Uzaklaştırma Kararında Doğru Bilenen Yanlışlar

23 Ağustos 2019Sema Maraşlı16 Yorum »

semaSon dönemde öldürülen kadınların çoğunluğu eşleri ya da eski eşleri hakkında uzaklaştırma kararı aldırdıktan sonra öldürüldüler.

İşin ilginç tarafı öldürülen kadınlarla ilgili twitter da atılan mesajlara bakıldığında çoğunluk İstanbul Sözleşmesi, 6284 ve erkeğin evden uzaklaştırma kararını destekliyor. Destek verenlerin büyük bir kısmı aslında işin iç yüzünü pek bilmiyor.

İşte doğru bilinen yanlışlar.

YANLIŞ: İstanbul Sözleşmesi ve 6284 kadını şiddete karşı koruyor.

DOĞRU: İstanbul Sözleşmesi ve 6284 ten sonra kadına karşı şiddet ve cinayetler ülkemizde hiç olmadığı kadar arttı. Sözleşme öncesi senede 100 civarında olan kadın cinayetlerinin sayısı son yıllarda 500 e çıktı

YANLIŞ: Uzaklaştırma kararı kadınları korur.

DOĞRU: Öldürülen kadınların büyük çoğunluğu uzaklaştırma kararı sırasında öldürülmüşler. Eğer uzaklaştırma kararı işe yarasaydı, kadınlar ölmüş olmazlardı.

YANLIŞ: Uzaklaştırma alan erkek kadına yaklaşamaz.

DOĞRU: Uzaklaştırma kararı denilen şey sadece kanuni bir bildirimdir. Pratikte koruyucu bir tarafı yoktur. Uzaklaştırma kararı var diye kadının başında ya da evinin önünde polis beklemiyor. Adamın gözü dönmüşse uzaklaştırma kararı ya da cezanın ağır olması hiç umurunda olmuyor. Çok  özel durumlarda sadece polis koruması olabiliyor fakat herkes için değil ve bu mümkün de değil. Eğer uzaklaştırma kararında polis korusa her yıl  yüzbinin üzerinde şikayet eden kadınların başında yüzbin polis beklemesi gerekir.

YANLIŞ: Uzaklaştırma kararı, kadını evde ona şiddet gösteren kocasına karşı korur Uzaklaştırılmasılar da kadınlar evde dayak yemeye devam mı etsinler.

DOĞRU: Uzaklaştırma kararı verilen erkeklerin büyük çoğunluğu eşlerine dayak attıkları için değil, psikolojik şiddet bahanesi ile uzaklaştırma alıyorlar. Her yıl şikayet edilen yüz binin üzerinde erkeklerin çoğu karısına el kaldırmıyor.

İstanbul Sözleşmesine ve 6284 e göre şiddetin kapsamı çok geniş. Şiddet; psikolojik, ekonomik, cinsel, fiziksel olarak ele alınıyor ve problem de zaten burada başlıyor. Bir erkeğin karısına bağırması, maddi isteklerini kadının istediği kadar karşılamaması, “akşama ne yiyeceğiz” demesi, cinsel birliktelik için ikna etmeye çalışması, kısacası kocanın kadının hoşuna gitmeyen her davranışı şiddet olarak değerlendiriliyor.

YANLIŞ: Psikolojik şiddet de cezalandırılmalı.

DOĞRU: Eğer psikolojik şiddete ceza olacaksa bu kadınlar için de olmalıdır. Erkek için şiddet sayılan davranışları kadınlar, kocaların çok rahat yapıyorlar. O zaman kadınlar da kocalarına bağırdıklarında, kocasının gittiği geldiği yerlere karıştığında, erkeğin ailesi ile görüşmesinde problem çıkardığında kadınlara da evden uzaklaştırılma cezası verilsin. Kaç kadın kocasına bağırdığı ya da sert davrandığı zaman kocasının bir telefonla onu evinden attırıp çocuklarından uzaklaştırmasını kendisi için ve kadınlar adına kabul eder. Müslümanlığın ölçüsü kendin için istemediğini başkası için de istememektir.

YANLIŞ: Hiçbir kadın şiddet görmediği halde “şiddet görüyorum” diye kocasını şikayet etmez.

DOĞRU: Kadınlar duygusal olduğu için çok çabuk kışkırtmaya gelebiliyorlar. Annesi ya da yakın arkadaşlarının sözleri ile evliliği bozulan, kocasına tavır alan çok kadın vardır. Günümüzde buna bir de medya, feminist dernekler, kanunlar eklenince kadınlar kendi terbiyesi altına almak istediği kocaya kanunlar vasıtası ile ayar vermeye çalışıyorlar. Fakat pek çok kadın bu şikayetlerin sonuçlarını hesap edemiyor ve göz dağı vermeye çalıştığı kocası uzaklaştırma kararından sonra eve bir daha dönmeyip boşanmayı tercih ediyor. Bir öfke ile kocasını şikayet edip sonra çok pişman olan şikayetten vazgeçen kadınlar var fakat kadın şikayetini çekse de dava kamu davası olarak devam ediyor. Bu da çoğu ailede evliliklerin sonunu getiriyor.

YANLIŞ: Erkekler boşanmayı hazmedemedikleri için ya boşanma aşamasında ya da sonrasında eski eşlerini öldürüyorlar.

DOĞRU: Sebep ne olursa olsun hiç kimsenin kimseyi öldürme hakkı yoktur.

Eski eş cinayetlerini hazmedememek gibi tek bir duygusal sebebe bağlamak gerçekleri görmekten kaçmaktan başka bir şey olamaz. Bazıları için belki bu sebep olabilir fakat ülkemizde boşanma süreci çok yıpratıcı, kadın istemezse çiftler senelerce boşanamıyor. Boşanma sonrası kadınların bir kısmı kendi kinlerini çocuklar üzerinden gideriyorlar. Mahkeme kararına rağmen çocukları babasına göstermiyorlar erkek ancak çocuğunu haczederek görebiliyor. Çoğu zaman çocuk anne tarafından babaya düşman edildiği için babayı görmek istemiyor. Bütün bunların yanında ona düşmanlık eden kadına bir de nafaka ödemek zorunda kalınca psikolojisi bozulan ödeyemediği nafaka için hapse atılan, cinnet geçiren erkekler ya da alkol, uyuşturucu alanlar cinayet işleyebiliyorlar.

YANLIŞ: Uzaklaştırma kararı iyi uygulanmadığı için şiddet arttı.

DOĞRU: Uzaklaştırma kararının uygulanması şöyle: Şikayet edilen erkek, eğer kadının kocası ise polis eve gelerek kocayı çocuklarının gözü önünde evden atıyor, erkek eğer iş yerindeyse evine pijamalarını bile almaya gidemiyor. Kişisel eşyalarını alamıyor.

Sonra erkeğe uzaklaştırma cezasının şartları açıklanıyor. Her nerede olursa olsun belli bir mesafeye kadar kadına yaklaşmaması, oturduğu eve hatta mahalleye girmemesi, çocuklarını da göremeyeceği, okullarına yaklaşamayacağı ve çocukları ile konuşmak ya da onları sormak için  telefon dahi açamayacağı bildiriliyor. Bunlardan birini yaparsa hemen hapse gireceği bildiriliyor.

Bu arada erkek atıldığı evin varsa kirasını, evin masraflarını ve faturalarını ödemek zorunda. Bir de uzaklaştırmalar da erkeğe para cezası kesiliyor. Geçmiş yıllarda üç bin liraydı, bu da devletin kasasına giriyor. Bir de kadın dava açmışsa mahkeme masrafları…

Asgari ücretle çalışan bir adam bütün bunları karşıladıktan sonra bir de kendine kalacak yer ayarlayacak ve kendi masraflarını karşılayacak. Dükkanda yatanlar, kışın arabada donup ölenler, yıllarca karısı istemediği için yüzünü az gördüğü kendi ailesinin yanına utançla dönmek zorunda kalanlar…Binlerce böyle hikaye var.

Uzaklaştırma kararı fazlasıyla uygulanıyor fakat uygulama içerik olarak kötü olduğu için, insan psikolojisi dikkate alınmadan hazırlandığı için sonuçlar kötü.

Evinden atılan, kalacak yer bulamayan, çocuklarını göremeyen, aşağılanan erkeğin eğer psikolojik sorunları varsa bir de alkol ya da uyuşturucu kullanıyorsa yaptığı ilk iş kadını öldürmek oluyor. Aman karım beni evden attı, bundan sonra karım ne isterse yapayım demek olmuyor.

Uzaklaştırma kararı kadını korumadığı gibi tam aksi erkeği onu evinden atan karsına karşı ya da çocuğunu göstermeyen eski karısına karşı intikam duyguları ile dolduruyor.

YANLIŞ: İstanbul Sözleşmesi olmazsa şiddet ve cinayetler durdurulamaz.

DOĞRU: Bir ülkenin kanunları kadın erkek demeden bütün vatandaşlarını korumak zorundadır. İstanbul Sözleşmesi şiddet kapsamına psikolojik şiddeti de aldığı için şiddet ihbarları yüzbinleri geçince devlet gerçekten şiddete uğrayan kadınları koruyamaz oldu.

İşin en üzücü tarafı da bu ki kocaya ayar vermeye ya da eski kocadan öç almaya çalışan kalabalık kadın gruhunun içinde, gerçek şiddete maruz kalan kadınların sesi kayboluyor. Onlar şiddet görmeye, devam ediyorlar.

YANLIŞ: Erkekler şiddet yanlısıdır. Erkek şiddeti öldürüyor.

DOĞRU: Şiddetin cinsiyeti yoktur sadece güce göre şekli değişir. Cani erkekler de vardır cani kadınlar da vardır. Biri silahla öldürür diğeri zehirle.

İstanbul Sözleşmesi tüm erkekleri saldırgan, kadınları kurban önkabulü ile hazırlanan cinsiyetçi, faşist, bölücü bir sözleşmedir. Cinsiyetler savaşının sözleşmesidir.

Sonuç: İstanbul Sözleşmesi ve 6284 ten sonra uzaklaştırmaların başlaması ile kadın cinayetleri hiç olmadığı kadar arttı.  Neredeyse her gün gazetelerin üçüncü sayfasında birkaç kadın cinayeti haberi okuyoruz. Fakat hâlâ İstanbul Sözleşmesini ve 6284 ü savunanlar var. Düşünün bir ilaç var içen hastalanıyor içen ölüyor fakat birileri ısrarla bu ilacın şifa olduğunu söylüyor. Siz bu kişiye ne dersiniz?

Feministler cinayetlerin bunca artışını gördükleri halde yine de “#İstanbulSözleşmesiYaşatır” diye twitter çalışması yapıyorlar utanmadan.

İstanbul Sözleşmesi kadınları yaşatmıyor, Avrupa fonundan aldıkları paralar feministlere keyifli hayat yaşatıyor, ölen kadınların kanıyla.

Feministlerin bu sözleşmeyi savunmalarını anlamak kolay. “Bu sözleşme ve 6284 karşılığında Avrupa fonundan hayalini kuramayacağımız paralar aldık” diye açıklamıştı bir feminist dernek. Öldürülen her kadın onlar için daha fazla para demek. Bu sözleşme karşılığı alınan paralardan öldürülen kadınların kanı damlıyor. Yetim kalan çocukların göz yaşları akıyor. Fakat onlar bu kanlı paralara bir türlü doymuyorlar.

#İstanbulSözleşmesiÖldürür

İstanbul Sözleşmesini avukatların savunmasını anlamak da kolay. Ceplerine çok iyi paralar giriyor.

Sonuçları görüldüğü halde hükumetin neden hâlâ sözleşmeyi fesh etmediğini anlamıyoruz. Sözleşme sonrası artan cinayetler üzerinden bir açıklama yapsalar da sebebini biz de anlasak.

Şiddeti gerçekten bitirmek isteyenler kadın ve erkeği birbirine düşman etmez. Şiddeti genel bir sorun olarak görür, öncelikle önlemek için çalışma yapar.

Fiziksel şiddet uygulayanlar, işinin ehli uzmanlar ve psikiyatrinin gözetiminde tedavi edilmeli. Evinden atılıp, sokaklarda ölüm makinasına çevrilmemeli.

Şiddet uygulamayan erkekler de psikolojik şiddet bahanesi ile kadın şiddeti karşısında çaresiz bırakılmamalı.

Öldürmenin vebali halka iyi anlatılmalı. Sebep ne olursa olsun kimsenin kimseyi öldürme hakkı yoktur. Katil dünya ve ahiret hayatını  mahveder.

Şu da unutulmamalıdır ki katile küfredip, katlin sebeplerini destekleyenler de katil kadar suçludur.

#İstanbulSözleşmesiÖldürür

#İstanbulSözleşmesiFeshedilsin

Okunma Sayısı : 6.558

Yorum yapın

“Uzaklaştırma Kararında Doğru Bilenen Yanlışlar” için 16 Yorum

  1. Erhan diyor ki:

    Yıllardır bu kanun yürürlükte. Öyle bir hâl aldı ki sadece Sema hanım değil bir çok akp taraftari köşe yazarları bile bu kanunu yüksek sesle eleştirdi, acilen kalkması gerektiğini dillendirdi. Diğer taraftan son birkaç aile bakanına da bakınca artık iyi niyetli düşünemez hâle geldim. Terörü bitirsen, petrol uretsen, yol köprü vs yapsan ne olur aile bittikten sonra. Kadın bozulursa aile, aile bozulursa toplum, toplum bozulursa ülke helak olur. Allah yardımcımız olsun

  2. Yalnız diyor ki:

    Sema hanım lutfen mesajımı okursnz bana bir yol gosterin, eşim le aram 3 aydır çok bozuk benimle hiç konuşmyr, bana düşman gibi davranıyor. Benimle yaşamak istemedgni düşünyrm ama 3 cocugumz var ne yapcgmı bilemıyrm biraz ayrı kalmak ozlemek iyi gelir dıyrm sonra daha kotu olmasndn korkuyrm nolur dua edin akıl verin çekip gitmek istyrm onu da yapamıyor im

  3. muhittin metin diyor ki:

    bir erkek ve 2 kız çocuğu babası olarak tarafsız ve sağduyulu yorumlarınız için sizi tebrik ediyorum.

  4. muhittin metin diyor ki:

    bir erkek olarak tarafsız ve sağduyulu yorumlarınız için sizi tebrik ediyorum.

  5. Şirpençe diyor ki:

    ” …arabada yatıp donarak ölenler…”

    Bu olaya
    “ikinci sarıkamış harekatı” desek yeridir. Orada askerlerimiz Ruslarla savaşmak için gittiler. Soğuktan donarak şehit düştüler.

    Şimdi ise 6284 ün sopasıyla evinden uzaklaştırılan ve sokaklarda, arabasında veya kuytu köşelerde donarak ölen ERKEKLER…

    Allah gani gani rahmet eylesin.
    Mekanlarınız Cennet olsun.
    Donarak mazlumlar olarak vefat ettiniz.

    Elbette mazlumların zalimlerden intikamının alındığı gün,
    zalimlerin mazlumlara zulmettiği günden çok daha ŞİDDETLİ olacaktır!

    “İnne Lillehi Ve İnne İleyhi Raciun”

  6. Ahmet Yıldırım diyor ki:

    Konu dışında bir not bırakıyorum. Evliliklerin Epilepsi hastalarının ilacı olduğunu biliyor muyuz? Bilgilendirme amaçlıdır. (Kendi şahsıma ve tavsiyede bulunduğum benim gibi arkadaşlara ilaç olduğuna şahit olduğum için yazıyorum)

  7. .:. diyor ki:

    Sema hanım’a kimsenin haksızlık yapmaması lazım. Yıllardır uyarıyor, Onlarla yazısı var.

    Tespitlerin hepsi objektif ve gerçekçi.

    Bunlardan bir diğeri.

    Şiddeti Artıran Kanun

    http://www.cocukaile.net/siddeti-artiran-kanun/#comment-72078

    ““artan şiddetin sebebi olarak önceki başbakanımız, şimdinin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı göstermiş.”

    Bence bu doğrudur. Ancak o kadın yazarın anlattığı şekilde değil.
    Sayın Cumhurbşkanımızı çok kötü tuzağa getirdiler, hatta sayın başbakanımızı ve hanımları ile etraflarını. Bu konularla öylesine meşgul olacaklar ki, asıl işlerini bile yapamayacaklar. Yaptırmayacaklar. Nitekim kendi özel ekip kurup takip edecekmiş.

    Bu son yasaların ortaya çıkacağı günlerde, Sayın Maraşlı ve bir çok yazar, bir çok yorumcu, yazdıklarımı okuyan ve dikkatini çeken var ise, bu konularda hem yaşayan hemde işim gereği inceleyen birisi olarak ben birçok sefer yazdım. Hatta geleceğe dair yazım, şu an da açıklıkla ifade edebilirim, bu daha başlangıç, ve kartopu gibi artan şekilde gidecek. Toplumun bütün olarak bozulmasını hızlandıracak

    Bu yol yol değil……..

    Eski yazılarımda vurguladıklarım BM, ABD, AB ve uluslar arası sözleşmelerdir. CEDAW, İstanbul yaklaşımı v.s. bu çerçevede de olaylara bakmakta fayda vardır. En önemli tarafı budur.

    Peki bu yasaları Türkiye ye getirenler kimlerdir. (Belki onlar aracıdır, yerine baskası da olsaydı yine gelecekti) Sayın Güldal Aksit, Eski aile bakanı sayın Fatma Şahin aracılığı ile…”

  8. .:. diyor ki:

    Yıllardır çok yazdınız. Sorumluluk ve yetki sahibi olanlar sizi hiç dinlemediler. Yetkinliği olmayanların eline teslim edilen kurumlar kendi üretemediklerini başkalarından aldılar. En iyi yaptıkları ise başkasına ait olanı, kötü olanı iyi diye pazarlamak oldu. (Her alanda da bu şekilde değil mi) Sonuç hep kötü oldu hatta çok daha kötü olacak.

    Beceriksiz yöneticilerin elinde halkımız oyuncak oldu.

    Yıllar öncesinde de belirtmiştik.

    http://www.cocukaile.net/aile-kongresinde-cikan-sonuclar/#comment-65306

      • .:. diyor ki:

        .:. diyor ki: 1 Ekim 2015

        http://www.cocukaile.net/ayse-askere-git-ali-sofra-kur/#comment-111417

        “Yaşanılan olayların hepsine biraz dışarı çekilerek lütfen bakınız. Terör olayları, Eğitimdeki uygulamalar, Tarımdaki uygulamalar, ekonomideki uygulamalar, Çalışma hayatı, sağlık alanındaki, güvenlik, hukuk….

        Hepsinin kaynağında bozulan aile yapısı olduğunu göreceksiniz. Türk aile yapısını bilerek bu duruma getirmişlerdir.”

        http://www.cocukaile.net/ayse-askere-git-ali-sofra-kur/#comment-111131

        “Az bile yazmışsınız Tebrikkler ederim Sema hanım, Bugün geldiğimiz noktada ortalıkta bir kaos ve karmaşa var ise, Bunlar bir zat ın yaptığı beddualar deildir. Bedduaları yapan canı yanmış insanlar da vardır elbet…

        Hepsinin kaynağında bozulan aile yapısı olduğunu göreceksiniz. Türk aile yapısını bilerek bu duruma getirmişlerdir…”

        • .:. diyor ki:

          .:. diyor ki: 30 Eylül 2015

          “Birşeyler ters giderken başkalarını kötülemek kolaydır. Kendine bakmak lazım gelir önce. Bazılarına göre aykırı olan yazılarınız aslında gerçegi gören tespitlerdir. Yazılarınız içinde eşitlik adına birçok gerçeklere değinmişsiniz. Bunları isteyenler tek taraflı bakmış. “Hadi askere git” dedin mi cevap veremez. “Eve sende para getireceksin” dedinmi susar. “Mahkemeler boşanmalarda kesinlikle çocuğu Babaya vermelidir.” dedin mi elleri ayaklarına karışır, dünyayı yıkarlar. “Eğer bir ailede Anne veya baba vefat emiş ise onun maaşı bekar erkek varsa ona kalmalıdır” dediğin zaman şaşırırlar kalırlar.

          Bütün bunlar Allahın koyduğu kanunları kendilerinde güç olduğunu farsayarark haddi aşanların eseridir. Bunları doğru olana ikna etmek zordur. Allah gereğini elbet yapar, Mutlak güç odur. Ama bunlar yapılan ve olanları, yaşanılanları görmezden gelir. Başka sebep ararlar. İnsalların mallarını, haklarını eksiltmemek gerekir. Kul hakkı ne olursa olsun. Madem eşitlik ile bir iş yapacaksın Batı aşığı olmaya gerek yok. Eşitliği Kadınla görüşerek erkeği yok sayarak yapamazsın.

          Örnekler çoktur.”

          .:. diyor ki:1 Ekim 2015,

          “Talepleriniz güzel şeyler ama tek taraflı olmuş. Hepsini kadınlar için istemişsiniz.

          Okadar tek taraflı ki, Erkek için geriye birşey bırakmamışsınız.

          Size tavsiyem, adaletli olmak, eşitliğin de gerçek anlamında olması için, empati yaparak, yazdıklarınızda “kadın” yazdığınız yere “erkek” yazın bir de böyle okuyun.

          Sema hanımın yazısı bu hususları anlatmaktadır.

          Alıntı;

          “Bir kadının önüne dünyayı sersen “Şu tarafa doğru sersen daha iyi olmaz mıydı” der.”

          http://www.cocukaile.net/siddeti-artiran-kanun/#comment-72078
          “Bu uygulamalara kısa dönemde karşı çıkacak bir tane cesur adam çıkmayacak (Mecliste) Anında afaroz edecekler. Siyasi olduğu için oy kaygısından sesini dahi çıkaramayacak. Sema hanım kadar cesaret sahibi olan birini görmeyeceksiniz. Bu söylemim bugüne ait olmadığını da belirtmek isterim.

          Bu adaletsiz ayrımcılıklardan bazıları;

          Kreş yerdımı, Parasal destek, Doğum yardımı, erken Emeklilik yardımı, ölen baba maaş yardımı, çalışma saati yardımı, izin yardımı, iş yardımı, tayin önceliği, atama önceliği, işe yerleştirme önceliği, Yasalar önünde ayrımcılık v.s. çeşitlenecek, çeşitlendikçe karışıp kontrol dışı olacak. Denetimsiz ve sistemsiz……….””

  9. MSK diyor ki:

    Sema hanım bu konuda duyarlı olup cesaretle yazan bir kaç kişiden birisiniz. Rabbim tesirini halletsin. Baştakiler akıl fikir ve istikamet versin

  10. Ayşe diyor ki:

    Bir insanın vahşice öldürülmesini hiç kimse savunamaz Ancak bu cinayetlerin önlenmesi için sorunu doğru tespit etmek gerekir Bunun çözümü tek taraflı değil her iki tarafın gözüyle bakmak gerekir Bu erkekler eşini öldürerek aslında kendi hayatlarını da bitirmiş oluyorlar Çok ağır ceza alacağını bilerek hatta bazıları eşini öldürüp kendi de intihar ediyor Erkekleri bu kadar cinnete sürükleyen sebepler araştırılmadığı sürece sadece sonuca odaklanıp sebepler üzerinde araştırma yapılmazsa maalesef bu tür olaylar artarak devam edeceğini düşünüyorum

  11. Saygın Kantara diyor ki:

    Evet, müslümanın ailesini yıkmak isteyen, kadının kanına, erkeğin hayatına kastetmiş avrupalı şeytanlar var. Bizimkiler de bilerek veya bilmeyerek kullanılıyor.
    Allah hepimize basiret versin. bu kanunları koyanlar niyetlerini sorgulamalı, islamiyetten uzak, hak’tan uzak kanun, adil değildir. Maksadının aksiyle tokat yiyor. Olan yine zavallı bu millete oluyor.

  12. MÜEZZİN diyor ki:

    elhamdülillah rabbim beni koruduğu için. bu beni darp eden uyurken bıçakla kovalayıp camdan kaçıran elindeki yemek bıçağına güvenip üzeriöe gelmesinden kaçarak kurtaran
    babamın dediği gibi kadının vurması gurunu incitir iz bile yapmaz rabbim vurursa iflah olmaz sözünü dinleten rabbime binlerce kez elhamdülillah

    uzaklaştırma kararı veren hakim bile bu yanlış diyor kızım bu adam daha eve gelmez nasıl yaşayacaksın diyor ALLAH cc.bu İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİ SAVUNANLARI EN GARİP ZAMANDA İSLAH EYLESİN
    KASITLI İSTEYENLERİ İSE BU UZAKLAŞTIRMAYLA İMTİHAN ETSİN
    SABAH HAYALLERLE EVİNDEN ÇIK AKŞAM YORGUN ARGIN GEL EŞİN SENİ SOKAĞA ATSIN.

    NEREY GİDECEKSİN O EVE DAHA SAĞLIKLI OLUR MU
    O KİŞİ İÇİN SIRTINDAN BIÇAKLANMIŞ SOKAĞA ATILMIŞ
    RABBİM SEMA HANIM GİBİ RABBİMİZİN EMRİNİ HAKKI ÜSTÜN VE MÜDAFA EDNLERİ GALİP KILSIN YARDIM ETSİN MUAFFAKKILSIN RAZI OLSUN ,İMANLARINI KAMİL AMELLERİNİ SALİH EYLESİN,

    BİZDE BİR FARKINDALIK YAPMALIYIZ İSTANBUL SÖZLEŞMESİNE KARŞI OLDUĞUMUZU İFADE EDECEK BİR YÖNTEM İZİNLİ BİR GÖSTERİ HAK HUKUK İÇERİSİNDE AMACIMIZ ÜZÜM OLSUN HAKSIZLIĞA KARŞI SESİMİZİ NASIL DUYRABİLİRİZ. ALLAHA EMANET OLUN.

  13. Mahmut Yavuz diyor ki:

    Dünyanın hiç bir ülkesinde hatta diktatörlükle yönetilen ülkelerde bile bizdeki 6284 gibi kanunsuz bir kanun yoktur. Bende bu kanunun bir mağduru olarak yazıyorum bu kanun aileleri korumak yerine tamamen koparmaktadir bu kanunsuz kanunun kalkması için daha kaç kadının öldürülmesi gerekiyor bu ölen kadınların kanları devlet görevlerinin eline bulaşmıştır kadinlarimiz korunmak ve aile bütünlüğü sağlanmak isteniyorsa bu kanunsuz kanunun bir an önce kaldırılması gerekir.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

" Bir evin güzelliği uyumdur. Bir evin tadı bağlılıktır. Bir evin sevinci sevgidir. Bir evin zenginliği çocuklarıdır. Bir evin yasası hizmettir. Bir evin refahı memnun olan gönüllerdir. " (Henry Taylor)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku