Taciz ve Tecavüz Haberleri

06 Eylül 2017Ziyaeddin Halid İpek7 Yorum »

halid2Televizyonda haberleri açtığımız veya internette sosyal medyaya baktığımızda nerdeyse her gün bir taciz veya tecavüz haberi duyuyoruz. Bu tür haberler en derin ayrıntılarıyla anlatılıyor, dile getiriliyor.

Hatta internette sözde çok duyarlı bireyler arasında saatlerce boş bir şekilde tartışılıyor. İnsanların önüne aynı haberler tekrar ve tekrar getiriliyor ancak bu kadar haber yapılmasına rağmen toplumda bu vakalar azalmıyor, aksine artıyor.

Toplumlar artık bu tür haberlere alışıyor. Hatta akşam vakti birisi ölmediğinde, birisi taciz ve tecavüze uğramadığında veya bir politik kriz çıkmadığında “bu akşamda haberlerde bir şey yokmuş” gibi bir tavır sergileniyor. Bu tür haberler her yapıldığında toplum bir nebze bu aşırılıklara daha alışkın hale geliyor.

İşin garip tarafı hiç zannetmiyorum ki taciz ve tecavüz potansiyeline sahip olan kişiler de bu haberleri dinleyerek emellerinden vazgeçsin. Hatta belki de bu durumların bu kadar yaygın olmasını bilmeleri sebebiyle yapacakları eylem için daha fazla cesaret buluyorlar. Bunun yanında durmadan dile getirilen bu yanlışlar sebebiyle bu tür haberler potansiyel sahibi kişileri tetikleme riskini barındırıyor.

İşin birde mağdur tarafına baktığımızda taciz veya tecavüze uğrayan bir insan olsanız veya olsak, bunu akşam sekiz haberlerinde tüm Türkiye’nin duymasını ister miyiz? Ya da yaşadığımız bu dehşet durumun saatlerce internette tartışılmasını? Zaten yaşadığı durum sebebiyle ağır bir travma yaşamış birine birde her yerden bak bunu yaşamış, bak şunu yaşamış diye durumun devamlı hatırlatılması ne kadar mantıklı?

Şimdi bu haberlerin ne mağdur için, ne de toplum için bir faydası olmamasına rağmen yayılmasının sebebi nedir? Bu haberler niye bu kadar fazla tutuyor? Bu soruların cevabı için haberi yapan kişilere bakmak gerek.

Haber yapan kişiler aşırılıklardan beslenir. Aşırılık olmayan durumlar haberin değerinin azalmasına ve izleyici sayısının düşmesine sebep olur. Eğer haber yapan kişilerin bu tür aşırılık içeren kaynaklarını keserseniz haberlerinin değerinin yok olacağı korkusuyla baş başa kalırlar. Bu tür haberleri yapan kişilerin taciz ve tecavüzcüler için ağladığını mı düşünüyorsunuz? Hiç zannetmiyorum ve hatta belki böyle bir haber buldukları için seviniyor bile olabilirler. Bunun en belirgin örneği Amerika’da yaşanan Rolling Stones olayıdır.

Rolling Stones olayı Amerika’da 2014 yılında krize sebep olan bir gazetecilik skandalı. A Rape on Campus (Kampüste Tecavüz) başlıklı, SabrinaErderly isminde bir kadın haberci tarafından Rolling Stones dergisine yazılmış özel bir haber.

Haber Virginia Üniversitesinde bulunan bir öğrenci kulübünün yemin gününde 7 tane erkek öğrencinin “Jackie” isimli bir kız öğrenciye kulüp evinde tecavüz etmesi ile alakalıydı. Bu korkunç eylem duyulduktan sonra, Amerika’da büyük bir tepki oluştu. Virginia Üniversitesi bütün öğrenci kulüplerini kapattı ve bir grup tarafından bu eylemin gerçekleştiği varsayılan kulübe baskın yapıldı. Kulüp evinin camları kırıldı. İçeriye yazılar yazıldı. Kulüp üyeleri ölüm tehdidi aldıkları için evlerine gidemedi ve otellerde kaldı.

Çok geçmeden bir blog yazısı, olayların aslında gerçek olmadığı şüphesini filizlendirdi ve daha sonra yapılan polis soruşturmalarında bu tecavüz olayının aslında hiç yaşanmadığı ortaya çıktı. “Jackie” isimli kızın bütün bu hikâyeyi kafasında uydurduğu ve böyle şeyleri uydurmada hünerli biri olduğu öğrenildi.

Haberin üstüne düzenlenen raporlarda haberin doğru düzgün düşünülmeden alelacele yayınlandığı belirtilmişti. Haberin yazarı Sabrina Erdely haberin doğru olmasını öyle çok istemişti ki gerekli araştırmayı yapmadan haberi direk yayınlamıştı. Sonuçta bu haber onu ünlü yapabilecek, kariyerinde büyük bir basamak atlamasını sağlayabilecek önemli bir adımdı.

Aslında gözüktüğü gibi böyle haberleri yapan kişilerin amaçları doğruyu bulmak ve bir bilinç uyandırmak değil. Aksine çok tutulan bir haber bulup başarıyı yakalamak ve toplumda bir sansasyon oluşturmak. Bu tür mağduriyetleri de kendi çıkarları için kullanmak istiyorlar.Yoksa tacize uğramış olabilecek kişinin veya yalan olduğu takdirde mağdur olabilecek failin yaşadığı travma onların umurunda mı? Haberciler böyle bir olayı kendisi veya etrafındaki biri yaşasa aynı şekilde gazetelerde veya sosyal medyada bu şekilde teşhir eder mi?

Bütün bu taciz ve tecavüz haberlerinin(aslında daha pek çok tür haberinde)  bu derece çirkin ve düstursuz bir şekilde ortaya atılmasının durdurulması gerek. Böyle bir durumdan mağdur kalan kişilere her türlü destek sağlanmalı ve faillerde yargılanmalı ancak bu tür meselelerden rant elde edecek kişiler tarafından topluma bir meze haline getirilmesinin derhal durdurulması ve mağdur olan kişilerin daha büyük mağduriyetler yaşanmasının engellenmesi gerekiyor. Toplumda böyle bir bilincin canlanması ümidiyle…

Okunma Sayısı : 3.022

Yorum yapın

“Taciz ve Tecavüz Haberleri” için 7 Yorum

  1. Tutarsız Yalancı dedi ki:

    Vaziyeti tam isabet ile ifade ettiniz. Kaleminize ve yüreğinize sağlık.

  2. cihad dedi ki:

    Aslında haber dediğiniz nedir ki köküne kibrit suyu. Hepsi de algı operasyonu için yapılan düzmecelerdir. Ben aslında bu haberci medyayı sahte peygamber gibi görüyorum çünkü “peygam” haber demek “peygamber”de haberci demektir yani muhbir( veya muhabir). Efendimizin bir sıfatı,ismi Muhbir-i Sadık’tır. Yani doğruları doğru şekilde haber veren demek. Peki Efendimiz neyden haber veriyor, ilmi,kudreti ve rahmeti nihayetsiz bir Zat’tan haber veriyor. Saadet-i ebediyeden,ebedi cehennemden,Esma-i ilahiyeden ve onların nihayetsiz tecellilerinden, hesap gününden, Esma-ı İlahiyeye muvafık yaşamanın formülü olan sünnetinden, sünnetullahtan, İmanın ehemmiyetinden, ala-yi illiyinden ve esfeli safilinden,ubudiyetin kemalinden ve aksamindan haber veriyor vs.
    Bunları ders veren bir alimin sohbetine kemal-i edeple kulak vermek yerine( en azından haftada birkaç akşam) kanepelerde yaylana yaylana kumanda elinde kanal kanal gezip haber takip etmek anlayışı(alışkanlığı) değişmediği müddetçe böyle operasyonel haberler hiç bitmez.
    Her tarafıma güneş vursun beni ısıtsın istiyorsam bana iki yol var, ya güneşi etrafımda döndüreceğim, veya kendimi döndürerek güneşten istifade edeceğim. Birincisi muhal olmakla beraber ikincisi zaruridir. Yani medya gibi siyaset,güç,para ve ideolojilerin zehirledigi devasa büyüklüğünde olan bu sekterü kendimize göre tanzim edemeyeceğimizden dolayı malum makinenin fişini çekmek en makuludur.

    Selam ve dua ile..

  3. Feyza dedi ki:

    Magdur cephesinden bakilinca kesinlikle hayir. Asla istemezdim.
    Birilerinin tartismasi degil, ailemin dahi bu durumu bilmesini istemezdim. Ama meselenin yargiya intikal etmesini ve failin mustehakkini bulmasini isterdim. Bu yuzden sanirim (Allah muhafaza), bu durumu yalnizca cekirdek ailemin en cekirdegiyle paylasir ve sir gibi saklanmasini isterdim.
    Ensest sapkinliklara kurban edilen bircok insan zaten bu utanma ve cevresini inandiramama korkusuyla durumunu gizleyip ortbas ediyorlar. Yani kapali kapilar ardinda gercekten bu magduriyeti yasayan kisilerin sesi cikmazken bu aci olaylar uzerinden yapilan prim belli bir kitlenin isine yaramaktan ote gitmiyor. Korkan ve utanan magdurlar yine ayni magduriyetten bizar.
    Allah yardim etsin. Cok hassas bir konu, dusununce bile insanin tuylerini urpertiyor, midesini bulandiriyor. Bunun cozumu sosyal medyada ya da haber bultenlerinde agzi olanin konusup yorum yapmasi gibi basit yontemler olmamali ama aileler kesinlikle bilinclendirilmeli. Boyle bir durum basina geldigi zaman intihara kadar insani surukleyebilir eger yalniz kalirsa kisi ve yardim edecek destekleyecek bir aile ortami bulamaz, hakkini savunamazsa.
    Bu magduriyeti yasayan insanlarin kimligini gizleme gibi bir hakki muhakkak vardir ve bunu sonuna kadar kullanmalilar. Hicbir haberci, olay dogru dahi olsa magdurun izni olmadan onun ismini resmini paylasip gundem konusu edemez.
    Mahfuz haklarimizin bilincinde olalim. Mahrem konular yalnizca kisinin ve takip ettigi hukuki surecin tekelindedir.

  4. Zeynep dedi ki:

    Ben artık izlemiyorum ruhum daralıyor böyle haberlerden kaç gün etkisinden kurtulamiyorum.Olaylar ayrıntılı anlatılmasın fakat sonrasındaki hukuki süreç takip edilip haber yapılmalı bence cezaların caydırıcı olması gerekiyor en başta .Olay sonrası zanlı gerçekten masum ise medya tarafından da aklansin. Suçlu ise ne kadar ceza aldığı haber yapılsın .

  5. Sennur dedi ki:

    Bu tür haberler maalesef çok üzücü. Ve bizleri paranoyak duruma getiriyor. Asansör kapısında , kapıda çıkışta komsu ile karşılaşılasip gereksiz çok korkup ani tepki vermisligim ve komşuları tedirgin etmisligim var?kök nedeni bu tür haberleri okumam. Rabbim iffet imizi ömrümuzun sonuna kadar korumayı nasip eylesin

  6. Sadece Fatih dedi ki:

    Bu haberlerde manüplasyon da yapılıyor. Tüm erkekler tacizci tecavüzcüymüş havası estiriliyor. Uydurma anket-araştırma sonuçları sunuluyor ki geçenlerde biri yazmış ülkenin yüzde kırkı aile içi taciz mağduru diye.
    En acısı da yazıda konu edildiği üzere bu olayların artık kanıksanması, normalleşmesi…

    • .../nisa dedi ki:

      Sadece Fatih bey,

      Bahsettiğiniz durumla ilgili ben yorum yazacaktım siz benden önce yazmışsınız. Günlerdir haberlerde ve aile bakanlığı olaya geçte olsa el koydu ama taraflar hakkında yasal ahlaki işlem yapıldı mı hayır. Çıkan haberler kesinlikle sapkınlığı kanıksama bu olayda ne ki gibi algı operasyonu. Aynı gazetede yazan bu yazarın tespitini Ahmet Hakan çürütmüş.

      SORU: “Türkiye’de yüzde 40 en…. var” sözüne niye şiddetle karşı çıkıyorsun?
      CEVAP: Şu üç nedenle: BİR: Açıklanan sonucun üfürme olması nedeniyle… İKİ: olayını hafifletmesi nedeniyle… ÜÇ: Sapla samanı birbirine karıştırması nedeniyle…

      “Türkiye’de en…. oranı yüzde 40’tır” demek…
      Türkiye’de halkın yarıya yakınının…
      Anne, baba, kardeş, dayı, amca, anneanne, babaanne, dede falan demeden gönüllü cinsel birliktelik yaşadığını söylemektir.

      Ki bu iddiayı ortaya atana, dillendirene ancak “Yuh” denir.
      Yuh yani!
      Gerçekten yuh!
      Üfürme olur da bu kadar olur!
      Sallama olur da bu kadar olur!
      Atmasyon olur da bu kadar olur!

      – Sanki evlerin içine kamera dayamışlar gibi…
      – Sanki mahrem alanları gözlemişler gibi…
      – Sanki anket yapmışlar da halkın yarıya yakını “dayımla, halamla gönüllü beraberliğim var, pek de mutluyuz” demiş gibi…“En…. oranı yüzde 40” diyorlar.

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

" Mezardakilerin pişman oldukları şeyler için, dünyadakiler birbirlerini kırıp geçiriyorlar. " ( İmam Gazali)

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku