Suçları Neydi Diye Sorulduğunda!

12 Temmuz 2019Haberler18 Yorum »

IMG-20180403-WA0029Sevim ablanın oğlundan haber var.

Sevim Eraydın genç evlilik mağduru hanımların Sevim annesi. Bir yandan kendi derdi, bir yandan onların dertleri ile dertlenip genç evlilik mağduru hanımların sesini duyurmaya çalışıyor.

Okuyucularım konuyu biliyorlar, bilmeyenler yazının altındaki linki tıklayıp daha geniş bilgi alabilirler.

Kısaca, Sevim ablanın ailesi genç evlilik mağduru. 6 yıl önce gelini 15 oğlu 16 yaşında genç evlilik yaptıkları için oğlu 4 yıl 5 ay 10 gün ceza almıştı. Oğlunun hapse girmesiyle ailenin bütün düzeni bozulmuş. Sevim hanımın eşi felçli. Evi geçindiren oğlu hapse girince gelini, torunu, kızı mağdur oldular, kiralarını bile ödeyemez durumda kaldılar.

Bu süreçte felçli kocası üzüntüden kanser oldu. Birikmiş Bağkur borcu yüzünden devlet hastanesinde tedavi ettiremiyorlar. Özel hastanelerin fiyatı belli. Maddi imkansızlıklardan hastaneye yatış yaptıramadıkları için Sevim abla ara ara fenalaşan kocasını gece gündüz demeden hastaneye, acile taşıyor.

Bu arada sıkıntı stres ve yorgunluktan Sevim ablada aşırı başağrıları ile ileri derecede boyun fıtığı çıktı.” Acil ameliyat” dediler fakat bu tabii mümkün değil, kocasının bakımını sağlamak yürüyemeyen kendi bakımını yapamayan kocasını hastanelere taşımak zorunda. Ayrıca kendi ameliyat masrafını da karşılayacak durumu yok. Geçen birlikte televizyon programına katıldık uykusuzluktan yorgunluktan konuşacak hali yoktu.

Sevim abla dört gözle oğlunun hapiste çıkmasını bekliyordu. Oğlunun 2 yıl sonra denetimli serbestlikle çıkma hakkı vardı:  “Oğlum gelsin yükümü alır, oğlum gelsin çalışır bize bakar, oğlum gelsin babasını yüklenir hastaneye götürür…” diye umutla bekliyordu.

“Ancak oğlum gelince ameliyat olabilirim.” demişti. Oğlu çıkmadan ona işi bakıyordu bir taraftan. Fakat maalesef ki bütün ümitleri suya düştü. Oğlu Serkan geçen hafta hapisten çıktı. Ailenin sevince maalesef uzun sürmedi. Oğluna ev hapsi verildiğini öğrendiler.

Görevliler bir hafta sonra gelip ailenin umudu 24 yaşında gencecik adamın ayağına kelepçe taktılar. Suçu ne? Genç evlenmek. Duvara da evden çıkarsa alarm verecek bir alet takıp gitmişler. Bu arada kelepçe takılana kadar geçin sürede bir hafta boş durmasın (!) diye de belediyeden bedava çöp toplama işi vermişler. Hasta baba yine anneye kaldı. O çöp toplamaya gitti, daha özgürlüğün tadını alamadan, ailesini doyamadan.

Sevim abla yine uğraşıp didinip çırpındı yetkililere, siyasilere kocasını durumunu anlattı. Yapılan iyilik (!) ise şu oldu. Ev hapsi akşam 9 dan sabah 7 ye kadar yapıldı. Fakat gündüz de gidip belediyede bedava çalışması gerekecek. Cezaevi otelinin parasını ödemek için.

Ceza otelin fiyatı 27 lira

Eskiden beri insanlar “Devlet hapiste suçluları besliyor” diye söylenirdi bir mağduriyete uğradıkları zaman. Oysa kazın ayağı hiç öyle değilmiş.

Cezaevleri ücretliymiş hem de otel gibi günlük üzerinden. Cezaevinin günlüğü şu anda 27 liraymış. Cezaevindeki kişinin ailesi o içerideyken  ödeyebilirse kişi çıkınca serbest oluyor, ödeyememişse kişi çıkınca borcu bitene kadar kendine gösterilen işte bedava çalışmak zorundaymış. İçerdeyken ailesi para göndermezse çay içemiyor.

Sevim abla bir yandan kocasının hastane masrafları ile ev ahalisinin geçimini sağlamak için çırpındığı için tabii ceza otelinin masrafını ödeyemedi. Şimdi de oğlu ceza otelinde yattığı iki yılın ücretinin karşılığı olarak bir yıl belediyede bedava çalışacakmış.

Allahım ne zulümler ne zulümler… Hayır suçlu olsa delikanlı insanın bu kadar zoruna gitmez. Suçu ne? Genç evlenmek. Gencecik hayatından iki yıl hapiste gitti ki Serkan genç evli olanların içinde en az ceza alanlardan biri. Aynı şartlarda 18 yaş altı evlilik cezası on yıl on yedi yıl alanlar var.

Ve severek gönüllü evlilik yapan 18 yaş altı genç evlilik mağduru kadınlar da hapisteki kocalarının otel masrafını ödeyemezlerse kocaları çıktığında onların kocası da bedava çalışmak zorunda kalacak.

Kadınların çoğu maddi sıkıntı içinde. Çoğu kaçarak evlendiği için kendi ailesi ve eşinin ailesi tarafından yeterince destek görmüyorlar. Zaten çoğunun kendi ailesi de kendi geçimini zor sağlıyor, bir de damatlarının ya da oğullarının otel (!) masrafını karşılayacak durumları yok.

Genç evliliğe engel olacaklarmış. Zenginlerin çocukları evlenmiyor genellikle 18 yaş altında. Garibanların çocukları çoğunlukla bunlar. Zaten okumuyorlar. Zina yapmayıp evlendiler diye bu kadar zulüm yapılmaz.

Serkan’nın ayağına kelepçe takılırken 7 yaşındaki kızı Ada çok ağlamış: “Babamı yine mi götüreceksiniz?” diye.  Babası ilk tutuklandığında çocuğun gözü önünde kelepçelendiği için o zaman çok korkmuş. Çocuk beş ve yedi yaş arası babasını  görmek için cezaevi kapılarında beklediği için. O ve onun gibi on altı bin çocuk babasız büyüyor, anne-babası genç evlendiği içi. Ki bu sayının ben çok daha fazla olduğuna inanıyorum. Bu sekizbin aile sesini duyurabilmiş aileler. Yakalanma korkusu ile kaçanlar çok var. Bu çocuklar geleceğin gençleri olacaklar.

Serkan”ın ayağına takılan parangaların alanı evin içi kadar. Balkona çıksa alarm verecekmiş ve bir kez çalsa tekrar hapse dönecek.

Felçli ve hasta babası gece hastalandığında, hasta annesi yüklenip götürecek hastaneye. Gencecik adam bakıp kalacak.

Hastane masrafları, evin kirası, eve ekmek parası bütün bunların altından kalkamayan anneye kalacak yine.

Ey adalet neredesin?

Bu genç adamların, eşlerinin ve çocuklarının gözyaşları herkesten çıkacak. Mazlumun ahı mutlaka çıkar.

Bizlere de hem genç evlilere geçmişe yönelik af ve yeni mağduriyetler oluşmasın diye kanunda düzenleme yapılması için çabalamak düşüyor.

Hem de maddi olarak Sevim abla gibi hem hastalık hem yoklukla mücadele edenlere öncelikli olarak maddi destek olmak. Ben yine ara ara yardım etmek isteyenler olabilir diye Sevim abla ile ilgili yazıyı paylaşacağım. Bizim uyuyan STK larımızdan bunca duyuruya henüz bir yardım gelmedi. Bizim duyurularla gönlü zengin, duyarlı insanlarımızın yardımıyla hayatlarını devam ettirmeye çabalıyorlar. Hastane masrafları onları çok zorluyor.

Kocasının durumunu duyurmak için Meclise giden ve mecliste düşüp çenesi kırılan, çiğneme yetisini kaybeden gelini Gamze’nin durumunu duyurmuştum ve sağ olsunlar sağlıkçı okurlarım ilgilenip doktorlarla irtibata geçirmişlerdi ücretsiz. Sevim ablanın kocası içinde bir özel hastane masrafları üstlense yatış yaptırsalar tedavi etseler ne iyi olur. Yoksa da biz elimizden geldiği kadar destek olacağız.

Eğer bu kanun düzelmezse, düzenlene kadar Müslüman ülkede evlilik suçundan kocası, oğlu hapse düşen bu mağdur kadınlara bir yardım derneği kurulabilir. Bir şeyler yapmak lazım. Böyle seyredemeyiz.

Genç evliler de İstanbul Sözleşmesi’nin kurbanı. Sözleşme sonrası başladı bu tutuklamalar. 18 yaş altı evlenince kızlara cinsel istismar oluyormuş. Kadınları koruyorlarmış. Kimden? Kocalarından. Koca hapse, kadın çocuk dışarıda perişan. Kadınların ne de güzel koruyorsunuz!!!

İstanbul Sözleşmesi ile kadına şiddeti bitireceğiz dediniz, sözleşme sonrası 6284 ile birlikte şiddet arttı.

Bu genç evlilere geçmiş yıllarda çıkacak affı son akşam durduran ve bununla da övünen KADEM yetkilileri mutlu musunuz? Siz lüks içinde yaşarken onlar hasta ve açlar, sayenizde çoook perişanlar. Ve sizi dualarında hep hatırlıyorlar.

Ey Hükumet Yetkilileri! Ne yaptığınızın farkında mısınız?

Ayağına kelepçe taktığınız, çocuğunun, hanımının önünde aciz bıraktığınız adamın tek suçu genç evlenmek.

Bir gece vakti saat 3 de evini basıp bir terörist gibi yakaladığınız gençlerin tek suçu genç evlenmek. Onlar bu memleketin gençleri. Onlara reva gördüğünüz bu cezayı asla hak etmiyorlar.

Yaptıklarınızdan ve yapmadıklarımızdan, haksızlık karşısında susan, duyan gören okuyan haberi olan hepimiz sorumluyuz.

Hükumet Yetkilileri!

Ve

Milletvekilleri!

Hangi partiden olduğunuz önemli değil, vebaldesiniz.

Tüm bu zulümlere sesiz kalmanın Allah indinde hesabının olmadığını mı düşünüyorsunuz?

Allah’ın adaleti var. Hesap günü var.

Başta genç evlendiği için kocası hapse atılan, kirasını ödeyemediği için evinden atılan bunu da üzülmesin diye hayat arkadaşına , hapisteki kocasına anlatamayan ve bir görüş sonrası cezaevi kapısında yığılıp ölen Emine Karakaya olmak üzere bu aileler ve çocukları diğer tarafta “Suçumuz neydi?” diye yakanıza yapışacaklar.

Allah (c.c) o dehşetli günde, bu dünyadaki imtihan sorularınızın cevabını alırken “mazlumların gözyaşlarının hesabını verirken “Suçları neydi diye” sorulduğunda “Avrupa Birliğine girmek için yaptık” cevabınıza nasıl karşılık alacaksınız hiç merak etmiyor musunuz? Bence biraz edin. Allah’tan korkun.

Not: Ailenin uzun zamandır buzdolabı yok. Ucuz bir şey almışlardı o da kısa sürede bozuldu. Kocasını kanser ilaçları bozulmasın diye acil buzdolabına ihtiyaç var. Fazla dolabı olan varsa ya da almak isteyen çok makbule geçer. İstanbul”da yaşayanlar gıda yardımı da yapabilirler.

Konu ile ilgili daha önce yazdığım yazı. Yardım etmek isteyenler için.

http://www.cocukaile.net/bir-yardim-talebi/

#GençEvlilereÖzgürlük

#İstanbulSözleşmesiCinayettir

Serkan”n ayağındaki kelepçe ve duvardaki kontrol cihazı

IMG-20190709-WA0025IMG-20190709-WA0027

Okunma Sayısı : 3.590

Yorum yapın

“Suçları Neydi Diye Sorulduğunda!” için 18 Yorum

  1. hüzün gecesi diyor ki:

    Sema Hanım,
    Yazının sonuna irtibat kurabileceğimiz bir telefon numarası ya da e-posta adresi (hangisine rıza var ise) ekleyebilir misiniz?
    Allah ebeden razı olsun sizden…

    • Meryem diyor ki:

      Hüzün gecesi
      nerelerdesin uzun zamandır görüşemiyoruz yaw, ne yaptın evlendin mi, son durumlar nedir ? Rabbim hayırlı ferah kapılar versin. Bu arada ben evlendim, bir ay oldu.Her aklıma geldiğinizde dua ediyorum. Rabbim tüm bekarlarımıza hayırlı eş nasip eylesin:

      • hüzün gecesi diyor ki:

        Esselamü Aleyküm Meryem Kardeşim,
        Henüz evlilik nasip olmadı. Nadiren aracılık yapan çıkıyor, söyledikleri kişiler benim aradığım kriterlerden uzak olduğu için görüşmeye gerek görmüyorum.
        “Olmuş olan olacak olanlar arasında en hayırlı olandır.”(Muhyiddin ibni Arabi)
        Duaların için Allah razı olsun kardeşim teşekkür ederim. Daha çok sağlık için dualarını beklerim.
        Allah evliliğinizi iki cihan saadetinize vesile eylesin. İkinizin hakkında da hayırlı ve mübarek olsun. Hatırladıkça ismen dua ettiğim kişilerin iyi haberlerini almak çok güzel bir duygu, Allah’a hadsiz şükürler olsun.Daha iyi haberlerini almak da nasip olsun 😉 …Nisa kardeşimin de bir haberini alabilseydik iyiydi.
        Bu arada kahvem sütlü olsun celin kizum 😊
        Allah’a emanet ol… Selam ve dua ile…

        • Meryem diyor ki:

          Hüzün Gecesi
          Ayipsün isteduğun kahve olsun da. Çayda demleruk. Aslında Ben istanbul’dayım keşke tanışma imkanımız olsaydı.Rabbım Şafi ismi ile sağlık sıhhat afiyet ihsan eylesin.Dualarım seninle ve diğer bekar kardeşlerimle.

          • hüzün gecesi diyor ki:

            Amin Meryem Kardeşim Allah razı olsun.
            Ben de İstanbuldayım. Sen bir ucunda ben de öbür ucundayım sanırım. Sema hanımdan mail adresimi alabilirsin ya da müsaade edersen ben seninkini alırım.

          • kevser diyor ki:

            Valla bekar adamları bir bir kapiyolar bize bisey kalmayacak bu gidişle:):):)saka şaka.isin espirisindeyim ben…elbette herkesin kendi nasibi ve kaderi.Meryem hanım bende aynen hüzün gecesi rumuzlu arkadaş gibiyim.dogru düzgün biri söylenmiyor.o yüzden görüşme gereği bile duymuyorum.en son başıma geleni de buraya yazmıştım galiba.bütün sinirlerim yine tavan yaptı:)durduk yere sinirlerimi zıplatıyorlar.30 yaşın üstünde bekar biri tavsiye usulü bana söylendi.ancak farkettim ki kızlarla hiç iletişim kurmamış yapı olarak pısırık.annesine haşa Allah gibi tapan(gerçekten annesi onun haşa Allahı gibi bişeydi.)annesi otur derse oturur kalk derse kalkicak bi tipti.ve annesi çok dominant bi kadındı.o yaşa gelmiş hayatında kendi kararları yok.hayata karşı net bir duruşu yok.kendi kararini kendisi veremiyor.bebek gibi pışpışlıycaksın.bisey soruyorum ık mik doğru düzgün cevap veremiyo.icimden dedim:bu mu aile babası olucak bu mu koca olucak…şimdi ben öyle biriyle evlensem ne olur evlenmesem ne olur….ağrımayan başımı ağrıtır anca….
            Ve şunu çok iyi anladım ki doğru düzgün adamlara bu şekilde rastlanmıyor….tavsiye usulü felen bunlar boş iş…en güzeli evlenebilecegin tarzda bi erkekle herhangi düzgün bi ortamda senin denk gelmen ve onun senin ayağına bi hanım tanıdığını kendisi kendi isteğiyle tanışma talebi yollaması….ama işte benim bu şekilde bekar biriyle tanisabilecegim bi ortam yok.calismiyorum.ev kızıyım.bütün gün ev içinde ye iç hergün birbirinin aynı….ve anladım ki bu böyle olmaz.bir iş bulup çalışmam lazım en acilinden.(ama sadece karar verdim.henüz bir eylemim yok:)
            o zaman en azından belli bi ortamım olur.böyle kimsenin benden haberi bile olmuyo.ve gerçekten aradığım gibi birisiyle çok zıt ortamlardayız.aradigim dedigimde öyle atla deve değil yani yanlış anlasilmasin.normal bir erkekten bahsediyorum.ama işte düzgün olanlari da zaten bir bir kapıyorlar.artik ayağıma biri gelirse otomatik olarak:bekarsa vardır bi nanesi diyorum.ve maalesef bu düşüncem de yaniltmiyor.he kızlar yani hemcinslerim(kendim denk gelmedim ama)boşanmış erkeklere de iyi gözle bakmiyorlar onu da söyliyim.geçinseydi boşandığı karısıyla iyi geçinirdi zaten diyorlar.yani arkadaslarimdan biliyorum.velhasil kelam hayat zor.benim gibi bir kız için ekstra zor.anamızdan babamızdan şanslı doğmamışız biz.herşeyi kendimiz tırtıklamak zorundayız napalım.mustakbel talibim beni dışarıda görüp kendi talib olsun diyorum ama hoş benim tipimdeki bi kızın da bu dış giyimimle farkedilmesi çok zor.yüzum bile zar zor seçiliyor.kendimi görüntü olarak gizliyorum.örtününce direk nerdeyse 10 yaş daha büyük duruyorum.ne diyelim hayat şartlarımı insanları göz önünde bulundurunca benim gibi birinin evlenebilmesi mümkün görünmüyor.çoooook zor yani.çünkü denk gelebilecegim bi ortam yok.ama darısı bbana da diyeyim züğürt tesellisi olsun:)dünyada bir taraftan zaman su gibi akıp giderken bir taraftan da yârin sevdicegin olmadan hergün yüzünün biraz daha yaşlandığını görmekte varmış napalım bu da bizim kader…bişey değil 5 sene sonra güzel olduğumuz da yalan olucak.hayatimda hep bir erkeğin egemenliği altında olayım istedim.ama babam hariç bütün erkekler afedersiniz karşıma çıkanların hepsi sümsüktü.he burda eleştiri oklarını direk bana yönlendirenlerde olacaktır hayatımda yaşadıklarımı bilip bilmeden:”karşına hep öyleleri çıkıyorsa dön kendine bak”diyende olacaktır.valla kendimin iyi bir erkeğin layigi dengi olmayan bi bayan olarak görmüyorum(ki gerçekten de öyle)sadece hayat koşturmacası imkanlar şartlar bu günlere gelmemi sağladı.hayatta herkes farklı imtihan oluyor ve nedense bekarlıkla imtihan da bize düştü

      • Abdullah Bir diyor ki:

        MERYEM HANIM’a…

        Kendi kız kardesim evlenmiş kadar mutlu oldum. :-)

        Kurduğunuz yuvanın hayırlı, mubarek ve bir ömür boyu olmasını Rabbim den dilerim.

        Rabbim seni kocana, kocanı da sana iki cihanda yar ve yoldaş eylesin.

        Rabbim size göz aydınlığı, kendisinin de razı olacağı evlatlar nasip etsin. (Amin)

        Abdullah ağabeyini ve burada ki Mümin ve Müslüman kardeşlerimizi hayırlı haberlerinizden mahrum etmeyin.

        • Meryem diyor ki:

          Abdullah Bir abi
          Çok teşekkür ederim Allah razı olsun. Darısı tüm bekar kardeşlerime😊

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Meryem Hanım.

          Rabbim yuvanızı mübarek kılsın ve sizlere iki cihan saadeti versin. Evlenip yuva kurmak isteyen tüm kardeşlerimize de bunu nasip etsin.

          Rumuzlar karışıyor bazen kim kimdi emin olunamıyor ki aslında bunun da bir önemi yok sonuçta buraya derdini yazan mutluluğunu paylaşan her kişi bizim kardeşimizdir ama siz Meryem61’diniz değil mi?

          Abdullah abimizin dediği gibi buradaki kardeşlerimiz hayırlı haberlerini bizden esirgemesinler. Ben şahsen bir zamanlar epey aktif yorum yazıp şu an sessiz olan yorumcu kardeşlerimizin hayırlı haberlerini bekliyorum.

          Bekar kardeşlerimiz hayırlı bir yuva kurmak için bol bol dua etsinler. Bizler de onlar için sürekli dua ediyoruz bundan emin olsunlar. Nasipten öteye köy yok denir. Ummadığımız anlarda bazen kapılar önümüze açılıverir. Çok zor ihtimal dediğimiz şeyler bir anda oluverir.

          Günümüzde kızlar artist koca arıyor diye epey yazıp çizmiştim. Eşim de sanki bunlar yokmuş gibi ara ara takılır bana artistim benim diye. Ben de bu zamana kadar ne artistliğimi gördün derim. O da şaka der, öyle artist birisi olsaydın kesinlikle senle yapamazdım…

          Çoğunluğun evliliğe bakış açısı belki bu siteyi takip eden kardeşlerimizin istediklerinden farklı olsa da Allah artist erkek aramayan kızlar, manken kız aramayan erkekler de var. Nasiplerinde varsa bir araya gelip yuva kuruyorlar.

          Selam ve dua ile.

      • U-Mutlu diyor ki:

        Rabbim hayirli etsin Meryem hanım darısı tüm bekarlarimizin başına.
        İnşallah …Nisa hanım ında guzel haberlerini alırız aklımda hep .
        Süleyman bey in güzel bir haberle dönüş yapmasini ümit ediyorum .

      • kevser diyor ki:

        Vaay:)burda o kadar yazdınız.sonunda bekarlıktan kurtuldunuz meryem hanım:)darısı bana inşallah :)

  2. Erhan Patlak diyor ki:

    Bu gibi zulmün tavan yaptığı haberleri okuyunca, artık sözün bittiği yere gelindiğini görüyorum. Bunca mazlumun ahı elbetteki yerde kalmaz, arş-ı Alayı titretir.
    “Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste” diye meşhur bir söz var. Yine büyükler, “zulüm ile abad olanın ahiri berbat olur” demişler. Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin ifadesiyle, zulme rıza da zulümdür.
    Yıkılmış ağaca sormuşlar niçin inliyorsun?
    “Gövdeme ardı sıra inerek beni deviren baltanın sapı da ağaçtan idi, ona yanıyorum” demiş.
    Kaderin şu cilvesine bakın ki, İstanbul sözleşmesi, 6284 vs büyük zulümler, asla ihtimal verilmeyecek bir kadro eliyle başımıza bela edildi. Bu büyük tahribatı, bir başka siyasi kadro bu kadar sessizce ve kolay bir şekilde asla yapamazdı.
    Vicdanlı bir insanın ve bilhassa hakiki bir müslümanın, bu gibi hadiseler karşısında kalbi titremesi ve tüm insani hissiyat ve letaifi galeyana gelmesi gerekirken, sırf siyaset tarafgirliği hatırı için dehşetli zulümlere karşı ya sessiz kalınıyor veya destek veriliyor.
    Bizler karşımızdaki fitne ateşinin farkına varır varmaz, karınca kararınca gösterdiğimiz çabalarımızla en azından hangi safta durduğumuzu belli ettik.
    Şurası da bir gerçek ki, bu konuda asıl takdire şayan zevat, bu gibi tehlikeleri en evvel görüp mücadele meşalesini yakarak yola çıkanlardır.
    Cenab-ı Hak’ka nihayetsiz şükürler olsun ki, bu kıymetli zevat tarafından iğneyle kuyu kazar gibi uzun seneler boyunca yılmadan verilen büyük mücadeleler neticesinde, kalın zulüm surlarında azim gedikler açılmaya başlandığını bizlere gösterdi. İnşallah zulüm surlarının tamamen yıkıldığını göreceğimiz günler de çok yakındır.
    Selam ve dua ile.

  3. mehmet-mehmet diyor ki:

    Hani herkes istanbul kaybedildi artık hükümet-reis kendine çeki düzen verecek deniliyor ya hiçbir şey olmayacak. Çünkü kader fetvasını verdi, bu parti/iktidar artık devrini kapattı. Özellikle aile ile ilgili yapılan icraatler, rüşvet-yolsuzluk-israf-faiz ve fetö bahanesiyle yapılan zulümler bu iktidarın manevi alemde ipini çekmiştir. Artık en bariz hatalarını dahi görüp düzeltemeyecekler çünkü kader tecelli edeceği zaman göz kör olur diye güzel bir Arap atasözü vardır. Ne diyelim Rabbimiz bize acısın da daha fazla yıkımdan kurtarsın inşallah

  4. süleyman yakut diyor ki:

    Böyle bir düzen böyle bir vahşet böyle bir kanun
    yemin ederimki NEMRUTUN DÜZENİNDE BİLE YOKTU FİRAVNUN SİSTEMİNDE BİLE YOKTU BU ZÜLME DESTEK OLANLAR VE SESSİZ KALANLAR ADALETİ SAĞLAMASI GERKEN LER GEREĞİNİ YAPMAYANLAR ALLAHIN LANETİNE UĞRARLAR VE YBEDERLER…………..

  5. ALİ SAMANGÜL diyor ki:

    akp parti bizi aldattı arkadaşlar önce gözümüzü boyadı arka ahlakı ve aileyi bitirecek herşeyi yaptı. yaklaşık 10 sene imzalana bu anlaşmanın
    sıkıntıları şimdi çıkmaya başladı. Ben bir vatandaş olarak akp ye verdiğim oylarda pişmanım.Adamlar beni ve ailemi resmen tehdit ediyor.Sadece Tayyip erdoğan yetmez oy verirken partinin neler yaptığına bakın

  6. Ahmet Yıldırım diyor ki:

    Fatma Şahinlere yazıklar olsun. Evliliği yasakladılar, zinayı serbest bıraktılar. Bunu isteyen AB imiş. Norveç’te evliliğin sınırı ergenlik çağına gelmiş ise 14 yaş. Cumhurbaşkanı bir de en az 3 çocuk diyor. Daha çok beklersiniz.

  7. Ferhadi diyor ki:

    Bu nasıl iş?

  8. Abdullah Bir diyor ki:

    Türkiye genelinde akıllı, imanlı ve basiretli olarak tanınan, okunan, bilinen, düşüncesine ve sözüne itibar edilen Sema MARAŞLI hanımefendi ve bir avuç insaf, ilim, merhamet, basiret, liyakat sahibi cesur insan haricinde ki hiç kimse devlet, millet, hatta ümmet olarak derin bir uçurumun tam kenarında, hatta uçuruma düşmek üzere olduğumuzun farkında değil.

    Okumuş yazmış, görmüş geçirmiş koca koca adamlar ve kadınların gözünü para, makam ve güç sahibi olma hırsı bürümüş, hepsi birden kör ve sağır olmuş sanki.

    Ülkenin ve milletin dertleri umurlarında değil.

    Özellikle popülizm peşinde koşan siyasilerimiz, yerel yöneticiler, belediye başkanları ve bunların “hık deyicileri” ise VİP yalaka sınıfında yer kapma gibi küçük hesapları için ağzı açık ayran delisi misali İLLUMİNATİ’nin ipte ki cambazını seyrederken İlluminati’nin siyasi partilere, medyaya, hukuk sistemine, sanat ve iş dünyasına, kültür camiasına, STK lara, eğitim ordusuna ve dini cemaatlere sızdırdığı asker, savcı, hakim, sanatçı, ilim, din ve iş adamı, akademisyen, yazar, düşünür, siyasetci vb maskeli köpekleri buldukları her fırsatta söylem ve eylemleriyle Türk gençliğinin, kadının, ailesinin ve hasılı Müslüman Türk Milleti’nin ve Devletinin son hızla mezarını kazmaya devam ediyor.

    Sıkıntı bu kadar da değil, ülkenin içinde bulunduğu bu durumu fırsat bilen yerli görünümlü yabancı sırtlanlar, vatan haini toplum mühendisi kripto çakallar da bugüne kadar ustaca ve sinsice yaptıkları “TOPLUMU UYUTMA, MANİPLE ETME, DÖNÜŞTÜRME” işini geçmişe nazaran bugünlerde daha hızlı ve daha rahat yapmaya başladılar.

    Tavşanın gece karanlığında parlak projektör ışığı karşısında donarak hareketsiz kalması, büyülenmesi gibi yurdum insanı da yerel siyasetin, seçimlerin, dünyalık kazanımların aldatıcı çekiciliğine kilitlenmiş, gözleri bu “sahte dünya”nın menfaatlerinden başka bir şey görmez, kulakları “yalancı dünya”ya dair seslerden başka ses duymaz olmuş.

    Bazen, yaşadığım ülkedeki toplumsal problemlere duyarsız, tepkisiz, basiretsiz ve merhametsiz insanların çokluğuna bakıp bakıp manevi olarak ölmüş, yürüyen leşlerin işgal ettiği bir ülkede yaşadığımı düşünüyorum.

    Biz ne zaman ve ne oldu da bu kadar sıradanlaştık, dünyevileştik ve paganlaştık?

    Bazen kendi kendime bu yürüyen leşlere “DURUN KALABALIKLAR BURASI ÇIKMAZ SOKAK” demek için şöyle gündüz vakti tamda namaz saati öncesinde büyükçe ve şehrin tam ortasında ki bir camiinin duvarına mı işesem, belki o zaman devlet yetkilileri beni kaale/ciddiye alır, adam yerine koyar; bizde camii duvarına işeme eyleminin sıkıntısını ve cezasını çektikten sonra boynumuzda “KÖYÜN TESCİLLİ DELİSİ” yaftasıyla daha çok insana sesimizi duyurma, insanları bu kabustan uyandırma imkânı bulabilir miyiz diye düşünüyorum.

    Ama şimdilik,

    Ey Rabbim…

    İçimizde ki beyinsizler ve yürüyen leşler yüzünden bizleri helak etme, bie affın, mafiretin ve merhametin ile muamele et(Amin) demekten ve elimden geldiği kadar İbrahim’in ateşine su taşımaktan başka bir şey yapamıyorum.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"Bir ev halkı birbirine iyilik ve ikramda bulunduğunda Allah üzerlerine rızık akıtır ve Allah'ın himayesinde olurlar. (Hadis-i Şerif)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku