Erkekler Neden Aldatır

13 Ocak 2013Haberler45 Yorum »

SAHİP OLMA GÜDÜSÜ

Cinsel aldatma aile bütünlüğünü tehdit eden, boşanma oranları arasında önemli yer tutan bir davranış biçimidir.

ALDATMANIN ALTINDAKİ TEMEL DİNAMİKLER

İnsanların büyük çoğunluğu aldatma ve sadakatsizlik hakkında kulaktan dolma ve/veya üzerinde pek düşünülmemiş, sadece yüzeysel bir bakışla kabul edilmiş algılara ve yargılara sahiptir.

Hemen belirtmek isterim ki kadındaki ve erkekteki aldatma dinamikleri büyük farklılıklar gösterir. Kadınlar daha ziyade derinleşmiş sevgi ve ilgi açlığı, düşük kalmış yahut sonradan düşmüş özgüveni tamir etme çabası, eşitlik özentisi, boşluk duygusu, can sıkıntısı ve intikam gibi aslında mutluluk – mutsuzluk etrafında dönen duygularla bu eyleme yönelir.

Erkeklerdeki aldatmanın altında ise sevgi arayışı vs. değil; büyük ölçüde “sahip olma” duygusu yatar. Evet erkek aldatmasında fazladan bir kişiye değil; kendisine ait olmayana sahip olma duygusu baskındır. (O sebeple dört kişi kendisine ait olsa yine de sahip olmadığı beşinciyi ister). Bu aslında daha temeldeki, “Güç, güçlü olma, güçlülük” duygularının yahut algılarının farklı bir tezahürüdür. Çünkü erkek en azından fizyolojik açıdan güçlüdür ya da öyle görünmek ister. Güçlü olmak ise doğası gereği elde etme davranışlarına yol açar.

GÜÇ VARSA ELDE ETME İSTEĞİ OLUR

Güçlü olan elde etmek ister dedim. Kral güçlüdür. O yüzden o fazladan kadın, altın, para elde etme ile yetinmez; gider dünyanın öbür ucundaki toprakları elde etmeye kalkışır.

Kral kadar gücü bulunmayan ama en azından maddi gücü yerinde olanlar ellerindeki tek evle yetinmezler; başka evler, arabalar, yazlıklar elde etmek ister.

Bu eğilim sadece krallar veya zenginler gibi belli açılardan gücü çok olan kişilere has bir durum da değildir. Mesela harçlığı çok olan bir genç yıpranmamış, daha uzun süre giyebileceği eteğiyle veya kazağıyla yetinmez; ikincisini, hatta üçüncüsünü almak için çabalar.

Esnaf ikinci, şansı yaver giderse üçüncü mağaza için çırpınır. Bakkal bankadaki likitlerinin daha da çoğalması için uğraşır. Görüldüğü üzere temeldeki güç potansiyeli ve algısı elde etme isteğine, bu istek de elde etme davranışlarına yol açmaktadır.

Bir tane çantası olan kadın ikinci, hatta kırk ikinci çantayı da temeldeki bu eğilim yüzünden alır. Bu eğilim herkeste vardır; kimisinde ortaya çıkmaz kimisinde de farklı farklı şekillerde tezahür eder.

ERKEĞİN ALDATMASI SANILDIĞI GİBİ SEVGİ MESELESİ DEĞİLDİR

Özellikle kadınların aldatılmayı, “Beni seviyor – sevmiyor” meselesi olarak görmesini eskiden hiç anlayamazdım. Hayır, bunu hala da anlayabilmiş değilimdir. Erkeğin aldatması eşine yönelik sevgi veya sevgisizlik duygusuyla asla alakası olmayan bir davranış türüdür.

Çoğu zaman bu eylem anlatmaya çalıştığım, “Güç, beslediği elde etme arzusu ve ikisinin birlikte yönelttiği davranış” bağlamında tezahür eder. Dolayısı ile aldatan bir erkek için en doğru tanım eşini artık sevmeyen bir erkek değil; sahip olduğu bu temel psikolojik dinamiğe yenilen, yani irade, kontrol ve değerler sorunu bulunan bir kişi olmasıdır.

KONU HEYECAN OLAYI DEĞİL

Aynı şeylerin tekrarı heyecan yaratmaz. “Farklı, başka kadın” dediğimiz kadın da aslında sahip olunanla aynı kadındır. Dolayısı ile bir davranışı peşinden sürükleyebilecek ölçekte heyecan yaratması mümkün değildir. Yüzeye heyecan olarak vuran şey aslında fazlaya sahip olma, kendisine ait olmayanı da elde etme şeklindeki güç odaklı duygulardır. Bu duygu ikili ilişkiler ölçeğinde sahip olunmayan kişiyi elde etme, çalışma yaşamı bağlamında da daha çok kazanma adına başkalarının haklarını çalma şeklinde tezahür eder.

O HALDE

Aldatan erkeğe kızabilirsiniz. Böylesi bir durumda bu tavır en tabii tepki biçimidir. Hatta ondan boşanmak da isteyebilirsiniz. Bu husustaki tercih de elbette ki sizindir ve son derece saygıya değerdir. Ancak tüm bu duygusal yahut karar verme odaklı tepkileriniz doğru nedenlere / analizlere dayanmalıdır, demek istediğim o!

Yani eşinize kızacaksanız bu, “Beni sevmiyor, lanet olsun” diye düşünerek değil; “Eşim iradesiz çıktı, güçsüz biriymiş, kontrol sorunu varmış.” diye olmalıdır.

Boşanacaksanız şayet karar; “Baksana bana olan sevgisi bitmiş Ayşe abla…” şeklinde okuyarak değil; az önce bahsettiğim özellikleri baz alarak alınmalıdır. Hatta bu gerekçeleriniz arasına, “Allah korkusu zayıfmış, kuldan utanması azalmış, riski göze alacak derecede algısı körelmiş.” sıfatlarını da ekleyebilirsiniz, hiç zararı yoktur. Ancak dediğim gibi, “Bana olan sevgisi…” diyerek meseleyi yanlış okumayın, yeter!

ALDATILMAYA TEPKİ ESASINDA KAYBETMEYE TEPKİDİR

Bir konuyu nasıl anlamlandırdığımız çok önemlidir. Kadınlar evlilik de dahil herhangi bir ilişkiyi yaşatan tek şeyin sevgi olduğunu düşündüklerinden (oysa bir erkek için evlilik, sırf eşi çocuklarının annesi olması dolayısı ile bile yaşatılmaya değerdir) olası bir sevgi azalmasını ilişkinin bitmesi ve kaybetme riski olarak görürler. Aslında aldatılma sonrası verilen birçok gözü dönmüş tepkinin en az yarısı bununla yani kaybetme korkusuyla ilgilidir. O sebepledir ki pek çok kadın eşini genç veya güzel bir kadınla yakalayınca deliye döner ancak aynı eşinin genelevine gittiğini öğrense fazla ses çıkarmaz. Çünkü genelevindeki kadını eşini kaybetmek için bir tehdit olarak görmez.

İNANCIM ZEDELENDİ, BENİ İKNA ETSENE ÇABASI

Bu yüzden birçok kadın aldatılınca meseleyi sevme – sevmeme noktasına kilitler. Çünkü eşinin sevgisinin bittiğini, dolayısı ile ilişkisinin de biteceğini düşünür; haliyle eşinin kendisini en çok ihtiyacı olan bu konuda ikna etmesini bekler. O sebeple ikna olacağı şeyler söylemesi / gerekçeler göstermesi için sürekli bu mevzuyu öne çıkarır ve diri tutar.

Sonra da hiçbir makul neden ortaya konmasa, sadece, “Seni seviyorum aşkım, vallahi, söz…” sözleri arka arkaya yüzlerce kere tekrar edilse bile birçok kadın eşi tarafından aslında sevildiğine, sadece bir yol kazası yaşandığına kanaat getirmeye başlar. Dolayısı ile de aldatılma ile açılan delik kısa sürede kapanmaya başlar. Kadın buradaki kuru bir çift söze kandığı için değil; sergilenen gayrete, ispat için dökülen çabaya bakarak bu kanaate varır. (Çok çaba var demek ki kaybetmek istemiyor beni. Kaybetmek istemiyor, öyleyse seviyor yani… şeklinde işleyen otomatik düşünce)

BİNLERCE VAKA

Dünyadaki en özel iş olduğunu düşündüğüm psikologluk mesleğim bana o kadar çok şey öğretti ki. O yüzden, “Her vaka ayrı bir kitaptır ve uygulama sahası bizim branşın laboratuarıdır” derim sürekli. Eşini aldatan sayısız kişiyle muhatap olmuşumdur. Çoğu erkek olan bu kişilerin tamamına yakınının özetle, “ Eşim bir yana, birlikte olduğum kadın bir kenara. Eşim için canımı veririm” tarzında konuştuklarına şahit olmuşumdur. Zaten bu eylemi açığa çıkan bir çok erkeğin yalan söylemesi, hatta yeminler etmesi, sonrasına dair sözler vermesi, elini açıp – diz çökmesi, tövbeler dilemesi türü tepkileri de bu gerçeğin, yani eşlerini kaybetmek istemeyişlerinin başka bir göstergesi değil midir! Oysa çoğu kadın bu tür tavırları böyle değil de yalancılık, özrün kabahatten büyük olması anlamında okumaya kalkışır.

O HALDE ALDATMAK NORMAL MİDİR?

Aldatmak dini açıdan günah, ahlaki bakımdan ayıp, aile için parçalayıcı, insan için güven yıkıcı ve onur kırıcı, psikolojik bakımdan ise tamiri zor bir eylemdir. Ancak aldatmak kesinlikle normal yahut anormal olma meselesi değildir. Dolayısı ile bu düzlemde değerlendirilmemelidir.

Aldatmak cinsel duygu kontrolü açısından zayıf olma – güçlü olma, iradeli ya da iradesiz olma, eşe ve bazı ilkesel değerlere saygılı olma yahut bu konularda zayıf olma meselesidir.

Dinler de zaten bu konuda “nefis büyük beladır ve iradenize sahip çıkın” diyerek altta zorlayıcı eğilimlerin bulunduğunu kabul eder. Sadece buna karşı ahlak zırhı ve irade silahıyla karşı konulması gerektiğini vurgular. Böylece dinler de meseleyi zorlayıcı eğilimler ve irade meselesi olarak görür. Bu konuyu bağlamından koparan, iyilik ve kötülükle, karakterle, sevgi ile ilişkilendiren algı ve anlamlandırmalarında çoğu zaman yanılabilen biz insanoğludur.

ÇOK ENTERESANDIR

Dikkat edin: Toplumumuzda yalan söylenince yahut birilerinin arkasından dedikodu yapılınca, hatta kul hakkı yenince verdiğimiz tepki aldatma meselesine verdiğimiz tepkilerden daha zayıftır. Biri yalan söylese veya gıybet etse en fazla imalı bir yüz ifadesiyle sırıtan, hatta ilgili konuda sulu sulu espriler bile yapabilen çoğu kişi aldatma lafını duyunca birden deliye döner; bu ilkesiz tavrını ahlaki değerlerin hamiliği / koruyuculuğu olarak görür.

Çoğu kişi yaptıklarını dinsel ve ahlaki bir tutum olarak görür; aldatan kişiyi elinden gelse parçalar. Ancak adına hareket edildiği söylenen dinde – kültürde biri, “Zinadan daha beterdir” denilen, diğeri ise en temel, “Münafıklık alameti” olarak görülen hususlar, “Günahtır, tövbe edilmelidir, umulur ki bağışlanırsınız” denilen aldatma meselesi kadar tepki toplamaz!

MASUM ELBİSE GİYDİRİLMİŞ İLKEL DUYGULAR

Buradaki ahlaki ve dinselmiş gibi görünen toplumsal tepkinin altında aslında bu türden son derece masum olan kaygılar değil; “Biz yapmıyoruz, sen nasıl yaparsın” türü kıskançlık odaklı rahatsızlıklar yatar. Kendini beğenmeyen aynadan rahatsız olur çünkü! Aldatmaya duyulan öfke biraz da aldatan kişinin yaşadığı (öngörülen) hazza – keyfe duyulan kıskançlıktır esasında.

SONUÇ

Aldatma olgusu eşi sevme – sevmeme meselesi değildir. Elbette ki pek çok aldatan kişi eşini sevmiyor olabilir. Ancak bu, “Eşini sevseydi aldatmazdı” demek değildir. Eşini sevdiği halde aldatan erkek sayısı eşini sevmediği için aldatandan asla az değildir; kanaatimce çok daha fazladır.

Böyle bir sonuç tahakkuk ettiğinde eşinizi ayıplayın, iradesi zayıfmış deyin, kızın, hatta boşanmak istiyorum bile deyin, bunlar sizin son derece olağan tercihinizdir.

Ancak olayı sevme – sevmeme, onda ne buldu (elbette ki onda farklı bir şey bulmadı. Farklı ne var ki neyi bulacak! Sadece onunla anlatmaya çalıştığım, “Elde etme, daha çoğuna sahip olma” arzusunu doyurdu), o mu güzel ben mi, sevseydi yapmazdı” meselesi olarak sığ ve hatalı algılamayın.

Meseleyi nedenleri ve sonuçları bağlamında bütüncül olarak ve doğru algılayın. Sonra da bu doğru algısal zemin üzerinde verin kararınızı. Anlatmaya çalıştığım sadece bu!

Zemin bu olduktan sonra üzerinde verilecek her karar en azından kendi içinde doğru olacaktır.

www.izzetgullu.net

 

 

 

Okunma Sayısı : 18.950

Yorum yapın

“Erkekler Neden Aldatır” için 45 Yorum

  1. Hamzayürekli dedi ki:

    İzzet bey in ara ara yorumlara cevap vermesi sevindirici konuyu takip ettiğinin göstergesi açısından.
    Kanuni sultan( kısa yazacağım ya yayınlanmaz yada okunmaz) savaş dönüşü bir araziden dönüşümde bir kadı ; ben illaki padişahı göreceğim derken padişahla görüşür. Buyrun kadın, ben senin askerinden şikayetçiyim diyen kadına sultan; kime şikayet edeceksin Kadında seninde benimde Rabbim olan Allah a der demez sultan atından iner kadına yalvarır eline ayağına öpeyim şikayetinizden vaz geçin ne isteğiniz varsa yapayım diye yalvarır.
    Erkekler niye aldatır kadınlar neye aldatır veya aldanır. Bir çok konuda olduğu gibi bu konuda da psikoloğlar vaya başkaları elin gavurun( bizim buralarda Gayri Müslimlere gavur denir) prensiblerini bizim mahallede satmaya çalışırlar ve satarlar. Bazı arkadaşlarda Allah korkusunuda arkasına alınması (vs) lazım demiş. Allahım sen bizlere ISLAH et bizlere bu gaflette bırakma. Allah korkusu benim katımda herşeyden önce ve başımın üstünde taç olmazsa neye yararım ben. Allah korkusu arkada değil herşeyden önde ve herşeyden üstte olmalıdır.
    İslamın ZİNA dediği bir fiili sen erkekler veya kadınlar niye aldatır diye yazmaya devam ederr bilerek veya bilmeyerek( sırf Allah ın söylemini kullanmamak için terimi bu şekilde kullanmak Allah korusun başka yöne kayar) aldatma olarak tekrarlar durursan Müslümanlardan olan okuyucularına çok kötülük etmiş olursun.
    Birde Zina edenlere tövbe prensibi gereği( İslamın) tövbe etmesini niye beklemeyiz denmeside İslamın Recm olayından olağan üstü bi haber olduğunuz u bizlere haykırır. ( Haykırır diyorum bakınız anlatır değil yani bu kadar alen açık)
    Arkadaşlar birazda şu bilgilerinizi ilim ile zenginleştirseniz, hani ‘insanı insan yapan’ dini ilim ile yani. Yoksa Allahın ZİNA dediği fiile erkeler niye kadınlar niye aldatır diye daha çok our daha çok yazar dururuz Allah Muhafaza.
    (merak etmeyin şu anda;İ bunu duygularınızla yazmayın diyerekten konu yu nekadar( güya) bilimsel yazıldığını ikna yazılarınızı tahmin edebiliyorum)
    Bak Şu mualla taşına
    Miraçta düşmüş peşine
    Sevgilerin üst başına
    Koy Muhammet Mustafayı

  2. AHSEN dedi ki:

    Bir film izledim çok beğenerek takip ettiğim ünlü iran yönetmeni Majid Majidi nin bir filmi adı “söğüt ağacı” izleyince neden buraya yazdığımı anlayacaksınız.Biraz bakış açımı değiştirdi açıkçası.Film beni etkledi yönetmenin konuyu ele alışında ve vermek itediği mesajı çok güzel yansıtmasıda etkili tabiki.
    Filmi izledikten sonra erkekler üzerinde iyi bir tahlil yapabilirsiniz:))
    Aynı gün içerisinde Nevzat Tarhan’ın “kadın psikolojisi” kitabında bu konuyla ilgili bir bölüm var aldatmanın hayalle başladığını belirtiyor ve bu sürece giden erkeğin bilniç altına yerleşen ve bir hayalle başlayan bir süreçten bahsediyor.
    Bu durumda evlilik birliğinin bozulacağını evliliğin normal şartlarda yürütülemeyeceğinden bahsediyor filmle bağlantılı olarak bu sürecin henüz başlamadan önleminin kadın ve erkek her ikisinin de çabasıyla üstesinden gelinebileceği ihtimali bana göre çok yüksek.
    ALLAH tövbe kapılarını sonuna kadar açmışken insanın bu durumu kabullenebilmesi çok ağır geliyor..Filmde bu konuyla alakalı daha objektif değerlendirme yapabiliyorsunuz.Tek taraflı bakmadım ben en az erkeğin iradesinin zayıflığı kadar kadının iradesi güçlü olmalı..

  3. sibel dedi ki:

    Aldatma bence güzellik çirkinlik bunlar hep bahane,kadın yada erkek içinde geçerli yazıcaklarım

    Vicdan , Allah korkusu, İçine kişiliğine sindirmesi bunların bütününün sağlanması gerekir işte o zaman aldatılır diyorum ………..

  4. nisan dedi ki:

    yazınız benim için çok aydınlatıcı oldu İzzet Bey, kaleminize sağlık.
    dediğiniz gibi duygularımızla eleştiri oku atmaktan da vazgeçmeliyiz..
    belki de bu yüzden eleştirmeyi bilmeyen bir toplum olarak yerimizde saymaya devam ediyoruz..

  5. aHMET dedi ki:

    kanımca aldatma-aldatılma mevzuları Yüce Allah’ın imtihanı. evet genelde aldatan erkeklerdir ve genelde aldatılan kadınlardır. bu doğru. ancak bunun temeline inersek, Allah’ın insanları imtihan etmek için fıtratlarına derc ettiği nitelikleri görürüz. Allah insana güzeli sevdirmiştir. kim ne derse desin insan erkek olsun kadın olsun güzele vurgundur. güzele iştiyak daha çok erkeklerde ortaya çıkar. Allah imtihan gereği, kadını güzel olacak şekilde erkeği ise güzeli sevecek şekilde yaratmış. yine Allah imtihan gereği insanların (erkek-kadın fark etmez) büyük bir kısmını çirkin az bir kısmını da güzel yaratmış. burası önemli. Allah insanların dünya hayatıyla mutmain olup ahireti unutup unutmayacaklarını imtihan ediyor. güzel ve yakışıklı olanlar, bu dünyada mutlu oluyorlar ancak ahireti unuturlarsa imtihanı kaybediyorlar. güzey ve yakışıklı olmayan biz çoğunluk ise, bu dünyada mutlu olamıyoruz, çünkü hiçbir zaman aradığımız güzelliğe ulaşamıyoruz. Burada, eğer içimizdeki güzellik hasretini bastırırsak eşimizi aldatmayız, irademizi kullanır ve imtihanı kazanırız. ancak hasretini çektiğimiz ve hiçbir zaman elde edemeyeceğimiz güzelliklerin peşine düşersek ahireti unuturuz ve imtihanı kaybederiz.

    Aldatan erkekler bence, “eşini güzel bulmayan, ahirete de gerçekten inanmayan insan”lar olarak değerlendiriyorum. Ahirete inansa güzel işler yapar, eşini aldatmaz ve Allah ahirette eşini ona çok daha güzel olarak verir hem de ebedi bir hayatta. bence mesele tamamen iman meselesi. iman ve kabullenme. erkekler, güzel kadınları bu dünyada elde edemeyeceklerini bilmeliler kadınlar da bu dünyada prenses olamayacaklarını bilmeliler. İmtihanı kazanırlarsa ebedi hayat onları bekliyor.

    • Süheyla dedi ki:

      Güzellerin ve yakışıklıların bu dünyada mutluluğu yakaladıklarını da nereden çıkardınız?Kocası tarafından aldatılan kadınların çoğunun çok güzel kadınlardan oluştuğundan sanırım haberiniz yok.

      • kevser dedi ki:

        bence Allah o güzel kadınlara kendini beğenmelerinin karşılığını veriyor,”bak sen kendini çok beğenir misin,senden de güzeli var”deyip haddini bildiriyor.yani kusura bakmayın ama bugüne kadar,güzel olan hiçbir kadının burnu havada olmadığını görmedim,hele hele ki,ırkı ve çevresine göre biraz farklı fiziksel özelliklere sahipse(uzun boy,renkli göz vs. gibi),hemen kendini bulunmaz hint kumaşı sanıyor.
        ahmet beye katılıyorum,güzel ve yakışıklılar daima revaçta ve istediklerini her daim elde ediyorlar..olan çirkinlere oluyor

        • Süheyla dedi ki:

          bence Allah o güzel kadınlara kendini beğenmelerinin karşılığını veriyor,”bak sen kendini çok beğenir misin,senden de güzeli var”deyip haddini bildiriyor.

          ***

          Kevser Hanıma size katılıyorum.Aldatılan güzel kadınlar genelde güzel oldukları için her şeyin en güzelini hakettiğini düşünüyorlar ve çok fazla kaprisli olabiliyorlar.Güzel oldukları için “nasılsa beni aldatmaz”mantığıyla kocasının başının etini yeyip canından bezdiriyorlar.Ama bir bakmışsınız kocaları kendilerinden çok daha çirkin kadınlarla aldatıyor.

          Evet güzellik ve yakışıklılık pek çok kapıyı açıyor ama bu güzeller ve yakışıklılar her zaman çok daha mutludur anlamına gelmiyor.Bildiğim bir şey varsa,fazla güzellikte başa bela.Bir de çirkinden kastınız nedir?Hakikaten yüzüne bakılmayacak kadar itici tipler mi yoksa eli yüzü düzgün ama çok fazla güzel ya da yakışıklı olmayan insanlar mı?

      • Uğur Mustafa dedi ki:

        Sayın Süheyla,

        “Kocası tarafından aldatılan kadınların çoğunun ‘çok güzel kadınlar’dan oluştuğuna dair kanıtınız nedir?

        Ahmet Bey erkeklerin gözünün güzel kadınlara kaymasından bahsetmiş. Bildiğim kadarıyla, aslında güzel kadınlara değil, GENÇ kadınlara kaymasından bahsetmeliydi.

        Öte yandan, fikir yürütünce, bir bakıma haklı olabilirsiniz. Bu fikir yürütmeyi açıklayayım.

        1. Şimdi, kadınlar genellikle bir erkekte ilk önce aylık gelire, sonra birikmiş gelire bakarlar. Evet, itiraf edelim, çoğu erkek ve kadın hevasına uyar, dolayısıyla önce takvaya bakmaz. Sanıyorum ki kadınlar önce paraya ve ikinci olarak güzelliğe (yakışıklılığa), erkekler ise önce güzelliğe ve ikinci olarak paraya bakarlar. Hele zamanımızda takvaya ve hatta temel ahlaka hiç bakmayanlar dolusuyla var. Hatta ateist-agnostik takımı ve onlara özenen yarım/sözde Müslümanlar içinde ahlaka bakmak ayıp sayılmaya bile başlandı!

        2. Birinci aşamanın direkt bir sonucu olarak, paralı erkekleri çok güzel kadınlar kaparlar veya tersinden düşünecek olursak, çok güzel kadınları paralı erkekler…

        3. Çok güzel kadınların güzelliği zamanla azalır, ama çok paralı erkeğin parası (her zaman olmasa da) genellikle azalmaz, hatta daha da artar. Dolayısıyla erkeğin elinde başka kadınları elde etme şansı hâlâ vardır. O da onları elde eder. Ya ikinci, üçüncü, dördüncü eş olarak, ya da zamanımızın laik dünyasında, karısını doğrudan aldatarak. Çoğu insan Allah’tan yeterince sakınmadığı için bunu yapar. Yine de en doğrusunu Allah bilir.

        Dolayısıyla, aslında mantık bakımından haklı görünüyorsunuz Süheyla Hanım, ama yine de buna dair bir araştırma filan okuduysanız bilmek isterim.

        • AHSEN dedi ki:

          “”O HALDE ALDATMAK NORMAL MİDİR?

          “””başlığının altında yazanları tekrar okuyun

          İzzet bey konunun en başında da parçalanan ailelerin çoğunun aldatmada cinselliğin çok önemli bir yer tuttuğunu söylüyor ki bende buna kesinlikle katılıyorum bu saydıklarınızla “para,güzellik,yakışıklılık” çokda etkili değil cinsel bir güdüyü doğurabilecek her türlü aktif bir eylem insanı bu duruma götürebilir.

          • Uğur Mustafa dedi ki:

            Ahsen Hanım, dediğiniz gibi cinsel tatminsizlik de ayrı bir şey, ama gençlerin tercih edilmesi zaten cinsellikle doğrudan bağlantılı. Ayrıca güzelliği (yüz ve beden güzelliğini) cinsellikten ayrı bir şeymiş gibi düşünmek doğru değil. Zira çiçeğin güzelliğinden değil, karşı cinsin güzelliğinden bahsediyoruz burada.

            Ayrıca ne oldu, kadınların bir erkekte önce paraya (önce -düzenli- gelire, sonra -birikmiş- servete) baktığı gerçeğini söyledim diye mi bana itiraz ediyorsunuz? Sanki öyle bir şey yokmuş gibi bir cevap veriyorsunuz. Biz erkekler her şeyi biliyoruz. Merak etmeyin.

          • kevser dedi ki:

            ben önce konuşmasına iletişimine bakarım,isterse trilyoner olsun,merhamet insaf sahibi ve sözel olarak ikna kabiliyeti yoksa ıııı.bence esprili erkekler esprili olmayanlara göre,her şartta her koşulda nerde olursa olsun 1-0 öndeler.yani özetle şöyle beyefendi,bir erkek düşünün mesleği parası çok iyi,geliri serveti sağlam ama konuşmayı bilmiyorsa,ikna etme yeteneği yoksa ve şiddete başvuruyorsa,karizması sıfırdır….ve böyle bir erkeğe mecburen sadece parası için tahammül edilir ona,çünkü başka bir özelliği kalmıyor beğenilecek.mecbur parayı seçiyoruz,başkaca bir özelliği için evet denecek bir özellik kalmıyor çünkü bunlar olmayınca.yakışıklılık espriyle olur bence.bir erkek istediği kadar yakışıklı eli yüzü düzgün olsun,eğer komik ve espritüel değilse,bu,benim onun yanında somurtuk bir vaziyette oturacağım anlamına gelir.karısını güldüremeyen bir adam onun güleryüzünden mahrum kalacağı için,aslında yakışıklılıkta pek bişey ifade etmiyor kısaca…

          • kevser dedi ki:

            aldatma gibi bi konunun altına direk meseleye başlayıp yorum yazdım ama,cevabım Uğur beye.hani diyor ya,kadınlar iiçin para çok önemli diye.ona cevaben yazdım yorumumu

          • Uğur Mustafa dedi ki:

            Kevser Hanım merhaba,

            Söylediğiniz gibi başka faktörler de var. Erkeğin ve kadının kişiliği de önemli. Söylediğiniz gibi erkeklerin becerikli bir şekilde sosyalleşebilmesi, iyi konuşabilmesi kadınlar için önemli; kadının da yine tatlı dilli olması erkek için önemli (gerçi ikisi de erkekten erkeğe ve kadından kadına biraz değişebilir herhalde). Hatta bir araştırma okumuştum. Erkekler güzel olup burnundan kıl aldırmayan güzel kadınlarsa o kadar güzel olmayıp fingirdeşen kadınları daha çekici buluyormuşlar. Yani demek istemiyorum ki kadınlar evlenecekleri kişiyle fingirdeşsinler. Ama fingirdeşme olmasa da güzel ve tatlı dilli olmaları artı puan kesinlikle.

            Ama bana öyle geliyor ki bir kız/kadın için en büyük kriter yine de her zaman erkeğin parası; kadından başka, ailesi için de en büyük kriter bu! “Ben paraya önem vermiyorum” diyen kadın ya yalan söylüyordur, ya da paralı erkek bulamıyordur. Bunun bir benzeri de erkeklerde var tabii ki, “Ben güzelliğe önem vermiyorum” diyen erkek de ya yalan söylüyordur, ya güzel kadın bulamıyordur. Bir tanıdığım vardı, birkaç kızla görüştü, ama “imanı zayıf” filan diyerek kızlarla evlenmemeye karar verdi. Yıllar sonra baklayı ağzından çıkardı; dedi ki “maalesef şimdiye kadar bana ilgi duyan/karşılık veren bütün kızlar çok çirkindi”. 😀 Şimdi inşallah gıybetini yapmış olmamışımdır, çünkü en başta hakkında kötü bir şey yazmış sayılmam, ikincisi adını yazmadım ve onun kim olduğunu buradaki herhangi bir kimsenin bilmesi mümkün değil. (Aslında o arkadaş bence gayet yakışıklıydı, ama kızlarda aradığı güzellik standartları mı çok yüksekti, artık bilemiyorum.)

            Tabii ki bizim başarmamız gereken bu para ve güzellik kriterlerini tamamen ortadan kaldırmaya kalkışmak değil, ancak bunları din ve ahlak kriterinin arkasına koyabilmek. Sonuçta karısını giydirip yedirmesi, böyle temel maddî ihtiyaçlarını karşılaması erkeğin vazifesi. Ve sonuçta evlenmeyi düşündüğü kadını evlenmeden görmeyi ashabına bizzat Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) tavsiye ediyor.

          • kevser dedi ki:

            sorun o yakınınıza,acaba “imanını”bahane ederek,aslında görünüşünü beğenmediği kızların güzellik standardında bile bir kız şu an karşısına çıkıyor mu acaba?yani o kızları reddetiğine değmiş mi?elbette o kızların çirkinliği yanında,belki imanları da zayıftı bilinmez.Burada gördüğüm okuduğum kadarıyla hep Efendimiz(sav)’in,”bir kadınla dört şey için evlenilir…….”hadis-i şerif ini durmadan yazmışlar ama,kimse şu hadis-i şerifi yazmamış,anlaşılan işine gelmemiş:
            “bir kadınla yalnızca hüsnü(güzelliği)için nikahlanan erkek,bir erkekle de maddiyatı için nikahlanan kadın,bu ikisi de bu niyetle evlilik gerçekleştirdiğinde faydalanmayı umdukları dünyalık menfaatlerden mahrum kalır,yani güzelliği için evlenen erkek güzelliğinden,parası için evlenen kadın da parasından”
            önceki yorumlarım neden yayınlanmadı anlayamadım çoook uzun değildi.
            Ben benimle evlilik niyetiyle görüşen beyefendiye geliriyle,işiyle ilgili tek soru sormadım ama,o bana görüntümle ilgili laf söyledi…gerçekten ilerleme var insanlarda!

          • Uğur Mustafa dedi ki:

            Kevser hanım, bu hadis-i şerifi hatırlattığınız için teşekkür ederim. O şahıs da size büyük kabalık ve magandalık etmiş. Öylesini boşverin gitsin.

        • Süheyla dedi ki:

          Dolayısıyla, aslında mantık bakımından haklı görünüyorsunuz Süheyla Hanım, ama yine de buna dair bir araştırma filan okuduysanız bilmek isterim.

          ***

          Hayır hiç bir araştırma okumadım sadece kendi gözlemlerimi yazdım.Ama bu fikrime katılacak pek çok insan bulabilirim.

          Sizin, bu düşüncemi çürütecek ya da destekleyecek, okuduğunuz herhangi bir araştırma varsa eğer paylaşırsanız sevinirim.

        • kevser dedi ki:

          (Bir tanıdığım vardı, birkaç kızla görüştü, ama “imanı zayıf” filan diyerek kızlarla evlenmemeye karar verdi. Yıllar sonra baklayı ağzından çıkardı; dedi ki “maalesef şimdiye kadar bana ilgi duyan/karşılık veren bütün kızlar çok çirkindi”.)

          o dediğiniz tipler görüşmede hemen kendini belli ediyor merak etmeyin,kız beş vakit namazında niyazında edepli olsa bile hayır diyorlar,karşı tarafta anlıyor zaten neden hayır dendiğini….
          amaçları kendilerine manken ebatlarında birini bulmaksa neden ajansa felen gidip oradan evlenmiyorlar burası da merak konusu?…demek ki kimse kısmetine razı değil…

          • Uğur Mustafa dedi ki:

            Kevser Hanım,

            Öncelikle kadının veya erkeğin dinine, dindarlığına bakmalı, ama herhalde fiziksel bakımdan yeterince beğenmek de lazım olsa gerek.

          • kevser dedi ki:

            benim lafım,kendine pazardan karpuz seçercesine kız bakan erkeklere.kimsenin dış görünüşü kendi elinde değil…
            görüntü görsellik cezbedici olabilir,ama çoğu erkek sizin de dediğiniz gibi bunu ilk şart yapıyor.bir sürü çocuğu olan ama bir erkekle kaba konuşan güzel hatunlara bakın ne demek istediğimi anlarsınız….güzellikleri sayesinde evlenebilmişler ama kocalarına kök söktürüyorlar.
            ayrıca yukarıdaki yorumunuzda,bir araştırma okuduğunuzu yazmışsınız.erkekler çok güzel kadınlardansa,o kadarda güzel olmayan kadınlara bakıyor gibisinden….bence burada da kadına aslında bir hakaret var,yani,”sen aslında öyle çok güzel değilsinde fingirdediğin için sana bakıyorum ben”gibi…Allah çirkin şansı versin sözü geldi birden aklıma,bazı kadınlar bunu işine geldiği yerde zamanda söylüyor.şöyle ki,eğer yakışıklı iyi bir adamla evliyse,”aaa bakın Allah çirkin şansı verdi,ben çirkinim böyle bi adama düştüm”diyeni hiç gördünüz mü? :)ama sevdiğini başkasına kaptırınca,”hıh Allah çirkin şansı vermiş bu kadına benim kocama düştü”denir,o adam senleyken ortada çirkin şansı yoktu ama dimi?
            birde son kısımda,erkek kadına maddi olarak bakıyorsa kadında ona hanımlık yaapmak zorunda gibi bi anlama gelen bişey var.sanki para karşılığı zorunlu bi görev gibi…ondan sonra da kadınlara maddiyatçı dersiniz..acaba biz mi maddiyatçıyız?…
            benim bildiğim itaat zorla korkutarak değil,sevgiyle oluşturulur..korktuğu için itaat eden biri,o korku oluşturacak şey ortadan kalktığında bildiğini istediğini yapar.ama o itaat sevgiyle kazanılmışsa,yanından kovsanda gitmez,senin dediğini yapar….
            yok öyle,”ben alırken fiziğine bakarım ama kadın benim parama bakmasın” anlayışı…herkes nefsini referans alıp bir tercihte bulunuyorsa bunun kendine yansımasını da bi zahmet düşünsün..sen elalemin kızında endam ararsan o da sende arar

          • Uğur Mustafa dedi ki:

            Kevser hanım, sondan başlayayım.

            Son söylediğiniz tersten de söylenebilir. Denebilir ki “kadınlar erkekte öncelikle yüksek gelir ararken, erkeklerin kadında öncelikle güzellik aramasına laf etmeye hakları yok”.

            Benim bildiğim kadarıyla, erkeğin kadında itaat etme arzusu uyandırmak gibi bir görevi yok. Kadının kocasına itaat etmesi Allah’ın emridir. Ancak herhangi bir kula itaat etmek, Allah’a itaat eder gibi tam itaat demek değildir. Kadının kocasına itaati bir evlilik ilişkisi içinde kocaya itaat edilmesi gereken hususlarda itaat etmek ve evin başkanlığının erkekte olduğunu kabullenmek demektir.

            Dinimize göre erkek kadına parasıyla bakmak (yedirmek ve giydirmek) zorunda olduğu için, kadının çalışan koca araması doğaldır, ama kadınlar ve galiba kadınlardan da ziyade anne babaları burada sınırı aşarak yüksek gelir sahibi olmayan erkekleri beğenmiyorlar. Son olarak hem erkeklerin hem kadınların güzel eş aramaları doğaldır, ama yeteri kadar güzel ile yetinmeyip dünya güzeli/yakışıklısı ararsak, önceliği dine ve imana değil de buna verirsek, herhalde kendimize zararı olur.

      • aHMET dedi ki:

        elbette güzel kadınlar da aldatılabilir.

        ben şunu diyorum: aldatmanın önüne geçecek en etkin şey, kişinin imanı ve ahlakıdır. Aldatma fiilini yüzde 1’e indirecek kadar etkilidir gerçek bir iman ve doğru bir ahlak.

        bunun dışında aldatmanın önüne sevgi geçebilir, sevginin nedeni de genelde güzellik (ya da bir yorumcunun dediği gibi gençlik) tir. bunun için güzel kadınların aldatılma ihtimalinin daha düşük olduğunu söyledim ve elbette aldatmanın önüne geçmek için iman ve ahlak kadar etkili olamaz. bir insan ne kadar sevse de duyguları sönebilir ya da daha güzelini her zaman görme ihtimali vardır. bence en net ve kesin bitirici çözüm iman ve ahlaktır.

        bu arada aldatmayı da tanımlayalım: bence aldatma önce zihinde ruhta başlar. yatakta son bulur. yatak aldatmanın son noktasıdır. biz sadece bu son noktayı nazara alıyoruz. oysa bir kişinin kalbine, ruhuna aldatma meyli/hastalığı girmişse, yatakta son bulsa ne olur bulmasa ne. o kişi benim gözümde evliliğe ihanet etmiştir.

        • AHSEN dedi ki:

          aldatmanın ne güzellikle ne parayla alakalı olduğunu düşünüyorum bunu ifade etmeye çalışıyorum zengin bir erkeğin aldatma yüzdesi belki daha yüksek belki burda elbette kadın para için geliyordur bir sebep olarak ama erkeğin aldatma sebebinin cinsellik olduğunu düşünüyorum temelde aldatmanın cinselliğin yattığını düşünüyorum.
          Kadıların aldatma nedenleri daha farklı bir kadın sadece sevilmek için bile eşini aldatabilir hem gelir düzeyi düşük olan insanların da aldatması söz konusu.
          Güzel ahlak ve güçlü bir iman olmalı insanda ve çok güçlü bir irade aldatmaya yaklaştıracak her adım ve fiilden hatta düşünceden bile uzaklaşmalı.

          • Ehi dedi ki:

            AHSEN hanıma katılıyorum,erkekler genelde cinsel tatminsizlik sebebiyle aldatır bence.Şimdi düşünün erkek-kadın biribirini meşru ölçüde görüyo beğeniyo tanışıyo fikirleri uyuşuyo,bu ikisi evleniyor başta biribirilerini beğeniyorlardı hala beğeniyorlar ama kadın diyor ki öyle yapmayalım utanıyom,böyle olmasın iyi hissetmiyom yav el insaf bu adam evde yemeği beğenmese dışarıda gidebileceği dolu lokanta var peki cinsel yönden doyurmazsan adam helal yaşamak istediği için nereye gidecek HİÇBİR YERE, yani lütfen evli ablalarım bacılarım adamlarınıza ihtimam gösterin adamınız sizle helal olan herşeyi yaşamak istiyo onu mahrum bırakıp da onu varlık içinde yokluk çekmeye mahkum etmeyin.Asıl kadınlığını eşine karşı kullanmamak veya eksik kullanmak ayıptır, haksızlıktır, eksikliktir adam bunu hayal ederek mi evlendi, yazıktır bu helal yaşamak isteyen adamlara yazık

  6. Enes KARA dedi ki:

    İzzet beyin yazısının mutlaka ama mutlaka Sema Maraşlı hanımın şu linkini vereceğim yazısıyla beraber okumak lazım.

    http://www.semamarasli.com/bastan-cikmak-sanildigi-gibi-zor-degil/

    Sema hanım buradaki yazısında karşı cinse olan yönelmede sadece erkek bazlı değil, bayan olarak da mes’eleye bakıyor ve işin dini yönüyle birlikte insanı karşı cinse yönelten atmosferi de güzelce şerh ediyor…

    İzzet beyin yazısını da yanına koyunca anlaşılıyor ki, karşı cinse yönelme illa aldatma niyetiyle başlamıyor, ya da eşini sevmemekten değil, o sürece kendini sokan insanın farkına varmadan belki hiç hesap etmeden aşık olma, vurulma sürecine girmesiyle olduğu ortaya çıkabiliyor, Tabi maddi güç bunu daha da çekici kılıyor.

    Sonuç ; Erkek canibinden bakılırsa karşı cinsle olan haşir neşir olmayı, mümkün mertebe en aza indirsin ve resmi olsun bu manada asla nefsine itimat etmesin. Bayan canibinden ise; Allah etmesin evli bir erkek bir başka kadına yönelmeye başlamışsa o eş kocasını ondan kurtarmak için elinden geleni yapsın.. çünkü bu illa onun sevilmediği anlamına gelmiyor, tabi eşe göre aileye göre değişir, Allah her kesi böyle hallere düşmekten muhafaza etsin.

  7. mimar bey dedi ki:

    Sayın yazar. Problem ortada lakin erkeğe “iradesiz, zayıf vs.” gibi ithamlarda bulunulması erkeğe “sen zayıfsın” mesajı vermektir ki bu yanlış.

    Kadınlara reçete diye sunduğunuz şey tam tersi bir etki yapacaktır.

    Öte yandan çare şudur:

    “Kadın kadnlığını, zayıflığını, o tatlı şirin ve şefkate muhtaç tarafını sermayesi bilmeli, erkeğinin gücünü göstermesine erkeğinin onu sahiplenmesine izin vermeli”

    yalandan da olsa bir kadın bir erkeğe “sen benim Allah ve Rasulünden sonra varlık sebebimsin” dese ve onunla güç yarışına girmektense “ben zayıfım yardım et, gücünü şefkatini göster!” mesajı verse erkek neden başka birini arasın?

    • İZZET GÜLLÜ dedi ki:

      Sayın Mimar, erkeğe, “Zayıfsın demek sen zayıfsın mesajı vermektir ki bu bir ithamdır, haliyle yanlıştır” diyorsunuz. Ancak, “Kadın zayıflığını bilmeli…” diyorsunuz ardından,…

      İkincisi genele yönelik söylüyorum: Eleştirilerimizi duygularımız belirliyor maalesef. Yazı bir bütün olarak okununca içimizde hangi duygu oluşmuş ve öne çıkmış ise artık o duygu yönlendiriyor tüm bakış açımızı. Bunun eğitimle falan da ilgisi yok. Yani bu tipik tutum eğitime göre değişmiyor. Çünkü hiç kimse fakültede bu işlerin eğitimini vs. almıyor. Kelimeler, cümleler anlamını bir anda yitiriveriyor.

      Üç: 30.000 fet yükseklikten yeryüzü farklı görünür. Uzaktan bakan biri virüs diye bir canlı olamaz der, bu ona mantıklı görünür ancak mikroskopla inceleyen bir bilim adamı muhteşem yaratılışta bir minik canlıya şahit olur.

      Sonuç: Millet yazıda aldatılmanın yerden yere vurulmasını beklemiş anlaşılan. Maalesef insanların büyük bir kısmı nefsinin fısıldadıklarını dinin, bilimin ve yaşamın gerçekleri sanıyor.

      • seymen dedi ki:

        “Eleştirilerimizi duygularımız belirliyor maalesef.”
        “Bunun eğitimle falan da ilgisi yok.”
        “Maalesef insanların büyük bir kısmı nefsinin fısıldadıklarını dinin, bilimin ve yaşamın gerçekleri sanıyor.”
        Siz olaya bilimsel olarak bakmaya çalışıyorsunuz.
        Yorumcuların çoğunluğu ise sizinde belirttğiniz gibi duygusal yaklaşmışlar.
        Siz bütün ülke insanını düşünerek yazıyorsunuz.
        Yorumcular ise empati yaparak kendilerini ve yakın çevrelerini önplana alarak yazıyorlar.
        Sorun var mı var. Çözüm ne olabilir.
        Sorunu ortaya çıkaran sebepleri ortaya kaldırmaya çalışmak sorunu azaltabilir mi?
        Aldatmaya herkes karşı. Bu gibi durumların azalması için neler yapılabilir?

        1- Boşanmaların kolaylaştırılması aldatmaları azaltabilir mi?
        2- Kadınların istihdamının azaltılması aldatmaları azaltabilir mi?
        3- Erkeklerin birden fazla eşle nikah yapabilmesini kolaylaştırmak aldatmaları azaltabilir mi?
        Bu sorunların hepsine de olmaz olamaz diyen kadınların dini öne çıkararak bu konuyu çözmeye çalışmaları pek samimi görünmüyor.

        Son bir soru, çok büyük bir kısmı olaylara duygusal yaklaşma eğiliminde olan kadınlar psikoloğ olabilir mi?
        Hakkıyla mesleklerini icra edebilirler mi?

        • AHSEN dedi ki:

          seymen bey,

          ALLAH kimseye yaşatmasın hiç kimse kimsenin ne yaşadığını ve ne durumda olduğunu bilemez empati yaparak insanları anlamaya çalışıyoruz ve her insanın duygusal tepki veriyor olması gayet doğal siz erkek olarak bu durumu ne kadar hazmedebilirsiniz?

          Evet olmamışa çözüm bulmak kolay ama olmuşa çözüm bulmak ve sağlam bir psikolojiyle olaylara bakabilmek gerçekten çok zor.Ancak yaşayan ve içinde olan bilir.
          Bir erkeğin bu hataya düşmesini sebep olacak binlerce gerekçe bulunabilir bir psikolog kadın yada erkek olsun olaylara elbette bilimsel bakıp düğümün çözülmesine destek olmalıdır.
          Erkeğe olduğu kadar kadınada bu konuda çok vazifeler düşüyor değerlendirme ve sağlıklı çözüme ulaşmak açısından çok önemli.

        • derda dedi ki:

          Bence kadınlar,erkeklerin poligamik olduğunu kabul etmeli.Dindar bir erkek,illaki gözü dışarı kayacaksa zina etmek yerine ikinci eşi alabilmeli.(Kadınların bunu kabullenmesi çok zor,benim için bile)Kadınları iş hayatından uzaklaştırmak pek uygulanabilir durmuyor.Aldatmaları azaltmak için kadını eve sokmanın bir anlamı yok,artık internet var,Allahtan korkmuyorsan her an her istediğini yapabilirsin..Aldatmak hakkında “erkektir,elinin kiridir,yapar” ile “seviyorsa asla yapamaz” arasında bir bakış açısı yakalamak lazımki,bu bakış açısını İzzet Bey güzel yakalamış bence.Fakat şunu da ilave etmeliyim,ahlaki bir çöküş yaşadığımız şu zamanda kadınlarda aldatıyorlar(erkeklerden farklı sebeplerden olsa bile). Erdemli,asla yalan söylemeyen nesiller yetiştirmek(neye mal olursa olsun) bu sorunlarımızın çaresi olabilir.Ama böylesi insanlar yetiştirmek başlı başına büyük bir mesele.

          • derda dedi ki:

            Yukarda ‘neye mal olursa olsun yalan söylemeyen’ demek istemiştim.Parantezi yanlış yere koyduğum için anlam kayması olmuş.

    • nisa dedi ki:

      mimar bey karşındaki adam değilse istersen kırk takla at,sizin dediğiniz gibiydim,deli gibi seviyordum ama aldatıldım,aslında beni seviyor ama iradesi zayıf aynı zamanda çok paralı.

  8. gdr dedi ki:

    Aldatan kimse kesilen her türlü cezaya razı olacak,ister kadın ister erkek olsun!

    Allah kendisine şirk koşma hariç her türlü günahtan tövbe kapısını açık bırakmıştır. Ama böyle bir durumda olan kişi af edilmeyi yanındakinden değil Yaradanından beklemelidir.Eğer eşi tarafından af edilmişsse bile bu öyle olması gerektiği için değil eşinin bireysel durumuyla(niyet) alakalıdır. Ben aldattım Allah beni affeder sen kim oluyorsunda beni affetmiyorsun diye birşey sözkonusu olamaz.

  9. Deniz dedi ki:

    “Guc varsa elde etme istegi olur” Bu erkek ise ve maddi(prestij,para,mevki) acidan destekliyse kat be kat daha fazla olur.Ve “GUC” sahibi erkegin etrafinda onun bu durumundan pekcok nedenle faydalanmak isteyen kadin sarar. Okuduklarimiz,isittiklerimiz ve sahit olduklarimiz hep bu yondedir. Bu noktada irade (bununla birlikte sadakati de soylemek lazim)zayifsa olan olur erkek adamligini gormek ve dahi cumle aleme gostermek ister. Bir kisi haric kendi karisi . Elbette bu sir aciga cikacak ve kiyamet kopacaktir. Bu durum hangi kadinin onurunu zedeleyip onu hem duygusal yikima ugratmaz? Ustelik cevresinde bu saatten sonra “kocani elinde tutamadin,cunku…” ile baslayip devam eden elestirilere de maruz kalir.Deyim yerindeyse kadinin dunyasi basina yikilir. Ilkesel olarak yalan soylemek de kotudur. Hele ki sureklilik kazanirsa evliligi de tehdit eder duruma gelebilir. Fakat aldatma gibi kisilerin hayatini direkt ilgilendiren bir durumla karsilastirmamak gerekiyor. Her birinin etki alani farkli oldugu icin verilen tepkiler de dogal olarak farkli olacaktir.
    Benim yazidan cikardigim: “Ey kadinlar bilin ki kocaniz sizi aldatiyorsa ille de sevmedigini dusunup te en azindan bu acidan kendinizi heder etme yin” odakli erkek dogasini da anlatan kendi icin de butunlugu olan bir yazi. Sitede yer Alan Halit Ozduzen’in “kadin ve erkek uzerine yazilmis iki guzel yazisiyla beraber okunursa daha iyi anlasilir kanaatindeyim. Son olarak ta aldatma bir kadin icin agir bir tarvmadir velev ki bu seviyor olsa bile kaybetme duygusu dahil evlilikte taslari yerinden oynatacak bir durum diyerek sozumu baglayayim.

  10. recmiye dedi ki:

    Aldatılmayı yaşayan bilir. Yalan söylemekle aldatmak aynı derecede değerlendirilemez bence çünkü aldatmada bir değil bin yalan var. Hem gözleriniz, hem diliniz, hem davranışlarınız, hem teniniz yalan söylemiş olur aldatınca. Yani, bir yalan söylemek değil minyon tane yalan söylemiş olursunuz aldatınca bu durumda da bunun affedilmesi elbetteki zordur, sonuçta bu kadar yalancı bir insana kim tekrar güvenebilir.
    Bir de tecrübelerime dayanarak söylüyorum, aldatmak bir huydur, 1 kere olunca tekrar etmemesini beklemek çok güçtür. Bu yüzden aldatıldığınızda, bir kere daha aldatılmayı göze alabiliyorsanız o insanla ilişkinize devam edin.
    Off ne zor bir şey yaa aldatılmak, Allah kimsenin başına vermesin. Boşansan bir dert, boşanmasan her hareketinden şüpheleneceksin eşinin ona da kendine de hayatı zindan edeceksin.
    Aslında dinimiz evli bir insanın aldatmasının sonucunu ve çözümünü açıkca belirtmiş, RECM edilmek, yani idam. Demek ki yüce rabbim de biliyor kulunun aldatılmaya psikolojisinin dayanmayacağını ve en ağır cezayı veriyor, şükürler olsun.

  11. necla betül dedi ki:

    ahsen hanıma katılıyorum.ben de aldatılan bir kadınım.öğrenmemin üzerinden bir sene geçmesine rağmen hala kendime gelemedim.şu an psikolojik tedavi görüyorum.3 çocuğum,22 senelik evliliğim var.ilk öğrendiğim anda onun bavulunu kapıya koymadığıma çok pişmanım.aldatılan kadınların nasıl davranması gerektiğiyle ilgili bilgiler yazarsanız çok daha faydalı olur.zira çevremde herkes boşanma,boşananlar çok pişman deyip duruyor.bu acıyla yaşamak da çok zor.başına gelen bilir.

  12. kevser dedi ki:

    Aladatmayı hiçkimse,hiçbir toplum mazur gösteremez.birde bu yazıda,”erkekler eşlerinden bir sürü özür diliyor,ihanetleri açığa çıkınca”falan denmişte,ben karısını aldatan hiçbir erkeğin karısından yalvarırıcasına özür dilediğini duymadım.tam tersi,erkek karısına bunu öğrenince,en ufak bir özrü,gönül almayı falan düşünmüyor..kimse kusura bakmasın ama toplumda bütün yozlaşmalar erkekler yüzünden oluyor.her taşın altında onlar var.kadın güçsüz,nereye yönlendirirsen oraya gidiyor.yüzde yüz aklıyla hreket edemiyor,duyguları var.ve duygularıyla hareket etmesi onu yeterince savunmasız bırakıyor.ama buna rağmen bu kadar güçsüz savunmasız korumasız bir cinsin,güçlü olan bir merci(erkekler)tarafından da son derece hayati önemde güç odağı tarafından muhtac olunacak pozisyonda oluşu onu her daim sömürülen kertesinde tutuyor.burada karısından şikayet eden erkekleri anlayamıyorum açıkçası.çünkü kadın sizden güçsüz,ama siz “benden daha güçsüz olan,bana gücü yetmeyen birşey”beni incitti diyorsunuz.bence burada sizin erkeklik vazifelerinizi,sorumluluklarınızı yapamamanız var.ama siz bunu da itiraf etmeyip,suçlu kadınmış gibi göstermeye çalışıyorsunuz.sanki siz elinizden gelen herşeyi yaptınız veya,karınızı sevip,kibirli fıtaratınızı bi kenara attınızda o size kadınlık yapmıyor gibi anlatıyorsunuz.tabi ki kadını erkek yaratmadı(haşa).ama kadının ihtiyaçlarını erkek karşılamak zorunda.ama siz bunu da kabul etmiyorsunuz,daha doğrusu beceremiyorsunuz.ondan sonra da yok efendim,”ben karıma karşı savunma mekanizması geliştiriyorum”gibi komik ötesi bi bahaneye sığınıyorsunuz.gerçekten ütopik

  13. izzet güllü dedi ki:

    Yaklaşımlarımızı duygularımız (öfke, hisler vs) değil; ilkesellik taşıyan gerçekler belirlemelidir. Aldatma dahil çoğu meseleye bakışımızı “dini” sandığımız lakin esasında (özünde) kişisel olan ego odaklı duygularımız belirliyor. O yüzden mesela yalan söylenince hiç köpürmeyiz ama aldatılmanın lafına dahi tahammülümüz yoktur. Sonra da ikinci bir yalana daha başvurur, bu tavrımızı saltdini dayanaklardan kaynaklanan sahih bir tepkiymiş gibi lanse ederiz. Madem tavrımız dini veya öyle olmalı öyleyse aldatan biri için Allah tövbe et derken biz neden aldatan kişiye bu hakkı tanımayız? Tövbe de etse anlamı kalmamıştır artık gibi yaklaşır, bir kaşık suda boğarız? Neden aldatan kişilere Allah’ın koyduğu ölçüyle yaklaşmayız?

    • AHSEN dedi ki:

      İzzet bey,
      yaşayan gören ve şahit olan bir insan için ilksellik taşıyan gerçekleri görmeleri çok zor.Dini boyutu zaten tartışmasız ama ego odaklı olmasıda hafifletici neden değil.Aynı durum yalan içinde geçerli olmalıdır tabiki.Ama aldatılmak çok onur kırıcı çok yaralayıcı bir durum insan duygularını derinden sarsan bir durum olduğu için belki insanın bu duruma tahammülü yok.O yüzden aldatılan insanları dinleyip dinlemediğinizi sordum.Neler hissettiklerini belki anlayabilmemiz açısından.

      Ben kimsenin bu hakkı tanımadığını düşünmüyorum çoğu kadın bunu kabullenmiştir eminim kendi yuvasını kurtarmak için ama aldatan erkeğin tekrar yapmayacağı garantisini hakiki bir tövbeyle kaç kişi verdi ve tekrar o güveni sağladı ALLAH bilir.!

    • Kara dedi ki:

      Gunumuz kadini icin,mutsuz bir evlilikten daha buyuk bir ceza var mi acaba?

      Aldatilan bir kadin icin hayat degismistir, bitmistir. Evlendigi gunden itibaren hayatini,istikbalini avuclarina koydugu kisi onu aldatmistir. Evliligin buyusu bozulmus,derin uykudan uyanilmistir.Esine karsi olan inanc ve guven kaybolmustur.

      Nasil ki imanin sarti 100% inanmaktir.Evlilikte de mutluluk icin, guven 100% olmalidir. 99% bile yeterli degildir.1% bile olsa, suphe,esi yer bitirir.sadece aldatan ese degil ,kendine olan guven ve inancini da kaybeder kadin. Artik hersey sorgulanir. Gecmis te olanlar, bu yeni olgu isiginda yeniden analiz edilir.
      En dogrusu ayrilmak ,bosanmak sa da kadinin ekonomik durumu, kendi yasi, egitimi, konumu, cocuklarinin yasi gibi sebepler yuzunden ayrilamaz. Ayrilmadigi,ayrilamadigi icin de kendinden utanir.Derdini de kimseyle paylasamaz.Tabii,gelsin depresyonlar, panik ataklari..

      Kimse kimseyi sen neden sahabi hanimlari gibi olamiyorsun diye de suclamasin. Kadin da erkek te yasadigi cevrenin, zamanin urunu. Evlilige ve evlilik te yasanan problemlere de zaman ve cevrenin etkileri goz onunde bulundurarak cozumler onermek gerekmektedir.

      Inancli erkekler,gizlice ikinci es almayi zina,aldatma saymadiklari icinde yaptiklari icin hic bir pismanlik duymadiklari gibi bunu kabul edemeyen esine karsi kizginlik ve ofke duyarlar. iliskiler karsilikli ofke, suclamalarla devam eder. “Keske beni hic sevmeseydin de..olani kabul edebilseydin.” der durur.
      Soyleyin Allah askina,sevgi boyle bir evliligin neresinde? Eger yoksa, varmis gibi davranmanin, var diye yazilar yazmanin manasi ne? Kadinlari uyutmak icin yazilmis masallara devam mi?
      Zaten anlatilan Leyla-Mecnun,Ferhat ile sirin,Romeo-Julyet hikayelerine kadinlardan baska inanan var mi ki, erkeklerin cogu neden buyuk ask hikayeleri anlatilan filim ve dizilerden sikilir hic merak etmiyormusunuz?
      Cunku onlar icin evlilikte sevgi ve askin onemi yoktur.yazarimizi dedigi gibi daha fazlasina sahip olabilecekken neden bir tanesiyle yetineyim, ben aptalmiyim diye dusunur evlilkten birkac yil sonra. Bu yuzden de anlatilan ask masallari ya olum ya da dugun, yani evlilikle son bulur.Yani sonuc ta ikisi de ayni.

      Kiz cocuklarimizi hayaller degil,evliligin gerceklerine hazirlamak icin,benden acizane bir tavsiye: kizlarimiza romantik ask filimler izlettirmeyelim, ask romanlarini kesinlikle okutmayalim. Mumkunse butun kitapliklardan bu nevi kitaplari gizlice toplatip kis gunlerinde doguda ki okullarin sinif sobalarinda yakilmak uzere, oralara gonderelim.

  14. misafir dedi ki:

    bu kadar mühim bir konuyu farklı açılardan bakmadan haksız bir şekilde değerlendirdiğinizi düşünüyorum. bu durumdan ortaya çıkan sıkıntıları da ‘kıskançlık’ olarak algılamışsınız, harama duyulan kıskançlık(!) çok yazık.. ayrıca bir erkek eşini çocuklarının annesi olarak ne kadar kabul ediyorsa, bayan eşini ondan daha fazla kabullenir ve saygı duyar, ve bu saygıyı sadece evliliğini sürdürerek değil maddi manevi bağlılığıyla gösterir.
    konuyu derinlemesine irdelemenizi ve günah derecelendirmesi yapmadan tekrar değerlendirmenizi rica ediyorum.

  15. AHSEN dedi ki:

    bir erkeğin eşini aldatmasının altında yatan çok dinamik var katıldığım ve katılmadığım yerler var genel itibariyle işler bu şekilde ilerliyor olabilir.

    “Zemin bu olduktan sonra üzerinde verilecek her karar en azından kendi içinde doğru olacaktır”

    zemin gerçekten kötü bir durumda İzzet bey dini boyutu tartışılamayacak ölçüde büyük ALLAH tarafından affedilir tarafı ne kadardır bilinmez.Ama bildiğim ve gördüğüm şu var inançlı dediğimiz insanların ki ben size anlatsam inanmazsınız! gerçekten bu durumun hiçde normal olmayan sizin bahsettiğiniz iyimser tabloya oturtulamayacak derece vahim olduğunu göreceksiniz.Yazınız bana biraz bu tür durumlarda hafifletici olması açısından sebebine odaklanmak gerektiğini vurgulamışsınız ama kaç tane aldatılan kadınla konuştunuz görüştünüz?Ve görüştüğünüz bu kadınlara nasıl bir terapi uyguladınız ve diğer husus aldatan erkeklere bunu bir daha gerçekleştirmemelerine inanacağınız hangi terapiyi uyguladınız merak ettim?

    Sevilmeme meselesi değil demişsiniz ama ALLAH göstermesin beni aldatan eşimin beni hala seviyor olduğunu zerre kadar düşünemem çünkü seven insan asla böyle birşey yapamaz.Bu durumda yapılabilecek en doğru şey boşanmaktır kendi egosunu bu şekilde bir tatmine yönelebilecek erkeğin zaten imanı şüpheli olduğu gibi vicdan ve insani vasıflar bakımından da oldukça zayıf olduğu için o kişiden koca olmaz.

    Bu durumda kadının aldatılmayı hak etmesi gibi saçma sapan erkeklerin öne sürdükleri bahaneyi söylememişsiniz erkekler bizzat buna dikkat etsin çünkü onların kendilerine buldukları tek kılıf bu “eşim kadınlık yapmadı”.

    Kadın için elbette çok zor ama kadınlar da en az onlar kadar suçlu öncelikle eşlerini kabullendikleri için bu daha çok suça teşfiktir ikincisi nasıl davranacaklarını bilmedikleri için.Bunu öğrenen kadın ne yapmalı keşke daha yapıcı yazılar da yazsanız yol gösterici.Erkekler bu durumdan nasıl vazgeçecek yada bu durumla çevresinde karşılaşan insan ne yapmalı toplum olarak çok fazla bilinçli değiliz.Çok yanlış şeyler yapıyoruz.Bize düşen görevlerde çok fazla.İnançlı insanlarız bir günaha gösterdiğimiz tepki aynı şekilde her bir davranışada yönelik olmalı kesinlikle katılıyorum ama hiçbiri birbiriyle karışılaştırılmayacak kadarda önemli.

    • seymen dedi ki:

      Bekara koca boşamak kolay!

      • derda dedi ki:

        Hayrettir ki Seymen Bey’e katılıyorum.Ahsen Hnm dikkat insan çoğu kez ‘asla’ ları ile imtihan oluyor.Yaşamadan tavrınızın ne olacağını kestiremezsiniz.

Dünden Bugüne

Hadis-i Şerif Düşmanlığı

Bizim halkımız Kur’an-ı Kerimi pek bilmez. Bu elbette büyük bir eksikliktir fakat yine de dinimizi Peygamber Efendimizin hayatı ile öğrendiğimiz için halkın inancı sağlamdır. Batılılar yüzyıllar boyunca İslam ülkelerine hoca kılığında ...
Devamını Oku

Güzel Söz

“ Güzel ahlak; cömertlik, bağışlayıcılık, sabır ve tahammüldür. “ Hasan-ı Basri

Kitap

Yuvamızda Huzur Bulalım Diye

Huzur, modern dünyada, moda dışı bir kelime gibi duruyor artık. Oysa, Huzur; ne tatlı bir kelimedir. Huzur; ruhun, zihnin ve bedenin sükûnet bulma hâlidir. Huzur; gönlün yatışması, nefsin tatmin olmasıdır. Huzur; baş dinçliği, gönül ...
Devamını Oku