Keyfimizin Uzmanı

03 Ekim 2017Ziyaeddin Halid İpek11 Yorum »

halid221.yüzyıl uzmanlar ve danışmanlar açısından en bol yüzyıl olabilir. Bunu samimiyetle ifade ediyorum.

Her yer uzman ve danışman dolu. Bugün ne giymeliyim sorusunun bile bir uzmanı mevcut. Bu uzmanlar hiç bitmiyor ve tükenmiyor. Hep artarak devam ediyor.

Örneğin bundan 10 yıl öncesine kadar sosyal medya uzmanlığı diye bir şey bile yoktu. Ancak şu an giderek popülerleşen bir alan haline geliyor.

Bu kadar çok uzmanın olması ve her konuda bir uzman türemesi insanların daha rahat karar vermesini sağlıyormuş gibi gözükse de aslında kafa karışıklığını arttıran bir durum. Aynı zamanda nicelikteki çokluk nitelikteki düşüsün de bir göstergesi. Yani artık uzmanların çokluğu aslında daha deneyimsiz ve fikren olgunlaşmamış kişilerin uzman olarak gözükmelerini sağlıyor.

Bu toplum için o kadar kötü bir durum ki. Velev ki gençler içinde öyle. Artık herkes kendi nefsinin hoşuna giden ve keyfine gelen uzmanı takip ediyor. Bir uzman size ne kadar hitap edebiliyorsa ve ne kadar keyfinize uygun sözler söylüyorsa o uzmanı takip etme potansiyeliniz artıyor ancak ehliyet sahibi olmayan bu kişilerin topluma bedeli ağır olabiliyor.

Bu durumun sıkıntısını ortaya koyan birkaç yaşanmış olaya değinmek istiyorum. Gittiğimiz izcilik eğitimlerinde bir izci lideri kampta yaşadığı bir olayı anlatıyordu. Kampa belli meslek grubundan izci liderlerinin gözetiminde bir grup izci götürüyorlar. Bu çocuklar 11-15 yaşa arası çocuklardan oluşuyor.

Bu izci liderlerinden birisi de bir çocuk psikoloğu. Çocuk psikoloğu bir grup izciye yani bir obaya bakıyor. Bir gün bu psikoloğun obasından hüngür hüngür ağlayan bir çocuk getiriliyor. Çocuğa kampın sorumlu lideri ne olduğunu sorduğunda çocuk izci liderinin sırtına taş attığını söylüyor.

Daha sonra çocuk psikoloğunu getirdiklerinde ne oldu diye soruyorlar. Psikolog çok pişman olduğunu, çocuğa bir talimat verdiğini ve çocuğun talimatı yerine getirmediğini anlatıyor. Psikolog ısrar edince çocuk arkasını dönüyor. Arkasını dönünce psikolog sinirine hâkim olamayıp yerden aldığı taşı çocuğun sırtına atıyor. Kendimi kaybettim çok pişmanım diye de açıklıyor.

Olayı duyduğumda aklıma şu geldi. Eğer bir anne veya baba benzer bir durum sebebiyle bu psikoloğa başvurmuş olsaydı. Veyahut bu durum kadar ciddi değil ama farklı bir muamele için başvurmuş olsalardı ne olurdu? Muhtemelen çocuk psikoloğu onlara uzun bir konuşma yapar. Yaptıklarının yanlış olduğunu belirtir ve daha sonra sabretmeleri gerektiğini söylerdi. Farklı bir bakış açısı geliştirmelerini ve böyle bir tutumun kabul edilemez olduğunu da belirtebilirdi.

Öbür örnek yurtdışında geçen bir olay. Ne yazık ki Avrupa ülkelerinde çocuk istismarı çok yaygın olan bir sapkınlık. Yurtdışına çıkan bir arkadaşım, Belçikalı gençlerle muhabbet kuruyor ve samimi oluyor. Muhabbetlerinin birinde Belçikalı gençlerden biri sınıfında babasından nefret eden bir çocuktan bahsediyor. Çocuğun babası çocuk istismarına karşı olan ve çok ciddi çocuk istismarı davalarına bakan tanınmış bir avukat. Çevresinde de çok sevilen biri ancak çocuk babasından nefret ediyor.

Yıllar sonra anlıyorlar ki meğer çocuk istismarı davalarına bakan bu ünlü ve sözde ahlaklı avukatın asıl kendisi çocuk istismarcısı imiş. Oğlu da babasının bu ikiyüzlülüğünü bildiği için ondan nefret ediyormuş ancak durumu da kimseye açıklayamıyormuş.

Ne kadar dehşet bir manzara. Mağduriyet sahibi bir aile olarak gittiğiniz uzman kişi başkalarının çocuklarını aynı sebeple mağdur eden bir kişi. Hatta bu işi yaptığı çirkinlikleri saklamak için kullanan biri.

Daha bunun gibi nice örnekler olmasına rağmen kişiler durmadan her işte kendine bir uzman bulma gerekliliği ve eğer biraz kendilerine hitap ediyorsa o uzmanın her dediği konuda onu takip etme isteği içindeler. Çocuk yetiştiriyorsanız internetten bilmem ne uzmanına bakılıyor. Kendimizi biraz kötü hissediyorsak bilmem ne mutluluk uzmanı…

Sadece başının önüne uzman koyandan tutun, hakikaten uzman olmuş ama bildiklerinin tam aksini yapan veya ilmini şer için kullananlar. Eleştirel davranılmadığı sürece de sayıları kat be kat artacak.

Uzman sizi kendinize iyi hissettiren kişi değil, doğruyu ve hakkı söyleyen kişi olması gerekirken bizim algımızda tam tersi oluşmuş durumda. İstiyoruz ki uzman kişiyi okuduğumuzda dedikleri bizi mutlu etsin ancak bize hiçbir sorumluluk düşmesin.  Yani artık uzmanlar hakkın ve doğrunun uzmanı değil keyfimizin uzmanı.

İşte bu konuda eleştirel düşünmek çok kritik bir haslet. Bir uzman arayışında olma ihtiyacımızda aslında bizim yerimize düşünecek birini istememizden dolayı. Yani meseleler hakkında düşünüpte kendimizi yormak istemediğimizden. Düşünmeye üşeniyoruz.

Evet! DÜŞÜNMEYE ÜŞENİYORUZ. Onu bile bir başkasının yapmasını bekliyoruz.  Kısacası aklımıza bakmak zor geldiğinden onu kiraya vermek daha rahat geliyor. Ancak dikkat edelim aklımızı kiraya verdiğimiz kişi bir süre onu elimizden de alabilir.

 

Okunma Sayısı :