Yeni Nesil Kız Çocuklarının Dertleri

11 Ekim 2017Sema Maraşlı111 Yorum »

7_bBugün “Dünya Kız Çocukları Günü” sebebi ile klişe sloganlar havada uçuyor. “Kız çocuklarımız okumalı, özgür olmalı, hayallerini gerçekleştirmeli…Yirmi yıl önceki sloganlar…

İstisnaları saymazsak kızlar artık okuyor, gayet özgürler ve hayallerini gerçekleştirmeleri içini kapılar açık. Her yerde onlara pozitif denilen bir ayrımcılık mevcut.

Genel olarak baktığımızda kızların artık problemleri bunlar değil. Çağımızın kızları fazla özgürlüğün getirdiği problemlerle boğuşuyorlar.

Küçük yaşlarda beden ve estetik takıntısı,

Uyuşturucu ve alkol batağındaki ünlüleri model alıp onlar gibi olmaya çalışmaları,

Sigara, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı,

Beden teşhirciliği,

Sosyal ağ bağımlılığı,

Kıskançlık, haset, fesat, hırs, arkadaşının sevgilisi gibi duygusal çıkmazlar,

13 yaş civarı başlayan erken cinsel birliktelikler,

Kürtaj, babasız doğan çocuklar…

Eski sevgililerin bıraktığı acılar…

Aile ile kuşak çatışmaları,

Argo, küfür ve erkeksileşme…

Kariyer, yalnızlık, evlenememek, anne olamamak…

Mutlu olamamak ve depresyon…

Kız çocuklarını düşündüğünü iddia edenler!

Artık bu ezberlerinizden kurtulun da bunlara bakın. Kızlar ve kadınlarla ilgili bireysel olayları cımbızlayıp mağdur edebiyatı yapmaktan vazgeçin.

Gözlerinizi açın ve kız çocukları için gerçekten bir şey yapmak istiyorsanız öncelikle annelerinin hırsları yüzünden sürekli internete fotoğrafı ve videosu paylaşılan mahremiyetine saygı duyulmayan küçük kız çocukları için bir şeyler yapın.

“Toplumsal Cinsiyet Özgürlüğü” adı altında kızları erkekleştirmeye çalışan derneklerle mücadele edin.

Kadın hakları ismi altında kız çocuklarını ve kadınları erkeklerden nefret ettirmeye çalışanlara engel olun.

Kızları yaratılış özelliklerine sahip çıkmaları için yönlendirin.

Kadın bedeni içinde erdemsiz erkek taklitciliği yapmaya çalışan kızlara “kendiniz olun”  mesajı içeren, cinsiyetinizin güzelliklerinin farkında olun eğitimleri verin. Kızları; argo, küfür, kavga gibi ruhunu incitecek davranışlar yerine Allah’ın kadına yüklediği incelikler; letafet ve nezaket ile kültürlü zarif bir hanımefendi olmaları için yönlendirin.

Küçücük yaşlarda kadın olmaya heveslenen ve yaşının üstünde giyinen, süslenen ve öyle yaşamaya çalışan kızlara yaşlarına göre yaşamaları için yol gösterin.

Başarı, okul, diploma, kariyer, para diye beyni yıkanan çocukların; ahlak, erdem ve maneviyat olmadan mutlu olamadıkları açıkça görülüyor. O halde yapılması gereken onlara biraz daha dünya hırsı yüklemek değil, onları mutlu edecek değerler yüklemek olmalı.

Kafama takılan???

Aile Bakanlığı CHP ye geçti de benim mi haberim olmadı! Aile Bakanlığı bugün için bir video yaptırmış.

Kızlara ideal ve başarı diye sunduğu şeyler piyano çalmak, jimnastik yapmak (mayo ile yapılan bir spordur) santranç oynamak, mühendislik (dünyada yüzde doksan dokuz erkeklerin olduğu bir alan) ve sınav başarısı. Kızlar  başarılı ve mutlular..

Videonun sonuna doğru:

“Kızlarımız erken yaşta evlendirilmesin.” Deniyor ve yüzleri gülen kızların, yüzleri soluyor mutsuzluk ifadeleri içinde görünüyorlar.

“Eğitim hayatları ve hayalleri yarım kalmasın.” Derken yüzleri tekrar güler gibi oluyor. Video “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı” diye bitiyor.

Evlilik hayali kuran kızlardan sahnelerde alkış hayali kuran kızlara evrildi genç kızlar ve bu örnek gösteriliyor. Belli ki kızların hayalinin içinde ev, annelik hiç yok.

Videoda görülen alanlarda ödül almış genç kızlar isimleri ile örnek gösteriliyor genç kızlarımıza. Aile Bakanı Fatma Betül Hanımın kızı var mı bilmiyorum fakat videoda genç kızlara örnek diye gösterdikleri  Aerobik Dünya Şampiyonası’nda Altın Madalya Kazanan Ayşe Begüm Onbaşı’ nın ödül aldığı gösteriyi izlemiş olmalı herhalde kendisi. Varsa kendi kızı ve Ak Parti tabanının genç kızları için dünya sahnelerinde böyle başarılar bekliyoruz en kısa zamanda!  Cumhurbaşkanı yenilenmeliyiz, tazenlenmeliyiz derken bunları kastetmiş olamaz herhalde.

 

Okunma Sayısı : 13.602

Yorum yapın

“Yeni Nesil Kız Çocuklarının Dertleri” için 111 Yorum

  1. Sadece Fatih diyor ki:

    Bu yorumu nereye yazsam bilemedim. Bir hanım personel akşam acıkmış ancak yemek yemiyor. Sebep kilo alma korkusu. Kilolu değil halbuki. Ancak üzerindeki toplum baskısına bakın. Her kadın tığ gibi olacak diye bir şey yok. Yaratılış, kiminin biraz fazlası vardır hafif topludur kimisinin bünyesi farklıdır zayıftır. Bu hanım bekar, muhtemelen kilo alırsam koca bulamam diye endişe ettiğinden kendine eziyet ediyor.
    Ona yazık değil mi? Burada toplum baskısı oluşturan kadınların ve özellikle manken gibi kız isteyen kadınını olduğu gibi kabul edemeyen erkeklerin suçu yok mu? Karnı aç, imkanı da var ancak yiyemiyor istediğini…

    (Şimdi feminist zihniyetliler belki sevinir kadınları savundum diye, halbuki ben feministlere düşmanım kadınlara değil. Ya da kadınları eleştirmekten zevk almıyorum. Bu anlaşılsın yalakalık olsun diye yazmadım, denk gelmişken bu na da değinmek istedim)

    • Yahya diyor ki:

      Bırakın Aile ve sos. pol. bakanlığı düşünsün.

      TV’ye çıkan tombiş, tonton çocukların aileleriyle irtibata geçip, çocukların beslenmesi, eğitimi, gelişimi vs. ile gerekli talimatları verip, aileyi ve çocuğu kontrol altında tutuyormuş.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Hımm. Çok rahatladım Yahya Bey, devletimiz yine bir sorunu daha çözmüş, bilgilendirdiğiniz için sağ olun :)

    • Feyza diyor ki:

      Şişman çocuklar kısmını anlayamadım Yahya bey ironi mi gerçek mi bu yazdığınız?
      Fatih bey, bir kadının fit olmak istemesi güzel ve anlaşılabilir birşey bunu yadırgamıyorum. Çünkü her kadın beğenilme arzusu taşır, mühim olan bu arzuyu kontrol altına alıp alamadığı ve alamadığı zaman teşhir etme hastalığına yakalanması.
      Şimdi toplumda 0 beden olmak ideal, belli bir güzellik anlayışı empoze ediliyor fakat bunu hedefleyen kişiler zannettiğiniz gibi evlilik yapamama korkusu değil, beğenilmeme/ tercih edilmeme korkusuyla hedefliyorlar. Çünkü kilolu uzun ya da kısa evleniyor insanlar.
      Komplekse düşülmediği sürece bir kadın ya da erkeğin bedenini koruması ve özen göstermesi iyidir. Takıntı haline getirilirse sorun. Ya da zayıf olma/zayıflama adına sağlığından feragat ediliyorsa sorun. Çünkü hormonal takviye ya da sorunlar sebebiyle gayrıihtiyari kilo problemi yaşamayacağımızın ileri yıllara dair garantisi olmadığından mümkün olduğunca dikkatli davranıp mümkün olmadığı takdirde de beden ve ruhumuzla barışık yaşamayı öğrenmek zorundayız.

      • Yahya diyor ki:

        Feyza hanım,

        kusura bakmayınız adım çıkmış bir kere :)
        gerçek efendim!

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Feyza Hanım.

        Hepimiz yediğimize içtiğimize dikkat etmeliyiz, çok doğru, ben d dikkat etmeye çalışıyorum. Ancak bahsettiğim durum dikkat etmekten ziyade yememe. Karnı aç, iki lokma yese ne olacak :) Gerekçe de üzücü. Kendi aldığı karardan ziyade popülizm baskısı. Bu da daha çocukluktan itibaren içimize işliyor. Ben popüler kültürün kendi üzerimdeki yansımalarını henüz temizleyemedim mesela. Umarım ben gibi bu etki altında kalmış insanlara arınmak nasip olur…

        • Feyza diyor ki:

          Çünkü yedikçe iştahı açılıyor insanın Fatih bey. Kadın da korkuyordur formu bozulacağı için.
          Kilo problemi hiç yaşamadım ama yaşayan çok insan tanıdım. Yani bana kalırsa boğazını tutmaktan kolay birşey yok hayatta diye düşünürdüm ama bu problemi yaşayan kişiler diyete girdikleri zaman ciddi depresyonda gibi oluyorlar. O zaman bunun ciddi bir sorun olduğunu anladım ve hak vermeye başladım.
          Bana kalırsa özellikle gençken dikkatli olunmalı ki yaşlılığa kilo için pay bırakılsın. Çünkü metabolizma yavaşladıkça orta yalta kilo alımı koşaylaşıp soruna dönüşüyor. O yüzden abartısız istikrar sloganımız olsun. :)

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Dediğiniz gibi oluyor. Ben de boğazıma düşkünümdür biraz daha doğrusu ekmeği çok severim ve ekmeksiz bir şey yiyemem :) Diyet yapmam bana yediklerimde farkındalık kazandırdı bu yönden faydası oldu. Gün içinde kalori hesabı yapıp denge tutturmaya çalışıyorum. Ancak bazen iş stresi sebebiyle denge bozulabiliyor ya da hareketsiz kalıyoruz çok. Yorumda bahsettiğim hanım da zayıftı aslında ama beğenilmeme korkusu ağır basmış. Nereden bildiğimi söylemeyeyim :/

    • Uğur 017 diyor ki:

      Sadece Fatih bey, yazdığınızda haklı taraflar var, ama diğer taraftan galiba siz obezite problemini hiç yaşamamışsınız. Ben de erkek olarak yıllardır ara ara diyet yapıyorum ve beni gören bazı kimseler sizin bu tepkiniz gibi tepkiler verebiliyorlar. Hâlbuki kazın ayağı öyle değil.

      Şimdi boyum, cinsiyetim ve yaşıma göre normal veya hafif fazla kilolu sayılırım, ama bundan dört sene önceye kadar öyle değildi. İçtiğim bir ilacın ve stresin etkisiyle yememi kontrol edemeyip 115 kiloya çıkmıştım, oysa normal kilom 75-80 civarıdır, hadi en fazla 85 olsun. O kiloları vermek için ne çileler çektim. Biliyorum ki kendimi bıraktığım an yine strese karşı yemek yemeye yöneleceğim ve obeziteye doğru gitmeye başlayacağım.

      Bu arada belirteyim ki ben de sizin bu hanıma atfettiğiniz sebeple diyete başlamıştım. Ben 110-115 kilo çekerken, bir gün babam bana tam bir ciddiyetle (mealen) dedi ki “oğlum, sen artık ancak kendin gibi şişman bir kızla evlenirsin, senin için münasibi budur.” Bu söz karşısında dehşete düştüm. Kendim gibi obez bir kızla evlenmektense hiç evlenmemeyi tercih ederdim. O yüzden spora başladım. 6 ay spor yaptım, hiç faydası olmadı. Meğerse yediğinden kısmadan kilo vermek olmazmış, çünkü insan spor yapınca daha çok yiyip o kalori açığını kapatıyormuş. Nihayet bir arkadaş bana bu durumu izah etti de tıbbi diyetisyen diyetiyle kilo vermeye başlayabildim.

      Şişmanlık veya obezite son derece nüksedici bir durumdur, hatta hastalıktır, en azından pek çok hastalığın anasıdır. Bir defa obez olup diyetle kurtulduktan sonra tekrar obez olmamak için ömür boyu dikkat etmek gerekir. Ama insanlar bunu kafalarına göre yapmasınlar, uyduruk diyetlere itibar etmesinler. Tıbbi diyetisyenlere gitsinler. Benim tavsiyem odur ki özel hastane diyetisyenine gitsinler. Baştan yüzlerce lirayı bayıldığınızda diyeti uygulamaya daha çok motive oluyorsunuz, ta ki paranız boşuna gitmesin.

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Uğur Bey.

        Yorumunuz için teşekkürler, faydalı bilgiler sunmuşsunuz. Çok şükür obezite gibi bir rahatsızlığım olmadı ama kiloya ve dengesiz beslenmeye bağlı insülin direnci çıktı zamanında(işle beraber yüksek lisans zorladıydı ki farklı şehre gidiyordum). Diyet ve sporla sağlıklı kilo vererek mantıklı bir kiloya inip direnci de kırmıştım. Ben de yediğime içtiğime dikkat ediyorum ancak son zamanlarda nasıl olsa benden bir iş çıkmaz diye salıp bir kaç kilo aldım.

        Benim yorumumda değinmek istediğim nokta aslında genç kızların da içine düştüğü kilo saplantısına dikkat çekmekti. Anorexia diye bir hastalığa kadar gidiyormuş. Kilo muhabbetini saplantıya dönüştürmek yanlış bence. Kararınca yemek lazım. Azı da çoğu da zarar. Yalnız şu var. Karı koca kilo almamaya dikkat etmeli. Kilo muhabbeti sadece kadınlara has görülmemeli, kadının da erkeğin de nefsi var…

  2. Yahya diyor ki:

    Gülpembe hanım,

    bir ara “İlber Hocanın Türkiye’deki Eğitim Sistemini Yorumlaması” ve benzeri eğitimle ilgili videolarını izlemenizi tavsiye ederim.

  3. kerim fakir diyor ki:

    artık bu siteye girmek istemiyorum çok gzel yazılar uygulanacak aklımıza not alacağımız kaliteli yazılar var
    bazıları bildiğimz şylere öyle yeni bakış açıları ekliyor ki mesela kaç şikayet kaç teşekkür, göz nuru olacak eşler, affetmek gibi yazılar
    bunları okyorum ama bunların çoğunu uygulayablmek için evli olmak gerekiyor
    eee benim de yaş 30 oldu kimseninde bu fakirlikle dönüp bakacağı yok maaş desen asgari ücret onunda dörtte biri kesilyo ev yok almak gibi bi hayalim de yok araba mı o da ne.. fakir dedim kendime ya ultra fakir desem daha doğru
    yine de halime şükür ediyorm
    lakin kızlar benim gbi düşünmediğinde benim evlnme işi yattı
    o zman bu siteye girip bu yazıları okuyup kendimi sinir etmenin bi anlamı yok

    • Yahya diyor ki:

      Kerim bey,

      fakir edebiyatı yapmanız hoş olmamış… Bu konuda konuşmayı uygun görmüyorum ancak kısaca namaz/ibadet ve dua ile Rabbimizden “helal” rızık temennisinde bulunabilirsiniz.

      Ayrıca rızkınızın artması için evlilik üzerinde ısrarla durunuz. Rabbim evlenen çiftlere yardım eder ve rızkını arttırır.

      Ve son olarak; hadi diyelim bu defteri kapattınız, niçin bu siteden istifade etmekten vazgeçiyorsunuz? belki etrafınızda akrabanıza, arkadaşınıza yardımınız dokunacak, faydanız olacak, dualarını alacaksınız..

      lütfen bakış açınızı ve gözlüğünüzü değiştiriniz!

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Kerim Bey.

      Haklısınız. Ancak sizin gibi olup da evlenenler de var. Umudunuzu tamamen yitirmeyin. İşiniz zor belki ama imkansız değil. Bir arkadaşıma öyle bir hanım denk geldi ki doğru dürüst eşya bile aldırmadı, şimdi çocukları var. Kısmet işi biraz da siz yazılanlara çok takılmayıp duaya sarılın inşAllah.

    • esra diyor ki:

      Turkiyede de artik ikinci el esya yayginlassin, insanlar temiz ama eski olani kullanmaktan gocunmasin. Milleti eglendiren dugunler veya ne ise yaradigini cozemedigim kimsenin dinlemedigi sohbetli yemekli nikahlarin bir sonu gelsin. Kizlar sizin fitratiniz suse puse yatkin zaten baskada birseyden anlamazsiniz diyen empozelerden kurtarilsin. Eve gelen didisinin didisi halinin markasini sormasin artik bi zahmet.
      Bilemiyorum belki o zmn asgari ucretle de evlenilebilecegi fikri normallesir.
      Bu arada asgari ucretin en alt seviyesi ise yeni baslayanlara verilir siz nicin 30 yasinda halen daha ordasiniz Kerim Fakir bey. En az 8 yillik is tecrubenizle belki biraz daha dolgun maas alabilirsiniz, hakkinizi yiyen is vereniniz varsa Allah islah etsin.

  4. gulpembe diyor ki:

    Esra hanim sizi anliyorum ve size yakin dusunuyorum. Ayrica demissiniz ya “..ve ben onlari(hem ogrenimini hem ailesini birakmayan genc ve guzel nesili) uc tane yorumda bile olsa harcatmam ne yazikki..” , Ben 4 senedir araliklarla yazdim konu uzerine, sizin 3 sene 11 ay, 6 saat 30 sn yiniz daha var benim kayitsizligima ermenize:)

    henuz toplum egitim/ogretimini, biz gibi dusunenlerin hedefindeki misali Allah rizasi icin yapacak kivama gelememis boylece de bunu ister para ister kariyer hirsiyla yapiyor olsa da -guzel haber su ki, egitim/ogretimin gerekliligini eskiye nazaran daha cok onemsiyor artik.tabi trajikomik olarak su an devletin egitim/ogretime yatirimi eskiye nazaran geri geri gidiyor o baska.Yoksa bazi zihniyetlere kalsa (burada yazan arkadaslari ve zihniyetleri kasdetmiyorum, cunku onlar daha itidalli)3 gunde memleketi afganistana cevirirler. Allah bize aciyor cok sukur.

    not:bu yorum polemige kapalidir.hadi kactim:)))

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Gülpembe Hanım.

      Ben de polemiğe kapalı olarak diyorum ki şu 7 milyar insanın yaşadığı dünyada siz ve sizin gibilerin neden sadece kendi doğruları olduğunu anlayamıyorum. Dunning Kruger etkisi için örnek vermek istediğimde sizin gibi yorumcuların yazdıklarını örnek vereceğim. Siz bu şekil giyinirsiniz başkası o şekil. Herkesin hayatına hiç kimse karışamaz :) Siz bulunduğunuz ortamda İslama hizmet ediyor ve iyi bir insan olmaya çalışıyorsanız ve bu konuda geliştirdiğiniz yöntemler varsa saygı duyarız. Biz de ülkemizde kendi yöntemlerimizle bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Sizler öneride bulunuyorsunuz biz de şartlarımıza uygun değil diye anlatıyoruz ardından anlaşılmak yerine aşağılanıyoruz ya da hakaret vari şeyler duyuyoruz. Ben de işi gücü bırakıp sizlere laf yetiştiriyorum ki yorumlarımdaki tonları dışarıdaki arkadaşlara göstersem bu senin yorumun olamaz sen böyle kabalaşmazsın derler. Beynim gıdıklanmaktan hoşaf oldu sizin gibiler bundan zevk alsa da.

      O kadar yazıyor ediyorsunuz ömrünüzde hiç ücra bir köyde bulundunuz mu ya da bir gecekondu mahallesinde. Allah büyüktür. Gün gelir sizin eksikliklerinizi de aşağılayan birisi çıkar…

      • gulpembe diyor ki:

        fatih bey,

        evet, koy hayatini iyi bilirim. ahirindan tarlasina her isinden anlarim.gecekondularda cok bulundum, en lezzetli yemeklerimi o sofralarda yedim.

        yorum icin tesekkurler…

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Gülpembe Hanım.

          Feministler işte o evlerdeki hanımları kocalarına, kızları da erkeklere düşman ediyor. Madem halkın içerisine karışmış biriydiniz ki halkın içine elinizi atsanız ben gibi çok sayıda insan bulursunuz, neden bazı konularda anlaşamadık çözemedim ve üzüldüm açıkçası…

          Hatırlarmısınız bilmem köylü bir kadın iş kurmuştu da parayı bulunca şalvar ve baş örtüsünü atmış kocasını boşamıştı. Bunu da çarşaf çarşaf haber yapmışlardı.

          Gülpembe Hanım temel sorunumuz cahillik ve kızları üniversiteye yazdırmakla çözülecek kadar basit bir konu değil. Dahası ahlak ve maneviyat olmayınca diploma da işe yaramıyor. Hayat boşluk kabul etmiyor feminizm de bu boşlukları dolduruyor…

    • esra diyor ki:

      Eski çalıştığım yerinde bu siteye giremiyordum, bir süre sonrada unutmuştum, iki yıl olmuştur girmeyeli, Sema Hanımın yazılarına bir bakayım dedim geçen gün. Yorumlarda hiçbirşey değişmemiş çok şaşırdım :)
      Ondan sonrada sordum kendime, hayallerin gerçek olacağı günleri beklemekle birşey değişiyormuymuş? sanırım hayır.
      Devletin eğitim stratejisinde bunca geçen zamanda tek güzele doğru değişmiş şey gördüm ve çok hoşuma gitti; açık öğretimin yaygınlaştırılması. çocuğunu uygun gördüğü kuruma gönderip bir yandan da açıktan normal okul okutan birçok aile gördüm. Göğsüm kabararak tanıştığım bir hafız ve çiçeği burnunda üniversite öğrencisine (alanını söylemiyim sende … takıntısı olmuş desinler) sarılıp öpmemek için kendimi zor tuttum.

  5. cihad diyor ki:

    MEDENİYETİ NİNNİ SÖYLEYEN ANNELER KURAR

    Mütefekkir,lisanı bir kadından öğrenir. Şairlerin dil hocası anneleridir. En büyük lisaniyatçıların mürşidleri de valideleridir. Meşhur hatiplere, ediplere lisan öğreten anneler; iplik büken, çorap ören, ilk mektebe bile gidemeyen köylü kadınlarıdır. Bu büyük kerametin menbaı olan anneler maaşsız, diplomasız öğretmenlerdir.
    Bütün şairler gibi Üstad Necip Fazıl’ın içindeki şiir vadisini keşfeden; kelimeler, mısralar arasındaki ahengi ruhuna üfleyen, “Hadi yaz yavrum.” diyen de bir annedir/annesidir.

    🔷Dahileri Büyüten Ninniler

    Şair, yüreğindeki cümle kalelerini annesinin sesi ve tebessümü ile kurar. Usta da anne, mimar da annedir. Şair en güzel mısralarını, akademiden tanıdığı dünya çapında şöhreti olan hocaların diliyle değil; çapa yapan, süt sağan annesinin lisanı ile yazar. Üstad on iki yaşında annesinin saikîyle şiire başlamasını şöyle anlatır: “Annem hastanedeydi. Ziyaretine gitmiştim…. Beyaz yatak örtüsünde, siyah kaplı, küçük ve eski bir defter… Bitişikte yatan veremli genç kızın şiirleri varmış defterde…. Haberi veren annem, bir an gözlerimin içini tarayıp:
    – Senin,dedi; şair olmanı ne kadar isterdim!
    Annemin dileği bana, içimde besleyip de on iki yaşına kadar farkında olmadığım bir şey gibi göründü. Varlık hikmetimin ta kendisi… Gözlerim hastane odasının pençesinde, savrulan kar ve uluyan rüzgâra karşı, içimden kararımı verdim: Şair olacağım ve oldum!

    🔷Mesaisi Olmayan Öğretmenler

    Bütün dahiler annelerinin ninnileriyle büyüdü. Onların masallarıyla eşya ve hadiseler arasında irtibat kurdu. Masalı önce anne anlattı, usanmadan, bıkmadan defalarca anlattı. Sonra çocuk “Dur şimdi ben anlatacağım” dedi. Validesinden öğrendiği lisan ve kırık dökük bir dille arz etti masalları annesine. Çocuk; çorap örmekten, ekin hasat etmekten ya da ev işlerinden yorgun düşen annesine defalarca aynı masalı anlattı, annesi “Yeter artık mesai doldu.” demedi, uyuyana kadar sabır ve metanetle dinledi küçük talebesini.
    Annesinden masal dinlemek ya da annesine masal anlatmak ne kadar da çok sevindirir çocukları… Doğu’dan ve Batı’dan bütün cins kafalar, annelerinin anlattığı o masallarla büyümedi mi? Gazzalî, Mevlâna, Kemalpasazade de bir zamanlar çocuktu. Ninniler ile uyur, masallarla uyanırlardı.
    Anneler istikbale şekil verecek çocuklarına hakikati; zenginlikleri, güzellikleri ya da konaklarıyla değil şefkatle dokuduklari ninnileriyle öğretir. Anneyi, çocuk bakıcısından ya da mektebdeki muallimden ayıran da o şefkat değil midir

    🔷Allah’ın Atadığı Memur: Anne

    Allah Teâlâ’nın kadınlara evinizde vakarla durun (Akzab:33) mealindeki buyruğunun anlamı, “Çocuklarınızla kalın; aklınızı, ruhunuzu onlara akıtın, hanelerinizde Fatihler, Bâkiler, Sunanlar yetişin.” diye anlaşılmalıdır. Ne var ki kadın dışardaki vâveylaya kulak verip insanlığa imdat etmek, sorunları çözmek için sokağa koştu. Sanki cemiyet, kurtulmak için ondan yardım bekliyordu. Fakat o, öyle zannettim. Yangın söndüren personel gibi bir öteye bir beriye koştu, pirince giderken evdeki bulgurdan oldu. Erkekler gibi iş aradı. Bir markette kasiyer, bir okulda müstahdem, bir fabrikada mühendis oldu. Bu defa kadınlıktan gelen güzel görünme duygusu onu istilâ etti, her gün hayli bir zaman “Nasıl daha çekici olabilirim?” üzerinde düşündü. Esvabı nereden alsa, hangi marka,hangi mevsime uygun kıyafet sunmakta? bunlarla meşgul oldu. Her gece eve yorgun döndü,çocuk ona; o, çocuğa baktı, ninniler,masallar çocuk bakicisina havale edildi. Oysa çocuk anneciğine okuyacaktı masalını; mesâi usûlü çalışmayan annesine, Allah’ın onu terbiye etmek üzere atadığı validesine…. Şehirli anne ve mühendis valide, çorap ören köylü kadını cahil gördü, küçümsedi. Fakat onun çocuğuna yaptığını o, evladına yapamadı. Şehirde dev bir kalabalığın içine düştü. Ekmek arayan babaların, itibar peşinde koşan sosyetenin, terk edilmişlikten dolayı çalışmak zorunda kalan kadınların arasında buldu kendini. Onlarla yürüdü, yürüdükçe evinden, onu bekleyen çocuğundan uzaklaştı. Çok şey öğrendi, deste deste paralar kazandı, arabalar evler satın aldı. Fakat ninnileri, masalları,anneliği unuttu. Çocuğuyla onu birbirine bağlayan muhabbet dilini yitirdi.

    🔷”Evet, Masal ve Ninni Hanımefendi”

    Çocuk, iktisat profesörü bir annenin dilinden mi yoksa evi süpüren, yemeği hazırlayan köylü kadının ninnisinden mi anlar; ya da ninni söyleyen, masal anlatan bir validesinin olmasını mı, meclis kürsüsünden nutuk atan bir annesinin varlığını mı arzu eder?! İslâm’a hasım olmakla müseccel muharrir Yakup Kadri de çocukların bu arzularına işaret: “Evet, masal ve ninni hanımefendi…Eğer benim bir kızım olsaydı, onda ancak kadinliga mahsus bu iki hasletin tekâmülüne gayret ederdim. Memleketine civanmert ve sevimli bir evlât yetiştirmesi için, kendi çocuğuna en munîs bir lisanla masal söylemesini ve en mürennim bir sesle ninniler teganni etmesini öğretirdim. Çünkü ‘medeniyet’ kadınların ninnilerinden, masallarından çıktı. Tıpkı onun gibi bir çok medeniyet de kadınların bir göz ucuyla bakışından yıkılıp gitti. İnsanları ileriye çıkaran veya gerilere düşüren sebepleri başka yerde aramayın: çünkü o sebepler sizsiniz (yakup kadri, Okun Ucundan,1940)

    🔷Kariyer Yarışı

    Kadın çarşıda esnaf, dairede amir olunca öncelikleri değişti. Ninnilerle Fatihler,büyüten anne gitti, yerine Fatihlerle kariyer yarışına giren kadın geldi. Yarıştı, kazandı, ödüller aldı fakat kazanırken kaybetti. Çocuğunu,eşini yitirdi. Baba sabah ailenin nafakasını temin edebilmek için gidecek, o da ev mesaisine başlayacak, çocukların programını yurutecekti. Ne var ki ikisi de birlikte ayrıldı evden. İkisi birlikte kazandı. İkisi de dışarda olunca erkek eve dönüş heyecanını yitirdi. Oysa her gidenin yüreğinde geriye dönme arzusu olsun diye onu geride bekleyen bir kadın olmalıydı. En derin uçurumlardan erkeği çekip eve alan bir kadın…

    🔷Zavallı Kadın

    Evde saçları ağaran, yüzündeki çizgileri artan ihtiyar kadınlara hürmet pek ziyade olur. Bu yüzden genç kızlar ihtiyarlamaktan korkmaz. Çünkü yaşlanınca daha saygıdeğer olacaklarını belirler. Kıyafete, kariyere değil insanlığa kıymet verilir evlerde. Ne var ki, “Kadın her yerde olmalı. Bizde kadın memur, kadın amir, kadın vekil oranı daha fazla.” gibi ifadeler kadınların kariyer yarışını daha da kızıştırdı. Sıyrılır ve içtimai hayatın kadın kontenjanı arttıkça kadınlığın değer yargıları da değişti. Resmi dairede amire kadın, kemaliyle değil; cemaliyle ya da elbisesinin ipeği, yüzüğünün taşı, kunduranin zerafetiyle dikkat çeker. Kadınlar iş hayatında muhatap oldukları hemcinslerine, “Acaba övgüyle bahsedilmesini istediği bir kıyafeti var da, onu fark edemedim, ne güzel yakışmış.” demedim şeklinde evhamlar yaşatır. Çünkü o; elbiseleri soğuktan,sıcaktan korunmaktan ziyade dikkat çekmek, iş arkadaşlarının konuşmalarında gündem olmak için giymişti. Kıyafeti ile ağırlanan, kariyeriyle uğurlanan bu kadınlar yaşlanmaktan korkar. Zira bilirler ki kıyafet ve kariyer itibarı yaşlilikta yok olacak. Elbisesinin ütüsü bozulmasın,dudaklarındaki boya kaybolmasın diye yavrusunu kucağına almayan, alsa da candan değil yandan tutan anne, “yarınları adına” niçin korkmasın ki?!
    Dışarda güzel görünmek hissi kadını, anahtarı modacıların elinde olan kurma bir bebeğe dönüştürdü. Onların arzuladığını,tasarladığını giyen bir bebek…
    Zavallı kadın….

    🔷Kadında Hicab ve Heyecan

    Kadın öğretmenlik, doktorluk gibi hemcinslerine hizmet verdiği kız okulları ve kadın hastaneleri gibi alanlar müstesna, hayatın sair şubelerinden çekilmeli. Bütün birikimini, geleceği inşa edecek çocuklarına aktarmalı.
    İşyerinde attığı bir kahkaha ya da fevkalade etkileyici tarzı ile erkeklerin yüreğini sarsma yerine kendine, “Ben kimim ve ne için varım?” diye sorsa, onu bekleyen bir evi, bir eşi onda hergün yeni şeyler keşfedecek…. Aile, sevgi ve merhametin tecelligâhı olacak(Rum:21) Haneye saadet yağacak. Erkek eve dönünce onu kapıda kadın karşılayacak, adam selam verecek/benden sana zarar gelmez diyecek, cemaatle namaz kılınacak, ya Riyazu’s-Salihin’den ya da Ezkâr’dan birkaç hadîs-i şerif okunacak… Kadında gelinlik giydiği gecenin hicap ve heyecanı, erkekte ise ona ulaşmanın muhabbeti her gün taze kalacak. İpek elbiselerle işe giden, arkadaşlarına “Nasıl oldum?” diye soran kadın, bu defa aynı soruları eşine soracak….Kadınla başlayacak evlerin kurtuluşu….

    İhsan ŞENOCAK – İslâm’ın Kızına – kitabından..

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Cihad abi.

      Paylaşımın için Allah razı olsun diyorum.

      Ben de ibret-i alem için erkek bir yöneticinin kadın personeller hakkındaki görüşünü paylaşmak istedim. Yeter ki güzel olacakmış, isterse iş yapmasın-mış, karşısında öyle otursa yetermiş.

      Tasvir etmek yanlış demiştik ama nasıl anlatılır diğer türlü bilemiyorum. Arkası kısa önü uzun hırkalar çıkmış. Önden uzun hırka arkası kısa. Sanırım arkası da önü gibi uzun olunca örtüyor bir yerleri ki öyle olması istenmiyor olsa gerek. Baştan ben mi yanlış görüyorum herhalde düzgün giyememiş toplanmış arkası diye düşündüm. Yeni moda galiba. Böylece çalışma hayatındaki kadınların etraflarındaki insanların dikkatlerini çekme gibi bir yan etkiye maruz kalabildiklerini tekrar görüyoruz…

  6. Aadem diyor ki:

    Aliye hanım
    Lütfen kadınları kadın doğum uzmanı olmak kolay mı ki diyerek zor duruma sokmayin

    Neden zor olsun kadın doğum uzmanı olmak.Kadinlar o kadar güçlü ki, o kadar zeki ki, o kadar başarılı ki, o kadar öz güveni yüksek ki kelimeler kifayetsiz kalıyor.
    O KADAR GÜÇLÜ Kİ:Ak parti iktidarında Fatma sahinle birlikte 6284 ü cikarttirarak aileyi paramparça ettirdiler.
    O KADAR ZEKİ Kİ:Erkekleri,sabi çocukları, aileyi ve milletimizi mahvetmek için süper kumpaslar kurdular.Bu kumpasin mağdurları yuzbinlerce milyonlarca.
    O KADAR BASARİLİLAR Kİ:Basari hikayelerini basından okuyoruz.1 değil 2 adet F16 düşürüyor.Yanlis anlamayin dusman F16 si değil.kendi F16 mızı.
    O KADAR OZ GÜVENİ YÜKSEK Kİ Ak partiye kafa tutup istemediğimiz kanunları geciremezsiniz diyebiliyorlar.
    O KADAR SAVASCİLAR Kİ:Öldürülen PKK lı kah…ler için savaş ortamında hayatını kaybeden kadınlar diyebiliyorlar.Bunlari duy Fatma Betül Sayan Kaya nasılsa yıkılan ailelerin catirtisini, babasız kalan sabilerin çığlıklarını, kanını bu vatan için feda eden erkeklerin seslerini duymuyorsun.
    O KADAR BASKINLAR Kİ Siyasetcisinden tut en alttaki memura kadar herkes emir altında ve sindirilmiş.
    Kadınlar gününde hemen her siyasetçi, her belediye başkanı,vali vb.baslarlar kadınlar olmasaydı şunlar bunlar olmazdı.kadinlar olmasaydı biz bitmiştik,mahvolmustuk vesair vesair.
    Öğretmenler kız çocuklarının yanına yaklasamiyor bile.Hoca beni taciz etti der diye.
    Doktorlar kadınları muayene ederken gerekli tedbiri almak zorundalar.Yoksa onlarda taciz suclamasina maruz kalabilir.
    İşyerinde erkekler kadınlarla asla başbaşa kalmamalı aksi takdirde taciz suclamasina maruz kalabilir.
    Kocalar karılarının her dediğini yapmalı aksi halde kadın karakola gidip kocayi sikayet eder ve hakkında hemen işlem başlatılır.polis ifadeyi alır hakim uzaklaştırma vb.kararlarini.Yapmak zorundalar çünkü mecburlar.

    Çünkü kadının sözü kanundur.O KADAR….

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Aadem Bey.

      “Öğretmenler kız çocuklarının yanına yaklasamiyor bile.Hoca beni taciz etti der diye.”

      -Evet. Kız öğrencilerin erkek hocaları taciz etti derim diye tehdit ettiğini bir arkadaşımdan duydum.

      Kadın pilotlarla ilgili konuda da bizim uçaklarımızın başına gelenler belki pilot hatası olmayabilir ancak bu konuda amerikalı kadın pilot çok bariz bir örnek olarak karşımıza çıkıyor. Testlerden geçemediği halde sırf kadın pilot var denilsin diye uçuş veriliyor. Merak edenler araştırsın, adı K. Hultgreen. , katil feminizm pilotumuzu öldürdü diye yazmışlar.

      Elbette bizler ne yazarsak yazalım anlamak istemeyenler ısrarla anlamamaya devam edecek ve 98 beyaz 2 kırmızı top arasından çektikleri bir kırmızı topu örnek göstererek tüm topların kırmızı olduğunu olmayanların da boyanabileceğini söyleyerek kendilerince örnekler vereceklerdir.

    • esra diyor ki:

      Kadin dogum uzmanindan baslayip PKKli teroristlerden cikmak. Dogrusu hayretle okudum, cok yazik…
      Bazi kadinlara duydugunuz (hepimizin duydugu) nefreti ofkeyi hepsine mal etmissiniz, kategorileyip siniflandirip icine isinde gucunde hizmet eden doktorlari da katmissiniz. Ne ayip birsey.

      • Aadem diyor ki:

        Alliye hanım kadınların kadın doğum uzmani olmasiyla ilgili konuda bizlere Aliye hanım diyorki”Çok kolay sanki kadın dogum uzmanı olmak.Sizinkide laf!”

        Aliye hanım hakliymiş.
        Yazıyı nasıl okudunuz ve anladiniz anlayamadım.Benim yazdıklarımı anlayamamıştı olabilirsiniz.PKK lı kadınların öldürülmesinden rahatsiz olan kadın derneklerinin açıklamalarını okumanızı size tavsiye ederim.

      • Aadem diyor ki:

        Kadınların kadın doğum uzmani olmasiyla ilgili konuda bizlere Aliye hanım diyorki”Çok kolay sanki kadın dogum uzmanı olmak.Sizinkide laf!”

        Aliye hanım hakliymiş.

        Yazıyı nasıl okudunuz ve anladiniz anlayamadım.Benim yazdıklarımı anlayamamışta olabilirsiniz.Gayet normal.Aynen Namaza yaklaşmayın ayetinin yorumlandığına benzer bir yorum yapmissiniz.yaziyi okuyup anlamaktan ziyade çarpıtmaya calismissiniz.
        PKK lı kadınların öldürülmesinden rahatsiz olan kadın derneklerinin açıklamalarını okumanızı size tavsiye ederim.
        Belki o zaman beni anlarsınız.

        Yazımı bu şeklide anlamanız ACİ ÇOK ACI.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Aadem Bey.

          Tesettürle ilgili hükümlerde de kadın doğurganlık döneminde kapanmalıdırı hamileyken kapanmalı diğer zamanlarda da açılmalı diye anlayanlar var :)

          • Âadem diyor ki:

            Ben hemen ne demek istediginizi anladım.☺️☺️

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Sağ olun Aadem Bey. :)

            Hani adama sormuşlar abdestsiz namaz olur mu diye ben kıldım oldu demiş ya, günlerdir tartıştığımız konu bunun gibi aslında :)

  7. Uğur 017 diyor ki:

    Başarı vurgusu da bir facia. İki yönden: Birincisi, kızlar artık zaten erkeklerden daha başarılı ve o yüzden mutsuzlar, zira kadınlar genetik sebeplerle kendilerinden başarıca ve statüce üstün koca ister. Artık başarılar erkeklerinde değil kendilerinde olduğu için böylesini bulamıyorlar. İkincisi, dünyevi başarı depresyonun, öfkenin ve psikolojik çöküşün anasıdır! Kadınları bırakın, erkekler bile başarı arayışı sebebiyle psikolojikman çöküyorlar. Dahası, dünyevi başarı mutluluk getirmez, çünkü dünyevi başarı rezil bir uyuşturucudur, hiç tatmin olamazsınız, hep daha yüksek bir dozaj istersiniz ve böylece mutsuz kalırsınız!

    • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

      “Dahası, dünyevi başarı mutluluk getirmez, çünkü dünyevi başarı rezil bir uyuşturucudur, hiç tatmin olamazsınız, hep daha yüksek bir dozaj istersiniz ve böylece mutsuz kalırsınız!”

      Çok iddialı bir cümle olmuş. Bunu Akademik çevrede altını doldurup bir sunum şeklinde sunabilirmisin Uğur 017 kardeşim :) tabi bilimsel olacak iyice deliller sunman lazım ki karşıdaki Prof. ları ikna edebilesin.

      Vesselam…

      • Uğur 017 diyor ki:

        Sayın Ahir Zamanda Müslüman Olmak,

        Bu konuda dünyanın en ileri gelen psikiyatristlerinden biri olan David Burns’ün “İyi Hissetmek (Feeling Good)” kitabının ilgili bölümüne bakabilirsiniz. Başarı bağımlılığına dair bölümde bunu çok güzel açıklıyor. Ben o kitabın İngilizce aslını okudum, ama herhalde Türkçe tercümesi de yeterince iyidir.

        Bahsettiğiniz proflar herhalde psikoloji ve psikiyatri profları. Gerçekten de birçoğu bunu anlamayacak ve kabul etmeyecektir. Zaten David Burns amcanın da psikolog ve psikiyatrist hastaları olmuş, onları da tedavi ediyormuş.

        David Burns’ün “biliş çarpıtmaları”na karşı yazdıkları bizim İslam geleneğimizde şeytanın ve nefsin vesveselerine karşı cihad literatürüyle aynı amaca yöneliktir. “Biliş çarpıtmaları” veya “düşünme hataları” denen kavramlar bizim şeytanın ve nefsin vesveseleri kavramımızla hemen hemen tamamen örtüşür. Başarı arzusu yani dünyalık hırsı ve başarı beklentisi yani dünyaya tamah da nefsin ve şeytanın bu vesveselerinden, yani biliş çarpıtmalarından kaynaklanır.

        Kitabın sadece öfke ve adalete dair kısmını Kur’an’a, sünnete ve İslam geleneğine KISMEN aykırı buldum. Görebildiğim kadarıyla, onun dışında David Burns’ün İyi Hissetmek (Feeling Good) kitabının neredeyse tamamı çok iyi ve faydalıdır.

        • Ahir Zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

          Uğur 017 kardeşim delillendirmen kitabı söylemen iyi oldu. En azından bu iddiayı söyleyenin bir psikiyatr olduğunu bilmek daha ikna edici olur. Yalnız bu dediğiniz kitap piyasada tercüme edilmiş halde var mı?

          Vesselam…

          • Ugur 017 diyor ki:

            Sayın Ahir Zamanda Müslüman Olmak,

            Evet bu kitabın tercümesi piyasada var ve hatta galiba en çok satanlardandır. ABD ve dünyada da öyledir. Mesela ben “burns iyi hissetmek” diye Google’layınca hemen çıktı. Çok satmasına rağmen içi boş kişisel gelişim kitaplarından değildir. Yazarı alanında öncü ve çok saygındır.

  8. ibrahim diyor ki:

    “Evlilik hayali kuran kızlardan sahnelerde alkış hayali kuran kızlara evrildi genç kızlar ve bu örnek gösteriliyor. Belli ki kızların hayalinin içinde ev, annelik hiç yok.”

    geleceğimizi tehdit ediyor bu durum.
    gerçekten ama başta anneler kızlarını böyle eğitiyor okul da böyle olunca zaten durumumuz bu.

    • esra diyor ki:

      kızları ve erkekleri evirip çeviren bir dış dünya var ama neyazıkki yine büyük suç (eğer varsa) ve sorumluluk ailede. sahneye alkışa özenmesin denen çocuklu evlerden tv önce bir kalksın, her akşam tv izleyen anne babada isteğine gem vursun. çocuğunu uygun bulduğu bilgilerle alışkanlıklarla donatmaya uğraşsın. inşAllah tamamen yalnız kalacağı çevrelere girinceye kadar o çocuğun fıtratı oluşur ve kolay kolay değişemez.

      • mustafa _/) diyor ki:

        Katılıyorum. Çocuğu sussun, problem açmasın diye önüne tablet vermeyş, yemek yesin diye tv açıp hipnoz haline sokup yediği yemeğin bile farkına varmaz halde iken yemek yedirmeyi ebeveynliğe ihanet olarak görüyorum. Eğitimi okullara terketmeyi, yağmur gibi gelen soruları geçiştirip, merak duygusu kalmadığında çocukları bilgiye boğmayı eğitime ihanet olarak görüyorum. Çocuukların günümüzdeki hali helvadan yapılmış putların hali gibi.. Rabbim gören gözler, duyan kulaklar, akleden kalpler ihsan eylesin..

  9. Ferhadi diyor ki:

    Selamun Aleyküm. İfrat ve tefrit. Kızlarımız için en iyi örnekler: Hz. Ayşe, Hz. Hatice. Hz. Meryem, Nene Hatun, Şerife Bacı ve mesture, pür edep annelerimizdir. MEB’de 15 yıllık Türkçe Öğretmeniyim. Lütfen kızlarımızı fıtratına uygun yetiştirelim. ( Önce hanım sonra hoca hanım daha sonra doktor hanım olsunlar. )

    • esra diyor ki:

      okuduğum en güzel yorumdu, teşekkürler.
      Sorarım acaba Hz. Ayşe annemizin zekası küçümsenseydi, sen evinle ilgilen çok karışma denseydi onca bilgiyi kim aktaracaktı, helede kadınlarla ilgili önemli noktaları. Hanımlığından birşeymi kaybetti bu kadınlar, şimdi neden bunun olabileceğine inancımız yok? Zaman kötü evet ama o zamanın zorlukları da küçümsenemezdi muhakkak.

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        “Sorarım acaba Hz. Ayşe annemizin zekası küçümsenseydi, sen evinle ilgilen çok karışma denseydi onca bilgiyi kim aktaracaktı, helede kadınlarla ilgili önemli noktaları. Hanımlığından birşeymi kaybetti bu kadınlar, şimdi neden bunun olabileceğine inancımız yok? Zaman kötü evet ama o zamanın zorlukları da küçümsenemezdi muhakk”

        “esra” kardeşim şu an da islamcı feminizm dediğimiz zihniyetin çıkış noktası tamda sizin dediklerinizle örtüşüyor. Onlarında ne zaman ağızları açılsa Hz. Aişe, Hz. Hatice vb. sayar dururlar. Ama ben bunlara şeytanın sağdan yanaştığını düşünüyorum. Çünkü ne Hz. Hatice annemiz ne de Hz. Aişe annemiz ile bugünün kamuda yada başka yerlerde çalışan kadınları arasında benzerlik kurulamaz! kurulmamalı. Çünkü O validelerimizin çalışmaları ile bugünün modern islamcı kadının çalışması kesinlikle aynı değildir. Bununla ilgili makale yazılır sözü uzatmak istemiyorum.

        Siz bence önce bu sorunun cevabını arayan derim “Bugünün modern islamcı kadınlarının çalışma amaçları nedir?”

        Dönüp dolaşıp aynı şeyleri temcip pilavı gibi söylemek istemiyorum zamanınız varsa bu sitede kadınların çalışması ile ilgili biri sema hanımın diğer feyza kardeşimizin iki yazısı var yazıların altlarında da bol miktarda yorum var ki bu fakirin yorumları da orada mevcuttur. Aynı şeyleri tekrar etmek istemiyorum o yüzden sizi o yazılara ve yorumlara havale ediyorum lütfen onları okuyunuz.

        Vesselam…

        • esra diyor ki:

          Ilahiyatci, islamci yada feminist herneyse degilim. Yazdiklarimi anlamanizida beklemiyorum. Simdi neden hem hanim hem hizmet eden kadinlar olmasin diyorum. Benim tanidigim ornekleri taniyip ufkunuzu genisletmenizi cok isterdim…
          Feyza Hanim sizin icin de aynisini filerim.

          • Feyza diyor ki:

            Esra hnm size hiçkimse İslamcı feminist demedi ki, sadece savunmadaki çıkış noktalarınız ortak dendi. İkisi aymı şey değil ki onlar da her fırsatta hz.Hatice ve hz.Aişe validelerimizi örnek göstererek durumu çarpıtıyorlar.
            Biz sizi tanımıyoruz, artniyetlisiniz veya şu ya da bu zihniyetin mensubusunuz da diyemeyiz. Ama muhtemelen siz de bu tutarsız örnekleri daha önce dinleyip tesirinde kaldınız ki ayni örneği vermişsiniz diyebiliriz. Bu hakaret değil.
            Sizin tanıdığınız örnekler toplumun genel kanısını değiştirip hükmedebildiği zaman ufkumuz genişler inşaallah ancak şu an genel kanı bu yönde değil ne yazık ki.
            Bakın İslami kesimde de eksen kayması var. Bizden sadece bir nesil önce Müslüman olduğu için ülkesinde ikinci sınıf insan muamelesi gören ablalarımızın abilerimizin zihniyetine baktığınız zaman çoğu rehavete büründü, onların da çoğu bu çarkın uyumlu bir parçası oldu. Çocuklarına bakıyoruz, bugün o neslin çocukları da güç, mevki için okuyor kendilerini kurtarmanın derdinden başka bir gaye gütmüyorlar. Eğer o nesil bari biraz bilincini korusaydı bügün toplumun içindeki kötü örnekleri biraz da olsa dizginleyip sizin örneğini verdiğiniz hanımların sayısını ikiye üçe katlayabilirlerdi. Biz de ufkumuzu genişletme adına bu kadar yorulmak zorunda kalmazdık. Mum ışığında toplu iğne aramak gibi birşey bu..
            Dengeler değişti, düşünceler değişti. Dünyevi emeğini manevi kazanıma dönüştürebilen idealist hanımlar az olduğu için bu konuyu konuşuyoruz. Sizin örneğini sunduğunuz hanımlar var olabilir ama sayıları toplumun genel düşünce yapısını değiştirecek yoğunluğun çok çok altında. Aslında bunu diğer yorumunuzda kendiniz itiraf etmişsiniz. Artk Allah rızası için muallimelik edecek hanım kaldı mı hepsi güç peşinde şeklinde bir cümleniz vardı.
            İşte var olanlar dini sahadakiler ki onlar ücretini değil ecrini umuyorlar. Dünyevi alandakilerin ise sayısı sizin de teyid ettiğiniz gibi az ve yeterli değil. Annelerin zihin yapısını değiştirmedikçe ise kızlarından fazla ümit beklemeyin. Çünkü hayati kararlar ve idealler ekseriyetle küçüklükten itibaren verilir, edinilir. Bunu şekillendirmede en büyük sorumlular ise annelerdir babalardır. Malesef genel zihniyet bu yönde ve bunh değiştirmek için çözüm kasın doğum uzmanı yetiştşrmek değil, önce sorumluluk sahibi ve inançlı vicdanlı Müslüman bireyler yetiştirmek. Anne babalardan başlamak lazım.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Esra Hanım.

            Bizler de verdiğimiz örneklere bakmanızı, hayatı kendi gördüğünüzden ibaret sanmamanızı ve ufkunuzu açmanızı bekliyoruz. 98 kırmızı 2 beyaz topun olduğu kutudan yüz kişi birer top çekelim. Herkes çektiği topu söylesin ve bakalım çoğunluk ne bulmuş. Şimdi siz elinizdeki beyaz topları öne sürerek kutudaki tüm toplar beyazdıt diyorsunuz, elimizdeki kırmızı topları gösteriyoruz onlar da değişebilir boyayın diyorsunuz.

            Her ne kadar üslubum belki sizi rahatsız etmiş olsa da amacım saygısızlık etmek değil, yaşça benden büyüksünüz, çoluk çocuğunuz var ve tahsil olarak da öndesiniz, size elbette saygı duyuyorum emin olun. Dahası dini hassasiyetleriniz de var beyanınıza göre ancak burada size itiraz ettiğimiz noktalar şu. Ülkemizdeki hayat şartları ve eğitim seviyelerini ki tahsil değil eğitim seviyesi diyorum, maalesef eksik kaldığımız yerler var. Hani kontrolsüz güç güç değildir. Küçük bir çocuğa gerçek ve dolu bir tabanca vermezsiniz değil mi? Maalesef feminist etkiler sonucu aile düzeni diye bir şey kalmadı. Bunu görmenizi bekliyorum. Yoksa burada verdiğiniz üç beş iyi örnek bize tüm resmi göstermez. Benim de elimde öyle hoş örnekler var ki. Kocasından fazla maaş alan kadın bunu kocasının başına kakmadığı gibi evde de hizmetini yapıyor.(çok yoruluyor ama) Fakat bu örnekler münferit. Teşbihte hata olmaz denir hani Sivas Sivas olalı böyle zulüm görmedi denmişti zamanında. Bu lafı halka dedirtenler halkın kültürüne dinine yabancı kalmış, adeta fildişi saraylarda yaşayarak halka rağmen halk için diyerek halkın genetiğine aykırı şeyler sunan kesimdi. Onlar da kendilerini elimizde örnek olarak batı var diye avutuyorlar halka öyle söylüyorlardı. Peki o örnekler ne kadar geçerliydi ne kadar uygulanabilirdi, halkın genetiğine ne kadar uygundu? Benzer şey sizin örnekleriniz için de geçerli. Kadınlar fıtrat gereği zayıftır. Siz onlara güç yüklemesi yaparsanız ki yapabilirsiniz mümkündür, başka özellilerinden feragat edersiniz. Her kadın jinekolog aslında kreşe verilmiş bir çocuk demek. O halde tüm çocukları kreşe verelim tüm kadınlar işe girsin. Peki ya sonra? Yaşlanınca da niye huzurevindeyiz demeyecek kimse. Çocuğa kendisi bakmayıp parayla baktıranlar yaşlanınca niye oğlum/kızım bakmıyor demeyecek. Paranın satın alamayacağı şeyler de vardır. Sevgiyi alamazsınız mesela. Dünyanın en kariyerli annesi olun en iyi bakıcısını tutun sizin verdiğiniz sevgiyi ve-re-mez.

            Önceden de yazdığım örnek olayı yine paylaşayım. Bahsi geçen olayda hanım bir doktor, çocuğu ve bakıcısı arasında yaşanan üzücü bir durum var. Doktor hanımın çocuğu gece rahatsızlanıyor ve ağlamaya başlıyor. Bunun üzerine annesi çocuğunun yanına gidiyor. Çocuk annesine seni değil … annemi(bakıcı hanımı) isterim deyince kadının başından aşağıya kaynar sular dökülüyor. Tabi annede psikoloji diye bir şey kalmıyor…

          • esra diyor ki:

            Feyza Hanim,
            Bahsettigimiz kizlarin nerede yetismeye baslayacagini da defaatle soyledim fakat anlasilmasini yine bekleyemiyorum. Tiplumun algisi degissin ah o eski gunlere donelim arzusuyla yanarak oturup bekleme taraftari olanlardan degilim ne yazikki. Elbette benimde yapabilecegim birseyler vardir diye dusunurum.
            Her duydugum ornegin tesirinde kalmayacak kadar…
            Neyse kisaca ben yapacak cok seyim oldugunu dusunuyorum, iste o hayal ettiginiz haminlar yetisip hayal olmaktan cikacak, guzel bir genc nesil var gelen. Ve ben onlari uc tane yorumda bile olsa harcatmam ne yazikki. Genellemeye gelemem.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Esra Hanım

            “Genellemeye gelemem.” yazmışsınız da sizin yaptıklarınız da genelleme olmuyor mu? Açık açık yazıyorum bundan sonra yazdığınız yorumlarda en küçük bir genelleme dahi olursa bu cümlenizi size hatırlatacağım, her defasında…

          • Feyza diyor ki:

            O halde ne diyelim, Allah muvaffak etsin Esra hnm. Fazla üst perdeden konuşuyor olduğunuz için (!) idrak sorunu yaşıyor olabiliriz, lütfen deniz seviyesine ininiz… :)
            Herkes işini yapsın en güzeli, herkes idealindeki profile uygun hanım mümessiller yetiştirsin. Biz meyvelerimizi aldık, alıyoruz, yeri geliyor meyve veriyoruz. İnşaallah sizin de güzel meyvelerinizi görür, ham meyvelerin arasına yerleştirilmiş birkaç kırmızı elmanın diğerlerini de olgunlaştırdığına, müsbet tesir ettiğine, azınlığın çoğunluğun rengini değiştirebildiğine şahitlik edebilir ve ilerleyen yıllarda ümmetimiz adına iftihar ederiz. Haksız çıkmayı istediğim bir konudur bu, emin olun.
            Allah’a emanet olun.

      • Feyza diyor ki:

        Allah rızası için ilim öğrenip ümmete muallimelik eden mü’minlerin ‘annesi’ Hz.Aişe validemizle bugünün seküler dünyasında güç, mevki ve meta uğruna mücadele eden hanım kadromuzu bir mi tutuyorsunuz?
        Her okuyup çalışan kadın bu amaçla yapmıyor bunu diyorsanız belli sektörlerdeki müsbet amaca hizmet eden ve olması zaruri hanımlar zaten bu yazının konusu değil. Bu amaçla yetiştirilmemiş dünyevi gayelerle bu yarışın içerisine sokulmuş kızlarımuza ise hz.Aişemiz doğru bir örnek değil. Daha tutarlı misaller bulalım.

        • Adamın biri diyor ki:

          Azmo beyefendi ve Feyza hanımefendi

          Ben de bunlara benzer yorum yapacaktım, sizler güzel bir şekilde ifade etmissiniz, Allah razı olsun. Özellikle bir hanim olarak Feyza hanımefendi nin yaptığı yorum çok önemli. Çünkü bazen sırf erkek olduğumuzdan bu konudaki sözlerimiz taraflı bakılmasına sebep oluyor.

        • esra diyor ki:

          Islami ogreten muallime hanimlar artik hic kalmadi sanirim, her kadin muhakkak guc mevki pesindedir. Benim yazdiklarimin hic birinde guc mevki diyen kadinlardan bahsedilmiyordu, keske okusaniz. Ve keske benim bahsettigim ornekleri dusunseniz ve hatta gercek hayatta karsilassaniz. Guc ve mevki ve para mevzuunu acan kesinlikle benim yorumlarim degildi. Tabi yinede anlayip hak vermenizi beklemiyorum, nasil ben sizi anlayamiyorsam.

          • Feyza diyor ki:

            Esra hnm, İslamı öğreten muallime hanımlar, hocahanımlar olmaz mı hiç? Onlar yüzyıllardır hiç yok olmadılar sadece gürültülü bir hayat yaşamıyor ve perde gerisinden hizmet veriyorlar. Pankart taşımıyorlar, medyada mağdur edebiyatı yapmıyor ve anahaber bültenlerinde boy göstermiyorlar. Haliyle ettikleri hizmet için ellerine plaket ve boyunlarına madalya da takılmadıkları için seslerini duymuyor ya da duymamış olabilirsiniz ancak emin olun hala bu işi sırf Allah rızası için yapıp hiç gelir elde etmeyen hanımlar var ve evlerinde kocalarına hanımlık, çocuklaerına ise annelik yapıyorlar. Her fırsatta biz dirsek çürüttük biz de bunca yıl emek verdik okuduk ettik gibi gövde gösterisinde bulunmuyor, kimseyle makam mevki ve bilgi yarışına girmiyor, kendi hallerinde çalışıp didiniyorlar.
            Güç nedir Allahaşkına, bir nezle olsak grip olsak azıcık başımız ağrısa iki büklüm geziyoruz, elimizde peçeteyle kime güçlü gözükebiliriz ki bu hastalıkların en basiti. Allahu Teala üzerimizdeki sağlık nimetinin yüzde birini verdiği gibi geri almış olsa o diplomaların, titrlerin vs.lerin çerçeveletip duvara asma dışında hiçbir kameti kıymeti kalmaz. Bu yüzden Allah’ın verdiği sağlığı, beden ve zeka gücünü yine O’nun yolunda ve yalnızca O’nun rızası için kullanmadığı sürece bir insanın omzundaki rütbesinin kendisine verdiği bütün güçler geçicidir, emanettir. Siz bir kadın doğum uzmanı iseniz ve bunu Allah rızası için yapıyorsanız, yani niyetiniz Müslüman hanımların erkek dr.a görünmemesi için bu açığı kapatma adına bu mesleği tercih ettiyseniz saygı duyarım. Ama siz bir kadın doğum uzmanı olmayı toplumda saygı görme ve maddi çıkarlar doğrultusunda kabul etmişseniz göreceğiniz saygı ehl-i dünya ile sınırlıdır. Ücretimi öder ve emeğinizin karşılığını verir çıkarım.
            Şu dönemde Sema ablanın yazdığı yazıyı dikkatli okursanız aileler kız çocuklarına güç telkin ederek büyütüyor. Bunu inkar edebilir misiniz kendi şahsi yaşamınız ya da varsa kız çocuklarınızı örnek göstermemek kaydıyla? Genel tabloya bakıp hayır böyle bir dünyada yaşamıyoruz diyebilir misiniz?
            Hangi anne ‘kızım üni. oku ve Müslümanların yarasına merhem ol, onların menfaati için çalış, didin.’ diyebilecek engin görüşe sahip?
            Herkeste bir dünya kaygısı, tevekkülsüzlük hakim ve bu kadar üni.kapısına yığılmanın asıl sebebi siz de biliyorsunuz ki hz.Aişe validemiz gibi Allah rızası için okuma/öğretme ya da Sema abla gibi Müslüman kadın/erkek ve ailelerin yarasına merhem olma davası değil, dünyevi ve sıradan son derece basit kaygıların takıntıya dönüşmüş olması hali.
            Sizi tenzih ederim ancak, bir insanın aba altından sopa gösterir gibi eline geçen her fırsatta elindeki diplomasını, uzmanlık belgesini önesürerek reklamını yapmasını görgüsüzlük olarak nitelendiriyorum. Hani duvarlaeına asıp boyınlarında kolye olarak taşısalar bundan hiçbir farkı olmaz. Bunu dini müesseselerde görevli kişilere de yakıştıramıyorum yanlış anlaşılmasın.
            Bir insan derinliğini ispat edebilmek için bir kağıt parçasına muhtaç olmamalı, bilgisini konuşmasıyla, hitabıyla, yaşamında sergilediği görgüsü ve edebiyle davranışa dönüştürmeli ki canlı haliyle tesir edebilsin, insanların ruhuna dokunabilsin. Ben [örneğin] Sema ablanın tahsiline rağmen bunu ön plana çıkarıp diplomalarıyla gurur duyduğunu, bunu bir övünç kaynağı olarak gösterdiğini görmedim ki belki de bu yüzden kendisini seviyor, mütevazı kişiliğinden dolayı daha fazla saygı duyuyoruz. İnsanlara daha faydalı olma adına, dinimizin sınırları doğrultusunda ve onun bize bildirdikleri ile paralel olma kaydıyla ve gerçekten ilmini genişletme adına okuyan, sonra da ilmini icraata döken her kardeşimiz, ablamız başımızın tacıdır.

          • esra diyor ki:

            Feyza Hanim keske ilk yazdigim yorumu okuyup azcik anlama gayreti gosterseniz, guclu kadin diplomali kadin neresinde banada gosterseniz.

    • Yahya diyor ki:

      VeAleykum Selam,
      Bizim daha önemli ve öncelikli işlerimiz var: el yazısı mı? düz yazı mı?
      ela mı? ali mi? …

  10. esra diyor ki:

    Evet artık okuyamayan kız yok gibi ama ne yazıkki hem okuyup hem yuva kuran kız sayısı çok az, hatta bunu yapmak çok ötopik birşey gibi algılanıyor. Ya oku ya evlen çocuk sahibi ol diye bir inanış var. Okulu bitirmemiş kızlara evlilik izni çıkmıyor (bahsettiğim reşit bireylerin evliliği). Okulunu bitirmiş birazda iş aramış artık 25 yaşını aşmış bireylerinde evliliğe uyum sağlaması zor oluyor, beraberinde geç yaşta çocuk sahibi olmak, tahammülsüz ebeveyn olmak geliyor.
    Kızlar sadece okusuna bir seçenek kızlar hem okusun hem evlensin hem yuva kursun olmalı bence. Tabi bunun için bu anlayışa sahip aileler eşler de lazım.
    Birçok meslek tamda kadınlara uyuyor oysaki, şuan yana yakıla kadın bir doğum uzmanı arıyorum güvenebileceğim, her hastanede yarısından fazlası erkek. Radyoloji uzmanı istiyorum, bulmakta zorlandığım oluyor.
    Mühendislik demişşiniz ama inanın bazı mühendislikler tam kadının fıtratına uygundur, ayrıntıları iyi gören, sabırlı çokça yazılım mühendisi tanıdım, çalışma koşulları bile kadına uygun çoğu zaman.
    Kadın evlendi diye akşamlara kadar evde oturmasini, ailelere hizmet etmesini bekleyen zihniyet biraz törpülense, kızlar hem evlenir hem okur. Ben kendi ailemden bile tepki gördüm oysaki daha geniş görüşlüler zannederdim (hoş yine amacıma ulaştım o ayrı konu). Eşimin de büyük yardımlarıyla hem evlendim hem çocuk sahibi oldum hem okudum, inşAllah hayırlı bir iş sahibi olduğuma inanıyorum. Evlilikle neden eğitim hayali yarım kalsın diye soranlar kaç tane acaba?
    Küçük yaşta kız çocukları ve evliliği bağdaştırıp evliliği kızlara (hemde erkeklere tabi) öcü gibi göstermeye çalışıyorlar, peki bunun diğer seçeneği ne olmalı? Kadının en kutsal görevi anneliktir, ev hanımlığıdır diye yıllardır tekrarlanan söylemmi? Bu artık diğer cephenin yerini doldurabiliyormu, tatmin ediyormu gençleri?
    Bana sorarsanız tepki çekmekten başka işe yaramıyor çoğu zaman.
    Sizde hem okumuş hem çalışan çok da güzel işler yapan bir kadınsınız Sema Hanım, neden genç kızlara ikisini de yapabileceklerini pek anlatmıyorsunuz? (her yazınızı okudum diyemem ama henüz bu içeriğe rastlamadım ne yazıkki). Ya da nasıl yapacaklarını, ya da yapmalarının önünü açacak birkaç yüreklendirici söz?

    • Adamın biri diyor ki:

      esra hanımefendi

      haklı olduğunuz noktalar vardır muhakkak. yalnız şöyle bir durum var. şu an aksi istikamette kızların okuması ve çalışması yönünde hararetli bir propaganda yürütülüyor. bunu görmemek için kör olmak lazım. bu kadar propaganda yetiyor da artıyor bile. bir de bu sitede de ayrıyeten bunun teşvik edilmesine ihtiyaç var mı? kaldı ki kadınlar illa da okumasın illa da çalışmasın da denmiyor. sadece illa okumak ya da illa çalışmak zorunda değilsiniz, diğer türlü de pekala olabilir mesajı görüyorum ben bu sitedeki yazılarda. zaten ev hanımı olmak işssizlikle eş görülüp her yerde aşağılanmaya çalışılırken, bizim, o dediğiniz propagadacıların etkisine maruz kalmış kadın ve kızlara şirin görünmek için, yine ev hanımlığının yetersizliğini akla getirecek şekilde ikisi birarada paketi (hem iş hem ev ) sunmamız ne kadar doğru? bu propagadancı feminist zihniyetin değirmenine su taşımak olmaz mı?

      ”Kadın evlendi diye akşamlara kadar evde oturmasini, ailelere hizmet etmesini bekleyen zihniyet biraz törpülense, kızlar hem evlenir hem okur.” bence tam aksine, evini ihmal ederek dışarda ücret karşılığı başkalarına hizmet eden ama kendi ailesine yaptığı hizmeti ise bir kölelik olarak gören zihniyet değişirse bütün sorunlar hallolur. zaten dini ahlaki terbiye almış mümin bir erkek evdeki hanımın köle gözüyle bakmaz.

      her zaman yapıldığı gibi uç örnekler vermişsiniz; doğum uzmanı falan. aslında verdiğiniz örnekte bile kendi fikrinizin çok da sağlıklı olmadığı ortada değil mi? peki ben size sorayım o zaman: bu kadar teşvik ettiğiniz, üniversitelerde okuyan kızlar neden sizin arayıp da bulamadığınız o bölümleri okumamışlar? demek ki sizin hassasiyetinizi ezici çoğunluğu taşımıyor. o zaman bu tarz kişileri teşvik etmek neye hizmet ediyor siz söyleyin.

      • Aliye diyor ki:

        Çok kolay sanki kadın doğum uzmanı olmak. Sizinki de laf!

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Aliye Hanım.

          Kadınlar için diplomasıyla övünmemek tahsillerini tamamlamaktan daha zor bence. Nedendir bilmem fıtratları herhalde tahsili iyi olup burada yorum yapan çoğu hanım durduk yere bizim tahsilimiz iyi, diplomayı sokaktan almadık herhalde tarzı şeyler söyledi. Ya kibirden ya da feminizm etkisiyle erkeklere karşı kompleksten…
          İstisnalar kaideyi bozmadığı halde bakın biz hem çocuk yaptık hem de kariyer yaptık diye çıkıntılık yapanlar kendilerini örnek gösterenler oldu. Aynı zihniyet karısına şiddet uygulayan bazı erkeklerin yaptığını da tüm erkeklere mal ederek yine kaideleri istisnalara bozdurmaya çalışıyor.

          Eğer diplomalarıyla övünüp erkeklere artistlik taslayacaklarsa kadın doğum uzmanlığı gibi işleri de erkekler yapsın.

          • esra diyor ki:

            O çıkıntıyı yapan benim ve yeri geldikçe yapmaktan geri durmam çok şükür…
            Örnekleme gerekiyorsa, dar (hatta saçma suçlayıcı) düşünceler etrafa saçılıyorsa hep görev bilirim kendime.

            Eğer diplomalarıyla övünüp erkeklere artistlik taslayacaklarsa kadın doğum uzmanlığı gibi işleri de erkekler yapsın.

            Buda nesi şimdi Allah aşkınıza?

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Esra Hanım.

            Akşam akşam tebessüm ettirdiniz. :) Bu siteye yorum yazan tahsilli hanım bir tek siz mi varsınız sanıyorsunuz. Yalnız değilsiniz, bu yüzden ortaya yazıyorum. Zamanında neler neler tartışıldı. Aynı filmi tekrar tekrar izlemek istemiyorum. Siz nasıl biliyorsanız öyle yapın…

        • Adamın biri diyor ki:

          Aliye hanımefendi

          Diyelim benim ki laf değil. Sizin yaptığınız ne peki? Üç paragraflik yaziya böyle cevap vererek neyi amaçlıyorsunuz? Bir fikriniz varsa açıkça beyan edin de biz de ona göre doğru yanlış karar verelim. Kaale almiyorsaniz zaten hiç cevap vermenize gerek yok

          Ben kolaylığından zorluğundan bahsetmedim bu beni de ilgilendirmez zaten. calismak isteyen hanımların kendi bileceği iş. Hassasiyetleri de kendilerini bağlar. Biz burada olması gereken şekli konuşmaya çalışıyoruz. Bunu özel hayata müdahale gibi algilamazsiniz sanırım.

          Burada İslami hassasiyeti gözeterek yorum yapmaya çalışıyorum. Eğer hassasiyet gösterenler çoğunlukta olsaydı esra hanımefendi yana yakıla o uzmanları aramazdi değil mi? Bu klasik bir cevap çünkü hep bu klişe uç örnekler verilerek çarpıtma yapılır, gerçek ise bambaşka, hassasiyet gösteren zaten ona göre bir mesleğe yönelir, çoğunluğun yönelmedigini hanımefendi kendisi söylüyor bizzat. Öyleyse bu kızları iş hayatına daha da teşvik etmek neye hizmet ediyor? ben de bunu soruyorum

      • Sadece Fatih diyor ki:

        Adamın Biri Bey.

        Yazdıklarınıza yüzde yüz katılıyorum. Dahası geçenlerde bir haber gördüm, sanayi bakanıydı sanırım kızlarımız yazılım yapmayı kodlamayı öğrenmeli demiş. Nasıl bir zihniyetin eseri çözemedim. Kadınların fıtratına ters ne kadar iş ya da spor dalı varsa hepsini kadınlara yaptırmaya çalışıyorlar, bilerek ya da bilmeyerek, peki ya sonuç?

        • esra diyor ki:

          Yazılım kodlama çok kötü şeyler değiller aslında, ve yukarda da dedğim gibi kadın fıtratına uygunlar bile diyebilirim.
          Ve birşey daha birçok kadın sadece para kazanmak için okumuyor, çalışmıyor, birçok noktada Allah rızası da var. Ama yinede anlamanızı ve hak vermenizi beklemiyorum, zaten yorumumun sonunda muhatabım Sema Hanıma yöneltmiştim sorumu.

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            “Ve birşey daha birçok kadın sadece para kazanmak için okumuyor, çalışmıyor, birçok noktada Allah rızası da var.”

            Basit bir soru şu anda çalışan kadınlara söyleyin bir ay maaş verilmeden sadece Allah rızası için çalışsınlar acaba kaç tanesi işe gider? ben bin taneden 3-5 tane ancak çıkar diyorum.

            lütfen fantezi hayalleri bir kenara bırakalım şu anda iş hayatındaki bir çok kadının derdi buna islamcı kızlarda dahil Allah rızası falan değildir kısa zaman ev araba sahibi olup modayı takip etmek çocukları kolejlerde okutabilmek vb. şeylerdir.

            Bir kadının Allah rızası için çalıştığı giyiminden tesettüründen hal ve hareketlerinden belli olur ben bir sürü çalışan kadınla aynı ortamda bulundum bana düzgün tesettürlü kaç kişi say dersin en fazla 2-3 derim…her neyse uzatmaya gerek…

            Vesselam…

          • esra diyor ki:

            Ahir zamanda Müslüman Olmak,
            Iste ben o 2,3 unden bahsediyorim, niye okumak calismak hep ocu gibi gostetiliyor, iyi orneklerle neden kizlar beslenmiyor. Sifir para ile ilmini kullananlarda gordum, yanindakiyle ayni parayi alip Allah rizasi diyip ekstra hizmet edeninide gordum. Carsaflisini da gordum. Dedigim gibi guzel ornekler cok var, kizlara bunlari anlatsak keske. I

        • Yahya diyor ki:

          Fatih Bey,

          Kadınların kodlama/yazılım yapmasını niçin fıtratlarına ters olarak düşünüyorsunuz? tam anlayamadım.

          kadınların olmazsa olmaz olduğunu düşündüğüm alanlar var, mesela sağlık, eğitim, hukuk, neşriyat gibi…

          hayırlı Cumalar…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Hayırlı Cumalar Yahya Bey.

            Kadınlar sezgisel erkekler mantıksaldır fıtrat gereği. Kodlama da sıralı mantık yapısında bir işlem olduğundan kadınlar için bence uygun değil ki iş hayatında tecrübe ettim bunu çok defa. Ancak bu hiç yapamazlar anlamına gelmiyor. Kadınlar sezgiseldir asla yapamaz dersek bu erkekler mantıkçıdır ve asla duyguları yoktur demek olur.

          • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            “kadınların olmazsa olmaz olduğunu düşündüğüm alanlar var, mesela sağlık, eğitim, hukuk, neşriyat gibi…”

            “Yahya” bey, sağlık,eğitim ve neşriyata ölçülü bir şekilde Evet fakat Hukuk kısmına katılmıyorum.

            Hukuktan kastınız nedir? hakim ve savcılıksa zaten kadının fıtratına ters duygusal olduğundan isabetli karar veremez. Avukatlığı kastediyorsanız şu anki avukatlığın kaçta kaçı dürüstlük üzerine sabahlara dek tartışılır! müvekkilini aklamak için olmadık senaryolar çizmeyen yalanlar düzmeyen kaç avukat sayabilirsiniz. Ben birçok avukatın bu şekilde dava kazanırsa kazancının dahi şüpheli olduğunu düşünüyorum.

            Yani ez cümle kadınlara kesinlikle Hukuk ile alakalı bir şeyler tavsiye etmiyorum size de tavsiyem bir daha düşünün.

            Not: Bir kadın illa hukuk diye tutturmuşsa açsın islam hukukunu iyi öğrensin batıdan devşirme hukukları değil…

            Vesselam…

          • Yahya diyor ki:

            Sn. AZMO kardeşim,

            Birebir aynı düşünüyoruz.

            Günümüz sisteminde, hakim/savcı olsalar (ki varlar) hangi kanuna göre hüküm verecekler? Dediğiniz gibi işin fıtrat boyutu düşünmüyorum bile…

            Esas kastettiğim İslam hukuku tabii ki. Diğer alanlarda da aynı şey geçerli. Eğitimcisiniz, öğretmensiniz; Allah’ın emir ve yasaklarına aykırı bilgiler öğretiyorsunuz v.b.

            Mesela (konuyla alakası yok ama) fasık övüldüğünde Rabbül alemin gazap eder, arşı ala titrer…. gibi

            Selam ve dua ile…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Yahya Bey.

            Bir google personeli çarşaf çarşaf yazı yazmış bu konuyla ilgili internette bulabilirsiniz. Herhalde benimle aynı dertten muzdarip :)

            Ülkemizde uzaktan çalışma/home office çok yaygın değil. Belki yaygınlaşsa aslında kadınlar hem eviyle ilgilenir hem de kodlama yapar ama maalesef ciddi derecede sistematik düşünmek gereken durumlarda verim alınamayabilir.

            Ben şunu hep yaşıyorum kadın personelle. Şöyleki A dan B ye geçiş olsun B den C ye ve C den D ye. Bu sıralamada çoğu kadın A ile D arasında bağ kuramıyor. Bu bir eksiklik değil fıtrat böyle. Çünkü aynı anda birden fazla şey düşünüyorlar çok fazla veri geliyor sade düşünemiyorlar. Erkekte beyin sadece tek işlem yaptığından sıralı mantıkla çalışabiliyor D den A ya atlayabiliyor o sırada B ve C yi düşünmüyor. Ancak kadın beyni bu geçişte ya C ve B de vardı der :)
            Selametle…

          • Yahya diyor ki:

            Fatih Bey,

            AI (yapay zekaya) doğru gidiyoruz bence hanımlarda yapay zeka programlamasında faal olmalı.. olmalı ki kadın mantığı ile düşünen, karar veren ve hareket eden yapay zeka cihazlar olsun. Mesela ütü, bulaşık makinası vb. :)
            Mantık hususunda dediğinize katılıyorum. Lakin unutmamak gerekiyor ki bu işlemcileri geliştiren, programlama dilini gerçekleştiren hep erkek mühendislerdi. Eğer kadınlar geliştirmiş olsaydı, biz işsizdik :)

          • Uğur 017 diyor ki:

            Kodlama ve mühendislik alanında çalışan kadınlar dünyanın her yerinde erkeklere göre çok küçük bir orandır. Bunun sebebine dair bir sürü “sosyolojik” ve “kültürel” izah yapılsa da bunların hiçbiri geçerli değil, çünkü kadınlar artık her alanda yükseltilirken bu alanlarda sosyal ve kültürel sebeplerle geri bırakılmaları mantık dışı. Gerçek sebebi bazı zeka araştırmaları ortaya koydu. Buna göre erkekler 15 yaşında kadınları matematik ve analitik zeka alanında geçiyorlar (yani erkeklerin ortalaması, kadınların ortalamasını geçiyor). Böylece 15 yaşından büyük erkekler 15 yaşından büyük kadınlardan daha yüksek matematik, analitik, akademik zekaya sahip oluyor. Bunun sebebi bu kadar basit.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Yahya Bey.

            Dünyanın en süper bilgisayarını getirseniz kadınları çözemezsiniz. Ben kadınları çok iyi anlıyorum, Nasıl mı? Onlarda mantık aramayarak, oldukları gibi kabul ederek :)

          • Yasemin diyor ki:

            Sadece Fatih Bey hemen hemen bütün yorumlarınızda kadınlar böyle kadınlar şöyle…Uzmanlığıniz kadın psikolojisi herhalde. Size tavsiyem artık aynayı kendinize çevirin. Bırakın bizleri eleştirmeyi. Bi de kendinizi her yorumun altına yorum yapmak zorunda mı hissediyorsunuz. Nasıl bir hayatınız var sizin. Kendinizle ilgilenin kendinizi geliştirin bırakın kadınların peşini. İleride sizinle evlenecek bayana üzülmeye başladım. Bu nasıl bir düşünce şekli. Şimdiye kadar yazdığınız yorumları şöyle sağlam kafayla okusana

          • Yasemin diyor ki:

            Eksik kaldı
            “okusana” değil okusanıza olacak siz şimdi bu kelimeye de takılırsınız.
            Geçenlerde benimle ilgili yorum yapmıştınız. Kadın topluma faydalı olacaksa çalışmalı” diyen kadınları feminist olarak tanimliyorsaniz ki ben de bunu savunmustum evet beni de feminist olarak algilayabilirsiniz. Ancak feminizm: Sema Hanım’ın belirttiği “Aşağıdaki maddelerden sizde varsa feminist olabilirsiniz, dikkat!
            1-“Erkekler hep böyle…” gibi erkekler hakkında toptancı olumsuz cümleler kuruyorsanız,
            2-Ezilen kadınları görüyor fakat ezilen erkekleri görmezden geliyor ve “hep erkekler kadınlara şiddet uyguluyor…” ezberini tekrar ediyorsanız,
            …..”
            Daha önce yazdığım yorumlarımın hiç birinde bu maddelerden herhangi birini savunmadım.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Yasemin Hanım.

            Madem şikayetçisiniz Allah size benim gibi bir erkek evlat vermesin, tam tersi özelliklere sahip erkek çocuğunuz olur umarım :) (Amin)

            Sizin gibi kadınlar yüzünden bu hale geldiğimi de önceden yazmıştım, umarım ömrümün kalanında bari benden uzak olur bu tip kadınlar. Hangi yoruma nasıl cevap yazacağım hakkında tavsiyede bulunabilirsiniz ancak hesap soramazsınız, hatırlatmak isterim. Ben olsam eşime acımazdım hak etmiş sonuçta, sizin de eşinize acımasınlar sonuna kadar hak etmiş…

            Erkekler eleştirilirken susuyor hatta bıyık altından gülüyor ama kadınlar eleştirildiğinde kuyruğuna basılmış kedi gibi ciyaklıyorsanız da feministsinizdir. Yapıyorsunuz demiyorum yapıyorsanız…

            Kelimelere takılmam o kadar ama söyleyene takılırım. Siz iltifat dahi etseniz benim için hakarettir.

            Kadın psikolojisinden halen anlamıyorum ki cevap yazıyorum sizin gibilere. Ancak şunu söyleyeyim. Benim eleştirilerim bazı kadınlara dokunuyorsa kızgınlıkları bana değil vicdanlarınadır. Ne yaptığından emin olan kişi eleştirildiğinde kulağını tıkar geçer. Kadınlar vicdanlı yaratılmışlardır ki doğrudan dışarı yansıtmasalar bile, dolaylı yansımalarını görürüz. Alınırlar hemen ve saldırıya geçerler. Mesela bir kadın ve çocuğunu düşünün. Yerde bardak kırıkları olsun. Anne de süpürmeye üşenmiş olsun. Çocuk oynarken çocuğun eline batsın. Anne çocuğu suçlar burada hemen, ne işin vardı der. Halbuki kızdığı şey kendi vicdanıdır üşenmeseydim süpürseydim diyen vicdanıdır. Tabi bunu kelimelere dökemez. Çalışan anneler de öyle. Evde çocuğunu bakıcıya bırakmanın vicdanı yükünü, kadınları matah bir şeymiş gibi iş hayatına atanlara değil biz gibilere yansıtıyorsunuz…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Yasemin Hanım.

            Önceki yorumumda atlamışım. İçinize atmak yerine yorum yazarak iletişim kurmayı tercih ettiğiniz için teşekkür ederim.

          • Yasemin diyor ki:

            Sadece Fatih Bey;
            “Ne yaptığından emin olan kişi eleştirildiğinde kulağını tıkar geçer. ” Niye yapmadınız da hakarete geçtiniz.
            “Siz iltifat dahi etseniz benim için hakarettir.” Bu nasıl bir üslup. Etrafınızdaki bayanlar nasıllar ki sizi böyle yapmışlar.
            “Yapıyorsunuz demiyorum yapıyorsanız…” Size tavsiyem yazdıklarınızı okuyup sonra gönder butonuna dokunun. Yoksa kurduğunuz cümlelerdeki çelişkili göremiyorsunuz.
            “Sizin gibi kadınlar yüzünden bu hale geldiğimi de önceden yazmıştım, umarım ömrümün kalanında bari benden uzak olur”
            Bu cümlenin üzerine kendimden hayallerimden bahsetmek istiyorum(Bu açıklamayı da size yapmıyorum beni yanlış tanıtmaya çalıştığınız için yapıyorum )
            İnşâAllah ileride evlenirsem eşime her türlü hizmeti yaparım hiç gocunmadan. Evlilikte her iki taraf da üzerine düşen vazifeleri yaparsa mutlu huzurlu bir yuva olur. Şu anda temizlik yemek ütü vs… her işi kendim yaparım evlenirsem de öyle olacak bana göre bunlar kadının yapması gereken işler. Kadının evlilik de nasıl bir eş olmasi gerektiğini de Cihad Bey çok güzel açıklamıştı. Aynen katılıyorum öyle olmaya da gayret edeceğim inşâAllah kısmet olursa. Ayrıca anneliğe gelince; yeğenlerime çocuklara gösterdiğim ilgi şefkatten dolayi etrafimdakiler çok iyi anne olacağımi söylüyorlar. Ücretsiz izne ayrılmayan gerekirse evladı için işini bırakmayan anneleri de sürekli elestirmisimdir. Bunlara siz bana aferin diyin diye yazmıyorum. Genellediginiz için açıklamaya gereği duydum. Sizinle böyle bir polemiğe girmek istemezdim. Yine söylüyorum aynayı artık kendinize çevirin. Bence etrafinizdaki kötü ornekler sizi boyle yapmis ya da hep böyleydiniz bilmiyorum.
            Siz bana kötü temenilerde bulunmussunuz ben öyle yapmiycan. ALLAH sizi ve bu sitedeki herkesi iyilerle karşılaştırsın. Amin.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Yasemin Hanım.

            Ben size hakaret etmedim ki? Nerede hakaret etmişim acaba yazabilir misiniz? Sizi değerlendirecek kişi de ben değilim dediğiniz gibi, etrafınızdakilerin nasıl gördüğünü de bilemem, ben yorumlarınıza istinaden yazıyorum. Her insanın olduğu gibi sizin de mutluluğunuzu isterim elbette. Ben size kötü temennide bulunmadım. Siz beni eleştirdiniz ben de tam tersi bir evladınız olsun diye dua ettim. Mesela her yoruma cevap yazmasın oğlunuz olursa. Bu kötü bir temenni mi? Eğer sizce kötüyse neden beni eleştiriyorsunuz ben burada bir takım paylaşımlar yapıyorum diye. Ya da Allah feminist kadınlardan uzak tutsun manasında yazdığım duaya takıldıysanız gocunmamanız lazım feminist etki altında değilseniz. Siz de iştirak edip amin demelisiniz.
            Ben yorumlarımı göndermeden önce okuyorum ama okuyanlar bazen yazdıklarımı değil kafalarındaki kurguyu anlıyor.

            Son olarak feminizmi tartışırken muhabbeti benim kişiliğimle ilgili ve sizin kişiliğinizle ilgili tartışmaya getirdiniz, bana gıcık olmuşsanız saygı duyarım sorun değil…

          • Feyza diyor ki:

            Yasemin hnm müsadenizle araya giriyorum. Genel duanızdan kendime düşen pay için teşekkür ediyorum anca anlayamıyorum nedir Fatih beyle derdiniz? :)
            İtiraz ettiği belli bir zihniyet var ve itiraz ettiği zihniyeti bir elbise gibi düşünürseniz, o elbiseyi giyen kişilere ithafen yazıyor. Siz bu giysiyi giymiyor, tercih etmiyorsanız ki etmediğinizi/etmeyeceğinizi kendi yorumunuzda zaten izah etmişsiniz, o halde neden üzerinize alınıyor rahatsız oluyorsunuz?
            İkinci anlamadığım ise, Fatih bey yorumlarında size gözle gözükmeyen bilinçaltınıza hitap eden subliminal bir hakaret mi etti, çünkü gerçekten okudum fakat göremiyorum.
            Üçüncü olarak ise,zaten şahsını hedef alaraj yazıyor ve cevap hakkı veriyorsunuz kendisine ve sonra bu hakkı kullandığı için neden kulağını tıkamadığını soeuyorsunuz eleştiriye :) Ama siz belli ve size hitap etmediğini düşündüğünüz bir kesimin eleştirisine dahi çok defa cevap yazıp kendinizi savunma ihtiyacında hissediyorsunuz.
            Son olarak, söyleyecek sözü olan herkes editör izin verdiği sürece yorum yapabilir. Bunu sorgulama hakkı hiçbirimizin elinde değil. Burası kimsenin tekelinde değil ama denetim altında, kısaca siz müsterih olun emniyettesiniz. :)
            Selamlar

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Yorumunuz için teşekkür ederim. Bu teşekkürü etme sebebim sizi tartışmanın içine çekmek değil. Bu sebeple sizle tartışacak varsa tartışmasın. Yorumunuz sizden bağımsız yazdığım yorumla örtüşüyor, bu sayede elimden geldiğince objektif ve karşımdaki insanın durumuna uygun yazmaya çalıştığım yorumlarımda bir nebze olsun bunu sağlayabildiğimi görmek sevindirici.

            Diğer taraftan bazı hanımların niye bana gıcık olduklarını anlıyorum. Yine kadın psikolojisi :) Yalnız kaç defa yazmam gerekli bilmiyorum. Kadınlardan gördüğüm aşırı tutarsız ve ilginç muameleler beni kadınları anlamaya çalışmaya itti. Bu esnada feminizmin bozucu etkisini de görme imkanı buldum. Kadınları anlayabildim mi, elbette hayır :)

            Kadınların sezgileri kuvvetlidir. “Güçlü” kadınlarda da zayıf olanı ezme isteği vardır. Zamanında feminist zihniyetin törpülediği bir erkek olduğum için bunu seziyor ve saldırıyorlar. Ben alışıkınım açıkçası tek tük denk geliyor böyle.
            Ayrıca her yoruma cevap yazınca cool olamıyorum. Onlara da itici geliyorum. Ancak çözemediğim tek nokta neden tartışmaları hemen kişiselleştirmeleri. Bunu çözemedim. İticiliğimden onlara ne? Dahası ben kimseye hakaret etmiyorum ama şema psikolojisi sebebiyle alışık oldukları ezik erkek profiline kısmen uyduğum için saldırıyorlar ardından dişimi gösterince bu sefer yorumlarım psikolojik şiddete dönüşüyor onların gözünde. Yalnız şu konuda biraz iddialı bir laf olacak ki nefsimi asla temize çıkaramam ama, gerçek hayatta onlarla beraber çalışsaydım ya da beni tanısalardı bu yazdıklarının hiç birini yazmazlardı. Vicdanları yetmezdi.Demek ki yeterince güzel ifade edemiyorum fikirlerimi…

            Selametle…

          • Feyza diyor ki:

            Sorun değil.
            Burada hepimiz zaman zaman yaşamın doğası itibariyle otomatikman bazı genellemelere maruz kalıyoruz, birçoğunu ömemsemiyorum ve bunların içerisinde beni en “az” rahatsız eden, hatta etmeyen ve hak verdiklerim kadın cinsiyetine dair yapılan genellemeler. Çünkü cinsiyetim kutsalım değil ki.
            Üstelik o kadar büyük bir genellemenin içerisinde üzerine alınmak için çok fazla argümanı kendimle örtüştürebilmem gerekir ki bu da pek mümkün olmuyor. Sahsileştirmek için ciddi anlamda o özellikleri üzerimde hissetmeliyim, hissetmiyorsam problem yoktur ve hissediyorsam da zaten bir yerlerde sorunum var demektir. O halde çözüm arayışına girmek yerine neden taarruza geçeyim?
            Cinsiyet epey sonra gelen çok geniş bir yelpaze. Buna gelene kadar daha dar kalıplı, daha alt kimliğe dair genellemelerin içerisinde kendimi bulduğum oluyor. Önemsemiyor ve önemsenmesine de anlam veremiyorum.
            Ama geçenlerde örneğin namaz kılan insanlar hakkında verilen menfi örneklere itiraz ettim. Bu tam bir genelleme olmadığı halde üstelik itiraz ihtiyacı hissettim ki bütünüyle yapılan bir genelleme olsa daha fazla itiraz da ederdim.
            Bu itirazın sebebi benim de namaz kılan güruha dahil olmak mıydı, işte kesinlikle alakası dahi yoktu. Beni eleştirseler ne olur eleştirmeseler ne olur. Eleştirilecek bir iş yapıyor ve vicdanıma bunun hesabını veremiyorsam eleştirsinler ki kendime geleyim. Namaz kılıp aynı zamanda zina ediyorsam bu eleştirilmeli değil mi? Yapmıyorsam zaten eleştiriden muafım.
            Peki neden itiraz ettim? Verilen örneklerin bu gibi umuma açık platformlarda fazla dillendirilmesi sonucu namaz kılanların bahanesiyle “namazın özüne”, yani mukaddesatımıza yapılabilecek bir saygısızlığa, “namazın aslına” duyulacak bir itibarsızlığa sebep olunması endişesiydi. Evet fiili eleştirelim ama namaz üzerinden değil.
            Mesele kadın konusunda genellemeler olunca isyan bayrağını diken kardeşlerimiz neden asıl tepki duyulması gereken bu gibi hassas dini mevzularda sessiz kalmayı tercih ediyorlar bilmiyorum. Ya da aynı şekilde konu kadın ve eğitim olunca genellemeyi kabul etmeyen kardeşlerimiz dini mevzularda neden esnek davranıp yapılan genellemelere tepki göstermiyorlar? İyi örneklerin harcanmasına bu alanda neden razı olabiliyorlar?
            Konu cinsiyet ve eğitim olunca adı genelleme oluyor da konu Müslümanlar olunca adı özeleştiri oluyorsa bu çifte standart değil mi?
            Ya da cinsiyetimiz kutsalımız mı, eleştirilemez ve eleştirilmesi teklif dahi edilemez bir dogma mı ki daha mühim olması beklenen dinin önüne geçirebiliyoruz?..gibi..
            Selametle

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Feyza Hanım.

            Yorumunuzda bahsettiğiniz hususlara katılıyorum. Yaz deseniz hatırlayıp da yazamam ama zamanında itiraz edilir diye beklediğim bazı yorumlarıma sessiz kalındı. Cahilliğime verildi herhalde :)

            Selametle…

      • esra diyor ki:

        Ben 20 yıl önceki kızları teşvik edemediğim için kadın doğum uzmanı yok yeterince sanırım. Hep söylüyorum ve sonsuzu kadar söyliycem umarım ilerde eşiniz için kadın doktor aramak zorunda kalmazsınız, ve bulduğunuzda ona verdiği emek için minnet duymayı ihmal etmezsiniz.
        Ben Sema hanıma sadece evde oturmadığı kendini geliştirdiği için minnet duyup teşekkür ediyorum mesela.
        Ben herkes okusun çalışsın dediğimi hatırlamıyorum, bu yolda var diye gösterilsin, ya okul, iş ya evlilik denmesi son derece saçma diyorum.
        Hassasiyetimin ezici çoğunluğu taşımasıyla hiç ilgilenmedim, ezici çoğunluğu da pek sevmem zaten. ezici çoğunluk din düşmanı ezici çoğunluk feminist yada başka saçmalıklar olduğunda benim için birşey ifade etmediler, etmezler.

        • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

          “Hep söylüyorum ve sonsuzu kadar söyliycem umarım ilerde eşiniz için kadın doktor aramak zorunda kalmazsınız, ve bulduğunuzda ona verdiği emek için minnet duymayı ihmal etmezsiniz.”

          Hanımefendi her müslüman erkek karısını doğum için kadın doğum uzmanına götürür en azından arar soruşturur bulunduğu ilde var mı? diye.

          Zaten biz kadın doğum uzmanına karşı değiliz hatta bu bir gerekliliktir. Müslüman kadın doğumcuların, jinekologların mutlaka ama mutlaka bulunması lazım. Siz bizim çalışan kadın kısmıyla ilgili yorumları okusaydınız bunları yazmazdınız zaten bir kez daha sizi o yorumlara sevkediyorum lütfen okuyunuz.

          “Ben Sema hanıma sadece evde oturmadığı kendini geliştirdiği için minnet duyup teşekkür ediyorum mesela.”

          Sema hanım gibi neşriyat yapanlara bu tür site açanlara da hiç sözümüz yok olamaz zaten şu anda Sema hanım cihad yapıyor kime karşı; Feministlere,LGBT lilere,Laiklere,Kemalistlere,Kadın düşmanlarına,Sol örgütlere vb…

          Keşke Sema Hanım gibi bir kaç tane daha mücahide kadın yazarlarımız olsa biz bundan gurur duyar iftihar ederiz.

          “bu yolda var diye gösterilsin, ya okul, iş ya evlilik denmesi son derece saçma diyorum.”

          ya okul ya evlilik yada ya iş ya evlilik denmesi tecrübeye dayanan şeylerdir. Tecrübe edilmiştir okuyan kızlar okul stresi ve telaşıyla sınavıydı vizesiydi finaliydi derken aileyi kocayı unutabiliyorlar. Bu nedenle okul ile evlilik sıcak görülmüyor. İş kısmına gelince bugünün kadınları zaten hem dışarıda hem içeride ha bire çalışıyorlar onda sıkıntı yok zaten. tabi yaptıkları ne kadar doğru o ayrı bir mevzu.

          Ha unutmadan eğer bir kız ben hem okul okur hemde ev idare edebilirim diye kendine güveniyorsa neden olmasın evlensin hemde haramlardan korunmuş olur. Ama genelde okul okuyan kızlar daha çok çekimserler okul sırasında evlenmeye isterseniz gidip soruşturun kaçta kaçı kabul eder.

          Vesselam…

          • Süleyman diyor ki:

            Azmo bey

            Kaçta kaçı kabul eder demişsiniz ya. Ben söyleyeyim. Oran oldukça düşük. Hatta kızların kendilerine gelen taliplerden haberi bile olmuyor. Aileler daha gelmeden okuyor diyip sizin adınızı bile söylemiyorlar. En son aracı olan amca da aynı durumdan bahsetti. Söylüyorum kızlarına söylemiyor diyor. Eh okusunlar. madem ne diyeyim.

            Yabancı bir ünlünün öyle bir sözü var. Herkesin çok zengin olmasını istiyorum böylece zengin olmanın öyle abartıldığı gibi birşey olmadığını anlasınlar. Bende istiyorum ki aileler ve kızları ve oğlanları hep okusun hep mükemmel mesleklere sahip olsun. Bunlar için evliliği geciktirebildikleri kadar geciktirsinler istiyorum. Sonra anlasınlar ki bunlarla hayatta mutlu olunmuyor.

          • esra diyor ki:

            Edemiyor zavallilar iste, ornek gormemisler korkuyorlar, oysaki cok da olasi birsey buni yapmak. Eger 85 parca yemek takimini hergun cikarip kullanip yikamak derdi yoksa, onlarca esyanin tozunu almak da yoksa, aksama padisah sofrasi da kurulmayacaksa, okul okumak cokda zor degildir evliyken. Nede guzel bir aile kurulur ogrenci evinde.
            Kiz kismisi onca yil okumasin ortam kotu diyenler az daha cogalirsa o kadin dogimcularida (musluman, dini butun, hassasiyetleri olan) bulamayacagiz korkarimki. Hadi bir kisminiz doktor olun demekle olunmuyor ne yazikki, keske olsa, hemen programlanip olsa kizlar, emek lazim cokca.
            Sema hanim gibi niceleri olsa bugun tek CIKINTI gibi bu sacma orgutlere ugrasan bitek kendisi olmak zorunda kalmazdi.
            Kisaca kadinlari programlayip istenen uerlere yonlendirmek oyle beklemekle olmuyor, olsunlar demeklede olmuyor, emek lazim hizmet lazim anlayis lazim.

          • Zeynep diyor ki:

            Evliyken üniversite okumuş çok bayan tanıyorum hatta sadece zor olmadı diye sordugum doktor vardı ben bekar sandım çok küçük görünüyor evliyim bir de kızım var dedi şaşırdım yaşını sordum 26 dedi ki kızı da 4 yaşında e evliyken mi tip okumasina neyse de anne olmasına daha çok şaşırdım gayet te mutlu bir evliliği var şimdi de kadın doğum asistanı herkes yapamaz ben yapamam fakat yapabilen kadınlar var ben yüksek lisans yaparken bile zorlandım .

          • Süleyman diyor ki:

            Zeynep Hanım

            Allah sayılarını arttırsın üniversitede evlenenlerin. Yuvalarını huzurlu ve güzel eylesin. Ben çok denedim beceremedim gene de. Bilemiyorum. Üniversite de evlenenler bana taktik versin :)

            Sizin çevreniz Konya’lı heralde çünkü böyle hikayeleri ben bir tek Konya’dan duyuyorum :) Gerçi orada da dışarıya kız vermiyorlar. İçerilerinde evlendiriyorlar.

            Durumu kaldırabilmekte sanırım fıtrattan fıtrata değişiyor. Kimisi sabah akşam çalışır yorulmaz. Kimisi 2 saat çalışır öldüm bittim der. Bu kimsenin suçu da tembelliği de değil bence. Kapasitesi değişiyor kişilerin. Allah herkese kendileri için en uygun vakitte yuva kurabilmeyi ve onu devam ettirebilmeyi nasip etsin :)

          • Zeynep diyor ki:

            Doğru tahmin ettiniz süleyman bey konyadayiz. Bahsettiğim bayan karedenizli eşi konyali. Evliyken egitimini tamamlamak bayan olsun erkek olsun yapılmayacak birsey değil örnekleri var .Sadece zor olur biraz özellikle çocuk olunca kadın zorlanır .Fakat nikah masasına kadar ki kısim daha zordur bence ailelerin çok fazla destek olması lazım genclerin kendi başına görüşüp anlasın evliliğe götürmesi zor olur .Ben Ege’de okudum kız erkek arkadaşların aynı evde kaldığı bir okulda insan daha temkinli davranmak zorunda kalıyor.Okulda niyetim ciddi etkilendim falan deyip tanışmak isteyen olmuştu ilgilenmiyorum deyip uzaklasmistim hep O zaman evliliğe karşı değildim fakat nasıl güvenebilirim ki belki de kendilerince öyle yöntem geliştirmişler sevgili edinmek için .O yüzden zor geliyor bana tanışma kısmı falan bide aileler okul bitsin diye düşünüyor çoğunlukla ben evlenmek istiyorum demek imkansız bir kız için sormuyorlar bile

          • Süleyman diyor ki:

            Zeynep Hanım

            Dediğiniz gibi Aileler kolaylaştırıcı davransa gençlerin evliliği daha rahat olur. Her ihtiyaçlarını giderecek rahat bir evde de oturabilirler.. Yeter ki beklenti yüksek olmasın.

            Bu meseleler hakkında fazla konuşmak istemiyorum. Hem yaram depreşiyor hem de biraz sanırım şikayet gibi de algılanıyor. Sadece şunu söyleyeyim. Allah evlenmek isteyenlerin işini kolaylaştırsın, hayırlı eşler nasip etsin inşAllah.

        • Süleyman diyor ki:

          Esra hanım

          Ev hanımı olmak niye bu kadar zor geliyor diye düşünüyorum. Bunun toplumun bakış açısındaki sakatlıkta olduğunu da düşünüyorum.

          Bugün araç muayenesi için polisler durdurdular. Hepsinin yüzleri çok sert. Biri bazı talimatlar verdikten sonra öğrenci misiniz diye sordu sert bir şekilde. Mesleğimi söyleyince hemen aa hocam öyle mi diye bütün polisler yumuşadı. Esprili davrandılar. Hemen bir hürmet bir ikram. Kontrole gerek yok diye tetkiki bile yarıda bıraktılar. Hemen bıraktılar.

          Yani öğrenci olsam herkes farklı bir tavır sergileyecekti ancak iyi bir meslek sahibi olduğum için herkes çok iyi davrandı. Eee ama ben bu mesleğe sahip olmasaydım bile aynı ahlaka, aynı iş yapma özelliklerine, aynı ilime sahip olacaktım. Hatta belki daha fazla kitap okuma şansım olacaktı. Muamele niye bu kadar farklılaşmalı? Ben bu ayrımı en fazla evlilik için uğraşırken gördüm ve o kadar üzüldüm ki. Ben sadece mesleğim miyim?

          Şimdi toplumda veya bir Meclis’te bir hanım mesleğini söyleyince herkeste bir hürmet bir övgü bir övme. Ancak ev hanımıyım dese hemen aman normal bir kadın. Ne kadar okumuş, ilim sahibi biri olsa da aynı gözle bakılıyor. Bu hanımları komplekse sokuyor. Ne var yani bir hanım evde olsa kiyamet mi kopuyor? Bir kadın sadece mesleği ile katma değer buluyorsa mesleği olmadığı vakit başka neyi kalıyor? Toplumun bu tutumu eleştirilmeli değil mi esas?

          • esra diyor ki:

            Daha kac kere yazsam bilemedim. Meslek sahibi olmak isteyen kizlar ya o ya o diye korkutulmasin. Ikiside betaber olur, hem ev hanimi hem baska istenilenler olur diyorum.
            Ben insanlara bir memleketini iki okudugu okulu uc meslegini hic sormam aklima bile gelmez. Bulundugumuz ortam neyse ondan bahsedilir. Valla herkese tavsiye ederim cok onyargisiz, kafa bulandirmasiz oluyor hayat 😊

          • Ahir Zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

            “Şimdi toplumda veya bir Meclis’te bir hanım mesleğini söyleyince herkeste bir hürmet bir övgü bir övme. Ancak ev hanımıyım dese hemen aman normal bir kadın. Ne kadar okumuş, ilim sahibi biri olsa da aynı gözle bakılıyor. Bu hanımları komplekse sokuyor. Ne var yani bir hanım evde olsa kiyamet mi kopuyor? Bir kadın sadece mesleği ile katma değer buluyorsa mesleği olmadığı vakit başka neyi kalıyor? Toplumun bu tutumu eleştirilmeli değil mi esas?”

            Bu sitenin bizlerin bir derdi de bu ya süleyman kardeşim.

            İnşaallah toplum bu gördüklerimizi görür ama durum her geçen gün kötüye gidiyor. Bugün yeni mezun ve öğretmen bir çok ilahiyatçı kızın ilmi sıfır gibi bir şey. Ama bu kızlar şu anda el üstünde tutuluyorlar niye çünkü öğretmenler ve statüleri var. Ancak bu kızların okuduğu ilmin kaç katını gayri resmi medreselerde okuyan hanım kızlar ise meslekleri olmayıp maaşları ve statüleri olmadığından ve evlendiklerinde de ev hanımı olacaklarından kimse bu değerli hanımları görmüyor bile oysa biri elmas diğeri kömür misali benim gözümde, ama ahir zamandayız işte kömürler makyajlanarak elmas misali cazibedar hale gelmişler ve devir elmas görünümlü kömürlerin dönemi (bu erkekler içinde geçerli).

            Mesele zihniyet meselesi süleyman kardeşim sağlam bir aile ve islam terbiyesi gereken yaşlarda verilmez ise laik ve seküler eğitim sisteminin ürünleri böyle olur. Ve bu ürünlere aşina olan toplumda artık başka ürünlere gözünü kapayıp sadece bu ürünlerle meşgul olur. Oysa gözünü kapadığı ürünler son derece doğal ve fıtri iken teveccüh ettikleri ürünler ise GDO lu ve fıtri bunalım yaşayan ürünlerdir. Bilmem anlatabildim mi?

            Size tavsiyem toplumun genelinin teveccüh ettikleri ürünlere kanmayın toplumun görmediği doğal ve fıtri ürünleri tercih edin.

            Vesselam…

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Esra Hanım

            “Ben insanlara bir memleketini iki okudugu okulu uc meslegini hic sormam aklima bile gelmez. ”

            Bu yazdığınıza inanmıyorum, kendinizi değil olmak istediğiniz kişiyi tariflemişsiniz.

            Biz de kaç defa yazsak bilemedik. Ev hanımı oldu meslek sahibi de oldu peki ya anne. Annelik çocuğu doğurup bakıcıya bırakmaktan mı ibaret? Gerçekçi olalım. Dahası işte çalışacak yorulacak, kocasına nasıl ilgi alaka gösterecek. Ev hanımı olmak demek ev işi yapmaktan mı ibaret. Siz bilmezsiniz de önceden yazmıştım, mesela ben ev işlerini kendisi yapmayı seven bir insanım. Siz bizleri nasıl görüyorsunuz bilemiyorum ama ev işlerini hanımların yapmasını bir görev paylaşımı olarak gören ve hanımlarını hayat arkadaşı olarak görülmesi gerektiğini düşünen insanlarız. Benim yorumlarımı sallayın da diğer yorumcuların bu konulardaki yorumlarını dört gözle okumanızı tavsiye ediyorum…

      • Ahir zamanda Müslüman Olmak diyor ki:

        “bence tam aksine, evini ihmal ederek dışarda ücret karşılığı başkalarına hizmet eden ama kendi ailesine yaptığı hizmeti ise bir kölelik olarak gören zihniyet değişirse bütün sorunlar hallolur. zaten dini ahlaki terbiye almış mümin bir erkek evdeki hanımın köle gözüyle bakmaz.”

        Tebrikler “Adamın biri” kardeşim. Aramıza Hoşgeldin. :)

        Vesselam…

    • Sadece Fatih diyor ki:

      Esra Hanım.

      Sema Hanım attığınız bu oltaları yutmayacak kadar zekidir. Bir derdiniiz varsa buradan değil özelden yazın kendisine, mail adresi açık…

      • esra diyor ki:

        Ne derdim.olabilir? Herkes gibi yazilan yaziya yorum yaziyorum. Olta atmalar falan, cok etkileyici bir benzetmeymis, ilginc… Ozelden ulasmak ihtiyaci duysam ulasabilirim heralde.

        • Sadece Fatih diyor ki:

          Yorumu ortaya yazıyorsunuz, biz de yorumunuza cevap yazınca size değil Sema Hanım’a yazdım o cevaplasın diyorsunuz :)

          Sonra ben “Allah’ım, bizi kadınların şerrinden, fitnesinden ve belasından koru” deyince cinsiyetçi oluyorum…

          • esra diyor ki:

            Sizde benim yorumlarima (alakasiz konularda bile) yorum yazip, ay ilahi tek sizmisiniz, gulen yuz yaziyorsunuz. Henuz kendi nefsim kismindayim ben, o kisma bisey diyemiycem.

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Esra Hanım.

            Bu siteyle nasıl tanıştığınızı merak ediyorum. Fikirlerinizin tamamı size ait değil gibi duruyor. Gerçekten bir şeylerin etkisi altında kalmışsınız ve sanki buraya karşı da bir ön yargınız var. Hatta benzer durumu Feyza Hanım da yazmış ki ben de benzer bir yorum yapmıştım ama yayınlanma sırası sonraki postaya kaldığından oradan etkilenip yazdığım düşünülebilir. Halbuki farklı kişiler olarak size benzer yorumlar yapıldıysa bir iki düşünmek gerekir.

            Alakasız yorumlar olarak nitelendirdiğiniz durumlar için de büyük resme bakarsanız aslında sitede işlenen konularla alakalı olduğunu görebilirsiniz. Göremiyorsanız da o kadar tahsil muhabbeti yaptınız nasıl göremiyorsunuz diye düşünür ve siz de diğer kadınlar gibi lafa gelince tahsil diye diye mangalda kül bırakmayıp iş icraata gelince o tahsilin gerektirdiği geniş bakış açısını gösteremiyorsanız üzülürüm. Görmek istemiyorsanız da ona bir şey diyemem. Benim de aynı sizin gibi site yönetimi ya da yazarlarla organik bağım yok, birebir tanımıyorum. Yani yazdıklarımı herhangi subjektif bir şeyle ilişkilendiremezsiniz. Ancak çoğu kimsenin değinmediği işlemediği konuları işliyorlar ve doğru şeyler yazıyorlar. Yarın bir gün dövecek dizimiz kalmadığında anlayacağız belki iş işten geçmiş olacak…

          • esra diyor ki:

            Sadece Fatih,

            Fikilerim kendime ait değil, muhakkak bir yaram varki gocunuyorum ev hanımlığı konusunda, zaten muhakkakki anne değilim, kimseye sormam dediğim şeyler ise uydurma (oda niyeyse artık)…
            artık inanaırmısınız bilmem ama tek birisi bile tutmamış çıkarımlarınızın. bence benle ilgili çıkarım yapmaktan vazgeçerek başlayın konuya. rikkat ederseniz o kadar yazıştık tek kelime kişiliğiniz ve hayatınızla ilgili yorum yapmadım, çünkü normal olan bu, artık düşünür ders alırmısınız bilmem…
            tek konuya yorum getiricem, gerisi oldukça kabak tadı verdi. Herkes yapsın diyemem herkesin durumu farklıdır ama çocuğu kreşe terketmeden de (terketmek benim benzetmem değil ve gönderenlere de hiç lafım yok) çocuk büyütülüyor. eşler (çocuğun ortak ebeveynleri) çocuğa çok güzel beraber bakıyor, birisi derse gidince diğeri bakıyor, birsi gece sınava çalışırken diğeri ilgileniyor. sosyal çevresi törpülenmiş, güncel konulara uzaylı gibi bakan, ayakları uzatıp çay içmek neydi diyede düşünen, yapışık üçüz (inş zamanla dördüz) insanlar oluşuyor gerçi ama oda işin cilvesi. Tatilde üniversite kampüsü gezmeyi seven kütüphanede eğlenen çocuklar kalıyor geriye. benim tanıdığım bolca var bunlardan, bir eksiklerini daha görmedim. Tabi bu karşılıklı bir anlayışın ürünü oluyor, çocuğa bakmanın kutsal görevi de bölüşülmüş oluyor erkekle hem kadınla.
            şimdi siz (genel çogul eki, şahsınız değildir) dönüp bunların yada diğerlerinin anneliğini, kadınlığını aşşağılayıcı (düşük görücü yani) ortalama cümleler kurduğunuzda, sonsuza kadar cevap yazma gereği duyarım ne yazıkki.
            Son olarak birde böyle ortamda yetişmiş gençler varki görseniz inanamazsınız,

          • Sadece Fatih diyor ki:

            Esra Hanım.

            Yorumunuzda yanıltıcı bilgiler var. Kişisel şeyler yazmıyorum diyorsunuz ama örnek görmediğimiz için sizi anlamadığımızı dar bakışlı olduğumuzu çok güzel yazabiliyorsunuz. Kalıpçılıkla itham ediyorsunuz ben dahil olmak üzere bir çok kişiyi kalıba sokmaya çalışıyorsunuz. Çıkarımlarım kendi içerisinde tutarlıdır ki yanılma payım da vardır elbette, bu yüzden hüküm vermeden önce soruyorun ancak bu kadar itiraz ettiğinize göre demek ki kuyruğunuza basmışım. Öyle bahsettiğiniz gibi ıskalamış olsaydım yazdıklarımı ciddiye almaz ve bu kadar muhalefet etmezdiniz. Konuşurken ya da tartışırken manüplasyon ya da politika yapan insanlardan, anladığı halde anlamıyorum diye yalan söyleyen insanlardan nefret ederim hatta tiksinirim. Açıkçası bu yorumunuz da tiksinç geldi. Bir şeyleri kimsenin kafasına vura vura sokacak halimiz yok. Zaten insanlara hitap şekliniz de kalitenizi ortaya çıkartmışken benim gibi alt sınıf insanlarla işiniz olmayacaktır sanırım.

            Sizin bildiğiniz size benim bildiğim bana. Siz istediğiniz kadar cinsiyette eşitçiliği savunun ben cinsiyetler arası adaleti savunacağım.

            Fikirlerinizi yazdığınızda aşağılayıcı ve önyargılı bir üslup yerine benim fikrim bu katılmasanız da ben böyle düşünüyorum diye yazsaydınız o bahsettiğiniz önemli olan ” insan hakkı” sözünüzün samimi olduğuna inanırdım ve daha makul şeyler yazardım. Siz saldırgan bir üslupla yorumlar yazacaksınız sonra size cevap gelmeyecek öyle mi? Neymiş Sema Hanım cevap yazmalıymış ona sormuşsunuz-muş. Meydanı boş mu sandınız?

            Ben sizinle daha fazla tartışmak istemiyorum çünkü bu saatten sonra olay nefsani boyuta kaydı, yazacağım yorumlara nefsim çok karışırsa buraya yazmamın anlamı olmayacaktır. Umarım sizler bildiğiniz yöntemlerle başarı elde edersiniz, bizler de kendi yöntemlerimizle başarıya ulaşalım. Önemli olan bir yere varmaksa nasıl vardığımızın önemi yok. Ancak yolda ilerlerken feminist propagandaların telkiniyle yoldan çıkarsanız da bizlere gelmeyin.

            Allah tahsilinizi arttırsın, istediğiniz ne varsa, makam mevki ilim tahsil para çocuklarınızın tahsili, hepsini size fazlasıyla versin.

            (Not: Genel çoğul eki diye başlayan cümlenizde siz öznesiyle genelleme yapmışsınız hatırlatırım, bir daha hatırlatmam merak etmeyin…)

          • esra diyor ki:

            Ancak yolda ilerlerken feminist propagandaların telkiniyle yoldan çıkarsanız da bizlere gelmeyin.

            Mihakkakki gelecegim son yer bile siz (sahsiniz) olmazsiniz. Gercekten asiri komiksiniz, buda son ithamim olsun madem.

  11. Yahya diyor ki:

    “Çağımızın kızları fazla özgürlüğün getirdiği problemlerle boğuşuyorlar.”
    Müsaadenizle;
    bu özgürlük değil…
    bu serbestlik, bu rahatperestlik…
    mesuliyetsizlik…

    genç bir kızın hayasızca küfür edebilmesi özgürlük mü?

  12. Aadem diyor ki:

    Fatma şahinin ne olduğu bilinen kadın örgütleriyle Güçbirliği içinde çıkarttığı 6482 sayılı yasa Turkiyede yuzbinlerce yuvayı yıktı.yuzbinlerce erkeği ve o erkeklerin milyonlarca anne babasını,kizkardesini,abisini,sabi çocukları yıktı ve yıkmaya devam ediyor.Boylece kadınlar ozgurlesti(!) Kuş gibi yuvadan uçtular.Nereye giderlerse gitsinler umurumda değil.çünkü kadınlar çok güçlü.kendilerini savunabilirler.Turk erkeğini bitirdiler.Bundan sonra Fatma şahin ve o kadın dernekleri PKK ya karşı savassinlar.fatma sahinle birlikte olan kadın dernekleri PKK nın ve başaramadığını basardilar.aileyi mahvettiler, erkeği mahfettiler, cocuklar babasız kaldı artik dağ gibi baba desteğinden mahrumlar.kadın boşanınca kadını mahfettiler, kadına bir tas,yemek bir kat elbise veya maaş vermediler.olsun ama kadını ozgurlestirdiler aynı amerikanin Afganistan ve ıraki özgurlestirdikleri gibi.ozgurlestirilen ırakta kan ve gözyaşı var, kadınlar renkli gözlü yakışıklı çocuklar doguruyor.PKK bir erkeği şehit edince biz millet olarak, aile olarak dağılmadık tam tersine dahada kenetlendik.Fatma şahin ve işbirlikçisi kadın örgütleri 6284 le aileyi ve milletimizi toz duman etti.Aile yikilirsa vatan yıkılır.

    Fatma şahin 2013 te bu 6284 ü çıkardıktan sonra şöyle dedi “Biz dünyanın en iyi aile koruma ve kadına şiddeti önleme kanununu cikardik.Kadin cinayetleri 155 ten 145 e düştü.Biz böyle bir kanunla bu cinayetleri sifirlayacagiz” dedi.SONUÇ:Kocaman bir hiç ve yalan.KÖTÜ KANUNLAR BÜYÜK SUÇLAR DOGURUR.
    Ha FATMA ŞAHİN kadın istihdamını da arttıracağım demişti.sanirim bundada başarılı kendi çapında.Antep çevre yolundan geçenler gece- gündüz bunu gözleriyle görebilirler.
    Bu arada biz eskiden 50 yaşında da olsak 20 yaşındaki hamile kadına veya bizden büyük kadına dolmusta kalkar yer verirdik.Şimdi ise erkekler kadının yaşı büyük olsa bile hamile olsa bile artık dolmusta yer vermiyorlar.kadinlar iki büklüm gidiyorlar dolmusta.İşte erkeklerin kadına olan nefretinin boyutu.İşte kadının gücü.Îşte kadın derneklerinin kadını içine düşürdüğü durum.ACI ÇOK ACI.

    Bir şarkı var hani:BİZ BİTTİK ŞİMDİ SIRA SİZDE…

    • ismet badem diyor ki:

      Hocam abartıyorsun, köprüleri otoyolları görmüyor musun. Babaanne bile maaşa bağlandı işsizler maaşa bağlandı herkes patron oldu daha ne istiyorsun, cık cık cık…

      Söyeleyecek çok şey var ama ne fayda, Hz Yakub gibi derdimizi Rabbimize havale ediyoruz.

    • Yahya diyor ki:

      Adem bey,

      “çünkü kadınlar çok güçlü.kendilerini savunabilirler.Turk erkeğini bitirdiler.” demişsiniz. Hiç katılmıyorum. Bende bu f.şahinin kanunlarının mağduruyum ve boşanma davam devam ediyor. malum şahısla başka davalarım da var. Rabbimin izniyle hep dimdik çıkıyorum davalarıma; düğüne gider gibiyim…

      Siz, biz, dik durdukça hiç de güçlü olmadıklarını, erkeği bitiremediklerini zorda olsa öğrenecekler. biz ezilip büzüldükçe, hayıflandıkça üzerimize gelmeye, bizi ezmeye v.b. zulme devam edecekler.

      Ve unutmayalım hüküm günü var, hüküm sahibi var…

      Selam ve dua ile…

    • adem diyor ki:

      aadem kardeşim yorumun süper. yalnız laf gelişi söyledin biliyorum ama 20 yaşında hamile kız da kalmadı artık o devirde geçti. her şey geçti artık ben ailenin kurtulacağına olan inancımı yitirdim. çünkü en ufak bir işik görmüyorum gelecek namına bu ülkeden. çünkü bu hükümet ve kanunlarla insanlar değişti artık. kadınlar çok değşti. maya koktu artık. bu kokuşmuş ekmekten tat beklemeyelim hiç birimiz.

      • Aadem diyor ki:

        Doğuda çok fazla görebilirsiniz kardeşim.v e bu kadın derneklerinin doğuda eylem yaptığını goremezsin.cocuk gelin çok fazla ama bu kadın derneklerinin umurumda değil.fatma şahinin işbirliği yaptığı kadın orgutlerinin PKKnin kaçırdığı kız çocukları için eylem yaptığını gördünüz mü.Hani kadın cinayetlerini engelleyecek kadın örgütleri PKKya niye ses cikarmiyor.Suriyelilerin binlercesi çocuk gelin ve 20 yaşında 3. Çocuğunu doğuruyor.Suriyelilere müdahale ediyorlar mı kadın haklarını savunan kadın dernekleri.Suriyeli kadını öldüren Suriyeli erkekler için eylem yapiyorlarmi.Hayir çünkü onların hedefi milletimizdir.erkeği mahvederek Erkeklik ten uzaklastirmak, cocuklari babasız kadınları kocasız bırakıp ailemizi mahvetmektir, milletimizi mahvetmektir.

  13. Büşra Karacan diyor ki:

    Çok haklısınız.. Fazla özgürlüğün getirdiği can sıkıcı şeyler bunlar. O, okuyamamak bizim zamanlarımızdaydı; Aile baskısı ile büyümek, misafirlerin yanında dahi diz çökerek oturduğumuz günler… Küçücük yaşlarda ev yönlendirmekte bulduk kendimizi… Aslında en iyi zamanlardı. Yeni nesil özgürlük sisteminde , anne ve babalarda özgürlüğü tattı… Kötü bir durum! Erken yaşlarda büyüklük yaşanmaya başlandı. Allah sonumuzu hayr etsin.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Yeni müfredatta cinsiyet eşitliği ne kadar yer aldı bilmiyorum. Bilgi sahibi olan okuyucular yazarlarsa memnun olurum.) Yeni okul dönemi açıldı, Allah sonumuzu hayreylesin. Özellikle "okul dönemi" dedim, ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Tartışmalarda öfkelendiğimiz an, gerçek için değil, kendi hesabımıza çalışmaya başlarız. “  ( T. Carlye)

Kitap

Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz

“Sormamız gereken soru şu: Geçmişimizin şimdiki yaşamımızı ne kadar süre daha yönetmesine izin vermek istiyoruz? Daha ne kadar başka bir zamanın hayaletleriyle savaşmak istiyoruz?" #drshefalitsabary nin kitabını internette kitap araştırmaları ...
Devamını Oku