“Süt Meselesi”nin Farklı Boyutları

20 Mart 2013Aile Tehlikede8 Yorum »

Perşembe gecesi Diyanet TV’de, bir AB dayatması olduğu söylenen Süt Bankası meselesini konuştuk. Ne kadar iyi niyetle gündeme getirilmişolursa olsun ve ne denli sıkı denetim altına alınırsa alınsın, “Süt Bankası”uygulamasının toplumsal bilinç oluşmadıkça mutlaka mahzurlu sonuçlara yol açabileceğini konuştuk, konuşuyoruz. Buna toplumumuzda çok da ihtiyaç olmadığını düşünüyoruz. Nesil emniyetini ihlal edeceği endişesini taşıyoruz.  Birbiriyle evlenmesi haram olan insanlar asında evlilikler oluşmasına sebebiyet verebileceğini düşünüyoruz.

Bütün bunlar doğru. Ama meselenin bir de şöyle bir yönü var: Ülkemizde her yıl binlerce prematüre (erken doğum) bebek dünyaya geliyor ve bunların büyük çoğunluğu yeteri kadar anne sütü alamadığı için ölüyor.

Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi Hüseyin Kayapınar hocanın belirttiğine göre bu mesele gündeme geldiğinde Kurul olarak Sağlık Bakanlığı’ndan bir uzmanın bilgisine başvurmuşlar. Gelen uzman yukarıda özetlediğim bilgileri verdikten sonra bir başka noktaya dikkat çekmiş:Hastanelerde erken doğumla dünyaya gelen bebeklerin annelerinin sütü olmadığıiçin başka annelerin sütüyle beslenmek zorunda. Ya bebekleri ölüme terk edeceksiniz veya o aşamada anne sütü bulacaksınız. Çünkü yapay mamaların hiçbiri anne sütünün yerini tutmuyor. O anda o ortamda doğum yapmış olan annelerden herhangi bir kayıt tutulmadan alelacele alınıveren sütler bebeklere veriliyormuş.

Bu şu demektir: Sütanneliği uygulaması zaten fiili olarak devrede bulunuyor ve fakat herhangi bir kayıt tutulamadığı için süt akrabaların–farkında olmadan evlenmesi– her an karşılaşabileceğimiz bir durum. Kim bilir belki de şu anda süt akraba olduklarını bilmeyen binlerce çift evlilik bağıyla hayatını birleştirmiş bulunuyor! Süt Bankası uygulamasına karşı çıkmak bu fecaate çözüm getirmiyor.

Dolayısıyla mesele son derece ciddi. Evet, “Süt Bankası”uygulaması İslam’dan onay alamaz. Kim ne derse desin, bu uygulama mutlaka mahzurlu neticelere yol açacaktır. el-Karadâvî’nin veya bir başkasının Zahirî mezhebine, İbn Teymiyye ve İbnu’l-Kayyım’a tabi olarak verdiği şazz fetvaya itibar edilmez.

Ama fiilen uygulamada bulunan bu büyük mahzuru da ortadan kaldırmak zorundayız. Bu meselede karar mercileri, toplumda bir bilinç oluşturmak için her türlü mekanizmayı harekete geçirmek zorundadır.

Benim önerim, bu meselenin ciddi projelerle aileler bazında ele alınması. “Süt Bankası” değil, ama “Sütannelik” müessesesini pratik hayatın içine nasıl katabiliriz, bunun ciddi biçimde tartışılması gerekir.

Ülkemizin kronik meselelerinden biri olan “dinî nikâh-resmî nikâh” garabetini de bu bağlamda çözüme kavuşturma imkânıbulabiliriz. Daha evvel de gündeme geldiği gibi nikâh kıyma görevi/yetkisi müftülüklere verilirse, sütanneliği konusunda müftülüklerin inisiyatifiyle bir çalışma yürütülebilir. Hastanelerde ve doğumevlerinde süt akrabalığı doğuracak emmeleri takip edip titiz bir şekilde kayıt altına alacak özel bir birim oluşturulabilir ve bu birim müftülüklerle koordineli çalışır.

Anlaşılan o ki, bu mesele anlık tepkilerle geçiştirilemeyecek boyutlara sahip ve hepimize sorumluluk yüklüyor… Herkes bu problemin sağlıklı bir çözüme kavuşması için üzerine düşeni yapmak zorunda…

Ebu Bekir Sifil / Milli Gazete

Okunma Sayısı : 4.516

.:. için yorum yapın

““Süt Meselesi”nin Farklı Boyutları” için 8 Yorum

  1. hüzün dedi ki:

    süt meselesi hakkında verdiği demeçi onaylıyor ve ebubekir hocaya teşekkür ediyorum. ancak mesele süt meselesiyken içinde biriktirdiği nefreti bu meselede de göstererek alimleri karalamasını anlıyamadım dolaysıyla üzüldüm.
    artık din! egolarımızın elinden kurtulmalı.

    • seymen dedi ki:

      Ne nefreti, nerede nefret var, ‘içinde biriktirdiği nefreti’ ifadesini neye dayanarak yazdınız. Karalama nerede, farklı görüşlerde olmak ve bunu ifade etmek neden karalama olsun.

      ” el-Karadâvî’nin veya bir başkasının Zahirî mezhebine, İbn Teymiyye ve İbnu’l-Kayyım’a tabi olarak verdiği şazz fetvaya itibar edilmez.”

      Yukarıdaki cümleleri aşırı bir şekilde yorumlamışsınız. Bu cümleler için belki açıklama istenebilir nedeni niçini sorulabilirdi.Hem demeçini onaylıyorum demişsiniz, hemde farklı görüştekilere haksızlık yaptığı gibi bir ifadede bulunmuşsunuz. Hocanın sözlerinde hakaret yok ama sizinkilerde var. Nefreti nerede aramak lazım …

      • hüzün dedi ki:

        sayın ebubekir siffil hocanın bu değerli alimler hakkındaki görüşleri bellidir ve malumumdur.sizinde malumunuz mu;?. ben Ebubekir hocayı tanıyan biriyim.

        en olmadık alakasız konularda bile lafı evirip çevirip ölmüş müslüman alimlerimize laf atmaya getirmesi hakaret değil mi?

        Ebubekir hocanın demeçini onaylıyorum çünkü vahye mutabık çümleler görürsem şahsa bakmadan kabul ederim , eğer vahye zıt bir çümle görürsem , sevdiğim biri de olsa red ederim.
        benim ölçüm vahye matuf olmak zorundadır.

  2. babı-ali dedi ki:

    bu güzel siteye değerli islam alimi EBU BEKİR SİFİL hocanın yazılarınada yer verilmesi bu güzel siteyi dahada güzel yapmıştır.site yönetiminden allah cc razı olsun.

  3. zeki güven dedi ki:

    Fıtratın veya doğallığın korunması islamın hedefleri arasındadır.Bu itibarla annenin bütünlüğünü korumak da islamın hedefidir.Yani sütü; annenin göğsünden,sinesinden,sıcaklığından,tebessümünden,kimliğinden ve kişiliğinden ayıramayız.Parça bütünün kendisi değildir.Varlıkları parçalamak sekülerist ve deist mantığın işidir.Esası böyle tesbit ettikte sonra usul de kitaplarda detaylı olark anlatılmıştır.İşin pratik çözümü ise hastanelerin doğum servisi kayıtlarındadır.Yeni doğum yapmış annelere süt anne olmak isteyip istemedikleri yönündeki sorularla beyanları alınıp hem hastanede hem de hastahaneden sonra süt anneliği ilişkisi sürdürülür.Bu konuyla ilgili olarak süt anneliği vakfı veya süt anneliği hizmeti maaşı gibi kurmlaşmaya dönük çalışmalar da yapılabilir.Bundan sonra oluşacak artı değer de toplumsal bağları kuvvetlendiren süt aileleridir.

  4. Ahir Zamanda Müslüman Olmak dedi ki:

    sayın site yönetimi bu değerli yazar sayın Ebubekir SİFİL hocanın yazılarına bu sitede yer vermeye başladığınız için teşekkürlerimi içtenlikle sunuyorum..ve bu değerli ehli sünnet kaleminin yazılarının daima bu sitede yer almasını önemle yetkililerden rica ediyorum..vesselam…

  5. .:. dedi ki:

    Adı Uzerinde B A N K A bankaların ne şekilde çalıştıklarını biliyoruz.

    Bazı sorulara net cevapların verilmesi dogru olur. Bir tane bile hata ciksa duzeltmesi zor olur.

    Zaten Saglık bakanligi bunun amacinin ne oldugunu yaptigi roportajlarda belirtiyor.

    Erken dogum sebebi ile olan ölümlerin azaltılması.

    – Zaten burada bir risk ve problem oldugu kesin ve en azından anne sütü ile bir kısmını engellemek. Bu oranın fazla olacagını düşünmüyorum. Erken dogumlar sebebi ile risk altında olan bebeklerin ne kadarı anne sütü alınarak kurtuluyordur. Burada tıbbi baska bir problem yok mu? Sütü alınca bu iş cozuluyor mu? Bu oran bu sayı nedir acaba (sanki burada insanların zaafından faydalanıp bu uygulamayı bizim ülkemizde de bu şekilde yapmaya calışıyorlar gibi geliyor bana) yine de kesin hüküm gibi konuşmak istemem.

    – Olayın dini konularla ilgili tarafından bir çok bilgili kişinin yorumlarını okuduk. Herkez cok iyi takip edilmesi gerektigini soyluyor. Olabilir ancak zor. (nitekim yazıdada okuduk binlerce kişi bilmeden evlenmişler.)

    – Simdi deniliyorki Bir cocuk sadece bir süt anneden süt alacak. Annesinin sütü kesildi ve alamiyor. BANKACLIK sisteminide uygulamadılar ve rafa kaldırdılar ve SUT ANNELIK sistemi yapacaklar.

    —- Süt anne belirlendi ve bebege süt verdi sanırım epey bir zaman verecek. Belkide annesindende alabilirse alacak sistemini tam bilemiyorum. Süt anne bırgün emzirdi veya bir hafta veya bir ay, altı ay, bir sene artık ne kadarsa. Bu zaman dilimleri icinde. süt anne hastalanır. sütü kesilir baska mucbir sebebler olabilir. peki bu bebek sütsüz mü kalacak. bir hjafta emdikten sonra problem olursa ne olur. yeni anne mi bulunacak. yoksa BANKA sistemi bunuda mı abzorve ediyordu. Tabi bu benim soylemek istedigim de bir ihtimaldir.

    —- Bence erken dogan veya cok erken dogan bebeklerde anne sütünden once yapilmasi gereken daha önemli seyler olabilir. Yetkililer bunu da dikkate almaları gerekir.

    Yoksa herseyin normal ve düzenli işledigi durumda kayıt altına alma ve takibi de düzenli olabilir. Ancak anlatılanlara göre risk coktur.

  6. dilruba dedi ki:

    süt bankaları hakkında öyle bir konuşuluyor ki sanki devletin işi gücü yok her doğan bebeğe anne sütü dağıtacak.nasıl ki kan bankalarına gidip bende kansızlık var bana kan verin diyemiyorsak desek bile kimse durup dururken kan vermiyorsa aynı şey anne sütünde de geçerli olacaktır.kimse benim sütüm az diye gelen sağlıklı bebeği olan annelere süt vermez ekmek dağıtır gibi.prematüre bebeklerde acil olarak süt bankalarına başvurulacaktır.ancak tabi bu konuda çok dikkatli olunmalı ve kayıtlar dijital ortama aktarılmalı.böylece nikah işlemleri esnasın evliliğe dair mahzur olup olmaması hakkında bir sorgulama yapılabilir gayet de basit bir işlemdir bu.

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Sana kızdığı halde bir kötülükte bulunmayan insanı kendine arkadaş edin, çünkü öfke insanın karakterini ortaya çıkarır. “ ( Hz. Ali)

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku