Duyarsız Bir Kalbin Acısını En Yakınları Çeker

23 Mayıs 2016Haberler8 Yorum »

adem beyİnsanı insan yapan özellik, “duyma”sıdır.

Duyma, kulağın işitmesi değil, kalbin sızlayabilmesi hâlidir.

İnsan duyabildiği kadar insan, duyabildiği kadar anne, baba, eş ve dosttur. Duyamadığı kadar zarar verici…

Bütün acı çektiriciler, duyarsızlardır. Sorsalar, “Çocuk eğitiminde bir anne babanın en dikkat edeceği şey nedir?” diye, hiç tereddüt etmeden, “Çocuğun duyarlılığının korunması çabasıdır.” derdim.

Zira nerede bir genç gördümse anne-babasına kapıları çarpan, el kaldırıp duvarlara iten, o gençleri duyarsız da gördüm.

Hiçbir anne-baba çocuklarının o masum yüzlerine yakıştıramaz bir gün kendilerine canavar kesileceğini, kendi kardeşi ile yaka paça olabileceğini ve belki de kendi eşine, çocuklarına yaşamı dar edeceğini. Ama bana yine sorsalar, “Günümüz insanının en belirgin hastalığı nedir?” diye, yine hiç tereddüt etmeden “duyarsızlıktır” derdim.

Hiçbir anne-baba duyarsız bir çocuk yetiştirmek istemez, ama gel gör ki içinde bulunduğumuz yaşam el birliği etmişçesine çocukları duyarsızlık kuyusuna itiyor, bir daha kolay kolay çıkamazcasına…

Geçen hafta, bayramın son gününde, tek başıma oturdum bir çay bahçesine, su sesi ile kendimi dinliyordum. Yan masada dört genç, gülüşleri, esprileri ile yaşama sevinci dolu dolu sohbet ediyorlardı. Ellerinde akıllı telefonlar, sosyal medyada gündem takip ediyor, birbirleri ile şakalaşıyorlardı.

Bir ara içlerinden biri “La şu çocuğa bak… Kafası parçalanmış.” diyerek (sanırım) savaşta katledilmiş bir çocuğun resmini gösterdi…

Diğerleri uzandı, onun gösterdiği resme baktılar. “Bu ne la!” dedi biri. Bir diğeri “Bunda ne var la! Ben bi tane gördüm, ağızında bomba patlatmışlar, beynin yarısı var yarısı yoktu.” dedi.

Su sesi mu sesi kalmadı kulaklarımda… Boğazıma bir el sarıldı, boğmaya başladı sanki beni… Kalkasım geldi… Sokak sokak deli gibi koşasım geldi…

Dudaklarımı ısırdım… Kalkamadım, kalakaldım…

Garson geldi, dondurma siparişi verdi gençler…

Biraz sonra, birileri daha geldi masaya, espriler, gülmeler, şakalar kırdı geçirdi ortalığı…

Keyif düşmanı değilim ki gençlerin gülmelerini eleştireyim… Aksine, sıcacık yüzlerine ne de güzel yakışıyor tebessümler, sohbetler…

Benim korktuğum şey, gençlerin parçalanmış bir bebek cesedini gördükten sonra dondurma siparişi verebilecek kadar duyma özelliklerini kaybetmiş olmalarıydı… İrkildim birden…

Zira ölümü duyanın iştahı kesilir… Çocuk ölümünü duyanın başı ağrır… Parçalanmış bir çocuğun ölüm hikâyesini okuyanın içi daralır…

Bir masum çocuğun ölü bedenini izlemek insanlarda ne iç daralması, ne baş ağrısı, ne de iştah kesilmesine yol açmıyorsa, korktum birden…

Birkaç duyarlı insan kalsın isterdim şu dünyada, dostça yaşamak için… Ama görüyorum ki buna izin verilmiyor… İnsanlar insanları duyarsızlaştırmak için ellerinden geleni yapıyor. Medya filtresiz, siyaset ayarsız, ağızlar hakaret dolu, görsellerden irin akıyor… Ve insan, acı eşiği yükseldikçe duyarsızlaşıyor.

Kendimi geçtim, ama çocuklar adına endişeliyim. Duyarsızca yetişen nesil, birbirini yer bitirir. Eşini yer, dostunu yer, oturur kendi çocuğunu yer de acısını duymaz…

Ne yapalım peki? Ben çözümü, çocukların kalplerinin ancak taşıyabileceği kadar acı ile temas ettirmekte buldum. Televizyonlarda parçalanmış cesetleri seyrettirmekte, siyasetin nefret söylemleri ile kalplerini taşlaştırmakta değil.

Çocuklara azıcık acıyorsanız, onların kalplerini taşıyamayacakları kadar acı, kin, nefret, öfke ile tanıştırıp duyma eşiğini yükseltmeyin…

Duyarsızlaşmış bir kalp önce en yakınlarına acı çektirir, unutmayın…

www.ademgunes.com

Okunma Sayısı : 13.842

Yorum yapın

“Duyarsız Bir Kalbin Acısını En Yakınları Çeker” için 8 Yorum

  1. Ugur 017 dedi ki:

    Ben ömrümde hiçbir zaman öyle bir çocuk görmedim ki sizin söylediklerinizi anne babasına yapsın. En azından şimdi hatırlayamıyorum. Fakat tam aksine gördüğüm anne babaların çoğu o kadar duyarsızdı ki çocuklarının da birer gönlü ve şerefi olduğuna inanmaksızın onları sürekli aşağılarlar, 40 yaşında adamdan beklenemeyecek olgunluğu gösteremediler diye zavallı çocukları örseledikçe örselerler. Sanki çocuk değil de sinir çıkarma oyuncağı. Allah Kuranda demiyor mu ki kendi çocuklarınızı katletmeyin?

    • Yahya dedi ki:

      Uğur bey,

      Bu yazılanlar maalesef doğru ve abartma değil.
      Çok kez orta/lise talebeleri otobüs içinde annesine babasına hakaret ederken duydum. Sokakta arabasıyla giderken özellikle kediye, köpeğe çarpmaya çalışan gençlerimiz var. Ve daha niceleri…

      Sizin bunları görmemiş olmanız, sizin nezih bir ortamda yaşadığınızı gösterir. Benzer eleştirileri Sıtkı Arslanhan’da yapıyor.

      Gençlerimiz süratle duyarsız, duygusuz, saygısız, sevgisiz ve bencil olarak büyüyorlar. Dindar kesim arasında bile bu mevcut, en basitinden Cuma namazlarında bunu görmek mümkün.

      Tabii sizin dediğiniz gibi bir anne-baba kesimi de var ancak, gençlerin yozlaşması çok vahim.

  2. Yavuz Leyla dedi ki:

    Ben bir öğretmenim ve öğrencilerimin ahlak dışı konuşmaları hem şaşırtıyor beni hem ruhumu yaralıyor,hemde ümitlerimi( gelecekge dair)tüketiyor ama elimden birşey gelmiyor.

  3. U-mutlu dedi ki:

    Utaniyorum,aksama ne yemek yapsam diye dusundugum icin
    Utaniyorum,cocugumun hastaligina uzuldugum icin
    Utaniyorum,cocuklarim usumesin diye kat kat giydirgim icin,uyumadan once balli sutunu icirdigim icin,
    Utaniyorum ,gelecekleri adina tasarruf, yatirim yaptigim icin,
    Utaniyorum, yemek yedigim,su ictigim, deliksiz bir uyku istegim icin,

    Utaniyorum bunlarin baskalarinin hayali oldugunu icin.cocuklarinin cesetlerini tasin toparagin altinda arayanlar icin, o cocuklarin bizim cocuklarmizdan ne farki var, yemege suya uykuya hasret. Cennette yemek var mi diyen cocuklar,
    Allahim bizi Affet ! Demeye utaniyorum burda yinede kendi canimi dusunuyorum. Yakma beni Allahim diyemiyorum,
    Onlar yandilar diri diri !
    Sehitlerimizin evlerine ates dustu , ne dedik vatan sagolsun gitti bitti,iki kelime ile susturduk vicdan sesini…bu bile ne derece duyardiz oldugumuzu ne derece alisik oldugumuzu gostermiyor mu, Alismisiz iste aci ceke ceke hissizlige…

    HAYAT devam ediyor ya buna hayat dersek tabi, yasayan olu misali
    Vicdan Azab icinde
    Yurek yanmis bi sekilde,Hayat devam etmese keske benim icin!!

  4. duck dedi ki:

    şunu fark ettim ve başıma gelen bir olay anlatmak isterim.
    boşanalı 2 sene oldu herkes gibi boşanma kavga ve çekişmeli oldu.
    çocuğum annesinde kalıyor 4 ay ve uzun süreler sonra görme imkanım oluyor.kendimce namazında biri olarak şuna üzüldüm.namaz kalırken namazımı seyreden erkek çocugum 6,5 yaşında bana evde otururken baba sen ölücekmisin dedi hayır oğlum neden ölüyüm bana annem ve anneannem senin ölüçegini söyleyip duruyorlar dedi. allah canını alsın diyorlar ben duyuyorum üzülüyorum dedi.oğlum bende kaldığı sürece çarşıda elimi hiç bırakmaz bana ben seni korurum der ..işte duyarsız kalbin acısını kendi evladımız çekiyor..

  5. cicek dedi ki:

    Yireginize kaleminize saglik hocam yazilarinizi takip ediyorum. Su duyarsiz sorumsuz insan toplulugundan nasil duyarli merhametli kardesi icin yiregi sizlayan evlatlar yetistirecegiz inanin onun derdindeyim. Yedi yirmi dort tv kapanmayan evlerde dedenin babanin tv internet hastasi olmus yuvalarimizda nasil evlatlaimizi koruuabilecegiz. Lutfen bana soyleyin. Onlara sevgiyi merhameti vefayi nasil asilayacagiz. Bu konuyu lutfen enisce ele alalim bize biz annelere yardim edin. Neslimizi fatihlere teslim edebilelim. 🙁

  6. selma dedi ki:

    güzel bir yazı olmuş. emeğinize sağlık. Birkaç ay önce küçük bir kız çocuğunun polis olan babasını işe göndermemek için yaptığı konuşmanın videosu sosyal medyada yayınlanmıştı. Pek çok kişi çocuğun şirinliğini söylediklerini takdir ediyordu. Ancak o yaştaki bir çocuğun böyle kaygılarının olması beni üzmüştü. Çocuklar fazla bilgi kirliliği altında ezilmemeli. Yanlarında konuşurken çok dikkatli olunmalı…..

    • Serap yıldız dedi ki:

      Kıymetli büyügüm sizi sahur programında izledim duygularıma tercuman oldunuz sizin gerekirse çıragınız olmak isterim.Hayatta iki sorunumuz oldugunu herzaman savundum biri annelik biri ogretmenlik.Bu iki kutsal diye nitelendiriyorum ben hakkıyla yaparsak müthis bir toplum mmüthis bir müslüman oluruz,ben egitim almak istesem nereye başvurmalıyım.bana bilgi verebilirmisiniz.Saygılarımı kabul buyurunuz.

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Bir insan niçin yaratılmışsa ona o kolaylaştırılır. “ ( Hz. Muhammed s. a. v )

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku