Umrecilere Eziyet

30 Haziran 2014Sema Maraşlı23 Yorum »

430566_308685999187023_1816551280_n3-150x1501En güzel ibadetlerden biri de hac ve umre ibadeti. Hac ve umreye gidenlere uğurlama ve karşılama sebebi ile yapılan eziyetleri yazmak istiyorum bugün. Önce arkadaşımdan dinlediğim bir olayı aktarayım.

Arkadaşımın yakını camiden gelen kocasından üst kat komşularının umreye gideceğini duymuş.Komşunun kocası umreye gidiyorum diye camide cemaatle helalleşmiş. Duyan hanım da erteni günü komşunun kapısını çalmış umreye gidecekmişsiniz eşim eşinizden duymuş  demiş. Kadın hem şaşırmış hem sinirlenmiş ” Ciğerin pişsin herif. Ona kimseye söyleme diye o kadar tembih etmiştim.” demiş.

Kadının tavrı karşısında komşu hanım kapıda kalmış içeri girememiş. Tabii herkes düşüncesini bu kadın kadar açık söyleyemiyor ama bu umreye gidenleri yolcu etme ve döndüklerinde ziyarete gitme adeti umreye gidenler için ağır bir eziyete dönmüş durumda.Bu yüzden umreye gidecek olanlar saklamaya gizli gizli gitmeye başladılar.

Bu nasıl bir adettir bir türlü mantığım almıyor. Hac ve umreye gidecek olanlara öncelikle gitmeden hediye ile güle güle gidin demek için gidiliyor, bir de döndüklerinde hoş geldin demek için gidiliyor.

Yok dinimizde böyle bir adet. Teşvik edici bir şey de bulamadım. Eskiden hacca gidecek olanlar helalleşmek için yakınlarını ziyaret ederlerdi. Bu hangi ara hacca ya da umreye gideceklerin evine akın akın gitmeye dönüştü bilmiyorum. O kadar gereksiz ve gidecek olanları yoran bir şey ki bu.

Bir de her her yıl umreye giden insanlar var. Onlar için daha büyük bir eziyet haline dönüşüyor. Bir tanıdığım var neredeyse her yıl umreye gidiyorlar, gelene gidene koşturmaktan ikram hazırlamaktan hanım umre dönüşü yorgunluktan hastalanıyor. Çevresi de geniş. Hanımlar gündüz bir geliyorlarmış bir de başka bir akşam eşleri ile geliyorlarmış erkekler de evin beyine hoşgeldin desin diye. E bari siz gündüz gelmeyin akşam eşlerinizle gelin. El insaf yani. Kendinize olsa istemezseniz böyle yapılmasını. Niye başkasına yapıyorsunuz.

Zaten insan mübarek yerlerden yorgun geliyor. Hava değişimi o güzel beldelerden ayrılmanın hüznü. Insan oralardan gelince bir dinlenmek istiyor.

Giderken güle güle gidin demek için gitmek de ayrı bir gereksiz iş. Gidenler  yolculuğa çıkacaklar hazırlık yapmaları, işlerini toparlamaları lazım. Gelen gidenle ilgilenmekten onlara ikram yapmakla uğraşmaktan hazırlıklarını tam yapamıyorlar ve yola çok yorgun çıkıyorlar. Oraya varınca ibadet edecek halleri kalmıyor. Sanki kalanlar tarafından bir daha gitmesinler diye umreye gidenlere özel eziyet yapılıyor.

Bir de giderken ve döndüklerinde hediye götürülüyor . Namaz kılana oruç tutana hediye verilmiyor da neden umreye, hacca gidene hediye verilme ihtiyacı duyuluyor? Tabii hediye işi daha çok kadınların başının altından çıkıyor.

Eline tencere tabak alan hanımlar umrecileri göndermeye ya da karşılamaya gidiyor. Var mı bunun bir mantığı. Ne yapsın senin götürdüğün tabağı tencereyi o kişi yolculukta. Hacca deveyle gitmiyor ki yolda kırıldıkça kullansın. Ayrıca uğurlamak için gelenler hediye getirince gidenler de o kişilere hediye getirmek zorunda hissediyorlar kendilerini. Oradan alacak pek bir şey de yok. Çin malı Hint malı naylon tekstil malzemesi satılıyor her yerde.

Hacca gidenler de mecburen bunun da pratiğini bulmuşlar Gitmeden buradan toptancıdan seccade, tesbih, başörtüsü alıp eve yığma yapıyorlar. Gelince oradan getirmiş gibi dağıtıyorlar. Karı kocaların bu yüzden arası bozuluyor, erkekler bu hediye işini gereksiz masraf olarak görüyorlar, kadınlar gelenlere ayıp olmasın diye yapıyorlar ya da kocalarına zoraki yaptırıyorlar. Mübarek topraklarda bile bunun sıkıntısını yaşayan  oradan birbiri ile kavgalı gelen karı kocalar var. Oradan hediye almak isteyen hanımların çarşı dolaşmaktan canları çıkıyor. Hediye meselesi hac ve umrenin manevi tadını bozuyor.

Şimdi maddi manevi bu eziyete ne gerek var. Zaten gidenler yolculuk için maddi olarak pek çok masraf yapıyor bir de hediye  külfeti çıkıyor başlarına. Ayrıca buradan alınıp verilen seccadeler, tesbihler kimseye ikrama da geçmiyor. Herkesin evinde o seccadelerden fazlasıyla var. Bazıları biriktiriyor ben de gidince gelenlere dağıtırım diye. Tabak, bardak desen fazlası zaten gereksiz. Benim bir tanıdığım hac dönüşü gelen tabak çanakları ziyaretler bittikten sonra götürüp züccaciyeye sattı. Evde koyacak yer yok diye.

Gelin bu adeti hep birlikte değiştirelim. Çok yakın akrabanız ya da çok samimi arkadaşınız değilse umreden gelenlere gitmeyin. Gideceğini söylemişse hoşgeldiniz telefonu açmanız yeterli olur.

Sadece ilk defa hac ya da ilk defa umreye gidene sadece dönüşünde bir kereye mahsus olarak gidilebilir.  Fakat sonraki gittiklerinde bir daha gitmeyin. Giderken hediye götürmeyin ki onlarda size ne vereceğinin sıkıntısını yaşamasın.  Gelir gelmez hemen gitmeyin en az üç beş gün bekleyin ki dinlensinler sizin yüzünüzden hastalanmasınlar.

Gidenler de hurma ve zemzem dışında gelenlere ikramda bulunmasınlar hediye vermeyi arzu edenler için hurma ve zemzemden daha iyi bir hediye yoktur.

Bu güzel ibadeti bu ağırlıklardan kurtaralım. Umreye gidenler saklamak için yalan söylemek zorunda kalmasınlar. Saklamayı başaramayanların ciğeri pişmesin. Gidenler gereksiz yere hediye telaşına düşmesinler. Umre ve hac tatlı ama yorucu ibadetlerden. Gidenleri ve dönenleri bir de biz yormayalım ki ibadetlerinin tadına varsınlar.

Okunma Sayısı : 21.915

Yorum yapın

“Umrecilere Eziyet” için 23 Yorum

  1. Emine diyor ki:

    Haklısınız

  2. gul fatih diyor ki:

    Yazdiklariniza kesinlikle katiliyorum. Yorumlarida tek tek okudum kimisi size katilmis kimisi sizinle hem fikir kimiside yanlis dusunuyorsunuz demis. Ama o size katilmayanlar sadece gelen musafirlere takilmislar oysaki siz gelen kisilerden ziyade getirdikleri hediyelerin uzerinde durmussunuz. Dediginiz dogru oncr bi hanimlarcak toplanip geliyorlar birde aksam oturmasina kocalariyla geliyorlar el insaf ya aslinda dusunseler. bu kisi umreye gitmis geleni gideni de cok olur ikinci bir kez gitmeme gerek yok diye dusunse hic bir kulfeti olmayacak oysaki. Hediyelerden de abartanlar cok zaten hediyesiyle gelen kisiden korkucaksin onun amaci farkli herseyi adabiyla kivamiyla yapmak gerekir. Zaten artik ticarete donmus ben oyle goruyorum sahsen cogu insani… ay benn umreye gittimmmm demiyormu kimisi cildiriyorum. Ama insan alamiyorki kendisini gelen insanlar once bi oturuyorlar artik usulenmidir nedir ee nasildi o mubarek yerler anlat. Eger onceden gidenler varsa arasinda arafat nasildi kabe cok guzel demi vs vs cok guzel muhabbet koyulasiyor ama iclerinden de kimisinin durtuyor seytanmidir nedir artik ozelliklede bayanlar muhakkakkk soruluyor yani neler satiliyor orda falanca sundan getirmis filanca ondan bulmus sen neler buldun aldin cok guzelmis ordaki hediyelikler falan filan… yani ne gerego var bu kadar guzel muhabbetin arkasindan dunyalik seyleri sokmanin atmosferi bozmanin…oraya gidecek en guzel hediye bol bol salavat bol bol hatim. Dondugundede alacigin en guzel hediye baldan tatli o mubarek beldelerin guzellikleri dinleyecegin muhabbet gerisi yalan arkadas

  3. betül diyor ki:

    umreye hacca gidenlere hediye vermek konusunu ilk defa sizden duyuyorum. çevremde gelip giden çoktur, kendim de birkaç defa gittim; buna hiç rastlamadım. bunun bu denli abartılacak ve genelleştirilecek bir sorun olduğunu düşünmüyorum. malesef abartanlar var ülkemizde, gösterişe bulaşanlar var. onları genelleştirmeyelim.
    umreye gidip geldiğini bu sebeplerle gizlemek meselesi bana biraz garip geldi. bir insanın umre öncesi hediyelerden, sonrasında da hediye dağıtmaktan kurtulmasının yolu; eğer sık gelip gidiyorsa bir seferlik hediye getirene hediye getirmemek, sadece zemzem hurma ikram etmek olabilir. o kişi hediye beklentisiyle giderken hediye veriyorsa bir sonrakinde bunu yapmayacaktır. kişisel 1-2 önlem alarak aşılabilecek şeyleri gizlemek yoluna gitmek insanlarda daha farklı soru işaretleri ve yanlış anlamalar doğurur. çünkü eninde sonunda gidip geldiği öğreniliyor.

  4. hasret diyor ki:

    sema hanım aslında güzel bir konuya değindiniz ama bu konunun başlangıcı…
    Benim çok yakınım her sene umreye gidenlerden son bir kaç yıldır.akrabaları uzakta olduğu için okadar abartılı gelip giden olmuyor ..ama şöyle bir gerçek var ki gelmeyenler olunca ozaman hüzün çöküyor onlara.bunun sebebi umre bahanesi ile dost akraba görmek sanırım..gerçi hediye getirenlere her yıl ne getirsek diye düşündükleri de oluyor ama gelip,gidilmesinden hoşnutlar..

    Bir kaç yıl önce banada nasip oldu çok şükür..kimseye duyurmadan gitmeyi tercih edenlerdenim..ilan etmek gösteriş gibi geliyor sanki .zaten döndüğünüzde bir çok insan duymuş oluyor..ozaman geldiklerinde anlatacak,paylaşacak duygular oluyor..bu daha güzel..

    İşin hediye kısmı hepten sıkıntı …başınızı çevirdiğiniz Heryerde sizi cezb eden hediyeler,heryerde seyyar satıcılar acaba bunu falancaya mı alsam dediğiniz zamanlar çok oluyor..hocaların onca uyarmasına rağmen arafatta yada diğer yerler deki satıcılara kanıp anı anlatılanları idrak edememek..yada tavaf edeceği vakti hediyeye,alışverişe ayıranlar bile oluyor kısaca bu hediye mevzusu orada bir fitne gibi insanları yakalıyor aslında bu konular ciddiye alınması gereken konular..

    Bence umreye gidecek olanın evini ziyaret etmek lazım değil ancak gitmek isteyenler tabak,çanak değilde evde yapılmış ikramlıklar götürse ev sahibi için daha iyi olur..böylece oraya giden kendini hediye almak zorunda his etmez..ev sahibi ikramlık için yorulmaz..umre dönüşü gidilmesi daha güzel olur hem umreyi anlatan bir kez daha o anı yaşamış olur,hemde dinleyen içinde bir aşk ve şevk oluşur diye düşünüyorum…

    Orada okadar değerli vakti hediye almaya harcamayalım..Allah umre ve haccı her isteyene nasip etsin..çağrılanlardan olma dileğiyle hayırlı ramazanlar herkese.. 😉

  5. E.Y. diyor ki:

    Sanırım bu yazıya kendi naif çevresine göre bakanlar epey alınmış..Kimsenin alışverişinde gözümüz yok,takipte etmiyoruz..Merak edilmesin,memleket meselesi de değil,sadece Sema hanım yazınca gündemimize geldi.Kaldı ki yıllardır hac malzemesi işinin içindeyim ve tanınmadığım için yazıyorum,elhamdülillah defalarca gitmek nasip oldu o mübarek yerlere.

    Kendi çevremiz bizi öyle çok yormadılar,zaten insan sevdiklerini ağırlamaktan yorulmaz fakat işim gereği oralara gidip gelenlerle sürekli hemhalim.Suyu bulandırmamak için olayları ve anlatılanları çeşitlendirmeyeceğim.

    Genel olarak bakınca çıkaracağımız sonuç şudur,en güzeli gidilecek yeri fazla yormayacak bir ziyaret.İster gidişte,ister dönüşte.
    Fakat kimsenin makaleden ve yapılan yorumlardan ‘misafir ağırlamaya üşenmekle’ ya da ‘başkasının alışverişini takip etmek’ sonucunu çıkarmasına ve işi ‘zavallılar’ demeye götürecek kadar abartmasına gerek ve de hakkı yoktur!!Lütfen sakin olunuz.

    • Melis Demir diyor ki:

      Sayın E Y
      İlk mesajınızda ki üslubunuzu değiştirmişsiniz ikinci mesajınızda.
      Memnun oldum.
      Hayırlı günler dilerim

      • E.Y. diyor ki:

        Rica ederim efendim.
        Her yorumumu içimden geldiği gibi yazdım,düzeltmeden,hesap yapmadan.
        Doğallık en güzeli
        Ve de kendin olmak..

  6. HElin diyor ki:

    Sema Hanım
    Aklımda kalmasın diye başlamışsınız yazınıza…
    Keşke kalsaydı…
    Misafire hizmet edersiniz yorulursunuz dinlenirsiniz..
    Ama bu hizmeti kafasında kurup kendini tüketen insanlara acıyorum, zavallılar..
    Birde başkalarının alış verişini takip edenler..zavallılar..

  7. Ahsen Aydin diyor ki:

    Sema Hanim,
    Cevresi genis bir ailenin kiziyim, yillar once tum aile umreye gitmistik ve ben umre donusunde ailemin yanina gidemeden baska bir sehirdeki universiteme gitmek durumunda kalmistim.Ailem gelen misafirerle gunlerce o guzel atmosferi yasadi ama benim sadece birkac ufak sohbette umre ziyaretini anma firsatim oldu ve o gunlerde umre sonrasi ziyaretlerin ne kadar onemli oldugunu derinden hissettim.Her misafirle o onlari yen8den yasamak ve onlara da yasatmak gibi bir durum soz k9nusu bu ziyaretlerde.Bu nedende cok onemli ve gerekli ziyaretler oldugunu ve sunnette yeri olmasa bile sunnete aykiri olmadigi hatta silai rahim anlaminda sunneyi seniyyeden de sayilabilicegi janaatindeyim. AYRICA benim baska arkafaslarimin ziyaretleri vesilesi ile tecrubelerim bu ziyaretlerin genelde kisa ve zahmet vermeyecek nitelikte oldugu yonunde.Genelde bu ziyaretlerde,misafirlerinize hurna zemzem ikram ediyorsunuz o kadar.Belki siz zihninizde bu misafir agirlama olayini buyutuyorsunuzdur. Ayrica yazdiklarinizla bazi insanlarin fiziksel yuklerini hafifleteyim derken bu ziyaretler esnasinda vesile okunabilecek guzel duygulara ve niyetlere engel olma ihtimali gibi ciddi sakincali bir duruma dusmus olabilirsinizyaziyi yazarken ongoremediginiz hayirlara engel olma durumuna da dusmus olabilirsiniz.Insanlara ziyarete gitmeyin demek yerine ziyaretleri kisa ve oz tutun ve ikram yerine bu guzel manevi atmosferden cikmis kisilerin sohbetlerinden istifade edin gibi teljinler hem size hem de icinde bulundugumuz Ramazan ayina daha uygun duser diye dusunuyorum.

  8. Yasir diyor ki:

    Bencede Gereksiz bir külfete neden olunuyor. Umereye gidenler gelenek diye tesbih hediye ediyorlar. İşyerimde gidenler de çok oluyor. Çekmecemde 6-7 tane tesbih var. Onları ne yapacağımı bilmiyorum :) Ben umreye gidene kadar bu merasimler ortadan kaldırılmalı :)

  9. yunus diyor ki:

    Yazınızın noktası virgülüne kadar katılıyorum, ama burada 2 farklı görüş hakim bence herkese açıktan ben gidiyorum diyenlerin evine gitmek lazım ama gizliden gidenler içinde kısa bir telefon ile hoşgeldiniz ALLAH kabul etsin demesi yeterli olacaktır. Ben böyle düşünüyorum sne öyle düşünüyosun diye tartışma olmaz olamamlı herkesin bir görüşü var vede kimse kimseye zorla empoze ettirmemeli. BİRDE SORU İBADETİN GİZLİSİMİ AÇIKTAN YAPILANIMI MAKBULDUR????

  10. Habibe diyor ki:

    Allah sizden razı olsun.Bu konuda benim gibi düşünen biri var mıdır?diye düşünürken sizin yazınızı gördüm.Her satırı okuduğumda aynen benim düşüncelerimi yansıtıyor demekten kendimi alamadım.Bu konu kanayan bir yara bence.Her konuda olduğu gibi bu hac ve umre konusunun da cılkı çıkarılmış durumda.Tabii bu durum bazı sektörlerin işine geliyor.Ama sizinde bahsettiğiniz gibi olay çığırından çıkmış durumda.Sizin gibi bu konuyu gündeme getiren yazarlarımız olsada bunun yanlış bir tutum olduğunun idrakine varılsa.Bu konuda Diyanet İşlerine de görev düşüyor sanırım…

  11. E.Y.A. diyor ki:

    Sema hanim bir de soyle bir durum var hac veya umre ziyaretine gidecek kimselerin akrabalarim beni gelip ugurlamadi veya hosgeldin demeye gelmedi diye alinip kirilmasi gucenmesi kusmesi.. Yani eger dediginiz gibi yakin bir akraba ise ki benim yasadigim ornekt boyleydi gitmeden helallestiyse dondukten sonra sirf o kisiye kulfet olmasin dusuncesiyle gidilmemis olunup bir telefonla hosgeldin denmesi yeterli gelmedi benim yasadigim ornekte. Yani bu eziyeti can-i gonulden yasamayi bazen kutsal topraklara gidecek kisilerde istiyor demek ki karsi taraf onu dusundugu halde… Sanki bakin ben nerelere gittim geldim deyip sanki ibadet icin degil de millete duyurma, gosteris amaciyla gitmis gibi…

  12. Melis Demir diyor ki:

    Sema Hanım,
    Bir mümin aydın kimliğinizle bu tarz bir başlığı yazınıza nasıl uygun buldunuz?
    İçeriği okumayan bir insan Umre Eziyetli bir işmiş diye kazmayacak mı belleğine?
    Kaldı ki yazının içeriğine de hiç katılmıyorum, yapılan yorumlara da..Hac ve Umre farz ibadetleridir, nasip ve davet gerektirir. Eğer ben ,hac ibadeti sonunda bir yakınımı ziyaret etmemiş olsaydım bugün hacı olamazdım belkide.arkadaşım o kadar güzel anlattı ki yaşadıklarını heyecandan kalbim çarpmıştı. Elbette ziyarette ikram da da bulundu fakat bu bizim geleneğimizdir. Hac ibadetimizden sonra her yıl Umre nasip oluyor hamd olsun, Rabbim kapımızdan gelenimizi gidenimizi eksik etmesin, onlar gelsin biz de ikramlarda bulunalım ve coşkumuzu birlikte yaşayalım. Bu ibadetler nasiptir demiştim başta, gidişide dönüşüde ne kadar nasiplendiğimizle alakalıdır. Allah onu ziyaretimizden rahatsızlık duyacak dostlardan korusun , nasipsizlikten esirgesin tüm müminleri…

    • semamarasli diyor ki:

      Melis hanım, haklısınız başlık yanlış anlaşılmaya müsait olmuş o yüzden değiştirdim “umrecileri eziyet” olarak siz gelenlerden rahatsızlık duymaya bilirsiniz belki çevreniz çok geniş değildir. Fakat ailesi, çevresi çok geniş olan insanlar var. Onlar için gerçekten büyük bir eziyete dönüşüyor Ayrıca çalışan hanımlar için daha da zor oluyor. Gelince işe başlıyorlar gündüz işte yoruluyorlar bir de her akşam misafir almak zorunda kalıyorlar. Bir cemaate mensup hanımlar içinde ayrıca ağır olabiliyor, bizim arkadaşlardan biri umreden gelmiş diye duyan geldiğinde bu yol yorgunluğu üstüne günlerce sürdüğünde ve dinlenme fırsatı olmadığında pek kolay olmuyor. Müminler birbirine eziyet etmemeli. Uğurlamak ve döndüklerinde hoş geldin demek için gidenlerin bir kısmı da ayıp olmasın kırılmasına diye gidiyor. Bir toplantıda bir hafta sonra umreye gideceğini fısıldayan hanıma neden gizliyorsunuz dedim “arkadaşlar duyup uğurlamak ve karşılamak zahmetine girmesinler” diye dedi. Yine umreye gidiyorlarmış gitmesen şimdi ayıp olur diye zoraki gelenleri de düşündüğümüzde bence çok gereksiz bir adet. Bazen iki yüzlü olmaya bazen çok gidenleri kıskanmaya, saklamak isteyenleri de yalana teşvik edebiliyor. Geniş bir çerçeveden bakmak lazım. Nur hanımın dediği gibi ev sahibi çoğu zaman ikramla uğraşmaktan mutfaktan çıkamıyor ki mübarek yerleri anlatsın. Bakalım gelecek yorumlara şikayetçi olan mı çok memnun olan mı?

      • .:. diyor ki:

        Bu çalışan hanımefendi kesimim dertleri, sıkıntıları ve istekleri hiç bitmiyor… Dünyada sanırsınızki sadece onlar çalışır ve dünya onlar üzerinde döner…. Yapılan yasa ve uygulamaların ekseriyeti de bu kesimin isteklerine çare bulmak için sistemin değiştirilmeye çalışılması ile sorunlar daha karmaşık hale geliyor…. az bir kesimi mutlu etmek için çok kesim mağdur ediliyor..

        Konunun özü ile ilgili olan düşüncelerim ise şöyledir.

        Yazılan yazıyı okudum çoğuna kendi adıma karılmıyorum, Umre ile ilgili bu görüşlerinize saygı duyarım, Bu şekilde düşünmüş olsanız da , çevrenizde böyle örnekler olsa da ben bunun çoğunluk olduğuna inanmıyorum, Herkezin çevresinde Hac ve Umre görevlerini yerine getiren kimseler vardır, hatta bunları bire bir yaşayanlar ve tekrar doyamadan bunu bir daha yapanlar ve yapmak isteyenler vardır. Ne mutlu ki onlara Allah bu fırsatı vermektedir. Her Müslüman kardeşimize de bunu nasip etmesini Allahtan niyaz ederim…

        Bu durumdan rahatsız olan kişilere ben şunu sormak isterim, uygun bir şekilde cevaplar ve açıklarlarsa da seve seve okuruz…

        – Bu eziyet bizzat hac ve umre görevlerini yerine getirenlere olmaktadır? yoksa Bundan rahatsız olan o ziyareti gerçekleştirenlerin yakınlarımıdır? Asıl rahatsız olan kimdir?…

        Bazı yorumları okuduğum zaman üzülüyorum. Ayrıca bazı durumları çok fazla egzejere edecek şekilde detaylandırmaya gerek yoktur. Özellikle hediyeler konusundaki anlatımları ve kibirli davranışları hoş bulmadığımı da belirtmek isterim (hediyelerin ne şekilde ve nasıl alındığını herkez biliyor, Bu ürünlerin oradan alıp getirilmesi veya buradan alınmasının bu kadar önemli olduğunu düşünmüyorum, Oraya giden tespih v.s. gibi ürünler Çin den gidiyorsa Türkiyeye gelenlerde çinden geliyor olabilir?. Bundan kimin ne kazanç sağladığını Allah bilir buda ayrı bir konudur? bu bir pazarlama satış stratejisidir. Ekseriyetlede son zamanlarda birçok kimsenin Zemzem ve hurma gibi ihtiyaçları oradan kendi hakları ile getirdiklerini bilirler. Bütün yapılamların hepsinin ekonomik durumla da ilisi vardır. )

        Allah aşkına normal de bir insan ömrü boyunca kaç defa Hac ziyaretine gidebilir. Veya Umreye..
        bırakın insanlar istediği gibi ve dilediği gibi yapsınlar ve mutlu olsunlar… Bu açıklamamdan yazının tamamına karşı olduğum düşüncesinin çıkarılmasını istemem.

        Çevremde bu güne kadar bu yazının içeriğindeki gibi rahatsızlık duyan kişilere ben rastlamadım, bu olamaz ve ben haklıyım anlamı taşımamaktadır. Ben size pozitif örneklerden bahsetmek isterim..

        Bizim çevremizde Hac ve Ümre ziyaretinin yapılması çok önemsenin, değer verilir, İnsanlarda heyecan uyandırır, gidene de gitmeyene de heyecan mutluluk verir. Bu ziyareti gerçekleştirip de gelenlerdeki bu mutluluğu o yaşadıklarını anlatmadaki heyecan ise bambaşkadır.

        Ben şahsen bu kişilerden bu anılarını anlatmasını ister ve onları da dinlerim. gözlemlediklerim ise O kişilerin mutluluğu heyecanıdır.

        Bir büyüğümüz çok değerli amcamız yıllar önce bu ziyaretini hanımı ile gerçekleştirmiş ve gelmiştir. Yıllar önce bu heyecanını bizlerle paylaşmıştır. Hayatında ilk defa gördüklerini anlatmış olmanın yanı sıra O Mübarek topraklarda yaşadıklarını anlatması, en önemli dini görevlerinden birini yerine getirmesinin mutlulugu tarifi imkansızdır. Bu ziyaret o kişilere bir ünvan daha ekliyor “HACI” artık o kişiler Hacı teyze, Hacı amca, Hacı abi, Hacı Ahmet, Mehmet, Ayşe Hatice v.s.. anılırlar. Bundan memnun olmayan yoktur.

        Yıllar sonra da ben bu büyüklerimizi gördüğümde, sohbet etmeye başladığımızda konuyu bilerek buraya getirir anlatmalarını isterim, aynı heyecanlarını na gözlemlemişimdir. Hele bu görevleri birlikte yapan veya farklı zamanlarda giden kişilerin birbirleri ile yaşadıklarını anlatıp konuşmaları da ayrı bir güzellik…

        Bayan kardeşlerimiz konuya nasıl bakar ve algılar bilemiyorum. Bu arkerlik yapan ve yıllarca askerlik anılarını, ortamı ve yeri geldiğinde anlatan kimseler gibidir. Veya gurbet yaşayan…

        Sonuç olarak;

        Ben eziyet yönündeki düşüncelere katılmıyorum. Bunu eziyet görenlere de ;bırakın böylesine gözel anlar için bu kadar eziyet olsun, Bazı şeyler zahmetleri ile ve zorlukları ile daha çok anlamlı ve değerlidir.

        Hayırlı ramazanlar..

  13. refika diyor ki:

    ben umreye gidecek olanlara para veriyorum ki Allahın ve rasülullahın evinin hizmetçilerine param nasip olsun diye.özellikle de söylüyorum ki oraları temizleyenlere ver diye.bu bana daha mantıklı geliyor.

  14. nur diyor ki:

    Gercekten dogru ev sahibi tabak bardak hazirlamaktan mutfaktan cikamiyor bile ki sorasin oralar nasildi diye oturuncada ancak geleni gideni konuşuyorsun tabii cok samimi arkadaslar hariç komsumuz birvhaftalik umreye gitti geleninbardibarkasi kesilmiyor birde gelen herkese seccade tesbih başörtüsü kimileride hediyeyi begenmiyor bana herkese aldığından almissin diye

  15. E.Y. diyor ki:

    Ne yazık ki bu işin de cılkını çıkardılar.Bundan 7 sene evvel hac nasip olmuştu.Kafilemizdeki teyzelerden biri ilimizin zenginliği ve görgüsüzlüğü ile ünlü bir köyündendi.İnanır mısınız kadın 45 gün boyunca ibadetle eşdeğer-belki de daha fazla-alışverişe,hesap kitaba zaman harcadı.Uğurlamaya gelenler öyle şeyler getirmişler ki,dönüş ziyaretinde ne versem de dengini bulsam diye kara kara düşündü garibim.Maddi yönden zengindi amam garip diyorum çünkü oralarda böyle şeylerden dolayı yıprandı,garibanlığın alasını yaşadı.

    Resmen karşılık bekleniyor o kişilere götürülenden..Sanki ‘senin oralara gidecek kadar paran varmış zaten,cüzdanın dibini görürsün inşAllah bizim yüzümüzden’diyorlar..Yoksa Hac uğurlamasına tencere,halı,küçük altın getirmenin başka ne anlamı olabilir ki?!.

    • sadece diyor ki:

      Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) hadis-i şerifi “İnsanlar helâk oldu, ancak alimler kurtuldu. Alimler de helâk oldu ancak, ilmiyle amel edenler kurtuldu. İlmiyle amel edenler de helâk oldu, ancak ihlâs sahibi olanlar kurtuldu. İhlâs sahibi olanlar da büyük bir tehlike içindedirler.” (Bkz. Aclunî, Keşfü’l-Hafa, 2/280 no: 2795)

      Durumumuz bu. Ben öncelikle kendi nefsim için söylüyorum. Bilgi var ama uygumaya gelince tam olmuyor eksiklikler çok fazla. İhlas ve huşu hiç olmuyor.

      Namaz ibadetinde bir türlü dünyayı terk edememek insanın kafasında kalbinde 50 tane düşüncenin dolaşması. Namazı kılmak değilde namazı ikame edenlerden oluruz.

      Oruç ibadetinde türlü türlü imtihanlar.Evet ramazan ayında şeytanlar bağlı ama nefsimiz hep bizimle. Aç kalmak ile gerçek manada oruç tutmanın farkına varanlardan yaşayanlardan oluruz.

      Umre ibadeti henüz nasip olmadı. İnşaallah bu ibadet nasip olduğunda Allah dostlarının aldığı feyzin huzurun ihlasın tozu kadar pay alsam ne mutlu.

      Kuran-ı Kerim ayetleri her yerde paylaşılıyor ama ne kadar hayatımıza ahlakımıza yansıtabiliyoruz.
      Sema hanım’ın bahsettiği sorunda bizim islamı anlamadığımızın yada uygulayamadığımızın göstergesi.
      İslamı kendi nefsim için söylüyorum dış görüntü olarak müslüman ama hayata yansıtma konusunda başarısızım.

      Bazen dinden o kadar çok uzaklaşıp örf adet dediğimiz yada yeni yeni icatlar çıkardığımız boş işlerin peşinden o kadar çok koşuyoruz ki gerçeği aramaya görmeye vaktimiz olmuyor.

      Biran önce algımızı ve dilimizi değiştirmeliyiz. Davranışlarımıza yansıtmak için bunlar gerekli.
      İbadeti kim için ve ne için yapıyoruz. Biz kimin rızasını kazanmak ve kul olmak için yaratıldık.

  16. ümmü ibrahim diyor ki:

    aahh sema ablacım hacc malzemecisi diye bir sektör var bu ülkede…

  17. Aişe diyor ki:

    Sa. Bence yanlış düşünüyorsunuz. Zira giderken ve gelirlen ziyaret o kimsenin Beytullah’ı Rasulullah’ı göreceğinin heycanı, huzuruna varıp gelmesinin hürmetinedir. Yani oralara varıp gelmiş birini göreyim de özlemim dinsin diye. Allah nasip etmiş bu nasibini tebrikleyeyim diye. O yerlerin ne kadar özel olduğu ortada. Bu özel yere gitmiş birini dinlemek çok güzeldir.

    • hafizr diyor ki:

      Aise hanimin deddigi niyetle gidebilmek cok guzel nadir de olsa hala o niyette olanlari duymakla birlikte yemek takimlarina kadar hediye goturenleri de duyuyorum maalesef olmamasi gereken hic de hos olmayan bi durum

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Sıkıntılar akıllıca idare edildikleri takdirde karakteri terbiye ederler. “ ( S. Smiles )

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku