Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi

20 Şubat 2012Haberler12 Yorum »

Neresinden başlasak ki? Kimi zaman algoritma bozuluyor,diyalektik yetersiz kalıyor, karman çorman rastgele bir oradan bir buradan mı bahsetsek acaba? O kadar çok cümle var ki sırasını bekleyen sıra gözetmeksizin çalakalem  gidiversem kafalar karışmış mı olur? Önceki yazılarımda açıklamaya çalıştığım ülkemizin  durumlarını sanki yeterince anlatamamış gibiyim. Meramımın özü içimde kaldı , tıkadı , bir çıkarsam rahatlayacağım da başaramıyor gibiyim.

Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi ,1970 lerde merhum İsmail Cem ‘in kaleme aldığı fenomen bir eserin adı… Ben tamamını okumadım . Kendime de sizlere de öneririm okunmasını. Gerçi okusak hayal kırıklıklarımız daha mı artar ? Osmanlı dönemimden beri özetlenen toplum-devlet sisteminin neredeyse değişmemesini hakkal yakin gözlemek daha da bunaltılı bir tünele mi sokar ? Ya da ders almamız sayesinde ülkenin mutluluk katma değerine üç beş biz katkıda bulunabilir miyiz ? Bilemiyorum ki…

Belki de koyun gibi hiç bir şeyi dert etmeyip düşünmeyen insanlar şu yalan dünyadan daha bir lezzet alıyorlardır .

Amerika, Amerika… Adamlar ülkelerine kazandıracak ne varsa bunun yolunu açacak elemanların tesbitini taaa 1945lerde bulmuş becermiş, ufak da olsa yeni bir üretim yapamayana ödül vermiyorlar.  Bul bir şey başımızın üstünde yerin var. İşte oda, işte sürei işte maaş, işte unvan doçent prof, sen yeter ki bana bir şey bul, bulduğunla ben amel edeyim dünyaya satayım pazarlayayım,Amerikan halkı sayende konforlu bir yaşama kavuşsun.

150′ lere ulaşan üniversitelerimize eleman alımında hala standart bir kriter getirilebilmiş değil, zaten girenler de mutlu değil. Yetenekli olanla olmayan arasında bir iltifat farkı yok ki…

Üniversitenin filanca bölümünde çalışmasa, dışarda iş bulup iaşesini çıkaramayacak olanın geliriyle, üniversitelerin laboratuarlarında kafa patlatıp 75 milyona aş olacak bir buluş yapabilecek dahilerin geliri arasında fark yok .hatta dahinin aleyhine bir dengesizlik var. Dahi araştırma yapayım diye ADSL alır evine sınırsız mesela ,kitap alır,dergiye abone olur, zaman harcar,ailesiyle arası bozulur,çocuklarına belki vakit ayıramaz; diğeri zaten iş bulduğuna şükreder ne işi var ADSL ile kitapla dergiyle, o parayla arkadaşlarıyla denize yüzmeye gider.

Japonlar bir birim enerjiden dört birim iş üretiyorlarmış, bizde oran bire bir. Biz bir birim enerji tüketip bir birim iş elde ediyoruz. Biz 75 milyon 135 milyar dolar ihracat yapıyoruz. Almanlar 80 milyon. 1.5 trilyon dolar ihracat yapıyor. Opel onların, BMW onların, Mersedes onların, Bayer onların,Audi onların, tekstil makineleri onların.

Ben Safranboluda ikamet ediyorum.Bu kente sık sık Japon, Koreli turistler gelir. Yollarda gezinirler. Ortalık Toyota ,Hyundai Kia dolu. Nüfus gani. Turistler yollarda bizim otolarımız dolanıyor diye bizi küçümser mi? Yok değil. Mükemmel misafirperverliğimiz var. Onlar da yok ..Doğal afet olur biri evine yardım malzemelerini depolar ,japonlara tsunami vurur herkes sırada hakkını bekler. Başkasından yardım istemek onurlarına dokunur. Japonlar budist miydi,putperest mi? Neyse bunlar başka konu. İğne çok battı .Haksızlık mı ettik çoğumuza.

Arada bir Ermeni pkk meselelerinden İtalya ile Fransa ile aralar bozulur. Basında bir fırtına başlar, zaten sütunların da doldurulması lazım. Bir yurttaşımız Fiat arabasını ya da Citroenini yakar genelde eski modelleri Türk tepkisinden korkan italyan ve fransız şirketlerinin ağlamaklı halleri yansıtılır. Koltuklarımız şişer sanki aracı keşfeden ,yürüten satan biziz. Yahu onlar boykot yapsa biz yürüyeceğiz yollarda ya da ata bineriz. Keşfettiğimiz tek bir ilaç yok. Avrupa bir boykot etsin bakalım hangi hapı bulup içeceğiz, hangi hastalığı hangi cihazla saptayıp hangi özel aletlerle ameliyat yapabileceğiz. Lazerlere bir ambargo uygularlarsa tüylerini bunlarla aldıran yüzbinlerce Türk kılllarıyla yaşamaya alışır . Yoksa Arif Pamuk un şifalı bitkiler kitabına bakıp uyuzun sebebini karaciğerden olduğunu okuyup , şifalı bir macun yer kaşınmaya devam ederiz.

Nerdeyse 15 yıldır internetle haşır neşirim . Kendi mesleğimle ilgili yazıları takip etmeye gayret ediyorum. Tartışma platformlarında ne oluyor ne gidiyor var mı değişik yeni her gün bir iki saat. Bazen internet çökse ne ya parızdiye aklıma bir ürperti gelir ,çökerse napcaz windows programı var mı server lar nerede benim cilthekimi.com sitesinin hostingi Londrada.Yeğenim Amerikaya yerleşti beni de çağırıyor, harika ülke, yollar nefis , düzen intizam mükemmel, kütüphaneler kitap kaynıyor demokrasi bir nimet. Elin yabancısı sistemini kurmuş biz başaramadık hazırlop oraya yerleş kurtul ohh .

Meriç nehrinde , Çeşme kıyılarında boğulan Afganlar Somalilier Pakistanlılar… Kendi ülkelerinde camiler bombalanır yaşamlar yüzer yüzer sonlanırken çamurlu sokaklarda , lafa gelince karısı kızı ahlaksız erkekleri homoseksüel Avrupalıların kurduğu uygar düzende yaşamak için kamyon kasalarında kötü teknelerde ölümü göze alıyor. Aslında yüzyıllar önce böyle değillerdi,böyle değildik. Ne eksildi ,neyi kaybettik, neyi fazla yaptık, neyi boşverdik.

Yenilerde orta lise öğrencilerinin diline dolanmış bir kelime var: Ezik… Benim çocuklarım da birbirlerine ezik mezik diye dalaşır dururlar. İnternet ortamında da sık rastlıyorum, karikatür dergilerinde , herhalde bu kelime -şükür ki hiç takip etmediğim- rating rekoru kıran tv programlarında geçiyor olmalı ki tüm Türkiye’nin ağzına bulaşmış.Neyse, işte ben de kullanıyorum. Eziğim ,Amerika Avrupa ve üreten bulan buluşturan sistemini kuranlara karşı eziğim.Üzgünüm.

Okunma Sayısı : 3.859

Yorum yapın

“Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi” için 12 Yorum

  1. Arif Altın dedi ki:

    Birde buna bakalım inşallah:

    Âyâ, zanneder misin, bu milletin fakr-ı hali dinden gelen bir zühd ve terk-i dünyadan gelen bir tembellikten neş’et ediyor? Bu zanda hata ediyorsun. Acaba görmüyor musun ki, Çin ve Hintteki Mecusî ve Berâhime ve Afrika’daki zenciler gibi, Avrupa’nın tasallutu altına giren milletler bizden daha fakirdirler? Hem görmüyor musun ki, zarurî kuttan ziyade Müslümanların elinde bırakılmıyor? Ya Avrupa kâfir zalimleri veya Asya münafıkları, desiseleriyle ya çalar veya gasp ediyor.

    Sizin cebren böyle ehl-i imanı mim’siz medeniyete sevk etmekteki maksadınız, eğer memlekette âsâyiş ve emniyet ve kolayca idare etmek ise, kat’iyen biliniz ki, hata ediyorsunuz, yanlış yola sevk ediyorsunuz. Çünkü itikadı sarsılmış, ahlâkı bozulmuş yüz fâsıkın idaresi ve onlar içinde âsâyiş temini, binler ehl-i salâhatin idaresinden daha müşküldür.

    İşte bu esaslara binaen, ehl-i İslâm dünyaya ve hırsa sevk etmeye ve teşvik etmeye muhtaç değildirler. Terakkiyat ve âsâyişler bununla temin edilmez. Belki mesailerinin tanzimine ve mâbeynlerindeki emniyetin tesisine ve teavün düsturunun teshiline muhtaçtırlar. Bu ihtiyaç da, dinin evâmir-i kudsiyesiyle ve takvâ ve salâbet-i diniye ile olur.

  2. kafa yoruyorum neden biz ( türkler iranlılar araplar kürtler pakistanlılar endonezyalılar afrikalılar) yapamadık diye? bu sorunun cevabı zalim batı medeniyeti çaldı gasbetti kendi halkına yedirdi sömürdü şeklinde basitse kıyameti bu halimizle bekleyelim ,zaten bekliyoruz.

    • hüzün dedi ki:

      nizamiye medreselilerinden günümüze kadar din(islam)-bilim ilişkisi bir birinden kopmuştur.din bilimi tümden ret etmez.din bilimin ahlak dışı üretimini kontrol eder ve bilimi destekler.günümüz müslümanları bilimi düşman telakki etmişlerdir ,bilim adına konuşan aydınlarda dini bilimin biricik düşmanı kabul edip saldırganlaşmışlardır.acilen bu iki grubun el ele vermesi ,insanlık adına yararlı sonuçlar oluşturması için uzlaşmaları lazım.
      islam devrimci ve hamleci bir özelliğe sahiptir ,statik değil ,dinamiktir.bu yüzden müslümanlar ,batının aydınlanma devrinden bu yana ulaştığı ,teknolojik sonuçları iyi okumalı ve geliştirmelidir.ve kendi de insanlığa yararlı olmak için ,kafa yorup üretken olmalı.
      hemfikir olmadığımız konu batının bilim adına yaptığı bu gizli hamlesine ‘medeniyet’ demeniz.

      • habibullah dedi ki:

        orta çağda ne olup bitti ne tartışmalar yaşandı bunlar sanırım gizli kalmış….baskın bir sünni-hanefi ( kendi kendilerini sünni ilan etmişler sanki şia biz hz peygamberi takip etmiyoruz diyor da) yorumu tüm islam dünyasını kaplamış.. hileyle hz.aliden halifeliği koparanlara mübarek ashabı kiram tanımı yapılmış mesela bu ekolde….bu ekolun bizi getirdiği nokta işte bu…keşfetmeyen üretmeyen batının tüketicisi ve işçisi haline gelen milyonlar…islam medeniyetinin parlak olduğu dönemlerde tartışılmayan nokta yokmuş..örneğin kelamcılar şunu konuşmuşlar…Allah neden yarattı ? endülüs ekolunde belirgin bir akıl kullanışı varmış. bunun karşısına vahyi! çıkarmışlar.sanırım idareyi elinde tutan yöneticilerin işine gelmiş.halbuki vahyin ne manaya geldiğini de akılla anlamıyor muyuz?

        • tahir dedi ki:

          Habibullah bey olaylara bakış açınız sorunlu gibime geldi.(haklı olmak için değil hakikati ortaya çaıkarmak için yazıyoruz. Söylediklerimizin yanlış olmasından da kocunmak değil yeni birşey öğrendiğimiz için mutlu oluruz İnşaallah.)
          1. Bir işte mahirlik(muvaffakiyet diyeceğim ama tam değil), o şeyin doğru olduğuna delil olmaz. Avrupanın madden bu kadar muvaffak olması doğru şeyler yaptığını göstermez.
          2. İbni Sina İle İmamı Gazalinin ekolleri ile Avrupanın halini anlamakta çok doğru değildir.
          3. Düşündüğünüz gibi İslam alemi İmam-ı Gazali ile zihnimizde cisimleştirdiğimiz yola sarıldığı için de gerilememiştir. Belki olay tam tersidir.
          4. Yanlış anlama seni tahfif için değil, olaylara bakış açılarımızı çok güzel yansıttığı için “Temelin çekirge ile yaptığı bilimsel deneydeki izlediği yol” bana çak manidar gelir. Olaylara biraz daha derinlikli ve batı penceresinden değil(batı düşünce biçimi de tarihimizde ki olayları anlamada kısırdır.) islami bakış açılarıyla bakılmasını tavsiye ediyorum.

          • habibullah dedi ki:

            tahir bey,

            ben de ortaya çıkan son durumun mülahazasını yapma istiyorum zaten..soruyu soruyorum neden diye? ayrıntılardan haberim yok….4 madde halinde yaptığınız açıklama , aslında uzun bir açıklamanın son cümleleri olmalıydı.

            biz neden sorusunun cevabını tatminkar cümlelerden okuyup özümseyip en sonunda ” doğru şeyler yaptığını söyleyemeyiz, doğru değildir, belki olay tam tersidir , islami bakış açılarıyla bakılmasını tavsiye ediyorum” cümleleriyle bitirirdik okumayı.

            ben zaten 1984 den beri İslami bakışla bakıyorum. soru sormaya yeni başladım sayılır, 28 yılın derinliğine rağmen net bir yorum getiremiyorum.

        • tahir dedi ki:

          Olaya Muvaffakiyet olarak bakarsanız, Endülüs, Osmanlı, Selçuklu ve Diğer İslam medeniyetlerindeki ilim ve sanatı da düşünmek gerektir. Avrupanın esir eden propagandası, zihinlerde sanki her şeyi onların yaptığı, bulduğu, sanat ve bilimin de tamamen onların olduğu intibaı oluşturulmaya ve zihnen diğer milletleri aşağılık kompleksine atmaya yöneliktir. Avrupalının doğu alemine bakışında bu gurur, kibir havası aşikar hissedilir. Amerikalıların dünyayı ikidebir filmlerinde kurtarmaları gibi.

          • hüzün dedi ki:

            sayın aktaş hocam ,ne sünniyim ,ne şii ve hiç bir mezhebe bağlı değilim.Allahın ipine(kur’ana) ve gönderdiği elçinin sünnetine tabiiyim.bunun dışındaki olaylar ,benim için bağlılık değil ,yararlanılacak eserler olarak kabul edilir.

            Atasoy müftüoğlunun dediği gibi ‘müslümanlar akla veda ettiğinben beri tarihede veda etmiştir’
            benim batıya olan düşmanlığım ,körü körüne değil ,yaptığı zulmun üstünü medeniyet örtüsü ile örtmesidir.benim batıya olan düşmanlığım ,islamiyete olan dostluğumdan ileri gelir.
            Sömürgesine devam etmek için ve kurt olduğunu gizlemek için ,kuzu postuna bürünmesi ,bilimi kullanması ,batının medeni olduğunu göstermez.aksine onun ne kadar aşağılık bir zihniyete sahip olduğunu gösterir.
            müslümanlar tekrardan akla dönmeli ,hali hazırda bulunan bilimi kullanıp ,geliştirmeli ve batının çirkin emellerine maruz kalmamak için kendini savunmalı ,daha fazla insan öldürmesine engel olmak için ,tarih sayfasına yeniden çıkmalıdır.bunun için aklı devre dışı bırakacak anlayışlara prim vermemeli ki sahte hurafe enflasyonu oluşmasın.
            kendisine teslim edilmiş ve kendi eliyle çizmesini istediği kaderini ,kur’anı merkeze alarak çizmeli ve bu yoldada sadece nakli taklid ederek değil ,aklını da kullanmalı.

  3. hüzün dedi ki:

    evet medeniyet diyorsunuz ,peki ama hangi medeniyet? kendi halkının güvenliği için ,sağlığını için ,konforu için ,diğer insanların hayatlarını hiçe sayıp , onlara zulm eden ve onları öldüren medeniyet mi?

    kapitalizmin ödediği para miktarınca gelişen bilimin tezahürünü mü savunuyorsunuz? yanılıyorsunuz.
    bir kaç tibbi ,aletin bulunup geliştirilmesi batının insanlık adına yaptığı bir iş mi? batı insanlığı düşünmez.sadece kendi insanını düşünür.bu tıbbi aletleri kendi çirkef ,menfur emelleri için bulmuştur (istisnaları elbet vardır) ve bizi laboratuvar olarak kullanıp ,kar amaçlı bizede satmıştır.bizi sevdiği için değil..
    kültür ve medeniyetin ince çizgisini karıştırdığınızı düşünüyorum.
    çünki batı hem kültürsüz! hem medeniyetsiz!

  4. batı medeniyetinin keşifleri ,markaları üzerinden bir yazı kaleme aldım. bu medeniyetin insanlığı vicdanı ayrı bir yazı konusu olabilir…

    ilaç, otomobil, uçak,bilgisayar telefon vs vs onlarca uygarlık nesnesini çaldıkları parayla keşfedip yaptılarsa, şu bizim katar, brunei, kuveyt,azerbaycan türkmenistan da ellerindeki helal paralarla bir şeyler keşfetseler mutlu oluruz.

    dünyanın en zenginleri listesine dahil olan mesela ülker, bisküvi kraker yerine , bir tanecik ilaç , ya da bir tanecik yerli cep telefonu ya da bir tanecik yerli motor keşfetseydi fr biz de üzülmeseydik çok…

    • tahir dedi ki:

      Dediğiniz keşifler şahsi gayretlerden ziyade kurumsal bir yapının sonucudur. Bu yapıda, bir sistem tasavvurunun kurumsallaşması ile mümkündür.(Müspet veya menfi bir sistem) Yani bilim ve sanat bir medeniyetin meyveleridir.
      (Bu medeniyet Vahy den ilham alan müspet bir medeniyet olursa sonuçları da (üretilen bilim ve sanat) insanlığı kemalata sevk eder. Dünyada da hem konfor hem adalet sağlar. Şimdiki Avrupa felsefesinin ürünü ise insanlığın çoğunu sıkıntıya atıp, çok azını yalancı bir refaha ulaştırır. Adalet ise kesinlikle yoktur.) Velhasıl kötü bir sistemde sistemsizlikten(başıbozukluktan) bilim ve sanat neticeleri açısından iyidir.(mevzu sırf keşif ve marka olursa) Burada görmemiz gereken bir diğer husus ise şimdiki Avrupa medeniyetinin ceberrutane diğer fikir, sistem ve medeniyetlere tahakküm etmesidir. yakın zamana kadar ülkemizdeki durumu, üniversitelerin halini, araştırma yapması gereken kurumların vaziyetini bilen kişilerin helal paralarla keşif yapsalardı demesi komiktir. Ayrıca mesela Nükleer teknolojide çalışma yapan İran a karşı uluslar arası Batı medeniyetinin iki yüzlülüğü aşikardır. Bu bir örnektir diğer alanlarda da bu tasallut vardır. Müslüman ülkelerin ne fitnelerle üğraştırıldığını Türkiye de yaşayıp PKK, Ergenekon ve Casusluk olaylarını bilen insanlar için, akıl edilmesi gereken ibretlik hadiselerdir.

  5. tahir dedi ki:

    En çok kızdığım konulardan biriside halkı yeise e atmaktır. Avrupa ve Amerikayı bilen birisi olarak yazılanların yalan yanlış olduğunu iddia ediyorum.
    1. Batı medeniyeti şahıs bazında medeni değildir. İstibdatla idare edilir.
    2. Bizim ve doğu medeniyetlerinin başına gelenler söylendiği gibi tembellik ve kültürümüz değildir. Batının istibdadı, çalması ve gasbı dolayısıyladır.
    3. Zenginlikleri çok çalışkan ve medeni kültürlü olmalarından değil 200 yıldır İslam Alemi, Afrika ve Diğer sömürge ülkelerini sömürmelerinden dolayıdır. Ayrıca finansal sistem ve bankalar vasıtasıyla da sömürü devam etmektedir.
    4. Çalınan paranı çokluğu halkta bir refah oluşturmuş, ayrıcada sanat ve yapı olarak ortaya çıkmıştır, ama kesinlikle medeniyet(kemalat) olamamıştır. Özünde vahşidir. Bugün bile diğer milletlere yaptıkları zulüm ve işkenceler bubun delilidir.
    5. Kıyas yaparken de insaflı olmak gerekir. Benzer yerler ve benzer özellikler kıyas edilir. Yoksa Avrupa ve Amerika da yerle bir olmuş bir nesil, fakir insanlar, güvenliğin sıfır olduğu yerler bizden binlerce kat fazladır.
    6. Bunlara rağmen Batıda da Hakiki Hristiyanlık dininin getirdiği güzellikler çak nadirde olsa görünebilir.

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"İçinizden kendileri ile huzura kavuşacağınız eşler yaratıp aranızda sevgi ve esirgeme var etmesi de O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz ki bunlarda düşünen kavim için ayetler vardır.(Rum Suresi 21.ayet)"

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku