STK’lar ile Şiddetin Yaygınlaştırılması (6)

27 Mayıs 2020Sema MaraşlıYorum Yok »

Sivil Toplum Kuruluşları Şiddeti Önlemede Yer Almalı, Yaygınlaştırmada Değil

Günümüzde Sivil Toplum Kuruluşları özellikle sosyal medyayı etkin kullanarak kadına şiddet konusunda yoğun çalışmalar yapıyorlar.

Şiddet konusunda çalışan kadın derneklerinin pek çoğu ne yazık ki kadın ve erkeği birbirine düşman edici, şiddeti artırıcı bir dil kullanıyor. Kadın cinayetlerini sürekli gündemde tutarak normalleştiriyorlar. Kamu spotu adı altında hazırlanan çalışmaların çoğu şiddet dili içeriyor.

Sosyal medyada “erkek şiddeti, koca şiddeti” diye sürekli cinsiyet üzerinden şiddet körükleniyor. Bu sloganlar toplum olarak bilinçaltımızı kirletiyor. Hele gençlerin ve çocukların bilinçaltında çok daha büyük tahribatlar yapıyor. Hele televizyonlarda yayınlanan erkeği şiddet yanlısı gösterin kamu spotları, şehrin sokakların asılan afişler, çocuk ve gençlerin dünyasında ne kadar yıkıcı etkilere sahip.

Bir kamu spotu vardı. Son derece kibar görünen bir beyefendinin iş yerinde başına pek çok aksilik geliyor hepsini güler yüzle karşılıyor fakat evi girer girmez karısının üstüne yürüyordu. Nedir bu kamu spotunun mesajı “Dışarıda kibar görüne erkeklere aldanmayın aslında hepsi kadın düşmanıdır.”

Bu şiddet dili ile mi şiddet bitirilecek? Bu kamu spotunu evinde çocukları ile izleyen anne şöyle demişti: “Kocam çok genç yaşta öldü. Üç küçük kızım var. Televizyonda bu kamu spotu ilik çıktığında kızlarım çok korktu: Küçük kızım titreye titreye ‘Anne erkeklerin hepsi böyle kötü mü?’ dedi.”

Kim temizleyecek bu çocukların zihnini bu cinsiyetçi sloganlardan? Kadını şiddetten korumak adına kızlarımızı öldürüyoruz. Evet toprağa gömmüyoruz ama medyaya gömüyoruz. Şiddet haberlerinin içerisine görmüyoruz, öldürüyoruz.

Kadına yönelik şiddet bahanesi ile topluma şiddet dili hakim oluyor. Şiddet, şiddet dili ile bitirilmeye çalışılınca bu dil yeni şiddetler doğruyor. Kadın hakları konusunda çalışan sivil toplum kuruluşları feminizm ideolojisi ile hareket ediyorlar. Kadın derneklerinin topluma sunduğu şiddet rakamları araştırılmadan gerçekmiş gibi medyada yer alıyor. Bu konuda resim kurumlardan veri açıklaması yapılmayınca, feministlerin verileri ile hareket ediliyor. Feminizmin hareket dinamiği öfkedir. Öfke ile hareket edildiğinde ancak zarar ile kalınır.

“Kadınları kurban, erkekleri ise saldırgan ilan eden günümüz “feminist” yaklaşımı yanlış yönlendirici olabilir – ve gerçekte sorunları daha kötü hale getirebilir. Kadınların “iyi”, erkeklerin ise “kötü” olduğu yolundaki sosyal algılamamız, genellikle gerçekleri görmemizi engeller.“(1)

Feminist kadınlar diyor ki “Yaşamak istiyoruz, köşe başlarında tavuk gibi kadınlar boğazlanıyor, ölmek istemiyoruz…” Sanki köşe başlarında sürekli kadın boğazlanıyor.

Bu abartılı söylemler şiddeti azaltmıyor artırıyor, insanların yaşadığı ülkeye karşı güven duygusunu zedeliyor. Evet şiddet genel olarak arttı, öldürülen kadın sayısı da arttı, erkek sayısı da arttı. Öldürülen kadınların beş katı da erkek cinayetler öldürülüyor.

Sosyal medyada sürekli “Koca şiddeti. Erkek şiddeti…” vurgusu yapılıyor. Bilinçaltımıza şunu kazımak istiyorlar: “Erkekler kötü, erkekler katil, erkekler sapık…” Öncelikle bu şiddet dilinden kurtulmak lazım.

Şiddeti körükleyen STK ların karşısında duran STK lar ise yok denecek kadar az. Oysa STK’ların asıl amacı iyiliği yaygınlaştırmaktır, kötülüğü değil.

Kadın dernekleri eğer gerçekten şiddetin bitmesini istiyorlarsa bu şiddet dilinden vazgeçmelidir. STK’lar abartılmış öfke ile değil, şiddeti bitirmeye yönelik bilimsel verilerle hareket etmeliler. Yoksa köpürttükleri fitne gün gelir kendilerini bulur.

Kaynak:

(1) Jed Diamond  “Hırçın Erkek Sendromu” Sistem Yayıncılık

Şiddet Dosyası

Şiddet Erkekliğin Sonucu Değildir (4)

 

Okunma Sayısı :