Yılbaşında Çocukları Kimin Kuşu Yapıyoruz?

31 Aralık 2018Mehmet Emin Karabacak9 Yorum »

mehmet1-150x150Kuşun biri, her gün kilisenin çanına konar ve orayı pislermiş. Her gün kuşun pisliğini temizlemekten bıkan papaz, bir gün aklına bir fikir gelir ve uygulamaya karar verir.

Sabah kuş gelmeden her gün konup pislettiği çanın yanına bir tas içki koyar. Papaz bu işlemleri yaptıktan sonra kuşu gözetlemeye başlar.

Her günkü gibi kuş gelir, çana konar ve pisliğini yapar. Sonra etrafına bakarken birden tası görür ve tastaki içkiyi su niyetine içer. Hikâye bu ya kuş içkiyi içince sarhoş olur ve yere düşer.

Kuşun düştüğünü gören papaz hemen yanına gider ve kuşu eline alır. Yarı ayık yarı sarhoş halde olan kuşa bakan papaz şöyle seslenir:

“Sevgili kuş; söyle bakalım bana sen kimin kuşusun? Hz. İsa (a.s)’nın kuşuyum desen neden kilisenin çanına pislersin? Yok, Hz Muhammet (s.a.v)’in kuşuyum desen neden tasa koyduğum içkiyi içersin? Allah aşkına söyler misin sen kimin kuşusun?” der.

Şimdi isterseniz papazın kuşa sorduğu soruyu biz de kendimize soralım?

Biz, sözsel ve davranışsal olarak hangi ümmetin aktivitelerini yapmaktayız? Canımız ciğerimiz olarak gördüğümüz minik kuşlarımızı nasıl yetiştiriyoruz? Minik kuşlarımıza model olma konusunda dinin hangi emir ve yasaklarını uygulamada onlara model olmaya çalışıyoruz? Toplum tarafından doğru gibi öğretilen yanlışlar konusunda çocuklarımızı ne kadar bilinçlendirebiliyoruz.

Bu ve buna benzer soruları çoğaltabiliriz. Önemli olan kendimizi ve çocuklarımızı dinin emir ve yasakları konusunda bilinçli bir Müslüman olarak yetiştirebiliyor muyuz?

Her yıl aralık ayında Hristiyan batı toplumunda olduğu gibi Müslüman olan bizim toplumda da ister istemez gündeme yılbaşı oturmaktadır. Müslümanlarla uzaktan yakından alakası olmayan yılbaşı kutlamaları, eskiye nazaran daha belirgin olarak kutlandığı gözlenmektedir. Çoğu Müslüman tarafından bilinçsizce yapılan bu kutlamalar, zamanla tahmin dahi edilemeyecek sonuçları doğurmaktadır.

Rasülullah (s.a.v.) buyuruyor ki: “Kendisinden başka ilah olmayan Allah’a kasem ederim ki, içinizde öyle adam bulunur ki, cennet ehlinin ameli ile amel eder ve kendisi ile cennet arasında bir zira’dan (Yaklaşık 50 cm) ziyade mesafe kalmaz. Derken (hükm-i) kitap (yani o yazının hükmü) ona galebe eder, cehennem ehlinin ameli ile amel eder de cehenneme girer.

Keza içinizde öyle adam bulunur ki, cehennem ehlinin ameli ile amel eder, kendisi ile cehennem arasında bir zira’dan ziyade mesafe kalmaz. Derken (hükm-i) kitap ona galebe eder, cennet ehlinin ameli ile amel eder ve cennete girer.” (Buhari –Müslim)

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte Avrupa ile iç içe olan toplumumuz, son yüz yılda değerlerinden daha da uzak kalmaya başlamıştır. Eskiden televizyonlardaki yılbaşı programlarını seyretmeyi dahi uygun bulmayan toplumumuzda yılbaşılar artık vazgeçilmezler arasına girmeye başlamıştır. Eskiden bırakın kutlamayı televizyonda seyredeni dahi kınayan toplumumuz, son zamanlarda yılbaşını kutlamayacağını söyleyenleri yadırgamaktadır.

Müslüman’ın Ramazan ve Kurban Bayramı’ndan başka bayramı yoktur, inanç ve düşüncesi içinde iken; bugün Hıristiyanlar tarafından bayram olarak kabul edilen yılbaşılar bizim toplumuzda da kabullenmeye ve benimsenmeye başlamaktadır.

“Kim bir kavme benzerse, onlardandır.”  (Ebu Davud) buyuran Peygamber Efendimiz (s.a.v); bir Müslüman’ın hiç kimseye benzemeyeceği ve bir Müslüman’ın taklit eden olmayacağını bu hadisiyle çok güzel ifade etmektedir.

İslam toplumuyla uzaktan yakından ilişkisi olmayan yılbaşı ve yılbaşı kutlamaları, büyükleri olduğu kadar çocukları da ister istemez olumsuz etkilemektedir. Çocuklarına yılbaşını sadece tatil, eğlence veya yeni bir yılın kutlaması olarak gösterip kutlamaya çalışan, televizyondaki yılbaşı kutlamalarını seyretmekte sakınca görmeyen anne babalar, aslında kendilerinin olduğu kadar çocuklarının da maneviyatlarına zarar verdiklerinin farkında bile değillerdir.

Yılbaşı kutlamaları büyüklerin olduğu kadar okuldaki çocukların da gündemini meşgul etmektedir. Eskiden çocuklar, yılbaşını sadece tatil olarak algılayıp konuşurlarken son zamanlarda kutlamalar şeklinde davranışlara dönüştüğü görülmektedir.

“Biz bu yıl yılbaşını …… kutlayacağız. Biz yılbaşında …. gideceğiz. Biz yılbaşı için şunu aldık.  Yılbaşında şunu yapacağız, bunu yapacağız….” diye başlayan cümleler, çocukların en çok kurdukları cümlelerin başında gelmektedir.

Çocukların bu konuşmalarından anlaşılacağı üzere yılbaşı kutlamaları aileler tarafından da normal karşılanmakta ve çocuklara o şekilde ifade edilmektedir. Bunun sonucunda da çocuk başkasına benzeme ve onların değerlerini benimseme adına yapılan yılbaşı kutlamalarını, Müslümanların da yapabileceği normal bir faaliyet olarak algılamaktadır. İleri yaşlarda çocukların bunu biraz daha abartarak dinin diğer değerlerine de genelleyerek farklı yaşam tarzlarına girmesine neden olacaktır. Bu da kişi için telafisi mümkün olmayan maneviyat tahriplerine sebep olmaktadır.

Cenab-ı Hak:“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” (Tahrim, 66/6) buyuruyor.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) de: “Hepiniz, bir sürünün çobanı gibisiniz. Çoban sürüsünü koruduğu gibi, siz de evinizde ve emriniz altında olanları Cehennemden korumalısınız! Onlara Müslümanlığı öğretmezseniz, mesul olursunuz.” (Buhârî Vesâyâ9) buyuruyor.

Yılbaşı Kutlamalarının Çocukları Etkilememesi için Neler Yapılmalı?

  1. Başta anne babalar, yılbaşı kutlamaları konusunda çocuklara model olmaktan kaçınılmalı.
  2. Yılbaşı kutlama konusunda ailenin plan ve programı olmamalı.
  3. Çocuklar için yılbaşı tatili pekiştireç olacaksa bunlardan kaçınılmalı.
  4. Çocuklar için önemli olan memleket, anneanne, babaanne… gibi ziyaretleri, yılbaşı arasında bağlantı kurdurmamalı.
  5. Yılbaşı tatilini normal bir tatilmiş gibi algılayıp o şekilde değerlendirme konusunda çocuklara model olmalı.
  6. Yılbaşı kutlamaları konusunda aile özendirici konuşma ve davranışlardan kaçınmalı. Müslümanların bayramları hakkında çocuklar bilgilendirilmeli.
  7. Yılbaşının gerçek hikâyesi araştırılıp dinimiz ve kültürümüzle bağlantısı olup olmadığı konusunda çocuklarla bilgi paylaşımı yapılmalı.
  8. Çocukların toplum tarafından yanlış öğretilen yılbaşı ile ilgili sorularına onların anlayacağı şekilde cevap verilmeli.
  9. Yılbaşı gecesi mümkünse televizyon seyretmemeli ve seyredilecekse de yılbaşı kutlaması yayınlamayan kanallar seyredilmeli.

Peygamber Efendimizin  (s.a.v): “Kim bir kavme benzerse, onlardandır.” (Ebu Davud) hadisinin yılbaşıyla bağlantısı konusunda ailecek sohbet edilmeli.

Okunma Sayısı : 993

Yorum yapın

“Yılbaşında Çocukları Kimin Kuşu Yapıyoruz?” için 9 Yorum

  1. Misafir diyor ki:

    “Zavallı Türk aydını…
    Batılı dostları alınmasınlar diye hazinelerini gizlemeye çalışır. Sonra unutur hazineleri olduğunu. Düşmanın putlarının takdis eder, hayranlıklarını benimser.
    Dev papağanlaşır.”

    Cemil Meriç

  2. Sevgi diyor ki:

    Yurtdisinda yasarken bu tarz kutlamalardan uzak tutmak daha kolaydi. Bu onlarin dininde var bizde yok demek yeterliydi. Simdi burdadami varmis demeye basladi. Bazi insanlar kutluyor galiba ama biz kutlamiyoruz dedik. Okulunda da bu yonde kutlamalar olmayinca henuz bir ozenme yada eksik hissetme olmadi. Yilbasi aksami yine hergun gibi evde gecirip ayni saatte uyuyunca hicbirsey dusundurmedi bu sene. Bakalim zaman ilerledikce neler olacak.

  3. Misafir diyor ki:

    NASRETTİN HOCAYLA, NOEL BABA ARASINDAKİ FARKLAR:

    Fark:1
    Noel Baba çocukları beleşçiliğe alıştırır.
    Nasrettin Hoca çocukları çalışmaya ve karşılığını vererek almaya çağırır. “Parasını veren düdüğü çalar” der.

    Fark:2
    Noel Baba yeşili sevmez ve çam ağaçlarının düşmanıdır.
    Nasrettin Hoca ağacın önemine işaret eder ve “bindiğin dalı kesme” der.

    Fark:3
    Noel Baba hayalcidir. Havada uçan bir geyik ve onun çektiği bir araba çocukları hayalciliğe çağırır.
    Nasrettin Hoca gerçekçidir. Elle tutulur ve gözle görülür bir eşeği vardır.

    Fark:4
    Noel Baba maddiyatçıdır. Çocukları ıvır zıvır ve yalnızca maddi değeri olan oyuncaklarla kandırmaya çalışır.
    Nasrettin Hoca maneviyatçıdır. Paraya çevrilmeyecek zenginliklerin peşindedir.

    Fark:5
    Noel Baba karaktersizdir. Kapıdan kovsanız bacadan girer.
    Nasrettin Hoca şahsiyet sahibidir. Kendisine itibar gösterilmeyen yerde yemeği kürküne yedirir.

    Fark:6
    Noel Baba milliyetsizdir. Avrupa ile Amerika arasında havada uçar gezer.
    Nasrettin Hoca öz be öz Türk ve Müslümandır.

    Fark:7
    Noel Baba kapitalist tüketim çılgınlığının bir sömürü aracıdır.
    Nasrettin Hoca insanı düşünmeye çağıran bir tefekkür insanıdır ve güldürürken bile düşündürür.

    Fark:8
    Noel Baba yılda bir ortaya çıkan bir figür ya da yılda bir kez şişirilen balondur.
    Nasrettin Hoca aramızda dolaşan bir yıldızdır ve büyük bir değerdir.

    Fark:9
    Noel Baba kış günleri ve karanlık gecelerde ortaya çıkar. Bu hâliyle insanda hep soğukluğu ve karanlığı çağrıştırır. Noel Baba insana bir karabasan gibi çöker ve kasavet verir.
    Nasrettin Hoca ise kırlarda, ovalarda, camilerde, evlerde, şehirlerde ve apaydınlık huzurlu yerlerde karşımıza çıkar. Nasrettin Hoca bu hâliyle insana huzur ve ferahlık verir.

    Fark:10
    Noel Baba babalığını görmediğimiz, sorumluluğu olmayan bir Şam Babasıdır.
    Nasrettin Hoca ise topluma önder konumundaki Değerli bir Hocadır.

    Fark:11
    Noel Baba uydurma bir figürdür. Yani “yok”tur.
    Nasreddin Hoca Akşehir’de yaşamıştır. Kâlbimizde hâlâ yaşamaktadır. Yani “var”dır.

    Fark: 12
    Noel Baba evli mi, değil mi bilinmemektedir.
    Nasrettin Hoca ise evlidir.

  4. Gokce diyor ki:

    Turkiyedeki Noel/Yilbasi kutlamalari, taklitin en saskincasi..
    Hiristiyanin Christmas icin susledigi 25 Aralik ta ki çam agacini yilbasinda dikip, Amerikalinin Thanksgiving de yedigi Hindiyi yiyerek kutluyor..

  5. Feyza diyor ki:

    Bu duyarlilikta bir yazi hazirladiginiz icin tesekkurler sn.yazar.
    Aslinda cok zor degil, biraz masaldan, hikayeden anlar yasa geldikleri zaman cocuklara Musluman oldugumuz ve bu kutlamalarin Hiristiyan adeti oldugunu ve bizim bayramimiz olmadigi, bize ait olmadigi her yil anlatilsa cocuklar bu suuru kazanirlar.
    Buyuduklerinde ise sorgularlar cevrelerindeki Muslumanlarin bize ait olmayan bu kutlamalara neden bu denli ihtimam ve tazim gosterdiklerini ve reddederler, en azindan heves etmezler diye dusunuyorum.
    Is sizin gibi duyarli egitimcilerde ve bizzat anne babalarda bitiyor. Insaallah suurlu nesiller yetistirebiliriz.
    Allah c.c. Razi olsun…

  6. Misafir diyor ki:

    Yılbaşı Kutlamayı Nerden Öğrendin?
    ▫▫▫▫
    “Hiç şüphesiz siz, kendinizden önceki milletlerin yoluna adım adım, karış karış, tıpatıp uyacaksınız. Öyle ki onlar keler deliğine girseler, siz de girmeye kalkışacaksınız. Bunun üzerine sahabe Rasulullah’a Hıristiyan veya Yahudileri ima edip etmediğini sorunca, Rasulullah (s.a.v.) da sesini yükselterek ya kim olacaktı? diye cevap vermiştir.” (Buhari.Tecrid 9/1410.)
    ▫▫▫▫▫
    Takvime baktım da, doldu gözlerim. Bir yıl daha tükenmiş demek. Koca bir yılı daha harcamışız ömürden.

    Kabir kapısı biraz daha aralandı. Nefesler azaldı… Ama sen pek neşelisin. Cenneti garantilemiş, cehennemden azad edilmiş gibisin…

    Ben ağlarken eğlenmeyi kimden öğrendin sen?

    Bir yıl daha tükenince ömründen, kutlama yapılması gerektiğini kim anlattı sana? Kafandaki kırmızı, ışıltılı kukuletayla delirmiş gibi zıplamayı nerden öğrendin?

    Kimden öğrendin güzelim çam ağaçlarını kesip üzerine Hristiyan sembolleri asmayı? “Mutlu yıllar” demeyi, çorap içinde hediye vermeyi, kadeh tokuşturmayı kimden öğrendin?

    Kim öğretti sana, hayvandan aşağı tavırlarla, sarhoş, zinakar bedenlerle bir gece geçirince bütün yıl mutlu olacağını?

    Sana şah damarından yakın bir Rabbin varken, kuru bir ağacın dalına kurdela bağlayıp dilek dilemeyi, nerden öğrendin? Rezzak olan Rabbe dua ve tevekkül etmek dururken, piyango biletinden medet ummayı kimden öğrendin?

    Senin geceleri kalkıp namaz kılan, hatimler indiren, nur yüzlü dedelerin ve ninelerin vardı. Annen, baban da bilmezdi kafire benzemeyi. Peki ya sen, o kan kırmızı kıyafetli, sinsi bakışlı herife noel baba demeyi, ona muhabbet etmeyi kimden öğrendin?

    Müslüman çocuklar, kadınlar, yaşlılar; Zalimlerin, ateşi göklere ulaşan bombalarıyla katledilirken, sen o zalimlerin bayramlarını havai fişek patlatarak kutlamayı, mazlumların kanları üzerinde alem yapmayı kimden öğrendin?

    Secde etmek, gözyaşlarıyla dua etmek, haramlardan yılandan kaçar gibi kaçmak, Rasulullah Aleyhisselam’ın izinden gitmek, Müslümanca yaşayıp Rıza-yı ilahi’yi kazanmak varken…

    Koca koca cennet yolları, inşirah kapıları dururken, kertenkele deliğine girmeyi nerden öğrendin sen?

    ALINTIDIR

  7. Misafir diyor ki:

    “Ya Rab! Böyle mi olacaktı, benim cennet yurdum?
    Baktım da etrafıma yalnızım, ağladım durdum.
    Bir mânâ veremedim, şu Milâdî yıl başına!
    Şaştım da kaldım, Müslümanların vah telaşına!
    Çevirdim başımı, nereye ettimse bir nazar.
    Gördümki, noel için hazır, yer-yer çarşı-pazar.
    Haykırmak gelmişti içimden, seslendim millete.
    Heyhat! Duyuramadım, ne Âhmed’e ne Mehmed’e.
    Ey Âlem-i İslâm’ın baş tacı, büyük Türkiye!
    Mukaddesatı unuttun, Avrupa diye diye!

    Yurdumu işgal eylemiş, şu garbın safsatası, Kiminin maymunu var, kiminin “Noel babası!”

    Anladım, zaman geçmekte bugün dünden de beter.
    Kim bilir? Yarın ne hâle düşecek bu şaşkın beşer.
    Kulaklar tıkanmış, gözlere çekilmiş perde.
    Nankör adam, fazilet arıyor geçmiş giderde.
    İslâmdır bu vatanın dini, kitabı Kur’an-ı Kerim’dir.
    Müslümanın bayramı, Ramazan ve Kurbandır.
    Kalamaz bu böyle Fatihin, Yavuzun diyarı, Noel kutlamada, geçerek hiristiyanları.

    Maziyi düşündüm de, hayran oldum istiklâle Ecdadıma söz verdim, varmak için istikbâle, Çanakkale’de şehidlerim kefensiz yatıyor!..
    Sakarya’nın rengi, hâlâ kıpkızıl kan akıyor!..
    Şehidlik, gazilik şerefidir Müslümanların.
    Düşmanlara alkış tutmak, işidir alçakların.
    Şu alçakça yaşayanların aklına yanayım.
    Gel ölüm gel, neredesin? Kanımla yıkanayım!
    İstemem bu hayatı, Sultan etseler cihanda.
    Ölürüm, şerefimle yatarım, toprak altında.
    Ya Rab! Hidâyet ver kurtulsun bu millete..”

    MEHMET AKİF ERSOY

  8. Misafir diyor ki:

    Yer: Üsküdar…

    Hava kış, hafif kar yağıyor. Kuruyemişçi önünde dehşet sıra var. Yılbaşını kutlayacaklar ya kimliklerinde “Müslüman” yazanlar.

    Derken bir araba, çok lüks bir araba, kodaman biri olduğu belli. En öne geçer, herkesin önüne. Bana şu kadar fındık içi, çekirdek, fıstık falan ver, der.

    Tabi sıradakiler başlarlar bağırmaya: ” Hooop, hey! N’oluyor, geç sıraya! Zengin mengin anlamayız.”

    Hristiyan adam kalabalığa doğru dönerek: ” Yahu benim adım George (Corç). Ben Hristiyanım. Senede bir gün bayramımız var, bari bayramımızda bizi rahat bırakın. Biz Ramazanda sizin pide sırasına giriyor muyuz?” der.

    Tabii sıradaki insanlara büyük bir ders vermiştir .Ve çerez sırasını utanarak bir çoğu terketmiştir.

    ALINTIDIR.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

" Bir evin güzelliği uyumdur. Bir evin tadı bağlılıktır. Bir evin sevinci sevgidir. Bir evin zenginliği çocuklarıdır. Bir evin yasası hizmettir. Bir evin refahı memnun olan gönüllerdir. " (Henry Taylor)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku