Türkiye’de Erkek Olmak

05 Mart 2012Ademler & Havvalar47 Yorum »

AİLE BAKANI’NA HİTABEN

Aslında çok şey olmaktır, Türkiye de erkek olmak;

Türkiye’de erkek olmak; daha doğuştan bir serüvenin ve kendilerinin yaşayamadığı, hayata geçiremediği bir erkekliğin “bari oğlum, yeğenim vb. yaşasın” mantığıyla haberinin bile olmadan yaşaması için yön verilen bir amaçlar demetinin vücuda gelmesidir. Sanki babasından, amcasından, dayısından aldığı bir borçmuş gibi…

Türkiye’ de erkek olmak; eğitimin temelini oluşturduğu 0-6 yaş zamanında babası tarafından erkek gibi yetiştirilmeye çalışırken annesinin kadınsı kıskançlığıyla yetiştirilmektir.

Türkiye’ de erkek olmak; sözde sünnet olunca erkekliğe ilk adımı atıp çocukluğunda annesi tarafından erkeklik uzvunun “pis, kaka, ee” gibi ifadelerle cinsellik ve cinsel konularda hayatı üzerine tabular kurulmaktır. Kendi vücudunun bileşenlerini ve cinsiyeti unutturularak..

Türkiye’ de erkek olmak; ergenlik yaşına ulaşıncaya kadar kızlarla konuşmanın, arkadaş olmanın, beraber ders çalışmanın, herhangi bir okul müsameresinde eşleştirilmenin veya bir arada bulunmanın utancı ayıp ve günahı ile yetişmektir. Karşı cinsi tanımaması adına…

Türkiye’ de erkek olmak; bir yarış atı gibi yaşıtları arasında ülkenin en iyi üniversitesine yerleşme çabasında iken hayatın tüm gerçeklerinin unutturulup, fizyolojik ve biyolojik gereksinimlerini baskılanması, dini kültürel ve cinsel eğitimlerden uzaklaştırılarak bedeni ve ruhi kirlenmeden nasıl kurtulacağını öğrenememektir. Sanki babası ve annesinin öğretmeye utandığı gerçekleri doğru şekilde arkadaş veya çevresinden öğrenebilecekmiş gibi..

Türkiye’ de erkek olmak; ergenliğe girdiği dönemden üniversite kulvarlarında koştuğu döneme kadar baskıladığı ve öğrenemediği cinselliği öğrenmeye çalışmak için internet, tv, film vb. sektör haline gelmiş çirkefliklerin içinde bulmaktır kendini. Anne ve babasının anlatmaya ve öğretmeye imtina ettiği, pisliğe ve günaha bulaşmadan öğrenebilecekmiş gibi..

Türkiye’ de erkek olmak; çocukluğundan beri tanıyamadığı fakat tanımak için ilgi duyduğu, nelerden hoşlandığını bildiği, nereli olduğu, veya fiziksel ve ruhsal anlamda öğrenmek istediği gerçekler için takip ettiği, nerde oturduğu vb. özelliklerini bilmek için enerjisini sarf ettiği bir kıza arkadaşlık teklif edememektir. Çünkü annesinin öğretileriyle karşı cinci servet avcısı veya erkek simsarı olarak bildiği için…

Türkiye’ de erkek olmak; yukarıda zikredilen tüm özelliklerini bildiği ama annesinin genlerine kodladığı korkuları yüzünden, sevmek için canını vereceği iyi veya kötü günde her şeyi ile kabul edeceği kızı geç kaldığı için başka bir hem cinsine kaptırmaktır. Hem de soysuz, çirkef, ve kadın taciri diye nitelendirilecek bir kısa dönemli zevk simsarına…

Türkiye’ de erkek olmak; yaşadığı bu deneyimle tamamen içine kapanıp üniversitenin bitimine kadar başka bir kıza bakamamak ve konuşamamaktır. Her zaman geri çevrileceği, hata yapacağı veya teklifin erkekten gelmesini bekleyerek sahaya 1-0 galip çıkmayı bekleyen doğuştan feminist kızlarla deneyim yaşamamak için…

Türkiye’ de erkek olmak; bu psikoloji ile annesi, varsa bacısı veya olmayan eş adayının; ırzını, namusunu, şerefini korumak ve vatan adına askerlik yapıp şehit veya gazi olmaktır. Kadının zayıflık özelliğini koz olarak kullanıp, erkeklerin tamamını tüm ihtiyaçlarını karşılayıcı sağmal inek düşüncesi ile…

Türkiye’ de erkek olmak; askerlik bitiminde çevredeki eş dost ve aile bireylerinin ortak iştiraki ile alelacele evlendirilmeye çalışılmaktır. Kendi fikri sorulmaksızın…

Türkiye’ de erkek olmak; görücü usulü ile tüm manevi değerleri göz ününde tutarak gerek inançları gerekse korkuları sebebi ile baskıladığı cinselliği yaşamak ve hayatında yeni bir sayfa açmak için özellikle annesinin beğendiği ve oğluna yakıştığına inandığı, yaşlılıklarında kendilerine bakacağına inandığı vb. sebepler ve gerekçelerle ikna edilerek evlendirilmektir. Yaşadıklarına, hayat deneyimlerine inanıp güvendiğiniz ve yaşlılıklarında kendilerine eş adayınızın bakma zorunluluğuna inandırıldığınız için…

Türkiye’de erkek olmak; hayatınızda açmaya çalıştığınız beyaz sayfa için kararlaştırdığınız evlilik sürecinde; sözlenme merasimi, elbise görülmesi, nişan merasimi, düğün yemeği vb. saçmalıklarla, erkeğin alacağı ev eşyası ile, alınmış ise beğenilmediği için değiştirilmesi, tutulacak düğün salonundan tutunda çalgıcının kim olacağına kadar aptalca gerekçelerle yeniden kurmaya çalıştığın hayata başlamadan psikolojinin, maneviyatının ve maddiyatının bitirilmesidir. Sadece ailelerin “el ne der” sözlerinin bertaraf edilebilmesi için…

Türkiye’de erkek olmak; tüm bu israf saçmalıklarıyla yapılan düğün borcunu ödemek için 5 yıl gibi bir zaman kendini ipotek ettirip mutlu yaşamaya çalışmaktır. Ödeyemediğin zaman “üçkağıtçı, şerefsiz, dolandırı” muamelesi görmektir. Hayatında açtığın yeni sahife olan eşin tarafından “sen nasıl bir erkeksin borçlarını ödeyemiyorsun. Peki bana nasıl bakacaksın?” sorularıyla üzerinde ki baskının artırılmasıdır.

Türkiye’ de erkek olmak; borçlarını bir an önce bitirip eşinin baskısında kurtulabilmek için mevcut işinin haricinde 2. Bir işte daha çalışmaktır. Savaşını kazanmak için çabalaman her safhada ihmalkar, ilgisiz ve romantik olmamakla suçlanmaktır. Borç ödemek için günde 15 saat çalışman göz ardı edilerek…

Türkiye’ de erkek olmak; düğünden kalan borçlarını bitirmeye çalışırken, evlenen bir çiftin zamana bırakmak istemesine ve hayırlısını dilemesine rağmen aile ve çevre baskısıyla “Çocuğu olmuyormuş, kısırmış, erkekliği yokmuş…” denilmemesi için çocuk sahibi olmaktır. Çocuk yetiştirecek kudreti kendisinde bulamamasına rağmen…

Türkiye’ de erkek olmak; çevre ve aile baskısıyla da olsa eşinin hamile kalması haberiyle hayatının daha çok dağılışını izlemektir. Çünkü daha rahme yeni düşmüş bir ceninin cinsiyeti ve ismi hakkında yorumlar dinlemektir. Cinsiyetinin öğrenilmesi ile de ismini hiç duymadığı sülalesinin mevtaları hortlamasıdır.

Türkiye’ de erkek olmak; tabir-i caizse tohumu senin attığın evladının cinsiyetini öğrenmek için ağzının içine baktığın eşinin “kusura bakma sana söyleyemem xxxxxx isimli akrabama söz verdim. İlk önce ona söylemeliyim” diyerek yüzüne karşı isyan edilmesidir. Sanki tohumunu xxxxxx ekmiş gibi…

Türkiye’ de erkek olmak; zordur çetindir ve eziyetlidir. Tüm yaşananlar yetmezmiş gibi bir de yaratanın imtihanına katlanmaktır. 9 ay 10 gün diye beklediğin doğumun 5,5 ayda olmasıdır. Allah tan gelene katlanamayan eşin ve ailesinin senin çocuğun hakkında ölüm fermanı imzalamaya kalkmasıdır…

Türkiye’ de erkek olmak; 5,5 aylık doğması ve yaşama ihtimali oldukça az denilmesine rağmen 15 yıllık birikimin olan işyerlerini tek tek satıp yetmezmiş gibi yaklaşık 400.000 tl borca girmektir. Güvenip taşımaya çalıştığın eşinin ağzından “ bu güne kadar ne yaptın ki 5,5 ay ben taşıdım” diyerek yaptıklarına nankörlük edilmesidir…

Türkiye’ de erkek olmak; “ bir insanı kurtaran, insanlığı kurtarır” buyuran Allah’ın emrine uyarak yaşaması ihtimal olan çocuğu için anne sütünden mahrum kalmaması için süt sağım makineleri, saklama kapları, dipfriz almak ve sağdığı anne sütünü çocuğuna verebilmek için deliler gibi çabalamaktır. Daha doğururken yaşamayacak mantığı ile “bu cihaz vücudumu sarkıtıyor” diyerek annelik yaptığını zanneden annesine rağmen…

Türkiye’ de erkek olmak; öncelikle Allah’ın izni sonrasında babasının çabaları ile yaşayan kızını annesinin psikolojik rahatsızlıkları ve hastanede tedavi altında iken sahiplenmediği ama sonrasında kocası ve ailesinden kıskandığı için sahiplendiği yavrunu doya doya sevememektir.

Türkiye’ de erkek olmak; çocuğuna yapılan darp ve işkenceleri fotograflayıp, şahsına, ailesine, sövülmesine sabretmek, evinin temizliğini yapmaktan aciz eşini uyardığında “kim…. içine de temizleyeyim” gibi hakaret ve sövgülerine katlanmaktır. Tüm bunları yaklaşık 4 yıl çektikten sonra bütün hastane kayıtları fotoğraflarla dava açmaya karar verebilmektir…

Türkiye’ de erkek olmak; Boşanırken de sıkıntılıdır. Bu sefer de iki medeni insan gibi boşanmanıza izin vermezler. Önünüze çocuklar konur. Çocuk hatırına diye içi boşalmış, tükenmiş bir ilişkiyi, zorla devam ettirirler. Ne acıdır ki çocuklar, bu ülkede bazen mitralyoz gibi bir silah olarak da kullanılır. Evlinin çocuklusu, kiracının çocuksuzu makbuldür bu ülkede…

Türkiye’ de erkek olmak; velayet görevinin verildiği annenin çocuğunun geleceği için hayati önemi olan eğitimlerinin başlatılmadığı öğrenip ikametle bağlı bulunduğu okul, ilçe kaymakamlığı, ilçe milli eğitişm müdürlüğü, il milli eğitim müdürlüklerine şikayette bulunmak ve velayet görevinin annede olması nedeniyle şikayet iradesinin baba sorumluluğu olmadığı gerekçesiyle geri çevrilmektir. Anayasal haklar arasında sınıflandırılan eğitim hakkının engellenmesine rağmen…

Türkiye’ de erkek olmak; açmış olduğun davaya yazılı şekilde beyanda bulunan eşin tarafından kocasının evine bakmadığını, mensubu olduğu dine rağmen kocasını kusurlu gösterebilmek için anal(ters ilişki) ile suçlanmaktır.

Türkiye’ de erkek olmak; çalıştığın işten asgari ücret almana rağmen, yaptığın öğretmenlik mesleğinde kazandığın memur maaşına rağmen vb. sanki vehbi koç ile evliymiş gibi 150.000 tl maddi ,150.000 tl manevi tazminat, kendisi ve çocuklar için ayrı ayrı 1000 tl nafaka talebinde bulunulmasıdır…

Türkiye’ de erkek olmak; yukarıda anlatmaya çalıştığım üzere gücünün yettiği kadarı ile fedakarlıklardan dolayı hoş görülmeyip, devleti de arkasına alan kadını tarafından ne maddi ne de manevi değerlerle ölçülendirilemeyen yapmadığın tüm pisliklerle suçlanmaktır ve “önyargılı bir bakışla yapmış olma ihtimalin vardır” diyerek adli makamlarca bile sahaya çıktığın anda 3-0 mağlup başlamaktır maça…

Türkiye’ de erkek olmak; ağır özürlü olan çocuğunu yaşı küçük ve anne bakım şefkatine muhtaç gerekçeli Yargıtay kararı ile işkenceci, ihmalkar davranış sebebiyle çocuğunu yaralayan anneye bırakarak devlet eliyle psikolojik baskı altında kalıp ŞEREFSİZ muamelesi görmektir…

Türkiye’ de erkek olmak; çocuğunun yapılması gereken hayati öneme haiz tedavi, terapi ve eğitimlerini yaptırmayan anneyi cumhuriyet savcılığına defalarca şikayet edip tüm şikayetlerinin üsulsüz ve konuya muhatap olmayan gerekçelerle geri çevrilmesi demektir…

Türkiye’ de erkek olmak; imanı ve bileğinin gücü ile Doğu Roma’yı da Batı Roma’yı da yıkıp yeni Roma olan AB’ye girmek adına paket halinde aldığı AB direktifi olan kadın ve aileyi koruma kanunu geçirmeye çalışıp erkek neslini ve aile kurumunu bitirmeye çalışıp aşağılanmaktır. “Kişi sevdiğiyle beraberdir” hadisi düsturunca

Türkiye’ de erkek olmak; eşinin şikayetçi olduğu “ana kuzusu Cafer” diye tiplediği, çekingen ve ürkek bulduğu kocası, ne acıdır ki, hemcinsi olan bir kadının ürünüdür. Çünkü ülkemizde binlerce kadın, hayata erkekler vasıtasıyla tutunmaktadır. Anne, erkek çocuğunu, gelecekte ki garanti belgesi gibi algılamakta, onun erkeksi kimliğini sulandırarak “katıksız itaat” adı altında bir nevi köleleştirmektedir. Böylelikle bir kadının “erkeksi bulmadığı çekingen ve ürkek bulduğu kocası” kendi hemcinsi olan bir başka kadının ürünüdür. Bu anlamda kadın da kadını ezmektedir. Yine ne hazindir ki, kocasını “ana kuzusu Cafer” diye eleştiren kadın, kendi oğlunu da “ana kuzusu Cafer” olarak yetiştirmeye devam eder, bilerek veya bilmeyerek…

Türkiye’ de erkek olmak; eşi tarafından maddi olgunluğa eriştiğine inanıldığında boşanmak için bahaneler aranıp AİLEYİ KORUMA KANUNU sayesinde asılsız, mesnetsiz ve haysiyetsizce iftiralarla şikayet edilmek, hapis cezası almak, tazminat ödemek, yüklü nafakalar ödemek ve çocukların şiddet görse de şahsi münasebet gerekçesi ile hayatlarının mahvedilişini seyretmektir. Savunma hakkı dahi verilmeden umutsuzca…

Türkiye’ de erkek olmak; boşanma davasının görüldüğü mahkemede savunma hakkına sahip olamamaktır. Çocuklarının velayetini isteyip atanan pedagog tarafından taraflı verilen kararla reddedilmektir, hem de 2 defa. Çocuğunu yaraladığını kabul edip hastaneye götürdüğü halde muayene ettirmeden getiren anneye “yaşının küçük olması anne bakım şefkatine muhtaç olması” gerekçesiyle

Türkiye’ de erkek olmak; eşinin “ annem senden bir çocuğumun daha olmasını istemiyor” sözleriyle kayınvalidenin yatak odana kadar karıştığını ses kayıtları, şahitler vb. ıspatlamış olmana rağmen hakim tarafından dikkate alınmamaktır. Eşin tarafından ters ilişkiye suçlandığın halde adli tıp denen bir kurumun varlığına rağmen ve bu durumu iddia eden insanı kuruma sevk etmeyerek erkeği suçlu durumda bırakmaktır…

Türkiye’ de erkek olmak; uzun zamandır göremediğin çocuğunu görmek için icra dairelerine yaklaşık 90 tl para yatırıp, icra memuru, pedagog, vesair görevlilerin geldiği taksiye 60 tl ödeyerek çocuğunu görmektir. Teslim ederken de boşanmaya çalıştığın eşinin tüm akrabalarının hazır bekleyip canına kast etmek için fırsat beklediğini görmek demektir.

Türkiye’ de erkek olmak; Kıbrıs’ta Hocalı’da Anadolu’da ve Balkanlar’da soykırıma uğrayıp karşılığında yapmadığın soykırımla suçlandığın gibi; rızkını helal yoldan temin edip, isteklerini elinden geldiğince yapıp, çocuklarına sahip çıkıp, gerek yaşam gerekse eğitim ve kültürel yetişmeleri için azami gayret sarf etmek ama sadece eşin tarafından “DOMUZDAN KOPARDIĞIN HER KIL KARDIR” mantığıyla ve devlet desteğiyle haksızlığa uğramaktır…

Türkiye’ de erkek olmak; “Çamur at, tutmasa bile izi kalır” atasözü ile tescillenip eşin tarafında yapılan lutilik suçlamasından dolayı bir daha evlenememek, yaşadığın şehirden ayrılmak, başka şehirde batakhane jigolosu olmaktır ve bir gün senden kopardıkları yetmediği için zengin yaşlı biriyle evlenip cinsel tatminini gideremeyen eski eşin tarafından çalıştığın servisce eski eşine jigolo olmaktır. Ve bir otel odasında gırtlağını sıkıp hayatını tarumar eden kadını öldürdüğün için senin nezlinde tüm erkeklerin şiddet yanlısı ve manyak ilan edilmesidir…

Türkiye’ de erkek olmak; aile ve sosyal politikalar bakanlığı adı altında kanun hazırlarken sadece kadın koruma dernekleriyle görüşüp alınan taraflı kararlara bir STK nın olmaması sebebiyle karşı çıkamamaktır.

Türkiye’ de erkek olmak; bir STK örgütü bulunan ve çıkacak kanuna paralel homoseksüel ve lezbiyen insanlarında nikahlanabilmesi talebinde bulunabilecek travestilerden daha ŞEREFSİZ ve AŞAĞILIK MAHLUK gibi görülmektir…

NETİCE-İ TALEP:

Sayın aile bakanı Fatma ŞAHİN ve bu kanun tasarısına imza atacak

MİLLETVEKİLLERİ ;

8 mart kadınlar gününe yetiştirmeye çalıştığınız “Kadınları şiddetten koruyacak yeni yasa tasarısı” na imzalarınızı atmadan önce eğer gerçekten bu kanunla uygulamaya girecek maddi ve manevi yaptırımların vebalini kaldırabileceğinizi düşünüyorsanız iman ve bilek gücümüzle yıkmış olduğumuz doğu ve batı romanın, kendini ilah atfedip doğurduğu Avrupa Birliğine girmek adına ülkemizin parçalanamayan tek değeri ailelerimizi dağıtmayın. Bu milletin desteğiyle gelmiş olduğunuz makamın değerini ve sorumluluğunu bir kez daha düşünüp;

Kimliğinizde yazılı olan dine inancınız varsa;

Hud suresi 113 ayetinde buyrulduğu üzere; “Ve zulüm yapanlara yakınlık göstermeyin ki, size de ateş dokunmasın. Allah’ dan başka yardımcılarınız da yoktur. Sonra yardım da göremezsiniz.” Buyuran Yaradan’a itaat edin.

Eğer ATATÜRK’çülük idealine sahipseniz;

“Adalet mülkün temelidir“ sözüyle halkına adaletli olmayı nasihat eden ulu önder ATATÜRK’ ün ilkelerine sahip çıkın.

Yok eğer biz bir ideolojik görüş sahibi değiliz diyorsanız;

5378 sayılı özürlüler kanunu, 1739, 222, 573 sayılı milli eğitim kararnameleri gibi, 4058 sayılı kanun ile iç hukuka dönüştürülmüş çocuk hakları kanunu, 4320 sayılı aile koruma kanunu, 5395 sayılı çocuk koruma kanunu 7. Maddesindeki görevlerini ihmal ve suistimal ederek erkekler aleyhine taraflı kararlarla AB gözünde milletimizi küçük düşürüp rezil eden adalet mensuplarımızın hatalarına bir bakın ve insanlık namına, Türk olmaktan gurur duyan milletinin adına, şerefine, itibarına zarar verip ailelerimizin dağılmasına, çocuklarımızın isimleri yanına PİÇ ifadesini yerleştirip gayri meşru bir Türk milleti temeli atmayın.

Son olarak:

BAKARA/156: Onlar başlarına bir musibet geldiği zaman: “Biz Allah’a aidiz ve sonunda O’na döneceğiz ” derler.

NOT: Bu yazıda okumuş olduğunuz tüm olaylar gerçek olup ben ve birkaç arkadaşımın hayatından gerçek kesitler içermektedir.

SELAM ve DUALARIMLA

Celalettin KÜÇÜK

Okunma Sayısı : 11.139

Yorum yapın

“Türkiye’de Erkek Olmak” için 47 Yorum

  1. serhat dedi ki:

    aile sosyal bakanlığı sitesinde hiçbir bilgi bulamadım boşanma ile ilgili, kanunların hiçbiri yok, google da aratınca yine saçma sapan şeyler,,,böyle bir rezillik olamaz, acaba sadece bizim insanımız mı bu kadar sessiz, sorgulamayan, cahil.??? Niye bu kadar saçma?

  2. Tugcee dedi ki:

    Slm,
    Herkes öz eleştiri yapmalı.İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batırmalı.Kimse anne ya da babaya suç yükleyerek bir yere varamaz.Burada kadın erkek çatışması yaratmak konunun dışına çıkmak olur.Ben de ailemde sorunlar yaşadım, evet insan etkisinde kalıyor,neticede aile örnek teşkil ediyor.Ama Allah akıl vermiş, belli bir yaştan sonra ‘Anneler böyleydi de böle oldu, babalar şöyle de ondan ben şimdi böleyim.’ demek çok yanlış olur.Madem fark ettik biz düzeltmeliyiz.Ben erkeklerin daha ‘ben bilirim’ edasıyla yaklaştıklarını görüyorum sorunlara,muhakkak öyle kadınlar da var ama ben genelde çevremde gördüğümü söylüyorum sadece ailemde değil.Önce kendimizde hata ararsak ki böyle davranmak hem tevazu hem karşılıklı saygıya da sebep olur, aile hayatında da sosyal hayatta da daha uyumlu ve mutlu olabileceğimiz kanaatindeyim.

  3. Ali dedi ki:

    Beyler,eleştirilerimizi yaparken buradaki hanım arkadaşlarımızın cinslerini aşağılarmış gibi bir tavır içerisinde olmakta tabii ki son derece yanlıştır.Sağolsunlar en büyük destekçilerimiz bu forumdaki hanım kardeşlerimizdir.Onlarında şunları bilmelerini istiyoruz.Belki bazı laflarımız aşırı geliyormuş gibi gözükebilir.Ancak bu da durumun vehametini ve önemini açıklamak için yapılıyor.Yoksa kimsenin kadın cinsini aşağılamak gibi bir derdi olamaz.Aslında esas amaç durum tespitini güzel bir şekilde yapıp ilk önce Feminizm(Kadıncılık),sonra da bunun ardından hortlatılmaya çalışılacak olan Minizm(Erkekçilik) akımının önünü kesmektir.Çünkü her iki akımda dünyanın başına beladır.İkincisi,birincisinin çocuğu olarak dünyaya getirilmeye hazırlanıyor.Ancak ikincisinin dünyaya getirilebilmesi için erkeklerin ezilmesi gerekiyor.Maalesef ki kadınların geneli de buna kendi haklarını koruduğunu zannederek çanak tutuyor.Kimsenin burada sizin değerli duygularınızı incitmek gibi bir hedefi olamaz.Böyle duygulara kapılmanız bizi çok üzer.Ancak şuanda kendimizi sıkıştırılmış hissediyoruz.Bizi de anlayın.Anlıyorsunuzda zaten:)

    • Yasin dedi ki:

      Kadınların, erkeklerin veya başka bir kesimin genelleme yapılarak topluca itham edilmesi aşağılanması elbete yanlıştır.
      Burda dile getirmeye çalıştığız şeyler yapılan haksızlıklar ve anlamsız imtiyazlar,
      En fazla tepkiyi yargının taraflı tutmuna gösteriyorum. (peşinen verilen velayet ve nafaka)
      Tepkimizin Sebeplerini ortaya dökerken verdiğimiz örnekler bazen yanlış anlaşılmamıza neden oluyor, bu algı beni de üzüyor, bu nedenle her seferinde tekrar etmek zorunda kalıyorum; “Derdim Kanunlarla, kadınlara karşı bir öfkem yok” diye.

  4. esmasultan dedi ki:

    Buradaki beyefendi yazar kendi yaşadıklarını anlatmış bunu genele yayamayız bu bir. Evlendiği hanımın hiç mi iyi özelliği yokmuş da tüm kusurlarını sıralamış böyle merak ettim. İnsan eski de olsa eşinin arkasından böyle konuşur mu? Madem bu kadar fesat, nankör, kötü bir hanım evlenmeden önce neyine kandınız, güzel yüzüne mi malı mülküne mi?

    Karısından çeken erkek sayısı oldukça fazlalaştı gün geçtikçe de artıyor buna itirazım yok. Ama geçmişe, genele bakınca daha çok hanımlar ezilmiş. Hangi kadın cinnet geçirip kocasını öldürmüş? Karısını kesenlerin sayısı mı fazla kocasını kesenlerin mi bir bakın

    • Yasin dedi ki:

      Hiç bir insanın “Mutlak iyi” veya “Mutlak kötü” olabileceğini düşünmüyorum.
      Herkesin iyi yönleri vardır, ancak; iyi yönlerini eşine değilde konu komşuya, kötü yönlerini de sürekli eşine gösteriyorsa yapılabilecek pek bişey kalmaz.

      Niye evlendin?
      İnsanın kalbini Nerden bileceksin? Köprüyü geçinceye kadar “dayılık” muhabbeti yürütüyor gemiyi.

      Güzelliğe kananlar da olabilir ama dindar diye evlendiğin, bir bakarsın ki; koca bulmak için örtünüp cemaat sohbetlerine katılıyor, kimin niyetini okuyabilrisiniz? Moda şimdi dindarlık öyleyse; hadi örtünün.

      Kadınların gücü çocuğa yetiyor, kocaya yetse kocayı da keser.
      Geçmişe bakınca siz sadece ezilen kadınları görüyorsanız, bu size erkekleri ezme hakkı mı veriyor?
      Pardon, Mevcut bu kanunlar bu hakkı veriyor size, bulabilirseniz iyi niyetli bir adamı siz de keyfini çıkarın bunun. Adam pisikopatın teki çıkarsa bu kanunlar bile fayda etmez, keser sizi aman dikkat!…

      • esmasultan dedi ki:

        Ben kendini bilen hiç bir insanın karşısındakini ezmeyeceğine inanıyorum.Çocuğuna eziyet eden anne de en azından benim çevremde çok çok az. Kocaya gücü yetmemek diye bir şey yok.Keskin aletler, kurşunlar falan kocaya işlemiyor mu yani Allah aşkına herşeyi kaba kuvvet olarak düşünüyorsunuz.

        Evlenirken aman şöyle güzel aman malı mülkü eğitimi şöyle diye aldanıp başka özelliklerine bakmıyorsunuz sonra da kalbini nereden bileceksin diyorsunuz. İyi niyatle güzel düşünerek evlendin ama hiç alakası olmayan biri çıktı diyelim. Diyelim ki kendini çok iyi saklamış. Gaybı ancak Allah bilir. Karşımız çok kötü insanlar da çıkabilir Allah korusun, bunu imtihan olarak görmek yapabiliyorsak sabretmek yapamıyorsak bitirip yola devam etmek lazım.

        Boşanıp da karşımdakinin her şayini alsam ne olacak huzurum gittikten sonra. Nasıl kadınlar çıkıyor karşınıza anlamıyorum. canavar, para hırsıyla dolu, bencil, nankör. Bu tür insanlar çok ama abartmayın herkes böyle değil. Korkutmayın bekarları.

        Ben yeni evli sayılırım. Tüm sorumluluklarına, zorluklarına rağmen evliliği herkese tavsiye ediyorum. Niyetinizi halis tutun, bol bol dua edin, karşınızdakini tanımaya ve kesinlikle o kişi için referans almaya bakın. Güzel bir evlilik dünyadaki cennet demek.

        • Yasin dedi ki:

          esma hanım,
          Sanırım siz çok iyi niyetli bir insansınız ve herkesi kendiniz gibi görüyorsunuz,
          her toplumun iyisi ve kötüsü vardır kadınlar da insandır ve şeytana uyar.

          Doğrudur, kesici delici aletlerle ve silahla Kocasını öldüren kadınlar var.
          Yani; Kocasını dövmeyenler vicdanlı olduklarından değil de, gücü yetmediği için dövmüyor demektir.

          Başkalarını bilmem, kendim için konuşayım;
          Ben güzellik ve mal dışında başka özellikleri aradım, dini bakımdan mutakiym olduğuna kanaat getirerek görücü usulü (kaynana hesap edilmeden) referans alarak evlendim.
          Nasip, kısmet, kader.
          Zamanla gerçekler anlaşılıyor.
          Yanlış seçim konusunda haklı olabilirsiniz ama kaderden kaçılamıyor.
          Emin olun evlenirken niyetim son derece halisti, aklımda hiç bir şüphe yoktu ve sürekli dua ediyordum.

          Adam merhametli ise çocuğun sorumluluğunun bilincindeyse kapana girmiştir artık.
          Kocasından zarar gelmeyeceğini anladığı noktada işler daha da kötüleşiyor.
          Psikopat birine denk gelirse yapamaz bunları, canından korkar.
          Sabır sabır sabır, yetmiyor.
          Siz sabrettikçe üzerinize daha çok gelir, nasıl olsa kaybedeceği hiç bir şey yok, toplumda genel kanaat kadınlardan yana, kanunlar kadınlardan yana, boşanma durumunda velayet anneye veriliyor, çocuğu aldıktan sonra koz olarak kullanıp erkeği kuklaya çevirecek.

          Sırf boşanmak için evlenenler de var ama matluba ulaşmak için illaki boşanmak gerekmez,
          Sırf Kocasını hizaya sokmak için bu yola başvuranlar da var.
          “Evi üstüme yap, adıma sigorta yatır, her ay bana şu kadar para, babam-dayım-kardeşim borçlu sen de biraz yardım et, yazlık al, beni tatile gönder.”
          Gücünüze göre aklına ne gelirse. İstediği her ne ise, elde edemediği noktada sorunlar başlar.

          Ben de bu tür insanları çok fazla olduğunu düşünmüyorum, dereceleri var.
          En iyiden en kötüye kadar insanların dereceleri var.
          Kanunlar kötülüğü kolaylaştırdıkça kötülük artar.

          Sorumluluk hissettiğimden dolayı bunları yazıyorum, kötüye doğru bir gidiş var, birilerinin ses çıkarması lazım. Sadece kendimi düşünsem “zaten başıma gelen gelmiş diğerlerinden bana ne” derim.
          Bu durumda “emri bilmaruf nehyi ânil münker” emri ne olacak? (enayilik deyin isterseniz, evet enayi sayılırım)

          Ben ve bu sitede yorum yapan, çabalayan herkes üstüne düşeni yapma çabasında olmasa uğraşmazdı.
          Aslında bir şey değişmese de benim umurumda olmaz, en azından üstüme düşen bir söz varsa ben söylemiş oldum. Bu sebeple birilerini evlilikten soğutmuş oluyorsak gerçek bu, evlenirken bunları göze alarak evlensin herkes.
          Vicdani hassasiyetlerimiz olmasa, bu kanunlar bizi etkilemezdi, keyfimize göre takılır gönül eğlendirirdik.
          (cümlelerimdeki kopukluk yazıyı kısaltma çabasındandır, idare edin)
          Allah yuvanızdan huzur ve bereketi eksik etmesin.

          • esmasultan dedi ki:

            Güzel duanız için teşekkür ederim. Allah herkesin yuvasını daim kılsın ve bereketli eylesin, yuvalarımız gönlümüzün huzur bulduğu cennet köşeleri olsun.

            Hüsnü zan esastır bana göre orada haklısınız. Bazen bu durumdan dolayı mağdur edilmeye çalışılsam da hiç pişman değilim. Hüsnü zandan dolayı Rabbim nice belalı insandan korumuştur beni.

            Evlenmeden önce evlilikten çok korkuyordum. Kadınlar arasında koca kahrı diye bir şey anlatılır. Neler neler anlatırlı. Kaynana, elti ,görümce cadıdır ne yapsan yaranamazsın. Koca desen zebanidir çok yüz vermeyeceksin. Cinsellik desen kocayı memnun etmek için katlanılan işkence. Bunları biz zavallı genç kızlara işlemeye çalıştı birileri. Çok az insan bahsetti evliliğin güzelliklerinden. Evliliğin tek meyvesi tek güzelliği çocukmuş gibi gösterildi.

            Ama ben kendi adıma okuyarak, güzel insanların yanında bulunarak bu tür önyargılardan kurtulmaya çalıştım. Eşimi tanımaya çalışıp onu olduğu gibi kabul etmekle başladım işe. Çok dua ettim. İyi ki de öyle yapmışım. Benim de evlenirken maddi çok sıkıntım oldu, benim de kayınvalidemin olumsuz davranışları oldu. Kayınvalidemlerin bana taktığı bileziklerin bile borcunu biz ödüyoruz şimdi. Milyarlarca lira borçlandırıldım farkına varmadan. Eşimin bir çok olumsuz yanıyla yüzyüze geldim. Başka zaman başka şartlar olsa kabullenemeyeceğim ya da çok tepki vereceğim şeyler de yaşadım. Ben bunların karşısında birilerine düşman olmak yerine sabır dedim ne eşimi ne onun ailesini üzdüm. En önemlisi dır dır etmedim. Kazanan kim oldu dersiniz.

            Bunları kendimi övmek için anlatmıyorum. Evlilikte olumsuz şeyler de yaşanabilir. Her zaman bal kaymak olamıyorsunuz. Bunda bir hikmet bir güzellik var. Barışmak, eşinin gönlünü almak için uğraşmak, bir daha kalbini kırmayayım diye daha dikkatli konuşmak bile ayrı bir güzellik. İnsanı olgunlaştıran şeyler bunlar. Fedakar olmayı bilmeyen evlenmemeli.

            Anne babamız bize süper mi davrandı hiç kızmadı hiç haksızlık yapmadı mı. Eşimizin ailesini de öyle düşünürsek olaylara bakış açımız değşiyor. İnsana küsmek kolay, kalp kırmak kolay. Önemli olan geçmişte bırakıp herşeyi affedici olmak, hoşgörülü olmak.

            Kolay yolu herkes seçer, önemli olan zor olana talip olup zor yolun en güzel nimetlerinden faydalanmak. Ne olur en ufak olumsuzlukta boşanma gibi son tercih olacak yollara girmeyin.

            Allah herkesi doğru insan yapsın ve doğru insanlarla karşılaştırsın

  5. zeynep dedi ki:

    yazı+yorumların hepsını okudum.beyleri epey dertli gördüm.öncelikle evlenirken nelere dikkat ettiklerini kendileri sorgulasınlar bakalım..güzellik, şan, itibar, evleniceği bayanın çalışıyo olması ve evlendıkten sonrada çalışmayı istemesi gibi detaylarla aradığını bulanların sonu işte bu şekilde hazin olur..kimse kusura bakmasın ama bayan veya erkek evlenirken birazda dini yaşayıp yaşamadığını sorgularsa helali haramı ayırd ediyormu bunlara cevap arayıp doğru insanla evliliğe adım atıldığında daha huzurlu olunacağına inanıyorum..osmanlı zamanında padişahların kızlarını ve oğullarını dini açıdan iyi eğitimli güzel ahlaklı hangisi ise o kişiyle evlendirirlerdi..bilmem kimin güzel ve zengin kızı ve yakışıklı ünlü ailenin oğlu değil..

    yasin bey eşinin 2,500 tl kendininde 2000 tl maaş aldığını yazmıştı..aslında bu rakamlar söz hakkının kimde olduğunu çok iyi gösteriyor..sema hanımın birçok yazısında yazdığı gibi bayanlar çalışmaya başladığından itibaren aile içi dengeler bozuldu malesef..ama bayanların çalışmaya başlaması ise evlenipte sorumluluklarını yerine getirmeyen boşgezen her işi eşinin üzerine yükleyen erkek ama adam olamayanlar yüzündendir..

    istisnaların kaideleri bozmadığı gibi çoğu sıkıntılarımızın bizim kendi günahlarımız yüzünden bize imtihan olarak verildiğini bilmeliyiz..herkim islami yaşam çizgisinden uzaklaşırsa birçok dertle sıkıntıyla karşı karşıya kalır..

    lütfen evli olan erkekler evlenicek olan erkekler eşlerinizi çalıştırmayın!!!!! evliliklerde birçok sıkıntının temel nedeni budur…ayağı yere basan kadın çoğu zaman söz hakkının kendinde olduğunu düşünür ve en küçük sıkıntıda ben geçimimi temin ettikten sonra neden senin derdini çekiyim düşüncesi ile soluğu mahkemede alır..

    tv izlemek yerine peygamberin hayatını okuyup örnekleriyle yaşayıp mutlu olmak varken neden bu stres sıkıtnı kin düşmanlık içinde yaşamak..Rabbim elbet imtihan eder bizleri ama bizim günahlarımızdan dolayı olmasın bu inşallah..

    • Yasin dedi ki:

      Zeynep hanım,

      Bu insani hassasiyetini için çok teşekkür ederim. Bir yanlış anlaşılmayı düzeltmem gerikiyor.
      Benim aşağıda yazdığım üç yoruma dikkat ederseniz, alt kısmında ALINTI yapıldığına dair bilgi vermiştim.
      Yani 2.000 TL maaş almıyorum bu bir forum sitesinden yaptığım alıntı,

      Ayrıca;
      Emin olun ki; Yaşadığım sıkıntılar, islami hayattan uzaklaşmamdan kaynaklanmıyor.
      Toplumsal kuralların islamdan uzaklaşması bu sıkıntılara sebep oluyor. Kültür emperyalizmi; kadınların ailelerine, eşlerine hatta kendilerine bile asileşmesi, çocuklarından önce kendi nefislerini öne almaları bunların sonucudur.

      Sıkıntılarımız günahlarımızın sonucu mu?
      Eyüp (a.s.), Lut(a.s.), Nuh (a.s.), İbrahim(a.s.) ve hatta Peygamberimiz (s.a.v.) eşlerinden dolayı üzülmediler mi? Ahzab süresinde müminlerin annesi olan peygamberin hanımlarına açık bir uyarı yok mu?

      Hamdolsun ömrüm boyunca günahlardan kaçındım, kastederek hiç kimseye zararım dokunmadı, hatalarım kusurlarım mutlaka olmuştur, ama asla hiç kimseye şiddet uygulamadım, küfür etmedim.
      “günahkarlara bu sıkıntılar dokunur” derseniz, buna itirazım var, Nice günahkarların, şarhoşların, kumarbazların, zinakarın hanımları melek gibi. “Ben ne yaptım ki buna mustehak oldum?” derim o zaman.

      Tevbe Süresi :
      50. Sana bir iyilik gelirse, bu onları üzer. Eğer başına bir musîbet gelirse, “Biz tedbirimizi önceden almıştık” derler ve sevinerek dönüp giderler.
      51. De ki: “Bizim başımıza ancak, Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O bizim yardımcımızdır. Öyleyse mü’minler, yalnız Allah’a güvensinler.”

      Herkesin sıkıntısı farklıdır, imtihanı farklıdır, (İnsanlar, “İnandık” demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler. Ankebut 2) bu da benim imtihanım, isyan noktasında asla olmadım.

  6. habibe dedi ki:

    zor durumdalar kabul ediyorum ama o kadar da değil..

    • Yasin dedi ki:

      Bildiğini gibi değil “Az bile söylüyor,”

      Sizce art niyetli bir Kadının eline düşen Erkek ne yapabilir?

      1- Dövemez (Tasvip etmiyorum, karşıyım, ayrıca suç)
      2- Hakaret edemez (Tarzım değil, ayrıca suç)
      3- Kuma getiremez (düşünülebilir 🙂 ama çözüm değil, ikisi aynı kafada olursa yandınız)
      4- Boşayamaz 🙁 (Avukat masrafları, Adliyelerde sürünme, Nafaka, Tazminat, Velayet, nafakanın arttırılması talepleri, Toplumsal baskı)

    • Yasin dedi ki:

      Kadın Dernekleri bunu istiyor :

      Boşanma, hakaret ve terk eden eş

      Merhaba,
      Müsaadenizle öncelikle olayı anlatmak istiyorum. Eşimle 2 yıllık evliliğimizin sonunda, bir çocuğumuz oldu. Doğumun ilk haftasında, karımın annemi 2 kez azarlaması, sorunu çözmek istememe rağmen anneme karşı olumsuz tavır takınması, karımın eski komşu ve akrabalarından evime gelen misafirlerden bihaber olmam, doğrudan eşimin benimle diyalog kurmaması ve babasını aracı kullanması gibi nedenlerden ötürü bir gece eve gitmedim (o gece de dahil olmak üzere eşimin ailesi yaklaşık 2-3 aydır eşimle ilgilenmek için evimdeydi). Ertesi gün annem ve babamla evime gittiğimde, eşim değil, ailesi evliliğin bittiğini söylediler. Üstüne gelen abisi, “bundan sonra kardeşimi değil beni arayacaksın, muhattabın benim” diyerek tehditvari konuştu ve hoş olmayan sözler işiterek kendi evimden (kiralık dairedir) ben, annem ve babam kovulduk. Birkaç gün sonra evime gittiğimde, eşimin, çocuğumuzu ve ziynet eşyalarını alarak gitmiş olduğunu gördüm. Bugün artık ben de evliliğimi sürdürmek istemiyorum. Her şeye rağmen bir çocuğumuz var. Olayın daha da yıpratıcı olmasına müsaade etmeden, yukarıdaki detayları da boşanma davası için kayıt altına almak istiyorum. Evde düğünden önce onun tarafından alınan (mobilya vb) eşyaları almasını ve anlaşmalı boşanmak istediğimi eşime bildirmek istiyorum. Evi terk eden eşime ihtar çekmeyi düşündüm, ama bu durumda geri dönerse affetmiş sayılabileceğimi öğrendim. Ama eşimin beni ve ailemi küçük düşürmesinden sonra evliliğimi devam ettirmek istemiyorum. Ne yapabilirim? Ben 2 bin, eşim 2 bin 500 lira maaş alıyor. Çocuğum başımın tacı, ama eşim için sizce nafaka öder miyim? Lütfen bildiklerinizi esirgemeyin.
      Teşekkürler, saygılar.

      (Bir hukuk sitesinden kopyaladığım yazı, araştırısanız buna benzer çok olay var, sürekli erkeklerin yaptıkları öne sürülüyor, erkekler şikayet etmiyor diye bu sıkıntılarından kimse haberdar olmuyor)

      alıntı yaptığım site- site : http://www.hukuki.net/showthread.php?95121-Bo%FEanma-hakaret-ve-terk-eden-e%FE

      • Yasin dedi ki:

        Ben şahsen 4 yaşındaki çocuğumu lehime mahkeme kararı olmasına rağmen 3 senedir göremiyorum. Annesi çocuğu sürekli kacırıyor. Hukuki yollara müracat etmemin hiçbir faydası olmadı ! şimdi üstüne üstün Velayet annede olduğu takdirde çocuğun soyadını değiştirebiliyor ! Bu ülkede babalar herhalde potansiyel suçlu olarak görülüyor. Bu konuya malesef hiç kimse (AVUKATLAR) somut yardımcı olabilecek bir cevap veremedi ! İcra diyorlar… bütün bu yolları denedim hiçbir faydası olmadı ! Moralinizi bozmak istemezdim, ancak bu benim teçrübem. Bu davayı kesinlikle AİHM ye taşıyacağım !

        (Aynı siteden yaptığım ikinci alıntı – çocukla kişisel ilişki kurulması mahkeme kararı kesin olmasına rağmen engelleniyor ve baba birşey yapamıyor)

        http://www.hukuki.net/showthread.php?94651-2-ya%FE%FDna-kadar-Gecici-velayet-ve-Cocuk-icra

      • Yasin dedi ki:

        48 gündür TV programlarını meşgul eden ve tüm Türkiye’yi ayağa kaldıran küçük Muhammet’in hikayesi şok edici bir sonla bitti. Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 14 Nisan’da ailesi tarafından kaybolduğu bildirilen küçük Muhammet’i annesi ve sevgilisinin döverek öldürdüğü belirlendi. 28-05-2009

        3. Alıntı : http://www.hukuki.net/showthread.php?45240-%C7ocuk-olmak-Ne-kadar-ZORMU%DE-me%F0ersem!

        Alın işte, Bu da bir anne(?)
        Mevcut Hukuk sistemine göre “çocuk anne bakımve şefkatine muhtaçtır” gerekçesiyle uygulamada 7 yaşına kadar daima anneye veriliyor.
        Haliyle art niyet taşıyan kadınlar bu durumu suistimal etmekten çekinmiyor, ayrıca; çocuğun velayeti annede kalınca yoksunluk nafakasıyla beraber iştirak nafakası alıyor. Velayet ek para demek kullanmaz mı?

      • Yasin dedi ki:

        Okudukça buraya ekleyebileceğim o kadar çok örnek var ki;
        Kadınların ve Kanunların bu kadar psikolojik işkencesi altında kalmasına rağmen erkeklerin soğuk kanlılığını koruyabilmesi aslında herşeyi çok güzel özetliyor.

        Erkeklerin sesi çıkmıyor, sıkıntılarını dile getirmiyor.
        Hukuk forum sitelerini gözden geçirin, kadınların yoğunlaştığı nokta “Nafaka” (kendileri çalışsalar bile). Erkeklerin sıkıntıları çoğunlukla velayete dair (yüklü tazminat ve artan nafaka talepleri peşinden geliyor).

        Yazık!…
        Boşanmalar artarken Meclisimiz ve Aile Bakanımız Aile içi diyaloğa önem vereceğine Amazon kanunları benimsedi.

        Aile yapımız çökertiliyor. Hem de kadınları koruma maskesiyle…

        • desperate dedi ki:

          Hiç denmesin hakimler bayandan yanadır diye
          Yalanlarıyla kendisini benim gibi göstererek onunla evlenmemi sağladı
          Sadakatsizliğe uğradım (öpüşürkenki sarmas dolaş resimlerini buldum/eski resim dedi)
          Dövüldüm.Ailesinden birisinin kızımızı dövme diye kendi yazdığı notu sundum mahkemeye
          yeni evli ve hamileyken terkedildim( bir bayanla yeniden muhabbet etmek istediğinin, ban da esyalarımı topla dediği mailleri sundum)
          Gittiğinde elk su doğalgaz telefon kapattırdı aç bıraktı hamile halimle çok zorlandım korktum üşüyüp hasta oldum kimseyi tanımadığımdan basıma bişi gelse kimseye de ulaşamayacaktım bebek ve benim sağlığım tehlikedeydi
          Evsahibiyle görüşerek beni evden çıkrttırdı
          Nafakalarımı hiç yatırtmadı
          Stilist olmamı engelledi
          Üniversite mezunu olmamı engelledi kayıtlarımı yaptırtmadı
          Çocuğumla peşine düştüğümde arama sorma bitti git evlen diye baskılar yaptı/ baska sehirde bulduğumda o şehri terketti
          Sürekli sen borç al sana para göndericem der sıkıntımı atlatmamı sağlar beni borç batağına sapladı
          Çocuğunu 3kez gördü ilgilenmez aramaz sormaz nafakasını yatırmaz umursamaz
          Mahkemeyi kandırmaya çalıştı tüm belgelerini 5 ay uyumayıp çürüttüm
          Halilelik loğusalık psikolojisiyle maddi manevi her türlü şiddetlerine maruz kaldım sonucunda kanser oldum.tedavimi olmam gerektiğinde yine nafakalrımızı ödmedi banane seden deyip durdu ıspatladım mesajını. boşandığımızda ssk sndan faydalanıp kanser tedavim aksayacaktı
          Sürekli aşağılar hakaretler küfürler eder . maiillerini sundum
          şahitler dinlettim
          resmi yolla yapılan arastırmalarda durumum ortadaydı
          hakim artık karar verelim dediğinde işten çıktı
          askere gideceğini beyan etti ki bize askere gittiğini söylemişti gitmemiş
          tamkarar asamasında işten çıktı aileme bakıyorum param yok benim dedi

          KARAR VERİLDİ

          TÜM BUNLARA RAĞMEN

          velayet bende ama birsürü ona görüş konuldu
          nafakamızı düşürdü
          tazmnat talebimizi reddetti
          ve BOŞADI

          adalet bu mudur şimdi ? ressmen ortada bıraktılar bizi elbirliği ile..
          ??

          Yasin Bey bu örneği koymayı unutmuşsunuz, sizin örnek gösterdiğiniz siteden.

          • Yasin dedi ki:

            Erkelerin tümden iyi olduğunu iddia eden mi oldu?
            “Yargının kadınlardan taraf olduğu” gün gibi aşikar değil mi?
            Gösterdiğiniz olayda karşılıklı kusur bulunduğu için böyle bir sonuç çıkmış olamaz mı?

            Tekrar söylüyorum,
            “Biz İmtiyaz değil, ADALET istiyoruz.”

          • desperate dedi ki:

            Sizin örnek olarak gösterdiğiniz olaylarda karşılıklı kusur olamaz mı? Kadınlar neler çekti, neler yaşadı kı bu kadar hınçla doldu?
            Kusura bakmayın imtiyazı zaten doğruduğunuz günden beri alıyorsunuz, isteseniz şaşmayız zaten. Kadına 5 kuruş nafaka veriyoruz diye nerdeyse dünyayı ayağa kaldıracaksınız.

          • Yasin dedi ki:

            Elbette karşılıklı kusur olabilir. İtirazım “kusur var” diye kesilen tazminat ve nafakalara değil ki.
            Peşinen kusur aranmaksızın verilen imtiyazlara karşıyım.
            Ömür boyu süren imtiyazlara karşıyım.
            En çok da “Velayetin Peşien anneye verilmesine” karşıyım.

            Anladığım kadarıyla “Hınçla” doldu derken; Kadınların intikam duygularıyla, erkekleri süründürdüğünü söylüyorsunuz. Peki neden erkek bu duygularla birşeyler yapmıyor?

            Erkeklerin doğuştan imtiyazlı olduğunu nerden çıkardınız? Sizin ailenizde erkeğe öncelik veriliyorduysa, bunda benim günahım ne?
            Neden başkalarının günahını benden soruyorsunuz?

            5 kuruş verdik diye dünyayı ayağa kaldırıyor muşuz…
            Dünyada Erkekler adına yapılan ne var ki dünyanın ayağa kaldırıldığını söylüyorsunuz?

            Evet, İtiraz ediyoruz ama kıyameti koparmıyoruz kadınlar gibi.
            Özellikle velayet konularında canımız yanıyor. Hangi vicdan kabulllenir bu durumu?

            Umarım haksızlığı vurgularken kullandığım uslubu, kendi kişiliğinize yönelik bir tersleme olarak algılamazsınız, Gerçekten Neler yaşadığımızı bilemezsiniz.

          • desperate dedi ki:

            Benim ailem de her Türk ailesi gibi kendilerine göre ayrımcılık olmasa da erkek çocuklarına daha çok hak ve özgürlük verdiler, erkek kardeşime ya da anneme babama bakarsan ortada öyle birşey yok. Bu genel bir algı, sadece benim başıma gelmiş birşey değil, 3-4 tane kızı olan mutlaka bir oğlu olsun ister ama 3-4 tane oğlu olan kız istiyorum dese de aslında içten içe gurur duyar bu durumdan ünlülere bakın 3 oğlum var diye övünen, okumuş etmiş ailelere bakın oğlu olmadı diye üzülen. Erkek olmak her zaman bir avantaj bu ülkede, kimse tersini iddia edemez.
            Olayı kişiselleştirmeye gerek yok, siz bir siteden birkaç örnek verdiniz erkeklerin mağdur olduğu, ben de başka bir örnek gösterdim gözünüzden kaçmış olabilir diye, kimin haklı kimin haksız olduğunu, kusurun kimde olduğunu Allah bilir, ne siz ne ben.

        • Yasin dedi ki:

          Benim ailem de ise kızlar her zaman korunurdu, kızların kalbi yumuşaktır üzmeyin onları diye, bunu açıkça söylerlerdi kadına pozitif ayrımcılık ile büyüdük yani.

          Erkek çocuk neden tercih edilir? Bu böyleyse bile suç mu? Suç olsa bile Erkeleri mi yoksa erkek çocuk isteyenleri mi cezalandıracaksınız? Erkek olarak doğmuş olmak suç mu?

          “Erkek olmak her zaman bir avantaj bu ülkede, kimse tersini iddia edemez.” diyorsunuz…
          Ben aksini iddia ve ispat ediyorum. Bu kadar yazıyı keyf olsun diye yazmıyor kimse bu siteye erkekler dertli. Erkek olmanın hiç bir avantajını yaşamadım.

          Kusuru ben kadınlara yüklemiyorum, bunu sürekli böyle algılamanızı istemiyorum, Kusur kanunlarda, ayrım yapılmasında,
          YARGIDA PEŞİNEN TARAF TUTULURSA ORADA ADALET YOKTUR.

  7. Tugcee dedi ki:

    Bir bayan olarak kadınların en büyük sorununun sabırsızlık ve doyumsuzluk olduğunu düşünüyorum. Fakat erkekler de (bilmiyorum artık neyden veya kimden kaynaklı) herşeyin sahibiymiş gibi, külhanbeyiymiş gibi dolaşırlar,sokakta da evde de.Onların sevdiği şeyi seveceksin, onların istediğini giyeceksin, onların düşüncelerini destekleyeceksin.Çoğu etraflarındaki kadınlara söz hakkı bile tanımazlar.Babalar iyi bilir bu konuları…Ben de buraya çok ayet yazarım ama önce özeleştiri yapmaktan yanayım.Her insan malesef herşeyi çok iyi bildiğini sanır, herkes usta,herkes hocadır sorsan.

    Saygıyı tanımadıklarımıza gösteririz bir tek, evimize ailemiz fertlerine değil.Eşimize çoluk çocuğumuza değil.Arkadaşlarımızın çocuklarıyla diyalogumuz daha iyidir,onlara fikirlerini sorar dinleriz,ama iş kendi çocuğumuza gelince saygısızca düşüncesizce davranırız,çünkü onun babasıyız ya onun ayrı kişiliği yok,fikirleri yok,o zaten ben demek! Hele sokaktaki kadına karşı tam bir beyefendiyizdir, ama iş kendi karısına gelince o ceptedir, o zaten karısıdır ne gerek var empatiymiş,hoşgörüymüş.peehh kim uğraşıcak,,ama diğerine uğraşmaya değer,çünkü daha alacaklar var onda..Yaa işte böledir çoğusuna göre Türkiye de erkek olmak.Dışarda prens, evde canavardır erkeklerin çoğu.

    Tabi Allah korkusu olanları tenzih etmek lazım.İş zaten imanlı olabilmekte;hoşgörü de,saygı da,sabır da,sadakat de o zaman geliyo.Yoksa insanın koyduğu kurallarla emirlerle olmuyo bu iş.Bu arada sevdiğinin yanında kedi olan, sonra başka erkeklere meyledip egosunu tatmin eden,yanında karısı olan erkek görünce tilki gibi gocunan kadınları da biliyoruz.Ben konu erkek diye oraya agırlık verdim:) NOT: Feminist değilim ama gerçekçiyim..Annesi babası ılkokulda ayrılan 25 yaşında biriyim.Yazdıklarım da babama itafen yazılmıştır:)Ama ne kadar huysuz da olsa o benim babam dünyalara değişmem onu çok seviyorum,bütün erkeklerden çok:) Saygılar…

    • Celalettin KÜÇÜK dedi ki:

      Saygıdeğer Kardeşim tugcee

      Erkeklerin yukarıda saymış olduğunuz tipik hareketleri yazımda da belirttiğim üzere babalarımız tarafında genlerimize kodlanmış ama annelerimiz tarafından bastırılmış erkekliğin bilinçaltı dışa vurumudur. eşler üzerinde söz geçirmeye çalışmaları ise sahiplenme duygusu olup yaradılış gerçeklerinden birisidir.

      şahsi kanaatim üzerine evliliklerin ve ailenin korunmasında önemli olduğuna inandığım 6S, 2T ve 1G kuralı diye adlandırdığım bir formülüm mevcut bunlar

      6S = SEVGİ, SAYGI, SABIR, SADAKAT, SORUMLULUK, SAĞLIKLI CİNSEL YAŞAM ( KARI – KOCA ORTAK UYGULAMALI )
      2T= TESLİMİYET, TAMAHKAR ( AÇGÖZLÜ)’ LIKTAN UZAKLAŞMAK ( ISRARLA KADININ UYGULAMALI )
      1G= GÜVEN (EŞLER AİLELER VE ÇOCUKLARIN UYGULAMALARI )

      ( İNŞAALLAH BU MADDELERİ ALLAH EMANETİNİ ALMAZSA DİĞER YAZILARIMDA AÇIKLAYACAĞIM)

      Bu formül maddeleri ve özeleştirilerinizde de anlaşılacağı üzere kadınlarımızın en büyük problemleri ve aile içindeki anlaşamamazlıklar sabırsızlık ve tamahkarlıktan meydana gelmekte olup problemleri çözmeye çalışmak yerine erkeğin aile reisliği statüsüne “yuvayı dişi kuş yapar” deyimini gerekçe göstererek darbe teşebbüsünden kaynaklanmakta. kadınlarımızdaki bu tutum teslimiyete dönüşmediği müddetce bu iç savaş devam eder.

      Umarım sen ve senin yaşadıklarını yaşayan kardeşlerim yaşananlardan ders alır yaşamınıza “başkalarının deneyimlerini yaşayarak tasdik etmek kadar büyük bir aptallık yoktur.” ifadesi gereği tecrübeyle sabittir şerhi düşmezler.

      Bu arada dinimiz islamın doğuşunu düşünün ve tek başına efendimiz ( S.A.V.) sarfettiği çabayı düşünerek dünyayı nasıl değiştirebileceğinizi hayal edin. Çünkü eğitim ailede başlar ve en güzel öğretmen annelerdir.
      SAYGILARIMLA

      • zeynep liva dedi ki:

        *****İNŞAALLAH BU MADDELERİ ALLAH EMANETİNİ ALMAZSA DİĞER YAZILARIMDA AÇIKLAYACAĞIM..

        Bekliyoruz :)vesselam..

  8. Munferid dedi ki:

    selamun aleyküm hocam kaleminize sağlık yorumunuzda çekindiğinizi söylemişsiniz biz zaten böyle çekinerek hayat sürer isek bir yere varamayız siz çekinmeyin lütfen ağır sözler belki bizi biraz silkelerde kendimize geliriz diğer yazılarınızı bekliyoruz ALLAHA emanet olun

  9. Makhay62 dedi ki:

    Evet dostum aynen dediğin gibi. Bu yasa tamam kadınları korusunve gercekten korunmaya ihtiyacı olan kadınlarda var ama bu kanunu kullanan kadınlar gercekten erkeklerinde korunmaya ihtiyacı olması gereğini çıkaracak..

  10. yüce dedi ki:

    kardeşim ağzına sağlık. birde bakana şöyle desek olur bence :
    Çıkacak yasa eksik ” kadınların heykellerini yaptırıp onlara tapınmak ” maddesini de eklesinler

  11. Sercan dedi ki:

    Türkiye’de Erkek olmak; Diyalizde terkedildikten sonra ardından icralarla, tazminatlarla boğuşmak ve eş ve eşleri kek olarak gören avukatlar tarafından söğüşlenmektir.
    Türkiye’de Erkek olmak Yerel mahkamenin lehte verdiği kararın yargıtayda bozulup inanılmaz tazminatlara mahkum edilmektir.
    Türkiye’de Erkek olmak ; yaşam mücadelesi verir ve aylarca hastanede yatarken keyf içerisinde yüzen kendiside öğretmen olan bir eş için nafaka ödemek tazminat ödemektir.
    Türkiye’de Erkek olmak; artık bir daha evlenmemektir. Hele ki böyle bir bakan varken.

  12. Hatice dedi ki:

    Celalettin KÜÇÜK Beyefendi’ye teşekkür ediyor ve kalemine güç diliyorum…

    Yazıya çoğunlukla katılmakla beraber, Türkiye’de ve dünyanın neresinde olur ise olsun kadın ya da erkek olmak değil, böylesi kutsal bir kuruma adım atmadan önce gençliğin öncelik ve önemsediklerini defaatle hassas terazileri ile tartmaları gerek düşüncesindeyim…

    “Ve Onların Kalplerini birbirine O (c.c) ısındırdı.” Enfâl 63 ayet-i’nin tüm çiftlerde tecelli etmesi dileği ile…

  13. Abdülkadir dedi ki:

    Allah razı olsun.Ben yazsam kendimi bu kadar ifade edemem.Yazdıklarınızın çoğunu yaşadım-yaşıyorum boşanamadık 2 yıldır dava devam ediyor memurum ikinci iş hatta 3üçüncü iş yapıyordum çucuklarımı özel okula gönderdim 2 doktor adayı çocuk sonuç bana aileme hakarette sınır tanımayan çucuklar nafaka öde tazminat talepleri 120000 bir ton iftira aşağılanma sadece kendimden ve insanlığımdan utanıp içe kapanmak 22 yıllık evliliğin sonucu

  14. Ya Huu dedi ki:

    Allah Yardımcınız olsun. Sabredeceğiz , Sabretmeliyiz. Allah Sabredenlerle beraberdir. Sizin yaşadıklarınızın bir kısmını ben de yaşadım. ve 4 senedir boşanma aşamasındayım. hala boşanamadım. ben bir memurum. 40 bin maddi 40 bin manevi tazminat istiyorlar.3,5 senedir çocuğumu göstermediler. her defasında ellerim boş döndüm. çocuğu neden kullanıyor bu kadınlar. Allah aşkına neden böyle yapıyorlar. çocuğun arkasına sığınıyorlar. nafaka veriyorum. yetmiyormuş gibihemen ardından bir de nafaka artırım davası açtılar. 3 Senelik evlilik hayatımda bana ne acılar yaşatan kadına nafaka ödüyorum. öz çocuğuma bile 18 yaşına kadar nafaka ödüyorsun. ama sana mutluluğu çok gören bir vicdansıza ömür boyu nafaka ödemek zorundasın. avukatlara yığınla para ödüyorum. 4 senedir evlilik hayatım yok. kanunumuz bu şekilde boşamayınca aileyi koruduk sanıyorlar. ama kin düşmanlık ve ayrılığı iyice körüklüyorlar. herkesin bir aile kurmaya ihtiyacı var. erkeği neden insan yerine koymuyorlar. Her musibeti erkeğe reva görüyorlar. bu kanunlara ve bu sisteme hakkımı helal etmiyorum. evlenenlerin %50 si boşanıyor. yani iki çocuğunuz varsa birinin boşanma ihtimali var. peki boşanmayanlar balım gülüm mü geçiniyorlar. Hayır onlarında en az yarısı ittire kaktıra harala gürele evlilikleri var. bu kanun bu haliyle çıkarsa onlarda boşanacaklar. veya boşanamayacaklar. boşanmak isteyen erkeği yine bloke edecekler. boşanamazsın. nafaka öde, maddi manevi tazminat öde, çocuğu gösterme , babaya çocuğu düsman et, hapse at, mahalleye yaklaştırma, erkek hayvandır nasılsa. onun çocuga ihtiyacı yok. onun tekrar yuva kurmaya ihtiyacı yok. onun paraya pula ihtiyacı yok. hepsini kendisine mutluluk yüzü göstermeyen cani karısına versin. hem de ömür boyu. yeter artık. yeter. Allah sonumuzu Hayır eylesin.

    • HALİDİ dedi ki:

      Celaleddin beyin uslubu ve yazdıkları beni etkiledi.Tebrik ediyorum.Acaba başka yazıları var mı, yada kendisiyle iletişim kurmamız mumkün mü? Teşekkürler.

      • HALİDİ dedi ki:

        Ben bir soru sormuştum ama cevap alamadım.Celaletin beyin başka yazıları varmı ve iletişim adresi.Teşekkürler.

        • semamarasli dedi ki:

          Halidi bey, isteğinizi Celalettin beyefendiye ilettik. Onun cevabını bekliyoruz. selamlar…

        • Celalettin KÜÇÜK dedi ki:

          Sevgili kardeşim öncelikle tüm yorum yazan arkadaşlara ve size teşekkür ederim.

          Bu yazımdan önce yayınlanmış yazılarım yok. Yalnız 7 yıldır yazmaya çalışıp yayınlamaya çekindiğim denemelerim var.

          Çekinmemin sebebi ise biraz üslubumun ağırlığı.

          ilgilerinizden dolayı teşşekkür ederim.

          • zeynep liva dedi ki:

            Celalettin KÜÇÜK bey doğruları konuşunca uslubunuzun ağır olduğunu söyleyebilirler ve siz de bu yüzden böyle düşünebilrisiniz.ama Bence yazmalara devam:).yazılarınızı bekliyoruz:)Allah yardımcınız olsun.

  15. ömer dedi ki:

    Haddi aşanlar asla iflah bulamazlar. Kadın-erkek farketmez.Her iki cins de hak ve sorumluluklarını bilmesi gerekir.Demoklesin kılıcı gibi erkeklerin tepesine çıkarak bir yere varılabileceğine inamıyorum.Rasülüllahdaki aile bilinç ve sorumluluğu (istisnalar kaideyi bozmaz) kaç ailede var.Mütedeyyin dediğimiz ailer de bile menfaat bitince maalesef şirazeden çıkıyor.Erkek ya da kadın farketmiyor.Maddi durumlar iyi iken herhangi bir problem yok.Ama mazallah ekonomik sıkıntıya düşünce sevgi de bitiyor,aşk da bitiyor,güven de bitiyor.Aile darmadağın oluyor.Zulüm gören kadınlar mutlaka var.Gerçekten sorumlılığunu bilmeyen sürekli ihmal edilen erkekler için zor.Bu yasa ile dah da zorlaşacak gibi.İnsanları eğitemezseniz,yasalarla bir yere varmak mümkün değildir.Huzuru Kur’an ve Sünnette aramalıyız.Dua ve selam ile…

  16. yasin dedi ki:

    Bir hadis-i şerifte der ki “Nasılsanız, öyle yönetilirsiniz.” Bu yönetim biçimi, bu yöneticiler, bu kanun koyucular bize müstehak olmasa, bu kişiler de seçilmez, yönetici olarak bir yerlere gelmezlerdi, bu kanunlar da koyulmazdı/koyulmaya çalışılmazdı. Eksikliklerimizi görmeden, kendi muhasebemizi yapmadan, kişiliğimizi düzeltmeden, yöneticilerimizi/kanunlarımızı değiştiremeyiz. Yani bunu ben demiyorum, benim hadisten anladığım bu. Bakara suresi 216ıncı ayette de buyuruluyor ki: “Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz.” Belki de çok canlar yanacak ama sonunda güzel şeylerin olması için bu gerekiyor. Ne demeli.

  17. Süheyla dedi ki:

    Celalettin Beyin yaşadıkları gerçekten acı bir durum ve ağır bir imtihan.Özellikle şu paragraftaki sözlerinde çok haklı:

    Türkiye’ de erkek olmak; görücü usulü ile tüm manevi değerleri göz ününde tutarak gerek inançları gerekse korkuları sebebi ile baskıladığı cinselliği yaşamak ve hayatında yeni bir sayfa açmak için özellikle annesinin beğendiği ve oğluna yakıştığına inandığı, yaşlılıklarında kendilerine bakacağına inandığı vb. sebepler ve gerekçelerle ikna edilerek evlendirilmektir. Yaşadıklarına, hayat deneyimlerine inanıp güvendiğiniz ve yaşlılıklarında kendilerine eş adayınızın bakma zorunluluğuna inandırıldığınız için…

    Görücü usülü evliliklerde anneler oğullarına kız bakarken oğluna değil kendine kız bakıyor adeta.Allah’a “yarabbi beni gençliğimde de yaşlılığımda da kimseye muhtaç etme,sağlık sıhhat ver”diye dua etmek yerine elden ayaktan düştüğünde(taa o zamanlar elden ayaktan düşmeyi dilemiştir bilinçaltında)kendisine bakacak birini arar durur.Ama pek çoğu umduğunu bulamaz.Hele kimi anneler küçük yaşlarda(16 17) kızlara talip olurlar oğulları için,”küçük yaşta kız alayım ki emrim altına rahat sokarım,istediğim gibi yönetirim(aslında daha çok egolarını tatmin etmek içindir)”diye düşünürler ama sonuç hep hüsran.Ne emrim altına rahatça alırım dedikleri ne de yaşlılığımda bana bakar dedikleri hiç umdukları gibi çıkmaz.Oysaki anneler oğullarına kız bakarken öncelikleri oğulları olmalı,güzel gelin değil ahlaklı gelin aramalı,oğluna iyi bir eş olacak,onu mutlu edecek,çocuklarına iyi bir anne olacak bir kız aramak akıllarına gelmez pek çok annenin.Neden bizim toplulumuzda erkek çocuk annenin babanın garantisi olarak görülür ki?Nice erkek evlatları var ki hayırsızlar,nice kız çocukları var ki erkek evlattan çok daha hayırlılar.Sanırım sakatlık tam da bu noktada;çocuk sahibi olmak istiyorsak bunu gelecekte bizleri bakmaları için değil,annesine, babasına,dinine,vatanına,milletine,örfüne,adetine hayırlı bir evlat olması ve hayırlı nesiller meydana getirmesi için istemeliyiz.

  18. zeliha dedi ki:

    yok ben artık çatlıyacam.
    bimere gönderdim dilekçe ama hiçbir yere varamayacağız mail yoluyla..
    çaresiz hissediyorum kendimi..
    DÜN eşim dedi Ki : beni hapse attırmasın dimi? küçük bir çocuk gibi boynunu bükmüş ve ciddi ciddi düşünüp sormuştu bu SORUYU..
    TEK BAŞIMA BİR EYLEM YAPACAĞIM BU GİDİŞLE. DAYANAMAIYORUM…..

    BU KADAR KİŞİYİZ MADEM.. BİRŞEYLER YAPALIM.. İMZA TOPLAYALIM.. TOPLANALIM BİR YERDE..
    BİŞEYLER YAPALIM..

  19. Cuma Nurdoğan ARSLAN dedi ki:

    SELAMÜN ALEYKÜM, Sayın Hocam Yazınıza tümüne ictenlikle katılıyorum ve Kadını Kormu ve Kadına özgürlük diye meydanlarda toplananlar yazılı ve görsel basında kandının savunuculuğunu yapmış gibi gözükenler ve onlara çanak tutan medya grupları bu aziz milletin en kutsal değerlerini yıpratarak ve yok ederek savaş meydanlarından Avrupanın kazanamadığını bu şekil elde etmek oyununudur. İleri medeniyte diye adlandırılmış olan avrupanın nasıl bir cahiye dönemi yaşadığını tarih kitapları, Mukades kitabımız Kuranı Kerim ve peygamber efendimiz çok güzel bir şekilde açıklamada ve izah etmektedir. Kısacası bu Yahudi oyunu olan böyle bir yasaya hayır derken AYŞELER, FATMALAR SADECE İSİMLERİYLE DEĞİL İMANLARIY’LA ve ŞEFKAT DOLU ANALIK ve HANIMLIK DUYGULARIY’LA KALMALARI ve YAŞAMALARI DİLEĞİMLE.

  20. mühendis bey dedi ki:

    yazının tamamını okudum. gerçekten zor şeyler yaşanmış. türkiyede erkek olmak cidden zor. artık daha da zor olacak. herkes için diyorum Allah kimseyi vicdansıza rast getirmesin.

  21. bilal koca dedi ki:

    selamün aleyküm, ben de bir kaç ekleme yapayım izninizle : “Onlara: Yeryüzünde fesat çıkarmayın, denildiği zaman, “biz ancak ıslah edicileriz” derler. Şunu bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir, lakin anlamazlar.” (Bakara 11-12) ayeti tam da bu durumu anlatıyor. güya ıslah ediyorlar erkeği öyle mi,allahın verdiği cevap gayet açık.allahın kitabına uymayanlar zalimlerin ta kendileridir.bu arada yazınız tam yerli yerinde.rabbim yolunuzu açık etsin.selam ve dua ile…

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"Sevgi ile , bulanık ve tortulu sular arı ve duru hale gelir." (Mevlana)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku