Susan Kurtulmuştur (Evlilik Okulu 16.Ders)

24 Eylül 2012Evlilik Okulu90 Yorum »

” Susmak huyların efendisidir.” buyuruyor sevgili peygamberimiz. Susmanın iletişimde ne kadar kıymetli olduğunun farkında değiliz.

Yuttuğumuz hiçbir sözden dolayı pişman olmayız. Fakat söylediğimiz pek çok sözden dolayı pişman olmuşuzdur. Bazen susmak söyleyeceğimiz sözden çok daha fazlasını anlatır karşımızdakine.

Karı koca ilişkisinde de muhabbeti kaybetmemek için susmayı bilmek lazım. Çok konuşmak aşkın düşmanıdır. Pek çok sevgi gereksiz ve boş konuşmak yüzünden bitmiştir.

Konuşmak da susmak da bir sanattır aslında, kadın-erkek hepimizin en çok bilmesi gereken. En çok da biz kadınların. Konuşmayı seviyoruz ve çoğu zaman ölçüyü kaçırıyoruz. “Çok konuşan çok hata yapar.” diye bir söz kalmış zihnimde. Ağzımızdan çıkan her sözünde diğer tarafta hesabını vereceğimizi de düşünürsek susmanın dünya ve ahiret hayatı için ne kadar kıymetli olduğu daha da iyi ortaya çıkıyor.

Teknoloji yüzünden çok gürültülü bir dünyada yaşıyoruz. Akşamları bir süreliğine de olsa televizyonu bilgisayarı kapatıp karı koca sessizliği paylaşabilmeli. Bir çay içerken göz göze bakışmanın, sevdiğinin omzuna başını koyup onda dinlenmenin tadını hangi sözcükte bulabiliriz.

Gözün anlattığı dilin söylediğinden daha önemlidir. Dilimiz o kadar gevezelik ediyor ki gözlerimiz konuşmayı unuttu. Her akşam eşinizle beş dakika da olsa gözlerinizle sohbet edin. Dakika tutun ve beş dakika boyunca birbirinizden gözlerinizi ayırmayın, ona duygularınızı, sevginizi gözlerinizle anlatın, bu arada kesinlik ile konuşmayın. Dudaklarınızı konuşmak için değil gülümsemek için kullanın.

Allah rasulu “Susan kurtulmuştur.” buyuruyor. Susmak sizi eşinizle yaşayacağınız pek çok tatsızlıktan korur. Üç dakika çeneyi tutmak bizi üç günlük üzüntüden korur.

“Aşk saadetini kim elde eder? Susan kimse.” diyor Cervantes. Aşık olmak kolay da dilimiz yüzünden aşkımız uzun sürmüyor, aşkımızın saadetini, mürüvvetini göremiyoruz. Dil sussa gönül konuşacak. İkisi bir arada olmuyor. Hele telefon şirketlerinin şu bedavaları yüzünden gençler daha sözlüyken, nişanlıyken birbirinden bıkıyor.

Evliliğinde problem yaşayan hanımlara sabrı ve sukûneti tavsiye ettiğim zaman hanımlar genellikle annelerini ninelerini örnek gösteriyorlar. “Annelerimiz sustu sabretti de ne oldu, kıymetleri bilinmedi, dert sahibi oldular.” diyorlar. Oysa anneleri aslında sabretmemiştir, gerçekten sabredebilselerdi dert sahibi olmazlardı. Onlar görünüşte susmuşlar fakat içten içe büyük bir kızgınlık duydukları için gözleri ile kocalarına kızgınlık ve öfke kusmuşlardı. Öyle susmanın bir değeri yoktur.

Mesela erkek bir şeye sinirlendi kızdı, kadın sustu. İçinden “Beş dakika susarsam öfkesi geçer.” deyip kadın gözleri ile ateş püskürmeden, nezaketle susarsa kazanır. Erkek az sonra karısının gönlünü nasıl alacağını bilmez. Fakat biz genellikle susmak yerine eşimizi susturmaya çalışıyoruz, kendi haklı olduğumuzu ispat etmeye uğraşıyoruz.

Haklı çıksak sanki bir ödül var. Adam tartışma bitsin diye “tamam haklısın” dese içinden de “Allah belanı versin, sus artık” dese mutlu mu olacağız? Hiç bir tartışmada kimse kimsenin haklı olduğunu kabul etmez. Çünkü kızgınlık gerçeğin önünde perdedir. Aynı zamanda kızgınlık, gerginlik pek çok hastalığın sebebidir. Konuşarak hem kendimizi yoruyoruz hem de eşimizi. Sevdiğinle sessizliği paylaşmak güzeldir. Tabii eşler sinir bozucu bir sessizliği değil, sessizliğin sukûnetini paylaşmalılar.

Kızdığımız, üzüldüğümüz zaman Rabbimizin “Allah sabredenlerle beraberdir ve Allah sabredenleri sever.” ayetlerini hatırlayalım. Susmak sabır işidir.

“Bir avuç sabır, bir kova beyinden üstündür.” der bir Hollanda atasözü. Zekamıza ve dilimizin keskinliğine güvenip herkese laf yetiştirebiliriz ama bu bizi iyi bir insan, iyi bir mümin yapmaz tam aksi çıkacak arızalardan dolayı bu davranışımız bizi daha mutsuz ve agresif yapar. Oysa sabırla maddi ve manevi pek çok kazanım elde ederiz.

Kadınlar susmayı, erkekler konuşmayı öğrense (erkekler çok konuşsunlar anlamında söylemiyorum, eşlerine iltifat etmeyi, tatlı sözler söylemeyi öğrenseler) pek çok evlilik kurtulur.

Susmak asla eziklik değildir. Kadınlar sustukları zaman ezileceklerini zannediyorlar bunun için bir gayret kendileri erken davranıp kocalarını dilleri ile ezmeye çalışıyorlar. Kadın kızgınlıkla o lafı oraya oturturken kocanın gönlünden kaç fersah aşağı düştüğünün farkında olmuyor çoğu zaman.

O söze de cevap verme, eşinin ailesi hakkında kötü konuşma, her kavgaya annesinin, kardeşinin adını karıştırma, sürekli sorular sorup bunaltma, her şeyi de öğrenmeye çalışma ya da her şeyi kocandan fazla bildiğini ispat etmeye uğraşma, her tartışmada eski defterleri ortaya dökme…Ne sen yorul ne de eşini yor. Dünyaya böyle küçük şeyleri problem yapmak için gelmedik, bunların bir de diğer tarafta hesabı var. Kızgınlık anında söylediğimiz sözlerin çoğu nefis tatmininden başka bir şey değil.

Misalleri daha çok kadınlar üzerinden verme sebebimi açıklamaya gerek yok herhalde. Biz kadınlar erkeklerden daha fazla konuşuyoruz ve susmayı pek sevmiyoruz. Erkekler daha kolay susabiliyorlar. Erkeğe de gereksiz yere çok konuşmak, küçük şeyleri dert etmek hiç yakışmıyor. Tabii ki yazıda susmanın kıymetini anlatırken zaten az konuşan erkekleri tümden susturmayalım. Erkeğin eşine ile sohbet etmek için zaman ayırması gerekir. Kadınların konuşma ihtiyaçları vardır.

Güzel susmayı mutlaka öğrenmemiz lazım. Suratımızı asmadan, tavır almadan, yüz ifademizle aşağılamadan, hakaret etmeden. Kadın eşine kırıldığında yüzünde mazlum bir “kırıldım, üzüldüm” ifadesi olsa, masumiyetini anlatmak için bir torba laftan çok daha etkili olur kocası üzerinde.

Erkek de kırıldığında küçümseyici bakışlar atmadan, ağırbaşlılığını koruyarak susarsa bu da pek çok sözden daha etkilidir.

Bir beyefendi “Karım hoşuma gitmeyen şekilde konuşmaya başladığında susarım. O sustuktan sonra başka odaya gider şükür namazı kılarım. ‘Allah’ım bana susmayı nasip ettiğin için sana şükürler olsun.’ derim.” demişti. Susmak öyle böyle değil, zor iş. Şükür namazı kılacak kadar hem de.

Siz kibar susabildiğiniz için şükür namazı kıldınız mı hiç?

(Tabii bütün yazdıklarım aynı zamanda kendime. )

Bu dersin ödevi: Sinirlendiğiniz zaman gidin aynada yüz ifadenize bakın. Büyük ihtimal kendi yüzünüzü bile görmek istemeyeceksiniz. Bu eziyeti eşinize yapmayın. Yüz ifadenizi kontrol ederek kibar susmayı öğrenin.

Karı koca akşamları konuşmadan beş dakika göz göze bakışma, gözlerinizle konuşma ve sevgiyi gözle anlatma alıştırması yapın. Dikkat edin birbirinize dik dik bakmayın.

Bir anlaşmazlıkta hemen dilinizle eşinize ona saldırmaya ve kendinizi savunmaya geçmeyin. O çok konuşuyor ve devamlı sizi suçluyorsa cevap yetiştirmeye uğraşmayın, söylenmesi gerekli bir söz varsa onu söyledikten sonra güzelce susun ve ve gidin şükür namazı kılın.

www.cocukaile.net   Sema Maraşlı

Okunma Sayısı : 40.725

Yorum yapın

“Susan Kurtulmuştur (Evlilik Okulu 16.Ders)” için 90 Yorum

  1. Mesut diyor ki:

    Kolay gelsin ben bu susma konusu artık kendimize yapayım başladım. Çünkü en ufak bişeyde bağıran çağıran beni kova yerinde görmeyen hakaretler sayan bir eşim var.bir kızım var herşeyi bitirip gitmek istiyorum,ama her defasında o gözümün önünde oluyor önceden sigara içmezdim evlendim başladım.Bilmiyorum bir trendir gidiyor nereye giderse sadece herşeyi Allah a havale ediyorum. Bişey en çok kızdığım ailede bir tartışma olmuş darp yok bişey yok eşim polislerde aramış polislerde beni alıp gidiyor uzaklaştırma veriyor,bu karar beni bu aileden bu kadından daha çok soğutmaz mı,ayrılığı daha çok körüklemez mi.ben anlamıyorum herşeyde kadın haklı artık kadınlardan tiksinir hale geldim. Oysa ne umut ne ümitlerim vardı hayata dair. Şuan sıfırım.ben ilk eşimin elini tuttum bu dünyada başka kadın da tanımadım. Eşim çalışıyor parası var diye takmıyor bişeyi alma diyorum alıyor. Sonra kredi kartı eksi hesaplar öde öde bitmiyor. Sen Sen isen bende benim diyor. İşden gelir yemek tv wc sonra yat kalk aynı şeyler maneviyat vb.yok kandilde bile muhteşem yüzyıl izler. Çıldırıyorum. Allah banada herkese yardım etsin. Sonumuz hayrolsun. Ama hakkımı helal etmiyorum eşime.

    • Abdullah Bir diyor ki:

      MESUT BEY’e…

      Yalnız değilsin…

      Nefsine, şeytana köle olmuş ve kocasına zulmeden tek kadın seninki değil…

      Karının saba yaptıkları konusunda yazdıklarının eksiği var fazlası yok, buna inanıyoruz…

      Ama unutma ki keskin sirke önce küpüne zarar verir…

      Hırsa/sinirle kalkan zararla oturur…

      Öncelikle tevekkül et, Sakin ve Allah’a teslim ol…

      Su akar yatağını bulur…

      Herkesin imtihanı var…

      Çektiğin bu sıkıntılarda senin imtihanın…

      Öldürmeyen sıkıntılar insanı daha güçlü ve sabırlı yapar…

      Kızın için sonsuza kadar bu sıkıntılara katlanamayacağını biliyorsun…

      Bu kadın ve kızın ile aynı yerde yaşamaya devam etmekle ve kızının gözleri önünde sana yaptığı zulme sessiz kalmakla kendine ve kızına kötülük yapıyor, zarar veriyorsun.

      Çünkü;

      Hiç bir evlat annesinin karşısında süt dökmüş kedi gibi davranan baba veya her günü kavga gürültü ile geçen bir hayat yaşamak istemez.

      Ayrıca bağıran çağıran ve agresif bir kadın karşısında sus pus olan bir baba profili kızının bu davranış şeklinin doğru olduğunu düşünmesine ve kızın evlendiğinde de aynı şeyleri kocasına yapmasına sebep olur ki bu da kızının ileride kuracağı yuvasının yıkılmasına, seninde istemeden de olsa kızına yapacağın en büyük kötülük olur. Veya kızının gözünde pısırık bir baba profili oluşmasına ve kızının senden nefret etmesine sebep olur.

      Bu nedenle

      İster bu kadınla evliğini devam ettir, ister boşan ama ne yaparsan yap yıkılma, her şeyden önce senin “güçlü olman ve dik durman” lazım.

      Önce sakin bir zamanda karın ile yaşadığınız problemlerin sebepleri ve sonuçları üzerinde detaylı şekilde konuşun. Karından seninle ilgili beklentilerini ve rahatsızlıklarını, şikayetlerini maddeler halinde yazmasını ve sana vermesini iste. Sende karın için aynı şeyleri yap. Karın senin onunla ilgili şikayetlerini dikkate almasa, tavırlarını değiştirmese ve sana saygısızlık yapmaya, hakaret etmeye devam etse dahi sen makul bir süre aldığın kararları ve karının seninle ilgili beklentilerini sabırla uygula.

      Bu süre zarfında insanların etkisinde kalmamak için karınla ilgili dertlerini kimseye anlatma. Bu süre sonunda ( bu sürenin kesin bir zamanı yok, sürenin ne kadar olduğunu sadece ve sadece sen kendin belirleyebilir ve bilebilirsin, vicdanın ve aklın bu sürenin ne kadar olduğunu sana söyleyecektir) karının değişmeyeceğine vicdanen ve mantıken kanaat ettiğin, inandığın, ikna olduğun zaman yıne sakin ve kavgasız bir sekil de bu evliliği bitir.

      Emin ol ki bir çocuk (daha ziyade kız çocukları) için annesi babası boşanmış ama kendinden emin, dik duran bir baba profili, annesi babası beraber olduğu halde pısırık olan ve annesi tarafından aşağılanan, ezilen, hor görülen bir babadan 100 kat daha değerlidir.

      Hayırlı düşünce iş ve eylemlerinde Allah yar ve yardımcın olsun.

      • Abdullah bey teşekkür ederim diyor ki:

        Benim istediğim hayat bu değildi. Sözlerimin yada yaptıklarımın bir anlamı olmuyor en ufak bişeyde en kötü en şerefsiz ben oluyorum. Hep kabris trip aslında çağımızın hastalığı anne babalar çocuklarını okutuyorlar iş sahibi olsun diyorlar. Ama asıl amaçları kızım kendini ezdirme ha aman diyorlar. Şükür yok bir doymazlık var filan almış bendede olsun. Şu yapmış bende yapayım. İçkimiz yok kumar yok aldatmamız yok ben kadından değil Allah dan korkarım yapmam.Elimde ne var benim bu benim için iyi mi kötümü artıları eksileri toplamıyorlar.sadece sensin sensin dememi istiyorlar.Anne babası Hep kızını haklı görür yeri geldi boşan gel dediler neden çünkü kızı öğretmen eğer işi olmasa otur evinde kocana sahib çık derler ama maaşı varya para gözleri kaplıyor.Cahillik.benim annem babamada daha çıkıp saçmalama bile demedi. Onun annesi kocasını evden bile kovdu küfürler vb. Benim eşimde annesini örnek alıp bastırma derdinde ama herşeyin bir sonu var göreceğim. Eşimin ailesinde sonra sözü kadınlar söyler bunu hepsinin yüzünede söyledim. Birde yüksek sesle konuşma hastalığı var teyze dayı vb.bazen bir avm de yada hastanede sin bağırarak konuşuyor insanlar rahatsız oluyo haberi yok sus deyincede sen kötüsün.yaz mevsimi memlekete gider 2 ay gelmez yanında kızımla annesinde durur benim aileyede 2 gün ya gider ya gitmez annesi babası demez kızım sen evlisin bu torun onların da torun u demezler hiç salağa yatıp yaşar giderler. Kendisinin de erkek kardeşleri var allah aynısı onlar a da yaşatsın inşallah bu yuva yıkılırsa ailesinin Hep kızlarına sensin sen bitanesin kafanı bozuyorsa boşan gel demesinden yıkılacak… Hepsini Yüce Rabbim görüyor ona havale ediyorum Rabbim neylerse güzel eyler.

    • Yahya diyor ki:

      Mesut Bey,

      ben boşanma yolunu tercih ettim ve kararımdan da son derece memnun ve mesutum ancak ülkemizde hukuk sistemi çoook ağır işlediği için 2,5 senedir boşanma davam devam ediyor. (temyize giderse oooo….)

      Allah yar ve yardımcınız olsun.

      Selam ve dua ile…

      • Yahya bey teşekkür ederim diyor ki:

        Allah yardımcınız olsun inşallah. Bu dünya yalan çok kısa ölüm kolay önemli olan verilecek hesaplar. Ama bu dünyaya ölmeyecekmiş gibi tapanlar var o kadar aşkla bağlılar ki tek hayatları bu yalan dünya olmuş ben bu dünyada aç da kalabilirim sürünedebilirim. Ama önce insan adam olmayı seçerim. para zevkler kibir Bunları çok sevip sadece ben diyenler olduğu için hayat mutsuz oluyo. Kısaca artık insanlar niye dünyaya geldiklerini unutmuşlar amaç sadece güzel giyinme para en güzel yemekler en güçlü ben olayım olmuş.

  2. eminmaden diyor ki:

    çok doğru ve yerinde tespit
    eşin sana sinirlndiğnde bağrdığında yapacak o kdar şey var ki bağırmak küsmek bunların en kötüsü ve en sonuncusu
    eş bağırdığında sinirlendiğinde
    sus sakinleşmesini bekle
    alındığını belli et
    tamm gülüm sen sakinleşince konuşalım dyebilirsin
    sinrlenmene gerek yok, ben kabul edyorm snin dediklerini
    daha neler neler buraya sığmaz… görldüğü üzere kızana bağırana sinirlenene karşı ypılacak o kadar pozitif davranış var ki
    ters tepki göstrmek en sonuncusu

  3. Gultoprak diyor ki:

    Sa hocam harfiyen sizn duşuncelerinze katiliyorm.
    Kanatimce ailelere farkindalik saatleri verilmelu bu yazdiklarnz her aileye haftada bir sesli mektup şeklinde ulaşmalu. Cunku az okuyoruz hem kendimizi hem aile fertlermizi okumuyruz… Bu gidiş nereyedr Rabbim muslumanlari ve tum insanligi doğruya ulastrsn daim eylesn.

  4. anıl diyor ki:

    eşimden boşandıktan sonra kendimi dine ve kafamı mesgül edecek uğraşlara verdim.türkiyenin ünlü piskolok yazarının kitabını aldım ilk sayfada kendime verdiğim not…eşim ile ben karı koca değil de düşman olmayı öğrenmişiz… çünkü ikimizinde yanlışı bu yazıda belirtiyor.
    eşim aslında kendini ifade etseydi ben üzülmez yanlışımı görür aynı zamanda onunda ne düşündüğünü bilmiş ve öğrenmiş olurdum.fakat o SESSİZ kaldıkça ben davranışlarımın onun hoşuna gittiğini yada doğru oluğunu düşünüp devam ettim. ama yıllar geçtikçe bugün bana seni yıllarca seni alttan aldım taviz verdim diyor.o benimle bir konuda tartışma CESARETİ bulamadıysa yada benim üzülmem ile başa çıkmamışsa benim suçu ne.?kitabdaki alıntı bu ..aslında susmak sucu kabul etmekmiş susmak yapılanana razı gelmek miş ..bana boşandığımızdan aylar önce dediği tek kelime yetti benim için annem ve babam kardeşlerim demesi oldu. oğlum bende kalıyor şimdi 3 sene oldu ben ve 7 yaşındaki oğlum ile hayatın bize ne sunacağını bekliyoruz .

    • Sennur diyor ki:

      Kitabın adını paylaşır misiniz ?

      • anıl diyor ki:

        sennur hanım. serhat yabancı.unutmakmı affetmekmi 3.baskı.ben bu kitabı bu cocuk ve aile sitesinden önce tanıdım faydalı olduki bundan sonraki hareketimi bu sekilde devam ediyorum..lakin bu sitenin fazlaca faydasını ve bilgisini cok gördüm..sağlıcakla kalın..

        • sennur diyor ki:

          teşekkür ederim ANIL BEY ,

          Bu sitenin faydası ,dertleşmek ,kendi halimizde benzer insanların olduğunu bilmek ve yapılan hataların benzerliği gibi konular mevcut .

          geçmiş de yaşananlar içinde en güzeli AFFETMEK , yürekten affedebilmek . bu da affettiğiniz ki,şi ile karşılaştığınızda nötr olabiliyorsanız gerçekten affetmişssiniz demek , nötr olamıyorsanız AFFEDEMEMİŞSİNİZ dir.

          bencede affetmek insanın kendisi ve ahireti için yapabileceği en büyük yatırım .rabbim her birimize iç huzuru ve dış huzuru verebilecek ameller ihsan eylesin.
          selametle …..

  5. Kirgin diyor ki:

    Merhaba eşim beni sürekli aldatıyor her defasında yakalıyorum bunu ona belli ettiğimde her defasında beni bosayip onlardan birini alacağını soyluyor sadece sinirlendiğimde bir iki cümle yazıyorum beni asagilamayi bırak gibi ama o daha da çok küfür ediyor susuyorum ama akşam eve geldiğinde yüzüne gülemiyorum tabi çocuğumla ve benle asla ilgilenmiyor üç senelik evliligimde neredeyse on parmagi geçmeyecek kadar dışarı çıktık susuyorum ama hiç bir faydası olmuyor (Allah katında olur inşallah ) geceleri geç geliyor beni sevdiğini asla belli etmiyor elimden bile tutmadı hiç birbirimizi severek almıştık sürekli bana salak ve benzeri itamlarda bulunuyor artık dayanamıyorum

    • Abdullah Bir diyor ki:

      Kırgın Hanım Efendiye

      Yazdıklarınız ve ifadeleriniz de ki samimi üslup ” sabrınızın ve dayanma gücünüzün” son sınırda, hatta tükenmek üzere vede “çaresizliğinizin” ne kadar can yakıcı ve büyük olduğunu gösteriyor.

      Eskilerin değimi ile ” Allah sizin derdinize derman verecek ama samimi bir lisan ve yürek ile kendisine dua etmenizi istiyor”

      Çünkü Allah ” VERMEYİ İSTEMESEYDİM, İSTEMEYİ VERMEZDİM ” buyuruyor.

      Bu nedenle içinde bulunduğumuz Ramazan ayının bereketi ve rahmetine sığınarak Allah’ın sabrınızı ve dayanma gücünüzü artırması, içinde bulunduğunuz sıkıntılardan sizi kurtarması ve size hayırlı kapılar açması için DUA EDİN. Laf olsun ve dua etmiş olmak için değil, gerçekten dua edin.

      Alın abdestinizi, kılın iki rekat şükür namazı, sonra kapanın seccadenize isterseniz sessiz sessiz, isterseniz sesiniz çıktığı kadar hıçkıra hıçkıra ağlayarak, veya Allah ile konuşuyormuş gibi, içinizden nasıl dua etmek geliyorsa o sekil de DUA EDİN ve YALVARIN Allah’a…

      Sonra da “Hasbunallahu ve ni’mel vekil ni’mel Mevla ve ni’me’n nasîr”.
      (“Allah, bize yeter, O ne güzel vekildir. Ne güzel Mevla,ne güzel yardımcıdır.”)
      diyerek size sıkıntı veren problemi, PROBLEMİ SİZE VEREN SAHİBİNE İADE EDİN.

      Sıkıntılarınızı da burada paylaşmaya devam edin. Umulur ki rahatlarsınız, umulur ki bir kardeşimizin söyleyeceği bir söz, edeceği bir dua sizin rahatlamanıza, hatta kurtuluşunuza vesile olur inşaallah.

      Hayırlı karar ve işlerinizde Allah yar ve yardımcınız olsun.

  6. Aziz diyor ki:

    Efendim olmuyor be! Gulden agir soz soylemedim. Bir demet gulle aldim gonlunu. Beni saymiyordu ama hep susuyordu. Susmak hakki gizleyecekse lazim mi ki. Yalan soyluyor, hesap sordugumda susuyordu. Allah hakki icin yapmamasi gereken seyleri soyluyorum ve beni dinlemiyordu. Hesabini soracaktim tabi. Yaramazlik yapmis cocuk gibi susuyordu. Sonra ben kotu oldum susmadigim icin, hesap sordugum icin. O gitti. Keske ben susup gitseydim.

    • U-mutlu diyor ki:

      Cok guzel yazmissiniz siir gibi..
      Siir olsaymis keske yasanmamis olsaymis..
      Kizginliktan ziyade sevgi,merhamet,ozlem kokuyor..

      Ayrildiniz mi, tekrar biraraya gelmeniz mumkun mu ;(

  7. PEMBENUR diyor ki:

    PEKİ SEMA ABLACIM BUNA RAGMEN YAPTIGIN HÜRMETE İYİLİĞE RAGMEN SUSMANA RAGMEN DEĞİŞME OLMUYORSA SUSKUNLUK NASIL KORUNUR Kİ . SABIR NEREYE KADAR OLUR Kİ ?
    EŞİN YALNIZLIGI FUTBOLU PC SEVİYORSA NEREYE KADAR SUSULUR NE YAPILIR?

  8. feyza diyor ki:

    ve en güzeli eşimize dua etmek..bu susmanında ötesinde öte alemlerde yankı bulan bir şey..sukut ve dua..kimse seni anlamasın ama seni şah damarından daha iyi bilen Rabbin seni duysun var mı bunun ötesindeki mutluluk..

  9. mub diyor ki:

    harika bir yazı teşekkürler

  10. tayyar diyor ki:

    Sema Hn. yazınız çok güzel teşekkür ederim.
    Yazıya yapılan yorum ve cevaplarıda okudum. Çok faydalı oldu. Yorum ve cevap sahiplerinede teşekkür ederim.
    Allah hepinizden razı olsun.

  11. Mustafa Alper diyor ki:

    Sema Hocam sizi tebrik ediyorum yazılarınızı beğenerek okuyorum. İnşallah kaleme aldıklarınızı daha fazla sayıda sayfa ve platformda yayınlayarak hitap edilen kitleyi genişletirsiniz.

  12. hüzün diyor ki:

    sema abla gibi nitelikli ve kaliteli düşünen bir 20 tane kadın daha olsa; türkiyedeki aile yapısının yüzde %70’i iyi bir zemin kazanıp yükselecektir.
    kendisine duacıyız.
    Allah devamını getirsin…

  13. AHSEN diyor ki:

    normalde çok sakin sessiz biriyim genellikle susmayı tercih ediyorum ve birçok şeyi içime atarım buda iyi değil aslında çok yoruyor insanı ve ani patlamalara sebep oluyor bu normal birşey değil benim bir bakışımdan beni anlayabileck bir insan lazım herkes beni anlasın istiyorum buda yanlış biliyorum kendimi ifade etmiyorum çünkü sıkıntılarımda içime kapanıyorum ve sessizleşiyorum benim bu huyumu bu şekilde bilirse eşim veya herhangi biri oturup beni konuşturmaya çalıştığı zaman bu durumumdan dolayı beni eleştirmeden o zaman kendimi ifade edebileceğimi biliyorum yeterki bir insan beni anlamak için çaba sarfetsin.
    birde şikayet eden beyefendiler var onlara tavsiyem sebat edip eşleriyle iletişim kurup onu anlamaya çalışsınlar mücadele etsin iletişim dili çok önemli konuşurkende tartışırkende bizim genel beklentimiz herkes sihirli bir değnekle değişsin böyle birşey yok karşınızdaki insanın sıkıntılarını davranşlarını altında yatan bir sebebe bağlar ve mücadele ederseniz o insan kesin çözülür sevginizde artar bu arada yeter ki eşinizin mutluluğu için çabaladığınızı gösterin birde kimse kimsenin istediği gibide olmamalı her insanın farklı karakter yapısına sahip onu dengelemeli anlayış göstermeli ve kesinlikle eleştirmemeli.

    • Selda diyor ki:

      Ahsen kardesim, Sema Hanim cok guzel aciklamis bunu: ‘gercekten sabredebilselerdi dert sahibi olmazlardi’ diyor..Icine atmak da bir nevi dert sahibi olmak..ben de bir zamanlar ayni dertten muzdarip oldugumdan yaziyorum, yoksa ukalalik yapmam istemem..Icine atmak zaten bir yerden sonra bunlarin patlamasina yol aciyor, o da sabretmek degil..ben bunu cozmek icin imanimi daha da guclendirmeye calistim, daha cok okudum, daha cok ibadet ettim, cunku sabretmek bana gore can-i gonulden Allah’tan gelen herseyden RAZI olmak demek, herseyin bir sebebi, bir hikmeti olduguna ama gercekten, YUREKTEN inaninca o zaman ice atmanin ve uzulmenin de hasa Allah’a guvenmemek oldugu anlasiliyor. Yaradan hicbir yasanani bosa yasatmaz, herseyin bir sebebi vardir, ben basima kotu bir olay geldiginde, hemen ellerimi acip ya da evdeysem namaz sonrasi Allah’a sukur ediyorum bana bu sinavi yasattigi icin ve tek bir sey diliyorum ‘ya Rabbim bana bu sinavindaki hikmeti anlayacak idrak nasip eyle’, ki bunu neden yasadigimi bundan cikarmam gereken dersleri anlayabileyim.. O’ndan gelen herseyden GONULDEN razi oldugunda bu ice atmalar, uzuntuler cok cok azaliyor..

  14. yasemin diyor ki:

    Sohbetli bir kınagecesi merasiminde hanım hoca;eşlerin elele tutup gözgöze baktıklarında melekler onlar için dua eder Allah da muhabbetlerini artırır demişti.Her akşam 5 dakika bunu muhakak yapın demişti.

  15. Hekimoğlu diyor ki:

    Kör bir kadın ile sağır bir koca evliliği ne güzel bir temsil :)
    Rabbimiz hepimize buram buram İslam kokan, sünnet üzerine bina edilmiş birer yuva sahibi olmayı nasib eylesin.Bizleri de bu yolda amel eden mü’min ve mü’mineler arasına dahil eylesin.Amin :)

  16. acizzz diyor ki:

    Biraz garip gelecek ama ben de eşimin susmasından muzdaribim. Şahsen ben erkek olarak eşimle iletişim kuramamaktan,sohbet edememekten yakınıyorum. Genelde kadınlar yakınıyor bu konuda ama ben bir erkek olarak karımla sohbet etmek, muhabbet etmek istiyorum. Bugüne kadar hiç tartışmamız olmadı ancak karım duygu ve düşüncelerini ifade etmiyor ya da edemiyor. Konuştuğu şeyler de çok basit şeyler: “Salatanın tuzunu unutmuşum, bugün hava çok sıcak, karşıya market açılmış” gibi arkası gelmeyecek şeyler. Dialog kuramıyoruz, bizimkisi monolog. Ortak noktamız yok. Gezmeye, tatile götürüyorum ama bi yorum yapmadan, bi sevdiği-sevmediği şeylerden bahsetmeden kuru kuru gidip geliyoruz. Esprilerimi anlamıyor, söylediğim şeyin üzerine bişey söyleyemiyor. Ona kırıcı espri ve şakalar da yapmıyorum. Ben de karşıdan bi cevap alamayınca, sohbet muhabbet devam etmeyince daralıyorum. Güleryüz, saygı ve nezaket var aramızda ancak bu hali kendinden soğutuyor beni.
    Onu asla değiştirmeye de çalışmadım ancak ister istemez ben ona benzedim. Konuşmayı, gülmeyi ve güldürmeyi seven bir yapıda bir insan olarak da benim ona benzemem, dışarda da benim diğer insanlarla da iletişim kurmamda büyük sıkıntılara yol açtı. Az konuşur, basit düşünür, duygu-düşüncelerini net ifade edemez bir hale geldim. Yakın çevrem de bendeki bu büyük değişikliğin farkında.
    Yarın çocuklarıma neyi nasıl verebilecek kara kara düşünüyorum. İnsan bu kadar hayattan dünyadan kopuk olamaz! Bu kadar ilgisiz ve bilgisiz olamaz bir üniv. mezunu! Mesleğinin dışında hiçbir konuda ilgisi ve bilgisi, bi hobisi yok. Akşama kadar rahatlıkla evde oturabilir. Daha acısı öğrenme hevesi, açık ufuk, merak ve kapasite yok maalesef. Bişeyler üreteyim, bişeyler okuyayım, ilgileneyim… yok maalesef. Meraklandırmaya, ilgisini çekmeye çalışıyorum, başarısız! Küçük görevler, ödevler veriyorum onları da yapmıyor. Teşvik ediyorum, alıcılar kapalı!
    İnsan bugün TVden, internetten hatta radyodan bile kendini geliştirebilir, yeni şeyler öğrenebilir. Bu öğrendiklerini günlük hayatta kullanabilir. O da yok…
    Birbirimizi anlamaktan uzağız. Hiç bugüne kadar tartışmamız olmadı ancak arada duygu ve düşünce birliği yok. Hayata dair bir fikri yok! Sadece aynı evi paylaşıyoruz. Ben ise paylaşmak, dertleşmek sohbet etmek istiyorum.Kaliteli birliktelik istiyorum. Kadınlar yakınır kocalarının ilgisizliğinden onlarla sohbet edememekten. Bizde de ben yakınıyorum.
    Kendisini hiç kesinlikle bugune kadar hiç zorlamadım,kırmadım.
    Gary Chapman’ın “Beş Sevgi Dili” kitabı var. Eşimle aramızdaki bu iletişim problemi ile ilgili okuduğum onlarca kitap ve makaleden sadece biri bu. Kitaptan anladığım kendime göre, beş sevgi dilinden benim için baskın olan “kaliteli zaman”. Aynı şeylere gülmek, aynı şeylere ağlamak, ortak bişeyler yapmak, bişeyler paylaşmak istiyorum.Eşim için bakıyorum da, eşim bu dillerden sanki hiçbirine girmiyor. Aleksitimi (Duygu ve düşüncelerini ifade edememe özelliği) olduğundan şüpheleniyorum.
    Rabbim şeytanı sevindirmesin. Hepimizin yardımcısı olsun…

    • seymen diyor ki:

      ” Güleryüz, saygı ve nezaket var aramızda ancak bu hali kendinden soğutuyor beni.”
      “Hiç bugüne kadar tartışmamız olmadı” demişsiniz. Bu sizde de bir sorun olduğunu gösteriyor.
      Bir ihtimal olarak söylüyorum ki; Kendinizi sevdirmeyi pek becerememiş ve eşinizi mecburi bir ilgisizliğe itmiş olabilirsiniz. Değişiklik yapmanız lazım, birşeyleri değiştirmelisiniz. Mesela yanlızken saygı ve nezaketten vazgeçmeyi deneyin. İllaki hayala ilgili beklentileri vardır, onları keşfetmeniz lazım.

    • hamdi diyor ki:

      AMAN YANLIŞ ANLAMAYIN, yazınızı okuyunca BAKARA Suresi 61 ayet aklıma geldi,

      61- Ve hani si z, verilen nimetlerin kadrini bilmeyerek, şükrü ve itaatı bir yana bırakarak, terbiyesizlik edip de demiştiniz ki; ey Musa! biz tek çeşit yemeğe artık katiyyen katlanamayacağız. Yeter artık, her gün bıldırcın eti ve kudret helvası yemekten bıktık, usandık, binaenaleyh Rabbine dua et de bize toprağın bitirdiği şeylerden; yetiştirdiği sebzelerden, kabak, hıyar, sarmısak, mercimek ve soğanından çıkarıversin.

      Gerçi tekdüzeliğin, insan istekleri üzerinde az çok sıkıcı bir tesiri vardır. Ve buna karşı çeş i tlilik isteğinde bulunmakta esasen bir günah da yoktur. Fakat bunu yaparken, bir taraftan eldeki nimetin yokluğu zamanında çekilen acıları unutmamak, diğer taraftan da yüce bir ruh haliyle ve temiz bir kalble hareket edip şükrü artırmak ve daha önemlisi, b edenin istek ve ihtiyaçlarına kapılıp edep ve terbiye dışına çıkmadan hareket etmek icap eder.

      – halinize şükredin bahs ettiğiniz sorun çok basit çünkü önce akıl duygu ve düşüncenizde on karşı su-i zanları yıkın onu değiştirmeye kalkmayın, olduğu gibi kabul edin ve bu halinin sebebini mutlaka öğrenin mantıklı ise değiştirmeye çalışmayın yok bir sebebi yoksa konuşarak kırmadan dökmeden gerekirse bir hakemden destek alın. bunun haricinde ki ortak paydalarınız daha çoktur orada birleşiniz. ve yine şükredin,

      ayette geçen Yeter artık, her gün bıldırcın eti ve kudret helvası yemekten bıktık, usandık, demeyin. sonra hergün soğan yemeye mahkum olabilirsin..ne olur yazdıklarımı yanlış anlamayın lütfen

      • Nuri diyor ki:

        Aciz bey kendi evliliğini ve eşini başkaları ile kıyaslıyor. Hayallerinde ve düşüncelerinde kurduğu eşi arıyor ama eşi o kişi değil. Bence durumu kabullenmek mutlu olabilmenin bir diğer formülü. Ne yapalım başkalarının eşi ile iletişimi ve ilişkisi iyi ama bizim değil. Başkları düşlediği ve hayallediği eşi bulmuş ama siz değil. Nefsiniz adına sorduğunuzda diğerleri daha tatlı gelecektir ama sizin elinizdeki eşini bu. Onu değiştirmek istemek durumu olduğundan daha zor bir duruma sokar. Ya durum bu deyip devam. Ya da Allah göstermesin boşanmak…? Ama inanın ikinci de istediğiniz, hayallerinizi süsleyen kişiyi bulabilir yada eskisini mumla ararsınız. Kanaatkar olmak iyidir diyorum. Allah sabır versin.

    • remziye batık diyor ki:

      tamda sema hanımın tarif ettigi gibi susmayı bilen bilen pekçok erkegin ideal kadın olarak görecegi bir eşin varmış niye şikayet ediyorsun ki… herkesin aradıgını sen bulmuşsun

    • Birkul diyor ki:

      Değerli kardeşim; emin olun siz bunun üstesinden gelebilirsiniz, bir örnek vererek başlamak istiyorum, yakinen tanıdığım, hem de birinci dereceden akrabam, kızın eğitim durumu ilkokul ve köyde yaşayan birisi, beyfendi üniversite mezunu hem de iyi bir üniversiteden mezun. Ben istemem üniversiteli kız dili uzun olur diyor, annesine havale ediyor. Anne hamur yapabilen az konuşan köyünün de güzel kızını oğluna bitiriyor. Olayın dtayına girmicem 23 yıl geçti, o kız adamın istediği bir eş, altında son model arabasıyla her zaman eşinin yanında. Ben sadece şunu bilirim, erkeği de, kadını da vezir eden karşı cinstir. Allah ayaklarımızı kaydırmasın, bırakın sussun eşiniz, çok konuştun yeter demekten iyidir. Sosyalleşme meslesine gelince, vakıflar ve dernekler bünyesinde ki çalışmaların içine dahil edin, bu kadar güzel sıkıntılarını dile getirmiş bir beyfendinin eşiyle çözemeyeceği problemi kalmaz. Haddim olmayarak yazdım kusura bakmayın, dua ile.

  17. Nebahat diyor ki:

    Selamün aleyküm
    Ben hep sustuklarıma pişmanım.Eşimin ailesinin yanında , ‘onlar senin ailen ,onların yanında seni azarlasam ne çıkar diye beni azarlamasına sessiz kaldığım için çok pişmanım.Çünki eşimin kabalıkları beni kendisinden nefret ettirdi.Şimdi çoçuklarımın 1_2 yıl daha büyümelerini bekliyorum ve eşimden ayrılacağım.Halbuki bana islami bir yaşam vaat ettiği için onunla evlenmiştim.Bende islami ilimler mezunuyum.En önemli şey islamı güzel yaşamaktı.Ama islamı güzel yaşamaya bile inancımı sarstı.Hayattan zevk alamadım,yaşamaktan bıktım.Hiç ön yargılı değildim ,kavınvalidede annedir,diye düşünüyordum.Susmak,sonra pişman olunacaksa susulmamalı bence.Kibarca yapılanın yanlış olduğu anlatılmalı.Bana sus ,o nasılsa hatasını anlar diye öğüt verdiler.Ohatasını anlayıncaya kadar ben ondan nefret ettim.Ve hayatım ziyan oldu.Halbuki çok iyi niyetle evlenmiştim.Ne islamı gönlümce yaşayabildim,Ne hayattan zevk aldım.Şimdi ilk anlaşmazlığımızda ayrılmadığıma pişmanım.Bence erkekler eşlerini kendi alelerinin yanında küçük düşürürken daha iyi düşünmeliler.Eşlerine ailelerinin yanında iltifat etmesinler ama susmayı orda becerebilsinler.Ben erkeğim her şeyi konuşurum demesinler.İslamı Rabbimin rızasına uygun yaşayabilmeyi başarabilmek dileğiyle.SElamün aleyküm

    • seymen diyor ki:

      “Kibarca yapılanın yanlış olduğu anlatılmalı.” Yazıda da söyleniyor bu zaten. Kızgın ve sinirli zamanlarda susmayı bilerek yangına körükle gitmemek lazım. Ortam sakinleşince yanlızken saygılı bir şekilde konuşulmalı usulunce rahatsızlıklar belirtilmeli. Ben kendi ailemin yanında azarlanmaktan da rahatsız olurum zaten denilebilirdi.

      Evliliğinizin kurtarılma ihtimali belki de çok yüksek olmakla birlikte durumu tam bilemiyoruz ki tavsiyede bulunabilelim. Siz en iyisi takma bir isimle ademler- havvalar bölümüne durumunuzu ayrıntılı anlatın, bizde elbirliğiyle yardımcı olmaya çalışalım. Kaç yıl, çocuk, maddi durum vs. önemli.

      “Halbuki bana islami bir yaşam vaat ettiği için onunla evlenmiştim.”
      Siz İslami yaşamdan ne anlıyorsunuz, eşinizin anladığıyla sizin anladığınız farklı şeyler olabilir mi?
      “Ne islamı gönlümce yaşayabildim,Ne hayattan zevk aldım.”
      Bu cümlelerin de açıklanması lazım.

      Tahsilli biri eşiyle iletişim kurmada zorluk çekmemeliydi. İnsanlar pek değişmez deselerde değişebilir …
      Siz hep A deyince o da B diyorsa, bunu değiştirmek zordur. Siz metodunuzu değiştirip C demeye başlarsanız onun da artık B demekten vazgeçip D demesi muhtemeldir.

      Boşanmak rahatlık demek değil. Dinde kadının boşanma hakkı istinası durumlarda mümkündür. Ahireti düşünmek lazım.

      • .:. diyor ki:

        ALeykum Selam

        C ile D de farkli Farkli aslinda. ikisi de C de veya D de birlesmeye ve birbirlerini anlamaya calismalilar. Karsilikli diyalog, adim atma, fedakarlikla bulunmak gibi. Ortak bir paydada bulusulmaya calisilmasi.

        “Şimdi çoçuklarımın 1_2 yıl daha büyümelerini bekliyorum ve eşimden ayrılacağım.”

        Bu soylediginizle neyi kastetdiniz acaba?

        Lehinize olusabilecek, Uygun zaman mi bekliyorsunuz? Bu zamana kadar olan zaman bile sizi cok yipratabilir, iki yil bu nefret ile yasarken cocuklarinizada cok zarar verebilirsiniz, Bunun yerine, Evliliginizi kurtarmaya deneseniz kin ve nefretinizi yenmeye gayret gosterseniz, daha guzel olmazmi?

        Cocuklarinizda var, Evliliginizi, Onarmayi veya kurtarmayi denemek bazen daha iyi olabilir, ancak karsilikli fedakarlik ister. Her halukarda pozitif olarak dusunup kurtarmak icin girisimlerde bulunmak en dogrusudur, eger Anlattiklariniz ile sinirli ise, kolay olabilir. Cocuklariniz icin bunu yapmaniza deger.

        Sema hanimin ders yazisinin butununden benim cikardigim ders, Tamamen susmak anlaminda degil,

        Zaten Bencede susulmamali, Onemli olan, Nerede, Neyi, Ne zaman ve Nasil konusulacagidir. Oyle degil mi?

        Bunun Icin oldukca fazla cok guzel sozler vardir.

        “Bilirsen güzel kelam söyle ibret alsınlar, bilmezsen sükut eyle adem sansınlar.”, “Söz gümüş ise, sükût altındır.”

        ote yandan

        “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.” , “Susmamak, anlatmak lazim, yerinde zamaninda ve uygun dil ile.”

        “Söküklerini dik sözlerinin, dilini kalbine yanaştır; dilinle söylediğini kalbinle de söyle. Dikiş tutmuyorsa şayet, söylenmeyi bırak; sus, kalbinden geçmeyeni diline değdirme ya kalbin derininden konuş yada sus.. ”

        “Sükut eyledim,Kahrı var dediler.Biraz söyledim,Zehri var dediler.Sustum,kahrından susuyor dediler;biraz konuştum,zehrini kusuyor dediler.sustum suskunluğum susturana armağan olsun.”

        “Her Aşıgın Bi Sözü Var.. Her Sözün Bi SöyLeteni… SöyLeyecek Çok Şeyim Var Ama Bide Susturanı Var.. Sustum..!! SuskunLugum , Susturana Armagan OLsun”

        “Konuşsam dilim yanar, sussam kalbim..Önce duruyorum… Sonra susuyorum… İçimden çıkan lafların etrafı ,yangın yerine çevireceğini düşününce kilit vuruyorum dilime.. sonra Yan! diyorum içime!…Sadece sen yan! Ve Dayan! diyorum gönlüme!”

    • Deniz diyor ki:

      Nebahat Hanim Allah gonlunuze genislik versin. Aslinda sizinkisi susmak olmamis. Bunu zaman zaman hepimiz yapiyoruz. yani susuyormus gibi yapaip biriktiriyoruz bir zaman gelince de farkli sekilde patliyor maalesef bazen bu sonuc itibariyle daha da kotu olabiliyor.Sinir bozucu onur zedeleyeci bir durum bir erkegin karisini 3. sahislarin yaninda kucuk dusurmesi, herhalde bizim topluma has bir ozellik. fakat boyle yapan erkek muhakkak bir zayifligini kapatmak icin bu sekilde davraniyordur gercekte boylelerine acimak lazim . Bir sekilde bundan duyulan rahatsizligi karsilikli konusmak lazim bir yerden sonra az da olsa anlayacaktir durumun ciddiyetini. Insallah nefretiniz tekrar sevgiye donusur icinizde ufacik da olsa bir sevgi kirintisi varsa. Susmak bir acizlik ifadesi degildir asla. Susmayi da ancak konustuktan:(( sonra ogreniriz.

    • Nuri diyor ki:

      Nebahat hanım eşiniz sizi eleştirip aşağı göstererek kendisinin üstün, iyi, mükemmel olduğunu göstermeye çalışmasın? Kendi egosunu tatmin ediyor başka bir şey yok. Haram işliyor mu ona bakın. Herkes eleşitirilir ama haram işleme hakkımız ve lüksümüz yok. Siz olduğunuz gibi yaşamaya devam edin. Allah sabır versin.

    • duck diyor ki:

      nebahat hanım
      siz zaten boşanmayı aklınıza koymussanız ne olursa olsun yer gök bile birleşse siz boşanacaksınız..
      sanıyorum ki kendizniz haklı çıkarmak gibi sebebiniz var bununda altında size akıl veren bir takım çevren var..ah ile giden vah ile kalır…at gibi giden it gibi geri döner….
      hayatta konustuklarımız kadar da sustuklarımızdan da sorumluyuz….

  18. hasret diyor ki:

    sema hanım yine süpersiniz..!!!ALLAH size güç /kuvvet versin….kaleminize ve emeğinize sağlık….

  19. hamdi diyor ki:

    (Hayır söz hariç, dilini tutan, şeytanı mağlup eder.) [Taberani]

    (Çok konuşan çok yanılır, çok yanılanın yalanı çoktur. Yalanı çok olan da Cehenneme layıktır.) [Taberani]
    (Amellerin en makbulü, dilini tutmaktır.) [Taberani]

    Ebubekir Sıddîk (r.a) ağzına küçük taşları koyar, onlarla nefsini konuşmaktan menederdi. Kendisi diline işaret ederek şöyle demiştir: ‘Beni tehlikeli yerlere sokan budur!

    Abdullah b. Mes’ud (r.a) der ki: ‘Kendisinden başka ilah olmayan Allah’a yemin ederim, uzun hapsetmeye dilden daha fazla müstehak olan hiçbir şey yoktur!’.

    Tavus şöyle demiştir: ‘Benim dilim yırtıcı hayvandır. Onu bıraktığım zaman beni yer!’

    Vehb b. Münebbih, Âl-i Davud’un hikmetinden şunu söyledi: ‘Akıllı bir kimseye gereken, zamanını bilmek, dilini korumak ve kendi hâline yönelmektir’.

    Hasan Basrî şöyle demiştir: ‘Dilini korumayan bir kimse dinini hakkıyla bilmiş değildir’.

    • hamdi diyor ki:

      geçenlerde eşimle basit bir mevzuudan dolayı tartıştım baktım iş uzayacak hemen tartışmayı kesip başka odaya gittim, eşim konuşmaya devam etti biraz sakinleşince kusura bakma galiba seni kırdım beni yanlış anladın özür dilerim dedim. ve sonra eşimin yüzündeki o tebessümü anlatamam. belli bir süre sonra baktım kendisi de galiba bende seni kırdım özür dilerim dedi. ve sabrın, susmanın sonunun selamet olduğu bir kere daha anlaşılmış oldu…

  20. necmeddin selim diyor ki:

    ÖZELLİKLE ÇARŞAFLI KESİMDE BİR ASİLİK VAR İTAATSİZLİK VAR.SANKİ ÇARŞAF GİYDİLER DİYE ALLAH CC.ONLARI DİREK CENNETE KOYACAK.OYSAKİ ONLARI NE ÇARŞAFLARI NEDE ÇOK BİLMİŞLİKLERİ CENNETE KOYACAK.ALLAH CC. NAMAZ KILDIKLARI İÇİN HELALE HARAMA DİKKAT ETTİKLERİ İÇİN ,KOCALARINA İTAAT ETTİKLERİ ZAMAN,EŞLERİNİN GÖNÜLLERİNİ VE YATAKLARINI HOŞ ETTİKLERİ ZAMAN KOCALARI BİRŞEY İSTEDİĞİNDE (İSTEK KURANA VE SÜNNETE TERS DÜŞMEDİĞİ MÜDDETÇE) KARŞILIKSIZ PEKİ DİYEN VE YAPAN KADIN ALLAHIN İZNİ İLE CENNETEDEÇOK RAHAT GİRER,BU DÜNYASIDA SÜPER OLUR ÖBÜR DÜNYASIDA.AMA NERDE BÖYLE BAYANLAR BULAN HAZİNEDEN DAHA DEĞERLİ BİR VARLIK BULMUŞ OLUR.DEĞERLİ ZANNEDİPTE DIŞINA ALDANAN ERKEKLERDE YA ÖMÜR BOYU SÜRÜNÜR YADA EN KISA YOLDAN BUTÜR BAYANLARI BOŞUYORLAR.ALLAH CC.SONUMUZU HAYIRETSİN BÖYLE İMTİHANLARIDA KAZANMAYI NASİP ETSİN,

    • ozlem diyor ki:

      bende tam tersi düşünüyorum çarşaflı kardeşlerimiz diğer hanımlardan daha bilinçli

      • Nuri diyor ki:

        Necmettin beyin yorumuna genelleme yapmamak kaydı ile katılıyorum. Tesettürlü olduk diye kendilerini mükemmel, çok bilen, ulaşılmaz, erişilmez sanıyorlar ve kaprislerinden geçilmiyor. Karşına gelen kişi Allah için yuva kurmaya gelmiş ise bu tavır çok yanlış diyorum.

      • necmettin selim diyor ki:

        evet bilinçli ama uygulamıyorlar.kendilerini birşey zannediyorlar.itaatsizlikte,dedikoduda, diğer bayanlara fark atarlar.(istisnalar hariç)bu arada ben çarşaflı bir bayanla evliyim.allah cc.düşmanımın başına vermesin.hakkımıda helal etmiyorum.

        • abdullah diyor ki:

          o senin sorunun bende çarşaflı biriyle evliyim çok mutluyum allah herkese nasip etsin

          • seymen diyor ki:

            Çarşaflı biriyle evlenip bir mutsuz olan birde mutlu olan adam varsa; bu demektir ki çarşaf evlilikte mutlu olmak için ölçü olamaz.

      • Süheyla diyor ki:

        Bilinçli olmak çarşafla alakalı bir şey mi?Geçen sokakta gördüğüm iki çarşaflı hatun hiçte bilinçli gibi durmuyorlardı.Bazı çarşaflı hanımların çarşaflarına çok güvenerek kibire bulandıkları bir gerçek.Ama iş bilinçli olmaya geldiğinde insanın bilinç sahibi olmasında ne çarşaf önemlidir,ne başörtüsü ne de başka bir şey.Dini değerlerimiz, bilgi bazında kalmayıp ahlak boyutuna ulaştığı vakit hakiki bilince ulaşırız.

        • hamdi diyor ki:

          genelleme hoş olmaz ama, bayanın kapanması onu bazı günahlardan sadece korur. din sadece kapanmaktan ibaret değildir. dinin özüne inmek lazım, önce iman neye iman ALLAH’A iman.başka şeylere değil, namaz; dosdoğru hızlıca, yada son dakikada iş arasında laf arasında yeme karasında değil. , zekat; aynı zamanda ömrün bilginin zekatı, oruç; oruç tutarken bütün duygu ve uzuvlarıyla düşünceyle oruç yoksa gerisi açlık olur, kul hakkı, komşu hakkı anne baba hakkı, akraba hakkı vb. yani bütün hayatımızı kuran ve sünnete göre ayarlamak lazım. kapandım çarşaf giydim kurtuldum, oh ne ala eğer medet çarşafda ise biz erkeklerde çarşaf giyelim. şeytanın sağdan yaklaşmasına kapılmayalım. elbette örtünmek iyidir ..ama tek başına bir anlam ifade etmez.. dikkat

      • abdullah diyor ki:

        özlem kardeşim doğru söylüyor necmeddin bey lütfen kendi bakış açınızla çarşaflıları suçlamayın mesul olursunuz

    • hasret diyor ki:

      necmettin bey biraz ağır olmuş ithamınız.genelleme yapmak doğru değil.ahlak ayrı birşey bence ,tesettür ayrı birşey..ne açık bayanlar var okadar güzel ahlaklı ve mütavazi bütün açık bayanlar kötü diyemeyiz..çarşaflı diye genelleme yapmak yanlış..
      ama şu bir gerçek ki .nasıl tesettür farz olmaktan çıkıp tarz haline geldi ,açık kadınlardan daha çok ilgi çekmeye başladıysa , bazı çarşaflı özelikle genç kızlar çarşafı tesettür olarak bozuyor buna benim gönlümde el vermiyor.kafada deve hörgücü gibi topuz ,yay gibi kaşlar meydan da ,gözler sürmeli ,ayakta topuklu ayakkabılar daha çok ilgi çekici..yazık çarşafıda bozuyorlar..
      ama ahlak olarak çarşaflılar böyle,pardesülüler şöyle demek doğru değil..aile bu konuda çok önemli..
      hani bir ata sözü vardır”anasına bak kızına al ”diye ilk onu yetiştiren anneye bakmak lazım..tesettür sadece haramdan korur.ahlak ise aileden gelir..önemli olan da ilk ahlakı..

      ”Allah’ın en çok sevdiği kimse ahlakı en güzel olandır.” (Taberani)
      “Mü’minlerin iman yönünden en mükemmeli, ahlakı en güzel olanıdır. Sizin en hayırlınız da, ailesine en hayırlı olanınızdır.” (Tirmizi, Ebu Davud)

    • abdullah diyor ki:

      necmettin selim kardeşime katılmıyorum benim ailem çevrem hep çarşaflı onun dediği vasıf yok çarşaflı kesim derken bir iki kişi yüzünden tüm kesim suclanamaz ahirette mesul olur o kendi bakış açısı lütfen düzeltsin

      • necmeddin selim diyor ki:

        ben kesinlikle bütün çarşaflılar öyledir demedim,dememde,ama çevremde gördüğüm ve duyduğum arkadaşlar ve hocaların çoğu malesef muzdarip.sizin aileniz iyi olabilir allah cc.mutluluğunuzu artırsın.ama bir vaka var.ben istermiyim eşimin bu tür kötü huyları olmasını ama çarşaflı olmaları onlara ,kibir ,gurur,itaatsizlik vb.şeyler yapma hakkı vermez.ben özellikle çarşaflı olduğu için evlendim ama takdir böyleymiş.yeni evlenecek kişilere tavsiyem evleneceği kişinin ailesine bakmak gerekir çünkü eğri cetvelden düz çizgi çıkmıyor.çarşaf bir takvadır,koruyucudur,ama hakkını verene.hakkını veren bayanlardan allah cc.razı olsun .desinlere veya gösteriş için giyenlerede tavsiyem allah rızası için başka birşey giyin çarşafın haysiyetini onurunu ayaklar altına almayın.o şerefin hakkını elinizden geldiğince vermeye çalışın,bir vasıta ,araç, veya gösteriş için kullanmayın.vebali büyük olur.herkese saygılar

        • Süheyla diyor ki:

          Necmeddin Selim Bey’e çok ta yüklenmeye gerek yok çünkü pek haksız sayılmaz.Kocalarına itaat konusunu bilemem ama diğer konularda bahsettiği türde kadınlara maalesef ki ben de çok rastladım ve çevremde mevcutlar.Giydiği çarşafa güvenip”biz cennet ehliyiz”diyenden tutunda,çarşaflı olmayan kadınlara selam vermeyenden, “çarşaf giymeyen kafirdir”diyenlere varana kadar.Bu hanımların sayısı hiç te az değil.
          Seymen Bey’in dediği gibi çarşaf evlilikte mutluluk için ölçü olamaz ve yine Necmeddin Selim Bey’in de dediği gibi aile çok ama çok çok önemli.

          • abdullah diyor ki:

            necmettin bey haksız hanımının kötü huyunu çarşafa bağlamış beşer zulmeder kader adalet eder. bence kendi eksikliğinden bu tokadı yiyor biraz kendini araştırsın

    • abdullah diyor ki:

      allah dağına göre kar verir bence siz kendi hatalarınızı düzeltin

      • necmeddin selim diyor ki:

        biz hata olarak görmüyoruz.imtihan olarak görüyoruz bu tür şeyler herkesin başın gelebilir.dua etmek gerek.saygılar

        • abdullah diyor ki:

          imtihan olarak görüyorsan niçin hanımın yüzünden çarşaflılalar laf atıyosun diğer çarşaf giymeyenler de hemen hazır eleştirmeye eksikliklerini eleştiriyle gidermeye çalışıyorlar kendileri yapadığı için çarşaf giyenleri hazemedemiyorlar szde onlara çanak tutuyorsunuz yazık kötü huyla çarşafın ne alakası senin hanımın açık olsa iyi mi olacaktı o çarşafın içinde ruh yine aynı ruh ne giyerse giysin lütfen çarşaflıları eleştirme yin

          • necmeddin selim diyor ki:

            ben çarşaflılara laf atmıyorum laf atsam çarşafına aldanarak evlenmezdim.ben vakayı anlatıyorum .hepsi aynı demiyorum.çok istiyorsan allah sana veya evlatlarına böyle çarşaflı bir eş versin desem çocuklarına yazık.çanak tutuyormuşum onlarda hadlerini bilseler(istisnalar hariç onlar baştacı) ben bu sıkıntıya düşermiydim.

          • seymen diyor ki:

            Çarşaf giyilince herşey tamam mı oluyor yani, onu mu demek istiyorsunuz, çarşaflıysan kocana dikbaşlılık yapma hakkına sahipsin öyle mi. Kocasının rızasını kazanamayan isterse peçeli gezsin, isterse evden dışarıya hiç çıkmasın, her gün oruç tutsa, sabahlara kadar namaz kılsa, kocasının hakkı üzerinde olduğu müddetçe Allah (c.c.)’ın rızasını kazanamaz. Din şekilcilik demek değil, örtüneceksin elbette ama sadece örtü hiçbirşeydir.

          • Yasin diyor ki:

            Çarşaf giyenler MÜNEZZEH midir?
            Onlar da tıpkı bizim gibi insanıdır. Çarşaflı bir bayanla evlenen erkek dini hassasiyete sahiptir ki tercihi bu yönde olmuştur.

            Sizin bu bakış açınızla; “Asıl sen neden çarşaflı bayanlarla evlenen erkeklere laf atıyorsun”
            Bakış açımızı biraz daha geniş tutsak fena olmaz…

          • efe diyor ki:

            çarşaflı hanımlar diye genelleme yapılabilir diye bir gözlemim var…bu genelleme bütün hepsini kapsamayacağı gibi birilerinide kapsayacaktır…çünkü bunları görüyoruz,insaflı birileri bunları ifade edebiliyorsa kısmi veya bütünsel bu herkes için iyi olur diye düşünüyorum.nefrete kaçmadıktan sonra….ayrıca açık ve kapalı ayrımındada şöyle bir fark vardır.biri şeytana teslim olmuştur.diğeri mücadele halindedir.dolayısyla şeytan daha çok müslüman kişiyle uğraşır.hristiyan birisi diyorki sizin diyor işte tarikata falan girince insan sapıtıyor deli oluyor,oysa bizim şeyde böyle bir şey yok..şeyh hz diyorki.bu yolun hak olduğu burdan belliki şeytan sizinle uğraşmıyor çünkü hak olanla uğraşılır…şeytanın işi herşeyi aslından farklı yapıp değiştirmektir.iyiyi kötü,kötüyü iyi.kadını erkek,erkeği kadın..bir gün sibel canı tvde rastlamıştım.ilk defa paparazisiz konuşulurken dinlemiştim..o kadar akıllı konuşuyorduki..yahu dedim demekki en akıllı olanlarmı orada oluyor.en akıllı güzel kadınlarmı ünlü star falanmı oluyorlar diye düşünürken..sonra dini,vicdani bir meseleye girince o kadar cahil,hani benim nenemde başörtüsü giyerdi tarzında öyle saçma sapan konuşmaya başladıki.anladımki.o kalbini hiç kullanmadan yaşamış…müslüman kadınlarıda şeytan aldatma yoluyla ya frenletiyor,yada geriletiyor.hani bir söz var ya.veda hutbesinde..durumumuz budur….”””Ey insanlar! Muhakkak ki, şeytan şu toprağınızda kendisine tapınmaktan tamamen ümidini kesmiştir. Fakat siz bunun dışında ufak tefek işlerinizde ona uyarsanız, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız.””””

          • seymen diyor ki:

            Efe bey “ayrıca açık ve kapalı ayrımındada şöyle bir fark vardır.biri şeytana teslim olmuştur.diğeri mücadele halindedir” demişsiniz. Şeytana teslim olmak ifadesi yanlış olmuş bence. Bu konuda nefse uyulmuş denebilir. Sadece kapalılıkla insanlaraı değerlendiremeyiz, dış görünüş sadece ön fikir verebilir. Açık ama namaz kılan, kapalı ama namaz kılmayan iki kadından hangisi daha makbuldür sizce. Kapanmak bir-iki ayette geçerken ve namazla ilgili, takvayı kazanmak için namazlarını düzgün kılmak gerektiği gibi onlarca ayet var.
            Tabi kapanmayanlara mazeret üretmeye çalışmıyoruz, dindarlık için kapalı olmanın tek kriter olmadığını anlatmaya çalışıyoruz.

          • "Abdullah Bir" diyor ki:

            Her insanın bu dunya da (öz de – temel de – gerçek de) 2 (iki) tür ilişkisi- sorumluluğu vardır.

            1- Yaratıcıy(l)a olan ilişkisi-sorumluluğu (kulluk)
            2- Diğer yaratılanlar (ınsanlar, hayvanlar,cınler) yanı mahlukatın tamamı ile arasında ki ilişki (muamelat)

            Her ikisinin de kişiyi bağlayıcılığı-yaptırımları (ödül ve ceza) vardır.

            Kul’un Allah’a karşı olan görev ve sorumlulukları İMAN ve İBADET olarak özetlenebilir.
            Kul’un diğer yaratılmışlara karşı olan sorumluluk ve onlar ile olan ilişkisinin tamamına da MUAMELAT denir.

            Bir çok insanın aslında aynı seyleri düşündüğü ve hissettiği halde görünürde sankı çok farklı seyleri düşünüyor-hissediyor ve savunuyor gibi algılanmasının temel nedeni de bu iki ilişkinin birbirine karıştırılmasıdır.

            Kullar arası anlaşmazlıkların temelini oluşturan diğer önemli sebep de kişinin algılarını ve ifadelerini meydana getiren-ortaya koyan ANLAMA-KAVRAMA farklılığıdır. Özellikle biz Türk insanına has olan genele dair olan TESPİTLERİ- ELEŞTİRİLERİ-SUÇLAMALARI SAHSİLEŞTIRME Bir başka ifade ile ÜZERİNE ALMA huyumuzdur. Bu iki sey (kulluk-Kımlık ve Zannetmek-farketmek) de ki problemler beşeriyat arasında ki çatışmaların sebebidir. Bir başka ifade ile ınsanlar arasında ki çatışmaların kaynağı

            ANLAM-KAVRAM ve KULLUK- KİMLİK çeşitliliği, karışıklığıdır.

            Diğer taraftan;

            Bir çok yorumcunun kendisinin görüşünü-fikrini-tespitini haklı ve mutlak doğru olarak göstermek adına hayatlarında veya cevrelerinde ki insan, kurum, yapı, olgu, grup vb seylere bakarak bunların benzerleri hakkında (olumlu veya olumsuz) genelleme yapmaları ALGIDA SEÇİCİLİK de denılen bir tür PEŞİNHUKUMLULUK-SARTLANMIŞLIK’dır.

            Bu da vucudun uzuvlarından olan göz ve kulağın düzgün çalışmaması sonucu ortaya çıkan mıyopluk, ağır işitme gibi bir tür ALGI BOZUKLUĞUDUR. Fakat, burada düzgün ve sağlıklı çalışmayan, HASTA olan maddi vucut ve o vucudun bir parçası olan kalp organı değil manevi vucudun parçası olan KALP dir.
            Bir insan nasıl Maddi vucudun hastalıklarının tedavi edilmesi için çaba gösteriyor ise, manevi vucudun tedavisi içinde çaba göstererek Algı Bozukluğu gibi manevi hastalıklardan kurtulabilir.

            Ayrıca; Bir insanın bir konu hakkında doğruyu bilmesi o doğruyu hayatında uygulamaya geçirmesi anlamına gelmez. Bu nedenledir ki sigaranın zaralı, içkinin-zinanın haram ve yasak olduğunu bilen bir çok insan sigara ve içki içmeye, zina etmeye devam etmektedir.

            Ne çarşaflı nede mini etekli olmak kişinin diğer yaratılmışlar ile arasında ki ilişkide yani MUAMELAT da “belirleyici sebep” değildir. Çarşaf veya mini etek kişinin Allah’a karşı olan sorumluluklarını belirleyen “Kulluk kimliği” ile alakalıdır. “KUL” kimliği ile Tesettüre, beş vakit namaza ve oruca harfiyen riayet eden, hatta bunlardan vazgeçmektense canından vazgeçmeyi tercih eden bir kadın aynı zamanda “EŞ” kimliği ile yapmak zorunda ve yapmamak ile mükellef-sorumlu oldukları konusunda “ALİM” derecesinde-seviyesinde “bilgi sahibi” olan bir kadın kocasına karşı ASİ ve zulm sahibi bir ZANİ olabilir. Bunun tam terside mümkün.

            Özetle;

            DOĞRU YOLU BİLMEK DOĞRU YOLDA İLERLEMEK ve BİR ŞEYİN YASAK-HARAM-YANLIŞ OLDUĞUNU BİLMEK O ŞEYDEN UZAK DURMAK ANLAMINA GELMEZ ve BUNU YAPMAK İÇİN YETERLİ DEĞİLDİR.

            Üzülerek belirtmeliyim ki Müslüman kimlikli kadınların bir kısmı muamelat (beşeriyatın kendi arasında ki ilişkilerin tamamı) “KİTAP YÜKLÜ MERKEP” dir.

            Selam ve Dua ile

      • Yasin diyor ki:

        “Alah dağına göre kar verir.” Ben bu sözü “Le yukelifulahu nefsen illa vus’ahe” Alah kişiyi kaldırabilceğinden fazlasıyla mükellef kılmaz diye anlıyorum.

        Elbete kendimizi de daima sorgulamalıyız, mutlaka düzeltmemiz gereken hususlar vardır, hatasız kul zaten yoktur.
        Ancak; kusur bizden kaynaklı olabilir, olmayabilir. Kusuru kendimizde bulalım diye, olmayanı zorlamanın da anlamı yok.

        “Kusur mutlaka karşılıklı olur” diyenler!…
        Hz.Lut ve Hz.Nuh (as.) ne kusuru vardı?

        Hanımlarının, Peygamberimiz efendimizi üzdükleri için uyarıldıklarını bilmiyor musunuz?
        O halde; Peygamberimizin kusuru neydi?

        Kişinin imtihanı ve imanı beraberdir. “İmanı güçlü olanın imtihanı büyük olur.”
        Yani; “Kendimde kusur bulacam diye” boşa zorlamayın.
        İmtihandasınız, öyleyse “Tevekkül ve sabır”dan başka çare yok.

        Sabretmek köşeye sinip bekelemek değildir. Hata yapmamak için sabretmelisiniz.

        • Deniz diyor ki:

          Yorumunuza butun olarak katilmakla birlikte peygamberlerin “ISMET” sifatlari nedeniyle bu sifata bagli olarak bir anlamda “onlarin bir kusuru mu vardi ? ” diye dusunemeyiz sanirim. Biz siradan insanlarin kusuru her halukarda olabilir, ” kusurum neydi?” sorgulamasi elbette ki bir yere kadar.. Haklisiniz!

          • necmeddin selim diyor ki:

            Arkadaşlar yorumlardan şunu anlıyorumki bayan olsun erkek olsun herkesin isteği kurana ve sünnete uygun bir yuva kurmak.huzurlu olmak mutlu olmak.hep iyi niyetlerle çıkılan bu yol sıkıntısız olmuyor.Gördüğüm problemlerin başında malesef konuştuğumuz zaman müslümanlığı kimseye bırakmayız ama iş icraata geldiğinde nefis,kibir gurur ağır basıyor.olmaması lazım ama oluyor.ölçü lehimizede olsa aleyhimizede olsa kuranı ve sünneti hakem yapsak inanın evlerimiz cennet bahçesi olur.ben erkek olarak sıkıntıları dile getiriyorum.tabiki bayanlarında sıkıntıları, beklentileri var eşinden. şahsen beklentim sevgi olmasada saygı,itaat,dırdır dinlememe,evimde huzur aramak ve eşinden birşey istediğinde peki diyebilmesi.Bu istenilen şeyler kuran ve ve sünnete aykırı şeyler değil ama olmuyor,eşine ağır geliyor nefsine ağır geliyor,kocasını sanki eş değilde rakip gibi görüyor .netice huzursuzluk güvensizlik. eşlerin bu dünyasınıda öbür dünyasınıda mahvetmek.çözüm çok basit kuran sünnet reçetesinde ne yazıyorsa alıp uygulayacaksın.doktora gidip muayene olup ilaç alsan o ilacı içmedikten sonra hiç hastalık geçermi geçmez ama bunu ya anlatamıyoruz yada eşimiz anlamak istemiyor.allah cc.herkese yardım etsin, huzur afiyet versin.saygılar.

          • seymen diyor ki:

            Necmeddin Selim bey, ben sizi çok iyi anlıyorum. Kadınların anlaması zor, çünkü sizin ve bizim ‘saygı’ deyince kastediğimiz şeyle onların anladığı şey farklı.

        • abdullah diyor ki:

          suçu hep başkasına atmayın birazda kendinizi araştırın ne yaptınız hangi fiilinizle kadere fetva verdiniz yasin bey

          • Yasin diyor ki:

            :)
            Suçu siz şu anda bana mı attınız acaba?
            — –> Yani; “KENDİNİZDE HİÇ KUSUR ARAMIYORSUNUZ”
            Çünkü; Kurduğunuz cümlelerin insanları incitebileceğini düşünmediniz.

            Hayır abdullah bey asıl suçlu sizlersiniz!
            Evet burdan sizi ve sizin gibi peşin hükümle insanları yargılayanları suçluyorum.
            Sizler gibi “önyargılarla bakanlar” yüzünden haksızlıklar doğuyor.
            Nerden biliyorsunuz bizlerin neler yaşayıp geçirdiğini de bizlerde suç arıyorsunuz?

            Sizin bakış açınızla;
            Kadere fetva veren Hz. Lut ve Hz. Nuh hangi fiili işlediler de kader harekete geçip onlara cehennemlik eşler nasip etti?
            veya;
            Hz.Asiye hangi fiili yüzünden Firavun’un eşi olmakla mahkum edildi?
            yahutta;
            Peygamber efendimiz (s.a.v.)’in kusurunda dolayı mı hanımları ona oyun oynamıştı?

            Peki ya Hz. Eyüp (a.s)
            Onun vebali neydi ki yıllarca mağarada hastalıkla eti dökülmeye kokuşmaya başlamıştı?

            abdullah bey,
            Kadın veya erkek hepimizin bir imtihanı var, İmtihanınız imanınız kadardır.
            Başınız hiç ağrımadıysa asıl o zaman kendinizi sorgulayın.

            İnsanları suçlamadan düşünmeye başladığınız zaman anlamaya başlarsınız.

  21. seymen diyor ki:

    A L I N T I

    Öfkelenince neden bağırırız?

    Hintli bir ermiş öğrencileri ile gezinirken Ganj nehri kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Öğrencilerine dönüp “insanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?” diye sormuş. Öğrencilerden biri “çünkü sükûnetimizi kaybederiz” deyince ermiş “ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden bağırırız? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak
    bir ses tonu ile de aktarabilecekken niye bağırırız?” diye tekrar sormuş.

    Öğrencilerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış: “İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir.”

    “Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır. Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur? Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile gerek kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini gerçek anlamda seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir.”

    Daha sonra ermiş öğrencilerine bakarak şöyle devam etmiş: “Bu nedenle tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözcüklerden uzak durun. Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz.”

  22. acizzz diyor ki:

    Bu konuda Necip Fazıl’ın fıkrası geldi aklıma:
    “İki kadın sessizce oturuyorlardı”.

  23. Reşat diyor ki:

    Kadınlarımız erkeklerine misilleme yapmayı bir görev biliyorlar.
    Allah c.c. için yaşadıklarını unutuyor, islami değerlere değil dünyevi değerlere önem veriyorlar.
    Kadınlarımızda islamiyete teslimiyet erkeklere nazaran çok daha az olduğu için susmayı değil konuşmayı tercih ediyorlar.
    Kocasının yaşattığı çileli hayatının öcünü almak için elinden geleni ardına koymamaya çalışıyorlar, bu koca benim imtehanım deyip susmasını beceremiyorlar.
    Ayrıca erkeklerin islamı yaşantılarınıda kısıtlamaya çalışmakla, kendi nefislerine de ağır gelen islami kurallarını tanımazdan gelip huzurlarını tehlikeye atarak boşanmaya kadar gidebiliyorlar.
    Sanırım bütün bunların sebebi kadın erkek eşittir kelimesine takılıp kaldıkları için oluyor, halbuki huzur eşitlikte değil Allah’ın c.c. koydugu kurallara uymaktadır. Huzur çağdaşlıkta değil islamı yaşamaktadır…..

    • sultan(26-kadın) diyor ki:

      “Kadınlarımızda islamiyete teslimiyet erkeklere nazaran çok daha az olduğu için susmayı değil konuşmayı tercih ediyorlar.” siz bir kadına karşı fena dolmuşsunuz herhalde Reşat Bey, bu saçma cümle ancak bu şekilde kurulabilir.

      • Reşat diyor ki:

        Sultan hanım yazdığım yazıyı üzerinize almayın. Sizlerin islama teslimiyeti şahsımızdan üstün olabilir.
        Bir kadına fena bir şekilde dolmuşluktan dolayı değil, toplamış olduğumuz tecrübelerden ve okumuş olduğumuz ilimlerden bilgilerimizdir.
        Peygamberimiz’in s.a.v. cehennemin çoğunluğunu kadınların oluşturduğunu söyleyerek bu konuda kadınlarımızı uyarma ihtiyacı duymuştur, size hatırlatırım.
        Şahsıma karşı önyargılı olmamanızı istirham ediyorum…..

  24. Deniz diyor ki:

    Herpimizinde istifade edebilecegi guzel bir yazi elinize saglik Sema hanim. ” SOz gumusse sukut altindir ” demis atalarimiz. SUSMALI! Hele ki ofkeli bir ortamda kesinkes susmali.Sustugu zaman ise insan zaten kibarca susmali obur turlu zaten susmak olmuyor ki . ” vucut dili ” denen bir sey var. Kadinlar bu vucut dilini kullanirken bazen farkinda bile olmuyor . Sizinde belirttiginiz gibi aynaya bakmak lazim. aslinda ofkeli birini karsimizda goruruz cogu zaman hosumuza gitmez ayni sekilde bizzat kendimiz ofkeliyken ayni halin icinde oldugumuzu dusunemeyiz sadece o anda. o an dusunebilsek belki de kendimizi frenlemek de mumkun olacak.
    Sonucta her ne yaparsak yapalim olcuyu kacirmamak lazim. Genel olarak kadinlar cok konusur erkekler az. Tabii bu fark cok onemli bir ayrinti.Biz kadinlar daha cok problem cikariyormusuz gibi gorunuyor fakat sanki yine daha fazla kadinlar erkegini anlamaya gayret ediyor gibi geliyor bana. Bazen bir cift guzel soz icin bir hafta bayram ederiz. Allah asiri dirdirdir hallerinden hepimizi de uzak tutsun fakat kocanin da ” bu hatun ne soylemeye calisiyor” diye bir dinlemesi lazim.

  25. SALİH diyor ki:

    geçen ay istanbuldaki ablam küçük kız kardeşimin düğününe gelmişti evde kocasıyla olan iişkilerini ve bol bol şikayet ediyordu bana teşk. etti salih bana verdiğin kuran mealini okuduktan sonra ,artık kocam kızarsa ben susuyorum ,tartışma olmuyor demişti ,yani ablam yerinde susmayı öğrenmiş evliliğin 15 yılında maşallah……

  26. zeliha diyor ki:

    Bakışma ödevimi yaptım sıra susmaya geldi.. güzel olanından :)
    Rabbim vaktinize bereket versin Sema hanım..

  27. Süheyla diyor ki:

    Bir hanım olarak çok net bir şey söyleyeyim mi?Allah herkesi kadın dırdırından korusun.

  28. h.irem diyor ki:

    Kadınlar susmayı, erkekler konuşmayı öğrense (erkekler çok konuşsunlar anlamında söylemiyorum, eşlerine iltifat etmeyi, tatlı sözler söylemeyi öğrenseler) pek çok evlilik kurtulur. Konunun özü, temeli burada inşallah Hakk’ın razı olduğu şekilde yaşamak ümidiyle.. Ya hayır söyleyin, yada susun… Allah sizden razı olsun

  29. Yasin diyor ki:

    Müminlere söyle En güzel olan sözü söylesnler Çünkü şeytan aralarna fesat ve kavga sokar Şeytan şüphesiz insana apaçık bir düşmandır. İSRA53

  30. Yasin diyor ki:

    Kadınlar için öyle ama erkek sussa bir dert, konuşa daha büyük dert.
    Konuşsa; “hep kendini haklı çıkarıyorsun”, “beni anlamıyorsun”
    Sussa; “neden cevap vermiyorsun”, “kaçıyorsun”, “beni ciddiye almıyorsun”

    Kadınlar dırdır ettikleri sırada kocalarının neden kendilerine cevap vermediğini bilse dırdırı kesip hemen kocalarına sarılırdı.

    “SUSAN SEVGİSİNDEN SUSUYORDUR.”

    Ellerinize, yüreğinize sağlık Sema hanım. Herzamanki gibi güzel bir yazı…

    • serdar diyor ki:

      size katılmadan edemeyecem. bazen aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık durumları olabiliyor.

      • Nuri diyor ki:

        Yasin Bey gerçekten çok güzel özetlemiş ilişkilerdeki çelişkiyi. Ama genede çözüm değil çatışma ve problemlerin sebebi bu ama çözüm? Gerçi herkes kendince çözüm buluyor. Ben tamam diyorum mesela. O zaman en azından daha kısa sürüyor.

  31. zeynep liva diyor ki:

    Süper bir yazı :)) da ahh ahh biz bekarlar da sanırım yine aillere, arkadaşlarımıza uygulayacağız :)))

    bekar olduğum için bu dersi uygulayabileceğim bir eşim dahi yok, sayın evliler kıymetinizi bilin eşlerinizin ve hemen uygulayın bu ödevleri ;).. sonra da bize örnek olun bakim :)))

    bütün evlilere, sessizliği birlikte dinleyebileceğiz ve sevgi dolu bakışlı bir gün diliyorum :)

  32. Şerife Aladağ diyor ki:

    Eşlerimizi azçok tanıyoruz neye kızdıklarını neye sevindiklerini kızdıkları zaman susu versek asla kavga büyümez olan çocuklara oluyor kavga ortamında büyüyen çocuk sinirli ve hasta oluyor.Allah hepimize sakin ve güzel susmayı nasip etsin.Sema hanım yazınız için teşekkürler…

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Tartışmalarda öfkelendiğimiz an, gerçek için değil, kendi hesabımıza çalışmaya başlarız. “  ( T. Carlye)

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku