Evlilik Masalı / Son / Terzi

Evlenmek, çıkmaz sokakta birlikte yaşamaya karar vermektir. Ev’lenmek önce gönül kapısı gönül bahçesine açılan; sonra anlayış kapısı sevgi sokağına çıkan ev’de birlikte ömür yaşatmaktır.

Sokağın ucunda aşk mecidi olan ve mescit avlusundan fark edilen sabır patikasından şehrin merkezine inilen ve menzilinde Aile Külliyesine varılan bir kulluk modelidir evlilik.

Bugün bu model unutuldu. Aile külliyesinden geriye nostaljik atasözleri ve belli-belirsiz fark edilen tarihi eser kalıntısı gibi davranışlar kaldı.Şehrin kaderi ailenin kaderi ile aynılaştı.

Tek umut çıkmaz sokaktaki terzi (nin hikayesinde) idi.

Erkek ve kadının birbirlerinin elbisesi olduğuna inanan herkes bu terziden bahsederdi.

Kimi terziden “ Salih kul / Hızır” diye bahsediyordu; kimi yaşamamış bir şehir efsanesi olduğuna inanıyordu.

Birgün siyah takım elbise giyen bir grup meçhul adam terziyi ziyaret eder. “Şehirden selam var. Şehrin sana ihtiyacı var” derler.

“Şehir dalgınlık affetmez” der terzi ve düşünmek için bir günlük süre ister.

Her zamanki gibi mutlu-huzurlu çiftler “ailece” önceden belirlenmiş saatte toplanırlar. Terzi’yi beklerler. Onlara sorulsa “sizi en heyecanlandıran şey nedir?” diye; hiç tereddüt etmeden “Terziyi sohbetini dinlemek için beklemek” derler.

Terzi - siyah takım elbiseli adamların kim olduğuna dair meraklı bakışlar arasında- söze girer:

“Erkek, arzuma hitap edilirse duygulara karşılık vermek aklıma gelir; Kadın ise duygum okşanmadıkça arzulamam uzaklara düşer” deyip durur; bu evlilikte yaşanan esas sorunlardan biridir. Oysa kadın önce arzulatan olmakta erkekte önce duygusallığı önceleyen davranışta bulunmakta çabalamalıdır. Yani erkeğin ve kadının fıtratı birbirine eklemlenen fakat ters işleyen iki çark gibidirler. Aksi yöne dönerler ve dişlerin yönü terstir. fakat işlerken bir birine dişleri eklemlenerek dönerler...”

“Ergenlikte kız önce duygusunu fark eder; erkek ise arzusunu. Buna “ergen duruş” denir. Bu duruşu ömür boyu ısrarla sürdüren çiftler yaşları başları ilerlese de yine de “ergen duruş” sahibidirler. Ergen duruşlu evlilikler tartışması durulmayan gelgitleri çok olan evliliklerdir. Bu evliliklerde dalga boyu yaratan deep dalga hep cinselliktir. Cinsellik ömür boyu ergenlik sivilcesi gibi kalır...”

“Erkek ateş kadın baruttur diyenler; erkek ateşten kadın topraktan yaratıldı diyenlerin değirmenine su taşımaya mahkumdurlar. Erkek ihtiyaç oldukça evde; kadın ihtiyaç oldukça ev dışında olmalıdır diyenler; başka dünyaların kurbanı olmaya mahkumdurlar. Bu mahkumiyet içinde “doğal” olmak mümkün değildir. Ergen duruştan doğal duruşa geçemeyen erkek ve kadınlar hiçbir zaman yaşadıkları çağı inşa eden özne olamazlar...”

“İdeal olan insanda potansiyel olanın maksimum estetik halidir. O zaman insanda imkanda olmayan birşeyin ideali olamaz. Ona hayal denir. İdeal evlilik hayal evlilik olmasın isteniyorsa eğer erkeğin ve kadının fıtratına göre kurgu olmalı... Kurgular bu “an”a ait olmalı; geçmişe gitmek geçmişte yaşamaktır. ”

Terzi elbise biçtikçe çıkmaz sokakta komşular siyah takım elbise giyenlerin niçin geldiğini sormak için can atıyorlardı.

Soramadılar.

Sadece terzinin mırıldandığını duyar gibi oldular: “ İnsan iç içe olduğu insan, eşya, olay ile ilişkisinden yargılanacak ahirette. Şehir insanı, eşyayı, olayı çoğaltır...El-hekümüttekesür hatte zürtümül mekabir”


Bunlar da ilginizi Çekebilir

0 Yorum Yorum Yaz

Yorum Yaz