Zorunlu Eğitim Zulmü

01 Aralık 2016Tuğba Akbey İnan26 Yorum »

35_bGeçtiğimiz hafta Başbakan Binali Yıldırım okul öncesi eğitimi zorunlu hale getireceklerini açıkladı twitter adresinden. Üstelik büyük bir reform olarak sunuldu karar.

zorunlu

Böyle kararlar kimin fikridir ve gerekli olduğuna karar verilir gerçekten merak ediyorum. Çocukların gelişim ve anneden ayrılma dönemleri hesap edilmeden bu kararın alınması dışında, eğitim sistemimizin bu kadar küçük çocukla eğitime devam edecek hali var mıdır? sorusu hiç sorulmaması başka bir garabet bence.

Zira ilk çocuğunda kreşlerin halinden epeyce canı yanmış bir anne olarak, ikinci çocuğunu bu çarkın dışında tutmaya çalışıyorum. Yeterli donanımın olmadığı, yirmi çocuğa tek bir öğretmenin düştüğü bir sistemde, okulların çocuklara annesinden daha iyi gelecebileceğini kim söyleyebilir ki?

Kaldı ki bu konu, çalışan anneler ve parklardan uzakta çocuk büyüten anneler için bir zorunluluk olabilir ama devlet onlara da ya çalışma saatleri ile ilgili düzenleme yaparak, ya da göndermek istiyorsa destek vererek bunu yapabilir, ki yapıyor da. Herkes için zorunluluk neden peki?

Okullar çok sevilesi, çocukların gitmekten çok mutlu oldukları yerler mi ki zorunlu bir eğitimden söz ediyoruz? Bu kararı büyük reform olarak sunmalarının nedeni düşünüyorum ama bulamıyorum. Üstelik ilkokul çocuklarının bile, öğretmenler tarafından azarlandığı, şiddet gördüğü örneklerini duyuyor ve okuyorken.

Bu hata çocukların ilkokula başlama yaşlarını beş buçuğa indirdiklerinde de olmuştu. Sanki böyle bir talep varmış, sanki bu uzmanlarca onaylanmış gibi gündeme soktular, hiç bir alt yapısını hazırlamadan alınan kararla çocuklar bir anda kendini okul sırasında buldular.

Yıllardır eğitim sisteminin, kendisinin iyileştirilmesi gerektiğini söyleyip duruyoruz. Bu yine badana yapmak gibi. Üstelik güzel de göstermiyor. Nasıl bir çocukluk bırakmak istiyoruz çocuklarımıza? İçinde anne,baba ve aile olmayan, sadece okul olan bir çocukluk mu?

Eğitim çocuklarımıza ne vaad ediyor ki, küçücük çocuklarımızı sıcacık yataklarından kaldırıp okula gönderelim? Her gün “ Okula gitmeyeceğim” diye ağlayan çocuğumuzu ikna edelim?

Bunun da ötesinde, uzmanlar çocuğun anneden ve ona bakandan sağlıklı ayrılma yaşının 3,5-4 olduğunu söyler. Çocuk o döneme kadar tek bir kişiyle muhatap olmalı ki, bağlanma süreci sağlıkla geçebilsin. Sonrasında sağlıklı bir ayrılma dönemi yaşanabilsin.

Dolayısıyla nerden bakarsak bakalım, elimizde kalacak bir karardan bahsediyoruz yine. Buna ne ebeveynler rıza gösterir, ne de eğitimciler?

Eğitim sistemi için gerçekten bir şeyler yapmak istiyorsanız, bir süre hiç bir şey yapmamak daha sağlıklı gözüküyor bu şartlarda. Hiç olmazsa, başımıza ne gelecek kaygısı yaşamayacağımız için, çocuk ve veli olarak daha güvenli bir süreç yaşarız.

Ayrıca bir şey zorunlu olduğunda sevilmez, sevildiğinde gitmek için zorunluluk hisseder insan. O sebeple önce “ Okullar sevilesi yerler mi? “ sorusunu sormadan, bu yaş çocukları için zorunluluk kararı ancak zulum olur.

Bir an önce vazgeçilmesi dileğimle…

Okunma Sayısı : 11.618

Yorum yapın

“Zorunlu Eğitim Zulmü” için 26 Yorum

  1. çiğdem diyor ki:

    Okularda ceza sistemi var kurallar çok katı aile ile işbirliğine gidilmiyor bu sebeple çok üzgün ve kızgınım.Biz ,insanız onlar da evlatlarımız lütfen biraz insancıl olun öğretmenler müdürler.İşiniz insan eğitimi çünkü…

  2. çiğdem diyor ki:

    Merhaba,öncelikle yaklaşımızı taktir ettiğimi belirtmek isterim.Keşke bu yaklaşımı anneler eğitimciler ve politikacılarda benimseyebilse….Bugün çocuğumu ilk kez anaokuluna gönderdim.Ancak beni kapıdan içeri almadılar çocuğumu apar topar götürdüler vedalaşamadım bile.Okul müdürü ve öğretmen bana o kadar sert davranıyorki….çocuğuma nasıl davranırlar diye düşünmeden edemiyorum.Öğretmen çok geç kalmışsın dedi eğitim için.Daha çocuğum 5,5 yaşında neyin geçi anlamadım.Çocuklardan biri ogluma legoları fırlatmış ve deli gibi bağıran lego fırlatan o gürültücü çocukla hiç oynamadığını ve onu sevmediğini söyledi çocuğum.Okula giderken ve sonrası hep karnı ağrıdı.Çoguma bu zihniyetteki okul nasıl bir eğitim verebilir ki…ben de çocuğumu okuldan almak istiyorum hayırlısı…

  3. ibrahim diyor ki:

    maalesef hükümet eğitim konusunda çoğunlukla kötü işler yaptı.
    meb bakanların zaten gelen gideni aratıyor her bakan daha kötüye götürüyor.
    zaten bu bebekleri okula almak istemelerinin sebebi çalışmayan kadın bırakmama isteği.

  4. esin diyor ki:

    anne babasını huzur evine veren çocuklarına kızan biz neden kreşe bu kadar sespatik bakıyoruz ? anlamış değilim. kapıma polis gelse ben genede o yaşta çocugu 20 kişilik sınıflara yollamaya cesaret edemem. etmekte istemem.

  5. muhammed şeviker diyor ki:

    Elinize sağlık Tuğba bacım.
    Bizim Bakanlık maalesef başındaki milli sıfatını henüz hak edememiştir.
    Rüzgarda sallanan kökü zayıf bir ağaç gibidir.
    ABD’ye bir uzman gönderilir, onun görüşü benimsenir. Sonra başka biri bir başka yere gönderilir, bu sefer onun dediğinde bir hakikat vehmedilir. Bu konuda Selçuklu, Osmanlı ne yapmış o zaten bilinmez.
    İnşaallah bu düşünceden yol yakınken vazgeçerler.

  6. meryem diyor ki:

    Konu doğru olarak değerlendirmeli.
    Kendi çocukluğuma dönüyorum. 7 Yaşında okula başladım İlk okul 1…
    6 Yaşında iken mavi önlükleri ,üstünde beyaz yakalığı olan öğrencileri görünce içim giderdi. Hele ki o kitapların kokusu yok mu ? Tek kelime ile bayılırdım. Ne zaman yıl bitecek te ben okula başlayacağım ? Nihayet 7 yaşıma bastım ve Ağustos ayında okul kaydım yapıldı. İple çekmiştim o günleri. Kitaplar ücretliydi.O yüzden bir üst sınıftan temin etmeye çalışmıştık.Temin de ettik. Bizim zamanımızda okul kitapları özenle kullanılırdı.( 20 yıl önce yani şuan yaş 27 :) ) Neden mi ? Bizden sonra gelecek öğrencilere de bırakmak için. Maddi durumu olan var olmayan var . Biz olmayanlar için gayret ederdik. Hele o tahta kalemin kokusu yok mu? Şuan aynı kokuyu alamıyoruz. Velhasıl ben okula 7 yaşında başladım ve okulu çok sevdim. Teneffüsleri iple çekerdik arkadaşlarla oyun oynamak için. 7 Yaş bir çocuk için en ideal yaş. Çünkü çocuk artık sosyal alanını genişletmeye, daha çok şeyler öğrenmeye ve aileden kısmen de olsa ayrılmaya elverişli hale gelir. Oysa 3-4-5 ve 6 yaş da dahil bu yaşlar bir çocuğun daha çok evinde vakit geçirmesi, anne gözetiminde olması gereken dönemdir.

    • ... diyor ki:

      Meryem Hanım,

      Aynen bende üst sınıfların kitabını alarak okudum sonra bizde bizden küçüklere kitapları bırakıyorduk. Nereden baksanız bir ders kitabını kaç kişiyi okuyordu. Hatta geçen senenin sınav sorularını bile saklayanlar vardı öğretmenler aynı olunca aynı sorular sorulur diye :)

  7. ... diyor ki:

    ” Zorunlu Eğitim ” kavramını devletin 2-3 yaşındaki çocuğun hayatına dayatması ipotek altına alması olarak görüyorum. İstisnai bazı durumlar olabilir aile bu konuda sorunlu olabilir ama bu durumlar için devlet çözüm üretmeli milyonlarca çocuğu etkisi altına almamalı.

    Kaldı ki eğitim sistemi ortada bu sistemde isterse beşikteki bebekten başlasınlar insan öncelikle ailede yetişir kamusal alanda değil. Asıl aileler yetiştirilmeli çocukları bırakın ailelere eğitim verin. Sabahtan akşama kadar tablet yada tv başında da çocuk yetiştirilmez. Ailesiyle özellikle annesiyle yeterli sözel iletişim kurulmadığı için geç konuşan çocuklar biliyorum.

    Ayrıca çocuklar 5,5 yaşında okula başlıyor bırakın en azından 2-5 yaş döneminde rahat olsunlar. Okul öncesi eğitimle ilgili aile öğretmen ve çocuk faktörü dikkate alınmalı farklı sonuçlar ortaya çıkabiliyor. 2 tane yeğenim var. 1.çocuk anaokuluna gitti hem oyun hem dini eğitim üzerine. 2.çocuk anaokuluna gitmedi evde bizim aramızda annesinin babannesinin sohbetlerine gitti daha çok kadınların arasında büyüdü. Baktığımda 2.çocuk ablasından daha aktif insanlarla kendi yaşıtlarıyla iletişimi daha kolay. Çocuk sosyalleşmeye öğrenmeye annesinin yanında ev ortamında da başlayabilir.

    Bir arkadaşım yaklaşık 2 yıl çocuğunu kreşe verdi bu yılda farklı bir anaokuluna gönderdi. 5 yaşında ve 3 yıldır her sabah kalkıp okula gidiyor. Ve bazen bıkabiliyor okula gitmek istemeyebiliyor. Bu çocuğun önünde 12 yıllık bir zorunlu eğitim daha var. Kim olursak olalım “zorunlu” kısmı özellikle eğitimde olunca itici gelmez mi insan severek isteyerek öğrenmek ister bir işi yapmak ister. Biz öğrenme aşkını oluşturmak yerine zorunlu olarak bu işleri yapıyoruz.

    Eğitim süresini gittikçe uzatmak yerine zamanı kısaltıp daha doyurucu eğitimde oluşturulabilir. Mesela Kore’de bir araştırmacı daha önce 4 yıllık mesleki lise eğitiminin artık uzun olduğundan bu müfredatın eskide kaldığından bahsetti. 2 yıllık yeni lise eğitimi müfredatıyla aynı yolun katedileceğini söyledi.

    Yurt dışına gitmek konusu dışarıdan hoş gelebilir ama içeriğini ve ülkeyi öğrenmek lazım. Finlandiya bu konuda örnek gösteriliyor. AB ülkerinde ise asimile sorunu var.

    • Feyza diyor ki:

      … hanim, guzel ozetlemissiniz. Yurtdisi konusunu ben sadece mubalaga icin soylemistim, ama ulkemde boyle bir uygulama olursa kesinlikle cocugumu o yasta zorunlu bir egitime tabi tutmayacagim konusunda cok netim insaallah. Zaten 6 yasinda okula basliyor cocuklar. 5 yasinda okuloncesi egitimine verilen cocugun bir yil sonra da ilkokula baslamasi yeterli duye dusunuyorum.Cok guzel egitim kurumlarimiz var, hem dini egitim, hem sosyal gelisim, hem okul hayatina hazirlik ve hem de el becerileri acisindan cocuklari guvenle teslim edebilecegimiz. Ama belli bir yasin altindaki cocuklarin ‘zorunlu’ tutulmasi gereksiz. Bunun yerine annelere zorunlu annelik dersleri verilsin haftalik, bunu anlayabilirim. Cocukla nasil iletisim.kurulacagi, evde bu kucuk yas grubuyla nasil kaliteli guzel vakit gecirilecegi, evdeki materyallerle cocuga nasil el becerisi kazandirip oyun oynanabilecegine dair annelere haftanin belli gunlerinde zorunlu egitim verilse bunu anlayabilirim ve guzel de olur. Ama cocuguyla ilgilenmeyen anneler veya ilgilenmeyi bilemeyen annelerin yuzunden diger cocuklarin da annesinden ayrilmasi zorunlulugunu pek fazla ailenin kabul edecegini zannetmiyorum. Ustelik herkesin yukarida bahsettigim gibi ozel ve kaliteli egitim veren kurumlara cocugunu gondermeye gucunun yetmeyecegi de asikar. Devlet okullarinda ise bu proje sonrasi olusacak o kadar yogun nufusa ve kucucuk cocuklara cok duzgun bir egitim verilecegine dair bir umidim de yok acikcasi.

  8. hasret diyor ki:

    Bu kararı yine Avrupa ya özenerek almışlar. Benim bir arkadaşım Belçikada yaşamış 2 senedir Türkiye’de. Belçikada çocukların eğitime 3 yaşında başladığını söyledi.onun çocuklarıda o yaşlarda okula (kreşe)gitti.o memnundu verilen eğitimden. Sadece tek sıkıntı erkek öğretmenlerinde okul öncesinde öğretmen olması ve bu sebeple cinsel istismarlarin yaşadığını söylemişti.

    Zorunlu olması bir şeyi değiştirmez ben çocuğumu yollamak istemezken gelip zorla mı götürecekler.?kaç çocuğu zorla okula aldılar sanki …🤔

    Bu arada sayısı kucumsenmeyek kadar fazla ebeveynler hiç bir sebep yokken 3 / 4 yaşlarında çocuklarını ısrarla anaokuluna yollamak istiyorlar.talep çok belkide bu sebeple böyle bir karar almışlardır diye düşünüyorum.

  9. Ayşe diyor ki:

    Tuba hanım fikirlerinize katılıyorum isteyen çocuğunu istediği yaşta anaokuluna verebilir ama bunun zorunluluk haline gelmesi ailelerin kendi çocuğunu yetiştirme özgürlüğünü elinden almak olur çünki zikredilen 2 3 yaş çocuğun birşeyler öğrenmekden çok karakterinin oluştuğu yaşdır. Bu durumda sadece temenni değil belki sesimizi duyurmak için kampanya düzenlenmeli benim gibi pek çok destekçisi olacağına eminim

  10. Asuman diyor ki:

    Bahsedilen zorunlu eğitimin elbette eksik yanları vardır. Ki tartışılması da gerekir. Belki 2-3 küçük bir yaş grubudur. 3-4lerden bahsetmek daha mantıklı olabilir. Fakat hepinizin kaçırdığı bir nokta var ki o kısmı da ben açıklayayım.. Ben bir sosyal hizmet uzmanıyım. Aile ve sosyal politikalar bakanlığına bağlı çalışıyorum. Bulunduğumuz ilin en ücra köşelerine kadar incelemelere gidiyoruz.. Gördüğümüz manzaralar maalesef içler acısı..herkes sizin kadar bilinçli ebeveyn değil. Herkes sizin gibi çocuklarının sosyal gelişimlerini bağlanma psikolojilerini düşünemiyor. Maalesef ülkemizde bilinçli ebeveyn sayısı çok az iken, köylerde yaşayan insanları düşünürmüsünüz.. Elbette ebeveyn rolleri hakkında, çocukların psikososyal gelişimleri hakkında fikirleri yok.. En basitinden 4 yaşındali bir çocuk resim çizmeyi bilmiyor, kavramlardan bihaber, derdini zor anlatıyor, annesi veya babası çocuğun sosyal gelişimiyle ilgilenmişmi? Hayır. Peki 3-4 yaşlarında okul öncesi eğitim zorunlu olsaydı aile desteklenerek çocuğunu anaokuluna göndermiş olsaydı bu çocuğun duygusal ve sosyal gelişimi nasıl olurdu? Bu en basit örnek. Konuşamayan, cümle kuramayan, sosyal gelişimi yaşıtlarından oldukça geride olan binlerce çocuğa şahit olduktan sonra atılan adımın haklı yanları da var.. Lütfen eleştiri yaparken geniş düşünelim, bu ülkede sadece sizin çocuğunuz yok. Yurt dışına gitmeyi düşünenler, sanırım yurt dışının okul öncesi eğitimini araştırmamışlar.. Birçok ülkede çocukların psikososyal gelişimi küçüj yaşlarda destekleniyor.. Velhasıl işin bu yüzü de var bilin istedim..

    • ismet badem diyor ki:

      Söyeldiklerinizde haklısınız ancak bu mecbur tutularak yapılabilecek birşey değil. İhtiyari olsun isteyen göndersin devlet de altyapısını hazırlasın

    • muhammed diyor ki:

      Değerli hanımefendi, görüşleriniz %100 doğru, yerinde tespitler. Ancak MEB okullarında bulunan öğretmenler, çalışma imkanları, program gibi sıkıntıları bertaraf etmeden bu düzenlemenin yapılması mümkün değil. Okulların durumu içler acısı. Öğrenci sayısı çok, seviyeleri farklı, öğretmenler memur mantığıyla (iyilerinin sayısı çok az) zaman doldurma mantığıyla, herhangi bir kaygısı olmadan bir yılı dolduruyor. Bunları da göz önünde bulundurmanız dileğiyle.

  11. Feyza diyor ki:

    2-3yas!? Sirf bu yuzden ben bile ulkemi terkederim bu ne nasıl bir karar? Yahu o yastaki cocugun annesinden ayrilmasi ile ne egitimi kazandirilabilir? Annenin o cocuga verdigi sevgiyi ve egitimi hangi okuloncesi kurum verebilir? Ceza alacagimi da bilsem bir anne olarak cocugumu 2 ila 3 yasinda bir kuruma teslim edecegimi hic zannetmiyorum. Biz neden ev hanimligi diyoruz, cocuk egitimi diyoruz, annelik bir kadinin onceligi olmalidir diyoruz? Bu sistem tutmaz, ihtuyaci olmadikca bir ev hanimi o yastaki cocugunu ‘egitim’ ugruna ‘ogutmelerine’ razi olmaz. Hayatta cok net konustugum nadir bir konu olarak bu konuda son derece netim ki, anne oldugum zaman eger siradisi bir durumum sozkonusu olmazsa, cezasina razi olur, yine de o yastaki cocugumu zorunlu egitime tabi tutmalarina izin vermem.

    Ikinci bir konu ise, tam gun egitim zorunlulugu. Sabahci ve oglencilik tarihe gecip tam gun egitim sistemi butun okullarda uygulanacakmis. Sanirim uygulanmaya da baslanildi. Ama o velilerin ve cocuklarin rezilligi eziyetini gordukce keske diyorum bu sisteme gecilmeddn once yeterli altyapi da hazirlansaydi. Yegenim ilkokul birinci sinifa gidiyor. Okul evlerine cok uzak olmasa da yuruyus mesafesinde olsa da, kucuk oldugu icin mumkun degil ilkokul birinci sinif ogrencisi tek basina gidip gelemiyor. Ogle tatilinde bir saatlik ara veliler icin zulum. Cocugu veli alip evine getirse bir sorun o kucucuk beden gunde alti kez okul yolunu asindirmaya nasil guc yetirsin, verim ise bunun neresinde? Ekseriyetle veliler gidip okulda yemek yediriyor, ama yemek yedirecek yeterli alan olmayinca siniflarda, alel usul kantin koselerinde veliler yemek yedirmek icin resmen mucadele ediyor. Ya da cocuklar kantinden aldiklari sagliksuz besinlerle ogle tatilini gecistirmek zorunda kaliyor.

    Okullarda yemekhane konforu her okulda mevcut degil ki, orta halin altindaki sinif bu duruma nasil guc yetirebilsin? Bunu ablamdan duyuyorum iki aydir, kucaginda bebegiyle kadincagiz resmen Cin iskencesi goruyor ve onun gibi pek cok kadin, cocuk. O yuzden bu uygulamanin da sinifta kaldigini simdiden belirtebilirim. Hadi annesi ev hanimi olanlar bir sekilde basa cikiyor fakat annesi calisan birinci sinif ogrencileri tamamen basibos kaliyorlar. Bu da ayri bir sorun. Eminim bundan muzdarip olan cok sayida aile de vardir gorunen bir sorun gibi gozukmese de..

  12. Yasin diyor ki:

    “Kadınların iş hayatına katılımını kolaylaştırma” düşüncesi ile zorunlu eğitimde yaş aralığının genişletildiği kanaatindeyim.
    Öncelikle “Kadınları iş hayatın katmak iyi midir, kötü müdür?” sorusunu sormak gerekiyor.
    Şayet Türkiye iş gücü bulmakta zorlanıyor ise, üretim bu yüzden darboğaza girmişse elbette ki bu talep doğrultusunda ücretler yükselecek ve işgücüne katılma isteği de artacaktır.
    İşgücü arzını doğal olmayan yöntemlerle arttırmak serbest piyasa ekonomisinin ruhuna da aykırıdır.
    Peki “neden bu yola başvuruluyor?”
    Kanaatimce “kadınların ekonomik bağımsızlığı” şeklinde süslense bile bununla “emek maliyetlerini daha da aşağı çekme” amaçlanıyor.
    Belki de yanılıyorum.
    Ben meseleye çocuk açısından yaklaşmayı tercih ediyorum. Bu nedenle zorunlu eğitimin 7 yaşından itibaren olması gerektiğini düşünüyorum.

  13. ümit kahveci diyor ki:

    Devlet acilen eğitim sistemine el atmalı Evet..ama..bu şekilde değil. .yeter artık
    Ben 2 çocuğumuza 2 yıl anaokuluna gönderdim. Ilk yıl evde sıkılmasın diye devlet okuluna gönderdik ikinci yıl ise dini eğitimli özel bi yere..inanın arasında o kadar fark vardı ki..ilk yıllarına acıdık.Devlet okulunda öğretmen nasıl olsa parasını alıyor çocukla doğru dürüst ilgilenmiyorlar.boş boş gidip gidip geliyorlar.zaten 12 yıl çocuklar boş yere zaman kaybediyorlar bari çocukları bıraksınlar olur.isteyen göndersin istemeyen gondermesin.12 yılın sonunda okulu başaramayan,sevmeyen bi öğrenci başıboş bi genç oluyor.hiçbir yere çırak olamiyo,hiçbir mesleği olmuyor. E üniversiteye de giremiyor. Sokaklar,parklar boş gezen gençlerle dolu.en az10 yıl ingilizce eğitimi alıyorlar tek kelime konuşmuyorlar.bu nasıl bi tezatliktir.n olur sesimizi duyurun.çocuklarımızı rahat bıraksınlar.

  14. Süleyman diyor ki:

    Hükümetin en iyi olduğu alanlar sağlık, ulaşım ve kismi ekonomi olurken ne yazık ki en kötü uygulamaları da eğitimde oldu.

    Tablet getirerek, düz kafayla bir eğitim reformu oluşturulmaya çalışılıyor. Bu tavsiyeler hangi pedagog, eğitim bilimci tarafından veriliyor ben anlamış değilim. Gündeme geldiği an eğitimci olarakta tepkimi koyarım. Hiç bir dayanağı olmayan ve hakikaten büyük mağduriyetler yaşatacak bir durum.

  15. .:. diyor ki:

    Paylaşımlarınız için teşekkür ederiz.

    “”Nasıl bir çocukluk bırakmak istiyoruz çocuklarımıza? İçinde anne ve aile olmayan, sadece okul olan bir çocukluk mu?””

    Bu güzel yazının bir yerlerine BABA yı da eklesek öksüz kalmasın Ailemiz. Nasıl olur?

    Hatırlarsanız benzer konuları yine bu değerli yazınızın bir benzerini 2014 yılında yazmıştınız ve tartışmıştık.

    http://www.cocukaile.net/kresanaokulu-manifestosu/#comment-58986

    Bir başka başlık altında da,

    http://www.cocukaile.net/cocuguna-sahip-cikan-kazanir/#comment-46925

    Gonca hanım ın yazızı da vardı,

    http://www.cocukaile.net/kizimin-ogretmenine/#comment-53301

    Adem beyin yazısı da vardı,

    http://www.cocukaile.net/krese-uzun-sure-birakilan-cocuklar/

    Bu işin gittiği Noktalar, Mine İzgi nin yazıları,

    http://www.cocukaile.net/magdur-annelikten-bekar-annelige/#comment-37171

    Bu sitede her kesim için zengin içerikler var.

  16. serkan cankurban diyor ki:

    Son derece haklısınız.5 aylık evladım var,şimdiden yurt dışına çıkmayı düşünüyorum.Devlet vatandaşı değil onları yönlendirenleri dinliyor.Kreş denilen yapılarda açarlar youtube’dan ingilizce klipleri uyku saatine kadar oyalansınlar arada kağıttan birşeyler yaptırırlar ve günü tamamlarlar.Kendi çoçuğum üzerinde söz hakkımı elimden alıyor.Allah öyle bir şiddetli bir şefkat tokatı vursun ki yönetici konumdakiler ailenin kıymetini yüzyıllar boyu unutmasınlar.Amin.

    • nurullah okur diyor ki:

      Helal olsun. Bende temenninize gönülden amiiinnnn diyorum.

    • .:. diyor ki:

      Bu şartlara ve imkana sahip isen kesin değerlendir. Pişman olmayacaksın.

    • Melih celik diyor ki:

      Kendinize göre hakli olabilirsiniz ama gercekten iyi egitim veren ögretmenlerimizin hakkini da yememek lazim, özellikle halkimizin bir hastaligi olan “genelleme” yaparak yargilama olmamali. Sizin gibi cocuklarina anaokullari ve kreslerden (zaten olmasi geren de budur) daha iyi egitim veren, onlarin ahlak,el becerisi, adab kurallari, buyuklere saygi, kucuklere sevgi, yasdaslariyla iyi gecinme, sevgi-merhamet asilamasi gibi cok önemli hususlarda cok hassas ailelerimizin orani, cevremizden de gördügümüz üzere maalesef cok azdir.

      Inanin memleketimizde o kadar cok vurdumduymaz, cocuklarinin eline tablet-telefon verip kendisi izdivac programlarinin basina gecen, cocuk kanallarini acip daha konusmaya baslamamis cocugunu tv basina oturtan, cocuklarina karsi ilgisiz, beraber hicbir el becerisi faaliyetlerinde bulunmayan, cocuklarini asiri simartan, buyuklerine edep saygi ögretmeyen, izin vermeyerek ya da asiri simartma sonucu yasitlariyla oynamasini gecinmesini ögrenemesine sebep olan anne babalar var ki, o genelleme yaparak kücümsediginiz kres ve anaokullari inanin bu cocuklar icin daha hayirlidir.

      Elbette hicbir anaokulu ve kres anne babanin yerini tutamaz ama bazi anne babalara kiyasla anaokullarinin daha verimli oldugunu düsünmek zorunda kaliyorum. Ayrica anne ve babalarin görevleri cocugunu anaokuluna veya krese birakmakla bitmiyor ki, veya bu sebepten dolayi anne ve babanin görevleri eksilmiyor ki. Kres ve anaokulu anne ve babanin görevlerini de devralmiyor ayrica. Ben bu tür kurumlari anne ve babanin yerine gecen yerler olarak degil, anne babanin egitimleri üzerine cocuklarin ek bilgiler, ek beceriler, ek deneyimler kazanabilecegi, zaten sabahtan aksama kadar calisan anne ve babalarin ya da ev isiyle zaten yogun sekilde ugrasan annelerin yüklerini bir nebze hafifletebilecegi (evde yapamayacaklari el becerisi, yasitlarla sosyal gecinme, bazi edep kurallari bakimindan) birer avantajli kurumlar olarak görüyorum.

      Bu isle yakindan ilgilenen biri olarak anaokuluna gelipte bir zaman sonra olumlu yönde cok degisen ve gelisen bir cok cocuklarin olduguna sahit oldum. Hatta bircok anne ve babalarin ögretmenlerine bizzat hediyelerle gelip cok tesekkür etmelerine o kadar cok sık görüyorum ki artik bunlara sasirmiyor ve bana olagan geliyor. Bu yazdigim nedenlerden dolayi da yukaridaki Tugba hanimin yazisina bircok yerde katilmiyorum. Genelleme yapmak ön yargiya sebep olur. Ön yargili yaklasmak da alnin teriyle ve bu meslegi seve seve yerine getiren bir cok anaokulu ögretmenlerimize karsi da adil bir yaklasim olmaz. Bir anne baba olarak cocugunuzu bir krese veya anaokuluna vermeden önce cok arastirin, sorup sorusturun. Ailelerle istisare edin. Inanin iyi bir anaokulu ve iyi bir ögretmen bulmak hicte zor degil. Selam ve saygilarimla.

      • serkan cankurban diyor ki:

        Mahalle kavramını yerini kreşler karşılıyor gibi olabilir.Bu sistem içeirği konusnda yapanın bile net bilgi veremediği aşılar gibi zorunlu olmamalı.Teşvik edersiniz,ama mecburi tutmak ne demektir? Çocuk senin olabilir ama benim tezgahımda şekillenecek,üstelik karışmana da müsade etmeyeceğim demektir.Çocuklar insanı cennete de sokar cehenneme de.Anne babanın evladına duası makbuldur.Sırf benden yana sıkıntı çekmesin diye kötü söz söylemeye bile çekinirken,kalkıp zorla başkasına teslim etme fikri aklıma yatmıyor.
        Amerikada çocuğunuza siz eğitim verirseniz devlet yükümü hafiflettin diyerek teşvik edici ödemeler yapıyorken burada zorla alıkoyulmaya çalışılması sinsi bir planın parçası gibi geliyor.Sadece bu yüzden bile barisetsiz yöneticilere kızıyorum.Yıllardır neyin sıkıntısını yaşıyoruz.Dinsiz imansız yetişen bir nesil var.Ahlak yokken,eksikken konusunda uzman olması,onu iyi kamil bir insan yapmaz.İkisi bir arada ancak insanı insan yapar.Diğer türlü canavar yetiştiriyorlar.

Dünden Bugüne

Ayşe Askere Git Ali Sofra Kur

(30.9.2015 tarihli bir yazım. Şu an ocak 2019, bu süreçte ders kitaplarından bütün cinsiyet rolleri çıkartıldı ve 162 okul pilot okul olarak seçildi "cinsiyet eşitliğine duyarlı okul" adı altında cinsiyetsiz ...
Devamını Oku

Güzel Söz

"Bir ev halkı birbirine iyilik ve ikramda bulunduğunda Allah üzerlerine rızık akıtır ve Allah'ın himayesinde olurlar. (Hadis-i Şerif)

Kitap

Algı Yönetimi ve Manipülasyon

Algı Yönetimi ve Manipülasyon "Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi" kitabı nasıl kandırıldığımızı çok iyi gözler önüne seren bir kitap. Mücahit Gültekin kitapta bilimsel açıklamalarla birlikte günümüzden ve İslam tarihinden örneklerle  yalın bir ...
Devamını Oku