Teşhisler Teşhisler Teşhisler…

17 Ekim 2017Sema Maraşlı80 Yorum »

7_bMideniz ağrıyor, doktora gidiyorsunuz. Derdinizi anlatıyorsunuz. Doktor başlıyor saymaya: “Mideniz şöyle rahatsız oluyordur böyle yanıyordur, bir de sinirlenince daha çok ağrıyordur…”

Seviniyorsunuz, doktor derdimi anladı, benden iyi anlattı diye. İyileşme ümidi ile vereceği ilacı bekliyorsunuz.

Doktor geldiğiniz için teşekkür edip, size bir ilaç vermeden gönderiyor sizi. Ya da zaten kullanıp faydasını görmediğiniz ilacı veriyor. Ne hissedersiniz?

“Maneviyat Psikolojisi Sempozyumu”nun bu yılkı konusunun “Aile” olduğunu duyunca sevindim.

Hele internetten canlı olarak yayınlanacağı ilan edilince daha da mutlu oldum. Evden takip etme niyeti ile cumartesi sabah gitmedim fakat canlı yayın olmadı. Kalemimi ve not defterimi alıp öğleden sonraki oturuma gittim. Ve ertesi gün de bütün gün takip ettim. Katılımcı hocalar güzel tespitlerde bulundular fakat hep tespit hep tespit hep tespit…

Hatta hocalardan biri “Yine bolca tespitte bulunduk” dedi sonra da “Tespit olmayınca da tedavi olmuyor” dedi. İyi de hasta ölüp gidiyor hocam tedavi ne zaman olacak? Bu tespitler zaten biliniyor.

Hakkları yenmiş olmasın bazı hocalar tedaviye yaklaştılar, ilacın baş harfini söyleyecek gibi oldular fakat söylemediler.

En çok çözüm önerisi sunan kişi Mustafa Atak hoca oldu. Onun önerileri de devletin yapması gerekenler üzerineydi. Devlete sunacakları projeleri anlattı. Mustafa hoca “Aile Bakanlığ’ının aile konusuna spesifik yaklaştığını ve yetersiz kaldığını” söyledi.

Ve aile konusu ile ilgilenmek üzere Cumhurbaşkanlığına bağlı “Aile Koruma Başkanlığı” kurulmasını proje olarak hazırladıkların söyledi.

Durumdan anlaşıldığına göre erkekler Aile Bakanlığı’nda ümitlerini kesmişler, ayrı bir kuruluş istiyorlar. Ben de bu fikre katılıyorum. Aile Bakanlığı’nın adı “Kadın Bakanlığı” olarak değiştirilsin zaten öyle çalışıyorlar, aile için de ayrı bir kurum açılsın.

Aile Bakanlığı’ndan gelen dinleyicilerin içinde bulunan yetkili hanım, Mustafa Atak hocaya itiraz etti ve Aile Bakanlığının aile için de çalışmalar yaptığını anlattı. Tabii yapılanlar yetersiz şeyler.

Maneviyat Psikolojisi Sempozyumunda “aile” konusu işlenirken “din” neredeyse yok diyecek kadar az konu oldu. Hocalar bol bol yabancı yazarlardan düşünürlerden örnek verdiler.

Tabii onlardan da örnek versinler de insan aile üzerine âyet-i kerîmeler ve Allah Rasulünün hikmetli sözlerini bekliyor. Birkaç hoca üzerinde pek durmadan aile konusu dışında âyetler söylediler o kadar.

Aile ile ilgili tek ayeti söyleyen bir akademisyen de tuhaf şeyler söyledi onu daha sonra yazacağım inşallah.

Burhanettin Can hocanın sunumu iyiydi. “Fıtrat Ekseninde Ailenin İnşaası” Güzel tespitlerde bulundu çözüm önerilerine de giriş yaptı. Fıtrata dönmemiz gerektiğini, kadın-erkek farklılıklarına unutmamamız gerektiğini, kendi teorilerimizi inşa etmemiz gerektiğini, Yaratıcının bize çözümler sunduğunu söyledi fakat daha fazla açılım yapmadı.

Sempozyum sonunda söz alıp birkaç cümle de ben söyledim.
Bu yıl aile konusunda katıldığım üçüncü sempozyumdu. Diğerleri ile ilgili notlarım duruyor yazma fırsatım olmadı. Onlarla ilgili de daha sonda yazacağım inşallah.

Özetle: Sempozyum güzeldi, bol bol not aldım yine olsa yine giderim fakat çözümler yok denecek kadar azdı.

Teşhis net: “Aile kurumu can çekişiyor, acilen tedaviye geçilmeli.”

Tedavide ilk adım hastalığa sebep olan ve hastanın dikkat etmesi gereken şeyleri söylemektir. Önce hastalığa sebep olan kötü besinlerden sakınılmalı. “Feminizm, batı kanunları, medya, 6284 sayılı kanun, haksızlık, adaletsizlik..” Bunların zararlarından korunmak için devlet ve halk çalışmalı.

İyileşmek için de çözüm zaten belli: Dünya ve ahirette selamet dini olan İslam dinimiz ailenin selameti için gerekli bütün ilaçları hayat kullanım kılavuzu olan Kur’an-ı Kerim de bize vermiş.

İlaçların bir kısmı acı olduğu için doktorlar hastanın tepkisinden çekinip ilaçları hastaya vermiyorlar. Oysa o ilaçlar nefsimize biraz acı gelebilir fakat şifa o ilaçlarda. Can çekişmek mi yoksa şifa deposu acı ilaç içip rahatlamak mı tercih bize kalmış.

Fakat ilacı bilip halka söylemeyen hocalar da vebal altındalar. Doktorun ilacı bildiği halde hastasını tedavi etmemesi suçtur. Sen ilacı verirsin hasta kullanmazsa o zaman o onun hatası olur.

Okunma Sayısı : 6.471

Yorum yapın

“Teşhisler Teşhisler Teşhisler…” için 80 Yorum

  1. Gul diyor ki:

    Abdullah Pir Bey’e

    Hakkı’nızı helal edin, emek ve itina ile yazılmış yol gösterici bir yazı. Size cok teşekkür ediyorum.

    yazinizi emailime gönderdim, onu sık sık okuyorum ve okuyacağım, taki davranışlarıma dökene kadar

    Duanız ve güzel etmeniz icin teşekkürler

    Rabbim ilminizi artırsın.

    Saygılar

  2. Abdullah Bir diyor ki:

    HADİSLERİ REDDETMEK KİŞİYİ ASİ/İSYANKAR/KAFİR YAPAR MI?

    Bu soru aslında birilerinin gerçekten sorunun DOĞRU CEVABINI merak ettiği, birilerinin ise SUYU BULANDIRMAK için ortaya koyduğu, sorduğu ÇOK ÖNEMLİ BİR SORUDUR.

    NECM SURESİ 3-4: O, hevadan (Nefsine göre, Yani, kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz.O(nun konuşması kendisine ) vahyedilenden başkası değildir.

    AYETLERİNE MUHALİF OLMAYI İmani manada girilmesi tehlikeli RİSKLİ ALAN/MAYINLI BÖLGE olarak kabul eden bir Müslüman’a göre;

    Hadis olduğu iddia edilen, söylenen, bildirilen Resulullah’ın sözleri eğer kişiyi İTİKADİ/İMANİ manada sıkıntıya sokmayan, yani Kuran’ın İman ile alakalı emirleriyle çelişmeyen, çatışmayan sözler ise Müslüman olduğunu kabul ve beyan eden kişinin bu sözlerin “hadis olduğunu kabul etmemesi/reddetmesi” ÖRTÜLÜ BİR İSYAN, ALLAH’a ASİLİK olarak görülür, algılanır veya görülmesi, algılanması gerekir.

    Çünkü, Tahkiki İman sahibi bir Müslüman’ın bu tür tartışmalara, polemiklere girerek sözlerin hadis olmadığının kanıtlanması durumunda bile öğreneceği, elde edeceği, kazanacağı bilgilerin veya dünyevi faydaların, yanılması durumunda kaybedeceği imanının önemi ve büyüklüğüyle kıyaslandığında “KOCA BİR HİÇ” olduğunu bilir ve bu tür reddiyelerden,inkarlardan uzak durur.

    O Müslüman için Sirkenin şifalı olması veya olmaması, kadınların kocalarının bedenini dilleriyle temizlemesi ile ilgili sözlerin doğru veya yanlış ( hadis veya değil) olması vb teferruat hükmünde ki bu meselelere dair görüş ayrılıkları çok önemli değildir.

    Çünkü O Müslüman’ın temel ve asıl amacı Tahkiki iman sahibi olmak ve sahibi olduğu Makbul/Geçerli İmanını ölene kadar koruyabilmektir.

    Cahiller veya münafıklar ise yukarıda ki ayetlerin hikmetini görmeden, anlamadan bu tür teferruat mertebesinde ki meselelerle uğraşmak suretiyle zorunlu olmadığı halde sırf macera olsun veya benzeri sebeplerle “tıpkı mayınlı sahada gezinenler” gibi kendilerini sıkıntıya sokmakta, hatta kişinin ölümü demek olan imanlarını kaybetme riskini göze alarak ebedi hayatlarını tehlikeye atmaktadırlar.

    Bütün bu açıklamalar ve bilgilendirmelerden sonra kendinize su soruları sorun.

    Kişiyi, toplumu “İtikadi/İmani” manada sıkıntıya sokmayacak, şu üç günlük geçici dünyada ki kısa süreli bir kazanıma/menfaate veya zarara sokacak bir sözün hadis olmadığının kanıtlanması KİME NE KADAR FAYDA SAĞLAR?

    Veya “gerçekten hadis” olan bir sözü yukarıda ki ayetleri (Necm 3-4) dikkate aldığımızda o veya bu sebeple reddetmek/kabul etmeyerek İMANINI KAYBETME tehlikesi ile yüz yüze kalmaya DEĞER Mİ?

    KARAR SİZİN…

    • mustafa _/) diyor ki:

      İtikadi meseleler çok ciddi konulardır ve derinlik ister. Böylesi cedelleşme ortamında bu konuların tartışılmasının uygun olmadığını düşünüyorum. Tekfirciliğin çok yaygın olduğu bir dönemde bununla mücadele etmiş ve orta yolu göstermiş olan İmamı Azama tabi olarak müslüman olan bir kimse hakkında küfrü ima yolu ile bile dile getirmekten çekinirim. Mütevatir hadisler ile Kur’an kat’i delillerdendir, bunlar ve toptan sünnetin inkarı itikadi meseledir. Bunun dışındaki hadisler içtihadi meselelerdir. Tehlikeli sulardır, kafa karıştırıcıdır, tamamen ilmi meseldir. Hadislerin kabulü ile bunlardan hüküm çıkarmak ve bunu umuma tatbik etmek ise bambaşka bir mecradır. Bu konulara teknik ve ilmi yaklaşım dışında bir üslupla yaklaşmamak daha doğru olur. Mantığıma uymuyor denilerek reddedilemeyeceği gibi mütevatir seviyesinde ulaşmamış hadisleri itikadi tartışma konusu etmemek gerekir.

      Kadınlara kocalarının kıymetini ifade eden hadisler söz konusu olduğunda dönemin bazı kadınlarının kocalarına karşı hırçın tabiatlarını göz önüne almak gerek. Tek tek hadisleri tartışmanın yeri ise burası değil. İçtihad edecek de değiliz, fetva verecek de değiliz. Sadece düşüncelerimiz ve duygularımız paylaşabildiğimiz bir platformdayız. Kimseyi hiçbir şeye ikna etmek gibi bir sorumluluğumuz yok. Ancak farz olan müslümanların ittihadını tehlikeye atmaktan şiddetle kaçınmalıyız. Sevgi kalplerimizden sökülüp atıldığına geriye elimizde hiçbir şey kalmaz.

  3. seysey diyor ki:

    Simdi yazacagim yerler (İmam Safii/Sunnet Mudafaasi/Polen Yay./sayfa18-19-20-21-22)

    15-Muariz:Rivayet edilen bir haberin kabulu konusunda bu delile benzer baska deliller de gosterebilir misin?Bunu yapabilirsen sundugun delil daha cok aciga kavusacak,sana muhalif olanlara karsicdaha guclu bir hale gelecek ve kendi gorusunden vazgecip senin fikrini benimseyenlerin vicdanlarini iyice rahatlatacaktir.

    16-Safii:Biraz insafli dusunursen anlarsin ki soyledigin bir kisim sozler,senin hala vazgecmen gereken bir fikri savundugunu ve dikkatsiz davranmanin uygun olmadigi dini bir mesele hakkinda bu gafletinin surup gittigini gostermektedir.

    17-Muariz:Aklina gelen bir seyler varsa anlatir misin?

    18-Safii:Allah Teala soyle buyurmustur:”Ummiler icinde kendilerinden olan ve onlara Allah’in ayetlerini okuyan,onlari yucelten,onlara Kitab’i ve hikmeti ogreten bir elci gonderen O’dur.”60(el-Cuma(62) 2.)

    19-Muariz:Zikredilen “Kitap” kelimesinden Allah’in Kitabi’nin kastedildigini anliyoruz.Peki “Hikmet” kelimesi neyi ifade etmektedir?

    20-Safii:Hz.Peygamberin sunnetini.61

    21-Muariz:”Kitab’i” genel olarak, “Hikmeti” de Kitab’in ahkami sadedinde ozel olarak ogretmesi soz konusu olabilir mi?

    22-Safii:Namaz,zekat,hac vb. konulardaki farzlarin mucmel yonlerini onlara acikladigi gibi,Allah’in indirdiklerini onlara beyan etmesini kastediyorsun.Bu durumda Allah’in indirdiklerini onlara beyan etmesini kastediyorsun.Bu durumda Allah,Kur’ani’nda bir takim emirler vermis ve bunlarin keyfiyetini de Peygamberinin diliyle acikliga kavusturmus olur, oyle degil mi?

    23-Muariz:Boyle olmasi muhtemeldir.

    24-Safii:Eger bu goruste isen,bu durumda “Hikmet” soylenen ilk anlamdadir.Yani ona ancak Resulullah’tan gelen bir haberle ulasabilirsin.62

    25-Muariz:”Kitap” ve “Hikmet” kelimelerinin ayni manayi ifade ettiklerini kabul edip sozun tekrarlandigini soylesem ne dersin?

    26-Safii:”Kitap” ve “Hikmet” in ayri seyler olmalari mi yoksa ayni manaya gelmeleri mi daha uygundur?

    27-Muariz:Onlarin soyledigin gibi “Kitap” ve “Sunnet” olarak ayri manalara gelmeleri mumkundur.Ancak ayni sey olmalari da muhtemeldir.

    28-Safii:Bu manalar icinde en acik(zahir) olani en uygun olanidir.Kur’an’da da bizi destekleyen, sizin gorusunuze karsi olan deliller mevcuttur.

    29-Muariz:Nerede?

    30:Safii:Allah soyle buyurmustur:”Evlerinizde tilavet edilen Allah ayetlerini ve Hikmeti hatirlayin.Suphesiz Allah Latiftir,Habirdir”63(63:Ahzab(33)34.Bu ayette Allah,onlarin evlerinde iki seyin tilavet edildigini haber vermektedir.

    31:Muariz:Kuran tilavet olunur.Peki “Hikmet” nasil tilavet edilir ki?

    32:Safii:Tilavetin manasi Kuran ve sunnetle konusmaktir.

    33:Muariz:Bu,once soylediklerine gore”Hikmet”in Kuran’dan farkli bir sey oldugunu daha acik bir sekilde gostermektedir.

    34:Safii:Allah,Peygamberine uymamizi emretmistir.

    35:Muariz: Nerede?

    36:Safii:Allah soyle buyurmustur:”Hayir,Rabb’in hakki icin onlar aralarinda cikan cekismeli islerde seni hakem yapip,sonra da verdigin hukme,iclerinden hicbir burukluk duymadan tam anlamiyla teslim olmadikca inanmis olmazlar”64(64 en Nisa(4)65.)

    37-Yine Allah soyle buyurmustur:”Kim peygambere itaat ederse Allah’a itaat etmis olur.65(65 en Nisa(4) 80)

    38-Yine Allah soyle buyurmustur:”Peygamberin emrine aykiri davrananlar,kendilerine bir belanin carpmasindan,yahut onlara aci bir azabin ugramasindan sakinsinlar.66(66 en Nur (24) 63.

    39-Muariz:”Hikmet’in Resulullah’in sunneti oldugunu soylemek bu konuda benimsenecek en uygun gorustur.Ancak ” Allah Resulullah’in hukmune teslim olmamizi emretmistir,Resulullah’in hikmeti de Allah’in indirdikleri arasindadir(yani Kuran icindedir)”seklinde arkadaslarimizin soyledikleri soz dogru kabul edilirse eger,Hz.Peygamberin hadisine uymayanlarin da aslinda Resulullah’in hukmune teslim oldugu soylenebilir.

    40-Safii:Allah bize Resulullah’in hukmune emirlerine uymamizi emretmistir.O soyle buyurmustur:”Peygamber size ne verdiyse onu alin ve neden nehyettiyse ondan da kacinin!”67( el Hasr(59) 7.)

    41-Muariz:Kuran da Resulullah’in emrettiklerini yapip nehyettiklerinden kacinmamiz gerektigi acikca zikredilmistir.

    42:Safii:Bize,bizden oncekilere ve sonrakilere verilen emir ayni midir?

    43:Muariz:Evet.

    44:Safii:Hz.Peygamber’e tabi olmak bize emrediliyorsa,kesin olarak biliyoruz ki verdigi hukumlerin ogrenilme yolunu da bize gostermistir.

    45:Muariz:Evet.

    • seysey diyor ki:

      Kitabi herkese tavsiye ederim kitabin tamamini yazma imkanim yok ama kitabin adindan meseleyi anlayabiliriz.Birkac yanlis anlasilmayi duzeltmek istiyorum:

      1.İbn Hazm’i savunmuyorum.
      2.Feyza hanima o sekilde yazmamin amaci konu butunlugunun kaymamasi okuyucunun aklinin karismamasi ve dagilmamasidir.İlk cumlemde yazdiklarinin suur gerektirdigini soylerek hanima iltifat ettigimi de hatirlatirim.
      3.İtikad ve amelde mezhepsizlik konusuna daha sonra deginecegim ins.

      Editör: Değerli Okurlarımız. Mezhep konularına hiç girmezseniz ve hadislerle ilgili konuyu da toparlarsanız iyi olur.

      ——————

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Sayın Editör. Ben yazacaktım ki siz benden daha önce yazmışsınız. Ben de tüm yorumculardan küçük bir ricada bulunmak istiyorum. Günümüz dünya düzeninde biz müslümanlar için devir bir olma devri. Ben de tartışmaya meyilli bir insan olsam da birkaç gündür süren bu tartışmaları görünce çok üzüldüm. Biraz daha yapıcı olabiliriz sanki. Kimsenin niyetini sorgulayamayız ancak şunun görülmesi lazım. Dinimiz bizim dünya ve ahiretimizin nizamı için Allah’ı tanınamız için var. Birbirimizle tartışalım ya da beğenmediğimiz yerler olursa eleştirelim beğendiğimiz yerleri de ön plana çıkartalım diye değil. Ben daracık bilgimle bile iyi kötü aile hayatında dinimize göre kadın ve erkeğin rollerini üç aşağı beş yukarı anlayabiliyor ve feminizm tehlikesini görebiliyorsam diğer yorumcular çok daha rahat görebiliyor olmalılar.

        Biraz daha yapıcı olalım. Kırmak kolay tamir etmek zordur ki iz de kalır bazen…

      • Feyza diyor ki:

        Seysey hnm,
        Benim adima problem degil, size alinmadim.
        Sahsi bir polemige girmeme adina size yazdigim yorumun altina diger konulardaki detaylari bilincli olarak ekledim ki ayni zamanda da hepsi bir baslik altinda toplansin.

      • seysey diyor ki:

        Sadece Fatih,onerilerinizi dikkate alacagim ins.

        Feyza Hanim,kendi adima cok sevindim sizi incitmek istemem.

        Editor’e;Hadis konusunda benim soyleyeceklerim bitti. :) Mezhep konusuna da girmem ins.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Şeyşey Hanım.

          Hepimizin dikkat etmesi gerekiyor ki ben de bu konuda zayıf kalabiliyorum, parladıktan sonra sönmem zaman alabiliyor. Tabi bu durumda hem kendimi hem de karşımdakini yakma tehlikesi oluşuyor.
          Ne gerek var değil mi?

  4. seysey diyor ki:

    Talebe:Yemin ederim ki bu,bilinen dogru bir seydir.Fakat hangi sebepten dolayi Allah insanlari kafir ve mumin diye isimlendirdi?Biz de onlari hangi sebepten dolayi mumin ve kafir diye isimlendiririz?Bunu aciklayin.

    Alim(r.a.):Allah insanlari,kalplerindeki seylerden dolayi,mumin ve kafircdiye isimlendirmistir.Cunku Allah,kalplerde olani bilir.Biz de insanlan,lisanlarindan sadir olan tasdik,tekzib,kiyafet ve ibadetle mumin veya kafir diye isimlendiririz.Mesela,tanimadigimiz halde,mescidlerde bulunan,kibleye yonelerek namaz kilan kimseleri gordugumuz zaman,onlari mumin olarak isimlendiririz,kendilerine selam veririz.Bununla beraber,onlarin Yahudi veya Hristiyan olmalari da mumkundur.Keza,Hz.Peygamber devrinde,lisanlariyla iman ettiklerini aciklayan munafiklari,ashap mumin olarak isimlendiriyordu.Halbuki onlar,kalplerindeki inkar ve tezkipten dolayi Allah katinda kafirlerdir.İste bundan,kafir olmalari mumkun oldugu halde,insanlarin aciga vurduklari iman alameti ile,onlarin mumin olduklarina hukmedecegimiz neticesini cikaracagimizi iddia ediyoruz.Diger bir kisim insanlari da muminlerin sekil ve kiyafetlerini izhar etmeyip,kafirlere ait sekli ozellikler gosterdikleri icin kafir diye isimlendiririz.Muhtemelen bunlar,Allah’a imanlari ve bizim bilgimiz disinda namaz kilmak gibi bir durumlari varsa,Allah katinda mumin olabilirler.Bizim onlari kafir bilmemizden dolayi Allah bizi cezalandirmaz.Cunku Allah bizi,kalplerde bulunani ve gizli niyetleri bilmekle mukellef kilmamistir.Ancak Rabbimiz,insanlardan sadir olan amellere gore onlari,mumin diye isimlendirmemizi,buna gore onlan sevmemizi veya sevmememizi teklif etmistir.Kalplerde gizli olan seyleri ancak Allah bilir.Keza,Kiramen Katibin melekleri bile,insanlarin aciga vurduklari amelleri yazmakla vazifelidir. Cunku kalpte bulunan seyleri bilmeye imkan yoktur.Kalplerde olani ancak Allah ve Allah’in kendisine vahyettigi peygamberlerinden baska kimse bilmez.Vahiy olmadan,kalplerde bulunani bildigini iddia eden,alemlerin Rabbi’nin ilmine sahip oldugunu iddia etmis olur.Kalplerde ve haricte,Allah’in bildigini,kendisinin de bildigi iddiasinda bulunan insan,buyuk bir gunah islemis,cehennem ve kufru hak etmis olur.(İmam-i Azam’in Bes Eseri-(el Alim vel muteallim) sayfa 21-22/Tercume:Mustafa Oz.Marmara Universitesi fakultesi vakfi yayinlari)

    Sorumu cevaplayan herkese tesekkurler sordugum soru hadisin dogrulugu degildi.Niyetlerin bilinip bilinemeyecegi idi.Musait oldugum bir zamanda hadislerden bahsedecegim ins.

  5. gulpembe diyor ki:

    soru sudur”İnsanin insana secde etmesi caiz olsaydi,kadinlarin kocalarina secde etmelerini emrederdim”hadisi serifi bir goruse gore sahih ,bir goruse gore olmayabilir.

    bir kisi dese ki ben bunu hadis olarak Kabul etmiyorum, dinden cikar mi
    ?
    hayir …eeee?
    kim niye nerde nasil munafik yada kafir oluyor delilinizi getirin..
    biri hizini alamamis, imam gazali den ibni arabiye buyuk seyhi ekberlerin hayranlikla kendisinden soz edip,amelde bazi ictihadalrini takip ettigi ibni hazm’a laf atmis. yine hizini alamamis sozu Daes e getirmis…Allah bize acisin.

    okuyalim,arastiralim, arkadaslar. yoksa fetva sitelerine bizim gibi etten kemikten olan, hocalara falanca hakkinda ne dusunuyorsun, filanca hakkinda ne dusunuyorsun diye komik sorular sorup dururuz.

    Seysey hanim bu konuda haklidir. Irmak hanima munafiklik iddiasinda bulunan insanlar hatalidir. Akibetleri hakkinda karar Allahu tealanindir.

    • seysey diyor ki:

      Yukarida bir yazi paylastim okumanizi istiyorum.Hadisi bilerek reddedersek ne olur?Hadisler peygamberimizin(sav) soz fiile ve takrirleridir.Peygamberimiz hidayet rehberidir.Peygamberimiz din konusunda heva ve hevesinden konusmaz.Peygamberimizi reddetmek (sunneti) demek Allah’in dinini reddetmek demektir.Kimsenin kalbini bilemeyiz fakat bir muslumana hadisin sahihligi yani bu hadisin peygamberin sozu emri kanitlandiktan sonra reddinde inat ederse ne olur?
      Peygambere itaat etmemis dolayisiyla Allah’a itaat etmemis olur.Allah ve resulu bir soz bir emir verdikten sonra insanlar boyun egmek itaat etmek zorundadir.Biz aklimiza degil Rabbimiz’e guvenmeliyiz.

      Hickimse hadisi reddetme luksune sahip degildir.Din bize gore degil Allah’in dilemesine gore sekillenir.

      Ben İbn Hazm haklidir demedim.Birinin İbn Hazmi ornek gostrren kitaba inanarak yanlis bilgiye ulasabileceginden inanabileceginden bahsettim.Sonra birinin inandigi seyin(kitap,internet,hoca..vb) dogru kaynaklar olmayabileceginden o kitaba inanan kisinin niyetinin belki samimiyetsizlik degil de cahillik yuzunden yanlis bilgiye inanmislik yuzunden olabileceginden bahsettim.En basta da niyet okumanin munafik demenin dogru olmadigini onun yerine delillerinin sunulmasi gerektigini soyledim.Abdullah bir i her konuda yanlis gormuyorum.Sadece husn u zan yapmanin daha dogru oldugunu soyluyorum.

      Sunu da soylemezsem icime oturur.Kadinlar kocalarina itaate mecburdurlar.Kadinlar ve erkekler Allah’a itaate mecburdurlar.

      —————–Duam ve duaniz olmasi icin;

      Bilerek veya bilmeyerek Allah i ve resulunu inkardan Allah’a siginirim.Resulullah’a muhalefetten Allah’a siginirim.Nefsimin hevalarina uymaktan Allah’a siginirim.Gizli ve acik sirkten Allah’a siginirim.Bilerek veya bilmeyerek isledigim tum hatalarim dolayisiyla bagislanma diliyorum.Tevbe ediyorum.Ya Rabbi bana ve tum kardeslerime dinine tam bir sekilde teslim olmayi kalbimize imanin huzur ve sukunetini nasip eyle!Bizi munafikliktan kufurden koru.Eshedu En La Ilahe Illahu Ve Eshedu Enne Muhammeden Abduhu Ve Resuluhu.

      • gulpembe diyor ki:

        seysey hanim,
        hadisleri delilsiz olarak tumden reddetme konsunda sizinle hemfikirim.
        burada dikkat cektigim sudur, ebu hanife hazretleri akli cok kullandigi, nakillere fazla deger vermegi seklinde cagdaslari tarafinda cok elestirildi. hatta bilirsiniz buhari hz.leri imami azam icin “guvenilmez,fikirlerinden uzak durulmalidir”der. yani alimler arasinda hadisin zayif yahut kuvvetli olusuna binanen fikir farkliliklari olmus ve olabilir.
        hatta imam hanbel efendimiz, “biz hocalar cok atisir, birbirmizi yoldan cikmislikla itham ederdik, shafi(imam safi) geldi aramizi buldu “der. yani insanlari kacirmamaliyiz, cekmeliyiz. kuvvet burdadir.
        selamlar.

    • Aadem diyor ki:

      Sayın Gülpembe hanım,
      1-Sahih bir hadisin reddedilme durumunda ne olacağını seysey hanım gayet güzel açıklamış.Hala inanmayan varsa okuyup araştırması ve aksini iddia etmesi durumunda delilini ortaya koyması lazım.
      2-ifadelerinizi açıklarken gayet subjektif bir dil kullanmaniz ,kendinize göre içinize sindirdiginizi anlatmaniz dikkatimi cekti.Bence hayır,benim anneannecigim derdiki, uzman akademisyenin anlattıkları(ki anlattıkları bilinmeyen bir şey değil.yani Amerika yeniden kesfedilmiyor)Yine ayrıca bir kısmı alaya alan ifadeleriniz dikkatimi çekti.hocaciklar, problemli hoca kardeşler gibi.Sebebini merak ediyorum
      3-“Biri deseki ben bunu hadis olarak kabul etmiyorum.Dinden cikarmi? Hayır…eee “diyorsunuz.
      Burada siz sorup yine cevabınızı siz yazmışsiniz.Yine kendinize GORE bir değerlendirme.Sahih hadislerin red edilme durumunda ne olacağını OKUYUP ARASTİRMANİZİ öneririm.Sahih olan hadisleri kabul etmek Peygamberimize inanmanın bir geregidir. bu konuda amentüyü okumak yeterlidir.
      4-Feyza hanıma hitaben yazdığınız yazida ” Evvela hepimiz hemfikiriz ki; hadislerin doğru anlaşılması, hadislerin sahih olup olmamasından daha ehemmiyetli:)” demissiniz.diger kardeşlerimin yazdıklarına baktığımda sizinle hemfikir olmadığını gördüm.Bende sizinle aynı fikirde olamam.Bu fikrinizi okur okumaz dehşete düştüm.
      5- Ayrıca hadislerle ilgili 3. ve 4. Maddede söyledikleriniz birleştirildiğinde çıkan tabloda yorum bile yapamam.
      6-…/ Hadisi şerifi bir görüşe göre sahih bir görüşe göre sahih olmayabilir diyorsunuz.Bu ifadeniz ortaya atılmış subjektif bir ifadedir.Sahih olduğuna dair delili yazildi.Sahih olmadığına dair delilinizi gosterirmisiniz objektif bir şekilde.
      ALLAH’U TEALA’nin rahmeti Peygamberimiz Hz.Muhammed’in şefaati tüm Müslümanların üzerine olsun.AMİN.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Aadem Bey. Duanıza amin diyorum ben de…

      • gulpembe diyor ki:

        Aadem bey,
        biraz gec cevap yaziyorum, kusura bakmayin
        1.Seysey hanimin yazisina benim de katildigimi belirtmistim.
        2. uslub konusunda farkli bulduklarini bazen diger arkadaslar da sagolsunlar dile getiriyorlar. Cok degistirebilecegim birsey degil. Allah boyle yaratmis:)
        3.bu sozu hadis olarak gormemek baska, kocanin karisi uzerindeki hakkini inkar etmek baska. Secde hadisi sahih degil diyen dinden cikmaz.
        4. “hepimiz hemfikiriz”derken, hepimiz hemfikir olmaliyiz anlaminda yazdim. Ne demek istedigim ayrintili olarak su yazida var. vakit bulursaniz lutfen goz atin.
        “Ifrat tefrit arasinda neslin ifsadi problemi/Prof. Ozcan Hidir”
        5. olabilir. Herkes herseyi anlayacak yada anlatabilecek degil.
        6. sahih olmama ihtimaline dair kaynagi Ibni Hazm a isnad ederek arkadas yazdi. Bende bunun icin sahih olmama iddiasina atif yaptim.bunu savunmadim.

        duaniza amin diyorum, Allah razi olsun.
        selamlar

        • Adamın biri diyor ki:

          3. Dinden çıkmak başka, dinden çıkmaya yaklaşmak ise bambaşka, dinden çıkmamış olmak gerçekten yeterli mi, yanlış ve devam ederse daha büyük sıkıntılara yol açabilecek bir itikadın düzeltilmesi gerekmez mi? Nasıl olsa dinden çıkmıyor diye rahat mı olmak lazım? Yanlışa giden yoldaki adım da yanlış değil midir ? Yolun tehlikesiz yerinden gitmek varken uçurum tarafına doğru yaklaşan birini uyarmak gerekmez mi ? Hadisin anlamını kabul eden bir insanın lafzını kabul etmemesinin gerekçesi ne olabilir ki ? Anlaşılan anlamıyla ilgili bir sorunu var ki itiraz ediyor

  6. gulpembe diyor ki:

    Genele hitaben, birseyler daha ekliyeyim,

    kadin-erkek iliskileri uzerine rehberlik yapan butun yerli yabanci uzmanlar hadis ve ayetlerle paralel yorumlar getirir. En basitinden yabanci aile terapistleri dahi kadinin kocasini mumkun oldugunca asla reddetmemesi gerektigini, erkek reddedilenin ihtiyaci degil, sahsiyeti olarak algiladigini, bunun esine olan sevgisini zedeledigi gibi, zaman icerisinde bu erkeklerin sosyal hayatta buyuk bir ozguven kaybina ugradiklarini anlatiyor. Boyle yazinca tepki alma yada yanlis anlasilmalar olmuyor da, ayet ve hadisle ifade edildiginde neden rahatsiz olunuyor. Ezberledigimiz cevap su; rahatsiz olanlar dine dusmanlar da ondan. Bence hayir…onlar dinden rahatsiz olmuyorlar, dini nakilleri agizlarina aldiklarinda konusmanin sehvetine kapilarak asip kesen, kursusunden bilhassa kadinlari kalaylamayi kendine birinci vazife edinen bu usluptan bu dayatmaci yaklasimdan rahatsiz oluyorlar.

    Benim anneannecigim derdi ki; “hocalar diyi ki, habu biz karilar, cok zor cennete gideceuk!eyyyyy ne edeceuk! Yakma bizi yarabbiii, yakma bizi yarabbii!” nur yuzunden gozyaslari oylece akardi.
    kadinlari kendinden utandirarak, eksik yada defolu oldugunu ima ederek din anlattiklarini sanan hocaciklarin kulaklari cinlasin:)

    gecen aylarda siyer uzerine uzmanlasmis bir akademisyenin prog.katildik, cok ilginc ve farkli bilgiler verdi, guzel izahlarda bulundu.Mesela ben hz. Alinin Fatima validemize el kaldirdigini hic okumamistim/duymamistim. Tartisma esnasinda Hz. Ali Fatima anamiza el kaldiriyor, anamiz hemen babasinin evine gidiyor ve kocasini sikayet ediyor. Peygamber efendimiz sav kizini sakinlestiriyor, teselli edip geri yolluyor. Ve hemen o gunun gecesi onlarin evlerine ugruyor, ikisinin ortasina oturuyor ve hz. Alinin bir elini fatimanin bir elini alip kendi gogsu uzerine koyuyor onlar icin allaha dua ve niyaza da bulunmaya basliyor. Ne kadar yapici ve sefkatli bir yaklasim. Kocana itaat et yoksa yallah cehenneme demekten daha etkili ve dogru olan, bu ve benzeri olan bir uslubtur ancak.

    Ben bu meselede problemli hoca kardesleri hababam sinifinin Kül Yutmaz’ina benzetiyorum. Ben hic kopye cektirmem kul yutmam diye siralarin ustunden ustune atlardi, ama en cok kopye onun sinavinda cekilirdi. Yani bazi hocalar artik oyle daha mi cesur oldukalrini dusunuyorlar bilmiyorum, cok tehditkar konusarak iyi bir sey yaptiklarini saniyorlar ama yeni neslin dine verdigi kiymet ve onceligin nasil geriledigine bakinca cok da iyi etmedikleri sonucuna variyoruz.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Gülpembe Hanım.

      Yorumunuzda ceza ile korkutmak yerine ödül ile sevdirmenin faydasını işlemişsiniz. Sadece dini konularda değil her konuda geçerli bir durum bence. Ancak feministler ödülleri reddediyor. Kendisine iyilik yapılan bir bayanın teşekkür etmek yerine yapmasaydın diye karşılık vermesi şeklinde hem de. Onlar güçlüler çünkü ihtiyaçları yok…

      • gulpembe diyor ki:

        o bayan sadece trip atmis, gucluluk degil o.
        peygamber efendimziin hanimlari bazen butun gun rasulullaha küs kalirlarmis. hattta bir gun gonul almak icin gonderdigi hediyeyi annemiz Kabul etmez, geri yollar.bunun uzerine digger hanimlari, “zeyneb hediyeni almayarak seni mahcup etti” derler.”rasulullah da “sizin mahcup etmeniz, Allahin mahcup etmesinden hayirlidir “der. yani olur oyle seyler:)

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Oluyor öyle şeyler ama olmasa daha iyi. Asilik yapıp inada bindirmektense itaat edip peki demek bir hanıma daha çok yakışır…
          Şu var. Peygamber Efendimize dahi trip atmayı başaran kadın milleti benim gibilere kim bilir neler yapar :)

    • Adamın biri diyor ki:

      Doğru söylüyor olabilirsiniz, bu konuda yanlışlıklar vardır muhakkak, ama artık eskisi kadar yaygın olduğunu sanmıyorum. Zaten siz de annenizi örnek vermissiniz. Ayrıca şu dikkatimi çekti; siz yazıdaki üslubunuzla tam da elestirdiginiz o yapıcı olmayan çözüm yoluna başvurmuş olmuyor musunuz ? Hocaciklar diye kucumsediginiz insanlara böyle üst perdeden konuşarak gerçekten faydalı olacağınızı sanmıyorum. Saygılar…

      • gulpembe diyor ki:

        onlar hoca degil, hocacik kardes.
        bazi radikal feministlerin ekmegine yag suren insanlar.
        Muhammed Ikbalin deyimi ile;
        “avrupa bana zindiklik ogretti ama,
        Islamin utancina sebep, zamane mollalari degil mi?”

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Gülpembe Hanım.

          Ben kadınların fitnesinden korkan bir insanım. Habil ile Kabil ne için tartışmıştı?
          Bir de bu gözle bakalım. İki ayaklı bir durum. Erkek uzak duracak kadın da kendini kollayacak. Mesele bence bu. Kadın asi ise sinirliyse kontrolü kaybettiyse erkek susacak karşılık verip gaza getirmeyecek, kadın da durup ben ne yapıyorum diye düşünecek…

          • gulpembe diyor ki:

            fatih bey,
            cok guzel bir noktayi dile getirmissiniz. habil ve kabil kardeslerin arasi bir kadin icin acildi. bunda kadinin hicbir sucu yoktu. kabil hakkina razi gelmedi ve habilin hanimina goz dikti. bir kadinin iki erkegin arasini acmasi gibi birsey soz konusu olmamis. erkek kendi sorumlulugunu ustlenmeli, “kadinin cazibesi var” bahanesinin arkasina saklanmamali. kadin-erkek herkes kendi sorumlulugunu almali.

            fitne, imtihan demektir. dunyaya cennete haiz vasiflari kazanmak icin geldik. eger imtihan olmasa bunlari nerede kazanacaz?
            selamlar…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Yazdıklarınız benim korkularımın var olduğu gerçeğini değiştirmiyor yine de korkuyorum. Mini etekle karşımda bacak bacak üstüne atanlardan özellikle…

        • Feyza diyor ki:

          Muhammed Ikbale haksizlik etmissiniz Gulpembe hnm. ‘Sir’ unvanini eklemeyi unutmussunuz…

          • gulpembe diyor ki:

            feyza hanim,
            siz yazmistiniz ya, parmaga degil,parmagin isarte ettigi yere bakalim.
            muhammed ikbal kimine gore dinsiz, kimine gore dahi bir musluman. hele vefat etmis sahislara karsi curetkar ifadeleri tasvip etmem ve soyletmem. emek vermistir, dusunmus, yazmistir. istifade etmek istemezsek kendi yolumuza bakariz.
            bizi zorlayan birsey yok
            selamlar

          • gulpembe diyor ki:

            ben bisey dedim, ona gavurlar sir diye cvp yazmayin simdi:)
            nereye atif yaptiginizi anladim:)
            bizim isimiz degil..sevgiler.

  7. gulpembe diyor ki:

    Feyza hanim,
    size cevap olarak yazmiyorum sadece yazdikalrinzdan yola cikip kendimce detaylandirmalar yapmak istedim.

    Evvela hepimiz hemfikiriz ki; hadislerin dogru anlasilmasi, hadislerin sahih olup olmamasindan daha ehemmiyetli:)
    yani rasulullah bir sozu soylerken neden, kime, nicin soylemis bu cok onemli.iki basit ornek vereyim.1. rasulullahin en sevdigi etin kurek kismindan olduguna dair bir hadisi serif ayse validemize intikal eder. Ayse validemiz soyle duzeltir.”hayir en sevdigi yer orasi degildi. O zamanlar et az bulunurdu, bulununca da rasulullaha ikram icin acele ederlerdi. En hizli pisen yer orasi oldugundan rasullah genelde onu yemis olurdu.”
    2. “sirke ne guzel katiktir”hadisi serifi;
    Buradan sirkenin ne mubarek bir nimet olduguna dair yillarca cikarimlarimiz oldu.-ki ben hala cok mubarek oldugunu dusunuyorum.-fakat saygin bir muhaddisden dinledim ki, sahabeler bu olayi soyle anlatiyor; biz rasulullah ile fakir bir kadina misafir olduk, kadin ekmegin yanina birsey cikaramadi, elinde az bir sirke vardi, utanarak ikram etti. Bunu goren rasulullah kadini taltif etmek icin “sirke de ne guzel katiktir!”buyurdu.

    Buradan mevzuya gelirsek,
    1. kadinlarin cehennemde cok olacaklarina dair ifadeler oldugu gibi, cennette de cok olacaklarina dair de ifadeler vardir (diger goruse gore de kadin-erkek esit miktarda olacaklar) . Yani bu kadinlar cennete az gidecek anlamina asla gelmez. Hikmetine girersek uzun surecek o yuzden sadece kadin nufus ve yasam omrunu bile dikkate alirsak meseleyi anlamis oluruz.Buradan bir alinganlik yapmaya, cinsiyetimizden utanmaya gerek yok.

    2. sahabeden bir hanimefendi, erkeklerin cihad..vs gibi onde oldugu ibadetlerden dolayi kadinlarin bu sevaplardan mahrum olduklari icin erkeklere nasil yetiseceklerini sormasi uzerine. Rasulullah, bu idealist kadina”kadin namazi kilar, orucunu tutar, kocasiyla iyi gecinirse istedigi kapidan cennete girer” buyuruyor(farkli ve benzer olay/rivayetler var , genel mesaji yaziyorum sadece)

    Bu suna benzer, fakir sahabeler efendimzie gelip ,zenginler zekat verdi sevaplari topladi, biz onlara sevapta nasil erisicez?diye sorarlar. Rasulullah. “Siz den her kim namaz sonrasi 33er tesbihini cekerse birebir ayni sevabi alir”buyurur. Bakin burada imkansizlik dolayisiyla geri kalmanin olmadigi herkese sartlari dolayisiyla muamele edilecegi mesaji var. Rasulullah ,haklisiniz kadin kardeslser kalkin ortuleri,cocuklari,evi birakip kilic mi kusanin deseydi? Imkansiz. Siz cihada gitmiyorsunzu ama sizin sayenizde erkekler gozu arkada kalmadan cihat ediyor, (hatta bu durum,fiile sebep veren faili gibi sevap alir fehvasinca da dusunulebillinir.) Fakat diger cihad alanlarindan asla kadinalrin men edilmisligi yoktur. Boyle dusunmek ifrattir. Yani rasulullah efendimiz muhatabini cok iyi analiz edebilen derin bir insan, bizim gibi iki cumle okuyup herkesi bir kaliba sokmaya calisanlardan degil.

    3.kiz cocuklarina ikramin once yapilmasi bana gore kiz cocuklarinin daha duygusal oldugunu gostermez. Kiz ve erkek cocuklarina dikkat ettigimde erkeklerin duygularini ifade etmede geri kaldiklarini ama duygusal anlamda ayni hatta daha fazla sevgi/ilgi meraki oldugunu musahede ediyorum.hatta rasululah da erkek cocukalrini sevin(ihmal etmeyin), kizlar zaten kendini sevdirir,buyurmus diye hatirliyorum. Oyleyse,Hikmetlerinden biri bana gore, cocuklari gelecege hazilarken goreceli olarak dezavantajli olacak, daha zayif kesime sefkat duygusunu, korumaciligi one cikarmak olabilir. Yani kucuk bir erkek cocuguna babanin ise giderken , annene kizkardeslerine iyi bak, demesi gibi, buyuk kizkardese kucuk kizkardesi emanet etmek gibi.

    4. nusuz eden kocaya sabir edilmesi ayeti”diye birsey yazmissiniz, bunu tam anlayamadim. Nisa 128 nusuz eden yani kocanin gecimsizliginden ,huysuzlugundan sikayet edildiginde hakeme yonlendiriyor. (buradan kadinin nusuzunun da bosanma sebebi sayilacak birsey oldugu, siradan bir huysuzluk olmadigi anlasilmis oluyor).

    Fakat sunu diyebilrisiniz, peygamber sav kocalarindan sikayet eden kadinlara sabir tavsiye etmistir.(fakat siradan huysuzluklar icindir bu dikkatinizi cekerim, yoksa bosama sebebi olacak evi terketme, kasti olarak calismama,kadinin sevgisinin bitmesi…vs icin degil)tipki kocalara karilari icin tavsiyelerde bulundugu gibi.

    Hatta karisinin yaslandigini ve cocuklardan dolayi yiprandigini dolayisiyla bosanip tekrar evlenmek istedigini dile getiren sahabeye ne guzel soylemistir; ‘sende hic vefa yok mu?”
    yani bir sey helal mi haram mi degil, senin vicdanin bunu kabul ediyor mu diye yaklasabilmek, cocukluk egitiminlerinden bu yana insanalri bu noktaya tasiyabilmek, cok onemli. Buradan helal-haramlar lazim degil anlami asla cikmasin, fakat rasulullahin buyurdugu gibi, herkes fetva verse de kalbinden fetva almayi unutma”. Dolayisiyla kocaya itaatin hukmu buradadir.karisiyla guzel gecimin hukmu yine buradadir.yani o Allahin evirip cevirdigi , “cok donen” manasina gelen kalbimizde, vicdanimizda.
    Allah dogruluktan ayirmasin(amin)

    • Feyza diyor ki:

      Gulpembe hnm,
      2.maddede; cihad alanlarindan kasit yazi ile, ilim ile cihad kadinin da izin dahilinde men edilmedigi cihad alanlari. Bunlara kocasi izin verdigi olcude kadin elbette istirak edebilir. Ancak benim bahaettigim harp meydanindaki cihaddi. Ve evin nafakasini helalinden temin icin gozunu ve iffetini muhafaza ederek fuhsiyatin bu denli yogun oldugu bir dunyada her sabah ise giden erkek de bir nevi cihad meydanina gidiyor gibi sayilir.
      Bir kadin evinde Cenneti kazanabiliyorken erkek icin bu mumkun gozukmuyor cunku mesuliyeti disariyla alakali. Bu durum kadinlarin lehinedir. Kadinlar buna mecbur tutulmamistir.
      4.maddede ise, Nisa 128’de oncelikle hakem tavsiye edilmiyor. Erkegin nusuzundan endise edildigi takdirde oncelikle sulh tavsiye edilir ki sulh icin iki taraf hakkindan feragat ettigi halde anlasamadigi takdirde hakem yoluna basvurulabilecegi bir ruhsat olarak beyan edilir.
      Bu ayeti kerime ile ilgili farkli rivayetler var. Bir tanesi Said b.Cubeyr ibn Abbastan bu ayetin Ebi’s Saib hakkinda nazil oldugunu rivayet eder.
      Bu zatin hanimi ve haniminin da cocuklari vardir. Hanimi ihtiyar oldugu icin bu kisi hanimini bosamak istedi ancak hanimi “beni bosama, birak cocuklarimla mesgul olayim. Her ay pek az bir geceyi bana ayir” deyince kocasi, “eger is bu sekilde olacaksa benim icin daha hayirli olur ” der ve bosamaktan vazgecer.
      Baska bir rivayet Sevde binti Zem’anin Efendimiz asv tarafindan bosanacagi endisesi ile nikahi altinda kalmayi fakat sirasini hz.Aiseye devredecegini bildirmesi hakkinda nazil olduguna dairdir.
      Ya da yine hz.Aise’nin rivayetinde yeni bir hanimla evlenmek isteyen bir erkege haniminin nafaka ve sirasindan vazgecerek kocasinin onu nikahinda tutmasini istemesi uzerine nazil olmustur.
      Erkegin nusuzu hanimina sert davranmak ya da hicbir eziyette bulunmayip konusmamak, yuz cevirmek seklinde olabilir ki bu durumda ayet oncelikle hakeme gitmeyi degil ‘sulh’ yontemini tavsiye eder.
      Sulh zaten koca uzerindeki bir haktan feragat edilmesi seklinde olur. Kocanin uzerindeki hakki ise mehir nafaka ya da sirasidir ancak erkek cinsi munasebete zaten zorlanamayacagi icin kadin nafaka ya da mehir hakkini kocasindan dusurerek onunla sulh yoluna gidebilir. Burada amac onu bosamamasini temine gayrettir. Yani bu konu uzerine anlasma yapilmasinda sakinca olmadigi beyan edilir. Bu ise yine sabirla olacak bir istir. Yani burada kari koca arasini sulh etmek atirmaktan daha hayirlidir. Gunah ve vebal olmadigi gibi buyuk menfaat ve hayir elde edilecegi ayette belirtiliyor.
      Burada sulh icin hakkindan feragat eden kadina karsilik kocasinin da bu fedakarliga kayitsiz kalmamasi tavsiye edilir.
      Sulh olayi once aile icinde saglanmaya calisilir. Bunun icin kadinin nusuzunda uygulanan konusmama, yatagini terketme ve hafif dovme gibi itaate yonlendirici te’dip yontemleri degil, oncelikle sulh kadina tavsiye edilir. Fakat kocasi kadinin tum aktif gayretlerine ve haliyle gosterdigi sabra ragmen hala geri adim atmiyorsa o halde hakem tayinine basvurulur. Kisaca sabir sulhun zaten dogasinda vardir ve kadinla erkegin nusuzu bu anlamda birbirinden ayrilir. Ortak noktalari ise her ikisinde de erkege, kadin gayret gosterdigi takdirde hakkina riayet etmesinin tavsiye edilmesi halidir. Sulha yonelmeden kadin bosanmak isteyebilir ve hul yapma hakki vardir derseniz de ayette once isaret edilen sabir ve sulhtur.
      Kadinin bosanmasini gerektirici sebepler orn. ser’i serife muhalif hallerde zorlama, eziyet, mazeretsizken kadini nafakasiz birakma, cinsi mukarenete sahip olmama, zina etme gibi sebepler sayilabilir. Ancak kocaya sevginin bitmesi demissiniz ki bu cok izafi bir kavram. Hz.Omer’in bu konudaki ikazini okumanizi tavsiye ederim. Sevginin bitmesi kadin gibi duygusal bir varlik icin istismar edilebilecek bir sebeptir.
      Her ne kadar dinimiz hul karsiliginda kocasindan kendisinu bosamasini isteyen sahabi hanima musade etmis ve bahce karsiliginda bosanmasini onaylamissa da hadis-i serifte bosanma eyleminin cirkinligi de zikredilir. “Kocasindan bosanmayi gerektiren cetin bir durum olmadikca bosanmayi isteyen kadina Cennet kokusu haramdir.”
      Ibn Mace/2055
      Yine Feyzu’l Kadir’de “Muhakkak Allah, zevk icin evlenen(gozunu baskasina diken)erkek ve kadinlari sevmez.” seklinde zikrediliyor.
      Siz de orneginizde yasliligindan dolayi hanimini bosamak isteyen sahabiye sende hic vefa yok mu? denmesinin hikmeti bundan farkli degildir. Bu durumda erkegin de hanimina sevgisi bitmis fakat bosanmasi tavsiye edilmiyorsa herhalde kadinin da kocasina sevgisinin bitmesi mesru bir sebep olarak kabul edilemez.
      Allahu Teala’nin sevmedigi bir helale ruhsattir diyebilirsiniz. Ancak ayet ve hadisler kadinin kocasina sabretmesini tavsiye eder, aksi halde kocasindan istedigi ilgiyi gormeyen ve sevgisi azalan her kadin solugu bosanma mahkemesinde alir ki bu bir felakettir.
      Erkeklerin dahi bu asamada hanimini tekrar itaate yonlendirmelerinin tavsiye edilmesinde bu surecin sorunlari tamir etmesinin hikmeti vardir. Yani yine sabir.
      O yuzden kadinlari ayetin gosterdiginin otesinde direk hakeme yollamadan once sulhe sabirla yaklasip.kocalarinin gonullerini kadinsi letafetleriyle fethetmelerini tavsiye edelim ki vebal almayalim degil mi Gulpembe hnm?

      • gulpembe diyor ki:

        ayni seyleri soyluyoruz. kadin erkek birbirne sabirli olmali, bosama son care..uzun uzun arastirip yazmissiniz allah razi olsun.
        selamlar sevgiler…

  8. seysey diyor ki:

    Bu sitede kisilere kolayca munafik damgasi vurulabiliyor.Yanlis biliyorsun kardesim bak dogrusu budur kaynagi da sudur demek zor mu? Peki biliyor musunuz ki o kisi munafik degilse munafik diyenlerin hali nedir?

    Yanlis bilen dusunen ya da bilmeyen tevbe eder kurtulur da kalpleri okuduklarini iddia edenler ne olur?Peki kalpleri kim bilir?

    • Aadem diyor ki:

      Sayın seysey,
      Bu sitede kişilere kolaylıkla münafık damgası vurulabiliyor demişsiniz.Boyleliklede arkadaslarimizi ve siteyide tohmet altında bırakıyorsunuz.Bu sitede bir arkadaşımıza kimin munafik dediğini soylermisiniz.Eger bu iddianizi ispatlayamazsaniz suizanla hareket ediyorsunuz demektir.yada karşıdaki insanın kalbini okuyorsunuz demektir oysa bu imkansizdir.peygamber efendimiz zamanında peygamberimize karrşı inanır gibi yapıp inanmayan munafiklar, sureti haktan görünüp Müslümanların arasına sızan munafiklarda vardi.Ama işine gelmeyen münafıkların Allah’in ayetlerini ve Hz.Peygamberin hadislerini kendi pis amaçları doğrultusunda yanlış yorumlayarak, doğruyu soylemeyerek muslumanlari şüpheye dusurmesi istemesi vakidir.Boylece munafiklar muslumanlarin arasini acmak, birbirine olan itimadını sarsmak ve muslumanlari birbirine dusurerek muslumanlari zaafa uğratmak isterler.Bir toplulukta MÜNAFIK Abdullah bin Ubey peygamberimize “Ey konuşan kisi!(burada peygamberimizi toplulukta küçük dusurme sözü var eğer münafık olmasaydi “Ya Resulullah” derdi.diger muslumanlari gibi) Eğer söylediklerinde doğru isen(burada da peygamberimizin konuştuklarının doğruluğu konusunda insanları supheye dusurmek istemektedir) onlardan daha güzel şey olmaz.Fakat, sen evinde otur! Onlari, sana gelenlere anlat.Sana gelmeyenlerin,soylediklerinden hoşlanmayanlarin toplantılarına gelipte onları rahatsiz etme(Burada da peygamberimizin doğru sözlerinden dolayı bir münafık olarak rahatsız olmuş ve peygamberimizin konuşmasına ve diğer insanlara doğruyu söylemesine tahammülü olmadığını gostermistir.Bunlar her devirde ve her yerde olmuş ve kendilerinden olanlarla birlik olmuş Müslümanları zor durumda bırakmak istemişlerdir aynı Abdullah bin Ubey bin selul gibi ve aynen uhud savaşında olduğu gibi.

      Hiçbir musluman hiç kimseye münafık demez.
      Hadisi şerifte münafığın alametleri(Konuşunca yalan söyler, Söz verince sözünü tutmaz.Kendine itimadını edilince ihanet eder” şeklinde belirtilmiştir.

      • seysey diyor ki:

        Asagidaki olay uzerinden anlatmak istiyorum yazimin sebebini.Ama oncelikle sunu soyleyeyim ben hadisler hakkinda yanlis hir sey soylemekten Allah a siginirim.Hadisleri tek tek analiz edecek ilmim ve icazetim olmadigi icin hadisin durumunu alimlerin kitaplarindan ogrenmeyi eger mumkunse bu konuda icazet almis kisilere sormayi veyahut guvendigim insanlar vasitasiyla ilim sahiplerine sordurtmayi tercih ederim.Sunu da soylemeliyim ki bu konuda cok da cahil degilim.

        Dini konularda halkla yapilan roportajlar incelendiginde gorulecektir ki insanlar bu konuda dogru bilgiye sahip degildir.İnsanlar bilgiyi nasil elde eder?Ozellikle gunumuzde internetten televizyondan kitaplardan ve hocalardan..vb.Bu saydigimiz bilgi yollari her zaman dogru bilgiyi vermez.Cesitli sebeplerle dinimiz uzerinde oyunlar oynanir ve bu semeresi de halkimizin elinde patlar.Herkesin cesitli sebeplerle(ekonomik sorunlar,farkli bir ilme ilgi duyma..vb) dini ilmi ogrenme sansi yoktur veya cesitli sebebler dolayisiyla (cevresi,ailesi,anlama kabiliyeti,eski bilgileri,karakteri,elindeki yalnis kitaplar,yonlendirildigi yanlis siteler, dinledigi yanlis hocalar vb)dini bilgisi dogru degildir.

        Benim suan ornek gosterecegim kitap gibi piyasada bir cok vardir:Buyuk Kadin İlmihali sayfa 518 de :

        7.”İnsanin insana secde etmesi caiz olsaydi,kadinlarin kocalarina secde etmelerini emrederdim.”

        İbn Hazm, bu hadis hakkinda:”Ravisi Şerik bin Abdullah,mudellistir,munker hadisleri zayif ravilerden alir,onlarin adini gizleyerek guvenilir ravilere nisbet eder” diyerek bu hadisi reddetmistir,uydurma oldugunu soylemistir.(45)

        (45) İslami Arastirmalar Dergisi:sh.255-c.5;6.2.I991

        Eger asagidaki hanim yukaridaki kitaptan veya benzerlerinden bu bilgiyi ogrendiyse ve niyeti kotu degil bilgisi bu yonde ise;

        Bayan IRMAK’a…

        Sana ve senin gibi düşünen, “işine gelmeyen hadisleri reddet, sorumlulukdan kurtulcular”a vereceğim tek yanıtı yazının içinde peşinen yazmıştım, ama görmeme ihtimalinize karşı tekrar aşağıya alıntılıyorum…

        Kendisini MÜMİN veya MÜSLÜMAN, ALİM olarak tanımlayan niyeti SAMİMİ OLMAYAN, KORKAK ve/veya İŞİN UZMANI OLMAYAN bir takım insanların AYETLER’i inkar etme şansları olmadığı için YORUM veya TEFSİR adı altında söz konusu ayetlerin ANLAMLARINI ÇARPITMAYA, hadisleri ise RAVİLERİ ZAYIF veya SAHİH DEĞİL mazereti ile REDDETMEYE ÇALIŞMASI ALLAH ve RESULULLAH’ın bu konuda ki EMİR ve HÜKÜMLERİ’ni değiştirmeye yetmeyecektir.

        Yukaridaki beyefendinin yorumunun hali ne olacaktir?Yorumda dikkat cekici kisimlar nerelerdir?

        Bayan IRMAK’a…

        Sana ve SENİN GİBİ DUSUNEN,”İSİNE GELMEYEN HADİSLERİ REDDET, sorumlulukdan kurtulcular”a vereceğim tek yanıtı yazının içinde peşinen yazmıştım, ama görmeme ihtimalinize karşı tekrar aşağıya alıntılıyorum…

        Kendisini mumin veya musluman,alim olarak tanımlayan NİYETİ samimi olmayan,korkak ve/veya isin uzmani olmayan bir takım insanların ayetler’i İNKAR ETME SANSLARİ OLMADİGİ İCİN yorum veya tefsir adı altında söz konusu ayetlerin ANLAMLARINI ÇARPITMAYA, hadisleri ise ravileri zayif veya sahih degil mazereti ile REDDETMEYE ÇALIŞMASI Allah ve Resulullah’ın bu konuda ki emir ve hukumleri’ni değiştirmeye yetmeyecektir.

        Munafik kimdir?

        Kaybolmak,eksilmek,gecmek ve tukenmek anlamindake “n-f-k” kokunden tureyen munafik,din istilahinda,kalbi ile inanmadigi halde inkarini saklayip, dili ile inandigini soyleyerek mumin gorunen kimseye denir.Munafigin bu davranisina nifak denir.(Dini Kavramlar Sozlugu/Diyanet isleri baskanligi yayinlari sayfa 495-496)

        Karsimiza soyle bir soru gelseydi cevabimiz ne olurdu?

        Kendisini MÜMİN veya MÜSLÜMAN, ALİM olarak tanımlayan niyeti SAMİMİ OLMAYAN, KORKAK ve/veya İŞİN UZMANI OLMAYAN bir takım insanların AYETLER’i inkar etme şansları olmadığı için YORUM veya TEFSİR adı altında söz konusu ayetlerin ANLAMLARINI ÇARPITMAYA, hadisleri ise RAVİLERİ ZAYIF veya SAHİH DEĞİL mazereti ile REDDETMEYE calisan kisiye ne denir?

        Tanimda dikkati ceken hususlar;
        1.Kisi kendini mumin,musluman,alim olarak taniyor
        2.Niyeti samimi degil
        3.Ayetlerin anlamlarini carpitiyor
        4.Hadisleri reddetmeye calisiyor

        Diger bir ifade de soyle;

        Ancak, gerçek amacı İLİM BAĞCISI’nı DÖVMEK olduğu halde yüzünde ki “yüreği ve beyni saf ve gerçek ilime muhtaç/aç Müslüman kul” maskesi ile ortalıkta dolaşanlara da gereken dersi verebileceğin(m)izi cümle aleme gösterdiğiniz için teşekkür ediyor, Rabbimiz olan Allah’ın ilmin(m)izi ve sabrın(m)ızı artırmasını diliyorum.

        Yukaridaki ifadede de dikkat cekici kisim;—Musluman kul maskesi—

        Sayin Aadem normalde isim vermeyi dogru bulmuyorum.Benim istedigim kisilerin kendisinin dusunmesi.Ben de hata yapiyorum ve din kardeslerim uyariyor duzeltmeye calisiyorum.Benim de anlamadigim yanlis bildigim oluyor duzeltiyorlar.

        • Abdullah Bir diyor ki:

          BAYAN SEYSEY’e…

          “Dini konularda halkla yapilan roportajlar incelendiginde gorulecektir ki İNSANLAR bu konuda DOĞRU BİLGİYE SAHİP DEĞİLDİR. demişsiniz

          Demesine demişsin ama kendi ilk sözünle dahi kendini TEKZİP ettiğinin farkında değilsin. Kendinin de bir İNSAN olduğunu ve kendinin de HATA YAPAN, YANILAN insanlardan olabileceğini unutmuş veya daha da kötüsü kendini HATASIZ/KORUNMUŞ görme YANLIŞINA düştüğünü görmüyor olabilir misin.

          Diğer taraftan;

          “İnsanlar bilgiyi nasil elde eder?Ozellikle gunumuzde internetten televizyondan KİTAPLARDAN ve HOCALARDAN..vb. Bu saydigimiz bilgi yollari her zaman DOĞRU BİLGİYİ VERMEZ. Cesitli sebeplerle dinimiz uzerinde OYUNLAR OYNANIR…elindeki YANLIŞ KİTAPLAR,yonlendirildigi yanlis siteler, dinledigi YANLIŞ HOCALAR” demişsiniz

          Hemen sonrasında ise, “kadının kocasına secde etmesi” hadisi ile ilgili OLUMSUZ GÖRÜŞ bildiren “İslami araştırmalar dergisini” referans alan kadının masumiyetini öne sürmeye kalkmış, hatta bu kitaplardan piyasada çok olduğunu söyleyerek de (farkında olarak veya olmayarak) bir tür ALGI OPERASYONU yapmaya çalışmışsınız.

          Sizin mantığınızla size sormak istiyorum.

          O kitaplarda ki bilgilerin YANLIŞ BİLGİ OLMA İHTİMALİ VAR MI?

          Piyasada bu hadisi reddeden kitapların sayısının çok olması o kitaplar içinde ki bilgileri MUTLAK DOĞRU/GERÇEK BİLGİ YAPAR MI?

          Bahsettiğiniz kitaplarda ki bilgilerin yanlış olması (iyi niyetli de olsa) O BİLGİLERİ REFERANS ALAN KADINLARIN NEFSİNE HOŞ veya İŞİNE GELDİĞİ İÇİN O YANLIŞ BİLGİLERE GÖRE AMEL ETMESİ O KADINLARI SORUMLULUKTAN ve O KONUDA YAPTIĞI YANLIŞIN HESABINI VERMEKTEN KORUR MU?

          MÜSLÜMAN KADIN (erkek de aynı kurala tabiidir) ALLAH’ın RIZASINI KAZANMAK İÇİN AKILLI OLMAK, ARAŞTIRMA YAPMAK, TAKLİDİ DEĞİLDE TAHKİKİ İMAN SAHİBİ OLMAK ZORUNDA DEĞİL Mİ?

          BİR İNSANIN MÜNAFIK OLMASI İÇİN MÜNAFIKLIK ALAMETLERİN TAMAMININ BİR İNSANDA AYNI ANDA OLMASI MECBURİ Mİ?

          BUNLARDAN EN AZ BİR TANESİNİN SÜREKLİ OLMASI BİR İNSANIN MÜNAFIK OLMASI İÇİN YETERLİ DEĞİL Mİ?

          Siz de kendinize bu soruları sormadan önce

          BU veya BENZERİ KOCA HAKKIYLA İLGİLİ HADİSLERİN YANLIŞ OLMASI EN ÇOK KİMİN İŞİNE YARAR?

          sorusunu sorun, cevaplayın ve bu sorunun cevabını verdikten sonra bazı konularda ki düşüncelerinizi yeniden gözden geçirin.

          Ve asla su sözü unutmayın.

          İNSAN ÖNCE KENDİSİNİ KANDIRIR, SONRA KANDIRDIĞI KENDİSİ İLE DE BAŞKALARINI.

          Siz ve sizin gibi düşünen kadınlar bu grubun bir üyesi olabilir misiniz?

          Hayırlı/doğru söz, düşünce ve eylemlerin(m)iz de Allah yar ve yardımcın(m)ız olsun(amin)

          • Feyza diyor ki:

            Cok sagolun Yahya bey, espri dahi olsa cok memnun oldum gercekten bu ince fikirliliginizden dolayi, cok tesekkur ederim, duygulandim.
            Ilk zamanlar yazarken zorlaniyordum fakat yaza yaza iyice alistim ve sanki isik hiziyla yazar gibi yaziyorum artik :) Bir arkadasimla yazisirken ornegin hizima yetisemiyor karsimdaki kisi ve bunda en buyuk katki bu siteye ait oldu. Aslinda kucuk ekran olmasi bir yandan iyi oluyor klavye hakimiyeti kolaylasiyor ara sira gozlerime agri girse de idare ediyorum elh.
            Allah kesenizi de yasaminizi da bereketli eylesin ve bu iyi niyetinize mukabil en iyi tabletler,bilgisayarlar sizin olsun insaallah :)
            Selam ve dua ile.

          • Zeynep diyor ki:

            Feyza hanim cok tesekkur ederim bu kadar detaylı bir cevap beklemiyordum açıkçası .Size yazmamin nedeni Dini referans alarak yorumlamaniz .Etrafımda bana yardım edeceğini düşündüğüm kimse olmadığı için anlatmiyorum hiç .Hele anneme ya da kayinvalideme anlatsam terlik le kovalarlar beni ☺Annem yokluk gördüğünden bizlerin hayatı bir elin yağda bir elin balda misali .Aslında sabredeyim Allah rızası için Allah ecrini verir diye hiç düşünmedim o kadar kötü değil çok şükür. Sadece birseyler eksik ve bundan ciddi anlamda etkileniyorum .Kocamin aile reisi olmaması beni rahatsız ediyor gelecekle ilgili kaygı var üzerimde güvende hissedemiyorum. Ve ister istemez yansıtıyorum elimde olmadan .Bi arkadas anlatıyor eşi rahatsız olmuş bi haftadır ne çektim benzin alamadim kocami aradım bankamatikte rezil oldum .Alışveriş poşetleri yüzünden kollarım uzadı .Kaç gündür damacana yi içeri alamadigimdan apartman boşluğunda içiyoruz suyu falan dedi ay nasıl kıskandım içten içe bi kere de ben muhtaç olsam dedim bi kere de arayip ağlasam kocami. Ozendigim şeylere bakar misiniz pırlanta falan gözüm yok zayıf olduğumu hissedeyim karşısında benim 2 katimdan biraz fazla kilosu da bi dövmeye kalksa öldürür öyle istemem gücünü görmek de destek olarak yardım ederek gösterebilir. Eşimde bekarken de bel fıtığı varmış hamileyken bir defa şu dolu kovayi istedim balkon yikiyordum. O kovayı verdi beli tutuldu nuksetti bel fıtığı 1 ay fizik tedaviden sonra ayağa kalabildi o günden sonra o acıyı tekrar yaşamamak için hiçbir şey taşımadi hatta ayakkabısini da ben gjydiriuorum egilmekten korkuyor .Yanlız bende de bel fıtığı oluştu görümcem geçen bir kadın 2 bucuk kilodan fazla taşımamali dikkat et dedi güldüm artık 3- 5 kilonun lafı mi olur cep herkulune dönüstum evlenince . Size hic gelmedi de ben çok garipsiyorum araba kullanmayan erkek hiç görmemiştim hatta benim gördüğüm kardesimden falan çok kıymetli oluyor arabaları karisina vermek istemiyorlar bizde tam tersi yağını suyunu ben kontrol ediyorum. Artık kabullensem iyi olacak valla çok takıyorum .Birde ben hastalansam hayat duruyor bizim evde kocam oğlumla birlikte aç bilac beni bekldiyor kalkıyim da yemek yapayım diye birde kızıyor niye hasta oldun diye .Hasta olsam bile yatamiyorum hiç kendi karnıni doyursa bari diyorum ya hasta olmaktan korkuyorum resmen üstelik kalp rahatsızlığım var çok yorulunca bayılıyorum bunu eşim de biliyor hiç yormayim demiyor.Ev temizliği konusunda eşim dengeli beslenme konusunda da ben mükemmelliyetci olunca benim için temizlik yemek falan da yorucu oluyor.Zaten ayakta çalışıyorum bütün gün ya artık çok yoruldum sürekli bi yerlere yığıliyorum yorgunluktan.

          • Zeynep diyor ki:

            Ayrıca kurban konusunda sizin dediğiniz gibi biriktirmeyi çok denedim eşim evin ihtiyacı ve hacligimi hesaplayip veriyor bana parayi yani biriktirecek kadar param olmuyor sadece sadaka verebiliyorum az az .Yalnız son bayramda sözünü aldım bundan sonra benim hakkımi bağış yapacağız inşallah .Aslında agliyorum surat asiyorum o zaman istediğimi yapıyor fakat ben hep o şekilde davranmak istemiyorum güzellikle deniyorum hep hakkımı .Benim sormak istedigim Feyza hanim benim kadın olarak hakkım neler .Çünkü benim fedakarlik olarak gördüklerim esimin gözünde bi anlam ifade etmiyor .Benim değerim yine ona karşı güleryüzum hizmetim ile orantılı .Ve Allah katında da benim bi mükafatım olduğunu sanmıyorum ben itaat etmekle sorumluyum çünkü .Teşekkürler tekrar Kusura bakmayın herseyi döküyorum ortalığa bi daha yazmayacagim şahsi problemlerimi dilim şişmiş sanki Vallahi bu son olsun

          • Feyza diyor ki:

            Rica ederim Zeynep hanim ne demek, icinizde birikmis bircok sey ve paylasmaniz gayet dogal. Insaniz hepimiz bazen doluyoruz, o yuzden oyle dusunup rahatsiz olmayin.
            Haklarinizdan girersek cikamayabiliriz Zeynep hnm. :)
            Siz de az cok bilirsiniz ki bir kadin malini diledigi gibi tasarruf etme hakkina sahip. Ama bazi sorunlar hukukunu bilmekle cozulmuyor, karsi tarafin da bunu bilip riayet etmesi onemli. Hatta kendi hakkini koruma baglaminda buna karsi tarafin riayet ediyor olmasi yeterli dahi. O zaman bir hak mucadelesine girmenize gerek kalmaz cunku anca hayat ozellikle de evlilik hayati hep hak hukuk cercevesinde muntazam yurumuyor ne yazik ki. Keske kadin olsun erkek olsun, evlilige adim atmadan once kendi haklarimizdan evvel karsi tarafin haklarini ogrenip onlari korumaya ozen gosteriyor olsak. Iki kisi de bunu onemsiyor olsa kendi hakkinizi savunmaniza dahi gerek kalmaz, esler tarafindan kendi hukuku korunur insanlarin. Bu da otomatikman karsilikli saygiyi dogurur ve hicbir problem yasanmaz.
            Ama bizler kadin ya da erkek, genelde karsimizdakinin hukukundan once kendi hukukumuzu dusunerek evlilige adim attigimiz icin sorunlar yasaniyor ne yazik ki.
            Hakkiniza gelirsek malinizi tasarruf etme hakkiniz var dedim ama esiniz buna yanasmiyorsa ve bu bir taetisma konusu olacaksa siz alttan aliyorsunuz. O bu defa sizin hakkiniza giriyor. Evliligin huzuru sukunu bozulmasin diye bu hakkinizdan feragat ediyorsunuz. Ama buna sasirmam cunku bu olayin farkli versiyonlarina her evlilikte rastliyoruz. Ornegin bazen bir erkek, hanimina soz geciremiyor, fer’i hususlarda aslinda hakki olani hanimindan alamiyor ama cocuklari ve yuvasi icin idare ediyor, sabrediyor. O da hanimindan hakkini ahirette alacaktir muhakkak.
            Yani evlilikte hak ve hukuk olayi cok matematiksel islemedigi icin hakkinizin farkinda olun ama bunlari bilmeniz yuvanizda huzursuzluga sebep olmasin. Cunku bu gibi haksizliklar emin olun bircok evlilikte farkli usullerde yasaniyor.
            Ben de bir huzursuzlugun musebbibi olmayayim, cok uzulurum.
            Ikinci olarak ise siz dinen zaten calismak zorunda degilsiniz. Nafakaniz zaten hakkiniz.
            Kendinize cok fazla yuklenme sebeplerinizin basinda ise muhtemelen calisiyor olmaniz geliyor. Kadinin calismasi mevzusunda da buna deginmistik, siz de deginmistiniz. Yani nafakadan mes’ul degilsiniz. Ev hanimi olsaniz bu kadar yorulmazsiniz. Yani bu da sizin hakkiniz.
            Araba konusunda birsey diyemiyorum Zeynep hnm. Kendi kullanamayan bir enistem vardi benim de, teyzem sagolsun onu yillarca hastaneye arabayla tasidi. Hatta esi kanser hastasi oldu ve onu radyoterapiye de hep teyzem arabayla tasidi. Adam simdi vefat etti ama cok dua etmisti karisina.
            Bu gibi seyler olabiliyor. O yuzden pek yadirgamadim. Mesela bir kaza gecirmis olabilir onun korkusu uzerinde kalmistir veya gormesinde, reflekslerinde problem vardir. Veya heyecanli veya asabi agresif bir yapisi vardir, sinirlerine guvenemiyordur…
            Araba kullanma konusuna cok takilmadim. Dediginiz dogru, araba kullanmayan erkek sayisi cok az. Kullanmayanlar da ya arabasi olmadigindan ya da saglik problemi oldugundan kullanamiyor ekseriyetle ama dedigim gibi yine de ozel sartlari dusunerek bunu eksiklik olarak gormuyorum. Simdi kadinlarin bircogu da araba kullaniyor, siz de o hanimlardan birisiniz. Yagini, suyunu benzinini de siz kontrol edecek ya da en azindan benzinlige esinizle gideceksiniz ama benzinciyle o muhattap olacak siz kullaniyor dahi olsaniz.
            Agir kaldiramamasi guclu kuvvetli olsa da bel fitigindan ileri geliyor oldugu icin bu anlasilabilir bir durum Zeynep hnm. Tabi Efendimiz asv ic isleri hz. Fatima’ya dis isleri hz.Ali’ye teslim ederek bir ev duzeninin nasil olacagini bize bir numune olarak gostermis. Bu durumda alisverisi esinizin yapmasi ya da en azindan beraber cikmaniz daha uygun ve makul gozukuyor ancak diyorum ya her insanin mizaci ve saglik durumu farkli. Bel fitigi oldugu icin agir kaldirmaktan kacinan erkekler oluyor. Ailemde de rastladim.
            Yalniz kendinizde de ayni rahatsizlik nuksetmis. Siz de sagliginiza dikkat edin, esiniz tasiyamiyor tamam ama boyle bir durumda siz de tasimamaya dikkat edin. Mesela alisverise bebek arabasiyla cikin, pazar arabasi kullanin. Yani siz de kendinize dikkat edin ki sonra muhtac duruma dusmeyin.
            Aslinda aklima su geldi. Gorumceniz sizi dusunerek dikkat etmenizi tavsiye etmis. Bunu size degil de esunuze soylese iyi olmaz mi? Sizden degil de ablasindan/kizkardesinden duyarsa esiniz bunu daha cok dikkate alacaktir. O size soyledigi gibi esinize soylesin ne dersiniz? Zeynep’e cok yukleniyorsun biraz yukunu hafiflet vs..dese..
            Boyle durumda esin ailesinden yardim istemek daha guzel netice veriyor sanki, oyle gozlemliyorum.
            Sonra kalp carpintim var diyorsunuz. Yani kendinize dikkat edin. Keske ev hanimi olabilseniz, nisbeten dinlenirdiniz. Araba sorununa da cozum olurdu fazla ihtiyac duymazdiniz.
            Esiniz bazi konularda ise otoriter biri anladigim kadariyla. Hani agir kaldirmasa araba kullanmasa da evde sozu gecen birisi. Yani hakim olmayi seviyor.
            Tabi sozunu gecirebiliyor olmasi sizin itaatkarliga meyilli olusunuzla ilintili.
            Biraz yetistirilme tarzi, biraz hayat gorusu ve biraz da evlendikten sonra sizin alistirmis olmanizla ilgili bunlar Zeynep hnm. Siz bastan epey bir yuku omuzlanmissiniz. Ilk yillar pek dokunmuyor anliyorum. Cunku evlilik taze, duygular diri, cocuk mesuliyeti yok ve yas nisbeten daha genc olunca bu yuku kaldirabiliyorsunuz ama zamanla mesuliyetler artip oduller azalinca yas da ilerledikce (birkac yas dahi olsa), kendinize ne kadar yuklendiginizin farkina variyorsunuz ve tasimakta zorlaniyorsunuz. Ancak buna mukabil karsi taraf ise evlilik oncesi ve sonrasi yasamindaki aliskanliklarla gittikce rahata alisiyor ve bir zaman sonra bundan taviz vermek istemiyor.
            O halde asamali olarak aldiginiz fazlaca mesuliyetleri bir anda kavga gurultuyle degil de yine asamali olarak azar azar birakabilirsiniz. Mesela saglik problemlerinizi sebep gostererek en azindan hafta ici ara sira ev islerine yardimci bir hanim almak isteginizi esinize iletebilirsiniz. Bilmiyorum buna nasil bakar.. Biraz yukunuzu hafifletip daha dinc oldugunuzu hissettiginiz zaman kendinize ozen gosterip esinizle olan zamaninizi daha renkli ve guzel gecirmeye basladiginiz zaman esiniz de bu renklilikten hosnut olup belki bundan sonra yukunuzu hafifleetmeyi kendi talep edecektir.
            Bir de suna takilmayin. Bazi kadinlar abartmayi cok severler. Yani damacanayi esi tasimadigi icin apartmanda su ictigini soyleyen kadin arabayi pekala kullanabiliyor :)
            Benim kucucuk yegenim dahi damacanayi yuvarlaya yuvarlaya evin icine sokabiliyor ve su sebilinin uzerine de annesi yerlestirebiliyor. Yani bu kadari da ese fazla bagimlilik ve gereksiz. Ben de tutsam kaldirim cok kuvvetli bir yapim olmadigi halde, demek ki biraz abarti. Bunu kotu niyetle yapiyor demiyorum ama kadinlarin bazisi iste abartmaktan haz alir, takmayin :) kimbilir onlarin da daha farkli ne sorunlari vardir ama cogu anlatmaz.
            Oksurugu yeter derler ya.. Esiniz basinizda olsun da o da yeter. Olsun varsin. (Davulun sesi uzaktan hos gelmiyor inanin ki anliyorum sizi)
            Bir de son olarak bunlardan dolayi ekstra mukafat almam demissiniz. Olur mu hic oyle sey? Tabiki alirsiniz. Siz esinize hayati kolaylastiriyor ve bu sorunlarinizi kavga sebebi etmiyorsunuz. Itaat (mesru alanda) zaten sorumlulugunuz. Fazlasi ise ona olan ikraminiz. Bunu farz ve nafile ibadetler gibi dusunun.
            Orn. Bir kadin ev islerinden de sorumlu degildir ama Allah rizasi ve evin duzenine katki icin yaparsa bundan dolayi ekstra sevap alir, sadaka hukmundedir, ikram sayilir. Siz de esiniz sagligindan olmasin diye onun gorevlerini ustlenmissiniz. Bunun mukafati olmaz olur mu, insaallah meyvesi cok guzel olur. Allah sabrinizi ve gucunuzu artirsin. Kendinize dikkat edin Zeynep hnm.
            Sagliginizi koruyun. Bu da kendinize karsi vazifeniz.
            Selam ve dua ile Allah’a emanet olun.

        • Feyza diyor ki:

          Seysey hnm,
          Bilgi kirliliginin oldugu konusunda haklisiniz ancak bilgi cagindayiz diyoruz. Bilgiye ulasmanin bu kadar kolay oldugu bir donemde eger bu hadis uydurma seklinde bir yazi okuyup tereddude dusuyorsak, karsi doneleri de okuyarak gercek bilgiye ulasma imkanimizi da kullanmaliyiz ki ilim simsarlarinin tuzagina dusmeyelim degil mi? Bakin su yaziyi Ebubekir hocam derin bir arastirma sonucu (Allah kendisinden razi olsun), saf ve temiz bir sekilde istifademize sunmus. Seri halinde bu aciklamayi ustelik uzunca bir sure once yapmis ve arayip bulmak bir dk.mi almadi. Suzulmus bilgiye ulasip varsa aklimda bir soru isareti(benim yoktu ama olanlar adina), hemen giderdim. Burada da paylastim ki uzerine cok tartisilan bu hadis-i serifi kaynaklariyla bilmeyenler, akli bulananlar okuma imkani kazansin.
          Bunu elinde interneti olan her insan yapabilir. Internette yogun bir bilgi kirliligi oldugu gibi dogru bilgiye ulasmak isteyen insanlar icin cok guzel bilgiler de mevcut. Mesele neyi nereden alacagimiz ve sorgulama aliskanligini edinmis olmamiz.
          Ya da interneti her turlu reddeden bir kisiyseniz kitaplara danisirsiniz. Bircok kitabin Turkce tercumesi var ve muteber eserler. En basitinden bakin bu hadis-i serif en kolay ulasabileceginiz Riyazus Salihin’de Tirmizi’den rivayet edilen hasen bir hadis olarak geciyor
          Bu bilgiye ulasmak da arzu eden icin zor degil yeter ki isteyelim.
          Bir hadis-i serife uydurma demek emin olun ki cok buyuk bir mesuliyettir. Bunu iki uc internet sitesinin sozlerine bakarak yaparsak kendimiz vebale gireriz ama sadece kendimizle sinirli kalir bu fakat eger baska bir yerde hele ki umuma acik bir ortamsa bu, “uydurma” tabirini kullanmak, o yorumu okuyup etkilenen her insanin da vebalini sirtlanmayi gerektirir.
          Fakat bazen uydurma demek gercekten isimize geliyor.
          Nasil olur degil mi bir kadinin uzerinde kocasinin hak sahibi olmasinin bu denli muhim olmasi? Uydurma diyelim gitsin bu fetvayi tuttum… :) misali. Ben onlarin yalancisiyim oyle duydum….vs.
          Ama pabuc o kadar da ucuz degil dusunelim.
          Birseyleri uydurma zannetmek ya da yanlis tevil edenlerin sozlerinin aslini arastirmadan kabul edip bu yanlis bilgi dalgalanmasinin artmasina hizmet etmek o bilginin uydurma oldugu anlamina gelmez. Kendinizi ve insanlari kandirdiniz diyelim (bu ifadeyi sizin icin kullanmiyorum yanlis anlamayin sakin), peki Allahu Teala’ya nasil aciklama yapabileceksiniz?
          Nefsinize agir geldi ve siz bu ve benzeri hadis-i serifleri reddettiniz, kimden kaciyorsunuz ve kime siginacaksiniz?
          Bu sekilde tevillere aldanan daha dogrusu aldanmak isteyen hanim kardeslerimizi bir labirentin icinde kosturup duran ve kactigini zanneden denek olarak kullanilan farelere benzetiyorum tesbihte hata olmaz. Istedigi kadar kacsin ve kossun donup gelecegi yer yine onu gozetleyip duran, onu denemek icin orada bulunduran fanusun sahibidir. Kacis ve kurtulus yok o halde gercek olanla yuzleselim ki istikametimizi dogru belirleyelim.
          Biz ne kadar inkar etsek, nefsimize agir gelse dahi bu hadis-i seriften haric bircok “sahih” hadis-i serifte koca hakkinin buyuklugunden bahsediliyor. Peki kadin hakkindan bahsetmiyor mu? Elbette ediyor. Kadinlarla guzel gecinmekten bahsetmiyor mu? Elbette ediyorlar.
          Ama bu, kocanin kadin uzerindeki hakkinin fazlaligina engel degil ve biz bize dusen kisimlari alalim tartisma konusu yapmayalim. Erkekler de kendi hak ve sorumluluklarini okusun ve uygulasin. Bu mevzular iki cinsin yaris mevzusu yapildigi arenalar degil. Iki cinsin de kendi uzerine duseni bilip amel etmesi icin aciklanmis ve ihlasli,Allah rizasini gozeten her Musluman kulun once nefsi icin ogrenmek istemesi gereken, ahiret yolumuzun isaret taslari niteliginde cok degerli bilgiler. Onemli ipuclari.
          Bu hadis-i serifte neden secde kismina takiliyoruz? Anlamaya calissak ya..
          Burada bir kadinin secde etmesi emredilmiyor ki uydurma diye tepki duyalim. Duydugu muhabbetten dolayi Efendimiz asv.’a secde etmek isteyen sahabiyi Efendimiz asv’in bu sozlerle men etmesinden bahsediliyor. Baska cografya ve batil inanislarda kulun kula secdesi mumkunken ve buna sahit olanlar varken bizim dinimizin bundan men ettigi,ancak haniminin uzerindeki hakkin fazlaligindan dolayi eger boyle bir izin olsaydi da en uygun olaninin hanimin kocasina olan secdesinin olabileceginden bahsediliyor fakat bu bir benzetme. Secde kismina takilmayalim.
          Bu hadis-i serifte iki nokta var:
          1-Kocanin kadin uzerindeki hakkinin buyuklugu
          2- Bu hakkin buyuklugune ragmen dinimizin kulun kula secdeden men etmis olmasi.
          Bu sekilde okursak onyargilarimizdan bagimsiz olur, zorlu tevillere ihtiyac duymayiz.
          Mesela komsu hakkinda da benzer benzetme yapiliyor bilirsiniz. Neredeyse birbirine mirasci olacagindan bahsedilir uzerindeki hakkin buyuklugunden dolayi fakat aslinda komsu komsunun mirascisi degildir.
          Yine Cehennem hadis-i serifinde bahsedilen sadakanin faziletidir aslinda.
          Butun olarak okursak konuyu anlayabiliriz. Mevzu hadis diyen kisiler magazin camiasi gibi kesip kirpip alinti yaptigindan anlam daralmasina sebebiyet veriyorlar.
          Cehenneme girecek kadinlarin coklugundan kasit Allahu Teala’nin adaletsizligi degil hasa. Fitratlarindaki heyecan, asabiyet, fevrilik gibi bazi zaaflari sebebiyle kocasina asi gelme, nankorluk etme gibi evsafa haiz olan kadinlar icin yapilan bir ikazdir bu. Cins-i latif oyledir, biraz heyecanliyiz. Bu yuzden bosama hakki erkege verilmedi mi? Ama bizim de aklimiz, ilmimiz dogrultusunda hareket ederek bu zayif duygusal yonlerimizi torpulememiz mumkun. Bu hareketlerden sakindigimiz surece yani tercihimizi Hak’tan yana kullandigimiz surece hz.Allah c.c biz kadinlari neden Cehenneme atsin? Siz takva elbisesini giyerseniz insaallah Cennete girersiniz.
          Ustelik ahirzamanda kadin nufusununda fazlalasacagina dair hadis-i serifleri gozonune alirsak (bu sahsi cikarimim), bu nufusa oranla Cehennemdeki nufusun paralel olacagini da dusunebiliriz. (Burada yaniliyor olabilirim)
          Bununla beraber ne buradaki kardeslerimiz ve ne de dinimiz kadini lanetli bir varlik gibi gormuyor, gostermiyor.
          Ancak Kur’an-i Kerim’e de baksaniz Nisa suresinde veya Bakara 228 ayeti kerimelerde erkegin kadinin uzerinde daha fazla hak sahibi oldugunu, bu hakkin yuklendigi sorumluluk ve fitratina ait bazi donanimlarindan ileri geldigini ve iyi kadinlarin kocalarina itaatkar olduklarinin, buna karsilik kadinlarin da erkekler uzerinde hakki oldugunun zikredildigini gorebilirsiniz.
          Mirasta, ganimette, kadin uzerine evlenme konusunda(cok eslilikte), gayrimusslimle evlilik hususunda, bosama yetkisinin (hususi bir durum olmadigi takdirde) erkege verilmesinde, ric’i talak sonrasi erkegin hanimina geri donmesi konusunda serbest birakilmasinda, sahitlik hususunda, nusuz eden kadin olursa uc asamali (kisa bir sure konusmamak, yatagini terketme ve hafifce dovmek) te’dip yontemine basvurulmasi fakat nusuz eden erkek ise kadinin mumkun mertebe sabretmesi hakkindaki ayeti kerimelerde iki cins arasindaki farkliliklari zaten Kur’an da hukum yoluyla goruyoruz.
          Ama bunu kadinlarin ikinci plana atilmasi, ikinci sinif insan muamelesi gormesi gibi algilamiyoruz. Cunku bazisi fitrattan gelen ozellikler sonucu bazisi ise isyan elbisesini giyen kadinlar icin sozkonusu edilen ayet-i kerimelerdir ki esitlik degil fakat adalet uzere Rabbimiz hukmunu koymustur. Bize isittik ve itaat ettik demekten ote bir soz dusmez.
          Bununla beraber bizim kadinlar olarak cihadimiz kocamizla iyi gecinmek oldugu gibi aslinda Cenneti de Rabbimiz kolaylastirmistir.
          Bes vakit namazi kilan, Ramazan-i serifte orucunu tutan, fercini zinadan koruyan ve esine itaat eden onu memnun eden kadin insaallah Cennete girer mujdesi buyruluyor. Ne evin iaseinden sorumlu tutulmusuz ve ne de cihad meydaninda harbetmekten.
          Biz acaba dunyamizi mi zorlastiriyoruz ki bu hukumlere bu denli muhalif ve tepkiliyiz?
          Bir patronun emrinde calisan bir iscinin patronun emrine itaat etmesi nasil ki onu ikinci sinif insan kategorisine dusurmezse, bir kocanin himayesindeki kadindan beklenen itaat de onu ikinci sinif insan kategorisine dusurmez. Burada takva devreye girer ve ustunluk takva iledir. Ancak bu takvaya erismek icin her kulun imtihan edildigi alanlar farkli. Siz bir sayisal bolum ogrencisini sozel derslerden puanlamaya tabi tutmazsiniz. Bizim ve eslerimizin imtihan alanlari ve bu alanlardan edindigimiz puanlar farkli. Bir kadinin kocasina olan sabri sonucu Allah rizasini kazanmasi mumkundur dort duvarin arasinda yasamini surdurse ve tek mesguliyeti cocuklari ve ailesi olsa dahi.
          Bunu Allah rizasi icin yaptigi zaman kazanacagi mukafati dusunebiliyor musunuz?
          Allahu Teala kadinlara boyle bir imkan sunmus elhamdulillah ve bunu hatirlatan kardeslerinize kizmayin.
          Evlenmeden kadinin dinimizde deger gormedigine dair birsey de sozkonusu degil. Aksine Efendimiz asv carsidan birsey aldiginiz zaman evde once kiz cocuklariniza ikram edin seklinde tavsiye buyuruyor. Sebebi ise onlar zayif yaratilislidir. Su incelige bakar misiniz?
          Iste kucuklukten itibaren gonca gibi korudugu, ezmeden, incitmeden sakladigi, guzellikle terbiye edip yetistirdigi ve Islam ahlaki uzerine buyuttugu kizlari vesilesiyle babalara Cennet vaadediliyor. Evlenme cagina gelen kizlarinizi da salih kimselerle evlendirin ki onlar kocalarinin yaninda esir gibidirler buyruluyor. Evlenmeden once dinimiz kizlara ehemmiyet vermese Efendimiz asv kiz cocuklari bahsinin uzerinde bu denli durur muydu?
          Ama bakin kizlarin zayif yaratilisli olduguna cocuklugundan itibaren dikkat cekilmekte ve bu yuzden ornegin dinen denklik erkekte kadin icin aranir. Onun hakkini korumak icin. Cunku fitratindan gelip cocukluk hayati boyunca da devam eden naifligi onun hakkini hukukunu gozetmeyen zalim bir kisinin elinde istismar edilmesin. Guzel bir nasibi cikinca evlendirilsin cunku kocasinin himayesine girecektir. Ama burada cozum naifligin torpulenmesi ve kadinin erkeksilestirilmesinde aranmiyor, fitratini muhafaza edecegi bir yuvada hakkina riayet edecek imanli bir zevce nikah edilmekte cozum bulunmustur. Kadin yine kendi yapisini muhafaza ederek bir elden baska bir elin himayesine teslim ediliyor ki guvende olsun. O naifligini de bu girdigi yeni yuvasinda kocasina hayirli, muti bir zevce olarak yuvasinin huzuru ve cocuklarinin selameti adina kullansin.
          Kisaca kadin fitratinin zayifligi her halukarda besikten mezara kadar gozetilen bir husus. Cocukken, genc kizken babasi katinda. Evlenince ise kocasi nazarinda. Buna mukabil de imtihan alani ve sorumluluklari, tipki bir erkeginki gibi mevcut ama farkli.
          Mesela bir erkegin uzerinde en fazla hak sahibi olan annesi(evlendigi zaman dahil), ama bir kadinin ise evlendikten sonra kocasidir.
          Bu hadis-i serifi de arastirabilirsiniz.
          Baktiginiz zaman aslinda bir erkegin de uzerinde bir kadin otoritesi var ki annesi. Ama evlendikten sonra kadin annesi ile kocasi arasinda secim yapmak zorunda kalirsa annesine degil kocasina itaat etmekle yukumlu.
          Fakat anne olmamis ya da evlenmemis bir kadinin ise gecimi, nafakasi, sorumlulugu bakimi vs. Baba evinin erkekleri uzerinde. Yani dinimizde kadin bu denli onemli bir yere sahip ve sorumlulugu da agir. Ancak kadinligin sorumluluguna sahip oldugu bu haklar da engel degil.
          Yine bir baska husus, kadinlarin mehir alma hakki ve mali uzerinde tasarruf hakkinin olmasi da kadinin aklina itimad edildiginin gostergesidir. Oyle olmasaydi evlenince kadinin kendi mali uzerinde tasarruf hakki da kocasina ait olurdu degil mi? Ya da evlenirken mehir kizin kendisine degil babasina verilirdi.
          Yani Kur’an ve hadisler ya da ikisi dogrultusunda yorum yapan kardeslerimizin hicbiri kadin dusmani degil. Hepsinin bir hikmeti var sadece dusunup arastiralim. Erkeklerin hanimlari uzerindeki haklari biraz daha fazla. Okudugumuz guncel kitaplardaki zorlama tevilleri bir kenara birakip yuzyillardir Islam alemince muteber gorulmus eserlere kulak vererek hayatimizi duzenleyelim ki ahirette pismanlik yasamayalim sevgili kardeslerim. Parmaga degil parmagin gosterdigi yere bakalim biz en guzeli. Parmagin sahibinden hosnut olmasak da isaret ettiklerinden istifade etmemize engel olmasin.

          • Sami diyor ki:

            Dergi makalesi gibi olmuş. İstifade ettik. Kaleminize sağlık efendim.

          • seysey diyor ki:

            Bilgiye ulasmanin bu kadar kolay oldugu bir donemde eger bu hadis uydurma seklinde bir yazi okuyup tereddude dusuyorsak, karsi doneleri de okuyarak gercek bilgiye ulasma imkanimizi da kullanmaliyiz ki ilim simsarlarinin tuzagina dusmeyelim degil mi?
            —————-
            Feyza hanim, bu bir suurdur ve bu suura herkes sahip degildir.Daha sonra yazmis oldugunuz seyler benim sorumun cevabi degil.Buraya yazdiginiz yaziyi asagidaki hanima yazmaniz daha dogru olurdu.Benim tartismaya actigim konu niyetlerin bilinip bilinemeyecegi.Bu konuda yazarsaniz bana cevap vermis olursunuz.
            ——————-

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Allah razı olsun Feyza Hanım. Dini konularla ilgili kısım gayet aydınlatıcı olmuş ben şahsen istifade ettim. Diğer kısımla ilgili ise şöyle söyleyeyim, biz erkeklerin aklına gelen ilk şey haklarımız değil tam tersi kadınlara karşı olan sorumluluklarımız. Bu duyguyu kadınların anlaması mümkün değil bence. İşin en acısı da o bahsettiğiniz durumun vuku bulması. Fıtrat yani nefis ağır basıyor belki de ve nankörlükle beraber isyan başlıyor. Elbette iyi bir karı olmak nefse zor gelecek bir şey cenneti kazanmak kolay değil elbette. Dahası maalesef feminizm yüzünden erkekler de nefislerine yenilmiş durumda. Elbette kadın kocasına itaat edecek dedik ama ona sahip çıkacak erkekler gerekli. Kadının kendi kendine yeteceğini erkeklere aşılayan feminizm yüzünden erkekler sorumlu oldukları bir çok noktada onları unutup nefislerine yenildiler. Mesela kıyafetime karışma dediler erkekler de eyvallah dedi. Sonuç ortada…

            Selametle.

          • Zeynep diyor ki:

            Feyza hanim uzun uzun yazmisiniz çok teşekkür ederim kendi adıma çok istifade ettim .Evliliğim le ilgili içinden çıkamadığım birkaç konu hakkinda görüşünüzü almak istiyorum daha objektif ve İslam penceresinden baktığınız için .Ben 6 yıllık evli ve bir çocuk annesiyim.Eşimle görücü usulü tanışma nisan düğün toplam 2 aylık bir süre içinde evlendik .Eşim ilahiyatci akademisyen fakat modern dindarlardan yani daha çağdaş ben ise kendi çapımda sohbetlere giderek arapça ögrenerek kitap okuyarak dinimizi yasamaya calisiyorum.Evlendikten sonra eşim hiçbir şekilde sohbetlere gitmeme izin vermedi yani esim dini bilgi olarak benden kat kat ustun fakat bu ustunlugu bana karsi kullaniyor gjbi hissediyorum .Müslüman kadin soyle olmali diyerek ya da kocanin haklari ile ilgili hadisleri soyleyerek surekli istediginj yaptiriyorIsine gelen kisimlari alip isine gelmeyen kisimlari soylemiyor.Sormak istedigim eşim kavvam değil bana göre benim kocam üzerindeki haklarım ne peki .6 yılda yaşadığımız bazı durumlardan dolayi ben kendimi hep yalnız hissettim .Mesela evlendigimizde arabamız yoktu ve ben ilçede çalışıyorum eşim ilde kendi is yerine yakın ev tuttu hem ailesine yakın olması için hem kendi rahatı için ben ise 40 km lik yolu birlikte çalıştığım erkek doktor ile yani onun arabasında gitmeye başladım eşim bu durumdan hiç rahatsız olmadı güveniyorum doktora demisti Fakat ben cok rhatasız oldum. .Gidene kadar o doktor ise sürekli sohbet etmek isterdi ben arkada sessizce otururdum bana takılır iltifat eder soru sorar konuşmaya çalışirdi kötü niyeti olmadığını biliyorum kardeşi gibi görüyor da olabilir fakat benim için nahrem sonuçta .Ben birkaç ay sonra eşime istifa edeceğim dedim net bir şekilde caiz degil bi erkekle ayni arabada 40 km yol gidiyorum ben istemiyorm dedim tamam etme araba alayım kendin git falan dedi böylece araba kullanmaya başladım fakat eşim ihtiyacım yok diye kendi hiç araba kullanmıyor hiç kullanmadi . kafanizda canlansin diye örnek veriyorum benim işim değişti ve başka bir ile taşındık eşimin asıl memleketine o ili istediği halde benden dolayi taşıdığımiz için bana evi sen tut taşımacı falan bul ben uğraşamam dedi ben de kayinbabam dan yardım istedim onunla birlikte hallettik eşim yok gibi davrandı .Birçok konuda böyle .Kendi ailesi de bu durumu anormal görmüyor kayinbabam bana söylüyor birsey söyleyeceği zaman ya da beni elestiriyorlar bütün sorumluluk bana kalıyor .Ben fitraten yönetici ya da baskın bir karekter değilim Allah şahidim istedi diye esimin ayağını bile yıkadım kac defa ben eşimden ev işlerinde yardım da beklemiyorum sadece dışarı islerini yapsin kararlari i alsın ben ona tabi olayım istiyorum. Evlenene kadar ailesi ile kaldigi ve hayatı boyunca ailesinden ayrılmadigi için zorlanıyor .Ben yeni evlendigimizde kayinvalidemler ile kalmayi teklif etmiştim kendi evimizi alana kadar eşim rahat edemeyiz diye kabul etmedi keşke diyorum ısrar etseydim en azından öğrenirdi evi yönetmeyi. Beni en çok zorlayan durum bu .Artık dayanamıyorum bunalıyorum eşime de yansıtmaya başladım soğuk davraniyorum elimde olmadan kendimi zorluyorum fakat içten davranmadigimın o da farkında .17 yaşındayken babamı kaybettiğim için daha korumacı bana sahip çıkan bir erkek olmasıni bekliyorum eşimden fazla mi beklentiye giriyorum bilmiyorum .Sonuçta hem ev işi hem çalışma hayatı çocuk bide alışveriş hersey üzerimde olunca bunaldim heralde kesinlikle ben istemeden üzerime kaldı hersey anlamıyor diye yapmıyor ev işini bel fıtığı var diye alışverişe falan çıkmıyor.Çocuk seni istiyor diye sürekli bana gönderiyor. Araba kullanmadigi için daha doğrusu araba kullanmayı bilmediği ve istemediği için çocuğu okula birakmak ,almak arabayi yıkamak benzin almak sanayiye arabayi götürmek lastik degistirtmek hersey ile ben ilgilenmek zorunda kalıyorum e benim bekar bi anneden ne farkım var diyorum eşime karşı içten içe kızgınlık besliyorum kaç defa konuştuk bana başka guclu kadınları örnek gösteriyor e ben melek değilim insan üstü bir varlık da değilim yapamıyorum

          • Halil Mümin diyor ki:

            Feyza hanım ;
            Çok güzel yazı olmuş..Fıtratınızı çok güzel ifade etmişsiniz.Ayrıca kadınların nefsine zor gelen hadisleri zayıf kaynak diyerek kabul etmediğinin gerekçesini de net açıklamışsınız. Elinize sağlık

          • Yahya diyor ki:

            Feyza Hanım,

            2 gündür bu yorumunuzu okumaya çalışıyorum.
            çok şükür bugün bitirdim dedim, yazının başını unuttum, şimdi tekrar baştan okuyacağım… :)

            Allah sizden razı olsun!

            (siz bunu telefonunuzdan mı yazıyordunuz?)

          • Feyza diyor ki:

            Zeynep hnm,
            Kusura bakmayin yazinizi gordum ancak bir turlu musait olup da cevap yazamadim. Derdinizi paylasmissiniz ustunkoru okuyup cevap yazmak da istemedim.
            Oncelikle Allah yardimciniz olsun. Ben evli degilim o yuzden yorumumda haddimi asmaktan cok korkuyorum cunku siz benden daha tecrubelisiniz. Ancak bir hanim olarak sizi hakikaten cok iyi anlayabiliyorum. Cunku ne kadar farkli mizacda olursak olalim kadinsi hislerimiz ve beklentilerimiz uyusuyor dejenere olunmadigi surece. Sizi hem bu yorumunuz hem de onceki yorumlarinizdan tanidigim kadariyla ozunuze sadik bir hanimsiniz. Allahu Teala bu halinizin bozulmasindan muhafaza buyursun.
            Zeynep hnm, size daha once de yazmistim. Esinizin iyi yonlerine odaklanmaya calisirsaniz ve eger bunu yapamiyorsaniz, olumlu hislerinizi buyuk nisbette tukettiyseniz o halde cevrenizde ya da medyada okudugunuz kotu koca orneklerine bakarak olumsuz hislerinizi olumluya yeniden hamledebilirsiniz.
            Yazdiklarinizdan hissiyatinizi cok iyi anliyorum fakat degistiremedigimiz sartlari kabullenmemiz bazen kacinilmaz oluyor. Bu durumda siz sorunlarinizi aileniz dahi olsa sizi musbet degil de menfi yonde etkileyecek her kim olursa olsun anlatmaktan muhakkak kacinin. Cunku kendimden de biliyorum ki ne kadar etkilenmeyiz desek de olumsuz yorum ve kiskirtmalar biz kadinlari etkiliyor. Bazen kotu bir niyetle olmasa da kizina duydugu sefkat hissiyle anlattiklari karsisinda ah vah ederek farkinda olmadan gayriihtiyari, insanin annesi dahi olumsuz tesir edebiliyor. O yuzden sizi musbet yonde dusunmeye sevkedecegine emin olmadiginiz hickimseyle bu gibi derdinizi dertlesme adina da olsa paylasmayin derim.
            Etrafinizda ya da medyada veya tahayyul yoluyla karisina ciddi manada zulmeden, evine bakmayan, karisini zina suretiyle aldatan erkekleri her daim gozunuzun onune getirirseniz esinizin guzel yonlerini mutlaka hatirlayip durumunuza sukredeceksinizdir ve bu size en guzel terapi yolu olacaktir. Telkin son derece onemli insanin hayatinda ve aslinda ikinci ya da ucuncu sahislar degil, insani tedavi eden en guzel dr yine kendisidir. Guzel anilarinizi hatirlayin.
            Tarihe de bakarak ibret alabilirsiniz canli ornekleriniz yoksa. Ornegin Firavunun karisi hz.Asiye sabri sonucu buyuk mukafata erismis ve cennet hanimlarinin seyyidi unvanini almaya hak kazanmistir. Bu yuzden kocasina sabreden her kadinin hz.Asiye’nin mukafatina musterek oldugu mujdelenmistir ve siz hem Allah rizasini haram/helal hususlarda gozetmekten hem de Allah icin kocanizin rizasini gozetmekten oturu belki de benzer mukafata nail olacaksinizdir.
            Bir erkek hanimini haram bir ise cebredemez bu bir muhakkak. Fakat esiniz bazi konularda kendi durustlugunden yola cikarak ve size de guveni tam oldugu icin rahat davraniyor, sizin guzellikle buna karsi cikmaniza ise en azindan ses etmiyor. Araba konusunda oldugu gibi.
            Yani sizi cebretmiyor o yuzden fazla takilmayin. Ama arabada yalniz gitme durumunu kabul edin demiyorum zaten sorunu cozumlemissiniz ancak o olay uzerinden ornek veriyorum. Yani guzellikle, bir yolunu bularak esinizi bu gibi ser’i serife dair uygun olmayan konularda ikna etmeniz en guzeli. Cunku halvet olur, uygun dusmez.
            Soforlugu bazi insanlar erkek de olsa yapamiyor emin olun. Heyecanli bir yapiya sahip olabilir yani ona da cok takilmayin. [Ne guzel maasallah ki siz kullanabiliyorsunuz arabayi. Benim esim.kullanamayan biri olursa ornegin benim ehliyetim de yok asil ben ne yapacagim, cok da heyecanliyim :) ]
            Sanayiye gitme konusunda esinizden yardim isteseniz ne der, sizin o ortamda rahat edememenizi cok iyi anliyorum. Nihayetinde sanayi hep erkek..
            Benzin alma araba kullanan her kadinin mecburi hali. Cunku esiniz araba kullaniyor da olsa her an yaninizda olmayacak. Bu durumda yabanci bir erkekle ayni arabada gitmektense benzin almaniz daha az hasarli. Hatta toplu tasima aracindan dahi bana kalirsa bu daha az zararli.
            Sizin calismayi da istemediginizi hatirliyorum. Buna mecbur degilsiniz fakat esinizle aranizda ciddi bir husumet yasanacaksa ki zaten hanimlara yonelik bir saglik sektorunde oldugunuzu hatirliyorum. Sayet oyleyse yani sartlariniz elverisliyse bu ikinizin karar verecegi bir durum. Bu durumda calismaniz belki yuvaniz icin daha hayirlidir bilemiyorum. Calisma hayatinin da verdigi bir yukumluluk sizi yoruyor muhakkak ama esiniz talebinde israrciysa bu ikinizin insiyatifine bagli. Ama calisiyorsaniz her ay bir miktar ayirip kendi kazancinizdan Kurbaninizi kesebilirsiniz. Bunu esinize duyurmak zorunda degilsiniz keser bagislarsiniz. Cunku madem esiniz calismanizi istiyor o halde keseniz bir dahi olsa bu sizin hakkiniz ancak bunu elbette hakkiniz oldugu icin degil de sadece Allah rizasi icin yapin. Aksi halde gereksiz tartismalar cikabilir cok daha kolay yolu varken buna hic gerek yok. Hak hukuk meselesine girince ortaminiz gerilebilir.
            Siz burada yazdigimiz seylerden etkilenmeyin. Evet erkek evin nafakasini temin etmeli, bazi erkekler kiskanctir, tesetture onem verir tesvik eder. Bunlar olmasi gereken ve guzel seyler. Ancak o erkeklerin de baska eksikleri vardir belki bilemeyiz. Insan bazen gordukleriyle duyduklariyla esini kiyaslayarak eksiklerinden dolayi sogur ve her gecen gun bu eksikler vesvesenin de etkisiyle gozune daha da cok batar. Halbuki onun haline gipta eden nice insanlar vardir. Ya da disardan cok ideal bir es gibi duran bir insanin da aile yasaminda baska turlu problemleri vardir icine girmedikce bilinmez.
            Siz itaat etmeniz gereken noktalarda yine itaatte kusur etmeyin ve bunun icin esinizin mukemmel bir kavvam olmasini beklemeyin. Cunku kadinlarin itaat etmesi erkegin kavvamlik sartina bagli kilinmadi. Siz itaatte zorlandiginiz durumlarda bu itaati esiniz cok iyi bir kavvam oldugu icin degil, Allah rizasi icin saglayacaksiniz. Esiniz harika bir kavvam olsa da siz bu itaati yine once Allah icin yapacaksiniz, Dolayisiyla kaybiniz yok bilakis kardasiniz. Cunku esiniz zaten dort dortluk bir erkek olsa itaatte zorlanmazdiniz ki mukafatiniz da o nisbette olurdu. Halbuki hersey yolundaysa sabrin meyvesini nasil yiyeceksiniz, o lezzzete nasil nail olacaksiniz? Asil nefsinize zor gelen yerde itaatten ayrilmayip Allah icin hukukuna saygi gostermede sebat ederseniz ve kocanizin hayri icin giyabinda dua ve niyaza devam ederseniz insaallah cok buyuk bir ecre nail olursunuz Zeynep hnm.
            Bunu kendiniz icin ahirete acilan bir ecir kapisi gibi gorun ki her nefsinize agir gelip itaatte zorlandiginizda bunun esinizin disardan baskalarinin gorup gipta ettigi guzel ozelliklerini de perdeleyen bir vesveseden ibaret oldugunu kendinize hatirlatin.
            Ser’i serife uygun olmayan emirlerinde ise itaat etmek zorunda degilsiniz. Ama bunu da kadinligin verdigi ve sizin de muhafaza ettiginizi tahmin ettigim naif yonunuzu kullanarak guzel bir uslupla yapmaya calisirsaniz guzel sonuclar alirsiniz insaallah.
            Esiniz sohbete ve derse gitmenize kat’a izin vermiyorsa ve bu da aranizda husumete sebep oluyorsa israr etmeyin. Evde kendi gayretinizle de okuyup kendinizi gelistirmeye gayret edin. Zamanla yumusuyor bazi erkekler. Bu sekilde yillarca derslere devam edemeyen hanimlar evde kendi gayretiyle istikametten ayrilmayip yillar sonra yine ayni ortama donduler. Anlatiyorlar. Esleri razi olmus hep bir sure sonra. Bunun sabri, itaatin ecri derse katilmaktan belki de daha fazladir emin olun.
            Erkek bu gibi meclislere gitmekten karisini menederse ona kendisi dinini ogretmesi gerekir. Ama simdi imkanimiz cok fazla ve okuyarak arastirarak kendimizi ev ortaminda da gelistirebiliyoruz.
            Siz sadece esinizin guzel yonlerine odaklanin ve zorlandiginiz her noktada Allahu Tealanin nefsinize edeceginiz muhalefetten memnun olacagini hz.Asiye orneginden hatirlayin.
            Allah sagliginizi sihhatinizi korusun ve aranizdaki ulfeti muhabbeti, meveddeti yesertsin. Genc ve sagliklisiniz. Elinizden geleni yaptiginizda kalanina Allah Vekil. Hayirli Cumalar.

          • Feyza diyor ki:

            Yahya bey, tesekkur ederim zahmet edip okudugunuz icin. Sizden de Allah razi olsun. Evet telefondan yaziyorum, mini ekran. Bilgisayarim yok sahsima ait. Aslinda gecen haftalar bir bilgisayar temin etmistim eski birsey de olsa ama nedense ondan yazdigim yorumlar gitmedi. Ben de bir talebeye verdim, umarim.hayrini gorur.
            Sizin sordugunuz rusca ilmihal hakkinda da tatmin edici bir cevap alamayinca size geri donus yapmadim kusura bakmayin.

          • Yahya diyor ki:

            Feyza hanım,

            Cevabınız için teşekkür ederim.
            Bu kadar ufak telefondan bu kadar dolu ve uzun yazı yazabilmenize hayret ediyorum. Allah razı olsun ve ilminizi, gayretinizi arttırsın.

            Size bir tane tablet mi alsak n’apsak… 🤔

            Selam ve dua ile…

          • Feyza diyor ki:

            Fatih bey,
            Degerler degisip anormal olanlar normallestikce bize de akintinin tersine kurek sallayip geridekilere yol acmak duser.
            Sami bey ve Halil Mumin bey tesekkur ederim. Cunleten hayirli Cumalar dilerim.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Size ve tüm takipçilere de hayırlı cumalar olsun Feyza Hanım.
            Mücadele konusunda çok haklısınız. Bizler de sizin gibi kürek çekemiyorsak da arada bir elle destek vermeki ve teknenin dibini bilerek ya da bilmeyerek delmekten kaçınmalıyız.
            Selam ve dua ile.

        • Aadem diyor ki:

          Yazacağım çok şey vardı ama yazmamın hiçbir yararı yok.referansiniz İbni Hazm’sa söylenecek hiçbir şey kalmamıştır benim açımdan.Kilavuz çok önemlidir.Cunku insan kılavuzunun goturdugu yere gider. İslam islamdir.Aman kimse kırılmasın, benim populerligime bir zarar gelmesin,sartlar böyle konuşmamı gerektiriyor, din adına doğruyu söylersem maddi-manevi kayiplarım olur diyenler benim kılavuzum olamaz. böylelerini kılavuz kabul edenlere diyecek bir sözüm yoktur.(DAEŞ te kendisini İslami saniyor ve öyle diyor.)Oysaki Islama ve muslumanlara en fazla zarar veren sapik fikirlere sahip sözde İslami orgutler ve musluman kul maskesini takmış kişilerdir.

          Ayrıca bu kadar mükemmel bir sitede bunları yazmaktan hicap duyuyorum.

          • seysey diyor ki:

            Yazacaginiz seyin yararli olup olmayacagini bilemeyiz.Belki Allah kalbimizi bu vesile ile dogruya acar.

            Musluman kul maskeli diyerek birini itham edebilir miyiz?Mesela Şeyma musluman kul maskesi takmistir,niyeti muslumanlarin arasina nifak sokmaktir,niyeti hadisleri reddetmektir demek ne kadar dogrudur?Bir insanin icini niyetini kalbini bilebilir miyiz?

            Dogru klavuzu karga olanin burnu …dan cikmazmis.Bu batakliga dogru giden herkesin niyetinin batakliga gitmek oldugunu nerden biliyoruz?

            Yoldan bir tasi aldim kaldirima attim diyelim.Benim tasi hangi niyetle attigimi kalbimden geceni bilebilir misiniz?Belki kaldirimdakiler rahatsiz olsun diye attim belki de yoldan gecen arabalar takilmasin diye?

            Niyet okuyuculugu yapmanin dogrulugu yanlisligi uzerinde duruyorum.Ve ben hadisi tartismiyorumki.

          • Feyza diyor ki:

            Seysey hnm, Orneginiz uzerinden kucuk bir ornek vermek istiyorum.
            Bir tasi aldiniz, eger niyetiniz yoldaki bir engeli kaldirmaksa onu usulca yolun kenarina koyarsiniz. Attiginiz zaman istemeden de olsa birinin basina ya da bir arabanin, bir evin camina gelir endisesiyle dusunur ve o tasi uzaga atmazsiniz. Biz buradan anlariz ki niyetiniz yoldaki bir engeli kaldirmaktir. Siz o tasi alir futursuzca uzaga firlatirsaniz, mutlaka uzaklarda birinin ya basina, ya ayagina, ya evine ya da arabasina degecektir bunu dusunmek zorundasiniz. Ve o tas uzak bir yerde birine isabet ederse sizin niyetinize degil sergilediginiz eyleme bakilir. Sonucta zarar verdiniz mi? Evet verdiniz. Bir adamin basini yardiniz mi? Evet yardiniz. Sizin o noktada, Allah’in bahşettigi zeka ve aklinizi devreye sokup kotu ihtimali kritik edebilme ongorunuzle tasi yavasca yere koyma imkaniniz varken bunu fikir etmeyip de firlatmanizin mutlaka olusturdugunuz ya da olusturabileceginiz hasara mukabil bir sorumlulugu, yasalar bazinda dahi hukuksal bir yaptirimi vardir. Yani niyet Allah ile kul arasindadir haklisiniz fakat soz, eylem ve davranislarimiz Allahu Teala ile aramizda oldugu kadar birbirimizle de alakalidir.
            Baska bir misal verelim. Dugunlerde insanlar mutluluk gostergesi icin havaya silah sıkıyorlar. Onlarin niyeti mutluluklarini ifsa etmek, paylasmak fakat bu kursun bazen gelip masum bir cana isabet edebiliyor. Bu durumda silahi sıkan kisi ifadesinde “benim niyetim kimseyi oldurmek degildi, ben dugun oldugu icin kursun sıktım” diyerek mesuliyetten kurtulur mu,  yoksa oldurdugu icin bir cezayi mueyyide uygulanir mi? Ya da onun bu niyeti, kazaen oldurdugu kisinin ailesine teselli olabilir mi, ya da o kisiyi geri getirebilir mi? Iste bu yuzden, bir insani tekfir etmek ya da bu kisi munafiktir demek icin bariz kufrune sahit olmak zorundayiz. Bu kafirdir diyemeyiz yoksa biz kufre duseriz. Cok tehlikeli sular.
            ★Yalniz, →pervasizca soyledigimiz sozlerimiz, arastirmadan okumadan sarfettigimiz cumlelerimizle bizim de sui zanna dusurmememiz gerekir insanlari←

            Bu sozler de bir kursun gibi biz farkinda dahi olmadan bir masumun aklina isabet edip zihnini karistirabilir. Bu durumda ise bizim o cumleleri  husni zanla soylemis olmamiz verecegimiz hasari engelleyemez, cunku  ok yaydan, mermi silahtan,  soz agizdan ve kelimeler parmaklardan dokulmustur bir kere. Tipki husni zanla yaklastigimiz hanimin zihnini bulandiran kasitli cevrelerin yapabildigi gibi.
            Bu yuzden sozlerimizde hepimiz olculu olmak zorundayiz. Cunku bilmeden herhangi sahih bir hadise uydurma diyen kisiler de bu hadis-i serifi rivayet eden ve eserlerine alan hadis alimlerimize iftira ettiklerinin farkinda degiller ve bu da bir nevi vebaldir. Arkalarinda birakabilecekleri enkaz da cabasi..
            Hadis-i serifler konusunda fazla derine girmek ve itikadi mevzulari tartismak istemiyorum ancak o halde bazi kardeslerimiz de bu tartismaya zemin hazirlayacak “o hadis uydurmadir, bu mecazdir, su zayiftif..” gibi savunmaya mahal birakacak iddialarda bulunmasinlar ki bizlere de soz hakki dusmesin. Farkindaysaniz hadisleri savunma konumundayiz, taarruza gecip ortaligi bulandirna niyetinde olsak emin olun bizim de batil ideolojileri savunan birtakim prof.ve modernist hadis inkarcilarinin fikirlerini curutecek esasli iddialarimiz olurdu fakat bu sularda yuzmek istemiyoruz. Polemige kapaliyiz, ta ki soz hakki dusene kadar..
            Her konuda olculu olalim. Sozlerimiz, eylem ve davranislarimiz ve hatta klavyemizden cikan her kelimenin uzerimizde ciddi vebali vardir. Buradan attigimiz kucuk bir tasin, denizin otesinde nasil bir dalgalanmaya sebep olabilecegini kestirmemiz mumkun degil. Kaldi ki burada yazilar silinmiyor, yillar sonra da okunabiliyor. Bu ise her yazdigimizin tahminimizden buyuk bir kesime hitap ettiginin gostergesi oldugu icin azami ozen gostermekle mes’uluz. Her konuda mutedil olmazsak ortalik mayin alanina doner ve zayiatimiz cok fazla olur. Beline silahi, eline kalemi alan, ehli olmadigi konularda cesarete tesebbus eder. Kisaca iki yonlu ve iki tarafa acisindan dusunerek yazalim. Niyet okuyuculugu yapmayalim, tekfirden kacinalim haklisiniz, fakat ayni zamanda insanlarin sui zannina sebep olmamak icin yanindakinin hanimi oldugunu soyleyen asv Efendimizin ince fikirliligini de aklimizdan cikarmayalim.
            (Sizin nezdinizde olsa da genele ithafendir sozlerim)

      • Feyza diyor ki:

        “9-Sürâka b. Mâlik (r.a)’dan: “Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Eğer ben birisine, başka birisine secde etmesini emredecek olsaydım, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim.”1)
        Büreyde (r.a)’dan: “Bir bedevi Hz. Peygamber (s.a.v)’e gelerek, “Ey Allah’ın Resulü! Bana izin verin size secde edeyim”dedi. Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu. “10-Eğer ben birisine, başka birine secde etmesini emredecek olsaydım, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim.”2)
        11-Abdullah b. Ebî Evfâ (r.a)’dan: “Mu’âz b. Cebel (r.a)Yemen’den3) döndüğü zaman Efendimiz (s.a.v)’in huzuruna girdiğinde secde etmiş, bu duruma şaşıran Efendimiz (s.a.v), bu hareketinin sebebini sorunca da, Yemen’de Ehl-i Kitab’ın, büyüklerini selamlama ve ta’zim maksadıyla secde ettiklerini gördüğünü ve bu şekilde selamlanmaya Efendimiz (s.a.v)’in daha layık olduğunu düşündüğü için böyle yaptığını söylemiştir. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v), “Onlar peygamberleri adına yalan uydurdular; kitaplarını da böyle tahrif etmişlerdi. Eğer bir kimsenin başka birine secde etmesini emredecek olsaydım, kadına, üzerindeki hakkının büyüklüğü sebebiyle kocasına secde etmesini emrederdim…” buyurmuştur.4)
        12-Ğaylân b. Seleme (r.a)’dan: “Hz. Peygamber (s.a.v) ile birlikte bir seferdeydik. Şöyle buyurdu: “Eğer birisine, başka birine secde etmesini emredecek olsaydım, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim.”5)
        13-Suheyb (r.a)’den: “Mu’âz Şam’dan geldiğinde, oradaki yahudilerin alimlerine ve din adamlarına, hristiyanların da papazlarına ve ruhbanlarına secde ettiğini görmüştü. Hz. Peygamber (s.a.v)’in yanına geldiği zaman O’na secde etti. Hz. Peygamber (s.a.v), “Ey Mu’âz, bu nedir?” buyurunca şöyle dedi: “Şam’a gittiğimde yahudilerin alimlerine ve din adamlarına ve hristiyanların keşişlerine ve din adamlarına secde ettiğini gördüm. “Bu nedir” diye sordum; “Bu, peygamberleri selamlama şeklidir” dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Peygamberleri üzerine yalan söylemişler. Kitaplarını da böyle tahrif etmişlerdi. Eğer bir kimseye, birisine secde etmesini emretseydim, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim.”6)
        Söz konusu hadis hakkında ulaşabildiğim bilgiler böyle. İlk yazıda sahabî sayısını 10 olarak zikretmiştim. Görüldüğü gibi sayı 13’e çıkmış durumda. Özellikle dipnotlarda aktardığım bilgilerden ortaya çıkan netice şu: Bu hadisin rivayet tariklerinden bir kısmı sahih, bir kısmı hasen, bir kısmı ise zayıftır. Dolayısıyla sened itibariyle bu hadisin uydurma olduğunu söylemek mümkün değil.

        Metne gelince, burada Efendimiz (s.a.v)’in, kocanın eşi üzerindeki hakkı konusunda mübalağalı bir ifade kullanarak konunun hassasiyetine dikkat çektiğini söylememiz gerekiyor. Efendimiz (s.a.v)’in bu tarz başka sözleri de mevcuttur. “Kur’an’ı teganni ile okumayan bizden değildir”7) veya “Bize silah çeken bizden değildir”8) hadisleri örnek olarak gösterilebilir. Burada söz konusu fiiller kişiyi dinden çıkarmadığı halde böyle buyurulmuş olması meselenin hassasiyetini ortaya koymak içindir. Dolayısıyla bu gibi rivayetlerde Kur’an’a aykırılık bulmayanların, sadedinde bulunduğumuz rivayet hakkında da aynı tavrı göstermesi beklenir.

        Bitirmeden bir noktanın altını çizelim: Bu hadisin kocalara, eşlerine zulmetme hakkı vermediğinin, buradan böyle bir neticeye gitmenin “istismar”dan başka bir anlamı olmayacağının altını kalın çizgilerle çizmiş olalım. Merak etmemek elde değil, istismara meydan vermeme gerekçesiyle hadisi feda edenler, ilgili ayet(9) konusunda da aynı şekilde mi davranacaklar acaba?!..”
        Kaynakça/Dipnot
        1. ↑ et-Taberânî, el-Mu’cemu’l-Kebîr, VII, 152. el-Heysemî Mecma’u’z-Zevâid’de (IV, 310), sededdeki Vehb b. Ali ve babasının durumları hakkında bilgi sahibi olmadığını, diğer ravilerin güvenilir olduğunu söyler.
        2. ↑ ed-Dârimî, “Salât”, 159.
        3. ↑ Veya Şam’dan. Ahmed b. Hanbel’in bu rivayetinde böyle (ravinin tereddüdü tasrih edilerek) geçmektedir; doğrusu “Şam’dan” olmalıdır. Zira Hz. Mu’âz (r.a), Efendimiz (s.a.v) tarafından Yemen’e gönderilmiş ve ancak O vefat ettikten sonra Medine’ye dönmüştür. Hz. Mu’âz (r.a)’ın Şam’a gidişi ise daha önce olmuştur. et-Taberânî ve el-Bezzâr da bir sonraki dipnotta zikrettiğim yerlerde rivayeti Mu’âz b., Cebel (r.a)’in “Şam dönüşü” şeklinde tasrih etmektedir. Ahmed b. Hanbel de Mu’âz b. Cebel (r.a) rivayetinde aynı tasrihi vermektedir.
        4. ↑ Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, IV, 381; eş-Şâşî, el-Müsned, III, 231; et-Taberânî,, el-Mu’cemu’l-Kebîr, V, 208-9, VIII, 37, XX, 52; el-Bezzâr, el-Müsned, I, 227; el-Hâkim, el-Müstedrek, IV, 172. ez-Zehebî, bu rivayetin sahih olduğu görüşünde el-Hâkim’e muvafakat etmiştir. el-Heysemî de Mecma’u’z-Zevâid’de (IV, 309) İmam Ahmed ve el-Bezzâr rivayetlerinin senedlerindeki ravilerin güvenilir olduğunu söylemiştir.
        5. ↑ et-Taberânî, el-Mu’cemu’l-Kebîr, XVIII, 263-4. el-Heysemî Mecma’u’z-Zevâid’de (IV, 311) bu rivayetin senedindeki Şebîb b. Şeybe’nin çoğunluğu teşkil eden hadis tenkitçileri tarafından zayıf, bazıları tarafından ise güvenilir bulunduğunu söyler.
        6. ↑ et-Taberânî, el-Mu’cemu’l-Kebîr, VIII, 35-6. el-Heysemî Mecma’u’z-Zevâid’de (IV, 309-10) bu rivayetin senedindeki en-Nehhâs b. Fehum’un zayıf bir ravi olduğunu söyler.
        7. ↑ el-Buhârî, “İ’tisâm”, 44
        8. ↑ el-Buhârî, “Fiten”, 7.
        9. ↑ 4/en-Nisâ, 34.”

        EBUBEKIR SIFIL
        Ebubekir Sifil

  9. Aadem diyor ki:

    Benim teşhisimde şu.Yeri geldiğinde erkek gücüne ihtiyaç duyacak olanlar! Siz şimdi erkeği yok sayıyorsunuz o zaman geldiğinde de biz yok olacagiz.Bana o zaman hiç kimse hiçbir kutsaldan konuşmasın.Beni kandıramaz.Kenara çekilir bana zulüm edenlerin durumunu zevkle izlerim.Allah vekildir zulme uğrayan kullarına… ve biz erkeklerin intikamını zalimlerden alacak hasib ismiyle hesabı kapatacaktır.

  10. Asude diyor ki:

    Ya sadece teşhis, ya da negatif örneklerle doğruya teşvik söz konusu son zamanlarda…
    Ki ilki zaten çözüm sunmazken ikincide de “şu hatayı yaptığınız için böyle, şunu yapmamak bunu doğurdu” türünden örnekler…
    İyi güzel, doğruyu biliyoruz, olması gerkeni de biliyoruz. Peki nasıl bi yol izlemeliyiz?
    Bu durum şuna benziyo:
    -kısırın içine yoğurt koyulmaz.
    -bulgur baharat salça ile yapılır.
    Eee?
    Devamı?
    Nasıl yapılır?
    İlk nerden başlanır?
    Püf noktası nedir?
    -Ee onu da sen bul.
    ….Bulamıyoruz….(!)

    • Abdullah Bir diyor ki:

      ASUDE HANIM’a…

      Kuran (bakar, azhab, nisa sureleri) ve Sünnet-hadislere ( evlilik, eş seçimi, boşanma ve kadın-erkeğin karısı-kocası üzerinde ki hakları) bakın, aradığınız her şey orada var.

      Unutmayınız ki bu alemde her şey var. Alim ve zalim dolu bu dünya. Siz ALİM’i kendinize rehber edinirseniz ulaşacağınız yer-sonuç iki dünya huzuru ve ebedi rıza. Yok, “ben ZALİM’i kendime örnek alacağım” derseniz o başka…Özetle;

      Arayan MEVLA’sını da bulur, BELA’sını da…

      Hayırlı tercih ve eylemlerinizde Allah yar ve yardımcın(m)ız olsun (amin)

      • Asude diyor ki:

        Abdullah Bey, ilginiz ve cevabınız için teşekkür ederim öncelikle.
        Kur’anı Kerim ve sünneti seniyye elbette yegane rehberimiz ancak meseleler bazen okadar hususileşiyorki bi konuyla ilgili bi sünneti yorumlamak karıkoca arasında bile farklılık gösterebiliyor.
        Teorik olarak elbette Kur’an ve sünnette herşey kat’i açıklanmış durumda, ancak aileden alınan eğitim, kültürel normlardaki farklılıklar ve sosyal çevre faktörü devreye girince benzer dini hassasiyetteki karı kocalar bile usul ve uslup konularında yönlendirmeye ihtiyaç duyabiliyorlar. Bu sitenin böylesi rağbet görmesi de bu ihtiyacın somut bir göstergesi.
        Yani mesela Sema Hanım “herşey Kur’an ve sünnette sabit” demenin yanı sıra bazen hikayeleştirerek, bazen de yaşanılan örneklere yer vererek bizlere reçete sunuyor. Temennim onun gibilerin çoğalması…

        • Abdullah Bir diyor ki:

          ASUDE HANIM’a…

          “meseleler bazen o kadar hususileşiyor ki bi konuyla ilgili bi sünneti YORUMLAMAK karı koca arasında bile farklılık gösterebiliyor” DEMİŞSİNİZ

          Bu bakış açısı ( AHKAM Ayetleri ve MUHATABI, MESAJI NET-AÇIK hadisleri yorumlamak) SIKINTILI ve İNSANI (özellikle de Mümin Kadınları) SAĞLIKLI, OBJEKTİF DÜŞÜNMEKTEN ve HAKANİYETTEN, ADALETTEN UZAKLAŞTIRAN bir yaklaşım tarzıdır.

          Evliliği ve evleneceği erkeği tercih eden “Mümin Kadın” ın kocası üzerinde ki HAK ve KOCASINA KARŞI OLAN SORUMLULUKLARI Kur’an ve hadisler de NET ve AÇIK olarak ifade edilmiştir, yoruma ihtiyacı yoktur.

          Kendisini Mümin veya Müslüman ALİM olarak tanımlayan niyeti SAMİMİ OLMAYAN, KORKAK ve/veya İŞİN UZMANI OLMAYAN bir takım insanların AYETLER’i inkar etme şansları olmadığı için YORUM veya TEFSİR adı altında söz konusu ayetlerin ANLAMLARINI ÇARPITMAYA, hadisleri ise RAVİLERİ ZAYIF veya SAHİH DEĞİL mazereti ile REDDETMEYE ÇALIŞMASI ALLAH ve RESULULLAH’ın bu konuda ki EMİR ve HÜKÜMLERİ’ni değiştirmeye yetmeyecektir.

          Özetle;

          Aile kurumu içerisinde cocuklar, anne-baba, yakın akrabalar olan bir YOLCU UÇAĞI’dır. Bu uçağın Kaptan Pilotu ERKEK-KOCA, yardımcı pilotu ise KADIN-KARI dır. Yolcu uçaklarında ilk ve son sözün-kararın sahibi KAPTAN PİLOT’dur. Co Pilotun işi Captan Pilota yardım etmek ve onun işini kolaylaştırmaktır.

          Bunu kabul etmeyen kadınlar Aile uçağında yardımcı pilot (eş) olmasınlar, yani evlenip kendi hayatlarını ve erkeklerin hayatlarını perişan etmesinler…

          DELİLLER:

          “Allah Teâlâ’nın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması ve bunların ötekilere mallarından harcama yapması sebebiyle, ERKEKLER KADINLARIN YÖNETİCİSİ ve KORUYUCUSUDUR. Onun için İYİ KADINLAR İTAATKARDIR. Allah’ın kendilerini korumasına karşılık onlar da kocalarının haklarına saygı gösterirler ve namuslarını korurlar.” Nisâ sûresi (4), 34

          Peygamber’imiz (S.A.V.) buyuruyor ki:

          “Canımı elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, bir erkek karısını yatağa çağırır da kadın gelmezse, kocası ondan memnun olana kadar Kâinâtın Sahibi o kadına lânet eder.” (Müslim, Nikâh 121)

          Kadının cihadı, kocası ile iyi geçinmektir. [Taberani]

          Kıyamette Allahü teâlâ, kocasına dili ile eziyet eden kadının dilini 70 arşın uzun yapıp, boynuna dolar. Kocasına kötü gözle bakan kadını da başı kesik ve bedeni parçalanmış hale çevirir. [Şir’a]

          Kocanın hanımı üzerindeki hakkı, benim sizin üzerinizdeki hakkım gibidir. O halde kocasının hakkını gözetmeyen, Allahü teâlânın hakkını gözetmemiş olur. [Şir’a]

          Bir gün Hazret-i Fatıma, ağlayarak babasının huzuruna geldi. Resulullah efendimiz buyurdu ki:
          – Ya Fatıma, niçin ağlıyorsun?
          – Kasıtsız söylediğim bir sözden Ali bana kızdı. Özür diledim. Fakat onu üzdüğüm için ağlıyorum.
          – Kızım, bilmez misin, Allahü teâlânın rızası kocanın rızasına bağlıdır. Ne mutlu o kadına ki daima kocasının rızasını arar, kocası ondan razı olur. Kadınlar için en üstün ibadet, kocasına itaattir. Erkek, hanımından razı olunca, o kadın istediği kapıdan Cennete girmeye hak kazanır. Kocasını üzen kadın, onu razı edinceye kadar, Allahü teâlânın lanetinde olur.
          [R. Nasıhin]

          “Kadin, farz namazlarini kilinca. Ramazan Orucunu tutunca, irzini koruyunca ve KOCASININ EMRİNE UYUNCA, Rabb’in Cennetine girer.”

          «Bana Cehennem gösterildi. Cehennemliklerin çogunu kadmlarin meydana getirdigini gördüm.» buyurdu. Kadinlar «Ne yüzden ya Rasûlallah diye sordular. Peygamber’imiz «Cok lanet okuduklari ve iyi geçimli KOCALARINA KARŞI NANKÖRLÜK ETTİKLERİ İÇİN» diye cevap verdi.

          «Bir gün evlilik çagma Varmis gene bir kiz Peygamberimize gelerek «Yâ Rasülallah

          evlenmekten korkuyorum, kocanin kadin üzerindeki haklari nelerdir?» diye sordu. Peygamber’imiz de ona

          «Eger onun vücudu tepeden tirnaga irin olsa da onu dilin ile yalayip temizlesen yine HAKKINI ÖDEYEMEZSİN» diye cevap verdi.

          Genç kiz bunun üzerine «O halde evlenmeyeyim mi» diye sordu. Peygamberimiz
          «Hayir, ne münâsebet, evlen, çünki o daha hayirlidir» diye cevap verdi.

          Ibni Abbâs buyurur ki;

          «Hasam kabilesinden bir kadin Peygamber’imize gelerek

          «Yâ Rasülallah ben dul bir kadinim, evlenmek istiyorum, koca haklari nelerdir» diye sordu. Peygamber’imiz ona su cevabi verdi:

          «— Kocanin karisi üzerindeki baslica haklan sunlardir:

          1 — Kocasi kadin ile yatmak isteyince kadin deve sirtinda bile olsa onu reddetmemelidir.

          2 — Kocasinin evinden, onun iznini almadan hiç bir sey vermemesidir, eger verirse sevabi kocasinin, günâhi onun olur.

          3 — Kocasinin iznini almadan nafile oruç tutmamasidir. Eger tutarsa sâdece açtik ve susuzluk çekmis olur, hiç bir sevabi olmaz.

          4 — Eger kocasindan izinsiz, evden çikarsa eve dönünceye veya yaptigina tevbe edinceye kadar melekler ona lanet eder.»

          Peygamber’imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

          «— Bir insanin diger insana secde etmesini emretseydim, karisi üzerindeki hakkinin öneminden dolayi, KADININ KOCASINA SECDE ETMESİNİ EMREDERDİM.»

          DİP NOT:Bunlar birer tavsiye niteliğinde değil, yaptırımı olan kanûni haklardır.

          Peygamber’imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

          «— Kadinin Rabb’inin Rizâsi’na en yakin durumu evinin dört duvari arasinda bulundugu zamandir. Evinin dört duvari arasinda kildigi namaz, camide kilacagi namazdan, odasinda kildigi namaz, evinin diger her hangi bir yerinde kilacagi namazdan ve iç odasinda kilacagi namaz, odasinda kilacagi namazdan daha faziletlidir.»

          Peygamber’imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

          «— Kadin avrettir. Disariya çikinca onu seytan gözetler.»

          Peygamber’imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

          «— Kadinin on tane avret yeri vardir. Evlenince kocasi bir avret yerini, ölünce toprak bütün avret yerlerini örter.»

          GERÇEK BİR KISSA

          Haricet-ül Ferazî’nn kizi Esma, kizini evlendirirken ona söyle der:

          «Sen içinde yetistigin yuvadan çikip tanimadigin bir yataga giriyor ve bilmedigin bir arkadasa variyorsun.

          Sen ona yer ol ki, o da sana gök olsun.
          Sen ona dösek ol ki, o da sana direk olsun.
          Sen ona köle ol ki, o da sana kul olsun.
          Onu hic bir zaman gücendirme ki, seni üzmesin.
          Ondan uzak kalma ki, seni unutmasin.
          Sana sokulursa sen de ona yaklas.
          Senden kaçarsa, sen de ondan uzak dur.
          Burnunu, kulagini ve gözünü muhafaza et, senden yalniz güzel koku alsin, sadece güzel söz duysun ve güzel sey görsün.»

          • Irmak diyor ki:

            Sayin Abdullah Bir,
            “«Eger onun vücudu tepeden tirnaga irin olsa da onu dilin ile yalayip temizlesen yine HAKKINI ÖDEYEMEZSİN» diye cevap verdi.”

            Peygamber’imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

            “«— Bir insanin diger insana secde etmesini emretseydim, karisi üzerindeki hakkinin öneminden dolayi, KADININ KOCASINA SECDE ETMESİNİ EMREDERDİM.»”

            “«Bana Cehennem gösterildi. Cehennemliklerin çogunu kadmlarin meydana getirdigini gördüm.» buyurdu. Kadinlar «Ne yüzden ya Rasûlallah diye sordular. Peygamber’imiz «Cok lanet okuduklari ve iyi geçimli KOCALARINA KARŞI NANKÖRLÜK ETTİKLERİ İÇİN» diye cevap verdi.”

            Butun bunlar uydurulmus hadisler, mubarek peygamberimize iftiralardir.
            …Daha bunun gibi Peygamberimizi kadin dusmani dinimizi de kadini erkegin ” Metai”mali imis gibi , degersiz ancak es ya da anne olunca degerli olan, bir varlik olarak goren bir din mis gibi gosteren guya kadinlara yardimci olan yol gosteren yorumlariniz, insanlari dinden uzaklastirmak icin cok guzel birier ornek olabilir.

            Rabbim sahit kuranin hic bir yerinde bu anlayisi ifade eden en ufak bir emare goremezsiniz.
            Kadin deyince hep boyle uydurma hadisleri delil gosteriyorsunuz..

            Kurandan bir deliliniz yada peygamberin eslerine davranisindan bir ornek verebilirmisiniz?

            Veremezsiniz…

          • Yahya diyor ki:

            Irmak hanım

            “Butun bunlar uydurulmus hadisler, mubarek peygamberimize iftiralardir.” demeden önce iyi araştırıp ve iyi düşünüp yazmanız gerekirdi.

            Çünkü yazdığınız ve yazdığımız yorumları muteber kabul eden bir çok kardeşimiz var.

            Çok kısaca cevap vermek isterim:
            1. H.Ş.’i duydum ama kaynağını bilmiyorum, araştırmadım.
            2. Bu hadisi şerif kesinlikle sahihdir. Kıssasını bir zahmet araştırın.
            3. Bu hadisi şerif de sahihdir. Hatırladığım kadarıyla buharide geçmektedir.

            Hayırlı günler…

          • Abdullah Bir diyor ki:

            Bayan IRMAK’a…

            Sana ve senin gibi düşünen, “işine gelmeyen hadisleri reddet, sorumlulukdan kurtulcular”a vereceğim tek yanıtı yazının içinde peşinen yazmıştım, ama görmeme ihtimalinize karşı tekrar aşağıya alıntılıyorum…

            Kendisini MÜMİN veya MÜSLÜMAN, ALİM olarak tanımlayan niyeti SAMİMİ OLMAYAN, KORKAK ve/veya İŞİN UZMANI OLMAYAN bir takım insanların AYETLER’i inkar etme şansları olmadığı için YORUM veya TEFSİR adı altında söz konusu ayetlerin ANLAMLARINI ÇARPITMAYA, hadisleri ise RAVİLERİ ZAYIF veya SAHİH DEĞİL mazereti ile REDDETMEYE ÇALIŞMASI ALLAH ve RESULULLAH’ın bu konuda ki EMİR ve HÜKÜMLERİ’ni değiştirmeye yetmeyecektir.

          • Aadem diyor ki:

            Sayın Irmak,
            1-İrinle ilgili hadis taberani,hanbel kaynaklarına bakabilirsiniz.
            2-kocaya secde etmekle ilgili olarak ebû davûd ve kırmızı kaynaklarına bakabilirsiniz.
            3-Kocalarina karşı nankörlük hadisi için ise Buharı ve Müslim kaynaklarına bakabilirsiniz.
            4-Rabbim sahitki kuranın hiçbir yerinde bu anlayışı ifade eden en ufak bir emare göremezsiniz diyorsunuz.O zaman beş vakit namaz kılma ile ilgili bir ayet gösterin bize RABBİMİZİ şahit tutarak..Ayet ve hadisler bir bütündür.insanlar dine uymak zorundadır.Ama nedense bazıları dini kendine uydurmaya çalışıyor.Aynı anne çocuğunu emzirmek zorunda değildir diyen ve kuran’ı kendisine dayanak gösteren kadinlar gibi.
            5-Sana şüphe veren şeyi birak, şüphe etmediğini yap hadisi gereğince bizler içimize şüphe birakanlardan uzak duracağız.
            6-Kim bilerek bana yalan isnat ederse cehennemdeki yerine hazirlansin diyor peygamberimiz.SİZİN UYDURMA DEDİGİNİZ HADİSLER’in kaynağı belli.Peki sizin uydurma demenizin kaynağı KİM????
            Cevap verinde tüm müslümanlar öğrensin sizin bilip bizim bilmediklerimizi.

          • Abdullah Bir diyor ki:

            YAHYA ve Aadem KARDEŞLERİME…

            Canı “üzüm yemek” isteyenlere içinde salkım salkım DOĞRU ve TEMİZ BİLGİLER’in olduğu İLİM BAĞI’mızın kapılarının sonuna kadar açık olduğunu;

            Ancak, gerçek amacı İLİM BAĞCISI’nı DÖVMEK olduğu halde yüzünde ki “yüreği ve beyni saf ve gerçek ilime muhtaç/aç Müslüman kul” maskesi ile ortalıkta dolaşanlara da gereken dersi verebileceğin(m)izi cümle aleme gösterdiğiniz için teşekkür ediyor, Rabbimiz olan Allah’ın ilmin(m)izi ve sabrın(m)ızı artırmasını diliyorum.

            Allah razı olsun dostlar…

          • seysey diyor ki:

            Hadis ilminde senet ve metin tenkidi vardir.Raviler tek tek adalet ve zabt yonunden arastirilmistir.metinler de ayni sekilde.Alimlerimizin raviler ve metinlerin tenkidinden sonra vardigi sonuclar hadisin sahih hasen ya da zayif olarak belirtmesiyle son bulmustur.Hadislerin hepsi sahih olmadigi gibi zayif da degildir.Yani bu iste bir olcu vardir.Olcuyu ise bu ilmi alanlar bilir.Peki alimler bunlari neden arastirmistir?Hadis ilmi nasil ve neden ortaya cikmistir?Bunlari bilmeden hadis ve metin tenkidi hakkinda konusmak uygun dusmez.

            Hadisler peygamberimizin(sav) soz,fiil ve takrirleridir.Onemlidir.Senet ve metin tenkidinin bir sebebi de zayif hadisleri ortaya cikarmaktir.

            Bir kisi hadis soylediginde tavrimiz ne olmalidir?Oncelikle kendi aklimiza degil Allah a guvenmeliyiz.Peygamberimiz din hakkinda konusurken kendi heva ve hevesinden konusmaz.O bir sey soylemisse dogrudur.Eger hadis ilmi bilgimiz yoksa dusunmeliyiz bu soz gercekten peygamberimize ait olabilir devoayabilir de eger arastirmadan kabul veya red edersek hata isleriz.Arastirmayi da eger hadisin metnini ve senedini tarayacak hadis usulu bilgimiz,arapcamiz yoksa ilim sahiplerine sormaliyiz.

            Eger tatli dilli olmasaydi peygamberimizin etrafindan dagilip giderlerdi.Peki peygamberimiz bir kisiye senin niyetin kotu demis miydi?Onun sozunun dogrulugunu boyle mi anlatacaksiniz?Amaciniz hakli cikmaksa devam edin ama eger gonul kazanmaksa ozur dileyin ve tekrar tatli dille anlatmayi deneyin.Hepimiz hata yapabiliriz tevbe eder gonulden af dileyip Rabbimiz e donersek Rahman kullarini yardimsiz birakir mi? Niyetleri ve kalpleri yalnizca Allah bilir.Allah tan baskasi bu iddiada bulunabilir mi?Eger gonulden dogruyu bulmak icin arastirma yaparsak Allah kalbimizi aklimizi gozumuzu o konuyacacacaktir bize imanin sukunetini verecektir.

          • gulpembe diyor ki:

            Irmak hanimcim,
            peygamberimizin kadin dusmani olmadigini, kadinin erkegin mali olmadigini,sadece es ve anne olunca deger kazanacagi algisinin dogru olmadigini, akil yada ilim yetersizliklerinden dolayi boyle dusunebilecek insanlar varsa idialari icin kuran ve sunnetten hicbir delil getiremeyecklerini cok guzel ifade etmissiniz. Haklisiniz.

            Alintiladiginiz hadisi serifler ise kurani kerimin erkeklere emrettigi uzere “hayirli” kocalik yapanlarin karisi uzerindeki hakkini vurgulamak amaciyla mubalaga ile ifade edilmis. Hicbirisinden erkegin kadini uzerinde sonsuz hak sahibi oldugunu cikaramayacagimiz gibi kadinin ikinci sinif bir varlik oldugunu cikarsayamayiz.
            Malum ki hayirli bir kocanin hanimi uzerideki hakki cok buyuktur.tipki saliha bir kadinin beyi uzerindeki hakki gibi. Sefil karakterli durust olmayan kocalar/kadinlar ise mevzumuz degildir.
            Degerli hatirlatmaniz icin tesekkurler.
            sevgiler…

  11. mümin diyor ki:

    islam cemaatle yaşanır son 2 yıldaki gelişmeler erimemizi hızlandırdı..bireyselleşme abartılınca sonuç malum..

  12. Ferhadi diyor ki:

    Huzur islamda, çözüm islamda. Herkes biliyor ama bazılarının işine gelmiyor. Teşhis ve tedavi hazır. Lütfen 🙏 herkes salihlerle ve sadıklarla beraber olmaya çalışsın. Güzel ameller ve İyilikler kuşatsın her yeri.

  13. Saliha diyor ki:

    Sema hanım bütün kitaplarınızı okudum ve yazdıklarınıza eksiksiz katılıyorum lakin tecrübeli insanların yaşadıklarını dinleyince bir teşhis ve tedavide ben söylemek istedim… Gözlemlediğim kadarıyla aile içi geçimsizliklerin çoğu kadının erkeksi tavırları, gereksiz baş kaldırışları ve bilumum kadın fıtratında olmayan bilumum hareketler. Lakin bir de şu durum var böyle kadınların tam tersi olanlarında yani çalışmayan, ev hanımı çoluğuna çocuğuna bakan hanımların eşleri tarafından saygı görmediklerini hatta bazen aşağılandığını bir çok yerde müşahede ettim. Bazen oldu ki kadın( avukat, doktor, diyetisyen olduğu halde..) ev hanımı iken kayın validesi eşinin akrabaları tarafından hiç dikkate alınmıyor, çalışma hayatına tekrar başladığında ise hürmet gördüğünü kıymet verildiğini gördük. Antifeminist biri olarak kadınları çalışmaya zorlayanların eşleri ve toplum olduğu ve kadınında çalışma hayatında duruma adaptasyon sağlayabilmek için erkeksi bir tavır almak durumunda olduğu gerçeğiyle karşılaşıyoruz.
    Birde şu var çalışmayan eşlerine ev harçlığı bırakmayan bencil erkekler yüzünden bizim analarımız şu sözü kendilerine düstur edinmiş. ” Kızım çalışta eşinin eline bakma” Bu söz ne kadar yanlış olsa da bu sözü söylemeye iten davranışları görmezden gelemeyiz… Evet Teşhislerim bunlar tedavi ise Müslümanım kelimesinin içini tam anlamıyla doldurmak olsa gerek zira tek tarafla bu iş bitmiyor. Kadın emredildiği gibi yaşasa Erkek emredildiği gibi olsa ,merhamet tam anlamıyla idrak edilse herkes yerini bilse, güçlü olan güçsüzü ezmese sanırım problemimiz kalmayacak.

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Saliha Hanım

      “güçlü olan güçsüzü ezmese” anahtar cümle bu. Feminizm söz konusu olunca sadece kadınları eleştiriyor gibi gözüküyoruz ama eşitlikçi zihniyetteki bir erkek de feminizme hizmet ediyordur aslında. Kadınlar itaat kavramının erkekler de kavvamlık kavramının içini doldurduğunda feminizm diye bir sorun kalmayacaktır…

    • Ayşe diyor ki:

      Güzel izah etmişsiniz Saliha hanım bahsettiğiniz şekilde örnekleri malesef bizde çevremizde müşahade
      ediyoruz.

  14. Yahya diyor ki:

    Sema Hanım sizden Allah razı olsun; üşenmeden gitmişsiniz, dinlemişsiniz, notlar almışsınız bizimle paylaşıyor ve paylaşacaksınız.
    Ancak dediğiniz gibi “tedavi” yok!
    Bundan yıllar önce ombudsmanlığı faaliyete geçirdiler, çok sevindim; ülkemizde artık bir şeyler değişecek dedim ama – 5 sene oldu mu? – değişen hiç bir şey yok. Tahmin ederim güzel bir kurumdur, iyi maaş ve imkanda veriyorlardır…
    Geçelim; “boşanma” komisyonu kuruldu, pek sevindim. Kadın dernekleri ateş püskürüyor, dedim kesin faydalı olacak… 493 sayfalık raporu duruyor bilgisayarımda koca bir “O”. Kimler eline alıp bu rapor üzerinde çalıştı, notlar aldı çok merak ediyorum! (komisyon haricinde)

    daha neler varda…

    Selam ve dua ile…

  15. Zeynep diyor ki:

    Bundan 5 yıl önce falan bir dizi vardı böyle bitmesin diye .Düzenli izlediğim tek dizi .Konusu bir ekip var psikolog avukat komser bunlar boşanma aşamasındaki çiftlerle ilgileniyor ve cozuyorlar sorunu dizi işte inandırıcı olmasa da evlilikle ilgili güzel tespitler oluyordu.Aile Bakanlığında çalışan bir arkadas boşanma aşamasındaki çiftlerle ilgileniyoruz demisti benimde gözümde öyle bir ekip canlandı .Ama anladigim kadariyla memur zihniyeti ile ilgileniyor lar rapor tutuyorlar kağıt kürek işleri . Konu aile olunca herkes öyle davranıyor karı koca arasına girilmez diye büyükler konu komşu geride duruyor .Uzmanlarda teşhis koyuyor sorunları gösteriyor hadi çözün bu sorunları diyorlar e eşler de biliyor sorunu da karşıdan bekliyor .

    • Sennur diyor ki:

      Diziyi ben de izliyordum, sorun yaŞafldigim dönemlerdi.hatta gerçekte var mı diye de düşündüm. Anlaşmalı boşanma davasında hiç bir sorun durum detay araştırması yook
      (Kİ çocuk var ise yuvalar bu kadar kolay izin verilmemeli , evlenirken bile kan vb test yapılır ken ayrılırken psikolojik test yapılmalı , eslerden birinde büyük ana baba kaybı var mı araştıril mali vb. Ayrılanlar için çocuk yaşına göre diğer ebeveyn ile gorusuyor mu ? kontrol edilmeli , çocuklar için ana -baba alışveriş i icin parklar vb alanlar oluşturulmalı .insanlar zaten gecinemedikleri için ayrılmış. )
      Boşanma davası görüldü aradan epey zaman geçti kapı çaldı , polis gelmiş. sebebi gerçekten ayrı miyiz ? yoksa numara mi yaptık ? Bunu sorguladi

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        Zeynep kardeşim yorumunuzu okudum. Yalnız benim kafama takılan bir şey var eşiniz hangi ilahiyatçılardan modernistlerden mi? yoksa bizim ehli sünnet itikadına sahip ilahiyatçılardan mı? bunu bilmiyorsanız hemen öğrenmek için eşinize şu soruyu sorabilirsiniz? “Ebubekir Sifil diye bir ilahiyatçı varmış? nasıl biri beğeniyor musun? kitapları okunur mu?”

        Bu soruya olumlu cevap verirse eşiniz modernist değildir yok olumsuz cevap verirse size geçmiş olsun demek zorunda kalırım o zaman inşallah olumlu cevap verir. Çünkü ehli sünnet itikadına sahip biri eşini yalnız bir doktorla aynı arabada göndermez diye düşünüyorum bilmiyorum acaba yanılıyor muyum?

        Ayrıca diğer yaşadığınız durum “eşinizin size yardım etmemesi hem iş hem evle ilgilenmeniz vb. gibi durumlar” ise zaten şimdiki çalışan kadınların genelinin yaşadıkları şeyler. Çünkü erkek çalışan eşinin çalıştığı için geri kalan işleri de yapacağını düşünüp kendi yapacağı işleri bile karısına devredip sorumluluk almamaya çalışıyor. Bu şu anki yaygın çalışan kadınla evli erkeklerin problemi bence.

        Yine sizde takdir ettiğim bir husus çalışıp ekonomik özgürlüğünüz olmasına rağmen yumuşak başlı itaatkar olmanız bu eşinizin ayağını yıkamanızdan belli zaten. Ama görünen o ki eşiniz sizin kıymetinizi bilmiyor. Zaten hayat böyle itaatkar kadınlar onların kıymetini bilmeyen erkekler evliler, asi kadınlar ise yumuşak huylu erkeklerle.

        Netice-i Kelam Zeynep kardeşim bu başınıza gelen bir imtihan hem çocuğunuz da var problemleri bence büyütmeyin sakın boşanmayı düşünmeyin etraftan size telkinler gelecektir. “çalışıyorsun maddi bağımsızlığın var boşa gitsin” şeklinde. Sakın kulak kabartmayın.

        Manevi olarak beslemeye çalışın kendinizi,sohbetler,kitaplar vb. var olan problemleri imtihan görün sabrı seçin inşallah mükafatınızı ya bu dünyada yada ahirette alacaksınız…

        Vesselam…

        • Zeynep diyor ki:

          Teşekkürler yorumunuz için Ahir zamanda müslüman olmak beyefendi .Eşime sormadım fakat biliyorum Ebubekir Sifil hoca eşimin de sevdiği saygı duyduğu bir hoca fakat her soyledigine katilmiyor.Eşim de ehli sünnet itikadina sahip ilahiyatci lardan diye biliyorum.Erkek doktorla göndermesi bence herkesi kendi gibi sanmasindan kaynaklanıyor eşim mecbur kalmadikca hiçbir kadınla konuşmaz bu konuda çok dikkat eder doktora güveniyormus banada güveniyormus öyle demişti. Fakat is hayatında her erkek dikkat etmiyor ben dışarda çok dikkat ederim fakat konuşmalarını geçtim iltifat eden bile oluyor rahat olduklarından biliyorum fakat rahatsız oluyorum .Modern diyorum çünkü tesettür konusunda daha geniş düşünüyor pantolon tesettür onun için ya da pardesu yerine tunik de olabilir yada hiç olmayabilir .Farz değilse olmasada olur kurban mesela vacip olduğu için kesilmese de olur .Kadının çalışması gerektiğini düşünüyor .
          Allah korusun boşanmayi düşünmedim hiçbir zaman benim korkum eşime gönülden itaat edememek hislerime yenilip saygısızlık etmekten korkuyorum

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            “Modern diyorum çünkü tesettür konusunda daha geniş düşünüyor pantolon tesettür onun için ya da pardesu yerine tunik de olabilir yada hiç olmayabilir .Farz değilse olmasada olur kurban mesela vacip olduğu için kesilmese de olur .Kadının çalışması gerektiğini düşünüyor .”

            Zeynep kardeşim, bu ifadelerinizden eşinizin tam manasıyla bir ehli sünnet itikadını sahip olmadığı anlaşılıyor. Saydığınız düşüncelere sahip birinin de ben tam olarak Ebubekir Hoca gibilerini seveceğini zannetmiyorum belki bir kaç fikrini benimsiyordur olabilir.

            Ama İslam’ın açık hükümleri varken ben doktora güveniyorum sana güveniyorum vb. gerekçeler asla bir gerekçe değildir. Hele bir ilahiyatçının bunu söylemesi hiç inanılır gibi değil. Hakeza tunikten tesettür olması, kadının çalışması gerektiğini söylemesi de aynı şekilde ilahiyatçıya yakışmayan şeyler. Ama eşiniz tek değil böyle ilahiyatçılar çok fazla şimdilerde.

            Allah sonumuzu hayır etsin…Size de sabırlar versin…

            Vesselam…

      • Zeynep diyor ki:

        Sennur hanim Allah yardımcınız olsun .Evlenirken de yeterince destek olunmyor .Mesela kan testi yapılıyor dediniz ya olur da çiftlerden birinde toplumda çok kötü görülen bir hastalık çıkarsa o sonucu sadece kişinin kendisi ile paylaşılır.Es adayına söylemek ima etmek sağlık personellerine yasak kendisi söylerse ne ala söylemez de evlenirse kendi sorunları .Yani hiçbir durumda karı koca arasına girilmiyor kutsal bizim ülkemizde .Mesela evlenecek gençler karşı tarafı arastiriyorlar soruyorlar birilerine aile çok fena biliyorlar ama kötü olmayalım mani olmayalım diye iyi diyor insanlar bunlarla çok karşılaştım bana çok saçma geliyor .Ya da apartmanda kadin feryat ediyor komşulardan biri de ne oluyor demiyor.Karı koca arasına girilmez mis.Biz yeni evliyiz daha apartmandan kimseyi de tanımıyoruz sahura kalktık aşağıdan bir kadın nasıl feryat ediyor ağlıyor falan eşime inelim bakalım dedim eşimde belki de kocası kadını dovuyor karışmayalım dedi oyle olsa bile ya öldürmesini mi bekliyoruz ben gidip yardım edeceğim dedim eşim de geldi baktık eşi kalp krizi geçirmiş kadın da öldü sanmış başında ağlıyor ambulans falan çağırdık müdahele yaptık adam iyileşti eşi bize ne kadar dua etti soka girdim yardım çağırmak aklıma gelmedi diye.Ben toplum olarak bu kadar duyarsizlastik ya ona çok kızıyorum aile içine karışilmaz diye diye aile kalmadı

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Sıkıntılar akıllıca idare edildikleri takdirde karakteri terbiye ederler. “ ( S. Smiles )

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku