi ki:

            SAYIN SÖZÜN ÖZÜ

            Hoşbulduk sağolasın,

            “Demedi Deme” olarak yeniyim bu doğru. Ama ben sitede (siteyi takip etmede)yeni değilim. Önce bir bakalım kimler ne demiş diye takipte kaldık bi süre.Bu sitede kimlerle muhatap olacağımızı belirlememiz, kimlerin 🙂 çorbasına maydanoz olacağımıza 🙂 karar vermek için gerekliydi.Çünkü zaman çok kıymetli ve kafasının içi boş olan insanlara laf yetiştirmeye harcayacak kadarda çok değil.

            Bu nedenle bir süre tirbünde kalmayı tercih ettik.Buradan da bildiklerimi paylaşırken veya bildiklerini okumak için uğrunda zaman harcamayı düşündüğüm kişileri ( 🙂 bazıları her ne kadar yönlendirmeyle, uyarmayla rumuzlarını değiştirseler de sahip oldukları USLÜP onları ele veriyor 🙂 ) açıklamak istiyorum

            Başta siz olmak üzere

            Yasin, desparate, tibet,hasret, uğur mustafa, şirpençe, rodrigo, hüzün, ali, zeliha, AYsun, elif, kepez, Allah’ın Bir Kulu, süheyla, eymen, osmancık, deniz, paslı mızrak (.:.)( 🙂 ) , sümeyra, tarık, ikbal, şule

            ve şu anda rumuzları aklıma gelmeyen İFADELERİNDE SAMMİMİ VE BİLGİLİ olduğunu düşündüğüm kişilerle mümkün olduğunca bilgi paylaşımı yapmak istiyorum.

            Hurmetle ve saygıyla

          • Yasin dedi ki:

            değerli kardeşim; demedi deme,
            🙂 Öncelikle “Allah sizden razı olsun” diyeyim de, sonra demedi demeyin… 🙂
            beni ve benimde fikirlerine değere verdiğim insanları takdir etmeniz beni sevindirdi.
            Bütün içtenliğimle teşekkür ederim.
            Allah sıkıntılarınızı Mutluluklara çevirsin, dünya ve ahiret saadeti nasip etsin.

        • "Demedi Deme" dedi ki:

          NASIL OLDU BU İŞ ANLAMADIM

          İyide benim “Demedi Deme” olarak SÖZÜNÖZÜNE verdiğim cevap “Allah’ın Bir Kulu” yapmış gibi çıkmış.

          Yapılan ( 🙂 ) bu ilgili kişilerce HATA DÜZELTİLİRSE sevinirim.

          “Demedi Deme” yin sonra 🙂

          • Allah'ın Bir Kulu dedi ki:

            Sayın “Demedi Deme”

            İsimlerimizin faklı olmasının pek anlamı yok aslında.İster kadın ister erkek olalım;

            Hepimiz yanlış tercihlerinin kurbanı, veya
            Yanlış tercih yapmış bir kurban olmamak için çabalayan,
            Kerem olarak Aslımızı, Ferhat olarak Şirinimizi, velhasıl
            İki dünyada da daimi huzur isteyen,
            Eksik olan tarafını, Diğer yarılarımızı arayan

            “Allah’ın Bir Kulu ” değil miyiz?

            Rab’bim NEFSİ’nin, ŞEYTANın ve ŞEYTANLAŞMIŞ KADIN/ERKEK lerin değil sadece Allah Rızasının peşinde olanlardan olmamızı ve kendimiz gibi insanlarla karşılaştırsın bizi (amin)

      • "Demedi Deme" dedi ki:

        Sayın YASİN

        Her kişi kendi değerini kendisini belirler.
        Bazısı bunu bilerek yapar, kimisine ise Allah merhamet eder.

        İnsanın isteyerek ve arzu ederek muhatap (samimi) olduğu insanların kalitesi; o insanlara ayrılan zamanla doğru orantılı olarak kişinin kendi kalitesini/değerini belirler.

        Allah, zalimlerin zulmüne uğramış cümle mazlumların ve zalime teslim olmayan Ebu Zer karakterlilerin yar ve yardımcısı

        Dua ve Hürmetle

  7. SÖZÜN ÖZÜ dedi ki:

    En ufak bir rüzgarda sağa sola savrulanlar “saman çöpleri” gbi hafif olanlardır. “Kökleri olanlar” savrulmazlar.

  8. sümeyye dedi ki:

    kardeşim cok güzel noktalara değinmişsin Allah razı olsun kalemıne sağlık…

  9. ZÜLFİKAR dedi ki:

    Karı-koca birbirinin örtüsüdür. Örtüyü açıp örtünün altındaki sırları rast gele önüne gelene faş etmek;
    -Ekmek yediği kapıya ihanet etmektir.
    -Boşbogazlıktır.
    -Sır tutamamaktır.
    -Sema hanımın sesli masallarında laklak leylek vardı. Aynen onun gibi evin içinde olan her şeyi dışarıya taşımak gevezeliktir.

    Böyle bir insanın EVLİLİK EHLİYETİ yoktur aslında. Şahsiyet gelişimini tamamlayamamıştır çünkü.

    Kargalara şenlik fıkraların bol olduğu ülkemizde;bu tür kadınların sır tutmamasını, örtüyü kaldırıp önüne gelene sırlarını faş etmesini, gevezeliğini boşboğazlığını ve sırları faş etmek suretiyle ekmek yediği kapıya ihanetini KADIN DUYGUSALLIĞI diyerek örtmeye çalışmaları ise “özrü kabahatinden” beter bir durumdur.

    Bir hasta doktora gittiğinde doktor bile hastanın sadece ilgili bölgesini açabilirken, daha fazlasını açmaya yetkili değilken, kadın hiç tanımadığı insanlara SIR ÖRTÜSÜNÜ sonuna kadar açıyor. Sonra duyduğu iki güzel sözle trans haline girip boşanmak niyetiyle terkettiği kocasına geri dönüyor. Bizim süzmtürk erkeğide hazır kıta asker bekliyor. Kadın istediği zaman evi terkedecek ama erkek evliliği koruma adına bekleyecek.Bunun adı fedakarlık olacak. Ya bu kadar saçma bir lafı insan ağzına alırken hiç düşünmez mi acaba?
    Neresinden tutsan elinde kalıyor.

    Adamın rızası yok, kadın evi terkediyor…
    hiç tanımadığı insanlara sır örtüsünü açıp ifşa ediyor…
    Sonra geri dönüyor erkek hazır kıta asker bekliyor.
    dikkat ederseniz kadın özür bile dilemiyor, özrünü güya belli etmiş ama özür dilememiş.Buna ne denir, hem kel hem fodul.

    Kadın duygusallığı adı altında kadının her çeşit saçmalama hakkı var mı acaba?

    Bu hikayenin sonu şöyle bitmeliydi:

    Giden gitmiştir,
    gittiği gün bitmiştir,
    ben gideni değil,
    giden beni kaybetmiştir.

    • .:. dedi ki:

      “Giden midir terkeden, yoksa kalan mı ? Şair der ki, Kalan gidenin gitmesine ses çıkarmıyorsa, çoktan terketmiştir.”

      Bu asagidaki alinti yazi benzer sekilde bir erkek icin de gecerlidir.

      Kadın gibi kadın olacak kadın dediğin, çıtır çerez niyetine yemediğin. Bir gecelik değil, ömürlük olacak ömürlük. Yıllara rehaveti değil huzuru taşıyacak. En seksi leydi olmayı da bilecek,hanım sultan olup sözünü geçirmeyi de. Cıvık konulara takılıp zaman tüketmeyecek, küfretmeyecek, Kadın dediğin ayıp nedir bilecek. Sıkboğaz edip seni yalancı durumuna düşürmeyecek.Seni öyle bir tutacak ki arkadaş, sen bile şaşıracaksın öyle tutulduğuna. iki lafın başı, her tartışmada ayrılalım tehtidi savurmayacak. Sabırlı olacak ve asla gururuna dokunmayacak…

      Tuzu az, şekeri çok gibi limiti olmayan prosedürlerle yemeklerle işi olmayacak. şöyle pastırmalı kurufasülyenin yanına tereyağlı pilavı konduracak şüphesiz. Salatasız oturmayacak yemeğe. Temiz olacak herşeyden önce mesela köfteyi mıncıklarken elleri . Yahut pahalı parfümlerin sindiği, boyacı küpü gibi, her öptüğünde bulaşık bir tadın kaldığı bir kadını öpmeyeceksin. Buram buram aşka sarılacaksın arkadaş. Buram buram kadın kokacak kadın dediğin.

      Kadın dediğin güzel olacak ama eli yündenden çok öte birşey.Zeki olacak zeki, seni bir hamur gibi karmasını da bilecek,o hamura kendini katmasını da… Paranın güzelliğini bilecek ama ne parasızlığın ezikliğini ne de paranın kudurmuşluğunu yaşayacak.Değerlerini bir anlık hevesler uğruna terketmeyecek.Namussuzluğunu, ahlaksızlığını ancak ve ancak seni baştan çıkarırken kullanacak, yan gözle adam kesmeyecek ,başka sevgili edinmeyecek. Sarışın, renkli gözlü uzun bacaklı, beyaz tenli, ince bilekli dilber filan fasarya… Kadın dediğin hatun olacak arkadaş, sözüne güvenilir, olacak. Bileceksin ki konuşulanlar burada kalır, kapıdan çıkmaz bir daha. Ağzı sıkı olacak kadın dediğin. Sırrını tutacak ama gününü bekleyip kusmayacak…Para lazımcılardan, kürkçülerden, cep telefonu manyaklarından,dırdırcılardan, unutkanlıklarını senin üzerine atanlardan, kendi yetersizliğini seni suçlayarak rahatlayanlardan, raf süslerinden,tehtidkarlardan, kaçaklardan, kıkırdayanlardan,boş bakanlardan olmayacak. Saflığı, cahilliği, aptallığı oynamayacak, biraz ukala olabilir ancak sana rol yapmayacak. Komplekslerini güzelliğiyle örtmeyeçalışmayacak. Bir şeyi çok isterse ve inançları doğrultusunda yapacak.

      En önemlisi kendini sevecek arkadaş, kendini sevmeyen kadından sana ne hayır gelir.Bir bakarsın ki yıllar sonra bu kadınla ne yatağa sığabiliyorsun, ne toprağa…Analığını da bilecek, çocuklarından saygı görmeyi de, anaya babaya
      hürmet etmeyide…

      Kadın kadın olacak be, seni sadece sen olduğun için, sensin diye sevecek.Parayla pulla, kariyerle,kimin ne dediğiyle ,sınırlamayacak.Hem sevgilin, hem arkadaşın, hem annen, hem çocuğun olacak, bağrına basacaksın huzurla… Bileceksin ki evde ‘O’ kadın tarafından beklenmenin zevkini hiçbir zevk yaşatamaz sana…

      Öyle bir kadın işte…Nerede oyle kadın yoktur deme… Vardır vardııııııııır!..
      Sende adam olacaksın seçmesini bileceksin!!!

      • ZÜLFİKAR dedi ki:

        Kusmuğunu tekrar yalayan “köpektir” demiş atalarımız.
        Çarpıp kapattığı kapıyı tekrar çalana yüzsüz denmez de ne denir? Ya kapıyı açık bırakacan.Ya da kapattığın kapıyı çalacak kadan onursuz yüzsüz ve arsız olup da bunun adını duygusallıkla örtemeye çalışmayacan.
        Bu kadar basit.

        • tarık dedi ki:

          Üstad o kadar da sert olmamak lazım tabi de eğer 1. veya enfazla 2. kez olmuşsa belki ama ondan sonrası artık samimi değildir anlamına gelir.

          • ZÜLFİKAR dedi ki:

            Sevgili Tarık bey, bu tarz konularda her görüşün bir haklılık payı olabilir. Sosyal olaylar tek nedenle açıklanamaz ve farklı bakış açıları olabilir.Ben saygı duyarım.

            Ben kendi görüşümü yazdım. Tecrübeyle elde ettiğim bilgi şudur ki: Güven bir kereliktir. Kişinin hesabına bir kez yatırırsın. Erkek/kadın farketmez.Öfkelenmek ayrı öfkeye yenilip örtünün altındaki sırları faş etmek ayrıdır. Müteahhitlerin bir sözünü pek severim.
            “Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır.”

            Bu slogan hayatta benim öğretmenim olmuştur. Yeriz içeriz kavga ederiz iyi günümüz kötü günümüz olur ama sırları saklamayıp uluorta ortaya döken insandan ben tırsarım. O öfkelendiğinde bunu gene yapacaktır diye düşünüyorum.

            Bayanın yapması gereken bir uzmana gidip yaşadığı sıkıntıları paylaşmalı ve eşiyle doğru iletişim yöntemlerini birlikte öğrenmeliydi.

          • desperate dedi ki:

            Zülfikar Bey, sizin yazdıklarınıza katılmıyorum yanlış düşünüyorsunuz dicektim ama bu siteden öğrendim ki herkes kendi hayatında haklı ve ona göre yorum yazıyor. Şimdi biz ne var bir iki kez gitmişse pişman olup dönmüşse affedin desek sizin ne yaşadığınızı bilmiyoruz ki. Bizim aklımıza karı koca kavga eder kadın dayanamaz duygusal davranıp gidebilir gibi geliyor. Ama herkesin hassasiyeti farklı, bir insan bir şeyden muzdaripse mutlaka bir nedeni vardır bence.

        • Mustafa dedi ki:

          ne yapacaz artislik yapacaz sen nasil evi terkedersin deyip defol git mi diyecez bu resmen gurur degil mi artislik degil mi usta dizi izlemeye biraz ara ver istersen

        • TİBET dedi ki:

          Dönek, oynak saptan keser sapı bile olmaz, değil ki dost, değil ki eş…

      • ZÜLFİKAR dedi ki:

        Zaten her kadın kendini, leydi, prenses zanneder.

        İçinde yetiştiğimiz, yerine göre din üstü algıladığımız, hayatın bir çok karelerinde kendisini referans aldığımız, kültür; onlara prenses ve leydi oldukları yönünde yeterince malzeme sunar zaten.
        Her kadın sözüne başlarken; ben bildiğin kadınlardan değilim der.
        Demek ki neymiş: her kadın diğer kadının algılarında “bildik kadın” etiketiyle varmış.
        Avaz avaz ne bağırıyorsunuz 🙂

        Velev ki vardır bana ne bundan? Ben olaydaki kadının çelişkilerini yorumladım.

        Eklediğiniz yazıda adam zevkine göre kadın tarifi yapmış.

        Afiyet şeker olsun. Şifa olsun.Yarasın.Bana ne bundan ?!

        Ayrıca yukardaki olayda terkeden kadındır.

        Terkeden erkek olsaydı, hamleyi önce yapardı.

        Erkek, kadının terketmesini onaylıyorsa DURUMU KABULLENMİŞ demektir.

        Yani erkek bir seçim yapmış değil, bir dayatmaya boyun eğmiştir.

        O şaire benden selam olsun:-)

        • aciz dedi ki:

          Zülfikar kardeş herkes fikrinde özgürdür elbette ama bende katılmıyorum söylediklerinize.. Çocukla duygu sömürüsü yapmak deil elbette ama ortada heleki bi çocuk varsa çocuk olmasa bile insanın sadece kendini gururunu düşünmesi islam ahlakına uygun mu??? Her insan yaptgı hareketin durusun islamda ki yerini bilmeli ona göre hareket etmeli. Erkek karısını aldatsa bile büyüklerimiz hiç bir zaman boşanma yolunu göstermemiş affetmek bağışlamak ne büyük bir erdem( kadın aldatınca zaten bitiyor o evlilik islam hukukuna göre ) tabiki bundan erkekler aldatabilir anlamı çıkmamalı. Herkes her hatayı büyütseydi aile kavramı çoktan yok olurdu. Hoşgörü anlayış merhamet olmalı ki Allahu tealanın da sana merhametini hakedesin. Benim annem babam ayrı ve üvey anne o kadar çok evi terk etmiştir ki inanın sayısını bilmiyorum bizi de dövmüştü zamanında hatta baska biriyle telefonunu bile yakaladık ve babam hiç birine sesi çıkmaz bizde diyoruz eee Allahın adaleti kendi öz anneme tanımadıgı hakların. Göstermedigi merhametin cezasının bin katını milyon katının cezasını çekiyor giden gitmiş gittigi gün bitmiş gelen nasıl olacak be kardeş neden niçin gitmiyorsun peşinden ölecekmisin sanki evlilik bütün gurur ve kibiri yakmak yıkmak demek yoksa ve rabbim öyle bi imtihan ediyor ki insanı konuşmaktan bile aciz kalıyorsunuz.olan çocuklara oluyor orası da ayrı mesele. Karı koca belki bi kaç sene yasıyor bu sıkıntıyı ama çocuklar kara bi leke gibi alnında taşıyor bu yazgıyı..

          • Gulpembe dedi ki:

            Sy.aciz “(kadın aldatınca zaten bitiyor o evlilik islam hukukuna gore)” demissiniz. Boyle birsey yok. Islam hukukunda erkegin aldatmasi neyse kadinin aldatmasi o’dur.nikah dusmez ama buyuk gunahtir, tevbe gerektirir. “Allahin en cirkin buldugu gunah evlilerin zinasidir”(hadisi serif)

    • Mustafa dedi ki:

      erkek senin dedigin gibi yapsaydi bunlar ayrilirdi. bunlar gibi bircok aile ayrilirdi. senin bu yaptigina gurur yapmak denir. bu site aileyi koruyucu olmayi yikici degil yapici olmayi islamin korumayi hedefledigi aileyi korumayi hedefliyor. sen ise bi gurur ile yikip gitmeyi goze aliyorsun giden gitmistir gittigi gun bitmistir sozunun altinda muthis bir kibir ve gurur var.bu dusunce mantigi senin elestirmeye calistigin insanlaratam olarak uyuyor. sen de kadin duygusalligi degil erkek kibrini one cikariyorsun. onemli gurur degil onemli olan ailenin korunmasi.

    • .:. dedi ki:

      ZÜLFİKAR demiş ki;

      “-Sema hanımın sesli masallarında laklak leylek vardı. Aynen onun gibi evin içinde olan her şeyi dışarıya taşımak gevezeliktir.”

      LAKLAK LEYLEK

      https://www.youtube.com/watch?v=Z_56xFewr9E

      daha fazlası vardı..

      Bodur Tavuk
      Canoğlanın Hazinesi
      Çıtı Pıtı Hanım
      Elma Ağacı
      Hasret
      İmrek
      İnatçı Eşşek
      Ağaç ve Dinazor
      Karros ile Böcük
      Keloğlan ile Kelkız
      Kibar Prens
      Küskün Tavşan
      Prensin Hatası
      Sarayın Gelinleri
      Saygıyı Arayan Şehzade
      Sütlaç ile Pekmez
      Uykusunu Arayan Çocuk

      Bunlari uzun zaman once sesli olarak mp3 calara kaydetmistim.
      Çok işime yaramışlardı anlatamam Allah razı olsun, .:) hemen hemen her her akşam yatakta dinlerdik artık ezberlemiştik.

      ben gerci ilk birkaç tanesinden sonra uyuya kalırdım, Herkeze tavsiye ederşm büyük kolaylık,

      Emegi geçen sema hanıma teşekkür ederim. Allah razı olsun…

  10. Ahir Zamanda Erkek Olmak dedi ki:

    bu gerçek hayattan yaşanmış bir olaymıydı?yoksa bir kurgu senaryomu?cevap verecek yokmu?

  11. kurtulus dedi ki:

    Sevgili Kardeşlerim hepinize selam olsun; yukarıdaki hikayeyi şahsen yaşadım. Eşimden ve kızımdan 3 yıldır ayrı yaşıyorum. Eşimi zulüm gördüğüne annesi, manevi abla ve abi zannettikleri inandırdı.(dindar bildiğim insanlar) Bunları kendileri de itiraf ettiler. Mahkeme beni haklı buldu ve boşamadı bizi. Şimdi mi? Eşimin bir hayali var şimdi beni yok etmek, benim de bir hayalim var Eşimin ıslah olması, dualarınızı rica ediyorum.
    Yukarıdaki durum hayatta var bunu bilin. Selam ile..

  12. Süheyla dedi ki:

    Güzel hikaye ama senaryo gibi geldi.

  13. yasin dedi ki:

    ….. (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Halbuki onlar, Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi. BAKARA 102

    Karı koca arasını açmak ŞEYTAN’lık değildir de nedir?
    Böyleleri şeytan’a şapka çıkarttıracak kadar büyük kötülüklere fitnelere sebep oluyorlar.

    Allah bizleri doğruluktan ayırmasın ve salih ameller işlemeye muvaffak etsin. Zalimleri de kahretsin.

  14. osmancık dedi ki:

    “Minel cinneti ven-nas.”

  15. SÖZÜN ÖZÜ dedi ki:

    “Bir zalimin bir mazluma yapabileceği en büyük zulüm;
    yaptığı zulmü meşru göstermesi ve o mazlumun kendine yapılan bu zülmü hakettiğine kendini inandırmasıdır.
    çünkü mazlum zulmü hakettiğine inandırılmıştır”

  16. selim bilgin dedi ki:

    Sema hanım bu guzel hizmetiniz için sizi canı gönülden kutluyorum.allah sizden ve emeği geçen herkesten razı olsun.ben de hem size hemde bu yazıları duymaya ihtiyacı olan arkadaşlarıma linkinizi atarak cüz-i bir hizmette bulunmaya çalışıyorum.hayra yardımcı olan hayrı yapan gibidir düsturuna bınayen.sizi tebrik ediyorum ve çalışmalarınızı kendime bir görev bilerek takip ediyorum.saygılarımla…

  17. Demedi Deme dedi ki:

    Şeytanın, şeytanlaşmış ve onun dostu olan cinlerin ve insanların şerrinden Allah’a sığınırım.

  18. tarık dedi ki:

    Evden ayrılıp, sonra gerek dostların gerek kocanın gerekse kadının kendi mantığı ile eve dönmesi sonucunda nasıl eski hayata deam edebiliyorlar kadınlar? Hiç mi utanmıyorlar, hiç mi yahu bak yedim bir halt adam da affetti demiyorlar. Sanıyorlarmı ki erkek onu unutup boş veriyor. Erkek veya kadın farketmez, bu tip şeyleri yaşayan mutlaka kalbinde bir cam kırılıyor. Bunlar birikince de bir gün patlıyor ve kadın “ne oldu ki şimdi” diyor.

    Yani 2 gün önce otobüse binip evden ayrılan kadın, 2 gün sonra kocasıyla dışarıda yemek yerken nasıl yerin dibine girmiyor, o yemek nasıl boğazından geçiyor ben analmıyorum. “Amaaan kadındır 2 gün önce sinirliydi şimdi normale döndü” demeyin. Kadın demek insan demektir. Allah insana beyin vermiş. Aynı sinirler erkek iki tane vursa adamın hayatı biter ama kadın ya her haltı yemeğe hakkı var…

    • tarık dedi ki:

      Bu arada yukarıdaki yorumum sitedeki 6000. yorum olmuş, hediye yok mu? 🙂

    • gülnur özdemir dedi ki:

      Eski hayatına dönebiliyorlar çünkü bir daha aynı hatayı yapmamak için söz veriyorlar.O Kadın hatasını farketti.Mevlamız herşeyi affedebiliyorken, biz kullarına affetmemek yakışmaz.İnşallah bu yazıyı okuyan bir çok kadın kardeşimizde bu hatalarını farkederler.

      Toplumumuzda kadınlar, kadın olduğunu unutuyorlar, unutturuyorlar.Evlilik, küçüklükte oynanan evcilik oyunu değil.Evlilik, koca ile sıra arkaşı olmak değil.Evlilik ömrümüz yettiğince koca ve karının birbiri ile muhabbette kalmasıdır.

      Saygılarımla, muhabbetle kalın.

  19. tarık dedi ki:

    Çok güzel bir yazı. Senaryo değil, gerçekse büyük bir iş yapmış Gülnur hanım, Allah yuvasına kat be kat huzur versin. Yazı dolayısıyla bir kaç tespitte bulunayım:

    1-Artık şuna iman ettim ki şeytan aileleri yıkmak için artık direkt mudahil olmak yerine bazı insanları kullanıyor ve malesef erkeklerden daha çok, şeytana çabuk kanmalarından dolayı kadınları kullanıyor. Buradaki teyze gibi binlercesi var. Bunlar sadece otobüste gördükleri kadınları değil, bazen aynı ifadelerle kendi öz kızlarını bile bu şekilde şeytanca sözlerle zehirliyor. Hep derim, yine diyeyim; kadına kadından büyük düşman yoktur. Kadın erkek farketmez; yapıcı olmak yerine yıkıcı olanların hepsinin belasını versin Allah.

    2-Malesef kadınların bir kötü özelliği de; başlarındaki kötü hadisleri otobüsteki herhangi birine bile anlatmaları. Tamam erkekler daha ketum ama kadınlar da bu kadar ağız ishaline tutulmak zorundalar mı Allah aşkına. Dedim ya şeytan bu “teyzelerin” suretinde. Geçen gün biri de parkta gördüğü teyzeye anlatmış sorunlarını, “şeytan teyze” hazır şeytanlığa, hemen boşan demiş. Arkadaş, kadınsınız anladık, anlık tepki veriyorsunuz da her mahreminizi herkese anlatmak nasıl bir kafa yapısıdır? Hele anlatacağınız insanın hakkı gözeten biri olup olmadığını bilmeden. Sizin yaptığınız şey sadece yapacağınız büyük hataya şeytandan vize almak. Parktaki veya otobüsteki “şeytan teyzeler” size sadece kötülük emreder.

    3-Modern kadının en büyük sorunu da çalşıyor ve eli ekmek tutuyor olmak. Kız kardeşleri okumuş biri olarak buna karşı değilim ama şunu da görmeyecek kadar kör değilim; fazla değil 20 sene sonra aileleri ve toplum tarafından “oku kızım elinde kozun olsun icabında ayrılırsan elin güçlü olur” diye pompalanan kadınların hepsi birer birer dökülmeye başlayacak, başlayanlar da var. En iyisini öğretmen varsayalım; aylık 2000 tl için, kendisine şeytanın kendisine güvendiğinden çok güvenen, o paranın da büyük kısmını makyaj, uygun olmayan giyim gibi zaten haram şeylere harcayan kadının, ayrılıp mutlu olması çok ama çok zor. Bu tiplerin yaşı 40-45 geldiğinde anlıyor hatalarını ama çok geç. Bu örnekte olduğu gibi yüzbinlerce kadın basit konulardan dolayı güvendiği maaşından dolayı boşanmak istiyor.

    4-3. maddeye eklenmesi gereken bir diğer konu da ailelerin tutumu. Örnek olayda anlatıldığı gibi, kadınların ailelerinin, anne baba ve abilerinin “boşan biz sana bakarız” demesi “şeytan teyzeler”in bir başka versiyonu, bunlar da şeytan anne-baba ve abiler. Kadınlar sanıyor ki ailelrinin yanına gittiklerinde her şey bekar kızkenki gibi olacak. Gidenlere sorun bakalım öylemiymiş. Çok büyük hadiseler yoksa, bir kadının ve erkeğin en mutlu yeri kendi ailesi değil, karı-koca olarak bulundukları ailedir. Bunu kadınlar keşke yaşamadan öğrenebilse.

    5-Ayrılıp kendi maaşıyla yaşamaya başlayan kadınların büyük kısmına ne oluyor ben anlatayım: Bir kere çevresindeki erkekler boşanmış kadının bekaret vs. gibi derdi olmadığından bu kadınlara bir cinsel obje olarak bakıyor. Bir kadın evlendikten sonra sorunsuz bir cinsel hayatı olmuş ise, en azından sorun yoksa biliyor ki cinsellikten erkeğin aldığından daha fazla zevk alır. Bunu da bilen erkekler o boşanmış kadının mutlaka cinsellik yaşamak isteyeceğini bildiklerinden it gibi takılıyorar peşlerine. Ayrıca duygusal dönemde olan kadın, lgi fakiri olduğu bu dönemde bir erkeğin sadece cinsel içerikli yakınlığının farkına varamıyor. Diğer boşanmış kadın tipleri de, şeytanıun cidden kucağına düşerek, şimdi internetle artan iletişim olanaklarıyla bazen kocasından da öc almak için önüne gelenle konuşup görüşüyor ve bir ayda belki 3-5 farklı kişiyle birlikte oluyor. Zaten 2-3 tanesinden sonra adeta ar damarı yırtılan kadını tutmak imkansız hale geliyor.

    6-Fazla uzatmayalım ama en önemli maddeyi de sona sakladım:

    Bu tip ailesel olaylarda kadının fevri davrandığı malum, mantığı bir kenara koyup hareket ettiği malum. Bu durumlarda hep erkeğe sabır tavsiye edilir. En ufak bir problemde evi terkeden kadın, sürekli boşanmadan bahseder ve otobüste gördüğü iyi niyetli bir kadın bile onu doğru yola çekip, indiği gibi otobüsten eve dönüş bileti aldırabilir. Bu durum o kadar söylenyor ki her yerde artık erkekler de bunu kabul ediyor ve bu saçma durumu normal karşılamaya başlıyorlar.

    İyi tamam da arkadaş bu kadınların hiç mi aklı mantığı yok. 25-30 yaşına gelmiş bir kadın afedersiniz ama çocuk veya zeka özürlümü ki her kızdığında boşanma diyor da sonra herkes ” işte kadındır kızar, heyheylenir arada” deniyor. Bu arada adamın psikolojisini, çocukları hesap eden yok. “E kadın böyle normaldir sabret” Y arkadaş nereye kadar? Kadın böyle aptal saptal nedenlerle sürekli boşanmaktan bahsedecek, herkes sabredecek. “İyiki din kadına boşanma hakkı vermemiş” dyerek geçiştireceğiz ve bunu, bu aptalca hareketi yapan kadınlar bile söyleyecek. Bir kere kadının boşanma hakkı yoktur diye bişey yok, vardır. Eğer evlenirken kadın kocasından “boşanma hakkımı senden sitiyorum” der ve adam da verirse kadın paşa paşa boşar. Bu hakkın tüm kadınların bilmesini istiyorum, 1. ay dolmadan ilk kavgalarında boşasınlar da sonra görsünler anyayı konyayı.

    Allah kadın erkek ayırt etmeden insana zeka vermiş. Tamam anladık kadını hissi ve fevri yaratmış ama bu özellikleri kocasına sürekli boşanma tehditi yapmak için değil çoluk çocuğuna iyi baksın, merhametli olsun yuvayı ayakta tutsun diye vermiş. Şeytanın oyuncağı olup kafası bozdukça gitsin diye değil. Biz erkekler de sazan gibi inanmışız kadın yapar arada böyle diye. Hayır efendim ne munasebet, bu nasıl ahlaksızca bir haktır. Böyle hak olmaz. Bunu söyleye söyleye kadınlar da “Ya nasılsa kadınlar bu konuda mazur görülüyor, ben şimdi bir annemlere gideyim 1 ay, sonra herif gelsin beni alsın, huzuru bozulsun da ders olsun 1 sene rahat ederim” diyorlar ve öyle davranıyolrlar. Bunu böyle düşünen adeta, profesyonel şeytanlık yapan kadınlar var. O yüzden “kadın hissidir arada böyle yapabilir” mantığı evlilik için çok büyük tehlikedir ve bunun silinmesi lazım.

    • desperate dedi ki:

      İlk kez size katılıyorum Tarık bey.

    • .:. dedi ki:

      Cok guzel tespitler yapmissiniz, Soylenebilecek cok daha fazlasi oldugunu dusunuyorum. Yukarida saydiklarinizin hepsini yasadigini soyleyebilecegim cok iyi tanidigim birisi var, hatta kendim kadar kadar yakin taniyorum. O kadar yakin iste..

      Genellemelerin kadinlar olarak yapilmasi yerine, Iyiler ve Kotuler diyebiliriz, Supesiz ki Kadinlarin eksik ve zaaflarinin cok oldugu durumlar olabilecegi gibi, ayni sekilde Erkeklerin oldugunu dusunuyorum. Sizin de dediginiz gibi, Allah Kadin ve erkek ayirt etmeden zeka vermis. Bunu insana vermis.

      Soylediginiz hususlar, Evli ve aynilarini veya benzerlerini yasamis birisinin tecrubelerini gosteriyor. Sadece okumak ile bu tespitler yapilamaz.

      Bu Son cikan Kadina Siddet kanu nu, Ne sekilde ciktigi, Hangi ulkelerin hangi maddeleri uzerinden hareket ettigi, ve nezaman uygulamaya koyduklari dikkate alinirsa ve beraberindeki butun paralel calismalara bakilirsa, Bir organizasyon oldugunu gorebiliriz. (Bu islere bulasmis ve bizzat yasamis ve yasamakta olan birisi olarak diyorum) Yukarida saydiginiz bu maddeler ve diger yazilarinizi takip ediyorum, tespitleriniz yerinde, Bir cogunun kendi gurubu icerisinde gerceklesmesinin , hatta yasanmisligin cok yuksek olasiligi var.

      Bu olaylarda, Kadinlar kullanilmak icin secilmis ve yonlendiriliyorlar, Bunu Resmin Butunune bakarsak cok iyi gorebiliriz. Benim gozlemlerimde.

      1-) Siyasi Boyutu var.
      2-) Ekonomik boyutu var.

      Bir cok yazilarda bunu Gormem mumkun.

      Bence bu soruyu sorup cevap bulmamiz gerekiyor

      PEKI NEDEN KADINLAR KULLANILIYOR ve ASIL AMAC NEDIR?

      Pu durum Firsata donusturulebilir mi.? (Bana gore ve calismalarima gore evet hem de bizim ulkemizde ve Cok buyuk bir firsat Yalniz bunu suan ki Aile bakanligi ve ekibinin gorebilecegini zannetmiyorum, goremiyorlar da.)

      Bana gore kucuk bir basari zannettikleri sey ile sevindigini zannedip buyuk bir yanlis yapiyorlar. Asil buyuk tehlikeyi gormiyorlar. Onumuzdeki zaman icerisinde acikca sorunlar ortaya cikacak fakat duzeltmek istedikleri daha fazla yanlisa goturecek.

      Aslinda Cevap icin Sema hanimin bir cok yazisini da birlestirirseniz rahatlikla gorebilirsiniz.

      Belki baska bir yazinin konusu ama Sunu burada belirteyim, Bazi kimseler, Anlamini ve farkindaligini pek anlamadan, Her kosulda, “Cennet annelerin ayaklari altindadir, annelerimiz, bacilarimiz, kardeslerimiz icin yapiyoruz deselerde..” bence bu yasa ile hicbir alakasi yoktur. bu sozu anlamini tam kavramadan kullaniyorlar.

      Ben sizin belirttiginiz gibi profesyonel seytanlik yapan kadinlar oldugunu dusunmuyorum, Bazi kadinlari bu yonde kullanan Baska seytanlar oldugunu dusunuyorum, Silah, a bomba ya, bir cok askere veya askeri mudahaleye gerek dahi yok. Su anki siradaki ulke TURKIYE.

      Yapanlar maymunu uzerine atar ve siz ugrasirsiniz..

      Bu anlattiklar

    • zuhal dedi ki:

      Tarık bey,söylediklerinizde çok haklısınız hele hele kadının düşmanı kadındır sözüne baştan aşağı inanıyorum .Sema hanımın yazılarının birinden anladığım kadarı ile yuvaların yıkılma sebepleride genelde anneler.Yıkılan yuvalarda genelde hepsi için demiyorum sebep kaynanalardır.Bu her iki taraf içinde geçerlidir.Yukardada dediğinğiz gibi kız anneleri kızlarını fitler oğlan anneleride oğullarını…takiiiiiiiiiiiiiiiiiii yuvaları yıkılana dek.

      Bu gibi durumlarda kayınbabanın adı pek geçmez ama oda karısına sözünü geçiremediği için en sonra bayrakları indirir ve karının dediğinin yönünde gitmeye başlarrrrrrrrrrrr.Aslında bana göre sorun kadınlarda değil asıl sorun adil olmayan yöneticilerde yani siz erkeklerde.Tabiki kadınlarınıza karşı her zaman sabırlı olmalısınız ama bu demek değildirki onlar adaletsiz olduklarında yada saçma sapan kararlara aldıklarında sessiz kalmak lazım.

      Dur demenin bir yöntemi olmalı erkekte haksızlıkta korkak olmamalı cesur olmalı .Hee neye göre adaletli olacaksınız tabiki islami kanunlara ,adalete,hadislere yada Allahın emirlerine göre bir kişinin haklı olup olmadığına karar vereceksiniz.Eğer erkek adaletli olmazsa kadında haksızlığa uğrar ve bu bir sonraki nesilde mutlaka kendini bu şekilde gösterir.

      Hz Muhammed (s.a.v) veda hutbesinde bile erkekleri uyarmıştı kadınların haklarını veriniz diye.Erkekelere gerektiğinde yataklarını kadınlardan ayırmaları gerektiği söylenmişti islamiyette ama şimdi tam tersi oluyor kadın isterse ayırıyor yatağı dediğini yaptırmak için.Peygamberimizin hiç bir sözü boşuna değildir.Ama günümüzden her şeyden önemli olan para olduğundan erkeğin gözü ne çocuktadır nede kadında.

      Evlenen erkeklerin kaçı acaba bir hatunu önce kendi için nikahına almıştır? Çok yüksek bir rakam olsa gerek .Annem gelin olmadan önce halam dermiş gelin gelecek bizim çamaşırlarımızı yıkayacak.Bence tuhaf bir kültürün yansıması bunlar sanki kadının eğitime sosyalleşmeye ihtiyacı yokmuş gibi .Erkekler kadınlarını kendileri için değil nesillerini devam ettirmek için değil başka sebeplerle almaktadırlar.Tabi bunu anlayan kadın sizce nasıl davranır ne düşünür bunu düşündünüzmü?

      YinE diğer bir kadın dagA gelinİ almadan şart koşuyor Bak oğlumla evlenecEn ama bizİ bakacan.Buda tuhaf bir kültür yansıması Neden derseniz bir anne sütünü evlatlarına verir onlara emek eder mirasınıda çocuklarına bırakır.Burda kadının adına verilmiş bişe yoktur Oğlunuda evlendirir önce oğlunun huzuru sonra neslinin devamı için ve gider kızı kendi ister kız tarafı oğlan istemez

      Şimdi bu kadar evladIna emeği geçen kAdının çocuklarımı bakmalıdır annelerinE babalarına yoksa onlArla meşgul olmaK istemeyen başlarından atan evlatlarmı? Ben annemi bAbAmı aslA geline bak diyemem çünkü onlar benim annem babam onun değil?Eğer bu şartla evlenen bir kadın varsa sizcE sevgiden aşktan dolayı mı evlEnir bir erkEkle yoksa ihtiyaçtanmı parasal sebeplerdenmi hiç düşündünüzmü?

      Ama erkek anne babayı bakarken yardım isterse o başka Kadında kocasına destek olmak için yapabilir ama dinde illede yapacak diyede bişe yoktur ama bakarsada geline sevap vardır.Diğer bir karı kocayı tanıyorum yaşları bayAda vardı Zamanında adam karısını çalıştırmış ama hiç bir eğitime göndermemiş eğer bişe öğrenirse kendi başına hareket eder Diye .Halk eğitim mErkezlerine bilE göndermeMiş Kadın okadar hayıflanıyordu bir dikiş bilseydim evE katkım olurdu Oysa koca asla diyordu oralara giden kadınlar ahlaksız kAdın olur 30 yıllık komşularının evine bile bir hastalık ziyaretine bile gidemiyordu ona denilen gidersen yoldan çıkarılırsın kandırılırsın.

      Ama çalıştırdığı kadın cahillik edİncede mesela bir süt taşırdı diyede dövmektende geri kalmamış ve kazandığı parayıda elinden almış ve apartmanlar yapmış Ve bu kadını durdurmak çok zor hep isyanlar peşinde en sonunDa oğullarını Evlendirdiler bu SefEr kadın gElinini kıskandı çünkü geline kendinden daha çok değer vermişlerdi ve adAm bunu görmemezliktEn geldi oğluyla bEraber en sonunda oğlunun da yuvası yıkıldı.Burdaki babAnın sorunu adaletli olup hAksız olanı durdurmak değil ömrünün sonunda bakıcısıyla iyi olmaktı…

      Aslında haksızlığı düşünse daha önce karısına öyle davranmazdı Ben size bunun gibi çok örnek verebilirim AdalEt her zaman derim ailede başlar siz aile fErtlerinde adAleti sağlayabiliyosanız iyi bir yönetici olursunuz vE böyle durumlarla karşı kArşıya kalmAzsınız Ve nAsılsaNız öylede kadınlar buluRsunuz kArşınızda .Ne ekersenizde onu biçersiniz.

      Bu çağda malesef kocaya hizmet aptallık sayıldı hatta bunu diyen ve destekleyen erkekler oldu ve Erkeğin kadınına sahip çıkması onu rahat ettirmek istemEsi gönlünü hoş tutmasıda kılıbıklık oldu ve bunu diyen ve destekleyen kadınlarda oldu. Bakın nE güzel yukarda anlatıyor kocanın gönlünü yapmaK için bir tAs çorba yı hemen ilk fırsatta yapıp önüne getiriryor kAdın Ama çorba görevden dolayı gelmemişti adamın önünE sebebi sevgiydi saygıydı ..yoksa görevse kadını aşalamak olur bencE bu durum O kadar kalabalık ailelEr biliyorum ayrılamazlar bir yerde otuRmaktan dede,yenge torunlar evli kardeşler yengEler hepsi aynı evde parada var amA ayrılamAzlar ben çok düşünürüm kAdın nE diye alınır ?

      50 yıllık evlilik geçer gider bir baş başa kalamAz karı koca zaten Aile mahremiyEtide kalmamıştır öyle bir evde..Gelinler dedikodu eder durmadan birbirini çekiştirir sayarlar artık kim kimle ne yapar diye Niye aman para gitmesin Kadın ilgi görmez sevgi görmezse köle olursa kocadan başkalarına daha ne kötülükler olacak tahmin edemiyorum ben Bence hatayı önce kendimizde arayalım o zaman sorun çözülür belkide …

      • aciz dedi ki:

        Zuhal kardeşim ne kadar güzel anlatmışsınız harfi harfine katılıyorum tüm düşüncelerinize bunları bilen idrak edebilen ve hayatına uygulayan bi toplumla ne zaman buluşacagız bilmem çok zor çok

  20. serdar dedi ki:

    Ah sevgili kardeşim.Bunu hanımlarımıza bir anlatabilsek.Güleryüzü bırak,uykuda gidiyor uykuda eve geliyoruz.Bir erkek kardeş misali eve girip-çıkıyoruz o kadar.Zulüm gören kadınlardan bahsediyorlar ve onlar için kanun çıkarıyorlar.Zulüm gören erkelere kim sahip çıkacak.Müslüman erkek zina edemiyor.Dolayısiyle bizim kadınlarımızın hayatı garanti.Allah hepimizi Kur’an ve sünnetten ayırmasın.Şuur versin.Lafla müslüman olunmuyor.Başörtüsü ile hiç hiç olmuyor.Sonra çocuklar laf dinlemiyor diyorlar.Anası dinlemiyor ki,çocuğu dinlesin.

  21. toprakhan dedi ki:

    yani gerçekten güzel bir hikaye,, Allah evimize huzur mutluluk versin kıskananlara da aynı mutluluktan versin,,

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Bağışlama menekşenin kendini ezen topuğa anında bulaşan güzel kokusudur. ” (George Roemisch)

Kitap

Bitik Erkekler

Uzun zamandan beri siz Değerli ÇocukAile Okurlarıma tavsiye etmeyi düşündüğüm fakat hakkında yazma fırsatı bulamadığım için tanıtmayı geciktirdiğim, herkesin okuması gereken bir kitap “Bitik Erkekler” Kitapta erkeklerin her alanda nasıl geri ...
Devamını Oku