Sözünü Pişir Söyle

02 Temmuz 2020Nagehan İpek2 Yorum »

Rasullah (s.a.v) mübarek dilini tutarak bize çok mühim bir farkındalık örneği olmuştur. Dilimize sahip olup onu şer ile kirletmek ve Hakka karşı mahcup olmak yerine, onu sükut ile asilleştirip konuştuğu vakit mıknatıs etkisiyle dinlenir ve tat alınıp hakikat balıyla süslememiz gerektiğini öğretiyor mübarek.

Peki biz bu kıymetli öğretiyle mi yaşamımıza devam ediyoruz?
Nerdeeee! Nefisler öyle bir galip ki, dilin rezil duruma düşüren afetiyle baş başa.
En şaşırtıcı olanı ise bu nasıl bir akıl tutulmasıysa kalitesiz ve itibarsız bir hayatın içinde debelenmeyi kendimize uygun görüyoruz.

Allah’ım konuşuyoruz konuşuyoruz, iyiye de dönüyor şerre de dönüyor bu dilimiz. Lakin öyle çok kelam ediyoruz ki karşımızdaki iyiyi duyamayacak kadar, kulaklarını çoktan sağırlaştırıp kalbini kapatıyor bize.

“E mübarek, sus da devrelerin soğusun!” diyerek kalbi bir soğukluğu itinayla iliştiriyor yakamıza.

Büyüklerimizin çok sevdiğim bir sözü hâlâ kulaklarımda: “Bir söz biliyorsan pişir pişir anlat ki, karşındakiler lezzet alsınlar. Bir sözün yoksa sus ki, seni arif sansınlar.”

Nasıl da buram buram asalet kokuyor.

Susmanın itibarı, konuşmanın kıymeti ve değeri nasıl da güzel ifade edilmiş.

Her söze kadir olmak, her konuda fikir beyan etmek sözlerimizin dinlenir olma olasılığını ciddi bir şekilde düşürdüğünü bu nefislerin artık anlaması gerekiyor.

Atalarımız ne güzel ifade etmişler: “Çok söz yalansız, çok mal haramsız olmaz.” diye.

Çok konuşarak sadece geveze değil, bir de yalancı olma ihtimali doğuyor.

Sormak istiyorum, yorgunluk veren bir insan mı olmak istersiniz?

Çünkü çenesi düşük bir insan ile vakit geçirmek, onu dinlemek bedenen taş taşımakdan daha yorgunluk verici kalbe ve ruhumuza.

Yoksa yerinde konuştuğu ile kalbe şifa, sükutu ile size huzur veren bir insan mı olmak istersiniz?

Çağımızın imtihanlarından biri de dinlemeyi bilmeyen insanların fazla olması ve giderek artıyor olması. Dinlemeyi bilmeyen düşünerek konuşmayı nereden akıl etsin?

Dinlemeyi bilmezsek nasıl öğrenir olacağız?

Ariflerden olmayı, bunca konuşana bir dinleyen gerekiyor düşüncesiyle davranmayı öğrenmediğimiz sürece, kendimizi bilmekten fersah fersah uzak olacağımız aşikar.

Mevzu o kadar net ki, dilin afetlerini Rasullah (s.a.v) bir hadis-i şerifinde şöyle ifade etmiş:

“Bir kul düşünmeden öyle bir söz söyler ki cehennemden yer ve gök arası kadar bir çukura düşer.”

Hayır mı, şer mi, bu sözüm nereye varır, Hakkı mı incitir yoksa kulumu, diye tartmak gerekir.

www.zarifhanımlar.net

Okunma Sayısı : 4.416

Yorum yapın

“Sözünü Pişir Söyle” için 2 Yorum

  1. Ferzan dedi ki:

    Bazen hic dusunmeden dökuluverir dudaklardan cahilce bir söz.Fakat farkinda degildir kişi .Çünkü kalbi kırılmıştır hak etmedigi halde.Kalbi kirilanin sozu sert olur demisler ya.O yuzden iste.

    Bazende konusmak gerekir ama konusamazsın.
    Dil çatallaşır kelimeler duzensiz çıkar ses titrer korkarsin konusmaktan.
    Çunku kırılmış bir kere kalp ve kırıldığını hissetmesinler anlamasınlar diye umursamaz gibi davranirsın bu kezde.

    En güzeli susmak , susmak yine susmak .
    Ve “Ey Rabbim! herseyi bilen sensin ” demek.

  2. gulpembe dedi ki:

    Bos konusmak ve bos laf dinlemek oyle bir eziyettir ki, Allahu c.c kitabinin pekcok yerinde cennet nimeti olarak bos sozlerden uzak kalinacagini zikrediyor, ‘orada bos bir soz duymazlar’(ayet)

    Konusurken iktisat etmemek, ilgili ilgisiz herseyi dahil edip sadedi es gecmek de bos konusmaktir. Sozun guzelligi kisaligindadir. Rasulullah sav. vaaz verirken dahi sozu kisa tutup cemaati yormamaya ozen gosterirdi.

    Bir diger bos konusma ornegi hakkinda bilgi sahibi olunmadan varsayimlarla bir isi kurcalamaya kalkmaktir. ‘hakkinda bilgin olmayan seyin pesine (bilgisizce) dusme’(ayet) Bir seyi ne kadar az bilirseniz hakkinda o kadar emin konusursunuz. Bilgi arttikca suphe de artar,kaygilariniz derinlesir, sorumluluklariniz agirlasir. Derler ki , dunyanin simdiki kotu haline sebep ; bilgili insanlarin tereddutkar, cahil insanlarin curatkar davranmalaridir.evet, akilli kopruyu bulana kadar, deli karsiya gecermis, Fakat delinin daha erken davranmasi kimseyi yaniltmamali, cunku daha derin ve akiskan bir suda birgun gelir bogulur. Bilgili insan ise belki gorece gec kalabilir ama bogulmaz.

    Evhamlar,zanlar,yalanlar birer bos konusmadirlar. Hatta hak adina yapildigi sanilan iddialasmalar bile cogu zaman gereksiz ve asilsiz savlardan olusur. Birgun Muslumanlar ve Ehli kitap arasinda kimin ahirette kurtulacak zumre olduklarina dair bir tartisma ve iddialasma yasanir, Nisa 123.ayet iner ve “o is ne sizin kuruntunuza ne de ehli kitabin kuruntusuna goredir. Kim kotu bir is yaparsa onunla cezalandirilir, Allahtan baska dost ve yardimci da bulamaz” ayeti kerimeleri nazil olur. Yani sizin kendinizi nasil gordugunuz ve ne adla cagirdiginizin bir kiymeti yok, Allah imanlariniza ve salih amellere bakacak, gerisi ise sizin kuruntularinizdir.
    Hz. Omer diyorki, bu ayet inince hep bunu dusunur olduk,yeme icmeden kesildik, ilerleyen gunlerde tevbe edenlerin affedilecegini bildiren ayet nazil olunca bir teselli bulduk.’ Hz. Ebubekir diyor ki, ‘bu ayeti duyunca sanki belim kirildi,rasulullah bendeki degisikligi farkedince neyim oldugunu sordu. Ben de “ahiret gunu her kotulugumuz karsimiza cikarsa halimiz nice olur ?’ diye sordum. Rasullullah da “ dunyada her basina gelen ve karsilasmaktan hosnut olmadigin musibetler,yaptigin kotuluklere keffaret olur”buyurdular.

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

Rasulullah Efendimizin yaptığı bir dua. Bu kıymetli hadisi Şerifi öğrenelim bolca okuyalım inşallah. Kaynak: Ebu Dâvud

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku